Yalova University
Discipline

Transportation Engineering

Yalova University

13

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

13 Theses
Master'sOpen AccessTR

Otomotiv sektöründe liman seçimi için çok kriterli karar verme yöntemi uygulaması

Günümüzde ekonomik koşullar ve ekonomik yaşam çok hızlı bir şekilde değişmekte ve gelişmektedir. Türkiye'de dış ticaretin lokomotifi niteliğindeki otomotiv sektörü hem yerel hem de uluslararası alanda rekabetçiliğini koruyabilmek ve bu rekabetçiliği daha da arttırabilmek adına pozitif yönde değişim ve gelişim için karar verme tekniklerinin sunduğu imkanlara oldukça fazla önem vermektedir. Rekabet ortamlarında alınacak kararlar için ortaya konan olurluluk raporlarında ön plana çıkan en önemli unsur otomotiv bitmiş ürün lojistik sistemleridir. Üretim hatlarından çıkan bitmiş araçların en uygun şartlarda ulaşımı ve bu ulaşım sistemleri için verilmiş kararlar işletmeler için oldukça hayati önem taşımaktadır. Bu çalışma Türkiye'de otomotiv sektörünün öncüsü Marmara Bölgesi'nde yapılmıştır. Bölgede faaliyet gösteren 5 farklı otomobil üretici markanın liman seçimi kriterleri sorgulanmıştır. Lojistik operasyonların yoğun olarak yapıldığı 3 liman örneklem olarak alınmış ve otomobil üreticileri tarafından bu limanların tercih edilmesinde öne çıkan kriterlerin ve faktörlerin neler olduğu araştırılmıştır. Çalışmanın amacı, otomotiv lojistiğinde otomobil üreticilerinin liman seçimlerinde öne çıkan etmenlerin neler olduğu saptamak ve değerlendirmektir. Her bir liman terminali on farklı lojistik sistemler satın alma mühendisi tarafından belirlenmiş beş farklı kriter altında değerlendirilmiştir ve puanlama yapılmıştır. Beş farklı kriterin önem derecesi ve ilgili kriterlerin liman terminalleri özelinde değerlendirmeleri için her kriterin kendi içinde barındırdığı on anket sorusu bulunmaktadır. Bu anketlerin değerlendirmeleri ışığında liman terminallerinin yeterlilikleri sınanmıştır. Çıkan sonuçlara göre kriterler, SWARA kriter ağırlıklandırma tekniğine göre ağırlıklandırılmıştır. İlgili sonuçlar ışığında karar verme tekniği olarak ELECTRE yöntemi seçilmiş ve aşamaları ile uygulanmıştır. En optimal karar için ELECTRE yöntemi sonuçları yorumlanmış ve liman terminali seçim problemine çözüm getirilmiştir.

ELECTRE yöntemiLojistikOtomotiv+2
Gizem Alkan Kabakcı
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijitalleşme ve yenilikçi hareketlilik hizmetlerinin kentsel hareketliliğe etkisinin incelenmesi: İstanbul örneği

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, ulaşım odaklı emisyonların azaltılmasına yönelik sıfır emisyon hedefleri etrafında kent içi ulaşımda bir paradigma değişikliği gözlenmekte olup geleneksel ulaşım hizmetlerinin yerini sürdürülebilir, paylaşımlı, akıllı, yenilikçi hareketlilik hizmetleri almaktadır. Ülkemiz kentlerinde kullanımı git gide artan ve kişilere alternatif bir ulaşım türü olarak hizmet vermekten ziyade kentin ana ulaşım sisteminin bir parçası haline gelme potansiyeline sahip bu hizmetlerin kişilerin seyahat davranışlarına, günlük aktivite tercihlerine ne ölçüde etki ettiğini anlamak kent içi ulaşımdaki eğilimlerin, yolcu ve yük hareketliliğin farkında olmak açısından oldukça önemlidir. Bu çalışma ile yenilikçi hareketlilik hizmetleri kapsamında İstanbul'da kullanılan mikromobilite hizmetleri, araç ve sürüş paylaşım hizmetlerinin (1) kişilerin seyahat davranışlarına etkisi (2) kişilerin demografik, sosyoekonomik durumları ile tercih ettikleri yenilikçi ulaşım hizmetleri arasındaki ilişki (3) bu hizmetlerin benimsenmesinin daha yüksek olduğu koşullar çerçevesinde incelenmiştir. Çalışma kapsamında İstanbul'da 404 kişilik bir örneklemle anket yapılmış ve anket sonuçları açıklayıcı analiz yöntemleri ve istatistiksel yöntem olarak ki-kare bağımsızlık testi kullanılarak yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda kişilerin demografik özellikleri, genel seyahat davranışları ile yenilikçi ulaşım hizmetlerinin kullanımı, kişilerin yolculuk sayısına etkisi, bu hizmetlerin hangi ulaşım türlerinin yerini aldığı, hangi şart ve koşullarda tercih edilirken, hangi gerekçelerle tercih edilmediği ve bu hizmeti kullanmayanların hangi durumlarda bu hizmeti kullanabileceği gibi sorulara cevap verilmiştir.

