Sakarya University
Institute

Institute of Educational Sciences

Sakarya University

773

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde söz varlığının geliştirilmesine yönelik teknoloji destekli araç geliştirme ve uygulama

Son yıllarda bilim ve teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler eğitim ve öğretimi de etkilemiştir. Derslerde geleneksel öğretim yöntemlerinin yanı sıra teknoloji destekli araç ve uygulamalar ile dijital içerikler de tercih edilmeye başlamıştır. Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde de teknolojik ve dijital materyallerin kullanımı yaygınlaşmaya başlamış ancak istenen düzeye henüz ulaşılmamıştır. Bu sebeple yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde daha fazla araç ve materyal geliştirmeye ihtiyaç duyulmaktadır. Temel amacı, teknoloji destekli araç geliştirmek ve bu araçla gerçekleştirilen kelime öğretiminin, Türkçe öğrenen uluslararası öğrencilerin kelime öğrenme başarısına ve Türkçe öğrenmeye yönelik motivasyonlarına etkisini ortaya koymak olan bu araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada karma araştırma yöntemi desenlerinden gömülü (iç içe) desen işe koşulmuş ve araştırmanın nicel boyutu yarı-deneysel desenle planlanmıştır. Araştırmada öncelikle kelime öğretimi amacıyla teknoloji destekli bir araç tasarlanmış ve aracın tasarım süreci ADDIE öğretim tasarımı modeline göre yürütülmüştür. Teknoloji destekli araç tasarımının tamamlanmasının ardından bir Türkçe öğretim merkezinde Türkçe öğrenen 20 deney ve 20 kontrol grubu olmak üzere toplamda B1 düzeyinde 40 öğrenci ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Uygulama öncesinde deney ve kontrol grubu öğrencilerine "Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenmeye Karşı Motivasyon Ölçeği", demografik bilgi formu ve araştırmacı tarafından geliştirilen kelime başarı testi uygulanmıştır. Teknoloji destekli aracın uygulaması yalnızca deney grubu öğrencileri ile gerçekleştirilmiş ve ayrıca yine deney grubu öğrencileri ile yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile görüşme yapılmıştır. Uygulama sonunda hem deney hem de kontrol grubu öğrencilerine tekrar Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenmeye Karşı Motivasyon Ölçeği ve kelime başarı testi uygulanmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 22.0 programıyla analiz edilmiş, Shaphiro Wilk testi, bağımlı gruplar t-testi, bağımsız gruplar t testi, Wilcoxon işaretli sıralar testi ve Mann Whitney U testi analiz aşamasında kullanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda teknoloji destekli araç ile kelime öğretimi yapılan deney grubu öğrencilerinin kelime başarı testi puanları artmış ve istatistiksel olarak anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Kontrol grubu öğrencilerinin puanlarında ise anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Öğrencilerin motivasyon puanlarına bakıldığında ise hem deney grubu hem de kontrol grubu öğrencilerinin ölçek geneli ve ölçek alt boyutlarında uygulama öncesi puanları ile uygulama sonrası puanları arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Deney grubu öğrencileri ile yapılan görüşmelerin sonucunda da teknoloji destekli aracı beğendikleri, diğer derslerde de kullanmak istedikleri sonucu çıkmıştır. Sonuç olarak teknoloji destekli araç ile yapılan kelime öğretiminin öğrencilerin kelime öğrenme başarısını arttırdığını ve öğrencilerin teknoloji destekli aracı beğendiklerini söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi, Kelime öğretimi, Söz varlığı, Teknoloji, Motivasyon.

