Sakarya University
Institute

Ortadoğu Enstitüsü

Sakarya University

73

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
DoctorateOpen AccessEN

Terrorism and liberation movements in the Middle East: The case studies of FLN, Hezbollah and Hamas

Terrorism and liberation have always been controversial concepts. Different state and non-state actors have different interpretations of the two concepts. This study takes the liberation/terrorism designation of the National Liberation Front (French: FLN) in Algeria, Hezbollah in Lebanon, and Hamas in Palestine as case studies by focusing on how and why specific state-actors view them as liberation groups or terrorist organizations. The researcher applies the Theory of Just War, the National Liberation Theory and Revolutionary Terrorism (urban and psychological) throughout the research. Both state and non-state actors at the international and regional levels of analysis have been used to investigate how and why specific state actors view the three groups as terrorist or legitimate liberation actors, and the impact that the Cold War and the Arab Spring had on their designation. The research aims to answer how and why states view the FLN, Hezbollah and Hamas as terrorist or liberation groups and the impact of this designation on them. Hezbollah and Hamas were impacted the most by the Arab Spring while the FLN made use of the politics of the Cold War to its benefit. Hamas suffered the most because of its terrorist designation compared to the FLN and Hezbollah, due to the politics of the Arab Spring. The researcher applies a qualitative theory-oriented method throughout the study by using a comparative and case-studies approach, which includes consulting primary and secondary resources and literature on the issue and applying the theories of liberation/war and terrorism. The researcher concludes that the designation of the three groups by relevant state actors as liberatory or terrorist impacted their behavior on the ground and is unlikely to change in the short-term. The researcher suggests Finlay's proposed theory of non-terrorist resistance as a third way out of the terrorism/liberation controversiality. Keywords: Liberation, Terrorism, Middle East, FLN, Hezbollah, Hamas.

Algeria National Liberation FrontHamas organizationHizbullah+3
Yousef M. Y. Aljamal
Sakarya University · Ortadoğu Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Detant Dönemi ABD'nin Ortadoğu politikası: Mısır ve Suriye örnekleri (1970-1978)

Bu tez çalışmasının amacı ABD'nin detant dönemi (1970-1978) Mısır ve Suriye politikasını tarihsel olarak ele almaktır. Bu noktada çalışma Mısır ve Suriye'nin 1973 sonrası dış politika ve Arap-İsrail çatışmasına dair politik farklılaşmasını açıklamayı hedeflerken, buna müteakip ABD'nin detant dönemi Ortadoğu politikasının bu farklılaşmadaki rolünü anlamaya çalışmaktadır. Dekolonizasyon döneminde aynı kaderi paylaşan, Arap-İsrail çatışmasında aynı tarafta yer alan, benzer politikaları takip eden ve Sovyet Rusya'nın müttefiki olan Mısır ve Suriye'nin 1973 Yum Kippur Savaşı/Ramazan Savaşı sonrası farklı dış politika hedefleri izlemesi nasıl açıklanabilir? ABD'nin detant dönemi bölge politikasının 1973 Arap-İsrail savaşı sonrası Mısır ve Suriye'nin dış politikada farklılaşmasındaki rolü nedir? Başka bir ifadeyle, özellikle Mısır'ın İsrail ile anlaşma yaparak ABD müttefiki olmasında bu politika nasıl bir rol oynamıştır? ABD'nin Suriye politikası neden Mısır gibi bir sonuç yaratmamıştır? Suriye neden Sovyet müttefiki olarak kalmıştır? Detant Üçüncü Dünya Ülkeleri için ne ifade ediyordu? Diğer bir deyişle, Büyük Güçlerin kendi aralarında anlaşması müttefikleri olan Üçüncü Dünya Ülkelerini nasıl etkiledi? sorularına cevap aramaktadır. Geleneksel yaklaşımlar tek tek bilişsel, sınıfsal ve yapısal açıklamalar üzerinde durmaktadır. Bu çalışma ise aktörlerin davranışlarındaki değişiklikler veya belli davranışları sürdürme nedenlerini incelerken belli veya belirleyici etken üzerinde durmak yerine, belli veya belirleyici etkeni yaratan yapılar ve aktörler arasındaki ilişkilere, bunların birbirleriyle ne kadar entegre ilerleyip ilerlemediğine bütünsel bakmanın faydalı olacağını iddia etmektedir. Bu noktada tarihsel bir metot benimsenerek, birinci el kaynaklar ve dönemin doğrudan politika yapımına katılan kişilerin hatıratları üzerinden bütünsel bir açıklama yapmayı hedeflemektedir. Bu yapılırken ayrıca mevcut literatürün göz ardı ettiği ABD ve Sovyet detantının Mısır ve Suriye ilişkilerindeki çatallanmaya etkisini açıklamaya dahil etmektedir. 1970'lerde Ortadoğu'yu ele alan çalışmalar detantın uluslararası sistemde yaratmış olduğu değişimlerin bölge ülkelerinin davranış biçimleri üzerindeki etkisini ele almamaktadır. 1970'ler Ortadoğu'su ve ABD'nin bu dönemdeki bölge politikasına ara bir fasıla konularak, detantın yaratmış olduğu değişim belirtilmelidir. Sedat (Mısır) ve Esad'ın (Suriye) yirmi yıldan uzun süre devam eden müttefiklik ilişkileri, Sovyetlerle iş birlikleri ve ABD karşıtlığı gibi ortaklıklarının neden 1970'lerde farklılaştığını anlamak için 1970'lere tekabül eden detantı anlamak ve açıklamaya dâhil etmekle mümkün olur. Çünkü 1970'lerde Mısır ve Suriye arasındaki ayrışma ve bu dönemde yaşanan gelişmeler detanta denk gelmektedir. Anahtar Kelimeler: Detant, ABD Ortadoğu Politikası, Ortadoğu, Mısır ve Suriye