DijitalleşmeSeyahatUlaşım hizmeti+2
Mehmet Yazıcı
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye genelinde Covid-19 salgınının seyahat davranışlarına etkisinin incelenmesi

2019 yılının aralık ayında Çin'in Wuhan şehrinde tespit edilen COVID-19 virüsü hızla tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Salgının yayılımının azaltılmasına yönelik birçok önlem alınmış ve 11 Mart 2020'de Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilmiştir. Tüm insanlığı olumsuz etkileyen virüsün yayılma hızının çok güçlü olması sonucunda 5 aydan kısa süre içerisinde 210 ülkede rapor edilmiştir. Salgın, insanların günlük yaşamlarındaki davranışlarında; barınma, iletişim, sağlık, gıda ve ulaşım gibi alanlarda birçok değişikliğe sebep olmuştur. Kentleşmenin dünya çapında hızla yayılması ile birlikte ulaşım; ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetler için gerekli bir hizmet haline gelmiştir. Salgın sebebiyle en çok değişim gösteren davranışların başında ulaşım davranışları yer almaktadır. Bunun temelinde yayılımın azaltılması için hareketliliğin minimize edilmesi ilkesi yer almaktadır. Sınırlarını kapatan ülkeler sokağa çıkma yasakları, evden çalışma, uzaktan eğitim ve esnek çalışma saatleri gibi önlemler almış ve bu sayede hareketliliği azaltmayı amaçlamışlardır. Bu çalışmanın amacı Covid-19 salgınının Türkiye genelindeki yolculuk davranışları ve ulaşım memnuniyetleri üzerindeki değişimi bir anket çalışması yaparak değerlendirmektir. 2020 aralık ayında oluşturulan anket Google Formlar kullanarak hazırlanmış ve sosyal medya platformları üzerinden dağıtılmıştır. Salgının yeniden şekillendirdiği ulaştırma alanında, bireylerin seyahat davranışı değişimleri ve ulaşım memnuniyetlerini etkileyen parametreler yolculukların türel ayrımı yapılarak irdelenmiştir. Seyahat davranışları ve memnuniyet durumlarındaki değişimin belirlenmesi için aralarında sebep-sonuç ilişkisi bulunan değişkenler belirlenerek bağımlı ve bağımsız t testleri uygulanmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda salgın sırasında toplu taşıma kullanıcılarının daha güvenli sistemlere yöneldiği ve yolculukların mesafelerinin düşürüldüğü bunun sonucunda da özel araç ve çevreci sistemlere (yürüme, bisiklet, e-scooter) yönelim olduğu gözlemlenmiştir. İnsanların ulaşımında en önemli parametrelerden olan seyahat maliyetinin, söz konusu sağlık olduğunda ikinci plana bırakıldığı ortaya çıkmıştır. Salgının farklı dönemlerinde kullanıcı davranışlarının bilinmesi, alınacak tedbirlerin belirlenmesinden mevcut sistemin en faydalı düzende işletilmesine kadar gelecek planlamasında önemli katkılar sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Ulaşım, Covid-19 Salgını, Seyahat Davranışı Değişimi, Ulaşım Memnuniyeti

COVID 19Davranış değişiklikleriDavranış değiştirme+2
Uğur Eren Uzar
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ulaşım planlamasında başlangıç – son matrisi tahmininde ilk girdi matrisinin etkisi

Ulaştırma Talep Modelleri (TDM) geleneksel olarak yolculuk oluşturma, yolculuk dağıtımı, model ayırma ve yolculuk ataması olan 4 adımlı model kullanılarak oluşturulur. Ulaşım planlamasında yolculuk dağılımının basamağı, yolcu veya eşyanın planlama alanındaki bölgeler arasındaki dağılımını gösteren Çıkış ve Varış Noktası matrisi (B-S) ile açıklanır. B-S matrisleri, ulaşım ağına atanan model ayrım ve açmaya tabi olan herhangi bir ulaşım talep modelinin temel girdisidir. Anlaşılacağı üzere 4 adımlı modelin en önemli girdisi B-S matrisleridir ve modelin kalibrasyonu sırasında baz yıl matrislerinin kesinlik düzeyine bağlı olarak modelin işleyişine yönelik tahminlerdeki doğruluk düzeyi artmaktadır. Temel yıl B-S matrisleri; Hane halkı anketleri, yol kenarı anketleri, araç takip sistemleri (AVL), mobil cihaz yolcu takibi (GPRS veya istasyon bazlı) gibi veri kaynaklarından da bilgiler kullanılarak elde edilmektedir. Bu yöntemlere ek olarak, ulaşım ağındaki araç veya yolcu sayılarından B-S matrisleri tahmin edilebilir. Bu çalışmada Ulaştırma Modelleri oluşturulurken birçok analiz için temel girdi olarak kabul edilmiş B-S matrislerinin yol kenarı ve trafik sayımları ile tahmin edilmesine ilişkin olarak ilk girdi matrisinin ve tahmin yönteminde kullanılan çözümleme araçlarının etkisi değerlendirilmektedir. Yapılan çalışmalar neticesinde ilk girdi matrisinin B-S matrisine yakınsaklığının çok büyük önem arz ettiği ve çözümleme araçlarında ise L-BFGS-B yönteminin en iyi sonuçları verdiği ve sonrasında CG, trust-constr, SLSQP ve TNC yöntemlerinin geldiği sonuçları elde edilmiştir.

