
Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Anabilim Dalı
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity306
Arşivlenen Tez
1
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Ortaokul öğrencilerine yönelik geliştirilen yapay zekâ eğitim içeriğinin yapay zekâ okuryazarlığına etkisi
Bu araştırmada ortaokul öğrencilerine yönelik geliştirilen yapay zekâ eğitimi içeriğinin yapay zekâ okuryazarlığına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Uygulama sürecine yönelik yapay zekâ okuryazarlığı başarı testi ile nicel olarak analizin sağlanmasının yanında nitel olarak hem eğitimi alan öğrencilerin hem de alan uzmanlarının görüşleri alınarak detaylı inceleme yapılması sağlanmıştır. Araştırma hem nicel hem nitel çalışmayı barındırdığından çalışma karma yöntem modelinde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada karma yöntem modellerinden biri olan Sıralı Açıklayıcı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda zayıf deneysel desenlerden tek grup ön test- son test deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında, araştırmanın uygulama sürecine yönelik uzman görüşü ve öğrenci görüşleri almak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi için betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Durum çalışması desenine göre veriler toplanmıştır. Veriler, görüşme sorularına göre temalara ve kodlara ayrılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul'daki bir ilçe belediyesinin yaygın eğitim kurumundaki 6.sınıf öğrencilerinden toplam 18 kişi ve nitel çalışma için uzman görüşleri alınan 3 kişiden oluşturmaktadır. Bu çalışma grubu uygun örneklem yöntemiyle seçilmiştir. Yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi programı kapsamında Taba modeli temel alınarak Vygotsky'nin modül yaklaşımı baz alınarak 14 modüllü bir eğitim içeriği geliştirilmiştir. Öğrencilerin genel başarı durumu; 14 modülün uygulanmaya başlanma aşamasıyla yapılan ön test ve uygulama sonunda yapılan son testten aldıkları puanlar ile oluşturulmuştur. Yapay zekâ okuryazarlığı başarı testinin güvenirlik çalışması 171 öğrenciye uygulanmıştır. Testin güvenirliliği kapsamında KR-21 analizide yapılmıştır. Çalışma grubuna uygulanan ön test ve son test arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla parametrik istatistik tekniklerinden Bağımlı Örneklem t Testi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucu eğitime katılan öğrencilerin ön test ve son test puanları arasında son test lehine bir farkın ortaya çıktığı ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Eğitime katılan öğrencilerinin başarı testi değerlendirildiğinde ön test puan ortalamalarının X̄=25 ve standart sapmanın S=13,79 son test puan ortalamalarının X̄=61,86 ve standart sapmasının S=15,52 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan analiz sonucu eğitime katılan öğrencilerin ön test ve son test puanları arasında son test lehine bir farkın ortaya çıktığı ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır [t (17) =-8,872 p<.05].Bu sonuçlara göre, çocuklara yönelik geliştirilen yapay zekâ eğitim içeriğiyle çocukların yapay zekâ okuryazarlıklarını geliştirme noktasında önemli bir etkisinin olduğu söylenebilir. Eğitime katılan öğrencilerden elde edilen nitel verilerde eğitim sürecine yönelik platform kullanımı ve eğitim kazanımları temalarına yönelikte olumlu bildirimler belirtmişlerdir. Uzmanlardan alınan görüşlerden ortaya çıkan sonuçlara göre yapay zekâ okuryazarlığının önemi vurgulanmış ve mevcut çalışmaların arttırılması gerektiğini belirtmişlerdir.
Veri bilimi etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerine etkisi
Teknoloji hızla gelişirken, bireylerin bu gelişime kolayca uyum sağlamaları için gereken becerilerden biri de bilgi işlemsel düşünme becerisidir. Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencileri için geliştirilen veri bilimi etkinliklerinin küçük yaştan itibaren sahip olunması gereken bir beceri olan bilgi işlemsel düşünme becerisine etkisinin incelenmesi ve uygulanan programın öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Çalışma 7. sınıfta öğrenim gören 19 öğrenci ile yürütülmüştür. Bu çalışmada nitel verilerle desteklenmiş, nicel araştırma yöntemlerinden tek gruplu ön-test son-test zayıf deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmada önce yarı yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanarak ihtiyaç analizi yapılmış ve nitel verilere dayalı olarak deneysel çalışma tasarlanmıştır. Elde edilen veriler analiz edildikten sonra ortaokul öğrencileri için veri bilimi etkinlikleri geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Uygulama süreci öncesinde ve sonrasında bilgi işlemsel düşünme becerisi başarı testi ve bilgi işlemsel düşünme becerisi öz yeterlik algısı ölçeği kullanılarak nicel veriler elde edilmiş ve bağımlı-bağımsız örneklem t testi kullanılarak analiz edilmiştir. Nicel veriler elde edildikten sonra çalışmanın son aşamasında öğrencilerin etkinlikler ve uygulama süreci hakkında görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile alınmış ve veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Ortaokul öğrencileri için geliştirilen veri bilimi etkinliklerinin uygulama sonucunda bilgi işlemsel düşünme becerisi akademik başarıları ön test- son test arasında anlamlı bir fark olduğu sonucuna varılmıştır. Elde edilen bu sonucun cinsiyet açısından anlamlı olmadığını sonucuna varılmıştır. Çalışma sonucunda öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme becerisi öz yeterlik algıları ön test- son test arasında test genelinde anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Fakat ölçek alt boyutlarına bakıldığında problem çözme yeterliği alt boyutunda ön test-son test arasında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerle yapılan görüşme sonucunda veri bilimi etkinliklerinin problem çözme ve düşünme becerilerini geliştirdiğinin, öğrendikleri bilgilerin ve kazandıkları becerilerin akademik başarılarına ve kişisel gelişimlerine olumlu yönde katkı sağladığı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Bilgi işlemsel düşünme becerisi, veri bilimi, veri bilimi etkinlikleri, ortaokul öğrencileri
Bilgisayar programcılığı öğretiminde öğrencilerin yazılım öğretimi ile ilgili karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri
Yazılım sektörü ülkelerin teknolojik ve ekonomik gelişmesine etkisi açısından son derece önemlidir. Yazılım sektöründeki önem gün geçtikçe artmaktadır. Yazılım sektörünün öneminin artması yazılım öğretiminin önemini de arttırmaktadır. Bu araştırmada bilgisayar programcılığı eğitiminde öğrencilerin yazılım öğretimi ile ilgili karşılaştıkları sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma çalışma grubu Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesine bağlı meslek yüksekokullarındaki bilgisayar programcılığı eğitimi alan 45 öğrenci ve eğitim veren 8 öğretim elemanıdır. Ayrıca öğrencilerin staj gördükleri ve çalıştıkları 9 sektör temsilcisi de çalışmaya katılmıştır. Bu süreçte tüm katılımcılar bilgisayar programcılığında verilmekte olan yazılım öğretimini değerlendirmiştir. Araştırma bilgisayar programcılığı öğrencilerinin daha verimli bir eğitim almasını, öğretim elemanlarının daha verimli eğitim vermesini ve sektörün ihtiyaç duyduğu elemanların yetişmesini sağlayacak verileri elde etmeyi amaçlamaktadır. Katılımcılardan toplanan veriler nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin yazılım öğretimi esnasında bireysel ilgi ve motivasyonlarında, bilgi seviyelerinde farklılıklar görülmüştür. Fiziki şartlar yeterli değildir. Yazılım derslerinin işlendiği sınıflar donanımsal olarak yetersizdir. Ders müfredatlarının yeterli değildir. Teorik derslerin uygulaması yetersizdir. Öğretim elemanı kadroları sayıca ihtiyacı karşılamamaktadır. Sektör açısından mezun olan öğrencilerin bilgi ve birikimleri yetersiz düzeydedir. Mezun öğrenciler sektörün ihtiyaçlarına tam olarak cevap vermemektedir. Bilgisayar programcılığından mezun olan öğrenciler daha güncel müfredatlar ile çağın yeniliklerine adapte olabilecek bir şekilde öğrenim görmeleri gerekmektedir.
COVID-19 sürecinde çevrimiçi öğrenmede yaşanan engeller: Öğretmen ve öğrenci görüşleri
Bu araştırmada, COVID-19 salgını sebebiyle yürütülmek zorunda kalınan çevrimiçi öğrenme sürecinde öğrenci ve öğretmenlerin karşılaştıkları engellerin belirlenmesi, belirlenen engellerin demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada mevcut durumu tespit etmek için tarama yöntemi kullanılmıştır. Tarama çalışmasıyla, ölçekler ve anketler yoluyla nicel veriler toplanarak sonuçları açıklamak için genellemelere gidilmeye çalışılmıştır ve bu genellemeden özel bir kesit alınarak 2021-2022 Eğitim- Öğretim yılı bahar döneminde İstanbul ilinde Sarıyer Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde eğitim gören 342 öğrenci ve bu kurumda görev yapmakta olan 100 Öğretmen örneklem olarak seçilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu, çevrimiçi öğrenmede öğrencilerin önündeki engeller ölçeği ve öğretmenlere yönelik uzaktan eğitim sürecini değerlendirme anketi kullanılmıştır. Veri toplama araçları katılımcılara yüz yüze uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre çevrimiçi öğrenmeye yönelik algılanan engeller faktörlerinden; cinsiyet değişkeninde sadece internet erişimi/fiyatlar faktöründe daha fazla engel algılandığı, yaş değişkeninde herhangi bir faktörün engel olarak algılanmadığına, bölüm değişkeninde yönetici/öğretici konuları faktöründe daha fazla engel algılandığına, sınıf düzeyi değişkeninde yönetici/öğretici konuları ve öğrenci motivasyonu daha fazla engel algılandığına ve kişisel bilgisayara sahip olma değişkeninde ise kişisel bilgisayarı olanlar olmayanlara göre daha az engel olarak algılamaktadır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin çevrimiçi öğrenmeye yönelik algılanan engeller faktörlerinde öğrencilerin motivasyonu ve internete erişim/fiyatlar konularının daha fazla engel algılandığı ortaya çıkmıştır.
Öğretmenlerin endüstri 4.0 kavramsal farkındalık düzeyleri ve eğitim 4.0'a karşı algı ve tutumlarının belirlenmesi
Endüstri 4.0 ve ileri teknolojilerin tetiklediği akıllı üretim yaklaşımı, daha önceki sanayi devrimlerinden farklı olarak benzersiz değişimleri beraberinde getirerek yeni bir devrimin kapısını aralamıştır. Endüstri 4.0'ın öngörülemez bir hızda dönüştürücü etkisi ve ortaya çıkan yeni fırsat ve ihtiyaçlar mevcut eğitimde değişimi zorunlu kılmıştır. Bu durum modern bir eğitim sistemi olarak kabul edilen Eğitim 4.0 paradigmasının ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bu yeni paradigmanın Endüstri 4.0'ın ihtiyaç ve zorluklarına cevap vermesi ve ortaya çıkan fırsatları değerlendirmesi beklenmektedir. Bu bağlamda değişimin öncüsü olan öğretmenlerin bu değişimin farkında olması, Eğitim 4.0'ı anlaması ve benimsemesi önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin Endüstri 4.0 kavramlarına ilişkin farkındalık düzeyleri ile Eğitim 4.0'a yönelik algı ve tutumlarını farklı değişkenler açısından incelemek ve öğretmenlerin Endüstri 4.0 kavramsal farkındalıkları ile Eğitim 4.0'a yönelik algı ve tutumları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmada nicel yöntemlerden betimsel araştırma türünde ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma örneklemini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Tekirdağ ili Çerkezköy ilçesindeki devlet okullarında görev yapan ve uygun örnekleme yoluyla seçilen 225 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Doğan ve Baloğlu (2020) tarafından geliştirilen "Endüstri 4.0 kavramsal farkındalık ölçeği" ile Karaman, Çalışır ve Taş (2020) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Eğitim 4.0'a karşı algı ve tutumlarının belirlenmesi ölçeği" ve öğretmenlerin demografik verilerinin toplandığı kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizinde SPSS 26.0 analiz programı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde t-testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon Katsayısı analiz yöntemleri kullanılmış ve elde edilen bulgular alanyazın kapsamında irdelenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda öğretmenlerin Endüstri 4.0 kavramsal farkındalıklarının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin Endüstri 4.0 kavramsal farkındalıkları ile cinsiyetleri, branşları ve okul türleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu ancak yaşları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin Eğitim 4.0'a yönelik algı ve tutumlarının, Eğitim 4.0'dan beklenen fayda, Eğitim 4.0'ın öğreticiye ve öğrenime etkisi açısından yüksek düzeyde olumlu olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, öğretmenlerin Eğitim 4.0 algısı, Eğitim 4.0'ın uygulanabilirliği ve sosyalleşme etkisi boyutlarına yönelik algı ve tutumları orta düzeydedir. Ayrıca öğretmenlerin Eğitim 4.0'a yönelik algı ve tutumların alt boyutlarında yaş ve branş faktörünün etkisi olduğu, cinsiyet ve okul türü faktörünün ise etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin Endüstri 4.0 kavramsal farkındalığı ile Eğitim 4.0'a yönelik algı ve tutumların Eğitim 4.0'ın öğreticiye, öğrenime etkisi, uygulanabilirliği ve Eğitim 4.0 etkisi alt boyutları arasında zayıf ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda araştırmacılara ve uygulamaya yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Endüstri 4.0 farkındalığı, Eğitim 4.0, Teknoloji entegrasyonu, Öğretmen, Algı ve tutum
Uzaktan eğitim sürecinde kullanılan e-öğrenme ortamında öğrencilerin profilleri ve öğrenme yaklaşımlarının incelenmesi: Bir öğrenme analitiği çalışması
Bu araştırmada, e-öğrenme ortamını kullanan öğrencilere ait verileri kullanarak öğrencilerin öğrenme yaklaşımlarını ve öğrenci profillerinin incelenmesi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında geliştirilen e-öğrenme ortamında öğrencilerin girdikleri veriler ve öğrencilerin çevrimiçi öğrenme ortamındaki geçirdikleri zamanda sistem tarafından tespit edilen veriler ilgili veri tabanlarında saklanmıştır. Oluşturulan platform içerinde "Ders Çalışma Yaklaşımı Ölçeği" öğrencilere çevrimiçi olarak uygulanmış ve öğrenme yaklaşımları sistem tarafından otomatik olarak belirlenmiştir. Sonrasında tespit edilen öğrenme yaklaşımları ile veri tabanına kaydedilen veriler arasındaki ilişki eğitsel veri madenciliği yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Araştırmanın çalışma gurubunu sisteme kayıt olan 726 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrenciler, ders materyallerine erişmek, sınavlara girmek ve anketi doldurmak için hazırlanan çevrimiçi öğrenme ortamını kullandılar. Bu ortamda öğrencilerin ders içeriklerini görüntüleme süresi ve e-öğrenme ortamında kalma süreleri araştırmanın amacına uygun olarak veri tabanındaki ilgili veri tabanlarında saklandı. Veriler ilk olarak oluşturulan e-öğrenme ortamının eğitmen panelinden alınmış ve eğitsel veri madenciliğine uygun olarak veri önişleme yapılarak veri analizi için hazır hale getirilmiştir. Bu araştırmanın amaçları doğrultusunda veri madenciliği yöntemlerinden sınıflandırma analiz yöntemi de dâhil olmak üzere veri madenciliği yöntemleri kullanılmıştır. Bulgular ışığında e-öğrenme ortamlarında öğrencilerinin sistemde ve derste geçirdikleri sürelerinin başarıyı etkilediği, öğrenci profilleri ve öğrenme yaklaşımların ise başarıyı etkilemediği tespit edilmiştir. Yapılan sınıflandırma analizi ile oluşan karar ağacında 4 adet düğüm noktası görülmüştür. Bunlar Derste kalma süresi, sınıf düzeyi, sistemde kalma süresi ve öğrenme yaklaşımıdır. Karar ağacı oluşturulduktan sonra verilerde bilinmeyen gizli kurallar oluşturulmuştur.
