
224
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Premenstrüel sendrom ile baş etmeye yönelik semptom haritasına göre yapılandırılmış eğitimin etkinliğinin değerlendirilmesi
GİRİŞ VE AMAÇ: Bu çalışma, Premenstrüel Sendroma Özgü Yaşam Memnuniyeti Ölçeği'nin geliştirilmesi, geçerlik ve güvenirliğinin test edilmesi, psikometrik özelliklerinin değerlendirilmesi ve semptom haritasına göre yapılandırılmış eğitim etkinliğinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu çalışma, Eylül 2023 ile Şubat 2025 tarihleri arasında iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ilk aşaması metodolojik tipte olup Premenstrüel Sendromlu Bireylerin Yaşam Memnuniyeti Ölçeği geliştirilmiş ve psikometrik özellikleri değerlendirilmiştir. İkinci aşamasında ise randomize kontrollü bir müdahale çalışması gerçekleştirilerek PMS semptom haritasına dayalı eğitimin etkinliği değerlendirilmiştir. Veriler, tanıtıcı bilgi formu, Premenstrüel Sendrom Ölçeği, Görsel Analog Ölçeği, Depresyon-Anksiyete-Stres Ölçeği ve Premenstrüel Sendroma Özgü Yaşam Memnuniyeti Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizi SPSS ve AMOS yazılımları kullanılarak, yüzdelik, ortalama, bağımsız t testi, bağımlı t testi, kikare testi, ANOVA ve Pearson korelasyon analizleri ile yapılmıştır. BULGULAR: Açıklayıcı faktör analizi ile 15 madde ve 3 boyut olarak belirlenen Premenstrüel Sendromlu Bireylerin Yaşam Memnuniyeti Ölçeği' nin doğrulayıcı faktör analizi uyum iyiliği değerleri, modelin kabul edilebilir olduğunu göstermektedir (RMSEA= .078; X2/df= 1,96; CFI=0.91; GFI=0.88; AGFI=0,83). Geliştirilen ölçeğin Cronbach Alpha'sı 0,880 olarak bulunmuştur. Çalışmanın ikinci aşamasında eğitim grubunda, Premenstrüel Sendrom Ölçeği, Fiziksel Belirtiler için Görsel Analog Ölçeği, Depresyon-Anksiyete-Stres Ölçeği puan ortalamaları kontrol grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük, Premenstrüel Sendroma Özgü Yaşam Memnuniyeti Ölçeği puan ortalamasının ise istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). SONUÇ: Geliştirilen ölçeğin güvenilir ve geçerli olduğu bulunmuştur. PMS' li kadınlara verilen eğitimin ağrı, yaşam memnuniyeti, depresyon- anksiyete- stres düzeyi ve premenstrüel sendrom semptomları üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Premenstrüel Sendrom, semptom haritası, eğitim, yaşam memnuniyeti, premenstrüel sendrom semptomlar
Primipar annelerde iki farklı emzirme pozisyonunun emzirme öz yeterliliği, emzirme başarısı ve doğum sonu konfor üzerine etkisi
GİRİŞ VE AMAÇ: Bu çalışma, primipar annelerde biyolojik emzirme ve koltuk altı (futbol) emzirme pozisyonlarının emzirme başarısı, emzirme öz-yeterliliği ve doğum sonu konforu üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. GEREÇ VE YÖNTEM: Randomize kontrollü deneysel araştırma tipinde planlanmıştır. Çalışmanın örneklemini girişim 1 grubunda (biyolojik emzirme pozisyonu) 34 ve girişim 2 grubunda (koltuk altı emzirme pozisyonu) 34 olmak üzere toplam 68 anne ve yenidoğan çifti oluşturmuştur. Veriler "Anne Tanıtıcı Bilgi Formu'', ''Yenidoğan Tanıtıcı Bilgi Formu'', "LATCH Emzirme Tanılama ve Değerlendirme Ölçeği Formu'', "Postpartum Emzirme Öz -Yeterliliği Kısa Formu'' ve ''Doğum Sonu Konfor Ölçeği'' kullanılarak toplanmıştır. Emzirme süresi ise kronometre ile süre tutularak ölçülmüştür. Araştırmada