
75
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Akademisyenlerin mobbing algılarının örgütsel yabancılaşma düzeyleri ile ilişkisi (Munzur Üniversitesi örneği)
Bu araştırmada, akademisyenlerin mobbing ve örgütsel yabancılaşma algı düzeylerini belirlemek, mobbing ve örgütsel yabancılaşma algılarının cinsiyet, kıdem, unvan, sendika üyesi olma, mobbinge maruz kalıp kalmama ve mobbinge maruz kalma süresine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini incelemek ve mobbing algıları ile örgütsel yabancılaşma düzeyleri arasındaki ilişkiyi saptamak amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Munzur Üniversitesi'nde görev yapan 218 akademisyen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri "kişisel bilgi formu", "Çalışanlar Arasında Yıldırma Eylemleri" ve "İşe Yabancılaşma" ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmada veriler SPSS 20.0 paket programı yardımıyla çözümlenmiştir. Verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma gibi betimleyici analizler kullanılmıştır. Ayrıca gruplar arası karşılaştırmalar için veri setinin normal dağılım gösterdiği durumlarda Independent Sample T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova) yapılmıştır. Veri setinin normal dağılım göstermediği durumlarda bu testlerin nonparametrik karşılığı Mann Whitney U ve Kruskal Wallis Testleri yapılmıştır. Mobbing ile örgütsel yabancılaşma arasındaki ilişki ise Pearson Korelasyon Analizi yardımıyla incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, araştırmaya katılan akademisyenlerin mobbing algılarının "çok düşük" düzeyde örgütsel yabancılaşma düzeylerinin ise "düşük" düzeyde olduğu anlaşılmıştır. Akademisyenlerin mobbing algılarının cinsiyet, unvan ve sendika üyeliğine göre anlamlı farklılık göstermediği, kıdem, mobbinge maruz kalıp kalmama ve mobbinge maruz kalma süresine göre anlamlı farklılık gösterdiği anlaşılmıştır. 11 yıl ve üstünde kıdeme sahip, mobbinge maruz kalan ve mobbinge maruz kalma süresi 1 yıldan fazla olan akademisyenlerin mobbing algılarının diğer akademisyenlerden daha yüksek olduğu saptanmıştır. Akademisyenlerin örgütsel yabancılaşma algılarının ise cinsiyet, unvan ve sendika üyesi olma değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği, kıdem, mobbinge maruz kalma ve mobbinge maruz kalma süresine göre anlamlı farklılık gösterdiği anlaşılmıştır. Kıdem değişkeninde anlamlı farkın, 5 yıl ve altı kıdemdeki akademisyenler ile diğerleri arasında olduğu ve 6 yıl ve üzerinde kıdeme sahip olanların örgütsel yabancılaşma algılarının daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca mobbinge maruz kalan ve mobbinge 1 yıldan daha uzun süre maruz kalan akademisyenlerin örgütsel yabancılaşma algılarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Akademisyenlerin mobbing algıları ile örgütsel yabancılaşma algıları arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Akademisyenlerin örgütsel yabancılaşma düzeyindeki değişimin yaklaşık %44'ünün mobbing algısından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Akademisyen, mobbing, örgütsel yabancılaşma
Evlilik kalitesi ile affetme, ikili ilişkilerde güven ve mizah tarzları arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, evlilik kalitesi ile affetme, ikili ilişkilerde güven ve mizah tarzları arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmaya Burdur ili genelinde yaşayan 367 evli birey dâhil edilmiştir. Araştırmada Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği, Heartland Affetme Ölçeği, İkili İlişkiler Güven Ölçeği ve Mizah Tarzları Ölçeği ile katılımcıların cinsiyet, çalışma durumu ve yaşadığı yeri öğrenmeye yönelik hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Evlilik kalitesi, affetme, ikili ilişkilerde güven ve mizah tarzlarının cinsiyet ve çalışma durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek için Bağımsız Örneklem t Testi, yaşanılan yere göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit edebilmek için de Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Evlilik kalitesi ile affetme, ikili ilişkilerde güven ve mizah tarzları arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu; affetme, ikili ilişkilerde güven ve mizah tarzlarının evlilik kalitesini yordayıp yordamadığını tespit edebilmek için ise Aşamalı Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre evlilik kalitesi ile alt ölçeği olan evlilikte doyum, ikili ilişkilerde güven ve saldırgan mizah tarzı cinsiyete göre farklılaşmakta ve bu farklılık erkekler lehine ortaya çıkmaktadır. Çalışma durumuna göre yapılan incelemede ise evlilikte görüş birliği ve katılımcı mizah tarzının çalışan bireyler lehine, saldırgan mizah tarzının ise çalışmayan bireyler lehine farklılaştığı gözlenmektedir. Bunun yanında yapılan ANOVA sonucunda affetme ve tüm affetme boyutları ile saldırgan mizah tarzında yaşanılan yere göre farklılıklar bulunduğu tespit edilmiştir. Son olarak evlilik kalitesinin yordayıcılarını ortaya koyan aşamalı regresyon analizi sonucunda, ikili ilişkilerde güven, affetme ve saldırgan mizah tarzının evlilik kalitesini anlamlı bir şekilde yordadığı tespit edilmiştir. Evlilik kalitesi, ikili ilişkilerde güven ve affetme ile pozitif, saldırgan mizah tarzıyla ise negatif ilişkilidir.