Ortaokul öğrencilerinin dijital oyun oynama motivasyon düzeyleri ile oyun bağımlılık düzeylerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin dijital oyun oynama motivasyon düzeyleri ile oyun bağımlılık düzeylerini incelemektir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel ve ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir ve uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kocaeli ilinde 5, 6 ve 7. sınıfta öğrenim görmekte olan 828 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada "Dijital Oyun Oynama Motivasyonu Ölçeği", "Çocuklar İçin Bilgisayar Oyun Bağımlılığı Ölçeği" ve "Kişisel Bilgiler Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik, parametrik testlerden ilişkisiz örneklemler için t Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson Momentler Çarpım Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaokul öğrencilerinin dijital oyun oynama motivasyon düzeyleri ile oyun bağımlılıklarının pozitif yönde orta düzeyde ilişkili oldukları, erkek öğrencilerin dijital oyun oynama motivasyonları ile oyun bağımlılık düzeylerinin kız öğrencilere göre yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dijital oyun oynama motivasyonunun cep telefonuna sahip olanlarda, masaüstü bilgisayar kullanımında, oyun türünde aksiyon, oyun platformunda Riot Games tercih edenlerde, Valorant oyunu oynayanlarda ve günlük 4-6 saat oyun oynayan öğrencilerde daha yüksek olduğu görülmüştür. Oyun bağımlılığının 6. sınıf düzeyinde, masaüstü bilgisayar kullanımında, dijital oyun platformu kullanımında ve günlük 6 saatten fazla oyun oynayan öğrencilerde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
COVİD 19 salgın döneminde gerçekleştirilen uzaktan eğitim sürecinde ortaöğretim matematik öğretimine yönelik bir durum çalışması
Bu araştırmada, COVİD – 19 salgını sebebiyle ara verilen eğitim sürecinde ortaöğretim öğrencilerinin uzaktan eğitime bakış açıları, uzaktan eğitim ile aldıkları matematik derslerine yönelik bakış açıları, ders çalışma düzenleri ve uzaktan eğitim derslerinde öğretmenlerinin kullandıkları materyallerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2019-2020 eğitim öğretim yılında, Sakarya ili Karasu ilçesinde 10, 11 ve 12. sınıfta öğrenimlerine devam eden, amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen 27 ortaöğretim öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, demografik bilgi formu ve araştırmacı tarafından oluşturulan açık uçlu sorulardan oluşan form ile toplanmıştır. Katılımcılarla görüşmeler Google Meet programıyla kayda alınmış ve araştırmacı tarafından analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre, ortaöğretim öğrencilerinin tamamı yüz yüze eğitimi tercih ettiklerini sonucuna ulaşılmıştır. Uzaktan eğitimi seçmeme nedenleri ise internet problemi ve odaklanamama problemi ön plana çıktığı görülmüştür. Uzaktan eğitim matematik derslerinde ise yine yüz yüze eğitimi tercih ettiklerini, bunun nedenini ise öğretmen ile aynı ortamda olmaları olarak belirtirken, yine öğrenciler, öğretmenlerinin derslerde materyal olarak beyaz tahta uygulamaları ve e – kitaptan faydalandıklarını belirtmişlerdir.
Meslek lisesi öğrencilerinin siber aylaklıkları ile sosyal medya bağımlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Günümüzde, siber aylaklık ve sosyal medya bağımlılığı gibi modern sorunlar toplumun her kesimini etkilemeye başlamıştır. İnternetin yaygınlaşması ve sosyal medya platformlarının popüler hale gelmesi, insanların dijital dünyada daha fazla vakit geçirmesine yol açmıştır. Bu eğilimlerin artmasıyla birlikte, siber aylaklık ve sosyal medya bağımlılığı, bireylerin fiziksel ve zihinsel sağlıkları üzerinde ciddi etkilere neden olmaktadır. Siber aylaklık, internet üzerinde amaçsızca gezinme ve zamanını boşa harcama eğilimini ifade eder. Bireyler, iş yerinde veya okulda, evde veya dışarıda olsun, sürekli olarak cep telefonları veya bilgisayarlarıyla meşgul olurlar. Bu durum, dikkat eksikliği, üretkenlik kaybı ve kişisel ilişkilerde sorunlara yol açabilir. Siber aylaklık, birçok insanın hayat kalitesini olumsuz etkileyen ciddi bir problemdir. Sosyal medya bağımlılığı ise, bireylerin sosyal medya platformlarına aşırı derecede bağımlı hale gelmelerini ifade eder. Sosyal medya platformları, insanların bilgi paylaşma, iletişim kurma ve sanal dünyada kendilerini ifade etme ihtiyaçlarını tatmin etmek için kullanılır. Ancak, bu platformlar aynı zamanda sürekli kullanımı teşvik ederek bağımlılığa yol açabilir. Sosyal medya bağımlılığı, psikolojik sorunlar, düşük özsaygı ve kişisel mahremiyet ihlalleri gibi ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu çalışmada meslek lisesi öğrencilerinin siber aylakları ile sosyal medya bağımlılıkları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma evreni 2021-2022 öğretim yılında Sakarya ili genelinde mesleki ve teknik eğitim kurumlarında öğrenim görmekte olan öğrenciler oluşturmaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya katılan gönüllü öğrencilere online olarak siber aylaklık ölçeği ve ergenler için sosyal medya bağımlılığı ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde testleri yapılmış sonrasında t-testi, tek yönlü varyans analizi(ANOVA), Tukey testi ve Pearson momentler çarpım korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kız öğrencilerin siber aylaklık seviyeleri erkek öğrencilerden daha yüksek olduğu, sınıf seviyesi yükseldikçe siber aylaklık seviyesinin de yükseldiği, cepiv telefonuna sahip öğrencilerin olmayanlara göre daha yüksek seviyede siber aylaklık gösterdiği, günlük oyun oynama süresi ve günlük sosyal medyada geçirilen süre arttıkça siber aylaklığın da yükseldiği ve ailenin gelir durumu yükseldikçe siber aylaklık seviyesinin yükseldiği görülmüştür. Elde edilen verilerin sosyal medya bağımlılığı üzerindeki etkileri incelendiğinde ise; kız öğrencilerin sosyal medya bağımlılığının daha yüksek olduğu, sınıf seviyesinin sosyal medya bağımlılığı üzerinde etkisinin olmadığı, cep telefonuna sahiplik durumunun sosyal medya bağımlılığı üzerine etkisinin olmadığı, günlük oyun oynama süresi yükseldikçe sosyal medya bağımlılığının yükseldiği, gençlerin sosyal medyayı kullanma sürelerinin artmasının sosyal medya bağımlılığını da arttırdığı ve ailelerin gelir seviyesinin yükselmesinin sosyal medya bağımlılığını etkisinin olmadığı görülmüştür. Siber aylaklık ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişki incelendiğinde, bu iki faktör arasında belirgin bir ilişki olduğu ve bu ilişkinin orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir.
Öğretmenlerin bilgisayarca düşünme becerileri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, öğretmenlerin bilgisayarca düşünme ve problem çözme beceri düzeylerinin belirlenmesi ve bu iki beceri düzeyi arasındaki ilişkinin cinsiyet, eğitim durumu, mesleki kıdem ve yaş değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2022-2023 eğitim-öğretim yılının 2. döneminde Kocaeli' de görev yapan 254 öğretmen ile yürütülmüştür. Araştırmaya katılan 254 öğretmenin 154' ü (%60,6) kadın, 100' ü (%39,4) ise erkektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan betimsel tarama ile ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. İlgili çalışmada veri toplamak için öğretmenlere ait kişisel bilgiler formu, "Bilgisayarca Düşünme Ölçeği" ve "Yetişkinler İçin Problem Çözme Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin Bilgisayarca Düşünme Ölçeğine ve Yetişkinler İçin Problem Çözme Becerileri Ölçeğine verdikleri cevapların ortalamasına göre öğretmenler kendilerini bilgisayarca düşünme becerilerine ve problem çözme becerilerine sahip olma konusunda ortalamanın üstünde görmektedir. Öğretmenlerin problem çözme becerileri cinsiyet, eğitim durumu, mesleki kıdem ve yaşa göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır. Bilgisayarca düşünme becerisi ise yaşa ve eğitim durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamakta fakat "İşbirliklilik" alt boyutu cinsiyete ve mesleki kıdeme göre "Algoritmik Düşünme" alt boyutu ise mesleki kıdeme göre farklılaşmaktadır. "İşbirliklilik" alt boyutundaki cinsiyete göre anlamlı farklılık kadın öğretmenler lehine, mesleki kıdeme göre ise mesleki kıdemi 1-5 yıl, 11-15 yıl ve 21 yıl ve üzerinde olan öğretmenlerin lehinedir. "Algoritmik Düşünme" alt boyutundaki anlamlı farklılık ise mesleki kıdemi 11-15 yıl ve 16-20 yıl arasında olan öğretmenler lehinedir. Bilgisayarca Düşünme Ölçeği' nin toplam puanı ile Yetişkinler İçin Problem Çözme Becerileri Ölçeği toplam puanı arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edildiği için öğretmenlerin bilgisayarca düşünme becerileri arttıkça problem çözme becerilerinde de artış olduğu sonucuna varılmıştır.
Yetişkinlere yönelik hazırlanan eğitim videolarının çoklu ortam tasarım ilkelerine göre incelenmesi: enstitü istanbul ismek örneği
Enstitü İstanbul İSMEK (Eİİ), uzaktan eğitim platformu aracılığıyla öğrenenlere zaman ve mekân sınırlaması olmaksızın çeşitli konularda eğitim almalarına olanak sağlamaktadır. Bu platformda, özellikle yetişkinlere yönelik hazırlanan eğitim videolarının, çoklu ortam tasarım ilkelerine uygunluğu, etkili bir öğrenme deneyimi sunabilmek adına büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı da, Enstitü İstanbul İSMEK bünyesinde yetişkinler için hazırlanan eğitim videolarının, içerik hazırlama standartlarından biri olan çoklu ortam tasarım ilkelerine uygunluğunun incelenmesidir. Araştırmada betimsel araştırma yöntemlerinden tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini yetişkinlere yönelik hazırlanan 64 eğitim videosu oluşturmaktadır. Çalışmanın güvenirliğini artırmak amacıyla ikinci bir değerlendiriciyle çalışılmıştır. Değerlendiriciler arasında uyum katsayısı 0,93 olarak hesaplanmış ve bu değer puanlayıcılar arasında çok iyi düzeyde bir uyum olduğunu göstermektedir. Araştırmada elde edilen veriler, mevcut durumu incelemek ve yorumlamak amacıyla seçilen "Eğitim Amaçlı Çoklu Ortam Uygulamalarına İlişkin Değerlendirme Tablosu" kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular, yüzde (%), sayı (N) ve ortalama gibi betimsel istatistiklerle sunulmuştur. Bulgular bölümünde, farklı alanlardaki eğitim videolarının isimleri ve sayıları tablolarla gösterilmiştir. Araştırmanın sonucunda, konu ile ilgili çalışma yapacak olan araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Lise öğrencilerinin internet bağımlılığı ve akran zorbalığı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Teknolojinin hızla gelişmesine bağlı olarak internet günlük yaşamın önemli bir parçası haline gelmiştir. Ancak internetin olumlu yönleri gibi olumsuz yönleri de bulunmaktadır. Bunlardan en önemlilerden birisi ise internete karşı oluşan bağımlılık durumlarıdır. İnternete karşı bağımlılıkları artan bireylerin iletişim becerilerinin zayıfladığı düşünülmektedir. İletişim becerisinin zayıflaması sonucunca ise bireylerin kendilerini ifade etme biçimleri olumsuz anlamda değişmektedir. Bu durumun en önemli sonuçlarından birisi ise akranlar arasındaki zorbalık durumlarıdır. Dolaysıyla internet bağımlılığı ve akran zorbalığı arasında ilişki olduğu düşünülmektedir. Bu düşünceden hareketle gerçekleştirilen eldeki araştırmada, lise öğrencilerinin internet bağımlılık düzeylerinin akran zorbalığı üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni 2022-2023 eğitim öğretim yılında Kocaeli ili İzmit merkez ilçesinde eğitim gören lise düzeyindeki (9. 10. 11. 12. Sınıf) öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmanın örnekleminde ise Kocaeli ili merkez ilçesinde MEB'e bağlı bir ortaöğretim kurumunda eğitim gören 9, 10, 11 ve 12. sınıf düzeyindeki toplam 350 öğrenci yer almaktadır. Araştırmanın örneklemi basit seçkisiz yöntemle belirlenmiştir. Araştırmada verilerin toplanılması için "Kişisel Bilgi Formu", "Ergenler İçin İnternet Bağımlılığı Ölçeği" ve "Akran Zorbalığı Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizleri SPSS 22.0 paket programı ile yapılıp, Mann-Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi, Spearman Sıra Farkları Korelasyon testlerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre internet bağımlılığı düzeyinin, öğrencilerin yalnızca sınıf düzeylerine göre anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilirken diğer değişkenlere (cinsiyet, anne/baba eğitim durumu, aile, gelir durumu) ilişkin herhangi bir farklılaşmanın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan lise öğrencilerinin akran zorbalığı düzeylerine ilişkin analizlerde de benzer şekilde yalnızca sınıf düzeyi değişkenine ilişkin anlamlı farklılığın olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca cinsiyet değişkenine ilişkin ise akran zorbalığı ölçeğinin genelinde bir farklılık tespit edilemezken, "fiziksel zorbalık" ve "dışlama" alt boyutlarında anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Korelasyon analizinde pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
Ortaokul ve lise öğrencilerinin Facebook bağımlılık eğilimlerinin yaş ve cinsiyete göre incelenmesi (Sakarya ili örneği)
Bu çalışmada Sakarya ilinde öğrenim görmekte olan ortaokul ve lise öğrencilerinin Facebook bağımlılık eğilimlerinin yaş ve cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amaçlamıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Öğrencilerin Facebook kullanımları tek seferde anlık olarak ölçüldüğünden tarama modelinin alt modeli olan kesitsel tarama modelinden faydalanılmıştır. Araştırmada Seçkisiz Olmayan Örnekleme yöntemlerinden Uygun/Kazara Örnekleme yöntemi kullanılarak 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında Sakarya ili Adapazarı, Serdivan ve Erenler ilçelerinde öğrenim gören 1203 ortaokul öğrencisi ve Adapazarı ilçesinde öğrenim gören 722 lise öğrencisi örneklem olarak seçilmiştir. Bu öğrencilerin 985'ini kız (%51.2) ve 940'ını erkek (%48.8) öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmaya katılan 615 öğrencinin Facebook hesabı olmadığından bu öğrenciler değerlendirme dışında tutulmuştur. Bu sebeple çalışmaya asıl değerlendirilecek örneklem olan 1310 öğrenci ile devam edilmiştir. Bu öğrencilerin 556'sını kız ve 754'ünü erkek öğrenciler oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak Facebook Bağımlılık ölçeği ve demografik bilgiler formu kullanılmıştır. Veriler Facebook bağımlılık ölçeği ve demografik bilgiler formunun birleştirilmesi sonucunda oluşturulan anket aracılığı ile toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde öğrencilerin demografik özelliklerini incelemek amacıyla frekans ve yüzde değerleri alınmış ve "Yaş", "Cinsiyet" ve "Yaş ve Cinsiyet"'e göre Facebook bağımlılık eğilimlerindeki değişimlerine bakmak için iki faktörlü ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre Facebook bağımlılık eğiliminin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği, yaş ve yaş-cinsiyet etkileşimine göre anlamlı farklılaştığı belirlenmiştir. Cinsiyet açısından anlamlı bir farklılık olmamasına rağmen erkeklerin Facebook bağımlılık eğilimlerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Yaş-cinsiyet etkileşiminin Facebook bağımlılık eğilimi üzerindeki etkiye bakıldığında ise yaş arttıkça kız ve erkek öğrencilerde Facebook bağımlılık eğilimlerinde genel bir düşüş yaşandığı belirlenmiştir. Yaş ve cinsiyetin Facebook bağımlılık eğilimi üzerine etkisi incelendiğinde bazı kırılma noktaları olduğu görülmüştür. Bu kırılma noktalarından birisi 14 yaşından 15 yaşına geçişte kızlarda ve erkeklerde Facebook bağımlılık eğilimlerinde dikkat çekici bir şekilde azalma olmasıdır. Diğer bir kırılma noktası ise 11-18 yaş arası bireylerde erkeklerin Facebook bağımlılık eğilimlerinin tüm yaş düzeylerinde kızlardan daha yüksek olmasına rağmen yalnızca 14 yaşında kızların Facebook bağımlılık eğilimlerinin erkeklerden daha yüksek olmasıdır. Anahtar kelimeler: Facebook, Bağımlılık, Facebook Bağımlılığı.
