Süleyman Demirel University
Anabilim Dalı

Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalı

Süleyman Demirel University

191

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir alternatif turizm türü olarak yamaç paraşütü: Uçmakdere üzerine bir çalışma

Turizm faaliyetlerinin yılın diğer aylarına etki etmesi ve bundan dolayı, döviz girdilerinin veya turizmden elde edilen gelirlerin arttırılması için alternatif turizm faaliyetleri gündeme gelmiştir. Bir alternatif turizm türü olarak Tekirdağ ili Uçmakdere köyünde yapılan yamaç paraşütü potansiyelinden yeterince yararlanılamamış olması bu araştırma düşüncesinin doğuşuna sebep olmuştur. Araştırma sonucu elde edilen veriler ile SWOT analizi yapılmıştır. Bir alternatif turizm türü olarak yamaç paraşütünün, Tekirdağ Uçmakdere'deki faaliyetlerinin mevcut durumuna ilişkin, güçlü yönleri; yamaç paraşütü faaliyetleri yapılan bölgenin uçuş şartlarına uygun olması, bölgeye ulaşım kolaylığı ve İstanbul'a olan yakınlığı güçlü yönleridir. Zayıf yönleri ise; uçuş faaliyeti yapılan alanda konaklama, yeme içme, çevre düzeni, lavabo ve tuvalet ihtiyaçlarının yetersizliği zayıf yönleridir. Bunun yanında karşılaşılması muhtemel tehditler ise; yamaç paraşütü kalkış pistlerinde uçuş yapılmadan önce sporcuların sertifika kontrolü ve o an uçuşta kullanılacak paraşüt ekipman kontrolünün ilgili kişiler tarafından yapılmaması durumunda bölge imajına ve uçuş güvenliğine bir tehdit oluşturmaktadır. Karşılaşılması muhtemel fırsatları ise; bölgede yapılacak ve yapılması planlanan yamaç paraşütü faaliyetleri sonucunda sporcular, uçmak istiyen yerli ve yabancı turistlerin, bölgede bazı tüketim ihtiyaçları ortaya çıkacaktır. Bu ihtyaçları karşılayacak işletmelere ve bu işletmelerde çalışacak personellere ihtiyaç duyulacaktır. Bu yüzden bölgenin ekonomik potansiyeli artarak alternatif turizm gelirleri artacaktır. Anahtar Kelimeler: Alternatif Turizm, Yamaç Paraşütü, Uçmakdere.

Alternatif turizmSWOT analiziTekirdağ-Şarköy-Uçmakdere+3
Berkan Tuban
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir süreç olarak yetkilendirilmiş yükümlü statüsü: Örnek bir uygulama

Günümüzde Türkiye'de ve dünyada hızla gelişen dış ticaret beraberinde sistemsel yenilikler getirmektedir. Ülkemizde dış ticaret verileri yetkili makamlarca düzenli olarak değerlendirilmekte ve sonuçlara göre gerekli yaptırımlar ortaya konmaktadır. İhracatı arttırıcı çalışmalar her zaman ön planda olduğu gibi ithalatı azaltıcı ve iç piyasaya yerli ticarete yöneltme eğilimi de ön plana çıkmaktadır. İthalatı azaltıcı uygulamalar arasında; yüksek oranlı gümrük vergileri, kotalar, ürün beraberi hazırlanması istenen belgelerin temini, gümrük işlemlerinin işleyişi ve bu süreci zorlaştırıcı durumlar mevcuttur. Bu durumlara rağmen iç piyasada ikamesi bulunmayan ya da yurt dışı firmalarının cezbedici fiyat uygulamaları, işçilik değerleri gibi değişken faktörler nedeniyle ithalat son sürat devam etmektedir. Dış ticaret yapan firmalar ithalatı kolaylaştırmak için gümrük idarelerince sunulan ayrıcalıkları kullanmaktadır. Bu ayrıcalıklardan en bilineni gümrük işlemlerinin süresini ve işlemlerin toplam maliyetini etkileyen hat kullanımlarıdır. Mavi hat diye bilinen Onaylanmış Kişi Statü Belgeleri 01 Ocak 2017 itibari ile geçerliliğini kaybetmiştir. Gümrük işlemlerinde Mavi hattı ile işlem yapan firmalar için mavi hat gibi gümrük işlemleri süresi anlamında kolaylık sağlayacak olan Yetkilendirilmiş Yükümlü Statü Belgesi yani Yeşil Hat alınması gerekli olmuştur. YYS (Yeşil Hat) gümrük işlemleri açısından Onaylanmış Kişi Statü Belgesi (Mavi Hat) 'nden çok daha fazla özelliğe sahiptir. YYS sahibi firmalara yerinde gümrükleme yani firmanın gümrük işlemlerini kendi işletme sınırları içinde yapma olanağı vermektedir. Gümrük işleyişi bakımından beklemeye neden olan ve bu nedenle maliyeti arttıran işlemler bu belge ile asgari düzeye indirilmiştir. YYS sahibi olan firmalara statü sağlamaktadır. Çünkü YYS alımında ve belgenin sürekliliğinde çok fazla emek, bilgi ve çalışma istemektedir.

DenetimGümrüklerUluslararası ticaret+4
Nagehan Aslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş doyumunun duygusal emek üzerine etkisi: Bahçeşehir ve Esenyurt bölgesindeki mevduat bankaları üzerine bir araştırma

Literatürde iş doyumu ve duygusal emeğe yönelik birbirinden farklı sektörlerde gerçekleştirilmiş araştırmalar bulunmaktadır. Bu araştırma ise minnesota iş tatmin ölçeği ve duygusal emek ölçeği birlikte kullanılarak iş doyumu ile duygusal emek arasındaki ilişkiyi analiz etmektedir. Araştırmanın örneklemi İstanbul İli Bahçeşehir ve Esenyurt bölgesindeki mevduat bankalarında çalışan 151 bankacıdan oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 22 paket istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Cronbach's Alpha katsayısı 0,887 olan araştırma sonucunda her iki değişken arasında %32,5 kuvvetinde pozitif yönlü bir korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Anovası %1 istatistiksel anlamlılık düzeyinde geçerli olan regresyon analizinde ise ankete katılan bankacıların iş doyumlarının duygusal emeklerine %30,4'lük bir etkisi olduğu saptanmıştır. R² %10,6

BankalarDuygusal emekMevduat bankaları+2
Ayşe Söylemezoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tekirdağ bölgesinde bal üretim ve pazarlama sorunları

Türkiye dünya bal üretimi ve ihracatında önemli ülkelerden biridir. Türkiye'deki ayçiçeği balının önemli bir kısmı Trakya bölgesinde üretilmektedir. Tekirdağ'da da en çok ayçiçeği balı üretilmektedir. Bu araştırmada Tekirdağ bölgesinde arıcılık yapan ve bal üreten 240 arıcının bal üretim ve pazarlama sürecinde yaşadıkları sorunlar tespit edilmiştir. Bu bölgedeki arıcıların en önemli üretim sorunları arasında uzman ve teknik desteğin az olması, devlet desteğinin yetersizliği, Birlik tarafından yeterince korunamamaları, arı ıslah çalışmalarında kurumsal işbirliği eksikliği, flora haritasının olmaması, bal ormanlarının azlığı, yaylada zorunlu ihtiyaçları karşılamadaki zorluklar gelmektedir. Arıcıların bal üretiminde en önemli maliyet kalemleri besleme, petek, yakıt, ilaç, nakliye ve kovan maliyetleridir. Arıcıların en önemli pazarlama sorunları ise bal taban satış fiyatının olmaması, üreticinin balını tüketiciye doğrudan ulaştıracak bir sisteminin olmaması, sahte bal satışı, ayçiçeği balının kimliklendirme işlemleri, barkod sistemi ile balın kayıt altına alma işlemleri olarak belirtilebilir. Satış ve pazarlama sürecinde ise bu maliyetler en çok paketleme, depolama ve işçilik şeklinde sıralanmaktadır. Arıcların tecrübesi arttıkça daha fazla miktarda bal üretmekte ballarını kendi çabaları ile satma eğilimine girmektedirler. Balcılar genel de memnundurlar. Bayanlar bu sorunlara biraz daha iyimser yaklaşmaktadırlar. Eğitim almayanlar daha çok bal üretimi sorunu yaşamakta, buna karşın eğitim alanların yasal düzenlemelerden, iklim ve bitki örtüsünden daha çok sorun yaşadıkları görülmektedir. Bir diğer dikkat çekici durum ise aldıkları eğitimi yeterli bulanlar diğer gruplara göre kurumsal işbirliği sorunlarını daha çok hissetmektedirler. Ayrıca baylar, eğitim alanlar ve aldıkları eğitimi yetersiz bulanlar daha fazla dağıtım sorunlarına dikkat çekmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Arı, Bal, Bal Üretim Sorunları, Bal Pazarlama Sorunları, Tekirdağ

Bal arısıBal üretimiPazarlama+3
Arzu Demirkapılar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gayrimenkul değerlemesi ve raporlama örnekleri

Bu araştırmanın amacı bir gayrimenkulün değerini etkileyen unsurların neler olduğunu, gayrimenkul değerlemesinin nasıl yapıldığını ve rapor hazırlarken hangi yöntemlerin kullanıldığını açıklamakve son yasal düzenlemelere göre farklı gayrimenkullere ilişkin örnek değerleme raporları hazırlamaktır. Bu araştırmada öncelikle ilgili alan yazına ilişkin bilgiler ikincil kaynaklardan (ilgili kitap, tez, makale, rapor, internet siteleri vb.) elde edilmiştir. Araştırmanın saha çalışması kısmında ise gerekli olan birincil veriler SPK'dan lisanslı üç Gayrimenkul Değerleme Uzmanının görüş ve önerilerinden de yararlanılmıştır. Araştırmacının kendisi de lisanslı bir değereleme uzmanı olduğu için araştırma bulgularına kişisel gözlem ve deneyimler de dâhil edilmiştir. Bu çalışma tarama modelindedir. Bu araştırmada gayrimenkul değerlemede en çok kullanılan karşılaştırma, maliyet ve gelir indirgeme yöntemleri kullanılmıştır. Bu çalışmanın gayrimenkul konusunda yapılacak diğer çalışmalara yardımcı olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Mülk, Gayrimenkul, Gayrimenkul Değerleme, Değerleme Yöntemleri, Gayrimenkul Değerleme Uzmanı, Gayrimenkul Değerleme Raporu, Tekirdağ.

DeğerlemeDeğerleme modelleriGayrimenkul değerleme+3
Sezgin Yıldız
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş hayatında stres ve tükenmişlik sendromu

Stres, bireylerin zihninde; güç, baskı, tehdit ve zor olan şeyler anlamlarını ifade etmektedir. Bireyler zihinlerinde stresi engellenme, çatışma ve endişe kavramları ile bağdaştırmaktadır. Bu nedenle bireyler strese maruz kaldıklarında birçok olumsuz durumlar ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada amaçlanan; "stres" ve "tükenmişlik" kavramlarını açıklamak, bireylerde, örgütsel stres kaynaklarını ve buna bağlı sonuçları belirleyerek, stresle başa çıkma yöntemlerini saptamak, tükenmişliğin nedenleri ve başa çıkma yollarını belirlemek ve örgütsel stresin swot analizini yapmaktır. Örgütler hızla değişen teknoloji ve rekabet ortamına ayak uydururken, bireyler kendilerine verilen görev ve sorumlulukları yerine getirirken örgütsel strese maruz kalmaktadır. Bu sorunların başında performans düşüklüğü gelmektedir. Bu doğrultuda örgütsel yapıya bağlı stres kaynakları; merkeziyetçilik, aşırı uzmanlaşma, aşırı iş yükü, mobbing, ilerleme ve gelişme fırsatlarının azlığı ve bürokratik engeller; örgütsel stresin neden olduğu başlıca sorunlar ise işe yabancılaşma, iş devamsızlığı, iş kazaları, performans düşüklüğü şeklinde olabilmektedir. Örgütlerin başarıları, büyük ölçüde, bireysel strese ve örgütsel strese neden olan kaynakları ve nedenleri doğru şekilde belirlemek, tükenmişlik sendromuna neden olan faktörleri minimize etmek veya azaltmak, bunların neden olduğu olumsuz durumlara karşı alınan tedbirlere bağlıdır. Stresin ve tükenmişlik sendromunun neden olduğu olumsuz sonuçların doğru bir şekilde giderilmesi veya kontrol altına alınması gerekmektedir. Çalışanları olumsuz yönde etkilemeyecek çalışma ortamı ve koşulları yaratacak, örgütsel performansı yükseltecek optimum stres düzeyini yaratmaya çabalamalıdırlar. Bu konuda, örgütün tüm yöneticilerine de görev düşmektedir.

