Sakarya University
Institute

Institute of Educational Sciences

Sakarya University

773

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin manipüle etme eğilimleri ve ilişki doyumları arasındaki ilişkide duygu düzenlemenin aracı rolü

Bu çalışmadaki amaç üniversite öğrencilerinin romantik ilişkilerindeki manipüle etme eğilimleri ve ilişki doyumları arasındaki ilişkide duygu düzenlemenin aracı rolünün olup olmadığının incelenmesidir. Ayrıca daha önce romantik bir ilişki yaşamış ya da şu anda devam eden bir romantik ilişkisi olan öğrencilerin cinsiyet, yaş ve romantik ilişki süresi gibi demografik değişkenlere göre ilişki doyumları, manipüle etme eğilimleri ve duygu düzenlemelerine göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Bu araştırmada, nicel araştırma desenlerinden biri olan ilişkisel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak İnsan İlişkilerinde Manipülasyon Ölçeği (İİMÖ), Duygu Düzenleme Anketi (DDA), İlişki Değerlendirme Ölçeği (İDÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'de eğitim gören yaşları 18-27 arasında olan toplamda 340 üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır. Çalışma grubunun 202'sini kadın, 138'ini erkek katılımcılar oluşmaktadır. Araştırmadaki verilerin analizi için ilişkisiz örneklemler için t-testi, ilişkisiz örneklemler için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) varyansların homojenliğinin test edilmesinde ise Levene Testi, tek yönlü varyans analizi sonucunda ortaya çıkan anlamlı farklılıkların hangi gruplardan kaynaklandığının belirlenmesi için Tukey Testi uygulanmış ve betimsel istatistik yöntemlerinden yararlanılmıştır. Üniversite öğrencilerinin ilişki doyumları, manipüle etme eğilimleri ve duygu düzenleme puanları cinsiyet, yaş ve romantik ilişki sürelerine göre anlamlı şekilde farklılık göstermektedir. Korelasyon analiz sonuçlarına ilişkin üniversite öğrencilerinin yeniden değerlendirme ve ilişki doyum arasında pozitif ve orta düzeyde, manipüle etme eğilimleri arasında ise negatif ve orta düzeyde ilişki olduğu, bastırmanın ise; ilişki doyumuyla negatif ve orta düzeyde, manipüle etme eğilimleri ile pozitif bir ilişki ve orta düzeyde olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca manipüle etme eğilimleri ve ilişki doyumları arasında negatif ve orta düzeyde bir korelasyon bulunmuştur. Araştırma probleminin incelenmesine yönelik aracı etki analizi için Hayes (2013) tarafından geliştirilen SPSS Process Makro 4.2. eklentisi ve Model 4'ten faydalanılmış, bootstrap (yeniden örnekleme) yöntemi ile regresyon analizi yapılmıştır. Üniversite öğrencilerinin manipüle etme eğilimleri ve ilişki doyumları arasındaki ilişkide duygu düzenlemenin alt boyutları olan yeniden değerlendirme ve bastırmanın orta düzeyde aracı rolü olduğu bulgularına ulaşılmıştır Anahtar Sözcükler: Romantik ilişkiler, Manipüle etme eğilimi, Duygu düzenleme, Yeniden değerlendirme ve bastırma, Romantik ilişki doyumu.

Şeymanur Demir
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Biyofili (doğayla bağlantı) testinin Türkçe'ye uyarlanması