Kelime öğrenmeKelime öğretimiMotivasyon+6
Rabia Gürbüz Us
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin mesleki yabancılaşması ve mesleki motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada öğretmenlerin mesleki yabancılaşma ve motivasyon düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi ile bu iki kavram arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini ve örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Sakarya ilinde devlet okullarında görev yapan öğretmenlerden basit seçkisiz örneklem yöntemiyle seçilen 412 katılımcı oluşturmaktadır. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu çalışmada, katılımcıların mesleki yabancılaşma düzeyi "İşe Yabancılaşma Ölçeği" ile mesleki motivasyon düzeyi ise "Öğretmen Mesleki Motivasyonu Ölçeği" kullanılarak ölçülmüştür. Verilerin analizinde katılımcıların mesleki yabancılaşma ve motivasyon düzeylerinin cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu ve okul yöneticiliği yapmış olma durumu değişkenlerine göre farklılaşmasının belirlenmesinde t-testi; çalışılan kademe, kıdem ve kadro durumu değişkenlerine göre farklılaşmasının belirlenmesinde tek yönlü ANOVA; mesleki yabancılaşma ile motivasyon ilişkisinin belirlenmesinde ise Pearson korelasyonu uygulanmıştır. Mesleki motivasyonun mesleki yabancılaşma üzerindeki etkisi regresyon analizi ile incelenmiştir. Katılımcıların mesleki yabancılaşma düzeyinin düşük, mesleki motivasyon düzeyinin ise yüksek olduğu saptanmıştır. Erkek katılımcıların mesleki yabancılaşmanın geneli ve anlamsızlık, yalıtılmışlık, okula yabancılaşma alt boyutlarına ilişkin algılarının kadınlara göre yüksek olduğu belirlenmiştir. Bekar katılımcılarda, lisansüstü eğitime sahip olanlarda, kıdemi 0-5 yıl olanlarda, sözleşmeli ve ücretli çalışanlarda, daha önce okul yöneticiliği yapmamış katılımcılarda yalıtılmışlık algısının daha yüksek olduğu görülmüştür. Lise kademesinde çalışanlarda anlamsızlık; okul öncesi ile ortaokul kademesinde çalışanlarda ise okula yabancılaşmanın en yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kadın katılımcıların mesleki motivasyonun geneli ve tüm alt boyutlarına ilişkin algılarının erkeklere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Evli katılımcıların mesleki motivasyon ile fiziki imkânlar ve okul içi faktörler alt boyutuna ilişkin algıları bekarlara göre daha yüksektir. Okul öncesi kademesinde mesleğini icra edenlerin mesleki motivasyonun geneli, fiziki imkânlar, okul dışı faktörler alt boyutuna ilişkin algılarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Eğitim durumu lisansüstü olan katılımcıların fiziki imkânlar alt boyutuna ilişkin algıları diğerlerine göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Kıdemi 21 yıl ve üstünde olanların ve daha önce okul yöneticiliği yapmış olanların fiziki imkânlar, okul içi ve okul dışı faktörler alt boyutlarına ilişkin algılarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kadro durumu değişkeninin ise mesleki motivasyon ve alt boyutları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ayrıca mesleki yabancılaşma ve mesleki motivasyon arasında orta düzeyde negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin mesleki motivasyon algısının mesleki yabancılaşma düzeylerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Okul Yöneticisi, Mesleki Motivasyon, Mesleki Yabancılaşma.

MotivasyonOkul yöneticileriOkula yabancılaşma+6
Gülsen Algın
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Disiplinlerarası fen eğitimine yönelik bir karma yöntem araştırması