Amerika Birleşik DevletleriMısırOrta Doğu politikası+3
Menderes Kurt
Sakarya University · Ortadoğu Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İran'da reform hareketinin doğuşu, yükselişi ve dönüşümü: Hatemi dönemi

Bu çalışma, İran reform hareketini Muhammed Hatemi'nin cumhurbaşkanlığı dönemini (1997-2005) merkeze alarak incelemektedir. Çalışmada reform hareketini ortaya çıkaran, yükselmesine ve çökmesine sebep olan dinamiklerin neler olduğu sorusuna yanıt aranmaktadır. Bu doğrultuda reform hareketinin niteliği sorunsallaştırılmaktadır. Literatürdeki hakim yaklaşımın aksine reform hareketinin demokratik bir hareket olmaktan ziyade elitist bir hareket olduğu iddia edilmektedir. Çalışmanın teorik yaklaşımı elit teorisidir. Elit teorisi, İran siyasal sistemi ve siyasal aktörler bazında, yani hem kurumsal hem de aktörsel olarak çerçeve oluşturacak biçimde uyarlanmıştır. İran siyasetinin kurumsal yapısının demokratik değil elitist bir siyasete kapı araladığı vurgulanmıştır. Ayrıca İran'daki siyasi aktörlerin aile ve akrabalık yapıları sebebiyle dışarıya kapalı ağlar oluşturdukları ve dışarıdan gelenlerle siyasi pozisyonları paylaşmadıkları ileri sürülmüştür. Daha sonra bu teorik yaklaşım, siyasal süreç analizi metoduyla birlikte hipotezlerin test edilmesinde kullanılmıştır. Reformcuların siyasal geçmişleri, onları reformist yapan siyasi süreçler, reform döneminde yaşananlar ve reform döneminin sona ermesi, bahsi geçen teorik perspektif uyarınca anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, reform hareketinin elit içi siyasi kavgalar sonucunda ortaya çıktığı, hareketin yükselişinde ve çöküşünde de İran siyasetinin elitist yapısının, elitler arası mücadelenin ve hareketin aktörlerinin elit niteliğinin belirleyici olduğu anlaşılmıştır. Tezin ulaştığı sonuç, İran siyasetinde değişimin doğası ve sınırlılıklarına dair bir perspektif ortaya koymaktadır. Buna göre İran'da siyasal değişim ancak elitlerin kendi aralarındaki etkileşimleri, pazarlıkları ve mücadeleleri sonucunda ortaya çıkabilir. Taban hareketlerinin belirleyici olma şansları kısa ve orta vadede son derece zayıftır.