Örnek olay temelli sanal zorbalık ile ilgili kısa filmlerin ortaokul öğrencilerinin sanal zorba/mağdur, farkındalık, empati düzeylerine ve baş etme stratejilerini öğrenmelerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, örnek olay temelli sanal zorbalık ile ilgili kısa filmler geliştirmek ve bu filmlerin öğrencilerin sanal zorba/mağdur düzeylerine, sanal zorbalık farkındalıklarına, sanal zorbalığa karşı empati geliştirme düzeylerine ve baş etme stratejilerini öğrenmelerine etkisini belirlemektir. Araştırmanın örnek olaylardan yola çıkarak sanal zorbalık ile ilgili kısa filmlerin geliştirilmesi ve bu sanal zorbalık ile ilgili filmlerle verilen eğitimin yüz-yüze verilen sanal zorbalık eğitimi ile karşılaştırılmasıyla etkililiğinin test edilmesi olmak üzere iki farklı amacı olduğundan iki yöntem seçilmiştir. Araştırmanın ilk bölümü, tasarım ve geliştirme modeli temel alınarak yürütülmüştür. Bu bölümde araştırmanın çalışma grubunu 144 öğrenci ve 11 uzman oluşturmuştur. Veriler; sanal zorbalık olayları belirleme anketi, ihtiyaç analizi görüşme formu ve sanal zorbalık ile ilgili kısa filmleri değerlendirme rubriği ile toplanmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi yapılırken, nicel veriler için betimsel istatistiklerden faydalanılmıştır. Araştırmanın ikinci bölümü, nicel araştırma desenlerinden öntest-sontest kontrol gruplu 2x2 desen ile yürütülmüştür. Desenin birinci faktörünü iki deney grubu oluşturmuştur. Deney grubunda örnek olay temelli sanal zorbalık ile ilgili kısa filmlerle eğitim verilirken kontrol grubunda sanal zorbalık ile ilgili yüz-yüze eğitim verilmiştir. Desenin ikinci faktörünü tekrarlı ölçümler oluşmuştur. Bunlar; sanal zorba, sanal mağdur, sanal zorbalık farkındalığı ve empati becerisi ölçümleridir. Araştırmanın bu aşamasındaki çalışma grubu, 2017-2018 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Sakarya Vakfı kolejinde 7. sınıfta okuyan 42 öğrenciden oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak sanal zorba/mağdur ölçeği, sanal zorbalık farkındalık ölçeği, empati ölçeği ve sanal zorbalıkla baş etme yöntemleri rubriği kullanılmıştır. Verilerin analizinde, bağımsız örneklemler t-testi ve karışık ölçümler için iki faktörlü ANOVA yapılmıştır. Nitel verilerde içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonunda sanal zorbalık olaylarının en çok akıllı telefonlar üzerinden Facebook başta olmak üzere farklı sosyal medya ortamlarında, çevrimiçi oyunlarda ve WhatsApp ortamında meydana geldiği, sanal zorbalığın en çok duygusal sorunlara neden olduğu ve bunun neticesinde öğrencilerin psikolojik olarak olumsuz etkilendiği belirlenmiştir. Örnek olay temelli sanal zorbalık ile ilgili kısa filmlerle verilen eğitimin sanal zorbalık ile ilgili verilen yüz-yüze eğitime göre öğrencilerin sanal zorba olma düzeylerini azaltma, sanal zorbalık farkındalığını artırma ve empati kurma becerilerini geliştirmede daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak öğrencilerin sanal zorbalığın terminolojisi ve kapsamı konusunda bilgi edindikleri ve öğrencilerin birçoğunun tek bir yöntemi yeterli görmeyerek sanal zorbanın anonim olup olmadığı, olayın durumu, tekrarlanma sıklığı, sürekliliği, ciddiyeti ve uygulanan baş etme yönteminin etkili olup olmaması boyutlarına göre farklı baş etme yöntemlerini kullanmayı düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır.
Eğitim Bilişim Ağı (EBA) web sitesinin öğretmenler tarafından kullanım sıklığının incelenmesi: Mardin ili Kızıltepe ilçesi örneği
Tarihi çağların birikimi olan teknolojiye her gün yeni yapıtaşları eklenmekte ve bu birikim gün geçtikçe ivme kazanmaktadır. Geleceğe kalmak isteyen her alan az veya çok teknolojiden nasibini almak zorundadır. Teknolojinin büyük bölümü eğitimin sisteminin ürünü olmasına rağmen eğitim sistemi teknoloji ile kendini yenilemek durumundadır. Küreselleşen bilgi toplumunda dünyanın her ülkesi imkânları ölçüsünde bu teknolojileri eğitim sistemlerinde kullanmaktadır. Türkiye'de de FATİH (Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) Projesiyle yeni teknolojiler eğitim sistemine daha fazla entegre edilmeye başlanmıştır. Kapsam bakımından dünyanın sayılı eğitim projeleri arasında yer alan FATİH projesi teknolojiyi eğitim sistemine entegre etme konusunda Cumhuriyet tarihinin en büyük adımlarından biridir. Böyle büyük bir projede öğretmen, öğrenci ve proje merkezi etkileşimi www.eba.gov.tr adresli Eğitim Bilişim Ağı (EBA) paylaşım platformu ile yapılmaktadır. EBA sitesi öğretmen ve öğrencilere e-içerik sunmakta, yapılan çalışmaların paylaşımını sağlamakta ve eğitimdeki yenilikleri öğretmen ve öğrencilere aktarmaktadır. Bu çalışmada öğretmenlerin EBA sitesinden ne sıklıkta faydalandıklarını ölçmektedir. Bu çalışmayla Milli Eğitim Bakanlığı'nın EBA ya yönelik gelecekteki planlamalarına katkı sağlaması amaçlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin EBA sitesinde en çok e- içeriklerden faydalandıkları en az okulları ile ilgili haber yükledikleri görülmüştür. Öğretmenlerin EBA sitesini daha çok tek yönlü bilgi ve belge alma amaçlı kullandığı belirlenmiştir.
Mesleki açık öğretim lisesi öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik algıladıkları engeller ile tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma Mesleki Açık Öğretim Lisesi öğrencilerinin karşılaştıkları çevrimiçi engelleri tespit etmek ve bu engellerin uzaktan eğitime karşı olan tutumlarına etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda nicel araştırma yöntemlerinden birisi olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubu uygun örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Araştırma 2017-2018 eğitim öğretim yılında Mesleki Açık Öğretim Lisesi öğrencilerine eğitim veren 5 Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde 459 öğrenci üzerinde uygulanmıştır. Okulların bulunduğu Gebze ve Darıca ilçeleri göç alan ve toplumun değişik kesimlerinden öğrencileri barındıran bir yapıya sahip olduğu için evreni yansıtmada daha başarılı olacağı düşünülmüştür. Ölçeklerler araştırmacı tarafından bu okullarda yüz yüze eğitim alan öğrenciler üzerinde bizzat uygulanmıştır. Bu öğrencilerin 343'ünü (%74,7) erkek ve 116'sını (%25,3) kız öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak çevrimiçi öğrenme öğrencilerinin karşılaştıkları engeller ölçeği ve uzaktan eğitim öğrencilerinin uzaktan eğitime karşı olan görüşleri ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçları öğrencilere 2017-2018 eğitim öğretim yılında araştırmacı tarafından yüz yüze uygulanmıştır. Toplam 3 sayfadan oluşan ölçeklerin bir öğrenci tarafından cevaplanması yaklaşık 40 dakika sürmektedir. Araştırmada verilerin analizi için SPSS programı kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre öğrencilerin önemli ölçüde çevrimiçi engeller ile karşılaştıkları görülmüştür. Tutum ile engellerin bir alt boyutu, medeni hal ve cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Cinsiyet değişkeninin analizler sonucunda önemli bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre uzaktan eğitime tutumunun daha yüksek olduğu görülmüştür. Medeni durum değişkeninin beta değerinin pozitif ve doğru orantı olduğu tespit edilmiştir. Buna göre araştırmaya katılan öğrencilerden medeni durumu evli olanların bekâr olanlara göre daha olumlu tutum sergilediği bulunmuştur. Sosyal etkileşimler değişkeni incelendiğinde beta değerinin pozitif ve doğru orantılı olduğu tespit edilmiştir. Sosyal tkileşimler değişkeni arttıkça öğrencilerin tutumunun da arttığı ifade edilebilir. Öğrencilerin çevrimiçi öğrenme araçlarını kullanmakta yetersiz kaldığı görülmüştür. Öğrencilerin çoğunluğu hala basılı materyalleri kullanmakla yetinmektedir. Araştırmaya grubunun %71,6'sının evinde internet bağlantısı mevcut olmasına rağmen çevrimiçi dersleri takip etme konusunda yetersiz kaldıkları görülmüştür. 14 yaştan başlayıp 25 yaş ve üzeri olan öğrencilerin katıldığı araştırmada genç yaştaki öğrencilerin ileri yaştaki öğrencilere göre teknik problemlerle daha az karşılaştıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin en çok yönetici ve öğretici konularında engellerle karşılaşmışlardır. Yüz yüze eğitime aşina olan öğrencilerin öğretmensiz eğitim karşısında uyum sorunu ile karşılaştıkları görülmüştür. Bu konuda halk eğitim merkezlerine daha çok iş düşmektedir.
Bilecik il merkezinde görev yapan ortaokul ve lise öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgileri ve tükenmişlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Yaşadığımız çağda eğitim teknolojilerinden yararlanarak eğitimi daha etkili, verimli ve çekici bir biçimde gerçekleştirmek önemli bir hedef haline gelmiştir. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin, alan ve pedagojik bilgilerinin ötesinde teknolojik pedagojik alan bilgisi açısından da donanımlı olmaları gerekmektedir. Öğretmenlerin mesleki performanslarını göstermesini engelleyen sorunlardan birisi de tükenmişliktir. Tükenmişlik hem öğretmenlerin kendilerini geliştirmelerine engel olabilmekte hem de mevcut niteliklerinin performansa dönüşmemesine neden olabilmektedir. Bu nedenle bu araştırmada öğretmenlerin bu iki değişken açısından mevcut durumlarının ve bu iki değişken arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmiştir. Kesitsel tarama türü olan bu çalışmada, Bilecik il merkezinde görev yapan ortaokul ve lise öğretmenlerinin Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) ve Tükenmişlik düzeyleri çalışmanın 1 ve 2. alt problemlerinde ele alındığından 1 ve 2. alt problemlerde düzey belirlenmiş; çalışmanın 3, 4 ve 5. alt problemlerinde ise alt faktörler ve değişkenler arası ilişkiler incelenmiştir. Öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgilerini ölçmek amacıyla 51 maddeden oluşan "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi" ölçeği kullanılmıştır (Horzum, Akgün ve Öztürk, 2014: 544-557). Tükenmişliklerinin belirlenmesinde, Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen ve Ergin (1992) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 22 maddeden oluşan "Tükenmişlik Sendromu" ölçeği kullanılmıştır (Ergin, 1992; Maslach ve Jackson, 1981). Öğretmenlerin kişisel bilgileri için ise 8 maddeden oluşan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Bilecik il merkezinde bulunan ortaokul ve liselere gidilerek kolay örnekleme yöntemiyle 288 öğretmene ölçekler elden teslim edilmiştir. Geriye teslim edilen 234 ölçeğin hatalı/eksik olanları çıkarılmıştır ve 225 adet ölçek değerlendirmeye alınmıştır. Katılımcılar bu şekilde seçilmiştir ve 108'i kadın, 117'si erkek olmak üzere 225 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veriler, SPSS v.22 yardımıyla, t-testi, tek yönlü ANOVA ve korelasyon analizleri kullanılarak incelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulardan bazıları şu şekildedir: Öğretmenlerin Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi özyeterlilik düzeyleri ortalama puanları, tüm alt faktörlerde orta düzeyin üzerinde bulunmuştur. Öğretmenlerin "Duygusal Tükenme" ve "Düşük Kişisel Başarı" ortalamaları yüksek düzeyde; "Duyarsızlaşma" ortalaması ise düşük düzeyde bulunmuştur. Analiz sonuçları; "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi" alt faktörleri ile "Duygusal Tükenme" ve "Düşük Kişisel Başarı" alt faktörleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. "Duygusal Tükenme" alt faktörü ile "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi" alt faktörleri karşılaştırıldığında tümünde orta düzeyde ve pozitif ilişki olduğu görülmektedir.
Jquery tabanlı blok programlama öğretiminin programlamaya yönelik tutuma etkisinin değerlendirilmesi (Başiskele örneği)
Programlama konusu eğitimin birçok basamağında öğrencilere öğrenmesi zor gelen konular arasında yer almaktadır. Ortaokul düzeyinde programlama eğitimi "Bilişim Teknolojileri ve Yazılım" dersi kapsamında öğrencilere verilmektedir. Dersi etkili olarak yürütebilmenin yollarından biri Scratch ve benzeri görsel programlama dillerini kullanmaktır. Fakat görsel programlama dillerinin algoritma öğretimi konusunda başarılı olduğu halde programlama öğretimi konusunda birtakım sınırlılıkları mevcuttur. Bu sorunu çözmek için hem Scratch gibi blok mantığının kullanıldığı, hem de bu kodların karşılığı olan "JQuery" kodlarını içeren bir yazılım araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Bu araştırma, JQuery tabanlı blok programlama (JTBP) sistemini öğrencileri ileri seviye programlama dillerine hazırlamak amacıyla geliştirmek ve bu yazılımı 6. Sınıf öğrencilerinin programlamaya yönelik tutumlarını değiştirmede etkililiği ve öğrenci görüşleri üzerinden değerlendirmek üzere gerçekleştirilmiştir. Çalışma bulguları, geliştirilen JTBP yazılımının öğrencilerin programlamaya yönelik tutumlarını, özellikle kendi özgün tasarımlarını yaptıktan sonra büyük oranda olumlu yönde değiştirdiğini göstermiştir. Öğrenciler programlamayı daha çok sevmeye başlamışlarıdır. Oyun tasarımı ve bilişim konusunda kendilerini geliştirme isteklerinde artış gözlenmiştir. Ancak programlamaya yönelik motivasyon ve programlamayı önemli görme durumlarında belirgin bir değişim gözlenmemiştir. JTBP yazılımına yönelik öğrenci görüşleri incelendiğinde öğrenciler yazılımın hoşlarına gittiğini ve yazılımı heyecanlı buldukları belirtmişlerdir.