Bilim ve teknolojinin hızla gelişmesi, bireylerin ve toplumların değişen ihtiyaçları, bireylerden beklenen ve geliştirilmesi amaçlanan özellikler, çözülmesi gereken karmaşık problemlerin varlığı şeklinde sıralanabilecek olan pek çok durum disiplinlerarası çalışmalara hız kazandırmış ve özellikle bireylerden beklenen özelliklerin değişimi bağlamında eğitim ortamlarına da yansımıştır. Son yıllarda fen eğitiminde de çeşitli disiplinlerarası çalışmaların ön plana çıktığı görülmektedir. Fen eğitiminde yapılan disiplinlerarası çalışmalar incelendiğinde; çalışmaların yalnızca belli bir konu alanı ile sınırlı olduğu, sınırlı sayıda disiplini içerdiği ve yalnızca fen bilimleri dersi içerisinde gerçekleştirildiği dikkat çekmektedir. Bu çalışma, fen bilimleri dersindeki kazanımların disiplinlerarası bir yaklaşımla ve farklı derslerle bütünleştirilmiş olarak ele alınmasının, öğrencinin derse yönelik motivasyonuna, öz yeterlilik ve problem çözme becerilerine yönelik algısına, kavramsal gelişimine ve akademik başarısına etkisi incelemek ve süreçte yer alan öğretmen ve öğrencilerin disiplinlerarası fen eğitimi çalışmalarıyla ilgili düşüncelerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel ve nicel verilerin birlikte toplanıp değerlendirildiği karma araştırma yöntemlerinden yakınsayan paralel karma desen tasarımı benimsenmiş ve uygulanmıştır. Fen bilimleri dersinde yer alan saf maddeler ve karışımlar ünitesi ile ışığın madde ile etkileşimi ünitelerine ilişkin kazanımlar matematik, Türkçe, görsel sanatlar, teknoloji tasarım ve sosyal bilgiler dersi kazanımları ile ilişkilendirilmiş ve bu dersler ilişkilendirilen ortak kazanımlar çerçevesinde işlenmiştir. Araştırma bir vakfın Sakarya'da yer alan özel okulunda öğrenim gören 49 öğrenci ve bu öğrencilerin derslerine giren altı öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Okulda yedinci sınıf düzeyinde yer alan üç şubeden ikisi deney, biri kontrol grubunu oluşturacak şekilde belirlenmiş ve deney grubu ile disiplinlerarası eğitim çalışmaları yapılırken, kontrol grubunda dersler herhangi bir müdahale olmaksızın devam etmiştir. Disiplinlerarası eğitim uygulamalarının yapıldığı sınıflarda fen bilimleri dersinde kavramlar dersin kendi çok disiplinli yapısı içerisinde fizik, kimya, biyoloji, astronomi ve yer bilimleri bağlamında ele alınmış; diğer derslerde de dersin kazanımı fen bilimleri dersi ile ilişkilendirilerek işlenmiştir. Sürecin öğrencilerin akademik başarılarını nasıl etkilediği akademik başarı testi ile, öğretmen ve öğrenci görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme formları ile, öğrencilerin ders içerisindeki durumları öğretmenler tarafından doldurulan gözlem formları ile, öğrencilerde kazanımlara ilişkin kavramsal gelişim durumu zihin haritaları ile, yapılan çalışmanın öğrencilerin öz yeterliliklerinde bir değişime neden olup olmadığı öz yeterlilik ölçeği ile, fen bilimlerine dersine yönelik motivasyon durumlarındaki değişim fen öğrenimine yönelik motivasyon ölçeği ile ve problem çözme becerilerine yönelik algılarındaki değişim problem çözme becerilerine yönelik algı ölçeği ile tespit edilerek değerlendirilmiştir. Akademik başarı, öz yeterlilik, problem çözme becerilerine yönelik algı, kavramsal gelişim durumu, fen öğrenmeye yönelik motivasyon durumu bakımından gruplar karşılaştırılmıştır. Çalışma tüm derslerde toplamda 104 ders saatinde gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmada öğretmenlerin genel olarak disiplinlerarası çalışmaları değerli ve gerekli gördükleri, çalışmanın öğrencilere katkıları bakımından genel olarak olumlu görüşler bildirdikleri ancak zaman, fiziki ortam, ölçme-değerlendirme sistemi, kazanımların öğretim programlarındaki dağılımı nedenleriyle bazı zorluklar yaşadıklarını belirttikleri görülmüştür. Öğrencilerin de yapılan disiplinlerarası çalışmalardan memnun olduğu, çalışmanın öğrenmelerini olumlu etkilediği, ilgi ve farkındalıklarını artırdığı yönünde görüş bildirdikleri tespit edilmiştir. Öğretmenlerin gözlemleri de bu durumu desteklemektedir. Ancak az sayıda öğrenci belli bir süre sonra sıkıldığını, zorlandığını, konuların giderek karmaşıklaştığını, arkadaşları ile işbirliği yapmada zorluk yaşadığını belirtmiştir. Gözlem formlarından elde edilen sonuçlar öğrencilerin fen bilimleri dersini en çok görsel sanatlar, en az matematik dersi ile ilişkilendirdiğini ortaya koymuştur. Akademik başarı açısından değerlendirildiğinde hem fen bilimlerinin kendi çok disiplinli yapısı içerisinde hem de disiplinlerarası bağlantı kurmada deney grubundaki öğrencilerin daha yüksek bir akademik performans sergiledikleri görülmüştür. Benzer şekilde kavramsal gelişim açısından değerlendirildiğinde de deney grubu lehine anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Öz yeterlilik ve fen öğrenmeye yönelik motivasyon açısından bakıldığında deney gruplarındaki puan artışının daha yüksek olduğu ancak bu farklılığın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olmadığı görülmüştür. Problem çözme becerilerine yönelik algı açısından değerlendirildiğinde ise yapılan uygulama deney ve kontrol grupları arasında önemli derecede bir farklılık oluşturmamıştır.

