Sakarya University
SAU

Sakarya University

Sakarya, Türkiye
Founded: 2000
Websitetwitterlinkedininstagramfacebook

8,208

Archived Theses

0

DOIs Assigned

6

Institute

0%

DOI Rate

Recently Added Theses

View All
DoctorateOpen AccessTR

Modern Mısır Arap edebiyatında öne çıkan eleştirmenler ve eleştiri yöntemleri

"Modern Mısır Arap Edebiyatında Öne Çıkan Eleştirmenler ve Eleştiri Yöntemleri" başlıklı bu çalışmamızda; modern dönemde Mısır'da öne çıkan eleştirmenleri ve eleştiri yöntemlerini inceliyoruz. Çalışmamızda yer verilen eleştirmenler; Hüseyn el-Mersafî, Mustafa Sâdık er-Râfiî, Ahmed Dayf, İbâhim Abdülkâdir el-Mâzinî, Muhammed Hüseyin Heykel, Abdurrahman Şükrî, Abbas Mahmûd el-Akkâd, Muhammed Mendûr, Seyyid Kutub, Tâhâ Hüseyin, Reşâd Rüşdî, Luis Avad, Yahyâ Hakkı, İzzüddin İsmail ve Salâh Fadl'dır. Çalışmamızda incelenen eleştiri yöntemleri; tarihsel eleştiri yöntemi, sosyolojik eleştiri yöntemi, ideolojik eleştiri yöntemi, psikolojik ve psikanalitik eleştiri yöntemleri, yeni eleştiri yöntemi, yapısal eleştiri yöntemi ve izlenimci eleştiri yöntemidir. Mısırlı eleştirmenlerin eserlerinden örneklerle ele alınan bu yöntemlerin sınırlılıkları üzerinde durulmuş, Mısırlı eleştirmenlerin edebî tenkit yöntemlerinde sentezci ve çoğulcu yaklaşımlarına dikkat çekilmiştir. Çalışmamızda; modern dönem Mısırlı eleştirmenlerin yöntemsel eğilimlerini etkileyen faktörler tespit edilmeye çalışılmış; bu faktörler, "kişiye ilişkin faktörler" ve "esere ilişkin faktörler" olmak üzere iki sınıfta ele alınmıştır. Esere ilişkin faktörler kapsamında "sanat anlayışları", "alınan eğitimler", "gelenek ve yenilik konusundaki tutum farklılıkları", "eleştirmenlerin amacı ve hitap edilen kitle" faktörlerine yer verilmiştir. Esere ilişkin faktörler kapsamında "edebî tür" ve "edebî eserin içeriği" konularına yer verilmiştir. Modern dönem Mısırlı eleştirmenlerin eserlerinin yöntemsel çeşitlilik ile dikkat çektiğini söyleyebiliriz. Eleştiri yöntemlerinin sınırlılıkları Tâhâ Hüseyin ve Seyyid Kutub gibi eleştirmenleri sentezci bir yaklaşım benimsemeye yöneltmiştir. Salâh Fadl ise farklı yöntemlerin avantaj ve dezavantajlarını ortaya koyabilmek amacıyla edebî eserleri değerlendirirken çoğulcu bir yaklaşım sergilemiştir.

Arap edebiyatı
Fatma Hayrünnisa Çil
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mecmû'a-i Eş'âr, Millet Yazma Eser Kütüphanesi, Ali Emîrî manzum 638 (1a-60b) (İnceleme-Karşılaştırmalı Metin-MESTAP'a Göre Tasnifi)

