
396
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Kaygulu Halil Efendi - Hâdi'l-uşşâk (İnceleme-metin-sözlük-dizin)
Hâdi'l-uşşâk, Bursa'da kendi kurduğu dergâhta şeyhlik yapan Kaygulu Halil Efendi'nin dinî içerikli manzum eseridir. Kaygulu Halil Efendi, Orhan Bey'in emirlerinden Süleyman Paşa'nın yardımcısı Kaygulu Bey'in soyundan gelir. 1758-1820 yılları arasında Bursa'da yaşamıştır. Hâdi'l-uşşâk adlı eserinde Allah, peygamber, dört halife sevgisini, İslam dininin temel iman ve ibadet konularını, ilmihâl bilgilerini, cennet cehennem ahvalini, Muhammed Aleyhisselam'ın, dört halifenin, Hz. Fatıma'nın, Hz. Hasan ve Hüseyin'in vefatını son olarak da kendisiyle ilgili bilgileri dile getirmiştir. Eser bazı bölümleri itibarıyla manzum ilmihâl özelliği de taşır. Manzumelerin başında çoğunlukla konuyla ilgili bir ayet ya da hadis yer alır. Eser edebiyatımızda hece ölçüsüyle yazılmış ender mesnevi örneklerindendir. Yazar hece ölçüsünün uzun ve kısa kalıplarını nöbetleşe kullanarak ve buna göre üslubunu da değiştirerek anlatımını renklendirmiştir. Eserlerinde şairanelikten, sanatsal kaygılardan uzak sade ve açık dil ile mesajını geniş halk kesimine ulaştırmayı hedeflemiştir. Telif edildiği yıllarda ve sonrasında çok takdir gören eserin tamamlanması dolayısıyla şaire dönemin şeyhülislamı bir muhabbetname ve dönemin padişahı II. Mahmut bir mektup göndermiştir. Eser Yazıcıoğlu Mehmed'in Muhammediye'sine benzerliği sebebiyle "Muhammediye-i sânî" olarak vasıflandırılmıştır. Manzumelerde dönemin kültürü, eğitimi, dinî hayatı, sosyal hayatı ve inanışları, tekke ve dergâhların yapısı, işleyişi ile ilgili pek çok gösterge barındırması, yazıldığı dönem ve sonrasında çok okunması, yaygın halk kitlelerinin dini eğitimindeki etkisi dolayısıyla dikkate değer bir eserdir. Bu çalışma giriş, iki bölüm, sonuç, çeviri yazılı metin, sözlük, dizin ve eklerden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın hazırlanmasında izlenen yol, kaynaklar ve Bursa'da tasavvuf kültürü ele alınmıştır. Birinci bölümde Kaygulu Halil Efendi'nin hayatı, eserleri ve Kaygulu Dergâhı ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Hâdi'l-uşşâk'ın incelemesi yapılmıştır. Yapılan çalışmadan elde edilenler Sonuç bölümünde dile getirilerek eser edebiyat tarihindeki yerine yerleştirilmeye çalışılmıştır. Sonra eserin çeviri yazılı metni oluşturulmuştur. Metnin anlaşılmasına, etkili kullanılmasına katkı sağlamak amacıyla sözlük ve dizin hazırlanmıştır.