Fen bilgisi eğitimiKavram gelişimiMotivasyon+2
Zeynep Akça
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeylerini farklı değişkenlere (cinsiyet, yöneticilik deneyimi, yaş, öğrenim durumu) göre araştırmak, yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek hedeflenmiştir. Araştırma nicel yöntemlerden ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Sakarya ilinde resmi okullarda görev yapan 1308 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Örneklem ise evrenden rastgele seçilen gönüllü 302 okul yöneticisini içermektedir. Araştırma verileri toplanırken, katılımcılara ait farklı demografik bilgilere ulaşmak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen " Kişisel Bilgi Formu" , alanyazında yaygın bir şekilde kullanılan Erdoğan ve Arsal (2016) 'ın geliştirmiş olduğu " Yaşam Boyu Öğrenme Ölçeği" ve Kılıçer ve Odabaşı (2010)'nın Türkçe 'ye uyarladığı "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında SPSS 24.0 paket programından faydalanılmıştır. Araştırmanın alt problemlerinin analizinde okul yöneticilerinin ölçeklerden aldıkları puanları hesaplamak için betimsel istatistiklerden yararlanılmıştır. Karşılaştırma analizlerinde Kolmogrov-Simirnov ve Shapiro-Wilk normallik testleri ile Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri kullanılmış, ilişki analizinde ise Spearmansıra farkları korelasyon katsayısı incelenmiştir. Araştırma verilerinin sonuçlarına göre, okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeylerinin yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasında pozitif yönlü ve orta seviyede manidar bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve bireysel yenilikçilik düzeyleri cinsiyet ve yöneticilik deneyimi değişkenine göre manidar bir farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin, yaş değişkenine göre manidar bir farklılık göstermediği ancak bireysel yenilikçilik düzeyine göre 33-43 yaş aralığı lehine manidar farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin, öğrenim durumu değişkenine göre lisans düzeyinde öğrenim görmek lehine manidar farklılık gösterirken bireysel yenilikçilik düzeyinde manidar farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul yöneticileri için yaşam boyu öğrenme eğilimleri arttığında bireysel yenilikçilik düzeylerinin de artacağı söylenebilir.

Bireysel yenilikçilikOkul yöneticileriYaşam boyu öğrenme+2
Salih Sarışık
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerine yönelik geliştirilen yapay zekâ eğitim içeriğinin yapay zekâ okuryazarlığına etkisi