İsmail Tengirşek
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geri kazanılmış asfalt kaplamadan elde edilen agregaların çimento esaslı harçların davranışı üzerindeki etkileri

Geri kazanılmış asfalt kaplama (RAP) genel olarak bitümlü sıcak karışımlarda bileşenlerden biri olarak değerlendirilmektedir. Özellikle RAP malzemesinin içerdiği bitüm, bu tercihin temel etkenlerinden birisidir. Söz konusu malzemenin alternatif bir alanda kullanılabilirliğinin araştırılması konusunda yapılan çalışmalardan birisi de ince olarak hazırlanmış RAP malzemesinin çimento harcı ile oluşturduğu karışımlardır. Bu tez çalışması kapsamında, çimento miktarı sabit (400 kg/m3) ve su/çimento oranı sabit (0,60) olmak üzere, RAP oranları değiştirilerek altı farklı karışım oluşturulmuştur. %0, %20, %40, %60, %80 ve %100 oranlarında 0-4 mm boyutundaki RAP malzeme, aynı boyutlardaki doğal kuma ikame edilerek, sırasıyla kıvam (yayılma), eğilme dayanımı, basınç dayanımı, birim ağırlık, su emme, kılcallık, kuruma rötresi, ultrasonik ses dalgası yayılma hızı (UPV) ve enerji yutma kapasitesi (tokluk) deneyleri gerçekleştirilmiştir. Deneysel bulgulara göre, karışımlarda ciddi bir kıvam kaybının gerçekleşmediği, eğilme ve basınç dayanımının kür süresi ile artış gösterdiği, fakat artan RAP içeriğinin her iki dayanım gelişimi üzerinde negatif bir etki yarattığı tespit edilmiştir. Birim ağırlık, RAP miktarına bağlı olarak sürekli düşme eğilimi göstermesine karşın, su emme miktarı %80 RAP içeriğine kadar artmış, daha sonra düşme eğilimine geçmiştir. Bütün numunelerde kılcallık özelliklerinin su emme davranışı ile benzer olduğu tespit edilmiştir. Kuruma rötresi gelişiminin, RAP oranı arttıkça genellikle artma eğiliminde olduğu gözlenmiş, RAP içermeyen kontrol numunelerinde boy kısalması 112. gün sonunda %0,075 iken, %100 RAP içeren numunelerde yaklaşık 4 kat artışla %0,288 mertebesinde kaydedilmiştir. Artan RAP içeriği bütün numunelerde %0,200-0,288 aralığında kuruma rötresine neden olmuştur. UPV deney bulgularına göre, %80 ve %100 RAP içerikli numunelerin "orta", diğer numune gruplarının ise "iyi" beton sınıfına girebileceği sonucuna varılmıştır. RAP kullanılmayan kontrol karışımlarında kırılma enerjisi 0,0444 N/mm düzeyindeyken, %60 ve %80 RAP kullanılması durumunda kırılma enerjisi düzeyindeki gelişme yaklaşık %12 artışla sırasıyla 0,0500 N/mm ve 0,0496 N/mm düzeyinde hesaplanmıştır. Kırılma enerjisinin eğilme dayanımına oranının bir süneklilik parametresi olarak değerlendirilmesi durumunda ise, RAP kullanımının her türlü senaryoda %5,5-%60 aralığında pozitif bir katkısının olabileceği gözlenmiştir. Elde edilen tüm deney sonuçları göstermektedir ki, RAP malzemesi eğilme ve basınç dayanımı gibi önemli özelliklerde azalmaya neden olsa da belirli kalitedeki beton üretiminde alternatif olabilecek bir malzemedir. RAP'in enerji yutma kapasitesindeki önemli katkısı ise bu malzemenin atık olarak değerlendirilmesinden ziyade, iyileştirici malzeme olarak itibar görmesine neden olacak seviyededir. Özellikle beton bariyer gibi enerji sönümleme ihtiyacı yüksek olan yapılar, rijit üstyapılarda esnekliğin sağlanmasının istendiği kaplama durumları, deprem izolatörleri, dayanımdan ziyade hafifliğin, sünekliğin ve tokluğun istendiği yapı elamanlarında RAP malzemesinin kontrollü deneyler ışığında çimento harcı içeriğinde kullanılabileceği kanaatine varılmıştır.

