
9
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Çağdaş Yunan edebiyatında sürrealizmin öncüsü olarak Andreas Embirikos ve poetikası
Andreas Embirikos 1930 Kuşağı'nın önde gelen şahsiyetlerinden biri olarak, ayrıca çağdaş Yunan edebiyatında psikanalizmin ve sürrealizm akımının öncüsüdür. Embirikos'un entelektüel gelişimi, 1933 yılında sürrealizmin kurucusu André Breton ile tanışması ve Fransa'da aldığı psikanaliz eğitimi ile şekillenmiştir. Bu karşılaşma, şairin otomatik yazı tekniğini benimsemesinde ve çağdaş Yunan edebiyatına sürrealist yaklaşımı taşımasında belirleyici olmuştur. Sürrealizm, 1924 yılında Breton'un Sürrealist Manifesto'suyla ortaya çıkan ve Freud'un psikanaliz kuramından beslenen, bireyin bilinç dışına, düşlere ve özgürlüğe yönelen felsefi bir duruştur. Fransa'da ortaya çıkan ve hızlıca tüm Avrupa'ya yayılan sürrealizm akımı 1935'ten itibaren çağdaş Yunan edebiyatında da boy göstermeye başlar. Akımın ilk örnekleri Andreas Embirikos'un şiirlerinde görülür. Embirikos, bu akımı 1935 yılında Atina'da verdiği bir konferansla Yunan entelektüel çevrelerine resmen tanıtmış ve böylece hem kendi şiirsel kariyeri hem de çağdaş Yunan edebiyatı için önemli bir dönüm noktası yaratmıştır. Bilinçaltının, hiçbir kural ve engel tanımaksızın ve hiçbir filtrelemeye tabi tutulmadan olduğu gibi aktarıldığı şiirleri ve şairin poetikası incelenmeye değerdir. Onun sanatsal yaklaşımı, psikanaliz eğitiminin de etkisiyle, sadece edebi bir yenilik değil, insan zihninin ve ruhunun özgürleşme süreci olarak algılanmıştır. Şairin eserlerinde bilinç dışının özgürleştirici gücü, toplumsal dönüşümün aracı haline gelmiştir. Bu çalışmada yüksek lisans tezinin sınırları dahilinde sürrealizmin ortaya çıkış süreciyle birlikte Andreas Embirikos'un şiir görüşü ve eserlerinin bir kısmı şaire yöneltilen tenkitlerle birlikte incelenmiştir.
Soğuk savaştan günümüze Kuzey Makedonya'daki Türklerin hakları ve siyasete katılımları (1945-2023)
Kuzey Makedonya Cumhuriyeti çok uluslu, çok kültürlü, çok dilli ve çok dinli bir devlettir. Avrupa Birliği üyeliği için ülkede yaşayan toplulukların haklarının eşit bir şekilde gözetilmesi ve uygulanması gereklidir. Kuzey Makedonya'da yıllardır yaşayan Türkler, Yugoslavya döneminde Makedonya'nın cumhuriyet statüsü kazanmasında mücadele etmişlerdir. Türkler ülkenin kurucu unsurları arasında yer almaktadır. Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Anayasası, yasalar ve uluslararası anlaşmalar çerçevesinde bu haklar garanti altına alınmıştır. Ülkenin kurucu unsuru olan Türkler yasal olarak ülke siyasetinde temsil edilme hakkına sahiptirler. Bu tezde Türklerin Yugoslavya döneminden günümüze sahip olduğu haklar ve siyasete katılımı incelenecektir. Kuzey Makedonya'daki görüşmelerden elde edilen verilerle de Türklerin Kuzey Makedonya Anayasası, yasaları ve ülkenin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar çerçevesinde hangi haklara sahip olduğu, bunlardan uygulamada ne düzeyde yararlanabildikleri ya da yararlanmadıkları, yaşadıkları problemler ele alınacaktır. Siyasal katılımı da incelenerek Türklerin problemlerinin çözümüne ilişkin öneriler sunulacaktır. Kurucu unsur olan Türklerin Kuzey Makedonya'daki tüm topluluklar ile eşit bir şekilde haklarından üst düzeyde yararlanarak yaşamaları için neler yapılabileceği incelenecektir. Eşitliğin ve üst düzey faydanın sağlanması hem Türk toplumu ve diğer topluluklar için hem de Kuzey Makedonya'nın gelişimi için önemlidir. Türk toplumunun haklarının iyileştirilmesi Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Makedonya Cumhuriyeti ilişkilerine de olumlu yansıyacaktır.
