
157
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Hemşirelik öğrencilerinde nazal Staphylococcus aureus bakterilerinin araştırılması
Staphylococcus aureus hastane enfeksiyonlarına neden olabilmektedir. Sağlık personeli, hastane enfeksiyonlarının oluşumunda önemli dercede rol oynamaktadır. Bu nedenle nazal S. aureus taşıyıcılığı önem arz etmektedir. Çalışmamızda Hemşirelik öğrencilerinin hastane kökenli S. aureusenfeksiyonları yönünden rezervuar teşkil edip etmedikleri, bununla birlikte hastane kökenli S. aureus yönünden hangi derecede kolonizasyona maruz kaldıklarının araştırılması amaçlandı. Çalışmada, 156 Hemşirelik bölümü öğrencisi ve 90 kontrol grubuna ait olmak üzere toplam 246 kişiden steril eküvyonlarla alınan nazal sürüntü örnekleri alındı. Suşların izolasyonunda mannitol salt agar kullanılırken, teşhisleri (identifikasyon) klasik yöntemlerle yapıldı. İzolatların antimikrobiyal duyarlılıkları Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsünün (Clinical and Laboratory Standards Institute, CLSI) yöntemlerine göre yapıldı. Çalışma ve kontrol grubu bulguları ki-kare (x2) testi ile istatistiksel olarak karşılaştırılarak analiz edildi. Çalışma sonucunda hemşirelik öğrencilerinde %15,38 oranında taşıyıcılık tespit edilirken, kontrol grubunda %21,1 oranında taşıyıcılık tespit edildi. Hemşirelik öğrencilerinde ve kontrol grubunda metisillin resistant S. aureus (MRSA) tespit edilmedi. Çalışmada kullanılan antibiyotiklere karşı çeşitli oranlarda duyarlılık tespit edildi. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda, hastane kökenli izolatlara ait özellikler yönünden hemşirelik öğrencileri lehine anlamlı bir fark tespit edilmedi. Sonuç olarak; hemşirelik öğrencilerinin hastane kökenli izolatlara ait antimikrobiyal direnç, slime oluşturma, ß hemoliz ve kristal viyole reaksiyonu özelliklere sahip S. aureus suşları açısından bir rezervuar teşkil etmediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte öğrencilerde hastane kökenli S. aureus kolonizasyonu belirlenmemiştir. Anahtar kelimeler: S. aureus, hemşirelik öğrencileri, nazal taşıyıcılık, hastane enfeksiyonu
Fen ve teknoloji öğretmenlerinin yapılandırmacı yaklaşımın sınıf içi uygulamalarına yönelik görüşleri (Diyarbakır ili örneği)
Bu araştırma, Diyarbakır ilinde görev yapan Fen ve Teknoloji öğretmenlerinin yapılandırmacı yaklaşımın sınıf içi uygulamalarına yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Fen ve Teknoloji öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda sınıflarında yapılandırmacı öğretimi ne ölçüde uyguladıkları ve hangi noktalarda problem yaşadıkları konuları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomonolojik desen kullanılmış olup, öğretmenler amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Diyarbakır ilinde görev yapan 30 Fen ve Teknoloji öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmenlere yönelik veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanılmıştır. Görüşme verilerinin yorumlanması sürecinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda Fen ve Teknoloji öğretmenlerin yapılandırmacı yaklaşımı benimsediklerini ancak okulun alt yapısının yetersiz olması, öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerinin düşük olması, sınıf mevcutlarının fazla olması, öğrencilerin birinci kademede aldığı eğitimin yetersiz olması, derse ayrılan zamanın yetersiz olması, programın yoğun olması, öğrencilerin bu türden eğitim uygulamalarına alışık olmaması, programın öğretmenlere yeterince tanıtılmaması gibi nedenlerden dolayı geleneksel yöntemlerle ders işledikleri anlaşılmıştır.
