Yıldız Technical University
Discipline

Okul Öncesi Eğitimi Anabilim Dalı

Yıldız Technical University

145

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

48-72 aylık çocukların oyunda kurdukları yapı iskelesi ile bilişsel işlev performansları, yürütücü işlevleri ve öz düzenleme becerileri arasındaki ilişki

Araştırmada çocukların oyunda kurdukları yapı iskelesiyle, bilişsel işlevler performansları, yürütücü işlevleri ve öz düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmanın modeli için açıklayıcı sıralı karma yöntemden yararlanılmış, nicel ve nitel verileri kullanarak araştırma derinleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ilindeki Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-72 aylık çocuklar oluşturmuştur. Çalışma 75 okul öncesi dönem çocuğu ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verilerini toplamak için demografik bilgi formu, Yapı İskelesi Oyun Formu, güvenirlik ve geçerliliği sağlanmış standart ölçme araçları kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler için uygun analiz programı kullanılarak normallik analizi yapılmış, çıkan sonuca göre de parametrik olmayan testler tercih edilerek fark ve ilişki testleri ile çalışma yürütülmüştür. Araştırma sonucunda çocukların oyun gelişimleri ile demografik özellikleri arasında bir fark bulunamamıştır. Oyunlar zorlaştıkça yardım isteyen ya da yardım alan çocuklar ile yapı iskelesi kurulmakta ve süreci başarı ile tamamlayanların sayısı artmaktadır. Oyunlarda en çok ihtiyaç duyulan yardım türü sözlü hata uyarısı olmuştur. Çocukların oyun gelişimlerinin onların düşünme becerilerine temel olan fonksiyonlar olarak değerlendirilen bilişsel işlevlerinden bazıları ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Çocukların çalışan bellekleri geliştikçe oyunda materyal yönetimi, sembolik oyun oynama, oyuna katılım ve genel anlamda oyun gelişimlerinin de olumlu yönde değişim gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca öz düzenleme ölçeği düzenleme alt boyutu puanlarındaki artışın Yenilenmiş Knox Okul Öncesi Oyun Ölçeği tüm alt boyutları ile genel anlamda oyun gelişimindeki artışı beraberinde getirdiği anlaşılmaktadır.

Fatma Akbulut Atakol
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin stres durumlarının sınıf iklimine etkisi

Bu çalışma, Çocukla Çalışanlarda İş Stresi Envanteri ve Sınıf Sistemleri Gözlem Ölçeği'nin uyarlama çalışmasını yapmayı ve okul öncesi eğitimin niteliğini belirleyen stres ve sınıf iklimi gibi unsurları derinlemesine incelemeyi hedeflemektedir. Araştırmanın evrenini, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bulunan 74 bağımsız anaokulunda görev yapan 629 öğretmen ve onların sınıfları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise bu anaokulları arasından amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen 27 anaokulunun 300 öğretmeni ve 300 sınıfı oluşturmuştur. Çalışma korelasyonel araştırma türlerinden keşfedici korelasyonel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, öğretmenlerin stres durumlarını belirlemek amacıyla Çocukla Çalışanlarda İş Stresi Envanteri, sınıf iklimi belirlemek amacıyla ise Sınıf Sistemleri Gözlem Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmenlerin demografik bilgilerine ise Öğretmen Demografik Bilgi Formu ile ulaşılmıştır. Ölçeklerin yapı geçerliliğini belirlemek amacıyla Keşfedici Faktör Analizi (Exploratory Factor Analysis) ve Temel Bileşenler Analizi (Principal Component Analysis) uygulanmıştır. Güvenirlik katsayıları ise Cronbach Alfa katsayısı ile hesaplanmıştır.. Demografik veriler ile öğretmenlerin stres durumları ve sınıf iklimi arasındaki ilişki tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile saptanmıştır. Öğretmenlerin stres durumu ve sınıf iklimi arasındaki ilişki ve çalışmanın alt problemleri ise korelasyon analizi ve t testi ile belirlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre Çocukla Çalışanlarda İş Stresi Envanteri ile Sınıf Sistemleri Gözlem Ölçeği'nin Türk örneklem yapısı için geçerli ve güvenilir olduğu saptanmıştır. Araştırmaya göre öğretmen stresi ile sınıf iklimi arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Öğretmenlerin stres durumlarının özellikle demokratik sınıf ortamını etkilediği, sınıf ikliminin esneklik boyutu üzerinde olumsuz etkilere yol açtığı bulunmuştur.

Okul öncesi öğretmenlerStresSınıf iklimi+3
Işıl Betül Kolaşınlı
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Exploring the effects of group identity on preschoolers' peer-related cognitive representations

The aim of this study was to investigate the effects of group identity on preschoolers' peer-related cognitive representation. To achieve this goal, a posttest-only control group design was used with five and six-year-old children randomly assigned to one of three study conditions: Ingroup Transgressor Condition, Outgroup Transgressor Condition, and Control Condition with Individual Identity (N=92). Peer-related cognitive representation stories, including ambiguous, accidental, and intentional scenarios where a transgressor harmed a victim, were introduced to the children across study conditions. In the Ingroup Transgressor Condition, children were exposed to transgressors from their own group and victims from the other group. In contrast, in the Outgroup Transgressor Condition, transgressors were their outgroup members, while victims were their ingroup members. In the Control Condition, the transgressor and the victim were not affiliated with any of the two experimental groups. The results showed a significant relationship between group identity and children's intention attribution for the intentional scenario but not for accidental and ambiguous scenarios. On the other hand, children's resource allocation and playmate preferences appeared to be affected by their group membership. No significant relationship was found between group identity and children's reaction attribution to the transgressor and the victim across scenarios. Differences between scenario types for each study condition were also examined, and the overall results were discussed, considering the dynamics of moral concerns and group membership in children's peer-related cognitive representations and judgments.

Betül Sarı
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen-aile işbirliği ile öğretmen tükenmişliği arasındaki ilişki: Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı okul öncesi çocukları örneklemi

Bu çalışma da, okul öncesi öğretmenlerinin sosyoekonomik açıdan dezavantajlı çocukların aileleri ile iletişim ve işbirliği ile tükenmişlikleri arasındaki ilişki ele alınmıştır. Okul öncesi öğretmenlerin sosyoekonomik açıdan dezavantajlı çocuklarının aileleri ile iletişim ve işbirliğinin tükenmişlikleri ile öğrenim durumu, mesleki kıdeme, son 5 yıl içerisinde anne baba eğitimi ve etkili iletişim eğitimi ya da semineri alıp almamasının, aile iletişim ve işbirliği ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma verilerinde ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemi uygulanmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı İstanbul'un farklı bölgelerinde olan 32 çocuk etkinlik merkezlerinde görev yapan 100 okul öncesi öğretmenine uygulanmıştır. Araştırmada uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verilerini toplamak için "Kişisel bilgi formu", "Maslach Tükenmişlik Ölçeği-Eğitimci Formu" ve "Yönetici Öğretmen Aile İletişim ve İşbirliği Ölçeği (Öğretmen Formu)" olmak üzere 3 ölçek uygulanmıştır. Aile İletişim ve İş Birliği Düzeylerinin tükenmişlik düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığını tespit etmek amacıyla Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. p<0,05 anlamlı olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak Aile iletişim ve işbirliği ile Tükenmişlik arasında negatif yönlü (r= - 0,19, p < 0,05) olan ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Aile İletişim ve iş birliği düzeyleri arttıkça toplam tükenmişlik düzeylerinde düşüş olmaktadır.

Dezavantajlı gruplarOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+7
Beyza Uzgören Gümüştaş
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde sınıf ikliminin eğitim etkinliklerinin planlanmasına ilişkin olarak öğretmen görüşlerine göre incelenmesi

Bu araştırma, okul öncesi dönemde sınıf ikliminin eğitim etkinliklerinin planlanmasına ilişkin olarak öğretmen görüşlerine göre incelenmesini amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenolojik (olgubilimsel) yöntemle ele alınan araştırmanın katılımcıları maksimum çeşitlilik örneklemine göre belirlenmiştir. İstanbul ilinde 2021-2022 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde gerçekleştirilen araştırmaya, 15 öğretmen katılmıştır. Eğitim düzeyi olarak en az okul öncesi öğretmenliği lisans mezunu olan ve 5-10 yıl arasında mesleki tecrübeye sahip olan öğretmenlerle bireysel görüşmeler yapılmıştır. Veriler tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Okul öncesi öğretmenliği alanında çalışan üç ayrı uzmanın ortak kararı ile belirlenen temalar ele alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin genel olarak ve kendi sınıfları özelinde belirledikleri sınıf iklimi değişkenleri oldukça benzerlik göstermektedir. Öğretmenlerin planladıkları eğitim etkinliklerinin olumlu sınıf iklimi oluşturmadaki ve aynı şekilde olumlu sınıf ikliminin eğitim etkinlikleri planlama sürecindeki işlevi ve önemi ortaya konmuştur. Buna göre öğretmenlerin eğitim etkinliklerini planlarken sınıf ikliminin aile yapısı, öğretmen özellikleri, çocuk özellikleri, okul yönetimi ve fiziksel ortam değişkenlerini göz önüne aldıkları bulunmuştur.

Eğitim etkinliğiOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+3
Özge Yıldırım
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin finansal okuryazarlık becerilerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, okul öncesi öğretmenlerinin finansal okuryazarlık becerilerinin araştırmacı tarafından geliştirilen ''Okul Öncesi Öğretmenleri için Finansal Okuryazarlık Ölçeği'' ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yeni bir ölçek geliştirme hedefiyle kesitsel tarama modeli kullanılarak yapılan nicel çalışma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılının bahar yarıyılında, Türkiye genelinde bulunan özel ve devlet okullarında görev yapmakta olan 312 okul öncesi öğretmeniyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri "Okul Öncesi Öğretmenleri için Finansal Okuryazarlık Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Ölçek verileri Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ile çözümlenmiştir. Güvenirlik katsayısı Cronbach's Alfa yöntemi ile .94 bulunmuştur. Çalışmanın son aşamasında ise okul öncesi öğretmenlerinin finansal okuryazarlık becerileri ile demografik özellikleri (cinsiyet, yaş grubu, öğrenim durumu, hizmet süresi, medeni hâli) arasında anlamlı bir fark olup olmadığına bakılmıştır. Araştırmanın sonucunda; geliştirilen ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğu, okul öncesi öğretmenlerinin finansal okuryazarlık becerilerinin orta seviyede olduğu; yaş, öğrenim durumu ve mesleki kıdem yılı demografik özelliklerine göre anlamlı olarak farklılaştığı fakat cinsiyet ve medeni hâllerine göre katılımcılar arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Geliştirilen ölçeğin eğitimciler ve araştırmacılar için önemli bir ölçme aracı olduğu; öğretmenlerin finansal okuryazarlık becerilerini ölçerek yeni bilgiler sunmasının, finansal okuryazarlık eğitimi alanına önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Erken çocuk eğitimi
Özge Özvatan
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemdeki çocukların matematik becerilerine yönelik ölçme aracı geliştirme çalışması

Bu çalışmada, okul öncesi dönemdeki çocukların matematik becerilerinin değerlendirilmesi için "Mocha Okul Öncesi Matematik Becerilerini Ölçme Testi"nin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Geliştirilecek ölçekte, alanda kullanılan diğer ölçeklerden farklı olarak, bir hikaye etrafında kurgulama yapılması ve çocukların matematik becerilerini ölçerken öyküleştirilmiş, ilgi çekici bir içerik sunulması hedeflenmiştir. Tarama modeli kullanılarak yapılan nicel çalışma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılının bahar yarıyılında, İstanbul'da bulunan özel bir anaokulunda eğitim gören 74 çocuk ile gerçekleştirilmiştir. 14 çocuk ile gerçekleştirilen ön uygulama sonrası ölçek iyileştirme çalışmaları yapılmış, 60 çocuk ile de son uygulama gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonunda ölçeğin; çocuklar için ilgi çekici olduğu, hedeflenen becerileri ölçtüğü, çocuk yaşı ile doğru cevap sayısının ilişkili olduğu ve de ölçeğin evrensel kabul edilebilirliği açısından daha geniş bir öğrenci örnekleminde test edilmesi gerektiği görülmüştür. Geliştirilen ölçeğin eğitimciler ve araştırmacılar için önemli bir ölçme aracı olduğu, ölçeğin yapısı itibari ile okul öncesi dönemdeki çocuklar için ilgili çekici olduğu kadar anlaşılabilir (karmaşık soru yapılarından uzak) olduğu, bu bağlamda okul öncesi dönemdeki çocukların matematik bilgi ve becerilerini ölçme çalışmalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Matematiksel kavramlarOkul öncesi çocuklarÖlçek geliştirme
Pırıl Başulaş Yazgı
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitimde dış mekan etkinliklerine ilişkin ebeveyn tutumlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Erken çocukluk eğitiminde dış mekânlar, çocukların çok yönlü gelişimini destekleyen kritik bir işleve sahiptir. Doğal ve özgür bir öğrenme ortamı sunarak, çocukların sosyal, duygusal, bilişsel, fiziksel ve psikolojik gelişimlerine katkı sağlamaktadır. Okul öncesi öğretmenleri tarafından hazırlanan eğitim programlarında dış mekân etkinliklerine ne ölçüde yer verileceği, büyük oranda ebeveynlerin konuya ilişkin görüşleriyle şekillenmektedir. Okul öncesinde ebeveyn tutumlarını inceleyen çalışmaların yeterli olmaması veya yapılan çalışmalarda nitel veri toplama yöntemlerinin kullanılmış olması bu konuda kapsamlı araştırmaların yapılmasını zorlaştırmaktadır. Bu çalışma, okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan dış mekân etkinliklerine yönelik ebeveyn tutumlarının çok boyutlu olarak incelenmesi amacıyla nicel araştırma yöntemleri çerçevesinde kesitsel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırma evrenini okul öncesi eğitime devam eden çocuğu bulunan ebeveynler oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise Google Formlar aracılığıyla çevrim içi hazırlanan "Genel Bilgi Formu ve DME-ETÖ'yü yanıtlayan 372 ebeveyn oluşturmaktadır. Bu çalışmada kullanılan "Okul Öncesi Eğitimde Dış Mekan Etkinliklerine İlişkin Ebeveyn Tutumları Ölçeği" (α=.90) Güçhan-Özgül ve Avcı (yayımda) tarafından geliştirilmiştir. Ölçek 20 maddeden oluşan, dörtlü likert tipi bir ölçme aracıdır. 36-72 aylık okul öncesine devam eden çocuğu olan ebeveynlerin okul öncesinde dış mekan etkinliklerine yönelik algılarını tutum ve değerlerini sistematik olarak ölçmeyi amaçlayan bu ölçme aracı Gelişimsel-Eğitsel boyut (α=.95) ve Fiziksel Ortam-Güvenlik boyutu (α=.76) olmak üzere iki boyutta değerlendirilmektedir. Çalışma kapsamında elde edilen verilere araştırmanın alt problemlerine yanıt aramak amacıyla Doğrulayıcı Faktör Analizi, Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı hesaplamaları ve Regresyon Analizi uygulanmıştır. DME-ETÖ'nün DFA sonuçlarına göre, ölçeğin belirtilen yaş (36-72) grupları dışında, 20 aydan 80 aya kadar anaokulu/anasınıfı eğitime devam eden çocukları içeren örneklem için de uygun sonuçlar ürettiğini göstermektedir. Ölçeğe ilişkin güvenirlik katsayısı analizlerinden elde edilen puanlar DME-ETÖ'nün yüksek düzeyde güvenirlik (α=.913) düzeyine sahip olduğunu göstermektedir. Regresyon analizine ilişkin t-testi sonuçları incelendiğinde ise SED, dış mekan oyun alanında zaman geçirme, okul dışı dış mekanda geçirilen süre ve anaokulu/anasınıfı dış mekan için ideal süre, DME-ETÖ toplam puanlarındaki varyansın anlamlı bir açıklayıcısı olduğu görülmektedir (p<.05). Kurulan modelin etki büyüklüğü ise geniş düzeyde etki olarak hesaplanmıştır (Cohen f^2: .293). Bu çalışmada ele alınan değişkenlerin sınırlılıkları dikkate alındığında, farklı değişkenlerin de ebeveynlerin tutumlarını etkileme olasılığı bulunmaktadır. Sonraki çalışmalar farklı değişkenlerin ebeveynlerin okul öncesi eğitimde dış mekan etkinliklerine ilişkin tutumları ile ilişkisini incelemesi önerilmektedir. Aynı zamanda bu çalışmanın sonuçları, ebeveynlerin dış mekan kullanımları arttıkça eğitim ortamındaki dış mekan etkinliklere karşı olumlu tutumlara sahip olabildiklerini göstermiştir. Buradan hareketle, ebeveynlerin okul dışı zamanlarda da çocukları ile birlikte dış mekan kullanımlarını desteklemek, onların okul öncesi eğitimde dış mekan etkinliklerine karşı olumlu tutumlarının gelişmesini sağlayabilir.