Sefa Gündoğdu
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye genelinde karayolu hizmet düzeylerinin belirlenmesi

Hizmet düzeyi, ulaştırma sistemlerinde yol ve kavşak projelerinin değerlendirmesinde kullanılan bir ölçüttür. Bu ölçüt, pratik kapasitenin belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Hizmet düzeyi, sürücülerin ve yolcuların yolculukları sırasındaki trafik koşullarıyla ilgili performans değerini ifade etmektedir. Karayollarının hizmet düzeyi belirlenirken, yolun kent içi veya kırsal olması, şerit sayısı, kapasitesi, proje hızı, bölünmüş – bölünmemiş olması gibi parametrelere dikkat edilmektedir. Ayrıca, hız, ulaşım süresi, trafik akışı ve kısıtlamalar, manevra kabiliyeti, güvenlik ve taşıt işletme maliyetleri gibi faktörler göz önünde bulundurulmaktadır. Hizmet düzeyi genel olarak A, B, C, D, E ve F olmak üzere altı farklı şekilde tanımlanmıştır. A hizmet düzeyi, serbest akım koşullarının sağlandığı en iyi durumu gösterirken, F hizmet düzeyi ise trafikte tıkanmaların yaşandığı en kötü durumu göstermektedir. Bu çalışmada ülkemiz genelindeki şehirlerarası karayollarının hizmet düzeylerinin ve darboğazların belirlenmesi amacıyla bir metodoloji geliştirilerek, Türkiye Ulusal Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı ulaşım modeli üzerinde uygulanmıştır. Söz konusu metodolojiye göre hizmet düzeyi hesaplaması yapılırken, otoyol, bölünmüş devlet yolları ve bölünmüş il yolları için yoğunluk parametresi kullanılmıştır. Bölünmemiş devlet yolları ve bölünmemiş il yolları için serbest akım hızındaki değişim oranı; kent içi yollar, kırsal yollar, hemzemin kavşaklar ve kavşak kolları için trafik akım hızı dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Bu şekilde ülkemiz için karayollarında hizmet düzeylerine ilişkin çalışmalarda kullanılması gereken sınır değerler belirlenmiştir. Elde edilen veriler ışığında, ülkemiz genelinde şehirlerarası yollarda yaşanan darboğazlar ortaya konularak, müdahale edilmesi ve kapasitenin artırtılması gereken karayolu kesimleri tespit edilmiştir.

Mert Becerikli
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yaya hareketlerinin mikro simülasyon programı ile modellenmesi süreci

Yaya simülasyonu uygulamaları, günümüzde birçok projede yaya hareketlerinin test edilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Bu projelerin başında; alışveriş merkezleri, havaalanları, metro istasyonları gibi yaya yoğunluğunun yüksek olduğu tesisler gelmektedir. Bu tesislerde özellikle; giriş – çıkış noktaları, turnike bölgeleri, güvenlik kontrol noktaları ve fiziksel engellerin bulunduğu lokasyonlarda yaya hareketleri açısından sorun yaşandığı bilinmektedir. Yaşanan bu sorunların teknik olarak ortaya konması ve giderilmesine yönelik alternatiflerin geliştirilmesi adına yaya simülasyonları kullanılmaktadır. Yaya simülasyonları, araç simülasyonlarına kısmen benzese de genel itibari ile farklılık göstermektedir. Bunula birlikte, yaya simülasyonlarının oluşturulma süreci de araç simülasyonlarının oluşturulma sürecinden farklıdır. Yaya hareketleri, taşıt hareketlerine göre daha değişken olabilmektedir. Bir yolculuk çekim merkezinde, günün belirli zaman dilimlerinde diğer zaman dilimlerine göre yaya hareketliliği daha yoğun yaşanabilmektedir. Bu süreçte, yaya hareketliliğinin modelleneceği kompleks hakkında, günün tüm zaman dilimleri için yolculuk hesapları yapılarak, söz konusu kompleks için hazırlanan projeler elde edilmelidir. Bu çalışmada, yaya simülasyonu oluşturma sürecinin belirlenmesi amacıyla, zirve saatlerde yaya hareketliliğinin oldukça yüksek olacağı bir kompleks için yaya hareketleri mikro simülasyon programında modellenmiştir. Modelleme yapılırken, ilgili komplekse ait ihtiyaç duyulan projeler mikro simülasyon programına aktarılıp, yaya hareketlerinin yaşanabileceği tüm bölgeler üç boyutlu olarak modellenmiştir. Hazırlanan simülasyon modelinde; gün içerisindeki yolculuk hesapları ile birlikte, her bir yolcu hareketinin; nereden başlayıp nerede biteceği, hangi rotayı izleyeceği belirlenmiş; ayrıca yayaların yürüme hızı, varsa sabit ve yürüyen merdivenler, yürüyen bantların ve asansörlere ait hızlar, turnike ve güvenlik bölgelerinden geçiş hızları gibi birçok parametre dikkate alınmıştır. Bu çalışma ile İstanbul Uluslararası Finans Merkezi metro istasyonu ile iş merkezleri, AVM ve otel gibi tesisler arasındaki yaya erişimine ait simülasyon modeli oluşturularak, söz konusu finans merkezine ait kurumların hizmete girmesiyle birlikte metro istasyonunda ortaya çıkabilecek sorunlar tespit edilmiş ve bu sorunların çözümlerine yönelik öneriler geliştirilmiştir.

