
230
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Deniz anemonlarının genel özellikleri ve Actinia equina türünün kültüre alınması
Deniz akvaryumu sektöründe sistem kurulumundan sonra en önemli giderler akvaryum canlıları ve yem maliyetleridir. Deniz anemonları, akvaryum canlıları arasında ekonomik öneme sahip canlılardır. Bu canlıların büyüme ve üremeleri ile ilgili elde edilecek veriler, kaliteli, ekonomik ve yeterli miktarda üretimine olanak sağlayacaktır. İthal olarak gelen deniz anemonları yerine Türkiye'de bulunan deniz anemonu türlerinin yetiştiriciliğinin yapılması, ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır. Yapılan çalışmada, akvaryum koşullarında deniz anemonlarının kültüre alınması hedeflenmiştir. Sinop Akliman kıyılarından toplanan Actinia equina türü deniz anemonları 100x50x40 cm boyutlarındaki akvaryumlara yerleştirilmiştir. Akvaryumlardaki deniz suyu anemonların toplandığı bölgelerden temin edilmiştir. Akvaryumlarda dalga motoru, protein skimmer, akvaryum su soğutucusu, dijital termometre ve aydınlatma kullanılmıştır. Akvaryum su sıcaklığı 19 ̊C - 20 ̊C aralığında sabit tutulmuştur. Deniz anemonları, her akvaryuma 18'er adet olacak şekilde petri kapları üzerine rastgele yerleştirilmiştir. Deniz anemonlarının kültür ortamına adaptasyonu 1 ay sonra sağlanmıştır. Deniz anemonlarının beslenmeleri toprak solucanı, balık parçaları, Artemia spp. ve pelet yem ile yapılmıştır. Deniz anemonlarının beslenme ve üreme davranışları incelenmiştir. Çalışma sonucunda Actinia equina deniz anemonlarından yavru alımı gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Deniz anemonu, Kültüre alma, Besleme, Akvaryum, Üretim, Actinia equina
Genelleştirilmiş yarı mükemmel halkalar
H. Bass tarafından tanımlanan projektif örtüler ve mükemmel halkalar modül teorisinde önemli bir yere sahiptir. Mükemmel ve yarı-mükemmel halkalar üzerine geniş araştırmalar yapılmış ve hala devam etmektedir. Bu halkaların genellemeleri üzerine yapılan çalışmalar da literatürde büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada bu genellemelerden bazıları olan -mükemmel, -mükemmel, -mükemmel ve -yarı-mükemmel halkalar, özellikleri ve aralarındaki ilişkiler incelenmiş ve örnekler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Düz -örtü, -yarı-mükemmel halka, Mükemmel halka
Sinop ili tatlısularından Scenedesmus spp. izolasyonu ve laboratuvar şartlarında üretiminin araştırılması
Scenedesmus spp.'nin izolasyonu ve laboratuvar şartlarında üretiminin araştırılması için su örnekleri Sinop ili tatlısularından, türlerin mevsimsel olarak artış gösterdikleri bahar ve yaz aylarında alınmış, zenginleştirme yapıldıktan sonra BG-11 besiyeri kullanılarak mikropipet izolasyon metodu ile saflaştırılmış ve kültürler elde edilmiştir. İzole edilen Scenedesmus türlerinin gelişimleri laboratuvar şartlarında BG-11 (Blue-Green Media), Bristol-Proteose ortamı (B-P), MWC (Modified Woods Hole Medium) ve üreli Scenedesmus ortamı (Ü-S)'nda izlenmiştir. Kültürler 24 ± 2 oC'de, %65 nem, 1800 lümen ışık şiddetinde, aydınlatma süresi 16/8 saat olarak ayarlanarak inkübasyona bırakılmıştır. Biyomas yaş ağırlık tayini, kuru ağırlık tayini ve klorofil-a miktarının ölçülmesi yolu ile izlenmiştir. Spektrofotometrik olarak 500, 680 ve 750 nm dalga boylarında kültür gelişimleri takip edilmiştir. Biyomas takibinde kullanılan yaş ağırlık, kuru ağırlık ve klorofil-a miktarları 4 farklı besiyerinde karşılaştırılmıştır. Spektrofotometrik gelişimin biyomas sonuçlarını desteklediği gözlenmiştir. Ayrıca spektrofotometrik izlemde izole edilen suşların farklı dalga boylarındaki gelişimlerinin birbirine benzer olduğu tespit edilmiştir. Buna göre en iyi büyüme Bristol-Proteose ortamında, daha sonra ise üreli Scenedesmus ortamında olmuştur. Scenedesmus spp. ile yapılacak çalışmalarda birim zamanda en yüksek hücre yoğunluğun elde edildiği, en iyi büyüme ve yüksek verimin gözlendiği Bristol-Proteose ortamının kullanılması çalışmanın özellikle konu ile ilgili diğer çalışmalara destek olması açısından önemlidir. Ayrıca üreli Scenedesmus ortamının kullanılması daha az maliyet ile maksimum biyomasın elde edilmesini ve hedeflenen ürünlerin daha kısa zamanda üretilmesini sağlayabilir.