elde edilen veriler free trial version of SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. BULGULAR: Girişim 1 grubundaki annelerin emzirme süresi girişim 2 grubundaki annelere göre anlamlı derecede daha uzundu. Doğum sonu 24. Saatteki emzirmede girişim 1 grubunun LATCH puan ortalamaları girişim 2 grubuna göre anlamlı derecede fazlaydı. Girişim 1 ve girişim 2 grupları arasında doğum sonu konfor ve emzirme öz yeterliliği arasında anlamlılık yoktu (p>0,05). SONUÇ: Biyolojik emzirme grubunda emzirme süresi ve emzirme başarısı anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. Biyolojik emzirme ve koltuk altı emzirme pozisyon grupları arasında doğum sonu konfor ve emzirme öz yeterliliği açısından fark yoktur. Anahtar sözcükler: Biyolojik Emzirme, Koltuk Altı Emzirme, Emzirme Öz-yeterliliği, Doğum Sonu Konfor, Emzirme Başarısı
Gebelere verilen eğitimin travmatik doğum algısına etkisi
GİRİŞ VE AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, birinci aşamada Gebelerde E-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeğini geliştirmek, ikinci aşamada ise gebelere verilen eğitimin travmatik doğum algısına etkisini belirlemektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmanın birinci aşaması metodolojik bir tasarım ile yürütülmüş, ikinci aşaması tanımlayıcı tipte yapılmış üçüncü aşama ise randomize kontrollü çalışma olarak planlanmıştır (NCT06637735). Çalışma Aralık 2023- Aralık 2024 tarihleri arasında gebe kadınlar ile yürütülmüştür. Birinci aşamanın ölçek geliştirme çalışmasında örneklem grubu 285 gebe, ikinci aşamada geliştirilen ölçeğin psikometrik özelliklerinin incelenmesi 565 gebe, üçüncü aşamanın örneklem grubu ise eğitim grubu 32 kontrol grubu 32 gebe olmak üzere toplam 64 gebeden oluşmaktadır. Çalışmanın ikinci aşamasında eğitim grubuna online eğitim verilmiş, kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Verilerin analizi SPSS ve AMOS yazılımları kullanılarak, yüzdelik, ortalama, bağımsız t testi, bağımlı t testi, ANOVA ve Pearson korelasyon analizleri ile yapılmıştır. BULGULAR: Geliştirilen ölçeğin 13 madde ve iki alt boyuttan (bilgiye erişim ve uygulama ve bilgi güvenilirliği ve farkındalık) oluşmaktadır. Ölçekten alınan minimum puan 13, maksimum puan ise 65'tir. Ölçeğin Cronbach alfa iç güvenirlik katsayısı 0.933 olup, alt boyut güvenirlikleri de 0.910-0.894 aralığında güvenilir bulundu. Eğitim grubunun Travmatik Doğum Algısı Ölçeği ön test puanlarının kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu; buna karşın, kontrol grubunun Travmatik Doğum Algısı Ölçeği son test ve izlem puanlarının eğitim grubuna göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir, anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). SONUÇ: Gebelerde E-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği, geçerli ve güvenilir bir araç olarak bulunmuştur. Eğitim grubu katılımcılarının grup içi travmatik doğum algısı ölçeği ön test, son test ve izlem puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Eğitim, gebelerin travmatik doğum algısını azaltmada etkili bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Eğitim, E-Sağlık Okuryazarlığı, Gebelik, Gebe, Travmatik Doğum Algısı
Ritmoterapi uygulamalarının fetal öğrenme, prenatal bağlanma ve prenatal strese etkisi
