Tarsus University
TARSUS

Tarsus University

Tarsus, Türkiye
Kuruluş: 2000
Web Sitesitwitterlinkedininstagramfacebook

296

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

1

Enstitü

0%

DOI Oranı

Son Eklenen Tezler

Tümünü Gör
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TOMASS (Katı Maddeleri Çiğneme ve Yutma Testi) testinin Türkçegeçerlilik güvenilirlik çalışmasının 6-14 yaş sağlıklı çocuklarda uygulanması

Bu araştırmada, 6–14 yaş aralığındaki sağlıklı çocuklarda katı maddelerin çiğneme ve yutma performansını değerlendirmek amacıyla TOMASS-C (Test of Masticating and Swallowing Solids–Children) testinin Türkçe uyarlaması yapılmış; geçerlilik ve güvenirlik özellikleri ile yaş ve cinsiyete göre normatif değerlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Adana ilindeki dört devlet okulundan 271 çocuk (138 kız, 133 erkek) çalışmaya dâhil edilmiştir. Çalışmada oral motor değerlendirme, Karaduman Çiğneme Performans Skalası (KÇPS) ve Pedi-EAT-10 ölçekleri uygulanmıştır. Analiz sonuçları, TOMASS-C'nin ısırık sayısı, yutma sayısı ve toplam süre parametrelerinin yaş grupları arasında anlamlı düzeyde farklılaştığını (p<.05) ve bu değerlerin yaş arttıkça azaldığını göstermiştir. Çiğneme döngüsü açısından yaş grupları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>.05). Cinsiyete göre yapılan karşılaştırmalarda, kız çocuklarının çiğneme döngüsü, yutma sayısı ve toplam süre bakımından erkeklerden anlamlı düzeyde daha yüksek değerlere sahip olduğu (p<.05), ısırık sayısı açısından ise anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir (p>.05). Terapistler arası güvenirlik analizlerinde Cronbach's α katsayılarının .998–1.000 arasında olduğu saptanmış ve TOMASS-C'nin yüksek düzeyde güvenilir olduğu gösterilmiştir. Ayrıca, çiğneme döngüsü ile /pa-ta-ka/ arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>.05). Elde edilen bulgular, TOMASS-C'nin sağlıklı çocuklarda yaşa ve cinsiyete duyarlı, yüksek güvenirliğe sahip, objektif ve klinik kullanıma uygun bir değerlendirme aracı olduğunu; ülkemiz çocukları için normatif veri sağlamada önemli bir boşluğu doldurduğunu ve KÇPS ile Pedi-EAT-10 gibi tamamlayıcı araçlarla birlikte kullanıldığında çiğneme-yutma fonksiyonlarının daha kapsamlı biçimde değerlendirilebildiğini göstermektedir.

YutmaÇiğnemeÇiğneme kasları+1
Sekine Betül Ceylan
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadınların doğumda algıladıkları obstetrik şiddet ile postpartum depresyon düzeyleri arasındaki ilişki