Okul öncesi dönem çocukları için çevre eğitimi önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle günümüzde okul öncesi dönem çocuklarının doğa ile bağlantısını ölçmek için yeni ve yenilikçi test araçlarına ihtiyaç olduğu bilinmektedir. Bu araştırmanın amacı, çocukların biyofilisini üç ana başlık altında "çevresel farkındalık, çevresel duyarlılık ve çevresel tercihler" değerlendirmek amacıyla Jessica MacKeen tarafından uyarlanan "Okul Öncesi Çocukların Çevre Bilgisini ve Doğayla Bağını Ölçmek İçin Oyun Tabanlı Bir Test Aracının Psikometrik Geçerliliği" olarak güncellenen test aracının Türkçe'ye uyarlanması amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu, Sakarya İli Adapazarı ilçesinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulları ve 48-72 ay arasında tipik gelişim gösteren 280 çocuk oluşturmaktadır. Testin uyarlama aşamalarında, bilimsel çerçeveye uygun olmasına dikkat edilmiştir. Testin geçerlik ve güvenirlik çalışmasına tüm örneklem grubu dâhil edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda testin güvenirlik katsayısı (KR-20) bölüm 1A-1B için 0,78 ve bölüm 2A-2B için 0,83 bulunmuştur. KR-21 değerleri ise bölüm 1A-1B için 0,78 ve bölüm 2A-2B için 0,82 bulunmuştur. Cronbach alfa güvenirlik katsayısı bölüm 1A-1B için 0,78 ve bölüm 2A-2B için 0,74 bulunmuştur. Madde analizleri sonucunda madde güçlük ve madde ayırt edicilik değerlerinin kabul edilebilir sınırlar içinde olduğu belirlenmiştir. Test çeşitli değişkenler açısından (yaş, cinsiyet, anne-baba eğitim durumu, dış mekâna çıkma sıklığı) incelenmiş ve test tekrar test yöntemi uygulanmıştır. Değişkenler arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan analizler sonucunda testin Türk kültürüne uygun geçerli ve güvenilir bir test aracı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Biyofili, Okul öncesi dönem, Doğayla bağlantı, Test uyarlama, Geçerlik ve güvenirlik.

Ezgi Emine Olaş Uysal
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenen örgütlerde girişimci öğretmen davranışları

Örgütler için öğrenme kavramı sürekli yenilenme ve büyüme, değişime ayak uydurma ve süreklilik arz edip ayakta kalabilme açısından oldukça önemli bir etkendir. Öğrenen örgütler sürekli öğrenmeyi ilke edindikleri için sürekli gelişen ve değişen kurumlardır. Bu araştırmanın amacı öğrenen örgüt profilinde girişimci öğretmen davranışlarının nasıl olduğunu ortaya koymaktır. Araştırma için ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. 2023-2024 Eğitim-öğretim yılında Kocaeli'nde Milli Bakanlığına bağlı kurumlarda görev yapan basit tesadüfi örneklem yoluyla seçilmiş 463 tane öğretmen çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada konuya uygun olacak şekilde demografik bilgi formunun yanında "Öğrenen Örgüt Profili Ölçeği" ile "Girişimci Öğretmen Davranışları Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi yapılırken tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra, (One Way ANOVA) tek yönlü varyans analizi ve bağımsız örneklem t-testi ve pearson korelasyon analizi ile son olarak da basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Sonuç olarak elde edilen veriler de SPSS 22.0 paket programı vasıtasıyla gerekli istatistiksel analizler ile girişler yapılarak oluşturulmuş ve sonuçlandırılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilecek olan bulguların literatüre önemli katkı sağlayacağı ve sonraki araştırmalar için veri sağlaması açısından da önemli olacağı düşünülmektedir. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde, öğretmenlerin görüşlerine göre öğrenen örgüt algılarının düzeyinin yüksek olduğu bulunmuştur. Öğrenen örgüt profili genelinde cinsiyet, yaş, eğitim durumu, kıdem, çalıştığı kurum veya bugüne kadar herhangi bir projede yer alma değişkenlerine bağlı olarak bir farklılık görülmezken kendini girişimci olarak hisseden öğretmenlerin öğrenen örgüt algıları yüksek çıkmıştır. Aynı zamanda okul yöneticisi girişimci olan, öğretmenlerini girişimci olmaya teşvik eden yöneticilerle çalışan öğretmenlerde de bu durum benzer sonuçlar taşımaktadır. Öğretmenlerden öğrencilerini girişimci olmaya teşvik eden öğretmenlerde de öğrenen örgüt algı düzeylerinin yüksek olduğu ve motivasyon kaynaklarının da değişkenlik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen görüşlerine göre girişimci öğretmen davranışlarında cinsiyet, yaş, kıdem, çalıştığı kurum değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık görülmezken eğitim durumu değişkenine bakıldığında lisansüstü eğitim mezunu öğretmenlerin girişimcilik davranışlarının, lisans mezunu öğretmenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Bununla beraber kendini girişimci hisseden, okul yöneticisi girişimci olan, yöneticilerinin girişimciliğe teşvik ettiği ya da herhangi bir projede yer alan ve girişimcilikle ilgili içsel motivasyonu yüksek olan öğretmenlerin girişimcilik davranış özelliklerinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenen örgüt profili ölçeği ile girişimci öğretmen davranışları arasında orta düzeyde pozitif olarak istatistiksel anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Öğrenen örgüt profili ölçeğinin, öğretmenlerin girişimci öğretmen davranışları algısının anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir.

