Tokat Gaziosmanpaşa University
Discipline

Bahçe Bitkileri Yetiştirme ve Islahı Anabilim Dalı

Tokat Gaziosmanpaşa University

11

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

11 Theses
Master'sOpen AccessTR

Üretimi yapılan bazı domates çeşitlerinin kurutmaya uygunluklarının belirlenmesi

Araştırma Marmara Bölgesinde yetiştirilen bazı sanayilik domates çeşitlerinin kurutmaya uygunluklarının belirlenmesi amacı ile 2017 ilkbahar-yaz yetiştirme periyodunda yürütülmüştür. Bu amaçla bölgede sanayilik olarak yaygın yetiştirilen 13 çeşit seçilmiştir. Belirlenen çeşitlere ait fideler Bursa/Mustafakemalpaşa'da üretici bahçesinde açığa dikilmişlerdir. Hasadı takiben 4 parçaya bölünen meyveler şilteler üzerine yerleştirilmiş ve üzerine tuz serpildikten sonra üç gün süreyle güneşte kurumaya bırakılmıştır. Taze meyvelerde verim ve meyve ile ilgili kriterler, hem taze hem kuru meyvelerde EC, pH, toplam suda çözünebilir kuru madde, titre edilebilir asitlik ve renk ile ilgili indisler ile kuru meyvelerde su aktivitesi ve besin elementi içeriğine ait veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Tek meyve ağırlığı ve meyve çapı hariç, verim ve verimle ilgili karakterlerin hiçbiri önemli bulunmamıştır. Kurumuş domateslerin, toplam suda çözünebilir kuru madde, titre edilebilir asitlik değerlerinde önemli artışlar olurken pH'da değişim görülmemiştir. Renk a*, b* ve L* indislerine ait değerler kurutma işlemi sırasında azalış göstermiştir. Toplam renk değişimi (∆E) değerleri 256 ile 587, kahverengileşme indeksi 106,12 ile 139,28 arasında değişiklik göstermiştir.

Sanayi domatesi
Kadirhan Akman
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antepfıstığında (Pistacia vera l. cv. siirt) bazı biyostimülant uygulamalarının çöğür gelişmesine etkileri

Bu çalışma, bazı biyostimülant uygulamalarının (deniz yosunu (DY) amino asit (AA), alginik asit (ALA) antepfıstığı (Pistacia vera L. cv. Siirt) çöğürlerinde büyüme ve fizyolojik yanıtlar üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Fidanlarda bitki boyu, gövde çapı, yaprak klorofil içeriği ve enzim aktiviteleri (prolin, katalaz, polifenol oksidaz) değerlendirilmiştir. Deneme başlangıcında boy değerleri gruplar arasında benzer düzeydedir (32,3–34,5 cm). Uygulama sonunda boy ortalamaları ALA: 55,6 cm ve DY: 54,0 cm ile kontrol grubundan (49,6 cm) daha yüksek bulunmuş; gövde çapında da benzer biçimde en yüksek değer ALA'da 7,8 mm, kontrolde 6,9 mm olarak belirlenmiştir. Eşleştirilmiş t-testine göre tüm gruplarda boy ve çap artışları anlamlıdır (p=0,001); en yüksek boy artışı DY'de 20,03 cm olarak saptanmıştır. Fizyolojik göstergelerde prolin düzeyi kontrolde daha yüksek (45,2 µmol/gFW) iken uygulamalarda daha düşük seyretmiş; katalaz aktivitesi ALA'da 604,5 U/g/dk ile en yüksek değere ulaşmış ve polifenol oksidaz aktivitesi AA'da 900,4 U/g/dk ile en yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak, deniz yosunu ekstraktı ve özellikle alginik asit uygulaması fidan gelişimini desteklemiş; enzim yanıtlarındaki değişimler bu uygulamaların stres ve savunma mekanizmaları üzerinde de etkili olabileceğini göstermiştir.