Amaç: Kadınların doğumda algıladıkları obstetrik şiddet ile postpartum depresyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırma 15 Ekim 2024- 15 Mart 2025 tarihleri arasında Mersin ilinde Yalınayak Aile Sağlığı Merkezi ve Portakal Aile Sağlığı Merkezinde kayıtlı olan ve topuk kanı aldırmak için başvuran (doğum sonu 3.-5. günler) 360 kadınla yüz yüze görüşülerek yapılmıştır. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Obstetrik Şiddet Ölçeği, Edinburgh Doğum Sonu Depresyon Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; normal dağılımların saptanmasında Kurtosis ve Skewness kat sayıları, yüzdelik, frekans, ortalama ve standart sapma, t testi, Varyans analizi (ileri analiz olarak varyansların homojen olduğu durumlarda LSD, olmadığı durumlarda Dunnet C), Pearson Korelasyon Analizi, Spearman Korelasyon Analizi ve Regresyon analizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 kabul edilmiştir. Bulgular: Obstetrik Şiddet ölçeği toplam puanı ile Edinburg Doğum Depresyon ölçek puanı arasında istatiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur(r:0.153, p:0.004). Obstetrik Şiddet Ölçeği'nin İstismar ve Şiddet alt boyutu ile Edinburg Doğum Sonrası Depresyon ölçek puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur (r: 0.151, p:0.004). Araştırmaya katılan kadınların eğitim durumu, gelir durumu, doğum sayısı ve doğumda müdehale durumuna göre Obstetrik Şiddet ölçek toplam puan ortalamaları istatiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur(p<0.05). Araştrımaya katılan kadınların yaş, gelir durumu, doğum sayısı, doğumda müdehale durumuna göre, doğum öncesi bakım alma ve doğum öncesi sosyal destek alma durumuna göre Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon ölçek toplam puan ortalamaları istatiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur(p<0.05). Obstetrik Şiddet puanındaki 1 birimlik artış, Edinburg Doğum Sonrası Depresyon puanında 0.266 birimlik artışa neden olduğu bulunmuştur. Sonuç: Kadınların doğumda algıladıkları obstetrik şiddet düzeyi arttıkça doğum sonu postpartum depresyon düzeyleri artmaktadır. Araştırmaya katılan kadınların eğitim durumu, gelir durumu, doğum sayısı ve doğumda müdehale durumu Obstetrik Şiddet düzeyini etkilemektedir. Araştırmaya katılan kadınların yaş, gelir durumu, doğum sayısı, doğumda müdehale durumu, doğum öncesi bakım alma ve doğum öncesi sosyal destek alma durumları Doğum sonu depresyon düzeylerini etkilemektedir. Obstetrik şiddet doğum sonu depresyon için bir risk faktörüdür.

Ayşe Doğan
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Servikal omurga ve postural bozukluğu tanılı 10-18 yaş arasındaki bireylerde disfajinin incelenmesi

Bu araştırmada servikal omurga ve postür bozukluğu tanısı almış 10-18 yaş aralığındaki bireylerde disfajinin varlığını araştırmak amaçlanmıştır. Araştırmaya, Mersin Omurga Sağlığı Egzersiz ve Danışmanlık Merkezi'ne başvuran 10-18 yaş arasındaki 32 birey dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında, Disfaji Handikap Endeksi, EAT-10, Yale Yutma Protokolü uygulanmıştır. Katılımcıların EAT-10 testi sonuçları ile Yale Yutma Testi sonuçları arasında anlamlı bir ilişki olduğu (p<.05) ve EAT-10 testi sonuçları ile yutma çabası (sıvı) arasında anlamlı bir ilişki olduğu (p<.05) bulgulanmıştır. Katılımcıların EAT-10 testi sonuçları ile yutma çabası (katı) arasında da anlamlı bir ilişki görülmüştür (p>.05). Ayrıca katılımcıların EAT-10 Testi ile Disfaji Handikap Endeksi (DHİ) puanları arasında anlamlı ve yükseğe yakın bir ilişki bulunmuştur (p<.001, Spearman's rho = .66). Servikal omurga ve postüral bozukluğu bulunan 10–18 yaş aralığındaki bireylerin, sıvı yutma becerilerinde zorluk yaşadıkları, ancak katı yutma becerilerinde anlamlı bir zorluk yaşamadıkları belirlenmiştir. Servikal omurga ve postür bozukluklarının, bireylerin yutma işlevlerini olumsuz etkileyerek yaşam kalitelerini, günlük yaşam aktivitelerini ve sosyal etkileşimlerini sınırlayabildiği görülmektedir. Disfaji değerlendirmesinde kullanılan standardize testlerden olan EAT-10 ve Disfaji Handikap Endeksi'nin geçerliliği ve güvenilirliği kanıtlanmış olmakla birlikte, bu testlerin öznel değerlendirmelere dayanması, sonuçların yorumlanmasında bazı kısıtlamalara neden olabilmektedir. Öznel testlerin yanı sıra objektif değerlendirme araçlarının da kullanılması, disfajinin daha kapsamlı ve güvenilir bir şekilde değerlendirilmesi açısından önem taşımaktadır. Anahtar kelimeler: yutma, disfaji, servikal omurga ve postür bozukluğu.

