Yeditepe University
Discipline

Radio, Television and Cinema

Yeditepe University

320

Archived Theses

4

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yeni medya çağında yerel basının ekonomi politiği: Antalya ili örneği

Yeni medya çağı iletişim endüstrisinde önemli değişimler meydana getirmiştir ve kitle iletişim araçları özel sermayenin de etkisiyle kamusal yarar mekanizmasından ziyade ticari kar güdüsüyle yönetilen bir yapıda varlığını sürdürmektedir. Yerel basın, yerel yönetimlerin denetimi, yerel sorun ve ihtiyaçların dile getirilerek çözüme kavuşmasında faaliyet gösterdiği bölgede önemli etkileri olan kitle iletişim araçlarıdır. Bununla birlikte yerel sermaye ile kurduğu ekonomi politik ilişki ile, yerel düzeyde siyasi ve ticari çıkar ilişkilerinin düzenlenmesinde de etkili olarak, özel sermaye elinde araçsal bir yapıda işlev görebilmektedir. Yerel basın bu dinamikler doğrultusunda önemli kitle iletişim araçlarıdır ve güçlü ve nitelikli yayıncılık yapabilen yerel basının etkisi demokrasinin sağlıklı çalışmasında kritik öneme sahiptir. Yeni medya çağı yerel basını hem olumlu hem de olumsuz düzeyde oldukça etkilemiş ve hem internet aracılığıyla sesini tüm dünyaya sunma kapılarını açmış hem de resmi ilan gelirleri dışında da kapsamlı reklam gelirleri elde edebilmesine olanak sağlamıştır. Tüm bu gelişmeler göz önüne alındığında yeni medya çağında yerel basının var olan sorunları değişmediği gibi farklı sorunları da birlikte getirmiştir. Gazete okuma ve satın alma oranlarının düşmesi, tirajların azalması, reklam bütçelerinin yeni medya ortamlarına kayması, ekonomik sorunlara bağlı olarak maliyetlerin artması, ilan gelirlerinin yetersiz gelmesi gibi yeni medya çağında belirginleşen sorunları vardır. Resmi ilan gelirlerine bağımlı halde ve özel sermayenin etkisiyle reklam verenler ile patronaj kıskacında muhalif yönü iyice baskılanan yerel basın, yeni medya çağının getirdiği dönüşümün de etkileriyle birlikte varlığını zor koşullar altında sürdürmektedir. Yerel basında resmi ilan hakkı olan yerel gazetelerin yeni medya çağında ekonomi politik bağlamda yerel düzeyde kurdukları ilişkileri anlayabilmek, yerel gazetelerin varlıklarını sürdürürken ekonomi politik bağlamda ne tür stratejiler ortaya koyduklarını incelemek ve yerel gazetelerin dijital çağda resmi ilan gelirleri dışında da gelir elde etmesinin önemini anlamak maksadıyla yapılan çalışmada, yerel gazetelere dair güncel bulgular elde edilmiştir. Antalya il örneğini baz alarak, kent merkezinde faaliyet gösteren resmi ilan alan yerel gazetelerin, imtiyaz sahipleri ve yazı işleri müdürleri ile yapılan derinlemesine görüşmeler betimsel analiz yöntemi ile incelenerek araştırma sorunsallarına yönelik veriler elde edilerek değerlendirilmiştir. Yeni medya çağında yerel gazetelerin sorunları, internet sonrası habercilik pratikleri, yapısal ve ekonomik değişimler, sosyal medya kullanımı ve gelir elde etme pratiği, ticari reklam ilişkileri ve haberciliğe olan etkileri, resmi ilanların yerel basına olan etkisi, siyasi ve ticari ilişkilerin yerel basına etkileri, yerel gazetelerin giderleri gibi başlıklar etrafında Antalya yerel basını ekonomi politik perspektif bağlamında analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeni Medya, Yerel Basın, Resmi İlan, Ekonomi Politik, Medya

Enes Okçu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Özçekim paylaşımının (selfie-fotoğraf)sosyal medya kullanıcılarının benlik algısı ve beden imajına etkisindeki rolü

Bu tez, sosyal medya fenomenlerinin paylaştıkları fotoğraf ve Özçekimleri (selfie) inceleyerek, ortaya konulan sosyal (dijital) kimliği Gustav Jung'un arketiplerine göre analiz edip ortaya çıkarmak ve takipçilerin etkilenebileceği benlik algısı ve beden imajı etkilerini tartışmayı amaçlamaktadır. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte, kullanıcıların kendilerini ifade etme biçimleri ve beden imajları üzerinde önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Özellikle geniş takipçi kitlesine sahip olan sosyal medya fenomenlerinin, takipçileri üzerinde güçlü bir etkisi vardır. Bu çalışmada, sosyal medya platformu İnstagram uygulamasında takipçi sayısı 1 milyonun üzerinde olan ünlülerden seçilmiş 3 fenomenin paylaştığı Özçekim ve kendilerinin pozlandığı 5 er fotoğrafa Ferdinand de Saussure ve Roland Barthes'ın göstergebilimsel yöntemi çerçevesinde analiz yapılmış, ortaya çıkan sonuçlar Carl Gustav Jung'un arketipler teorisi bağlamında yorumlanmıştır. Jung'un arketip teorisi, fenomenlerin paylaşımlarıyla nasıl bir sosyal kimlik oluşturduklarını ortaya koyarken, göstergebilimsel analiz yöntemiyle de Özçekim'lerde yer alan görsel ve sembolik göstergelerin anlamları çözümlenmiştir. Bu bağlamda, fenomenlerin Özçekimlerinde yer alan yüz ifadeleri, beden duruşları, arka planlar ve kullanılan filtreler gibi unsurlar detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Barthes'ın mitoloji teorisiyse, bu göstergelerin kültürel ve toplumsal bağlamdaki anlamlarını ve ideolojik yapıları ortaya koymak için temel oluşturmuştur. Buna göre, sosyal medya fenomenlerinin paylaştıkları Özçekim'lerin, takipçilerinin benlik algısı ve beden imajı üzerinde sarsıcı değişikliklere yol açabileceği görülmüştür. Özellikle belirli estetik normların ve ideal beden imgelerinin sürekli olarak vurgulandığı görülmüştür. Bu çalışma, özellikle genç kullanıcılar arasında yaygın olan benlik algısı ve beden imajı sorunlarının, sosyal medya fenomenlerinin etkisiyle nasıl şekillenebileceği ve bu süreçlerin altında yatan psikolojik dinamikler bu tezde detaylı bir şekilde incelenmiştir. Elde edilen bulgular, sosyal medya kullanımının bireylerin psikolojik sağlığı üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak ve bu konuda farkındalık yaratmak için önemli bilgiler sunmaktadır.

Zafer Yılmaz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğlence amaçlı ekran kullanımının toplumsal yaşamın yeniden üretimindeki yeri: Z kuşağı örneği

Toplumsal yaşamın dinamiklerini değiştiren post-fordist üretim tarzı, ileri ekran teknolojisiyle eğlence sektörünü derinden etkilemektedir. Dijital platformlar olarak video akış servisleri bu sürecin dijital endemikleri arasında yer alarak gündelik yaşam kültüründe kendine yer açmaktadır. İnternetin yaygınlaşmaya başladığı yıllarda doğup büyüyen ekran eğlencesiyle uyumlu Z kuşağı, her an ve her yerde tüketim için tasarlanan video akış servislerinin popülerleşmesine katkı sağlamaktadır. Bu katkının niteliğini araştıran bu çalışmada Türkiye'deki Z kuşağının eğlence anlayışı ve pratiklerine odaklanılmış; video akış servisi özelindeki ekran kullanımı kültür endüstrisi bağlamında yorumlanarak dijital ve duygulanımsal emeğin toplumsal yaşamın yeniden üretimindeki işlevi saptanmaya çalışılmıştır. Bu amaçla araştırma, internet erişiminde kota sorunu olmayan ve YouTube dahil en az iki video akış servisi kullanan, teorik örnekleme stratejisine göre belirlenen 21 katılımcıyla yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda toplumsal yaşamın dinamiğini oluşturan eğlence emeğinin ağlarda yüksek farkındalık içermeden sarf edildiği; izleme pratiklerinin sermayedar (video akış servisi) ve emekçi (video akış servisi izleyicisi) ilişkisini üretip benzer dünya görüşlerinin yeniden üretilmesi yönünde talep oluşturduğu; bilinçli bir izleyici kitlesinin de var olduğu; asosyalleştirici etkide bulunan ekran eğlencesinin Z kuşağının gündelik yaşamında önemli ölçüde yer kapladığı ortaya konmuştur. Ayrıca örneklemlerin ifadelerinden hareketle "akış hipnozu", "dijital eğlence emeği", "eğlence üşengeçliği", "ekran girdabı", "eksik eğlence", "medya mesaisi", "platforma kapanma", "video akış işçisi" ile 3Ş (iş, akış, yatış) terimleri literatüre kazandırılmıştır.

Duygulanımsal atmosferEkranEğlence hayatı+6
Pınar Karhan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İyi niyetli görünen teknolojik yardımın bağımlılık ilişkisine dönüşmesine bir örnek: Televizyon yayıncılığına geçişte Federal Almanya Cumhuriyeti'nin TRT'ye teknolojik yardımını uluslararası iletişim bağlamında okumak

Bu tezde "iyi niyetli" bir yardım olarak başlayan fakat ilerleyen zamanlarda ekonomik bağımlığa dönüşen Batı Almanya ile Türkiye arasındaki uluslararası yayıncılık ilişkisi, kuramsal yaklaşımlar çerçevesinde ele alınacaktır. Almanya'nın depolara tıkılan, elde kalan siyah beyaz televizyonlarının, fahiş fiyatla Türkiye'de satılmasına, renkli televizyon yayıncılığına geçme imkânımız varken, hibe edilen siyah beyaz yayıncılığa uygun ekipmanlar yüzünden teknolojiyi daha pahalıya ve daha geriden takip etmemize neden olan bu "iyilik", postkolonyal çalışmalar bağlamında değerlendirilecektir. Başlangıçta iki ülke arasındaki ilişkilerin olumlu yansıması olarak algılanan bu yardımların, zamanla nasıl bağımlılık ilişkisine dönüştüğünü belgeler ışığında anlatmak, tezin araştırma metodu olarak belirlendi. Uluslararası iletişim bağlamında değerlendirilen bu yardımın, teknik destek sağlama amacından çok daha fazla emeller taşıması ve bu yardımın Türkiye'nin medya politikaları üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaya çalışması da konunun önemini göstermektedir. Araştırmada, teknolojik yardımın asla koşulsuz olmayacağı ve uluslararası medya ilişkileri üzerinde mutlaka teknolojik bağımlılığa ve ekonomik sömürüye dönüşeceği fikri analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, teknolojik yardımların, başlangıçta olumlu etkiler sunsa da zamanla bağımlılık yaratma potansiyeli taşıdığını göstermektedir. Bu durum, ulusal bağımsızlığın ve bağımsız medya politikalarının dış etkenler tarafından şekillendirilme riskini ortaya koymaktadır. Çalışmada, teknolojik bağımlılık sürecinin nasıl ilerlediği, Batı Almanya ve Türkiye arasında imzalanan uluslararası yayın desteği anlaşmasının sonuçları üzerinden anlatılmaktadır. Türkiye'nin medya alanındaki bağımsızlığına neden önem vermesi gerektiği açıklanarak, çalışmanın sonuca ulaşması planlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Teknolojik yardım, bağımlılık ilişkisi, uluslararası iletişim, medya politikaları, TRT, ZDF, ulusal bağımsızlık.

Sinan Çakır
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal medyada ateist kimliğin öz-temsili ve karşı-hegemonyanın inşası: Karikateist öz-örgütlenmesi örneği

Bu araştırma, Ateist kimliğin hegemonik bir ilişki olarak kurulan öteki/madun konumundaki iletişimsel eylem imkanlarını inceler. Türkiye'deki temsili kimlikler rejiminde sembolik olarak ötekileşen Ateist kimliklilerin bir kısmı, hegemonik madunluğunun bir sebebi ve sonucu olan edilgen temsiliyeti ters-yüz etmeyi amaçlayan sosyal medyatik öz-temsil gücüyle öz-örgütlenir ve karşı-hegemonik tarihsel bloğun inşası için bir dizi yapıbozucu anlamı söz-eyler. Bu araştırmada, çevrimiçi Ateist öz-örgütlenmeleri arasında bir avangart ve sembolik güç olan Karikateist'in karşı-kamusal söylemleriyle modellediği kültürün teşhisi ve Ateist egemen konuşmaların karşı-hegemonik söylem yapılarının deşifresi amaçlanır. Karikateist öz-temsili, yalnızca Ateist kimliğini değil, öteki olarak yeniden tanımladığı geleneksel egemenleri de içermesi bakımından hegemonik söylem savaşımını iyi örnekler. Çünkü artık egemen kimliklerin hakkında konuştuğu bir kimlik olmak yerine kendi hakkında ve egemenler hakkında konuşan yeni bir kimliğin egemenleşmesinden söz edilebilir. Karikateist'in kimler ve neler hakkında, nasıl konuştuğu merakı çevresinde bir saha okumasıyla biçimlenen bu araştırma, söz konusu karşı-hegemonik öz-temsili, söylem merkezli kültür paradigmasıyla kavramıştır. Eleştirel söylem çalışmalarının etnometodolojik bir sayısal medya uyarlaması olan Sosyal Medya-Eleştirel Söylem Çözümlemesi metodu, verilere erişim ve tahlil yaklaşımı olarak uygulanmıştır. Karikateist'in karşı-hegemonik kültürü, kimlikler arası söylem pratikleriyle kodlanan bir sosyal külliyat olarak modellenmiştir. Bu kapsamda, sahadaki çok kipli söylemler çözümlenmiş, ayrıca kamusal söylemlerin yorumcular bağlamındaki rezonanslarının irdelendiği derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın bulguları, Karikateist'in yalnızca din-dinsizlik ekseninde konuşan bir kolektif olmanın sınırlarını geçerek her türlü gündemi konulaştırdığını ve öncelikle politik bir muhalif kimlik profili olarak göründüğünü ortaya koyar. Karikateist, politik öncelikli karşı-hegemonyasında geleneksel bir egemen gibi davranır ve ötekilerinin varlığı üzerine bina ettiği iktidarını söylemlerinde somutlaştırır.

AteizmHegemonyaKimlik+7
Savaş Keskin
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sinemasında biyografik filmlerde hegemonik erkeklik inşası

Biyografik film türü sinema sanatının başlangıcından beri ilgi ve takdir görmüş olsa da tarih ve temsil arasındaki ilişki bağlamında oldukça da eleştiri almıştır. Türkiye'de çok fazla örneği üretilmemiş olsa da son yıllarda artan biyografik film üretimlerinin gişe başarısı ve kamuoyu yaratma gücü bu film türüne olan ilgiyi arttırmıştır. 2021 yılı itibariyle Türkiye'de çekilmiş olan biyografik filmlerin merkezine aldıkları tarihsel figürlerin ağırlıklı olarak erkekler olduğu görülmüştür. Bu dikkat çekici dağılım biyografik film türünün merkezine aldığı figürlerin arasındaki ortaklıkları cinsiyet çalışmaları doğrultusunda anlaşılabilir kılmıştır. R. W. Connell'ın erkeklerin kendi arasındaki hiyerarşik yapısını inceleyerek ortaya koyduğu hegemonik erkeklik kavramı biyografik filmlerin inşasını görünür kılmak adına oldukça kıymetlidir. Connell'ın erkekliğin etnik kimlik, sosyal statü ve sermaye ilişkilerini de içeren hiyerarşik bir yapısı olduğunu ve yalnızca kadınlar üzerinde değil kendi içerisinde de tahakküm kurduğunu tartışan çalışması literatürde oldukça ses getirmiştir. Buna rağmen sinemanın temsil bağlamında yeterli olarak değerlendirilmemiş ve erkeklik ilişkilerinin dinamik yapısı filmler üzerinden görünür kılınmamıştır. Bu çalışma kapsamında Türkiye'de beşikten mezara formülüyle çekilmiş ilk biyografik filmlerden olan Taçsız Kral (1965) ve 2018 yapımı, tüm zamanların en fazla izlenen beşinci yapımı olan Müslüm filmleri biyografik film anlatısının parallelikleri doğrultusunda temsillerin hegemonik erkekliği yeniden üreten yapısı görünür kılınmıştır. Cinsiyetin performans yolu aracılığıyla bir icra olduğu kabulüyle Türkiye tarihinde farklı dönem ve alanlarda da olsa damga vurmuş iki figürün benzer anlatı ve anlatım yöntemleriyle toplumsal belleği şekillendiren etkisi ve bu etkinin hangi araçlarla inşa edildiği değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme biyografik filmlerin anlatı ve anlatım unsurları ile göz ardı ettiği ya da yücelttiği belirli davranış kalıpları ile hegemonik erkekliğin inşası arasındaki paralelliklere odaklanmaktadır.

