Van Yüzüncü Yıl Üniversity
Anabilim Dalı

Temel Eğitim Anabilim Dalı

Van Yüzüncü Yıl Üniversity

2.140

Arşivlenen Tez

3

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin ebeveynlik özyeterlilikleri ile ebeveyn tutumlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin ebeveynlik öz yeterlilikleri ile ebeveyn tutumlarının incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma türlerinden tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini okul öncesi dönem çocuğu olan 987 ebeveyn oluşturmaktadır. "Ebeveyn Öz Yeterlilik Ölçeği", "Ebeveyn Tutum Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Demografik Bilgi Formu" aracılığıyla çalışmanın verileri toplanmıştır. Veri analizinde bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson Momentler Çarpımı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin benimsediği demokratik ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumlarının yüksek düzeyde olduğu ancak otoriter ve izin verici tutumlarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ebeveyn tutumlarının çocuğa yakınlık durumuna, annenin yaşına, annenin eğitim durumuna, evlilik süresine, babanın eğitim durumuna ve oturulan eve göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ebeveyn tutumlarının ebeveynlerin medeni durumuna ve babanın yaşına göre ise anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Ebeveynlerin ebeveynlik öz yeterliliklerinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Okul öncesi dönem çocuklarının ebeveynlerinin çocuğa yakınlık durumlarına, annenin yaşına, annenin eğitim durumuna, babanın eğitim durumuna, evlilik sürelerine ve oturulan eve göre ebeveynlik öz yeterliliklerinin anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ebeveynlerin medeni durumlarına ve babanın yaşına göre ise ebeveynlik öz yeterliliklerinin anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Ebeveynlik tutumlarından demokratik ebeveynlik tutumu ile ebeveynlik öz yeterlilikleri arasında orta derecede pozitif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Ayrıca, ebeveynlik tutumlarından otoriter, aşırı koruyucu ve izin verici ebeveynlik tutumları ile ebeveynlik öz yeterlilikleri arasında zayıf derecede anlamlı ilişkiler saptanmıştır.

Ebeveyn stiliEbeveyn öz yeterliliğiOkul öncesi dönem+1
Muharrem Yılmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitimde kullanılan öğretim stratejileri ve yöntemlerine ilişkin öğretmen öz yeterliliklerinin incelenmesi

Bu araştırmada okul öncesi eğitimde kullanılan öğretim stratejileri ve yöntemlerine ilişkin okul öncesi öğretmenlerinin öz yeterliliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli ile hazırlanan bu araştırmanın örneklemini Van ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmada Katılımcı Bilgi Formu ve Okul Öncesi Öğretmenleri İçin Öğretim Stratejileri ve Yöntemleri Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın verileri SPSS 26 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Örneklemi oluşturan 397 okul öncesi öğretmeninden elde edilen verilerin analizi sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin öğretim stratejileri ve yöntemleri öz yeterlilik düzeyleri yüksek çıkmıştır. Okul öncesi eğitimde kullanılan öğretim stratejileri ve yöntemlerine ilişkin öğretmen öz yeterliliğinin öğretmenlerin cinsiyetine, mesleki deneyimlerine, çalıştıkları statüye ve sınıflarındaki çocuk sayısına göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Bunun yanı sıra okul öncesi eğitimde kullanılan öğretim stratejileri ve yöntemlerine ilişkin öğretmen öz yeterliliğinin öğretmenlerin yaşlarına, eğitim durumlarına, çalışma durumlarına, sınıflarındaki çocukların yaş grubuna, çalıştıkları eğitim kurumunun türüne, çalıştıkları sektöre ve yaşadıkları yerleşim yeri değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir.

Okul öncesi öğretmenlerÖz yeterlilikÖğretim stratejileri+1
Leyla Dayan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimleriyleebeveynlerinin ebeveynlik tutumlarının incelenmesi

Bu araştırmada, okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimleriyle ebeveynlerinin ebeveynlik tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama yönteminin kullanıldığı bu araştırmanın katılımcılarını seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen 744 ebeveyn ve çocukları oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Soru Sorma Eğilimleri Ölçeği, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılarak elde edilmiştir. Veriler normal dağılım göstermediğinden veri analizinde Kruskal-Wallis H testi, Mann-Whitney U testi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Katılımcı ebeveynlerin benimsediği otoriter tutum ve izin verici tutum ortalamalarının düşük düzeyde olduğu; demokratik tutum ve aşırı koruyucu tutum ortalamalarının ise yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin ebeveynlik tutumlarının çocuğa yakınlık durumlarına, çocuğun yaşına, çocuğun kardeş sayısına, çocuğun anadiline, çocuğun okul öncesi eğitim alma süresine, annenin yaşına, annenin eğitim durumuna, babanın eğitim durumuna, evlilik süresine ve oturulan eve göre bazı alt boyutlarda anlamlı farklılık gösterdiği ancak çocuğun cinsiyetine ve babanın yaşına göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimlerinin ilgi soruları boyutunda, metafizik soruları boyutunda ve ölçeğin genel toplamında orta düzeyde olduğu, farklı soru tipleri boyutunda ise yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimlerinin cinsiyetlerine, yaşlarına, kardeş sayılarına, annelerinin yaşına, babalarının yaşına, annelerinin eğitim durumuna, babalarının eğitim durumuna ve oturulan eve göre bazı alt boyutlarda anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ancak okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimlerinin anadillerine, okul öncesi eğitim alma sürelerine ve ebeveynlerinin evlilik sürelerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Soru sorma eğilimi ölçeğinin ilgi soruları, metafizik soruları ve farklı soru tipleri alt boyutları ile demokratik ebeveynlik tutumu arasında pozitif yönlü, ilgi soruları alt boyutu ile otoriter ebeveynlik tutumu arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Soru sorma eğilimi ölçeğinin genel toplamı ile demokratik ebeveynlik tutumu arasında pozitif yönlü, soru sorma eğilimi ölçeğinin genel toplamı ile otoriter ebeveynlik tutumu arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur.

Fadime Demir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerin gelişime uygun uygulamalara yönelik inançları ile kültürel değerlere duyarlı sınıf yönetimi özyeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin gelişime uygun uygulamalara ilişkin inançları ile kültürel değerlere duyarlı sınıf yönetimi özyeterlikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini Van ilindeki 402 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada ilişkisel araştırma yöntemi kullanılmış ve araştırmanın verileri Gelişime Uygun Uygulamalar İnanç Ölçeği ve Kültürel Değerlere Duyarlı Sınıf Yönetimi Özyeterlik Ölçeğiyle toplanmıştır. Araştırmada betimleyici istatistikler, Kruskal Wallis, Mann-Whitney U testleri ve Spearman Korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmada, Gelişime Uygun Uygulamalara İnançları ile Kültürel Değerlere Duyarlı Sınıfı Yönetimi Yeterlikleri arasında orta düzeyde, pozitif yönde (r:,497) ve anlamlı (p= 0,05) bir ilişki oluğu saptanmıştır. Araştırmada Gelişime Uygun Uygulamalara Öğretmen İnanç Ölçek puanlarının Kültürel Değerlere Duyarlı Sınıf Yönetimi özyeterlik ölçek puanlarını pozitif ve anlamlı olarak etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca Gelişime Uygun Uygulamalara Öğretmen İnanç ölçek puanındaki artışların Kültürel Değerlere Duyarlı Sınıf Yönetimi özyeterlik ölçek puanını anlamlı şekilde artırdığı (B = 45,104, β = ,487, p < .001) belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda katılımcıların gelişime uygun uygulamalara ilişkin inançlarının yüksek olduğu; cinsiyet, eğitim düzeyi, kıdem yılı, ikinci dil bilmeleri ve sınıf mevcudunun gelişime uygun uygulamalara inançlarında anlamlı fark oluşturmadığı fakat yaş, çalıştıkları kurum ve çalışma şekillerine göre ölçeğin Gelişime Uygun Uygulamalar alt boyutunda anlamlı farklılıkların olduğu ve ayrıca yaş değişkeni açısından Gelişime Uygun Olmayan boyutunda ve ölçeğin genel toplam puanında anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Araştırmada öğretmenlerin kültürel değerlere duyarlı sınıf yönetiminde özyeterliklerinin yüksek olduğuldukları; kültürel değerlere duyarlı sınıf yönetimi yeterliklerinde cinsiyet, yaş, ikinci dil bilme, eğitim düzeyi, kıdem yılı, çalıştıkları kurum türü, çalışma şekli, sınıf mevcudunun anlamlı bir fark oluşturmadığı bulunmuştur. Anahtar sözcükler: Gelişime uygun uygulamalar, kültürel değerlere duyarlı, okul öncesi, sınıf yönetimi.

Süheyla Acar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuklar için felsefe programının okul öncesi dönemçocuklarının 21. yüzyıl becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada Çocuklar için Felsefe Programının okul öncesi dönem çocuklarının 21.yüzyıl becerilerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Nicel araştırma türlerinden kontrol gruplu yarı deneysel desende yapılan bu araştırma deney grubunda 17, kontrol grubunda 18 olmak üzere toplam 35 okul öncesi dönem çocuğu ile yürütülmüştür. Araştırma kapsamında deney grubuna 12 hafta süren 24 etkinlik uygulanmıştır. Kontrol grubu çocuklara ise herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Uygulama öncesi deney ve kontrol gruplarına öntest yapılmış, uygulama sonrası ise her iki gruba sontest yapılmıştır. 19 hafta sonra ise deney grubu çocuklara izleme testi uygulanmıştır. İlk olarak grupların özellikleri ve sosyo-demografik bilgilerini belirlemek amacıyla betimsel istatistikler kullanılmıştır. 5-6 Yaş Çocuklar için 21.yüzyıl Becerileri (DAY 2) Ölçeği'nden elde edilen öntest, sontest ve izleme testi puan verileri SPSS paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Gruplar arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek amacıyla bağımsız örneklemler t-testi uygulanarak deney ve kontrol gruplarının öntest ve sontest ölçümlerine ait puanları karşılaştırılmıştır. Her bir grubun zaman içerisindeki değişimlerini değerlendirmek amacıyla kontrol grubunda öntest ve sontest puanlarını karşılaştırmak için bağımlı örneklemler t-testi, deney grubunda ise öntest, sontest ve izleme ölçümlerini karşılaştırmak için tekrarlı ölçümler tek yönlü ANOVA testi tercih edilmiştir. Anlamlı farklılıkların tespit edildiği durumlarda pratik anlamlılığı belirlemek için Cohen d etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre deney grubu sontest puanlarında kontrol grubuna göre anlamlı bir artış olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Çocuklar için Felsefe Programı sonucunda, deney grubu sontest ve izleme testi puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı bir şekilde yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar literatürde yer alan araştırmalar doğrultusunda tartışılmış, uygulayıcı ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.

21. yüzyılBeceriOkul öncesi dönem+1
Çiçek Aytonğ
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin kültürel değerlere duyarlılıklarının incelenmesi (Ağrı-Isparta il örneği)

Bu araştırmada Ağrı ve Isparta illerinde görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin kültürel değerlere duyarlılıklarını incelemek amaçlanmıştır. Çalışma, nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada kullanıldığı karma desenli bir çalışmadır. Çalışmada nicel veri yöntemlerinden tarama yöntemi, nitel araştırma yöntemlerinden ise görüşme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı içerisinde Ağrı ve Isparta illerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmî ve özel okullarda görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise random yöntemle seçilen 328 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise amaçlı örnekleme yöntemi ile örneklemden seçilen 20 okul öncesi öğretmeni çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Kültürel Değerlere Duyarlı Öğretmen Rolleri Ölçeği ve Öğretmen Görüşme Formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistik ve fark analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen nicel bulgulara göre okul öncesi öğretmenlerinin kültürel değerlere duyarlılık düzeyleri yüksek ve çok yüksek olarak saptanmıştır. Ağrı'da görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin puan ortalamaları, Isparta'da görev yapan okul öncesi öğretmenlerinden daha yüksektir. Erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlerden daha yüksek ortalamaya sahip olduğu saptanmıştır. Her iki ilde de görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin bulundukları yerdeki görev süreleri, eğitim düzeyleri, görev yaptıkları yerleşim yerleri ve sınıf içi uygulamaları ile kültürel değerlere duyarlılık düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Nitel veriler, MAXQDA analiz programı yardımı ile analiz edilmiştir. Öğretmenlerin kültürleşmeye ilişkin görüşleri, farklılıklara saygı, kültürel tanıtım ve özkültür devamlılığı kavramları ekseninde şekillenmektedir. Nitel sonuçlara göre Ağrı ve Isparta'da görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin kültürleşme süreçlerinde aktif bir şekilde rol almaktadırlar. Her iki ilde de görev yapan öğretmenlerin büyük bir bölümü bütünleşme stratejisini benimsemişlerdir.

EğitimKültürKültürleşme+1
Miraç Çağrı Akalin
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sessiz kitap temelli yaratıcı drama etkinliklerinin okul öncesi dönemdeki çocukların duygusal bakış açısı alma becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada okul öncesi dönem çocuklarına yönelik hazırlanan sessiz kitap temelli yaratıcı drama etkinliklerinin okul öncesi dönem çocuklarının duygusal bakış açısı alma becerilerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak yürütülen bu çalışmada deney grubunda 12, kontrol 1 grubunda 12 ve kontrol 2 grubunda 12 olmak üzere toplam 36 okul öncesi dönem çocuğu yer almıştır. Araştırma kapsamında deney grubuna 6 hafta süren, toplam 24 etkinlik uygulanmıştır. Kontrol gruplarına herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Uygulama öncesi deney, kontrol 1 ve kontrol 2 gruplarına ön test yapılmış, uygulama sonrası ise üç gruba da son test yapılmıştır. Son test uygulamasından iki hafta sonra deney grubuna izleme testi yapılmıştır. Yapılan testlerden elde edilen veriler SPSS-25 paket programında analiz edilmiştir. Gruplar arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Kontrol gruplarında ön test ve son test puanlarını karşılaştırmak için bağımlı örneklemler t-testi, deney grubunda ön test, son test ve izleme ölçümlerini karşılaştırmak için tekrarlı ölçümler tek yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Tüm analizlerde anlamlılık düzeyi .05 olarak belirlenmiştir. Bu düzey elde edilen sonuçların istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığını değerlendirmek için temel ölçüt olarak kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre son test puanlarına bakıldığında deney grubunun son test puanı kontrol gruplarından yüksek çıkmış, ölçeğin mutlu- üzgün alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma saptanmıştır. Deney grubuna uygulanan izleme testi sonucunda, uygulanan sessiz kitap temelli yaratıcı drama etkinliklerinin kalıcı bir etki oluşturduğu saptanmıştır. Deney grubunda görülen etkinin ölçeğin tek boyutunda istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma göstermesi ve araştırmaya yönelik diğer sonuçlar, literatürde bulunan araştırmalar doğrultusunda tartışılmış, uygulayıcı ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.