Sınıf dışı etkinliklerÇocuk büyütmede ebeveynin rolüÇocuk-okul öncesi
Fatma Aykut
Balıkesir University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessEN

The moderating role of parenting on the relationship between parental media mediation and parent-child conflict

The aim of this study was to examine the moderating role of parenting in the relationship between parental media mediation strategies and parent-child conflict. 136 Participants consisted of parents with a child between 44-75 months of age (M=58.64 months, SD= 8.364 months). The data were collected through the Parent Media Mediation Scale, The Turkish Form of the Child Rearing Questionnaire, and the Child-Parent Relationship Scale. First, a moderation analysis model was created to understand the relationship between parenting (parental warmth/ obedience demanding behavior), parental media mediation strategies (active mediation/ restrictive mediation) and parent-child conflict as a dependent variable. The results showed a negative relationship between active media mediation and parent-child conflict, while a negative relationship was found between restrictive media mediation and parent-child conflict. The moderation analysis did not find the moderating role of parenting in media mediation and parent-child conflict. Moreover, the screen time children spend for social media use and playing games on weekdays and weekends has a negative significant relationship with parental media mediation, while it has a significant positive relationship with parent-child conflict. The findings highlight the importance of parent-child conflict in the context of parent media mediation and parenting attitudes and the parent-child relationship. The research on the regulation strategies adopted by parents in their children's media use in early childhood and the role of parenting in the parent-child conflict relationship is limited. Thus, despite its limitations, it is feasible to say that findings of the present study well to the field.

Elif Zeynep Özbey
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

How to design an interactive classroom with children to boost their epistemic curiosity

The aim of this study is to provide an interactive classroom environment for children to support their epistemic curiosity. In the study, curiosity-based questioning behaviors of children were examined based on the classroom conversations. The study was conducted in an early childhood classroom in Istanbul. The participants of the study are 10 children aged 5-6 years. For the study, the curiosity corner was set up in the classroom and children's conversations were recorded during mealtimes (breakfast, lunch, and snack) for five months. For data analysis, qualitative conversation analysis method was used. Teacher-child conversations were transcribed verbatim. The conversations were coded based on linguistic type (statement and wh-, yes/no questions), causality (causal-not causal), topics (biology, convention, food/nutrition, motivation/ behavior, physical mechanism), teacher-child communicative interactions (initiation, elaboration/explanation, clarification). Findings show that, children asked mosly yes/no questions and they were more interested in biological phenomena, followed by nature, social convention, food motivation, and physical mechanisms. Only about 24% of children questions were "why" and "how" type of causal questions. The child communicative interaction in the classroom increased during the study. While children's questions and initiations increased in April, later it was balanced. The teacher mostly elaborated on the children's questions and asked clarification questions rather than engaging in initiations. The results demonstrate the importance of desining a preschool classroom to support inquiry-based learning.

Epistemic curiosityEarly child educationPreschool education+3
Esra Özkara
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Children's rights in relation to perceived parenting styles and parental well-being

Research shows that human rights attitude in general is influenced by parental behavior from childhood and also from current well-being. The objective of this study was to investigate the mediating effect of current well-being on the relationship between perceived parental attitude and current well-being. The sample of this study were 252 Turkish parents with a child aged between 5 to 13 (M = 8.24, SD = 2.49). 155 (61.5%) female and 97 (38.5%) male parents voluntarily participated in this study. The participants were administered Demographic Information Form, Turkish Adaptation of Warwick-Edinburgh Mental Well-Being Scale, Parenting Styles Questionnaire, and Scale of Attitude towards Child Rights. Mediation models were computed by using SPSS 29 and PROCESS Macro 4 software. To investigate the subject further, a series of correlation and regression analysis were performed as well as a series of t-test and ANOVA to assess group differences. Results revealed that well-being had a partially mediating role in the relationship between three perceived parental attitudes (maternal acceptance, maternal strictness, paternal strictness) and children's rights attitude. Relevant implications and future research directions are discussed in light of the findings.

Perceived parenting stylesParents attitudeParents+4
Aylin Yetgen
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of role-playing on children's attention and inhibitory control skills

The aim of this study was to investigate the effects of role-playing on children's inhibitory control and attention. To achieve this goal, a posttest-only experimental group design was used. The study included five and six-year-old children who were randomly assigned to one of three study conditions; Story-Only Condition, Role-Playing Condition, or Control Condition (N = 90). Children in the Story-Only Group were exposed to a story with a high-skilled character. Children in the Role-Playing Group were given the same story with a high-skilled character but also were given a cloak of the character to take on. Finally, the control group was exposed to a story without high-skilled characters or role-playing manipulations yet including similar items and the same characters with a descriptive story of children playing in the same setting. In each group, children were given the Frankfurter Attention Test (Raarz & Mihling, 1971) and the Day and Night Stroop Task (Gerstadt, Hong, & Diamond, 1994) to examine their attention and inhibitory control. Results of the study showed that children in the Role-Playing condition demonstrated higher inhibitory control scores than those who were in Story-Only condition or control condition. When children's attention scores were analyzed, the role-playing condition had the highest mean score, as expected, for attention; however, the results did not reach the conventional levels of significance.

Cognitive abilitiesAttentionInhibitory control+5
Beyza Şirvan Ayaz
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Assessing early childhood education teachers' creative self-efficacy and self-autonomy for art education

The aim of this study is to investigate the effect of early childhood education teachers' creative self-efficacy and self-autonomy perceptions on their perceptions of art education in their classrooms. The sample of this quantitative study consisted of 185 preschool teachers working in independent preschools. The participants were invited to participate in the study by hand-delivering the questionnaires to the independent preschools in Istanbul. Teachers' demographic characteristics were analyzed in terms of gender, seniority, marital status, socioeconomic status, education level, high school type, having an art certificate, attending an art-related course, and receiving an art-related training in in-service training. The data were collected using the Teacher Autonomy Scale, the Creative Self-Efficacy Scale, and the Attitudes Towards Art Education scale,. Based on correlation analysis, independent samples t-test and analysis of variance There is a significant relationship between art education perspectives and self-autonomy perceptions of teachers who have attended art courses and have art certificates. In addition, a significant relationship was found between high school types and their views on art education and autonomy skills. The bivariate correlation analysis demonstrate that there is a significant relationship between the significance role of art for teachers with art certificates.

Early child educationPreschool educationPreschool children+7
Şeyda Erdem
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitime devam eden 60-66 ay çocuklarına yönelik geliştirilen STEM programının çocukların bilimsel süreç becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı araştırmacı tarafından alan yazın taraması sonucu oluşturulan STEM yaklaşımına dayanan Erken STEM Eğitimi Programının (ESTEMEP) çocukların bilimsel süreç becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın araştırma deseni yarı deneysel olup çalışma grubunda 2017-2018 eğitim-öğretim yılında İstanbul ilinde bulunan Şehit Mehmet Şefik Şefkatlioğlu Anaokuluna devam eden 15 deney (4 kız, 11 erkek), 11 (6 kız, 5 erkek) kontrol grubunda olmak üzere toplam 26 çocuk yer almıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan STEM programı, fen (suyun kaldırma kuvveti, öz kütle, Güneş sistemi), matematik (ağırlık, sayma, sıralama, gruplama), teknoloji (teknolojik alet kullanımı) ve mühendislik (ürün oluşturma, problemlere çözüm olacak materyal inşa etme) disiplinlerine ait becerilerin kullanımının gerektiği uygulamalardan oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak Özkan (2015) tarafından geliştirilen "60-72 Aylık Çocuklar İçin Okul Öncesi Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Program uygulanmaya başlanmadan önce gerekli izinler alınmış, ardından deney ve kontrol grubu çocuklarına ölçeğin ön-testi yapılmıştır. Araştırmacı tarafından 10 hafta süreyle deney grubu çocuklarıyla haftada iki gün olmak üzere ESTEMEP uygulamaları yapılmış, kontrol grubu çocukları günlük rutinlerine devam etmiştir. Uygulamaların bitiminde her iki gruba da son-testler yapılmıştır. Gruplar arası normal dağılım olmadığı ve katılımcı sayısı 30'dan küçük olduğu için parametrik olmayan istatistikler kullanılmıştır. Deney grubunun ön-test son-test puan ortalamalarının karşılaştırılmasında ve kontrol grubunun ön-test son-test puan ortalamalarının karşılaştırılmasında Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubunun başarılarındaki farklılığın kıyaslanmasında ise tahmin-çikarım-bilimsel iletişim kurma alt boyutunda kovaryans analizi (ANCOVA), diğer boyutlarda ise Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Son olarak uygulanan ESTEMEP'in çocukların bilimsel süreç becerilerine etkisinin kalıcılığını belirlemek amacıyla deney grubu çocuklarının son-test ve kalıcılık testi puan ortalamaları Wilcoxon İşaretli Sıralar testiyle yapılmıştır. Ön test puanlarında bilimsel süreç becerileri ölçeğinin genelinde gruplar birbirlerine denk çıkmışken son test puanlarında deney grubu lehine anlamlı bir fark çıkmıştır. Sonuç olarak uygulanan Erken STEM Eğitimi Programı'nın okul öncesi öğrencilerinin bilimsel süreç becerilerini olumlu yönde etkilediği ve bu etkinin kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: STEM, FeTeMM, Okul Öncesi Eğitimi, Bilimsel Süreç Becerileri, 21. yy. Becerileri

Bilimsel süreçEğitim programlarıOkul öncesi eğitim+2
Sümeyye Öcal
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bir okul öncesi sınıfında hazırlanan yazı farkındalığı merkezi ve etkinlikleri yoluyla çocukların yazı farkındalığı becerilerinin geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı bir okul öncesi sınıfında hazırlanan yazı farkındalığı merkezi ve etkinlikleri yoluyla çocukların yazı farkındalığı becerilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırma, eylem araştırması deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı, öğretmen-araştırmacı rolündedir. Ankara ili Yenimahalle ilçesinde bir anaokulundaki 60-72 ay arası 16 çocuk, öğretmen araştırmacı ve İnandırıcılık Komitesi üyeleri çalışmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri iki eylem planı geliştirilerek 33 gün boyunca, 09.10.2024 tarihinden 09.12.2024 tarihine kadar düzenli olarak uygulanan yazı farkındalığı merkezi etkinlikleriyle toplanmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacı günlüğü, ses kayıtları, fotoğraf, araştırmacı notları, inandırıcılık komitesi görüşme kayıtları, Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı ( EOBDA ) Yazı Farkındalığı Alt Testi olmak üzere çeşitli veri toplama araçları ile toplanmıştır. Nicel olarak elde edilen veriler Wilcoxon işaretli sıralar testi istatistiksel tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel olarak elde edilen veriler ise tematik analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Yapılan tematik analiz sonucunda yazı farkındalığı merkez etkinlikleri sonrasında çocukların; Yazının anlamı, kitap ve yazı organizasyonu, kelimeler, harfler ile ilgili becerilerini belirgin düzeyde geliştirdikleri, görülmüştür. Araştırma sonucunda yapılan istatistiksel analiz ile yazı farkındalığı merkez etkinliklerinin, çocukların yazı farkındalığı becerilerine yönelik bilgi ve becerilerini son test lehine geliştirdiği saptanmıştır. Ayrıca, çocukların yazı farkındalığı merkezi etkinliklerine Araştırma öncesinde ve başlangıcında ilgilerinin az, merkezde bulunan materyal kullanımında ve oyunlarında öğretmene desteğine ihtiyaç duyarken araştırmanın ilerleyen sürecinde çocukların merkeze ilgilerinin arttığı, materyal kullanımında ve oyunlarında daha bağımsız oldukları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Okuryazarlık, Erken Okuryazarlık, Yazı Farkındalığı, Yazı Farkındalığı Becerisi, Yazı Farkındalığı Merkezi.

Elif Kandaş Avcı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okulöncesi değer eğitimi uygulayan okullardan seçilen değerlerin ve etkinliklerin incelenmesi

Okul öncesi dönem, çocuk için önemli bir dönemdir. Bu dönemi çocuk, çevresiyle etkileşim kurarak ve planlanmış öğretim ortamlarında bulunarak çok daha etkili şekilde geçirebilmektedir. Toplumsal değerler insan yaşamının önemli bir kısmını oluşturur. Bu değerleri çocuk zaman içerisinde sosyal yaşamla birlikte kazanabilmektedir. Planlanmış öğretim ortamlarına da taşınması gereken değerlerin nasıl ve hangi etkinliklerle verildiği oldukça önemlidir. Bu etkinlikler çocuğun öğrenme kanallarından yararlanılarak uygulandığı takdirde topluma uyumunun sağlanması çok daha kolay olacaktır. Bu araştırma, Okul öncesi Değer Eğitimi Uygulanan Okullardan Seçilen Değerlerin ve Etkinliklerin İncelenmesi ile ilgilidir. Çalışma Nitel bir çalışma olup nitel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Yenimahalle ilçesine bağlı değer eğitimi müfredatı uygulayan iki okul öncesi eğitim kurumunda gerçekleşmiştir. Bu kurumlarda çalışan iki okul öncesi öğretmeni beş ay boyunca gözlemlenmiştir. Ayrıca Yenimahalle bölgesinde bulunan ve değerler eğitimi uygulayan 22 öğretmenin yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak görüşlerini almıştır. Araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır: 1. Öğretmenlerin öğrencilere değer eğitimi verirken evrensel değerler vermeyi hedefledikleri sonucuna ulaşılmıştır. 2. Araştırmanın bir diğer sonucu ise, öğretmenlerin değer eğitimi verirken öğrencilere model olması ve onlara konuyu anlatırken kendisinin de yapmaya çalışmasıdır. Bu durumun çocuklarda etkili olduğu görülmüştür. 3. Değer eğitimi uygulamalarında öğrencilerin konuya adaptasyonunu sağlamak için daha fazla yöntem kullanılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

DeğerlerDeğerler eğitimiOkul öncesi dönem+2
Züleyha Yuvacı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Anaokuluna devam eden 3-6 yaş grubu çoçuklarının temel geometrik şekilleri tanımalarının ve şekilleri ayırt etmede kullandıkları kriterlerin incelenmesi

Bu çalışma, 3-6 yaş grubu çocukların temel geometrik şekilleri tanımalarını ve şekilleri bir birinden ayırt ederken kullandıkları kriterleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana ili merkezinde bulunan bir kurum anaokulundaki 3-6 yaş grubundan 100 çocuk oluşturmuştur. Veriler çocuklarla yapılan bireysel görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Çalışma sırasında her çocuğa ikişer gün arayla, sırasıyla üçgen, dikdörtgen, kare ve daire tanıma testleri verilmiş ve çocuklardan testlerde bulunan şekilleri sınıflandırmaları istenmiştir. Her test bitiminde çocuklara yaptıkları sınıflandırmaların nedenleri sorulmuştur. Çocukların testlerdeki başarı puanlarına göre yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunup bulunmadığım anlamak amacıyla varyans analizi yapılmıştır. Sonrasında da her bir şekil için tanıma oranına göre yaş grupları arasında anlamlı bir farklılığın bulunup bulunmadığım belirlemek için ki kare analizi uygulanmıştır.IV Araştırma sonucunda anaokuluna devam eden 3-6 yaş grubu çocukların üçgen, dikdörtgen, kare ve daireyi güvenilir bir biçimde tanıyıp ayırt edemedikleri; şekillerin tipik örneklerini tanımada oldukça başarılı olmalarına karşın, tipik örneklerin basıklık, çarpıklık, konum ve boyutu ya da kenar özellikleri değiştirildiğinde şekilleri tanımada zorluk yaşadıkları saptanmıştır. Ayrıca araştırma sonucunda çocukların şekilleri sınıflandırırken çoğunlukla şekillerin belirleyici olmayan özellikleri üzerine odaklandıkları, şeklin belirleyici özelliklerine çok fazla dikkat etmedikleri belirlenmiştir. Buna karşın çocukların yaşla birlikte belirleyici özelliklere daha fazla dikkat ettikleri saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Matematik Eğitimi, Geometrik Şekilleri Tanıma.