Çalışmanın konusu, Millet Yazma Eser Kütüphanesi Ali Emîrî Koleksiyonu 638 numarada bulunan Mecmû'a-i Eş'âr, adlı şiir mecmuasının (1a-60b) incelenmesi ve transkripsiyonunun yapılması ve tenkitli metninin oluşturulmasıdır. Çalışmada öncelikle çalışmanın amacı, önemi ve yöntemi vurgulanmış; mecmuanın 1a-60b varaklarının dış özellikleri, muhteva, dil ve yazım özellikleri, şairler, şiirlerinde kullandıkları vezin ve nazım şekilleri gibi tanıtımına dair bilgiler verilmiş, ardından da şairlerin hayatlarına kısaca değinilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında metnin transkripsiyonu yapılarak tenkitli metin kurulmuştur. Mecmua ile karşılaştırılan eserler arasındaki farklar ise dipnotta belirtilmiştir. Son olarak çalışmamızda Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP)'ne uygun olarak hazırladığımız muhteva tablosuna yer verdik. Mecmû'a-i Eş'âr, 87 varaktır. Mecmuanın ele aldığımız varaklarında on beş ile on sekizinci yüzyıl arasında yaşam sürmüş 37 farklı şaire ait 11 farklı nazım şekliyle kaleme alınan 269 şiir kayıtlıdır. Kimliği belirlenen 34 şairin biyografileri çalışmada yer almıştır. Bu çalışmayla, dîvânı bulunmayan, kaynaklarda tespit edemediğimiz, tespit edilse dahi şiirlerine ulaşılamayan şairler ve şiirleri gün yüzüne çıkararak akademik sahada yapılacak olan çalışmalara küçük de olsa bir fayda sağlanması amaçlanmaktadır. Bu türden şiir ve şairlerin ortaya çıkarılması edebiyat tarihine katkı sunmayı ve kaybolmuş değerlerin daha geniş açıyla değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Millet Yazma Eser Kütüphanesi, Mecmua, Şiir Mecmuası, Dîvân Şiiri, MESTAP

Ayşe Konukpay
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
10
DoctorateOpen AccessTR

Yenilikçi NFA-SiO2/C elektrot bileşenleri ile tam hücre lityum iyon pillerin geliştirilmesi