Eda Yarar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TEOG, LGS ve PISA fen bilimleri sorularının analizi ve karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı, ülkemizde uygulanan ortaöğretime geçişte kullanılan TEOG ve LGS sınavlarında sorulan Fen Bilimleri sorularının ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üye ülkelerin katılımı ile uygulanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA ) kapsamında paylaşılan örnek Fen sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi (YBT)'nin iki boyutlu yapısına göre analizini yapmaktır. Bu araştırmada nitel yöntemlerden doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda 2016-2017 yılında uygulanan TEOG sınavında sorulan 20 Fen Bilimleri sorusu, 2017-2018 yılında uygulanan LGS sınavında sorulan 20 Fen Bilimleri sorusu ve 2015 yılında OECD tarafından yayınlanan örnek 95 Fen bilimleri sorusu iki program geliştirme alanında akademisyen ve bir uzman fen bilimleri öğretmeni tarafından YBT'ye göre analiz edilmiştir. Uzman görüşü alınarak da sınıflandırmanın son hali verilmiştir. Bulgulara göre TEOG sınavında sorulan Fen Bilimleri sorularının çoğunlukla YBT'nin bilgi boyutuna göre kavramsal bilgi ( %75), bilişsel süreç boyutuna göre ise anlama basamağında(%65) bulunduğu görülmüştür. LGS ve PISA sınavında sorulan Fen Bilimleri sorularının YBT'nin bilgi boyutuna göre çoğunlukla kavramsal bilgi basamağında, bilişsel süreç boyutunda ise üst düzey bilişsel basamak olarak kabul edilen çözümleme, değerlendirme ve yaratma basamaklarından sorular bulunduğu görülmüştür. Araştırmada TEOG sınavında sorulan Fen Bilimleri sorularının genel olarak kavramsal bilginin anlama basamağına ait oldukları, özellikle üst düzey bilişsel beceri gerektiren sorulara çok az yer verildiği ve LGS ve PISA sınav sorularının ise alt düzey becerilerin dışında üst düzey bilişsel becerileri de ölçmeleri bakımından birbirlerine benzerlik gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre gelecekte yapılacak merkezi ortak sınavlarda yer alacak Fen Bilimleri sınavlarında sorulacak soruların Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'nin basamaklarına daha dengeli olarak dağılması sağlanabilir; ayrıca daha üst düzey bilişsel beceri ölçmek adına açık uçlu sorulara yer verilebilir. Anahtar Kelimeler: TEOG sınavı fen bilimleri soruları, LGS fen bilimleri soruları, PISA fen bilimleri soruları, Yenilenmiş Bloom Taksonomisi.

Fen bilgisiFen bilgisi eğitimiLise giriş sınavları+5
Zeki Çakır
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematik derslerinde hayat bağlantılarının kullanımı konusunda ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşleri

Bu araştırmanın amacı, matematik derslerinde gerçek hayat bağlantılarının kullanımı konusunda ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşlerini araştırmaktır. Bu çalışma nitel bir çalışmadır. Bu çalışmanın örneklemini; 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında, Uşak ilinde görev yapan 56 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri "Matematik Eğitiminde Anket Çalışması" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Veriler kategorik olarak ayrılmış ve öğretmenlerin görüşleri çoktan aza doğru belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmenler bilgilerin kalıcılığını arttırdığı, öğrenci başarısına katkı sağladığını, matematiğe karşı olumlu tutumu ve problem çözme becerisini geliştirdiği, derslerde uygun örnek bulmada güçlük yaşadıklarını ve GME' nin zaman alıcılığı olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca araştırmaya katılan öğretmenler gerçek hayat bağlantılarının derslerde soyut genellemelerden önce kullanılması gerektiğini söylemişlerdir. Son olarak da öğretmenlerin çoğunun gerçek hayat bağlantılarını kullanma konusunda yeteri kadar donanımlı olmadığı görülmüştür. Bu çalışmanın sonuçlarının öğretmenlere, akademik çalışma yapan bilim insanlarına, üniversitelere, müfredat geliştiricilere ve Milli Eğitim Bakanlığı'na yol göstermesi hedeflenmektedir.

Branş öğretmenleriGerçek hayat bağlantılarıMatematik dersi+5
Hakkı Kaya
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okulöncesi velilerinin aile katılımını yordayan değişkenlerin incelenmesi

Temel amacı okulöncesi eğitimde aile katılımının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi olan bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli ile tasarlanmıştır. 21 madde ve 3 boyuttan oluşan Aile Katılım Ölçeği ve 360 okulöncesi çocuğun ebeveyninden toplanan veriler betimsel istatistikler, varyans testleri ve korelasyon analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda okul öncesinde aile katılımı düzeyinin her 3 alt boyutta da orta ve üzeri düzeyde olduğu saptanmıştır. En fazla aile katılımının ev temelli katılım alt boyutunda görüldüğü, en düşük katılımın ise okul temelli katılım alt boyutunda olduğu tespit edilmiştir. Okul öncesinde aile katılımı cinsiyet ve çocuk sayısı değişkenlerine göre farklılaşmazken, aile tipi, anne baba eğitim düzeyi, gelir düzeyi ve sosyo-ekonomik düzeye göre bazı boyutlarda anlamlı fark ve korelasyonlar tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında uygulamaya ve araştırmaya yönelik öneriler geliştirilmiştir.

Aile katılımıErken çocuk eğitimiOkul öncesi eğitim+2
Aslı Pınar Yakıcı
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokulda yazma güçlüğünün giderilmesi: Eylem araştırması

Bu araştırmanın amacı, ilkokul seviyesinde yazma güçlüğü yaşayan öğrencilerin bazı yöntem ve teknikler kullanılarak, yaşadıkları sorunun ortadan kaldırılmasıdır. Araştırmada eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırma boyunca veriler; görüşme tekniği, çalışma yaprakları, Çok Boyutlu Okunaklılık Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmaya Muş ilinde bir köy okulunda öğrenim gören ilkokul 2. sınıf öğrencileri içerisinden yazma güçlüğü sorunu yaşayan öğrenciler katılmıştır. Sınıfta yapılan teşhis sonucu yazma güçlüğü sorunu yaşayan 6 öğrenci ile katılımcı grup oluşturulmuştur. Uygulama süreçlerinde, araştırmacının okuma yazma öğretiminde yararlandığı etkinlikler, farklı illerde görev yapan sınıf öğretmenleri ve uzman görüşünün desteklediği çalışma yaprakları kullanılmıştır. Katılımcılarla yürütülen çalışma süresi toplam 53 ders saati süresi sürmüştür. Uygulamanın ilk 4 haftasında yazma becerisinin harf yazımı öğretimi üzerinde durulmuştur. Sonraki 4 haftalık süreçte kelime yazımı öğretimi tamamlanarak cümle yazımına geçilmiştir. Cümle yazımı öğretimi yaklaşık 4 hafta sürmüş ve tamamlanmasının ardından metin yazımı öğretimine geçilmiştir. Metin yazımı öğretim süreci yaklaşık 5 haftada tamamlanmıştır. Tüm bu öğretimlerde farklı yöntem ve tekniklerden yararlanılarak, anlatım zenginleştirilmiştir. Uygulanan öğretimlerin kalıcılığının olup olmadığını incelemek amacıyla, son çalışma yaprağının uygulanmasından 21 gün sonra, süreç başında teşhis amacıyla yaptırılmış olan çalışma yaprağı tekrar uygulanmıştır. Çok Boyutlu Okunaklılık Ölçeği kullanılarak veriler elde edilmiş ve değerlendirilmiştir. Araştırmacı tarafından, süreç boyunca uygulanan tüm çalışma yaprakları saklanmıştır. Yazma becerisinin her bir boyutundan sonra katılımcıların yapmış oldukları uygulama öncesi ve sonrası çalışmalar incelenmiştir. Bu detaylı inceleme sonucu, katılımcıların yazma güçlüklerinin giderilmesi konusunda gözle görülür bir artışın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca katılımcılara uygulanan kalıcılık belirleyici çalışma yapraklarında Çok Boyutlu Okunaklılık Ölçeğine göre elde ettikleri puanlar ile uygulama öncesi teşhis aşamasında çalışma yapraklarında Çok Boyutlu Okunaklılık Ölçeğine göre elde ettikleri puanlar karşılaştırıldığında, anlamlı bir artışın olduğu görülmektedir. Sonuç olarak, araştırma süreci boyunca uygulanan yöntem ve teknikler ile uygulamaların, katılımcıların yazma güçlüklerinin giderilmesinde olumlu katkı sağlamışlardır.

EğitimOkuma-yazma etkinliğiOkuma-yazma güçlüğü+5
Arda Karataş
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin hikâye yazma becerilerinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin hikâye yazma becerilerinin gelişimini incelemektir. Araştırmada nicel ve nitel desen kullanılmış; betimsel analiz, içerik analizi ve görüşme tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak hikâye yazma becerisini değerlendirme ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, kolay ulaşılabilir örneklem tekniği ile belirlenmiş ve iki farklı çalışma grubu oluşturulmuştur. Birinci çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Manisa ili Kula ilçesinde öğrenim gören 142 dördüncü sınıf öğrencisi, ikinci çalışma grubunu Kula ilçesinde dördüncü sınıf seviyesini okutma tecrübesine sahip 22 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada ilk olarak "Hikâye Yazma Becerisini Değerlendirme Ölçeği" geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçek ile öğrencilerin yazdıkları hikâyeler değerlendirilmiştir. Öğrencilerinin hikâye yazma düzeyleri beş üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulguları dikkate alındığında öğrencilerin hikâye yazma düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Dördüncü sınıf seviyesini okutma tecrübesine sahip öğretmenlerin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin hikâye yazma becerilerine ilişkin görüşleri belirlenmiştir. Öğretmen görüşleri belirlenirken tematik kodlama tekniğinden faydalanılmıştır. Öğretmen görüşleri; güçlü yönler, sevilen yönler, zorlanılan yönler, sevilmeyen yönler, hikâye yazmayı geliştirmek için yapılan etkinlikler ve değerlendirme ölçütü şeklinde altı kategoriye ayrılmıştır. Araştırma sonucunda; öğrencilerin hayal gücünü kullanmada güçlü olduğu, yazma becerisini geliştirmek için en fazla hikâye yazma etkinlikleri yapıldığı, yazılan hikâyeler değerlendirilirken yazım kuralları ve noktalama işaretlerinin uygulanması konularının dikkate alındığı belirlenmiştir. Çalışma grubundaki ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yazdıkları hikâyelerde, konu, ana karakter, zaman ve mekân tercihleri, öğrencilerin yazdıkları hikâyeler, betimsel analiz ile taranarak elde edilmiştir. Arkadaşlık ilişkileri, hayvan sevgisi, çalışkanlık, kavramları en çok kullanılan konulardır. Mekân unsuru olarak orman, ev, okul; zaman unsuru olarak yaz mevsimi, sabah, kış mevsimi kullanımı daha fazladır. Anahtar Kelimeler: Yazma, Hikâye, Ölçek Geliştirme

HikayeHikaye yazmaTürkçe eğitimi+3
Adem Yılmaz
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin bireysel yenilikçilik özellikleri ile derste teknoloji kullanımına yönelik eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin bireysel yenilikçilik özellikleri ile derste teknoloji kullanımına yönelik eğilimleri arasındaki ilişkinin farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini kolay ulaşılabilirlik yöntemi ile belirlenen 560 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcıların 341'i (%60.9) kadın; 219'u (%39.1) erkektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin bireysel yenilikçilik düzeylerini belirlemek için "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği", derste teknoloji kullanımına yönelik eğilim düzeylerini belirlemek için ise "Derste Teknoloji Kullanımına Yönelik Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca demografik veriler "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin bireysel yenilikçilik düzeyleri ile derste teknoloji kullanımına yönelik eğilimleri arasındaki ilişkinin incelemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) tekniği ve Tukey testi tekniği kullanılmıştır. Çalışma sonucunda sınıf öğretmenlerinin bireysel yenilikçilik ve derste teknoloji kullanımına ilişkin eğilim düzeylerinin yüksek olduğu ve değişkenler arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan, sınıf öğretmenlerinin bireysel yenilikçilik düzeylerinin cinsiyetlerine, mezun oldukları fakülteye ve bilişim teknolojileri ile ilgili bir hizmetiçi eğitime/seminere katılıp katılmamalarına göre farklılık göstermediği ancak yaşlarına ve bilişim teknolojileri konusunda kendilerini yeterli görüp görmemelerine göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Derste teknoloji kullanımına yönelik eğilim düzeylerinin ise cinsiyetlerine, bilişim teknolojileri konusunda kendilerini yeterli görüp görmemelerine ve bilişim teknolojileri ile ilgili bir hizmetiçi/seminer eğitime katılıp katılmamalarına göre farklılık göstermediği ancak yaşlarına, mezun oldukları fakülteye ve yeniliği benimseyen kategorilerine göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili alan yazın ışığında tartışılarak, gelecekte gerçekleştirilebilecek araştırmalara önerilerde bulunulmuştur.

Bilişim teknolojisiBireysel yenilikçilikEğitim teknolojisi+4
Yalçın Atlı
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik tutumları ile özyeterlik düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi (Uşak ili örneği)

Bu araştırmanın amacı Uşak İli Örneğinde Sınıf Öğretmenlerinin Fen Bilimlerine ve Öğretimine Yönelik Tutumlarıyla Özyeterlilik İnançları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bunun yanında bazı bağımsız değişkenlere gore (yaş, cinsiyet, vb) tutumlar ve özyeterlilik inançlarına bakılmıştır. Ayrıca tutumlar ve özyeterlik arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı gözden geçirilmiştir. Araştımanın amacı doğrultusunda Türkmen (1999) tarafından Türkçeye uyarlanan Fen Öğrenimi ve Fen Öğretimi Tutum Ölçeği ve Özkan, Tekkaya ve Çakıroğlu (2002) tarafından Türkçeye uyarlanmış olan Fen Öğretimi Özyeterlik Ölçeği'nden oluşan anket formu; Uşak il merkezinde görev yapan gönüllü 331 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Araştırmadan ulaşılan sonuçlar istatistiksel paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik olumlu tutumlar içerisinde oldukları ve fen öğretimi özyeterlik düzeylerinin ortalamanın üzerinde olumlu olduğu belirlenmiştir. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin cinsiyetlerine, yaşlarına, hizmet sürelerine ve eğitim durumlarına göre fen öğrenimi ve öğretimine yönelik tutumlarında anlamlı farklılıkların olmadığı belirlenmiştir. Fen öğretimine yönelik özyeterlik inanç düzeylerinin ise yaşlarına ve hizmet sürelerine göre farklılık göstermediği, eğitim durumlarına göre ise anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri öğrenimine yönelik tutumları ile fen öğretimi özyeterlik inançları arasında istatistiksel açıdan negatif yönlü %19(r=0.19) düzeyinde düşük anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Fen Bilimi, Fen Bilimi Öğretimi, Tutum ve Özyeterlilik.