AnaokullarıGeometriGeometrik motifler+6
Durmuş Aslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesinde yabancı dil eğitimi konusunda eğitimcilerin ve ailelerin görüşleri

Sekiz yıllık eğitim sistemine geçişle önem kazananyabancı dil eğitimi, erken yaşta ikinci/yabancı dileğitimini gündeme getirmiştir. Bu çalışmayla okul öncesidönemde yabancı dil olarak verilen İngilizce eğitimikonusunda İngilizce öğretmenlerinin, okul yöneticilerinin,okul öncesi öğretmenlerinin ve ailelerin erken yaştaİngilizce eğitimine yaklaşımları, bu konudaki görüş vebeklentileri ile erken yaşta verilen yabancı dil eğitimininavantaj ve dezavantajları gözlenmeye çalışılmıştır.Çalışma Adana ilinde, Seyhan ilçesinde,okul öncesindeİngilizce eğitimi veren 8 özel okul ve 8 devlet okulundagörev yapan 20 İngilizce öğretmeni, 13 okul yöneticisi, 34okul öncesi öğretmeni ile çocukları bu okullarda eğitimgören toplam 274 aile ile yürütülmüştür. Araştırmadaveriler yarı yapılandırılmış İngilizce öğretmeni görüşmeformu, yarı yapılandırılmış okul yöneticisi görüşme formu,yarı yapılandırılmış okul öncesi öğretmeni görüşme formu veaile anketlerinden elde edilmiş olup, elde edilen verilernitel araştırma tekniklerine uygun olarak analizedilmiştir.Çalışmada eğitimci ve ailelerin, okul öncesindeİngilizce eğitimi yararlı ve gerekli gördükleri, okulöncesinden başlayarak orta öğretimin sonuna kadar düzenlive sürekli bir dil eğitiminin olması gerektiği görüşündeoldukları bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi, Yabancı/İkinci Dil,Yabancı/İkinci Dil Öğretimi

Mehriban Küçük
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Altı yaş çocuklarına bağışıklık sisteminin analoji tekniği ile öğretiminin başarı ve kalıcılığa etkisi

Raziye Günay Bilaloğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Dramanın 5-6 yas grubu çocuklarının dil edinimine etkısı

Bu araştırma, okul öncesi eğitiminde, drama etkinliklerinin, beş-altı yaş grubuçocuklarının dil edinimine etkisini araştırmak amacıyla gerçekleştirilen deneysel birçalışmadır. Bu çalışmada, özellikle çocukların kullandıkları sözcük türü, sözcük sayısı,cümle uzunlukları ve öbek yapıları incelenmiştir.Bu araştırmanın çalışma grubunu Çukurova Üniversitesi Anaokulu'nun dörtşubesine devam eden beş-altı yaş grubundan otuz altı çocuk oluşturmaktadır.Uygulamalar öncesinde çocukların her birine, genel gelişimlerinin normal olduğukonusunda sistematik veriler elde etmek ve dil gelişim düzeylerini belirlemek amacıyla?Ankara Gelişim Tarama Envanteri ? uygulanmıştır.Yaratıcı drama yönteminin etkililiğini sınamak için bir deney, bir kontrol grubuoluşturulmuştur. Deney grubunda yaratıcı drama yöntemi kullanılarak dil etkinliklerigerçekleştirilirken, kontrol grubunda düz anlatım yöntemine dayalı dil etkinlikleridüzenlenmiştir. Her iki grupta da etkinlikler araştırmacı tarafından düzenlenmiştir.Araştırmada deney ve kontrol gruplarından uygulamalar başlamadan önce veuygulamaların bitiminden sonra ses kayıtları alınmıştır. Her iki grupta da veriler aynıyöntem ile elde edilmiştir.Çalışmada, dil edinimine yönelik yapılan yaratıcı drama etkinlikleri sonucundaçocukların bir bir sözce içerisinde kullandıkları sözcük sayısının arttığı ve çocuklarındaha uzun sözceler kullandıkları; çocukların kullandıkları sözceler, sözcük türleribakımından incelendiğinde çocukların kullandıkları sıfat ve ad sayılarında artış olduğu,çocukların kullandıkları ad öbeği ve eylem öbekleri sayısında artış olduğu görülürkenivkullanılan eylem ve zarf sayılarında bu artışın olmadığı, dil gelişimine yönelik yapılanyaratıcı drama eğitiminin çocukların dil gelişimlerini etkilemediği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, Yaratıcı drama, Dil gelişimi, Dil edinimi, Dilkazanımı

Binnur Cömertpay
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 6 yaş çocuklarının sayı ve işlem kavramlarını kazanmalarında müzikli oyun etkinliklerinin kullanılmasının etkisi

Bu araştırma, Adana iline bağlı Yüreğir ilçesindeki alt sosyo-ekonomik düzeyde bulunan üç ilköğretim okulunun anasınıfına devam eden 6 yaş çocuklarının sayı ve işlem kavramlarını kazanmalarında müzikli oyun etkinliklerini kullanmasının etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda 10 çocuk deney grubuna, 10 çocuk birinci kontrol grubuna ve 10 çocuk ikinci kontrol grubuna alınmıştır. Çocuklara eğitim vermeye başlamadan önce örnekleme alına çocuklara "5-6 yaş çocuklarda sayı ve işlem kavramının kazanılmasına ilişkin başarı testi" ön test olarak uygulanmıştır. Atrıca araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formları çocukların ebeveynleri tarafından doldurulmuştur. Deney grubunda sayı ve işlem kavramı eğitimi, müzikli oyun etkinlikleri kullanılarak, kontrol gruplarında ise müzikli oyun etkinlikleri kullanmaksızın oyun, drama, okuma-yazmaya hazırlık çalışmaları gibi etkinliklerle verilmiştir. Eğitim 12 hafta, haftada iki gün yarım saat olacak şekilde sürdürülmüştür. Eğitim bitiminde çocuklara "5-6 yaş çocuklarda sayı ve işlem kavramının kazanılmasına ilişkinbaşarı testi" son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler Kovaryans Analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda sayı ve işlem kavramı açısından, ön test puan ortalamalarına göre deney ve kontrol gruplarının ön test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olmadığı, ön test puan ortalamalarına göre düzeltilmiş son test puan ortalamaları arasında deney grubu ile kontrol grupları arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur.

Emine Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Ana sınıfı ve ilköğretim 1. sınıfa devam eden çocukların velileri ve öğretmenlerinin çocukların okul olgunluğu hakkındaki görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmada ailelerin ve öğretmenlerin görüşleri saptanarak, okul olgunluğu kavramından ne anlaşıldığı ve bu konu hakkında neler yapıldığının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana ili merkezinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na ait ana sınıfı ve ilköğretim 1. sınıfa giden çocukların velileri (350 anasınıfı velisi, 400 1.sınıf velisi) ile anasınıfı ve ilköğretim 1. sınıf öğretmenleri (50 okulöncesi öğretmeni, 40 1. sınıf öğretmeni) oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Görüşme daha sınırlı sayıda veli ve öğretmenle yapılmıştır (10 ilköğretim 1. sınıf velisi, 10 ilköğretim 1. sınıf öğretmeni, 10 okulöncesi velisi ve 10 okulöncesi öğretmeni). Nicel verilerin (anketin tümü ve görüşmedeki bazı sayısal değerler) analizi bilgisayar ortamında yapılmış ve bazı verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, kikare gibi betimsel istatistiklere yer verilmiştir. Çalışmadaki görüşme sonucundaki veriler içerik analizi kullanılarak araştırmacı tarafından belirlenen kriterlere göre incelenmiştir. Araştırma sonucunda, velilerin ve öğretmenlerinin okul hazırbulunuşluğu ile ilgili davranışlara önem verme durumundaki düşüncelerinin değişip değişmediğine ilişkin 20 maddeye ki kare testi uygulanmıştır. Bu 20 davranışın bazılarında gruplar arasında anlamlı farklılık belirlenmiştir (P?.00). Veliler ve öğretmenlerin okul olgunluğu ile ilgili davranışlardaki görüşlerinin değiştiğini görülmüştür. Velilerin ve öğretmenlerinin ilköğretime başlamada etkili olan 29 ifadeye verdikleri cevaplara ilişkin bulgularda da her maddeye ki kare testi uygulanmıştır. ?Çocuğun çoğunlukla resim ya da yazılarında karalama yapması? (P=.83) maddesinde dört grubun verdiği cevaplar arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Diğer maddelerin hepsinde farklılık bulunmuştur. Nitel verilerin sonuçlarına göre, velilerinin ilköğretime hazırlık aşamasında evde yaptıkları çalışmalar; boyama yapma-resim çizme, yazı yazmayı gösterme, ödev yapma, kavram kitaplarından çalışmadır. Velilerinin, çocukların ilköğretime başlaması için sahip olmaları gereken özellikler hakkındaki görüşleri ise, öncelikle takvim yaşı olmak üzere fiziksel, bilişsel ve sosyal-duygusal olgunluk olarak sıralanmıştır. Öğretmenlerinin ilköğretime hazırlık aşamasında yaptıkları çalışmalar anasınıfı öğretmenlerinde okuma-yazmaya hazırlık çalışmaları, 1. sınıf öğretmenlerinde ise, çocukları okula alıştırmayı planladıkları oryantasyon çalışmaları olmuştur. Öğretmenlerin okuma-yazma becerisinin, çocukların erkenden kazanıp kazanmamasına ilişkin görüşlerine göre; okulöncesi öğretmenlerinin yarısı bu duruma olumlu bakarken, ilköğretim 1. sınıf öğretmenleri kesin bir dille bu durumun olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtmişlerdir. Anasınıfı öğretmenleri ilköğretime hazırlık aşamasında velilerin en çok kavram çalışması yapılmasını, ev ödevleri verilmesini ve yıl sonu gösterisi yapılması gibi beklentileri olduğunu belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Okulöncesi eğitim, ilköğretim 1. sınıf, okul olgunluğu, ilköğretime hazırlık.

Okul öncesi eğitim
Ülkü Büşra Ülkü
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Adana il merkezinde bulunan okulöncesi eğitim kurumlarında kalitenin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı Adana il merkezinde bulunan resmi ve özel okulöncesi eğitim kurumlarının kalitelerini belirlemektir. Çalışmanın örneklemi, Adana il merkezinde bulunan, resmi ilköğretim okulları bünyesindeki anasınıfları, bağımsız anaokulları, özel ilköğretim okulları bünyesindeki anasınıfları ve özel anaokulları olmak üzere her okul grubundan 4 tane olmak üzere toplam 16 okulöncesi eğitim kurumunu kapsamaktadır. Bu çalışma, gözlemlenen kurumlardaki yapısal ve işlevsel özellikleri, ?Okulöncesi Öğrenme Ortamı Değerlendirme Ölçeği yeni versiyonu (ECERS ? R)? kullanarak elde edilen sonuçlar doğrultusunda ortaya çıkarmaktadır. Okulöncesi Öğrenme Ortamı Değerlendirme Ölçeği şu kategorileri kapsamaktadır: (1) sınıf ortamı ve mobilyalar; (2) rutin kişisel bakım; (3) dil ve akıl etme; (4) aktiviteler; (5) etkileşim; (6) program yapısı; (7) aile ve personel. Okul öncesi eğitim kurumları yukarıda verilen kategoriler bazında karşılaştırılmıştır. Uygulamada her bir sınıfa araştırmacı tarafından iki hafta arayla toplam iki kez ziyaret düzenlenerek bir gün boyunca eğitim ortamında gözlem yapılmıştır. Bu çalışmada incelenen resmi ve özel okulöncesi eğitim kurumları yaklaşık olarak gerekli olan kabul edilebilir orta seviyede bir kalite seviyesini tutturmuşlardır. Bütün kurumlar karşılaştırıldığında ortaya çıkan sonuçlar gösteriyor ki özel okullarla resmi okullar arasında çok yüksek derecede farklar bulunamamıştır. Sadece özel okullar daha geniş alana, sayısal ve çeşitlilik bakımından daha fazla oyuncak ve materyale sahip oldukları gözlenmiştir. Her iki türdeki okullar için, çocuklar açısından olumlu kişisel bakım koşulları ve olumlu öğretmen-öğrenci iletişimi oluşturdukları söylenebilir. Dikkat çekici bir yön öğretmenler için çalışma koşulları özel okullarda ya da resmi okullarda çok fazla bir farklılık oluşturmamaktadır. Bu çalışma ayrıca gösteriyor ki okulöncesi kurumlarının eğitim kalitelerinin yüksekliği, o kurumda eğitim alan çocukların okulöncesi eğitimin gerektirdiği öğrenme ve oyun gibi aktivitelerden maksimum seviyede yararlanabilmelerine olanak sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Okulöncesi eğitimi, sınıf ortamı, kalite, ECERS-R

Nilüfer Solak
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Okulöncesi eğitim programındaki aile katılımı etkinliklerinin anasınıfı öğretmenleri ve veli görüşleri açısından incelenmesi

Bu araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı Okul öncesi eğitim programlarında aile katılımı etkinliklerinin öğretmen ve veli görüşleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana ili merkez ilçelerinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 4 bağımsız anaokulu ve 16 ilköğretim okullu olmak üzere toplam 20 okuldan; 288 veli ve 61 anasınıfı öğretmeni oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen anket formları ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak toplanmıştır. Görüşmeye 10 anasınıfı öğretmeni ve 17 anasınıfı velisi katılmıştır. Verilerin analizi bilgisayar ortamında yapılmış ve bazı verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, ki- kare gibi betimsel istatistiklere yer verilmiştir. Çalışmadaki görüşme sonucundaki veriler içerik analizi kullanılarak araştırmacı tarafından belirlenen kriterlere göre incelenmiştir.Araştırma sonucunda öğretmenlerin yıllık planda sık yer verdikleri aile katılım etkinlikleri içerisinde evde yapılacak etkinlikler, ebeveynlerin eğitim etkinliklerine katılımı ve okul ziyaretleri yer almaktadır. Yıllık planda hiç yer verilmeyen aile katılım etkinlikleri ise yönetim ve karar verme süreçlerine katılım, ev ziyaretleri, eğitim panoları, telefon görüşmeleri, teyp kayıtları, toplu dosyalar, toplantılar ve geliş-gidiş saatleridir.Öğretmenlerin meslek yıllarına göre aile katılımına yer verme durumlarında ise meslek yılının ilk on yılında olan öğretmenler orta ve alt düzeyde yer verirken on bir ve üzeri meslek yılına sahip olan öğretmenlerin üst seviyede yer verdikleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin eğitim durumlarına göre aile katılım etkinliklerine yer verme sıklıklarına bakıldığında ön lisans mezunu olan öğretmenlerin katılım etkinliklerine orta ve üst düzeyde yer verdikleri lisans mezunu olan öğretmenlerin ise alt düzeyde yer verdikleri bulunmuştur.Velilerin yaşlarının aile katılım etkinlikleri ile farklılaşıp farklılaşmadığını anlamak için yapılan ki kare testi sonucu, anlamlılığın (P ?.399) olmadığı görülmüştür. Diğer yandan eğitim durumlarına göre bakıldığında, eğitim durumlarıyla katılım durumları arasında anlamlı farklılığın oluştuğu (P ?.023) ki kare testi sonucu görülmektedir.Nitel verilerin bulgularına göre; öğretmenlerin aile katılım formu kullandıkları, veliler için konferanslar düzenledikleri, bireysel görüşmeler yaptıkları, ebeveynleri sınıfa davet ettikleri, geliş-gidiş saatlerinde görüşmeler yaptıkları, yazışmalar kullandıkları ve eğitim panoları kullandıkları ortaya çıkmıştır. Ancak öğretmen ve veli kaynaklı sebeplerden dolayı aile katılımının tam anlamıyla gerçekleştirilemediği belirlenmiştir.Velilerle yapılan görüşmeler sonucunda çalışmayan velilerin hemen her gün okula uğradıkları çalışan velilerin ise haftada ya da ayda bir kez okula geldikleri ortaya çıkmıştır. Genel olarak öğretmenle yüz yüze görüşmeyi tercih ettikleri, yazışmalar kullandıkları, bu yazışmaların daha çok çalışma sayfaları ve günlük bilgilendirme notları olduğu, ev ziyaretlerinin gerçekleşmediği, velilerin acil bir durum anında arandıkları ve zaman zaman etkinlikler için materyal temini ve maddi destek istendiği bulunmuştur.

Burcu Sultan Abbak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Okulöncesi öğretmenlerinin fen eğitimine ilişkin görüşleri ve uygulamalarının incelenmesi

Bu çalışmada okulöncesi öğretmenlerinin fen eğitimine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi ve buna ek olarak okulöncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik fen etkinliklerini planlama ve uygulamalarının incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu Niğde ilinde ve Bor ilçesinde bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ilköğretim ve bağımsız anaokulunda görev yapmakta olan 64 okulöncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri nitel metodolojide olup görüşme ve gözlem yöntemleri kullanılarak veriler toplanmıştır. Kişisel bilgi formu ve okulöncesi fen eğitimine yönelik anket sorularının öğretmenler tarafından doldurulması istenmiştir.Görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler sırasında öğretmenlerin verdikleri cevaplar bilgisayar ortamında bir araya getirilerek bir veri seti oluşturulmuştur. Gözlem formuna kaydedilen veriler ise tek tek incelenip kodlamalar yapılmıştır. Toplanan verilerin analizinde öğretmenlere ait betimsel(kişisel) bilgiler, okulöncesi öğretmenlerin fen eğitimi ile ilgili görüşlerinin tanımlanmasında frekans ve yüzdelik dağılımları hesaplanarak tablo şeklinde verilmiştir.Araştırma sonucunda, okulöncesi öğretmenlerinin fen eğitimine ilişkin görüşlerinde erken yaşta fen eğitiminin önemli olduğunu, fen etkinliklerinde en sık kullandıkları yöntemin okulöncesinde ?deney? olduğu, bunu sırasıyla drama ve gezi-gözlem yöntemlerinin takip ettiği, fen etkinliklerini gerçekleştirirken, önce çocuklarla soru- cevap yöntemiyle sohbet ettiklerini, materyallerini tanıttıklarını, çalışmaya yönelik çocuklara bilgi verdiklerini, sonra çalışmayı uyguladıklarını belirtmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Okulöncesi Eğitim, Fen Eğitimi, Fen Etkinlikleri.