Argümantasyon tabanlı öğretimin öğrencilerin bilimsel yaratıcılıkları, girişimcilikleri ve sorgulayıcı öğrenme becerileri üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı argümantasyon temelli öğrenmenin öğrencilerin girişimcilik becerileri, bilimsel yaratıcılık becerileri ve sorgulayıcı öğrenme becerileri üzerine etkilerini araştırmaktır. Araştırmada deneysel modellerden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Bu çalışma Isparta iline bağlı bir kasaba ortaokulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deney grubunda 15, kontrol grubunda 13 olmak üzere toplam 28 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bu öğrenciler 6. Sınıf öğrencileridir. Çalışma fen bilimleri dersinde yer alan madde ve ısı ünitesinde yürütülmüştür. Deney grubunda bu ünite argümantasyon temelli öğrenme yaklaşımına göre hazırlanmış etkinliklerle yürütülmüş, kontrol grubunda ise Fen Bilimleri dersi öğretim programının önerdiği yaklaşım ile hazırlanmış etkinliklerle yürütülmüştür. Öğrencilerin girişimcilik becerilerini test etmek için veri toplama aracı olarak, uzman görüşüyle hazırlanan 14 maddeden oluşan girişimcilik gözlem formu ve öğrencilerin girişimcilik özelliklerinin belirlenmesine dönük 6 maddelik açık uçlu sorular kullanılmıştır. Gözlem formu ve açık uçlu sorular ön-test ve son-test olmak üzere iki kere uygulanmıştır. Girişimcilik gözlem formu; "gözlenir", "kısmen gözlenir" ve ''gözlenmez'' olmak üzere 3 aşamada derecelendirilmiştir. % ve frekans verilerek tablolaştırılmıştır. Ayrıca gözlem formunun deney ve kontrol grubunun ön test son test karşılaştırılmaları Mann-Whitney U testi ile, deney grubunun ön-test son-test karşılaştırmaları ve kontrol grubunun ön-test son-test karşılaştırmaları Wilcoxon işaretli sıralar testi ile yapılmıştır. Açık uçlu soruların analizinde nitel veri analiz yöntemlerinden betimsel analiz kullanılmıştır. Verilen cevaplar kategoriler oluşturularak tablolaştırılmıştır. Öğrencilerin bilimsel yaratıcılık becerilerinin belirlenmesinde veri toplama aracı olarak, Hu ve Adey (2002) tarafından geliştirilen Deniş Çeliker ve Balım (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan Bilimsel Yaratıcılık Ölçeği ön-test ve son-test olarak uygulanmıştır. Yedi açık uçlu maddeden oluşan ölçeğin Cronbach Alfa ölçüm güvenirlik katsayısı 0,86 'dır. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlendikten sonra ilişkili örneklemler için t testi ve ilişkisiz örneklemler için t testi uygulanmıştır. Öğrencilerin sorgulayıcı öğrenme becerilerinin belirlenmesinde veri toplama aracı olarak Balım ve Taşkoyan (2007) tarafından geliştirilen fene yönelik sorgulayıcı öğrenme becerileri algısı ölçeği uygulanmıştır. Bu ölçeğin Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0,84'tür. Kullanılan bu ölçek 22 maddeden oluşmaktadır. Bu araştırmanın sonucunda deney ve kontrol grubuna öntest ve sontest olarak uygulanan girişimcilik gözlem formu ve girişimcilik özelliklerinin belirlenmesi testi sonuçlarına göre deney grubunda madde ve ısı ünitesinin argümantasyon tabanlı öğrenme yöntemiyle yürütülmesi, kontrol grubunda ise bu ünitenin fen ve teknoloji öğretim programı içeriği ve etkinlikleriyle yürütülmesi sonrasında öğrencilerin girişimcilik özellikleri arasında deney grubunda