Fen bilgisiFen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimi+6
Deniz Akkaya Semiz
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kenmotsu finsler manifoldlarında bazı eğrilik özellikleri

Bu tezde, Kenmotsu Finsler manifoldlarının eğrilikleri analiz edilmiştir. Giriş bölümünde Kenmotsu manifoldlar ve Finsler uzayı üzerine tarihsel hatırlatmalar sunulmuştur. Kavramsal çerçeve kısmında bu çalışma için gerekli olan temel kavramlar tanıtılmıştır. Bunun yanı sıra vektör demetleri üzerinde hemen hemen Kenmotsu Finsler yapılar ele alınmıştır. Sonrasında, Kenmotsu Finsler manifoldlarının Weyl projektif, M-projektif, conformal ve quasi-conformal eğrilik tensörleri tanımlanmış ve bazı eğrilik özellikleri incelenmiştir. Bu bağlamda, Weyl projektif ve M-projektif olarak flat, ξ-M-projektif flat, lokal olarak φ-M-projektif simetrik, M-projektif semi-simetrik, φ-M-projektif flat, quasi-M-projektif flat ve W(X^H,Y^H ).M=0 koşulunu sağlayan Kenmotsu Finsler manifoldları çalışılmıştır. İlaveten,C(X^H,Y^H ).M=0, W(ξ^H,Y^H ).K ̃=0 ve C(ξ^H,Y^H ).K ̃=0 eşitliklerini sağlayan Kenmotsu Finsler yapıları incelenmiştir. Son bölümde elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir.

EğrilerEğrilikKenmotsu manifold+3
Mehmet Dayan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yaratıcı drama yöntemleriyle oluşturulmuş yazma çalışmalarının öğrencilerin yazma kaygısı, yazmaya yönelik tutumu ve yazma öz yeterliğine etkisi

Bu araştırma, yaratıcı drama teknikleriyle oluşturulan yazma çalışmalarının ilkokul öğrencilerinin yazma kaygısı, yazma öz yeterliği ve yazmaya yönelik tutumlarına etkisini ve öğrenciler ile öğretmenlerin bu sürece yönelik görüşlerini ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Karma yöntemin ilk aşamasında tek gruplu ön test-son test modeli türünde deneysel bir çalışma yapılmıştır. İkinci aşamasında ise uygulama yapılan gruptan ve öğretmenden açık uçlu form aracılığıyla sürece yönelik görüşleri alınmıştır. Araştırma örneklemi gelişigüzel örnekleme türünde olup, Manisa ili Salihli ilçesinde bulunan bir ilkokulun 4. Sınıf öğrencileridir. Çalışma grubundaki öğrenci mevcudu 15'i kız 7'si erkek toplam 22'dir. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, Güneş, Kuşdemir ve Bulut (2017) tarafından geliştirilen yazma öz yeterlik ölçeği, Daly ve Miller (1975) tarafından geliştirilen Özbay ve Zorbaz (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan yazma kaygısı ölçeği, Susar (2009) tarafından geliştirilen yazmaya yönelik tutum ölçeği ve açık uçlu form kullanılmıştır. Toplanan veriler bilgisayar ortamına aktarılmış, yazma öz yeterlik, yazma kaygısı, yazmaya yönelik tutum ortalamaları ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Öğrencilerin ön test puanları ile bağımsız değişkenlerin karşılaştırılması için bağımsız gruplar için t testi kullanılmış ancak verilerin normal dağılım göstermemesinden dolayı non-parametrik test olan Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Öğrencilerin okunan kitap sayısı ile bağımsız değişkenlerin ilişkisi için ise Spearman Brown korelasyon katsayısı tekniği kullanılmıştır. Öğrencilerin denel işlemler öncesi ön test puanları ile denel işlemler sonrası son test puanları arasında fark olup olmadığının test edilmesi amacıyla non parametrik test olan Wilcoxon testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda yaratıcı drama teknikleriyle oluşturulan yazma çalışmalarıyla öğrencilerin yazma kaygısı, yazma öz yeterliği ve yazmaya yönelik tutum ön test-son test ortalamaları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Ayrıca okunan kitap sayısı ile yazma kaygısı, yazma öz yeterliği ve yazmaya yönelik tutum arasında orta düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel bölümünde ise öğrencilerin sürece yönelik görüşleri, keyif alma durumları, değişim ve öneri temaları altında toplanmıştır.

Türkçe eğitimiYaratıcı dramaYazma alışkanlığı+6
Metin Özber
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitimde tekerleme ve sayışmacaların kullanımının incelenmesi

Bu araştırma, okul öncesi eğitimde tekerleme ve sayışmacaların kullanımının çeşitli yönlerden incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada, nitel araştırma modellerinden "durum deseni" kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları amaçlı ve kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemine göre seçilmiştir. Çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Kütahya ili Tavşanlı ilçesinde bulunan okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 741 çocuk ve bu çocukların öğretmeni olan 47 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında incelenen veriler; Okul Öncesi Öğretmeni Görüşme Formu ve Çocuk Görüşme Formu olmak üzere yarı yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla toplanmıştır. Veri toplama süreci, çalışma grubunun seçilmesinin ardından 5 aşamada gerçekleştirilmiştir. Bunlar: "görüşme formlarının hazırlanması, araştırma izni, öğretmenlerle görüşme, öğrencilerle görüşme, sınıf kitaplıklarının taranması" şeklindedir. Öğretmen ve çocuklarla yapılan görüşmeler bizzat araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu süreçte araştırma gözlem notları alınmıştır. Araştırmada yer alan veriler betimsel analiz ve içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde okul öncesi sınıf ve okul kitaplıklarında sayışmaca içeren kitabın olmadığı, tekerleme içeren kitap sayısının ise yetersiz olduğu; tekerleme ve sayışmacaları kullanmada öğretmenlerin tercih ettikleri yöntemlere bakıldığında; genellikle tekrar yönteminin kullanıldığı, öğretmenlerin büyük kısmının tekerleme ve sayışmacalara internet üzerinden ulaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan okul öncesi öğretmenlerinin büyük kısmı tekerleme ve sayışmacalar yönüyle kendilerini yetersiz bulduğunu beyan etmiş; hatta bazıları tekerlemelerden ve sayışmacalardan ziyade şarkılara yöneldiğini belirtirken bazıları da tekerlemeler için yeterince vakit olmadığını dile getirmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin büyük kısmı, okul öncesi öğretim programının tekerleme ve sayışmacaları yeterince desteklemediğini ifade etmiştir. Çalışma grubundaki çocukların az sayıda tekerleme bildiği tespit edilmiştir. Araştırmada çocukların tekerleme ve sayışmacaları en çok annelerinden daha sonra ise öğretmenlerinden öğrendiği belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada okul öncesi eğitimde kullanılmak üzere hazırlanan örnek tekerleme ve sayışmaca listesi yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Tekerlemeler, Sayışmacalar, Okul Öncesinde Dil Gelişimi

Dil gelişimiOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+2
Eda Gülsüm Ukay
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anlatım stilleri ile okuduğunu anlama ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, anlatım stilleri ile okuduğunu anlama ilişkisinin incelenmesidir. Araştırmaya Afyonkarahisar ilinin merkez beldesindeki bir ilkokulun dördüncü sınıfında öğrenim görmekte olan 20 öğrenci katılmıştır. Araştırmada deneysel yöntemlerden tek grup ön test son test zayıf deneysel desen modeli kullanılmıştır. Çalışmada veri çeşitliliğini sağlamak için nicel verilerle birlikte nitel veriler toplanmış olup nitel araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmada öğrencilerden okudukları kitabı kendi belirledikleri bir anlatım stiliyle anlatmaları istenmiştir. Araştırma süresince veriler; araştırmacı günlüğü, araştırmacı gözlemleri ve notları, öğrenci ürünleri, öğretmen, öğrenci ve veli yarı yapılandırılmış görüşme formu, fotoğraf ve ses kayıtları, Okuduğunu Anlama Başarı Testi ve Okuduğunu Anlama Başarı Kalıcılık Testi aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın uygulama süreci on iki hafta sürmüştür. Çalışmada öğrencilerin kullandıkları anlatım stili sayısı ve okudukları kitap sayfa sayılarıyla elde edilen veriler Betimsel İstatistik, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Tukey Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Ön test, son test ve kalıcılık testi arasında anlamlı farklılıkların olup olmadığını belirlemek amacıyla Bağımlı (İlişkili) Gruplar t Testi uygulanmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde Betimsel analiz yapılmıştır. Çalışma sonunda öğrencilerin Sözlü Anlatım, Özet Çıkarma, Görsel Anlatım, Şiir Yazarak Anlatma, Soru Cevap, Test Hazırlama, Akrostiş, Şarkı Söyleme ve Pandomim anlatım stillerini kullandıkları tespit edilmiştir. Öğrenciler tarafından en çok kullanılan anlatım stili Sözlü Anlatım olurken en az kullanılan anlatım stili Akrostiş olmuştur. Öğrencilerin okuduğu kitabı istediği anlatım stiliyle anlatmasının öğrencilerin kendi anlatım stillerini, okuma ve okuduğunu anlama becerilerini geliştirdiği, öğrencilerde okuma isteği ve alışkanlığı oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anlatım stili, Okuduğunu anlama, Okuma alışkanlığı

AnlatımAnlatım stiliOkuma alışkanlığı+2
Uğurtan Aslan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Grafik düzenleyicilerin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerine katkısı

Bu araştırma, "Grafik düzenleyicilerin okuduğunu anlama becerisinin gelişimine katkısı nedir?" sorusuna cevap aramaktır. Araştırmada karma model ve eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Uşak il merkezindeki ilkokul dördüncü sınıfa devam eden 28 öğrenciden oluşmaktadır. Örneklem seçim tekniği olarak kolay ulaşılabilir örneklem tekniği belirlenmiştir. Nicel veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan çalışma kâğıtları ile elde edilmiştir. Hazırlanan bu çalışma kâğıtları, ön test, son test ve kalıcılık testi olarak kullanılmıştır. Nitel veriler ise "Grafik Düzenleyicileri İlköğretim Dördüncü Sınıf Öğrencilerinin Okuduğunu Anlama Becerilerine Katkısı" adlı görüşme formu ile toplanmıştır. Uygulama, haftada iki saat olmak üzere, 10 hafta sürmüştür. Araştırmanın birinci alt problemi için elde edilen veriler, bağımlı gruplar t-testi ile ikinci alt problemi için elde edilen veriler ise içerik analizi ve tematik kodlama yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmanın ön test ve son test puanları arasında, 29,64 puanlık bir atış görülmektedir. Bu artış manidar bir artıştır. 10 haftalık bir uygulama sonunda, çalışma grubunun puanın düşük düzeyden, iyi düzeye çıkması, grafik düzenleyicilerle okuduğunu anlama çalışması uygulamasının, anlama becerilerine katkı sağlamıştır demek yanlış olmaz. Uygulamanın kalıcı yönünün yüksek olduğu söylenebilir. Çalışma grubundakilerin tamamına yakını uygulamayı beğendiklerini ve faydalı bulduklarını; bu uygulamaların Türkçe derslerinde kullanılmasını istediklerini belirtmişlerdir. Çoğu, okumaya ilişkin olumlu tutum değişikliğine sahip olduklarını söylemişlerdir. Anahtar kelimeler: Okuma, okuma stratejileri, anlama, grafik düzenleyiciler, ilkokul

Grafik düzenleyicilerOkumaOkuma stratejileri+2
Kübra Yüzgeç
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin yaratıcı hikâye yazma becerilerinin geliştirilmesi

Bu araştırma, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin yaratıcı hikâye yazma becerilerini geliştirmek amacıyla yapılmaktadır. Araştırmada eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Uşak il merkezinde öğrenim görmekte olan, 29 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılar, amaçlı örneklem tekniği ile belirlenmiştir. Araştırmanın nicel verileri, "ön test-son test ve kalıcılık testleri" ile elde edilmiştir. Nitel veriler ise "ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin yaratıcı hikâye yazmaya ilişkin görüşlerini belirleme formu" ve araştırmacının uygulama sürecindeki gözlem notlarından oluşmaktadır. Uygulama haftada iki gün olmak üzere on üç hafta sürmüştür. Her hafta iki etkinlik uygulaması yapılmış olup toplamda yirmi altı etkinlik uygulanmıştır. Uygulama öncesinde araştırmacı tarafından öğrencilere boş bir kâğıt verilerek bir hikâye yazmaları istenmiştir. Uygulama sürecinden sonra da aynı işlem son-test için yapılmıştır. Öğrencilerin hatırlama düzeylerini belirlemek adına son-testten 21 gün sonra kalıcılık testi uygulanmıştır. Sonrasında öğrencilerin uygulamaya ilişkin görüşlerine başvurulmuştur. Tüm süreç araştırmacı tarafından gözlemlenmiş ve bu gözlem notları araştırmacı tarafından kaydedilmiştir. Araştırmanın birinci ve ikinci alt problemi için elde edilen nicel veriler, bağımlı gruplar t-testi ile belirlenmiştir. Üçüncü alt problemi için elde edilen nitel veriler ise içerik analizi ve tematik kodlama yolu ile elde edilmiştir. Dördüncü alt probleme ilişkin veriler ise paragraflar halinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda, öğrencilerin ön test puanlarına göre son test puanlarında anlamlı bir artışın olduğu görülmektedir. Bu artışın kalıcı olduğunu söylemek mümkündür. Araştırmanın nitel verileri, nicel verilerle uyumludur. Öğrenciler görüşme sırasında, uygulamadan keyif aldıklarını, uygulamayı beğendiklerini ve faydalı bulduklarını, yaratıcı hikâye yazmaya karşı olumlu tutum geliştirdiklerini belirtmişlerdir. Sonuç olarak uygulamanın öğrencilerin yaratıcı hikâye yazma becerilerinin gelişimine katkı sağladığı söylenebilir. Anahtar kelimeler: Yaratıcılık, Yazma, Hikâye, Yaratıcı Yazma, Yaratıcı Hikâye Yazma