GİRİŞ VE AMAÇ: Bu çalışmanın amacı; primigravidalarda ritmoterapi müdahalesinin fetal öğrenme ile fetal hafızaya, prenatal bağlanma ve prenatal strese etkisinin araştırılmasıdır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma deneysel tipte randomize kontrollü bir çalışmadır. Çalışma 3 gruplu (şarkı, ksilofon, kontrol) bir deneysel tasarıma sahiptir ve örneklemi 90 primigravida oluşturmaktadır. Veri toplama aşaması 10 hafta sürmüştür ve gebeler haftada iki defa ritmoterapi yapmışlardır. Tüm gruplara ön test-son test uygulanmıştır. Çalışmada ksilofon ve şarkı grubu ritmoterapi uygulamışlardır. Kontrol grubu ise istirahat etmiştir. Tüm gruplara fetal hareket takibi yapılmış ve mobil uygulama üzerinden fetal hareketleri var/yok şeklinde kodlamışlardır. Veriler IBM SPSS Statistics 26 programına aktarılarak tamamlanmıştır. BULGULAR: Tüm gebelerin yaş ortalaması ise 27,42±4,72'dir. Ksilofon, şarkı ve kontrol grupları için prenatal distres ölçeği ön test toplam puanları sırasıyla 13,07±5,04, 12,57±6,55, 11,87±5,37 ve son test toplam puanları sırasıyla 8,00±3,01, 7,47±2,53, 10,37±4,14 olarak bulunmuştur. Prenatal bağlanma envanteri ön test toplam puanları sırasıyla 60,90±7,77, 61,17±7,79, 59,10±9,41 ve son test toplam puanları 78,70±2,26, 80,97±1,81, 73,60±3,94 olarak belirlenmiştir. Ölçekler için Cronbach's alfa değeri hesaplanmıştır. Prenatal distres ölçeği (ön test) 0,780, (son test) 0,610, Prenatal bağlanma envanteri (ön test) 0,790, (son test) 0,705 bulunmuştur. SONUÇ: Ritmoterapi müdahalesinin fetal öğrenme ve fetal hafızayı etkilediği, fetüslerin ritmik seslere karşı duyarlı olduğu ancak anne sesine daha fazla fetal tepki verdikleri belirlenmiştir. Fetüslerin en az 1 hafta süren fetal bir hafızaya sahip oldukları, koşullanabildikleri ve alışkanlık edinebildikleri belirlenmiştir. Ritmoterapi uygulamalarının prenatal bağlanmayı arttırırken prenatal stresi azalttığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ritmoterapi, Fetal Öğrenme, Prenetal Bağlanma, Prenetal Stres, Fetal Hareket Takibi, Mobil Uygulama, Hemşirelik
Antenatal dönemdeki podcast dinletilerinin ve gebe okulu eğitimlerinin postpartum dönemde emzirme öz-yeterliliği ve bebek beslenme tutumuna etkisi
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu araştırmanın amacı, gebeliğin son trimesterinde podcast ve gebe okulu aracılığıyla verilen emzirme eğitimlerinin postpartum dönemde annelerin emzirme öz yeterliliği ve bebek beslenme tutumlarına etkisini incelemek ve bu iki yöntemin etkililik açısından karşılaştırılmasını yapmaktır. GEREÇ ve YÖNTEM: Çalışma, Ocak–Ağustos 2025 tarihleri arasında Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gebe Polikliniği'ne başvuran gebelerle yürütülmüş, randomize kontrollü bir araştırmadır (NCT07124663). Veriler; Gebe Tanılama Formu, Antenatal Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği (Kısa Form), Bebek Beslenmesi Tutum Ölçeği, Lohusa Tanılama Formu ve Postnatal Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği (Kısa Form) kullanılarak toplanmıştır. Toplam 90 gebenin verileri analiz edilmiş, istatistiksel değerlendirmeler IBM® SPSS® Statistics 30 ve R programlarıyla gerçekleştirilmiştir. BULGULAR: Podcast aracılığıyla verilen emzirme eğitiminin, annelerin emzirme öz yeterliliği (χ²=23,337; p<0,001; W=0,259) ve bebek beslenme tutumları (χ²=19,902; p<0,001; W=0,221) üzerinde