Okul öncesi eğitim
Serap Özbek
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Drama etkinliklerinin okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 5-6 yaş grubu çocukların sosyal becerileri üzerine etkisi

Yarı-deneysel bu çalışmada, drama etkinliklerinin okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 5-6 yaş grubu çocukların sosyal becerileri üzerine etkisi incelenmiştir.Çalışma, 2009-2010 eğitim öğretim yılı birinci döneminde Adana ili Yüreğir İlçesinde bulunan orta sosyo-ekonomik düzeydeki bir okul öncesi eğitim kurumunda yapılmıştır. Çalışma grubunu 21' i deney, 22' si kontrol olmak üzere toplam 43 çocuk oluşturmaktadır. Aynı sınıfı ters devre olarak kullanan iki sınıftan sabahçı devre deney, öğlenci devre ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Kontrol grubu olarak belirlenen öğlenci devreye çalışma süresince eğitim programında drama etkinliklerine kesinlikle yer verilmeden normal eğitim süreci sınıf öğretmeni tarafından uygulanmaya devam etmiştir. Drama etkinliklerinin okul öncesi kuruma devam eden 5-6 yaş grubu çocukların sosyal becerileri üzerine etkisini inceleyen bu çalışmada, geliştirilen ölçme araçları (İBSSB Veli Anketi, İBSSB Öğretmen Anketi), Sosyometrik Testler, Kimdir Bu? tekniği ve veli görüşmeleri deney ve kontrol gruplarına öntest olarak uygulanmıştır. Daha sonra ilişkiyi başlatma ve sürdürme sosyal becerisini geliştirmeye yönelik hazırlanan 22 yaratıcı drama etkinlik planı, ilk 6 haftası hazırlık ve ısınma çalışmalarından oluşan toplam 15 hafta boyunca deney grubuna uygulanmıştır. Uygulamanın bitiminden sonra aynı ölçme araçlarının sontest uygulamaları yapılmıştır.Sonuç olarak İlişkiyi başlatma ve sürdürme sosyal becerisi kontrol grubu ve deney grubu veli anketi öntest - sontest toplam puanları arasındaki değişime ilişkin istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>.05). İlişkiyi başlatma ve sürdürme sosyal becerisi kontrol grubu ve deney grubu öğretmen anketi öntest - sontest toplam puanları arasındaki değişime ilişkin istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<.05). Deney ve kontrol grubunu oluşturan çocukların akranlarından elde edilen öntest ? sontest sosyometrik analizler sonucunda belirlenen sosyal statülerinde deney grubu lehine bir farklılık gözlenmiştir. Velilerin, çocuklarının sosyal becerilerindeki değişime ilişkin görüş ve algıları incelendiğinde, deney grubu velilerinin daha çok sosyal beceri alt boyutlarında değişimler gözledikleri, çocuklarının diğer insanlarla olan etkileşimlerinin olumlu yönde geliştiğini belirtmişlerdir. Kontrol grubu velileri ise öncelikle çocuklarında akademik değişimler gözledikleri ve diğer insanlarla etkileşimlerinin olumlu yönde geliştiğini belirtmişlerdir.

AdanaBeceriBeceri kazandırma+7
İnanç Eti
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesinde okul, sınıf ve akran kültürüne etnografik bakış

Bu araştırma, okulöncesinde okul, sınıf ve akran kültürünün betimlenmesi ve bu kültürler arası etkileşim ve iletişimin nasıl olduğunun anlaşılması amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Araştırma Kahramanmaraş merkez ilinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokulunda 20 öğrenci, öğretmen, stajyer ve okul personelinden (idari, temizlikten ve yemekten sorumlu) oluşan çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada etnografik yaklaşım tercih edilerek kültürler gözlenmiştir. Bu süreç boyunca araştırmacı okul içerisinde katılımcı gözlemci olarak verilerini gözlem, görüşme, doküman analizi ve araştırmacı günlüğünü kullanarak toplamıştır.Elde edilen nitel verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Betimsel analizde toplanan veriler bütünsel bir şekilde ortaya konulurken, içerik analizinde ham veriler sistematik kodlama işlemine tabi tutulmuştur.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre okul kültürü, okulun fiziksel ve sosyal özelliklerinden oluşarak içerisinde gizli ve farklı kültürler barındırmaktadır. Sınıf kültürü ise sınıfın fiziksel özelliklerinden şeklini alırken, öğretmen ve öğretmenin sınıf içindeki uygulamaları da kültürün şekillenmesideki diğer öğelerdendir. Akran kültüründe, çocukların birbiriyle olan ilişkileri kültürün çekirdek kısmında bulunmakta ve özellikle erkek çocukların tercih ettikleri spiderman, ben ten, savaş oyunları bu kültürün doğasını oluşturmaktadır. Bu üç kültürün birbiriyle olan etkileşiminde okul kültürünün sınıf kültürünü şekillendirdiği, bu şekillenme sonucu oluşan sınıf kültürünün biçiminin ise akran kültürünün oluşumuna yön verdiği ve sınıf kültürü ile akran kültürünün çatıştığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Okulöncesi, Okul Kültürü, Sınıf Kültürü, Akran Kültürü

AkranAkran ilişkileriEtkileşim+9
Betül Yanık
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

3-6 yaş çocuklarda kategorizasyon, çapraz sınıflandırma ve çıkarım yapma becerilerinin incelenmesi

Kategorizasyon, çapraz sınıflandırma ve çıkarım yapma becerileri, çevremizi tanıma ve anlamlandırmada son derece önemli becerilerdir. Bu araştırma, üç?altı yaş grubu çocuklarda bu becerilerin gelişimini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 2008?2009 öğretim yılı bahar döneminde Adana ili merkezinde bulunan bir üniversiteye ait anaokuluna devam eden üç?altı yaş grubundan toplam 100 çocuk üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunun seçiminde öncelikle uygulamanın yapılacağı anaokuluna devam etmekte olan tüm çocuklara (toplam 268 çocuk) Denver II Gelişim Tarama Envanteri uygulanmıştır. Çalışma grubunda yer alan toplam 100 çocuk, normal gelişim gösteren çocuklar arasından seçilmiştir. Çocuklar, her yaş grubunda 25 çocuk yer alacak şekilde yansız numaralar kullanılarak oranlı tesadüfî örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmada, veri toplama aracı olarak da uyuşma, uyuşmazlık, çapraz sınıflandırma ve çıkarım yapma üçlüleri kullanılmıştır.Çalışma sonunda, çocukların çoğunda taksonomik, bağlamsal ve yargısal kategorizasyon becerilerinin rastlantısal düzeyin üzerinde olmasına karşın bu becerileri henüz edinme aşamasında oldukları saptanmıştır. Ayrıca, üç yaşındaki çocukların taksonomik, bağlamsal ve yargısal kategorizasyon yaparken daha çok kategorik olmayan ilişkileri temel alırken, dört, beş ve altı yaşındaki çocukların çoğunlukla kategorik özellikleri temel aldıkları belirlenmiştir. Çocukların yaptıkları kategorizasyon hatalarında ise kategorik olmayan özellikleri temel almalarının önemli rol oynadığı belirlenmiştir. Çapraz sınıflandırma ve tümevarımsal çıkarımda çocukların çoğunun, tümevarımsal seçicilikte ise bazılarının rastlantısal düzeyin üzerinde olmasına karşın, bu becerileri henüz edinme aşamasında oldukları saptanmıştır. Tüm bu becerilerin ediniminde yaşla birlikte anlamlı bir artış meydana geldiği belirlenmiştir.

BeceriBeceri kazandırmaKategori+10
Durmuş Aslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin ve farklı sosyo-ekonomik düzeye sahip anne-babaların cinsiyet rolleri algısının 60-72 ay arası çocukların oyuncak tercihleri ve akran etkileşimleri ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, anne- babaların ve öğretmenlerin cinsiyet rolleri algısı ile 60-72 aylık okul öncesi çocuklarının akranları ile olan etkileşimleri ve oyuncak tercihleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada tabakalı amaçsal örnekleme yöntemi doğrultusunda Adana il merkezinde anasınıfları bulunan ilköğretim okulları; sosyo-ekonomik düzey (üst, orta, alt) göz önüne alınarak üç gruba ayrılmıştır. Çalışmanın örneklemini, yansız numaralar kullanılarak seçilen okullardan gelen; üst sosyo-ekonomik düzeyden 50 (15 anne; 16 baba; 19 öğretmen), orta sosyo-ekonomik düzeyden 33 (12 anne; 10 baba; 11 öğretmen), alt sosyo-ekonomik düzeyden 34 katılımcı (13 anne; 12 baba; 9 öğretmen) olmak üzere toplam 117 katılımcı (N=117) ve 61 çocuk (N=61) oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formları, Cinsiyet Rolleri Davranış Ölçeği (CRDÖ), Grup Gözlem Formu ve Bireysel Gözlem Formu, Anne-Baba Görüşme Formu kullanılmıştır. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin cinsiyet rolleri algısı Cinsiyet Rolleri Davranış Ölçeği (CRDÖ) ile ölçülmüş, çocuklara ilişkin veriler grup gözlemi, bireysel gözlem ve ebeveynlerle yapılan kısa görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Bu çalışmada yararlanılan CRDÖ uyarlaması Gökkaya'nın (1994) tezinin ek bölümünden alınmıştır. Araştırmada verileri analizde tek yönlü varyans analizleri (ANOVA), t-testi ve pearson korelasyon analizleri kullanılmıştır.Araştırma bulguları, babaların erillik cinsiyet rol algısının sosyo-ekonomik düzeye göre farklılaştığını ortaya koymuştur. Gözlem sonuçları kız ve erkek çocuklarının farklı etkinlikleri tercih ettiklerini ve bu etkinliklerde harcadıkları zamanın anlamlı bir şekilde farklılaştığını göstermiştir. Erkekler güç, hız ve dayanıklılık gerektiren oyunları tercih ederken, kızlar bakım vermeyi, ebeveyn rolünde olmayı ve grup içi etkileşimleri gerektiren etkinlikleri tercih etmişlerdir. Erkek çocuklar daha büyük gruplarla geniş alanlarda yapılan etkinlikleri tercih ederken, kız çocuklar daha küçük gruplarla dar alanlarda oynanabilen oyunları tercih etmişlerdir. Ayrıca bu yaş grubundaki çocukların genellikle kendi hemcinsleri ile oynamayı tercih ettikleri, karşı cinsten arkadaşları ile sınırlı düzeyde etkileşime geçtikleri gözlenmiştir. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin dişil ve eril cinsiyet rol algısı ile çocukların tercih ettikleri bazı etkinlikler arasında anlamlı ilişki olduğu bulgular arasındadır.

Akran etkileşimiAna-baba algısıCinsiyet rolleri+7
Münire Aydilek Çiftçi
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Resimli kitaplardaki karakterlerin duygu durumlarının incelenmesi

Bu araştırmada, 2001-2010 yılları arasında 3-6 yaş çocukları için ülkemizde yayımlanmış resimli kitaplardaki karakterlerin, metin ve resimlemelerde hangi tür duygu durumlarına sahip olduklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Piyasada bulunan, farklı yayınevi, yazar ve resimleyene ait resimli kitaplar arasından seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden ?kolay ulaşılabilir durum örneklemesi? yöntemi ile ulaşılabilen 752 kitap araştırmanın evrenini oluşturmuştur. Evren içerisinden rastgele sayılar tablosu yoluyla seçilen 112 kitap örneklemi oluşturmuştur. Araştırmada veriler, literatür taraması sonuçlarına ve uzman görüşlerine dayanılarak araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kitap Künye Formu?, ?Metinde Duygu İnceleme Formu? ve ?Resimde Duygu Tanımlama Formu? aracılığıyla toplanmıştır. Bu formlar ile her bir resimli kitapta yer alan duygu durumlarının resimlemede ve ?sözcük-sözcük grubu-cümle? olarak metinde var olup olmadığı saptanmıştır. Ayrıca resimli kitaplarda yer alan duygu durumlarının metinde ve resimlemedeki kullanım sıklığı belirlenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 17,0 programıyla analiz edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda; metinde sözcük ve sözcük grubu olarak ifade edilen duygu durumlarından ?sevmek, sarılmak, mutlu olmak, sevinmek, kızmak, sinirlenmek, ağlamak, üzülmek, korkmak? gibi okulöncesi dönemindeki çocukların anlayabileceği sözcüklerin yanı sıra, ?gurur duymak, bayılmak, koklaşmak, haykırmak, içi içine sığmamak, yerinde duramamak, şok geçirmek, gözlerine inanamamak, homurdanmak, içini çekmek, yakınmak, hayıflanmak, ürkmek? gibi okulöncesi çocukların anlayamayacağı ifadelere de rastlanmıştır. Metinde yer alan bu ifadelerin resimlemelerle desteklenerek çocuk tarafından anlamlandırılabileceği düşünülmüştür.Örneklemi oluşturan resimli kitaplardaki karakterlerin en fazla sahip olduğu duygu durumunun metinde ve resimlemede ?Sevinç? duygusu olduğu tespit edilmiştir. Metinde ?Şaşkınlık?, resimlemede ise ?Öfke? duygusunun en az olduğu saptanmıştır. Okulöncesi çocukların resimli kitaplarda farklı duygu durumlarıyla karşılaşmaları noktasından hareketle, daha az yer verilen duygu durumlarının da resimli kitaplarda yer alması gerektiği düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Okulöncesi Eğitim, Çocuk Edebiyatı, Resimli Kitap, Duygu

DuyguDuygudurumOkul öncesi eğitim+5
Tümay Alper
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48-60 ay ve 61-72 ay grubu çocuklarının ana dil gelişimleri ile ikinci dil öğrenmeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Dünya çapında ikinci dil öğrenmenin önemi ve yararı yadsınamaz. Okul öncesi dönemin de ikinci dil öğrenmek için oldukça elverişli bir dönem olduğunu araştırmalar göstermiştir. Bu çalışma ?Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-60 ay ve 61-72 ay grubu çocukların ana dil gelişimleri ile ikinci dil öğrenmeleri arasında ilişki olup olmadığını , öğrenmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma Adana ilinin, Çukurova ilçesinde, okul öncesinde İngilizce eğitimi veren bir özel okula devam eden 59 çocuk ile yürütülmüştür. Çocukların ana dil gelişimlerini belirlemek için Portage Gelişim Tarama Envanterinden yararlanılarak hazırlanan dil testi ve düz anlatım yöntemine dayalı dil etkinliği uygulanmıştır. Uygulanan dil etkinliğinin ses kayıtları alınmıştır. Çocukların ikinci dil öğrenme başarısını belirlemek için ise, beş ay boyunca İngilizce öğretmeni tarafından İngilizce eğitimi alan çocuklara araştırmacı tarafından İngilizce başarı testi uygulanmıştır. Aynı zamanda çocukların ailelerine kişisel bilgi formu gönderilmiştir. Araştırma sonucunda Portage Gelişim Envanterinden yararlanılarak hesaplanan dil testi puanları ile İngilizce başarı testinden alınan puanlar arasında 48-60 ay yaş grubunda yüksek düzeyde pozitif anlamlı bir ilişki olduğu, 61-72 ay yaş grubunda ise orta düzeyde pozitif anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Çocukların hikaye anlatımlarında kullandıkları toplam sözcük sayıları ile İngilizce başarı testi puanları arasında; 48-60 ay grubunda orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu, 61-72 ay grubunda ise yüksek düzeyde pozitif anlamlı bir ilişki; ayrıca çocukların hikaye anlatımlarında serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden elde ettikleri toplam puanlar ile İngilizce başarı testi puanları arasında; 48-60 ay ve 61-72 ay yaş grubunda orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur.