Çevrimiçi öğrenmeye yönelik hazırbulunuşluk ile algılanan engeller arasındaki ilişkinin incelenmesi (Sakarya Üniversitesi pedagojik formasyon örneği)
Bu araştırmanın amacı çevrimiçi öğrenme öğrencilerinin algıladıkları engellerin çevrimiçi öğrenmeye yönelik hazırbulunuşluk, cinsiyet, öğrencilik dışında bir işte çalışıp çalışmama ve çevrimiçi öğrenmeyle benzer bir dersi daha önce alıp almadığı değişkenleri tarafından yordanıp yordanmadığının belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2015-2016 öğretim yılı Bahar yarıyılında Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Pedagojik Formasyon eğitiminin birinci döneminde öğrenim gören toplam 1300 öğrenci oluşturmuştur. Örneklemin evrene oranı %45 olarak seçilmiştir. Bu yönüyle toplam 585 öğrenciye ulaşılması planlanmış ancak sonuçta toplam 552 öğrenci örneklemi oluşturmuştur. Örneklemin seçiminde uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak çevrimiçi öğrenmede öğrenci engelleri, çevrimiçi öğrenmeye yönelik hazır bulunuşluk olmak üzere iki ölçek ve bir de demografik bilgi anketi olmak üzere toplam 3 araç kullanılmıştır. Araştırmada Sakarya Üniversitesi Pedagojik formasyon Koordinatörlüğünden izin alındıktan sonra belirlenen sayıdaki örneklemde yer alan öğrencilere ölçekler elden uygulanmıştır. Anket uygulama sürece tamamen gönüllü katılımlı ve katılımcıların kimlik bilgilerine yönelik herhangi bir bilgi alınmamıştır. Verilerin analizinde korelasyon ve doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Analizler için SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çevrimiçi öğrenmeye yönelik algılanan engellerde çevrimiçi öğrenmeye yönelik hazırbulunuşluk, öğrencilik dışında bir işte çalışıp çalışmama ve cinsiyetin anlamlı birer değişken olduğu ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle çevrimiçi öğrenmede algılanan engelleri azaltmada hazırbulunuşluğu artırmanın önemi tespit edilmiştir. Ayrıca çevrimiçi öğrenmeye yönelik algılanan engeller bakımından kadınların dezavantajlı olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte çevrimiçi öğrenmeye yönelik algılanan engeller açısından sosyal etkileşim ve yönetici/öğretici konularının daha fazla engel algılandığı ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucunda çevrimiçi öğrenmeye yönelik algılanan engeller boyutlarında yönetici/öğretici konuları ve sosyal etkileşime yönelik algılanan engellerin yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bulgu doğrultusunda çevrimiçi öğrenme uygulamaları ve sistemleri tasarlanırken sosyal etkileşim, akademik ve teknik destek amacıyla ayrı ayrı sohbet, forum ya da sosyal ağ uygulamalarının sisteme eklenerek kullanılması ya da karma öğrenme uygulamalarına gidilmesi önerilebilir. Araştırmaya katılan öğrencilerin çevrimiçi öğrenmeye yönelik hazırbulunuşlukları orta düzeye yakın olarak bulunmuştur. Bu yönüyle çevrimiçi öğrenme uygulamalarına başlamadan önce öğrencilerin hazırbulunuşluklarını artıracak nitelikte uyum eğitimlerinin yapılması önerilebilir.
Üniversite öğrencilerinin teknoloji bağımlılık, sanal zorba ve sanal mağdur olma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Teknolojideki gelişmelerin insanların yaşantılarına olumlu katkılar sağlamasıyla teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesi, insanların teknolojiden uzaklaşamamasına neden olmuş ve insanlarda sürekli olarak teknolojiyi kullanma arzusu doğmuştur. Teknolojinin bu denli hayatın içine girmesiyle bazı problemleri de beraberinde getirmiştir. Bunlardan bazıları teknolojinin insanların yaşamında önemli bir tehdit oluşturan teknoloji bağımlılığı, sanal zorbalık ve sanal mağdur olmadır. Teknoloji bağımlılığı, sanal zorbalık ve sanal mağdur olma insanların günlük yaşantılarına, eğitimlerine, sosyal ilişkilerine, yaşam tarzlarına zarar vermektedir. Bireylerin teknolojiyi kullandıklarında sanal zorba veya sanal mağdur olma gibi kendilerine zarar verebilecek durumların görülme olasılığı artmaktadır. Üniversite öğrencilerinin genel olarak ailelerinden uzakta olması, özellikle teknoloji aygıtlarının kullanımı konusunda aile denetimi altında bulunmamalarının da teknoloji bağımlılıklarını ve sanal zorba / mağdur olma durumlarını etkileyebileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde öğrenim görmekte olan öğrencilerinin teknoloji bağımlılık düzeyleri ile sanal zorbalık ve sanal mağdur olma durumlarının ilişkisinin incelenmesi amaçlamıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada Uygun/Kazara Örnekleme yöntemi kullanılarak 2018-2019 öğretim yılı güz yarıyılında öğrenim gören 710 öğrenci örneklem olarak seçilmiştir. Bu öğrencilerin 439'unu kadın (%61,8) ve 271'ini erkek (%38,2) öğrenciler oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Teknoloji Bağımlılık ölçeği ve Sanal Zorba/Mağdur Ölçeği kullanılmıştır. Veriler anket aracılığı ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 24 paket programı ile yapılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde Kruskal-Wallis testi, Spearman Korelasyon Analizi ve Kruskal Wallis-H testi kullanılmıştır. Yapılan istatistiklerde .05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin ortalama puanlarına göre orta düzeyde teknoloji bağımlısı olduğu, sanal zorbalık ve sanal mağdur olma durumlarının da düşük seviyede olduğu görülmüştür. Üniversite öğrencilerinin sanal zorbalıkları ile sanal mağdur olmaları arasında ve teknoloji bağımlılığı düzeyleri ile sanal zorba ve sanal mağdur olma durumları arasında pozitif yönlü düşük düzeyde ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Bağımlılık, Teknoloji Bağımlılığı, Sanal Zorbalık, Siber Zorbalık, Sanal Mağdur, Siber Mağdur
Öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri ile teknopedagojik eğitim yeterlikleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri ile teknopedagojik eğitim yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma, nicel araştırma modellerinden betimsel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanının çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı tüm eğitim kurumunda görev yapan 3804 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada Kabakçı Yurdakul, Odabaşı, Kılıçer, Çoklar, Birinci ve Kurt (2012) tarafından geliştirilen "Teknopedagojik Eğitim Yeterlik Ölçeği" ve orijinal formu Hurt, Joseph ve Cook (1977) tarafından geliştirilen ve Türk kültürüne uyarlaması Kılıçer ve Odabaşı (2010) tarafından gerçekleştirilen "Bireysel Yenilikçilik" ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, genel olarak öğretmenlerin bireysel yenilikçilik özellikleri ve teknopedagojik eğitim yeterlikleri arasında pozitif yönde ve orta düzeyde bir ilişki olduğunu göstermiştir. Araştırma verilerinin analizinde SPSS23 versiyonu kullanılmıştır. Değişkenler arası ilişkilerin belirlenmesinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı, yordayıcı değişkenlerin incelenmesinde Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi, öğretmenlerin görüşlerinin cinsiyet, branş, yaş, kıdem ve okuldaki hizmet süresi gibi demografik değişkenlere göre farklılığının analizinde ise t-testi ve ANOVA kullanılmıştır.
İlkokullarda ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin dijital okuryazarlık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışma ilkokullar ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin dijital okuryazarlık düzeylerini çeşitli değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada geleceğin okuryazar bireylerini yetiştiren öğretmenlerin dijital okuryazarlık düzeylerini belirleyerek ileride yapılacak olan çalışmalara destek olması çalışmanın önemini oluşturmaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden kesitsel tarama modeline göre gerçekleştirilmiştir. Çalışmada uygun örnekleme yöntemi kullanılarak 2018-2019 öğretim yılında Üsküdar ve Şişli ilçelerinde ilkokullarda ve ortaokullarda görev yapan 345 öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak Hamutoğlu, Güngören, Uyanık ve Erdoğan (2017) tarafından uyarlanan Dijital Okuryazarlık Ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, öğretmenlerin dijital okuryazarlık düzeyleri yüksek bulunmuştur. Dijital okuryazarlık düzeyleri tüm faktörlerine göre eğitim durumları ve cinsiyetleri bazında farklılık bulunamamıştır. Kişisel bilgisayara sahip olma, branş ve internette geçirdiği süre bakımından öğretmenlerin dijital okuryazarlık düzeyleri ve tüm faktörlerine göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Öğretmenlerin kıdemleri dijital okuryazarlık düzeyleri faktörlerine göre incelendiğinde tutum ve bilişsel faktörlerde farklılık bulunamamıştır. Öğretmenlerin bilgisayar kullandığı süre bakımından dijital okuryazarlık düzeyleri incelendiğinde teknik ve sosyal faktörlerde farklılık bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital okuryazarlık, Sayısal okuryazarlık, Okuryazarlık
Öğretmen adaylarının teknoloji ile öz yönelimli öğrenmeleriyle çevrimiçi bilgi arama stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarını teknoloji ile öz yönelimli öğrenmeleri ile çevrimiçi bilgi arama stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yapılan çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanıştır. Bu doğrultuda toplanan verilerin analizi ile gerekli değerlendirmeler ve yorumlar yapılmıştır. Araştırmanın evreni Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde 2017-2018 öğretim yılında eğitim görmekte olan öğretmen adayları oluşturmaktadır. Tüm programlara kayıtlı olan öğrencilerden Tabakalı Örnekleme ile seçilen toplamda 571 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama araçları Teo, Tan, Lee, Chai, Koh ve Chen (2010) tarafından geliştirilen ve Tercan, Horzum ve Uysal (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 6 maddelik Teknoloji İle Öz Yönelimli Öğrenme Ölçeği ve Tsai (2009) tarafından geliştirilen Aşkar ve Mazman (2013) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 25 maddelik Çevrimiçi Bilgi Arama Stratejileri envanterinden oluşmaktadır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının teknoloji ile öz yönelimli öğrenmelerinin cinsiyet, bölüm ve kişisel bilgisayara sahip olma durumlarına göre anlamlı fark gösterdiği öte yandan çevrimiçi bilgi arama stratejileri ise bölüm ve kişisel bilgisayara sahip olma durumlarına göre anlamlı farklılık gösterirken, cinsiyet değişkeni açısından anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca teknoloji ile öz yönelimli öğrenme ile çevrimiçi bilgi arama stratejileri arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucunda ulaşılmıştır. Yapılan analizlerin ayrıntıları içerikte açıklanmıştır.
Ortaokul öğrencilerinde sanal zorbalık ve mağduriyetin internet aile stili ve diğer değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada, Bolu ilinde bulunan ortaokul öğrencilerinin sanal zorbalık ve mağdurluk düzeyleri internet aile stillerine ve çeşitli değişkenlere göre incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Bolu ilinde merkeze bağlı çeşitli ortaokulların 5., 6., 7., ve 8. sınıflarında öğrenim görmekte olan 815 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada 2 farklı ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekler Sanal Zorba/Kurban ölçeği ve İnternet aile stili ölçekleridir. Verilerin analizinde SPSS 23 programı kullanılmıştır. Veriler normal dağılım göstermediği için Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testleri uygulanmıştır. Çözümlenen veriler için anlamlılık düzeyi .05 kabul edilmiştir. Araştırmaya katılan 815 öğrencinin 412 (%50.5) si kız 403 (%49.4) ü erkektir. Bu araştırmanın veri analizleri sonucunda erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre daha fazla sanal zorbalık yaptığı ve daha fazla sanal zorbalığa maruz kaldığı görülmüştür. Anne eğitim durumunun, öğrenim gördükleri sınıf seviyesinin ve internete nereden bağlandıklarının sanal zorbalık düzeyleriyle arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öğrencilerin 246 sının ( %30 ) ailesi ihmalkar internet aile stiline, 307 sinin ( %37 ) ailesi müsamahakar internet aile stiline, 14 ünün (%1.7) ailesi otoriter internet aile stiline, 251 inin ( %30 ) ailesi demokratik internet aile stiline sahiptir. Ebeveyn tutumunu müsamahakar olarak algılayan öğrencilerin, demokratik olarak algılayan öğrencilere göre sanal zorbalığa maruz kalma düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Son olarak müsamahakar ailelerin çocuklarının demokratik ve ihmalkar ailelerin çocuklarına göre daha fazla sanal zorbalık yaptığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İnternet aile stili,sanal zorbalık, siber zorbalık.
Ortaöğretim öğrencilerinin mobil uygulamaları eğitsel amaçlı kullanma durumlarının incelenmesi: Sakarya Kaynarca örneği
Bu araştırmanın amacı; ortaöğretim öğrencilerinin mobil uygulamaları eğitsel amaçlı kullanma durumlarını belirlemek ve çeşitli değişkenlerle aralarındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi, Sakarya'nın Kaynarca ilçesinde üç farklı okul türünde, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 647 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmada olasılığa dayalı olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulmuş 8 maddeden oluşan "Öğrenci Bilgi Formu" ve Çam ve Uysal (2017) tarafından geliştirilmiş 39 maddeden oluşan "Mobil Uygulamaların Eğitsel Amaçlı Kullanımı Ölçeği" kullanılmıştır. EBA üzerinden googleform aracılığıyla online bir şekilde toplanan veriler nicel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen analizlerde aritmetik ortalama, standart sapma, frekans analizi, betimsel istatistik verileri, tek yönlü varyans analizi ve bağımsız örneklemler t-testi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre ortaöğretim öğrencilerinin mobil uygulamaları eğitsel amaçlı kullanma durumları; sürekli internet bağlantısına sahip olma durumu, lise türü, kullanılan mobil işletim sistemi, günlük ortalama mobil uygulama kullanım süresi değişkenlerine göre anlamlı derecede farklılaşırken, cinsiyet, sınıf düzeyi, ailenin ekonomik gelir düzeyi ve ev-okul arasında yaklaşık olarak geçen süre değişkenlerine göre anlamlı derecede farklılaşmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Mobil öğrenme, Mobil uygulamalar, Eğitimde mobil uygulamalar, Mobil teknolojiler
Öğretmen adaylarının ve öğretmenlerin dijital okur-yazarlık düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırma, öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık düzeyleri arasında fark olup olmadığını incelemek amacıyla betimsel tarama modeline uygun olarak planlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evreni, Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde okuyan öğrenciler ile İstanbul'un Esenyurt, Kıraç ve Beylikdüzü İlçelerinde çalışan öğretmenlerden oluşmaktadır. Basit seçkisiz örneklem yöntemi ile veriler toplanmıştır. Araştırmada, Kıyıcı (2008) tarafından geliştirilen 'Sayısal Okur-Yazarlık Ölçeği' kullanılmıştır. Ölçek, iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, kişisel bilgi formundan ibarettir. İkinci bölümde ise dijital okuryazarlık açısından öğretmen ve öğretmen adaylarının gerçekleştirebilecekleri ifadelere yer verilmiştir. Araştırmada, 214 öğretmen ve 200 öğretmen adayı olmak üzere toplam 414 kişiden veri toplanmıştır. Verilerin analizinde, SPSS 21.0 (Statistical Package for Social Sciences) programından yararlanılmıştır. Elde edilen verilerde; frekans analizi, aritmetik ortalama, yüzde ve standart sapma istatistik teknikleri kullanılmıştır. Verilerin analizinden sonra öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının dijital, bilgisayar, bilgi, teknoloji ve medya okuryazarlığı düzeyleri ortalamanın üstünde bulunmuştur. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin dijital okuryazarlık düzeyleri öğretmen adaylarına göre yüksek çıkmıştır.