Amino asitlerAntep fıstığıDeniz yosunları+3
Mehmet Kineş
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Nitelikli ıspanak gen havuzunun popülasyon yapısının belirlenmesi ve peronospora effusa (PE) dayanıklı F1 ıspanak çeşit adaylarının eldesi

Çalışmada bazı yerel ve ticari ıspanak genotiplerinden elde edilen 4 adet S6 ve 60 adet S7 ıslah kademesindeki 64 ıspanak genotipinin morfolojik karakterizasyonlarının yapılması, elde edilen fenotipik varyasyonların temel bileşen ve kümeleme analizleriyle değerlendirilmesi hedeflenmiş ve ıspanak yetiştiriciliğinde verim ve kaliteyi etkileyerek en önemli hastalık olarak bilinen ıspanak mildiyösüne dayanıklılığın moleküler markörler aracılığıyla belirlenmesi amaçlanmıştır. Ispanak gen havuzu spesifik lokus amplifikasyonlu fragman (SLAF-seq) teknolojisi ile aynı anda tüm bireyler genotiplenmiş, genetik çeşitliliği ve popülasyon yapısının belirlenmesi de hedeflenmiştir. Aynı zamanda çalışmada olası ebeveyn hatları seçilerek melezleme programları oluşturulmuş ve F1 çeşit aday adayları elde edilerek melez bitkilerin agro-morfolojik performanslarının ve ıspanak mildiyösüne dayanıklılık düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Böylece ıspanak tohumluğunda dışa bağımlılığın azaltılması ve hibrit çeşit geliştirme programlarının güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, genotiplerde UPOV parametreleri doğrultusunda morfolojik gözlemler gerçekleştirilmiştir. Gözlemlere dayalı olarak ıspanak genotiplerinde birden fazla özelliğin aynı anda incelenmesi amacıyla temel bileşen analizi (TBA) yöntemi ile de incelenmiştir. Bu analiz sonucunda altı bağımsız temel bileşende açıklanmış ve bu bileşenler toplam varyasyonun %69,09'unu temsil etmiştir. Genotiplerde alınan gözlemler sonucunda cluster analizine tabi tutulmuş ve genotiplerin 7 ana dala ayrıldığı belirlenmiştir. Aynı zamanda çalışmada S7-S8 kademesine ait 65 adet genotipin Peronospora effusa 'ya karşı dayanım durumları belirlenmiştir. RPF3-5 markörü (lokus 3) için homozigot (RR) tolerantlı 3, hetorozigot (Rr) tolerant 20, hassas (rr) 42 adet genotip belirlenmiştir. RPF1-3 markörü (lokus 1) için homozigot (RR) tolerant 34, hassas (rr) 31 adet genotip belirlenmiştir. RPF1-8 markörü (lokus 1) için homozigot (RR) tolerant 2, hassas (rr) 31, hetorozigot (Rr) tolerant 32 adet genotip belirlenmiştir. RPF2-2 markörü (lokus 2) için homozigot (RR) tolerantlı 58, hassas (rr) 9 adet genotip belirlenmiştir. 65 adet genotipin 14'ünün Peronospora effusa 'ya karşı RPF1, RPF2 ve RPF3 lokuslarına direnç allelli bulundurduğu tespit edilmiştir. SLAF-seq yöntemi ile genotiplerin genetik çeşitliliği ve popülasyon yapısı belirlenmiştir. Q30 değeri, %97,19 ve %96,51 arasında farklılık gösterirken, GC içeriği ise %46,53-38,2 arasında değişmiştir. Çalışmamızda her bir SLAF etiketi için dizileme derinliği 24,07x olmak üzere, toplam her bir örnekten ortalama 280.029 SLAF etiketi elde edilmiş ve toplam 1, 037, 603, 228 adet okuma elde edilmiştir. Çalışmamızda ise genotipler arası toplam 36,012 SNP elde edilmiştir. Çeşitlilik analizinde oluşturulan Neighbor-Joining (NJ) dendrogram sonucunda genotipler üç ana gruba ayrılmış ve mantel testi sonucu r değeri 0,89 olarak belirlenmiştir. Çalışmamızda SLAF-seq tabanlı elde edilen SNP verilerine dayanarak structure yazılımı aracılığıyla ıspanak (Spinacia oleracea L.) genotiplerinde popülasyon yapısı analiz edilmiş ve her bir birey için K tane (K=3 için üç değer) ait Q değerleri hesaplanmıştır. Genotiplerde, melezleme programları oluşturulmuş 323 F1 çeşit adayı elde edilmiştir. Melez bitkilerin ilkbahar ve sonbahar performanslarının belirlenmesi amacıyla her iki dönemde bitki ağırlığı, yaprak ağırlığı, sap uzunluğu, kök uzunluğu, kök ağırlığı ve yaprak alanı gibi agro-morfolojik özellikleri belirlenmiştir. Tez çalışmasında ümitvar bulunan 239 adet ıspanak melezinin ıspanak mildiyösüne dayanımları belirlenmiş ve lokus 3 için tolerant 39 adet, lokus 1 için tolerant 40, lokus 2 için tolerant 238 melez bitki belirlenmiştir.