Şiî tefsir geleneğinde Muhammed Hüseyin Fadlallah ve Min Vahyi'l-Kur'ân isimli tefsiri: Dirâyet ve içtimâî yönü
Bu çalışma, Şiî tefsir geleneğinin önemli temsilcilerinden Muhammed Hüseyin Fadlallah ve onun Tefsîru min vahyi'l-Kur'ân isimli tefsirinin içtimâî tefsir ekolü açısından incelenmesini konu edinmektedir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde müellifin hayatı, ilmî kişiliği ve tefsir anlayışı ele alınmış ardından min vahyil-Kur'ân tefsirinin yöntem, içerik ve kaynak kullanımı değerlendirilmiştir. Bu bölümde özellikle tefsirin içtimâî tefsir ekolü ile yöntem ve muhteva açısından benzerlik ve farklılıkları ortaya konulmuştur. Fadlallah, tefsirinde Menâr ekolünün etkisiyle akılcı ve bütüncül bir metodoloji benimsemiş; birey ve toplumun inşası, siyaset, ekonomi, savaş hukuku, kadın hakları, mezhepler arası diyalog gibi pek çok güncel meseleye Kur'ân eksenli çözümler önermiştir. Çalışmada özellikle Fadlallah'ın toplumsal adalet, insan hakları ve dinamik yorum anlayışı öne çıkarılmıştır. İkinci bölümde ise Fadlallah'ın tefsirinde klasik tefsir anlayışı ile ilişkilendirebileceğimiz bazı konular ele alınmış ve Fadlallah'ın bu konudaki yaklaşımı ortaya konulmuştur. Bu bağlamda öncelikle Kur'ân ilimlerine yer verilmiş ve Fadlallah'ın teorik tartışmalardan uzak kalmaya çalıştığı ve bu tür meselelere daha az yer verdiği tespit edilmiştir. Ayrıca bu başlıkla ilgili olduğu düşünülen fıkhî ve kelamî meselelere bakışı da kısaca ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise tefsirin içtimâî tefsir yönüne örnek olarak gösterilebilecek konular güncel meseleler başlığı ile değerlendirilmiştir. Bu çerçevede müellifin toplumsal, siyasî, ekonomik, ahlakî ve akademik konularda tefsir bağlamında ele aldığı konular tahlil edilmiş ve müfessirin pratik hayata yönelik açıklamaları ortaya konulmuştur. Dinamik bir okuma ve yorumlama süreciyle kaleme alınan bu tefsirin okuyucusunu eyleme davet ettiği ve Kur'ân'ın mesajını hayatın içerisindeki tüm alanlarda etkin kılma çabası güttüğü tespit edilmiştir.
Hadis tenkidi açısından mana ile rivayet olgusu
Bu çalışma, hadis ilminin temel meselelerinden biri olan mâna ile rivayet uygulamasını, klasik dönem bağlamında uygulamalı şekilde ele almaktadır. Mevcut literatürde mâna ile rivayetin genellikle hadis usulü metinleri üzerinden teorik bir mesele olarak işlenmesi ve uygulamanın ihmal edilmesi, teorik çerçeve ile tarihsel gerçeklik arasında boşluk oluşturmaktadır. Ayrıca 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren mâna ile rivayetin hadislerin delil değeri açısından eleştirel bir sorun olarak konumlandırılması, bu araştırmanın temel problem alanını oluşturmaktadır. Tez, mâna ile rivayetin klasik hadis anlayışı içinde hangi sınırlarla kuşatıldığını, bu sınırların aşılması durumunda rivayetlerin nasıl tenkide tabi tutulduğunu ve "anlamın değişmemesi" ilkesinin pratik yansımalarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Mâna ile rivayet, hadis literatüründe kapsamlı çalışmalara konu olsa da tanım ve içeriği açısından hâlâ muğlaklık barındırmaktadır. Bu durum, araştırmanın çıkış noktalarından biri olmuş, kavramın tanımı, kapsamı ve tarihsel süreçteki dönüşümünü problematik biçimde ele almayı gerektirmiştir. Araştırma yalnızca râvî merkezli bilgilerin aktarımıyla sınırlı kalmamış, rivayet metinlerinden elde edilen çözümlemeler ve geliştirilen kavramsal çerçeveyle mâna ile rivayetin tarihi sürecine dair özgün bir okuma sunmuştur. Bu yaklaşımla tâbiîn döneminden başlayarak râvîlerin rivayet üslupları ve metinlerin incelenmesinden elde edilen veriler değerlendirilmiş, mâna ile rivayetin farklı uygulama biçimleri ve geçirdiği dönüşümler somutlaştırılmıştır. Mâna ile rivayet konusundaki literatürde, rivayet sürecinin gelişimine odaklanılırken rivayete ilişkin tenkit ve bu tenkidin gelişimi genellikle göz ardı edilmiştir. Bu eksikliği gidermek amacıyla çalışmada mâna ile rivayetin "tabii sınırları ve "tenkide konu olma sınırları" detaylıca incelenmiştir. Söz konusu çerçevede, muhaddislerin mâna ile rivayetin hadisin fıkhî hükmünü, akâidî anlamını, anlatım bütünlüğünü veya kaynağını doğrudan etkilediği durumlarda tenkit mekanizmasını devreye soktuğu tespit edilmiştir. Ayrıca modern dönemde mâna ile rivayet meselesinin farklı bağlamlarda nasıl güncel hâle geldiği ve bu meseleye dair bakış açıları kapsamlı bir şekilde analiz edilmiştir. Bu çalışma, mâna ile rivayet olgusunu tarihsel gelişimi, ilk dört asırdaki klasik tenkit prensipleri ve 19. yüzyıl sonrası modern eleştirel yaklaşımlar çerçevesinde bütüncül bir bakışla ele almakta, uygulamalı örneklem ve dönemsel okuma biçimiyle konuya içerik ve yöntem düzeyinde yeni bir yön sunmaktadır.