Hikaye yazmaYaratıcı yazmaYaratıcılık+3
Yıldız Karataş
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul öğrencilerinde akran zorbalığının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma, ilkokul öğrencilerinin okulda akran zorbalığına maruz kalma düzeylerinin belirlenmesi ve zorbalığa maruz kalma düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, televizyon izleme süresi, tablet ve cep telefonu kullanım süresi bakımından incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim döneminde Ege Bölgesi'nde bir ilde öğrenim görmekte olan 282 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve Çınkır ve Karaman-Kepenekçi (2003) tarafından geliştirilen "Okullarda Şiddet/Zorbalık" adlı ölçek kullanılmıştır. Ölçekte yer alan maddelerin her birine ilişkin cevapların yüzde ve frekans değerleri hesaplanmıştır. Zorbalığa maruz kalma düzeyi ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir fark olup olmadığının belirlenmesi için bağımsız gruplar t testi; sınıf düzeyi ile bir fark olup olmadığının belirlenmesi için ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Öğrencilerin televizyon izleme ve cep telefonu-tablet ile geçirdikleri süre ile zorbalığa maruz kalma düzeyi arasındaki ilişkinin belirlenmesi için ise korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Bulgular incelendiğinde öğrencilerin okulda %41 düzeyinde zorbalığa maruz kaldıkları, en fazla karşılaştıkları zorba davranış türünün ise sözel zorbalık olduğu görülmüştür. Ulaşılan sonuçlara göre fiziksel zorbalık kategorisinde itme, saç ve kulak çekme; sözel zorbalık kategorisinde ad takma ve alay etme; duygusal zorbalık kategorisinde ise gruptan dışlamak ve küçük düşürme akranlar arasında daha sık görülen davranışlar olarak tespit edilmiştir. Bütün zorbalık türlerinde erkek öğrenciler kız öğrencilere ve 4. sınıf öğrencileri diğer sınıf düzeylerine kıyasla akran zorbalığına daha fazla maruz kalmaktadır. Televizyon izleme süresi ile zorbalık türleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilemezken cep telefonu-tablet ile geçirilen süre ve zorbalık türleri arasında pozitif yönlü yüksek ilişkiler tespit edilmiştir.

Akran zorbalığıİlkokullarİstenmeyen öğrenci davranışı
Ali Demircioğlu
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde ebeveyn-çocuk ilişkisi ve çocukların psikolojik iyi oluşu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada okul öncesi dönemde ebeveyn-çocuk ilişkisi ve çocukların psikolojik iyi oluşu arasındaki ilişkinin aileye ve çocuğa ilişkin değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında ebeveynlerin ve öğretmenlerin değerlendirmelerine yer verilmiştir. Araştırmanın örneklemini Türkiye genelindeki resmi veya özel kreş, anasınıfı ve anaokullarında eğitim gören 3-6 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Çalışmadaki veriler "Ebeveyn ve Çocuk Kişisel Bilgi Formu'', "Öğretmen Kişisel Bilgi Formu'', "Çocuk-Anababa İlişki Ölçeği'' ve "Okul Öncesi Çocuklar İçin Sosyal Duygusal İyi Oluş ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği/PERİK'' ile toplanmıştır. Sonuçlar, çocuğun yaşı, cinsiyeti ve kardeş sayısı değişkenleri ile çocukların PERİK Ölçeği puanları arasında anlamlı bir fark olduğunu göstermektedir. Kızların ve erkeklerin PERİK Ölçeğinin Duygusal İstikrar/Stresle Başa Çıkma boyutundaki puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark görülmüştür. 6 yaşındaki çocukların PERİK Ölçeği puanlarının en yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Kardeş sayısı arttıkça PERİK Ölçeği'nden alınan toplam puanların azaldığı görülmüştür. Ele alınan değişkenler ile ebeveyn-çocuk ilişkisi puanları arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Sonuçlar, çocukların ebeveynleriyle olan ilişkisi ve psikolojik iyi oluşları açısından değerlendirilmiş; politika yapıcılara, araştırmacılara ve ailelere öneriler sunulmuştur.

Aile içi ilişkilerEbeveyn-çocuk ilişkisiOkul öncesi eğitim+4
Burçin Özoğul
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eleştirel okuryazarlık sürecinin kültürel açıdan karma ilköğretim 4. sınıf öğrencilerinin kültürlerarası yeterliliklerine etkisi

Bu araştırmada, ilköğretim 4. sınıf öğretim programında yer alan İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi dersi kapsamında, geçici koruma altında bulunan Suriyeli öğrencilerin de öğrenim gördüğü bir şubede gerçekleştirilen barış, eşitlik ve mültecilik deneyimi kavramlarına dair eleştirel okuryazarlık süreci değerlendirilmiş ve bu sürecin öğrencilerin kültürlerarası yeterliliklerine olan yansıması belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, öğrencilerin uygulama öncesinde ve sonrasında barış, eşitlik ve mültecilik kavramlarına dair algılarını yansıttıkları resimlerin analizine odaklanmış ve öğrencilerin varsayılan kültürlerarası yeterliliklerinin resimlere etkileşim, iletişim ve konumlandırma açılarından nasıl yansıtıldığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara ili, Mamak ilçesinde bulunan bir ilköğretim okulunda, 4. sınıfın bir şubesine devam eden kültürel açıdan karma öğrenciler ve sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışma grubu benzeşik amaçlı örneklem yoluyla seçilmiştir. Araştırmada sınıf öğretmeni için hazırlanan Kültürlerarası Yeterlilik Gözlem Formu ve yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile saha notları, eleştirel okuma gözlem formu, öğrenci ürünleri ve uzman görüşü veri çeşitlemesi amacıyla kullanılmıştır. Araştırmada eleştirel okuma sürecinin iki kültüre ait öğrencilerin aralarındaki empati, tolerans ve saygı duygusunu arttırdığı, sürecin sonunda öğrencilerin daha fazla iletişim kurmaya, etkileşimde bulunmaya başladıkları, Suriyeli öğrencilerin iletişim ve uyum, aidiyet konularında ilerleme kaydettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin kültürlerarası yeterlilik bağlamında etnomerkezci düzeyden etnorelativist düzeye doğru bir geçiş izledikleri belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: : ilkokul, kültürel olarak karma sınıf, eleştirel okuryazarlık, kültürlerarası yeterlilik, sosyal uyum

Eleştirel okuryazarlıkGöçmenlerKültürel yetkinlik+6
Tuğçe Hitit
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Somut işlemler dönemindeki farklı yaştaki çocukların sosyal bilimlerde bilimsel akıl yürütme özellikleri

Bu çalışmada, somut işlemler döneminde olduğu kabul edilen farklı yaştaki çocukların sosyal bilimlerde bilimsel akıl yürütme özelliklerinin ne olduğunun derinlemesine incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın yaklaşımı nitel araştırma yaklaşımı ve yöntemi ise durum çalışması olarak belirlenmiştir. 7-11 yaşları arasında toplam 45 öğrenci ile yürütülen çalışmada görüşme ve gözlem yöntemleri ile veri toplanmıştır. Görüşmelerde sosyal bilimlerde hazırlanan iki düşünme deneyine bağlı görüşme sorularından oluşan yarı yapılanmış görüşme formu ve gözlem formu kullanılarak veri toplanmıştır. Betimsel analizle elde edilen veriler incelendiğinde 7-11 yaş aralığındaki her yaş grubunda dört bilimsel akıl yürütme yöntemi özellikleri de değişen kişi ve oranlarda görülmüştür. Abdüktif akıl yürütme özellikleri 7 yaştan 9 yaşa kadar yüksek ve orta düzeylerde görülürken 10 yaş ve 11 yaş çocuklarında yüksek, orta ve düşük düzeyde görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca tümevarım akıl yürütme özellikleri 7 yaştan 11 yaşa kadar olan tüm yaş gruplarında orta ve düşük düzeyde görülürken hipotetik tümdengelim ve tümdengelim akıl yürütme yöntemi özelliklerini tüm yaş gruplarında düşük düzeyde görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte Piaget'nin bilişsel gelişim kuramında yer alan gelişim dönemlerine girme ve tamamlama yaşlarının kültürden kültüre hatta aynı kültür içinde değişebileceği varsayımına karşın küçük çalışma grubumuzun genel durumuna bakıldığında işlem öncesi dönem özelliklerinin 9 yaşına kadar yüksek düzeyde devam etmesi ve somut işlemler dönemi özelliklerinin yüksek düzeyde görülmemesi somut işlemler döneminin 9 yaş civarında başladığını düşündürmektedir. Ancak son yaş grubumuz olan 11 yaşındaki çocuklar halen orta ve düşük düzeyde somut işlemler dönemi özellikleri gösterdikleri için soyut işlemler dönemine geçişinin yaşı ile ilgili yorum yapmak mümkün olmamıştır.

Akıl yürütmeBilimsel bilgiBilimsel düşünce+3
Öznur Tunalı
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Argümantasyon tabanlı bilim öğrenme yaklaşımının dördüncü sınıf öğrencilerinin fen başarısına, araştırma ve bilimsel yazma becerilerine etkisi

Bu araştırmanın temel amacı Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğrenme (ATBÖ) yaklaşımının dördüncü sınıf öğrencilerinin fen başarısına, araştırma ve bilimsel yazma becerilerine olan etkisini incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı da öğretmenin ve öğrencilerin ATBÖ yaklaşımına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmada karma yöntemlerden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda ön test - son test eşleştirilmiş kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılırken nitel boyutunda yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara'nın merkezinde yer alan bir devlet ilkokulunda öğrenim görmekte olan iki farklı şubeye ait 47 öğrenci ile bu öğrencilerin sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırma kapsamında yapılan çalışmalar toplamda 25 haftayı kapsamıştır. Uygulama grubunda Maddenin Özellikleri, Aydınlatma ve Ses Teknolojileri, İnsan ve Çevre ile Basit Elektrik Devreleri ünitelerinde ATBÖ yaklaşımına dayalı öğretim yapılırken karşılaştırma grubunda aynı ünitelerde öğretmenin mevcut yöntemlerine dayalı öğretim gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel veriler Fen Başarı Testleri, Araştırma Becerisi Testi ve Bilimsel Yazma Becerisi Puanlama Anahtarı kullanılarak; nitel veriler ise öğretmen ve öğrencilerle ATBÖ uygulama sürecine yönelik yapılan yarı-yapılandırılmış görüşmeler ile elde edilmiştir. Nicel veriler bağımsız örneklem t-testi ile analiz edilirken nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular ATBÖ yaklaşımına dayalı uygulamaların öğrencilerin fen başarısını, araştırma ve bilimsel yazma becerilerini geliştirme konusunda mevcut yöntemlere kıyasla daha etkili olduğunu göstermiştir. Öğretmen ve öğrencilerin ATBÖ yaklaşımı ile ilgili olumlu görüşlere sahip oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca süreç ilerledikçe ATBÖ yaklaşımının olumlu etkilerinin arttığı ve uygulama sürecinde karşılaşılan zorlukların azaldığı sonucuna varılmıştır.

Araştırma davranışıArgümantasyonArgümantasyon tabanlı bilim öğrenme+5
Aysun Tekindur
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

5-6 yaş çocuklarına yönelik tasarlanan eğitsel dijital oyunun yürütücü işlev becerilerine etkisi

Araştırmanın amacı, okul öncesi dönem 5-6 yaş grubu çocuklarının yürütücü işlev becerilerine yönelik bir eğitsel dijital oyun tasarımının yapılması ve tasarlanan oyunun çocukların yürütücü işlev becerilerine etkililiğinin ortaya konulmasıdır. Bu kapsamda araştırma iki aşamalı olarak yürütülmüştür. Birinci aşamada, 5-6 yaş grubu çocukların yürütücü işlev becerilerini desteklemeye yönelik bir eğitsel dijital oyun tasarlanmıştır. İkinci aşamada, tasarlanan eğitsel dijital oyunun yürütücü işlev becerileri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desende yürütülmüştür. Çalışma grubu oluşturulurken amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının belirlenmesinde Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlevler Envanteri (ÇDYİE) (Childhood Executive Function Inventory) kullanılmıştır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak "Yürütücü İşlevler Bataryası- Bilgisayar Donanımlı Dokunmatik" kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarında bulunan çocukların yürütücü işlev becerilerine ilişkin ölçeklere ait öntest ve sontest ölçümlerinden aldıkları puanların ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık olup olmadığını görmek amacıyla normallik testi yapılmıştır. Veriler normal dağılım gösterdiği için ANCOVA testi ile verilerin analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda çalışma belleği, bilişsel esneklik ve engelleyici kontrol bileşenleriyle yürütücü işlev becerilerine yönelik tasarlanan 'Benim Mutlu Çiftliğim' adlı eğitsel dijital oyunun çocukların yürütücü işlev becerileri üzerinde anlamlı bir farklılığa yol açtığı görülmüştür. Bu bulgu ile birlikte tasarlanan eğitsel dijital oyunun çocukların yürütücü işlev becerileri üzerinde olumlu ve önemli bir etkiye sahip olduğu ortaya koyulmuştur.