Soğuk savaştan günümüze Kuzey Makedonya'daki Türklerin hakları ve siyasete katılımları (1945-2023)
Kuzey Makedonya Cumhuriyeti çok uluslu, çok kültürlü, çok dilli ve çok dinli bir devlettir. Avrupa Birliği üyeliği için ülkede yaşayan toplulukların haklarının eşit bir şekilde gözetilmesi ve uygulanması gereklidir. Kuzey Makedonya'da yıllardır yaşayan Türkler, Yugoslavya döneminde Makedonya'nın cumhuriyet statüsü kazanmasında mücadele etmişlerdir. Türkler ülkenin kurucu unsurları arasında yer almaktadır. Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Anayasası, yasalar ve uluslararası anlaşmalar çerçevesinde bu haklar garanti altına alınmıştır. Ülkenin kurucu unsuru olan Türkler yasal olarak ülke siyasetinde temsil edilme hakkına sahiptirler. Bu tezde Türklerin Yugoslavya döneminden günümüze sahip olduğu haklar ve siyasete katılımı incelenecektir. Kuzey Makedonya'daki görüşmelerden elde edilen verilerle de Türklerin Kuzey Makedonya Anayasası, yasaları ve ülkenin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar çerçevesinde hangi haklara sahip olduğu, bunlardan uygulamada ne düzeyde yararlanabildikleri ya da yararlanmadıkları, yaşadıkları problemler ele alınacaktır. Siyasal katılımı da incelenerek Türklerin problemlerinin çözümüne ilişkin öneriler sunulacaktır. Kurucu unsur olan Türklerin Kuzey Makedonya'daki tüm topluluklar ile eşit bir şekilde haklarından üst düzeyde yararlanarak yaşamaları için neler yapılabileceği incelenecektir. Eşitliğin ve üst düzey faydanın sağlanması hem Türk toplumu ve diğer topluluklar için hem de Kuzey Makedonya'nın gelişimi için önemlidir. Türk toplumunun haklarının iyileştirilmesi Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Makedonya Cumhuriyeti ilişkilerine de olumlu yansıyacaktır.
Soğuk savaştan günümüze Kuzey Makedonya'daki Türklerin hakları ve siyasete katılımları (1945-2023)
Kuzey Makedonya Cumhuriyeti çok uluslu, çok kültürlü, çok dilli ve çok dinli bir devlettir. Avrupa Birliği üyeliği için ülkede yaşayan toplulukların haklarının eşit bir şekilde gözetilmesi ve uygulanması gereklidir. Kuzey Makedonya'da yıllardır yaşayan Türkler, Yugoslavya döneminde Makedonya'nın cumhuriyet statüsü kazanmasında mücadele etmişlerdir. Türkler ülkenin kurucu unsurları arasında yer almaktadır. Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Anayasası, yasalar ve uluslararası anlaşmalar çerçevesinde bu haklar garanti altına alınmıştır. Ülkenin kurucu unsuru olan Türkler yasal olarak ülke siyasetinde temsil edilme hakkına sahiptirler. Bu tezde Türklerin Yugoslavya döneminden günümüze sahip olduğu haklar ve siyasete katılımı incelenecektir. Kuzey Makedonya'daki görüşmelerden elde edilen verilerle de Türklerin Kuzey Makedonya Anayasası, yasaları ve ülkenin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar çerçevesinde hangi haklara sahip olduğu, bunlardan uygulamada ne düzeyde yararlanabildikleri ya da yararlanmadıkları, yaşadıkları problemler ele alınacaktır. Siyasal katılımı da incelenerek Türklerin problemlerinin çözümüne ilişkin öneriler sunulacaktır. Kurucu unsur olan Türklerin Kuzey Makedonya'daki tüm topluluklar ile eşit bir şekilde haklarından üst düzeyde yararlanarak yaşamaları için neler yapılabileceği incelenecektir. Eşitliğin ve üst düzey faydanın sağlanması hem Türk toplumu ve diğer topluluklar için hem de Kuzey Makedonya'nın gelişimi için önemlidir. Türk toplumunun haklarının iyileştirilmesi Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Makedonya Cumhuriyeti ilişkilerine de olumlu yansıyacaktır.
