3
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Video sanatında travma ve huzursuzluk üzerine içerik inceleme
İnsan, dışarıdan müdahale ile edindiği travmaları ve kendi seçimi ile deneyimlediği travmaları hayatı boyunca belleğinde kodlar ve biriktirir. Bireyin davranışlarını yöneten en önemli güdülenme ise, bireyin kendini gerçekleştirme arzusu olarak açıklanabilmektedir. Bir anlatım aracı olarak sanat ürününde sanatçının kendini ifade etme gerçekliği ile izleyicisinin sanat ürününde kendisi ile empati kurma, sanat ürününe karşı kendinden bir şey bulma ve benzetme duyusu arasında göz ardı edilemez sonsuz bir ilişki süreci vardır. Bu tez çalışmasında fotoğraf, film, video sanatı alanlarında travmatik anlatım diline sahip eserlerden belirlenen çalışmalar incelenmiş olup, sanatçı, eseri ve izleyicisi arasındaki diyalog süreci gözden geçirilmiştir. Bu travmatik birikimlerin, bireyin de seçimleri ve yöntemleri göz önünde bulundurularak, değişimi, dönüşümü ve yeniden inşasının bireyin kendi üzerinde, kültür üzerinde ve toplum üzerindeki etkilerinin bir arada değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Travma olgusunun sanat eserlerindeki anlatı dili ve travmatik anlatılar içeren eserlerin izleyicisine söylemek istediklerini incelemek araştırmanın birincil amacıdır. Birinci bölümde; "korku, kaygı, tekinsizlik ve iğrençlik" olgularının travma temelinde incelemeleri akademik araştırma yöntemleri ile ele alınmış ve örnekler ile açıklanmıştır. Hafızanın travmayı kaydetmesi ve bireyin hafızası ile toplumsal ve kültürel bellek arasındaki ilişkileri ve etkileri ikinci bölümde incelenmiştir. İlk iki konu başlığında ele alınan konular üçüncü bölümde fotoğraf, film ve video örneklemeleri ile sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Travma, Hafıza (Bellek), Görüntüde Huzursuzluk, Acı, Keder, Video Sanatında Kaygı
Doğa-resim ilişkisi içerisinde değişen "Figür" kavramı
Bu çalışmada Doğa-Resim ilişkisi içerisinde değişen "figür" kavramı, insan bedenine karşılık gelen "figüratif" den söz edilmektedir. Çalışmada Ortaçağ Avrupa'sından 20. yüzyıla kadar resim sanatında karşılaştığımız insan figürünün değişim süreci örneklerle, karşılaştırmalı olarak irdelenmiştir. Doğa kavramı, tarihsel gelişimi sürecinde her zaman metafizik kabullere bağlı olarak değişken bir kavram olduğu için, düşünce sistemi ve inanışlara bağlı olarak değişik anlamlarda ifadedilmiştir. Bu durum toplumların düşünce ve davranışlarına etkilediği gibi o dönemde yapılan sanatsal faaliyetleride etkilediği görülmüştür. Bu nedenle çalışmada bir çağın sanat üslubundan söz ederken o çağın önemli olayları ve o olayların sanata etkileri araştırılmıştır. 15 yüzyıl başlarında Avrupa'da ortaya çıkan Rönesans'ta doğanın incelenmesi ve 17 yüzyıl başlarında ortaya çıkan doğa felsefesi ve hümanist dünya görüşü, Avrupa'da doğaya ve insana bakışı tamamen değiştirmiştir. Bu sebeple batı resim sanatında yüzyıllar boyu başlıca ifade biçimlerinden biri olan insan bedeninin betimlenmesi, çeşitli kültürlerin geleneksel değerlere göre değişim ve dönüşüm yaşamıştır. İnsanın zihinsel süreçleri sonucunda ortaya çıkmış bu figürlere biz, doğrudan o çağ insanının 'doğaya' bakışının kültürel formlarıdır diyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Doğa, resim sanatı, ilişki, insan, figür.
The existence of the image in portraiture
Bu çalışma, sanat tarihinde sanatın en önemli türlerinden biri olan portre resmini ele almaktadır. Çalışma, ontolojik yaklaşım ile sınırlandırılmıştır. Sıklıkla "kendi otoportrelerini yapan ressamların, kendi öznesi ve nesnesi olarak aradıkları nedir?" sorusunun bilinmezliğe aralanan imgesi, apaçık bir tuzaktır. Bu çalışma, varoluşu bir kapı olarak ele alan ressamların sanat hayatlarını da içermektedir. "Bu kapı aralığı imge midir?", "İmge nedir?", "İmgenin bize göstermek istediği nelerdir?", "Sanatçının bakışını benzersiz kılan nedir?" gibi çeşitli sorular, bu çalışmanın başlangıç noktasını oluşturmuştur. Çalışma boyunca bu sorulara açıklık getirmeye çalışılmıştır. Sanatçı, bakışı ile içeride/dışarıda var olan, yabancı ve üstün bir gerçeklikle nasıl ilişkiye girebilir? Sanatçı, bakışı ile içinde yaşadığı toplumun, dönemin kendi yaratım pratiklerini doğurur. Modern dünyada insanın toplum içinde yaşadığı psikolojik özellikleri; varoluş, hiçlik, boşluk ve uzaklık kavramları ile Sartre'ın, "Varoluş bir hümanizmadır" aforizması, bireyin özgürleşme hareketi olarak kavranmıştır. Bu sayede toplum da sanatçılar da kendi bakışları ile ifade bulmuştur. Buna Bacon'ın görünmez küvetleri görünür kılınması, Freud'un varlığı kanıtlama çabası, Giacometti'nin hakikat arayışı örnek gösterilebilir. Bu sanatçıların sanat anlayışları, dönemleri açısından bir başkaldırı olarak görülebilir. Felsefe kavram üretir; ancak sanatçı, imge dünyası ile yaratımını gerçekleştirir. Her ikisinin görevi de topluma ışık tutmaktır. Bu gelişmeler, 20. yüzyıl sonrası toplumsal alandaki değişimler ve modern dönem sanatçılarının imge dünyasında kimlik meselesi olarak yabancılaşma konusu, örnekleri ile portre resmi bağlamında ele alınmıştır. Son olarak felsefî düşünce tarihinde, metafiziksel yaklaşımlar, dayatmalar ile kültürel, toplumsal politikalar, ontolojiye karşı çıkış olarak koşullu gelişen sanatı var etmiştir. Modern dönemde bu disiplinlerarasılık, sanatçıların portre sanatıyla benlik, kimlik, yabancılaşma, örnekleri ile belirmiştir. Portre resminde sanatçılar kendine has bakışın izlerini gerçekçi portreler anlayışından farklı olarak kişinin iç dünyasındaki izlenimlerini gösteren portreler yapmışlardır. Sonuç olarak insanın yıllardır cevabını aradığı "Ben kimim?" sorusuna, portre resmi ile bir çıkış yolu bulan sanatçının, resmindeki gerçeklik ve görünenin ardındaki gerçekliğe ilişkindir. Anahtar Sözcükler: Portre, yüz, imge, varoluş.