AnadilDil edinimiDil gelişimi+7
Habibe Özer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
10
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmen adaylarının ve okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetimine ilişkin tutum ve inançlarının incelenmesi

Bu araştırma okul öncesi öğretmen adaylarının ve öğretmenlerinin sınıf yönetimine ilişkin inanç ve tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana ili merkez ilçelerinde (Sarıçam, Çukurova, Yüreğir) bağımsız anaokullarında görevli 164 öğretmen ve Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi okul öncesi öğretmenliği bölümünde okuyan 141 öğretmen adayı oluşturmuştur. Martin, Yin ve Baldwin (1998) tarafından geliştirilen, Türkçeye uyarlaması Savran (2002) tarafından yapılan Sınıf Yönetimine Yönelik Tutum ve İnanç Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmen adayları ve öğretmenler içerisinden gönüllük esasına göre 10 okul öncesi öğretmen adayı ve 10 okul öncesi öğretmeniyle görüşmeler yapılmış ve toplanan veriler incelenmiştir. Araştırmanın nitel verileri araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla elde edilmiştir. Ölçekten elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Öğretmenlere ve öğretmen adaylarına ait bağımsız değişkenlere ilişkin ortalamalar arasındaki farklılıklar bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi yapılarak belir-lenmiştir. Elde edilen nitel veriler içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın sonuçları hem okul öncesi öğretmen adaylarının hem de okul öncesi öğretmenlerinin sınıf yönetiminin ders yönetimi ve insan yönetimi boyutlarında müdahaleci bir inanç ve tutuma sahip olduklarını göstermektedir. Yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlarda da okul öncesi öğretmen adayları ve öğretmenlerin sınıf yönetiminde müdahaleci inanca sahip olduklarını desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Sınıf yönetimi, Öğretmen ve Öğretmen adayı inançları, Müdahaleci, Müdahaleci olmayan, Etkileşimci.

Aday öğretmenlerOkul öncesi öğretmenlerSınıf yönetimi
Oğuz Keleş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı sosyokültürel ve ekonomik bağlamlarda yaşayan dört-altı yaş çocuklarının zihin kuramı ve bağlanma türleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, farklı sosyokültürel ve ekonomik bağlamlarda yaşayan dört-altı yaş çocuklarının zihin kuramı ve bağlanma türlerine göre incelemektir. Bu araştırmanın modeli, gelişimsel-kesitsel modelde nedensel-karşılaştırma araştırması olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini Adana ili merkez ilçelerine (Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir) bağlı köylerde yaşayan köy çocukları, beş ilde (Adana, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Mersin) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı kurumda kalan çocuklar ile Adana ili etrafındaki tarlalarda çalışan gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocukları oluşmuştur. Dört merkez ilçeye bağlı 38 köy arasından seçkisiz örnekleme yöntemlerinden biri olan basit tesadüfî örnekleme yöntemi kullanılarak 10 köy belirlenmiştir. Köylerdeki çocukların belirlenmesinde ise seçkili örnekleme yöntemlerinden olan amaçlı oransız tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmış ve 70 (39 kız; 31 erkek) çocuk araştırmaya dâhil edilmiştir. Kurumda kalan çocukların belirlenmesinde de seçkili örnekleme yöntemlerinden amaçlı oransız tabakalı yöntemi kullanılmıştır. Beş ilden toplam 63 (28 kız; 35 erkek) çocuk örnekleme alınmıştır. Adana'da tarlalarda çalışan gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocukları seçkili örnekleme yöntemlerinden amaçlı oransız tabakalı yöntemi ile belirlenmiş 12 farklı çadır alanında yaşayan toplam 71 (37 kız; 34 erkek) çocukla çalışma yapılmıştır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu, yanlış kanı testleri ve bağlanma stilleri öykü tamamlama testi kullanılmıştır. Her çocuğa (1) yer değiştirme, (2) görüntü-gerçeklik, (3) beklenmedik durum ve (4) yanıltıcı resim olmak üzere dört farklı yanlış kanı testi uygulanmıştır. Çocukların anne babalarına olan bağlanma türlerini ortaya çıkarmak için doğum günü, 1) kazara dökülen meyve suyu, 2) yatak odasındaki canavar, 3) diz incinmesi, 4) ayrılma ve 5) tekrar bir araya gelme öykülerinden oluşan bağlanma öykü tamamlama testleri de uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde frekans ve yüzdeler, aritmetik ortalamalar (demografik bilgiler), iki yönlü MANOVA ile İkili (Binary) Lojistik Regresyon teknikleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda yaş değişkenine göre, bu köy çocukları ile kurumda kalan çocukların kendisi ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanlarının yaşa göre gelişimsel bir ilerleme gösterdiği tespit edilmiştir. Gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarında hem kendisi hem de başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanlarında yaşa göre bir gelişim göstermediği, özellikle altı yaşta bir gerileme olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada anne ve baba bağlanma türleri ve yaşadıkları sosyokültürel ve ekonomik bağlama göre kendine dair yanlış kanı atfı zihin puanı ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanı ile ilgili sonuçlar incelendiğinde, çocukların yaşadığı sosyokültürel ve ekonomik bağlama göre kendine dair yanlış kanı atfı zihin puanı ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanları açısından anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu farklılığı ise köy çocukları lehine olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu çalışmada çocukların yaşadığı farklı sosyoekonomik kültürel bağlamın anne ve baba bağlanmalarını yordadığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar kültürel tarihsel etkinlik kuramının temel kavramlarına göre tartışılmıştır.

BağlanmaOkul öncesi çocuklarSosyoekonomik durum+5
Şule Erden
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi eğitimde aile katılımı etkinliklerinin uygulanmasında karşılaşılan sorunlar ve aile katılımı etkinliklerinin dil-matematik becerilerinin geliştirilmesine etkisi

Bu araştırma, öğretmenlerin ve ebeveynlerin okul-aile iletişimini nasıl sürdürdüklerini, aile katılımı etkinliklerini nasıl değerlendirdiklerini, aile katılımına ilişkin karşılaştıkları sorunları nasıl algıladıklarını ve aile katılımı etkinliklerinin çocukların dil ve matematik becerilerinin gelişimini nasıl etkilediğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma nitel ve nicel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem deseninde bir çalışmadır. Araştırmanın nicel verileri, 2010-2011 eğitim öğretim yılında, Adana ili merkez Çukurova ilçesinde orta sosyoekonomik düzeye sahip karma yaş uygulamasının yapıldığı bir bağımsız anaokulunun iki sınıfındaki altı yaş (60-72 ay) grubu 22 çocuk ve ebeveynlerinden toplanmıştır. Kontrol ve deney grubundaki çocuklar belirlenirken sınıflardaki 60-72 ay arası çocuk sayısı ve TEMA-3 öntest puanlarının denkliği ölçüt alınmıştır. Nitel veriler, deney ve kontrol grubu öğretmenleri ile bu iki sınıftaki tüm çocukların ebeveynlerinden gönüllü ve koşulları uygun olan 28 ebeveynden toplanmıştır. Uygulama toplam 10 hafta sürmüştür. Deney grubunda dil ve matematik becerilerine yönelik ev etkinlikleri gönderilmiştir, kontrol grubunda ise mevcut program uygulanmıştır. Deney grubunda araştırmacı tarafından dil ve matematik becerilerine yönelik ev etkinlikleri gönderilmiş, hem deney hem de kontrol grubunda öğretmenlerin aile katılımı uygulamalarına müdahalede bulunulmamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak hikaye kitabı, Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3), kontrol listeleri, yarı yapılandırılmış görüşme formları, gözlem ve doküman incelemesi kullanılmıştır. Hikaye kitabı ve TEMA-3 deney ve kontrol grubu çocuklarına öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Araştırmada nicel veriler üzerinde Wilcoxon Sıralı İşaretler Testi ve Mann Whitney U Testi analizleri yapılmış, analizlerde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak alınmıştır. Nitel veriler üzerinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada, deney ve kontrol grubu öğretmenlerinin aile katılımının önemi, aile katılımının planlanması, uygulanması ve arttırılması, aile katılımı engelleri, aile katılımı açısından okul-aile iletişiminde kendilerine düşen sorumluluklar ile ebeveynlerle aile katılımı açısından yaşadıkları sorunlar hakkında yeterli bilgi ve farkındalığa sahip olmadıkları görülmüştür. Hem deney ve kontrol grubu öğretmenlerinin hem de ebeveynlerin aile katılımı etkinliklerini çocuğun eğitim etkinliklerine katılım olarak değerlendirdikleri belirlenmiştir. Ebeveynlerin aile katılımı açısından bazı engellerinin olduğu, okulla iletişim kurmaya ve çocuklarının eğitimlerine katılmaya istekli oldukları ancak nasıl katılımda bulunabilecekleri hakkında bilgilerinin olmadığı, okul ve öğretmen tarafından yeterince desteklenmedikleri ve okul yönetimi ve öğretmenlerle aile katılımı açısından iletişim sorunları yaşadıkları saptanmıştır. Araştırmada dil becerilerine yönelik aile katılım etkinliklerinin uygulandığı deney grubu ile etkinliklerin uygulanmadığı kontrol grubunun cümle başına düşen yargı sayısı, sözcük sayısı ve sözcük türleri sayısı öntest-sontest fark (erişi) puanları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Matematik becerilerine yönelik aile katılım etkinliklerinin uygulandığı deney grubu ile etkinliklerin uygulanmadığı kontrol grubunun TEMA-3 öntest-sontest fark puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: okul öncesinde aile katılımı, dil becerileri, matematik becerileri

Aile katılımıDil becerileriMatematiksel beceri+2
Raziye Günay Bilaloğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokula hazır bulunuşluk ile duygu bilgisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocukların ilkokula hazır bulunuşlukları ile duygu bilgisi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Korelasyonel araştırma yöntemi ile yürütülen bu çalışmanın evrenini Adana il merkezinde yer alan okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-78 aylık çocuklar, onların ebeveynleri ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise uygun örnekleme yolu ile belirlenen Adana ili merkez ilçelerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anaokullarında 2013-2014 eğitim öğretim yılında eğitim almakta olan 60-78 ay aralığındaki 303 çocuk (160 kız, 143 erkek), onların ebeveynleri ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan çocukların ve ailelerinin demografik özelliklerine ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Çocukların ilkokula hazır bulunuşluğu Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği ile belirlenmiş ve duygu bilgisi Denham Duygu Anlama Testi ile ölçülmüştür. Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği'nin Uygulama Formu çocuklara birebir uygulanırken, Gelişim Formu çocukların öğretmenleri tarafından doldurulmuştur. Denham Duygu Anlama Testi'nin ebeveyn formu çocukların aileleri tarafından doldurulduktan sonra buna bağlı olarak test, çocuklara kuklalar aracılığıyla uygulanmıştır. Denham Duygu Anlama Testi'nin Türkçeye uyarlama çalışmaları araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, araştırmaya katılan çocuklar Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği ile elde edilen verilere göre ilkokula hazır olarak değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra, Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeğinin Uygulama ve Gelişim formu puanlarının yaşa göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Altı yaş grubunda yer alan çocuklar, beş ve beş buçuk yaş grubunda yer alan çocuklardan anlamlı şekilde daha fazla hazır oluş puanı elde etmişlerdir. Denham Duygu Anlama Testi'nden elde edilen sonuçlara göre araştırmaya katılan çocukların çoğunun mutlu, üzgün, kızgın ve korkmuş duygularını, bu duyguyu ortaya çıkarabilecek durumlarla karşılaştıklarında ayırt edebildikleri belirlenmiştir. Denham Duygu Anlama Testi puanlarının yaşa göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı saptanırken, çocukların elde ettikleri puan ortalamaları dikkate alındığında yaş arttıkça çocukların aldığı duygu anlama puanlarının arttığı gözlenmiştir. Çocukların Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği Uygulama Formu puanları ile Denham Duygu Bilgisi Testi'nden elde ettikleri puanlar arasında ve Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği Gelişim Formu puanları ile Denham Duygu Bilgisi Testi'nden elde ettikleri puanlar arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, çocukların Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği Uygulama Formu ve Gelişim Formu puanlarının duygu bilgisi düzeylerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Yapılan çoklu karşılaştırma testlerinin sonucunda "yüksek" düzeyde duygu bilgisine sahip olan çocukların "orta" ve "düşük" düzeyde duygu bilgisine sahip olan çocuklardan daha fazla Uygulama ve Gelişim Formu puanına sahip olduğu; "orta" düzeyde duygu bilgisine sahip olan çocukların ise "düşük" düzeyde duygu bilgisine sahip olan çocuklardan daha fazla Uygulama ve Gelişim Formu puanına sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: İlkokula hazır bulunuşluk, duygu bilgisi, okul öncesi dönem

Duygu bilgisiErken çocuk eğitimiHazırbulunuşluk+1
İrem Gürgah Oğul
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kültürlerde ebeveyn ve çocukların oyun algısına yönelik bir araştırma

Bu araştırmada farklı alt kültürlere sahip (Türk, Kürt, Türk/köy) düşük sosyo-ekonomik düzeydeki ebeveyn ve çocukların oyun hakkındaki algıları incelenmiştir. Araştırmada tabakalı amaçlı örnekleme yöntemi doğrultusunda katılımcıların bir kısmı Mersin il merkezi Akdeniz İlçesinden sosyoekonomik düzeyleri ve etnik kökenleri dikkate alınarak belirlenmiştir. Diğer katılımcılarda Mersin il ve ilçe merkezine uzak olması dikkate alınarak yine tabakalı amaçlı örnekleme yöntemi doğrultusunda Olukkoyağı Köyünden seçilmiştir. Çalışmanın örneklemi Akdeniz İlçesinde iki farklı etnik kökenden (Türk/Kürt) ve köyde yaşayan Türk ailelelerden her gruptan altı aile toplamda 18 aile ve 54 katılımcıdan oluşmaktadır. Çocuklar her grup için üç kız ve üç erkek olarak seçilmiştir. Araştırmada veri toplamak için Demografik Bilgi Formu ve yarı yapılandırılmış olarak Ebeveyn Görüşme Soruları ve Çocuk Görüşme Soruları kullanılmıştır. Katılımcıların görüşme sorularına verdiği cevaplar doğrultusunda toplanan veriler demografik bilgi formundaki bilgiler de dikkate alınarak içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. Araştırma bulguları üç farklı kültürde, alt sosyoekonomik düzeyde ebeveyn ve çocukların oyun ile ilgili görüşlerinin kültürden çok bağlamın etkisine göre değiştiğini ortaya koymuştur. Çalışmada ebeveyn ve çocuklara beş boyutta (oyun algısı, ebeveynin oyuna katılımı, oyun mekânı, oyun materyali, oyun arkadaşı) sorular sorulmuş, bu sorular doğrultusunda ortaya çıkan bulgularda kültürden çok bağlamın etkisinin oluşması araştırma sonuçlarında her boyutta köy-şehir ayrımının tekrarlanmasına neden olmuştur. Çalışmada aynı kuşaktan farklı etnik kökenden gelen katılımcıların algılarında belirgin bir farklılaşmaya rastlanmazken, aynı etnik kökenden ebeveyn ve çocuklar arasında görüşlerin farklılaştığı görülmüştür. Kuşaklar arası algıların değişimi oyun etkileşimlerinde belirgin olarak gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Ebeveyn oyun algısı, çocuk oyun algısı, kuşaklar arası oyun, kültürler arası oyun

EbeveynlerKuşaklarKültür+6
Şerife Hülya Kurt
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İnsancıl değerler eğitim programı'nın hayvan temalı etkinlikler aracılığıyla okul öncesi eğitimde uygulanması

Son zamanlarda gittikçe artan şiddet olaylarının toplumsal huzur ve güveni bozduğu görülmektedir. Son elli yıl içinde yapılan birçok araştırma erken çocukluk öykülerinde yatak ıslatma, yangın çıkarma ve hayvanlara zulmetme davranışının varlığının; gelecekte şiddet eğilimine işaret ettiğini ortaya koymuştur. Literatürde çocukken hayvanlara zulmeden insanların, büyüdüklerinde insana karşı da şiddet göstermeleri arasında bir bağ olduğunu gösteren birçok araştırma da bulunmaktadır. İnsancıl Değerler Eğitim Programının (İDEP) temelini; değer verme, saygı ve sorumluluk oluşturmaktadır. İDEP'in amacı, hayvanlarla ilgili ders ve etkinliklerle saygı ve sorumluluk gibi değerleri öğreterek insan ve hayvanlara karşı olumlu davranışlar kazandırılmasını sağlamaktır. Okul öncesi dönemde çocuklar gelişimsel özelliklerine bağlı olarak değer verme, saygı ve sorumluluk gibi soyut kavramları anlamakta zorluk yaşarlar. İDEP bu gibi soyut kavramların somutlaştırılmasında her yaştaki insan için önemli deneyimler sağlar. Bu araştırmanın amacı 54 – 66 ay arasındaki çocuklara 8 hafta boyunca hayvanları konu alan Türkçe, drama, sanat etkinlikleri ve alan gezileri gibi etkinlikler aracılığıyla uygulanan İDEP' in, uygulama sürecinin ve yansımalarının farklı bakış açılarından yola çıkılarak betimlenmesidir. Bu çalışmada, çalışmanın amacına uygun olarak yorumlamacı bakış açısını içeren nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Sonuç olarak; İDEP'in Türkiye'de uygulanan okul öncesi eğitim programıyla bütünleştirilerek uygulanabileceği, saygı, sorumluluk ve merhamet gibi değerlerin kazanılmasında faydalı olduğu, çocukların bilişsel ve sosyal- duygusal gelişimlerine ve hayvanlara yönelik olumlu tutum ve davranışlar kazanmalarına katkı sağladığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, değerler eğitimi, insancıl değerler eğitim programı