StresTükenmişlikTükenmişlik sendromu+2
Sultan Esra Gülhan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tekirdağ ilinde tarım kredi kooperatiflerinin tarım kesimi üzerine etkisi

Küçük birer işletme olan çiftçilerin aşırı rekabet ortamında yaşamlarını sürdürmeleri her geçen gün zorlaşmaktadır. Gelişmiş ülkeler de dahil bir çok ülkede çalışanların önemli bir kısmı tarım kesiminde istihdam edilmektedir. Dolayısıyla milli gelirin önemli bir kısmı tarım kesiminden elde edilmektedir. İnsanların önemli bir kısmı tarımsal faaliyetlerin yapıldığı köylerde diğer bir ifade ile kırsal mahallelerde yerlesmiş durumdadırlar. Çiftçilerin ortadan kalkıp dev işletmeler haline gelmesi durumunda iktisadi, sosyal sorunlar baş edilemez hale gelecektir. Bu sorunlara çözüm olarak düşünülebilecek önerilerin başında kooperatiflerin etkisinin artırılması gelmektedir. Kooperatiflerin tarım kesimi üzerinde etkisini incelemek aynı zamanda bu konuda en başarılı illerden biri olan Tekirdağ örneği ile inclemenin uygun olduğunu düşündüm. Birinci Bölümde Türkiye'nin sanayi, tarım, turizm, ulaşım sektörlerinde önde olan Tekirdağ ilini inceledim. İkinci bölümde Kooperatifçiliği Dünya'da ve Türkiye'de tarihsel gelişimi ile Tekirdağ ilindeki faaliyetlerini inceleyerek bu konudaki önerilerimi sonuç bölümünde açıkladım. Anahtar Kelimeler: Kooperatif, Tarım, Tekirdağ, Üretim

KooperatiflerKooperatifçilikTarım+5
Gökberk Arıcılar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yöneticilerde duygusal zekânın liderlik özelliklerine etkisi

Bu çalışmada yöneticilerin duygusal zekâ ve liderlik özellikleri düzeylerinin belirlenmesi, duygusal zekânın liderlik özellikleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma evrenini Isparta Organize Sanayi Bölgesinde çalışmakta olan yöneticiler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında kolayda örnekleme yöntemi ile 163 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmada Deniz (2012) tarafından Türkçe geçerlik ve güvenirlik analizi yapılan duygusal zekâ ölçeği ile Aykan (2004)'ın geliştirmiş olduğu liderlik özellikleri ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. Değişkenler ile ifadeler arasındaki ilişkiler t testi, ANOVA analizi, korelasyon ve regresyon analizi aracılığıyla incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre duygusal zekâ ile liderlik özellikleri ve alt boyutları arasında anlamlı düzeyde korelasyon ilişkisi tespit edilmiştir. Duygusal zekânın liderlik özellikleri üzerindeki olası belirleyici etkisini irdelemek için gerçekleştirilen regresyon analizi sonucunda duygusal zekânın liderlik özelliklerinin; demokratik liderlik özelliklerinin, yönetimsel liderlik özelliklerinin, yetki devri ile ilgili liderlik özelliklerinin, serbest bırakıcı liderlik özelliklerinin ve karizmatik liderlik özelliklerinin anlamlı bir belirleyicisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Derya Köse Tortop
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çelişik duygulu cinsiyetçiliğin kadın ve erkek yönetici tercihine ilişkin tutumlara etkisi: Bir alan çalışması

Bu çalışmanın amacı çalışanların çelişik duygulu cinsiyetçi tutumlarının beraber çalışmak istedikleri yönetici tercihlerini nasıl etkilediğinin ve örgüt kültürünün bu ilişkiyi nasıl etkilediğinin incelenmesidir. Araştırmaya merkezi Ankara'da faaliyet göstermekte olan bir holdingin 20 şirketinden 245 beyaz yaka çalışan katılmıştır. Katılımcılar çelişik duygulu cinsiyetçilik, örgütlerde algıladıkları cinsiyet eşitliği ve hemcinsleri ve karşıcinsleri olan yöneticilere yönelik tutumları ile ilgili anketlere cevap vermiştir. Örgüt kültürünün eşitlikçi algılanmasının erkek katılımcılar için kadın yönetici tercihini pozitif yönde etkilediği bulunmuştur. Düşmani cinsiyetçiliğin hem kadın hem erkek katılımcılar için yönetici tercihini yordamadığı saptanmıştır. Cinsiyetçilik ve yönetici tercihi ilişkisinde örgüt kültürünün düzenleyici bir rolü bu çalışmada bulunamamıştır. Kadın ve erkek katılımcılar arasında yönetici tercihi bakımından bir fark olmadığı bulunmuştur. Hem kadın hem erkek katılımcılar kendi cinsiyetlerinden yöneticilerle çalışmayı tercih etme eğilimindedir. Bulgular, araştırmada yer alan kısıtlar ve gelecek araştırmalar için öneriler tartışılmış ve kurumlar ile insan kaynakları yöneticilerine çeşitli önerilerden bahsedilmiştir. Anahtar sözcükler: Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik, Örgüt Kültürü, Yönetici Tercihi, Hemcinsçilik, Yönetimde Kadın.

CinsiyetçilikErkek yöneticilerGörev atama+6
Arda Can Yeşilırmak
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütsel bağlamda sapkın davranışlar ve çatışma çözme yöntemleri arasındaki ilişkiyi açığa çıkarmaya yönelik bir araştırma

Bu tez, işyerinde sapkın davranışlar ve çatışma kavramlarına atfedilen anlamları derinlemesine inceleyerek, örgütsel bağlamda sapkın davranışlar ve çatışma kavramlarının arasındaki ilişkinin doğasını ve yöneticilerin bu ilişkideki rolünü açığa çıkarmayı amaçlamaktadır. Tezin amacı doğrultusunda tezin birinci bölümünde işyerinde sapkın davranışlar kavramı ve kapsamı, işyerinde sapkın davranışlara ilişkin geliştirilen tipolojiler ve ulusal ve uluslararası yazında yapılan araştırmalar ele alınırken, ikinci bölümünde çatışma kavramı ve kapsamı, çatışma yönetimi ve ulusal ve uluslararası yazında çatışmaya ilişkin yapılan araştırmalar ele alınmıştır. Tezin son bölümünde ise yapılan alan araştırmasından elde edilen bulgulara detaylı bir şekilde yer verilmiştir. Bu çalışma kapsamında, İzmir'de özel ve kamu kuruluşlarında orta ve üst düzey yöneticilik yapan 19 kişi ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler sonucu elde edilen veriler, nitel içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda ise sapkınlık ve çatışma kavramlarının altında yatan dinamikler açığa çıkarılarak, kavramların doğası arasında bir ilişkinin olduğu ve yöneticilerin kritik bir rolü olduğu açığa çıkarılmıştır. Son olarak yöneticilere önerilerde bulunulmuştur.

Sapkın arkadaşlarSapkınlıkSapmış davranış+3
Serap Oluğ Gür
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütsel stres kaynaklarının çalışanların iş tatmini üzerindeki etkisinin incelenmesi: Guine-Bissau'daki kamu işletme çalışanları için yapılan bir araştırma

Araştırmanın genel amacı, Kamu işletmesinde çalışanların organizasyonel stres kaynaklarının iş tatminine etkisi. Bunun yanında çalışanların, demografik özelliklerinin, organizasyonel stres kaynakları ve iş tatmin düzeylerini nasıl etkilediğinin incelenmesi de araştırmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır. Bu araştırma, organizasyonel stres kaynakları iş tatmini ya da iş tatminin organizasyonel stres kaynaklarına olan etkisini belirlemek açısından, mevcut durumu ortaya koymak ve ulaşılan sonuçları genelleme bakımından önem taşımaktadır. Bu çalışmada "Gine-Bissau Yönetim ve Limanları" şirket çalışanları üzerinde 30 sorudan oluşan bir anket çalışması yapılıp 300 personel idaresinde katılmaktadır. MSQ, ÖSK standart ölçekler ve analiz yapmak için SPSS 23.0 programı kullanmaktadır. Çalışanların organizasyonel stres kaynaklarının, iş tatminin düzeyi ve demografik özellikleri değişkeni bakımından anlamlı bir farklılık gösterip test etmek için One-Way Anova ve Bağımsız Örneklem T-Testi uygulanmaktadır. Pearson korelasyon katsayı organizasyonel stres kaynakları ile iş tatmini arasındaki negatif ve zayıf bir ilişki göstermektedir. Son olarak, şirketleri ya da örgütleri organizasyonel stres kaynakları azaltmak ve iş tatmini artırmak için önerileri gösterilmektedir.

Kamu kuruluşlarıStresStres faktörleri+3
Constantıno Pedro Batısta
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Y kuşağı çalışanlarda kurum içi uygulamaların kurumsal imaj algısına etkisi

Y Kuşağı, kurumsal imaj algıları ve kurum içi uygulamalar yazında ayrı başlıklar halinde incelenmiş araştırma konularıdır. Bu konulardan Y kuşağı konusu, çoğunlukla Y kuşağı beklentileri, hangi çalışma değerlerine sahip olduğu, farklı kuşaklardaki çalışanların aynı iş ortamında çalışmasından doğabilecek çatışmaların nasıl önlenebileceği çerçevesinde ele alınmaktadır. Bunun yanında, kurumsal imaj algısı ile ilgili birçok araştırma mevcut olmasına karşın, Y kuşağı ve kurumsal imaj algıları ile ilgili yazında bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada öncelikle kurumsal imaj algısına ilişkin boyutlar incelenmiş ve yazında farklılık yaratmak adına Y kuşağı çalışanlarda kurum içi uygulamaların kurumsal imaj algılarına etkisi ile ilgili araştırma sunulmuştur.

Kurum imajıKurum imajıKuşaklar+4
Sevgi Atam
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite müzelerinin üniversitelerin kurumsal imajındaki rolü ve önemi

Kurumsal imaj, küreselleşme ile ulusal ve uluslararası alanda rekabete açılan üniversiteler için önemli bir kavram haline gelmiştir. Literatürde, toplumun değişimine yön veren kurumlar olan üniversiteler ile ilgili kurumsal imaj çalışmalarına çok fazla rastlanmaktadır. Bu çalışmada, üniversitelerin kurumsal imajı ile üniversite müzeleri ilişkilendirilmiştir. Özellikle üniversite müzeleri ile ilgili yok denecek kadar az sayıda çalışma yapılması araştırmanın konusunun seçiminde etkili olmuştur. Üniversite müzeleri gerçekleştirdiği birçok işlev ile üniversitelere katma değer sağlamaktadır. Bu bağlamda, çalışmada üniversite müzelerinin, üniversitelerin kurumsal imajı üzerindeki rolü ve önemi nitel yöntem ile araştırılmıştır. İki aşamada gerçekleştirilen araştırma sonuçlarına göre; üniversite müzelerinin üniversitelerin kurumsal imajı üzerinde olumlu rolü olduğu görüşü hâkimdir. Üniversite müzelerinin kurumsal imaj oluşturmadaki etkin rolü, ne yazık ki ülkemizde hak ettiği yeri bulamamıştır. Türkiye'de en çok üniversite müzesine sahip köklü üniversitelerden biri olan İstanbul Üniversitesi ve Türkiye'nin prestijli üniversitelerinden biri olan Marmara Üniversitesi'nde gerçekleştirilen araştırma sonucunda, üniversite müzelerinin kurum imajı oluşturmadaki olumlu etkilerini, bu üniversitelerde yeterince hissettiremediği sonucuna varılmıştır. Katılımcılar tarafından genel olarak tanıtım eksikliğine bağlanan bu durumun giderilmesi için hem bilirkişiler hem de öğrenciler çeşitli önerilerde bulunmuştur. Çalışma sonucunda elde edilen önerilerin gerçekleştirilmesi halinde, üniversite müzelerinin İstanbul Üniversitesi'ne ve Marmara Üniversitesi'ne katma değer sağlayarak, olumlu imajlarını destekleyeceği düşünülmektedir.