Kuzey Makedonya'da boşalan Türk köylerinin jeopolitik önemi ve yeniden nüfuslandırılması
Kuzey Makedonya Cumhuriyeti, Avrupa Birliği entegrasyon sürecinde önemli adımlar atarak resmî ismini "Kuzey Makedonya" olarak tescillemiştir. Avrupa Birliği'nin demokratikleşme sürecine yönelik etkileri, Kuzey Makedonya'daki sosyal ve siyasi dinamiklerin dönüşüm potansiyelini gözler önüne sermektedir. Bu bağlamda, ülke, tarihsel sorunlarla yüzleşerek anayasal reformlar ve altyapı yatırımları yoluyla Türk toplumunun sosyo-ekonomik koşullarını iyileştirmeyi ve kırsal alanlara geri dönüşü teşvik etmeyi hedeflemektedir. Bu araştırmanın ana hipotezi, Kuzey Makedonya'nın Avrupa Birliği entegrasyon sürecinde gerçekleştirilen anayasal reformlar, altyapı yatırımları ve ekonomik teşviklerin, Türk toplumunun sosyo-ekonomik koşullarını iyileştirerek kırsal alanlara geri dönüşü teşvik edeceği ve bu süreçte kültürel kimliğini koruyarak toplumsal refahı artıracağıdır. Araştırma, nitel ve nicel verilerin birlikte kullanılmasını içermekte olup, derinlemesine görüşmeler ve saha gözlemleri aracılığıyla Türk toplumunun deneyimleri, terk edilmiş köylerin durumu ve sosyal dinamikler incelenecektir. Araştırma bulguları, anayasal reformların Kuzey Makedonya'daki Türk toplumu üzerinde geniş kapsamlı etkilere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle anayasal hakların geri kazanılması ve güçlendirilmesi, bu topluluğun kültürel kimliğinin korunmasında kritik bir rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra, altyapı yatırımları ve ekonomik teşvikler, terk edilmiş köylerin yeniden canlanmasına katkıda bulunarak kırsal alanlardaki nüfus artışını teşvik etmektedir. Bu çerçevede, Kuzey Makedonya'daki Türk toplumunun sosyo-ekonomik refahının artırılması, anayasal ve ekonomik reformların toplumsal dinamikleri olumlu yönde etkilediği sonucunu desteklemektedir.
Kuzey Makedonya'da boşalan Türk köylerinin jeopolitik önemi ve yeniden nüfuslandırılması
Kuzey Makedonya Cumhuriyeti, Avrupa Birliği entegrasyon sürecinde önemli adımlar atarak resmî ismini "Kuzey Makedonya" olarak tescillemiştir. Avrupa Birliği'nin demokratikleşme sürecine yönelik etkileri, Kuzey Makedonya'daki sosyal ve siyasi dinamiklerin dönüşüm potansiyelini gözler önüne sermektedir. Bu bağlamda, ülke, tarihsel sorunlarla yüzleşerek anayasal reformlar ve altyapı yatırımları yoluyla Türk toplumunun sosyo-ekonomik koşullarını iyileştirmeyi ve kırsal alanlara geri dönüşü teşvik etmeyi hedeflemektedir. Bu araştırmanın ana hipotezi, Kuzey Makedonya'nın Avrupa Birliği entegrasyon sürecinde gerçekleştirilen anayasal reformlar, altyapı yatırımları ve ekonomik teşviklerin, Türk toplumunun sosyo-ekonomik koşullarını iyileştirerek kırsal alanlara geri dönüşü teşvik edeceği ve bu süreçte kültürel kimliğini koruyarak toplumsal refahı artıracağıdır. Araştırma, nitel ve nicel verilerin birlikte kullanılmasını içermekte olup, derinlemesine görüşmeler ve saha gözlemleri aracılığıyla Türk toplumunun deneyimleri, terk edilmiş köylerin durumu ve sosyal dinamikler incelenecektir. Araştırma bulguları, anayasal reformların Kuzey Makedonya'daki Türk toplumu üzerinde geniş kapsamlı etkilere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle anayasal hakların geri kazanılması ve güçlendirilmesi, bu topluluğun kültürel kimliğinin korunmasında kritik bir rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra, altyapı yatırımları ve ekonomik teşvikler, terk edilmiş köylerin yeniden canlanmasına katkıda bulunarak kırsal alanlardaki nüfus artışını teşvik etmektedir. Bu çerçevede, Kuzey Makedonya'daki Türk toplumunun sosyo-ekonomik refahının artırılması, anayasal ve ekonomik reformların toplumsal dinamikleri olumlu yönde etkilediği sonucunu desteklemektedir.