Karasu çayı ve Sırakaraağaçlar deresinde nütrient ve anyonik deterjan kirliliğinin araştırılması
Çalışma Mayıs 2014 – Nisan 2015 tarihleri arasında Sinop il sınırları içerisinde bulunan Karasu Çayı ve Sırakaraağaçlar Deresinin anyonik deterjan kirliliği ve bazı fiziko-kimyasal özelliklerinin belirlenmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla her iki su kaynağının su kalitesini belirlemek için anyonik deterjan ve 20 parametrede pH, sıcaklık, iletkenlik, tuzluluk, ORP (Oksidasyon Redüksiyon Potansiyeli), çözünmüş oksijen, amonyum (NH4+), nitrat (NO3-), biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ5), kimyasal oksijen ihtiyacı (KOI), Organik madde, karbondioksit (CO2), toplam sertlik, alkalinite, Klorofil-a, Polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH), nitrit (NO2-), fosfat (PO4-3), klorür iyonu (Cl-), silisyum ölçüm ve analizler yapılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda Karasu Çayı ve Sırakaraağaçlar Deresinin Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği Kıtaiçi Su Kaynaklarının Sınıflarına Göre Kalite Kriterleri açısından nitrit azotu, klorür iyonu değerleri yönünden III. ve IV. sınıf kalitede; çözünmüş oksijen, anyonik deterjan değerleri yönünden II. ve III. sınıf kalitede olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Karasu Çayının toplam sertlik ve tuzluluk değerlerinin Sırakaraağaçlar Deresi'ne göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. İncelenen diğer parametreler açısından genel olarak I. ve II. su kalitesinde olduğu belirlenmiştir.
Karadeniz'in Sinop kıyıları denizel makroalg komünitelerinin biyomas ve kimyasal içeriğindeki mevsimsel değişimler
Bu çalışma, Karadeniz'in Sinop kıyılarının kayalık substratumlarında dağılım gösteren makroalg türlerini ve birim alanda kütle miktarında meydana gelen değişimleri tespit etmek, ayrıca bazı yaygın ve ekonomik önemi olan türlerin kimyasal komposizyonlarındaki değişimleri belirlemek amacıyla mevsimsel olarak dört istasyonda (Hamsilos, Akliman, DSİ, Karakum) gerçekleştirilmiştir. Alg örnekleri 2014 yılı boyunca 0-1 m derinlikten 20x20cm kuadrat ile üç tekerrürlü olarak şekilde el ile toplanmışır. Araştırma sonucunda 8'i Ochrophyta, 16'sı Rhodophyta ve 6'sı Chlorophyta bölümlerine ait toplam 30 takson tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucunda en yüksek biyomas değeri 3303,19 g/m2 kuru ağırlık ile Akliman istasyonundan tespit edilmiş olup bunu sırasıyla Hamsilos (3225,22 g/m2 kuru ağırlık), Karakum (3178,24 g/m2 kuru ağırlık) ve DSİ (2776,68 g/m2 kuru ağırlık) istasyonları izlemiştir. Bununla birlikte en yüksek ortalama biyomas değeri 935,32±16,11 g/m2 kuru ağırlık ile kış mevsiminde, en az biyomas değeri ise 588,19±85,35 g/m2 kuru ağırlık ile yaz mevsiminden elde edilmiştir. Yapılan istatiksel analizler sonucunda her istasyonun çeşitlilik indeksi değerleri ilkbaharda yüksek bulunmuş ve düzenlilik indeksi değerlerinin buna benzer olduğu görülmüştür. Kimyasal bileşimi araştırılan makroalglerden Cystoseira crinita Duby yıl boyunca bölgede yoğun olarak tespit edilirken, Laurencia obtusa (Hudson) J.V. Lamouroux türüne DSİ istasyonunda rastlanmamıştır. Sonbahar mevsiminde ise hiçbir istasyonda analiz yapılabilecek uygunluk ve miktarda Ulva intestinalis Linnaeus türü saptanamamıştır. Çalışma sonunda, makroalglerin toplam yağ miktarı hariç kimyasal içeriğinde meydana gelen mevsimsel değişimlerin istatiksel olarak önemli olduğu tespit edilmiştir (p<0,05).