Yasemin Salih
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin okul dışı öğrenmeyi düzenlemeleri ile riskli oyun değerlendirmeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Eğitim, doğum ile başlayıp, tüm hayatta sürekliliğini gösteren bir süreçtir. Eğitim, yalnızca okullardan ibaret olmayacak kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Okul dışı ortamlar, sınıf içerisindeki etkinliklerin, dört duvarın dışına çıkabilmesini sağlayan ortamlardır. Dış mekânda planlanan etkinliklerde risk alma durumu da önemli olmaktadır. Çocukların zamanının çoğunu oyun oynayarak geçirdiği okul öncesi dönem, oyunların özelliği dolayısıyla risk almayı, problem çözmeyi de içermektedir. Çevrelerini deneyimleme arzusu içinde olan çocuklar, bunu gerçekleştirirken, sınırlarını test ederek, risk alma çabası içine girmektedirler. Eğitimde karar verici rolün, öğretmende olması dolayısıyla, riskli oyunla ilgili görüşlerinin, yaklaşımlarının incelenmesi ve öğretmen davranışlarının, doğal ortamda gözlemlenmesi, uygulamalarına yönelik daha doğru fikirler edinilebilmesi açısından önemlidir. Bu çalışma, okul öncesi öğretmenlerinin okul dışı öğrenmeyi düzenlemeleri ile riskli oyun değerlendirmeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Örneklem grubu kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi ile belirlenmiştir. Çalışmaya 228 kadın 32 erkek olmak üzere toplam 260 öğretmen katılmıştır. Çalışmada veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ''Demografik Bilgi Formu'', Bolat ve Köroğlu tarafından 2020 yılında geliştirilen ''Okul Dışı Öğrenme ve Okul Dışı Öğrenmeyi Düzenleme Ölçeği'' ve Karaca ve Uzun tarafından 2020 yılında geliştirilen ''Okul Öncesi Öğretmenleri İçin Erken Çocukluk Riskli Oyun Değerlendirme Aracı- Öğretmen Formu'' ile toplanmıştır. Veriler SPSS-27 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sosyodemografik sorular için frekans tablosu oluşturulmuştur. Değişkenlerin grup ortalamalarındaki farklılıkları görebilmek için 2 gruplu değişkenlerde bağımsız örneklem t-test, 3 ve daha fazla gruplu değişkenlerde One-Way ANOVA uygulanmıştır. Ölçeklerin birbirleri arasındaki ilişkinin yönünü ve gücünü tespit edebilmek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini görmek üzere doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, Okul Dışı Öğrenmeyi Düzenleme Ölçeği ile Erken Çocukluk Riskli Oyun Değerlendirme Aracı-Öğretmen Formu toplam puanları arasında pozitif yönlü ve zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu durum, okul öncesi öğretmenlerin okul dışı öğrenmeyi düzenleme süreçleri ile çocukların riskli oyunlarına ilişkin algıları arasında sınırlı fakat anlamlı bir ilişkinin varlığını göstermektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda yapılacak diğer araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Sena Gür
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Metin tamamlama ve oluşturma tekniklerinin Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin yazma beceri, kaygı ve öz-yeterliğine etkisi