Robotik destekli programlama eğitiminin problem çözme becerisi, akademik başarı ve motivasyona etkisi
Bu araştırmanın amacı robotik destekli programlama eğitiminin, öğrencilerin problem çözme becerilerine, akademik başarılarına ve motivasyonlarına etkisini incelemektir. Bu bağlamda, araştırmada nitel verilerle desteklenmiş, nicel araştırma yöntemlerinden ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünde eğitimine devam eden, 2016-2017 eğitim öğretim yılı Güz yarıyılı Programlama Dilleri I dersini alan 50 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Çalışma grubu, 25 öğrenci deney ve 25 öğrenci kontrol grubunda olmak üzere seçkisiz (yansız) atama yapılarak gruplara ayrılmışlardır. Deney grubunda, robotik destekli programlama eğitiminde LEGO® Mindstorms EV3 eğitim seti ile ROBOTC programlama dili eğitimi gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubunda ise, temel C programlama eğitimi gerçekleştirilmiştir. 8 hafta süren araştırma kapsamında, deney grubuna LEGO® Mindstorms EV3 eğitim seti ile ROBOTC programlama diline yönelik etkinlikleri içeren ders planları oluşturulmuştur. Araştırmanın amacı doğrultusunda veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi, Keller (1993) tarafından geliştirilen, Acar (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Öğretim Materyali Motivasyon Ölçeği, Heppner ve Peterson (1982) ve Heppner (1988) tarafından geliştirilmiş, Şahin, Şahin ve Heppner (1993) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Problem Çözme Envanteri, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve öğrenci günlükleri vasıtasıyla toplanmıştır. Nitel veriler NVivo 8 yazılımı yardımı ile içerik analizi tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Nicel verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde kullanılan Mann–Whitney U, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, iki ortalama farkın önemlilik testi (t-test) ve Kovaryans Analizi (ANCOVA), normallik varsayımlarını karşılama durumlarına göre belirlenmiştir. Yapılan analizlerin ardından etki büyüklüğü hesaplanmış ve elde edilen anlamlı farklılıklar etki büyüklüğü ile yorumlanmıştır. Verilerin analizin tamamlanmasından sonra nitel ve nicel veriler karşılaştırılarak incelenmiş ve tartışılmıştır. Yapılan analiz sonucuna göre, araştırmaya katılan öğrencilerin, son test puanlarına ilişkin problem çözme becerileri düzeylerinde, deney grubu öğrencilerinin, deney öncesi ve deney sonrası puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve olumlu yönde yükseldiği görülmüştür. Ayrıca, araştırmaya katılan deney grubu öğrencilerinin ön test ve son test puanlarına ilişkin akademik başarı düzeylerinde; kontrol grubu öğrencilerinin ön test ve son test puanlarına ilişkin akademik başarı düzeylerinde; grupların düzeltilmiş akademik başarı son test puanları arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında, motivasyon düzeylerine ilişkin deney ve kontrol grupları arasında, deney grubu lehine anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur. Nitel verilerin analiz sonuçlarına göre, LEGO® Mindstorms EV3 ile robotik destekli programlama dili eğitiminin merak uyandırıcı, eğlenceli ve zevkli geçtiği; kişisel anlamda verimli ve ilgi çekici olduğu; çağa ayak uydurmak adına güncel bir konu olduğu; konunun anlaşılabilir ve beceri geliştirebilme potansiyeline sahip olduğuna ilişkin olumlu görüşler olduğu belirlenmiştir. Uygulama süreci sonunda, LEGO® Mindstorms EV3 ile robotik destekli programlama dili eğitiminin, bir nesne üzerinde uygulama sonuçlarının görülmesi olanağına sahip olunması ile motivasyonu artıran, problem çözme becerilerini geliştiren, akademik başarıyı artıran, zevkli bir eğitim süreci olduğu belirlenmiştir. Nitel görüşler ile daha önce programlama hakkında bilgi sahibi olmayan öğrencilerdeki önyargı ve başarısız olma korkusu kırılmıştır. Araştırmanın sonunda uygulamaya ve araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Dijital oyun yayını izleyicilerinin kişilik yapıları ve kullanım davranışları ile yayın izleme motivasyonlarının incelenmesi: Twitch örneği
Bu araştırma ile dijital oyun yayını izleyicilerinin cinsiyet, yaş, kişilik yapıları, haftalık izlediği dijital oyun yayıncı sayısı, haftalık takip ettiği dijital oyun yayıncı sayısı, haftalık abone olduğu dijital oyun yayıncı sayısı, haftalık dijital oyun yayını izleme süresi, haftalık dijital oyun oynama süresi değişkenlerinin dijital oyun yayını izleme motivasyonlarının yordayıcısı olup olmadığını incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma korelasyon model ile desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemini uygun örnekleme yöntemi ile seçilen 964 dijital oyun yayını izleyicisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak beş faktör kişilik yapıları ölçeği, Twitch kullanıcılarının motivasyonları ölçme araçları ve kişisel bilgiler formu kullanılmıştır. Araştırmada verilerin toplanması sürecinde dijital oyun yayını izleyicilerine gönüllülük esasına uygun veri toplama aracı hem çevrimiçi formlar aracılığı ile hem de elden dağıtılarak uygulanmıştır. Verilerin analiz işlemlerinde öncelikle varsayımlar test edilmiştir, korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizleri uygulanmıştır. Gerçekleştirilen istatiksel işlemlerde Sosyal Bilimler için İstatistik Paket (SPSS) paket programı ve Doğrusal Yapı İlişkileri (LISREL) 8.54 istatistiksel yazılım paketi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda dijital oyun yayını izleyicilerinin yayın izleme motivasyonlarının eğlence boyutunda yaş, öz denetimlilik, haftalık abone olduğu dijital oyun yayıncı sayısı ve haftalık dijital oyun yayını izleme süresinin, oyun ürünleri hakkında bilgi arama boyutunda cinsiyet, yaş, haftalık abone olduğu dijital oyun yayıncı sayısı ve haftalık dijital oyun yayını izleme süresinin anlamlı birer değişken olduğu tespit edilmiştir. Oyun stratejilerini öğrenme boyutunda ise haftalık izlediği dijital oyun yayıncı sayısının, tanınma boyutunda cinsiyet, yaş ve haftalık abone olduğu dijital oyun yayıncı sayısının anlamlı birer değişken olduğu ortaya çıkmıştır. Refakat boyutunda yaş, dışa dönüklük, haftalık izlediği dijital oyun yayıncı sayısı ve haftalık dijital oyun yayını izleme süresinin, paylaşılan duygusal bağ boyutunda ise yaş, haftalık abone olduğu dijital oyun yayıncı sayısı ve haftalık dijital oyun yayını izleme süresinin anlamlı birer değişken olduğu bulunmuştur. Kaçış boyutunda dışa dönüklük ve öz denetimliliğin, oyalanma boyutunda ise dışa dönüklük, deneyime açıklık, haftalık izlediği dijital oyun yayıncı sayısı ve haftalık dijital oyun yayını izleme süresinin anlamlı birer değişken olduğu tespit edilmiştir. Gevşeme boyutunda yaş, dışa dönüklük ve dijital oyun yayını izleme süresinin anlamlı birer değişken olduğu bulunmuştur.
Oyunlaştırma ile zenginleştirilmiş çevrimiçi öğrenmenin başarı, çevrimiçi bağlılık ve öğrenme motivasyonu üzerindeki etkisi
Bu araştırmada, oyunlaştırmayla zenginleştirilmiş çevrimiçi öğrenme ile oyunlaştırma içermeyen çevrimiçi öğrenmenin; başarı, öğrenme motivasyonu ve çevrimiçi bağlılık üzerindeki etkilerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2x2 faktöriyel deneysel desende yürütülmüştür. Desenlerde kullanılan bağımlı değişkenler: başarı, öğrenme motivasyonu (içsel hedef yönelimi, dışsal hedef yönelimi, görev değeri, öz-yeterlik algısı, kontrol inancı ve sınav kaygısı) ve çevrimiçi bağlılıktır (bilişsel bağlılık, davranışsal bağlılık, duyuşsal bağlılık). Bu bağımlı değişkenler üzerinde etkisi incelenen bağımsız değişken ise oyunlaştırma stratejisidir. Bu değişkenin oyunlaştırma ile zenginleştirme ve oyunlaştırma içermeme olmak üzere iki düzeyi ele alınmıştır. Bu düzeyler; öğrenme-öğretme sürecinde iki deneysel koşul, iki deney grubu oluşturularak incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören ve "Eğitim Filmleri (SAU 205)" üniversite ortak dersini alan 72 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak; Güdülenme Ölçeği, Çevrimiçi Öğrenme Ortamlarında Öğrenci Bağlılık Ölçeği, Başarı Testi, Demografik Bilgiler Formu, Görüşme Formu ve Çevrimiçi Öğrenme Sistem Kayıtları kullanılmıştır. Deneysel işlemlerin iki haftası uygulamaya hazırlık olmak üzere toplamda altı hafta boyunca öğrencilere oyunlaştırma ile zenginleştirilmiş ve oyunlaştırma içermeyen çevrimiçi öğrenmeler uygulanmış, deneysel işlemler öncesinde ve sonrasında veriler toplanmıştır. Uygulama sonunda oyunlaştırma içeren çevrimiçi öğrenme grubundaki öğrenciler ile uygulama sürecine yönelik görüşmeler yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel veriler ANCOVA analizi, korelasyon analizi, ilişkisiz örneklemler için t testi; nitel veriler ise içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel bulgularına göre oyunlaştırma ile zenginleştirilmiş çevrimiçi öğrenme grubunda yer alan öğrenciler ile oyunlaştırma içermeyen çevrimiçi öğrenme grubunda yer alan öğrencilerin arasında yalnızca Güdülenme Ölçeği Özyeterlik ve Görev Değeri, Çevrimiçi Öğrenme Ortamlarında Öğrenci Bağlılık Ölçeği Duyuşsal Bağlılık alt boyutları açısından oyunlaştırma ile zenginleştirilmiş çevrimiçi öğrenme grubunda öğrenim gören öğrencilerin lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Bununla birlikte oyunlaştırma içeren grupta yer alan öğrencilerin sisteme giriş sayısı ortalamaları oyunlaştırma içermeyen grupta yer alan öğrencilere göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Araştırmanın nitel bulgularına göre oyunlaştırma ile zenginleştirilmiş çevrimiçi öğrenme grubunda öğrenim gören ve görüşmelere katılan öğrenciler uygulamanın verimli olduğunu, herhangi bir teknik sorun yaşamadan sorunsuz kullandıklarını belirtmişlerdir. Buna ilave olarak uygulamanın öğrenmede esneklik sağlayan konforlu bir öğrenme deneyimi sağladığını ifade etmişlerdir. Görüşmeye katılan öğrencilerin genel anlamda oyunlaştırmaya yönelik olumlu tutuma sahip olduğu görülmektedir. Bununla birlikte öğrenciler puanların, erişimi kısıtlama ve meraklandırma ögelerinin sisteme giriş sayısını artırdığı; tartışma platformunun motivasyona katkı sağladığını ve lider tahtasının ders başarısına katkıda bulunduğunu belirtmişlerdir.
Sınıf öğretmenlerinin etkileşimli tahta kullanımına yönelik öz-yeterlik algı düzeylerinin belirlenmesi: Fatih Projesi örneği
Bu araştırma sınıf öğretmenlerinin etkileşimli tahta kullanımına yönelik öz-yeterlik algılarını belirlemek ve öz-yeterlik algı düzeyleri ile çeşitli değişkenler (yaş, cinsiyet, mesleki kıdem, bilgisayar kullanma tecrübesi, etkileşimli tahta kullanımına yönelik hizmet içi eğitim alıp almama durumu, alınan hizmet içi eğitimi yeterli bulup bulmama durumu, etkileşimli tahta kullanma tecrübesi) açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2019-2020 eğitim öğretim yılında Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Adapazarı, Erenler ve Serdivan ilçelerinde devlet ilkokullarında görev yapan 321 sınıf öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmaya katılan 321 sınıf öğretmenin 184'ü (% 57.3) kadın, 137'si (% 42.7) ise erkektir. Araştırmada nicel araştrıma yönetemlerinden kesitsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Doğan Yılmaz (2014) tarafından geliştirilen Etkileşimli Tahta Öz-yeterlik Algı Ölçeği ve Kişisel Bilgiler Formu kullanılmıştır. Araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin, etkileşimli tahta öz-yeterlik ölçeğine verdikleri cevapların ortalamasına göre kendilerini etkileşimli tahta kullanımında iyi düzeyde yeterli görmektedir. Bununla birlikte katılımcı sınıf öğretmenlerinin etkileşimli tahta kullanımı öz-yeterlik algı düzeyleri, cinsiyet, yaş, bilgisayar kullanma tecrübesi, etkileşimli tahta kullanımı hizmetiçi eğitimi alma durumu, etkileşimli tahta kullanımına yönelik verilen hizmetiçi eğitim faaliyetlerini yeterli bulma durumu ve etkileşimli tahtayla ders anlatma tecrübesine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır.
Blok tabanlı programlama etkinliklerinin ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerisi ve etkinlik algısı üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı ilkokul ikinci sınıfta öğrenim gören öğrencilerin blok tabanlı kodlama etkinliklerine katılmalarının bilgi işlemsel düşünme becerilerine ve etkinlik algılarına etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Sakarya ili, merkez ilçelerinden birisinde yer alan ilkokulda 2. sınıflardan 2 şubeden 20'şer öğrenci seçilerek deney ve kontrol grubuna seçilmiştir. Şubelerde seçkisiz atama yapılırken şubelerde öğrenim gören öğrenciler doğrudan gruba dahil edilmiştir. Bu yönüyle araştırmada öntest sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma sürecinde deney grubunda 9 kız 11 erkek bulunurken kontrol grubunda ise 11 kız 9 erkek öğrenci yer almıştır ve yöntem olarak yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada deney grubunda code.org sitesinden seviyeye uygun kodlama etkinliklerini gerçekleştirme söz konusu iken kontrol grubunda öğrencilere herhangi bir kodlama eğitimi etkinliği yapılmamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak bilgi işlemsel düşünme testi ve etkinlik algısı ölçeği kullanılmıştır. Veriler araştırmacı elden dağıtılarak toplanmış ve istatistik paket programına girilmiştir. Deney ve kontrol grubunun öntest ve sontest bilgi işlemsel düşünme puanları arasında fark olup olmadığına tekrarlı ölçümler için iki faktörlü ANOVA ile bakılmıştır. Ayrıca deney grubunun etkinlik algısı ölçeğinden elde edilen puanların ortalama puanları ve ilişkili ölçümler için ANOVA ile analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizi SPSS 21 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma öncesinde deney ve kontrol grubuna bilgi işlemsel düşünme becerilerini ölçmeye yönelik uygulanan öntestler arasında puan ortalamalarının birbirine yakın olduğu görülmüştür. Fakat araştırma sonucunda yapılan sontestlerde ise deney grubu yönünde anlamlı derecede fark olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerle ilkokul düzeyinde code.org gibi uygulama ağırlıklı blok tabanlı kodlama derslerin işlenmesinin bilgi işlemsel düşünme becerisinin artmasına etki ettiğini göstermektedir ve ilkokul düzeyinde blok tabanlı kodlama etkinliklerine yer verilmesi önerilebilir. Deney grubunun etkinlik algısı ölçeğinden elde edilen puanları analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre öğrenciler, code.org sitesi üzerinden yaptıkları etkinlikler sırasında son derece eğlenceli bulduklarını, kişisel gelişimlerine de olumlu anlamda katkı yaptığını ifade etmişlerdir. Araştırma sonucunda elde edilen etkinlik algısı ölçeği verilerine göre programlama öğretiminin ilkokul düzeyinde görsel tabanlı öğretim araçlarıyla yapılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kodlama, blok tabanlı programlama, code.org, bilgi işlemsel düşünme, etkinlik algısı ölçeği, blok tabanlı programlama araçları.