Bu doktora çalışmasında, yüksek enerji yoğunluğu ve uzun çevrim ömrü sunabilen yeni nesil lityum iyon pil elektrot malzemelerinin geliştirilmesi amacıyla nikel esaslı tabakalı katot yapıları ile SiO2 temelli anot malzemeleri tasarlanmış ve elektrokimyasal performansları sistematik olarak incelenmiştir. Katot tarafında üç farklı bileşimde LiNi0.8FexAlyO2 (NFA) malzemeleri sentezlenmiş; anot tarafında ise amorf SiO2 ve bunun karbon kabukla kaplanmış türevi olan SiO2/C malzemeleri geliştirilmiştir. Her iki elektrot sınıfı, çok yönlü yapısal ve morfolojik karakterizasyon yöntemleri ile incelenmiş ve ardından hem yarım hücre hem de tam hücre konfigürasyonlarında elektrokimyasal testlere tabi tutulmuştur. Çalışma kapsamında hem katot hem anot tarafında yapılan yenilikler, tam hücre performansına taşınarak literatürde sınırlı olarak ele alınmış özgün bir yaklaşım ortaya konulmuştur. Katot malzemeleri sol-jel yöntemi ile sentezlenmiş ve X-ışını kırınımı (XRD) analizleri sonucunda tüm numunelerin tabakalı R-3m yapıda olduğu, belirgin bir ikincil faz oluşmadığı tespit edilmiştir. Fe ve Al katkıları kafes parametrelerinde değişime yol açmış, özellikle Fe katkısının tabakalar arası mesafeyi artırarak Li⁺ difüzyon kinetiğini olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. SEM incelemeleri partiküllerin küresel ve homojen dağılıma sahip olduğunu, ancak Fe oranı arttıkça yüzey morfolojisinde düzensizliklerin oluştuğunu göstermiştir. TEM analizleri, tabakalı yapının korunduğunu ve kristalin düzenin Fe-Al katkıları ile stabilize edildiğini ortaya koymuştur. XPS sonuçları, Ni'nin farklı oksidasyon basamaklarında bulunduğunu, Fe ve Al katkısının yüzey oksidasyon dengesini sağladığını doğrulamıştır. Raman ve FTIR verileri, NFA1 numunesinde daha dar pik genişliği ve düzenli bağlanma karakteristikleri ile yapısal bütünlüğün daha yüksek olduğunu kanıtlamıştır. Elektrokimyasal performans açısından, üç katot arasında NFA1 numunesi öne çıkmış; 100 çevrim sonunda 148,34 mAh/g kapasite ve %83,22 kapasite korunumu ile en yüksek kararlılığı sergilemiştir. Fe oranının artışıyla çevrim ömrünün düştüğü gözlenmiş, bu da optimum Fe içeriğinin kritik önemini ortaya koymuştur. Co yerine Fe kullanımının hem çevresel ve ekonomik faydaları hem de yapısal stabiliteye katkısı bu çalışmada deneysel olarak doğrulanmıştır. Anot malzemeleri kapsamında, Stöber yöntemi ile sentezlenen SiO2 amorf yapıda ve küresel morfolojiye sahip elde edilmiştir. Karbon kaplama işlemi sonrasında elde edilen SiO2/C yapılarında, TEM ve XPS analizleri homojen karbon kabuğunu doğrulamış, Raman spektrumlarında grafitik D ve G bantları net olarak gözlenmiştir. FTIR analizleri, Si-O-Si bağlarının korunduğunu ve karbon kaplamanın yüzeye ek fonksiyonel gruplar kazandırdığını göstermiştir. Elektrokimyasal testler, saf SiO2'ye kıyasla SiO2/C'nin daha yüksek iletkenlik sunduğunu, hacim değişimlerini daha iyi tolere ettiğini ve kararlı bir SEI tabakası geliştirdiğini ortaya koymuştur. Böylece kapasite kaybı minimize edilmiş ve çevrim ömrü önemli ölçüde uzatılmıştır. xxii Tam hücre performansında, NFA1 katodu ile SiO2/C anodu birleştirilerek özgün bir hücre tasarımı gerçekleştirilmiştir. Bu tam hücre, başlangıçta 153,75 mAh/g kapasiteye ulaşmış, 100. çevrim sonunda ise 134,50 mAh/g kapasite ile %87,47 kapasite korunumu sağlamıştır. Ayrıca karşılaştırma yapmak için ticari NCA katodu ve SiO2/C anodu birleştirilerek tam hücre oluşturulmuştur. Oluşturulan tam hücre başlangıçta 158,41 mAh/g kapasiteye ulaşmış, 100. çevrim sonunda ise 129,68 mAh/g kapasite ile %77,84 kapasite korunumu sağlamıştır. Bu veriler ışığında nikelce zengin LiNiO2 türevi katotlarda demir ilavesi yapısal stabiliteyi ve redoks davranışını iyileştirerek kapasite performansını önemli ölçüde artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca NFA 1-SiO2/C ve NCA-SiO2/C tam hücrelerin C/10'den 2C'ye kadar artan akım hızlarında deşarj kapasiteleri karşılaştırılmıştır. Düşük akımda her iki hücre de yüksek deşarj kapasitesi vermiştir; ancak akım hızı arttıkça NCA hücresinde kapasite belirgin şekilde düşerken, demir katkılı NFA hücresi daha yüksek kapasite korumu sergilemiştir. NFA 1-SiO2/C tam hücre için çevrim öncesi ve 100 çevrim sonunda EIS testleri gerçekleştirilmiştir. Çevrim öncesi Rct değeri 93,50 ohm tespit edilirken çevrim sonrası bu değer 122,50 ohm olarak bulunmuştur. Elde edilen tüm veriler, NFA1-SiO2/C tam hücresinin literatürde nadir görülen, özgün bir kombinasyon olduğunu göstermekte ve özellikle elektrikli araçlar ile yüksek kapasiteli enerji depolama sistemleri için umut vadeden bir alternatif sunduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bu tez çalışmasıyla üç farklı NFA katodu arasında en iyi performansın NFA1 ile elde edildiği, Co yerine Fe ilavesinin yapısal ve elektrokimyasal performansı optimize ettiği, ayrıca SiO2'nin karbon kabuk ile kaplanmasının anot performansını belirgin şekilde iyileştirdiği deneysel olarak kanıtlanmıştır. Tüm bu bulgular, geliştirilmiş NFA 1-SiO2/C tam hücresinin hem akademik hem de endüstriyel açıdan yüksek potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Çalışma, yüksek enerji yoğunluğu, uzun ömür ve çevresel sürdürülebilirlik gibi temel parametrelerin birlikte sağlanabileceğini kanıtlayarak lityum iyon pil teknolojilerine özgün bir katkı sunmaktadır.