MorfolojiPopülasyon karakteristiği
Gülbanu Gayretli
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kestane tomurcuklarında kestane gal arısı tarafından indüklenen gal gelişiminin histolojik incelenmesi

Kestane gal arısı (Dryocosmus kuriphilus), dünya çapında kestane ağaçlarını etkileyen önemli bir böcek zararlısıdır. Zararlı, kestane sürgünlerinde oluşturduğu galler ile sürgün gelişimi ve çiçeklenmeyi engellemekte ve meyve üretimini azaltmaktadır. Bu zararlıyla mücadele ve dayanım mekanizmasının aydınlatılmasına yönelik yapılacak çalışmalarda zararlı tarafında indüklenen gal gelişiminin ayrıntılı olarak bilinmesi önemlidir. Bundan dolayı bu tez çalışmasında yoğun gal oluşumu görülen 'Alimolla' ve hibrit çeşit olan 'Marigoule' çeşitlerinden bir yıl boyunca (kestane gal arısının tomurcuklara yumurta bırakması ile gal oluşumunun tamamlandığı dönem) periyodik aralıklarla alınan tomurcuk ve gal örneklerinde stereo mikroskop altında ayrıntılı incelemeler yapılmıştır. Böylelikle tomurcuk içinde gal dokusu oluşumunun başlama, gelişim-farklılaşma aşamaları ile yeni sürgünlerde galler görünür olduğunda farklılaşma ve olgunlaşma aşamaları belirlenmiştir. İncelemeler öncelikle tomurcuklarda daha sonra yeni süren sürgünlerde görülen gallerde yapılmıştır. Gal gelişim evreleri bakımından çeşitler arasında bir farklılık görülmemiştir. Zararlı-bitki etkileşiminden kaynaklanan gal dokusunun oluşumu tomurcuklarda larva aşamasında başladığı ve sürgünler üzerinde görünür olduğunda hızlıca gelişip olgunlaşmasını tamamladığı belirlenmiştir

HistolojiKestaneKestane gal arısı+1
Aslı Beyza Sarı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

TSWV virüsüne dayanıklı yerli pembe domates çeşitlerinin moleküler işaretleyiciler kullanılarak geliştirilmesi