Bu araştırmada ortaokul öğrencilerine yönelik geliştirilen yapay zekâ eğitimi içeriğinin yapay zekâ okuryazarlığına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Uygulama sürecine yönelik yapay zekâ okuryazarlığı başarı testi ile nicel olarak analizin sağlanmasının yanında nitel olarak hem eğitimi alan öğrencilerin hem de alan uzmanlarının görüşleri alınarak detaylı inceleme yapılması sağlanmıştır. Araştırma hem nicel hem nitel çalışmayı barındırdığından çalışma karma yöntem modelinde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada karma yöntem modellerinden biri olan Sıralı Açıklayıcı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda zayıf deneysel desenlerden tek grup ön test- son test deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında, araştırmanın uygulama sürecine yönelik uzman görüşü ve öğrenci görüşleri almak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi için betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Durum çalışması desenine göre veriler toplanmıştır. Veriler, görüşme sorularına göre temalara ve kodlara ayrılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul'daki bir ilçe belediyesinin yaygın eğitim kurumundaki 6.sınıf öğrencilerinden toplam 18 kişi ve nitel çalışma için uzman görüşleri alınan 3 kişiden oluşturmaktadır. Bu çalışma grubu uygun örneklem yöntemiyle seçilmiştir. Yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi programı kapsamında Taba modeli temel alınarak Vygotsky'nin modül yaklaşımı baz alınarak 14 modüllü bir eğitim içeriği geliştirilmiştir. Öğrencilerin genel başarı durumu; 14 modülün uygulanmaya başlanma aşamasıyla yapılan ön test ve uygulama sonunda yapılan son testten aldıkları puanlar ile oluşturulmuştur. Yapay zekâ okuryazarlığı başarı testinin güvenirlik çalışması 171 öğrenciye uygulanmıştır. Testin güvenirliliği kapsamında KR-21 analizide yapılmıştır. Çalışma grubuna uygulanan ön test ve son test arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla parametrik istatistik tekniklerinden Bağımlı Örneklem t Testi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucu eğitime katılan öğrencilerin ön test ve son test puanları arasında son test lehine bir farkın ortaya çıktığı ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Eğitime katılan öğrencilerinin başarı testi değerlendirildiğinde ön test puan ortalamalarının X̄=25 ve standart sapmanın S=13,79 son test puan ortalamalarının X̄=61,86 ve standart sapmasının S=15,52 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan analiz sonucu eğitime katılan öğrencilerin ön test ve son test puanları arasında son test lehine bir farkın ortaya çıktığı ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır [t (17) =-8,872 p<.05].Bu sonuçlara göre, çocuklara yönelik geliştirilen yapay zekâ eğitim içeriğiyle çocukların yapay zekâ okuryazarlıklarını geliştirme noktasında önemli bir etkisinin olduğu söylenebilir. Eğitime katılan öğrencilerden elde edilen nitel verilerde eğitim sürecine yönelik platform kullanımı ve eğitim kazanımları temalarına yönelikte olumlu bildirimler belirtmişlerdir. Uzmanlardan alınan görüşlerden ortaya çıkan sonuçlara göre yapay zekâ okuryazarlığının önemi vurgulanmış ve mevcut çalışmaların arttırılması gerektiğini belirtmişlerdir.

Karma yöntemlerKodlamaOrtaokul öğrencileri+2
Esra Soylu
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin e-öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeylerine etkisi

Bu araştırma öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile e-öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Bu doğrultuda, nicel yöntemi esas alan mevcut araştırmada ilişkisel tarama deseninden faydalanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2021-2022 akademik yılında Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenimine devam eden 2777 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi ise bu evrenden uygun örnekleme yöntemi ile ulaşılan 378 öğretmen adayından oluşmaktadır. Veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu", "Yaşam boyu Öğrenme Eğilimlerini Belirleme Ölçeği" ve "Üniversite Öğrencilerinin E-öğrenmeye Hazır Bulunuşluğu Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama araçlarının geçerliliğini test etmek için doğrulayıcı faktör analizi yürütülmüş; güvenirlik bağlamında ise Cronbach's Alpha iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular geçerlik ve güvenirlik ölçütlerinin karşılandığını göstermiştir. Elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir. Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin "olumlu"; e-öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeylerinin ise "yüksek" olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri cinsiyet, sınıf düzeyi, düzenli internet erişimi, anne öğrenim düzeyi gibi demografik değişkenler bağlamında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Bununla birlikte, günlük internet kullanım süresi, ailenin gelir düzeyi ve babanın öğrenim düzeyi değişkenlerine göre ise istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Öte yandan, öğretmen adaylarının e-öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeylerinin cinsiyet, düzenli internet erişimi, ailenin gelir düzeyi, anne ve baba öğrenim durumu değişkenlerine göre farklılaşmadığı; sınıf düzeyi ve günlük internet kullanım süresine göre ise istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılaştığı belirlenmiştir. Son olarak, öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile e-öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeyleri pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı orta düzeyde ilişkilidir ve yaşam boyu öğrenme eğilimi e-öğrenmeye hazırbulunuşluğu istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde yordamaktadır. Elde edilen bulgular mevcut alanyazın bağlamında tartışılmış ve araştırma bulgularından yola çıkarak öneriler sunulmuştur.