DeğerlerDeğerler eğitimiEğitim+4
Seval Ördek
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Boşanmış ailelerden gelen okul öncesi dönem çocuklarının sosyal becerileri ile akran ilişkilerinin incelenmesi

Bu araştırma boşanmış ailelerden gelen okul öncesi dönem çocuklarının ebeveynlerinin geçirdikleri boşanma sürecinin ve bu süreçte çocuklarıyla olan ilişkilerinin nasıl olduğunu; boşanmalarının üzerinden bir buçuk yıl geçtikten sonra çocukların sahip olduğu sosyal becerilerin ve akran ilişkilerinin neler olduğunu; öğretmenlerinin bu çocukların sosyal becerileri ve akran ilişkilerini geliştirmek için neler yaptığını araştırmak amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum araştırması niteliğindeki bu çalışmanın katılımcılarını, 2013-2014 eğitim öğretim yılında, Adana ilinin Çukurova ve Yüreğir ilçelerindeki MEB'e bağlı üç bağımsız anaokuluna devam eden, anne babaları son bir buçuk yıl içinde boşanmış olan 5-6 yaşlarındaki beş (üç kız, iki erkek) çocuk, bu çocukların anneleri, bir çocuğun babası ve çocukların öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında çocukların devam ettikleri sınıflardaki sosyal konumlarını belirlemek amacıyla uygulanan sosyometri ve akran değerlendirmesi; gelişim düzeylerinin belirlenmesinde 'Gazi Erken Çocukluk Gelişimi Değerlendirme Aracı' (GEÇDA); aile algılarının ve aile içi rollerin belirlenmesinde 'Kinetik Aile Çizimi' kullanılmıştır. Çocukların her biri sınıf ortamında sosyal becerileri ve akran ilişkileri açısından gözlemlenmiş; ebeveynleri ve öğretmenleriyle de yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak araştırma verileri elde edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları Feminist Kuram temelinde tartışılmıştır. Bu bağlamda toplumsal cinsiyet rollerinin evliliğin sürdürülmesinde belirleyici olduğu sonucuna varılmıştır. Boşanmayla birlikte, kadınların çocuğun sorumluluğunun yanı sıra çalışma ve ev içi yaşamı düzenleme sorumluluklarının katlanmasında babanın hane içinden çıkmasının etkili olduğu düşünülmüştür. Boşanmanın babaların, çocuklarıyla olan etkileşimini ve buna bağlı olarak da sorumluluklarını azalttığı; ancak babaların boşanma sonrasında erkek çocuğuyla daha çok görüşmesinin desteklenmesinde ve sürdürülmesinde, erkek egemenliğin babadan oğula aktarımının sağlanabilmesi için kültürel bir rolünün olduğu kanısı uyandırmıştır. Boşanmayla birlikte hane içi ebeveyn rollerindeki değişikliğe alışma sürecinde çocukların zorlandıkları; ev içinde değişen ebeveyn rollerine ve özellikle ataerkil toplumlarda bağımlı çocuk yetiştirme sürecinde babanın üstlendiği otorite rolünü, boşanma sonrası eline almaya çalışan anneye tepkisel davranabildikleri sonucuna varılmıştır. Çocukların anne ve babalarıyla olan etkileşimlerinin boşanma sonrasında bozulmasıyla birlikte edinmiş oldukları bağımlı davranışlarını öğretmene yönelttikleri düşünülmüştür. Öğretmenlerin, çocuğun boşanmış aileden gelmesiyle ilgili olabilecek sorunlarını ebeveynlere iletmedikleri, bunun özel mülkiyete müdahale olarak algılanacağından kaygılandıkları saptanmıştır.

AkranAkran ilişkileriBeceri+6
Seda Şahin
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarının okul dışı etkinliklerinin incelenmesi

Gelişimin büyük oranda 0-6 yaşlar arasında tamamlanıyor olmasıyla, okul öncesi eğitim yıllarına da denk gelen bu yaşların bireylerin gelişimleri açısından önemi artık herkes tarafından bilinmektedir. Bu yılların en verimli şekilde geçirilmesi, çocuklara gelişimlerini destekleyici zengin ortamların ve farklı uyaranların sunulması ailelerin çocuklarının gelişiminde üstleneceği önemli sorumluluklardan biri haline gelmiştir. Bu araştırma ile okul öncesi dönem çocuklarının okul dışı zamanlarda dahil oldukları etkinlikler belirlenmiş ve annelerin ve çocukların bu etkinlikler hakkındaki görüşleri incelenmiştir. Çalışma Hatay ili Erzin ilçesinde bulunan bağımsız bir anaokulunda 12 çocuk ve anneleri ile yürütülmüştür. Araştırmada annelerden çocuklarının okul dışı zamanlarda gerçekleştirdikleri etkinlikleri belirlemek amacıyla 10 gün boyunca günlük tutmaları istenmiş, annelerin ve çocukların görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler betimsel yolla analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda çocukların okul dışı zamanlarda televizyon izleme, oyun oynama, bilgisayar, telefon ve tabletle zaman geçirme, kitap okuma, şarkı söyleme, boyama, ödev yapma, oyun hamuruyla oynama, kağıt kesme-yapıştırma, müzik dinleme/enstrüman çalma, matematik-sayı çalışmaları yapma, resim yapma ve yap-bozla oynama gibi etkinlikleri gerçekleştirdikleri belirlenmiştir. Çocukların hafta içi ve hafta sonu en çok televizyon izleme ve oyun oynamaya zaman ayırdıklarına ulaşılmıştır. Annelerin çocuklarının ödev, resim, oyun hamuru, sayı çalışmaları, dikkat geliştirici kitap çalışmaları, kendi başına yapılan etkinliklerle zaman geçirebilmesi gibi etkinlikleri yapmasından memnun olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, annelerin çocuklarının televizyonda şiddet içerikli çizgi film izlemesinden, çizgi film izleme, telefona ve bilgisayara çok zaman ayırmasından, ödev yapmak istememesinden ve çok fazla boyama yapmasından memnun olmadığına ulaşılmıştır. Çocukların en sevdiği oyunlar ise yıldız oyunu, saklambaç, atçılık, evcilik, polisçilik, bilgisayar ve tablette oyun, araba yarışı, yumurta oyunu, yakalamaca/kovalamaca, topla oynama olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi, okul dışı etkinlikler, anne ve çocuk görüşleri

Okul dışı etkinliklerOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar
Dilek Karabiber
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi eğitimde sorgulama temelli fen etkinliklerinin geliştirilmesine yönelik eylem araştırması

Bu çalışma okul öncesi eğitimde sorgulama temelli fen etkinliklerini geliştirmek amacıyla öğretmen ve araştırmacının karşılıklı-işbirliğine dayanan eylem araştırması deseninde gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda çalışma grubuna alınan okuldaki öğretmenlerin mevcut durumdaki fen etkinliklerine ve sorgulama temelli öğrenmeye ilişkin görüş ve uygulamaları belirlenmiştir. Ardından bir öğretmenin sorgulama temelli fen etkinliklerini planlama ve uygulama süreçlerini geliştirmesi, süreçte karşılaştığı sorunlar ve bu sorunlara ne gibi çözümler bulduğu belirlenmiştir. Son olarak öğretmenin fen eğitiminde sorgulama temelli öğrenme uygulamalarına ve araştırma sürecine ilişkin genel değerlendirmeleri alınmıştır. Çalışma grubunu Adana ilinde bulunan resmi bağımsız bir anaokulunun 13 öğretmeni oluşturmaktadır. Mevcut durum ve problemin belirlenmesi sürecinden sonra bu öğretmenlerden biri (Ö2) ve sınıfında bulunan beş yaş grubundaki 13 çocuk eylem araştırması sürecinde yer almıştır. Araştırma verileri nitel veri toplama yöntemlerinden görüşmeler, gözlemler ve dokümanlar yoluyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin tümevarımsal bir bakış açısıyla içerik analizi yapılmıştır. Yapılan nitel gözlemler sonucunda mevcut durumda çalışma grubundaki öğretmenlerin fen etkinliklerine diğer etkinliklere göre daha az yer verdiği bulgusuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda fen etkinliklerini geleneksel öğretmen merkezli işledikleri, sorgulama temelinde gerçekleştirmedikleri bir problem olarak belirlenmiştir. Bu problemden yola çıkan çalışma, sorgulama temelli fen etkinliklerini geliştirmeyi amaçlamış ve bu nedenle altı eylem döngüsü içinde gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte yapılan gözlem ve görüşmeler sonucunda öğretmenin beş yaş grubu çocuklara yönelik olarak sınıfında sorgulama temelli fen etkinliklerini planlama, uygulama ve değerlendirme basamaklarında önemli gelişmeler kaydettiği sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre, sorgulama temelli fen etkinliklerinin geliştirilmesi aşamasında öğretmenin eylem planlarını uygularken sorgulamayı destekleyici, sorgulama basamaklarını işleten ve sorgulamayı kısıtlayan davranış ve söylemleri ortaya çıkmıştır. Sorgulama temelli fen etkinliklerinin uygulama aşamasında öğretmenin kendisinden ve dış etkenlerden kaynaklı bazı sorunlar yaşandığı belirlenmiştir. Öğretmenin, sorgulama sürecinde okul kültüründen, aile katılımından ve okulun fiziksel imkanlarından kaynaklı sorunlar yaşadığı belirlenmiştir. Bu sorunlardan bir çoğu yapılan eylem araştırmasında öğretmenin kendi ürettiği çözümlerle giderilmiştir. Öğretmenin yapılan eylem araştırması sürecinde bilgilenme toplantılarından, kendi uygulamalarından ve kendi uygulamalarına ilişkin yansıtıcı değerlendirmelerinden elde ettiği deneyimlerle sorgulama temelli fen etkinliklerini başarıyla uyguladığı sonucuna ulaşılmıştır. Gelişen sorgulama temelli fen etkinlikleri boyunca çocukların daha çok süreçte kaldıkları, sorgulama basamaklarında deneyim kazandıkları, sorular sormaya başladıkları, meraklarını ifade ettikleri, öğretmenle ve diğer arkadaşlarıyla daha çok iletişim kurdukları sonuçlarına ulaşılmıştır. Öğretmen süreç sonunda sorgulama temelli fen etkinliklerinin okul öncesi dönemde uygulanabilir olduğu sonucuna ulaşmıştır. Ancak öğretmenin yöntemsel, uygulamaya yönelik, teknik ve duygusal olarak desteğe ihtiyaç duyduğu görülmüştür.

EtkinlikEylem araştırmasıFen bilgisi+3
İnanç Eti
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Anasınıfına devam eden çocukların sebzelere ilişkin tutumlarının incelenmesi: Proje etkinlikleri

Dünyada ve aynı zamanda ülkemizde çocukların yemekte en çok zorlandıkları besin gruplarından birinin sebzeler olduğu bilinmektedir. Bu durumun gerekçesi olarak da çocuğun ek besinlere geçişte sebzeyle tanıştırılmaması, aile, arkadaş, öğretmen vb. çocuğun yakın çevresinden birilerinin sebze sevmemesi, tüketmemesi, sebzeler hakkında olumsuz yorumlar yapması, çocukların sebzelerin kokusundan, tadından, görünümünden hoşlanmaması, genetik yatkınlıkları vb. nedenler sayılabilir. Oysaki sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum yaratabilmenin yolu, sağlıklı ve dengeli beslenmeden geçmektedir. Bunu sağlayabilmek için de çocuğun yakın çevresiyle olan etkileşimine dikkat etmek gerekir. Çünkü; çocuk öncelikle anne, baba, kardeş, arkadaş ve öğretmeninden etkilenmektedir. Bu nedenle öğretmenlere önemli sorumluluklar düşmektedir. Örneğin, öğretmenlerin günlük eğitim programlarında sebzeyle ilgili çalışmalara yer vermeleri çocuklara sebzeyi sevdirme veya tüketmelerini sağlama konusunda destekleyici olacaktır. Bu çalışmada, anasınıfına devam eden çocukların sebzelere ilişkin tutumlarının proje yaklaşımına dayalı etkinlikler aracılığıyla incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2014- 2015 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde Adana ili Sarıçam ilçesinde bulunan bir ilkokulun anasınıfına devam eden 1 erkek 9 kız olmak üzere toplam 10 çocuk ile anneleri oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden 'eylem araştırması' tekniği ile bir öğretim yöntemi olarak tanımlanan proje yaklaşımı kapsamında; beyin fırtınası yoluyla kavram ağı oluşturma, drama yoluyla canlandırmalar yapma, resmetme, sanat faaliyetleri, gezi-gözlem-görüşme yapma, aile katılımı, işbirliği yapma, akran öğretimi, değerlendirme gibi çeşitli yöntem ve teknikler kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak çocukların çalışma öncesi ve sonrasında yaptıkları sebzelerle ilgili resimler, araştırmacı tarafından oluşturulan "anne bilgi formu", "çocukların sebzelere ilişkin tepkilerine yönelik bilgi formu" ve "çocuklar için sebze çizelgesi" uygulanmıştır. Ayrıca sekiz hafta boyunca yürütülen proje çalışması sürecinde; çocuklar sebzeler ile ilgili olarak alan gezileri, fen, müzik, Türkçe vb. etkinlikleri gerçekleştirmişlerdir. Elde edilen veriler betimsel yolla analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına bakıldığında besin grupları sıralamasında haftalık sebze tüketim miktarlarında artış gözlenirken yemekten hoşlanmadıkları sebze çeşidinde (sayısında) düşüş saptanmıştır. Çocukların tanımadığı, adlandıramadığı ve yemediği sebze çeşitlerinin azaldığı görülmüştür. Ayrıca sebzelere karşı tutumlarında olumlu yönde değişiklikler meydana gelmiştir. Çalışma öncesinde ve sonrasında çocukların yaptıkları resimlere bakıldığında çocukların sebze-meyve ayrımı yapabildikleri, daha çok sebze tanıyarak sebze çeşitliliğin arttığını, sebzelerin şekil, renk, boyut gibi özelliklerinin gerçeğe uygun hale geldiğini, resimlerinin detaylandığı ve kompozisyon oluşturabildiklerini söylemek mümkündür. Bu sonuca göre proje etkinliklerinin, çocukların sebzelere yönelik bilgi düzeylerini artırmada ve olumlu tutum kazanmalarında etkili bir yöntem olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sebze, beslenme, proje yaklaşımı

AnasınıflarıBeslenmeOkul öncesi çocuklar+2
Sedef Çağlar Kabacık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi çağdaki çocukların ev ortamından eğitim ortamına geçiş sürecinin incelenmesi

Bu araştırma, okul öncesi çağdaki çocukların ev ortamından eğitim ortamına geçiş sürecini çocukların dahil olup katkıda bulundukları köy, aile, okul ve ürettikleri akran kültürlerine bakarak anlamak ve bu süreçteki kültürel unsurların rolünü ortaya çıkarmak amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Kahramanmaraş ilinin merkeze bağlı bir köyünde gerçekleşen araştırmaya katılımcı olarak köy halkı, Eylül (2014) ayında okul öncesine geçiş yapan yirmi bir çocuk, dört farklı aile, iki öğretmen ve okul personeli dahil olmuştur. Etnografik yöntemin kullanıldığı araştırmada veriler yedi ay süresince katılımcı gözlemci rolüyle toplanmış ve bu süreçte görüşme, gözlem, doküman analizi, araştırmacı günlüğü gibi teknikler kullanılmıştır. Elde edilen ham veriler betimsel ve içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Betimsel analizde toplanan veriler sistematik şekilde ortaya konulurken, içerik analizinde kavramsal düzeyde yeni anlamlar oluşturulmuştur. Araştırmanın bulgularına göre çocukların içerisinde bulundukları sosyo kültürel yapı okul öncesine geçiş sürecini şekillendirmiştir. Bunlardan köyün fiziksel yapısı, toplumsal sorunları ve gerçekleştirilen işbirlikli eylemleri okula geçiş süreciyle direkt bağlantısı bulunurken, köyde var olan inanç sistemi ve erkek egemen yapı örtük bir ilişkiyi kapsamıştır. Ailelerin aşırı korumacı yaklaşımı ve çocuklarıyla kurduğu ilişki biçimi ise çocukların okul içerisinde kurduğu sosyal ilişkilerde belirleyici olmuştur. Diğer yandan evde çocuklara sunulan uyarıcılar, büyük kardeşin varlığı ve yaşam şartları çocukların okul geçişindeki koşulların hazırlanmasında önemli bir rol oynamıştır. Okul kültürünü oluşturan fiziki yapı, diğer kültürlerle kurulan ilişkiler, geçiş sürecinde izlenen stratejiler, sınıf yönetimi ve eğitim programı gibi unsurlar ise çocukların okulu sevme ve adapte olma sürecini biçimlendirmiştir. Son olarak okuldan önce akran kültürü içerisine dahil olabilen ve kendinden yaşça büyük çocuklarla oyun kurabilen akranlar okula geçiş sürecinde zorluk yaşamamışlardır.