BiyografiBiyografik sinemaHegemonik erkeklik+4
Umut Şilan Oğurlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan sinemasında uyarlama filmler: Anar Rzayev örneği

Sinema tarihinde sinema edebiyat ilişkisi ve uyarlama filmlerin çekilmesi tam olarak Melies'in Le Voyage Dans la Lune (Ay'a Seyahat) filmiyle başlar. Melies'ın edebiyatın anlatım bütünlüğü ve dilinden esinlenerek çektiği bu filmden sonra sinema ve edebiyat ilişkisi, Griffith'in Charles Dickens'in romanlarında kullandığı kurgu yöntemini sinema diline aktarması ve yeni sinemasal kurgu yöntemi oluşturması bu iki farklı sanat dalını birbirine bağlamıştır. Böylece en yeni sanat dalı olan sinema, geleneksel sanatlardan olan edebiyatı hem konu olarak kaynak almış, hem de edebiyatın anlatım dilini örnek alarak kendi anlatım dilini ve araçlarını oluşturmuştur. Sinemanın zamanla oluşturduğu yeni yöntem ve teknikler edebiyatı da etkilemeye başlamış, bununla da bu iki sanat arasında etkileşim ortaya çıkmıştır. Uyarlama konusu ise sinema ve edebiyat ilişkisinin ilk adımıdır. Bu konu sinemanın doğuşundan günümüze kadar gelmiş, sinema kendi anlatım dilini geliştirdikce yeni ve uyarlama türleri ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada da sinema edebiyat ilişkisi ve etkileşimi, bu etkileşime yaklaşımlar, farklı edebi türlerde yazılmış eserler sinemaya uyarlanırken kullanılan teknikler ve uyarlama sorunları araştırılarak bu gelişmenin Azerbaycan sinemasında nasıl ilerlediği incelenmiştir. Azerbaycan sinemasıda çekilen 86 uyarlama film içerisinden yazar Anar'ın üç farklı edebi türde yazdığı eserinden uyarlanan film örnekleri ele alınarak Azerbaycan sinemasında edebi eserlerin filme nasıl uyarlanıldığı araştırılmıştır. Seçilen filmler orijinal eserle karşılaştırılarak içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. İnceleme sonucunda eserin dramatik yapısı filme uyarlanırken kullanılan sinematik yöntemler grafikleştirilerek eserle ne şekilde farklı özellikler taşıdığı ortaya çıkarılmıştır.

AzerbaycanAzerbaycan sinemasıFilm+3
Aynur Nabiyeva
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanma filmlerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve hegemonik erkekliğin yeniden üretimi: "Bir Evlilikten Manzaralar", "Kramer Kramer'e Karşı" ve "Marriage Story" filmleri üzerinden inceleme

Sinema, toplumsal normları, özellikle cinsiyet eşitsizliğinin ve erkek egemenliğinin yeniden üretildiği ve olağanlaştırıldığı, seyircinin bunları kanıksamasına sebep olan mecralardan biridir. Özellikle sinema vasıtasıyla, toplumsal cinsiyet normları ve hegemonik ataerkil düzen, filmlerin yapım yılı, ülkesi ve yönetmeni fark etmeksizin, yeniden üretilmektedir. Boşanmanın konu edinildiği filmlerde, kadın ve erkek arasında eşitsizlikler mevcuttur. Hegemonik erkekliği pekiştiren unsurlar arasında evliliğin ve karşı cinse karşı bir tahakkümün kurulmasının mevcut olduğu varsayılırsa, boşanmanın hegemonik erkekliği sekteye uğratması söz konusudur. Bu yüzden boşanmayı konu alan filmlerde, kadın ve erkeğin eşit derecede süreçlerinin ele alınmasından ziyade, eril bakış açısıyla toplumsal cinsiyet eşitsizlik ve hegemonik erkekliğin yeniden üretilmesi söz konusudur. Bu bağlamda çalışmada, toplumsal cinsiyetin ne olduğu, ardından toplumsal cinsiyeti oluşturan normlar, kadınlık ve erkeklik algısına değinilecektir. Buna bağlı olarak daha sonrasında hegemonik erkeklik ile aile, evlilik ve boşanma kavramlarından bahsedilecektir. Dolayısıyla çalışmada, "Bir Evlilikten Manzaralar", "Kramer Kramer'a Karşı" ve "Marriage Story" filmlerindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve hegemonik erkeklik yeniden üretilme biçimleri incelenecek, bu filmler üzerinden sinemada boşanma süreçlerindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve hegemonik erkekliğin yeniden üretildiği ortaya konulacaktır.

Bergman, IngmarBoşanmaFilm+3
Yüksel Enes Altınok
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hollywood canlandırma sinemasında insan doğa ilişkisi temsiline ekoeleştirel bir bakış: Tüketim kültürü ve insan egemenliğinin filmlerdeki rolü

İnsanın doğa üzerinde kurduğu egemenlikten kaynaklanan çevresel problemlerin 1900'lü yılların başından bu yana devamlı olarak artarak devam etmesi, çeşitli ekolojik ve çevreci anlayışları doğurmuştur. Hava, deniz ve kara kirliliği, küresel ısınma, ozon tabakasının delinmesi, orman yangınları, çarpık ve düzensiz kentleşme, bazı hayvan türlerinin yok olma tehlikesi altına girmesi, tarım ürünlerinin kalitesinin günden güne düşmesi, yabani hayvanların yaşam alanlarının gittikçe daralması, susuzluk tehlikesinin kapıda olması bu tür çevre problemlerinden başlıcalarıdır. Durum ciddileştikçe ve insanların duyarlılığı arttıkça, çevresel problemler kendisine edebi eserlerde ve medya ürünlerinde de yer bulmaya başlamıştır. Günümüzde etkili hikaye anlatıcılığının araçlarından birisi olan canlandırma sineması; sinemanın diğer türlerinde olduğu gibi zaman zaman çevresel problemlerin gösterildiği, bu problemlerin çözümü için çeşitli çözüm yollarının izleyicilere sunulduğu ideolojik etki araçlarından bir tanesidir. Bu araştırmayla; örnekleme dahil edilen Amerikan yapımı dört farklı insan – doğa ve hayvan ilişkisi temalı canlandırma film; söylemsel açıdan analiz edilerek, ekoeleştirel bir bakış açısıyla ideolojilerle olan ilişkileri ortaya konulmuştur. Ekoeleştiri, kültürel metinleri eleştirel yaklaşımla inceleyen ve insan – doğa ilişkisini merkeze alan bir inceleme yöntemidir. Araştırmanın amacı, en genel ifadeyle insan – doğa ilişkisi temalı filmlerde görünen ve duyulanın arkasındaki iliştirilmiş söylemi ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın önemi; dört farklı örneklem filmi üzerinden araştırmanın yürütülmesidir. Bu sayede, Amerikan film endüstrisi içerisinde yer alan dört farklı yapım şirketinin insan – doğa ilişkisine olan yaklaşım biçimi, birbirleriyle karşılaştırmalı bir biçimde görülmüştür. Araştırmada ekoeleştirel bir yaklaşımla söylem analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmayla varılan genel sonuç; insan – doğa ilişkisi temalı Holywood canlandırma filmlerinin; söylemsel anlamda sığ ekolojiye dayalı, insan merkezcilikten öteye gidemeyen filmler olduğudur.

Amerikan sinemasıDerin ekolojiEkoeleştiri+4
Muhammed Alparslan Özkardeş
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk polisiye dramalarında polis imgesi: Geleneksel televizyon ve internet televizyonu yayınlarında ideolojik karşılaştırma

Toplumsal ve politik iktidara sahip olan kesim, tarihin her döneminde bu iktidar konumunu sürdürebilmek için çeşitli yöntemler geliştirmiş ve böylece iktidarları altındaki kitleleri çeşitli biçimlerde pasifize ederek var olan toplumsal iktidar ilişkilerini; bir diğer deyişle statükoyu korumuşlardır. Egemen sınıfın mevcut iktidarını sürdürebilme çabası, modern öncesi çağlarda daha çok doğrudan baskı ve şiddet gibi yöntemlerle gerçekleştirilmiştir. Modern demokrasilerin doğuşuyla beraber, doğrudan baskı ve şiddet aracılığıyla sağlanan iktidarın yerini hegemonik iktidarlar almıştır. Kitle iletişim teknolojilerinin gelişmesinin ardından iletişim alanının bilimsel bir disiplin haline dönüşmesiyle birlikte ise eleştirel iletişim çalışmaları olarak kavramsallaştırılan ekol kapsamındaki araştırmalar tarafından ortaya, medyanın modern devletlerdeki mevcut iktidar ilişkilerinin yeniden üretiminin yapıldığı; egemen ideolojinin topluma hegemonik olarak dayatılmasına aracı olan bir kurum olduğu gibi tezler atmıştır. Bu düzlemde, görüntü ve sesi aynı anda iletme teknolojisiyle birlikte 20. Yüzyıl'ın ikinci yarısına damga vuran TV ve TV yayıncılığının en popüler formatlarından olan dramalar da zamanla eleştirel iletişim çalışmalarının en önemli araştırma nesnelerinden birisi haline gelmiştir. Gerçekleştirilen araştırmalar sonucunda TV dramaları aracılığıyla egemen ideolojinin yeniden üretiminin yapıldığı; bu amaçla insanlara çeşitli tutum ve değerlerin önerildiği; türlü yargı ve kalıpların meşrulaştırıldığı; insanların dramaların kurmaca anlatı yapısı aracılığıyla belirli bir düşünsel perspektife yönlendirildiği gibi sonuçlara ulaşılmıştır. TV dramalarına ideolojik temsiller açısından bakıldığında, işlediği konu ve içerdiği temsiller bakımından devletin resmi güvenlik güçlerini yansıtan medya metinleri olarak polisiye dramaların da önemli bir araştırma konusu olduğu görülmektedir. Yerli polisiye dramalar, Türkiye'de özel TV yayıncılığının başladığı 1990'lı yıllardan itibaren oldukça popüler bir tür olarak göze çarpmaktadır. Bu tür yapımlar, geleneksel televizyon yayıncılığındaki popülaritesine ek olarak günümüzde henüz yeni bir teknoloji olmakla birlikte etki alanı günden güne artan internet TV türlerinden olan OTT TV'ler için de çekilmekte ve bu platformlarda yayınlanmaktadır. Bu noktada, hem geleneksel TV'deki hem de OTT TV'lerdeki polisiye dramalar dramatik anlatı ekseninde kurgulansa da, iki farklı TV platformunda yayınlanan aynı türdeki bu yapımlar arasında yayınlandıkları platformların farklılığı nedeniyle çeşitli farklılıklar bulunmaktadır. Bu tez kapsamında ilk olarak medya ile ideoloji ilişkisi tümdengelimsel bir yaklaşımla;TV dramalarının ideolojik yapılarının vurgulanacağı biçimde tarihsel ve kuramsal bağlamda açıklanmış; ardından ise TV yayıncılığının teknolojik gelişimi; internet TV türleri ve OTT TV'ler ve söz konusu gelişimin paralelinde geleneksel TV'deki dramalarla OTT TV'lerdeki dramalar yayıncılar ve izleyiciler açısından karşılaştırılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise geleneksel TV'deki polisiye dramaların, Louis Althusser'in devletin baskı aygıtı olarak nitelediği polis kurumunu ve polis bireyleri nasıl bir imajla yansıttığıyla, OTT TV'lerdeki polisiye dramalarda bulunan polis imgesi nitel içerik çözümlemesi yöntemiyle saptanarak ideolojik açıdan karşılaştırılmış; iki farklı televizyon platformunda yayınlanan polisiye dramalardaki polis imgeleri arasındaki ideolojik farklılıklar nitel içerik çözümlemesi yöntemi kullanılarak tespit edilmiş ve bu farklılıkların gerekçeleri açıklanmıştır. Anahtar Sözcükler: medya, televizyon dramaları, polisiye dramalar, temsil, imaj, ideoloji

DramaPolisPolisiye+7
Cem Eren
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Fantazmagorik bir mekân olarak Twitter ve simülatik flaneurler: Sosyal medyanın kimlik ve mekân inşasındaki rolü

Bu tez kapsamında etkileşimli, katılımcı bir medya türü olarak yeni medyanın politik ve ideolojik söylem üretiminde en etkili mecralarından biri olan Twitter'ın yapısı ve kullanıcılarının varoluşsal konumu/durumu, mekân ve kimlik olguları üzerinden çözümlenmeye çalışılacaktır. Modern yaşamın ontolojik anlamda doğal, teknik anlamda yapay bir uzantısı olan bir bireyselleşme ve toplumsallaşma pratiği olarak sosyal medyanın modern birey üzerindeki varoluşsal boyuttaki etkisi; bireysel ve toplumsal yaşamdaki duyuş, düşünüş, algılayış ve davranış kalıplarını dönüştürmesi; tarihteki örneklerinden çok farklı bir insan ve uygarlık türünün oluşumundaki inkâr edilemez rolünün arka planındaki paradigmatik değişim irdelenecektir. Bunun için de öncelikle sosyal medyanın oluşmuna doğru ilerleyen iletişim tarihi kısa ve eleştirel bir şekilde aktarılacak; modern çağ ve paradigma içindeki yerini ortaya koyduktan sonra mekân ve kimlik açısından benzeşim kurulan kavramların (fantazmagori, simülasyon ve flaneur kavramlarının) kavramsal ve kuramsal olarak kullanım biçimleri, tanımları, anlam alanları ve Twitter pratiği ile benzerlikleri ilişkilendirilecektir. Son olarak da sosyal medyada kullanılan "dil"in (söylemin), politik / ideolojik / parodik bazı yönlerini tespit ettikten sonra, sosyal medyanın mekân algısında ve kimlik inşasısındaki rolü değerlendirilecektir.

FantazyaFlaneurKimlik+4
Murat Bozkurt
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İntiharın yeniden inşasında Türk sineması (1980-2015 dönemi)

Bu çalışma 1980-2015 dönemi Türk sinemasında intihar söylemlerinin nasıl yeniden inşa edildiğini tartışmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde intihar olgusunun tarihsel süreçte sosyoloji, psikoloji, felsefe ve din alanlarında nasıl anlamlandırıldığı kuramsal ve kavramsal çerçevede tartışılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte birinci bölümde Türkiye'de yaşanan toplumsal travmalara, Türkiye'de intihar alanında yapılan kuramsal ve kavramsal çalışmalara ve son olarak 1980-2015 dönemini kapsayan Türkiye'de intihar istatistiklerine değinilmiştir. İkinci bölümde egemen ideolojinin ürettiği intihar söylemlerinin gazete metinleri ve edebi metinlerde nasıl yeniden inşa edildiği incelenmiştir. Gazete metinleri incelenirken sosyo-psikolojik yaklaşım ve Teun van Dijk'in eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılmıştır. Edebi metinler ise yorumsamacı yöntem ve tematik yaklaşım ile sosyo-psikolojik yaklaşım perspektifinde incelenmiştir. İlk iki bölümden elde edilen kuramsal bilgiler ve bulgular doğrultusunda üçüncü bölümde örnekleme alınan filmler sosyo-psikolojik yaklaşım ve yorumsamacı yöntem çerçevesinde analiz edilmiştir.