Enerji
Mustafa Mahmut Singil
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
10
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki yönetim bilişim sistemleri bölümleri ve akreditasyon hazırlık düzeyleri

Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'deki Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS) lisans programlarının ABET akreditasyon kriterleri çerçevesinde mevcut durumlarını değerlendirerek akreditasyon sürecine katkıları büyük önem arz eden öğretim elemanlarının farkındalığını, algılarını ve bilgi düzeylerini tespit etmektir. Çalışma bu amaçlar doğrultusunda beş bölüm olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde yükseköğretimde kalite ve akreditasyon kavramları tartışılmış, uluslararası alanda önemli birlikler incelenmiştir. Türk yükseköğretiminde kalite ve akreditasyon çalışmaları incelenerek, bir disiplin olarak YBS'nin ortaya çıkışı ve ABET akreditasyon kuruluşunun YBS programları için önemi tartışılmıştır. İkinci bölümde lisans programlarının mevcut durumlarını değerlendirmek amacıyla, Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi, Yükseköğretim Akademik arama sistemi ve üniversite web siteleri incelenerek veriler toplanmış ve ABET kriterleri doğrultusunda analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde, araştırma probleminin daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla seçilen karma araştırma yaklaşımı sunulmuş, sıralı keşfedici tasarım doğrultusunda önce nitel ardından nicel yöntem adımları izlenmiştir. Araştırmanın dördüncü bölümünde, amaçlı örneklem yöntemi ile belirlenen 11 öğretim elemanı ile gerçekleştirilen derinlemesine görüşme bulgularına yer verilmiştir. Öncelikle her öğretim elemanı ile yapılan görüşmeler bütüncül ele alınmış, ardından karşılaştırmalar sunulmuştur. MAXQDA programı ile analiz edilen görüşme verileri, 5 kategori halinde incelenmiştir. Araştırmanın beşinci bölümünde, durum çalışmasından çıkan sonuçlar dikkate alınarak, ilgili literatür temelinde ve ABET akreditasyon kriterleri doğrultusunda hazırlanmış ankete ilişkin sonuçlar sunulmuştur. Anketin uygulandığı tarihte YBS bölümünde görev yapan 535 öğretim elemanından 199'u akreditasyona ilişkin algı ve bakış açısının ölçüldüğü birinci bölümü eksiksiz yanıtlamıştır. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistiksel yöntemler ve karşılaştırma analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretim elemanlarının akreditasyonla birlikte standartlara uyum sağlanacağı ve kaliteli bir eğitim elde edileceği yönünde algıları olduğunu göstermektedir. Akreditasyonun önce çıkan faydaları, kaliteyi artırma, standartları sağlama, tanınırlık sağlama, iyileştirme sağlama ve iş birliği ağı oluşturması şeklinde görülmektedir. Akreditasyonun önündeki engellerin başlıcaları bütçe ve kaynak yetersizliği olarak değerlendirilmiştir. Türk yükseköğretim sisteminin akreditasyon kriterlerine uygunluğuna ilişkin yapılan değerlendirmede öne çıkan eleştiri kapasite problemlerinin olması şeklindedir. Akreditasyon kuruluşlarının bilinirliğine yönelik yapılan analizlerde, öğretim elemanlarının uluslararası akreditasyon kuruluşlarının üyelik ve akredite olma süreci ile akredite olma şart ve kriterleri hakkında bilgi düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Öğretim elemanlarının algı ve bakış açısının, cinsiyet, akreditasyon sürecinde görev alma, kurum türü, ünvan, akademik çalışma süresi, bölüm geçmişi, bağlı bulunulan birim ve bağlı bulunulan bölüm, birim ya da kurumun akreditasyon durumuna göre değişiklik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