Aday öğretmenlerElektronik öğrenmeHazırbulunuşluk+2
Özgenur İskender Birgül
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Veri bilimi etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerine etkisi

Teknoloji hızla gelişirken, bireylerin bu gelişime kolayca uyum sağlamaları için gereken becerilerden biri de bilgi işlemsel düşünme becerisidir. Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencileri için geliştirilen veri bilimi etkinliklerinin küçük yaştan itibaren sahip olunması gereken bir beceri olan bilgi işlemsel düşünme becerisine etkisinin incelenmesi ve uygulanan programın öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Çalışma 7. sınıfta öğrenim gören 19 öğrenci ile yürütülmüştür. Bu çalışmada nitel verilerle desteklenmiş, nicel araştırma yöntemlerinden tek gruplu ön-test son-test zayıf deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmada önce yarı yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanarak ihtiyaç analizi yapılmış ve nitel verilere dayalı olarak deneysel çalışma tasarlanmıştır. Elde edilen veriler analiz edildikten sonra ortaokul öğrencileri için veri bilimi etkinlikleri geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Uygulama süreci öncesinde ve sonrasında bilgi işlemsel düşünme becerisi başarı testi ve bilgi işlemsel düşünme becerisi öz yeterlik algısı ölçeği kullanılarak nicel veriler elde edilmiş ve bağımlı-bağımsız örneklem t testi kullanılarak analiz edilmiştir. Nicel veriler elde edildikten sonra çalışmanın son aşamasında öğrencilerin etkinlikler ve uygulama süreci hakkında görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile alınmış ve veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Ortaokul öğrencileri için geliştirilen veri bilimi etkinliklerinin uygulama sonucunda bilgi işlemsel düşünme becerisi akademik başarıları ön test- son test arasında anlamlı bir fark olduğu sonucuna varılmıştır. Elde edilen bu sonucun cinsiyet açısından anlamlı olmadığını sonucuna varılmıştır. Çalışma sonucunda öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme becerisi öz yeterlik algıları ön test- son test arasında test genelinde anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Fakat ölçek alt boyutlarına bakıldığında problem çözme yeterliği alt boyutunda ön test-son test arasında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerle yapılan görüşme sonucunda veri bilimi etkinliklerinin problem çözme ve düşünme becerilerini geliştirdiğinin, öğrendikleri bilgilerin ve kazandıkları becerilerin akademik başarılarına ve kişisel gelişimlerine olumlu yönde katkı sağladığı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Bilgi işlemsel düşünme becerisi, veri bilimi, veri bilimi etkinlikleri, ortaokul öğrencileri

Bilgi işlemsel düşünmeEğitim etkinliğiEğitim faaliyetleri+2
Öznur Ayazoğlu
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