Ortaokul öğretmenlerinin teknoloji kabul düzeyleri ile Eğitim Bilişim Ağını kullanmaya yönelik öz yeterliklerinin incelenmesi
Bu araştırmada, ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin, bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) kabul ve kullanım düzeyleri ile Eğitim Bilişim Ağı'nı (EBA) kullanabilmelerine yönelik özyeterlik algılarının düzeyleri ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Genel tarama modelinin kullanıldığı nicel bir araştırma olan bu araştırma teknoloji kabulü ve EBA özyeterlik algıları arasındaki ilişkiyi incelemesi bakımından da ilişkisel tarama modelindedir. Çalışmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında MEB'e bağlı Kocaeli ili Darıca ilçesinde bulunan 16 devlet, 2 özel ortaokuldaki toplam 784 idareci ve öğretmen oluşturmaktadır. 784 öğretmene anket gönderilmesine rağmen 460 öğretmen tarafından anket doldurulmuş, %58,67 oranında öğretmenlerden geri dönüş sağlanmıştır. Anketler incelendiğinde uygun olmayan anketler değerlendirmeden çıkarılmış ve 433 anket araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada verilerinin toplanması amacıyla, kişisel bilgileri belirlemeye yönelik kişisel bilgiler formu, Hanbay Tiryaki tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Eğitim Bilişim Ağı Kullanımına Yönelik Özyeterlik Algısı Ölçeği" ve Ursavaş tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Teknoloji Kabul ve Kullanım Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 22 istatistik programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, standart sapma, aritmetik ortalama gibi betimsel istatistikleri, korelasyon analizi, bağımsız örneklemler için t-testi, ANOVA testi, TUKEY testi ve Dunnett C testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaokul öğretmenlerinin EBA kullanımına yönelik özyeterlik algılarının iyi düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin cinsiyet, yaş, mesleki deneyim, branş, internet kullanma süresi, bilgisayar kullanma süresi değişkenlerine göre EBA kullanımına yönelik özyeterlik algılarının benzer düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin bilgisayar kullanma düzeyi arttıkça EBA kullanımına yönelik özyeterlik algılarının da arttığı görülmüştür. Ortaokul öğretmenlerinin teknoloji kabul ve kullanım düzeyleri ile ilgili olarak yapılan analizden elde edilen sonuçlara göre teknoloji kabulü alt faktörlerinin ortalamalarının hepsinin 3,0'ın üzerinde olduğu öğretmenlerin teknoloji kabul ve kullanım seviyelerinin olumlu ve iyi düzeyde olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda ortaokul öğretmenlerinin teknoloji kabul düzeyleri AF, AKK, KYT, DN, KD, AE, ÖY, U, ÖN faktörleri ve eğitim bilişim ağı (EBA) kullanımlarına yönelik özyeterlik algıları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu, TK ve K faktörleriyle ise anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırma, araştırmaya katılan öğretmenlerin teknoloji kabulü ve EBA özyeterlik algıları açısından hangi düzeyde olduklarını göstermektedir. EBA özyeterliği ve teknoloji kabulü ile ilgili olarak ileride yapılacak araştırmalara katkı sağlaması açısından bu araştırma önem taşımaktadır.
Bireysel ve grupla çalışmanın ortaokul öğrencilerinin blok tabanlı programlama öz-yeterlik algılarına ve robotik programlama tutumlarına etkisi
Bu çalışmada bireysel ve grupla çalışmanın, ortaokul öğrencilerinin blok tabanlı programlama öz-yeterlik algıları ile robotik programlamaya yönelik tutumları üzerindeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Öğrencilerin blok tabanlı programlama öz-yeterlik algıları ve robotik programlamaya yönelik tutumları çeşitli değişkenler (cinsiyet, daha önce Scratch ile ders alma ve daha önce robotik programlama dersi alma) açısından incelenmiştir. Araştırmaya, İstanbul ili Sarıyer ilçesinde bulunan bir özel okulda 2018-2019 eğitim öğretim yılı 2. döneminde 7. sınıfta öğrenim gören 32 öğrenci katılmıştır. Çalışma bireysel ve grupla çalışma grubu kullanılarak yarı deneysel desen şeklinde gerçekleştirilmiştir. Bireysel çalışma grubunun ise 9'u kız (%56,3), 7'si erkek (%43,8); grupla çalışma grubunun 8'i kız (%50), 8'i erkek (%50); öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre ortaokul öğrencilerinin bireysel ve grupla çalışmaları blok tabanlı programlama öz-yeterlik algılarını ve robotik programlamaya yönelik tutumlarını anlamlı olarak etkilememiştir. Bununla birlikte hem bireysel hem de grupla çalışma grubu öğrencilerinin bulundukları grup içerisindeki blok tabanlı programlama öz-yeterlik algılarında anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Ayrıca grupla çalışma grubu öğrencilerinin blok tabanlı programlama öz-yeterlik algılarıyla daha önce Scratch ile programlama dersi alma durumları ve robotik programlamaya yönelik tutumları arasında anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin blok tabanlı programlama öz-yeterlik algıları ile cinsiyet arasında anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin robotik programlamaya yönelik tutumları ise cinsiyet ve daha önce robotik programlama dersi alma durumlarına göre anlamlı farklılık göstermemiştir.
Ters Yüz Sınıf Modelinin akademik başarı, akademik motivasyon ve bilişsel kapılma üzerindeki etkisinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, ters yüz sınıf modelinin akademik başarı, akademik motivasyon ve bilişsel kapılma üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubunda ters yüz sınıf modeli ile kontrol grubunda ise geleneksel yöntem ile ders işlenmiştir. Çalışma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında bir vakıf üniversitesinin meslek yüksekokulunun "Bilgisayar Programcılığı" programında öğrenim gören 1. sınıf öğrencileri (n=68) oluşturmaktadır. Gruplar 1. sınıfta öğrenim gören iki şubenin deney (n=38) ve kontrol (n=30) grubu olarak rastgele belirlenmesi ile oluşturulmuştur. Çalışmanın deneysel işlem süreci 4 hafta eğitim ve 1 hafta oryantasyon olmak üzere toplam 5 hafta devam etmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Akademik Başarı Testi, Akademik Motivasyon Ölçeği ve Bilişsel Kapılma Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımlı Gruplar T-Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, Bağımsız Gruplar T- Testi, Mann Whitney U Testi ve Spearman Korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonunda deney grubunun kontrol grubundan akademik açıdan daha başarılı olduğu görülmüştür. Akademik motivasyon açısından ise grup içi ve gruplar arası bir farklılık olmadığı sonucu elde edilmiştir. Bilişsel kapılma ölçeğinin uygulandığı deney grubunda öğrencilerin bilişsel kapılma puanlarının deneysel işlem öncesinde ve sonrasında farklılaşmadığı fakat bilişsel kapılma ile akademik motivasyon arasında orta düzeyde bir ilişki olduğu görülmüştür.
Çevrimiçi ve yüz yüze kodlama eğitiminde oyunlaştırma öğeleri kullanımının akademik başarı, motivasyon ve tutuma etkisi
Bu araştırma, çevrimiçi ve yüz yüze kodlama eğitiminde oyunlaştırma öğeleri kullanımının akademik başarı, motivasyon ve tutum üzerindeki etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda nicel araştırma desenlerinden 4x3 karışık (split plot) desen kullanılmıştır. İki faktörden oluşan desenin birinci faktörünü deney ve kontrol olmak üzere 4 grup oluşturmaktadır. Deney gruplarında kodlama eğitimi; oyunlaştırılmış çevrimiçi öğrenme ortamı (OÇÖO), oyunlaştırılmış yüz yüze öğrenme ortamı (OYYÖO) ve oyunlaştırma öğelerinin kullanılmadığı çevrimiçi öğrenme ortamında (ÇÖO) verilmişken, kontrol grubunda ise yüz yüze öğrenme ortamında (YYÖO) kodlama eğitimi verilmiştir. Araştırmanın ikinci faktörünü ise tekrarlı ölçümler (ön test, son test, izleme testi) oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Adıyaman ili Gölbaşı ilçesinde bir Anadolu Lisesinde okuyan ve Seçmeli Bilgisayar Bilimi dersini alan 9. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Deney ve kontrol grupları 9. sınıf seviyesinde bulunan 5 şube arasından kura ile seçilmiştir. Araştırma, OÇÖO grubunda 33, OYYÖO grubunda 33, ÇÖO grubunda 33 ve YYÖO grubunda 33 olmak üzere 132 öğrenci ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak; Akademik Başarı Testi, Motivasyon Ölçeği ve Programlama Dillerine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmış, elde edilen veriler karışık ölçümler için iki faktörlü ANOVA kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre tüm grupların akademik başarılarının deneysel işlem süreci sonunda yükseldiği ve izleme ölçümlerinde devam ettiği görülmüştür. Deney gruplarında kullanılan OÇÖO, OYYÖO ve ÇÖO'nun akademik başarıyı arttırmada, kontrol grubunda kullanılan YYÖO'dan daha etkili olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Akademik başarının en fazla yükseldiği grup ise OYYÖO kullanıldığı grup olmuştur. Ayrıca OÇÖO ve ÇÖO kullanıldığı gruplarda akademik başarı puanları arasında ise anlamlı bir farklılık görülmemiştir. İzleme testinden elde edilen bulgulara göre, kalıcılığı sağlamada öğrenme ortamı olarak OÇÖO ve OYYÖO'nun daha etkili olduğu tespit edilmiştir. Motivasyon ile ilgili elde edilen bulgulara göre; OÇÖO ve OYYÖO'nun kullanıldığı gruplarının motivasyon puanlarının yükseldiği görülmüştür. ÇÖO ve YYÖO'nun kullanıldığı gruplarda ise motivasyon puanlarında anlamlı bir değişim gözlemlenmemiştir. OÇÖO ve OYYÖO'nun motivasyonu arttırmada benzer etkiye sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. İzleme testi sonuçları incelendiğinde, kalıcılığı sağlama OÇÖO ve OYYÖO'nun benzer etkiye sahip olduğu ve ÇÖO ve YYÖO'dan daha etkili oldukları gözlemlenmiştir. Kodlamaya karşı tutum puanlarına ilişkin bulgular incelendiğinde; tüm gruplarda tutum puanlarının yükseldiği ve izleme ölçümlerinde de devam ettiği görülmüştür. Ayrıca deney gruplarının kodlamaya karşı tutum puanlarının, kontrol grubu tutum puanından yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Kodlamaya karşı tutumu arttırmada en etkili öğrenme ortamları benzer etkiye sahip olan OÇÖO ve OYYÖO olmuştur. Ayrıca izleme testinden elde edilen bulgulara göre, deney gruplarında uygulanan deneysel işlemlerin kalıcılığı sağlamada daha etkili olduğu belirlenmiştir. Kalıcılığı sağlamada en etkili öğrenme ortamların ise benzer etkiye sahip olan OÇÖO ve OYYÖO olduğu tespit edilmiştir.
Açık öğretim liseleri öğrencilerinin okul terki ve mezuniyet durumlarının eğitsel veri madenciliği ile incelenmesi
Bu çalışmada, Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak uzaktan eğitim yöntemi ile hizmet veren açık öğretim liselerinde öğrenim gören öğrencilerin mezuniyet, okul terk ve devam durumlarının tahmini, okul terk durumlarının erken tahmini ve okulu terk eden öğrencilerin profillerinin Eğitsel Veri Madenciliği ile incelenmesi amaçlanmıştır. Eğitsel Veri Madenciliği, sağlık ve pazarlama gibi hayatın birçok alanında başarıyla uygulanan veri madenciliği yönteminin eğitim alanındaki sorunların çözümü için uygulanmasıdır. Çalışma kapsamında açık öğretim liseleri öğrencilerine ait öğrenci bilgi sisteminden alınan verilerle üç farklı modelleme çalışması yapılmıştır. Modelleme çalışmalarında veri madenciliği çalışmalarında izlenen genel süreç izlenmiş ve bu sürecin net bir şekilde tanımlandığı CRISP-DM (Cross Industry Standard Processfor Data Mining) süreç modeli takip edilmiştir. İlk olarak 2013 yılında açık öğretim liselerine ilk kez kayıt yaptıran 484.164 öğrenciye ait veri seti kullanılarak öğrencilerin normal öğrenim süresi sonundaki mezuniyet, okul terki ve devam durumlarının tahmini için sınıflandırma analizi yapılmıştır. Sınıflandırma analizinde Eğitsel Veri Madenciliği çalışmalarında sıklıkla kullanılan J48, Decision Tree, kNN, Naive Bayes ve Random Forest algoritmaları kullanılmış ve farklı veri dönüştürme teknikleri uygulanarak modeller geliştirilmiştir. Modellerin geçerliliğini sağlamak için veri seti dışarda tutma yöntemine göre %70 eğitim, %30 test veri seti olmak üzere ikiye ayrılarak eğitim veri seti ile geliştirilen modeller, modellerin daha önce görmedikleri test veri seti ile test edilmiştir. Analizler sonucunda geliştirilen modellerin performansları genel sınıflandırma ölçütlerine göre raporlanarak doğru sınıflandırma oranı (DSO) ve Kappa ölçütlerine göre değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda J48 algoritmasıyla geliştirilen modelin %80,47 DSO ve 0,61 Kappa değeriyle en başarılı model olduğu görülmüştür. Bu modele göre öğrencilerin durumlarını tahmin etmede en önemli özelliğin toplam kredi sayısı olduğu tespit edilmiştir. İkinci modelleme çalışmasında öğrencilerin okul terk durumlarının erken tahmin edilip edilemeyeceği araştırılmıştır. Bu amaçla ilköğretim mezunu olarak doğrudan açık öğretim liselerine kayıt yaptıran öğrencilerin, normal öğrenim süreleri sonundaki okul terk durumlarının tahmini için sınıflandırma analizi yapılmıştır. Analizlerde geliştirilen modeller performans ölçütlerine göre değerlendirildiğinde J48 algoritması ile geliştirilen modelin %70,85 DSO ve 0,208 Kappa değeri ile öğrencilerin öğrenimlerini bırakma durumlarını kayıt yaptırdıkları tarih itibariyle tahmin edebileceği tespit edilmiştir. Bu modele göre öğrencilerin okul terk durumlarını erken tahmin etmede en önemli özelliğin kayıtlı oldukları açık öğretim lisesinin türü olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada açık öğretim liselerine kayıt yaptırmış fakat daha sonra öğrenimlerini bırakmış olan toplam 2.317.130 öğrenci verisi kullanılarak bu öğrencileri özelliklerine göre gruplandırmak için kümeleme analizi yapılmıştır. Kümeleme analizinde k-Means algoritması kullanılmıştır. Her bir lise türü için ayrı ayrı gerçekleştirilen analizlerde öğrencilerin özelliklerine göre üç kümede toplandıkları görülmüştür. Öğrencilerin kümelere ayrılmasında ortalama toplam kredi sayısı ve ortalama toplam aktif olunan dönem sayısı özelliklerinin etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca kümeleme analizi ile öğrencilerin homojen bir grup olmadığı ve bazı özelliklere göre farklılaştıkları görülmüştür. Çalışma sonuçları öğrenimlerini bırakma eğilimlerindeki öğrenciler için bir erken uyarı sistemi geliştirilerek risk altındaki öğrencilerin önceden belirlenip bu öğrencilerin öğrenimlerini bırakmamaları için önlemler alınabileceğini göstermektedir. Kümeleme analizi sonuçları ise öğrenimlerini bırakmış olan öğrencilerin yeniden öğrenimlerine dönmeleri için geliştirilecek stratejilerde bu öğrencilerin özelliklerinin dikkate alınarak, özelleştirilmiş uygulamalar geliştirilmesinde kullanılabileceğini göstermektedir.
