Necmettin Erbakan University
Faculty

Faculty of Dentistry

Necmettin Erbakan University

13

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı lingual retainer materyallerinin tedavi sonrası stabilite üzerine etkilerinin değerlendirilmesi

Çalışmamızın amacı farklı sabit lingual retainerların mandibula ön bölge dişlerinin stabilitesi ve periodontal doku sağlığı üzerine olan etkilerinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya çekimsiz ortodontik tedavi görmüş 140 hasta dahil edilmiştir. Grup 1'deki hastalara 0.0175 inç yedi sarmallı paslanmaz çelik retainer tel, Grup 2'deki hastalara 0.022 x 0.016 inç sekiz sarmallı dead-soft retainer tel, Grup 3'teki hastalara 0.038 × 0.016 inç prefabrike paslanmaz çelik tel ve Grup 4'teki hastalara fiber destekli kompozit retainer tel uygulanmıştır. Tedavi öncesinde, tedavi bitiminde, tedaviden 3 ay, 6 ay, 9 ay ve 12 ay sonra hastaların dijital modelleri elde edilmiştir. Stabiliteyi değerlendirmek için Little'ın düzensizlik indeksi, interkanin mesafe ve ark uzunluğu ölçümleri yapılmıştır. Tellerde görülen bağlantı başarısızlıkları ve kırılmalar değerlendirilmiştir. Periodontal dokuların sağlığını değerlendirmek için ise plak indeksi, gingival indeks ve diş taşı indeksi kullanılmıştır. Little düzensizlik indeksi tüm gruplarda anlamlı artış gösterirmiştir. İnterkanin mesafe Grup 1 hariç diğer gruplarda ve ark uzunluğu tüm gruplarda anlamlı azalma göstermiştir. Bir yılın sonunda Little düzensizlik indeksindeki değişim Grup 2 ve Grup 4'te Grup 1 ve Grup 3'ten anlamlı derecede daha fazla bulunmuştur. İnterkanin mesafe değişimleri Grup 2 ve Grup 4'te Grup 1 ve Grup 3'ten anlamlı derecede daha fazla azalmıştır. Ark uzunluğu değişimleri arasında gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Bir yılın sonunda retainer tellerinde oluşan kırılmalar Grup 4'te diğer gruplara göre anlamlı olarak daha fazla görülmüştür. Bağlantı başarısızlıkları (yapışkandan ayrılma) ise Grup 2'de diğer gruplara göre anlamlı olarak daha fazla olmuştur. Plak indeksi, gingival indeks ve diş taşı indeksi tüm gruplarda anlamlı artış göstermiştir. Bir yılın sonunda plak indeksi, gingival indeks ve diş taşı indeksi değişimleri değerlendirildiğinde gruplar arasında anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur.Çalışmadan elde edilen bulgulara göre lingual retainer yapımında 0.0175 inç yedi sarmallı paslanmaz çelik retainer tel ve 0.038 × 0.016 inç prefabrike paslanmaz çelik telden yapılan retainerın kullanılması tavsiye edilmiştir.

Dental bondingGingivaOrtodonti+2
Şule Nur Metli
Necmettin Erbakan University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessEN

Evaluation of the stress distribution on the inferior alveolar nerve in mandibular advancement and counterclockwise rotation surgery with THREE-dimensional finite element analysis