Muş ilindeki saplı meşe (Quercus robur subsp. pedunculiflora) yaprak ve palamudu ile bu ağaçtan elde edilen gezo pekmezinin antioksidan aktivitelerinin tayini
Serbest oksijen radikalleri vücutta sürekli olarak oluşturulur ve antioksidan mekanizmalar tarafından ortadan kaldırılarak hücre hasarı önlenmiş olur. Eğer bu reaksiyonlar serbest oksijen radikalleri lehine gerçekleşirse hücre hasarına yol açar, bu olaya "oksidatif stres" adı verilir. Bu çalışmada Muş ve Bitlis yöresinde saplı meşe (Quercus robur subsp. pedunculiflora)'sinin yaprakları üstünde oluşan, yapraklardaki deformasyon veya bitkinin kendini korumak için salgıladığı , besin ve tedavi amaçlı kullanılan şıranın antioksidan miktarının tayini amaçlanmıştır. Bu şıraya halk arasında gezo pekmezi adı verilir. Bu ağacın palamudu, palamut içi, yaprağı ve şıra (gezo pekmezi)sı alkol ve suda ekstresi elde edildi. Elde edilen bu ekstreler standart olarak bilinen BHA, BHT ve askorbik asit gibi antioksidanlarla ABTS, DPPH, ferik tiyosiyanat metodlarına göre farklı konsantrasyonlarda oranına bakılarak spektofotometrede incelenerek rapor edildi. Bitkide bulunan antioksidan özelliğe sahip olan temel bileşiklerin ve bunların neden olduğu toplam antioksidan kapasitenin oranı belirlenmesi amaçlanmıştır.
üstün yetenekli öğrencilerin fen ve teknoloji dersine yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Bilim Sanat Merkezi (BİLSEM)'nde eğitim gören üstün yetenekli çocukların Fen ve Teknoloji dersine yönelik tutumlarını belirlemek ve bu tutumları etkileyen faktörleri ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama deseni ile yürütülmüştür. Araştırma evrenini, Türkiye genelinde Bilim-Sanat Merkez'lerine kayıtlı 5., 6., ve 7. sınıfa giden üstün yetenekli öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise, Muş, Elazığ, Malatya, Ankara, Gaziantep, İstanbul, Trabzon ve Antalya'daki Bilim ve Sanat Merkez'lerine kayıtlı 266 öğrenci oluşturmaktadır. Fen ve Teknoloji Dersi tutum ölçeği ve kişisel bilgi formu, veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, üstün yetenekli öğrencilerin Fen ve Teknoloji dersine yönelik tutumları ile cinsiyetleri (p=0.888 > 0.05), yaş grupları F(3-262)=2.506, p >.05, anne eğitim düzeyleri F(4-261)=.643, p >.05, baba eğitim düzeyleri F(4-261)=,697 p >.05, ailenin aylık toplam gelirleri F(2-263)=,261 p >.05, sınıf seviyeleri F(2-263)=2.193, p >.05. arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığını göstermektedir. Ayrıca, ortalamalara bakılarak öğrencilerin fen ve teknoloji dersine yönelik tutumlarının düşük; orta ve yüksek düzey tutuma sahip gruplar olarak ayrılması durumunda; düşük grup 24, orta düzeydeki grup 209, üst düzeydeki grup da öğrenci sayısı ise 33 kişi olarak ortaya çıkmıştır.
The effect on Quasi benial oscillation (QBO) and neutral content of ionospheric D region at equatorial stratosphere
In this work, relationship between Quasi Biennial Oscillation (QBO) and density of neutral content belong lower ionosphere measured at 75 km and 90 km at equatorial stratosphere were analyzed statistically. This analysis was occurred separately at solar maximum and minimum. Correlation and time series analysis were applied statistically. A long term relationship was determined between variables, after stability of variables in time series analysis was established. Later the results obtained using regression model. A negative relationship between QBO and density of neutral contents was determined at 75 km and 90 km heights. This relation was seen being respectively about 70% and 64% for solar maximum and about 36% and 15% for solar minimum Consequently a negative relationship between QBO and neutral contents of ionospheric D region was observed. This relation was seen high at solar maximum.