Domates dünyada en çok üretimi yapılan sebze türüdür. Dünyada ve ülkemizde domates üretimini sınırlandıran hastalıkların başında virüs hastalıkları gelmektedir. Virüs hastalıkları içerisinde de domates lekeli solgunluk virüsü (TSWV) ilk sırada yer almaktadır. TSWV virüsü domatesin meyve yapısında meydana getirdiği deformasyonlar nedeniyle kalite ve verimin düşmesine neden olmaktadır. Bu virüs hastalığı ile mücadele etmenin en etkin yöntemi, hastalığa karşı dayanıklı çeşit kullanmaktır. TSWV'ye karşı bilinen dayanıklılık geni baskın bir gen olan Sw-5 genidir. Bu Yüksek Lisans Tez çalışmasının amacı TSWV'ye dayanıklı yeni yerli pembe domateste çeşitlerinin geliştirilmesidir. Çalışmada TSWV'ye dayanıklı 2 adet kırmızı domates hattı ve bu hastalığa karşı hassas, uzun yıllardır ticari olarak kullanılan "Nazlı F1" pembe domates çeşidi bitki materyali olarak kullanılmıştır. Hassas ebeveyn ile genetik olarak dayanıklı olduğu bilinen ıslah hatları ile yapılan melezler 6 dönem kendilenmiş ve mekanik inokulasyon yöntemi ile testlenmiştir. Moleküler testleme yöntemi sadece F2 ve F6 kademesindeki bitkilerde uygulanmıştır. Moleküler testlemede Sw-5 geni ile bağlantılı 2 adet SCAR (NCSw-003, NCSw-012) moleküler işaretleyici kullanılmıştır. Yapılan testlemeler sonucunda moleküler işaretleyicinin dayanıklı allelini taşıyan pembe domateslerin, aynı zamanda mekanik inokulasyon yöntemi ile de dayanıklı olduğu gözlenmiştir. Sonuç olarak, Sw-5 geni ile bağlantılı moleküler işaretleyiciyi taşıyan domatesler TSWV'ye dayanıklı olduğu gözlemlenmiş fakat bu moleküler işaretleyiciyi taşımayan domates bitkilerinin ise TSWV'ye karşı hassas olduğu tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmada TSWV'ye dayanıklı domates hatlarının geliştirilmesinde moleküler işaretleyicilerin başarı ile kullanılabileceği gösterilmiştir.

Domates lekeli solgunluk virüsü
Abdullah Ertekin
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Fresh late şeftali (Prunus persica L.) çeşidinde bazı hasat sonrası uygulamaların muhafaza süresi ve ürün kalitesi üzerine etkileri

Bu çalışmada, Fresh Late şeftali çeşidinde çeşitli hasat sonrası uygulamaların (%1,5 CaCl2, 20 µ PE ve %1,5 CaCl2 + 20 µ PE) meyve kalitesi ve depolama ömrü üzerine etkileri araştırılmıştır. Şeftaliler CaCl2 çözeltisine daldırıldıktan ve PE ile ambalajlandıktan sonra 0±0,5°C ve %90±5 nispi nem içeren soğuk hava deposunda 90 gün süre ile depolanmışlardır. Meyveler 15 gün aralıklar ile çeşitli kalite parametreleri (ağırlık kaybı, SÇKM, TA, meyve eti sertliği, askorbik asit miktarı, pH, genel görünüm, tat) yönünden analiz edilmişlerdir. Ayrıca meyveler raf ömrünü belirlemek amacıyla, her analiz süresine ek olarak 3 gün boyunca 22±2°C ve %60-65 nispi nem bulunan oda koşullarında bekletilmişlerdir. Denemenin sonunda, MAP uygulamasının kontrole göre ağırlık kayıplarını önemli ölçüde azalttığı; SÇKM'yi ve MES'i daha iyi koruduğu belirlenmiştir. Ayrıca %1,5 CaCl2 uygulamasının askorbik asit miktarını kontrolden daha iyi koruduğu tespit edilmiştir.

Serap Bayar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı dönemlerde aloe vera uygulamalarının red globe üzüm çeşidinde meyve kalitesi ve muhafazası üzerine etkisi