Hamaney, AyetullahHatemi, MuhammedReform+7
Mustafa Caner
Sakarya University · Ortadoğu Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Damga ve meydan okuma: Soğuk Savaş sonrası Amerikan düzeninde haydut devletlerin konumlanışı

ABD'nin Soğuk Savaş sonrasında üstlendiği düzen kuruculuk rolü Irak işgalinden itibaren giderek sarsılırken, ABD'nin otoritesine ve Batılı-liberal norm düzenine meydan okuyan aktörlerin failliğinin araştırılması önem kazanmıştır. Bu çalışma; İran, Libya ve Suriye'nin, ABD tarafından Soğuk Savaş sonrası dünyanın normatif düzeninin sınırlarını belirginleştirmek üzere "haydut devlet" ve benzeri etiketlerle nasıl damgalandığını ve bu aktörlerin damga karşısında geliştirdikleri stratejileri araştırmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda şu sorulara cevap aranmaktadır: İran, Libya ve Suriye'nin normatif düzene itirazlarını şekillendiren emperyalizm karşıtı ve Amerikan karşıtı devlet kimliklerinin oluşumu nasıl bir tarihsel bağlamda gerçekleşti? ABD Soğuk Savaş sonrası yeni dünya düzeninin normatif sınırlarını çizerken, İran, Libya ve Suriye'yi nasıl damgaladı? İran, Libya ve Suriye bu damgayla nasıl başa çıktı? İran, Libya ve Suriye damgayla başa çıkma stratejilerinin uzantısı olarak ne gibi maliyetler yüklendi ve/veya kazançlar sağladı? Küresel sistemi tabakalaşmış, hiyerarşik bir toplumsal alan olarak inceleyen çalışma, temel araştırma sorularını cevaplamak üzere, tarihsel sosyoloji, sembolik etkileşimcilik ve inşacılığın kesişiminde yer alan bir kuramsal perspektiften ve Erving Goffman'ın ortaya attığı damga kavramının uluslararası siyaset sosyolojisi disiplinine uyarlanan analitik çerçevelerinden faydalanmaktadır. Yöntem olarak karşılaştırmalı vaka analizi ve süreç takibi kullanılarak, nedensellik mekanizmaları yeni bir anlatı kurmak üzere yorumlanmakta ve seçilen vakalar için sapkın kimliklerin nasıl inşa edildiği incelenmektedir. Çalışma damga teorisine, norm-çıkar dikotomisini aşmaya yönelik bir analitik çerçeve geliştirerek katkıda bulunurken araştırma bulguları, üç aktörün failliklerinin Çin ve Rusya'nın yükselişine ve Batılı-liberal normatif düzenin yaşadığı krize doğrudan ve dolaylı olarak etki eden boyutları olduğunu ortaya koymaktadır.

Amerika Birleşik DevletleriDamgalamaHaydut devlet+3
Müberra Dinler
Sakarya University · Ortadoğu Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Dış politikada korunma (Hedging) stratejisi: Soğuk Savaş sonrası Suudi Arabistan'ın ABD, Çin ve Rusya ile ilişkileri

Bu çalışmada uluslararası ilişkiler literatüründe son yıllarda sıklıkla kullanılan korunma stratejisi ile Suudi Arabistan'ın ABD, Çin ve Rusya ile olan ilişkileri açıklanmıştır. Çalışmada korunma stratejisi risk yönetimi olarak ele alınmıştır. Uluslararası sistemin geçiş sürecinde olması ve buna bağlı olarak ABD, Çin ve Rusya'nın bölge politikaları Suudi Arabistan için ciddi riskler ve meydan okumaları beraberinde getirmiştir. Bu anlamda çalışmada Suudi Arabistan'ın Soğuk Savaş sonrası oluşan yeni bölgesel denklemde ABD'nin pasif, Rusya ve Çin'in aktif angajmanından kaynaklanan belirsizliklere karşı asimetrik korunma stratejisi izlediği iddia edilmiştir. Buna göre Suudi Arabistan tarihsel olarak da problemler yaşadığı ABD ile ittifaktan kaynaklanan terk edilme ve aşırı bağımlılık risklerine karşı, Rusya ve Çin ile yakınlaşmaktadır. ABD'nin bölgedeki aktif rolünden vazgeçmesiyle birlikte ortaya çıkan güç boşluğunu dolduran Çin ve Rusya'nın da bölgesel anlamda güçlenmesi Riyad'ın bu aktörlerle sınırlı da olsa yakınlaşmasını sağlamıştır. Buna göre Suudi Arabistan ABD ile ilişkileri koparmadan, Rusya ve Çin ile iş birliklerini geliştirmekte; dış politikada aktör çeşitlendirerek ABD'ye olan bağımlılığı azaltmaktadır.