Kuzey Makedonya'da boşalan Türk köylerinin jeopolitik önemi ve yeniden nüfuslandırılması
Kuzey Makedonya Cumhuriyeti, Avrupa Birliği entegrasyon sürecinde önemli adımlar atarak resmî ismini "Kuzey Makedonya" olarak tescillemiştir. Avrupa Birliği'nin demokratikleşme sürecine yönelik etkileri, Kuzey Makedonya'daki sosyal ve siyasi dinamiklerin dönüşüm potansiyelini gözler önüne sermektedir. Bu bağlamda, ülke, tarihsel sorunlarla yüzleşerek anayasal reformlar ve altyapı yatırımları yoluyla Türk toplumunun sosyo-ekonomik koşullarını iyileştirmeyi ve kırsal alanlara geri dönüşü teşvik etmeyi hedeflemektedir. Bu araştırmanın ana hipotezi, Kuzey Makedonya'nın Avrupa Birliği entegrasyon sürecinde gerçekleştirilen anayasal reformlar, altyapı yatırımları ve ekonomik teşviklerin, Türk toplumunun sosyo-ekonomik koşullarını iyileştirerek kırsal alanlara geri dönüşü teşvik edeceği ve bu süreçte kültürel kimliğini koruyarak toplumsal refahı artıracağıdır. Araştırma, nitel ve nicel verilerin birlikte kullanılmasını içermekte olup, derinlemesine görüşmeler ve saha gözlemleri aracılığıyla Türk toplumunun deneyimleri, terk edilmiş köylerin durumu ve sosyal dinamikler incelenecektir. Araştırma bulguları, anayasal reformların Kuzey Makedonya'daki Türk toplumu üzerinde geniş kapsamlı etkilere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle anayasal hakların geri kazanılması ve güçlendirilmesi, bu topluluğun kültürel kimliğinin korunmasında kritik bir rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra, altyapı yatırımları ve ekonomik teşvikler, terk edilmiş köylerin yeniden canlanmasına katkıda bulunarak kırsal alanlardaki nüfus artışını teşvik etmektedir. Bu çerçevede, Kuzey Makedonya'daki Türk toplumunun sosyo-ekonomik refahının artırılması, anayasal ve ekonomik reformların toplumsal dinamikleri olumlu yönde etkilediği sonucunu desteklemektedir.