Introduction: Sagittal split osteotomy is a frequently used treatment for the correction of hypoplasia and hyperplasia of the mandible. Temporary or permanent hypoesthesia of the inferior alveolar nerve is a common complication of this procedure. Especially in cases where the mandible is advanced, the tension on the nerve is higher. This condition affects nerve conduction. Accordingly, it affects the duration of post-operative hypoesthesia. Although it is known clinically that the tension in the nerve increases as the amount of mandibular advancement increases, there is no study in the literature on inferior alveolar nerve tension in cases where counter clock-wise rotation of the mandible is performed. The aim of this study is to compare the tension in the inferior alveolar nerve in models with different amounts of advancement and counterclockwise rotation. Materials and methods: For this experimental study, a 3D finite element model of the mandible was created from 0.5 mm serial axial sections from two-dimensional (2D) computerized tomography (CT) images using 3D DOCTOR. The precise organic properties of cortical and cancellous bone structures are considered isotropic, homogeneous and linearly elastic. The organic properties of the inferior alveolar nerve are considered viscoelastic and homogeneous. In the study, a total of 6 models were used. Different amounts of advance in the linear direction to 3 of these models; The other 3 were rotated counterclockwise in combination with different amounts of advancement. First model 6mm, second model 9mm, third model 12mm linear advancement; The fourth, fifth and sixth groups were rotated 10 degree counterclockwise with 6.9 and 12 mm advancement, respectively. Then, the tensile stress of the inferior alveolar nerve in each model was calculated. Finite element solver software was used to calculate the stresses in each model. Stress lines were calculated and drawn in the inferior alveolar nerve tissue and fixation devices. By comparing the tension values in the nerve with each other, the effect of orthognathic surgery on the risk of nerve damage was evaluated. Results: In Model 1, Von Mises stress value: 1724, Pmax stress value: 2864, Pmin stress value: -1009, has occurred as a result of 6 mm linear advancement. In Model 2, the Von Mises Stress value: 2585, Pmax stress value: 4296, Pmin stress value: -1513 has occurred as a result of 9 mm linear advancement. In Model 3, Von Mises stress value: 3443 is: 3447, Pmax stress value: 5728, Pmin stress value: -2018 has occurred as a result of 12 mm linear advancement. In Model 4, Von Mises stress value: 1739, Pmax stress value: 2867, Pmin stress value: -1029 has occurred as a result of 6 mm linear advancement and 10 degrees counterclockwise rotation movement. In Model 5, Von Mises stress value: 2600, Pmax stress value: 4299, Pmin stress value: -1532has occurred as a result of 9 mm linear advancement and 10 degrees counterclockwise rotation movement. In Model 6, Von Mises stress value: 3461, Pmax stress value: 5731, Pmin stress value: -2036, has occurred as a result of 12 mm linear advancement and 10 degrees counterclockwise rotation movement. Von mises values are listed as M6>M3>M5>M2>M4>M1. Von mises values are listed as M6>M3>M5>M2>M4>M1. Minimum principal stress values are listed as M1>M4>M2>M5>M3>M6. Conclusion: The main reason for the stress on the inferior alveolar nerve after SSRO is the amount of advancement rather than the rotational movement. When the amount of mandibular advancement increases by 2 times, it is seen that the stresses on the nerve increase approximately 2 times. Key words: mandibular advancement, counter-clockwise rotation, inferior alveolar nerve, finite element analysis

Alveolar boneAlveolar nerveDentistry-operative+3
Şebnem Duygulu
Necmettin Erbakan University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İmplant destekli tek kron ve sabit köprü restorasyonlarının sağkalım, başarı ve komplikasyon oranlarının değerlendirilmesi: 5 yıla kadar retrospektif takip