Çalışma beş bölümden oluşmaktadır ve giriş bölümünde araştırmanın amacı, problem durumu, alt problemler, varsayımlar, sınırlılıklar ve tanımlar üzerinde durulmuştur. Bu çalışma kapsamında araştırmacı tarafından "Metin tamamlama ve oluşturma yöntemleri" olarak kısaltılan metin tamamlama, bir metinden hareketle yeni bir metin oluşturma ve bir metni kendi kelimeleriyle yeniden oluşturma tekniklerinin Türkçeyi ikinci dil olarak öğrenen yabancı uyruklu öğrencilerin yazma beceri, kaygı ve öz-yeterliklerine etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde dil ve öğretimi, yazma becerisi, yazma yöntem ve teknikleri, yazma kaygısı ve yazma öz-yeterliği kavramları üzerinde durulmuş; ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde çalışmanın yöntemi açıklanmıştır. Araştırmada karma yöntemin açıklayıcı sıralı deseni kullanılmış olup araştırmanın nicel kısmında yarı deneysel öntest – sontest kontrol gruplu desen, nitel kısmında görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılının mart-nisan kur döneminde Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Dil Eğitim-Öğretim Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde yabancı dil olarak Türkçe öğrenen on altışar kişilik iki C1 düzeyi sınıf oluşturmaktadır. Dördüncü bölüm araştırmanın bulgularından oluşmaktadır. Araştırmanın nicel verileri öğretimsel sürecin başında ve sonunda her iki sınıfa da uygulanan yazma başarı testi, yazma öz-yeterlik ölçeği ve yazma kaygısı ölçeğiyle; nitel veriler deney grubu öğrencilerine uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme sorularıyla elde edilmiştir. Katılımcıların yazma beceri, kaygı ve öz-yeterliğine yönelik nicel verileri SPSS programında bağımsız örneklemler t-testiyle; metin tamamlama ve oluşturma teknikleri hakkında katılımcıların görüşlerine yönelik nitel veriler ise içerik analiziyle yorumlanmıştır. Beşinci bölümde araştırmanın bulgularından hareketle metin tamamlama ve oluşturma teknikleriyle yazma eğitimlerine devam eden deney grubunun yazma becerisinin geliştiği, yazma öz-yeterliklerinde küçük bir artış olduğu, yazma kaygılarında ise anlamlı bir fark olmadığına ulaşılmıştır. Deney grubunun metin tamamlama ve oluşturma teknikleriyle ilgili olumlu görüş bildirdikleri de ulaşılan sonuçlar arasındadır.

Metin oluşturmakOkuma-yazmaYaratıcı yazma+3
Tuğçe Çelik
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Saftirik Greg serisinde mizah ve değer aktarımı