anlamlı bir artış olduğu sonucuna ulaşılmışken, kontrol grubunda istatistiki olarak her hangi bir artış gözlenmemiştir. Deney ve kontrol grubuna öntest ve sontest olarak uygulanan sorgulayıcı öğrenme becerileri algısı ölçeğinin sonuçlarına bakıldığında madde ve ısı ünitesinin argümantasyona dayalı yürütülmesinin öğrencilerin sorgulayıcı öğrenme becerilerinin gelişmesi üzerine etkisinin olmadığı görülmektedir. Deney ve kontrol grubunda öntest sontest puanlarının karşılaştırılmasına bakıldığında her ikisinde de istatistiki olarak anlamlı olmamakla birlikte bir artışın olduğu görülmektedir. Deney ve kontrol grubuna öntest ve sontest olarak uygulanan bilimsel yaratıcılık testinin sonuçlarına bakıldığında Deney ve kontrol grubunun ön-test bilimsel yaratıcılık puanları arasında anlamlı fark bulunmamışken, son-test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur. Deney grubunun ön-test son-test karşılaştırmasında son-testler lehine anlamı fark olduğu belirlenmiştir. Kontrol grubunun ön-test son-test bilimsel yaratıcılık puanları arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Sonuç olarak argümantasyon temelli öğrenme öğrencilerin bilimsel yaratıcılıkları üzerinde etkilidir diyebiliriz. Araştırmanın sonuçlarından yola çıkarak argümantasyon temelli öğrenme yönteminde kullanılan etkinliklerin öğrencilerin girişimcilik, bilimsel yaratıcılık ve sorgulayıcı öğrenme becerilerinin gelişimi üzerine etkili olacağı düşünülmektedir.
Etwinning proje uygulamalarının öğrencilerin yabancı dil becerileri ile öğretmenlik mesleki gelişimine katkısı (Bir eylem araştırması)
Bu çalışmanın amacı, eTwinning proje uygulamalarının öğrencilerin yabancı dil becerileri ile öğretmenlik mesleki gelişimine katkısını belirlemektir. Araştırmanın öğrenci boyutunu eTwinning proje uygulamalarının öğrencilerin dil becerilerine (dinleme ve konuşma) ve derse katılım düzey ve biçimlerine olan etkisi, öğretmen boyutunu ise eTwinning uygulamasının öğretim sürecini teknolojiyle bütünleştirmede öğretmenin mesleki becerilerinin gelişimine olan katkısı oluşturmaktadır. Araştırmada eylem araştırması modeli kullanılmıştır. Araştırmacı, uyguladığı eylem araştırmasında araştırmacı öğretmen konumundadır. Çalışma grubunu Isparta Merkez'de bulunan bir ilkokulun 3/A sınıfı öğrencileri oluşturmuştur. Araştırma kapsamında, İngilizce derslerinin Web 2.0 araçlarıyla zenginleştirilmesinin amaçlandığı bir eTwinning projesi yürütülmüştür. Alanyazın taramasından sonra, yürütülen eylem araştırmasının planlaması yapılarak, proje kapsamında teknoloji destekli olarak zenginleştirilen bir ünitenin işlenmesi süreci, uygulanan eylem araştırması kapsamında incelenmiştir. Dereceli puanlama anahtarı, öğrenci ürünleri, öğrenci günlükleri, odak grup görüşmeleri, araştırmacı günlüğü, araştırmacı tarafından süreç öncesi ve sonrasına dair oluşturulan anlatılar, görüntü ve video kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve WhatsApp grup sohbet iletileri araştırmadaki veri toplama araçlarıdır. Elde edilen nitel veriler frekans ve yüzde istatistikleri ve içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Araştırmada eTwinning projesi uygulamasının öğrencilerin dil becerilerini olumlu yönde etkilediği ortaya çıkmıştır. Ayrıca, eTwinning uygulamasının