FelsefePsikolojiSinema+7
Cangül Akdaş
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Netflıx'in yerli yapım dizilerinde erkeklik biçimleri ve temsillerinin göstergebilimsel analizi

Toplumsal cinsiyet çalışmaları, kadın çalışmalarının uluslararası alanda yayılmasıyla gelişmiştir. Toplumsal cinsiyet çalışmaları, kadın ve erkeklerin özel ve kamusal alanda kapladığı yeri, rollerini, toplumsal düzeni ve kadın ve erkek arasındaki hiyerarşisini incelemektedir. Toplumsal cinsiyet düzenini anlamak için yalnızca tek bir cinsiyeti ele almak kapsayıcılıktan uzaktır. Bu alan, kadınları ve erkekleri çok yönlü biçimde ele almayı gerektirmektedir. Eleştirel erkeklik çalışmaları, bu ihtiyacın bir uzantısıdır ve erkeklik tanımını yapmayı, toplumsal cinsiyet rollerinin ilişkileri nasıl etkilediğini incelemektedir. Erkeklik, kadınlar kadar erkekler üzerinde de etkiye sahiptir. Erkeklik, toplumsal cinsiyet gibi kültürel bir inşadır ve bu inşa, toplumsal cinsiyet rollerine bağlı olarak şekillenmektedir. Bu bağlamda erkeklik çalışmaları ayrıca önem taşımaktadır. Erkeklik biçimleri temsillerine, aile, devlet ve medya gibi farklı alanlarda rastlamak mümkündür. Medya içeriklerinin bu temsillerin nasıl inşa edildiğini gözlemlemek için incelenmesi gerekmektedir. 287 milyondan fazla aboneye sahip olan Netflix ise dijital platformlar arasında önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada, Netflix Türkiye'nin yerli yapım dizilerinde erkeklik biçimleri ve temsillerinin nasıl inşa edildiği incelenmiştir. Çalışmada R. W. Connell'in erkeklik biçimleri sınıflandırması temel alınmış ve R. Barthes'ın göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Netflix'te yayınlanan Kulüp, Uysallar, Yakamoz S-245 ve Terzi dizilerinin birinci sezonları örneklem olarak seçilmiştir. Analizler sonucunda, erkek ve kadınların zıt kutuplarda konumlandırıldığı görülmüştür. Erkek karakterler toplumsal cinsiyet düzenine uygun olarak gücün ve iktidarın sahibidir. Erkek karakterler işveren, üst kademe çalışan, baba ve eş gibi rollerde şiddetin faili olarak ortaya çıkmıştır. Toplumsal cinsiyet rolleri, dizilerde yeniden üretilmiş ve pekiştirilmiştir. Erkek karakterler arasında, erkeklik biçimlerine dayanan bir hiyerarşi olduğu ve egemen ırka, dine mensup erkeklerin hem kadınlar hem de diğer erkekler üzerinde iktidar sahibi olduğu saptanmıştır. Hegemonik erkeklik biçimi farklı karakterlerle inşa edilmiştir. İşbirlikçi erkeklik biçimi ise dizilerde, erkeklerin cinsiyet hiyerarşisinden faydalanmasını sağlamaktadır. Ötekiler olarak tanımlanan madun ve marjinal erkeklik biçimleri kadınsılığa yakınlık, alt ekonomik sınıfa dahil olma ve engelli olma ile ilişkilendirilmiştir. Netflix Türkiye'de yayınlanan dizilerde erkeklik biçimlerinin çeşitli temsilleri yer almaktadır. Bu temsiller geleneksel roller çerçevesinde inşa edilmektedir ancak kalıcı biçimler değildir. Erkelik biçimleri temsilleri, çoklu ve geçişgendir. Erkeklik biçimleri temsillerinin dijital bir platform olan Netflix'te öne çıktığı saptanmıştır.

Dijital platformlarDizilerErkeklik+2
Güzide Kayıtmazbatır
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyon yarışma programlarında söylemler: Survivor all star 2024 örneği

Çok uluslu şirketlerin faaliyet gösterdiği neoliberal çağda küresel ölçekte yayınlanan ticari medya yapımları, eşitliksizliklerin doğallaştırıldığı, tüketimin teşvik edildiği bir toplumsal kültürün inşa edilmesinde rol oynamakta ve kapitalist sistemi yeniden üreten hegemonik bir işlev göstermektedir. Söz konusu olumsuzlukların meşrulaştırılmasına yönelik medya içeriklerinde ve özellikle reality show türündeki televizyon yarışma programlarındaki söylemlerin, sosyal Darwinist söylemler ile benzerlikler taşıdığı görülmektedir. Evrim teorisine ait doğal seçilim kavramı, biyoloji bilimi bağlamında tutarlı bir anlama sahip olmakla birlikte, sosyal Darwinist söylemde bu kavram belirli öznelerin toplumdan ayıklanmasını öneren politik argümanlara konu olmaktadır. Toplumsal yapıyı bir yaşam savaşı arenası olarak betimleyen sosyal Darwinist söyleme göre "hayatta kalmak" bireylerin kendisine düşen bir görev haline gelmekte ve başarısız olanların toplumdan ayıklanması olağan bir süreç olarak sunulmaktadır. Belirli bir beceri yönünden kaybedenlerin elendiği, kazananların ise ekonomik anlamda ödüllendirildiği reality show yarışma programlarında rekabet, eleyici yapısı gereği sosyal Darwinist söylem ile örtüşmektedir. İzole edilmiş stresli bir ortamda gerçekleşen örneklerde, yarışma süreci yaşanması zor bir gerçekliği temsil etmektedir. Reality show örnekleri arasında bütün dünyada yayınlanan Survivor yarışma programı, yarışmacı takımların vahşi doğayı temsil eden ıssız bir tropikal adada temel ihtiyaçları tatmin edilmeksizin kamp kurdukları, bu ortama uyum sağlamak zorunda oldukları ve yarışmayı kaybedenlerin sistemden elendiği bir içerikten oluşmaktadır. Bu tez çalışması, Survivor serisinin güncel ve Türkiye'de izlenen bir örneği olarak TV8 kanalında yayınlanan Survivor All Star 2024 yarışma programını Çok Modlu Eleştirel Söylem Analizi yöntemi ile incelemeyi amaçlamıştır. Programda saptanan meritokratik rekabet, eleyici rekabet, doğada yaşam, izole tropikal çevre, kabile anlatısı, kargo kültü ve ofansif davranışla ilgili söylemler yarışma süreci, işitsel ve görsel modlar bağlamlarında analiz edilmişlerdir. Sonuç olarak, Survivor All Star 2024 yarışma programında temsil edilen gerçeklik, sosyal Darwinist söylemler aracılığı ile neoliberal kapitalizmin serbest piyasa ekonomisi ideolojisini meşrulaştıran bir rol oynamaktadır.

Sabri Bahadır Bakırtaş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sinefillerin beğeni tercihleri: Bourdieucu bir yaklaşım

Sinemaseverlikle eş anlama gelen sinefili alelade bir film tüketim eylemini karşılamaz, belli ritüelleri barındıran, tutkulu bir üretim kolunun yegâne temsilcileridir. Sinemanın ana eksende olduğu hayat tasavvuru ile filmlerle içten bir bağ kuran sinefiller, sinemadan aldıkları coşkuyla kendine has bir beğeni pratikleri ve izleme deneyimleri inşa etmişlerdir. Bu noktadan hareketle, sinefilliği bir nosyon olarak ele alan bu çalışma sinefil öznelerin ne tür beğeni pratiklerine sahip olduklarını, sosyolojik olarak film tercihlerinin nasıl konumlandığını araştırmaktadır. İlk etapta sinefilliğin tarihsel gelişimi, sinefil sınıflandırmalarını kavram bazında ele alarak sinefillerin alışkanlıkları, eğilimleri, birliktelik kurdukları alanlar araştırılmıştır. İkinci bölümde Pierre Bourdieu'nün kavram ve tartışmalarından yola çıkılarak beğenilerin filmler aracılığıyla nasıl ayrımlar oluşturduğu irdelenmiştir. Bourdieu'nün beğeni teorisinin öncülük ettiği bu çalışmada, üçüncü ve dördüncü bölüm saha araştırması kapsamında on iki sinefille yapılan derinlemesine görüşmelere ayrılmıştır. Durum çalışması olarak tasarlanan bu araştırmada, katılımcıların film beğenilerin çok geniş bir perspektif taşıdığı, çeşitli alanlarda ve türlere uzanan çok boyutlu bir yapıya sahip olduğu görülmüştür. Bu noktada film beğenilerinin heterojen bir yapıda olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, sinema ile ilişkilenme biçimlerine göre betimlenen sinefilliğin, yeni ve klasik sinefili ayrımlarının belirsizleştiği, birbirinin yerine geçtiği görülmüştür.

Bourdieu, PierreFilmSinefillik+2
Onur Turgut
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sivil toplum kuruluşlarının sosyal medya üzerinden sosyal sermaye üretimi: Ahbap platformu Twitter hesabı örneği

Sosyal sermaye kavramı alanyazında çeşitli şekillerde tanımlansa da, özünde, bir topluluğun niteliğini ifade etmektedir. Topluluk içerisindeki; bağlantılar (ağlar), güven, benimsenmiş norm ve değerler, iş birliği ve sivil katılım, bireylerin memnuniyeti gibi özellikler, ilişkisel ve soyut bir kavram olan sosyal sermayenin göstergeleridir. Topluluğu yaşanabilir kılan bu gibi özelliklerin bir toplulukta yüksek olması, o toplulukta sosyal sermayenin de yüksek olduğu anlamına gelmektedir. Geleneksel toplumlarda aile bağları ve din gibi unsurlar üzerinden sağlanan sosyal sermayenin inşasında, modern toplumlarda STK'lar önemli bir rol oynamaktadır. STK'ların bu rolü başarıyla ifa etmeleri ise, toplumla sıkı ve doğru bir etkileşim içerisinde olmalarına ve bütünleşebilmelerine bağlıdır. Bu noktada iletişim olgusunu zaman ve mekanın sultasından kurtaran sosyal medya, STK'lar için önemli fırsatlar sunmaktadır. Çalışma bu bağlamda; toplumla irtibatını büyük ölçüde Twitter üzerinden kuran bir STK olan Ahbap platformunun tweetlerinin, sosyal sermaye bakımından niteliğinin yanı sıra, platformun, Twitter takipçilerince yine sosyal sermaye bağlamında nasıl alımlandığını ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu amaca uygun olarak iki farklı yöntemle gerçekleştirilen araştırmada ilk olarak; @ahbap Twitter hesabından paylaşılan tweetler nitel içerik analizi yöntemiyle sosyal sermaye göstergeleri çerçevesinde analiz edilmiş, ikinci safhada ise platform üyesi olmayan Twitter takipçilerinin, platformu sosyal sermaye bağlamında nasıl alımladıkları, yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma sonuçları, Ahbap platformu tweetlerinin katılım ve güven başta olmak üzere, birçok sosyal sermaye unsurunu ihtiva ettiğini göstermektedir. Buna paralel olarak Twitter takipçilerinin platforma karşı tutumunun da; güven, memnuniyet, katılım ve iş birliği eğilimi gibi sosyal sermaye unsurlarını güçlü bir biçimde yansıttığı ve platformun sosyal sermaye açısından takipçilerde de olumlu karşılık bulduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Sivil toplumSivil toplum örgütleriSosyal medya+2
Harun Özalp
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

360 derece VR içeriklerde seyirci etkileşiminin sinemasal tasarımı

Sanal Gerçeklik (VR) teknolojisi, sinemanın bilim ve teknoloji beraberinde sürekli dönüşmekte olan biçemi üzerine yeni yaklaşımlar ve uygulamalar ekleyebilecek potansiyele sahiptir. VR, sinemanın üretim süreçlerine getirdiği teknik yeniliklerle birlikte, geleneksel sinemanın bugüne kadar geliştirdiği ve kullandığı yapısal unsurlara ilişkin kimi yeniden değerlendirmeleri gerekli kılmakta ve belirgin bir şekilde farklılaşan bir sinema biçimini müjdelemektedir. Bu çalışmanın amacı, bir VR türü olan, 360 Derece VR ile oluşturulan içeriklerde değişen sinemasal yapıyı ele almak ve ortaya çıkan sinemasal tasarımın seyirci etkileşimini nasıl şekillendirdiğini irdelemektir. Araştırmanın evreni olan 360 Derece VR içeriklerden seçilen, biri çalışmanın yazarı tarafından uygulanan, altı içerik; "Sinemasal Biçeme Yönelik Olma" ve "Görsel Tasarıma Yönelik Olma" kategorileri altında analiz edilmiştir. Yapısal analiz için oluşturulan iki aşamalı kategoride, anlatı yapısı ile ilgilenilmeksizin; sinematografi, mizansen, kurgu ve ses unsurlarını kapsayan film yapım süreçleri, 360 Derece VR teknolojisi ile farklılaşan teknikler beraberinde ele alınmış, seyirci dikkatini yönlendirme işlevindeki görsel tasarım elemanlarının kullanımı çözümlenmiştir. Bu inceleme sonucunda, 360 Derece VR teknolojisinin, geleneksel sinemanın sahip olduğu yapısal unsurlar, bu unsurlara getirdiği biçeme ait yenilikler ve görsel tasarıma yönelik düzenlemeler eşliğinde, seyirci etkileşimini şekillendiren ve katmanlandıran bir sinemasal tasarım gücüne sahip olduğu saptanmıştır.

360 derece videoGörsel tasarımSahne tasarımı+4
Emre Emrem
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bernard Tschumi'nin mekânsal şiddet kavramı üzerinden, korku sinemasındaki mekânsal öğelerin okunması

Mekândan bağımsız bir sinema düşünülemeyeceği gibi, olaydan bağımsız bir mekân da düşünülememektedir. Konu korku sineması olduğunda ise bu ilişkiler iyice çetrefilli bir hal almaktadır. Korku sinemasında mekân, yalnızca bir tasarım unsuru olarak değil; bir başrol oyuncusu olarak yer almaktadır. Beden ile mekânın, mimari tekinsizlikler aracılığıyla birbirlerine uyguladıkları şiddet ise korku sinemasının en temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. İki farklı düzenin birbirine sokulması sonucunda kaçınılmaz olan mekânsal şiddet, günlük hayatımızın her alanında olduğu gibi sinemada da yerini sağlamlaştırmaktadır. Bu tezde; çalışma içerisinde belirlediğimiz mimari tekinsizlikler aracılığıyla incelenen korku filmleri üzerinden, mekânın bedene ve bedenin mekâna uyguladığı şiddetin, dolayısıyla mekânın, korku sinemasının temel unsuru olduğunu ortaya konmaktadır. Anahtar Kelimeler: tekinsizlik, korku sineması, mimari tekinsizlikler, mekânsal şiddet

KorkuKorku sinemasıMekan+4
Beste Çırak
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