Eğitsel oyunlarEğitsel tasarımOkul öncesi eğitim+5
Sibel Karabekmez
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem çocukların oyun becerileri ile ebeveyn-çocuk ilişkileri ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-72 aylık çocukların oyun becerileri ile ebeveyn-çocuk ilişkileri ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişki incelenecektir. Araştırmanın örneklemi belirlenirken; süreci ve uygulamayı kolaylaştırmak, zamandan tasarruf etmek için ilk aşamada Ankara'daki ilçeler, ikinci aşamada ilçelerdeki okullar seçkisiz olarak sıralanmıştır. Belirlenen sıraya göre okullara gidilerek ölçekler dağıtılmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın örneklemini, Ankara ilinde okul öncesi eğitime devam eden 477 çocuğun ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları Çocuk Aile Bilgi Formu, Oyun Becerileri Değerlendirme Ölçeği, Ebeveyn-Çocuk İlişkisi Ölçeği ve Ebeveyn Tutum Ölçeği'dir. Araştırma sonucunda; elde edilen verileri istatiksel olarak analiz etmek için parametrik testlerden Bağımsız Gruplar T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılırken; non- parametrik testlerden Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucuna göre; ebeveynlerin demokratik ve aşırı koruyucu tutumları arttıkça çocukların oyun becerileri artmakta, otoriter tutumları arttıkça çocukların oyun becerileri azalmaktadır. Araştırmanın diğer bir sonucu ise, çocukların ebeveynleri ile yakın ilişkileri arttıkça oyun becerileri artmakta, çocuğun ebeveyni ile olan çatışması oyun becerilerini düşürmektedir. Yanı sıra, oyun beceri puanlarındaki değişkenliğin %19.2'si ebeveyn-çocuk ilişkisi ve ebeveyn tutumlarıyla açıklanmaktadır. Demokratik ve yakınlık alt boyutları çocukları oyun beceri puanlarını istatiksel olarak pozitif yönde ve anlamlı olarak yordamaktadır.

Ana-baba tutumuEbeveyn-çocuk ilişkisiOkul öncesi dönem+3
Dilem Filiz
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

4-7 yaş çocukları için örüntü becerileri ölçeğinin geliştirilmesi ve örüntüye ilişkin öğretmen uygulamalarının incelenmesi

Bu çalışmada 4-7 yaş aralığındaki çocukların örüntü becerilerini belirlemek için ölçme aracı geliştirmek ve okul öncesi öğretmenlerin örüntü becerilerine ilişkin uygulamalarını belirlemek amaçlanmaktadır. Çalışma iki aşamalı olarak yapılmıştır. Birinci aşamada ölçek geliştirmek için tarama yöntemi kullanılmıştır. İkinci aşamada ise nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Ölçek geliştirme çalışmasında 572 çocuktan veri toplanmıştır. Nitel araştırmanın çalışma grubunu 27 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Ölçek geliştirme çalışmasında uygun ve kartopu örnekleme kullanılarak veri toplanmıştır. Nitel araştırma için çalışma grubunun oluşturulmasında ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Verilerin analizlerinde Microsoft Office Excel, Factor 12, Lisrel 9.1 ve IBM SPSS Statistics 24 paket programı kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenleriyle yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla görüşme tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Verilerin analizinde MAXQDA programı aracılıyla içerik analizi kullanılmıştır. Ölçek geliştirmede görüş geçerliği için uzmanlardan görüş alınmış, kapsam geçerliği için Lawshe tekniği, yapı geçerliğini sağlamak için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Güvenirlik çalışmaları kapsamında Cronbach's Alpha, KR-20 iç tutarlık katsayıları hesaplanmış ve iki yarı test güvenirliği yapılmıştır. Madde analizi kapsamındaysa madde güçlüğü ve çift serili korelasyon testleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda 4 boyut 19 maddeden oluşan, Cronbach's Alpha değeri 0,87 olan geçerli ve güvenilir bir örüntü becerileri ölçeği geliştirilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin örüntü becerisini kazandırırken sadece tekrarlayan örüntü türünde çalışmalar yaptıkları belirlenmiştir. Öğretmenler örüntü becerilerini kazandırma sürecinden fazla gösterip yaptırma yöntemini ve soru-cevap tekniğini kullanmaktadır. Okul öncesi öğretmenlerinin örüntüyü devam ettirme, kopyalama ve örüntüdeki eksik parçayı bulma becerilerine daha sık yer verdiği tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerinin büyük çoğunluğunun örüntü becerilerini kazandırma sürecinde sınıfta herhangi bir düzenleme yapmadıkları sonucuna ulaşılmıştır.

BeceriOkul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenler+5
Ensar Yıldız
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul öğrencilerinin okuma becerilerini geliştirmeye yönelik sınıf öğretmenlerinin sahip olması gereken yeterlikler

Bu araştırmanın amacı, ilkokul öğrencilerinin okuma becerilerini geliştirmeye yönelik sınıf öğretmenlerinin sahip olması gereken yeterliklerin ortaya çıkarılması ve bu yeterliklere yönelik uzmanlar arasında görüş birliğinin olup olmadığının belirlenmesidir. Değiştirilmiş Delphi tekniği ile yürütülen bu araştırma; görüşmelerin gerçekleştirilmesi ve literatür incelemesi yapılması, I. Delphi anketinin uygulanması ve II. Delphi anketinin uygulanması olarak üç aşamadan oluşmuştur. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme formu ve Delphi anketleri veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; on beş öğretim elemanı ve beş sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Görüşmeler sonucunda elde edilen nitel veriler betimsel analize tabi tutulmuştur. Delphi anketlerinden elde edilen verilerin analizinde ise ortalama, standart sapma, ortanca, yüzde, çeyreklik, çeyreklikler arası fark ve bağıl değişkenlik katsayısı kullanılmıştır. Görüş birliği tanımında ortanca, çeyreklikler arası fark, yüzdelik ve bağıl değişkenlik katsayısı değerleri dikkate alınmıştır. Elde edilen verilerin geçerlik ve güvenirliğini sağlamak amacıyla aktarılabilirlik, inandırıcılık, tutarlılık ve teyit edilebilirlik stratejileri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, yüz altmış gösterge ifadesi, kırk yeterlik maddesi ve yedi yeterlik alanı ortaya çıkarılmıştır. Delphi anketleri sonucunda ise kırk yeterlik maddesinin tamamı üzerinde bir görüş birliğinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda ortaya çıkarılan yeterlikler; okuma becerilerine yönelik temel bilgi, okuma becerilerini geliştirme, okuma becerilerini ölçme ve değerlendirme, bireysel gelişim ve okuma ortamları, çocuk edebiyatı ve okuma metinleri, kişisel sorumluluk ve mesleki gelişim ve işbirliği ve destekler olmak üzere yedi yeterlik alanı altında toplanmıştır. Araştırma sonuçları doğrultusunda uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik bazı öneriler geliştirilmiştir.

Delphi tekniğiOkuma becerileriSınıf öğretmenleri+3
Burak Cesur
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Birinci sınıf öğretmenlerinin okuma yazma öğretimine hazırlık döneminde yaptıkları uygulamaların nitel bir analizi

Türkiye'de 3-5 yaş arası okul öncesi eğitim zorunlu değildir ve eğitime katılma oranı %39'dur. Farklı yaş grupları, yabancı uyruklu ve kaynaştırma öğrencisi olan, büyük çoğunluğun okul öncesi eğitim görmediği sınıflarda öğrenciler aynı kazanımları edinmekten sorumludur. Bu araştırmanın amacı, birinci sınıf öğretmenlerinin öğretim yılının başlangıcının hemen öncesinde ve bunu izleyen dönem içerisinde farklı özellik ve seviyedeki öğrencilerinin nitelikli bir okuma yazmaya hazır oluşlarını sağlamaya yönelik sınıf içi ve sınıf dışı uygulamalarını ve hazırlık çalışmalarını belirlemektir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni, Ankara ilinde tipik bir okulda, ölçüt örneklem ile belirlenen 4 devlet okulu öğretmeniyle 2022-2023 öğretim yılında çalışılmıştır. Araştırma verileri görüşme, gözlem ve doküman incelemesi yoluyla toplanmıştır ve veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin ders kitaplarını yetersiz gördükleri, büyük oranda çevrimiçi kaynaklardan çalışma kâğıtları kullandıkları, yazma çalışmalarını farklı materyallerle zenginleştirmedikleri, ulusal ve uluslararası yayınları takip etmedikleri belirlenmiştir. Öğretmenler öğrencileri hakkındaki temel bilgileri okul başlamadan öğrenmeyi, kalem tutuş ve defter düzenini çok önemsemektedir. Öğretmenler dinleme, konuşma ve görsel okuma çalışmalarını Türkçe dersi dışındaki derslerde yapmakta, sosyal duygusal gelişim ve algı becerilerini geliştirecek etkinlikler uygulamaktadır. Donanım eksikliği nedeniyle izleme etkinlikleri yaptırılamamaktadır. Okuma yazmaya hazırlık dönemi; öğrencilerin hazır oluşları, öğrenci ve velilerin beklentilerinden etkilenerek sonlandırılmaktadır. Öğretmenler bu döneme kaygılı başlayıp olumlu duygularla bitirmekte, bedenen ve zihnen çok yorulmaktadır. Ders kitaplarının yeterli hâle getirilmesi, teknolojik donanımların arttırılması, çalışma örneklerinin materyallerinin sağlanması ve en önemlisi okul öncesi eğitim zorunlu hâle getirilmesi önerilmektedir.

Hazırlık etkinlikleriOkuma eğitimiOkuma-yazma+4
Pelin Aktaş Usta
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde çocuğa sahip ebeveynlerin nomofobi düzeylerini etkileyen faktörler ve nomofobinin ebeveyn-çocuk iletişimine etkisinin incelenmesi

Günümüz dünyası teknolojide yaşanan gelişmeler ve bunlara bağlı yaşamsal değişikliklerin ortaya çıkardığı sonuçlar bağlamında ''teknoloji ve bilgi çağı'' olarak adlandırılmaktadır. Dijital teknolojide yaşanan gelişmeler pek çok alanı etkilediği gibi ebeveyn ve çocuk arasındaki iletişim ve etkileşimlerin de değişmesine neden olmuştur. Bu durumdan yola çıkarak çalışmanın amacı okul öncesi dönemde çocuğa sahip ebeveynlerin nomofobi (akıllı telefondan yoksun kalma korkusu) düzeyleri ile bazı sosyodemografik özellikleri ve telefon kullanma alışkanlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ayrıca ebeveynlerin nomofobi düzeyleri ile ebeveyn-çocuk iletişimi arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu okul öncesi eğitime devam eden 4-6 yaş döneminde çocuğa sahip 458 anne-baba oluşturmuştur. Betimsel ve ilişkisel tarama modeliyle yürütülen çalışmada; anne ve babalarla ilgili bilgi toplamak amacıyla ''Kişisel Bilgi Formu'', anne-babaların çocuklarıyla iletişimini değerlendirmek amacıyla ''Anne-Baba-Çocuk İletişimini Değerlendirme Aracı (ABÇİDA)" ve anne-babaların nomofobi düzeylerini belirlemek amacıyla ''Nomofobi Ölçeği'' kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde kişisel değişkenlerin frekans ve yüzdeleri alınmış, çoklu cevaplı iki soru için çoklu değerlendirme yapılmıştır. Kişisel değişkenler ve ölçek puanları arasındaki farkın incelenmesinde standart sapma ve ortalama değerleri verilmiş, kişisel değişkenler ve Nomofobi Ölçeği puanları arası farkın incelenmesinde non parametrik testlerden Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testleri, ABÇİDA puanları arası farkın incelenmesinde parametrik testlerden Bağımsız Örneklem t Testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Nomofobi Ölçeği ve ABÇİDA puanları arası ilişkinin belirlenmesinde ise Spearman Brown Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan sonuçlara göre, ebeveynlerin nomofobi puanlarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin nomofobi puanlarında yaşa göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Nomofobi puanları ebeveynlerin cinsiyet, öğrenim, çalışma, gelir durumu ve ikamet yerleri ile akıllı telefonu günlük kullanım sürelerine göre anlamlıdır. ABÇİDA puanlarına göre ebeveynlerin çocuklarıyla iletişimleri ebeveynlerin yaşlarına, cinsiyetlerine, çalışma durumlarına, çocuklarının yaşlarına ve akıllı telefonu günlük kullanma sürelerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. ABÇİDA puanlarına göre ebeveynlerin gelir durumu, ikamet yerleri ve çocuklarının cinsiyeti değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Bununla birlikte ebeveynlerin ABÇİDA puanlarına bakıldığında en yüksek puanı Empati alt boyutunda aldıkları, bunu sırasıyla Konuşma, Mesaj, Dinleme ve Sözsüz İletişim alt boyut puanlarının izlediği, ebeveynlerin çocuklarıyla iletişimlerinin ortanın üzerinde olduğu bulgulanmıştır. Ebeveynlerin Nomofobi Ölçeği ve ABÇİDA puanları arasındaki ilişkiye göre, ebeveynlerin Nomofobi Ölçeği puanları arttıkça ABÇİDA puanlarının azaldığı veya Nomofobi Ölçeği puanları azaldıkça ABÇİDA puanlarının arttığı görülmektedir. Sonuç olarak nomofobi ile ebeveyn-çocuk iletişimi arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve nomofobinin iletişimi engellediği sonucu elde edilmiştir.

Büşra İnan Kotan
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zekare görsel dikkat setinin okul öncesi eğitime devam eden çocuklarda örüntü becerilerinin gelişimine etkisi

Bu araştırmanın amacı Zekare Görsel Dikkat Seti'nin okul öncesi eğitime devam eden çocuklarda örüntü becerilerinin gelişimi üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Bu araştırmada, "ön test-son test kontrol gruplu deneme modeli" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ili Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bir uygulama anaokulunda 5 yaş grubunda öğrenim gören 38 öğrenci (18 kız, 20 erkek) oluşturmuştur. Araştırmada deney grubundaki çocuklara 12 hafta için her gün çocuğun ilgi ve dikkat seviyesi dikkate alınarak 30-40 dakika süreyle "Zekare Görsel Dikkat Seti" içerisinde yer alan çalışmalar uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan çocuklar ise normal müfredatları dahilinde eğitimlerine devam etmişlerdir. Verilerin toplanmasında demografik bilgileri de içeren Okul Öncesi Örüntü Becerileri Testi kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS v24 ile R paket programından yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda deneme ve kontrol grubunu oluşturan çocukların örüntü becerileri ön test puanları arasında anlamlı farklılık olmadığı (p>.05), deneme grubunu oluşturan çocukların örüntü becerileri ön test-son test puanları arasında son test puanları lehine anlamlı farklılık olduğu (p<.05), kontrol grubunu oluşturan çocukların örüntü becerileri ön test-son test puanları arasında anlamlı farklılık olmadığı (p>.05) tespit edilmiştir. Deneme ve kontrol grubu çocukların örüntü beceriler son test puanlarında Zekare Görsel Dikkat Seti uygulanan deneme grubu lehine anlamlı farklılık (p<05) belirlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarının örüntü becerileri ön test puanları kontrol edilerek yapılan son test puan ortalamalarına ait karşılaştırmalar deney grubunda son testte yaşanan artışın Zekare Görsel Dikkat Seti uygulamasından kaynaklandığı saptanmıştır. Araştırmanın sonuçlarında, Zekare Görsel Dikkat Setinin okul öncesi dönemdeki çocuklarının örüntü becerileri üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermiştir.