öğrencilerin derse olan istekliklerini artırarak katılım düzeylerini olumlu yönde etkilediği araştırma sonuçlarındandır. Yürütülen eylem araştırmasıyla, eTwinning uygulamasının öğretim sürecini teknolojiyle bütünleştirmede öğretmenin mesleki gelişimine büyük katkılarının bulunduğu sonucuna erişilmiştir. Aynı zamanda, yönetilen eylem araştırması süreci, araştırmanın mesleki boyutta araştırmacı öğretmene olan katkılarından birisidir. eTwinning proje uygulamaları öğretmen ve öğrenci açısından bilişsel, duyuşsal ve sosyal yönlerden geliştirici bir süreçtir. Bu tür proje uygulamalarının yaygınlaştırılması için gereken teşviklerde bulunulmalı, istekli öğretmenlere öğretim süreçlerini teknoloji destekli olarak yürütme konusunda eğitimler sağlanmalıdır. Mevcut araştırma, farklı yaş gruplarıyla, ya da bir projenin tüm ortaklarını kapsayacak biçimde uygulanabilir. Bunun yanı sıra, web 2.0 araçlarının öğretim sürecinin hangi aşamasında daha etkili olduğuna dair bir araştırma yürütülebilir veya benzer bir uygulama kontrol gruplu bir desen ile incelenebilir.
Öğretmen devamsızlık nedenlerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı öğretmen devamsızlık nedenlerini öğretmenlerin algılarına göre belirlemek ve öğretmenlerin devamsızlık nedenlerinin cinsiyet, medeni durum, yaş, kıdem, öğretim kademesi, branş ve ailenin aylık gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini tespit etmektir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden nedensel karşılaştırma araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırma, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Burdur il merkezinde kolay ulaşılabilir örneklem yöntemiyle seçilen 380 öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu ve "Öğretmen Devamsızlık Nedenleri Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 21 programı ile yapılmıştır. Yapılan incelemelerde verilerin normal dağıldığı görülmüştür. Bu nedenle verilerin analizinde parametrik test olan bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve frekans, yüzde ve ortalama gibi betimsel istatistikler kullanılmıştır. Yapılan analizlerin sonuçlarına göre, öğretmenlerin devamsızlık nedenleri cinsiyet, medeni durum, yaş, kıdem, öğretim kademesi, branş ve ailenin aylık gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Ayrıca, genel olarak öğretmenlerin devamsızlık nedenleri algı düzeyleri (X̄=2,74) orta düzeydedir. Öğretmenlerin devamsızlık nedenleri algı düzeyleri içsel boyutunda (X̄=2,82) ve dışsal boyutunda da (X̅=2,67) orta düzeydedir. Öğretmenlerin devamsızlık nedeni olarak en fazla görüş belirttikleri madde "Kendimi okulda güvende hissetmediğimde okula gitmek istemem" (X̅̅=3,19) maddesidir. Öğretmenlerin devamsızlık nedeni olarak en az görüş belirttikleri madde "Sabırsız biri olmak devamsızlığı arttırır" (X̅=2,24) maddesidir. Betimsel istatistik sonuçlarına göre, öğretmenlerin %52,9'u yılda 1-5 gün arası izin/rapor almaktadır. Öğretmenlerin %51,1'i çocuk büyütme sorumluluğunun devamsızlığa neden olduğunu düşünmektedir. Öğretmenlerin %84,2'si aileden birinin (çocuk, eş, anne, baba ve kardeş) hastalanmasının devamsızlığa neden olduğunu düşünmektedir. Öğretmenlerin %73,9'u çocuğun hastalanmasının devamsızlığı etkileyen en önemli etken olduğunu düşünmektedir.