5–6 yaş çocukların okula uyum durumunun farklı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı anaokuluna başlayan 5 – 6 yaş grubu öğrencilerin okula uyum düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmada nicel yöntem desenlerinden betimsel tarama yönteminin kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 2021-2022 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi bağımsız anaokulu, resmi anasınıfı ile ilköğretim okullarının anasınıflarında ilk kez okul öncesi eğitimi almaya başlamış 5-6 yaş aralığındaki çocuklardan oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise 2021- 2022 eğitim öğretim yılında Sakarya ilinin farklı ilçelerinde bulunan 12 farklı anaokulunda öğretim gören 5-6 yaş grubu 234 okul öncesi çocuktan oluşmaktadır. Örneklem grubu seçiminde seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında öğrencilere ait belirlenen değişkenleri içeren ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", çocukların okula uyum düzeyinin belirlenmesi için ise Önder ve Gülay (2010) tarafından Türkçe 'ye uyarlanan "5-6 Yaş Çocukları İçin Okul Uyumu Öğretmen Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde öncelikle Sakarya Üniversitesi Etik Kurulu'ndan, ardında Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden gerekli izinler alınmıştır. Okul Uyumu Öğretmen Değerlendirme Ölçeği, öğretmenler tarafından 2021 – 2022 eğitim öğretim yılı Eylül ve Ekim aylarında gönüllülük esaslı alınarak doldurulmuştur. Kişisel Bilgi Formu yine öğretmen tarafından doldurulurken süreçle ilgili velilere bilgilendirme yapılarak gerekli izinler alınmıştır. Elde edilen verilerin analizleri için öncelikle normallik testi yapılmıştır. Test sonucunda normallik varsayımına dayanarak araştırmanın içeriğine uygun olarak parametrik testlerden Bağımız Örneklemler t Testi ve ANOVA kullanılmıştır. Bu bağlamda örneklem grubunu oluşturan öğrencilerin okula uyum durumuna dair aldıkları puanların öğrencilerin cinsiyetine ve okula giden kardeşe sahip olma durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlenmesi için Bağımsız Örneklem T Testi kullanılmıştır. Öğrencilerin yaşı, doğum sırası, kardeş sayısı, anne ve baba eğitim durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için ise F Testi (ANOVA) yapılmıştır. Sonuçlarda ortaya çıkan farklılığın kaynağını ve hangi grubun lehine olduğunu tespit etmek amacıyla Tukey testi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre 5-6 yaş grubu çocukların okula uyum durumunun cinsiyete ve baba eğitim durumuna göre anlamlı şekilde farklılaştığı sonucuna varılmıştır. Yaş, doğum sırası, kardeş sayısı, anne eğitim durumu ve okula giden kardeş bulunma durumunun ise okul uyumu üzerinde anlamlı farklılık yaratmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, Erken çocukluk eğitimi, Okula uyum

Erken çocuk eğitimiOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+3
Büşra Kıt
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı uyruklu ilkokul öğrencilerinin Türkçe anlama/anlatma becerilerinin incelenmesi