2000 sonrası Türk sinemasında muhafazakâr söylem

Dünyada 1980 sonrası yükselişe geçen ve Türkiye'de de ivme kazanan muhafazakâr ideoloji, sinemada da belirli tema, biçim ve söylemlerle temsil edilmektedir. Türk sinemasında her daim muhafazakâr unsurlar görülse de 2000 sonrasında muhafazakâr dil, biçim ve içerikler belirginleşmektedir. Sinemada muhafazakârlık inşası hem film üreticileri hem de muhafazakârlığı tartışan yazarlar tarafından oluşturulmaya çalışılır. Siyasal atmosfer bu durumun en önemli belirleyicilerinden biridir. Türkiye'de gişe başarısı elde etmeyen filmlerin çoğunlukla Kültür Bakanlığı desteği ile çekilmesi, siyasi iktidarın film üretim sürecine müdahale edebilme olanağını doğurmaktadır. Çalışmada, Türkiye'de Kültür Bakanlığı'nın 2004 yılında başlattığı ve 2013-2019 yıllarında değişikliğe gittiği yönetmeliğe dayanarak filmleri desteklemeye dair kanun/ yönetmelik/ çerçeve ve anlayışlara bakılmış, 2013 yılından itibaren bu çerçevede desteklenen filmlerin muhafazakâr söylem üretip üretmediği tartışılmaktadır. Bu çalışma, Kültür Bakanlığı'nın her yıl en çok destek verdiği uzun metrajlı projelerdeki muhafazakâr söyleme odaklanarak, iktidarın sinemaya vermek istediği politik yönü ortaya çıkarmayı amaçlayan nitel bir araştırmayı betimlemektedir. Hegemonik rıza oluşturmada muhafazakâr sinemanın, iktidar tarafından araç olarak görüldüğünün iddia edildiği bu araştırmada sinema sektöründe yönetmenlik ve yapımcılık yapan altı kişiyle görüşüldü. Veri toplama tekniği olarak derinlemesine görüşmenin yapıldığı yönetmen ve yapımcılar sinemadaki muhafazakârlaşma eğilimleri ve Bakanlık destekleri arasındaki ilişkiye dair görüşlerini dile getirdiler. Yönetmen ve yapımcıların görüşleriyle birlikte Kültür Bakanlığı'nın en çok destek verdiği filmler incelenerek iktidarın sinemadaki muhafazakârlaşma eğilimlerine verdiği yön açığa çıkartıldı. Çalışma kapsamında, Kültür Bakanlığı'nın her yıl en çok destek verdiği filmler arasında 2014 yılında en çok desteği alan Buğday, 2017 yılındaki desteklerde ikinci sırada olan Kardeşim İçin Dera (Doktor Sıra Sana Gelecek), 2018 yılındaki desteklerde en çok desteği alan Süveyda (Hadim), 2019 yılındaki desteklerde ikinci sırada olan Elli Kelimelik Mektuplar filmleri seçildi. Fairclough'un eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenen bu dört filmde iktidarın "yerli ve milli" sinema söylemiyle uyumlu, belirgin muhafazakâr tema ve söylemlerin mevcut olduğu tespit edildi. Bu temalar geçmişe, dine ve geleneksel değerlere bağlılık ve Kemalist rejimle hesaplaşma iken, diğer taraftan filmlerde Geleneksellik Söylemi: "Gelecek Gelenektedir" "Modern-Laik Zorba Devlet" söylemi, "Mütedeyyin Mağdur Yurttaş: Siyasal Mağduriyetin Tarihsel Referansları"na dair söylemler, Dini Söylem: "Kurtuluş ilahi olandadır", "Bilim ve Rasyonalite Karşıtlığı" söylemlerinin inşa edildiği tespit edildi. Siyasal iktidarın desteklediği, iktidar mensuplarının galalarına ve gösterimlerine katıldığı bu filmlerde Siyasal İslam, Kemalist devlet, Tek Parti iktidarının ve Suriye'de Esad rejiminin uygulamaları siyasal iktidarın politik tutumuyla örtüşecek şekilde bir çerçeveyle kurgulanmıştır. Araştırma sonucunda ortaya çıkan filmlerde inşa edilen söylemlerin hem Türkiye'nin dış hem de iç politikasıyla paralellik içerdiğini söylemek mümkündür. Bunun nedeni, iktidarların destek mekânizması aracılığıyla sinemaya müdahale edebilmesidir. Bu bağlamda devletin sinema alanına müdahale etmesinin önüne geçilmesi gerekmektedir. Olması gereken, sinema alanında özerk bir kurumun bu işleyişi düzenlenmesi ve devletin yalnızca ekonomik destek sağlayıcı olarak kalmasıdır. Bu anlamda siyasi yapıdan bağımsızlaşma gerçekleştiğinde, iktidarın müdahaleleri ortadan kaldırılacak, böylece fikir üretimi daha özgürce gerçekleşebilecektir.

MuhafazakarlıkSinemaSöylem+2
Nur Tuğçe Biga
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Transmedya hikâye anlatımında yeni medyanın kullanımı: Sherlock dizisi örneği

İletişim teknolojilerinde yaşanan değişim ve gelişmeler, hikâye anlatımlarını da köklü bir şekilde etkilemiştir. Yakınsamayla ilişkilendirilen transmedya hikâye anlatımı, hikâyenin farklı medyalara dağıtılarak zenginleştirilmiş bir hikâye evreni yaratımı anlamına gelmektedir. Yeni medya araçları, izleyicilerin kendi aralarında etkileşim kurmaları, bilgi paylaşımında bulunmalarına imkan tanırken tüketici ve yapım şirketleri arasında da bir köprü kurulmasını sağlamakta ve böylece bu hikâye evrenlerin genişletilmesine katkı sunulmasını kolaylaştırmaktadır. Bununla birlikte hayran sadakatini artırmada önemli bir rol taşıyan, hikâye ile etkileşim sonucu ortaya çıkan hayran üretimi içeriklerin sayılarının artırılması açısından da yeni medyanın işlevleri ve olanakları önem taşımaktadır. Üç bölümden oluşan tezin birinci bölümünde yeni medya kavramını açıklayabilmek adına yeni medyanın zeminini hazırlayan geleneksel medya, dijitalleşme ve İntertet kavramları açıklanmış ve yeni medya ile gelişen sosyal medya detaylı olarak tanımlanmış, yeni medyayı geleneksel medyadan ayıran özellikler vurgulanmaya çalışılmıştır. Tezin ikinci bölümünde transmedya hikâye anlatımı özellikleri anlatılırken bu alanda önemli çalışmaları bulunan akademisyenlerin transmedya hikâye anlatımı üzerine çalışmalarına yer verilmiştir. Tezin son bölümü olan üçüncü bölümünde ise yeni medya araçlarının transmedya hikâye evreni oluşturulmasında önemli bir rol oynadığı "Sherlock" dizisi incelenmiş ve bu bulgular neticesinde yeni medya ve transmedya hikâye anlatımı arasındaki ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır.

HikayeHikaye anlatmaSherlock Holmes+3
Zeynep Çelebi
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnteraktif sinemada biçim ve içerik ilişkisi: Bandersnatch örneği

Dijitalleşmenin ve ardından internetin yaygınlaşması sayesinde, bilgi akışı ile olan ilişkimiz edilgenden etkene doğru bir dönüşüm sürecine girmiştir. Günümüzde, filmler başta olmak üzere iletişim ve sanat alanlarına dahil pek çok medyumda, tamamlanmış şekilde sunulan içeriği seyircinin nasıl alımladığı meselesi önemini korurken; seyircinin içerik/eser tamamlanmadan yaratım sürecine nasıl dahil olabileceği meselesi, tartışmamız için önümüzde durmaktadır. Bu doğrultuda, video oyunlara ve sosyal medya uygulamalarına uzun süredir entegre olan interaktivite özelliğinin, sinemaya da verimi yüksek şekilde uyarlanmaya çalışıldığını gördüğümüz örnekler birikmektedir. Bu örneklerden, ana akım izleyicisine, yani geniş kitlelere ulaşabilmiş ilk yetişkinlere yönelik film olan Black Mirror: Bandersnatch, hem biçimi hem de içeriğiyle çalışılmaya değer bir yapımdır. İnteraktif filmlerin çeşitli açılardan ele alındığı çalışmalara ek olarak, interaktif yapının sanatsal özelliklerine eğilmenin ve bunları tanımlamanın bir gereklilik olduğu fark edilebilir. Bu amaçla, bu çalışmada sinemanın en klasik tartışması olan biçim-içerik dikotomisinin, interaktif filmlerde nasıl ele alınacağının izini sürüyoruz. Hem kontrolü seyirciye veren yapısıyla hem de dallanan hikaye olasılıklarıyla klasik anlatı yapısından ayrılan interaktif anlatılar, estetik öğelerinin tanımlanması ve aralarındaki ilişkinin belirlenmesi için kuramsal çerçeve oluşturulmaya devam edilen bir konu başlığıdır. En klasik kuramlar ile en yeni kuramlar arasında bir köprü kurmaya çalıştığımız bu çalışmada, Black Mirror: Bandernatch filminin içerik analizi yöntemiyle ayrıntılı bir yapısal tahlili yapılmıştır.

Black MirrorEstetik biçim teorisiEtkileşimli oyun+7
Nesibe Betül Yurtseven
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijitalleşmenin stand-up komedi performanslarında yarattığı dönüşüm: Stand-up komedyenler ile yapılan niteliksel çalışma ve izleyici deneyimleri

Bilgi teknolojilerinin ulaştığı sınırlar ile birlikte gerçekleşen teknolojik gelişmeler, sahne sanatlarında üretilen tüm performansların daha geniş çevrelere ulaşmasını sağlamıştır. Her stand-up komedi sahne performansında yeniden üretilen içerikler, dijitalleşmeyle birlikte yeni medya olarak adlandırılan sosyal medyaya entegre olmaya başlamıştır. Yeni medya sahnesi, zaman içerisinde yakınsak araçlarla içeriklere erişimin kolaylaşmasıyla birlikte, yeni bir yeniden üretim alanına dönüşerek içeriğe doğrudan etki edebilmektedir. Bu bağlamda stand-up komedi performanslarında; materyalin toplanması, persona yaratımı, setlerin yazımı, sahnelenmesi ve sanatçının markalaşması gibi değişkenler, dijitalleşme sonucu yeni medya bağımsız değişkeninin de denkleme eklenmesiyle beraber, yeni bir anlatım biçiminin oluşmasını ve içeriğin izleyiciye ulaştırılmasında yeni araçların meydana gelmesini sağlamıştır. Çalışmanın amacı; dijital dönemde yeni medya araçlarının stand-up komedi performanslarında yarattığı dönüşümü, sahnenin dijital platformlarda yayınlanmasından sonra setin tekrar kurgulanmasını ve ritmi nasıl dönüştürdüğünü daha önce gerçekleştirilmiş çalışmalar üzerinden araştırarak, izleyiciler ve sanatçılar tarafından sunulan bakış açıları üzerinden alan çalışması gerçekleştirerek neticelendirmektir. Bununla beraber dijitalleşme ile medya araçlarının dönüşümünü tartışarak teknolojik gelişmenin biçimsel olana getirdiği sınırlılıkları incelemek ve bu noktada stand-up komedi performanslarının yerini belirlemektir. Karma yöntem araştırması kapsamında hem nitel hem nicel verilerle çalışma tamamlanmıştır. Stand-up komedyenler ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek, dijital dönemin performanslarında nasıl bir dönüşüm yarattığı incelenmiştir. Bunun sonucunda oluşan örnekler üzerinden, yeni medya iletişim biçimleri ve stand-up komedi performansları arasındaki bağlantıyla ilgili bulgulara ulaşılmıştır. Yine çalışma kapsamında; izleyici perspektifini ortaya koyabilmek adına, seyirciler ile gerçekleştirilen anket çalışmasıyla, sahnede izlenen ve dijital olarak tüketilen stand-up komedi perfomansları hakkındaki görüşleri içeren veriler elde edilmiştir.

Alternatif medyaDijitalleşmeEtkileşimli medya+5
Hamdi Apalı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

YouTube video anlatılarındaki retorik stratejilerinin analizi ve alımlanması

Retorik kökenleri Antik Çağ'a dayanan önemli bir pratik ve araştırma alanıdır. En temelde ikna için dili cezbedici bir şekilde kullanma sanatı, yetisi veya pratiği olarak tanımlanabilir. Toplumsalın ve sosyopolitik bir gerekliliğin sonucu olarak tarih sahnesine çıkmış, zamanla iletişim pratiğinin tüm alanlarına yayılmıştır. Tarih boyunca iletişim süreçlerini sistemleştirmesi ve kurallarını belirlenmesi itibariyle de önemli pratik ve kavramsal zemin oluşturmuştur. İletişim araçlarının, süreçlerinin, aktörlerinin, biçimlerinin ve söylemlerinin olabildiğince karmaşıklaştığı ve çeşitlendiği günümüz ortamında ise, iletişim ve ikna için hala önemli bir araştırma zemini sunmaktadır. Buradan hareketle bu çalışma iletişimin alanının gündelik bir fonomeni haline gelen YouTuberlar, video anlatıları ve YouTuber hedef kitlelerini retorik merkezli konu ve problem edinmiştir. Bu doğrultuda "YouTuberlar video içerik anlatılarında hangi retorik stratejileri kullanmaktadır?" ve "YouTuber hedef kitleleri izledikleri içeriklerde geçen retorik stratejileri nasıl alımlamaktadır?" şeklinde iki temel soru sorulmuştur. İlgili sorulara cevap bulmak için nitel yöntemlerin kullanıldığı durum desenine sahip bir araştırma yürütülmüştür. Veriler döküman-belge inceleme tekniği ile elde edilmiş, verilerin analizi ise nitel içerik analizi ile yapılmıştır. Araştırmanın evreni ve örneklemi detayları aktarıldığı üzere özenle belirlenmiştir. Ayrıca nitel içerik analizi için kodlamalarda MAXQDA isimli veri kodlama ve analiz etme programı kullanılmıştır. Kodlamalardan elde edilen veriler ilgili program aracılığıyla görselleştirilmiş, sorularımızdan ve literatürden hareketle yorumlanmıştır. Bu doğrultuda Youtuberların video anlatı içeriklerinde retoriğin temelleri olan ethos, logos ve pathos-a yönelik stratejileri ortak ve etkin bir şekilde kullandığı tespit edilmiş ve yoğunlukları ortaya çıkarılmıştır. Hedef kitleye yönelik yapılan alımlama analizinde ise izleyicilerin video anlatılarına yönelik olumlu yaklaşım sergilediği ve retorik sürecin ikna noktasında başarıya ulaştığı görülmüştür. Her iki YouTuberın hedef kitlesinin video anlatılarına yönelik olumlu bakışının oluşmasında, ethos bileşenlerinin ön plana çıkması tespit edilen bir diğer sonuçtur.

RetorikRetorik analizRetorik becerisi+2
İsmail Doru
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

2000 sonrası Türk sinemasında toplumsal bellek: Yükselen nostalji imgesi

Sinema, çağımızın en etkili kitle iletişim araçlarından birisidir. Sinemanın toplumu etkileyip etkilemediği konusu önemli bir araştırma konusudur. Toplum mu sinemayı etkiler, sinema mı toplumu şekillendirir? Bu gibi soruların sayısı çoğaltılabilir. Literatür incelendiğinde toplumsal belleği oluşturan en önemli unsurların başında sinemanın geldiğini görmek mümkündür. Bu çalışma ile 2000 sonrası "Yeni Türk Sineması"nın toplumsal bellek oluşturma yetisine bakılırken aynı zamanda bir nostaljik eğilimin olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışma için 6 film amaçlı örnekleme yöntemleri içerisinde yer alan tipik durum örneklemesi seçilmiştir. Seçilen filmler sosyolojik film çözümlemesi yöntemiyle analiz edilmiştir. Filmler değerlendirilirken taşra, aile, aidiyet, mahalle ve ev gibi olgular üzerinden incelenmiştir. Analiz edilen filmlerin nostalji sineması örneklerine uyduğu yargısına varılmıştır.

NostaljiSinemaToplumsal bellek+1
Fatih Diren
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto para piyasasına dair haberlerin, televizyon ve YouTube içerikleri açısından karşılaştırılması

Günümüzde dünya genelinde kripto para piyasasına olan ilgi giderek artmaktadır. Bu süreçte bireyler etkin karar vermede bilgiye çok daha fazla ihtiyaç duymaya başlamıştır. Dolayısıyla kripto para birimlerinde yaşanan değer değişimleri, piyasaya etki edecek bilgi akışı haber medyası tarafından yakından takip edilmektedir. Bu alanda ortaya çıkan bilgi açığının giderilmesi için ekonomi yayıncılığı yapan televizyon kanallarında kripto para piyasasına dair haber bültenleri oluşturulmuştur. Bu süreçte sosyal medyada da oluşturulan kripto paralara dair kanallar ve üretilen detaylı içerikler alternatif haber kaynağı haline gelmiştir. Yeni medyanın sağlamış olduğu katılımcı kültür ile işin uzmanı olmayan, bu alanda yatırım yapan ve tavsiyelerini kitlelerle paylaşmak isteyen kişiler de haber üretim sürecine dâhil olmuştur. Dolayısıyla sosyal medyadaki kripto para piyasasına dair içerikler, geleneksel medya olan televizyon ekonomi haberciliğinden farklılaştığı görülmüştür. Bu bağlamda çalışmada, Türkiye'de ekonomi yayıncılığı yapan kanallardaki kripto para programları ile YouTube sosyal medya platformunda üretilen kripto para konulu içeriklerin süre, sıklık, içerik ve yatırıma güdüleyici rolleri bakımından farklılaştığı noktaların saptanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada, televizyon ekonomi kanalında yayınlanan Kripto Para programları ile YouTube kripto para konulu kanallardaki içerikler bir aylık dönemde incelenmiştir. YouTube'da, kripto para piyasasına dair içerik üreten ve en çok etkileşime sahip ilk üç sırada yer alan kanallar örnekleme dahil edilmiştir. Çalışmada nitel araştırma metodlarında tematik analiz yöntemine başvurularak, yorumsamacı bir yaklaşım izlenmiştir. Böylelikle geleneksel medyada televizyon ekonomi haberciliğinden yeni medyada kripto paralara dair içeriklerin nasıl değiştiği belirlenen temalar çerçevesinde karşılaştırılmıştır. Araştırmanın verileri doğrultusunda YouTube'un; yatırıma güdüleyici unsurlarla kripto para piyasalarında detaylı yatırım stratejileri ve analiz tekniklerine dair bilgilerin aktarıldığı görülmüştür. Ayrıca YouTube'un; kripto paraların reklam ve tanıtımı amacıyla kullanılması ve bu piyasada yatırım yapan kişiler ile yatırıma dair bilgi talep edenler arasında aracı konumuyla farklılaştığı anlaşılmaktadır.