2022 yılında gerçekleştirilen bu çalışmada Tokat ekolojisinde yetiştirilmekte olan sofralık üzüm çeşitlerinden Red Globe üzüm çeşidi kullanılmıştır. Red Globe üzüm çeşidinde farklı dönemlerde (hasat önü, hasat sonrası, hasat önü+hasat sonrası) aloe vera uygulamalarının meyve kalitesi ve muhafazası üzerine etkisine bakılmıştır. Bu uygulamalar ile muhafaza süresince meydana gelen fiziksel, kimyasal ve fitokimyasal değişimler araştırılmıştır. En yüksek ağırlık kaybı oranı hasat önü+ hasat sonrası uygulaması ile 150. Günde elde edilmiştir. Çürüme bakımından uygulamalar arasındaki farklar istatistiksel açıdan önemli bulunmazken gün ortalamaları bakımından en yüksek değer 150. günde gözlemlenmiştir. Renk değerlerinden renk a* değeri açısından hem uygulamalar hem günler bakımından farklar istatistiki açıdan önemli bulunmuştur; uygulamalarda kontrol uygulaması, muhafaza süresi bakımından 30. gün ön plana çıkmıştır. En yüksek SÇKM değeri uygulamalar bakımından hasat önü +hasat sonu uygulamasında günler bakımından 150. Günde elde edilmiştir. pH özellikleri bakımından muhafaza süreleri arasındaki farklar istatistiksel açıdan önemli bulunmakla beraber en yüksek pH değeri 150.günde görülmüştür. Aloe vera uygulamalarının muhafaza süresince üzümlerin TA değerlerine olan etkisine bakıldığında hem uygulamalar arasında hem de muhafaza süreleri arasında istatistiki açıdan önemli bir fark bulunmamıştır. Toplam fenolik bileşik ve toplam antioksidan kapasitesi bakımından en yüksek değerlere uygulamalar açısından hasat önü +hasat sonrası uygulamasında, günler bakımından ise 150. günde ulaşılmıştır. Antosiyanin değerlerine bakıldığında ise uygulamalar bakımından hasat sonu uygulaması günler bakımından 150. gün ön plana çıkmıştır

Alperen Donat
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Farklı kalsiyum dozları ve tuz seviyelerinin domateste (Solanum lycopersicum L.) verim, kalite ve çiçek burnu çürüklüğüne etkisi

Salinity is one of the most important problem in tomato production. Tomato is moderately salt-sensitive crops, and significant yield and quality losses occur under salt stress. One of the most important effect of salt stress is that it causes blossom end rot in tomato fruit. The reduced uptake of calcium by tomato plants under salt stress leads to the development of blossom end rot. Calcium is one of the effective nutrients in reducing the negative effects of salt stress in tomato plants. This study was carried out in a greenhouse at the Gaziosmanpaşa University, Agricultural Faculty, Department of Horticulture, Tokat/Türkiye, from 01 May to 10 December 2021 and from 10 May to 30 November 2022. Plants were grown in soilless culture. Cocopeat + perlite mixture (2:1 ratio) was used as growing media. Ufuk Fı indeterminate tomato variety and LA442 tomato line were used. In the experiment, interactions between different calcium doses and salt levels were tested. Four different calcium oxide doses (0, 50, 100, and 200 ppm) and three salinity levels (2.0, 4.0, and 6.0 dS/m) were used. The plants were regularly watered with irrigation water containing salt and calcium. Irrigation water containing calcium was given at 08.00, while, irrigation water containing salt was given at 16.00. The results showed that in the years 2021 and 2022 for the LA442 and Ufuk Fı genotypes, increasing calcium doses from 0 to 200 ppm significantly increased marketable fruit yield, marketable fruit weight, total yield and fruit number in both saline and non-saline conditions. Marketable yield, total yield and marketable fruit weight were maximized at 200 ppm calcium application in both years and two varieties at high salt concentration. As the salinity of the nutrient solution increased, the incidence of blossom end rot increased, and as the Ca dose increased, the rate decreased. Increasing the Ca dose at high salt concentration resulted in a significant decrease in blossom end rot. Increasing salt concentration caused an increase in Brix in the fruit, and no significant relationship was found between Ca doses and Brix. While salt stress caused a decrease in leaf chlorophyll content, the amount of chlorophyll content increased as the Ca doses increased. Fe and Mn content of tomato leaves decreased due to increase in salt and Ca. Leaf Fe content decreased as salinity and Ca doses increased. While P and K decreased in high salinity, no relationship was found between leaf P and K content with calcium doses. While leaf Na content increased with increasing salt, no significant relationship was found with Ca doses. The amount of Ca in tomato fruits, Ca of leaf and also in the tip of the fruit decreased as salt increased and increased as calcium increased. Vitamin C in fruit was negatively affected by salt stress, and the increase in Ca doses increased. Salinity effected fruit enzyme activity. While MDA, APX, CAT and POX activities in fruit increased under salt stress, high Ca dose caused a decrease or did not change in some applications. As a result, salt stress in tomato caused a significant decrease in plant development, yield and quality parameters, but high concentrations of Ca doses to plants under salt stress significantly reduced the effect of salt stress. A significant portion of the yield and quality loss was caused by blossom end rot in fruits. While blossom end rot increased in salt stress, giving high doses of Ca to plants under stress significantly reduced blossom end rot.