Cansel Cebeci
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okuma becerilerinin geliştirilmesinde öğretmen aile işbirliği: Bir eylem araştırması

Bu araştırmanın amacı, okuma becerisi zayıf ilkokul ikinci sınıf öğrencilerinin okuma becerilerinin geliştirilmesinde öğretmen ve aile iş birliğine dayalı okuma çalışmalarının etkisini incelemektir. Araştırma eylem araştırması olarak desenlenmiştir. Araştırma 2021-2022 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Şanlıurfa ilinde bir ilkokuldaki altı öğrenci ve ebeveynleriyle toplam sekiz hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını ölçüt örnekleme yöntemine göre seçilen okuma becerisi zayıf altı ilkokul ikinci sınıf öğrencisi ve bu öğrencilerin gönüllü ebeveynleri oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak video ve ses kayıt cihazı, araştırmacı günlüğü, yarı yapılandırılmış görüşme formu, yanlış analiz envanteri kullanılmıştır. Öğrencilerin okuma alanındaki yetersizliklerini gidermek için eşli okuma yöntemi seçilmiş, evde ve okuldaki çalışmalar bu yöntem ile yürütülmüştür. Araştırmada ebeveynlere eşli okuma hakkında araştırmacı tarafından seminer verilmiş ve eşli okumayı evde çocuklarıyla birlikte uygulamaları istenmiştir. Seçilen üç hikâye kitabıyla araştırmacı ve öğrenci okulda toplam 24 eşli okuma, ebeveyn ve öğrenci evde toplam dokuz eşli okuma yapmıştır. Uygulama sonunda ebeveynlere yarı yapılandırılmış görüşme formları uygulanarak okuma sonrası görüşlerine ilişkin veriler toplanmıştır. Araştırmacının karşılaştığı sorunlar ve öğrencilerin okuma beceri ve davranışlarındaki değişime yönelik elde edilen veriler içerik analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Öğrencilerin uygulama öncesi ve uygulama sonrası okuma düzeyleri betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda öğretmen ve aile iş birliğine dayalı okuma çalışmaları sırasında ve sonrasında öğrencilerin okuma hızı ve okuduğunu anlama becerilerinde gelişmeler olduğu, öğrencilerin daha uzun cümleler kurmaya başladıkları ve okuma isteklerinin artarak okumadan zevk almaya başladıkları görülmüştür. Tüm öğrencilerin endişe düzeyindeki okumalarının öğretim seviyesine yükseldiği tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda okuma becerisi zayıf (okuma sorunu yaşayan) altı ilkokul ikinci sınıf öğrencisinin okuma becerilerinin gelişim gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Okuma becerileri
Melikenur Sal
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin fen öğretiminde kullandıkları yöntem ve teknikler

Araştırmanın amacı; sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersi öğretiminde kullandıkları öğretim yöntem ve tekniklerinin neler olduğunu, bu yöntem ve teknikleri tercih etme ve etmeme nedenlerini, öğretim yöntem ve teknikleri kullanırken karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunlara getirilen çözüm önerilerini betimlemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Ordu ilinde MEB'e bağlı kurumlarda çalışan 30 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından geliştirilmiş yarı yapılandırılmış görüşme formu aracığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersi öğretiminde en sık kullandıkları yöntemlerin deney, anlatım ve soru cevap yöntemleri olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra en az tercih edilen yöntem ve tekniklerin gezi, araştırma inceleme, STEM olduğu tespit edilmiştir. En sık kullandıkları öğretim yöntem ve teknikleri tercih etme nedenlerinin başında, öğrencinin ilgisi/dikkati, yöntemin kalıcı öğrenmeye fırsat vermesi, öğrencinin aktif olması ve yöntemin öğretmen açısından kolaylığı gelmektedir. Az kullanılan öğretim yöntem ve tekniklerin nedenleri olarak ekonomik nedenler, öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeyi, öğrencinin aktif olmasına fırsat vermesi ilk sıralarda yer almaktadır. Sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersi öğretiminde kullandıkları öğretim yöntem ve tekniklerin kullanımında karşılaştıkları sorunların öğrenci, öğretmen, okul, öğretim programı, eğitim öğretim süreci ve aile kaynaklı sorunlardan oluştuğu görülmüştür.

Filiz Sonkaya
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sayı konuşmalarının ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin sayı hissine etkisi

Bu çalışmanın amacı, sayı konuşmalarının ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin sayı hissine etkisini belirlemektir. Bu çalışmada, öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Ordu ili Fatsa ilçesinde bulunan ilkokullarda öğrenim gören 297 birinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. İlkokul birinci sınıf öğrencilerinin sayı hissini ölçmek için Palabıyık ve Işık-Tertemiz (2021) tarafından geliştirilen 1. Sınıf Sayı Hissi Testi kullanılmıştır. Deneysel işlem öncesi bütün katılımcılara öntest olarak uygulanan 1. Sınıf Sayı Hissi Testi, deneysel çalışmanın tamamlanmasından sonra sontest olarak tekrar uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, ilişkili ve ilişkisiz örneklemler için t-testi kullanılmıştır. Araştırmada sayı konuşmalarının uygulandığı deney grubu ile uygulanmadığı kontrol grubu öğrencilerinin, deneysel işlem öncesi ve sonrası ölçümlere göre sayı hisleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca; araştırmada, sayı konuşmalarının sayı hissi yüksek olan öğrencilerin sayı hisleri üzerinde etkili olmadığı, ancak sayı konuşmalarının sayı hissi düşük olan öğrencilerin sayı hisleri üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, araştırmanın amacı ve alt amaçlarına bağlı olarak uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik öneriler verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sayı konuşmaları, Sayı konuşmaları etkinlikleri, Sayı hissi, İlkokul, Matematik

MatematikMatematik dersi
Fatmagül Danacı Şahin
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin çok kültürlü öğretmen yeterliklerinin yordayıcıları olarak kültürel zekâ ve kültürler arası duyarlılık

Araştırmada sınıf öğretmenlerinin kültürel zekâ ve kültürlerarası duyarlılıklarının, çokkültürlü öğretmen yeterliklerini yordama durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Şırnak ilinde, Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokullarda görev yapan 446 sınıf öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmanın verilerinin toplanmasında öğretmenlere Kişisel Bilgi Formu, Kültürel Zekâ Ölçeği, Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği ve Sınıf Öğretmenlerine Yönelik Çokkültürlü Öğretmen Yeterlikleri Ölçeği uygulanmıştır. Normal dağılım analizinde ortalama-medyan değerlerinin yakınlığı ve basıklık çarpıklık değerlerine göre verilerin dağılımının normal olduğu belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular SPSS 25.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre öğretmenlerin kültürel zekâ, kültürlerarası duyarlılık ve çokkültürlü öğretmen yeterlikleri düzeyleri yüksek bulunmuştur. Kültürel zekâ ve kültürlerarası duyarlılığın; çokkültürlü öğretmen yeterlikleri üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu bulunmuştur. Bu sonuçların yanı sıra, sınıf öğretmenlerinin kültürel zekâ düzeyleri ile kültürlerarası duyarlılık düzeyleri arasında; kültürel zekâ düzeyleri ile çokkültürlü öğretmen yeterlikleri arasında ve kültürlerarası duyarlılık düzeyleri ile çokkültürlü öğretmen yeterlikleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin cinsiyetlerine, yaşlarına ve mesleki kıdemlerine göre kültürel zekâ ve kültürlerarası duyarlılık düzeylerinin farklılaşmadığı görülmektedir. Bunun yanı sıra sınıf öğretmenlerinin cinsiyetlerine ve mesleki kıdemlerine göre çokkültürlü öğretmen yeterlik düzeylerinin farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.

Selim Suna
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital zihin haritalarının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerine etkisi

Okuduğunu anlama oldukça karmaşık zihinsel bir süreçtir. Bu yetenek, temel eğitimin başlangıç yıllarından itibaren öğrencilere kazandırılması gereken bir kabiliyettir. Okuduğunu anlama üzerine yapılan çalışmalar genellikle bir strateji veya tekniğin öğrencilerin anlama becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesine dayanmaktadır. Bu tekniklerden biri de dijital zihin haritalarıdır. Bu stratejinin okuma becerisi üzerindeki etkisi inkâr edilemez. Bu araştırmanın amacı dijital zihin haritalarının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Ordu ilinde bulunan bir ilkokulun 4. sınıfında öğrenim gören 28 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubunda 15 öğrenci, kontrol grubunda ise 13 öğrenci yer almaktadır. Araştırma öntest - sontest kontrol gruplu yarı deneysel modele göre tasarlanmıştır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak iki farklı okuduğunu anlama testi kullanılmıştır. Bunlardan ilki araştırmacı tarafından geliştirilen "Çatlak Kova" metnine yönelik soruları içeren Okuduğunu Anlama Testi 1'dir. Diğeri ise Sulak (2014) tarafından geliştirilen "Her Şey Bir Uçurtma ile Başladı" metnine yönelik soruları içeren Okuduğunu Anlama Testi 2'dir. Her iki test de 5 çoktan seçmeli ve 5 açık uçlu olmak üzere toplamda 10 sorudan oluşmaktadır. Araştırmada verileri analiz etmek için, aritmetik ortalama, frekans, yüzde, standart sapma ve bağımsız örneklem t testi analizleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre, her iki grup arasında puan ortalamaları açısından anlamlı bir fark bulunmuş ve bu fark deney grubu lehine olmuştur (α=0.05). Araştırmanın sonucunda dijital zihin haritalarının öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerinin geliştirilmesi hususunda etkili olduğu ifade edilebilir. Bu durumda öğretmenler bu stratejiyi sadece Türkçe dersinde değil diğer derslerle de kullanabilir.

Esat Doğru
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dördüncü sınıf öğrencilerinin ekrandan akıcı okuma düzeyleri ile dijital okuma motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte bilgi yoğunluğu ve bilgi paylaşım hızının artışı birçok alanda dijital dönüşüme neden olmuştur. Yaşanan bu süreçten kaçınılmaz olarak okuma becerisi de etkilenmiş ve "dijital okuma" kavramı ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda, dijitalleşen dünyada gün geçtikçe daha sık karşılaşılan "dijital okuma" kavramının farklı açılardan incelenmesi önem taşımaktadır. Bu araştırmada, dördüncü sınıf öğrencilerinin ekrandan akıcı okuma düzeyleri ile dijital okuma motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Öğrencilerin ekrandan akıcı okuma düzeyleri ile dijital okuma motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi için nicel araştırma modellerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 2022- 2023 eğitim öğretim yılında Ordu ilinin Korgan İlçesinde bulunan üç farklı okuldan toplam 154 dördüncü sınıf öğrencisi katılmıştır. Çalışma grubu, basit seçkisiz yöntem ile örneklem alınarak oluşturulmuştur. Araştırmada veriler, "Dijital Okuma Motivasyon Ölçeği", "Prozodik Okuma Ölçeği", "Okuma Metni", "Doğru Okuma Formülü" ve "Okuma Hızı Formülü" aracılığı ile toplanmıştır. Veri toplama sürecinin ilk aşamasında öğrencilere "Dijital Okuma Motivasyon Ölçeği" uygulanmıştır. Sonra öğrencilere bir metin okutulmuştur. Daha sonra öğrencilerin akıcı okumaları Doğru Okuma Formülü, Okuma Hızı Formülü ve Prozodik Okuma Ölçeği aracılığı ile ölçülmüştür. Elde edilen veriler analiz edilmiş ve araştırma sonucunda dördüncü sınıf öğrencilerinin ekrandan akıcı okuma düzeyleri ile dijital okuma motivasyonları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Araştırmada, öğrencileri dijital okuma yapmaya yönlendirecek ve öğrencilerin dijital okuma becerilerini geliştirecek etkinliklerin düzenlenmesi önerilmektedir.

Nurten Akyıldız
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin Türkçe dersi ölçme değerlendirme yaklaşım ve uygulamalarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin Türkçe dersi kapsamında ölçme değerlendirme yaklaşım ve uygulamalarının nasıl bir görünüme sahip olduğunu ortaya koymaktır. Sınıf Öğretmenlerinin Türkçe dersi ölçme değerlendirme yaklaşım ve uygulamalarının incelendiği bu araştırmada nitel araştırma desenlerinden temel nitel araştırma ve doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırmanın veri toplama araçları ve kapsamını "Ölçme Değerlendirme Deneyimleri Görüşme Formu", "Ölçme Değerlendirme Deneyimleri Görüş Formu" ve "4. Sınıf Türkçe Dersi Sınav Kâğıtları" oluşturmaktadır. Katılımcıları belirlerken amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmada 10 ilkokuldan 120 öğretmen Ölçme Değerlendirme Deneyimleri Görüş Formu doldurmuştur. 13 öğretmen ile de Ölçme Değerlendirme Deneyimleri Yapılandırılmış Görüş Formu üzerinden görüşmeler gerçekleştirilmiştir. 75 adet 4. Sınıf Türkçe yazılı sınav kâğıdı doküman incelemesinde kullanılmak üzere toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularında Türkçe dersi yazılı sınav kâğıtlarında yer alan soruların çok büyük bir çoğunluğunun hatırlama, ayırt etme, sıralama, eşleştirme gibi bilgi düzeyinde düşünme becerilerini ölçmeye yönelik hazırlandığı; bilgiyi transfer etme, analiz etme, sentez yapma, sorgulama, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme ve problem çözme gibi üst düzey düşünme becerilerini ölçmeye yönelik sorulara yer verilmediği gözlenmiştir. Soruların Türkçe Dersi Öğretim Programı'ndaki konuşma, dinleme, okuma ve yazmayı içeren dört temel dil becerilerini eşit düzeyde ölçecek şekilde hazırlanmadığı; çoktan seçmeli ölçme araçlarının daha çok tercih edilip hatırlama düzeyindeki açık uçlu düzenlenirken, bunun dışında sıralama, eşleştirme, boşluk doldurma gibi ölçme araçlarından yararlanıldığı ancak düşünme becerilerini harekete geçirecek soru türlerine yer verilmediği görülmüştür. Araştırmanın diğer alt probleminde yer alan "Sınıf öğretmenlerinin ölçme değerlendirme konusunda gördüğü eğitimlere yönelik değerlendirmeleri, ölçme değerlendirme konusunda yeterliliklerine yönelik değerlendirmeleri, ölçme değerlendirmenin işlevlerine yönelik değerlendirmeleri, ölçme değerlendirme uygulamalarına yönelik değerlendirmeleri ve ölçme değerlendirmenin güncel uygulamalarına yönelik değerlendirmeleri nelerdir?" şeklinde soruların cevapları aranmıştır. Araştırmada öğretmenlerin verdikleri cevapların analizi yapılarak her bir alt soruya ilişkin oluşturulan kategorik yapılar ile bulgulara ulaşılmıştır. Bu kategorik yapılar ile birlikte yapılan tartışma ile sonuçlar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ölçme ve Değerlendirme, Türkçe Dersi, Yazılı Sınav Kâğıtları, Düşünme Becerileri, Üst Düzey Düşünme Becerileri