Bu araştırmada ülkemizde bulunan Türkçe bilen yabancı uyruklu ilkokul öğrencilerinin anlama ve anlatma becerileri açısından Türkçe ile anadilleri olan Arapça ve Türk öğrencilerle aralarında fark olup olmadığının tespiti amaçlanmıştır. Araştırma nicel araştırma modellerinden tarama modeli ile yürütülmüştür. Araştırma evrenini Sakarya ilinde ilkokul eğitimine devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi ölçüt örneklem yoluyla oluşturulmuştur. Ölçüt olarak yabancı uyruklu öğrenci seçiminde "yeterli/sınıf düzeyinde Türkçe dil becerisine sahip olma", Türk öğrenci seçiminde ise sınıftan seçilen yabancı uyruklu öğrenci ile aynı cinsiyetten, aynı sayıda ve sınıf ortalamasında bulunan öğrenci olma ölçütleri kullanılmıştır. Ölçütleri sağlayan öğrencilerin tespiti sınıf öğretmenin görüşlerine göre belirlenmiştir. Araştırma örneklemini 46 yabancı uyruklu, 49 Türk uyruklu toplam 95 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Türkçe ve Arapça Anlatıda Çokdilliliği Değerlendirme Aracı (AÇDA) kullanılmıştır. AÇDA'nın sunduğu anlatım ve tekrar anlatım modelleri kullanılmıştır. Tüm öğrencilerden Türkçe AÇDA aracı ile veri toplanmış olup yabancı uyruklu öğrenciler arasından anadili Arapça olan öğrencilerden Arapça AÇDA ile de veri toplanmıştır. Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin Türkçe becerileri ile Arap uyruklu yabancı öğrencilerin Türkçe ve Arapça anlatılarındaki makro ve mikro yapılar ile anlama becerileri kıyaslanmıştır. Araştırmada sınıf düzeyi ve cinsiyet değişken olarak kullanılmıştır. Verilerin analizinde Kruskal Wallis testi, Mann Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testleri uygulanmış olup etki büyüklüğünün hesaplanmasında ise Cohen d ve Pearson kolerasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada öykü yapısı alt alanı anlatım modelinde hem Türk ve yabancı öğrencilerin Türkçe becerileri hem de Arap uyruklu yabancı öğrencilerin Türkçe ve Arapça becerileri incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı ve Türkçe lehine bir fark olduğu, tekrar anlatım modelinde ise Türk ve Yabancı öğrenciler arasındaki farkın ortadan kalktığı ancak Arap uyruklu yabancı öğrencilerin Türkçe ve Arapça becerileri arasında Türkçe lehine oluşan bu farkın devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin Türkçe becerilerinin sınıf düzeyine göre incelendiğinde 1. sınıf öğrencileri arasında tekrar anlatım modeli anlama alt alanında da istatistiksel olarak anlamlı ve Türk öğrencilerin lehine bir fark olduğu, 2. sınıf öğrencileri arasında anlatım modeli yapısal karmaşıklık alt alanı girişim sonuç bölümünde ve tekrar anlatım modeli anlama alt alanında da istatistiksel olarak anlamlı ve Türk öğrencilerin lehine bir fark olduğu, 3. ve 4. sınıf öğrencileri arasında hem anlatım hem de tekrar anlatım modelinde istatistiksel bir fark olmadığı sonucu elde edilmiştir. Türk ve Arap uyruklu öğrencilerin Türkçe becerileri cinsiyete göre incelendiğinde ise anlatım modeli öykü yapısı alt alanı ile tekrar anlatım modeli anlama alt alanında Türk erkek ve Türk kız öğrenciler ile yabancı erkek ve yabancı kız öğrenciler arasında istatistiksel olarak anlamlı ve Türk öğrencilerin lehine bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yabancı uyruklu öğrencilerin Türkçe becerilerinin geliştirilmesi için çalışmalar yapılması, farklı değişkenler ile benzer çalışmalar yapılması ve boylamsal çalışmalar yapılması araştırmanın önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Anlama, anlatma, yabancı uyruklu öğrenciler,

AnlamaAnlatmaMülteciler+7
Musa Çalışır
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

An evaluation of M.A. programs in English language education from students' and graduates' perspectives: Turkish context

The aim of this descriptive study, which employed a convergent parallel design and a mixed-methods approach, was three-fold: First of all, it aimed (1) to evaluate the perspectives of students and graduates on the Master of Art (M.A.) programs in English Language Education in the Turkish context. Program evaluation was investigated with respect to the program description, departmental support, the atmosphere in the department, program instruction-evaluation methods, classroom management-cooperation skills, program resources, program content, and overall evaluation. The second aim was (2) to investigate the students' and graduates' purposes and motivations for pursuing an M.A. degree and their overall satisfaction with the program they are enrolled in or graduated from. The third aim was (3) to investigate whether master's students and graduates' M.A. program evaluations vary according to their gender, years of teaching experience, and undergraduate academic achievement. To this end, sixty-nine participants (thirty-eight current students and thirty-one graduates of M.A. programs in Turkey) from 23 different M.A. programs participated in this study. Quantitative data came from an adapted Likert-scale questionnaire whereas qualitative data came from open-ended questions and semi-structured interviews. The findings of the study illustrated that the participants pursue their graduate studies mostly to become a researcher in an academic setting in terms of professional career choice. The study also revealed that according to participants, personal intellectual enrichment was the most important influential determinant to starting an M.A. study. More specifically, although findings did not yield any statistically significant difference across gender, years of teaching experience, or undergraduate academic achievement, the study revealed that female participants, experienced teachers, and mid-achievers had higher evaluation mean scores in terms of evaluating the M.A. programs. For the improvement of the M.A. programs, the participants overall suggested increasing the number of elective courses, avoiding repetition of B.A. courses, and providing adequate feedback. The results of this study are considered to be a guide for program developers, M.A. faculty members, and M.A. candidates. Keywords: English language education, Program evaluation, Master's program evaluation, Satisfaction

Program evaluation
Pınar Karabacak
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2023
00