Pilates egzersizlerinin 30 yaş üstü kadınların abdominal bölge kasları üzerine etkileri
Çalışmanın amacı, pilates egzersizlerinin 30 yaş üstü kadınların abdominal bölge kasları üzerine etkilerini belirlemektir. Çalışma 30 yaş üstü 45 sağlıklı sedanter kadının gönüllü katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar rastgele yöntemle aletli pilates (15 kadın, 37.727±3.687 yaş), aletsiz pilates (15 kadın, 37.400±5.258 yaş) ve kontrol grubu (15 kadın, 36.928±5.010 yaş) olacak şekilde üçe ayrılmıştır. Araştırmada 2 çalışma 1 kontrol gruplu model kullanılmıştır. Egzersizlerde, Moira Stott tarafından tanımlanan aletli ve aletsiz pilates hareketleri yaptırılarak, her hareket 1 defa, 12 tekrar, 3 set ve aralarda 1 dakikalık dinlenme süresi olacak şekilde uygulanmıştır. Katılımcılara gönüllü katılım formu doldurtularak, bel çevresi ölçümü ve mekik çekme testi (dayanıklılık ölçümü) uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistik programına aktarılarak değerlendirilmiştir. Bel çevresi ve mekik çekme testi Kolmogorov-Smirnov Testi sonucunda dağılımın normal olduğu tespit edilmiştir (p>0.05). Bu nedenle grupların ön test ve son test ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark olup olmadığını tespit etmek için tek yönlü varyans analizi One-Way ANOVA, grupların ön test ve son test karşılaştırılmalarında Paired-Samples T Testi ve gruplar arasındaki farkın hangi gruplar arasında olduğunu bulmak için Scheffe Testi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarında "p<0.05" değeri istatistiksel olarak anlamlı farklılık kabul edilmiştir. Çalışmamızda pilates egzersizlerine katılan kadınların bel çevresi ve mekik çekme testi ön test ölçüm sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamış, ancak son test ölçüm sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0.05). Grupların ön test ve son test ölçüm sonuçları karşılaştırıldığında; kontrol grubunda fark bulunamamış, aletli ve aletsiz pilates grubu bel çevresi ve mekik çekme testi sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<0.05). Gruplar arası bel çevresi ve mekik çekme testi son test ölçüm sonuçlarındaki anlamlı farklar aletli ve aletsiz pilates grupları ile kontrol grubu arasında bulunmuştur (p<0.05). Ayrıca aletli ve aletsiz pilates grupları arasında bel çevresi son ölçüm sonuçları arasında anlamlı bir fark bulunurken, mekik çekme testi son ölçümleri arasında bulunamamıştır. Çalışmamız sonucunda düzenli yapılan pilates egzersizlerin bel çevresinin incelmesinde ve karın kaslarının dayanıklılığının artmasında etkili bir rol oynadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Abdominal bölge, Egzersiz, 30 yaş üstü kadınlar, Pilates.
9-14 yaş grubu çocuklarda çeşitli değişkenlere göre internet bağımlılığı ve fiziksel aktivite katılım düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 9-14 yaş grubu çocuklarda internet bağımlılığının fiziksel aktivite katılım düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmaya yaşları 12,01±1,22 yıl, boyları 151,31±12,21 cm, ağırlıkları 49,12±11,86kg olan 533 (%51,3) erkek, 506 (%48,7) kadın toplam 1039 ortaokul öğrencisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak çocuklar için geliştirilmiş fiziksel aktivite ölçeğive internet bağımlılık ölçeğikullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sosyal bilimler için geliştirilmiş istatistiksel programlardan yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde ilk olarak normalitesine bakılmıştır. Normallik dağılımı Shapiro-Wilk testi ile yapılmıştır. Normal dağılıma uyan verilerin değerlendirilmesinde İndependent Sample T test, uymayanlarda bu testin nonparametrik karşılığı Mann- Whitney U testi kullanılmıştır. Katılımcıların cinsiyetleri, sınıf düzeyi, spora katılım durumları, ders başarısı, annenin spor yapma durumu bakımından internet bağımlılık düzeyleri önemli derecede farklılık göstermektedir (p<0.05). Fiziksel aktivite düzeyleri cinsiyet, ebeveynlerin spora katılım durumları, sanal ortamda geçirilen süre, sosyal etkinliklere katılım durumuna göre değişmektedir (p<0.05). Fiziksel aktivite düzeyi ile internet bağımlılığı arasında zıt yönde bir ilişki vardır (p<0.05). Sonuç olarak 9-14 yaş öğrencilerde internet bağımlılığı ile ilgili mücadelede fiziksel aktiviteye katılım düzeyinin arttırılması önemli bir kriterdir. İnternet bağımlılığını ve fiziksel aktivite düzeyini etkileyen sosyodemografik özellikler doğrultusunda girişimlerin yapılması internet bağımlılığının önüne geçilmesi bakımından önemlidir.