Bu araştırma, popüler çocuk edebiyatı serilerinden biri olan Saftirik Greg Günlüğü üzerinden değerler eğitiminin mizah yoluyla aktarımını incelemeyi amaçlamaktadır. Günümüz eğitim anlayışında değerlerin çocuklara kazandırılması, onların toplumsal uyum süreçlerini ve etik ilkeleri benimsemelerini kolaylaştıran önemli bir unsur olarak görülmektedir. Çocukların dikkatini çekmek ve soyut kavramları anlamalarını kolaylaştırmak için kullanılan yöntemlerden biri olan mizah, edebî eserlerde hem pedagojik bir araç hem de eğlence unsuru olarak önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, araştırmada mizahın çocuklara temel insani ve toplumsal değerleri aktarma sürecindeki işlevselliği incelenmiş ve bu değerlerin çocukların duygusal, bilişsel ve toplumsal gelişimleri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri benimsenmiş ve içerik analizi yöntemi kullanılarak serideki değer temalar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Analiz sürecinde, kitaplarda işlenen dürüstlük, adalet, sevgi, dostluk, saygı, sabır, öz denetim ve vatanseverlik gibi evrensel değerler belirlenmiş, bu değerlerin seride nasıl işlendiği, hangi bağlamlarda vurgulandığı ve karakterlerin bu değerleri nasıl temsil ettiği ele alınmıştır. Bulgular, serinin bu değerleri mizahi bir dil ve günlük yaşamdan alınan örneklerle işlediğini, böylece genç okuyucuların değerleri içselleştirme sürecine katkıda bulunduğunu göstermiştir. Özellikle mizahın, çocukların dikkatini toplama ve soyut değerleri anlamalarını kolaylaştırma konusundaki etkisi bulgular arasında dikkat çekmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, Saftirik Greg Günlüğü serisi, sadece eğlenceli bir edebî eser olmanın ötesinde, pedagojik bir rehber olarak da işlev görmektedir. Serideki olay örgüsü, karakterlerin yaşadığı çatışmalar ve bu çatışmaların çözümünde kullanılan yöntemler, çocuklara empati, eleştirel düşünme, toplumsal normlara uyum ve etik davranışlar gibi önemli kavramları kazandırmaktadır. Örneğin, dürüstlük teması üzerinden karakterlerin yaptıkları hataların sonuçlarıyla yüzleşmeleri, çocuklara dürüst olmanın önemini dolaylı bir şekilde aktarmaktadır. Benzer şekilde, adalet, sevgi ve dostluk gibi değerler de karakterler arası ilişkiler üzerinden doğal bir şekilde işlenmekte, bu değerlerin günlük hayattaki yansımaları hikayelerle somutlaştırılmaktadır. Mizahın serideki işlevi, değerlerin çocuklara doğrudan didaktik bir yöntemle öğretilmesinden ziyade dolaylı ve eleştirel bir öğrenme sürecine imkân tanımasıdır. Bu durum, çocukların değerleri sorgulamalarına, kendi yaşamlarıyla ilişkilendirmelerine ve bu değerleri daha kalıcı bir şekilde öğrenmelerine imkân sağlamaktadır. Araştırmada elde edilen veriler, mizahın eğitimsel bir araç olarak daha etkin bir şekilde kullanılabileceğini ve bu tür eserlerin pedagojik açıdan zengin bir içerik sunduğunu ortaya koymaktadır.

Hüseyin Çakırlar
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin şiddete yönelik tutumları ile annenin belirsizliğe tahammülsüzlüğü arasındaki ilişkide babanın belirsizliğe tahammülsüzlüğünün aracı rolü