Muş ili Hasköy ilçesi örümcek (Araneae) faunası
Ülkemiz bulunduğu coğrafi konum sayesinde biyoçeşitliliğin en üst seviyelere çıktığı yerlerden birisidir. Ancak bu coğrafyanın biyolojik zenginliği henüz hak ettiği ölçüde incelenememiştir. Bu tezin amacı ülkemizde biyoçeşitliliğin önemli bir kısmını oluşturan örümcekler hakkındaki bilgi birikimine yenilerini eklemektir. Çalışma sonucunda araştırma bölgesinden 151 tür tespit edilmiştir. Tespit edilen taksonlardan bazıları ülkemiz için yeni kayıttır. Bunlar: Atypidae Thorell, 1870; Pholcus cf. ponticus Thorell, 1875; Enoplognatha mariae Bosmans & Van Keer, 1999; Altella Simon, 1884; Tegenaria pseudolyncea (Guseinov, Marusik & Koponen, 2005); Titanoeca caucasica Dunin, 1985; Agroeca dentigera Kulczyński, 1913; Drassodes luteomicans (Simon, 1878); Drassodes natali Esyunin & Tuneva, 2002; Haplodrassus bohemicus Miller & Buchar, 1977; Leptodrassus femineus (Simon, 1873); Micaria silesiaca L. Koch, 1875; Sidydrassus Esyunin & Tuneva, 2002; Zelotes talpinus (L. Koch, 1872); Heliophanus dunini Rakov & Logunov, 1997; Pellenes epularis (O. P.-Cambridge, 1872); Phlegra cinereofasciata (Simon, 1868).
5., 6., 7., 8. sınıfların fen ve teknoloji dersine ait sınav sorularının bloom taksonomisine göre değerlendirilmesi
Araştırmanın amacı, ortaokul 5, 6, 7 ve 8. sınıf Fen Bilimleri dersi sınav sorularının Bloom'un Bilişsel Alan Taksonomisine ve soru biçimlerine göre analizini yapıp, soruların nasıl bir dağılım gösterdiğini bulmaya çalışmaktır. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde doküman inceleme Metoti kullanılmıştır. Bu amaçla, 2013–2014 eğitim öğretim yılında Muş merkezde bulunan toplam 29 Fen Bilimleri öğretmenlerinden, Fen Bilimleri derslerine ait 4868 adet yazılı sınav sorusu elde edilmiştir. Elde edilen bu sınav sorularından 1. döneme ait 3, 2. döneme ait 3 yazılı sınav sorusu alınmıştır. Bu soruların analizleri uzman görüşleri doğrultusunda yapılmıştır. Bloom'un Bilişsel Alan Taksonomisine göre yapılan analizler neticesinde toplam soruların %59,5'i bilgi, %20,4'ü kavrama, %13,4'ü uygulama, %5,2'i analiz, %1,5'i sentez ve %0'ı değerlendirme düzeyinde olduğu saptanmıştır. Aynı zamanda soru biçimlerin analiz sonucuna göre, soruların %21'i doğru-yanlış, %6 eşleşmeli, %27,5'i boşluk doldurma, %43,4'ü çoktan seçmeli ve %2,1'i de klasik soru türünde hazırlandığı görülmüştür. Bu analizlerinin sonucunda ortaokul 5, 6, 7 ve 8. sınıf Fen Bilimleri dersi sınav sorularının %93,38'i alt düzey; %6,62'i da üst düzey düşünme becerilerini ölçmeye yönelik olarak hazırlanmıştır.