Çağdaş Yunan edebiyatında sürrealizmin öncüsü olarak Andreas Embirikos ve poetikası
Andreas Embirikos 1930 Kuşağı'nın önde gelen şahsiyetlerinden biri olarak, ayrıca çağdaş Yunan edebiyatında psikanalizmin ve sürrealizm akımının öncüsüdür. Embirikos'un entelektüel gelişimi, 1933 yılında sürrealizmin kurucusu André Breton ile tanışması ve Fransa'da aldığı psikanaliz eğitimi ile şekillenmiştir. Bu karşılaşma, şairin otomatik yazı tekniğini benimsemesinde ve çağdaş Yunan edebiyatına sürrealist yaklaşımı taşımasında belirleyici olmuştur. Sürrealizm, 1924 yılında Breton'un Sürrealist Manifesto'suyla ortaya çıkan ve Freud'un psikanaliz kuramından beslenen, bireyin bilinç dışına, düşlere ve özgürlüğe yönelen felsefi bir duruştur. Fransa'da ortaya çıkan ve hızlıca tüm Avrupa'ya yayılan sürrealizm akımı 1935'ten itibaren çağdaş Yunan edebiyatında da boy göstermeye başlar. Akımın ilk örnekleri Andreas Embirikos'un şiirlerinde görülür. Embirikos, bu akımı 1935 yılında Atina'da verdiği bir konferansla Yunan entelektüel çevrelerine resmen tanıtmış ve böylece hem kendi şiirsel kariyeri hem de çağdaş Yunan edebiyatı için önemli bir dönüm noktası yaratmıştır. Bilinçaltının, hiçbir kural ve engel tanımaksızın ve hiçbir filtrelemeye tabi tutulmadan olduğu gibi aktarıldığı şiirleri ve şairin poetikası incelenmeye değerdir. Onun sanatsal yaklaşımı, psikanaliz eğitiminin de etkisiyle, sadece edebi bir yenilik değil, insan zihninin ve ruhunun özgürleşme süreci olarak algılanmıştır. Şairin eserlerinde bilinç dışının özgürleştirici gücü, toplumsal dönüşümün aracı haline gelmiştir. Bu çalışmada yüksek lisans tezinin sınırları dahilinde sürrealizmin ortaya çıkış süreciyle birlikte Andreas Embirikos'un şiir görüşü ve eserlerinin bir kısmı şaire yöneltilen tenkitlerle birlikte incelenmiştir.
Çağdaş Yunan edebiyatında sürrealizmin öncüsü olarak Andreas Embirikos ve poetikası
Andreas Embirikos 1930 Kuşağı'nın önde gelen şahsiyetlerinden biri olarak, ayrıca çağdaş Yunan edebiyatında psikanalizmin ve sürrealizm akımının öncüsüdür. Embirikos'un entelektüel gelişimi, 1933 yılında sürrealizmin kurucusu André Breton ile tanışması ve Fransa'da aldığı psikanaliz eğitimi ile şekillenmiştir. Bu karşılaşma, şairin otomatik yazı tekniğini benimsemesinde ve çağdaş Yunan edebiyatına sürrealist yaklaşımı taşımasında belirleyici olmuştur. Sürrealizm, 1924 yılında Breton'un Sürrealist Manifesto'suyla ortaya çıkan ve Freud'un psikanaliz kuramından beslenen, bireyin bilinç dışına, düşlere ve özgürlüğe yönelen felsefi bir duruştur. Fransa'da ortaya çıkan ve hızlıca tüm Avrupa'ya yayılan sürrealizm akımı 1935'ten itibaren çağdaş Yunan edebiyatında da boy göstermeye başlar. Akımın ilk örnekleri Andreas Embirikos'un şiirlerinde görülür. Embirikos, bu akımı 1935 yılında Atina'da verdiği bir konferansla Yunan entelektüel çevrelerine resmen tanıtmış ve böylece hem kendi şiirsel kariyeri hem de çağdaş Yunan edebiyatı için önemli bir dönüm noktası yaratmıştır. Bilinçaltının, hiçbir kural ve engel tanımaksızın ve hiçbir filtrelemeye tabi tutulmadan olduğu gibi aktarıldığı şiirleri ve şairin poetikası incelenmeye değerdir. Onun sanatsal yaklaşımı, psikanaliz eğitiminin de etkisiyle, sadece edebi bir yenilik değil, insan zihninin ve ruhunun özgürleşme süreci olarak algılanmıştır. Şairin eserlerinde bilinç dışının özgürleştirici gücü, toplumsal dönüşümün aracı haline gelmiştir. Bu çalışmada yüksek lisans tezinin sınırları dahilinde sürrealizmin ortaya çıkış süreciyle birlikte Andreas Embirikos'un şiir görüşü ve eserlerinin bir kısmı şaire yöneltilen tenkitlerle birlikte incelenmiştir.