Çevrimiçi öğrenme ortamında öz-düzenleyici öğrenmeyi destekleyici öğrenme analitiği gösterge panellerinin geliştirilmesi
Bu çalışmada çevrimiçi öğrenmede, öğrencilerin öz-düzenleme becerilerini, öğrenme analitiklerinden yararlanılarak destekleyecek bir öğrenme ortamının ve bu ortamla bütünleşik gösterge panelinin tasarlanması ve geliştirilmesi amaçlanmıştır. Öz-düzenleyici öğrenme stratejilerini kullanarak öğrenme kontrolü ve sorumluluğunu alan öğrenciler, örgün eğitimleri sonrasında da yaşam boyu öğrenmende başarılı olmaktadırlar. Bu çalışmada tasarım-tabanlı araştırma modeli adımları izlenmiştir. Sistematik alanyazın incelemesi ve öğrencilerle gerçekleştirilen odak grup görüşmeleri ile ihtiyaç analizi gerçekleştirilmiştir. Analiz bulgularına uygun olarak sistem ve gösterge panellerinin tasarımı gerçekleştirilmiştir. Tasarımın Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü uzmanlarından alınan görüşler sonunda onaylanması ile geliştirme süreci başlamıştır. Moodle öğrenme yönetim sistemi üzerinde geliştirilen sistem Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencilerine uygulanmıştır. Birinci uygulama sonrası iyileştirmeler ve geliştirmeler ile ikinci uygulama gerçekleştirilmiştir. Her iki uygulamada çevrimiçi öz-düzenleme ölçeği ile uygulama başında ve sonunda öğrencilerin çevrimiçi ortamlardaki öz-düzenleyici öğrenme düzeyleri ölçülmüştür. Beş haftalık birinci uygulama sonrasında öğrencilerin öz-düzenleyici öğrenme değişim düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmazken, 14 haftalık dönemin tamamını kapsayan ikinci uygulamada tekrarlı ölçümler için t-testi sonuçları uygulama sonunda öğrencilerin öz-düzenleyici öğrenmenin anlamlı bir şekilde arttığını göstermiştir.
360 derece videolar ile oluşturulmuş sanal müze uygulamasının sosyal bilgiler dersinde kullanımının öğrencilerin akademik başarı ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı 7. sınıf Sosyal Bilgiler dersinde 360 derece videolar ile oluşturulmuş sanal müze etkinlikleriyle öğretimin desteklenmesi ile öğretim programının ön gördüğü şekilde öğretimin gerçekleştirilmesinin öğrencilerin akademik başarı ve derse yönelik tutumları üzerindeki etkilerini belirlemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden öntest – sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2016–2017 eğitim öğretim yılında Sakarya ilinde bulunan bir özel okulun 7. sınıflarının iki şubesinde öğrenim gören 42 öğrenci oluşturmuştur. Çalışma grubu seçkisiz (yansız) yapılan atama ile 21 öğrencisi bulunan 7C şubesi deney, 21 öğrencisi bulunan 7B şubesi kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubunda Sosyal Bilgiler dersi öğretimi 360 derece videolar ile oluşturulmuş sanal müze uygulaması ile desteklenerek gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubunda ise öğretim programının ön gördüğü şekilde öğretim gerçekleştirilmiştir. 5 hafta süren araştırma kapsamında deney grubunda araştırmacı tarafından geliştirilen 7. sınıf Sosyal Bilgiler dersi öğretim programında yer alan Yaşayan Demokrasi ünitesine yönelik 10 farklı 360 derece videodan oluşturulmuş sanal müze uygulaması kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilen akademik başarı testi, Çalışkan (2009) tarafından geliştirilen Sosyal Bilgiler dersi tutum ölçeği ve kişisel bilgi formu ile veriler toplanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde bonfferoni ve iki faktörlü ANOVA testi kullanılarak bulgular incelenmiş ve tartışılmıştır. Uygulama süreci sonunda Sosyal Bilgiler dersi öğretiminin 360 derece videolar ile oluşturulmuş sanal müze uygulamaları ile desteklenmesinin öğrencilerin akademik başarılarının artmasında ve Sosyal Bilgiler dersine yönelik tutumlarının üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonunda uygulamaya ve araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Uzaktan eğitim araştırma ve uygulama merkezi (UZEM) müdürlerinin kovid-19 salgını sürecinde karşılaştıkları problemler ve çözüm stratejileri
Bu araştırmada, KOVİD-19 salgını sebebiyle yürütülmekte olan acil uzaktan eğitim sürecinde UZEM müdürlerinin karşılaştıkları problemlerin belirlenmesi, problemleri çözmek için geliştirdikleri stratejilerin incelenmesi, UZEM müdürlerinin problem çözme yaklaşımlarının demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemlerinden yakınsayan paralel karma desen kullanılmıştır. Nitel ve nicel veriler birlikte toplanarak verilerin analizleri ayrı ayrı yapılmış ve bulguların birbirlerini doğrulayıp doğrulamadığına bakılmıştır. Araştırmada seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal/benzeşik örnekleme yöntemi kullanılarak 2019-2020 Eğitim- Öğretim yılı bahar döneminde Uzaktan Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezinde Müdür olarak görev yapmakta olan 16 yönetici örneklem olarak seçilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu, problem çözme envanteri ve uzaktan eğitim sürecini değerlendirme anketi kullanılmıştır. Veri toplama araçları Google Forms üzerinde hazırlanarak katılımcılara e-posta yoluyla gönderilmiştir. Araştırma sonucunda elde verilere göre UZEM müdürlerinin KOVİD-19 salgını sürecinde gerçekleştirilen acil uzaktan eğitimde sistemsel sorunlar, teknolojik yetersizlik, personel eksikliği, ekipman ve ortam yetersizliği ve planlama aksaklıkları problemleriyle karşılaştıkları bulunmuştur. UZEM müdürlerinin karşılaştıkları problemleri çözmek için iş birliği, iletişim ve destek, sabır, analiz ve öngörü stratejilerini kullandıkları belirlenmiştir. UZEM müdürlerinin problem çözme yaklaşımlarının yaşa, cinsiyete, UZEM müdürlüğü süresine göre anlamlı bir farklılık göstermediği, mezun olunan bölüme göre ise anlamlı bir farklılaşmanın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: KOVİD-19, Problem Çözme Stratejisi, Uzaktan Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi (UZEM), Acil Uzaktan Eğitim.
Öğretmen adaylarının akıllı telefon kullanım yeterliklerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının akıllı telefon yeterlik düzeylerinin incelenmesidir. Ayrıca bu araştırmada öğretmen adaylarının akıllı telefon yeterliklerinin cinsiyet, öğrenim görülen bölüm, sınıf düzeyi ve akıllı telefon kullanım yılına göre farklılaşma durumunu incelemek de amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan genel tarama yöntemi ve ölçek uyarlama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Sakarya Üniversitesi ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nin Eğitim Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan 629 öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu ve bu araştırmada Türkçeye uyarlanan, orijinal adı The SmartPhone Competency Scale (SPCS) olan ölçek kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verileri üzerinde analiz işlemleri gerçekleştirilirken SPSS 20.0 paket programı ve AMOS 24.0 programı kullanılmıştır. Katılımcılardan toplanan verilerin normal dağılım gösterme durumunu tespit etmek için basıklık ve çarpıklık değerleri incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda verilerin normal dağılıma sahip olduğu görülmüştür. Araştırma verileri ile Doğrulayıcı Faktör Analizi, Cronbach Alpha güvenirlik analizi, betimsel istatistikler, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi, Tukey HSD testi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Türkçeye uyarlanan ölçeğin Doğrulayıcı Faktör Analizi kapsamında model uyum değerlerinden SRMR değerinin mükemmel uyuma sahip olduğu, diğerlerinin ise kabul edilebilir uyuma sahip olduğu görülmüştür. Ölçeğin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısının ise α=.893 olduğu tespit edilmiştir. Yani uyarlanan ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu bulunmuştur. Araştırmanın diğer bulguları incelendiğinde ise öğretmen adaylarının akıllı telefon yeterliklerinin ve tüm alt faktörlerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmen adaylarının akıllı telefon yeterliklerinin cinsiyete ve öğrenim görülen bölüme göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı, sınıf düzeyi ve akıllı telefon kullanım yılına göre ise anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir.
Bulut bilişim destekli işbirlikli öğrenme yönteminin lisans öğrencilerinin akademik başarı ve işbirlikli öğrenme tutumu üzerine etkisi
Bu araştırmada bulut bilişim destekli işbirlikli öğrenme uygulamasının öğrencilerin akademik başarı ve işbirlikli öğrenmeye karşı tutumlarına etkisi araştırılmıştır. Araştırmada nitel verilerle desteklenmiş nicel araştırma yöntemlerinden öntest sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2015-2016 öğretim yılı, Sakarya Üniversitesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümünde öğrenim gören ve İnternet Tabanlı Programlama dersini alan 41 öğrenci oluşturmuştur. Bu 41 öğrencinin 21'i deney, 20'si de kontrol grubunda yer almıştır. Araştırmada, "Bulut bilişim hizmeti destekli İşbirlikli Öğrenme" yöntemi ile öğrenim alan öğrenci grubu deney grubunu, "geleneksel sınıf içi etkinliklere dayalı işbirlikli öğrenme" yöntemi ile öğrenim alan öğrenciler kontrol grubunu oluşturmuşlardır. İnternet tabanlı programlama dersi alan öğrencilerin akademik başarılarında anlamı fark olup olmadığını belirlemek için İnternet Tabanlı Programlama Dersi Başarı Testi geliştirilmiştir. İnternet tabanlı programlama dersi başarı testi geliştirme çalışmasında testin uygulamasından elde edilen veriler ITEMAN programıyla bütün soruların madde analizini yapılmıştır. Yapılan analizde Kuder Richardson 20 güvenirlik katsayısı 0,666 çıkmıştır. Uzmanlardan alınan görüşler ve alan yazın incelendiğinde ölçme aracının kapsam, yapı ve görünüş açısından geçerli olduğu kabul edilmektedir. Araştırmada, öğrencilerin işbirlikli öğrenme çalışmalarına görüşlerinde uygulama öncesi ve sonra anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için, Heba ve Nouby (2008) tarafından geliştirilen, Kiper (2016) tarafından Türkçe uyarlaması tamamlanan İşbirlikli Öğrenme Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Nicel ve nitel verilerin yer aldığı bu çalışmada, öncelikle nicel verilerin analizinin yapılmasına karar verilmiştir. Nicel verilerin analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Yapılan araştırma kapsamında bulut bilişim destekli internet tabanlı programlama eğitiminin öğrencilerin akademik başarılarına ve işbirlikli öğrenmeye karşı tutumları ve uygulamaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda gerçekleştirilen 13 haftalık çalışma sürecinde; araştırmaya katılan deney grubu öğrencilerinin yapılan çalışmalara bağlı olarak akademik başarı düzeylerini belirlemek amacıyla, yapılan sınavlardan aldıkları deney öncesi ve deney sonrası puanları arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan kontrol grubu öğrencilerinin yapılan çalışmalara bağlı olarak akademik başarı düzeylerini belirlemek amacıyla, yapılan sınavlardan aldıkları deney öncesi ve deney sonrası puanları arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan deney ve kontrol grubu öğrencilerinin araştırma öncesi öntest puanlarına ilişkin akademik başarı düzeylerinde, deney ve kontrol grupları arasında anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Araştırmaya katılan deney ve kontrol grubu öğrencilerinin araştırma sonrası sontest puanlarına ilişkin akademik başarı puanları düzeylerinde, deney ve kontrol grupları arasında anlamlı farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, araştırmanın nitel verilerinden elde edilen sonuçlara göre, deney grubu öğrencileri daha önce temel düzeyde programlama eğitimi almış olsalar da PHP eğitimi almadıkları, grupla çalışmaya özellikle gruptaki öğrencilerin görevlerini yerine getirmemesinde dolayı sıcak bakmadıkları, Cloud9 bulut bilişim servisinin ise grupla çalışmadaki birçok kaygıyı giderdiği ve destekleyici olduğu yönündeki görüşleri öne çıkmıştır. Araştırma sonuçları literatür kapsamında tartışılmıştır.
E-argümantasyon yazılımını kullanan fen bilgisi öğretmenlerinin karşılaştıkları bariyerlerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, E-Argümantasyon yazılımını derslerinde kullanan fen bilgisi öğretmenlerinin karşılaştıkları birincil ve ikincil bariyerleri incelemektir. Bu tez çalışması Tübitak 1001 Projesi (219K028) ile desteklenmiştir. Bu proje kapsamında, argümantasyona yönelik yenilikçi ve etkileşimli bir yazılım olan E-Argümantasyon yazılımı geliştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 öğretim yılında Bolu ili Merkez İlçesinde gönüllü olarak E Argümantasyon yazılımını derslerinde uygulayan 12 Fen Bilgisi öğretmeni oluşturmuştur. Çalışmanın amacına uygun olarak nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmada 9 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış bir görüşme formu hazırlanarak, E-Argümantasyon yazılımını derslerinde uygulayan öğretmenlerle görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler daha sonra yazılı ortama aktarılarak içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma verileri üzerinden, temalar, kategoriler ve kodlar elde edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin karşılaştığı birincil bariyerlere bakıldığında; kurumların teknolojik altyapısının yetersiz olduğu, bu yüzden öğretmenlerin kendi başlarına bu yazılımı uygulamasının zor olduğu, yazılımda geliştirilmesi gerekli yerlerin bulunduğu, bu tür etkinlikler yapılırken sınıf yönetiminin zorlaştığı, böyle bir uygulama için ders saatlerinin yetersiz olduğu, yazılım düzenli olarak kullanıldığında müfredatın yetiştirilmesinin mümkün olmadığı ortaya çıkmıştır. İkincil bariyerlere bakıldığında; öğretmenlerin, geleneksel öğretim yöntemine alışık olduğu, yeni bir öğretim yöntemi kullanmaya yönelik kaygılarının olduğu, teknolojiye ve argümantasyona yönelik hazırbulunuşluklarının düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar alanyazın ışığında tartışılmış ve çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Ortaokul öğrencilerinin uzaktan eğitime dair algılarının bilgisayara yönelik tutum ve bilişim teknolojileri öz-yeterlik algısı açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okullarında öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin pandemi dönemi deneyimlerinden faydalanarak uzaktan eğitime ilişkin algılarını çeşitli değişkenlere göre incelemek ve öğrencilerin uzaktan eğitime ilişkin algıları ile bilgisayara yönelik tutum ve öz-yeterlik algıları arasında anlamlı ilişki olup olmadığını tespit etmektir. Araştırmada, nicel yöntemlerden karşılaştırmalı ilişkisel model ve anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Bolu Millî Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet okullarında öğrenim gören 614 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Uzaktan Eğitim Algıları Ölçeği, Bilgisayara Yönelik Tutum Ölçeği, Bilişim Teknolojileri Öz-yeterlik Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, öğrencilerin uzaktan eğitime ilişkin algılarının "orta" düzeyde olduğunu ve öğrencilerin uzaktan eğitime ilişkin algılarının sınıf düzeyi değişkenine göre anlamlı olarak farklılaştığını göstermiştir. Öğrencilerin bilgisayara yönelik tutumlarının "orta" düzeyde olduğu, bilgisayara yönelik tutumun cinsiyet değişkenine göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. Öğrencilerin BT öz-yeterlik algılarının "orta" seviyede olduğu, cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. Bunun yanında öğrencilerin uzaktan eğitime ilişkin algıları ile bilişim teknolojileri öz-yeterlik algıları arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmuştur. Uygulanan regresyon analizine göre ortaokul öğrencilerinin bilişim teknolojileri öz-yeterlik algısı, sınıf düzeyi ve cihaz sahipliği değişkenlerinin uzaktan eğitime ilişkin algılarının yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Uzaktan Eğitime Dair Öğrenci Algıları, Bilgisayara Yönelik Tutum, Bilişim Teknolojileri Öz-yeterlik Algısı
COVID-19 salgını sırasında İngilizce öğretmenlerinin ve öğrencilerin çevrimiçi öğretim teknolojileri ve materyallerine ilişkin tecrübeleri ve görüşleri
Bu araştırmanın amacı, Koronavirüs (COVID- 19) salgını kaynaklı uzaktan eğitime geçiş sürecinde, çevrimiçi İngilizce derslerinde kullanılan öğretim teknolojileri ve materyalleri hakkında öğretmen-öğrenci görüş ve tecrübelerini incelemektir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Bu çalışmada nicel veriler betimsel tarama deseni, nitel veriler ise fenomenolojik desen kullanılarak toplanmış ve incelenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen bilgi formları ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Çalışmanın nicel örneklemi 55 öğretmen ve 321 öğrenci; nitel çalışma grubu ise 20 öğretmen ve 30 öğrenciyi kapsamaktadır. Araştırma kapsamında, uzaktan eğitim sürecinin ilk zamanlarında, öğretmenlerin ve öğrencilerin teknoloji kullanımı bağlamında adaptasyon güçlüğü yaşadıkları; teknolojiye ilgili olan öğretmenlerin öğretim teknolojileri ve materyalleri kullanımında daha az zorluk yaşadığı tespit edilmiştir. Bazı katılımcı öğrenci görüşmelerinin analiz sonuçlarına göre çevrimiçi eğitim olanaklarından çoğunlukla internet erişimi ve cihaz erişimi imkânı olan öğrenciler faydalanmaktadır. Fakat, nicel analiz sonucuna göre cihaz erişimi ile çevrimiçi derslere katılım arasında anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Diğer yandan, öğrenciler, çevrimiçi eğitim sürecinde ilgilerine hitap eden ve dikkat çekici materyallerin kullanılmasının derse katılım motivasyonlarını artıracağını vurgulamışlardır. Ayrıca öğretmenler, öğrencilerini aktif kılmaya çalışırken teknoloji kullanım yeterliklerini geliştirdiklerini ifade etmişlerdir. ANAHTAR KELİMELER: Uzaktan eğitim, İngiliz Dili Öğretimi, Çevrimiçi Öğretim Teknolojileri, Dijital Öğretim Materyalleri
GUTÜD öğretim modeli etkililiğinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı blok tabanlı bir öğretim ortamı olan Scrtach ile yapılmış olan, aynı tür etkinlikler ve içerikler bulunduran; GUTÜD öğretim modeline göre, İnşacılık modeline göre ve doğrudan öğretim modeline göre öğretim yapılarak, bu öğretim modellerinin bilgi işlemsel düşünme becerisine yönelik öz yeterlilik algılarına, kodlama başarılarına, kodlamaya yönelik tutumlarına, bilgi işlemsel düşünme becerilerine ne derece etki ettiğini belirleyebilmektir. Bu kapsam da araştırmanın çalışma grubu Bolu ilinde bulunan bir ortaokuldaki kura ile seçilmiş üç farklı şubedeki 99 öğrenciden oluşmaktadır. Rastgele seçilen sınıflara GUTÜD modeli, doğrudan öğretim modeli ve inşacılık modeli atanmıştır. Bu araştırmada yarı deneysel desen kullanılmıştır. Seçilen sınıflara ön ve son test olarak bilgi işlemsel düşünme becerisine yönelik öz yeterlilik algısı ölçeği, scratch ortamı için kodlama başarı testi, kodlamaya yönelik tutumları ölçeği, bilgi işlemsel düşünme testi uygulanmıştır. Ön testlerin uygulanması ile öğrencilere sekiz hafta boyunca ikişer saat araştırmacı tarafından hazırlanan ders planları ve etkinlikler uzman öğretmen tarafından uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 26 programında analiz edilmiştir. GUTÜD, doğrudan öğretim, inşacılık modelinin; bilgi işlemsel düşünme becerisine yönelik öz yeterlilik algısı ölçeğine, bilgi işlemsel düşünme testine, ortaokul öğrencilerinin kodlamaya yönelik tutumlarına, scratch ortamı için kodlama başarı testine yapılan analizlerin sonucunda bütün grupların son test puanları ile ön test puanlarına göre daha yüksek çıkmıştır. GUTÜD, doğrudan öğretim ve inşacılık modellerinin bilgi işlemsel düşünme becerisine yönelik öz yeterlilik algısına ve bilgi işlemsel düşünme testine göre gruplar arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ortaokul öğrencilerinin kodlamaya yönelik tutumları ve scratch ortamı için kodlama başarı testine göre gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmuştur.