Burak Şişman
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sinyalize kavşaklarda piezoelektrik sensörler ile erişilebilir yaya butonu uygulaması

Trafiğin yoğun olduğu sinyalize kavşaklarda yayaların güvenli bir şekilde karşıya geçmeleri için ışıklı yaya geçişleri uygulanmaktadır. Bu aşamada önceden tanımlanmış sürelere veya erişilebilir yaya butonlarından gelen sinyallere göre yeşil ışık devreye girmektedir. Yaya butonları sayesinde sadece yayalar olduğunda, sistem devreye girmekte ve araçlar yaya olmadığında durmak zorunda kalmadığı için trafiğin akışı hızlanmaktadır. Erişilebilir Yaya Butonu (EYB), tüm yayaların güvenle karşıya geçebilmeleri için sesli, titreşimli ve görsel olarak uyarı veren cihazlardır. Sinyal yaya butonlarının yapılış amacı, sürücülerin yüksek hızda seyrettiği, yoğun araç geçişlerinin bulunduğu, üst ve alt geçit imkanlarının bulunmadığı karayolu kesiminde yaya algılaması yaparak, kavşak kontrol cihazını bilgilendirip, ulaşımı yayanın geçişini kolaylaştıracak duruma getirmektir. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından şehrin farklı bölgelerinde kullanılan "Zemin Yaya" uygulaması, Türkiye'de zeminle ilişkili EYB bağlamında ilk çalışma olarak ön plana çıkmaktadır. Bu ürün, sinyalize kavşaklarda yayaların karşıya geçebilmeleri için kullanılan yaya butonlarının yerini alan bir uygulamadır. Zemine monte edilen platform, yayanın üzerine adım atmasıyla birlikte aktifleşmektedir. Bu tez çalışması kapsamında, ilk etapta Bursa ili özelinde "Zemin Yaya" uygulamasının yerinde bir incelemesi yapılmıştır. İkinci etapta ise, mevcutta bulunan EYB'ye alternatif olarak, yeni bir sistem tasarımı önerisinde bulunulmuştur. Bu amaçla, alternatiflerine göre birçok açıdan faydası bulunan "Zemin Yaya" uygulamasının farklı bir versiyonu olarak, piezoelektrik malzemelerin kullanıldığı yeni bir tasarım yapılmıştır. Doğada bol miktarda bulunan piezoelektrik malzemeler, uygulanan mekanik basınç doğrultusunda elektrik alan oluşturmaktadır. Piezoelektrik malzemelerin bu özelliği kullanılarak, kendi enerji ihtiyacını karşılayan, dışarıdan ekstra bir enerji kaynağına ihtiyaç duymayan bir sistem planlanmıştır. Yapılan deneysel çalışmalar sonucunda, piezoelektrik malzeme kullanılarak oluşturulan düzeneğin, sinyalize kavşaklarda mevcutta bulunan EYB'ye alternatif olarak, herhangi bir elektrik enerjisine gerek kalmaksızın başarılı bir şekilde uygulanabileceği görülmüştür. Buradan hareketle, sinyalize kavşaklarda bu tarz bir tasarımın planlanması durumunda ve düşük elektrik enerjisi ile çalışabilen bir devre tasarlanabildiği takdirde, gelecekteki "Zemin Yaya" platformlarının piezoelektrikli versiyonlarla yer değiştirebileceği kanaatine varılmıştır.