Evde yaşamaEğitim ortamıOkul kültürü+4
Betül Yanık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuklar için felsefe eğitimi programı'nın 48-72 aylık çocukların zihin kuramı ve yaratıcılıklarına etkisi

Bu araştırmada Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı'nın 48-72 aylık çocukların zihin kuramı ve yaratıcılıklarına etkisi incelenmiştir. "Çocuklar İçin Felsefe (Philosophy for Children(P4C))" yaklaşımı Matthew Lipman ve Ann Sharp tarafından 1970'li yıllarda ortaya konulmuş ve sonrasında aynı ismi taşıyan bir düşünme eğitimi programı geliştirilmiştir. Bu araştırmada Matthew Lipman'ın Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı (ÇİFEP), okul öncesi dönemdeki çocuklara uygulanabilir olması bakımından tercih edilmiştir. Eğitim araştırmalarında çalışma grubunu yansız olarak seçmek genellikle çok mümkün olmadığı için bu araştırma yarı-deneysel olarak planlanmıştır. "Ön Test-Son Test Eşitlenmemiş Gruplar Kontrol Gruplu" modele göre desenlenmiş olan bu araştırma kapsamında biri deney, ikisi kontrol olmak üzere üç grup oluşturulmuştur. Deney grubundaki çocuklara Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı 14 hafta boyunca ortalama 45'er dakikalık toplam 32 oturum halinde uygulanmıştır. Araştırmada ilk 4 hafta boyunca haftada 3'er oturum, daha sonraki dönemlerde ise haftada 2'şer oturum gerçekleştirilerek eğitimler verilmiştir. Kontrol gruplarına ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney grubundaki ÇİFEP uygulamaları araştırmacı tarafından yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Adana İli Çukurova Merkez İlçesi'ndeki bir resmi okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48-72 aylık toplam 76 çocuk oluşturmaktadır. Deney grubunda 31, kontrol 1 grubunda 21 ve kontrol 2 grubunda ise 24 çocuk yer almıştır. Araştırmanın yapıldığı anaokulu, genellikle orta sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin çocuklarının eğitim aldığı bir kurum olması bakımından tercih edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, yaratıcılık ölçümlerinde "Torrance Yaratıcı Düşünme Testi (TYDT) Şekilsel A Formu" ve zihin kuramı (ZK) ölçümlerinde "Beklenmedik İçerik Değişikliği, Birinci Dereceden Yanlış Kanı Atfı Görevi ve İkinci Dereceden Yanlış Kanı Atfı Görevi" kullanılmıştır. Çocuklar ve ailelerinin demografik bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler araştırmanın genel amaç ve alt amaçları doğrultusunda genelden özele doğru ilerleyen bir yapı içerisinde değerlendirilmiştir. Veriler öncelikle SPSS 20.0 paket programına aktarılmıştır. Analizlerde deney, kontrol 1 ve kontrol 2 gruplarının ZK testlerinden ve TYDT Şekilsel A Formu'ndan aldıkları puanların ön test ve son testlerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Değişkenlere ilişkin hesaplanan puanlar normalliğin sağlanmadığı durumlarda, Kruskal Wallis testi yapılarak; normallik sağlandığı durumlarda ise tek yönlü varyans analizi yapılarak elde edilmiştir. Araştırmada ayrıca, deney, kontrol 1 ve kontrol 2 gruplarında yer alan çocukların ön test ve son testlerde almış oldukları puanlar t testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Çalışma grubundaki çocukların TYDT Şekilsel A Formu ve ZK gelişimi testlerinden almış oldukları puanlar arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amacıyla ise Spearman Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, deney ve kontrol gruplarında yer alan çocukların son test ZK toplam puanları ve ZK alt test puanları (beklenmedik içerik değişikliği hariç) arasında istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p<.01). Ayrıca, deney grubundaki çocukların son test ZK toplam puanları ve ZK alt test puanlarının (beklenmedik içerik değişikliği hariç) ön test puanlarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür (p<.01). Araştırmada benzer sonuçlar yaratıcılık ölçümlerinde de elde edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarında yer alan çocukların son test yaratıcılık toplam puanları ve yaratıcılık alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunduğu görülmüştür (p<.01). Ayrıca, deney grubundaki çocukların yaratıcılık toplam puanları ve yaratıcılık alt boyutları olan akıcılık, orijinallik, başlıkların soyutluğu, zenginleştirme, erken kapamaya direnç ve yaratıcı kuvvetler listesi puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir artış olmuştur (p<.05). Araştırmada deney ve kontrol 1 grubunun ön test-son test yaratıcılık ve ZK toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadığı; sadece kontrol 2 grubundaki çocukların yaratıcılık ve ZK ön test toplam puanları arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<.01). Araştırmada elde edilen bulgulara göre, Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı'nın 48-72 aylık çocukların zihin kuramı ve yaratıcılıklarına olumlu etkisi bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, çocuklar için felsefe eğitimi programı,düşünme eğitimi, yaratıcılık, zihin kuramı.

EğitimEğitim programlarıFelsefe+6
Işıl Taş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
10
DoctorateOpen AccessTR

Erken çocukluk döneminde aile işlevselliğinin, bilişsel gelişim ve duygusal gelişimin bir işlevi olarak sosyal problem çözme becerileri: Yapısal Denklem Modellemesi

Bu araştırmanın amacı, farklı Sosyokültürel özelliklere ve düşük ekonomik yaşam şartlarına sahip 48–66 ay arası çocukların sosyal problem çözme becerileri temelinde aile işlevselliği; bilişsel gelişim boyutunda yürütücü fonksiyonlar (bellek, bilişsel esneklik ve ket vurma) ve dil becerileri; duygusal gelişim boyutunda ise empatinin bileşenleri; algısal,bilişsel ve duygusal bakış açısı alma arasındaki ilişkileri yapısal denklem modeli kullanarak ortaya koymak ve geliştirilen modeli (ABDS modeli) yaş, bağlanma türleri, sosyal referans alma becerilerine, benlik algısına göre incelemektir. Araştırmanın modeli ilişkisel tarama modeli olarak planlanmıştır.Araştırmada aile işlevselliğinin, bilişsel gelişimin ve duygusal gelişimin bir işlevi olarak erken çocukluk döneminde sosyal problem çözme becerileri incelenirken yapısal denklem modeli kullanılarak test edilmiştir. Araştırmanın evrenini Adana ili Seyhan, Çukurova, Yüreğir,Sarıçam merkez ilçelerinde okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48–66 ay arası çocuklar oluşturmuştur. Araştırmanın amacına uygun olarak istenilen örnekleme ulaşabilmek için sırası ile seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal benzeşik örnekleme yöntemi, amaçsal uygun örnekleme yöntemi ve tabakalı amaçlı örnekleme olmak üzere üç farklı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal benzeşik örnekleme yöntemi kullanılarak Seyhan, Çukurova, Yüreğir, Sarıçam Kaymakamlıkları Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından elde edilen bilgiler doğrultusunda belirlenen (en çok ayni ve nakdi yardım alan mahalleler) ve içerisinde bağımsız anaokulu bulunan mahallerden benzeşik bir küme oluşturulmuştur. Oluşturulan küme içerisinden, amaçsal uygun örnekleme yöntemi ile araştırmaya dahil edilecek çocukların yaşadığı mahalleler seçilmiştir. Seçilen bu mahalleler, ulaşım koşulları ve zaman göz önünde bulundurularak belirlenmiştir. Son olarak tabakalı amaçsal örnekleme yöntemi ile 48-66 ay arası çocuklar örneklem içerisinde 48-54, 54-60 ve 60-66 ay arası olmak üzere üç yaş grubundan da eşit oranda temsil edilmiştir. Araştırmaya 48-54 ay (27 kız; 25 erkek), 54-60 ay (26 kız; 26 erkek), ve 60-66 ay (27 kız; 25 erkek) aralıklarında her ayda 52 çocuk olmak üzere 156 çocuk, 139 anne ve 17 baba katılmıştır. Araştırmada çocukların sosyal problem çözme becerileri ölçmek için Wally Sosyal Problem Çözme Testi; bilişsel gelişim boyutunda yürütücü fonksiyonları ölçmek için İşler Bellek Ölçüm Aracı/The Map Task (ileri ve geri yönlü bellek için), Deve-Cüce Oyunu (ket vurma için),Londra Kulesi Testi (bilişsel esneklik için) ve dil becerilerini ölçmek için Ortalama Sözce Uzunluğu; duygusal gelişim boyutunda empati için Üç Dağ Deneyi (algısal bakış açısı alma için),Beklenmedik Yer Değişikliği Testi ve Beklenmedik Durum/İçerik Testi (bilişsel bakış alma için),Duygusal Bakış Açısı Alma Testi (duygusal bakış açısı alma için); moderatör olan değişkenler bağlanma türlerini belirlemek için Bağlanma Stilleri Öykü Tamamlama Testi, sosyal referans alma için Sosyal Referanslama Testi ve benlik algısını ölçmek için Cassidy Kukla Görüşme Formu ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılacak olan çocukların ebeveynleri ile görüşmeler yapılarak Kişisel Bilgi Formu ve aile işlevselliğini ölçmek için Aile Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın verileri 30 Nisan 2015- 15 Ocak 2016 tarihleri arasında araştırmacı tarafından toplanmıştır. Araştırmacı tarafından her çocuk ile farklı günlerde üç oturum olmak üzere 156 çocuk ile yapılan 458 oturumda araştırmanın verileri toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, araştırmanın genel hipotezi ve alt hipotezleri doğrultusunda AMOS ve SPSS paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Her çocuk için SPSS programına girilen veriler alan yazına dayanarak geliştirilen ABDS modeli (aile işlevselliği, bilişsel gelişim, duygusal gelişim, sosyal problem çözme modeli) için yapısal denklem modeli kullanılarak AMOS 22 programında test edilmiştir. İlk modelin test edilmesi ile elde edilen uyum değerleri incelenmiş ve veri setinin test edilen model ile iyi uyum göstermediği anlaşılmıştır.Elde edilen bulgular doğrultusunda ilk ABDS modelinde modifikasyonlar yapılmıştır. Modifikasyon ile geliştirilen ABDS modelinin test edilmesi ile elde edilen uyum değerleri incelenmiş ve veri setinin, test edilen model ile iyi uyum gösterdiği anlaşılmıştır. Geliştirilen ABDS modelinde, ailenin işlevselliği ile çocukların duygusal gelişimi ve bilişsel gelişimi onların sosyal problem çözme becerilerindeki değişimin %98'ini açıklamıştır.Geliştirilen ABDS modelinde, çocukların yaşadığı ailenin aile işlevselliği onların sosyal problem çözme becerilerini hem doğrudan hem de duygusal gelişim düzeylerine ve bilişsel gelişim düzeylerine etkileri aracılığıyla dolaylı olarak etkilemiştir. Geliştirilen ABDS modeli sırayla yaş, bağlanma, sosyal referans alma ve benlik algısına göre incelenmiştir.Bütün moderatör değişkenler için veri setinin test edilen model ile kabul edilebilir düzeyde uyum gösterdiği anlaşılmıştır.Çocukların bilişsel gelişim düzeylerinin ve duygusal gelişim düzeylerinin aile işlevselliğinin, sosyal problem çözme becerileri üzerindeki etkisinde kısmen aracılık rolüne sahip olduğu görülmüştür. Araştırmanın bulguları, Sosyal-Bilgi İşleme Modeline duygusal süreçlerin bütünleştirilmiş hali ve Sosyokültürel Tarihsel Kuram çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler; Sosyal problem çözme becerileri, aile işlevselliği, bilişsel gelişim, duygusal gelişim, erken çocukluk dönemi, yapısal denklem modeli (yapısal eşitlik modeli).

Aile işlevleriBilişsel gelişimDuygusal gelişme+6
Münire Aydilek Çiftçi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli bir birey olan ailelerdeki ebeveynlerin ve kardeşlerin duygu ve düşünceleri

Bu araştırma, özel gereksinimli birey olan ailelerdeki ebeveynlerin ve kardeşlerin duygu ve düşüncelerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum araştırması niteliğindeki bu araştırmanın çalışma grubu, Mersin ili Silifke ilçesinde bulunan hem özel gereksinimli hem de normal gelişim gösteren çocukları olan 10 anne, 10 baba ve bu anne babaların normal gelişim gösteren 6-18 yaş aralığındaki sekiz çocuğundan oluşmaktadır. Toplamda 17 özel gereksinimli bireyin ailesi çalışmaya katılmıştır. Üç ailede hem anne hem baba hem de normal gelişim gösteren kardeşler çalışmada gönüllü olarak yer almıştır. Bu üç ailenin tüm aile fertleri ile görüşülmüş fakat diğer ailelerde tüm aile bireyleri ile görüşülememiştir. Çalışmada yer alan katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Katılımcı anne babalarla ve okuma yazma bilmeyen altı yaşındaki normal gelişim gösteren çocukla yarı yapılandırılmış görüşme yapılmış olup diğer yedi çocuğun verileri yazılı doküman incelemesi (kompozisyon) ile toplanmıştır. Altı yaşındaki çocukla oyunlaştırılmış ortamda görüşme gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak; anne babaların büyük çoğunluğunun kendinden sonra özel gereksinimli çocuğunun bakımı konusunda kaygılı oldukları, anne babaların normal gelişim gösteren çocukları ile özel gereksinimli çocukları hakkında konuştukları, onlara sorumluluklar yükledikleri, özel gereksinimli çocuğun gelecekte bakımı konusunda öncelikle normal gelişim gösteren çocuklarına daha sonra ise eşlerine güvendikleri bulunmuştur. Annelerden sadece üçü bu süreçte psikolojik destek almış, diğer anne ve babalar ise destek almamıştır. Anne ve babalar özel gereksinimli çocukları ile normal gelişim gösteren çocukları arasındaki ilişkinin olumlu olduğunu ifade etmişlerdir. Normal gelişim gösteren çocuklardan elde edilen verilere göre kardeşleri ile ilgili ilk tanı sürecinde durumun ne olduğunu anlamakta güçlük yaşadıkları, kardeşlerinin hasta olduğunu düşündükleri görülmüştür. Ebeveynlerinin anlatımları ile kardeşlerinin gereksinim durumları hakkında bilgi sahibi oldukları, normal gelişim gösteren kardeşlerin de bu süreçte herhangi bir psikolojik destek almadıkları tespit edilmiştir. Özel gereksinimli kardeşlerinin ihtiyaçları ile şimdi ilgilendikleri ve gelecekte de kardeşlerinin sorumluluklarının kendi üzerilerinde olduğu bilinci ile gelecek planları yaptıkları görülmüştür. Anne babaların duygu ve düşünceleri ile normal gelişim gösteren kardeşlerin duygu ve düşüncelerinin birbiri ile örtüştüğü ortaya çıkmıştır. Ayrıca, aynı aileden çalışmaya katılan kardeşlerin de özel gereksinimli kardeşleri hakkındaki duygu, düşünce ve gelecek planlarının birbirine benzediği tespit edilmiştir.