Ozan Gündoğdu
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin sınıflarında yaşanan çatışmalara ve çatışma yönetimi stratejilerine ilişkin bir inceleme

Bu araştırmanın amacı; sınıf öğretmenlerinin sınıflarında yaşanan çatışmalara ilişkin görüşlerini ve çatışma yönetimi stratejilerini belirlemektir. Nitel bir çalışma olarak desenlenmiş olan bu araştırmada temel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 6 kamu okulunda (ilkokul) görev yapan 32 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın yapılacağı okulların belirlenmesinde maksimum çeşitlilik örneklemesi; katılımcıların belirlenmesinde ise amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmış ve elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmada, sınıf öğretmenlerinin çatışma kavramına genelde olumsuz anlam yükledikleri ve çatışma kavramını "iletişimsizlik", "fikir ayrılığı", "kişilik" ve "çıkar" sorunu olarak tanımladıkları belirlenmiştir. Araştırmada, sınıfta yaşanan çatışmaların "kişilik", "aile", "teknoloji/medya", "okul/sınıf ortamı" ve "çevre" kaynaklı olduğu; en sık yaşanan çatışmaların ise "sözel", "fiziksel" ve "toplumsal" çatışma türleri olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, çatışmaların öğretmenler ve öğrenciler üzerinde "performans düşüklüğü", "motivasyon kaybı", "stres", "mutsuzluk", "kaygı" ve "tükenmişlik" gibi olumsuz etkileri olduğu gibi, "iletişim artışı", "güdülenme", "yenilenme", "çaba artışı" ve "sorgulama" gibi olumlu etkileri de olduğu; sınıf öğretmenlerinin sınıfta yaşanan çatışmaları yönetmek için sırasıyla uzlaşma, hükmetme ve kaçınma stratejilerini kullandıkları ve öğretmenlerin büyük çoğunluğunun sınıfındaki çatışmaları yönetebildiğine inandıkları sonucuna ulaşılmıştır.

Çatışma yönetimiÖrgütsel çatışma
Eda Tiryaki
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Deneyimli sınıf öğretmenlerinin karar almalarını gerektiren durumların incelenmesi

Bu araştırmanın amacı deneyimli sınıf öğretmenlerinin aldıkları kararlarını değiştirmelerini, yeni karar almalarını aldıkları kararları sorgulamalarını gerektiren durumların incelenmesi oluşturmaktadır. Bu araştırmada nitel araştırma modeli içinde yer alan temel araştırma deseni benimsenmiştir Araştırmanın çalışma grubunu Buna göre bu araştırmanın çalışma grubu için Giresun ilinde 5 farklı okulda görev yapmakta olan 20 yıl ve üzeri deneyime sahip olan 11 sınıf öğretmeni belirlenmiştir. Araştırmanın yapılacağı okulların belirlenmesinde maksimum çeşitlilik örneklemesi; katılımcıların belirlenmesinde ise amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmış ve elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmada, deneyimli sınıf öğretmenlerinin karar alma durumlarını, öğrenci, öğretim, öğrenme, paydaşlar, öğretmen, program, ilişki, kural, sınıf atmosferi temalarının etkilediği tespit edilmiştir. Bu temaların kategori ve alt kategorilerine ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, araştırmanın amacı ve alt amaçlarına bağlı olarak uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik öneriler geliştirilmiştir.

Ebru Gündoğdu
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir sınıfta iki kültürün öğretmeni olmak: Bir fenomenoloji araştırması

Suriye'de yaşanan iç savaşın göçe dönüşmesiyle birlikte Suriyelilerin coğrafik açıdan yakın olan ülkelere göç etmişlerdir. Bu süreçte coğrafik açıdan sınır komşusu olması sebebiyle Türkiye'nin yoğun bir göç dalgası ile karşı karşıya kaldığı bilinmektedir. Göç dalgasının kısa süreli olmaması ve uzun bir zaman devam etmesi sonucunda göç eden bireyler de, göç ettikleri toplumlar da çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Bu göç dalgasında çocukların sayısının fazla olması eğitim konusunda çeşitli sorunlar yaşanmasına sebep olmuştur. Yaşanan sorunların ardından Milli Eğitim Bakanlığı tarafından çocukların eğitim haklarına yönelik çeşitli uygulamalar yapılmaya başlanmıştır. Bu noktada eğitim sisteminde sorunlar hız kesmeden hem öğrenciler hem de öğretmenler bağlamında artış göstermeye devam etmiştir. Bu çalışmada Suriyeli öğrencisi bulunan öğretmenlerin karşılaştıkları sorunların incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın kodlama süreçlerinin yapılabilmesi için MAXQDA programı kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda öğretmenlerin; iletişim, kültür farklılığı, davranış sorunları, Suriyeli ebeveynlerin ilgisizliği, uyum, hijyen, akran zorbalığı, Suriyeli öğrencilerin hazır bulunuşluğa sahip olmaması, ders işleyiş hızlarının düşmesi, ders bütünlüğünün sağlanamaması, Suriyeli öğrencilerin öğretmen otoritesini tanımaması, ders dinleme süreçlerinde isteksiz olmaları, müfredatı yetiştirme ve materyallerden kaynaklı sorunların yaşandığı tespit edilmiştir.

İlkokul öğretmenleri
Büşra Cinkara
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokullarda özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilere destek eğitim veren öğretmenlerin matematik öğretimine ilişkin görüş ve önerileri

Bu araştırmanın amacı ilkokullarda özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilere destek eğitim veren öğretmenlerin matematik öğretimine ilişkin deneyimlerini belirlemek ve öğretim süreçlerinde yaşanan olumlu ve olumsuz durumları derinlemesine incelemektir. Araştırmada nitel araştırma modellerinden temel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacının geliştirdiği yarı yapılandırılmış görüşme formu ile ilkokullardaki destek eğitim odalarında özel öğrenme güçlüğü (ÖÖG) olan öğrencilere destek eğitim hizmeti veren 22 öğretmenle görüşülmüştür. Elde edilen veriler içerik analiziyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre, öğretmenlerin çoğunlukla norm fazlası olmaları nedeniyle destek eğitim odalarında görevlendirildikleri, matematik öğrenme güçlükleri ile ilgili yeterli ve doğru bilgiye sahip olmadıkları, öğrencilerinin matematikte yaşadıkları güçlükleri çoğunlukla ders sırasında kişisel gözlem ve deneyimlerine göre belirledikleri, matematik öğretimini planlama aşamasında çoğunlukla sınıf öğretmenlerinin hazırladıkları bireysel eğitim planlarını kullandıkları tespit edilmiştir. ÖÖG olan öğrenciler özellikle ritmik saymalar, sayı kavramı, dört işlem, problem çözme, çarpım tablosunu ezberlemede güçlükler yaşamaktadırlar. Öğretmenler matematik öğretiminde somut materyallerle öğretim, tekrar, yaparak yaşayarak öğrenme, soru cevap, sunuş yoluyla öğretim, günlük yaşam örnekleriyle ve oyunla öğretim yöntemlerini kullanmakta, en çok basılı materyaller, standart matematik araçları, akıllı tahtayla öğretim yapmakta, en fazla çoktan seçmeli testler/çalışma kâğıtları/sınavlarını ölçme ve değerlendirme aracı olarak kullanmaktadırlar. Destek eğitim veren öğretmenler genellikle öğrencilerinin sınıf öğretmenleri ve aileleriyle yeterli düzeyde iletişim kurmakta, yapılan çalışmaların tekrarı, akademik çalışmalar, ödevler ile ilgili paylaşımlarda bulunmaktadırlar. Uygulamada yaşanılan güçlükler fiziki koşulların ve ders saatlerin yetersizliği, öğrencilerin derse karşı ilgisiz ve isteksiz olmaları, ailelerin ilgisiz ve yeterli bilince sahip olmamaları, destek eğitim, ÖÖG ile ilgili öğretmenlerin bilgi eksikliğinin olması şeklindedir. Öğretmenler fiziki koşulların iyileştirilmesi, öğrenciyi tanımak, uygun öğretim yöntemleri kullanmak, planlı olmak, tekrara önem vermek gibi öğretimle ilgili öneriler, mesleki gelişim, öğrencilerin ebeveynleri ve sınıf öğretmenleri ile iletişimi ve iş birliğini sağlamaya yönelik önerilerde bulunmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma Eğitimi, Özel Öğrenme Güçlüğü, Matematik Öğrenme Güçlüğü, Destek Eğitim Odası, Destek Eğitim

Belgin Topal
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin stem eğitimine yönelik uygulamalarının ve görüşlerinin incelenmesi

Teknoloji, geçmişten başlayıp günümüze kadar sürekli gelişim göstermiş ve insanların günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Yaşanan bu gelişmelere ayak uydurabilme ve teknoloji alanına katkıda bulunabilme adına eğitimde yaşanan değişimlerin de takip edilmesi gerekmektedir. Dünya'da eğitim alanında, teknoloji disiplinini de içinde barındıran STEM yaklaşımının popüler hale geldiği görülmektedir. Bu çalışmada okul öncesi öğretmenlerinin STEM eğitimine yönelik uygulamalarının ve görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik çalışmada, karma metot desenlerinden olan gömülü desen kullanılmıştır. Çalışmanın uygulama süreci 30 okul öncesi öğretmeni ile 10 hafta süren okul dışında öğrenme olacak şekilde yürütülmüştür. Araştırmanın nitel verileri yarı yapılandırılmış görüşme formları ve araştırmacı günlükleri kullanılarak, nicel verileri ise "Sosyal Ürün Genel Rubriği" aracılığıyla elde edilmiştir. Nitel veriler içerik analizi yöntemi ile nicel veriler ise SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda uygulamaya katılan öğretmenlerin STEM eğitimine yönelik bilgi ve birikimlerinde artış olduğu, ön yargılarının kırıldığı, etkinlik tasarlama süreçlerini kavradıkları görülmüştür. Öğretmenler STEM yaklaşımı ve etkinliklerinin eğlenceli, verimli ve faydalı olduğunu dile getirmişlerdir.

Tuğçe Özcan Döğücü
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul öğretmenlerinin ve öğrencilerinin üstbiliş becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Üstbiliş, bireylerin kendi düşünme süreçlerini gözlemleme, değerlendirme ve gerektiğinde düzenleme kapasitesini ifade eder. Bu yetenek, bireylerin öğrenme hedeflerine ulaşmalarını ve akademik başarılarını artırmalarını sağlayarak, öğrenme stratejilerini değerlendirmelerine, düzenlemelerine ve geliştirmelerine olanak tanır. Üstbiliş farkındalığının yüksek olması hem öğrenci hem de öğretmen açısından öğrenme süreçlerini daha etkili yönetilebilmesine dolayısıyla, akademik başarının artmasına neden olur. Araştırma 2022-2023 Bahar döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Ordu ilinde dört farklı ilçeden 7 devlet okulunun 25 farklı sınıfında öğrenim görmekte olan 495 öğrenciyi kapsamaktadır. Araştırmaya farklı sosyo-ekonomik özelliklere sahip, aynı öğretmen ile dördüncü sınıfa kadar devam etmiş dördüncü sınıf öğrencileri dahil edilmiştir. Sınıfa farklı dönemlerde katılım sağlayan öğrenciler, araştırma grubuna dahil edilmemiştir. Çalışmada öğrencilere, Üstbiliş Bilgi ve Beceri Ölçeği ve Öğretmen Üstbiliş Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrenci üstbiliş bilgi ve beceri ölçeği ile alt boyutları arasındaki ilişkiye bakılmış olup; Tahmin Değerlendirme puanları 6,53±4,37 olarak anlamlıdır; Bildirimsel Bilgi 2,62±1,20 olarak grup puanı anlamlı olmuştur. Durum Bilgisi 12,86±5,83 ile grup puanı anlamlı değildir. Planlama 7,92±4,06 ile grup puanı anlamlı değildir. İzleme 14,71±4 ve Yordam Bilgisi 19,99±7 çıkarak her ikisi de anlamsızdır. Üstbiliş toplam ise 64,64 ±19 ile hesaplanmıştır ve anlam taşımamaktadır. Tablodaki öğrenci üstbiliş bilgi ve beceri ölçeği ve alt boyutlar arasındaki ilişki bulguları arasında sadece Tahmin ve Değerlendirmede anlam taşıyan bir sonuç gösterdiği söylenebilir. Öğretmen üstbiliş envanteri puanları ortalamasına bakılmış; ortalaması 106,80±13,11 olarak hesaplanmıştır. Bu bulgu, dikkat çekici bir şekilde öğretmenlerin yüksek düzeyde üstbiliş becerilerine sahip olduğu söylenebilir. Öğrenci üstbiliş becerisi ve öğretmen üstbiliş becerisi araştırmanın bulgularına bakılmıştır; öğretmenlerin üstbiliş puanları ile öğrencilerin "tahmin değerlendirme, bildirimsel bilgi, durum bilgisi, planlama, izleme ve yordama bilgisi" arasındaki ilişki incelendiğinde, sadece öğretmenlerin ve öğrencilerin planlama puanları arasında (r=.469; p=.018) pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar, üstbiliş bilgi ve beceri ölçeğinin yalnızca Tahmin ve Değerlendirme alt boyutunda anlamlı bir ilişki ortaya koyduğunu ve diğer alt boyutların anlamlı fark göstermediğini göstermektedir. Yapılan araştırmanın bulguları, öğretmenlerin üstbiliş becerilerinin öğrenci planlama becerileri üzerindeki etkisini vurgulamakla birlikte, önümüzdeki zamanlarda yapılacak pek çok araştırma için öneriler sunabilir.