Özge Yerlikaya
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Feryad filmi örneğinde Azerbaycan-Karabağ gerçekleri

Geçmişte İran ve Rusya'nın hâkimiyetinde yer alan Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmaların merkezinde yer alan Karabağ, 20. yüzyılın siyasi, politik, askeri ve tarihsel çekişme alanlarından birini oluşturmaktadır. Geçmişten bugüne tarihsel süreci içinde incelendiğinde bu bölgede; dil, din, kültür gibi konular temelde olmak üzere sürekli çatışmanın yaşandığı ve zorunlu göçe tabii tutulmanın bunun yanında maddi manevi kaynakların yok edildiği bir saha olarak ifade edilebilir. Söz konusu maddi ve manevi kaynakların yok edilmesi ve sürekli bir gelişim sağlanamaması gibi nedenlerden dolayı objektif bilgiye ulaşmak zaman zaman bu bölge için zor olmaktadır. Bu bağlamda Karabağ Sorunu ile ilgili olarak çeşitli gazete ve dergi haberleri, sosyal medya platformları ve diğer sözlü ve yazılı haberleşme ortamları sıkça aktive ediliyor olsa da, görselleştirme bağlamında tüm bunların kısıtlı olduğu düşünülmektedir. Haberlerde genelde arşiv görüntüleri yer almakta, sıcak çatışma ortamlarından ya da gerçek yaşam öykülerinden genel küresel kitlenin ve yerel insanların bile haberi olmamaktadır. Esasında bu bölgenin işgalinden kültürel mirasın yok edilişine kadar birçok belgesel ve film yapımı gerçekleştirilmekte ancak henüz istenilen düzeyde değildir. Başta "Feryad" olmak üzere, "Haray", "Dolu", "Beyaz Atlı Çocuk", "Laçın Denizi", "Biz" ve "Sarılar-Karabağ Atının İzinde" ses getiren film ve belgesellere örnek verilebilir. Bu araştırmanın amacı, "Feryad (1993)" filminin incelenmesi bağlamında, Karabağ Sorunu'nun gerçek yaşamda yer alan ve tarihsel süreci ile filmik gerçekliği (filmde geçen olaylar) arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmaya çalışmaktır. Bu amaçla tezin öncelikle birinci bölümünde sinema ve Azerbaycan film sektörünün gelişim süreci incelenmiştir. Buna bağlı olarak; propaganda aracı olarak sinema ve filmlerin kullanılması ile ilgili genel değerlendirmeler yapılmış, ABD, Japonya ve SSCB gibi ülkelerde bu konuyla ilgili film örneklerine değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde "Karabağ Sorunu" ile bu sorunun Azerbaycan sinemasındaki yankıları ele alınıp incelenmektedir. Bu bölümde tarihsel sürecinde, siyasal, politik ve askeri, sosyolojik bağlamda Karabağ Savaşları incelenmiş sonrasında tüm bunların, Azerbaycan sinemasında Karabağ Savaşı'na nasıl dönüştüğü ve konunun sinema bağlamında yeri ve önemi incelenmiştir. Çalışmada ayrıca, Karabağ Sorunu ile ilgili savaş dönemi ve savaş sonrası dönemi filmlerine de yer verilmiştir. Son olarak II. Karabağ Savaşı sonrasında Azerbaycan sinemasında yeniden bu konuyu işleyen filmlerin medya yansımaları ve ilgili haber örnekleri sunulmuştur. "Feryad" filminin incelendiği üçüncü bölümde filmin tanıtımı, kadrosu, çekim süreci ve perde arkasında yaşananlara yer verilmekle birlikte, Feryad filmi örneğinde Azerbaycan-Karabağ gerçekleri "içerik", "biçim" ve "anlam" yönünden incelenmiştir. Buna bağlı olarak filmin 6 sahnesi üzerinden biçimsel değerlendirmeler yapılmış, bu sahnelerde yer alan hâkim psikolojik unsurlar Plutchik tarafından oluşturulmuş olan "Duygu Çemberi" nde yer alan duygular referans alınarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Filmin anlamsal çözümlenmesi çerçevesinde temelde psikolojik unsurlardan yola çıkılmış, filmin sahneleri altı farklı bakış açısının temsil eden "Altı Şapkalı Düşünme Tekniği" ile incelenmiştir. Bunun nedeni, hem filmdeki her bir adımda, eylemde, bilinçaltı süreçlere dikkat çekmektir. Bu bağlamda film anlam yönünden incelenirken tespit edilen hâkim psikolojik unsurların adalet, umut, ayrılık, empati, insanlık, vicdan, zalimlik, merhamet ile vatanseverlik vb. olarak sıralanabileceği ortaya konmuştur. Sonuç olarak "Feryad" filmi savaşın ortasında bu savaşı deneyimlemiş insanların yaşadıklarını gözler önüne sererken yalnızca, belgesel nitelikleri olan, tarihsel ve sosyolojik süreçleri yansıtan değil, ayrıca, bireysel ve toplumsal psikolojik unsurların da ön planda olduğu bir film olduğu sonucuna varılmaktadır.

Emin Haşimov
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Minör anlatı bağlamında Türk ve Güney Kore sinemalarında yeni bir sinema estetiğinin olanaklılığı

Minör anlatı Gilles Deleuze ve Felix Guattari'nin Anti Ödip kitaplarının hemen arkasından 1975 yılında yazdıkları Kafka: Minör Bir Edebiyat için metinlerinde, yaptıkları Kafka okumalarından yola çıkarak ortaya koydukları bir kavramdır. Kavram majör dil içinde, onun unsurlarının kullanıp kekeleterek dili minörleştiren bir minör edebiyatın varlığını ifade eder. Bu edebiyatın özellikleri dilin yersizyurtsuzlaşması, bireysel olanın doğrudan politiğe bağlanması ve öznenin ortadan kalkarak kolektif sözcelem üretilmesidir. Deleuze daha sonra Sinema II Zaman İmge metninde bu edebiyatın özelliklerinden yola çıkarak modern siyasal sinema tartışması açmıştır. Modern siyasal sinemanın özellikleri ise 'olmayan-gelmekte olan halk' için sinema yapılması, bireysel-kolektif ve özel-kamusal arasındaki sınırların ortadan kalkması ve yine kolektif sözcelem üretilmesidir. Deleuze'e göre modern siyasal sinema minör edebiyatın özelliklerine benzer güdülerle, üçüncü dünya ülkelerinin, kimlik kriziyle karşı karşıya kalmış toplumların çıkardığı yönetmenlerin ürettiği sinemalarda mümkün olabilir. Bu çalışma, minör anlatı bağlamında modern siyasal sinemanın Türk ve Güney Kore sinemalarının yeni olarak adlandırılan ve yakın dönemde ortaya çıkan sinema akımlarındaki olanaklılığını tartışmayı ve yeni sorular sormayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında Nuri Bilge Ceylan'ın Ahlat Ağacı (2018), Seren Yüce'nin Çoğunluk (2010), Bong Joon-Ho'nun Parazit (2019) ve Kim Ki Duk'un İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış…ve İlkbahar (2003) filmleri Deleuze'ün izinden gidilerek şizoanalitik yöntemle okunmuştur. Deleuze, Guattari'yle birlikte Anti Ödip kitaplarında psikanalize karşı şizoanalizi bir yöntem olarak önermiştir. Bu yöntem üretken ve olumlayıcı yorumlar yapmaya elverişli bir bakış açısı sunmaktadır. Yapılan okumalar sonucunda Deleuzeyen anlamda eyleme inancını yitirmiş insanın, yaşadığımız çağda politik film üretebilmesinin ancak minör-oluşlara girerek olmayan halk için kolektif sözcelem üretmesiyle mümkün olabileceğine dair düşünceler üretilmiştir.

Aslıhan Şahin Güven
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşilçam'da hibrit bir üretim modeli: Cem-Cumhur Film örneği

Sinema tarihi boyunca çeşitli üretim modelleri ortaya çıkmıştır. Amerikan sinema endüstrisinin kuruluş döneminde, film stüdyoları söz sahibi olmuştur. 1920'lerden itibaren, kısmen stüdyoların kontrolü ve çatısı altında, alternatif modeller gelişmeye başlamıştır. Bunlardan ilki, oyuncuların merkezde yer aldığı star sistemidir. Star sistemi, 20. yüzyılın ortalarında antitröst davası sonucu sektördeki hakimiyeti azalan stüdyolara karşı güç kazanmıştır. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yükselen bir diğer model, filmin yaratıcı sürecini kontrol eden yönetmenleri ön plana çıkaran, auteur merkezli yaklaşımdır. Yeşilçam'da da stüdyo, star ve auteur merkezli yaklaşımlar görülmektedir. Kuruluşundan itibaren stüdyolar, sektörde söz sahibi olurken, Yeşilçam yıldızları farklı bir üretim modelinin merkezindedir. 1960'larda, auteur kuramın etkileri Yeşilçam'a uzanmış, bir yönetmen kuşağı ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, 1971'de kurulan Cem-Cumhur Film'in, Yeşilçam'da benzeri olmayan, hibrit bir üretim modeli örneği olduğunu tartışmayı amaçlamaktadır. Stüdyo, 1976'da Natuk Baytan yönetiminde, Kemal Sunal'ın başrolünde yer aldığı bir komedi serisine başlamıştır. Sahte Kabadayı'yla (1976) başlayan ve Tarzan Rıfkı'yla (1986) sonlanan süreçte, Cem-Cumhur Film çatısı altında, aynı yönetmenin ve starın yer aldığı on film çekilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde literatür taraması yapılarak sinemada stüdyo ve star sistemi özetlenmiş, ikinci bölümünde auteur kuram ve yönetmen sineması açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, Natuk Baytan'a ait seçili on film, betimsel analizle incelenerek, Yeşilçam içerisinde ayrıksı bir yeri olduğu düşünülen Cem-Cumhur Film'in, hibrit bir üretim modeliyle, stüdyo ve star sistemi ile yönetmen sinemasını aynı çatı altında buluşturduğu sonucuna varılmıştır.

Türk sineması
Tanju Baran
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Metin Erksan sinemasında mekân

Bu çalışmada, Metin Erksan'ın filmografisinde öne çıkan dokuz filmdeki sinemasal mekânın, öncelikle biçimsel unsurlara odaklanarak, daha sonra da filmlerde anlamlı bir şekilde tekrar eden temaları kullanarak analizini yapmak amaçlanmıştır. Bu iki boyuttan birini göz ardı ederek yapılacak bir analiz yetersiz olurdu, zira Erksan biçime gösterdiği özen ile bilinen bir auteur'dür. Çalışmanın ilk bölümünde Metin Erksan'ın sinemaya yaklaşımı, onu auteur yapan niteliklerine yer verilmiştir. Daha sonra mekân kavramına dair farklı yaklaşımlar, teoriler tartışılmıştır. Mekânın boş ya da dolu algılanması, kendi başına var olup olmadığı ya da mekânın insana, insanın mekâna etkisi üzerine ortaya atılmış farklı fikirler vardır. Bu tartışmalar bir sonraki bölümde işlenen sinemasal mekân konusunun zeminini oluşturmuştur. Sinemasal mekân bölümünde öncelikle teknik unsurlar açıklanmış, hemen ardından filmlerin biçimsel analizi yapılmıştır. Son bölümde sinemada temsil konusuna kısaca yer verildikten sonra filmlerden elde edilen kodlar ya da temalar bağlamında yapılan analiz mevcuttur. Böylece araştırmanın kodlama çerçevesi çıkarılırken alan yazındaki mevcut kavramlar kod olarak kullanılmış ve bunlara çalışmanın verisi olan filmlerden elde edilen kodlar ya da kategoriler eklenmiştir. Filmler tek tek analiz edilmek yerine kategorilere dahil edilebilecek örnekler tespit edilmiştir. Sinemasal mekân tasarımına senaryo aşamasında başlanır, çekim öncesinde ve sonrasında tasarlamaya devam edilir ve kurguda sonlandırılır. Metin Erksan'ın filmlerine yakından bakıldığında onun daha senaryo aşamasında mekânlar üzerine düşündüğü fark edilir. Mekân seçiminde, diğer her şeyde olduğu gibi titiz davranmış ve vermek istediği duygu doğrultusunda mekânı tamamlayan ses, müzik, ışık, kompozisyon, kamera açıları ve konumu gibi pek çok unsuru etkili bir şekilde kullanmıştır. Mekân onun filmlerinde anlatıya zemin oluşturmanın ötesinde bir aktör gibidir.

Belkıs Ciğerim
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet dizilerinde dramatik yapı: Youtube ortamında yayınlanan 01 dizisi örneği

Televizyon kanallarında öne çıkan bir program türü olarak yayınlanan dizi filmler, bölümler halinde günlük ya da haftalık periyotlarla yayın akışı içinde bir zaman diliminde yayınlanmaktadır. Televizyon kuruluşlarının organizasyon ve yönetim yapısına göre bölüm süreleri belirlenmekte, reklam kesintilerine uygun olarak dramatik yapı oluşturulmaktadır. Gerek olay örgüsü gerekse karakter oluşturma ve tüm gösterilecekler "6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun" çerçevesinde düzenlenmekte ve denetlenmektedir. Yeni iletişim teknolojileri, farklı yayın ortamlarını da mümkün hale getirmiştir. Bunlardan biri, internet üzerinde video paylaşım siteleri kurulmasıyla olmuştur. Bir sosyal medya platformu olan YouTube'da başlayan görüntülü ve sesli içerik paylaşabilme olanağı, başka sitelerin kurulmasıyla artarak devam etmektedir. Meslek profesyonelleri ya da amatörlerin ürettikleri videoların izleyicilerle paylaşılması, farklı insan gruplarının da ilgisini çekmektedir. Bu çalışmada, YouTube ortamında yayınlanan, meslek profesyonelleri tarafından üretilmeyen ancak dizi formatında olan 01 dizisinin dramatik yapısı araştırılmaktadır. Hem yayın ortamının farklılaşması hem de paylaşılan içeriğin bir dizi formatında olması, dramatik yapı bağlamında ele alınmaktadır. Bu çerçevede bu çalışmada, öncelikle popüler kültür bağlamında televizyon ve sosyal medya tartışılmakta, ardından televizyon programları çerçevesinde drama ve dramatik yapı kavramları incelenmekte, tezin son bölümündeyse 01 dizisinin YouTube mecrasında yayınlanan bölümlerinin dramatik yapı analizi yapılarak dizinin dramatik yapısı ortaya konmaktadır. 01 dizisinin dramatik yapı bağlamında televizyon dizileri ile aynı çizgide ilerlediği sonucuna ulaşılmıştır.