Metaverse evreninde tüketici satın alma niyetini etkileyen faktörlerin belirlenmesi üzerine bir araştırma
Dijitalleşmenin ve sanal gerçeklik teknolojilerinin hızla geliştiği günümüzde, Metaverse kavramı günlük hayatımızın ve ticari faaliyetlerin potansiyel yeni mecrası olarak öne çıkmaktadır. Metaverse, fiziksel ve dijital ortamları bütünleştirerek bireylere, kurumlara ve işletmelere etkileşim, ticaret, eğitim ve sosyalleşme açısından yeni imkânlar sunması nedeniyle önemli bir yenilikçi platform olarak değerlendirilmektedir. İnternetin geleceği olarak konumlandırılan bu sanal evrenler, kullanıcı deneyimlerini kökten dönüştürme potansiyeli taşırken, aynı zamanda tüketici davranışları ve satın alma niyetleri üzerinde de derinlemesine bir etki yaratmaktadır. Bu bağlamda bu çalışma, Metaverse evreninde tüketici satın alma niyetini etkileyen faktörleri belirlemeyi amaçlamaktadır. Teknoloji Kabul Modeli (TKM), hedonik fayda, obje interaktifliği, algılanan bilgi vericilik, 3 boyut gerçekliği ve kontrol dışsal değişkenleri eklenerek genişletilmiş ve dış değişkenlerin tüketicilerin algıları ve nihayetinde davranışsal kullanım niyetleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Araştırma, Rize ilinde 220 katılımcı ile önce 'Spatial' platformu kullanılarak tasarlanmış olan sanal gerçeklik mağazasının katılımcılar tarafından Oculus Quest 2 sanal gerçeklik gözlüğü kullanılarak deneyimlenmesi ile gerçekleştirilmiştir. Sanal gerçeklik mağazasının deneyimlenmesinden sonra katılımcılar hazırlanmış olan anket formunu doldurmuştur. Elde edilen veri açıklayıcı faktör analizi ve kısmi en küçük kareler yöntemi (PLS-SEM) ile analiz edilmiştir. Bulgular, hedonik faydanın algılanan kullanım kolaylığı üzerinde, 3 boyut gerçekliğinin hem algılanan fayda hem de algılanan kullanım kolaylığı üzerinde ve kontrol değişkeninin de algılanan kullanım kolaylığı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, algılanan kullanım kolaylığının, algılanan fayda üzerinde anlamlı bir etkisi bulunurken, algılanan faydanın da kullanmaya yönelik tutumu ve davranışsal kullanım niyeti üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu görülmüştür. Son olarak, kullanmaya yönelik tutumun davranışsal kullanım niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Obje interaktifliği ve algılanan bilgi vericilik gibi diğer dış değişkenlerin, teknoloji kabul modelinin algısal faktörleri üzerinde anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. Elde edilen bir diğer bulgu ise algılanan kullanım kolaylığı ve algılanan faydanın, tüketici tutumları ve satın alma niyetleri üzerinde anlamlı etkilerinin bulunduğu sonucudur. Bu sonuçlar, Metaverse platformu geliştiricileri ve pazarlamacılar için önemli çıkarımlar sunmaktadır. Özellikle eğlence değerinin (hedonik fayda), sürükleyici 3 boyutlu deneyimlerin ve kullanıcı kontrolünün, Metaverse'ün benimsenmesi ve ticari başarısı için kritik faktörler oldukları araştırmanın sonucu olarak öne çıkmaktadır. Diğer yandan kullanıcıların Metaverse'de etkileşime girmiş oldukları sanal ortamların interaktiflik seviyeleri ve bu ortamlarda ürün ve hizmetlere ilişkin ihtiyaç duydukları bilgilerin yeterlilik düzeylerinin ise, henüz kullanıcıların istedikleri düzeyde olmadığını ifade etmek mümkündür. Elde edilen sonuçlar dikkate alındığında, Metaverse evreninde TKM'ne eklenen dışsal değişkenlerin farklı etkilerinin olduğu görülmektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda araştırma, sanal gerçeklik, arttırılmış gerçeklik, karma gerçeklik gibi farklı teknolojilerin birarada kullanıldığı Metaverse evreninde tüketici davranışlarının hangi değişkenler tarafından şekillendiğini belirleyerek, pazarlama stratejileri, kullanıcı deneyimi tasarımı ve dijital ekonomi literatürüne katkı sağlamayı hedeflemektedir.