Plant nourishment elements
Zuher Rashıd Shakır Shakır
Tokat Gaziosmanpaşa University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Tarım üreticilerinin whatsapp topluluk grup platformundan memnuniyeti: Anket çalışması

Dünyada ve Türkiye'de sosyal medya kullanımı her geçen gün artmaktadır. Sosyal medya platformları günlük yaşamda mesajlaşma dışında, farklı sektörlerin verimlilik ve hizmet kalitesinin artmasına katkı sağlamaktadır. Tarım sektöründe üreticiler yetiştiricilik, pazarlama, ürün işleme gibi konularda tarımsal yayım hizmetlerinden yararlandıkları miktarda, verim ve kalitede artışı olmaktadır. Son yıllarda bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, tarım teşkilatları üreticilerle mesajlaşmada büyük kolaylık sağlamıştır. Akıllı telefonların gelişmesi ile birlikte özellikle WhatsApp sosyal medya platformu, çok farklı alanlarda bilgiye ulaşma ve paylaşma fırsatı vermiştir. Bu araştırmada, tarım üreticilerinin yer aldığı 6 WhatsApp grup platformundaki üyelerin eğitim düzeyi, meslek grubu, cinsiyet, yaş aralığı ve grupta bulunma süreleri ile memnuniyet arasındaki ilişki 5'li likert anketi ile araştırılmıştır. Ortaya çıkan farklılıklar ki-kare analizi ile incelenmiştir. WhatsApp grupları üyeler tarafından günlük olarak %70'in üzerinde aktif olarak takip edildiği, WhatsApp gruplarına üye oldukları için mutluyum diyen erkek ve kadın üye oranı %85'in üzerinde çıkmıştır. WhatsApp grubunda "hastalık ve zararlılarla mücadele ile ilgili paylaşımları takip etme" ve " grup üyelerinin yüzyüze görüşmeleri" ve "grupta uygulanan kurallardan memnuniyet" açısından erkek ve kadın cinsiyetleri arasında istatistiki açıdan fark çıkmıştır. "WhatsApp grubunda uzmanların verdiği bilgilere güvenmiyorum" ve " grupta yapılan paylaşımların tamamı grubun amaçlarına uygun değildir" ifadeleri ile eğitim durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark çıkmıştır. Sonuç olarak, ülkemizdeki tarım üreticilerinin gelişen bilişim teknolojisinden daha fazla yararlanmaları, üretim aşamasında her türlü sağlıklı bilgiye zamanında ulaşmaları açısından bu platformların geliştirilerek yaygınlaştırılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, anket, dijital iletişim, yönetici, eğitimci, pazarlama

Çevrimiçi iletişim
Hatice Sazak Tutumlu
Tokat Gaziosmanpaşa University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
10
DoctorateOpen AccessTR

Çinko ve sitokinin (BAP) kullanımının karanfilde kardeşlenme, verim, kaite ve vazo önrü üzerine etkileri