Gizem Çelik
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Karayolu ve sanat yapıları projeleri için Yapı Bilgi Modellemesi (YBM)

Ulaştırma yatırımları, ülkelerin ekonomik kalkınmasında önemli bir rol oynayan ve bütçelerin büyük bir kısmını oluşturan projelerdir. Bu yapılarda kullanım kapasitesi arttıkça, daha ekonomik ve sürdürülebilir teknoloji ve modellere ihtiyaç duyulmaktadır. Bina ve tesis sektöründeki gelişmeler, ulaştırma sektörüne de yansımaktadır. Bu gelişmelerden birisi de bir yapının proje yaşam döngüsü boyunca 3 boyutlu olarak bilgisayar ortamında modellenmesine ve yönetilmesine olanak sağlayan Yapı Bilgi Modellemesi (YBM)'dir. YBM, mühendislikte yeni bir bakış açısı oluşturarak, çok boyutlu ve değişken süreçleri merkezden yönetilebilir hale getirmiştir. Bunun yanı sıra Türkiye genelinde, YBM ile çeşitli bina projelerinin hayata geçirildiği, ulaştırma alanında ise birtakım tesis, istasyon, havalimanı ve raylı sistem projelerinin gerçekleştirildiği literatürden bilinmektedir. Ancak, karayolu ve sanat yapıları projeleri üzerinde irdelenen akademik çalışmaların YBM özelinde sınırlı ve temel düzeyde kaldığı birçok çalışmada bildirilmiştir. Bu tez çalışmasında, karayolu ve sanat yapılarında YBM'nin uygulanmasına yönelik 3 boyutlu karayolu projelerinin çeşitli senaryolar ile detaylandırılması amaçlanmıştır. Ayrıca, YBM'nin 4. boyutu olan zaman kavramına yönelik bir iş planı da hazırlanmış olup, süreçlerdeki çakışmaların tespit edilerek yorumlanması hedeflenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise alternatif tasarımların güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehdit olasılıkları tahmin edilmiştir. Genel olarak, Infraworks'ün proje hazırlık aşamasında ön bilgi edinmek için tasarım ve analiz yönünün iyi olduğu, ancak geliştirilmesi gereken yönlerinin olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, Microsoft Project'te 4. boyut kapsamında iş takviminin oluşturulmasının, iş kalemlerindeki çakışmaları tespit etme ve bu alanlarda önlem alma konusunda fayda sağlayabileceği görülmüştür. Karayolu ve sanat yapıları projelerinde YBM kullanımına yönelik çalışmalarda 4. boyut ile zaman, 5. boyut ile maliyet, 6. boyut ile sürdürülebilirlik analizi, 7. boyut ile işletme, 8. boyut ile güvenlik ve kazaların izlenmesi ve değerlendirilmesi konularının etraflıca tartışılması, bu alandaki YBM kullanımını daha ileri düzeylere taşıyacaktır.

UlaştırmaUlaştırma mühendisliği
Halil Kara
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Karayolu üstyapı işletme aşamasındaki bakım onarım ve ölçme çalışmalarında oluşan hata ve risklerin HTEA, pareto ve AHP yönteminde incelenmesi

Karayolu projeleri, ulaştırma alanında yapılan büyük mühendislik projelerinin başında gelen önemli projeler arasında yer almaktadır. Bir ülkedeki ekonomik, ticaret, eğitim, sağlık, turizm vb. gibi alanlardaki gelişmelerle birlikte, ulaşım konusundaki ihtiyaç da artmakta, karayolu projeleri de bu ihtiyacı karşılayan önemli bir unsur olmaktadır. Bir karayolu projesinin genel olarak projelendirme, inşaat ve işletme aşamaları bulunmaktadır. Özellikle işletme aşamasında, kullanım ve çevre koşullarına da bağlı olarak bir karayolu üstyapısında deformasyon, bozulma ve yıpranmalar oluşabilmektedir. Oluşan bu tahribatlar da büyük miktarlarda bakım, onarım ve ölçme çalışmalarına sebep olmakta, bu da ekonomik açıdan büyük harcamaları meydana getirmektedir. Ayrıca bu çalışmalarda yapılan muhtemel hata ve riskler, bu maliyetlerin daha da çoğalmasına sebep olmaktadır. Bu sebeple bu tür onarım bakım ve ölçme çalışmalarında karşılaşılması muhtemel risklerin ortaya çıkartılarak önlemlerinin de alınması, ekonomik kayıpları oldukça azaltacaktır. Yapılan bu çalışmada, ilk olarak karayolu üstyapısında oluşması muhtemel hata ve riskler, Hata Türü Etkileri Analizi (HTEA) yönteminde incelenmiş ve tespit edilen 15 adet risk ile ilgili olarak Risk Öncelik Sayıları (RÖS) değerleri hesaplanarak, risk seviyeleri belirlenmiştir. Yine bu risk ve hataların oluşması durumunda, alınması gereken önlemler araştırılarak, bu önlemlerin alınması sonrasında da risk ve hataların risk seviyeleri tekrar incelenmiştir. Bu araştırma yapılırken konunun uzmanlarına anket yapılmış ve bu anket için Yalova Üniversitesi'nden etik izin onayı alınmıştır. HTEA analizinde yer alan bu risklerin Pareto ve Analitik Hiyerarşi (AHP) yöntemleri kullanılarak önem sıraları belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan Pareto analizine göre, karayolu işletme aşamasındaki bakım onarım ve ölçme çalışmalarında oluşması muhtemel 15 adet risk ve hatadan ilk sırayı, İşletim sırasında Karayolu kaplamasında oluşan düşey yönlü bozulmalar için yapılan düşey yöndeki ölçme işlerinden (Nivelman, Lidar, Fotogrametrik, Uzaktan Algılama) kaynaklanan hata ve riskler almıştır. AHP yönteminde tespit edilen tüm riskler arasında, bu ilk risk için ağırlık katsayısı 0.227 ile yaklaşık olarak %23 şeklinde tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan bu çalışma ile bu alanda çalışan teknik ve idari personellere de bir yol gösterilmesi amaçlanmıştır.