Bu çalışmanın temel amacı, ergenlerde şiddete yönelik tutum ile annenin belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkide babanın belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyinin aracı rolünü test etmektir. Çalışma grubu, Sakarya'nın Akyazı ve Hendek ilçeleri ile Ankara'nın Mamak bölgesinde seçilen 201 kadın ve 110 erkek olmak üzere toplam 311 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Ergenlerin şiddet tutumlarını ölçmek için "Ergenlerin Şiddete Yönelik Tutumları Ölçeği", ebeveynlerin belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyini tespit etmek içinse "Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği" kısa formu kullanılmıştır. Araştırmada, ergenlerin şiddete yönelik tutumları ile anne ve babanın belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyi arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Ayrıca, ergenlerin şiddet tutumlarının cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı bağımsız örneklem t-testi, sınıf düzeyine göre farklılaşma ise ANOVA ile incelenmiştir. Ergenlerde şiddete yönelik tutum ile annenin belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyi arasındaki ilişkide babanın belirsizliğe tahammülsüzlüğünün aracı rolünün incelenmesi ise AMOS yazılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları, ergenlerde şiddete yönelik tutum hem anne hem de baba belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleriyle pozitif yönlü ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki içerisinde olduğunu ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlara göre şiddete yönelik tutumlar, cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Erkek öğrencilerin şiddete yönelik onaylayıcı tutumlarının kız öğrencilere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Sınıf düzeyi değişkenine yönelik bulgular ise öğrencilerin şiddete yönelik tutumlarının öğrenim gördükleri sınıfa göre anlamlı biçimde farklılaştığını göstermektedir. 9. sınıf ile 10. sınıfta bulunan öğrenciler arasında bir farklılaşma yokken, 9. sınıf öğrencilerinin şiddeti benimseme düzeylerinin 11. ve 12. sınıf öğrencilerine göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. AMOS ile gerçekleştirilen yol analizi, babanın belirsizliğe tahammülsüzlüğünün, anne belirsizliğe tahammülsüzlük ile ergenin şiddete yönelik tutumu arasındaki ilişkide aracı bir rol oynadığını göstermiştir. Sonuç olarak, ebeveynlerin belirsiz durumlarla baş etme becerilerindeki yetersizlik, ergenlerin şiddeti normalleştirme eğilimlerini artıran önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Elde edilen bulgular, alan yazını ile tartışılarak, araştırma sonuçlarına ve gelecekte yapılacak çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Eda Aslan Türk
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim öğrencilerinin dijital bağımlılık düzeyleri, akran zorbalığı seviyeleri, sevgi ve saygı değerlerine sahip oluş düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı ilköğretim öğrencilerinin dijital bağımlılık düzeyleri, akran zorbalığı seviyeleri, sevgi ve saygı değerlerine sahip oluş düzeyleri arasındaki ilişkileri ortaya koymak, ilişkilerin yönünü ve düzeyini belirlemektir. Araştırma yöntemi olarak nicel araştırma yöntemlerinden ilişikisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Milli Eğitim Bakanlığı, Sakarya ili, Ferizli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda öğrenim gören 4. ve 5. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evren içerisinden kolay örnekleme yöntemiyle seçilen 344 kız (%54,5), 287 erkek (%45,5) olmak üzere toplam 631 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Çocuklar İçin Dijital Bağımlılık Ölçeği", "Çocuk-Ergen Zorbalık Ölçeği" ve "Etkin Vatandaşlık Değerler Ölçeği (Sevgi ve Saygı Ölçeği)" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analiz işlemlerinde bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına bakıldığında öğrencilerin dijital bağımlılık düzeylerinde cinsiyet, cihaz başında geçirilen süre; akran zorbalığı düzeylerinde okulun bulunduğu yer, cihaz başında geçirilen süre; sevgi değeri düzeylerinde sınıf, cihaz başında geçirilen süre; saygı değeri düzeylerinde cinsiyet ve cihaz başında geçirilen süre değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca dijital bağımlılık ile akran zorbalığı, dijital bağımlılık ile sevgi ve saygı değerleri, akran zorbalığı ile sevgi ve saygı değerleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Sonuç olarak öğrencilerin dijital bağımlılık ve akran zorbalığı düzeylerindeki yükselişin sevgi ve saygı değerlerine sahip oluş düzeylerinde azalışa neden olduğu tespit edilmiştir.

Orhan Ertürk
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin 21. yy becerileri ile çevrimiçi öğrenmeye yönelik öz-yeterlik ve hazırbulunuşluk düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin 21. yüzyıl becerileri ile çevrimiçi öğrenmeye yönelik öz-yeterlik ve hazırbulunuşluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma kapsamında, öğrencilerin dijital çağın gerektirdiği öğrenme dinamiklerine ne ölçüde uyum sağladıkları belirlenmekte ve bu becerilerin çevrimiçi öğrenme süreçlerine olan etkisi ortaya konulmaktadır. Araştırma nicel yöntem kullanılarak ilişkisel tarama deseniyle yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Batman ilinde öğrenim gören lise öğrencileri oluşturmakta olup, araştırmanın örneklemi uygun örnekleme yöntemiyle seçilen ve çalışmaya gönüllü olarak katılan toplam 433 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Çok Boyutlu 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği, Lise Öğrencileri İçin Çevrimiçi Öğrenme Hazırbulunuşluk Ölçeği ve Çevrimiçi Öğrenmeye Yönelik Öz-Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Alt boyutlar arasında gerçekleştirilen Pearson korelasyon analizi sonuçları, 21. yüzyıl becerileri ile çevrimiçi öğrenmeye yönelik öz-yeterlik ve hazırbulunuşluk düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiler bulunduğunu göstermiştir. En güçlü ilişkilerin öğretici ve akran etkileşimi ve iletişimi öz-yeterliği ile öz-denetim ve motivasyon etkinliği (r = 0,826; p < 0,01) ile çevrimiçi öğrenme öz-yeterliliği ve öğretici ve akran etkileşimi ve iletişimi öz-yeterliliği (r = 0,682; p < 0,01) alt boyutları arasında olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet değişkenine göre yapılan bağımsız örneklemler t-testi sonucunda, yalnızca bilgisayar öz-yeterliliği boyutunda anlamlı bir farklılık saptanmış; erkek öğrencilerin bu boyutta kadın öğrencilere kıyasla daha yüksek ortalamaya sahip olduğu görülmüştür (p < 0,05). Yaş ve sınıf düzeyine göre gerçekleştirilen tek yönlü varyans analizi (ANOVA) sonuçları ise eleştirel düşünme ve problem çözme, girişimcilik ve inovasyon, sosyal sorumluluk ve liderlik, bilgisayar öz-yeterliliği, kendi kendine öğrenme, kariyer bilinci, öğretici ve akran etkileşimi ve iletişimi öz-yeterliliği boyutlarında anlamlı farklılıklar bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Eda Canevi
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Çevre eğitimi ve iklim değişikliği dersinin öğretiminde otantik öğrenme: Karma yöntem araştırması