Âyetullah Humeynî'nin sünnîliğe bakışı
Bu çalışmada Humeynî'nin Sünnîliğe bakışı, onun eserleri, fetvaları ve söylemleri temelinde incelenmektedir. Bu bağlamda Humeynî'nin Sünnîliğe yönelik yaklaşımını yansıtan temel meseleler ele alınırken öncelikle Şiî mezhebinde tarihsel süreç içerisinde bu konulara nasıl yaklaşıldığı analiz edilmiştir. Böylece Humeynî'nin görüşlerinin klasik Şiî ulemânın söylemiyle ne derece örtüştüğü veya onlardan ne ölçüde farklılaştığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Mezhepler arası ilişkiler, İslâm dünyasının tarih boyunca önemli bir tartışma alanı olmuştur. Özellikle Sünnî-Şiî ayrışması, itikadî, siyasi ve amelî yönleriyle ele alınması gereken bir konu olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda Humeynî'nin Sünnîlik karşısında geliştirdiği itikadî, siyasi ve amelî tutumlar araştırmanın problemini oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı, Humeynî'nin Sünnîlik karşısında nasıl bir konum aldığı ve onun İslâm birliği söyleminin ne derece gerçekçi olduğu gibi sorulara yanıt vermektir. Bu doğrultuda Humeynî'nin Sünnîlik hakkındaki görüşleri bütüncül bir şekilde objektif olarak ele alınmış ve analiz edilmiştir. Bu bağlamda Humeynî'nin dışa dönük ve içeriye dönük mesajları ayrıntılı bir şekilde incelenmiş, farklı söylemler arasındaki ilişkiler analiz edilerek onun benimsediği görüş tespit edilmeye çalışılmıştır. Literatürde Humeynî'nin siyasi yönü üzerine pek çok çalışma bulunmasına karşın onun dinî söylemlerinin, Sünnîlik bağlamındaki düşüncelerinin ve özellikle İslâm birliği söyleminin ayrıntılı bir incelemeye tâbi tutulduğu çalışmalar sınırlıdır. Bu araştırma, doğrudan Humeynî'nin kendi eserlerinden hareketle birincil kaynaklara dayalı bir çözümleme sunarak alandaki eksikliği gidermeyi hedeflemektedir. Araştırmada Humeynî'nin Sünnîlik hakkındaki görüşleri inanç, ibadet ve siyaset bağlamında ele alınmaktadır. Humeynî'nin Sünnîlikle doğrudan veya dolaylı olarak ilişki kurmadığı meseleler araştırmaya dahil edilmemiştir. İnanç açısından, iman ve İslâm, şirk, bedâ, şefaat ve takıyye gibi temel konular üzerinden Humeynî'nin Sünnîliğe yönelik yaklaşımı incelenmiştir. Bu doğrultuda onun Sünnîleri inanç açısından hangi noktalarda eleştirdiği analiz edilmiştir. İbadet bağlamında Humeynî'nin abdest, namaz, zekât, nikâh, Sünnî mahkemeleri ve fıkhî mezhepler gibi konular hakkındaki değerlendirmeleri incelenmiş, Sünnî uygulamalara yönelik bakışı ortaya konulmuştur. Siyaset bağlamında ise imâmet anlayışı, İslâm birliği söylemi ve ötekine bakış gibi konular incelenmiştir. Humeynî'nin, Sünnîlik karşısında Şiîliği nasıl konumlandırdığı, Sünnî toplulukları hangi çerçevede ele aldığı ve İslâm birliği söylemini ne şekilde yorumladığı analiz edilmiştir. Araştırmada, döküman analizi ve söylem analizi yöntemleri kullanılmıştır. Humeynî'nin eserleri, fetvaları ve konuşmaları, söylem analizi yöntemiyle değerlendirilmiş, özellikle Sünnîlik hakkındaki söylemlerinde teolojik ve ideolojik unsurların nasıl şekillendiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular, Humeynî'nin Sünnîliği itikadî anlamda sorunlu bir yapı olarak gördüğünü ancak siyasi düzlemde İslâm birliği söylemi üzerinden bir denge politikası yürüttüğünü göstermektedir. Humeynî'nin İslâm birliği anlayışının, aslında Şiî temelli bir liderlik modeli sunduğu ve Sünnî toplulukların bu modele uyum sağlamasının hedeflendiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak Humeynî'nin Sünnîliğe yönelik eleştirilerinin altında geleneksel Şiî teolojisinin temel kavramları kadar, modern dönem İran siyasetinin mezhep eksenli yaklaşımlarının da etkili olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın, mezhepler arası ilişkileri akademik bir perspektiften değerlendirme ve modern Şiî düşüncesinin Sünnîliğe bakışını analiz etme açısından alana katkı sağlaması beklenmektedir.