Popüler medyaSosyal medyaTelevizyon dizileri+2
Semih Sevingen
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sinema ve eğitim: Örgün eğitimin Türk sinemasında temsili

Sinema, sanatları kendi bünyesinde toplayarak yeni bir sanat alanı açmıştır. İcat edildiği günden bugüne kadar sinema, imkânlarını genişletmiş, izleyenlerini büyüleyerek onlara yeni bakış açıları kazandırmıştır. Sinema, başlı başına bir okul olarak insan eğitimi için okullarda ya da her bir kişinin kendi bireysel örgün ve örgün olmayan eğitim serüvenine eşlik etmiştir. Sinemanın potansiyeli keşfedildikçe eğitimcilerin dikkatini daha çok çekmiş, onu okullarda derslerinin bir parçası haline getirerek derslerini zenginleştirmişlerdir. Eğitim tüm zamanların tartışılan konularından birisidir. Bu tartışmalar dinamik ve değişime açık olan eğitimin hem kendi dışındaki etkenlere bağlı olarak gelişmesine hem de eğitimin kendi dışındakileri etkilemesinden kaynaklanmaktadır. Bu çalışmanın amacı örgün eğitimin Türk sinemasında nasıl temsil edildiğini incelemektir. Eğitim unsurları olarak bilinen eğitim yöneticisi, öğretmen, öğrenci ve veliler Hababam Sınıfı(1975), Öğretmen(1988), Sınav(2006), İki Dil Bir Bavul(2008) ve İmkânsız Olasılık(2016) film örnekleri üzerinden örgün eğitimin Türk sinemasında nasıl temsil edildiği söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde eğitim kavramının çerçevesi çizilmiş, ikinci bölümünde sinema ve eğitim ilişkisi ele alınmış, üçüncü bölümde ise Türk sinemasının eğitimi nasıl temsil edildiğine odaklanılmıştır. Filmlerin eğitimi nasıl ele aldığı eğitim bilimleri çerçevesinde araştırılarak, Teun Van Dijk'in metinleri incelediği eleştirel söylem analizi için belirlemiş olduğu başlıklardan çalışmaya uygun olanlar seçilip eğitimin Türk sinemasında temsili ortaya çıkarılmıştır. Türk sinemasının eğitimde eksik görülen noktalara daha çok eleştirel bir yaklaşımla baktığı tespit edilmiştir. Filmler olumsuz sahnelenen eğitimin bileşenleri bağlamında ne tür tedbirler alınacağına dair bir rehber görevi üstlenmiştir.

EğitimSinemaSöylem analizi+3
Recep Çökerdenoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Göçebe vampir: Sözlü kültürdeki oluşumundan çağdaş sinemadaki sunumuna vampir imgesi

21. Yüzyılın ilk yirmi yılında Dünya sinema tarihinde vampir karakterine duyulan ilginin artması vampir anlatıları ve temsillerindeki önemli değişikliklere işaret eden araştırmacılar arasında akademik bir tartışmayı başlatmıştır. Geleneksel Güney Slav inanış ve efsanelerindeki vampir mitinin köklerine geri dönen çalışma, vampirlerin çağdaş temsillerini sanayi öncesi toplumlarınkilerle karşılaştırarak bu değişikliklerin tartışılmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Sembolik-yorumlayıcı yaklaşım ve liminalite kavramının teorik anlayışıyla yönlendirilen çalışma, vampiri, sosyal gerçekliğin hayal edilen ve temsil edilen liminal söylemlerini göstererek farklı anlamlar içeren kültürel bir simge olarak tanımlamaktadır. Güney Slav dil grubu dışındaki okuyucular ve araştırmacılar için şimdiye kadar erişilmesi zor olan zengin etnografik materyalin analizi, vampirin ontolojik liminalite tabiatının bu varlıkla bağlantılı tüm temsilleri şekillendirdiğini göstermektedir. Bu perspektiften, "Gece Yarısı Sokakta Tek Başına Bir Kız" (2014), "Gir Kanıma" (2008) ve "Bir Vampir Hikayesi" (2012) gibi romantizm ve korkuyu birleştiren çağdaş vampir alt türünün en önemli temsillerinden bazılarına odaklanan çalışma, liminalitenin en temel yönlerinin nasıl şekillendirildiğini gösterirken, verilen temsillerin karşılaştırılmasıyla çağdaş yaşamımızdaki liminal sosyo-kültürel söylemlerin deneyimi ve yorumu hakkında bir tartışma yaratarak baskıcı küresel koşullar altında post-modern toplumlardaki kimliklerin karşılaştığı zorluklara işaret etmektedir.

21. yüzyılSinemaSözlü kültür+1
Aleksandra Kardalevska
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelenekselden dijitale hikâye anlatıcılığı: Youtube örneği

İletişim süreci insanlığın ilk günlerinden bugünlere kadar süregelmiş ve insanın olduğu her yerde bir hikâye anlatımının olabileceği fikrini akıllara getirmiştir. İlk dönemlerden günümüze doğru kronolojik olarak gelindiğinde, iletişim ve hikâye anlatma sürecinin sözlü, yazılı, basılı, elektronik ve dijital olarak gerçekleştiği görülebilmektedir. Geleneksel olarak başlayan anlatım süreci, günümüzde dijital araçlarla devam etmektedir. İletişim araçlarında ve yöntemlerinde değişim yaşanmasına rağmen, insanlar arasında değişmeyen bir unsur olarak hikâye ve hikâye anlatıcılığının bulunduğu görülmektedir. Bu çalışmada hikâye anlatıcılığı kavramı merkeze alınarak, geleneksel hikâye anlatıcılığından dijital hikâye anlatıcılığına geçen süreçte değişen anlatıcının, izleyicinin ve içeriğin serüvenini daha belirgin kılmak amaçlanmaktadır. Bu araştırmanın temel sorunsalı, geleneksel sözlü hikâye anlatıcılığının, dijital hikâye anlatıcılığına nasıl dönüştüğüdür. Çalışmanın ana amacı, geleneksel hikâye anlatıcılığı ve dijital hikâye anlatıcılığının ne olduğunun anlaşılmasını ve aralarındaki farkların ne olduğunun net bir şekilde gösterilmesini sağlamaktır. Bu bağlamda kullanıcıların YouTube'da dijital hikâyeleri analiz edebilecek düzeye gelebilmelerini sağlamak amaçlanmaktadır. Çalışma nitel araştırma yönteminin ilkeleri benimsenerek yapılmıştır. Veriler, örnek YouTube kanalı olarak seçilen Barış Özcan'a ait videoların analizinden ve üç farklı üniversitenin lisans öğrencileriyle yapılandırılmış online görüşmelerden elde edilmiştir. Sonuç olarak geleneksel hikâye anlatıcılığının günümüzde bitmediği ancak büyük ölçüde dijital hikâye anlatıcılığına doğru evrildiği görülmüştür.

Dijital öykülemeHikaye anlatmaSayısallaştırma+2
Yunus Emre Ökmen
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital sinema bağlamında dijital animasyon ve görsel efekt teknolojilerinin Türk sinema endüstrisinde yarattığı dönüşüm

Geçmişten günümüze insanlar üzerinde en etkili sanat olarak kendisini gösteren sinema, son dönemde dünyanın her alanında yaşanan dijitalleşme sürecinin etki alanına girmiştir. Sinemanın dijital dönüşüm sürecinde, filmlerin içeriksel ve biçimsel özellikleri de farklılık göstermeye başlamıştır. Filmlerde ön plana çıkan farklılıklar, özellikle dijital animasyon ve görsel efekt teknolojilerin sinemada kullanılmasıyla daha fazla belirgin hale gelmiştir. Başta Hollywood sineması olmak üzere dijital animasyon ve görsel efekt teknolojilerin tüm dünyada sinema filmlerinde kullanılması, son dönemlerde Türk sinemasında da bariz bir şekilde etkisini göstermeye başlamıştır. Türk sinemasında bu teknolojilerin kullanılmaya başlanması, filmlerin üretim kısmında sektörel iş akış süreçlerini ve yapısal özelliklerinin değişmesini sağladığı gibi, aynı zamanda tüketim kısmında Türk sinema seyircisinin tutum ve davranışlarında farklılıkların gerçekleşmesinde etkili olmuştur. Bu yaşanan gelişmeler bağlamında çalışmamızda, son dönem Türk sinemasında dijital animasyon ve görsel efekt teknolojilerin kullanılmasının filmlerin üretim ve tüketim ayağında yarattığı değişiklikleri tespit etmeye dönük bilimsel araştırmaların yapılmasına gidilmiştir. İlk olarak çalışma hakkında literatür taraması gerçekleştirilerek, konunun özüne ve yapı taşlarına yönelik kavramsal ve kuramsal çerçeve ortaya çıkartılmıştır. Sonrasında, film sektörünün ve sinema seyircilerin konumunu belirlemek için nicel ve nitel veri toplama yöntemlerin kullanıldığı kapsamlı bir saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmalardan çıkan veriler betimsel yöntemle analiz edilip yorumlanarak dijital animasyon ve görsel efekt teknolojilerin Türk sinemasında kullanımı ile ilgili film sektörünün ve sinema seyircisinin değişen güncel durumu tüm detaylarıyla çalışmamızda ortaya konulmuştur. Ayrıca, ulaşılan bu bilgiler ışığında film sektörünün ve sinema seyircisinin var olan durumunu iyileştirmeye ve güçlendirmeye dönük öneriler çalışmamızda sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Dijital Sinema, Dijital Animasyon, Görsel Efekt, 3D Animasyon, 2D Animasyon, CGI, Türk Sineması, Film Sektörü, Sinema Seyircisi

CanlandırmaCanlandırma sanatıGörsel efekt+7
Ersin Kozan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital oyun kültüründe sosyal medya etkisi: Pubg (Player Unknow's Battlegrounds) örneği

Dijital oyunlar, günümüzde bireylerin boş zamanlarını değerlendirmek üzere oynadıkları; birey ve bireyin sahip olduğu elektronik cihazlar arasındaki etkileşimden doğan,dijital uzamda oynanan oyunlar olarak tanımlanabilmektedir. İnternet teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle; tarihin ilk dönemlerinden beri süregelen geleneksel oyunlar, değişim sürecine girerek "dijital oyunlar"a evrilmiştir. Fakat bu değişim süreci yalnızca oyunlar kapsamında gerçekleşmeyerek bireyler arası iletişimi de sosyal medya kavramı ve sosyal medya platformlarının ortaya çıkışı ile birlikte yeni bir yapıya dönüştürmüştür. Sosyal medya platformları bireylere bilgiyi kolay ve anında edinme imkânı sunmuştur. Bununla birlikte; boş zamanını dijital oyunları oynayarak geçiren birey; bu oyunlara dair bilgilere ulaşmada sosyal medya platformlarını kullanmaktadır. Bu platformlar dijital oyunların yaygınlaşmasında, dijital oyunları oynayan bireyler arasında süregelen etkileşimler sonucu "dijital bir oyun kültürü" oluşmasında, bu kültürün bir sonucu olarak bireylerin kendi aralarında "sanal bir topluluk" niteliği taşımalarına ve oyunu oynayan bireylerin en nihayetinde kültür endüstrisinin "hedef kitlesi" haline gelmelerine yol açmaktadır. Araştırmada bu kapsamda sosyal medya platformlarının dijital oyun kültürüne etkisinin kültür endüstrisi bağlamında değerlendirilerek Player Unknown's Battlegrounds oyunu üzerinden ortaya konması amaçlanmıştır. Bu amaçla, sosyal medya platformlarından Youtube ve Twitch dijital oyunlarla ilgili olarak en çok içeriği barındırmaları yönüyle araştırmada yer alırken, dijital oyunların irdelenmesi açısından günümüzün popüler dijital oyunlarından biri olan "Player Unknown's Battlegrounds" oyunu araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın örneklemini 15-30 yaş aralığında, Player Unknown's Battlegrounds oyununu günde üç saatten fazla oynayan, İstanbul ilinde ikamet eden ve oynadıkları oyuna dair içerikleri sosyal medya platformları üzerinden takip eden bireyler meydana getirmektedir. Bu anlamda, araştırmanın örneklemini oluşturan bireyler ile nitel araştırma tekniklerinden "derinlemesine görüşme" tekniği kullanılarak yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiş ve yarı yapılandırılmış olarak hazırlanan sorular, katılımcılara yöneltilmiştir. Görüşmeler sonucunda elde edilen verilere dair bulgu ve analizlere araştırmanın sonuç kısmında yer verilmiştir.

KültürKültür endüstrisiOyunlar+4
Petek Sancaklı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Medyadaki teknolojik gelişmelerin Z ve Alfa kuşakları üzerindeki yansımalarının aile içi ilişkiler bağlamında analizi

İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, günümüzde pek çok alanda insan hayatını kolaylaştırmanın yanında, bireylerin serbest zamanlarında kapladığı dilimin giderek artması nedeniyle, insan ilişkilerini ve aile içi ilişkileri etkilemektedir. Teknoloji ve buna bağlı olarak iletişim biçimlerinin bu denli farklılaştığı günümüzde, kuşaklar arasında da iletişim ve iletişime dayalı girişimler ciddi farklılıklar göstermeye başlamaktadır. Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde, içinde farklı kuşakları barındıran toplumun en küçük yapı birimi aile öncelikli olarak yaşanan bu değişimlerden etkilenmektedir. Bu çalışmada, bu bağlamda, kuşak teorileri içinde yer alan ve dijital yerliler olarak kabul edilen Z ve Alfa Kuşakları ile onların aile ilişkileri üzerinde durulmaktadır. Araştırmada hem bu iki kuşağı daha iyi tanıyabilme, hem de Z Kuşağından Alfa Kuşağına kadar olan kısa süreli dönemde iletişim ve medya kullanma biçimleri üzerindeki değişimlerini ortaya koyabilme amaçlanmaktadır. Bu nedenle, nitel araştırma ile gerçekleştirilen bu çalışmada, derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak, Z ve Alfa Kuşaklarının her ikisinden de en az birer tane çocukları olan ebeveynlerle görüşülmüştür. Yapılan görüşmede sorulan sorularla, teknolojik gelişmelerin aile içi ilişkileri ve ailenin serbest zamanını nasıl etkilediği, Alfa ve Z Kuşağında yer alan çocukların genel özellikleri, aile ilişkileri ve teknoloji tabanlı cihazları kullanım alışkanlıklarıyla ilgili temel bilgilere ulaşılmıştır. Özellikle de Z ve Alfa Kuşağı çocukların, 2-7 arası dönemlerinde, yukarıda bahsedilen noktalardaki farklılıkları ortaya çıkarılarak, Alfa Kuşağının gençlik dönemlerinde bu değişimlerin hangi yönde ilerleyerek nasıl bir dönüşüm yaşanacağı konusuna ışık tutulmaya çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Aile İçi İlişkiler, Serbest Zaman, Z Kuşağı, Alfa Kuşağı, Kuşak Teorileri, Dijital Yerliler, Medya Teknolojileri

Aile içi ilişkilerAlfa kuşağıKuşaklar+7
Meltem Güzel
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijitalleşme ve yeni medya döneminde belgesel film estetiği

Dijitalleşme ve yeni medya dönemi olarak değerlendirilen 21.yüzyılda, bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle bağlantılı olarak etrafımız arayüzler ve ekranlarla çevrili hale gelmiştir. Ekranlar ve arayüzler gündelik yaşam pratiklerini etkilemelerinin yanı sıra gösterim ve üretim mecrasına dönüşmeleri nedeniyle sanatı da derinden etkilemiş, geleneksel sınırları ortadan kaldırarak yeni yaklaşımlar ortaya çıkarmıştır. Yani sanatçı, izleyici ve aygıt arasındaki ilişki değişmeye başlamıştır. Bu durum gerçekliğe bağlılığı ile bilinen belgesel sinemayı da derinden etkilemiştir. Belgesel filmlerin üretim boyutundan gösterim boyutuna kadar çok sayıda değişiklik meydana gelmiş, geleneksel film yapım hiyerarşisinin belirlediği keskin sınırlar ortadan kalkarken, seyir pratikleri de değişmiştir. Böylece herkes kendi belgesel filmini yapmaya başlamış ve aracısız bir şekilde gösterme imkânına kavuşmuştur. Ortaya çıkan bu durum hem profesyonel film yapımcıları hem de amatör üreticiler için yeni olanakların kapısını aralamıştır. Böylece farklı mecralarda farklı estetik anlayışa sahip belgeseller yapılmaya başlanmıştır. Çünkü dijitalleşmeyle birlikte üretim ve gösterim mecralarının çeşitlenmesi yönetmenlerin yaratıcılıkları, bakış açıları, estetik kaygıları ve gerçekliğe yaklaşımları üzerinde etkili olmuştur. Bu bağlamda, çalışma kapsamında dijitalleşme ile birlikte belgesel film yapımında ortaya çıkan yeni üretim tarzları ve biçemlerinin belgesel filmlerin estetik yapıları üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğu araştırılmıştır. Bu kapsamda, dijital dönemde üretilen geleneksel normlara sahip belgeseller kusurlu estetik kavramsallaştırması altında, interaktif belgeseller arayüz estetiği kavramsallaştırması altında, YouTube belgeselleri ise YouTube estetiği kavramsallaştırması altında değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler, belgesel filmlerin biçimsel boyutuyla sınırlandırılmamış, biçim-içerik ilişkisi bağlamında belgesel filmlerin estetik yapısı; gerçeklik, yönetmen ve alınıcın konumu, karakterlerin durumu ve değişen bakış konuları üzerinden bütünlüklü bir yaklaşımla değerlendirilmiş ve sorgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Belgesel Sinema, Dijitalleşme, Yeni Medya, Kusurlu Estetik, Arayüz Estetiği, YouTube Estetiği