anlamlı etkiler oluşturduğu belirlenmiştir. Gebe okulunda yüz yüze verilen eğitimin ise yalnızca emzirme öz yeterliliği üzerinde etkili olduğu (χ²=18,190; p<0,001; W=0,202), beslenme tutumunu anlamlı düzeyde değiştirmediği saptanmıştır. Gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamakla birlikte, podcast grubundaki annelerin tüm ölçüm dönemlerinde daha yüksek ortalama puanlara sahip oldukları görülmüştür. SONUÇ: Prenatal eğitimlerin emzirme öz yeterliliğini artırdığı, podcast temelli eğitimin ise erişilebilir ve tekrarlanabilir yapısıyla öğrenmeye esneklik sağladığı görülmüştür. Bulgular, ebe rehberliğinde dijital eğitimlerin, emzirme danışmanlığında etkili bir alternatif olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Bebek beslenme tutumu, Emzirme eğitimi, Emzirme öz yeterliliği, Gebe okulu, Podcasting
Kadınların annelik estetiğine yönelik tutumu ölçeği: Ölçek geliştirme çalışması
Amaç: Bu çalışma, kadınların annelik estetiğine yönelik tutumu ölçeğini geliştirme amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Metodolojik tipte olan bu çalışma Temmuz 2024- Ağustos 2025 tarihleri arasında Türkiye'de yaşayan 600 kadın ile yürütülmüştür. Veriler tanımlayıcı bilgi formu, Kadınların Annelik Estetiğine Yönelik Tutumu Ölçeği kullanılarak Google form aracılığı ile online olarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 ve AMOS 24.0 programları kullanıldı. Ölçek geçerlik ve güvenirliğinin belirlenmesinde tanımlayıcı istatistikler, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile güvenirlik analizleri yapıldı. Bulgular: Ölçeğin Kaiser-Meyer-Olkin değerinin .969, açıklanan toplam varyansın % 68.751'ini açıkladığı saptandı. Faktör yüklerinin .521-.947 arasında değiştiği saptandı. Cronbach-alpha kat sayılarının kadınların annelik estetiğine yönelik tutumu ölçeğinin tamamı için 0.963, alt boyutlar için 0.88 ile 0.96 arasında değiştiği saptandı. Sonuç: Kadınların Annelik Estetiğine Yönelik Tutumunu ölçmek için geliştirilen bu araştırma sonucunda; Ölçeğin 2 alt boyut ve 20 maddeden oluşan ülkemizde geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu belirlendi.
Kadınlarda siberkondri, dismenore ve psikolojik iyi oluş ilişkisinin incelenmesi
AMAÇ: Bu çalışma, kadınlarda siberkondri, dismenore ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. YÖNTEM: Tanımlayıcı-kesitsel tipte olan bu çalışma Temmuz 2024-Haziran 2025 tarihleri arasında Türkiye'de yaşayan 777 kadın ile yürütülmüştür. Çalışmanın analizinde R programlama dili 4.1.3, G*Power 3.1 ve SPSS-22 programı kullanılmıştır. BULGULAR: Çalışmamızda hiyerarşik regresyon analiziyle kurulan modelin anlamlı ve kullanılabilir olduğu saptanmıştır (F(2,774)= 41.175, p=0.001). Dismenore düzeyi ve siberkondri düzeyleri birlikte "Psikolojik iyi oluş" düzeyindeki toplam varyansın %9.6'sının (R2=0,096) açıklamaktadır. Katılımcıların dismenore düzeyindeki artışın (t=-6.519, p< 0.001), siberkondri düzeyindeki artışın (t=-5.205, p< 0.001) "Psikolojik iyi oluş" düzeyinde istatistiksel olarak düşüşe neden olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamızda makine öğrenmesi yaklaşımıyla yapılan analizde shapley değerlerine göre en önemli değişkenin dismenore olduğu belirlenmiştir. SONUÇ: Kadınlarda dismenore ve siberkondri düzeyi arttıkça psikolojik iyi oluş düzeyi azalmaktadır. Dismenore ve siberkondrinin psikolojik iyi oluşa etkilerine yönelik longitudinal çalışmalar yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kadın, Siberkondri, Dismenore, Psikolojik İyi Oluş, Sağlık Anksiyetesi