Deniz stratejisi çerçeve direktifi kapsamında Sinop Sarıkum lagünü deniz çöplerinin durumu: Bir örnek çalışma
Avrupa Birliği (AB) tarafından 2008 yılında yayınlanan Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifi (2008/56/EC) (DSÇD), 2020 yılına kadar Üye Devletlerin "İyi Çevre Durumu" (İÇD) sağlamaları veya sürdürmeleri için gerekli önlemleri içermektedir. DSÇD'de belirlenen on bir niteleyici 'tanımlayıcı' doğrultusunda deniz bölgesi veya alt bölgesi düzeyinde İÇD belirlenmektedir ve bulunan 11 tanımlayıcıdan Tanımlayıcı 10 deniz katı atıkları ile ilgilidir. Karadeniz'in sayılı sulak alanlarından birisi olan Sarıkum Lagünü 1987 yılında Tabiatı Koruma Alanı, lagün çevresi ise 1991 yılında Doğal Sit alanı olarak ilan edilmiştir. Lagün ve çevresi, hem komşu ülkelerden deniz akıntılarıyla hem de Sinop bölgesinde hakim rüzgarların etkisiyle bölgenin coğrafi konumundan dolayı ciddi bir katı atık birikimine maruz kalmaktadır. AB DSÇD Deniz Çöpü Alt Teknik Grubu tarafından yayınlanan Avrupa Denizlerindeki Deniz Çöplerinin İzlenmesi için Kılavuz'da önerilen yöntemler bölgeye uyarlanarak kullanılmıştır. Bu kapsamda çalışma ile Sinop Sarıkum Lagünü'nde makro deniz çöpleri için sahil ve deniz tabanındaki çöplerin istasyonlar arası ve zamana bağlı olarak değişimleri, miktarları, dağılımları, kompozisyonları ve orijinleri belirlenmiştir. Mikroplastikler için ise sahil, deniz tabanı ve deniz suyunda istasyonlar arası ve zamana bağlı olarak değişimleri, miktarları belirlenmiş ve olası kaynakları tahmin edilmeye çalışılmıştır. Bölge canlılarının denizel çöplerden etkilenip etkilenmediğini belirlemek için çerçeveli trol ile deniz tabanı çöplerinin belirlenmesi amacıyla yapılan taramalar sırasında ağa yakalanan balıklardan yararlanılmıştır. Sinop Sarıkum Lagünü için Avrupa Birliği tarafından yayınlanan DSÇD kapsamında Tanımlayıcı 10 açısından bölgenin mevcut durumunun belirlenmiştir. Bölgenin yoğun miktarda çöp ile kontamine olduğu çalışma sonuçlarıyla belirlenmiş olup araştırma bölgesinde rastlanılan canlılarda herhangi bir çöp kalıntısına rastlanmamıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen veriler, daha sonra yapılacak olan benzer çalışmalara ışık tutma niteliğindedir.