ArayüzlerBelgesel filmBelgesel sinema+6
Musa Ak
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hollywood'un ekonomi politiği bağlamında Marvel filmlerinin göstergebilimsel analizi

Bu çalışmada Hollywood sinema endüstrisi içerisinde faaliyet gösteren Marvel Studios filmlerinin egemen kültür ve ideolojiyi yaymadaki ve pekiştimedeki rolü araştılmaktadır. Tarih boyunca üretim araçlarına sahip olanlar düşünsel üretim araçlarına (medya) da sahip olmuşlardır. Dolayısıyla bu çalışmada, kitle iletişim araçları ve bu araçlar içerisinde yer alan sinema, ekonomi politik bağlamda ele alınmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde kitle ve kitle iletişim kavramları tanımlanmakta, ekonomi politiğin kitle iletişim alanında kendisini nasıl gösterdiği analiz edilmekte, küreselleşme, tekelleşme, de-regülasyon ve sayısallaşma kavramları ile geçmişten günümüze kitle iletişim araçlarının işlevleri ele alınmaktadır. İkinci bölümde kültür endüstrisi biçimini alan kitle iletişim araçlarından sinema ve kültür emperyalizmi ilişkisi ele alınarak, belirli bir azınlığın kültürel egemenliğe sahip olduğu ortaya konmaktadır. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise Marvel Studios'a ait filmler, göstergebilimsel yöntem ile analiz edilmiş, filmlerde yer alan egemen kültürel ve ideolojik değerler, göndermeler ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Amerikan sinemasıEgemen ideolojiEkonomi politikaları+5
Oğulcan Ozan Kaya
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

3D karakter canlandırmada hareket tasarımı ve karakterizasyonu

Canlandırma girişimlerinin ilk izlerine oldukça eski zamanlarda dahi rastlamak mümkün olsa da canlandırma, en anlamlı ilerleyişini sinema sanatı ile birlikte gerçekleştirmiştir. Diğer yandan, teknoloji devriminin getirdiği dijital dönüşüm ile form değiştiren canlandırma çalışmaları, bilgisayar ile aracılanan üç boyutlu ortamın sunduğu olanaklarla önemli bir gelişim göstermiş ve pek çok alana başarılı bir şekilde entegre olmayı başarmıştır. Üç boyutlu bilgisayarlı canlandırmanın yaygınlaşmasıyla birlikte canlandırmanın inandırıcı olma niteliği, gerçekçi görünme isteğinin önüne geçmiş, inandırıcı karakterler yaratmak hiç olmadığı kadar arzulanan bir hedef haline dönüşmüştür. Gerçekleştirilen bu çalışmada, üç boyutlu canlandırma; karakter yapılandırma, karakter canlandırma bileşenleri ve oyunculuğa kadar pek çok açıdan ele alınmış, üç boyutlu canlandırmada niteliğin artırılması ve inandırıcılığın yakalanabilmesinde hareket/ iskelet sisteminin yeri ve etkinliği sorgulanmıştır. Bu bağlamda, seçilen örnekler üzerinden, Laban Hareket Analizi kullanılarak karşılaştırmalı bir çözümleme gerçekleştirilmiş ve hareketin karakterizasyonu sağlanmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, hareket üzerinden tasarlanmış özgün hareket/iskelet sistemlerinin, temel hareketlilik kabulleri üzerinden yapılandırılan sıradan hareket/ iskelet sistemlerine göre canlandırmanın niteliği ve inandırıcılığı bakımından çok daha etkili olduğu saptanmıştır.

CanlandırmaCanlandırma teknikleriHareket tasarımı+4
Özgül Öztürk
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital televizyon platformlarında yayınlanan bilim kurgu dizilerinde yapay zeka olgusu: Netflix örneği

Yapay zeka, teknolojinin ve dijitalleşmenin son getirilerinden biridir. Yapay zekanın farklı disiplinlerde uygulanabilirliği kavramın etik ve sosyal açıdan sorunsal yönünü de ortaya çıkarmaktadır. Yapay zeka ve insan ilişkileri, yapay zekanın insanlığa etkileri eksenindeki konular bilim kurgu dizilerinin de ilgi odağı olmuştur. Bu çalışmanın amacı, yapay zekanın antik çağlardan günümüze kadar olan süreçte geçtiği aşamaları, yapay zeka ve yapay zekaya dair kavramları, yapay zekanın etik boyutlarını kuramsal çalışmalarla incelemek ve seçilen bilim kurgu dizilerinde yapay zeka ve insan ilişkilerinin nasıl betimlendiğini, yapay zekanın hangi konumlarda anlatıldığını açıklayarak bu betimlemelerin yapay zeka alanındaki gelişmelerle örtüştüğünü ortaya koymaktır. Çalışmada göstergebilimsel analiz yöntemiyle incelenen diziler, Netflix özel içerikleri listesinden bilim kurgu türündeki somut bir yapay zekayı barındıran 6 diziden oluşmaktadır. Bu diziler; Altered Carbon, Another Life, Better Than Us, Black Mirror, My Holo Love ve Star Trek Discovery adlı dizilerdir. Yapılan analizler sonucunda ortaya çıkanların araştırma sorularını yanıtladığı, yapay zekanın insana alternatif bir varlık olarak konumlandığı ve bu dizilerdeki yapay zeka betimlemelerinin günümüzde gerçekleştiği veya gerçekleşmesine yönelik çalışmalar yapıldığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yapay Zeka, Robotik, Bilim Kurgu, Dijital Televizyon Platformları, Netflix, Göstergebilimsel Analiz.

Bilim-kurguDizi filmDiziler+5
Müge Karabağ
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital platformlarda kullanılan yapay zeka teknolojilerinin kullanıcı motivasyonları üzerinden incelenmesi: Netflix örneği

Günümüzde yapay zeka kullanan sistemlerin yaygınlaşması ve git gide daha fazla kullanıcının günlük yaşantısında yer bulmaya başlamasıyla bireylerin görüş ve davranışları üzerinde de etkisi artmaktadır. Öncesindeki tüm inovatif teknolojik ürünler gibi, yapay zeka sistemleri de yaratıcılarının değerlerini yansıtmaktadır. Yapay zeka sistemleri sunulan verileri gözlemleyerek öğrenmektedir. Bu sistemlerin büyük miktarda veri işleme kabiliyetini göz önüne aldığımızda işledikleri verilerin niteliğinin önemi ortaya çıkmaktadır. Web 2.0 ile birlikte İnternet üzerinden sunulan servislerde kullanıcının daha aktif rol almaya başladığı bir dönem başlamıştır. Dijital platformlarda git gide daha çok zaman geçirmeye başlayan kullanıcı kontrolünün daha fazla olduğu, kendi isteklerine ve ihtiyaçlarına göre şekillendirebildiği, istediği içerikleri başkalarıyla paylaşmaya olanak sağlayan ve kullanılabilir arayüzlere sahip sistemleri tercih etmeye başlamışlardır. Bu çerçevede, etkileşim ve kişiselleştirme olanağı sunan platform ve uygulamalar yükselişe geçmiştir. Teknolojik yeniliklerin sunduğu yeni imkanlar sayesinde yükselişe geçen dijital platformlar, kullanıcı alışkanlıkları üzerinde etkili olmakla birlikte, kullanıcıları etkileyen motivasyonların incelenmesi konusunu gündeme getirmektedir ve araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Tezin ana örneği Netflix platfromu seçilmiş ve Netflix kullanıcılarına yönelik araştırma verileri sağlanmıştır. Araştırma içerisinde genel tarama modeli kullanılarak hazırlanan betimsel bir araştırma modeli uygulanması planlanmıştır. Veri toplama tekniklerinden anket kullanılmış olup, dijital ortamda alanında uzman kişilerle görüşme yapılarak elde edilen veriler betimsel analiz yöntemine göre yorumlanması planlanmıştır. Çalışmada genel olarak dijital platformlarda kullanılan yapay zeka algoritmalarının kullanıcıların motivasyonları üzerine etkisi üzerinde durulmuş olup, kullanıcıları dijital platform kullanım isteğine iten motivasyonlar ve nedenleri araştırılmıştır. Araştırmanın verileri ve literatür taraması sonucunda, araştırma örneği olan Netflix platformunun kullanım nedenlerinden biri olarak, alışkanlıklara etki eden ve kullanım kolaylığı sağlayan en önemli etkilerden birinin yapay zeka teknolojilerini kullanmaları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Teknoloji, Yapay Zeka, Dijital Platformlar, Netflix, Motivasyonlar

Dijital platformlarEtkileşimli televizyonMotivasyon+7
Ayşe Duygu Atasoy Aktaş
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Nuri Bilge Ceylan sinemasında sinematografinin anlatıya etkisi

Sinemanın teknolojik bir eğlence aracından, sanatsal bir üretim ve anlatım biçimi haline dönüşmesinin altında; öykü, kamera hareketi, aydınlatma, kurgu, renk, çerçeveleme gibi birçok unsurun gelişmesinin ve bu unsurların bilinçli bir şekilde bir araya getirilmesinin yattığı söylenebilir. Düşünsel ve soyut olanı görünür kılma sürecine işaret eden sinematografi kavramı ise bir sinema filminin sanatsal bir düzeye ulaşmasında etkili unsurlardandır. Türk Sinemasında önemli ve uluslararası düzeyde elde ettiği başarılarla kendini kanıtlamış bir yönetmen olan Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerinde de bilinçli bir sinematografik yaklaşım görülmektedir. Bu bağlamda; Nuri Bilge Ceylan Sinemasını sinematografik unsurlar açısından incelemek, filmler arasındaki sinematografik değişimleri saptamak, görüntünün anlatıya kattığı boyutu teknik ve estetik bağlamda incelemek önem arz etmektedir. Bu araştırma; Nuri Bilge Ceylan Sinemasını oluşturan; Kasaba (1997), Mayıs Sıkıntısı (1999), Uzak (2002), İklimler (2006), Üç Maymun (2008), Bir Zamanlar Anadolu'da (2011), Kış Uykusu (2014), Ahlat Ağacı (2018) filmlerinin; anlatının kurulumu ve sinematografik unsurların anlatıyla nasıl bir bağ kurduğu bağlamında incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırma sonuçlarına ana hatlarıyla bakıldığında; yönetmenin filmlerini oluştururken sinematografiyi bir anlatım aracı olarak öyküyle iç içe kullandığı, ilk filminden itibaren yönetmenin sürekli arayış içinde olduğu ve bu bağlamda sinematografisinin, yönetmenlik tercihlerinin sürekli dönüşüm geçirdiği, filmlerinde görüntü yönetimi üzerinde baskın bir etkisinin olduğu görülmektedir.

AnlatıCeylan, Nuri BilgeGörüntü+3
Fatih Çalışkan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal medya influencerlarının sinemaya olan etkisi

Web 2.0 teknolojileriyle birlikte hayatımızın merkezinde yerini alan sosyal medya platfomlarına her geçen gün bir yenisi eklenmektedir. Kullanıcıların her birine içerik üreticisi olabilme avantajı sağlayan sosyal medya platformları etkileşimli bir iletişim modelini de beraberinde getirmektedir. Bireyler, sosyal medya platformlarında içerik üretebildikleri gibi, duygu, düşünce ve fikirlerini de zaman ve mekan fark etmeksizin yeni iletişim ortamları aracılığı ile dile getirebilmektedir. Sosyal medyada belirli sayıda takipçisi bulunan ve takipçileri üzerinde etkileyici rol oynayan kişiler "influencer" olarak adlandırılmaktadır. Video içeriği üretimine olanak sağlayan YouTube'da çeşitli kategorilerde video içeriği üreten YouTuber'lar, günümüzün kanaat önderleri konumundadır. Sinemanın sosyal medya ile ilişkisi, geleneksel medya ve yeni medyada tanıtım ve pazarlama bağlamında sıkça karşımıza çıkmaktadır. Film üreticileri, vizyona girecek filmlerin tanıtımlarını gazete, radyo ve televizyondan yapabildiği gibi, günümüzde sosyal medya platformları üzerinden neredeyse tek bir tuşla milyonlarca kullanıcıya ulaşabilmeleri söz konusudur. Netflix, Blu Tv, Puhu Tv gibi dijital platformların varlığı da film dağıtımı konusunda, film üreticilerine büyük avantaj sağlamaktadır. Yeni medya iletişim ortamları vasıtası ile film tanıtımının ve pazarlanmasının sağlanması YouTube'da milyonlarca takipçiye ulaşan influencerların, sinema sektörüne atılmasıyla yeni bir boyut kazanmaktadır. Film üretimine yapımcı, oyuncu ya da senarist olarak dahil olan YouTuber'ların filmlerinin sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu durum sinema sektörüne, "influencer filmleri" kavramını kazandırmaktadır. Bu çalışma nitel bir araştırma olup, birinci bölümde sosyal medya kavramı ve araçları, sosyal medyada influencer kavramı detaylıca incelenmiş, ikinci bölümde türlerine ayrılan medya basılı medya, işitsel medya, görsel medya ve yeni medya bağlamında medyanın sinema ile olan etkileşimi detaylıca irdelenmiştir. Tez çalışmasının üçüncü bölümde ise, Türkiye'de sosyal medya influencerlarının ürettiği filmler denildiğinde akla ilk gelen kişilerden olan, YouTube'da milyonlarca takipçisi bulunan Enes Batur'un filmleri "Enes Batur Hayal Mi Gerçek Mi?, Enes Batur Gerçek Kahraman", Kafalar YouTube kanalının aynı isimli filmi "Kafalar Karışık", profesyonel bir oyuncu olan ve aynı zamanda sosyal medya fenomeni olan Aslı İnandık'ın filmi "Aslı Gibidir" ve "Oha Diyorum" YouTube kanalının aynı isimli filmi "Oha Diyorum" filmlerinin senaryosu, sinematografisi, afişi ve filmlerin izlenme sayıları içerik analizi yöntemiyle derinlemesine analiz edilmiştir. Elde edilen verilere dair analizler çalışmanın sonuç bölümünde yer almaktadır.