Amerika Birleşik DevletleriKorunmaKorunma stratejisi+7
Mehmet Rakipoğlu
Sakarya University · Ortadoğu Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yemen iç savaşında yerel aktörlerin rolü ve barış inşası sürecine katılımları

Bu çalışmada Arap isyanlarının 2011 yılında Yemen'e sıçraması, barışçıl bir şekilde başlayan toplumsal gösterilerin daha sonra hükümetin müdahaleleri sonucu iç savaşa evirilmesi ve sonrasındaki iç savaş süreci ve barış girişimleri yerel aktörler üzerinden, aktörlerin tarihsel süreçteki konumları, ideolojileri ve yapıları ele alınarak incelenmektedir. İç savaşa taraf olan yerel aktörlerin tarihsel süreçteki konumları ve devletle olan ilişkileri, 2015 yılında başlayan iç savaşta ve sonrasında gerçekleştirilmeye çalışılan barış müzakerelerinde aktörlerin konum ve tutumlarını belirlemiştir. Bu varsayımdan hareketle çalışmada öncelikle yerel aktörlerin tarihsel arka planları ve yapıları incelenmiştir. Bu amaçla, aktörlerin iç savaştaki motivasyonlarının anlaşılabilmesi adına ülkenin yakın siyasi tarihinde gerçekleşen olaylardaki pozisyonlarına da yer verilmiştir. Sonrasında iç savaştaki rollerinin daha iyi anlaşılabilmesi ve iç savaştaki artan veya azalan etki alanlarının ortaya konulabilmesi için aktörlerin pozisyonları Arap isyanları süreci öncesi ve sonrası olarak karşılaştırılmaya tabi tutulmuştur. Bu karşılaştırma neticesinde Husiler, Güneyliler ve AYEK'in ülkede etkinlik alanını geçmişe nazaran artırdığı; merkezi hükümetin ise etki alanının daraldığı görülmüştür. Son olarak ise yerel aktörlerin barış müzakereleri sürecindeki tutumları incelenmiştir. Bu süreçte ise özellikle Husiler ile hükümet arasındaki müzakerelerde tarafların fiziki ve hukuki konumlarının etkili olduğu görülmektedir. Bu incelemeler yapılırken literatür taraması sonucu elde edilen kitap, makale, rapor ve haber gibi kaynaklar kullanılmıştır. Yapılan bu incelemeler sonucunda ise aktörlerin tarihsel derinliğe sahip sorunlarının iç savaşı ve barış müzakerelerini etkilediği görülmüştür.

AraplarBarışBarış inşası+5
Emirhan Artar
Sakarya University · Ortadoğu Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The Middle East Regional System and its implications for the Egyptian-Turkish relations (2013-2021)

The thesis examines the extent to which the Middle East regional system (MERS) contributed to influencing the path of Egyptian-Turkish relations during the period from 2013 to 2021, based on systems approach in international relations. The thesis starts with an introduction includes the methodology and the nature of the Middle East as a regional system, in addition to the development of the bilateral relations between the two countries during 2013 and 2021, while the four main chapters address how MERS contributed to influencing these relations, depending on the four components of regional system, the structure, actors, institutions, and interactions. The thesis concludes that while the internal factor represented in the overthrow of Morsi's rule in Egypt was the reason of the outbreak of the tension in Egyptian-Turkish relations in July 2013, the external factor, represented in MERS has contributed to, first, prolonging and deepening this tension during the period from 2013 to 2020, second, to calming this tension during 2021, and third to preventing the restoration of their diplomatic relations at the ambassadorial level until the end of 2021. Finally, due to the two countries' position in the structure of the MERS as competitor regional powers, the regional factor pushes towards straining their relations. In this context, the researcher suggests some recommendations for the two countries to overcome the tension stemming from the regional environment, which can lead to maximizing the cooperation between them at the bilateral and regional levels.