Inula graveolens L. bitki türüne ait su ve etanol ekstrelerinin antioksidan aktivitelerin değişik in vitro metotlar ile belirlenmesi
Canlı sistemlerde, hem ekzojen radikaller hem de metabolik sürecin bir parçası olan endojen radikaller pek çok metabolik bozukluklara neden olmaktadır. Vücudumuz, serbest radikaller ve reaktif oksijen türlerinin etkilerini tolere eden bir antioksidan sisteme sahiptir. Bu antioksidan sistem oksidanlar ile denge halindedir. Antioksidanlar ile radikallerin arasındaki dengenin bozulması sonucu oksidatif stres gelişir ve bu dengesizlik, önemli hücre yapılarında geri dönüşümsüz hasarlara neden olabilir. Antioksidan mekanizmalar serbest radikallerin zararlarını elimine ederler. Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'de yetişen Inula graveolens (L.) Desf. türünün yapraklarından elde edilen su ve etanol ekstrelerinin antioksidan miktarını belirlemektir. Ekstrelerin DPPH, CUPRAC ve FRAP metodlarına göre antioksidan aktiviteleri BHA, BHT ve askorbik asit gibi standart antioksidanlarla karşılaştırılarak hesaplandı. Ayrca, bitkide bulunan antioksidan özelliğe sahip olan fenolik bileşiklerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Fenolik içerik analizi için UHPLC-MS yöntemi kullanıldı. Çalışma sonuçlarına göre, polifenolik yapıda olan bileşiklerden en fazla klorojenik asit, kuinik asit, hiperosit ve protokateşik asit bileşikleri tespit edilmiştir. Inula graveolens (L.) Desf. bitkisinin oksidasyon proseslerinde oluşan radikallerle mücadele eden antioksidan kapasitesi bitkide mevcut olan fenolik bileşiklerle bağlantılıdır. Anahtar Kelimeler: Serbest radikaller, antioksidanlar, Inula graveolens (L.) Desf
6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik tutumlarını etkileyen faktörlerin yapay sinir ağları yöntemi ile modellenmesi: Muş ili örneği
Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin (6., 7. ve 8. sınıf), Fen Bilimleri dersine yönelik tutumlarını belirlemek ve bu tutumlar üzerinde etkili olan değişkenleri Çok Katmanlı Yapay Sinir Ağları yöntemi ile incelemektir. Araştırmaya başlamadan önce İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden alınan verilere göre 2015-2016 Eğitim Öğretim yılında Muş il merkezindeki ortaokullarda (6., 7. ve 8. sınıf) okuyan toplam erkek öğrenci sayısı 3135, toplam kız öğrenci sayısı 3330 olmak üzere toplam öğrenci sayısı 6465, İlçe merkezlerdeki ortaokullarda (6., 7. ve 8. sınıf) okuyan toplam erkek öğrenci sayısı 3767, toplam kız öğrenci sayısı 3595 olmak üzere toplan öğrenci sayısının 7362 olduğu belirlenmiştir. Yapılan bu araştırma 2015-2016 eğitim-öğretim yılı, il ve ilçe merkezlerinde bulunan Muş il Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 9 farklı ortaokulun 6., 7. ve 8. sınıflarında okuyan ve rasgele (random) yöntemle seçilen 295 erkek öğrenci ve 322 kız öğrenci olmak üzere toplam 617 öğrenciye kişisel bilgi formu ve Bilime Karşı Tutum Ölçeği uygulanarak yapılmıştır. Merkeze bağlı ortaokullarda 134 erkek öğrenci ve 157 kız öğrenci olmak üzere toplam 291 öğrenci, ilçelere bağlı ortaokullarda ise 161 erkek öğrenci ve 165 kız öğrenci olmak üzere toplam 326 öğrenci örneklem grubunu oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin Fen Bilimleri dersine yönelik tutumlarını belirlemek için Duran (2008) tarafından hazırlanan ve güvenirlik katsayısı 