Amaç: Bu çalışmanın amacı, hem implantların hem de implant destekli sabit protezlerin sağkalım ve başarı oranlarını belirlemek, yapılan protezlerin klinik olarak mekanik ve biyolojik komplikasyonlarını; restorasyon tipine, materyal tipine ve retansiyon tipine göre retrospektif olarak değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: NEU DHF Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı Kliniği'nde protetik tedavileri yapılmış 138 hasta (73 kadın, 65 erkek), 437 implant olmak üzere 110 tek kron restorasyonu (TK) ve 116 sabit köprü restorasyonu (SKR) dahil edildi. Sağkalım ve başarı oranları belirlenirken implant sağkalım kriterleri ve protezlerin değerlendirildiği Modifiye USPHS Kriterleri kullanıldı. Modifiye USPHS Kriterleri (seramik veneer kırığı, marjinal uyum, kontur, mesial kontak, renk uyumu, yüzey renklenmesi, hasta memnuniyeti) ile, alt yapı kırığı, vida kırığı, implant kaybı, vida gevşemesi, vida deliği sızdırmazlığı kaybı, desimantasyon gibi mekanik komplikasyonlar TK/SKR, vidalı/simante, metal porselen/zirkonya porselenler arasında karşılaştırıldı. Biyolojik komplikasyonlar değerlendirilirken Silness-Löe plak ve gingival indeks kriterleri, sondalamada kanama varlığı, eritem, ödem gibi klinik bulgularla beraber radyografik görüntüler incelendi. İstatistik analizler için IBM SPSS Statistics (Versiyon 26.0. Armonk, NY: IBM Corp.) kullanıldı. Kategorik değişkenlerin karşılaştırmasında Ki- kare analizi kullanıldı. Protez başarısı ve sağkalımını değerlendirmek üzere Kaplan-Meier sağkalım analizi uygulandı. Çalışmada istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alındı. Bulgular: TK ve SKR grubu implantların 5 yıl sonunda sağkalım oranı %99,1 idi. TK restorasyonların protetik sağkalım oranı %96,36, SKR restorasyonların %90,52 bulundu (p>0,05). TK restorasyonların protetik başarı oranı %50,91, SKR restorasyonların %60,34 bulundu (p>0,05). Seramik veneer kırığı (TK: %10, SKR: %20,7, p<0,05) en sık görülen mekanik komplikasyon oldu. Zirkonya destekli ve vidalı restorasyonlarda daha sık görüldü. Bu komplikasyonu desimantasyon (TK: %7,3, SKR: %9,5, p>0,05), vida gevşemesi (TK: %7,3, SKR: %8,6, p>0,05), vida deliği sızdırmazlığı kaybı (TK: %1,8, SKR: %0,9, p>0,05), implant kaybı (TK: %0,9, SKR: %0,9 p>0,05) ve vida kırığı (SKR: %0,9) takip etti. Alt yapı kırığına ve dayanak kırığına rastlanmadı. TK restorasyonların %55,5'inde SKR restorasyonların %67,2'sinde mesial kontak kaybı görüldü. En sık görülen minör biyolojik komplikasyon yumuşak doku enflamasyonu (%54,2), ikinci olarak perimukozitis (%32,6) oldu. En sık görülen majör biyolojik komplikasyon ise periimplantitis (%19,2) oldu. Sonuç: Hem tek kron hem sabit köprü restorasyonlarının ve bunları destekleyen implantların sağkalım oranı yüksektir. Ancak klinik olarak yaklaşık 2 restorasyondan birinde, 5 yıl içinde başarısızlık olarak tanımlanabilecek bir komplikasyon olabileceği dikkate alınmalıdır. Özellikle zirkonya destekli vidalı restorasyonlarda seramik veneer kırığına dikkat edilmelidir. Herhangi bir mekanik komplikasyonla karşılaşma oranı sabit köprü restorasyonlarında kron restorasyonlarına göre yüksektir. Her 3 hastadan birinde biyolojik komplikasyonların en az 1 tanesinin olabileceği akılda tutulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Dental implant sağkalımı, Protetik başarı, Mekanik komplikasyonlar, Biyolojik komplikasyonlar, Retrospektif çalışma.

Dental implantasyonDental implantlarDental restorasyon+4
Betül Esra Güler
Necmettin Erbakan University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Isıl işlem görmüş döner eğe sistemlerinin döngüsel yorgunluk direncine, sodyum hipoklorit ve sterilizasyonun etkisi

Bu çalışmanın amacı, kurvatürlü kanallarda, farklı ısıl işlem görmüş EndoArt Touch Blue ve Fanta AFtm Blue Rotary döner alet sistemlerinin döngüsel yorgunluk direncine sterilizasyonun ve sodyum hipokloritin etkisini değerlendirmektir. Bu çalışmada, farklı ısıl işlem ile üretilmiş iki ayrı Ni-Ti döner eğe sistemlerinin döngüsel yorgunluk dirençlerine, oda sıcaklığında(21±1) %5.25 sodyum hipokloritin ve sterilizasyonun etkileri karşılaştırılmıştır. Kırk adet EndoArt Touch Blue(25.06) ve kırk adet Fanta Aftm Blue Rotary(25.06) olmak üzere toplam 80 adet eğe kullanılmıştır. Tüm eğeler dinamik döngüsel yorgunluk test cihazında, 60° kurvatür açısına, 5 mm yarıçapa sahip paslanmaz çelik yapay kanallarda oda sıcaklığında kırılıncaya kadar kullanılmıştır. Kırılan her bir parçanın uzunluğu, dijital kumpas kullanılarak mm cinsinden ölçülerek kırılıncaya kadar yaptığı tur sayısı hesaplanmıştır. Normallik analizinde Kolmogrov Smirnov testi sonuçlarına göre kırılma saniyesi, KTS ve kırılan parçanın uzunluğu ölçümlerinde dağılımın normal olduğu tespit edilmiş (p>0.05) ve parametrik testlerin uygulanmasına karar verilmiştir. Anlamlı sonuçlar Bonferroni post hoc testi ile analiz edilerek gruplar arasındaki farklılıklar detaylı olarak incelenmiştir. Çalışmanın tamamında istatistiksel anlamlılık üzeri p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarına göre, EndoArt Touch Blue eğe grupları arasında, EndoArt Touch Blue-Solüsyon grubunun döngüsel yorgunluğa karşı direnci, istatistiksel olarak anlamlı şekilde düşük bulunmuştur. Blue ısıl işlem ile üretilmiş EndoArt Touch Blue eğe sistemi, R-Wire ısıl işlem ile üretilmiş Fanta Aftm Blue Rotary eğe sistemine göre istatistiksel olarak daha yüksek döngüsel yorgunluk direncine sahiptir. Genel olarak değerlendirildiğinde bu çalışmanın sonuçlarına göre, üretim aşamasında alaşımın metalürjisi, uygulanan ısıl işlem farklılığı, kullanılan irigasyon solüsyonu ve sterilizasyon işlemi eğelerin döngüsel yorgunluk direncini etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: EndoArt Touch Blue, Fanta Aftm Blue Rotary, Döngüsel yorgunluk, Sodyum hipoklorit, Sterilizasyon, Nikel-Titanyum.