Öz düzenleyici öğrenmenin 5. sınıf öğrencilerinin akademik başarısına ve bilimsel süreç becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim beşinci sınıf fen ve teknoloji dersi, maddenin değişimi ve tanınması ünitesi ?ısı maddeleri etkiler? konusunda öz düzenlemeye dayalı öğretimin öğrencilerin akademik başarısına ve bilimsel süreç becerilerine etkisini araştırmaktır.Çalışmada ön-test son-test kontrol grubu içeren yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Güneysu İMKB İlköğretim Okulu'nda 2011-2012 öğretim yılında 5. sınıfta öğrenim gören 53 öğrenci oluşturmuştur. Deney grubunda 27, kontrol grubunda ise 26 öğrenci yer almıştır. Deney grubunda üç hafta boyunca öz düzenlemeye dayalı öğretime göre dersler yürütülmüştür. Kontrol grubunda ise bu sürede dersler, ders kitabındaki etkinliklere dayalı olarak işlenmiştir.Çalışma verileri Başarı Testi, Bilimsel Süreç Becerileri Testi, Öğrenmede Motive Edici Stratejiler Ölçeği ve mülakatlarla toplanmıştır. Elde edilen nicel veriler, SPSS programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Nicel verilerin analizinde t testleri ve ANCOVA yöntemi kullanılmıştır. Nitel veriler ise, içerik analizine tabi tutulmuştur.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, deney grubundaki öğrencilerin akademik başarılarının, kontrol grubundakilere göre daha fazla olduğunu göstermiştir. Araştırmanın bulguları, uygulama sonucunda deney grubundaki öğrencilerin bilimsel süreç becerilerinin kontrol grubundaki öğrencilere göre anlamlı olarak daha fazla olduğunu göstermiştir. Aynı şekilde öz düzenleyici öğrenmenin; öğrencilerin içsel amaca yönelim, öz yeterlik inançlarını ve eleştirel düşünme, bilişüstü stratejilerini geliştirdiği görülmüştür. Mülakat sonuçlarında da test sonuçlarına paralel olarak deney grubu öğrencilerinin kavramları ifade etme ve olayları açıklamada daha etkili olduğu görülmüştür. Aynı şekilde deney grubu öğrencileri durumları günlük hayatla ilişkilendirme de daha başarılı olmuşlardır.Anahtar Kelimeler: Fen ve teknoloji, ısı ve sıcaklık, öz düzenleyici öğrenmeye dayalı öğretim, bilimsel süreç becerileri, motivasyonel inançlar ve öğrenme stratejileri.
Kadı Hüseyin Ispartavi Manzume-i Akaid: Tenkitli metin-dil incelemesi-gramatikal dizin
Bu yüksek lisans tezi, XVI. yüzyıldan XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar devam etmiş olan Klasik Osmanlı Türkçesi döneminde ait olan ve Kadı Hüseyin Ispartavî tarafından kaleme alınan ?Manzûme-i Akâid? adlı eserin gramatikal yönden incelenmesiyle oluşturulmuştur. Bu çalışmadaki amaç eser aracılığıyla dönemin dil özelliklerini ortaya koymaktır.Tez üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında akâid ilmi hakkında bilgi verilmiş, dinî-edebî bir tür olarak akâid-nâme üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde eserin nüshaları değerlendirilerek eserde işlenen konular belirtilmiştir. Daha sonra eserin imla özellikleri, ses ve şekil özellikleri örnekler verilerek değerlendirilmiştir. İkinci bölümde eserin iki nüshası karşılaştırılarak farklılıkları ortaya koyulmuş ve metnin transkripsiyonu yapılmıştır. Üçüncü bölüm olan gramatikal dizin bölümünde ise her kelimenin hangi dile ait olduğu parantez içerisinde belirtilerek kelimelerin eksiz ve işletimli şekilleri verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Klasik Osmanlı Türkçesi, akâid, ses bilgisi, şekil bilgisi, gramatikal dizin.