Regional systemEgyptMiddle East+5
Tarek Deyab
Sakarya University · Ortadoğu Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

ABD'nin grand stratejisinin bölgesel güçlerin güvenlik stratejilerindeki rolü: İran-Suudi Arabistan rekabeti (2010-2020)

Bu çalışma, 2010 sonrası dönemde İran – Suudi Arabistan arasında artan rekabet ve çatışma durumunu incelemektedir. Çalışmanın temel amacı iki ülke arasında yaşanan rekabetin nedenlerini ABD'nin değişen grand stratejisi çerçevesinde ve yapısal realist kuram bağlamında ortaya koymaktır. Bu kapsamda temel olarak şu soruya cevap aranmaktadır: Uluslararası sistem içerisinde tek süper güç konumundaki ülkenin bir bölgeye yönelik değişen grand stratejisi sebebiyle oluşan güç boşluğunda bölgesel aktörler içerisinden herhangi ikisi arasında rekabet ve çatışma neden daha fazla artmaktadır? Bu yaklaşım çerçevesinde çalışma, Ortadoğu'da oluşan bölgesel güç boşluğunun aktörleri güç mücadelesine ittiğini öne sürmektedir. Bu mücadelenin İran ve Suudi Arabistan arasında daha fazla yaşanmasının sebebini ise iki dinamikle açıklamaktadır. Birincisi söz konusu iki ülkenin birbirlerine yönelik tehdit tanımlamaları iken ikincisi ABD'nin grand stratejisinin doğrudan bu ülkeler üzerindeki etkisidir. Bu kapsamda geliştirilen hipotezleri İran ve Suudi Arabistan ilişkileri üzerinden test eden çalışma, bölgesel aktörlerin davranış kalıpları ve güvenlik stratejileriyle alakalı genellenebilir bir çerçeve sunmaktadır.

Amerika Birleşik DevletleriBölgesel güçGrand stratejisi+6
Mustafa Şeyhmus Küpeli
Sakarya University · Ortadoğu Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

AK Parti döneminde liberal kurumsalcı yaklaşımı çerçevesinde İran-Türkiye ekonomik ilişkileri (2010-2020)

Bu çalışmanın amacı, İran-Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri, AK Parti'nin iktidara gelmesiyle birlikte 2010-2020 döneminde liberal kurumsalcılık yaklaşımı çerçevesinde test etmektir. Çalışmanın temel araştırma sorusu, liberal kurumsalcı yaklaşımı çerçevesinde İran-Türkiye ekonomik ilişkilerinin istenilen düzeyin altında kalmasının nedenleri açıklamaktır. Liberal kurumsalcı yaklaşım, devlet aktörüne odaklanmasına rağmen, iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğinin yüksek ve kurumsal bir çerçeveye ulaşması için devletlerin dış politika yaklaşımlarının yanı sıra ulus-ötesi işbirliği ve uluslararası rejimlerin etkisini de önemli faktörler olarak kabul eder. Bu yaklaşım, ulus-ötesi ilişkiler, karmaşık karşılıklı bağımlılık ve uluslararası rejimler bağlamında kurumsal ekonomik ilişkilerin geliştirilebileceğini öngörür. İran ve Türkiye'nin ekonomik ilişkilerine farklı perspektiften bakmamıza yardımcı olacak bu yaklaşımla iki ülkenin ekonomik ilişkilerine devlet içi, bölgesel ve uluslararası sistem bazlı faktörlerin hepsinin etkili olduğu gözlüğüyle bakılmaktadır. İki ülkenin ekonomik ilişkilerine devlet içi, bölgesel ve uluslararası sistem bazlı faktörlerin hepsinin önemli olmasına rağmen, ikili ekonomik işbirliklerinde en önemli faktör bölgesel düzeyde gelişen pozitif ve negatif gelişmelerin etkisi olacaktır. Tezin teorik bölümünde, İran-Türkiye ekonomik ilişkilerinin liberal kurumsalcı yaklaşımın temel unsurları ve analiz düzeyleri bağlamında nasıl bağlantı kurulabileceği anlatılmaktadır. Daha sonra, 2000'li yıllarda AK Parti'nin iktidara gelmesiyle birlikte gelişen ekonomik işbirliğinin temel faktörleri analiz edilmektedir. Bu dönemde, ikili ekonomik işbirliğinde ilk olarak devlet içi faktörün pozitif bir seyir izlemesi etkili olmuştur. Ancak, dönemin ilerleyen zamanlarında bölgesel ekonomik işbirliği faktörü diğer faktör düzeylerine göre daha ağırlık kazanmış ve ekonomik işbirliğine katkıda bulunmuştur. 2010'lu yıllarda, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri etkileyen bölgesel bir faktör olan Suriye krizi ve ardından gerginleşen devlet içi ve uluslararası faktörler nedeniyle önceki dönemde kaydedilen olumlu ekonomik adımlar zarar görmüştür. Bununla birlikte, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri etkileyen olumsuz faktörlere rağmen, iki taraf ekonomik işbirliği alanlarını siyasi-güvenlik alanlarından ayrı tutmaya devam etmiştir. Bu dönem, 2010'larda liberal kurumsalcılık çerçevesinde kısmen yerleşen işbirliği dönemi olarak incelenecektir. Nitekim bu yaklaşım çerçevesinde hareket ettiğimizde, iki ülkenin 2000'li yıllarda liberal kurumsalcı yaklaşıma daha uygun gelişmeler yaşadığı, ancak 2010'lu yıllarda liberal kurumsalcılığın kısmen işletilmediği sonucuna varılmıştır.