Dental eğelerIsıl işlemMetal yorgunluğu+2
Sare Sena Pekdemir
Necmettin Erbakan University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Bitewing radyografilerde interproksimal, okluzal ve sekonder çürüklerin yapay zekâ ile otomatik tespiti: klinik kullanım için arayüz tasarımı

Diş çürüklerinin erken tespiti, invaziv tedaviyi önleyebilir ve böylece sağlık bakım maliyetlerinden tasarruf sağlayabilir; ancak interproksimal çürüklerin yalnızca klinik muayene ile tespit edilmesi zordur ve bitewing radyografisi demineralize interproksimal çürüklerin teşhisinde altın standarttır. YOLO algoritması, evrişimli sinir ağı (CNN) tabanlı bir derin öğrenme modelidir ve YOLOv8, nesne algılama, görüntü sınıflandırma ve örnek segmentasyon görevleri için kullanılabilecek en yeni YOLO modelidir. Bu çalışmada, bitewing radyograflarda sekonder, okluzal ve interproksimal (d1-d2-d3) çürüklerin tespitinde YOLOv8 algoritmasının başarısının belirlenmesi amaçlandı. Bu çalışmada fakülte veri tabanından 860 adet bitewing radyograf toplandı. Augmentasyon yöntemleriyle bitewing görüntü sayısı 3440'a çıkarıldı. Oral radyologlar, bitewing radyograflardaki çürük lezyonlarını d1, d2, d3, sekonder ve okluzal olarak etiketlediler. Veriler rastgele olarak %80 eğitim, %10 doğrulama ve %10 test olarak bölündü. Diş çürüklerine ilişkin ağırlık dosyası, YOLOv8 algoritmasının transfer öğrenme yöntemiyle eğitilmesiyle elde edildi. Elde edilen ağırlıklar kullanılarak test radyograflarında algoritmanın daha önce görmediği diş çürükleri otomatik olarak tespit edildi. Test sonuçları iki oral radyolog tarafından değerlendirildi ve performans kriterleri hesaplandı. Test görüntülerinde sekonder, okluzal ve interproksimal çürükler için ortalama kesinlik, ortalama duyarlılık ve ortalama F1 skoru değerleri sırasıyla 0,977, 0,932 ve 0,954 olarak elde edildi. Bitewing radyograflarla eğitilen YOLOv8 algoritması, yüksek başarı oranlarıyla farklı diş çürüğü lezyonlarını tespit etti.

AlgoritmalarDerin öğrenmeDiş çürükleri+3
Rabia Karakuş
Necmettin Erbakan University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Panoramik radyografilerde tüm gömülü dişlerin ve winter sınıflamasına göre üçüncü molar dişlerin derin öğrenme ile otomatik tespiti ve lokalizasyonu: Klinik kullanım için arayüz tasarımı