Uğur Can Kızıl
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel alanlardaki otopark problemlerinin incelenmesi ve coğrafi bilgi sistemleri (CBS) tabanlı kent içi otopark alanlarının belirlenmesi (Yalova ili örneği)

Kentlerdeki nüfus artışıyla birlikte, yaşam aktiviteleri de artmakta, bunun sonucu olarak da ulaşım alanı bu durumdan etkilenmektedir. Kent içi toplumsal hayattaki bu hareketlilik özellikle şehir içindeki trafik yoğunluğunu da arttırmaktadır. Bu anlamda değerlendirildiğinde trafik ve araç yoğunluğundaki artış, otopark alanlarının da yetersiz kalmasına sebebiyet vermektedir. Bununla birlikte, şehir içindeki yaşam alanlarının birer çekim merkezi olması, plansız şehirleşme ve nüfus yoğunluğunun belirli alanlarda toplanması gibi sebepler mevcut otopark ihtiyacını daha da arttıran sebepler olmaktadır. Yeni otopark alanları ihtiyacı artan bu bölgelerde, trafik yoğunluğunu biraz daha azaltmak amacıyla alternatif ve yeni otopark alan konumlarının üretilmesi oldukça önemli bir konu olmaktadır. Bu konumların belirlenmesinde, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden olan Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yöntemini birlikte kullanmak oldukça verimli sonuçlar elde edilmesine yardımcı olmaktadır. Yapılan çalışmada ilk olarak coğrafi konum olarak oldukça yoğun bir araç trafiğine sahip olan Yalova şehir merkezindeki otopark kaynaklı problemler tespit edilmeye çalışılmıştır. Daha sonraki aşamada ise bu şehirdeki yeni otopark alanlarının belirlenebilmesi amacıyla oluşturulan sonuç haritayı oluşturacak alt bileşen haritalar hazırlanmıştır. Bu kriterlere ait veriler web'de açık erişimli bir yazılım olan Quantum Geographical Information Systems (QGIS) ortamında işlenerek, alt bileşen haritalar (ana yol ve ara yol haritaları, eğitim alanları haritası, sağlık alanları haritası, turizm alanları haritası, merkezi iş alanlarına ait harita, AVM bölgelerine ait alanlar haritası, nüfus verilerine ait harita, arazi değerlerine ait harita, mevcut otopark alanlarına ait harita, trafik yoğunluk verisine ait harita, nüfus ve araç yoğunluk verisine ait haritalar) elde edilmiştir. Yine üretilen haritalar için veriler web'de açık erişim sağlayan kaynaklardan elde edilmiştir. Yalova il merkezi yeni otopark alanlarının belirlenebilmesi için üretilen alt bileşen haritalar anket araştırmalarına göre ve AHP yöntemi kullanılarak ağırlıklandırılmıştır. Çalışma kapsamında yapılan anket çalışmasında Yalova Üniversitesi'nden etik izin onayı da alınmıştır. Buna göre elde edilen nihai sonuç haritada, Yalova şehir merkezindeki yeni otopark alan konumları için alternatif yerler belirlenerek bu konu ile ilgili önerilere yer verilmiştir. Böylelikle de Yalova il merkezindeki trafik yoğunluğunun azaltılmasına katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Coğrafi bilgi sistemleri (CBS), Analitik hiyerarşi prosesi (AHP), Otopark, Yalova, Konum belirleme

Taha Kaplan
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Geri dönüştürülmüş asfalt karışımlarında atık yağ kullanımının sürdürülebilirlik ve yapısal performans kriterleri açısından incelenmesi