Süleyman Paşa'nın İlm-i Sarf-ı Türkî adlı eserinin Türkçe öğretimindeki yeri ve önemi
Çok geniş bir coğrafyada etkili olan ve kullanılan Türkçe sahip olduğu köklü tarihi nedeniyle çeşitli evreler geçirmiştir. Bu aşamalardan biri de Türkçenin 15. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Osmanlı Devleti'nin sınırları içerisinde oluşturduğu yazı dili olan Osmanlı Türkçesi dönemidir. Bu dönemde Türkçe öğretimine yönelik birçok eser verilmiştir. Fakat eserlere verilen isimler "Osmanî" başlığı ile kaleme alınmıştır. Süleyman Hüsnü Paşa ise bunu doğru bulmayarak tepki göstermiş ve 1876 yılında "İlm-i Sarf-ı Türkî" adlı eserini kaleme almıştır. Eserin başlığına Türk isminin verilmiş olması Türkçenin ilk kez ayrı bir dil olarak kabul edilip ele alındığını göstermektedir. Bizim çalışmamız ise eserin yaklaşık olarak yirmi dört yıl sonra genişletilerek 1900 yılında kasbar madbaasında basılmış olan nüshası üzerinedir. 1876 yılındaki nüsha her ne kadar çalışılmışsa da 1900 yılındaki nüshanın çevirisinin yapılmadığı ve eksik olduğu görülmüş ve bu durum bizim çalışmanın yapılmasını gerekli kılmıştır. Bu çalışma İlm-i Sarf-ı Türkî adlı eserinin Türkçe öğretimindeki yeri ve önemini orataya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Hazırlanan çalışmada ilk olarak giriş bölümüne yer verilmiş daha sonra "Türkçe Öğretim Tarihi" başlığı altında Türkçe öğretimin kısa bir tarihçesine yer verilerek "Mektepler ve Medreselerde Türkçe Öğretimi" başlıklı bölüme geçilmiştir. Bu bölümde ise mektep ve medrese ders programlarında Türkçenin yeri saptanmaya çalışılmıştır. Bu bölümün ardından "Tanzimat Dönemi ve Sonrası Yazılan Dil Bilgisi Kitapları" bölümüne geçilmiş ve bu dönemde yazılmış olan dil bilgisi kitaplarının özellikleri saptanmıştır. Daha sonra Süleyman Hüsnü Paşa'nın edebi kişiliği hakkında bilgi verilmiş ve "İlm-i Sarf-ı Türkî " nin günümüz Türkçesine çevirisi yapılmış ve incelemesi yapılarak değerlendirilmiştir. Bunlara ek olarak, araştırmanın son kısmında kitapta geçen gramer terimleri için bir sözlük eklenmiştir.