Kurum imajıMarmara ÜniversitesiMüzeler+2
Ayşe Merve Urfa
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimEN

Evaluating the dynamics of export performance: Moderating effects of proximate environment on firm strategies and export performance

Generic strategies are composed of three main firm strategies: ?cost leadership?, ?differentiation? and ?focus? strategies. Any firm who desires a prominent performance in the national or international business environment should follow one of these strategies and adapt itself to the demands of the relevant strategy. Competitive Advantage of Nations Framework (Diamond Framework), on the other hand, asks the question ?why some nations prosper in some industries whereas others cannot? and is used to measure the competitiveness level of countries in certain industries. According to this framework, nations with favorable ?factor? and ?demand conditions?, a proper ?context for firm strategy and rivalry?, together with complementary ?related and supporting industries? are said to prosper better than the ones who lack these determinants. In this thesis, Competitive Advantage of Nations Framework is treated as a proximate environment for firms that are competing internationally and a moderating effect of this framework on the relationship between generic firm strategies and firms` export performances is proposed and tested. The empirical component of the thesis includes a survey of 154 exporting firms. Overall, results provide some, though limited support for the proposed relationships.

Melih Astarlıoğlu
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Firmalar arası işbirliklerinin inovasyona etkisinin analizi: Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi medikal sektörü

Despite the general idea of collaboration within clusters leads more innovative activities, there is not enough empirical work for justifying. This thesis examines the relation between inter-firm collaboration and innovation within Medical Sector Cluster firms of Ivedik Organized Industrial Zone in Ankara, Turkey. A questionnaire is applied to 44 firms of the cluster to collect data and measure the firms' collaboration existed for innovation, to find the innovation dynamics that characterize the cluster and to see how collaboration is carried out between firms. Results implied that firms tend not to collaborate within the cluster, therefore there is not a significant relation between collaboration and innovation within the cluster although innovative activities exists. Reluctance of the firms to collaborate was explained by trust problems and by the fact that most firms procure technologies from outside of Turkey. This thesis also provides some useful recommendations for further studies on the collaboration and innovation topics within clusters of Turkey.

AnkaraSmall and Medium Sized FirmsClusters+6
Semih Ceyhan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Impact assessment of e-government: An empirical study of measuring the public value created through e-initiatives

The contribution of e-government investments for countries to the assurance of economic growth, better public administration and sustainable development are very well studied in the literature. Also, many researchers emphasized its potential for widening participation of citizens in policy-making process, enhancing access to information and removing barriers to public service. However, there seems to be an imbalance between the supply and demand of public e-services in most countries despite the extensive investments in e-government so far, which might be considered as a consequence of inappropriate ways of policy development rather than "evidence based" evaluation and selection of e-government policies. It is, therefore, important to pay greater attention to collect and interpret a variety of empirical evidence in order to assess impacts of e-government policies. Previous literature has shown that there is a strong need for measuring the performance of e-government and acquiring empirical evidence on the impacts and outcomes of it especially in developing countries. Moreover, empirical evidence is little regarding the assessment of e-government impact from a public value perspective particularly in Turkish literature. Therefore, the aim of this study is to measure the public value of e-government initiatives in Turkey. In order to fulfill this aim empirical data were collected from e-government users across Turkey through survey questionnaire employing a quantitaive approach. Once the data were collected then they were transformed into SPSS and analyzed by running descriptive statistics. Analysis of empirical findings showed that Quality of services and Functionalities of services tend to create public value through contributing to Delivery of Public Services. Similarly, User orientedness of services, Organizational efficiency and Openness of public organisations tend to create public value through contributing to Effectiveness of Public Organizations. Finally, Self development of citizens, Trust and Environmental sustainability tend to create public value through contributing to Achievement of Social Outcomes while Equity only tends not to create public value.

Value analysisElectronic governmentElectronic access+5
Mehmet Yıldız
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigating the traces of akhi values in the Turkish jewelry industry: A qualitative study

Although some studies claim that Akhi values still guide craft industries today in the Turkish business context, there is a lack of explorative studies that illuminates the issue. This study examines the values, traditions and practices in the Turkish jewelry industry. Specifically, the study aims to understand if Akhi values which dates back to nearly a millennium ago are still intact today among Turkish jewelers. In-depth interviews were conducted with 11 jewelers in İstanbul and Ankara. In addition, 2 focus group studies were conducted in Ankara. The data from the interviews and focus groups were analyzed by NVivo 10 qualitative data analysis software. The results imply that many Akhi values continue to guide business decisions and relationships in the jewelry industry. On the other hand, certain values of Akhism are not observable anymore in today's jewelry industry. The study contributes to the literature by elaborating on the persistence and disappearance of Akhi values.

AkhismJewelleryWork values+1
Ömer Faruk Aladağ
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The relationship between stress level and personality and stress management techniques

This study aims to specify the relationship between personality, perceived stress level and stress management success on the independent accountants in Kırıkkale. In addition, whether there is a relationship between perceived stress levels of the independent accountants and some demographic variable such as income, vocational experience, age, gender, marital status and education level were tried to be specified. In order to collect data, questionnaire was applied and face to face meeting was made with 87 independent accountants in Kırıkkale. Eysenck Personality Inventory was used to identify the personality characteristics of the independent accountants and the Stress Level Scale to determine the sources of stress and stress management success scale to specify behavior types in stressful events. Correlation, regression, variance analyses, Tukey Post Hoc and t-test were used in the data analysis. As a result of the datas and analysises, it was become real that there is a significant difference between personality type and perceived stress level. According to this model, personality type of the independent accountants explains twelve percent of the perceived stress level variance and in terms of demographic changes there is a relationship between income, vocational experience, age and perceived stress level but there is not a relationship between gender, marital status and perceived stress level. In addition, there is a positive relationship between extraverted personality attribute and stress management success and there is a negative relationship between intraverted personality attribute and stress management success. On the other hand, there is a negative relationship between extraverted personality attribute and perceived stress level and there is a positive relationship between intraverted personality attribute and perceived stress level. Keywords: Personality, Personality Theories, Personality Types, Stress, Stress Sources, Stress Management Techniques, Independent Accountants

PersonalityPersonality traitsFiscal consultancy+4
Nurhan Türe
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Interdependence among units; case study of Ghana health insurance system

The study of interdependence help owners of businesses understand how the various sectors, departments or units within their organizations depend on the productivity or performance of others. Some researchers have posited that interdependence and subsequent interaction among individuals and groups are the basis for organization, (Grant,1996). Understanding interdependence also influences the design structure of the organization. It encourages interaction across enterprises, minimizes hierarchical differentiation, and engages organizational tensions. Thus, organizations require the flow of information and coordination of effort to be effective because inappropriate interdependence can disrupt these basic processes, interfere with productivity, and impact the bottom line, (Alder, 1995). Effective organizational interdependence is also a salient component of an organization's long-term success, as it is a central component of effective work relationships Van de Ven (1980). This study examines the extent to which one organization's interdependence on another organization mediates the relationship between them and drives effective coordination and governance of inter-organizational relationships.

DependencyEconomic dependenceInteraction+7
Emma Kamassah
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A literature review of the determinants of customer trust in electronic and mobile banking: implications for the M-Pesa system in Kenya

This thesis aims to discover the determinant factors of customer trust in mobile and electronic banking taking the case study of M-Pesa in Kenya. It will also illustrate the opportunities as well as unseen challenges of mobile and electronic banking thereby improving use and acceptance of the technology. Customer trust is considered a critical factor for mobile and electronic banking or electronic commerce success. Trust significantly predicts the customers' intention to use or adopt technology, especially that which is sensitive as involving money transfers. The purpose of this study is to understand the factors that enable users gain trust in the technology which lead to the rapid adoption of the technology. This thesis examines the rise of mobile and electronic banking, since the invention of computers and mobile phone technology, especially in developing countries. The thesis also study's the advantages and disadvantages of this technology, by specifically focusing on the importance of the technology and the impact it has had on various industries, firms, businesses and peoples' lives. It also focuses on the challenges that face customers when using mobile and electronic banking. The methodology used is a review of literature written on mobile and electronic banking and trust. The findings of this study indicate that the outstanding factors that influence prospective users to trust the technology and adopt it are Security, Structural assurances, Ease of use, Quality, Personal traits and other relative benefits. These findings are also evident in the case study of M-Pesa system usage. This study can be used to expand the knowledge of mobile and electronic banking adoption by customers and mobile banking in Kenya via the M-Pesa system. It may also be used by scholars to do further research and also by mobile phone operators to improve their services or expand their services in a way geared to economic empowerment to all sectors involved.

Electronic bankingConfidenceTrust relationship+7
Valerıe Cherotıch Koech
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Askeri liderlikle astların tutum ve davranışları arasındaki ilişkide astların kişilik özelliklerinin düzenleyici rolü

Liderlerin, maiyetlerine yaklaşımı ve onlara karşı gösterdikleri liderlik tarzı, örgütsel hedeflerin elde edilmesinde önem arz etmektedir. Liderliğin önemli olduğu alanlardan birisi de askeri ortamlardır. Askeri ortamlarda lider-ast ilişkisinin olumlu ve sağlıklı olması ve liderin astına yönelik sergileyeceği liderlik davranışı, astların tutum ve davranışlarını etkileyerek, görevin ifasına ve örgütsel hedeflere ulaşılmasına katkı yapmaktadır. Son dönemde askeri örneklemde geliştirilen liderlik ölçeklerinden birisi de askeri liderlik ölçeğidir. Askeri liderlik, "görevin başarılmasına yönelik hedef ve yön göstererek astlarını yönetme, geliştirme ve etkileme süreci" olarak tanımlanabilir. Bu çalışma ile askeri liderlik ölçeğinin geçerliliğini test ederek, askeri liderliğin astların tutum ve davranışları üzerindeki etkisi ve bu ilişkide astların kişilik özelliklerinin düzenleyici rolünü incelemek hedeflenmiştir. Araştırma Hobfoll'un (1989) Kaynakların Korunması Teorisi'ne dayandırılmaktadır. Teoriye göre, çalışanların kişisel özellikleri, çalışan çıktılarında askeri liderliğin olumlu ya da olumsuz etkilerini kuvvetlendirmede veya tersi olarak azaltmada önemli bir rol oynayabilir. Araştırmada öncelikle yeni geliştirilen askeri liderlik ölçeğinin faktöryel yapısını doğrulayarak, geçerliliğini test etmeye yönelik olarak; intranet ağından araştırmaya katılan 276 personel verisi üzerinden doğrulayıcı faktör analizi yapılmış ve ölçeğin üç faktörlü yapısının doğrulandığı görülmüştür. Müteakiben değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek maksadıyla Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın dört farklı birliğinde görev yapan 390 subay, astsubay ve uzman erbaşdan oluşan örneklem üzerinde araştırma yapılmıştır. Araştırmada liderlerin davranışları askeri liderlik ölçeği; astların tutumları amirden tatmin ölçeği ve öznel iyi olma ölçeği; astların davranışları görev performansı ölçeği ve örgütsel vatandaşlık davranışı ölçeği; astların kişilikleri ise beş faktör kişilik özellikleri ölçeği ile ölçülmüştür. Araştırmada ortak yöntem varyansını azaltmaya yönelik bağımsız değişken ve düzenleyici değişken verileri ilk safhada toplanmış, bağımlı değişken verileri ise yaklaşık olarak bir ay sonra ikinci safhada toplanmıştır. Tek kaynak varyansı ve sosyal beğenirliği azaltmaya yönelik olarak, amirlerin askeri liderlikleri ile astların tutumları astlardan, astların davranışları ise amirlerden elde edilmiştir. Yapılan güvenilirlik analizi sonucunda ölçeklerin güvenilirlik değerlerinin (Cronbach Alpha) .70'in üzerinde ve güvenilir olduğu görülmüştür. Yapılan korelasyon analizi sonucunda, askeri liderliğin her üç boyutunun da astların görev performansları, amirden tatminleri ve örgütsel vatandaşlık davranışları ile ilişkili olduğu görülmüştür. Yapılan regresyon analizi sonucunda, amirlerin asta yönelik ilgilerinin astların görev performansı ve amirden tatminini; farkındalıklarının astların amirden tatminini pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca, astların özdisiplinlerinin görev performanslarını, amirden tatminlerini ve öznel iyi olmalarını; dışa dönüklüklerinin öznel iyi olmalarını; gelişime açıklıklarının amirden tatminlerini; nevrotikliklerinin öznel iyi olmalarını etkilediği tespit edilmiştir. Astların kişilik özelliklerinin düzenleyici rolünü belirlemeye yönelik yapılan analizlerde de astların gelişime açıklıklarının asta yönelik ilgi ve farkındalık ile amirden tatmin arasındaki ilişkide düzenleyici rolü bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Askeri liderlik, görev performansı, amirden tatmin, örgütsel vatandaşlık davranışı, öznel iyi olma, beş faktör kişilik özellikleri.