Son yüzyılda yerel ve küresel ölçekte çölleşme, kuraklık, sel baskınları, öldürücü yaz sıcakları, habitat kaybı gibi birçok çevre sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktayız. Ayrıca çevreyle ilgili yapılan uluslararası toplantılarda insanlığın birlikte hareket ederek çevreye verilen zararları en aza indirmek için birçok proje tasarlanmaktadır. İklim krizinin oluşturduğu etkiler bütün dünyada insanlığın çevreyle etkileşimini yeniden gözden geçirmesine neden olmuş ve yeşil dönüşüm hareketlerini tetiklemiştir. Bu bağlamda ülkemizde insanların çevreye karşı daha bilinçli hareket etmesi, çevre problemlerine karşı duyarlı davranması ve çevresiyle olumlu bir bağ kurması için öğretim programları yenilenmiştir. Bununla birlikte Çevre Eğitimi ve İklim Değişikliği (ÇEİD) dersi, öğrencilerin çevreye karşı duyarlı ve sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmesini sağlamak amacı ile 2022-2023 Eğitim-Öğretim döneminde ilköğretim programına eklenmiş ve programda seçmeli bir ders olarak yerini almıştır. ÇEİD, bireylerin 21. yy. çevre problemlerini tanımlarını, bu konularda farkındalıklarının artmasını ve çevreyle olumlu bir bağ kurmalarını benimseyen kuramsal yapısının olduğu görülmektedir. ÇEİD öğretim programı otantik bağlama dayalı etkinliklerin yapılmasını benimsediği için dersin öğretiminde "Otantik Öğrenme" tercih edilmiştir. Otantik Öğrenme bireyin gerçek yaşam problemlerine odaklanmasını sağlayarak bir problem çözme sürecidir. Bu bağlamda çevre eğitiminde otantik öğrenme sürecinin, bireylerin yakın çevreleriyle bağ kurmalarını sağlayarak karşılaştıkları çevre sorunlarına çözüm üretme becerilerini geliştireceği ve çevreye yönelik olumlu davranışların kazanılmasında etkili olacağı düşünülmektedir. Bireylerin çevreye karşı davranışları sahip oldukları paradigmalara göre farklılaşmaktadır. Ayrıca bireylerin çevre problemlerine karşı fikirler geliştirmesi ve doğayla bağ kurması önem arz etmektedir. Bu araştırmada Çevre Eğitimi ve İklim Değişikliği dersi otantik öğrenme ile yürütülmüş ve otantik öğrenme sürecinin çevre paradigmaları, çevre problemlerine yönelik tutum ve doğaya bağlılık bağlamında etkililiği araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarının derinlemesine incelenmesi için hem nicel hem de nitel veriler toplanmıştır. Bu bağlamda araştırmada karma yöntem araştırması benimsenmiştir. Karma yöntem araştırması pragmatik paradigma ilkelerini ve topluluk temelli bir bakış açısını benimsemektedir. Böylece çevre, aile, okul gibi alanlardaki sorunların tespiti ve bu sorunlara çözüm üretme süreçlerini içermektedir. Araştırmanın, çalışma grubu ÇEİD dersini seçen öğrencilerin daha zengin ve derinlemesine bilgi sağlayacağı düşünüldüğünden dolayı amaçsal örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Bu bağlamda Sakarya ilinde bir devlet okulunda öğrenim gören toplam 28 ilköğretim 8. sınıf öğrencisi araştırma grubunu oluşturmaktadır. Araştırma grubunda 14 hafta boyunca her hafta 2 saat olmak üzere toplam 8 etkinlik yürütülmüştür. İlk hafta nicel veri toplama araçları uygulanmış ve ikinci hafta öğrencilerin otantik öğrenme