SinemaSosyal medyaYouTuber+1
Hilal Satıcı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mitoloji ve modern dünya halklarının kültüründeki "kurt" imgesinin rolü ve işlevi ile dünya sinema filmlerindeki kurt imgesinin karşılaştırılması

Modern çağda insanlar bir şeyleri hızlı bir şeklide aktara bilmek için farklı göstergelere ihtiyaç duyarlar. Kurt kavramı da çağdaş hayatımıza taşımış olduğumuz çok önemli göstergelerden biridir. Kurt, aynı zamanda gösterge niteliğine sahip en eski sembollerden ve mitolojide en sık karşılaşılan hayvan türlerinden biridir. Tarih boyunca birçok kültür ve medeniyetlerde hassaslığın, zekiliğin, cesaret ve asaletin yanı sıra zulüm ve kana susamışlığın da sembolü olarak tanımlanmıştır. Kurt sembolizminin bu kadar üne sahip olma nedeni, bu hayvanın genellikle birçok olumlu özelliğe sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Kurt, en yüksek özgürlük zirvesi, cesaret, aileye bağlılık, gurur, asalet, zekâ ve stratejik düşünme yeteneğini ifade etmektedir. Bu nedenle Afrika'dan Avrupa'ya, Asya'dan Amerika kıtasına kadar en eski medeniyetlerde farklı mitolojik sembollere sahip olmuştur. Kurt, tarih boyunca Türk halkları için de en önemli totemlerden biri olmuş ve kutsal sayılmıştır. Bozkurt'un kutsal sayılmasının ve Türklerin ulusal sembolü olmasının en önemli nedeni, Türklerin bir Boz Kurt'un soyundan geldiklerine inanmalarıdır. Kaynaklara göre, çoğu zaman soyun bir kolunun Gök-Kurt'tan, diğer kolunun ise Gök Geyikten geldiği düşünülmektedir. Bozkurt gökyüzünü temsil eder. Alageyik ise yeryüzünün simgesidir. Kurt, Türk halkları mitolojisinde savaşçılığı ve savaş ruhunu, özgürlüğü, hızı, doğayı temsil eder, Türk ulusunun başına bir iş geldiğinde, bir tehdit belirdiğinde ortaya çıkar ve yol gösterir. Başkurt rivayetlerine göre kurt onların atalarının önüne düşerek yol göstermiştir. Bu nedenle kendilerine başlarında kurt bulunan anlamına gelen Başkurt denmiştir. Hilal taktiği (veya Turan taktiği) adı verilen yarım çember ile düşmanı ortaya alıp çemberi kapatma stratejisinin de kurtların yaşamından örneklenerek ilk defa Türkler tarafından uygulandığı söylenir. Günümüzde kurtarıcılar ve liderler daima Bozkurt ile ilişkilendirilmektedir. Bu durum en çağdaş ve sıra dışı yorumlarda bile kendisini gösterebilir. Kurt bir imge olarak tarihin tüm zamanlarında, en eski kültürlerden günümüz modern kültürlerine kadar farklı mitolojik anlam taşımaktadır. Aynı zamanda edebiyatta ve güzel sanatların birçok alanında da yaratıcı insanlara bir ilham kaynağı olarak güzel eserlerin ortaya çıkmasında rol oynamıştır. Bu çalışma günümüz dünya sinema endüstrisinde Kurt imgesinin nerede durduğunu araştırmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda tarihte bin yıllardır sahip olduğu imajı sinemada koruyup korumadığı da sorgulanmaktadır. Kurt imgesinin kültürel, sanatsal, mitolojik anlatılarda nasıl yer aldığı ve sinema filmleri çerçevesinde nasıl bir dağılım gösterdiği de araştırma içinde yer almaktadır. Çalışmada kullanılan Azerbaycan Türkçesi ve Rusça kaynakların çevirisi şahsıma aittir. Anahtar Kelimeler: Mitoloji, Kültür, Türk halkları kültürü Kurt, Kurt imgesi, Sinema, Sembol, Temsil, Edebiyat, Sanat

BozkurtEdebiyatKurt+7
Alı Imanov
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sinemasında otoritenin temsili: Umutsuzlar, Dila Hanım ve Kibar Feyzo filmlerinin Weber'in otorite tipolojisi bağlamında incelenmesi

İktidar kavramı, insanların varlığını sürdürebilmek amacıyla bir araya gelerek örgütlü bir yapı kurmasıyla ortaya çıkmıştır. Kurulan iktidarın toplumsal hiyerarşiyi sürdürebilmesi için bir otorite tarafından dayatılması gerekmektedir. İktidarın kaynaklarına göre çeşitlilik gösteren otoritenin, bir temsil sistemi olan sinema aracılığıyla da inşa edildiği görülmektedir. Türk sinemasında iktidar kavramı daha önceki çalışmalar ile sorgulanmış olsa da süregelen iktidarın devamı için var olması gereken otorite kavramının farklı tipolojiler vasıtasıyla temsil edilişinin incelemeye tabi tutulmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle bu çalışma ile söz konusu eksikliğin giderilmesi amacıyla, halihazırda en fazla referans gösterilen otorite açıklaması olan ve Alman sosyolog Max Weber'e ait olan otorite tipolojisinin (karizmatik otorite, geleneksel otorite, yasal otorite) Türk sinemasında nasıl temsil edildiği incelenmiştir. Bu amaçla Yılmaz Güney'in yönettiği 1971 yapımı Umutsuzlar filmi karizmatik otorite bağlamında, Orhan Aksoy'un yönettiği 1977 yapımı Dila Hanım filmi geleneksel otorite bağlamında, Atıf Yılmaz'ın yönettiği 1978 yapımı Kibar Feyzo filmi ise yasal otorite bağlamında çalışmamıza konu olmuştur. Bununla birlikte Türk sinemasında genel olarak hangi otorite tiplerinin olumlandığı, olumlu ve olumsuz temsillerin film türlerine göre ne gibi farklılıklar taşıdığı araştırılmıştır.

FilmOtoriteSinema+3
Doğan Aydın
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sinemada yeni bir boyut: Nörosinema ve "Molly's Game" filminin analizi

Nörosinema, sinema alanında yeni bir kavram olmakla birlikte içinde bulunduğumuz çağda giderek önem kazanacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada, nörosinema kapsamında bir filmin iki sekansının izleyiciler üzerindeki etkisi ele alınmaktadır. "Molly's Game" isimli sinema filmi genel anlamıyla benzer sahnelerden oluşmaktadır. İncelenmek üzere seçilmiş "Molly's Game" isimli sinema filminin 0:12:40,10 - 0:15:53,13 zaman aralığında geçen Cobra isimli bar sekansı ve 0:15:53,15 - 0:23:02,54 zaman aralığında geçen Avukat görüşme isimli sekanslarda deneklerin duygudurumlarını değiştirebilecek renk ve figürler kullanıldığından bu sahneler incelenme açısından uygun bulunmuş ve filmin hedef izleyici kitlesinden 10 kişiye gösterilmiştir. Bunun için örneklem büyüklüğünü belirlerken amaçlı örnekleme yöntemini tercih edilmiştir. EEG ve göz izleme teknolojilerinden her ikisi de eş zamanlı olarak kullanılmıştır. İzleyicilerin film hakkındaki düşüncelerini ayrıntılı olarak anlamak için ayrıca yarı yapılandırılmış yüz yüze görüşme yöntemi uygulanmıştır. Seçilen izleyiciler, çalışma odasına teker teker alınmıştır. "Molly's Game" isimli sinema filminin Cobra isimli bar sekansı ve Avukat görüşme isimli sekanslarında EEG verilerinin analizleri sonucunda izleyiciler arasında Engagement, Exciting değerinde artış gözlemlenmiştir. Eye Tracking Verilerinin Analizi Cobra isimli bar ve Avukat görüşme isimli sekanslarında gerçekleşen göz hareketleri ısı haritası ardımı ile analiz edilmiştir. Denekler bu sahnede yerleştirilmiş olan bilinirliliği yüksek sarı ve kırmızı renkteki marka logosuna, sahnedeki karaktere ve karakterin göstermiş olduğu kitaba odaklanmıştır. Yapılan görüşme sonrası toplanan veriler, nitel veri analizi yöntemiyle analiz edilerek, beş tema (gerilim, odaklanma, renkler, sürükleyici olma ve ilişkilendirme) ortaya çıkmış, Nörosinema yöntemiyle yapılan araştırmadan alınan sonuçlar ile arasındaki benzerlik ve farklılıklar saptanmıştır. Nörosinemanın, sinema alanında, hedef kitleye yönelik film yapımında başvurulabilecek etkili bir teknik olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

ElektroensefalografiFilmFilm çözümleme+4
Najıba Abbasova
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal ekoloji felsefesi bağlamında animasyon filmlerde ekolojinin temsili; Pixar örneği

Çağımızın en büyük krizi olan ekolojik kriz ve etkileri kendisini her geçen gün daha fazla hissettirmektedir. Bu açıdan ekolojiye ve ekolojik krize dair tanımlarımıza ve insanlık olarak kendimizi konumlandırışımıza dair farkındalık yaratacak sorgulamaların önemi de aynı ölçüde artmaktadır. Murray Bookchin tarafından geliştirilen toplumsal ekoloji yaklaşımı, ekolojik krizin kökenlerini toplumsal alandaki krizde aramamız gerektiğini ileri sürer ve insanın doğayla kurduğu tahakküme dayalı ve faydacı ilişkinin kökenini, insanın insanla kurduğu tahakküm ilişkisinde arar. Bu ilişki biçimi giderek doğanın bir ham made ve faydalanılması gereken sonsuz kaynaklar bütünü olduğu anlayışını doğurmuş ve doğanın bir parçası olan insanı ondan ayırmıştır. Böylece bu çalışma eşliğinde; ekolojik krizin sebep, süreç ve sonuçları toplumsal ekoloji yaklaşımının ileri sürdüğü görüşler bağlamında ele alınarak, insan-doğa ilişkisi ve her türlü ekolojik kavrayışın animasyon sinemadaki temsillerine ekoeleştirel bir bakış atılmak istenmiştir. Her yaştan geniş bir kitleye ulaşabilmesi, derdini eğlenceli bir dille anlatabilmesi, içerisinde ekolojik temsillere dair bolca referans barındırması ve de özellikle kent gibi doğayla temasın kesintili olduğu ortamlarda yetişen bireyler için öğretici bir niteliğe sahip olabilmesi açısından son derece verimli bir kültürel ve sanatsal üretim alanı animasyon sinema, ekoeleştirel bir analiz için bu çalışmanın özel alanı olarak seçilmiştir. Çalışma kapsamında ilk olarak bazı ekolojik kavram ve yaklaşımlar açıklanmış, animasyon sinemanın önemli evreleri aktarılmış, yine animasyon sinemanın ekoloji bilincindeki yeri tartışılmış ve de animasyonun ekoloji temsillerine Uzak Doğu (Studio Ghibli) ve Batı (Disney) ekseninde genel bir bakış atılmıştır. Son bölümde ise; ekolojik kriz konusuna doğrudan değinen ve hikayesini ekolojik krizin toplumsal alandaki görüngülerinden seçen iki Pixar yapımı, Wall- E (Vol-i, 2008) ve Cars 2 (Arabalar 2, 2011) filmleri, toplumsal ekoloji felsefesi bağlamında ekoloeleştirel bir analize tabi tutulmuştur. Filmlerdeki toplumsal ekolojik unsurlar saptanmış ve filmlerin bütüncül ve tutarlı bir toplumsal ekolojik perspektife sahip olup olmadıkları sonuç bölümünde tartışılmıştır.

Animasyon filmlerBookchin, MurrayCanlandırma+6
Ege Ündağ
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Semih Kaplanoğlu sinemasında sinematografi

Film sanatı farklı biçimsel yaklaşımlardan, farklı anlatı türlerinden ya da anlatıyı reddeden bir perspektiften hareketle hayata geçirilebilir. Farklı düşünsel ve estetik yaklaşımlara dayanan filmlerin birbirlerinden ayrıştıkları önemli noktalardan biri sinematografileridir. Hareketli imgelerin film stokuna kaydedilmesi sürecini ifade eden sinematografi, filmin pozlanmasıyla imgelerin kaydedilmesi ve kaydedilen imgelerin tasarlanması süreçlerinde kullanılan kamera, lens, ışık ve kadraj gibi birçok farklı unsuru bir araya getirip görüntüyü bir bütün olarak yönetmektedir. Klasik anlatı sinemasının ortaya çıkmakta olduğu dönemden itibaren sinema tarihi boyunca anaakım sinema içerisinde imgeleri bir temsil aracı olarak tasarlayıp kaydeden sinematografi, 20. yüzyılın ortasında film düşüncesi ve film teknolojisindeki gelişmelerden yoğun bir şekilde beslenerek sinemada imgenin dolaysız bir varlık alanı bulmasına katkı vermeye başlamıştır. Görüntü yönetmenlerinin de yönetmenlerin düşünsel ve estetik arayışlarına belli ölçülerde ortak oldukları modern anlatı sinemasında görüntünün otonom bir yapı kazanması ve imgenin zamana açılmasında görüntü yönetimi oldukça belirgin bir faktör olmuştur. Semih Kaplanoğlu, Deleuze'ün zaman-imge tabiri ile açıkladığı bu sinema anlayışının örneklerinden birini sunmaktadır. Bu çalışma, Kaplanoğlu sinemasında sinematografik uygulamaların nasıl bir üslup oluşturduğunu, anlatı yapısı ve anlam üretimine nasıl katıldığını inceleyerek, görüntü yönetiminin filmlerde kurulan düşünsel ve manevi yapının oluşumundaki rolünü tespit etmektedir.

Amerikan sinemasıDeleuze, GillesGörüntü yönetmeni+6
Hasan Ramazan Yılmaz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital platformlarda belgesel film yapım ve gösterim pratikleri: BLUTV örneği

Belgesel film, en yalın tanımı ile yönetmenin gerçekliği kendi yaratıcılığı ile kaydettiği bir film biçimidir. Belgeseller, içinde yaşanılan dünyanın sahici bir temsilini izleyiciye sunmaktadır. Bu film biçimi, tarihsel süreçten günümüze teknoloji ile kurduğu ilişki neticesinde değişmekte ve yenilenmektedir. Robert Flaherty, Dziga Vertov ve John Grierson gibi öncü belgeselcilerle başlayan süreç, 1960'larda teknikte meydana gelen gelişmelerle Cinéma Vérité, Doğrudan Sinema, Özgür Sinema ve Arı-Göz Sinema Hareketleri ile yeni bir belgesel biçimini almıştır. Taşınabilir kamera ve taşınabilir ses kayıt cihazları ile yönetmenler özgürleşmiş ve sinemadaki finansman sorunları nedeniyle belgeseller televizyonda gösterilmiştir. Bu yenilenme neticesinde sinemada begesel film, televizyonda televizyon belgeseli ismini alan bu biçim, dijital platformlarda yeni bir isim almaktadır. Günümüzde yeni medya ve izleyici, dijital platformdaki belgesellerin yapım pratiklerini, biçim ve içeriğini belirlemektedir. Dijital platformlarda belgeseller, dinamik bir görsel-işitsel dil benimsemektedir. Bu yeni belgesel dili, gözleme dayalı çekim, aktüel ve hareketli kamera, doğal aydınlatma, yakın planlar, hızlı, sık çekimli, jump cut'lı, dinamik müzik ve dinamik kurgu prensiplerinden oluşmaktadır. Bu çalışmada dijital platformların belgesel film yapım ve gösterim pratikleri, BluTV ortak özel yapım belgeselleri örneğinde incelenerek dijital platformlardaki yeni belgesel dilinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Araştırmada sosyal bilimlerde nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu kapsamda BluTV ve birlikte çalıştığı yapımcı ve yönetmenlerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir.

Belgesel filmBelgesellerBluTV+4
Naz Melis Özdil
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapay zeka ve reklamcılığın geleceği

Konusu, yapay zeka ve reklamcılığın geleceği olan bu tez çalışmasında, yerli ve yabancı literatürden hareketle incelemeler, çözümlemeler yapılmıştır. Çalışmada yapay zeka kavramından yola çıkılarak reklamcılıkta yapay zeka kullanımı, yeni teknolojiler, kişisel verilere ulaşma ve hedef birey olgusunun hukuki yönleri tartışılmış, yapay zekanın reklamcılığın geleceğini nasıl şekillendireceği incelenmiştir. Bu doğrultuda, büyük veri, büyük verinin kullanım alanları, nesnelerin interneti ve büyük veri arasındaki ilişki ve yapay zeka konuları üzerinde durulmuş, reklamcılıkta yapay zeka kullanımı incelenerek, dijitalleşmenin reklama etkisi vurgulanmış, içinde günün koşullarda yapılan internet reklamcılığı faaliyeti tüm yönleriyle irdelenmiştir. Çalışmanın geleceğe dair olmasından dolayı, yapay zekanın gelecekte reklamcılığı ne şekilde etkileyeceği hususunu ortaya koymak gayesiyle, reklamcılık alanındaki geleceğe yönelik yapay zeka çalışmalarına ayrıntılı şekilde değinilmiş, yapay zeka tarafından yapılan reklam filmleri incelenmiş ve reklamcılığın geleceği konusunda uzman kişilerin görüşleri çerçevesinde sonuç olarak yapay zeka ve büyük veri kavramları ve pratikteki işleyiş sistemi, reklamcılığın geleceği açısından değerlendirmeye tabi tutulmuştur.

Büyük veriReklamcılıkReklamlar+5
Dilek Şahinci
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00