DistoniDistonik bozukluklarOmurga+7
Fatma Neva Atalay
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Depremzede kadınların deprem sonrası yaşama uyum deneyimleri ve psikososyal destek ihtiyaçları

Bu araştırma, 2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş merkezli büyük deprem felaketinin ardından Mersin iline göç etmiş olan kadın depremzedelerin deprem sonrası yaşama uyum süreçlerini ve psikososyal destek ihtiyaçlarını derinlemesine anlamayı amaçlamaktadır. Nitel araştırma desenine dayanan çalışmada, amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilen ve halen Mersin'de ikamet eden 20 kadın depremzede ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 35,5 olup, %80'i evlidir ve bu evli katılımcıların yaklaşık %60'ının çocuğu bulunmaktadır. Görüşülen kadınların yarısı aktif olarak bir işte çalışmakta, diğer yarısı ise çalışmamaktadır. Veriler, içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiş ve elde edilen verilerden anlamlı temalar ve alt temalar oluşturulmuştur. Araştırma, kadınların yaşadıkları travmatik deneyimleri, başa çıkma stratejilerini ve karşılaştıkları psikososyal engelleri bütüncül bir yaklaşımla ortaya koymayı hedeflemiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, kadınların deprem sonrası süreçte yoğun bir psikolojik yük altında olduklarını ve bu yükün yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal, yapısal ve kültürel faktörlerle şekillendiğini göstermektedir. Katılımcıların önemli bir kısmı, yaşadıkları travmanın etkisiyle süregelen endişeler, uyku bozuklukları, tetikte olma hali ve yeniden deprem olacağına dair korkular yaşadıklarını ifade etmiştir. Psikolojik başa çıkma stratejileri arasında işe yönelme, çocuklara odaklanma, hobilere sığınma ve bastırma eğilimi öne çıkarken; toplumsal cinsiyet rolleriyle ilgili olarak çoklu rol çatışmaları, duygularını bastırma ve kadınlık rolüne ilişkin algılar dikkat çekmiştir. Ayrıca sosyal izolasyon, paylaşım isteksizliği ve yalnız kalma arzusu gibi tepkiler kadınların toplumsal ilişkilerden geri çekildiklerine işaret etmektedir. Kadınlar, destek sistemlerine dair ciddi bir eksiklik hissettiklerini ve hem kamusal hem de sosyal düzeyde yetersiz kaldıklarını vurgulamışlardır. Bununla birlikte bazı katılımcıların dayanıklılık göstergeleri sergilediği ve travmatik deneyimleri güçlenme fırsatına dönüştürebildikleri de gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular, afet sonrası kadınlara yönelik psikososyal destek politikalarının geliştirilmesi gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır. Anahtar kelimeler: Deprem, Kadın, Psikososyal Destek, Travma, Baş Etme Stratejileri.

Şenay Atar Keskin
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebelerin yöneticilerinin liderlik davranışlarını algılama biçimleri ile işmotivasyon düzeyleri arasındaki ilişki