Dişlerin gömülü olması yaygın görülen bir durumdur ve çenelerin farklı yerlerindeki kapsamları ve dağılımları önemli ölçüde farklılık gösterebilir. Her diş gömülü olabilir ancak en sık gömülü kalan dişler alt üçüncü molar dişlerdir. Gömülü üçüncü molar dişlerin sınıflandırılması, gömülülüğün derecesini tanımamıza ve cerrahi prosedür için en uygun metodolojiyi seçmemize olanak tanır ve böylece komplikasyon riskini azaltır. Nesne algılama özelliği ile ünlü olan YOLO, yaygın olarak kullanılan bir algoritmadır. YOLOv8 algoritması, bu çalışmanın yürütüldüğü tarih itibarıyla YOLO ailesinin en son sürümüdür. Bu çalışmanın amacı, panoramik radyografiler üzerinde gömülü tüm dişleri tespit etmek ve gömülü üçüncü azı dişlerini derin öğrenme temelinde Winter sınıflandırma sistemine göre otomatik olarak sınıflandırmaktır. Bu amaçla bu çalışmada fakülte veri tabanından toplanan panoramik radyografiler augmentasyon yöntemleriyle çoğaltılarak Winter sınıflandırma sistemi için 2000, gömülü dişlerin tespiti için ise 2394 görüntü elde edilmiştir. Görüntüler oral radyologlar tarafından etiketlenmiş ve etiketlerin koordinatları YOLO formatında indirilmiştir. Kullanılan derin ağ mimarisi ile verinin %80'i eğitilmiş, %10'u doğrulanmış ve %10'u model tahminlerinin iyileştirilmesiyle elde edilen eğitim ağırlıkları ile test edilmiştir. Sonuçlar kesinlik, duyarlılık ve F-1 skorunu içeren performans kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Winter sınıflandırması test sonuçlarına göre mezioanguler, distoanguler, horizontal, vertikal, bukkolingual ve diğer gömülü diş yönelimlerinin ortalama kesinlik değeri 0.972, ortalama duyarlılık değeri 0.967 ve ortalama F1-skor değeri 0.969 olarak elde edilmiştir. Gömülü dişlerin tespit edildiği test sonuçlarına göre ortalama kesinlik değeri 0.991, ortalama duyarlılık değeri 0.995, ortalama F1-skor değeri 0.995 olarak elde edilmiştir. Gömülü dişlerin 440 adedi doğru, 4 adedi yanlış tespit edilmiş, 2 adedi algoritma tarafından bulunamamıştır. Elde edilen sonuçlara göre YOLOv8 algoritması gömülü dişlerin tespitinde ve üçüncü azı dişlerinin Winter sınıflandırma sistemine göre sınıflandırılmasında başarılı bir performans göstermiştir.

Azı dişi-üçüncüDerin öğrenmeDiş-gömülü+4
Taha Zirek
Necmettin Erbakan University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Diş hekimliği öğrencilerinden akinosi tekniğini teorik olarak öğrenen ve uygulayanlar ile sadece teorik olarak öğrenenlerin teknik hakkındaki algılarının karşılaştırılması

Giriş: Diş hekimliği fakültelerinde inferior alveolar sinir bloğu amacıyla genellikle Halstead tekniği öğretilir ve uygulanırken, Vazirani Akinosi (VA) tekniğinin pratik eğitimi nadiren yapılmaktadır. Halstead tekniğinin yüksek başarısızlık oranlarına sahip olması ve ağız açıklığının kısıtlı olduğu durumlarda uygulanamaması VA tekniğini ön plana çıkarır. Tez çalışmamızda uyguladığımız aktif öğrenme yaklaşımı, öğrencinin pasif konumda olduğu öğretmen merkezli geleneksel eğitimin tersidir diyebiliriz. Amacımız, VA tekniğinin bu iki yaklaşımla anlatıldığında nasıl algılandığını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız prospektif ve randomize olarak planlandı. Son sınıf stajyer öğrencilerinden gönüllü 92 kişi çalışmaya dahil edildi. Katılımcıların tümüne üçüncü sınıf müfredatında VA tekniğinin teoriği zaten anlatılmıştı. Kontrol grubu (n=42) VA tekniğini sadece teorik olarak biliyordu. Çalışma grubuna (n=49) ise tek bir eğitmen tarafından öğretildi ve bir aylık staj süresince ortalama üç hastada uygulatıldı. Likert skalası kullanılmış ve çalışma yürütücüleri tarafından özel olarak hazırlanmış 12 önermeden oluşan anketimiz, katılımcılar tarafından aynı anda dolduruldu. İlk soruda, daha öncesinde VA tekniğini uygulayıp uygulamadıkları öğrenildi. Anketlerin birinde bu soru cevaplanmadığından çalışma dışı bırakıldı. Bulgular: On iki önermenin yedisinde gruplar arasında anlamlı bir fark bulundu (p<0.05). Kalan beş önermede ise fark yoktu. Toplam algı skorları bakımından çalışma grubu lehine anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Teorik bilgilerle kuvvetlendirilmiş pratik eğitim sonrası VA uygulama aşamaları daha anlaşılır hale gelmiştir. Anahtar kelimeler: Vazirani Akinosi, Aktif Öğrenme Yaklaşımı, Pasif Öğrenme