ABETAkreditasyonKalite+2
Esra Cengiz Tırpan
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Siber güvenlik sistemleri için dinamik ve artımlı makine öğrenmesi yaklaşımları

katastrofik unutma) ve sınıf dengesizliği gibi temel zorlukların üstesinden gelmeyi amaçlayan iki özgün yaklaşım geliştirmektedir. Çalışmanın temel amacı, farklı öğrenme senaryolarında hem önceki bilgiyi koruyabilen hem de yeni sınıfları etkili şekilde öğrenebilen sürdürülebilir ve uyarlanabilir sistemler ortaya koymaktır. Bu kapsamda, biri EWC (Elastic Weight Consolidation) destekli ortak kodlayıcıdan oluşan bir derin öğrenme temelli mimari, diğeri ise çevrim içi öğrenmeye uygun Sınıf Artımlı Dinamik Çıktı Genişletme (CIL-DOE-Class-Incremental Learning with Dynamic Output Expansion) mekanizmasıyla donatılmış Hoeffding Tree modeli çözüm olarak önerilmektedir. Geliştirilen ilk model, ortak bir kodlayıcı (encoder) yapısı etrafında şekillendirilmekte ve bilgi koruma amacıyla EWC (Elastic Weight Consolidation) mekanizmasıyla desteklenen bir yapay sinir ağı mimarisi olarak tasarlanmaktadır. Söz konusu model, özellikle sınıf dengesizliği içeren artımlı öğrenme senaryolarında gözlemlenen performans düşüşlerinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında CICIoT2023 veri seti (Neto ve ark., 2023) kullanılarak, en sık ve en seyrek gözlemlenen sınıfların modelden çıkarıldığı çeşitli senaryolar test edilmektedir. Elde edilen ön bulgular, EWC mekanizmasının uygulanmadığı durumlarda makro ölçekte ciddi performans kayıplarının yaşandığını göstermektedir. Özellikle nadir sınıflarda F1 skorlarının %0 ila %9 arasında değiştiği gözlemlenmektedir. Buna karşın, EWC mekanizmasının uygulanmasıyla birlikte modelin geçmiş bilgilere ait parametrelerini koruyarak sınıf dengesizliğiyle daha etkili bir şekilde başa çıkabildiği görülmektedir. Makro F1 skorlarındaki %82'ye varan artışlar, EWC'nin hem genel başarıma hem de azınlık sınıfların öğrenilmesine anlamlı katkılar sunduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, EWC'nin etkisiyle modelin zaman içindeki kararlılığının arttığı ve önceki görevlerde öğrenilen bilgilerin, yeni görevler öğrenilirken kaybolmasının büyük ölçüde engellendiği anlaşılmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında geliştirilen ikinci yaklaşım, çevrim içi öğrenmeye uygun biçimde tasarlanmakta olup, sınıf çıktılarının veri akışı sırasında dinamik olarak genişletilmesini sağlayan CIL-DOE stratejisini temel almaktadır. Hoeffding Tree algoritması kullanılarak geliştirilen bu model, gerçek zamanlı sistemler için düşük gecikmeli, maliyet açısından verimli ve sürekli öğrenebilen bir yapı sunmaktadır. Gerçekleştirilen deneysel analizler, mikro ortalamalı metriklerde (doğruluk, micro-F1, micro-recall) modelin erken aşamalarda %80'in üzerine çıkarak hızlı bir yakınsama sağladığını, son aşamalarda ise bu metriklerin %95 düzeyine ulaştığını göstermektedir. Bu bulgular, modelin yeni sınıfları öğrenme süreci sırasında daha önce öğrenilen sınıflardaki performansını büyük ölçüde koruyabildiğini ortaya koymaktadır. Makro düzeyde ise, özellikle yeni sınıfların tanıtıldığı geçiş aşamalarında macro-F1 ve macro-recall metriklerinde geçici düşüşler gözlemlenmekte, ancak zamanla bu metriklerde düzenli bir iyileşme eğilimi ortaya çıkmaktadır. Bu durum, modelin nadir ve geç tanıtılan sınıflara yönelik genelleme kapasitesini zamanla geliştirebildiğini, ancak bu sürecin mikro metriklere kıyasla daha yavaş gerçekleşmekte olduğunu göstermektedir. Ayrıca, precision değerlerinin recall değerlerinin üzerinde seyretmesi, modelin tahmin sürecinde daha temkinli davrandığını ve özellikle azınlık sınıflarda yanlış pozitifleri önlemeye çalıştığını göstermektedir. Bu eğilim, sınıf dengesizliğinin etkisiyle modelin karar eşiğini daha sık gözlemlenen sınıflar lehine kaydırmakta olduğuna işaret etmektedir. Modelin güvenilirliği, Cohen's Kappa ve Matthews Korelasyon Katsayısı (MCC - Matthews Correlation Coefficient) gibi istatistiksel doğruluk ölçütleriyle değerlendirilmektedir. Bu metrikler, hem sınıf artımlı öğrenme senaryolarında hem de veri setinin doğal zaman akışıyla işlendiği deneysel kurulumlarda %95'in üzerinde istikrar sergilemekte olup, modelin yalnızca doğruluk açısından değil, aynı zamanda güvenilirlik bakımından da güçlü bir performans ortaya koyduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, bu tez kapsamında geliştirilen iki farklı yaklaşım, farklı öğrenme gereksinimlerine sahip sistemler için çözüm üretmeyi amaçlamaktadır. Derin öğrenme mimarisine entegre edilen EWC mekanizması, bilgi koruma ve azınlık sınıfların öğrenimi açısından etkili bir yapı sunmaktadır. Öte yandan, CIL-DOE temelli Hoeffding Tree modeli ise çevrim içi, sürekli ve hafif yapılı sistemler için uygun bir sınıf artımlı öğrenme stratejisi olarak öne çıkmaktadır. Her iki yaklaşım da sınıf dengesizliği, unutma ve yeni sınıflara adaptasyon gibi sınıf artımlı öğrenmenin temel zorluklarına karşı, yüksek genelleme kapasitesine sahip, esnek ve sürdürülebilir çözümler üretme potansiyeli taşımaktadır.