AskeriAst-üst ilişkileriKişilik özellikleri+3
Mehmet Kahya
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimEN

At the nexus of institutional logics and political networks: The case of academic hiring in newly founded management departments in Turkey

Research on institutional complexity pointed to how individual and organizational identities that are constructed within a network of field-level actors associated with institutional logics drive individual and organizational responses to institutional complexity. This body of research, however, neglected that social networks to which individuals and organizations are linked can be independent from institutional logics, and can influence their behaviors through identities formed within the networks. This study is an attempt to extend research on institutional complexity by examining how individual and organizational identities emanated from political networks in which they are embedded may also shape organizational actors' interpretations of and responses to complexities in environment, depending on their alignment with those identities. The purpose of this study is to explore how individual embeddedness in multiple institutional logics at the field level and in political networks at the societal level shape managerial decisions within organizations. Focusing on the institutional and political environments surrounding academic hiring decisions of management departments of the universities founded between 2007 and 2014 in Turkey, this research proposes that the degrees of individual decision-makers' embeddedness in alternative institutional logics (single versus multiple) and in different political networks (open versus closed) interactively influence their decisions on hiring new academicians with varying identification with institutional logics and embeddedness in political networks. The findings reveal that resulting recruited academic staff have shown variations with regard to their embeddedness in prevailing institutional logics and political networks depending on several contingency factors pertaining to ownership structures, geographic location and political context.

AcademiciansDecision makingDecision making unit+5
Deniz Öztürk
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyoekonomik statü (SES), temel değerler ve kişilik özelliklerinin liderlik davranışına etkisi

Bu çalışmada askeri liderliğe etki eden faktörler araştırılmıştır. Askeri liderliğe etki eden Temel Değerler, Temel Benlik Değerlendirmesi (TBD) , Öz Liderlik, Sosyoekonomik Statü (SES) farklılıkları, demografik farklılıkların (özellikle liderin kaynak ve statü farklılıkları) etkili liderlik davranışına nasıl ve ne derecede etki ettiği belirlenerek, elde edilen sonuçların kurumun ihtiyacı olan askeri liderlerin temin ve yetiştirilmesi süreçlerinde girdi olarak kullanılması amaçlanmaktadır. Örneklem grubu olarak K.K.K.lığında görev yapan subay, astsubay ve uzman erbaşlar belirlenmiştir. Toplamda 2898 veri toplanmış, lider-takipçi eşleştirmesi yapılmış ve 410 lider-takipçi veri çifti oluşturulmuş, analize uygun olan 290 veri ile analizler yapılmıştır. Araştırmanın hipotezleri CHAID analizi ve YEM ile test edilmiştir. Araştırma temelde 2 çalışma şeklinde kurgulanmıştır. Birincisi demografik değişkenlerin ve sürekli değişkenlerin istatistiksel olarak farklılıklarının belirlendiği, ikincisi ise değişkenler arası ilişkilerin ortaya konduğu çalışmadır. Birinci çalışmanın sonucunda etkili Askeri Liderlik için çalışma süresinin uzunluğu ve sözleşmeli veya yedek subay kaynağından ziyade muvazzaf subay olmanın önemli olduğu belirlenmiştir. Ayrıca SES farklılıklarının değerler üzerinde de farklılık yarattığı, üst SES grubunda olanlarda değişime açıklık ve kendini aşma yüksekken muhafazakârlığının düşük olduğu belirlenmiştir. Değişkenler arası ilişkilerin test edildiği ikinci çalışmanın sonucunda temel değerlerden değişime açıklık ve muhafazakârlığın askeri liderliğin asta yönelik ilgi boyutuna; kişisel gelişim temel değerinin de askeri liderliğin işe yönelik ilgi boyutuna zayıf bir şekilde etki ettiği tespit edilmiştir. TBD'nin askeri liderliğe anlamlı bir şekilde etki etmediği görülmüştür. İkinci çalışmanın devamı olarak aynı analizler verilerin tek kaynaktan toplanmasıyla tekrar yapılmış ve değişime açıklık değer boyutunun her üç askeri liderlik boyutuna orta düzeyde etki ettiği, kendini aşma değer boyutunun ise düşük düzeyde etki ettiği; TBD'nin ise farkındalık boyutuna düşük olsa da bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca TBD ve Değişime açıklık değer boyutunun askeri liderlik boyutlarına etkisinde öz liderliğin düşük de olsa aracılık ettiği görülmüştür. İkinci çalışmada çok kaynaktan toplanan veriler ile tek kaynaktan toplanan verilerin sonuçları karşılaştırılmış ve sosyal beğenirlik etkisinin olumsuz etkileri ortaya konulmuştur. Çalışma; SES farklılıklarının değer farklılıklarına neden olacağını belirlemesi, farklı disiplinlerde ele alınan konuları bir çalışma altında karşılaştırmalı olarak ele alması, yöntemsel açıdan sosyal beğenirlik etkisinin varlığını ortaya koyması ve askeri liderlik alanında yapılan çalışmalara katkı sağlaması bakımından önemlidir. Çalışmanın uygulamacılara, özellikle personel temini, yetiştirilmesi ve hizmet süresinin belirlenmesi gibi birçok konuda katkısı olacağı öngörülmektedir. Verilerin çok kaynaktan toplanmış olması, bağımlı değişken verilerinin Türk kültürüne özgü geliştirilen bir ölçek vasıtasıyla toplanmış olması, veri toplama sürecindeki zaman farkından dolayı ortak yöntem varyansının olumsuz etkilerini en aza indirmesi çalışmanın güçlü yanlarıyken; SES gruplandırmasının sadece eğitim değişkenine bağlı kaması ve verilerin intranet ortamında toplanmış olması da çalışmanın kısıtlarıdır.

AskeriKişilik özellikleriKültürel değerler+6
Çağdaş Akif Kahraman
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of abusive supervision on teacher turnover intention: the moderating role of psychological empowerment and creativity

Teacher turnover has emerged as a critical challenge faced by educational systems in developing countries, including Somalia. This study examines the influence of abusive supervision on teachers' turnover intention, with a particular focus on the moderating roles of psychological empowerment and creativity using a cross-sectional, correlational survey research design. A sample of 356 Somali teachers, working in private and government school recruited through convenience and snowball sampling, participated in the study. A quantitative analytical approach was employed, including correlation analysis, and moderation analysis to test the hypothesized model. The findings indicate a significant positive association between abusive supervision and turnover intention. Importantly, psychological empowerment did not buffer the impact of abusive supervision on turnover intention whereas creativity was identified as a significant moderator, suggesting that fostering teacher creativity and encouraging innovative instructional practices can buffer the detrimental effects of abusive leadership. These results have both theoretical and practical implications, highlighting the need to promote supportive leadership and to cultivate environments that enhance teacher creativity. Such interventions are vital for improving teacher retention and ensuring educational stability in fragile and resource-constrained contexts.

Hanan Mohamed Hassan Isse
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The mediating role of job crafting in the relationship between creativity self and career satisfaction: An empirical study

The Mediating Role of Job Crafting in the Relationship Between Creativity Self and Career Satisfaction: An Empirical Study In today's rapidly evolving organizations, employees are expected to demonstrate creativity and innovation in shaping their job roles. However, mere creativity may not lead to career satisfaction unless individuals actively work to modify their responsibilities, relationships, or outlook on their employment. This research examined whether job crafting could serve as a means for creative individuals to find greater meaning and fulfillment in their jobs. The study utilized a quantitative approach and adopted a cross-sectional design. Data were collected from professionals across various industries in Lagos, Nigeria. A structured questionnaire was used to assess three key areas: Self-creativity, job crafting, and career satisfaction. To provide data from a diverse range of employment kinds and industries, the sample was drawn using stratified random sampling. The study had a sample size of 300 participants. In the measurement of mediation effects, the analysis employed Hayes's PROCESS Macro Model 4, which yields an unbiased estimation of indirect relationships in the case of mediation. The results demonstrated that individuals with high creativity-self were considerably more likely to engage in job crafting behaviors. The findings also revealed that job crafting was a strong positive predictor of career satisfaction, highlighting its potential to facilitate meaningful and engaging professional lives. Importantly, the analysis confirmed that job crafting is one way creative self is converted into enhanced career satisfaction. This suggests that employees who view themselves as creative are likely to redefine their jobs so that it has meaning and satisfaction, aligning with their abilities and values. Several practice implications arise from these findings that organizations can take action on. By fostering adaptable role design, autonomy-supportive leadership, and formal training programs that cultivate creative confidence, employers can create an organizational culture where job crafting is encouraged. Investing in job crafting can therefore yield substantial benefits to individuals and their organizations. Keywords: Creativity-Self, Job Crafting, Career Satisfaction, Lagos, Nigeria.

Shukurat Adeola Abdulazeez
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimEN

The mediating role of organizational culture in the relationship between strategic management, HRM practices and organizational performance of SMEs operating in Algeria

This study investigates the mediating effect of organizational culture (OC) on the relationship between strategic management (SM), human resource (HR) management, and organizational performance (OP) in small and medium-sized enterprises (SMEs) in Algeria. SMEs play a vital role in Algeria's economic development, serving as a major source of employment and contributing significantly to GDP. Although existing literature explores the impact of SM and HR management on firm performance, to date, no research has specifically examined the mediating role of organisational culture in this relationship, either in Western or non-Western contexts, including the North African region, particularly within the Algerian setting. This research adopts a quantitative approach and uses data collected from 622 SME managers in Algeria, predominantly male (75.9%), aged 30–49 years (72%), and 33.1% holding advanced degrees. Most respondents represented small enterprises (49.2% with 6–49 employees) across various industries. Structural Equation Modeling (SEM) was employed using SmartPLS 4, SPSS 29, and JASP 0.19.3.0 to validate the relationships among SM, HR practices, OC, and OP. Using a structured survey, data was collected from 622 managers to assess HR infrastructure, strategic management capabilities, cultural dimensions, and performance outcomes. Structural equation modeling (SEM) on SmartPLS4, descriptive statistics and inferential statistics on SPSS 29 have been used for data analysis and hypothesis testing. Regression and mediation analyses indicate that collaborative (Clan) and adaptive (Adhocracy) cultures enhance performance by fostering employee engagement and innovation. Strategic management was found to have a stronger direct impact on performance than HR infrastructure, but its effectiveness is amplified when aligned with a supportive organizational culture. The findings also reveal that organizational culture plays a critical mediating role between strategic management and firm performance, emphasizing the need for cultural alignment and strategic clarity in Algerian SMEs. These insights contribute to the theoretical understanding of organizational behavior in emerging economies and offer practical guidance for SME managers seeking to enhance performance through integrated management strategies. Limitations include the study's cross-sectional design and regional scope, which future research could address through broader, longitudinal investigations.