Çalışmada "Nirvana" sprey karanfil çeşidinde benzil amino pürin (BAP) ve çinko (ZnSO4) uygulamalarının kardeşlenme, verim, kalite ve vazo ömrü üzerine etkisi araştırılmıştır. Deneme 2016-2017 ve 2017-2018 yıllarında yürütülmüştür. Bu amaçla ilk olarak köklü olarak hazır alınan fideler seraya dikilmiş ve rutin bakım işlemleri gerçekleştirilmiştir. Dikimden 4 hafta sonra birinci uç alma işlemi yapılmıştır. İlk çinko ve BAP uygulamaları uç almaya başlamadan 2 gün önce, uç almayı takip eden 3. ve 7. günlerde yapraktan püskürtme şeklinde uygulanmıştır. İlk yıl, birinci uç alımından 5 hafta sonra ikinci yıl ise birinci uç alımından 8 hafta sonra birbuçuk uç alma işlemi uygulanmıştır. İkinci çinko ve BAP uygulamaları da aynı şekilde birbuçuk uç alımına başlamadan 2 gün önce, uç almayı takip eden 3. ve 7. günlerde yapraktan püskürtme şeklinde uygulanmıştır. Çalışmada çinkonun 6 dozu (0, 20, 100, 175, 250 ve 500 ppm) ve BAP'ın 6 dozu (0, 5, 10, 50, 100 ve 250 ppm) kullanılmıştır. Yetiştircilik sırasında BAP ve çinko uygulamalarının kardeşlenme ve dikimden ilk çiçeklenmeye kadar geçen gün sayısı üzerine etkisi hem birinci hem de ikinci yıl istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur. Birinci ve ikinci yıl denemelerinde en yüksek kardeş sayısı 100 ppm BAP uygulamasında ulaşılmıştır. En az kardeş sayısı birinci yıl 10 ppm BAP, ikinci yıl ise 250 ppm BAP ve 100 ppm Zn uygulamalarında gözlemlenmiştir. Hem birinci hem de ikinci yıl dikimden çiçeklenmeye kadar geçen en az gün sayısı 100 ppm BAP uygulamasından elde edilirken, en fazla gün sayısı 10 ppm BAP uygulamasından elde edilmiştir. BAP ve çinko uygulamalarının çiçek sap uzunluğu ve toplam klorofil içeriği üzerine etkisi birinci yıl istatistiksel açıdan önemli bulunurken, ikinci yıl önemsiz bulunmuştur. En uzun çiçek sapı uzunluğu kontrol ve 100 ppm Zn uygulamalarından, en kısa çiçek sapı uzunluğu ise 500 ppm Zn uygulamasından elde edilmiştir. Toplam klorofil miktarı en fazla 10 ppm BAP uygulamasında bulunurken, en az 500 ppm Zn uygulamasından elde edilmiştir. Çiçek sapı kalınlığı birinci yıl istatistiksel açıdan önemsiz bulunurken, ikinci yıl önemli bulunmuştur. En fazla çiçek sapı kalınlığı 500 ppm Zn uygulamasında gözlemlenirken, en düşük çiçek sapı kalınlığına ise 100 ppm BAP uygulamasında ulaşılmıştır. Sap taze ağırlığı ve çiçek tomurcuk sayısı hem birinci hem de ikinci yıl istatistiksel anlamda önemsiz bulunmuştur. Vazo ömrü denemelerinde BAP ve çinko uygulamalarının ağırlık değişimi üzerine etkisi istatistiksel anlamda önemli bulunmuştur. En fazla ağırlık değişimini 5 ppm BAP uygulaması verirken, en düşük ağırlık değişimi 500 ppm Zn uygulamasından elde edilmiştir. BAP ve çinko uygulamalarının vazo suyu alımı, çiçek çapı ve yaprak rengi üzerine etkisi ise istatistiksel anlamda önemsiz bulunmuştur. Vazo ömrü boyunca en yüksek L* değeri 20 ve 500 ppm Zn uygualamalarından elde edilirken, en düşük L* değeri ise 5 ppm BAP uygulamasından elde edilmiştir. En yüksek C* değerine 20 ppm Zn ve 50 ppm BAP uygulamalarında ulaşılırken, en düşük C* değeri ise 500 ppm Zn uygulamasında gözlemlenmiştir. Görsel kaite bakımından ise en yüksek puanı 10 ve 100 ppm BAP uygulamaları alırken, en düşük puan ise 100 ppm Zn, 50 ve 250 ppm BAP uygulamalarından elde edilmiştir. Antalya'da plastik örtü altında yürütülen çalışmada BAP ve çinko uygulamaları arasında en iyi sonuç 100 ppm çinko uygulamasından elde edilmiştir. Bu doz Nirvana karanfil çeşidinde kardeşlenmeyi arttırarak verimin artmasına ve dikimden itibaren çiçeklenme süresinin kısalmasına neden olmuştur. Ayrıca vazo ömrü süresince en iyi görsel kalitenin olduğu uygulama da 100 ppm BAP dozu olmuştur. Yapraklardaki toplam klorofil içeriği bakımından da en başarılı sonucun elde edildiği bu uygulama, diğer ölçülen birçok özellik bakımından da iyi sonuçlar vermiştir.