Aktif öğrenmeDiş hekimliği eğitimiPasif öğrenme+3
Fatima Yusifli
Necmettin Erbakan University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Diş çekimi sonrasında gözlenen alveolit vakalarınındeğerlendirilmesi

Giriş: Diş çekimi sonrasında çekim soketinin intraosseöz kanlanması ve organize olan pıhtı, yara iyileşmesinin temelini oluşturur. Bu durum bir dizi yolak içeren kompleks bir olaydır. Meydana gelen bu iyileşme organizasyonunun bir adımında sıkıntı yaşandığında pıhtının organize olamaması, fibrinolize uğraması ya da fiziki olarak kaybı meydana gelir. Açığa çıkan kemik dokusu yoğun bir ağrıya sebep olabilir ayrıca mikroorganizmalara karşı da savunmasız bir hal alır. Bu durum alveolit bir diğer adıyla dry soket olarak adlandırılır. Gereç ve Yöntem: Yaptığımız çalışmada Necmettin Erbakan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Kliniğine başvuran 200 hasta üzerinde yapılan anket çalışmasında alveolit görülme sıklığının ortaya koyulması, cinsiyet- yaşa göre dağılımı, alveolit etiyolojisinin değerlendirilmesi (sigara kullanımı/sıklığı, diş fırçalama sıklığı, oral hijyen, travmatik diş çekimi vs.) amaçlanmıştır. Bulgular: Çalışmamızda alveolitin en sık görüldüğü yaş aralığı 58 yaş ve üzeri hasta grubu olduğu tespit edilmiştir. Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görüldüğü; oral hijyen, halitozis, travmatik çekim ve sigara içmenin de anlamlı bir etki yarattığı belirlenmiştir. Sonuç: Alveolitin yaş, cinsiyet, diş çekim bölgesi, sigara içme ve diş fırçalama alışkanlığı ile direk olarak ilişkisi olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: alveolit, alveolitisin görülme sıklığı, diş çekimi, fibrinoliz, oral hijyen

Fatih Daşcı
Necmettin Erbakan University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Temporomandibular eklem düzensizliklerinde artrosentez ile birlikte uygulanan trombositten zengin fibrin ve trombositten zengin plazmanın ağrı ve maksimum ağız açıklığı üzerine etkinliğinin değerlendirilmesi

Giriş: Bu retrospektif çalışma temporomandibular eklem düzensizlikleri olan hastalarda yalnızca artrosentez, artrosentez ile birlikte uygulanan enjekte edilebilir trombositten zengin fibrin (i-PRF) ve trombositten zengin plazma (PRP) enjeksiyonunun postoperatif ağrı ve maksimum ağız açıklığı (MAA) üzerine klinik etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Necmettin Erbakan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi kliniğine, Eylül 2018-Aralık 2022 tarihleri arasında yalnızca artrosentez, artrosentez ile birlikte i-PRF ve artrosentez ile birlikte PRP uygulanmış 116 hastanınn dosyaları geriye dönük tarandı ve hastalar üç gruba ayrıldı. 35 Hastaya artrosentez (Grup A), 47 hastaya artrosentez ile birlikte i-PRF (Grup APRF) ve 34 hastaya artrosentez ile birlikte PRP (Grup APRP) uygulandığı görülmüştür. Tüm hastalarda artrosentez uygulaması lokal anestezi altında yapılmış ve üst eklem boşluğu ortalama 100 mL Salin solüsyonu ile yıkanmıştır. Grup APRF'ye dahil edilmiş hastalarda artrosentezden hemen sonra 2 mL i-PRF, Grup APRP'ye dahil edilmiş hastalarda ise artrosentezden hemen sonra 2 mL PRP enjekte edilmiştir. Tüm hastalardan daha önce alınmış olan işlem öncesi, işlem sonrası 1. Hafta, 1. Ay, 3. Ay ve 6. Ay ağrı ve maksimum ağız açıklığı değerleri istatistiksel olarak kıyaslanmıştır. Verilerin değerlendirmesi SPSS 26.0 programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Elde edilen sonuçlara göre; Gruplar arası pre-op MAA ve VAS ölçüm değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05). 1. Haftada, MAA ölçümlerinde en yüksek değer Grup A da bulunurken, en düşük değer Grup APRF'de bulunmuştur ve gruplar arası farklar istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). 1. Hafta VAS ölçüm değerleri gruplar arası karşılaştırma yapıldığında değerler birbirlerine yakın bulunmuş ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). 1. Ay MAA ölçümlerinde tüm gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur (p<0,05), en düşük MAA değeri Grup APRF'de iken en yüksek MAA değeri Grup APRP'de gözlenmiştir. Gruplar arasında VAS 1. ay değerleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (p>0,05). 3. ay ve 6. ay kontrollerinde ölçülen MAA değerlerinde Grup APRP'de gözlenen değerler istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha düşük bulunmuştur (p<0,05). 3. ve 6. ay VAS ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Sonuç: Ağrı ve hayat kalitesi ölçümleri açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bununla birlikte MAA bakımından PRP grubunda erken postoperatif dönemde daha iyi sonuçlar, i-PRF grubunda ise geç postoperatif dönemde daha olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Artrosentez, Temporomandibular Eklem Bozuklukları, Temporomandibular Eklem Diski, Trombositten Zengin Fibrin, Trombositten Zengin Plazma