Behavioural strategyDenison organizational culture modelGroup management+1
Sihem Djıdjık
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Algılanan örgütsel destek ve tükenmişlik ilişkisinde psikolojik sermayenin rolü

Örgütlerin sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde etmesinde insan kaynaklarının niteliği ve örgütün stratejik hedeflerine katkıda bulunacak şekilde yönetilmesi önemli bir yere sahiptir. Tükenmişliğin öğretmenler üzerindeki olumsuz sonuçlarına ilave olarak öğrencilerin akademik başarısını da düşürmesi eğitim kurumlarının buna karşı önlem almasını zorunlu kılmaktadır. Örgütsel destek kuramı, örgütün çalışanın katkısına verdiği değer ve iyi-oluşuna verdiği önemin derecesine göre çalışanın karşılık verdiğini savunmaktadır. Buna göre algılanan örgütsel desteğin örgütsel, davranışsal ve bireysel bağlamda olumlu sonuçlarının olması beklenmektedir. Algılanan örgütsel destek ve tükenmişlik ilişkisi pek çok araştırmaya konu olmakla birlikte Türkiye'de psikolojik sermayenin bu ilişkideki rolünün incelenmesi konusunda literatürde bir boşluk olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin algılanan örgütsel destek ve tükenmişlik ilişkisinde psikolojik sermayenin rolünü incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı da öğretmenlerin demografik özelliklerine göre algılanan örgütsel destek, psikolojik sermaye ve tükenmişlik düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığının ortaya konulmasıdır. Araştırma kapsamında Ankara ilinde öğrenim kurumlarında görev yapan 553 öğretmene anket uygulanarak veriler toplanmıştır. Ankette tükenmişlik ölçeği, psikolojik sermaye ölçeği ve algılanan örgütsel destek ölçeği ile demografik değişkenler yer almıştır. Veriler üzerinde geçerlilik analizi, güvenilirlik analizi, korelasyon analizi ve Hayes Process Macro yöntemi kullanılarak aracılık analizi yapılmıştır. Demografik değişkenlere göre gruplar arası farklar için t-testi ve ANOVA yapılmıştır. Çalışmada algılanan örgütsel destek ve psikolojik sermaye ile tükenmişlik arasında negatif, algılanan örgütsel destek ile psikolojik sermaye arasında ise pozitif ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Genel olarak öğretmenlerin algılanan örgütsel destek düzeylerinin orta, psikolojik sermaye düzeylerinin yüksek, tükenmişliklerinin düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada algılanan örgütsel desteğin öğretmenlerin psikolojik sermayelerini pozitif yönde etkilediği, tükenmişliklerini ise negatif yönde etkilediği bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bir başka sonuç ise öğretmenlerin psikolojik sermayelerinin tükenmişliklerini negatif yönde etkilediğinin bulunmasıdır. Araştırmada psikolojik sermayenin algılanan örgütsel destek ve tükenmişlik arasındaki ilişkide aracılık etkisi olduğu bulunmuştur. Ayrıca katılımcıların demografik özelliklerine göre araştırma değişkenlerinde gözlenen farklılıklara ilişkin literatüre katkı sağlayan bulgulara ulaşılmıştır.

Recep Karaca
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effect of overqualification on employee work outcomes

Overqualification is a dimension of underemployment that is defined as possessing more education, experience, and skills than the demands of present employment situation. Perceptions of possessing excessive qualification with respect to job requirements are associated with negative job attitudes in the overqualification literature due to feelings of relative deprivation experienced by employees. Relative deprivation theory (Crosby, 1976, 1984) suggests that when a person fails to meet the subjective standards that he/she feels entitled to, being deprived of these subjective standards result in frustration, which leads to poor job attitudes in the context of employment. Contemporary research on overqualification focus on identifying the conditions that inhibit the negative outcomes of overqualification (e.g., Erdogan & Bauer, 2009). In this study, we explore whether social exchange mechanisms in the work environment, namely leader-member exchange and organizational support, can moderate the negative relationship between overqualification and employee work attitudes, which are job satisfaction, affective organizational commitment, and turnover intentions. A series of regression analyses were performed on a sample that consists mostly of highly educated service sector employees in Turkey. Results confirm the negative effect of perceived overqualification on work attitudes while providing no support for the hypothesized moderation effects of leader-member exchange and perceived organizational support. The theoretical implications of results were discussed and their implications for practice and future research were presented.

UnderemploymentLeader-member exchangeWorkers+4
Onur Alten
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Predictive analysis of flight traffic at New York JFK Airport on air pollution using machine learning

Anthropogenic activities like transportation result in the emission of numerous pollutants like NO2, CO, SO2, PM2.5-10, O3, and Pb, which are identified as major air pollutants by environmental and health agencies. Emissions of those major pollutants result in negative health impacts like cardiovascular and respiratory diseases. Even though emissions from on-road traffic have decreased in recent years due to stricter regulations and technological advancements, less strict regulations on aircraft have resulted in an increase in emissions with the increasing air traffic. This study aims to estimate NO2 emissions from commercial flights at John F. Kennedy Airport (JFK) in New York and their impacts on air quality. The study combines numerical modeling using the AERMOD air dispersion model along with a machine learning model to predict NO2 concentration distributions as a function of space and time. To achieve this goal, departure and arrival flight data of John F. Kennedy Airport (JFK) in New York for the year 2018 is used. After the data is cleaned and prepared for the analysis, AERMOD is used to simulate atmospheric pollutant dispersion. The results of this study indicate that aircraft emissions can lead to significant NO2 concentrations in the vicinity of the airport. The simulated concentrations are then used in the training of a machine learning model. Decision tree-based extreme gradient boosting (XGBoost) is used as a machine learning model. It is shown that training in the emission prediction model has resulted in a well-generalized and well-performing model. Overall, this study demonstrates that machine learning modeling can be an effective tool for estimating pollutant dispersion.

Atmospheric pollutionAir pollutionAirline transport+4
Batuhan Burç Türkoğlu
Boğaziçi University · Çevre Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimEN

Strategic agility-enabled business model innovation: A multi-method study

Strategic agility (SA) enables adaptation in turbulent environments by accelerating business model renewal. However, despite its critical role as a dynamic capability, relatively little is known about the relationship between the set of capabilities underlying SA and business model innovation (BMI) for different BMI initiatives and contextual characteristics. Against this backdrop, this dissertation investigates 1-the capability combinations that enable business model innovation for different BMI initiatives, and 2-the implications of firm size, environmental turbulence, and structural embeddedness as contextual conditions for the SA-BMI relationship and BMI performance. The study adopts multiple methods to address these issues. In Study 1, a multiple-case study featuring four companies has been conducted to analyze the role of SA-related capabilities in the BMI process. By reflecting the temporal deployment of the SA-related capabilities along the phases of BMI at the case firms, the study sheds light on how organizations design and implement new business models by leveraging strategic agility. In Study 2, a fuzzy-set qualitative comparative analysis (fsQCA) has been conducted to explore the role of firm size, environmental turbulence, and structural embeddedness as contextual characteristics in the SA-BMI relationship and BMI performance in a sample of service firms. The contribution of this study is that it provides a comprehensive analysis of the organizational and contextual enablers of the effective pursuit of BMI through a multi-method study that takes the process dynamics and the alternative paths into consideration.

Strategic cyclingInnovationBusiness models
Alptegin Albayraktaroğlu
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşe devamsızlık sorunu, nedenleri, sonuçları, çözüm önerileri ve bir uygulama

Personelin işe devamsızlığı çok ciddi bir disiplin sorunudur.Devamsızlık tanım olarak, personelin işteki başarısızlığını anlatan ve çalışma programlarında izlenen, personelin özürsüz işe gelmeme durumudur. Devamsızlık tek bir endüstri dalında veya belli bir alanda görülmez. Bu, hemen hemen her örgütü ilgilendiren bir sorundur. Bu sorunun kökeninde pek çok neden yatmaktadır ve bu nedenlerin çoğu düzeltilebilir. Bu çözümlerden en dikkate değer olanı davranışsal değişim programlarıyla personele pozitif destek yermektir. Cinsiyet, yaş, medeni durum, 0-6 yaştaki çocuk sayısı, iş tatmini, motivasyon, konut ve yerleşim, işteki çalışma süresi, gelir durumu ve çalışma koşulları gibi değişkenler devamsızlık üzerine etki eden etkenlerden bazılarıdır. Araştırmalar, iş tatmin düzeyi ile bazı iş davranışları arasında ilişki olduğunu saptamıştır. İş tatmini ile verimlilik arasında kesin bir ilişkiden söz edilememektedir. Öte yandan, iş tatmini ile işletme açısından yüksek maliyete yol açtığı için genelde istenmeyen işe devamsızlık ve personel devri arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Diğer bir anlatımla, işinden hoşnut olmayan bir personel daha çok işe devamsızlık ve işten ayrılma davranışları göstermektedir.

İş hayatıİşe devamsızlık
Birsen Yılmaz
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
DoktoraAçık ErişimTR

Örgütsel maneviyatın tükenmişliğe etkisinde ruhsal liderliğin düzenleyici rolü

Örgüt içerisinde yaratılacak manevi algıyla; iş kaynaklı yaşanan depresyon, stres, iş yaşamını anlamsız bulma, karşılanamamış beklentiler ve tüm bu sorunlar sonucu olarak oluşacak tükenmişliğin çözülebileceği düşünülmektedir. Çalışmanın çıkış noktasını oluşturan bu düşünce ile çalışmanın ana amacı belirlenmiş olup, ilk üç bölümde teorik olarak; örgütsel maneviyat, tükenmişlik ve ruhsal liderlik konuları incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise çalışmanın da ana amacını oluşturan; örgütsel maneviyatın tükenmişliğe etkisinde ruhsal liderliğin düzenleyici rolünü belirlemeye ilişkin araştırma gerçekleştirilmiştir. Belirlenen amaç doğrultusunda anket tekniğinden yararlanılarak, Batman il merkezinde yer alan Kamu Hastanelerinde çalışan sağlık çalışanlarının görüşlerine başvurulmuştur. Bu kapsamda elde edilen 505 geçerli veriyi analiz etmek üzere SPSS 22.0' dan ve AMOS 23.0'dan faydalanılmıştır. Araştırma neticesinde elde edilen veriler istatistikî analizler uygulanmadan önce, ön koşul olarak geçerlilik ve güvenirlilik analizine tabi tutulmuş, ardından verilere ilişkin tanımlayıcı istatistikler belirlenmiştir. Verilerin normal dağılıma sahip olduklarının belirlenmesinin ardından ise hipotezlerin test edilme sürecine geçilmiştir. Yapılan Pearson Korelasyon Analizi neticesinde; örgütsel maneviyat ile tükenmişlik arasında negatif yönlü ve güçlü düzeyde, örgütsel maneviyat ile ruhsal liderlik arasında pozitif yönlü güçlü düzeyde, tükenmişlik ile ruhsal liderlik arasında ise negatif yönlü ve orta şiddette istatiksel açıdan anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Araştırmada değişkenler arasındaki etki boyutunu belirlemek üzere ise yol analizi gerçekleştirilmiş olup, örgütsel maneviyatın tükenmişlik üzerinde yüksek düzeyde, negatif yönlü ve istatiksel açıdan anlamlı bir etkisinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca örgütsel maneviyatın tükenmişlik üzerindeki etkisinde ruhsal liderliğin düzenleyici rolü de ulaşılan analiz verileri ışığında desteklenmiştir. Son olarak ise örgütsel maneviyatın anlamlı iş boyutunun tükenmişliğin tüm alt boyutları üzerinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkisinin bulunduğu ve bu etkinin tükenmişliğin bir sonraki basamağına geçildikçe (tükenmişlik ilerledikçe) azaldığı da belirlenmiştir. Ulaşılan bu sonuçlara bağlı olarak araştırmamız amacına ulaşmıştır. Anahtar Kelimeler: Maneviyat, Örgütsel Maneviyat, Tükenmişlik, Liderlik, Ruhsal Liderlik