Farklı branşlardaki öğretmenlerin acil uzaktan öğretim deneyimlerine yönelik algıları
Bu çalışma ortaokullarda görevli farklı branş öğretmenlerinin Covid-19 pandemisi döneminde yapılan acil uzaktan öğretime yönelik düşünce ve görüşlerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmanın amacı doğrultusunda durum çalışması deseni temel alınmıştır. Ortaokullarda görevli farklı branşlarda çalışan 30 öğretmenden yarı-yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile nitel veri toplanmıştır. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim yılı içerisinde Çankırı ilindeki ortaokullarda pandemi sürecinde aktif olarak uzaktan öğretim çalışmalarına katılan Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, İngilizce, Sosyal Bilgiler ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri ile yapılmıştır.
Artırılmış gerçeklik destekli mobil uygulamanın ortaokul öğrencilerinin uzamsal görselleştirme ve zihinde döndürme becerilerine etkisinin incelenmesi
Uzamsal beceri, sayısal ve sözel beceri gibi farklı bir beceri türüdür ve herkes farklı seviyelerde uzamsal beceriye sahip olabilmektedir. Gündelik işlerde, iş ortamlarında, akademik başarılarda, bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik (STEM) eğitimlerinde oldukça önem arz eden uzamsal beceri, çeşitli alıştırma ve pratiklerle arttırılabilmektedir. Bu araştırmanın amacı uzamsal beceriyi arttırmak için artırılmış gerçeklik destekli bir mobil uygulamanın geliştirilmesi ve bu mobil uygulamanın yedinci sınıf öğrencilerinin uzamsal görselleştirme ve zihinde döndürme becerilerine etkisinin incelenmesidir. Mobil uygulama yedinci sınıf öğretim programında "Cisimlerin farklı yönlerden görünümleri" alt öğrenme alanındaki kazanımların öğretimi amacıyla kullanılmıştır. Araştırmada ayrıca mobil uygulamanın kullanımı ile geleneksel öğretim yöntemi ve somut materyallerin kullanıldığı öğretim yöntemlerinin uzamsal görselleştirme ve zihinde döndürme becerilerine etkisi karşılaştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu mobil uygulamanın geliştirilmesi sürecinde Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, ilköğretim matematik öğretmenliği bölümünde öğrenimine devam etmekte olan 6 öğretmen adayından ve mobil uygulamanın etkilerinin incelenmesi sürecinde 2023-2024 eğitim öğretim yılı, Bolu ili, Merkez ilçesindeki iki farklı devlet okulunda öğrenim gören toplamda 74 öğrenciden oluşmaktadır. Birinci okulda mobil uygulama ile geleneksel öğretim yöntemi, ikinci okulda ise mobil uygulama ile somut materyallerin kullanıldığı öğretim yöntemi karşılaştırılmıştır. Her iki okulda da mobil uygulamanın kullanıldığı grup deney grubu ve diğer iki öğretim yönteminin kullanıldığı gruplar kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmada mobil uygulamanın geliştirilmesi sürecinde tasarım ve geliştirme araştırmaları Tip 1 deseni, mobil uygulamanın etkilerinin incelenmesi sürecine iç içe geçmiş deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak dijital okuryazarlık testi, uzamsal görselleştirme testi ve zihinde döndürme testi kullanılmıştır. Nitel veriler için araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları (öğretmen adayları ve öğrenciler için) ve sınıf gözlem formu kullanılmıştır. Dijital okuryazarlık testi mobil uygulamanın geliştirilmesi sürecinde öğretmen adaylarının belirlenmesi amacıyla kullanılmıştır. Araştırmada ön test ve son test olarak uzamsal görselleştirme ve zihinde döndürme testleri kullanılmıştır. Veriler analiz edilirken t-testi, wilcoxon işaretli sıralar testi, mann-whitney u testi ve anova analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda her iki okuldaki deney ve kontrol gruplarının ön test puanları arasında farklılık bulunmamıştır. Bu durum öğrencilerin başlangıçta benzer düzeylerde uzamsal görselleştirme ve zihinde döndürme becerilerine sahip olduğunu göstermektedir. Birinci okulda yapılan analizler sonucunda AG destekli mobil uygulamanın uzamsal görselleştirme ve zihinde döndürme becerilerini geliştirmeye yönelik büyük etki düzeyine sahip olduğu bulunmuştur. Birinci okulda geleneksel öğretim yönteminin de uzamsal görselleştirme ve zihinde döndürme becerilerine olumlu yönde etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Birinci okulda deney ve kontrol gruplarının son test puanları karşılaştırıldığında uzamsal görselleştirme puanlarının deney grubunda daha yüksek olduğu ancak istatistiksel olarak farklılığın olmadığı, zihinde döndürme testinde ise deney grubu lehine orta düzeyde istatistiksel bir farklılığın olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda geliştirilen AG destekli mobil uygulamanın zihinde döndürme becerilerini geliştirmeye yönelik geleneksel öğretim yöntemine kıyasla daha etkili öğretim yöntemi olduğu sonucu çıkmaktadır. İkinci okulda da benzer şekilde AG destekli mobil uygulamanın ve somut materyallerin kullanılmasının uzamsal görselleştirme ve zihinde döndürme becerilerine olumlu yönde etkisi olduğu bulunmuştur. İkinci okuldaki deney ve kontrol grupları karşılaştırıldığında uzamsal görselleştirme ve zihinde döndürme becerileri arasında deney grubu lehine daha yüksek puanlar olduğu ancak puan farklarının istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bulunmuştur. Sınıf gözlem formunda gözlemlenen verilerden AG destekli mobil uygulamanın öğrencilerin motivasyon ve ilgilisi arttırdığı, eğlenceli ve iş birlikli öğrenme için fırsatlar sağladığı görülmüştür. Öğrencilerle yapılan görüşmeler neticesinde AG destekli mobil uygulamanın öğrenmeyi ve anlamayı kolaylaştırdığına, derslerde daha sık kullanılmasının istendiğine, başka derslerde de kullanılmasının etkili olacağına ve bu tarz uygulamaların öğrencilerin okula bakış açılarını değiştirebileceğine yönelik sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar AG uygulamalarının sadece uzamsal beceri anlamında değil aynı zamanda eğitim öğretim süreçlerinde değerli bir öğretim yöntemi olduğuna ve teşvik edilmesine dair kanıtlar sunmaktadır.
Özel yetenekli 7. sınıf öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerini etkileyen faktörler
Bu çalışma özel yetenekli 7. sınıf öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerini etkileyen faktörleri tespit etmeyi amaçlayan genel tarama modeli içinde bulunan ilişkisel tarama modelinde nicel bir çalışmadır. Afyonkarahisar, Ankara, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Düzce, Kocaeli, İstanbul, İzmir ve Sakarya illerinde bulunan 11 farklı bilim ve sanat merkezinde eğitimine devam eden özel yetenekli 550 7. sınıf öğrencisi bu çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışmada nicel verileri toplama sürecinde, ortaokul öğrencileri için bilgi işlemsel düşünme becerisine yönelik öz-yeterlik algısı ölçeği, bilgisayar programlamaya yönelik tutum ölçeği, işbirlikli öğrenme beceri düzeyi ölçeği, 7. sınıf matematik başarı testi ve bilgi işlemsel düşünme beceri testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ulaşılan bulgulara göre bilgi işlemsel düşünme becerisi ile matematik başarısı, işbirlikli öğrenme beceri düzeyi, BİD öz-yeterlik algısı ve programlamaya yönelik tutum arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca matematik başarı testi, programlamaya yönelik tutum ve BİD öz-yeterlik algısında cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılaşma varken bilgi işlemsel düşünme ile işbirlikli öğrenme beceri düzeyi cinsiyet değişkenine göre farklılaşmamaktadır. Bilgi işlemsel düşünme becerisi, programlamaya yönelik tutum ve BİD öz-yeterlik algısı okul türün değişkenine göre farklılaşırken matematik başarı testi ve işbirlikli öğrenme beceri düzeyi farklılaşmamaktadır. Programlamaya yönelik tutum kodlama dersi alma durumu değişkenine göre farklılaşırken matematik başarısı, bilgi işlemsel düşünme becerisi, işbirlikli öğrenme beceri düzeyi ve BİD öz-yeterlik algısı farklılaşmamaktadır. Bilgi işlemsel düşünme becerisi, işbirlikli öğrenme beceri düzeyi, programlamaya yönelik tutum ve BİD öz-yeterlik algısı anne eğitim düzeyi değişkenine göre farklılaşırken matematik başarısı farklılaşmamaktadır. Bilgi işlemsel düşünme becerisi, işbirlikli öğrenme beceri düzeyi ve programlamaya yönelik tutum baba eğitim düzeyi değişkenine göre farklılaşırken matematik başarısı ve BİD öz-yeterlik algısı farklılaşmamaktadır.
İlkokul öğrencilerine uygulanan bilgisayarsız bilgisayar bilimi, blok tabanlı ve robotik kodlama eğitiminin, öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme ve kodlama becerilerine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı kodlama eğitiminin bilgi işlemsel düşünme ortamları olan bilgisayarsız bilgisayar bilimi (B3), blok tabanlı kodlama (BTK) ve robotik kodlama (RK) ortamlarında öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme becerilerine ve kodlama becerilerine olan etkisini incelemektir. Araştırma sonuçlarına göre verilere dayalı kanıtlar eşliğinde ilkokul öğrencilerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerinin geliştirilmesi sürecinde hangi programlama ortamının kullanması gerektiği konusunda alan yazına katkı sunmak hedeflenmiştir. Bu çalışmada 9-10 ya aralığında ki 45 ilkokul 3. sınıf öğrencisine B3, BTK ve RK eğitimi 8 hafta olarak verilmiştir. Çalışmanın verileri toplanırken karma yöntem kullanılmıştır. Nicel veriler bilgi işlemsel düşünme (BİDT) ve kodlama beceri testi (KBT) ile nitel veriler ise araştırmacının öğrenme sürecine ilişkin öğrencilerle görüşmeler yapması ile toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre B3, BTK ve RK gruplarının BİDT testi son test ortalama puanlarının BİDT ön test ortalama puanlarından yüksek olduğu görülmüştür. Öğrencilerin son test BİDT ortalama puanları kıyaslandığında BTK grubunun RK ve B3 gruplarından daha fazla geliştiği görülmüştür. Ayrıca, KBT son test ortalama puanları arasında her üç grupta da anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin son test KBT ortalama puanları kıyaslandığında da BTK grubunun RK ve B3 gruplarından daha fazla geliştiği görülmüştür Görüşme verileri incelendiğinde öğrencilerin, kodlama eğitimi sürecini faydalı, eğitici, eğlenceli olarak ifade ettikleri görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Kodlama eğitimi, bilgi işlemsel düşünme, bilgisayarsız bilgisayar bilimi, blok tabanlı kodlama, robotik kodlama
Oyunlaştırmayla öğrenmenin meslek lisesi öğrencilerinin akademik başarı ve öğrenme stratejileri kullanımı üzerine etkisi
Araştırma oyunlaştırma ile öğrenmenin meslek lisesi öğrencilerinin akademik başarı ve öğrenme stratejileri üzerine etkisini ortaya koymak adına yürütülmüştür. Bir tasarım ve geliştirme araştırmasıdır. Araştırma kapsamında oyunlaştırma içeren bir eğitsel araç tasarımlanarak etkililiği yarı deneysel desen içinde öntest-sontest kontrol gruplu desenle incelenmiştir. Araştırmanın bağımsız değişkeni oyunlaştırmayla öğrenme, bağımlı değişkenleri ise akademik başarı ve öğrenme stratejileridir. Nitel ve nicel veri toplama araçları birlikte kullanılmıştır. Elde edilen veriler ANCOVA ve t-testine tabi tutulmuşlardır. Nitel veriler temalaştırılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda oyunlaştırma ile öğrenme uygulanan grup geleneksel öğrenme uygulanan gruba göre daha başarılı bulunmuştur. Oyunlaştırmayla öğrenmenin meslek lisesi öğrencilerinin akademik başarılarını arttırdığı görülmüştür. Aynı zamanda oyunlaştırma ile öğrenme öğrencilerin sahip olduğu öğrenme stratejileri alt faktörleri bilişsel stratejileri ve metabilişsel stratejilerini kullanımlarını arttırmıştır. Öğrenciler oyunlaşma ile öğrenmeyi eğlenceli, faydalı ve rekabetçi bulmuşlardır.