Emre Akkaş
Necmettin Erbakan University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Antirezorptif ilaç reçete eden tıp hekimlerinin ilaçlarla ilişkili çene osteonekrozu hakkındaki yaklaşımı ve farkındalıkları

Amaç: Antirezorptif veya antianjiojenik ajanlarla tedavi gören ya da tedavi geçmişi olan, baş boyun bölgesinden radyoterapi almamış, baş boyun bölgesinde metastatik hastalığı bulunmayan hastaların maksillofasiyal bölgelerinde 8 haftadan daha uzun süredir var olan, intraoral veya ekstraoral bir fistülle ilişkili olabilen ekspoze kemik varlığı medikal ilaçlarla ilişkili çene osteonekrozu (MRONJ) olarak tanımlanmaktadır. MRONJ'a neden olan başlıca ajanlar bifosfonatlardır. Bifosfonatlar günümüzde kemiğin metabolizmal hastalıkları ve malignitelerin iskeletsel etkilerini tedavi etmek için sıklıkla kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, antirezorptif ilaç reçete eden tıp hekimlerinin MRONJ hakkındaki farkındalıklarını ve bu konu ile ilgili yaklaşımlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza dahiliye, onkoloji, ortopedi ve fizik tedavi ve rehabilitasyon anabilim dallarında uzman olarak görev yapan 81 tıp hekimi katılmıştır. MRONJ ile ilgili 15 soru içeren anket formları hekimler tarafından doldurulmuş ve hekimlerin MRONJ ile ilgili farkındalıkları değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza katılan uzman hekimlerin zolendronatı diğer antirezorptif ilaçlara göre daha fazla reçete ettikleri ve bifosfonat grubu ilaçları en sık osteoporoz için reçete ettiklerini belirlenmiştir. Hekimlerin damar içi uygulanan bifosfonatları oral bifosfonatlara göre fazla reçete ettiği görülmüştür. Çalışmamıza katılan uzman hekimlerin yaklaşık yarısının MRONJ hakkında bilgi sahibi olduğu ve sadece %21'inin antirezorptif tedavi öncesinde hastalarını dental muayene için yönlendirdiği tespit edilmiştir. Hekimlerin MRONJ riskini değerlendirmek için biyokimyasal testlere başvurma oranı %30.9'dur. Sonuç: MRONJ ile ilgili farkındalıkların artması için tıp ve diş hekimliği alanları arasında multidisipliner bir yaklaşım ile iyi koordine edilmiş bir konsültasyon sistemi oluşturularak hastaların antirezorptif ilaç tedavisi öncesinde dental muayenelerinin ve girişimsel dental işlemlerinin yapılması gerekmektedir. Bu konu ile ilgili farkındalık düzeyinin artması için akademik yayın, eğitim seminerleri veya sempozyum gibi eğitim stratejileri oluşturulmalıdır.

Hüseyin Çölgeçen
Necmettin Erbakan University
2023
00