Rabia Güdelci
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Performans değerleme sistemleri ve 360 derece performans değerleme sisteminin uygulanabilirliği üzerine bir araştırma

Performans, bir işi yapan bireyin, bir grubun ya da bir teşebbüsün o işle amaçlanan hedefe yönelik olarak nereye varabildiğinin nicel (miktar) ve nitel (kalite) olarak anlatımıdır. Performans değerlendirme, önceden saptanmış standartlarla karşılaştırma ve ölçme yoluyla işgörenlerin görevdeki başarılarını, etkinlik ve verimliliğini, yeniliklere uyum yeteneğini, tutum ve davranışlarını değerleyen, işletmeye katkılarını belirleyen bir süreçtir.360 derece performans değerleme yöntemi; bir çalışanın davranışları ve bu davranışların etkileri hakkında o çalışanın üstlerinden, arkadaşlarından, parçası olduğu proje takımlarının diğer üyelerinden, müşterilerden veya tedarikçilerden bilgi toplandığı bir sistemdir.Bu çalışma, Malatya Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı gıda ve tekstil sektöründe faaliyet gösteren orta ve büyük ölçekli işletmelerde çalışan yönetici ve çalışanların, performans değerleme yöntemlerinin önemi, uygulanma şekli, ideal bir performans değerleme yönteminin ne gibi özelliklere sahip olması gerektiği ile varsa uygulanan 360 derece performans değerleme yöntemlerinin uygulanışları hakkındaki görüş ve tecrübelerinden yararlanarak söz konusu sektörler için optimum bir performans değerleme yönteminin ana hatlarını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.Bu çalışma dört bölümden oluşmuştur:İlk bölümde performans kavramının tanımı, amacı ve faydaları ile performans değerleme süreci ayrıntılı olarak incelenmiştir.İkinci bölümde günümüzde halen kullanılmakta olan performans değerleme yöntemleri örnek uygulama ve değerleme formlarıyla anlatılmış, her yöntemin diğer yöntemlere göre avantaj ve dezavantajları üzerinde durulmuştur.Üçüncü bölümde 360 Derece Performans Değerleme yöntemi tanımı ve süreci ayrıntılı olarak anlatılmış, bu çağdaş yöntemin uygulanmasındaki önemli noktalar ile yöntemin olumlu ve olumsuz yönleri incelenmiştir.Dördüncü bölümde 360 derece performans değerlemenin uygulanabilirliği üzerine bir alan araştırması yapılmıştır.

PerformansPerformans değerlendirmePerformans ölçümleri
Kenan Yıldırım
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
30
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu sektöründe çalışanların iş tatmin düzeyi: Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve Nato Pol Tesisleri`nde bir uygulama

ivABSTRACTToday's companies give high importance to human resources in order tobe competitive. Customer satisfaction can be achieved by having the personnelwho have high job satisfaction level and who accepted organizational goals. Asin private sector, in public sector as well, job satisfaction level of personnel isan important factor in determining the guality of service.The aim of this study is to measure job satisfaction level and todetermine the reasons of dissatisfaction of those working in public sector. At thefirst part, the concept of job satisfaction, its importance, its developmentprocess considered. At the second part, the factors affecting the job satisfactionlevel are explained. At the third part, the relationships between job satisfactionand feelings, values and attitudes are explained.At the final part, an application has been done for measuring jobsatisfaction level of public workers. In this application study, survey andparticipant observation techniques were used. SPSS Analysis Programme wasused in order to measure survey reliability and to test hypothesis. In thisapplication study, job satisfaction levels and dissatisfaction reasons of thepersonel who are employed according to different employment status areinvestigated and compared.In conclusion, the statistical analysis showed that there are strikedifferences between different employment statuses in terms of job satisfactionlevel. In the public organization which is under consideration, the factors leadingto dissatisfaction are as follows in order: wage, leadership style andmanegement policies. Moreover, there is a strong relationship between jobsatisfaction and the factors including wage, promotion opportunity, jobcharacteristics, colleagues, working conditions, management policies, type andfrequency of control, communication opportunities, role structure, leadershipstyle, family structure and geographic area.

Arif Budak
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal ağ özellikleri bakış açısıyla sosyal sermaye ve bilgi yaratma ilişkisi: Akademisyenler üzerinde bir uygulama

Sosyal sermaye, örgütlerin rekabet etmeleri ve yeni üretim sistemlerine uyum sağlamaları için en temel ihtiyaç olan bilgi yaratma ve yenilik üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Yapısal, ilişkisel ve bilişsel sosyal sermaye boyutları, içerdiği kaynaklar sayesinde bilgiye ulaşmak, ulaşılan bilgiyi paylaşmak ve mevcut bilgilerle birleştirerek, yeni bilgiler yaratmak gibi temel bilgi yaratma faaliyetlerine güçlü bir zemin hazırlamaktadır. bu çalışmanın amacı sosyal sermaye ve bilgi yaratma arasındaki ilişkiyi sosyal ağ kuramlarıyla analiz etmektir. sosyal sermayenin yapısal boyutunda yer alan sosyal ağ özellikleriyle ve sosyal sermayenin ilişkisel boyutunda yer alan bireyler arası güven boyutlarının makale sayısı üzerindeki etkisi ölçülmüştür. Fen bilimlerinde farklı üniversitelerden kişilerle kurulan ilişkilerin, bir başka ifadeyle üniversite heterojenliğinin ve bağın gücünün bilgi yaratmayı olumlu etkilediği; fakat aynı etkinin sosyal bilimlerde sadece üniversite heterojenliğinde ortaya çıktığı görülmüştür. Fen bilimlerinde yetkinlik temelli güven; sosyal bilimlerde ise yardımseverlik güven bilgi yaratmayı olumsuz olarak etkilemektedir. Bu sonuçlara göre sosyal sermaye ve bilgi yaratma arasındaki ilişkinin çalışma alanının özelliklerine göre değiştiği gözlenmiştir. Ortak çalışma kültürünün yaygınlaşması ve sosyal etkileşimin bilgi yaratma faaliyetleriyle birleştirilmesi, sosyal sermayenin bilgi yaratma üzerindeki olumlu etkilerini daha da güçlendirebilecektir.

Aytül Ayşe Özdemir
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bilgi teknolojisi tabanlı kararlar ve grup karar destek sistemleri uygulaması

Bu tez çalışmasının amacı, grup karar destek sistemlerinin Türkiye'de ki işletmelerde ne derece uygulandığını ve grup karar destek sistemleri kullanma eğilimlerinin nedenlerini teknoloji kabul modelinden yararlanılarak ortaya konulmaya çalışılmasıdır.Çalışmada teknoloji kabul modelinde yer alan, algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığı, kullanıma yönelik tutum, davranışa yönelik niyet ve gerçekleşen davranış faktörlerine örgüt kültürü faktörü ilave edilerek, Türkiye'de bulunan işletmelerin grup karar destek sistemleri kullanma eğilimlerinin nedenlerini bulunmaya çalışılmıştır. Ayrıca, teknoloji kabul modelinden yararlanılarak, grup karar destek sistemlerini kullanmayan işletmelerin, grup karar destek sistemleri kullanma niyetlerini ölçmek ve grup karar destek sistemlerini kullanan ve kullanmayan işletmelerin grup karar destek sistemleri kullanımını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla iki model oluşturulmuştur. Teknoloji kabul modelindeki ilişkiler hipotezlendirilmiş ve bunları test etmek için Türkiye'de ki farklı sektörlerde grup karar destek sistemleri kullanan işletmelerden veriler elde edilerek regresyon yöntemiyle çeşitli analizler yapılmıştır. Oluşturulan iki modeldeki, ilişkilerde lojistik regresyon analiziyle ölçülmüştür.Çalışma üç bölümden ve bir sonuç ve öneriler bölümünden oluşmaktadır. Birinci bölümde, karar verme, değişik boyutlarıyla tanımlandıktan sonra, karar verme sürecinin aşamaları vurgulanmıştır. Ayrıca karar çeşitleri ve özellikleri, karar probleminin yapısına göre karar verme teknikleri ve karar veren organlar açısından karar türleri sınıflandırılmıştır. İkinci bölümde, Grup Karar Destek Sistemleri üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda, grup kararları ve grup sistemleri açıklanmış ve özellikleri belirlenmiştir. İkinci olarak, Grup Karar Destek Sistemlerinin amacı, tasarımı, türleri, üstünlükleri, sakıncaları, özellikleri ve araçları sıralanmıştır. Üçüncü bölümde, grup karar destek sistemlerinin Türkiye'de ki işletmelerde ne derece uygulandığı ve teknoloji kabul modelinden yararlanılarak grup karar destek sistemleri kullanma eğilimlerinin nedenleri ortaya konulmaya çalışılmasıdır.

Bilgisayar destekliKarar destek sistemleriKarar verme+4
Didem Paşaoğlu Hamşıoğlu
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kâr amacı gütmeyen organizasyonlarda kurumsal yönetim yeryüzü doktorları örneği

Kâr amacı gütmeyen organizasyonlar toplumda gönüllülük esasına dayanan, özerk, toplum içerisinde yaşanan sorunlara alternatif çözüm yolları üreterek toplumun refahını tahsis etmek amacı ile birçok alanda çeşitli faaliyetler gerçekleştiren organizasyonlardır. T.C. İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı'nın 10.06.2016 tarihli güncel verilerine göre faal dernek sayısı 109.072'dir. Sayıca fazla olan derneklerin kurumsal yönetimin temel prensipleri olan adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkelerine hangi düzeyde uyum sağladığı bağışçılar açısından önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı kâr amacı gütmeyen organizasyonlarda kurumsal yönetimin önemini ortaya koymaktır. Araştırma dokümanlara ulaşım ve yüz yüze görüşmelerin uygunluğu nedeniyle nitel araştırma yöntemlerinden vaka analizi ile desenlenmiştir. Araştırma kapsamında yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile araştırmanın örneklemi olan organizasyonda görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen görüşmeler ve doküman incelemelerinin sonucunda organizasyonun kurumsal yönetimin temel prensiplerine orta düzeyde uyum sağladığı tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda organizasyonun kurumsal yönetimin temel prensipleri kapsamında geliştirmesi gereken alanlar tespit edilerek organizasyon ile paylaşılmıştır. Anahtar Kelime: Sivil Toplum, Kâr Amacı Gütmeyen Organizasyonlar, Kurumsal Yönetim.