Günümüzde dünya nüfusunun hızla artması, atık yönetimini küresel ölçekte önemli bir sorun haline getirmiştir. Bu bağlamda, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik kavramları çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla ön plana çıkmakta ve bütüncül yaklaşımlar gerektirmektedir. Sınırlı doğal kaynakların etkin kullanımı, gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakma sorumluluğu ile birleştiğinde, atıkların yeniden değerlendirilmesi hayati bir önem kazanmaktadır. Bu çalışmada, çevreye zararlı etkileri bulunan atık motor yağları (AMY) ile atık bitkisel yağların (ABY), asfalt sektöründe katkı malzemesi olarak kullanılabilirliği incelenmiştir. Araştırmada, geri kazanılmış asfalt kaplama (RAP) oranları %0, %10, %30 ve %50 olarak belirlenmiş ve her karışım için hacim özgül ağırlık, su absorpsiyonu, stabilite, akma ve Marshall oranı gibi temel mühendislik parametreleri analiz edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, %30 RAP oranı optimum değer olarak belirlenmiş; bu oranla hazırlanan karışımlarda %5 ve %10 oranlarında AMY ile ABY ayrı ayrı kullanılarak performansları karşılaştırılmıştır. Deney sonuçları, atık yağ katkılarının bitümlü sıcak karışımlarının mühendislik özelliklerini iyileştirdiğini göstermektedir. En iyi performans, AMY için %10, ABY için ise %5 oranlarında elde edilmiştir. Bu çalışma hem çevresel kirliliğin azaltılması hem de asfalt performansının iyileştirilmesi açısından atık yağların değerlendirilmesine yönelik yenilikçi bir yaklaşım sunmakta; aynı zamanda inşaat sektöründe sürdürülebilir malzeme kullanımını teşvik etmektedir. Anahtar Kelimeler: Bitüm Yaşlanması, Atık Motor Yağı, Atık Bitkisel Yağı, Geri Kazanılmış Asfalt Kaplama, Geri Dönüşüm

Dilara Çelik
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Asfalt geri dönüşümünde elektromanyetik ısıtma yönteminin etkinliği ve performans analizi

Günümüzde sanayileşmenin artması, nüfus büyümesi ve ekonomik faaliyetlerin yoğunlaşmasıyla birlikte doğal kaynakların tüketimi hız kazanmış ve bu durum ciddi atık problemlerini beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda, çevresel etkilerin azaltılması ve mevcut kaynakların daha verimli kullanılması amacıyla geri dönüşüm ve geri kazanım uygulamaları giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Ulaştırma sektörü, bu alanda en fazla doğal kaynak tüketen ve aynı zamanda en fazla atık üreten sektörlerden biridir. Özellikle karayolu altyapılarında kullanılan asfalt kaplamalar zamanla işlevselliğini yitirerek yenileme ihtiyacı doğurmakta ve bu da büyük miktarda asfalt atığı oluşmasına neden olmaktadır. Kullanım ömrünü tamamlamış asfalt tabakalarının yeniden değerlendirilmesi hem ekonomik hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından büyük potansiyele sahiptir. Bu tez çalışmasında, asfalt üretiminde geri kazanılmış asfalt kaplama (RAP) kullanımının asfalt karışımlarının performansı üzerindeki etkileri; farklı RAP oranları ve iki farklı ısıtma yöntemi kullanılarak karşılaştırmalı şekilde incelenmiştir. %0, %10, %30 ve %50 oranlarında RAP içeren toplam 24 farklı karışım hazırlanmıştır. Karışımlar, geleneksel ısıtma yöntemi (GIY) ve mikrodalga radyasyonu kullanan elektromanyetik ısıtma yöntemi (EIY) ile ayrı ayrı hazırlanmış ve bu yöntemlerin karışım özelliklerine etkileri detaylı olarak analiz edilmiştir. Deneysel analizler kapsamında karışımların hacim özgül ağırlığı, su absorpsiyonu, stabilite, akma miktarı ve Marshall oranı değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, EIY yönteminin özellikle %10 ve %30 RAP içeren karışımlarda daha yüksek hacim özgül ağırlığı sağladığını ve karışımın daha yoğun bir yapı kazandığını ortaya koymuştur. Ayrıca EIY, su emme oranlarını azaltarak karışımın neme karşı duyarlılığını düşürmüş; %10 ve %50 RAP oranlarında stabilite açısından %25–30 oranında iyileşme sağlamıştır. Akma değerlerinde gözlemlenen azalma, EIY ile hazırlanan karışımların elastik deformasyona karşı daha dirençli olduğunu göstermektedir. Marshall oranı açısından da EIY, deformasyona karşı daha dayanıklı karışımlar elde edilmesini mümkün kılmıştır. Tüm bu veriler ışığında, EIY yöntemiyle hazırlanan asfalt karışımlarının, GIY yöntemiyle hazırlananlara kıyasla hem fiziksel hem de mekanik özellikler bakımından daha iyi performans gösterdiği sonucuna varılmıştır.

Kader Fenerci
Yalova University · Institute of Graduate Studies
2025
00