Gülden Tamer
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yedikule tipi marul (Lactuca sativa var. longifolia) genetik kaynaklarının morfolojik karakterizasyonu

Bu çalışmada Türkiye'nin farklı lokasyonlarından toplanmış olan 28 adet Yedikule marul (Lactuca sativa var. longifolia) genotipinin morfolojik karakterizasyonu UPOV ve TTSM bitki çeşit özellik belgesine göre iki dönem (sonbahar ve ilkbahar) yapılmıştır. Ayrıca popülasyondaki mevcut varyasyon düzeyi belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, yerel Yedikule marul genetik kaynaklarında morfolojik tanımlama kriterleri yönünden fenotipik çeşitliliğin oldukça yüksek olduğu saptanmıştır. Genotiplere ait bitkilerin sonbahar dönemi ortalama bitki yüksekliği 26.30 (YM-4) - 33.70 (YM-10) cm arasında değişmiştir. İlkbahar döneminde en yüksek bitki boyu YM-16 (34.00 cm) genotipinde, en düşük bitki boyu ise YM-25 (21.67 cm) genotipinde ölçülmüştür. Sonbahar dönemi en erken sapa kalkma YM-28 (24 gün) genotipinde ve en geç sapa kalkma (51 gün) ise YM-1, YM-5, YM-6, YM-7 ve YM-16 genotiplerinde kaydedilmiştir. İlkbahar döneminde genotipler 60-88 günde sapa kalkmıştır. Sapa kalkma süresi en kısa olan genotipler YM-3 ve YM-14'dür. En yüksek sapa kalkma oranı YM-28 (%100) genotipinde, en düşük sapa kalkma oranı ise %12.5 ile YM-1, YM-13, YM-16 ve YM-19 genotiplerinde kaydedilmiştir. Morfolojik karakterizasyon sonucu elde edilen verilere temel bileşen analizi ve Cluster analizi uygulanmıştır. Temel bileşen analizi sonucunda Yedikule marul genotiplerinde birbirinden bağımsız 12 adet temel bileşen eksen oluşmuştur. Yedikule marul popülasyonunda oluşan toplam çoklu varyasyonun %87.38 oranında olduğu tespit edilmiştir. Tez çalışmasında, birbirinden bağımsız olan 12 temel bileşenin eigen değerlerine ait katsayıların 1.07-8.88 arasında değişiklik gösterdiği kaydedilmiştir. Ayrıca, cluster analizi sonucunda Yedikule marul genotiplerinin akrabalık ilişkilerini gösteren bir dendrogram elde edilmiştir. Küme analizi sonucunda elde edilen dendrogram incelendiğinde; Yedikule marul genotiplerinin, 7 grup ve 14 alt grup içerisinde dağılış gösterdiği belirlenmiştir. İncelenen Yedikule tipi marul yerel genetik materyallerinin, ileride yapılacak çeşit ıslah çalışmalarında değerlendirilmesi planlanmaktadır.

Bitki ıslahıGenetik varyasyonLactuca sativa
Güldane Tuğba Şahin
Ondokuz Mayıs University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00