Hemodiyaliz hastalarına uygulanan bilinçli farkındalık temelli hemşirelik girişimlerinin psikososyal uyuma etkisi
GİRİŞ VE AMAÇ: Hemodiyaliz tedavisi alan bireyler fizyolojik ve psikolojik birçok stresörlerle baş etmek zorunda kalmaktadır. Bu durum, bireylerin psikososyal uyumunu olumsuz etkileyebilir. Bu araştırma, bilinçli farkındalık temelli eğitim programının, hemodiyaliz hastalarının bilinçli farkındalık düzeylerine, hemodiyalize bağlı stresörlere ve psikososyal uyumlarına olan etkisinin araştırılması amacıyla yapıldı. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu araştırmada randomize kontrollü deneysel bir tasarım ve karma yöntemlerden açıklayıcı sıralı desen kullanıldı. Araştırmanın örneklemini hemodiyaliz hizmeti alan 32 hasta (16 müdahale-16 kontrol) oluşturdu. Müdahale grubuna altı haftalık bilinçli farkındalık eğitim programı uygulandı. Kontrol grubuna herhangi bir girişimde bulunulmadı. Araştırmanın nicel verileri Kişisel Bilgi Formu, Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Hemodiyaliz Stresör Ölçeği ve Hastalığa Psikososyal Uyum Öz-Bildirim Ölçeği kullanılarak toplandı. Nitel veriler ise müdahale programı sonrası yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile toplandı. Araştırmada nicel verilerde bağımsız gruplar için t testi, bağımlı gruplar için t testi, nitel verilerin analizinde tematik analiz kullanıldı. BULGULAR: Müdahale grubunun bilinçli farkındalık ölçeği, hemodiyaliz stresör ölçeği ve alt boyutları, Hastalığa Psikososyal Uyum Öz-Bildirim Ölçeği ve sağlık bakımına oryantasyon, psikolojik baskı alt boyutlarının ön test-son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptandı (p<0.05). Nitel analizler çerçevesinde "Programın Kazanımları" ve "Programa Yönelik Görüş ve Öneriler" olmak üzere iki tema belirlendi. SONUÇ: Bu programın hemodiyaliz hastalarının bilinçli farkındalık düzeylerini artırdığı, hemodiyalize bağlı stresörlerle baş etmelerini kolaylaştırdığı ve psikososyal uyumlarını arttığı bulundu. Bilinçli farkındalık temelli uygulamalara hemşirelik bakımında yer verilmesi ve kullanımının yaygınlaştırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bilinçli Farkındalık, hemodiyaliz, hemşirelik, psikososyal uyum, stresör
Uzun süredir gitar ve bağlama çalan konservatuvar öğrencileri ile herhangi bir müzik aleti çalmayan üniversite öğrencilerinin el parmak uçlarından ölçülen iki nokta ayrım duyularının karşılaştırılması
İki nokta diskriminasyonu testi (2ND), omurilik, beyin sapı ve serebrumdaki duyusal yolların değerlendirilmesinde kullanılan güvenilir bir nörolojik testtir. Hafif düzeydeki duyusal bozuklukların belirlenmesinde yüksek duyarlılığa sahip olması nedeniyle klinik ve deneysel araştırmalarda sıkça kullanılmaktadır. Müzisyenler, özellikle gitar ve bağlama gibi telli enstrümanları uzun süre çalan bireyler, el ve parmaklarını tekrarlayıcı hareketlerle kullanarak zamanla mikrotravmalara maruz kalmaktadır. Bu durum, parmak uçlarında kalınlaşmış deri (hiperkeratoz) dokularının gelişmesine ve duyusal hassasiyetin azalmasına yol açabilmektedir. Bu