Kar amacı gütmeyen kuruluşlarKurumsal yönetimSivil toplum+2
Abdullah Uçak
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kurumsal itibar yönetimi: Tepe yöneticisinin güvenilirliğinin kurumsal itibar ve çalışan olma niyetine etkisi

İtibar kavramı sübjektif bir yapı olmasının beraberinde, algılama yoluyla birey ve firmalara atfettiğimiz değeri içeren ve karar verme mekanizmamızda gömülü olarak yer alan olgudur. Birçok faaliyetlerinde kurumsal itibarlarından hareket eden firmalar bu nedenle kurumsal itibarın öncülleri ve sonuçlarının neler olduğunu ortaya çıkarmayı istemektedir. Kurumsal itibarı oluşturan öncülleri ve kurumsal itibarın yol açtığı birtakım sonuçların araştırılması ve ilgili değişkenlerin iyi yönetilmesi sonucunda firmaların rekabet avantajı sağlayacakları beklenmektedir. Bu çalışma Türkiye'de yer alan büyük ve itibarlı holdingleri bilen yanıtlayıcılar üzerinden, öncüllerden biri olan yönetici itibarından hareketle, sonuçlarından biri olan o firmada çalışan olma niyetini ölçmeye yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma üçleme üzerine tasarlanmıştır. İlgili literatürün taranması sonucu bir kavramsal model oluşturulmuş ve sonrasında modelin müşteri paydaş grubunun gözünde geçerli olup olmadığını anlamak üzere altı kişi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşme sonuçları kavramsal modelin geçerliliğini göstermiştir. Çalışmanın son aşamasında ise önce 70 sonra 50 kişi ile pilot uygulama yapılmış, sonrasında ise amaçlı örnekleme yoluyla Türkiye'nin ilk on büyük üniversitesinden yedisine ulaşarak toplanan 561 kişilik veri üzerinden nicel araştırma gerçekleştirilmiştir. Tüm verilere keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizi yapılarak uyum değerlerinin yakalanması sonucu Yapısal Eşitlik Modellemesi'ne gidilmiştir. Veriler toplanan her firma için ayrı ayrı çözümlenmiştir. Sonuçlar modelin genel olarak kabul edilebilir olduğunu, tepe yöneticisinin güvenilirliğinin (inanılır ve uzman olma) kurumsal itibar üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisi olduğunu, ancak çalışan olma niyeti üzerinde istatistiki olarak anlamlı bir etkiden söz edilemeyeceği bulgusuna ulaşılmıştır. Kurumsal itibarın ise çalışan olma niyeti üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisinin olduğu yönünde bulgulara ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Tepe yöneticisinin güvenilirliği, Kurumsal itibar, Çalışan olma niyeti, Üçleme, Yapısal eşitlik modeli

Davranışsal niyetGüvenilirlikKurumsal itibar+6
Özüm Eğilmez
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşyeri nezaketsizliğinin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma

Bu çalışmada işyeri nezaketsizliği ile işten ayrılma niyeti kavramları üzerinde durularak işyeri nezaketsizliğinin işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi hem yöneticiler hem de iş arkadaşları olmak üzere iki açıdan belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada işyeri nezaketsizliği ve alt boyutlarının (düşmanca davranış, özel yaşama müdahale, dışlayıcı davranış ve dedikodu) işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi Kütahya ili merkez ve ilçelerinde bulunan seramik ve porselen imalatı sektöründe çalışan 293 kişiyi kapsamaktadır. Araştırmada verileri toplamak üzere anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde Açımlayıcı Faktör analizi, Güvenilirlik Testi, Regresyon ve Korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda işyeri nezaketsizliğinin hem yöneticiler hem de iş arkadaşları olmak üzere her iki açıdan da işten ayrılma niyetini artırdığı ortaya çıkmıştır. Yöneticilerin çalışanlara karşı düşmanca davranışlar sergilemesi ve çalışanlar hakkında dedikodu yapmaları bu çalışanların işten ayrılma niyetini artırdığı, aynı zamanda çalışanların iş arkadaşlarının bu çalışanlar hakkında dedikodu yapması da bu kişilerin işten ayrılma niyetini artırdığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Arkadaşları Nezaketsizliği, İşten Ayrılma Niyeti, İşyeri Nezaketsizliği, Nezaketsizlik, Yönetici Nezaketsizliği

NezaketYöneticilerİş arkadaşları+2
Akram Rasulzada
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seramik sektörünün rekabet gücü analizi:Bilecik ili örneği

Rekabet gücünün belirleyicileri; 1960'lı yıllarda kitle üretimi ile sağlanan üretim fazlalığı, 1970'li yıllarda maliyet düsüklüğü, 1980'li yıllarda ise kalite üstünlüğüdür. 1990'lı yıllara gelindiğinde ise ülkelerin zengin kaynaklarına ve ucuz üretim faktörlerine dayalı üretim yerini, müsteri gereksinimlerini karsılayacak değerler yaratmaya bırakmıstır. Küresel rekabetten payına düseni alan Türk Seramik Sektörü; doğal hammade kaynaklarına ve ucuz isçilliğe dayalı rekabet anlayısından; farklılasma, markalasma, ve yeni tasarımlar ile değer yaratarak dünya pazarlarında rekabet etme anlayısına geçis asamasındadır. Ülke ekonomisine yüksek katma değer sağlayan seramik sektörü içerisinde en önemli iki alt faaliyet alanı Seramik Kaplama Malzemeleri ve Seramik Sağlık Gereçleri sektörüdür. Ülkemizde bulunan Seramik Kaplama Malzemeleri ve Seramik Sağlık Gereçleri sektörüne ait isletmelerin %40'ına yakın bir kısmı Bilecik ilinde faaliyet göstermekte olup, bu bölgede faaliyet gösteren isletmeler arastırma örneklemi olarak seçilmistir. Bilecik ilinde faaliyet gösteren Seramik Kaplama Malzemeleri ve Seramik Sağlık Gereçleri isletmelerinin örneklem olarak seçilerek analiz edildiği çalısmamız üç bölümden olusmaktadır.Çalısmamızın birinci bölümünde seramik hakkında genel bilgiler verilerek, Dünya'daki ve Türkiye'deki Seramik Kaplama Malzemeleri ve Seramik Sağlık Gereçleri sektörü çesitli yönleri ile incelenmeye çalısılmıstır. Çalısmamızın ikinci bölümünde rekabet ve rekabet gücü kavramları üzerinde durulmus, rekabet stratejileri ve rekabet gücü belirleme analizleri incelenmistir. Üçüncü bölümde ise Bilecik ilinde Seramik Kaplama Malzemeleri ve Seramik Sağlık Gereçleri sektöründe faaliyet gösteren onbes isletmeye kırkbir sorudan olusan anket uygulaması yapılmıstır. Anket sonucunda elde edilen veriler ısığında; sektör rekabet gücü belirleme analizleri olan SWOT Analizi, Elmas Modeli Analizi ve Performans Güçleri Analizi yöntemleri kullanılarak seramik sektörünün rekabet gücü analizi olusturulmustur.

Analiz yöntemleriRekabetRekabet stratejileri+1
Mustafa Tezcan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimEN

An exploratory study on the effects of femininity/masculinity, happiness, space/time perspectives of individuals on assessment of megatrends and corporate foresight project results

Corporate foresight creates a vision to look beyond the close environment of organizations. There is a vast use of corporate foresight in strategy development, as well as in innovation development, marketing and in R&D. However, a number of common problems of its use and integration create problems on the conversion of foresight project results into actual change in corporations.This is the first study to explore the effects of femininity/masculinity, happiness, and space/time perspectives of individuals on assessment of mega-trends and corporate foresight project results via Integrated Corporate Foresight Model.The study also proposes a new and integrated framework for the pitfalls in and success factors of corporate foresight projects in order to facilitate better conversion of their results into actual changes in corporations. The study proposes increasing the 5 C?s of successful foresight projects into 12 C?s by incorporating content, competence, change, continuity, courage, curiosity and connectedness, and linking them with possible pitfalls likely to be fallen into in different phases and stages of corporate foresight projects.This thesis plans to look at those factors ? and their effects ? in order to provide a contribution both to the receiving end and to the decision making process of foresight studies. This can either help to support the reliability of the foresight studies as they have been implemented or may bring a new methodological challenge.

Senem Göl
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimEN

The influence of leader power and conflict handling styles on employee outcomes: A study on information technology professionals in turkey

The purpose of this study is to investigate the impact of leaders' power bases and styles of handling conflict with subordinates on employee outcomes. For this purpose, a research on information technology (IT) professionals in Turkey is conducted. As to employee outcomes, behavioral and attitudinal compliance, organization citizenship behavior, and intention to quit are covered. Maximizing leaders' influence and how to handle conflict are crucial issues for organizations. In addition, IT employees work in a highly demanding work environment. In such an environment, the listed employee outcomes are critically important. A convenience sampling was used, and 353 Turkish IT professionals participated in the survey. The outcomes show that leaders' cooperative and dominating conflict management styles (CMS), 'expert and referent power', and legitimate power positively influence subordinates? behavioral compliance. In addition, 'expert and referent power' and legitimate power positively influence attitudinal compliance while avoiding and dominating CMS negatively affect attitudinal compliance. The findings also indicate that cooperative CMS and legitimate power positively influence helping organizational citizenship behavior (OCB). Cooperative and dominating CMS and legitimate power positively affect civic virtue OCB. Dominating CMS and legitimate power negatively influence sportsmanship OCB. The outcomes also show that 'expert and referent power', and reward power negatively affect intention to quit. The findings can be beneficial for organizational leaders and human resource practitioners in understanding the influence of leaders' bases of power, and styles of handling conflict on IT professionals' listed employee outcomes. The results may also be useful for organizations in increasing leadership effectiveness.

Perceived powerInformation technologyLeaders+6
Tuna Cenkci
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimEN

The impact of organizational learning on corporate environmentalism with the moderating effect of industry type

While numerous previous research studies focused on topics on organizational learning and corporate sustainability as separate areas of interest, there is a lack of literature investigating the intersection of those two subjects so far especially in Turkish context. This research study is concerned with the question of how organizations can benefit from organizational learning in their efforts toward sustainable development. More precisely, how organizational learning can help increase environmental awareness of managers and other organizational members in organizations, and what kind of organizational learning mechanisms can facilitate organizations' efforts to shift into more proactive environmental strategies? This study investigates the relationships between organizational learning (OL) and corporate environmentalism (CE) from the perspective of organizational members in business companies in Turkish context. The concept of organizational member covers members of the management at all levels as well as employees and professionals working for the company. OL dimensions are identified as learning stocks and learning flows as proposed by Crossan & Hulland (1997), and CE dimensions are environmental orientation and environmental strategy focus as theorized by Banerjee (1995). This study also investigates the moderation effect of industry type on the relationship between OL and CE in Turkish business context. The research data was gathered by an online survey system. Since the research was conducted in Turkey, the original instruments in English were translated into Turkish. Data were collected from professional organizational members who are actively working in private companies, and who can evaluate their companies' organizational learning and corporate environmentalism practices based on their perceptions. A confirmatory analysis technique was used to evaluate the validity and reliability of the instruments translated into Turkish. Structural equation modeling (SEM) was utilized to analyze the degree of correlation between learning stocks and flows and the dimensions of corporate environmentalism in organizations. SPSS 18.0 and Amos 21.0 were used as statistical tools. This study found that learning stocks and learning flows both had a positive impact on environmental orientation in Turkish corporate setting. However, neither of the organizational learning dimensions, i.e. learning stocks and learning flows, was found to have a significant relationship with environmental strategy focus. But, this study found a significant positive relationship between environmental orientation and environmental strategy focus. Findings of the study also indicated that a positive relationship between learning flows and learning stocks in Turkish context. Another finding of the study was that length of work experience has a significant positive relationship with learning flows. Finally, this study also aimed at testing whether the relationships that were hypothesized in the SEM model are moderated by the industry type -high or moderate environmental impact sector (Banerjee et al., 2003). However, the final results, obtained with the use of structural equation modeling, indicated that no relationship was moderated by industry type in the Turkish context. Based on these results, the study concludes that organizational learning is crucial in raising the environmental awareness of organizational participants and degree of consciousness of companies toward environmental stakeholders in organizations. Furthermore, organizational learning is necessary to motivate companies to follow proactive environmental strategies in Turkish context. The shift into proactive environmental strategy focus requires companies to revise or renew their design processes, products, information and communication systems, and strategies. Since this endeavor requires creative ideas and solutions rather than existing and ready-made ones, management should focus on learning activities that improve their organizational participants' mental models towards sustainability issues, and emphasize shared learning to allow organization members to see the link between environmental issues and their company operations.