Üstbiliş
Hülya Solak
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

3. ve 4. sınıf öğrencilerinin okuma prozodilerinin farklı bağdaşıklık düzeyindeki metinlere göre incelenmesi

İlkokul düzeyinde, okuma becerisinin temellerinin atıldığı ve bu becerinin gelişiminin sağlandığı süreçte, öğrencilerin okuduğu metinlerin niteliği ve niceliği büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, metinlerin bir özelliği olan bağdaşıklık, okuma sürecinde kritik bir rol oynamaktadır. Bağdaşıklığın sağlandığı metinlerin akıcılığı, sağlıklı ve verimli bir okuma süreci için gereklidir; diğer bir deyişle, bağdaşık metinler, hem akıcı okumaya hem de prozodik okuma becerilerine katkı sağlar. Dolayısıyla, öğrencilerin prozodik okuma performanslarının, farklı bağdaşıklık düzeylerine sahip metinlere göre nasıl değiştiği önemli bir araştırma sorusu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu soruya yanıt aramak amacıyla, ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerine bağdaşıklık düzeyi farklı iki metin okutulmuş ve okuma prozodileri ölçülmüştür. Böylece, öğrencilerin okuma prozodilerinin, metinlerin bağdaşıklık düzeylerine göre nasıl bir değişim gösterdiğine dair veriler elde edilmiştir. Bu çerçevede, araştırmanın temel amacı, bağdaşıklığın okuma prozodisi üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde Ordu ilinde bulunan çeşitli ilkokullarda öğrenim gören 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde ise Coşkun (2005) tarafından geliştirilen "Bağdaşıklık Düzeyi Değerlendirme Ölçeği" ve Keskin ve Baştuğ (2013) tarafından geliştirilen "Prozodik Okuma Ölçeği" kullanılmıştır. Spesifik olarak, Coşkun'un geliştirdiği ölçek, öyküleyici metinlerin bağdaşıklık ve tutarlılık seviyelerini belirlemek amacıyla oluşturulmuş olup, beş başlıktan oluşmaktadır: göndermeler, eksiltili anlatım, değiştirim, bağlama ögeleri ve kelime bağdaşıklığı. Keskin ve Baştuğ'un "Prozodik Okuma Ölçeği" ise öğrencilerin vurgu, tonlama gibi okuma kriterlerini değerlendirmeye yöneliktir. Araştırmanın bulgularına göre, Wilcoxon işaretli sıralar testi sonuçları, 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin düşük ve yüksek bağdaşıklığa sahip metinler için prozodik okuma puanları arasında anlamlı bir fark olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuçlar, öğrencilerin yüksek bağdaşıklığa sahip metinlerde daha iyi performans sergilediğini göstermektedir. Ancak, Mann Whitney U testi sonuçlarına göre, düşük ve yüksek bağdaşıklığa sahip metinler arasında sınıf seviyeleri açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu durum, bağdaşıklığın prozodik okuma üzerindeki etkisinin sınıf seviyesinden bağımsız olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, araştırma, bağdaşıklığın öğrencilerin prozodik okuma performanslarını önemli ölçüde etkilediğini, ancak bu etkinin sınıf düzeyi ile ilişkili olmadığını göstermektedir.

Yağmur Ece Çavuşoğlu
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmen adaylarının STEM farkındalık düzeyleri ölçeğinin geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmen adaylarına yönelik Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının STEM Farkındalık Düzeyleri Ölçeği 'nin geliştirilmesidir. Söz konusu amaç doğrultusunda, bu çalışma 2024-2025 eğitim ve öğretim yılının güz döneminde iki devlet üniversitesinin eğitim fakültesi temel eğitim bölümü okul öncesi eğitimi anabilim dalında öğrenim görmekte olan 369 okul öncesi öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Nicel verilerden oluşan bu çalışmanın veri analiz sürecinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Analiz sürecinde sırasıyla veri setinin değerlendirilmesi, madde analizi, açımlayıcı faktör analizi (AFA), doğrulayıcı faktör analizi (DFA), madde analizi ve iç güvenirlik analizi uygulanmıştır. Elde edilen analiz sonuçları doğrultusunda, toplam varyansın %72.242'sini açıklayan altı faktörlü ölçek yapısı elde edilmiştir. Bu faktörler; STEM' e Yönelik İnanç, STEM'e Yönelik Özyeterlilik, Mühendislik, Fen, Teknoloji ve Matematik şeklinde adlandırılmıştır. DFA sonucunda elde edilen uyum indekslerinin kabul edilebilir ölçütlerde olduğu tespit edilmiş ve ölçek modeli doğrulanmıştır. Ölçeğin Cronbach Alpha katsayısı .959 olarak belirlenmiştir ve bu değer mükemmel düzeyde güvenilir bir ölçme aracına işaret etmektedir. Bu bulgular ışığında, okul öncesi öğretmen adaylarının STEM farkındalık düzeylerini belirlemek amacıyla kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek elde edilmiştir.

Esra Öden
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğa temelli öğrenme etkinlikleri kapsamında 60-72 aylık çocukların çevreye yönelik deneyimlerinin incelenmesi

Nüfus artışına paralel olarak toplumsal tüketimdeki hızlı artış doğal kaynakların bilinçli kullanılması gerektiğini bize göstermektedir. Bu konuda bilinçlenmenin temeli okul öncesi dönemden başlayarak yapıldığında bireylerde çevreye karşı duyarlılık oluşmasını destekleyecektir. Okul öncesi dönemde çocuklara verilecek çevre eğitimiyle çocukların çevreye yönelik farkındalıkları artarak bilinçleneceklerdir. Bu çalışmada okul öncesi çocuklarına verilen çevre eğitiminin, çocukların zihinsel model ve çevre bilinçleri üzerinde oluşturduğu etkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik çalışmada, karma metot araştırma desenlerinden yakınsak paralel desen kullanılmıştır. Çalışma 16 okul öncesi dönem çocuğu ile 8 hafta süren çevre eğitim etkinliklerinin uygulama sürecine dahil edilmesiyle yürütülmüştür. Araştırmanın nitel verileri toplanırken yarı yapılandırılmış görüşme soruları, gözlem, doküman, görsel ve işitsel materyaller ve araştırmacı günlüğü kullanılmıştır. Nicel verileri ise "Çocuklar İçin Çevre Bilinci Testi" ve "Bir Çevre Çiz Test Rubriği" aracılığıyla elde edilmiştir. Bu veri toplama araçları uygulama sürecinin başında ve sonunda ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Nitel veriler içerik analizi yöntemi ile, nicel veriler ise SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Nicel analiz sonuçları doğrultusunda uygulanan çevre eğitimi etkinliklerinin çocuklarda çevre bilincini geliştirdiği sonucuna ulaşılırken, çocukların zihinsel model gelişimi üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Nitel analiz sonuçları doğrultusunda çocuk resimlerinden elde edilen kod sayıları uygulama sonrasında artış göstermiştir. Buna ek olarak çocuklar uygulama sürecini eğlenceli ve dikkat çekici olarak tanımlamışlardır. Nitel ve nicel verilerden elde edilen bulgular ışığında uygulama sürecinin çocukların çevreye yönelik algılarının gelişimine katkı sağladığı ve çevresel farkındalıklarını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.

Beyza Nur Yuce
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkinlikte algılanan ebeveyn kabul-reddinin okul öncesi dönemde çocuğa sahip annelerin çocuk yetiştirme stilleri ile ilişkisinin incelenmesi

Çocukluk dönemi, bireyin kişilik, sosyal ve duygusal gelişiminin, duygusal yapılanmasının ve sosyal ilişkilerinin temellerinin atıldığı kritik bir dönemdir. Bu dönemde yaşanan deneyimler, çocukların hem kendilerini algılama biçimlerini hem de yaşamlarının ileriki dönemlerinde başkalarıyla olan ilişkilerini etkileyebilmektedir. Özellikle bireylerin çocukluk dönemlerinde ebeveynlerinden algıladıkları kabul veya red algısının, çocuk yetiştirme biçimleri üzerinde belirleyici bir rol oynayabileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, annelerin kendi çocukluk yaşantılarında algıladıkları ebeveyn kabul-red düzeyleri ile mevcut çocuk yetiştirme stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklem grubunu okul öncesi eğitime devam eden 4-6 yaş döneminde çocuğa sahip 407 anne oluşturmaktadır. Betimsel ve ilişkisel tarama modeliyle yürütülen araştırmada; annelerle ilgili bilgi toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", annelerin kendi çocukluklarında ebeveynlerinden algıladıkları kabul-red düzeylerini değerlendirmek amacıyla "Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği-Kısa Formu (Yetişkin EKRÖ/K)-Anne ve Baba Formu" ve annelerin mevcut çocuk yetiştirme stillerini belirlemek amacıyla "Çok Boyutlu Ebeveynlik Stillerini Değerlendirme Ölçeği (ÇESDÖ)-Ebeveyn Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, SPSS 24 Statistics paket programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım göstermemesi sebebiyle parametrik olmayan testler tercih edilmiştir. Katılımcıların kişisel bilgileri frekans ve yüzde hesaplarıyla, ölçeklere ait betimsel istatistikler ortalama ve standart sapma değerleriyle ortaya konulmuştur. Kişisel değişkenler ile Yetişkin EKRÖ/K ve ÇESDÖ puanları arası farkın incelenmesinde Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testleri kullanılmıştır. Yetişkin EKRÖ/K ve ÇESDÖ puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, annelerin ebeveynlerinden algıladıkları Sıcaklık/Şefkat düzeyinin en yüksek, Düşmanlık/Saldırganlık, Kayıtsızlık/İhmal, Ayrışmamış Red ve toplam puanlarının ortanın altında düşük olduğu tespit edilmiştir. Annelerin, Yetişkin EKRÖ/K-Anne puanları annenin yaşı ve eğitim durumuna göre anlamlıdır. Annelerin, Yetişkin EKRÖ/K-Anne puanlarında çalışma durumuna, çocuk sayısına, çocuğun yaşına, çocuğun cinsiyetine ve okula devam süresine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Annelerin, Yetişkin EKRÖ/K-Baba puanları ile tüm değişkenler arasında anlamlı bir farklılaşmaya rastlanmamıştır. ÇESDÖ puanları incelendiğinde, Kapsamlı Olumlu Ebeveynlik alt boyut puanlarının ortanın üzerinde yüksek, Kapsamlı Olumsuz Ebeveynlik alt boyut puanlarının ise ortanın altında düşük olduğu belirlenmiştir. ÇESDÖ puanlarına göre annenin yaşına, eğitim durumuna, çocuk sayısına, çocuğun yaşına ve okula devam süresine göre anlamlı farklılık bulunmaktadır. Bununla birlikte, ÇESDÖ puanları, annelerin çalışma durumu ve çocuklarının cinsiyeti değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır. Annelerin Yetişkin EKRÖ/K-Anne ve EKRÖ/K-Baba ile ÇESDÖ puanları arasındaki ilişkiye göre, annelerin Sıcaklık/Şefkat puanları arttıkça olumlu ebeveynlik stili sergileme düzeylerinin arttığı; Düşmanlık/Saldırganlık, Kayıtsızlık/İhmal, Ayrışmamış Red ve toplam puanları arttıkça olumsuz ebeveynlik stili sergileme düzeylerinin arttığı veya Sıcaklık/Şefkat puanlarının azaldıkça olumlu ebeveynlik stili sergileme düzeylerinin azaldığı; Düşmanlık/Saldırganlık, Kayıtsızlık/İhmal, Ayrışmamış Red ve toplam puanları azaldıkça olumsuz ebeveynlik stili sergileme düzeylerinin azaldığı görülmüştür. Sonuç olarak, annelerin çocukluk dönemlerinde ebeveynlerinden algıladıkları kabul veya red durumunun, mevcut çocuk yetiştirme stillerini önemli ölçüde etkilediği belirlenmiştir.

Emine Durdu Hakyemez
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde çocuğa sahip annelerde gelişimsel niş ile annelik becerilerindeki öz yeterlik ilişkisinin incelenmesi

Çocuğun gelişiminde kültürel ve çevresel koşullar önemli rol oynar. Gelişimsel Niş Kuramı; fiziksel ve sosyal çevre, bakım uygulamaları ve ebeveyn etnoteorileri olmak üzere üç bileşenle çocuğun gelişimsel bağlamını açıklar ve ebeveynlik davranışlarının sosyal çevreden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtir. Ebeveyn öz yeterliği ise bireyin çocuk yetiştirme becerilerine olan güvenini ifade eder. Bu çalışma, annelerin gelişimsel niş düzeyleri ile ebeveyn öz yeterliği arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Aynı zamanda gelişimsel niş düzeyleri ile annelik becerilerindeki öz yeterlik ilişkisinin bazı demografik değişkenlere (anne yaşı, öğrenim durumu, çalışma durumu, çocuğun cinsiyeti, çocuk sayısı, çocuğun okula devam süresi) göre farklılaşıp farklılaşmadığı da araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini, okul öncesi eğitime devam etmekte olan 4–6 yaş dönemde çocuğu bulunan 400 anne oluşturmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile yürütülen bu çalışmada, veri toplama aracı olarak ''Gelişimsel Niş Ölçeği (GNÖ)'', ''Yenilenmiş Berkeley Ebeveyn Öz Yeterlik Ölçeği (BPSE-R)'' ve ''Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde parametrik testler tercih edilmiş; gruplar arası karşılaştırmalar için t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), değişkenler arası ilişkilerin belirlenmesinde ise Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Bulgulara göre, annelerin gelişimsel nişe ilişkin olumlu alt boyut puanları ortalamanın üzerinde, olumsuz duygusal iklim puanları ise düşüktür. Annelerin gelişimsel niş düzeyleri, eğitim ve çalışma durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken; anne yaşı, çocuğun yaşı ve okula devam durumu açısından fark saptanmamıştır. Annelerin ebeveyn öz yeterlik düzeyleri genel olarak yüksek bulunmuş; bu algı annenin öğrenim durumu, çalışma durumu, çocuğun okula devam durumu, çocuğun yaşına göre anlamlı bulunmazken, çocuğun cinsiyeti ve annenin yaşına göre anlamlıdır. GNÖ alt boyutlarından "Olumlu Duygusal İklim", "Destekleyici Aile Ortamı" ve "Etkinliklere Katılım" ebeveyn öz yeterliğini pozitif, "Olumsuz Duygusal İklim" ise negatif yönde yordayıcıdır. Araştırma sonuçlarına göre, annelerin gelişimsel niş düzeyleri ile ebeveyn öz yeterlik düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bulgular, ebeveynliğin hem bireysel hem kültürel geçmişe dayalı bir yapı olduğunu göstermektedir.

Ebeveyn öz yeterliliğiNişOkul öncesi eğitim+1
Ömrüm Uzun Yolcu
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00