sürecini deneyimlemeleri ve uygulamada herhangi bir sorunun olup olmadığını görmek açısından pilot uygulama yapılmıştır. Pilot uygulamadan sonra asıl uyulamaya geçilmiştir. Uygulama tamamlandıktan sonra 14. hafta son testler uygulanıp odak grup görüşmeleri yapılarak süreç tamamlanmıştır. Nicel verileri toplamak için, "Yeni çevre paradigmaları ölçeği", "Çevre problemlerine yönelik tutum ölçeği" ve "Doğaya bağlılık ölçeği" kullanılmıştır. Nicel ölçme araçlarından elde edilen verilerin normallik değerleri incelenmiş, çevre paradigmaları puanları, doğaya bağlılık puanları ve çevre problemlerine yönelik tutum puanları normal dağılım göstermiştir. Bu bağlamda çevre paradigmaları, doğaya bağlılık ve çevre problemlerine yönelik tutum öntest-sontest puanlarının analizi için öncelikli olarak bütün değişkenlerin alt faktörlerinin bütüncül etkisini görmek adına tekrarlı ölçümler için MANOVA testi, daha sonra her bir alt faktörün etkisini görmek adına tekrarlı ölçümler için ANOVA testi uygulanmıştır. Nitel verileri toplamak için, odak grup görüşmesi, araştırmacı gözlem formu, öğrenci günlükleri ve öğrenci portfolyo dosyaları kullanılmıştır. Nitel ölçme araçlarında elde edilen veriler tümevarım ve tümden gelim yöntemi kullanılarak veriler analiz edilmiş. Nicel ölçme araçlarında elde edilen bulgular incelendiğinde öğrencilerin çevre paradigma puanlarının, doğaya bağlılık ve çevre problemlerine yönelik tutum öntest-sontest puanları arasındaki fark sontest lehine istatiksel olarak anlamlı çıkmıştır. Nitel ölçme araçlarından elde edilen bulgulara göre odak grup görüşmesinden elde edilen kod ve temalar incelendiğinde etkinliklerin tamamında öğrencilerin Antroposentrik paradigma anlayışından ekosentrik paradigma anlayışına doğru bir bakış açısı değişimi gözlemlenmiştir. Benzer şekilde öğrenci günlükleri ve araştırmacı gözlem formundan elde edilen veriler incelendiğinde otantik etkinliklerin uygulanmasından sonra bireylerin Ekosentrik bakış açılarında gelişme olduğu söylenebilir. Ayrıca okul dışında yapılan etkinliklerde doğayla daha fazla bağ kurdukları hem odak grup görüşmesinde hem de diğer nitel ölçme araçlarından elde edilen bulgularda görülmektedir. Yine benzer şekilde çevre problemlerinin yer aldığı etkinliklerde öğrencilerin sürece aktif katıldığı ve grup çalışması yaparak sorunlara çözüm önerileri geliştirdiği hem öğrenci ürünlerinde hem de nitel ölçme araçlarından elde edilen bulgularda görülmektedir. Sonuç olarak öğrencilerin çevre paradigmalarının daha Ekosentrik bir bakış açısına evrildiği, özellikle doğal ortamlarda gerçekleştirilen etkinliklerin öğrencilerin doğaya bağlılık puanlarında bir artış gösterdiği ve çevre sorunlarını içeren otantik etkinliklerin öğrencilerin çevre problemlerine karşı olumlu tutum geliştirdiği ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda ÇEİD dersinin öğretiminde otantik öğrenme sürecinin kullanılması öğrencilerin çevreye olan duyarlılıklarını artırmada ve ekosentrik bakış açılarını geliştirmede önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.

Adnan Damar
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2025
00