Fıtrat (dinî kabiliyet) kavramının psikolojik açılımı
Belli bir kültür seviyesine ulaşarak tarihte yer alan bütün milletlerin manevî dünyaları dinî inançla şekillenmiştir. Bir dine inanma ihtiyacı insanların yaratılışından kaynaklanır. Fıtrat, içinde birçok potansiyel barındıran, derunî yapısıyla başlangıçtaki saflıkta kalındığında insanı Yaratıcıya yönelten ilâhî nitelikli insanî bir kıvamdır. Fıtrat, boş bir levha olmayıp derin bir gerçekliği içinde barındırmaktadır. İnsanın gerilimli yapısı dikkate alındığında fıtratın çeşitli boyutlarıyla karşılaşmaktayız. Bu bağlamda çalışmamız, insanın içyapısıyla ve dinle doğrudan ilişkili olan fıtrat kavramını psikolojik ve sosyo-psikolojik çerçevede ele almaktadır.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu kararları ve dayandığı şer'î deliller
Bu çalışma Din İşleri Yüksek Kurulu'nun 1965 sonrası genel kurul düzeyinde ele alıp hükme bağladığı kararları dayandığı şer'î deliller açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusuna, amacına ve yöntemine değinilmektedir. Birinci bölümde Kurul'u tanıtmak amacıyla onun yapısı, görevleri ve çalışma esasları hakkında bilgi verilmektedir. İkinci bölüm fetvâ kavramı ekseninde işlenmiş olup günümüzde ?İftâ Makamı? konumunda olan Kurul'un almış olduğu kararların daha iyi anlaşılabilmesini amaçlamaktadır. Üçüncü bölüm inceleme konusu yaptığımız Kurul kararlarını hüküm istinbatında kullanılan aslî ve fer'î deliller açısından ele almakta ve Kurul'un hükme varmada bu delilleri ne ölçüde kullandığını belirlemeye odaklanmaktadır.Araştırmanın sonuç bölümünde Kurul'un karar verirken izlediği yöntem üzerinde durulmakta ve hüküm istinbatında en çok kullanılan delillerin belirlenmesi ve elde edilen verilerin değerlendirilmesi yapılmaktadır.
Tasavvuf psikolojisi açısından nefsin olgunlaşma sürecinin karaktere etkisi
?Tasavvuf Psikolojisi Açısından Nefsin Olgunlaşma Sürecinin Karaktere Etkisi? başlıklı tezimizde insanın iç dünyasının temel taşları olan nefis, kalp ve ruh kavramları tasavvufi-psikolojik bir bakış açısıyla incelenmiş, bu unsurların birbiriyle ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır.Halveti-Cerrahi geleneğinin yedili nefis mertebelerine sadık kalınarak olgunlaşma sürecindeki nefsin her bir makamdaki karakteri anlatılmıştır. Nefsin kemal yolculuğunda açılan bilincini daha görünür ifade edebilmek için Frager'in Kalp Nefs Ruh kitabındaki diyagramlara başvurulmuştur.Tasavvufun nefsi terbiye etmek ve kâmil bir karaktere ulaştırmak için kullandığı tasavvuf pratiklerinden riyazet, halvet ve zikrin psikolojik yönü üzerinde durulmuş ve olgunlaşma sürecini tamamlamış rol-model şahsiyet olan manevi rehberin salik üzerindeki etkisi açıklanmıştır.Ayrıca tezimizin giriş kısmında Psikoloji ve Din Psikolojisi'nin tarihi kısaca özetlenmiş, Din Psikolojisi ve Tasavvuf Psikolojisi'nin ülkemizdeki geçmişi hakkında bilgiler verilmiştir.