Adalet ve Kalkınma PartisiEkonomik ilişkilerLiberal kurumsalcu yaklaşım+5
Mohammad Mehdı Shırazı
Sakarya University · Ortadoğu Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortadoğu'daki İslâmî hareketlerin siyasal entegrasyonu: Mısır İhvanı, Hizbullah ve Hamas örnekleri

Bu çalışma, Ortadoğu'daki İslâmî hareketlerin siyasal entegrasyonlarını ve kurumsal siyasette üstlendikleri politik pozisyonlarını, Müslüman Kardeşler, Hizbullah ve Hamas vakalarını karşılaştırarak incelemektedir. Toplumsal faaliyet kapasiteleri ve performansları bakımından birbirine benzeyen bu hareketlerin bulundukları ülkelerde üstlendikleri siyasal roller açısından neden farklılaştıkları sorusuna yanıt arayan bu çalışma, süreçte belirleyici olan içsel ve dışsal faktörleri sorunsallaştırmaktadır. Çalışmanın kuramsal çerçevesini Toplumsal Hareket Teorisi oluşturmaktadır. İslâmî hareketleri 'öteki'nin anlaşılması kapsamında analiz eden kuramsal yaklaşımların aksine, görece 'içeriden' ve bütüncül bir anlama sürecine imkân sunan bu teoriye, mikro, mezo ve makro analiz birimlerinin sentezlenmesi yoluyla, hareketlerin ideolojik, örgütsel ve dışsal/yapısal dinamiklerini birlikte değerlendirmek için başvurulmuştur. Yöntem olarak karşılaştırmalı vaka analizi ve içerik analizinden faydalanılan çalışmada, ideoloji, teşkilatlanma ve otonomi başlıkları altında tematik bir mukayese yapılmıştır. Ayrıca, hareketlerin önde gelen isimleriyle yapılan derinlemesine mülakatlarla da, birincil kaynaklara erişim sorunu telafi edilmeye çalışılmıştır. Tüm bu teorik ve metodolojik yaklaşımlara, hareketlerin değişim dinamiklerine ilişkin ortaya atılan hipotezleri test etmek için müracaat edilmiştir. Çalışmanın bulguları, incelenen İslâmî hareketlerin siyasi rollerindeki ve çıktılarındaki farklılaşmada yapısal faktörlerin oldukça etkili olduğunu göstermiştir. Devlet/rejim yapısından ekonomik-siyasi özerkliğe kadar bir dizi faktörün, hareketlerin siyasi pozisyonlarına ilişkin kayda değer fırsatlar ve kısıtlamalar yarattığını ortaya koyan çalışma, aynı zamanda ideolojik ve örgütsel dinamiklerin de küçümsenmeyecek derecede belirleyici fonksiyonlara sahip olduğunu bulmuştur. Hareketlerin failliklerine kısmen alan açan bu sonuçlar, İslâmî hareketleri bütüncül perspektiften ele alan yaklaşımların daha güvenilir neticeler ortaya çıkardığını teyit ettiği gibi, gelecek araştırmalarda vakaların çeşitlendirilmesiyle bu hareketlere ilişkin daha genellenebilir çıkarımlara ulaşılabileceğine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Hareket Teorisi, Siyasal Entegrasyon, Müslüman Kardeşler, Hizbullah, Hamas

Din sosyolojisiHamas örgütüHizbullah+7
Talha İsmail Duman
Sakarya University · Ortadoğu Enstitüsü
2023
00