Sinop ili toprak ve su örneklerinden izole edilen Bacillus türlerinin moleküler karakterizasyonu ve bazı enzim aktivitelerinin belirlenmesi
Enzim üretme yeteneğine sahip olan bakteriler, doğada organik madde ayrışmasında ve besin döngüsünde önemli rol oynarlar. Özellikle fazla miktarda ekstrasellüler enzim üreten ve salgılayan Bacillus suşları en önemli endüstriyel enzim üreticileri arasında yer alır. Çalışmada; Sinop ilinin farklı bölgelerinden toplanan toprak ve su örneklerinden izole edilen 126 Bacillus spp. morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal testlere göre tanımlanmıştır. Ayrıca tüm Bacillus spp.'lerin amilaz, selülaz ve proteaz aktiviteleri belirlenmiştir. 126 suştan 54'ünde enzim aktivite göstermiştir ve bu suşların SDS-PAGE toplam hücre protein profilleri ve plazmid DNA profilleri tespit edilmiştir. SDS-PAGE hücre içi toplam protein profillerine göre, 54 Bacillus suşu %63 ve üzerindeki benzerlikle iki ana gruba ayrılmıştır. 54 Bacillus spp. suşun 41 inde moleküler ağırlıkları 2.156 bç ile 20.678 bç arasında değişen plazmid varlığı belirlenmiştir. Amilaz, selülaz ve proteaz enzimlerinin her biri için aktiviteleri en yüksek olan birer suş saptanmıştır. Bu suşların en iyi enzim üretimi için optimum sıcaklık ve pH koşulları belirlenip, enzimin kısmi saflaştırılması ve karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Ayrıca suşların enzim üretme koşullarında farklı konsantrasyonlarda NaCl ve çeşitli kimyasalların etkisi saptanmıştır. Optimum enzim aktiviteleri; amilaz için 40°C ve pH:8.0; selülaz için 60°C ve pH:10.5 ve proteaz için 40°C ve pH:8.0 olarak belirlenmiştir. Tüm Enzimler 60 dakika ön-inkübasyonda %3 NaCl varlığında en yüksek aktiviteyi göstermiştir. %3-20 tuz konsantrasyonları arasında amilaz, selülaz, proteaz sırasıyla %62,86; %79,79; %82,19 oranında kalan enzim aktivitesi ile stabil kalmıştır. MnCl2 varlığında, amilaz, selülaz ve proteaz sırasıyla %101,06; %148,83 ve %109,09 oranında en yüksek kalan enzim aktivitesi göstermiştir. CaCl2 iyonları; amilaz, selülaz ve proteaz enzimlerinin en yüksek kalan enzim aktivitelerinde %138,29; %151,16 ve %113,63 oranında rol oynamıştır. Diğer yandan enzimler çeşitli deterjanlara, inhibitörlere, metal iyonlarına ve şelatörlere karşı direnç göstermiştir. Zimogram analizleri sonucunda amilazın 120 kDa, selülazın 64 kDa ve proteazın 51 kDa moleküler ağırlığında tek bir bant verdiği tespit edilmiştir. İnce tabaka kromatografisi yöntemiyle amilaz ve selülazın hidroliz ürünlerinin maltoz ve maltoz kökenli oligosakkaritler olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, araştırılan yüksek stabiliteli bu enzimler; çeşitli deterjanlara, inhibitörlere, metal iyonlarına ve şelatörlere karşı dirençli olmasından dolayı deterjan üretimi, biracılık, fırıncılık ve tekstil gibi birçok endüstriyel alanda kullanım potansiyaline sahiptir. Anahtar Kelimeler: Bacillus spp., Toprak, Su, SDS-PAGE, Selülaz, Proteaz, Amilaz
SiC altlıklı tek tabaka grafenin 1.8 MeV enerjili proton radyasyonuna maruz bırakılması işleminin SRIM Monte Carlo Kodu kullanılarak modellenmesi ve meydana gelen etkilerin incelenmesi
Grafen, karbon atomlarının tek tabaka halinde dizilerek bal peteği formunda oluşturduğu iki boyutlu bir malzemedir. Elektriği ve ısıyı çok iyi iletmektedir. Çok dayanıklı bir malzeme olmasına karşın oldukça esnektir, özelliklerini kaybetmeden rahatlıkla eğilip bükülebilir. Sahip olduğu bu özelliklerinden dolayı çok dikkat çekici bir malzeme olan grafen son zamanlarda üzerinde en çok çalışılan yarıiletken malzemelerin başında gelmektedir. Yapılan çalışmalar onun özelliklerinin daha iyi analiz edilebilmesini ve sentezlenebilmesini amaçlamaktadır. Bunların yanı sıra grafenin radyasyona gösterdiği tepki merak konusudur. Bu çalışmada SRIM (madde içindeki iyonların durdurulması ve dizilimi) Monte Carlo programını kullanarak SiC yarıiletkeni üzerine büyütülmüş 4.5 μm kalınlıklı tek tabaka grafene 1.8 MeV enerjiye sahip proton radyasyonu gönderilerek onun bu radyasyondan nasıl etkilendiği incelendi. Proton-grafen/SiC etkileşimleri ile ilgili atom dağılımları, iyon dağılımları, hedef iyonizasyonları, fononlar ve hasar durumları gibi bazı parametreler incelendi.