0.79 olan Bilime Karşı Tutum Ölçeği ve tutumun hangi değişkenlerden etkilendiğini belirlemek üzere çeşitli sosyo-demografik değişkenlerin yer aldığı 19 maddelik Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS ve Excel programlarından faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda Öğrencilerin Fen Bilimleri tutum puanı üzerinde en etkili değişkenin "Fen Bilimleri dersinde çözemediği soruyu öğretmene sorma sıklığı" olduğu (önem seviyesi: %100; önem değeri = 0.101); yordanan değişken üzerinde etkili olan ikincil değişkenin "Fen Bilimleri ders konularını internetten araştırma sıklığı" (önem seviyesi: % 90.9; önem değeri = 0.092); üçüncü sırada etkili olan değişkenin "Geçen yıl Fen Bilimleri dersi geçme notu" (önem seviyesi: % 78.7; önem değeri = 0.079) dördüncü derecede etkili olan değişkenin "Merkezde veya İlçede okuma (önem seviyesi: %77.0; önem değeri = 0.078)"; beşinci derecede etkili olan değişkenin ise "zor problemlerle uğraşmayı sevme (önem seviyesi: % 74.6; önem değeri = 0.075)" olduğu bulunmuştur. Önem derecesi orta düzeyde olan yordayıcılar ise "Fen Bilimleri dersinde işlenen konuyu farklı kaynaklardan okuma", "Belgesel İzlemeyi sevme", "Babanızın Mesleği" dir. Fene karşı tutum üzerinde etkisi az olan değişkenler ise; "Bilgisayarda sevilen oyun türü", "Kendine ait bir odaya sahip olma", "Bilgisayarı kullanma amacı", "Kaçıncı sınıfta okuma (6., 7., 8.)". "İlerdeki meslek hayali", "Baba öğrenim durumu", "Anne öğrenim durumu", "Kardeş sayınız", "Aile aylık ortalama gelir", "Cinsiyetiniz" değişkenidir. Ayrıca, öğrencilerin Fen Bilimleri dersine karşı tutum puanlarının yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar sözcükler: Çok Katmanlı Algılayıcı, Fen Bilimleri, Tutum, Yapay Sinir Ağları, Ortaokul.
Fen bilimleri dersi öğretiminde proje tabanlı öğrenme yönteminin uygulanmasına yönelik öğretmen ve öğrenci görüşleri: Muş örneği
Bu araştırmanın amacı Muş İlindeki ilköğretim okullarında Fen Bilimleri dersinde Proje Tabanlı Öğrenme Yönteminin uygulanmasıyla ilgili Fen Bilimleri öğretmenlerinin ve öğrencilerinin görüşlerini ortaya koymak olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda merkez ilçedeki 14 ilköğretim okulunda öğrenim gören 1409 öğrenci ve bu okullarda çalışan 75 öğretmene ölçek uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Öğrenci ölçeği ile elde edilen verilere ANOVA ve t-testi; öğretmen ölçeğinden elde edilen verilere Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U testleri uygulanmıştır. Sonuçlar öğrencilerin projeler konusunda bilinçli olduğunu ve proje tabanlı öğrenmenin bakış açılarını farklılaştırdığını ya da arkadaşları ile yardımlaşmasını sağlayarak kendilerini geliştirdiklerini göstermiştir. Proje Tabanlı Öğrenme Yöntemi değerlendirmesinin öğrencilerin sınıfına, kardeş sayısına ve anne eğitim düzeyi gibi demografik verilerine göre farklılık gösterdiği; ancak cinsiyeti, baba eğitim durumu ve çalışma odası olup olmaması gibi demografik verilerine göre farklılık göstermediği bulunmuştur. Öğretmenler arasında yapılan ölçek sonuçları da, öğretmenlerinde proje tabanlı öğrenime olumlu baktıkları tespit edilmiştir. Proje Tabanlı Öğrenme Yönteminin öğretmenlerin cinsiyet, mesleki deneyim ve okuttukları sınıf gibi demografik verilerine göre değişkenlik gösterme durumunun farklılık göstermediği bulunmuştur.