Engin Baysal
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Zîver Paşa Dîvânı'nın dinî-tasavvufî kelime, tabir ve kavramlar bakımından tahlili

Dîvân edebiyatının tarihsel gelişimini bilmek ve bu süreçte görülen yapısal değişimleri inceleyebilmek için öncelikle konuyla ilgili metinlerin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu tespiti takiben, aynı zamanda bir dil hazinesi olan Dîvân edebiyatı ürünleri, kendilerinden önce ve sonraki eserler arasındaki bağlantıları bulmak ve aralarındaki muhtemel etkileri ortaya koymak adına tek tek incelenmelidir. Dîvân edebiyatı alanında yapılan tahlil çalışmaları, şâirlerin hayâl dünyalarındaki zenginliklerin yanı sıra, içinde yaşadıkları topluma ilişkin dinî, sosyal ve kültürel unsurları ortaya koymak adına da büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede, Zîver Paşa Dîvânı'nda yer alan dinî ve tasavvufî kelime, tâbir ve kavramlar üzerinde çalışmaya karar verilmiştir. Çalışmamızda, öncelikle söz konusu dîvânda geçen dinî ve tasavvufî kelime, tâbir ve kavramlar belirlendikten sonra, fişlenen her bir unsurun geçtiği beyit ya da bentler derinlemesine irdelenmiştir. Çalışmada ayrıca, dinî ve tasavvufî mânâda ortak anlam ve imgelere sahip dinî-tasavvufî kelime, tâbir ve kavramlar bir araya getirilerek, şâirin tasavvur biçimi ve saptanan unsurların, hangi sınırlar içinde, ne gibi hayâllere konu olduğu gösterilmeye çalışılmıştır.

Eski Türk edebiyatıKlasik Türk edebiyatıTasavvuf edebiyatı+1
Faruk Ay
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00