Amaç: Ebelerin yöneticilerinin liderlik davranışlarını algılama biçimleri ile iş motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı bir araştırmadır. Araştırma Mersin ilinde aktif olarak kamu ve özel kurumlarda çalışan, araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan ebelerle 15.08.2024-15.04.2025 tarihleri arasında online yürütülmüştür. Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, Liderlik Davranış Ölçeği, Çok Boyutlu İş Motivasyon Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler, SPSS for Windows 22 paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, en az ve en çok değerler ile ortalama ve standart sapma, Bağımsız Gruplarda t Testi, Varyans Analizi, İleri analizde LSD ve Dunnet C testleri, Pearson Korelasyon Analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 kabul edilmiştir. Bulgular: Ebelerin %48.7'si 41 ve üstü yaştadır, %73.4'ü evlidir, %46.5'inin geliri giderinden azdır, %69.2'si lisans mezunudur ve %97.2'si kamu çalışanıdır. Ebeler liderlik davranış ölçeği toplamından 129.01±36.18 puan, çok boyutlu iş motivasyonu ölçeği toplamından 77.88±12.89 puan almışlardır. Çok Boyutlu İş Motivasyonu Ölçeği toplam puanı ile Liderlik Davranış Ölçeği toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ve düşük düzeyli bir ilişki vardır (p<0.05). Çok Boyutlu İş Motivasyonu puanındaki 1 birimlik artış, Liderlik Davranış puanında 0.687 birimlik artışa neden olmaktadır. Sonuç: Ebelerin yöneticilerinin liderlik davranış algıları yüksek ve iş motivasyonları orta düzeydedir. Ebelerin çok boyutlu iş motivasyonu düzeyleri arttıkça liderlik davranış algıları artmaktadır. Anahtar kelimeler: Ebe, İş, Liderlik, Motivasyon, Yönetici.

Merve Nur Saraç
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Performans sanatçılarının eğitim sürecindeki ses kalitesi ve ses fonksiyonundaki değişimi: 1. ve 4.sınıf örneklemi

Bu araştırma, opera ve tiyatro bölümlerinde öğrenim gören 1. ve 4. sınıf öğrencilerinde eğitim sürecine bağlı olarak ses kalitesi ve ses fonksiyonlarında meydana gelen değişimleri incelemek amacıyla yürütülmüştür. Türkiye'deki konservatuvarlarda öğrenim gören toplam 132 öğrenci çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcıların sesle ilişkili öznel deneyimlerini değerlendirmek için Türkçe Şan Sesi Handikap İndeksi-10 (TŞSHİ-10), Ses Yorgunluğu Ölçeği (SYÖ), Glottal Fonksiyon İndeksi (GFI) ve Reflü Semptom İndeksi (RSİ) uygulanmış; aerodinamik ve akustik özellikleri incelemek amacıyla /a/ ve /i/ fonasyonlarında maksimum fonasyon süresi (MPT), s/z oranı, temel frekans (F0), jitter (local, PPQ5), shimmer (local, APQ11) ve gürültü-harmonik oranı (NHR) ölçülmüştür. Opera öğrencilerinde 4. sınıf düzeyi /a/ ve /i/ MPT değerlerinde artışla birlikte jitter ve shimmer parametrelerinde belirgin azalma göstermiş, bu durum eğitim sürecinin frekans ve genlik stabilitesi üzerinde olumlu etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Tiyatro öğrencilerinde ise 4. sınıf düzeyinde MPT değerlerinde artış görülmüş ancak s/z oranı ve F0 bakımından anlamlı bir değişim saptanmamıştır. NHR değerleri her iki bölümde de 1. sınıfa kıyasla 4. sınıfta düşüş göstermiştir. Öznel ölçeklerde opera bölümünde sınıf düzeyinin TŞSHİ-10, SYÖ ve GFI puanları üzerindeki etkisi sınırlı bulunurken tiyatro bölümünde 1. sınıf öğrencilerinde yorgunluk, reflü semptomları ve glottal fonksiyon arasında daha yüksek ilişki değerleri tespit edilmiştir. Bulgular genel olarak, profesyonel ses eğitim sürecinin özellikle akustik parametrelerde belirgin iyileşmeler sağladığını, öznel handikap algısındaki değişimlerin ise bölüme ve sınıf düzeyine göre farklılaştığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Opera öğrencileri, tiyatro öğrencileri, akustik analiz, vokal fonksiyon, ses eğitimi.

Asena Başan
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00