Necati Bey Divanı'ndaki atasözleri ve deyimlerin Türkçe ders kitaplarında yer alma durumlarının incelenmesi
Türk Dili, tarih boyunca çok farklı coğrafyalarda konuşulmuş, yayıldığı tüm coğrafyaların kültürlerinden ve yaşayış şekillerinden birçok şeyi bünyesine katmıştır. Türk Dilinin en çok kullanılan söz varlığı ürünleri olan atasözleri ve deyimler de bu coğrafyalardan etkilenerek oluşmuştur. Adeta dilimizin gen haritası durumunda olan atasözleri ve deyimler Türk Milletinin yaşayışı, düşünüşü, dünya görüşü, günlük yaşayışı ve karşılaştığı farklı durumlar karşısında nasıl tepkiler verdiği hakkında bize çok önemli bilgiler vermektedir. Atasözleri ve deyimlerimizin kültürümüzü gelecek kuşaklara aktarmadaki rolünü göz ardı edemeyiz. Necâtî Bey, kullandığı sade Türkçesi ve şiirde kültürel ögelere yer vermesi sayesinde hem kendine özgü bir şiir dili oluşturmuş, hem de kültür ögelerimizin gelecek kuşaklara aktarılması konusunda Türk diline önemli bir hizmette bulunmuştur. Necâti Bey'in diğer bir önemli özelliği ise atasözü ve deyim kullanmadaki ustalığıdır. 15. yüzyıl Divan edebiyatının önemli şahsiyetlerinden olan Necati Bey'in günümüze kadar ulaşan tek eseri divanıdır. Çalışmanın ana kaynağı ise Ali Nihat Tarlan tarafından Necati Bey'in divanının 20 farklı nüshasını karşılaştırarak hazırladığı Necati Bey Divanı adlı eseridir. Çalışmanın amacı Necati Bey Divanı'nda yer alan atasözleri ve deyimlerden yararlanarak atasözü ve deyim öğretimini kolaylaştırmak, gerçek ve mecaz anlamı ayırt etmeyi göstermek, atasözlerini ve deyimlerin Türkçe ders kitaplarında etkili bir şekilde kullanımını sağlamaktır. Hazırlanan çalışmada Necati Bey Divanı'nda yer alan gazel, kaside, kıt'a, mersiye, terci-i bend ve murabbalarda tarama yöntemi kullanılarak atasözü ve deyim saptaması yapılmıştır. Yapılan bu taramada, 52 beyitte 48 farklı atasözü ve 589 beyitte 244 farklı deyim saptanmıştır. Necati Bey Divanı'nda saptanan deyimler yapısal özellikleri bakımından birleşik fiil ve isim grubu olarak sınıflandırıldı. Necati Bey Divanı'nda saptanan atasözleri ve deyimlerin 5-8. sınıf Türkçe ders kitaplarında bulunma durumları belirnenip tablolaştırılarak sunuldu. Necati Bey Divanı'nda saptanan atasözleri ve deyimlerin Türkçe ders kitaplarında bulunmaları bize gösteriyor ki, belli bir zümreye ait olarak bilinen Klasik Türk şiirinde, bugün bile ağızlarda yaşamayı sürdüren halka ait birçok sözcüğe rastlanmaktadır.
Öğrenci öğretmen etkileşimine dayalı okuma etkinliklerinin duyuşsal okuma becerilerine etkisi
Bu çalışma, öğrenci-öğretmen etkileşimine dayalı okuma etkinliklerinin öğrencilerin duyuşsal okuma becerilerinden okuma ilgisi ile okur özyeterliği üzerinde bir etkisinin olup olmadığını incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, araştırmacının da çalışma sürecine katıldığı eylem araştırması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 6. sınıfta öğrenim gören 12 öğrenci oluşturmuştur. Öğretmen-öğrenci etkileşimine dayalı on dört haftalık bir okuma etkinliği planlanmıştır. Çalışmanın ilk haftasında ön test, son haftasında ise son test uygulanarak yapılan etkileşimli okuma etkinliklerinin etkisi belirlenmek istenmiştir. Çalışmanın verileri, Dökmen (1994) tarafından geliştirilen "Okuma İlgisi Ölçeği" ile Ülper, Yaylı ve Karakaya (2003) tarafından geliştirilen "Okur Özyeterlilik Ölçeği" ile toplanmıştır. Okuma İlgisi Ölçeği beşli Likert tipinde hazırlanan 20 maddeden oluşmuştur. Okur Özyeterlik Ölçeği ise beşli Likert tipinde hazırlanan 36 maddeden oluşmuştur. Okuma İlgisi Ölçeğinin Alfa güvenirlik katsayısı .870, Okur Özyeterlik Ölçeğinin Alfa güvenirlik katsayısı ise .945 olarak bulunmuştur. Verilerin çözümlenmesi, SPSS (24.0) programı ile yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, İlişkili t Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, öğrenci öğretmen etkileşimine dayalı okuma etkinliklerinin öğrencilerin okuma ilgilerinde ve okur özyeterliklerinde anlamlı bir artışa yol açtığını göstermiştir. Çalışma sonuçlarına göre öğrenci öğretmen etkileşimine dayalı okuma etkinliklerinin başka öğrenciler üzerinde de uygulanması, öğretmenlerin öğrenci ilgi ve isteklerine yanıt vermeleri ve çalışma konusuyla ilgili daha fazla araştırma yapılması önerilmiştir.