Deniz Ağ Kafes Sistemli Avrupa Deniz Levreği (Dicentrarchus labrax) yetiştiricilik tesisinde iş sağlığı ve güvenliği yönetim sisteminin uygulanması
Bu çalışmanın amacı ticari bir deniz ağ kafes sistemli Avrupa deniz levreği (Dicentrarchus labrax) yetiştiricilik tesisinde, iş sağlığı ve güvenliği açısından ortaya çıkabilecek olası tehlike ve riskleri belirlemek, bu tehlike ve riskleri analiz ederek, kabul edilebilir seviyelerde tutabilmek amacıyla alınması gereken önlemleri belirlemektir. Uygulama alanı olarak ticari bir deniz ağ kafes sistemli Avrupa deniz levreği yetiştiricilik tesisi seçilmiştir. Risk analizi çalışmasında, L tipi Matris Metodu kullanılmıştır. Bu çalışma sonucunda tehlike ve riskler; karasal, denizel ve nakil üniteleri için ayrı ayrı tespit edilmiş, risk seviyelerinin kabul edilebilir seviyelere gelebilmesi için gerekli önlemler belirlenmiştir. Çalışma kapsamında toplam 33 adet tehlike tespit edilmiştir. İşletmede tolere edilemez ve katlanılabilir risk seviyesinde tehlike tespit edilmemiş, 16 tehlikenin önemli risk seviyesinde olduğu, 17 tehlikenin ise dikkate değer risk seviyesinde olduğu belirlenmiştir. Bu risk seviyelerinin anlamsız risk seviyesine ve tolere edilebilir risk seviyesine düşürülebilmesi için alınabilecek önlemler konusunda çeşitli tavsiyelerde bulunulmuştur.
Farklı muhafaza sürelerinde derin dondurucuda depolanarak sıcak dumanlanan gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) filetolarında kalite değişimlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, taze (K: kontrol) ve derin dondurucuda (-18oC) 6 ay (A) ile 12 ay (B) boyunca depolanmış gökkuşağı alabalıkları (Oncorhynchus mykiss, Walbaum 1792) sıcak dumanlanmıştır. Sıcak dumanlanan gökkuşağı alabalıkları bozuluncaya kadar buzdolabında (4±1°C) muhafaza edilmiş ve derin dondurucuda depolanma süresinin raf ömrüne etkisi kimyasal (TVB-N, TBA, pH,), mikrobiyolojik (TMAB, TPAB, TMK, TKB) ve duyusal analizler (renk, koku, tat, tekstür, genel beğeni) ile tespit edilmiştir. K, A ve B gruplarında deneme başında sırasıyla 15,41±0.25, 22,99±0,68 ve 25,84±0,12 mg/100 g olarak tespit edilen TVB-N değerleri, deneme sonunda (K, A ve B için; 14. 9. ve 3. günde) sırasıyla 36,56±0,35, 36,80±0,33 ve 36,63±0,58 mg/100g olarak tespit edilmiştir. Deneme başında K, A ve B gruplarında sırasıyla 0,62±0,05, 0,71±0,01 ve 1,75±0,02 malonaldehit/kg olarak belirlenen TBA miktarları, deneme sonunda 8,55±0,01, 8,35±0,1 ve 8,19±0,01 malonaldehit/kg olarak belirlenmiştir. K, A ve B gruplarının deneme başında ölçülen pH değerleri ise, 5,93±0,04, 5,47±0,02 ve 6,02±0,01 iken, deneme sonunda bu değerler 16. günde 6,11±0,01, 13. günde 6,24±0,02 ve 7. günde 5,96±0,06 olarak tespit edilmiştir. Derin dondurucuda depolama süresinin TVB-N, TBA ve pH değerleri üzerine etkisi önemli bulunmuştur (p<0.05). K, A ve B gruplarındaki TMAB sayıları, deneme başında 1,63±0,02, 2,29±0,03 ve 2,3±0,02 logkob/g iken, deneme sonunda 6,33±0,08, 6,31±0,07 ve 6,29±0,05 logkob/g olarak tespit edilmiştir. Bu artışlarda depolama süresinin etkisi önemli bulunmuştur (p<0.05). Duyusal kontrol yöntemlerinden tüm kriterler (renk, koku, tat, tekstür ve genel beğeni) ile belirlenen raf ömrü K grubunda 15, A grubunda 12 ve B grubunda ise 5 gün olarak tespit edilmiştir. Bu verilere göre 6 ay derin dondurucuda depolanmış alabalıkların işlenerek tüketilmesinin uygun olacağı, 12 ay depolanan ürünlerin işlenmesinin ise raf ömrü açısından uygun olmayacağı düşünülmektedir