Strategic managementEnvironmentalismEnvironmental impact+2
Cahit Köse
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoktoraAçık ErişimEN

The influence of person-organization fit on contextual performance and its impact on organizational effectiveness: The moderating role of organizational climate

In a dynamic and increasingly complex and competitive global environment, organizations' current effectiveness is necessarily a predictor of future success. The concept of organizational effectiveness was an important innovation in business management. Organizational effectiveness defines strategies of organizations to achieve targets, to succeed, to increase competitiveness and their profits. Organizations are encouraged to couple profit with a concern for the environment, to combine the short-term benefit of sales with the long-term needs for customer service. Instead of defining corporate success by a few short-term measures such as profit sales or profit, it fostered a holistic long-term perspective. The expanded perspective that resulted from a focus on the overall effectiveness of an organization has become central to corporate survival and success in today's economy. In order to gain competitive advantages in this fast changing environment, to achieve their targets and to increase organizational effectiveness, companies need individuals who can be congruent with organizational culture. Scientifically, defining of person-organization fit level plays a critical role for understanding the organizational culture profile and in hiring flexible, congruent and committed employees. The importance of person-organization fit for organizations emerges at this point. Contextual performance is also important for organizations because it helps to achieve of organizational goals and organizational performance. Organizational climate created by the individuals who have high level of person-organization fit effect on contextual performance and organizational effectiveness. Organizational climate reflects the distinctive features of an an organization and increase organizational effectiveness. With this in mind, the aim of the study was to investigate the relationship between person-organization fit, contextual performance and organizational effectiveness and the moderating effect of organizational climate on the relationship between pperson-organization fit and contextual performance. This is the first study exploring the effect of person-organization fit on organizational effectiveness, thus making an important contribution to the relevant literature. The sample of the study was composed of 200 white-color employees working in three different organizations. The results of the study indicated that contextual performance, job engagement, organizational climate and person-organization fit have influences on organizational effectiveness. Especially, organizational climate and person-organization fit explained organizational effectiveness more than other variables. Job engagement and contextual performance significantly moderated the relationship between organizational climate and contextual performance. The results also showed that job engagement had more variance on the relationship between organizational climate and organizational effectiveness than contextual performance.

Personal adjustmentPerformanceAdjustment+5
Banu Tuna
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoktoraAçık ErişimEN

The impact of strategic management on financial performance and competitiveness of small and medium sized enterprises (SMEs): The Turkish case

Small and medium sized companies (SMEs) constitute the backbone of a dynamic economy, due to their important role in growth, new job creation and overall social welfare. SMEs form a large part of economy and are seen as the drivers of socio-economic development. Over 95% of all enterprises fall in the SME category, while over 50% of the private sector employment is supplied by SMEs in OECD countries (Lukacs, 2005). As the importance of SMEs in the economy has been widely recognized, focus of both academics and practitioners shifted from large corporations to micro and small businesses, particularly after 1980's. In Turkey, significance of SMEs is relatively higher compared to SMEs in other countries, which is caused by not only from the large share of SMEs in the economy, amounting to 99.9% (KOSGEB, 2011), but also from their vital contribution to the dynamic but turbulent Turkish economy. Despite the developments and improvements in the SME sector, Turkish SMEs still face several challenges. Among these, efficient and effective conduct of financial management has a unique situation, as the function of finance has a central role in the overall management system of SMEs (Meredith,1989). This dissertation aims to analyze and propose solutions to some of these financial management challenges by focusing on the "financial practices" aspect of SME financial management with a fresh strategic management viewpoint, as well as analyzing the impact of these practices on the performance and competitiveness of SMEs in Turkey. As to our knowledge, a theoretical approach that attempts to combine the elements of strategic management and financial management practices, has not been introduced up to date. The research project is also fresh and unique, for its empirical investigation of the relationships between strategic financial management practices and the performance and competitiveness of SMEs. Therefore, the new model and empirical findings are expected to make significant theoretical and practical contributions to the existing SME literature. Keywords: SMEs, strategic management, financial management, financial management practices, performance, financial performance, competitiveness, efficiency.

Financial performanceSmall and Medium Sized FirmsPerformance+2
Hande Karadağ
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoktoraAçık ErişimEN

Corporate governance: The effects of board characteristics, information technology maturity and transparency on company performance

Corporate boards worldwide have attracted a great deal of attention in the past decade because of corporate failures and concerns about the performance of corporations and the way they are governed. Therefore, there have been significant changes in the regulations, and relationships between management, boards, and shareholders.The corporate governance literature in emerging countries is limited. Turkey, as an emerging market, has attracted increasing numbers of foreign investors in the last ten years. The level and quality of corporate governance and company performance are among the most important criteria for investors on the Istanbul Stock Exchange (ISE). Board structure and transparency are among the main building blocks of the corporate governance mechanism.This study is an attempt to develop a conceptual model of relationships based on the dimensions of board characteristics, transparency, information technology, and company performance. It is also an empirical analysis of the corporate governance dimensions of high and low-performing companies. The empirical phase of the research is based on the data gathered from the ISE companies.The study also empirically examines the moderating effects of transparency and information technology on board structure and company performance. It aims to analyse corporate governance, information technology and company performance relationships in ISE companies in Turkey. This study also investigates the role of information technology and transparency to explain the relationship between board structure and company performance. As part of the study, the correlation between information technology and transparency is also investigated.Finally, the study investigates the relationship between board structure (CEO/Chairman duality, board size and outsider director ratio) and transparency.

Governance
Sinan Düztaş
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimEN

Modeling the general and task environments of agricultural sector: Assessing the impacts of Turkey's accession to EU using system dynamic modeling

Turkey is preparing for EU accession which will have political, social, economical, technological impacts to every organization in Turkey through the changes in the environmental variables. For any candidate country that pursues being a member of EU, the expected transformation is tremendous.In strategic management, environmental scanning is important for organizations to determine opportunities and threats during strategy formulation. A top-level manager should anticipate the changes in the environmental variables and since each and every company in Turkey will be influenced as a result of Turkey?s EU accession it is crucial to anticipate the effects of accession.In this study we applied literature-based modeling and extracted causality from scientific journals about Agricultural, Political, Social and Economical (APSE) areas. Then based on this study we used System Dynamic (SD) modeling which has a Systems Thinking approach, and developed three SD models: EU Accession, Agricultural Dynamics and initial Common Agricultural Policy (CAP) of EU, and run computer simulations.Simulation results of Accession Model indicate that Turkey completes accession negotiations in 2016 and eventually be an EU member in 2018. When the model is applied to Poland and Spain, it is seen that they became an EU member four and three years earlier than the model suggested. Domestic factors are found to be the most important factor that determines accession date.Simulation results of Agricultural Model indicate that agricultural dynamics justify the three initial policies of CAP. And simulation results of the CAP Model showed that the effects of EU policies on EU are more important in the long-run than the short-term effects of enlargement on the agricultural sector.Since this is the first and only study which analyzes EU accession from a systems thinking approach, we firmly believe that the models constructed in this study will inspire other researchers to continue with this subtle endeavor and hope that the models we proposed in this research are examined and extended by vigorous researchers who adopt systems thinking approach and use System Dynamics methodology in analyzing complex problems in social sciences.

European UnionCommon agricultural policySystem dynamics
Özgür Zan
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimEN

The impact of high performance human resources management on perceived organizational performance: Human resources flexibility as a moderator

Human resources is one of the most critical components of strategic success in companies. Competitive success of organizations through people needs changing the way of organizing and leading people. An increasing number of firms changed their organization of work towards innovative, flexible, and high performance organizations. Scholars define high performance work practices as a set of distinct but interrelated HR practices that, taken together, select, develop, retain, and motivate a workforce.This dissertation focuses on the implications of selected high performance HR practices on perceived organizational performance in the Turkish industry. Limited research attention has been placed on the workforce attributes that moderate the relationship between high performance work systems and organizational performance. This study analyzes human resources flexibility as a moderator between high performance HR practices and perceived organizational performance.HR flexibility is defined as a multidimensional concept. This empirical research classifies human resources flexibility in three dimensions: HR skill flexibility, HR behavior flexibility, and HR relational flexibility. It will give a new perspective to flexibility, and will provide an overview of flexibility of employees in the Turkish industry.We propose a new research model in this study in order to emphasize the relationships between high performance HR management practices and organizational outcomes, and the impact of HR flexibility as a moderator on this relationship. High performance work practices are grouped in high performance HR configurations as skill development configuration, incentive configuration, and collaborative configuration.The proposed model is developed by using the AMO (ability-motivation-opportunity) model, concentrating on employees? knowledge, skills, and abilities (KSA) of employees, developing the moderator role according to the resource based view (RBV). The AMO theory underlines employees? skills, motivations and opportunities to participate. For the measurement of the research questions and hypothesized relationships a carefully designed questionnaire is used.The questionnaire named as ?Impact of High Performance Management on Organizational Performance? is applied to Employers of Manufacturing and Service Sector, which are members of TİSK (Turkish Confederation of Employers? Associations), including members of MESS (Turkish Employers? Association of Metal Industries).This empirical study extends the emerging empirical studies on firm level impact of high performance HR practices on organizational performance in the Turkish industry, and view HR flexibility as a moderator. The statistical results of the research, which is applied to white-collar employees in the Turkish industry, should be treated as preliminary. This study provides a foundation for including HR flexibility as a moderator.Keywords: High Performance HR Practices, HR Configurations, HR Flexibility, Organizational Performance

FlexibilityPerformance managementOrganizational performance+2
Dilek Kurt
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimEN

Perceived power of matrix managers and its effects on project success in IT departments of Turkish banks utilizing matrix structure

Matrix organization represents one of several alternatives for dealing with the requirements for information processing (Galbraith, 1973). It is any organization that employs a multiple command system (Davis, Lawrence, 1977). Power, on the other hand, is the potential for influence that is based on one person?s ability and willingness to sanction another person by manipulating rewards and punishments important to that person (Emerson, 1962; Hersey, Blanchard, Johnson, 1996). The objective of this research is to examine the relation between project success and power of matrix managers (functional and project managers) as perceived by project members in information technology departments of Turkish banks operating under matrix structure. All projects completed in year 2007 and 2008 within those banks have been defined as the sampling frame. In order to measure the perceived power of functional and project manager, Rahim?s (1988) Rahim Leader Power Inventory (RLPI) has been used as the instrument. RLPI survey contained a total of 29 questions measuring the five power bases (coercive, reward, legitimate, expert, and referent) as defined by French and Raven (1959). In order to measure the project success as perceived by project members, the project success questionnaire of Dvir and Shenhar (2002) has been used as the instrument. Project success questionnaire contained 9 questions for the following three dimensions: project efficiency, the impact on customer, and business success. The research showed that among five power bases, there is a relationship between legitimate power of functional managers and project success. The research also found that there is a relation between referent power of project managers and project success. Significance of certain project member demographics like percentage of work time allocated to project, total work experience, work experience in the firm, age, and gender have also been investigated.Keywords: Matrix Organizations, Project Success, Social Power, Power Perception, Project Management.

BanksInformation technologyPower+7
Ozan Acar
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimEN

Determinants of organizational commitment: The case of information technology department employees in banks operating in Turkey

The focus of this study is organizational commitment and it inquires mainly about the determinants of organizational commitment. Intrinsic and extrinsic motivational factors are surveyed for this purpose. The scope of the work covers IT employees in Turkish banking sector.A set of hypotheses are constructed to examine the relationship between motivation types and organizational commitment as well as to determine the levels of organizational commitment dimensions in different bank groups.The study found that IT employees in Turkish banking sector are more motivated by intrinsic factors than extrinsic factors. A significant positive relationship between both motivation types and organizational commitment was also found. In addition, affective commitment was found to be highest in participation banks while public banks had the highest level of continuance commitment in their employees. The study did not find significant difference between bank groups in terms of normative commitment. Of the demographic characteristics, organizational tenure and marital status were found significant to affect organizational commitment.On the other hand, the level of organizational commitment was observed as mediocre. This means that IT workers in Turkish banking sector are neutral to their organizations. The level of intrinsic motivation was relatively higher. However, extrinsic motivation turned out to be below average.

BanksCommitmentInformation processing center+4
Orkun Deniz
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00