Ebeveyn davranışıEbeveynlerKardeşler+4
Nuray Taşcı Karalı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitime devam eden çocuklardan argümantasyon uygulamalarının canlı-cansız kavram bilgisi ve argümantasyon düzeylerine etkisi

Araştırmanın genel amacı, argümantasyon uygulamalarının altı yaş çocukların argümantasyon becerisi ve canlı-cansız kavram bilgisine etkisini incelemektir. Araştırma, nitel ve nicel yaklaşımların birlikte kullanıldığı iç içe gömülü karma metod olarak planlanmıştır. Nitel boyutunda yar yapılandırılmış görüşme, nicel boyutunda ise yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılında, Osmaniye İli Düziçi ilçesinde bulunan orta sosyo ekonomik düzeyde MEB' e bağlı bir resmi anaokulu ile ilkokula bağlı anasınıfında öğrenim gören, öğrenme düzeyleri, yaş ve cinsiyet bakımından birbirine yakın 51 çocuk (17 öğretmen kontrol grubu, 17 araştırmacı kontrol grubu, 17 deney grubu) oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi ise "karma yöntem örneklemi"dir. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu, argümantasyon sevileri analiz rubriği, canlı-cansız kavram başarı testi ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, biri deney ikisi kontrol grubu olmak üzere üç sınıfta gerçekleşmiştir. Deney ve araştırmacı kontrol grubu aynı okulda random olarak belirlenmiştir. Öğretmen kontrol grubu ise uygulama sürecinde öğretmen etkisini ortadan kaldırmak amacıyla başka bir okulda öğrenim gören öğrencilerden oluşmuştur. Uygulama süreci, deney ve araştırmacı kontrol gruplarında araştırmacı, öğretmen kontrol grubunda ise öğretmen tarafından yürütülmüştür. Ayrıca asıl uygulamaya geçilmeden önce 12 öğrenci ile 6 haftalık süren bir pilot uygulama yapılmıştır. Araştırmanın deneysel işlem sürecinde, etkinlikler argümantasyon yöntemi sunularak ve argümantasyona dayandırılarak yürütülmüştür. Böylece çocukların argümantasyon düzeylerinde görülen gelişim, başarılarına olan etkisi, kavramsal anlamaları ve kavram yanılgılarında görülen değişimler araştırılmıştır. Kontrol grubunda ise Okul Öncesi MEB 2013 programına göre hazırlanmış etkinlik planları ile süreç yürütülmüştür. Çalışma deney grubunda 11 hafta, kontrol gruplarında 8 hafta sürmüştür. Araştırma verilerinin analizinde, Köroğlu (2009); Aldağ, Doğanay ve Köroğlu (2015)'nun Toulmin modelinden uyarladıkları değerlendirme rubric'i referans alınmış, frekans, yüzde, aritmetik ortalama (demografik bilgiler), normallik analizi yapılmıştır. Çalışmanın başlangıcında ve sonunda deney ve kontrol gruplarına argümantasyon düzeyleri analiz rubriği ve canlı-cansız kavram başarı testi uygulanmış ve çocuklarla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Böylece gruplar arası farklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla gruplararası karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak argümantasyon düzeyleri, başarı durumlarındaki gelişmeler ve farklar tespit edilmiştir Bu çalışma argümantasyon yönteminin akademik başarıya, kavramsal anlamaya ve argümantasyon düzeylerine olumlu bir katkı getirdiğini göstermiştir. Nitel anlamda elde edilen bulgular nicel sonuçlarıda desteklemiştir. Çalışma öncesinde ön testte, deney grubu ile öğretmen ve araştırmacı kontrol grupları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Bu sonuç, gruplar arasında başarı ve argümantasyon düzeyleri bakımından birbirlerine denk olduğu söylenebilir. Ancak uygulama sonunda yapılan son test puanlarına bakıldığında argümantasyon yöntemiyle eğitim gören deney grubu çocukların argümantasyon düzeyleri, MEB 2013 programı eğitimi verilen kontrol grubu çocuklarınından anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca başarı ve kavram yanılgıları puanlarında anlamlı bir farklılık görülmüştür. Deney grubu puanlarının ön testte diğer gruplardan düşük olduğu görülürken, son test puanlarında yüksek olduğu görülmüştür. Aynı zamanda argümantasyonun başarının göstergesi olan kavram yanılgıları üzerinde de etkili olduğu ve son testin ön test lehine anlamlı farklılık gösterdiği, kavram yanılgılarını azalttığı sonucuna varılmıştır. Bu sonuçtan yola çıkarak deney ve kontrol grupları arasında başarı ve argümantasyon düzeyleri açısından meydana gelen anlamlı farklılık argümantasyon yönteminden kaynaklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Argümantasyon, okul öncesinde fen eğitimi, toulmin argüman modeli, canlı-cansız kavramı.

ArgümantasyonArgümantasyon tabanlı bilim öğrenmeCanlılar+7
Saadet Ünver Halvacı
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin okul bahçesini eğitsel amaçlı kullanımına yönelik görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırma, resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında görevli, okul bahçe donanımı ve güvenliği düşük, orta ve yüksek olmak üzere birbirinden farklı özelliklere sahip okullarda çalışan öğretmenlerin, okul bahçesi kullanımına ilişkin görüşlerinin, okul bahçesini kullanma durumlarının, okul öncesi eğitim programında yer alan eğitim etkinliklerinin okul bahçesinde uygulamasına yönelik görüşlerinin ve öğretmenlerin okul bahçesi kullanımında karşılaştığı engellerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma modellerinden durum çalışması olarak tasarlanan araştırmanın katılımcılarını 2014-2015 eğitim öğretim yılında Gaziantep ili merkez Şahinbey ve Şehitkâmil ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı ve Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı, bahçe donanımı ve güvenliği yüksek, orta ve düşük düzeyde olan okullarda çalışan 49 öğretmen oluştur. Katılımcılar, araştırmanın amacına bağlı olarak bilgi açısından zengin olduğu düşünülen durumların seçilmesi ve derinlemesine araştırılmasına olanak sağlayan amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Araştırmada öncelikle yüksek, orta ve düşük bahçe donanımı ve güvenliğine sahip okullar belirlenmiş, daha sonra bu okullarda görev yapan öğretmenlere ulaşılmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında, öğretmenlerin görev yaptığı okulların bahçe donanımı ve güvenliğini belirlemek amacıyla bu okulların bahçe donanımı ve güvenlik özellikleri araştırmacı tarafından oluşturulan kontrol listesine göre değerlendirilmiştir. Bu okullarda görev yapan 49 öğretmen araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Bu araştırmanın veri toplanma sürecinde nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analiz edilmesi için nitel veri analizlerinden içerik ve betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonuçları öğretmenlerin okul öncesi eğitim kurumlarında bahçe düzenlemesinin, iç mekânlar ile aynı önemde düşünmediği saptanmıştır. Öğretmenlerin okul bahçesinde bulunmasını belirttikleri donatıların çocukların gelişim ve öğrenmelerini tam anlamıyla destekler nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin, okul bahçesini; enerji harcama, gelişimi destekleme, hava değişimi, materyal toplama, oyun oynama, yaşayarak öğrenme amacıyla kullandıkları saptanmıştır. Düşük donanım ve güvenliğe sahip okullarda çalışan öğretmenlerin bahçeyi haftada bir veya hiç kullanmadıkları, orta ve yüksek donanım ve güvenliğe sahip okullarda çalışan öğretmenlerin ise haftada birkaç defa ve daha fazla kullandıkları belirlenmiştir. Bahçede kullanılan alanlar ile ilgili olarak bahçe donanımı ve güvenliği orta ve yüksek olan okullarda çalışan öğretmen görüşlerinin benzer, düşük olan okullarda çalışan öğretmen görüşlerinin farklı olduğu tespit edilmiştir. Bahçe donanımı ve güvenliği orta ve yüksek düzeyde olan okullarda çalışan öğretmenlerin tamamına yakınının (47) oyun parkı ve boş alanları sıklıkla kullanması, öğretmenin okul bahçesini öğrenme ortamı olarak değerlendirmediğini ortaya koymuştur. Öğretmenlerin okul bahçesinde en çok uyguladığı etkinliğin oyun etkinliği olduğu saptanmıştır. Bilişsel gelişimi destekleyici etkinliklerin (matematik vs.) okul bahçesinde oldukça az uygulandığı, okuma yazmaya hazırlık çalışmalarının ise hiç uygulanmadığı saptanmıştır. Fiziksel donanımı ve güvenliği düşük olan okullarda görev yapan öğretmenlerin okul öncesi eğitim etkinliklerinde bahçeyi neredeyse hiç kullanmadığı, fiziksel donanımı ve güvenliği orta ve yüksek olan okullarda çalışan öğretmenlerin ise okul bahçesini etkili ve verimli bir şekilde kullanamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Açık hava ortamı, açık hava etkinlikleri, okul öncesi öğretmeni

Açık alanlarDış mekanEğitim faaliyetleri+7
Derya Tepebağ
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

48-66 ay arası çocukların sosyal problem çözme becerileri ve yaratıcılıklarının yaşadıkları bağlam (Kentte ve kırsal bölgede) açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, kentte ve kırsal bölgede yaşayan 48-66 ay arası çocukların sosyal problem çözme becerileri ve yaratıcılıklarını çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Bu araştırma nedensel karşılaştırma modelinde düzenlenmiştir. Araştırmanın evrenini Adana ili Çukurova merkez ilçesinde yaşayan ve Ceyhan ilçesine bağlı (Büyük Mangıt, Küçük Mangıt, Mercimek mahalleleri) kırsal bölgede yaşayan çocuklar oluşturmuştur. Kırsal bölge tanımına giren Ceyhan ilçesi mahalleleri seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi tabakalı amaçsal örnekleme yöntemiyle belirlenen Adana il merkezinde yaşayan 40 (20 kız, 20 erkek), kırsal bölgede yaşayan 40 (20 kız, 20 erkek) olmak üzere 80 çocuktan oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak; demografik bilgi formu, Alternatif Kullanımlar Testi ve Wally Sosyal Problem Çözme Beceri Ölçeği kullanılmıştır. 2015-2016 bahar eğitim-öğretim dönemi nisan, mayıs ayları içinde toplanan araştırma verilerinin analizinde frekans ve yüzdeler, aritmetik ortalamalar, bağımsız gruplar t testi, Mann Whitney U, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis testi teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda kentte yaşayan çocukların sosyal problem çözme becerilerinin kırsalda yaşayan çocuklardan daha iyi olduğu ve sosyal problem çözme becerilerinin cinsiyete göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çalışma grubunun yaratıcılık becerileri bağlam açısından orijinallik ve ayrıntıcılık alt boyutlarında farlılık göstermezken, esneklik ve akıcılık alt boyutlarında kırsalda yaşayan çocukların yaratıcılık becerilerinin kentte yaşayan çocuklardan daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyete göre yaratıcılık becerilerinin orijinallik ve ayrıntıcılık alt boyutlarında farklılaşmadığı, akıcılık ve esneklik alt boyutlarında ise; erkek çocukların yaratıcılık becerilerinin kız çocuklarınkinden daha yüksek olduğu sonucu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar Ekolojik kuramın temel kavramlarına göre tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal problem çözme becerisi, yaratıcılık, ekolojik kuram, kent ve kırsal bölge

Ekolojik koşullarKentlerKırsal bölge+6
Birsen Basun
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların öz düzenleme becerileri ile ebeveynlerin olumsuz disiplin uygulamaları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden çocukların öz düzenleme becerileri ile ebeveynlerin olumsuz disiplin uygulamaları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu ilişkinin belirlenmesinde çocukların cinsiyetleri de incelenmiştir. Nicel araştırma desenlerinden korelasyonel araştırma modelinin kullanıldığı bu araştırmanın örneklemini, Adana ili Çukurova ve Sarıçam ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bağımsız anaokullarına devam eden ve yaşları 48-72 ay aralığında değişen 144 çocuk ve 144 ebeveyn oluşturmaktadır. Örneklem, maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile belirlenmiş olup; farklı sosyo-ekonomik düzeylerdeki ebeveynler ve çocuklarından oluşmaktadır. Araştırmada katılımcılara ait demografik bilgiler, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Ebeveynlerin olumsuz disiplin uygulamaları, Kapcı, Tazeoğlu ve Arkun (2011) tarafından Türkiye'ye uyarlanan Anne Babalık Ölçeği ile değerlendirilirken, çocukların öz düzenleme becerileri Fındık Tanrıbuyurdu ve Güler Yıldız (2014) tarafından Türkiye'ye uyarlanan Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (OÖDÖ) ile değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde, çocukların öz düzenlemeleri, öz düzenlemenin alt boyutları davranış/dikkat düzenleme ve duygu düzenleme ile ebeveynlerin disiplin uygulamaları arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla Pearson Moment Korelasyon analizi uygulanmıştır. Çocukların öz düzenlemeleri ve ebeveynlerin olumsuz disiplin uygulamalarının cinsiyetlerine göre incelenmesinde Bağımsız Gruplar t Testi ve Mann Whitney-U Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, çocukların öz düzenlemeleri ve öz düzenlemenin alt boyutları olan duygu düzenlemeleri ve davranış/dikkat düzenlemeleri ile ebeveynlerin olumsuz disiplin uygulamaları arasında ters yönlü bir ilişki olduğu ortaya konmuştur. Buna göre ebeveynlerin olumsuz disiplin uygulamaları arttıkça çocukların öz düzenleme, duygu düzenleme ve dikkat/davranış düzenleme düzeyleri düşmektedir. Ayrıca araştırmaya katılan çocukların öz düzenlemelerinin ve dikkat/davranış düzenlemelerinin cinsiyetlerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Ancak bu farklılık, çocukların duygu düzenlemelerinde görülmemiştir. Kız çocuklarının öz düzenlemeleri ve öz düzenlemenin alt boyutu olan davranış/dikkat düzenlemeleri erkek çocuklarına göre anlamlı olarak daha yüksektir. Araştırma sonucunda araştırmaya katılan ebeveynlerin olumsuz disiplin uygulamalarının çocukların cinsiyetin göre anlamlı olarak farklılaştığı belirlenmiştir. Bu bağlamda ebeveynlerin erkek çocuklarına yönelik olumsuz disiplin uygulama puanları, kız çocuklarına oranla anlamlı olarak daha fazladır.

Aile içi ilişkilerDisiplinOkul öncesi eğitim+3
Esma Eroğlu
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocukların yazısız resimli kitapla oluşturdukları öykülerin anlatı analizi yöntemiyle değerlendirilmesi

Bu araştırma, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocukların yazısız resimli kitap ile oluşturdukları öyküleri anlatı analizi yöntemiyle değerlendirerek öykü anlatma becerilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil ilçelerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 4 bağımsız anaokuluna devam eden 57 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; Alev (2011) tarafından Türkçe standardizasyon çalışması yapılan Pragmatik Dil Becerileri Envanteri, Parkta Bir Gün isimli resimli öykü kitabı, Doğum Günü Hediyesi isimli yazısız resimli kitap ve Işıtan (2010) tarafından geliştirilen Öykü Anlatma Değerlendirme Formudur. Çalışma grubu belirlenirken Pragmatik Dil Becerileri Envanteri kullanılmıştır. İlk olarak 4 bağımsız anaokulundan 18 öğretmen toplam 266 çocuk için PDBE'yi doldurmuştur. Çocukların PDBE'den aldıkları puanlar doğrultusunda, çalışma grubunda pragmatik dil becerileri zayıf ve güçlü olan çocukların belirlenmesi amaçlanmıştır. Envanter puanlarının aritmetik ortalamasının bir standart sapma üzerinde ve bir standart sapma altında puan alan çocuklar belirlenmiştir. Belirlenen bu çocuklardan okula devam eden, araştırmaya katılmaya gönüllü olan 57 çocuk, araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmanın veri toplama araçlarından biri "Parkta Bir Gün" adlı resimli öykü kitabıdır. Çalışma grubundaki çocukları daha iyi tanıyabilmek için kullanılan bu kitap öncelikle araştırmacı tarafından çocuklara okunmuş, daha sonra çocukların bu kitabı anlatmaları istenmiştir. Bu kitap aracılığıyla oluşturulan öykülerin biçim analizi (öykü anlatma uzunluğu ve öykü anlatma hızı) yapılmıştır. Araştırmadaki veri toplama araçlarından biri olarak "Doğumgünü Hediyesi" adlı yazısız resimli kitap kullanılmıştır. Çocuklar, resimlere bakarak öykü oluşturmuş, oluşturulan bu öykülerden elde edilen veriler Öykü Anlatma Değerlendirme Formu ile değerlendirilmiştir. Araştırmada verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik programı kullanılmıştır. Öykünün giriş, gelişme, sonuç, öyküyü kavrama, hatalar ve değerlendirme soruları kısmının incelenmesi amacıyla yüzde ve frekans değerleri incelenmiştir. Öykünün biçim analizi (öykü uzunluğu ve öykü anlatma hızı) ile ilgili veriler nicel ve sürekli verilerden oluşmaktadır. Öykü uzunluğu ve öykü anlatma hızı ile ilgili verilerin betimsel istatistikleri yapılmış, en düşük ve en yüksek puanlar ile aritmetik ortalama değerleri hesaplanmıştır. Araştırmada verilerin analizinden elde edilen sonuçlara göre, çocukların öyküye isim verme, öyküdeki karakterlere isim verme, bitirme sözcesi kullanma başarılarının düşük olduğu belirlenmiştir. Öykülerinde yer tanıtımı yaparken uzay aracı, kutuplar, roket gibi farklı tanımlar bulunması, hediye verilme sebebinin küresel ısınma gibi farklı bir konu ile ilişkilendirilmesi dikkat çekmiştir. Bu bulgular, çocukların yazısız resimli kitap ile hayal güçlerini aktif olarak kullandıkları sonucuna ulaşılmasını sağlamaktadır. Çocukların öykülerinde olayları doğru sıralama, konudan uzaklaşmadan öykü oluşturma başarılarının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların tamamına yakınının öyküdeki karakterlerden bahsettiği; anne, baba, komşular gibi bir kurgu sonucu oluşabilecek karakterlerden bahsedilme oranının düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların oluşturdukları öykülerde, öykünün biçim analizi (öykü anlatma uzunluğu ve öykü anlatma hızı) bölümünün incelenmesi sonucunda, çocukların öykülerinde basit cümle kullanımının bağlaçlı cümle kullanımından fazla olduğu sonucuna varılmıştır. Çocukların öykülerinde kullandıkları toplam sözcük sayısı ortalaması ile farklı sözcük sayısı ortalaması arasında büyük bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların öykülerindeki toplam sözce sayısı ortalaması ile tam anlaşılır sözce sayısı ortalamasının birbirine yakın değerler aldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Anlatı becerileriAnlatım yeteneğiKitaplar+6
Nazlı Akdeniz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00