çalışma, uzun süredir gitar veya bağlama çalan konservatuvar öğrencileri ile herhangi bir müzik aleti çalmayan üniversite öğrencilerinin el parmak uçlarından ölçülen iki nokta ayrım duyularını karşılaştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Mart–Mayıs 2025 tarihleri arasında Sakarya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda yürütülen araştırmaya 75 sağlıklı gönüllü (30 deney, 45 kontrol) katılmıştır. Deney grubunun yaş ortalaması 22,73±4,56 yıl, kontrol grubunun ise 21,33±2,35 yıl olarak bulunmuştur. Sonuçlara göre gitar ve bağlama çalan bireylerde hem sağ hem sol elde belirli parmak bölgelerinde 2ND değerleri anlamlı biçimde daha uzun ölçülmüştür. Özellikle sağ elde 3. ve 5. parmak uçlarında (p<0,05) ve sol elde 2.–5. parmak uçlarında (p<0,01) belirgin farklar saptanmıştır. Örneğin, sağ 3. parmak ucunda deney grubunda ortalama 3,90±1,12 mm iken kontrol grubunda 2,83±0,94 mm olarak bulunmuştur. Benzer şekilde sol 4. parmak ucunda deney grubunda ortalama 3,85±1,09 mm, kontrol grubunda 2,75±0,88 mm ölçülmüştür. Elde edilen bulgular, uzun süreli enstrüman kullanımının parmak uçlarındaki iki nokta ayrım duyusunu azalttığını göstermekte ve hiperkeratozun bu farklılıkta etkili olabileceğini düşündürmektedir. Bu sonuçlar, müzisyenlerde duyu-motor adaptasyonun ve periferik duyusal değişimlerin değerlendirilmesi açısından literatüre önemli katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: İki nokta diskriminasyonu, Parmak ucu, Hiperkeratoz, Gitar, Bağlama
Menopoz dönemdeki kadınlarda eş desteğinin menopoza yönelik semptom ve tutumları üzerine etkisinin değerlendirilmesi
Menopoz kadın yaşamındaki etkileri nedeniyle önemli dönemlerden biridir. Bu araştırmanın amacı menopoz dönemindeki kadınlarda eş desteğinin menopoza yönelik semptom ve tutumları üzerine etkisinin değerlendirilmesidir. Analitik ve kesitsel tipteki bu çalışma 01 Aralık 2024-30 Haziran 2025 tarihleri arasında Yenikent Devlet Hastanesine başvuran 384 menopoz dönemindeki kadın ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında 'Kadın Tanıtım Formu', 'Menopoz Eş Desteği Ölçeği', 'Menopoz Semptomlarını Değerlendirme Ölçeği', 'Menopoza İlişkin Tutum Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 25,0 kullanılmıştır. Normal dağılıma sahip verilerde iki bağımsız grup için bağımsız gruplarda t testi, ikiden fazla grup için tek yönlü varyans analizi uygulanmış ve Bonferroni testi ile grup farkları incelenmiştir. Pearson korelasyon ve basit doğrusal regresyon kullanılarak numerik değişkenler arasındaki ilişki ve bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenler üzerindeki etkisi test edilmiştir. Anlamlılık p<0,05 olarak belirlenmiştir. Kadınların menopoza girme yaşının 46,55±5,04 olduğu belirlenmiştir. Menopoz semptomlarının orta şiddette, Menopoza İlişkin Tutum olumlu olduğu bulundu. Menopoz eş desteği ölçeği ile somatik, psikolojik, ürogenital şikâyetler ile menopoz semptomları arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü ve menopoza ilişkin tutum ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulundu (p<0,05). Menopoz eş desteği artıkça menopoz semptomlarının azaldığı, menopoza ilişkin tutumun ise arttığı saptandı. Kadınlara destek sağlamanın ilk adımı eşlerin menopoz ve yönetimi hakkında yeterli bilgilendirilme sağlanması önerilmektedir.