Doç. Dr. Sezai Öztaş danışmanlığındaki tezler
13 tez · Tekirdağ Namık Kemal University, Kırklareli University
Tekirdağ'da Milli Bayram kutlamaları (1950-1980)
Tarih boyunca devletlerin başından önemli olaylar geçmiştir. Bu önemli olaylar karşısında verilen mücadele ve bu mücadelenin sonunda elde edilen başarı, unutulmamak adına kalıcı hale getirilmek istenmiştir. Milli Bayramların ortaya çıkmasında da önemli olaylar etkili olmuştur. TBMM'nin açılması ile birlikte bir Milli Bayram oluşturma çabasına girişilmiş ve 23 Nisan 1920 günü açılan meclisin gününe özel 23 Nisan Hakimiyet Bayramı olması ve daha sonra Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanması amaçlanmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıktığı 19 Mayıs 1919 günü de daha sonra 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı olarak kutlanmıştır. 30 Ağustos günü zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz Harekâtı ise unutulmaması adına 30 Ağustos Zafer Bayramı olarak anılmıştır. Saltanatın kaldırılmasının ardından yeni bir rejim arayışına girişilmiş ve yeni yönetim anlayışımızın Cumhuriyet olacağı benimsenmiş ve 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet ilan edilmiştir. Cumhuriyetin ilan ediliş tarihi de Cumhuriyet Bayramı olarak kutlanmıştır. Tüm yurtta coşkuyla kutlanan bayramlar Tekirdağ'da da coşkuyla kutlanmıştır. Çalışmanın konusunu 1950-1980 yıllarında Tekirdağ'da Milli Bayram kutlamaları oluşturmaktadır. Törenlerin nasıl gerçekleştirildiği ve Tekirdağ halkının törenlere karşı tutumunun aktarılması amaçlanmıştır.
Cumhuriyet Dönemi lise tarih ders kitaplarında II. Mahmut imajı
Bu çalışmanın amacı, dünyada ve Türkiye'de büyük değişimlerin yaşandığı XIX. yüzyılın başında tahta çıkan ve padişahlığı süresince içte ve dışta birçok zorluklara maruz kalan II. Mahmut'un, ortaöğretimde okutulan tarih ders kitaplarındaki imajını ortaya koymaktır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan durum çalışmasından, veri toplama tekniği olarak doküman incelemesinden ve verilerin analizi ve yorumlanmasında betimsel analizden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi, Türk Tarih Tezi Dönemi, Hümanist Dönem, Türk-İslâm Sentezi Dönemi ve Yapılandırmacı Eğitim Dönemi olmak üzere beş kategori altında incelenmiştir. Çalışma; Giriş, Kavramsal Çerçeve, Yöntem, Bulgular ve Yorum, Tartışma ve Sonuç olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Bu çalışmanın sonucunda II. Mahmut imajının, Osmanlı Devleti'nin dağılma dönemindeki diğer bazı padişahlar kadar olumsuz olmadığı, özellikle Hümanist Dönemden itibaren olumlu olduğu tespit edilmiştir. II. Mahmut, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi ve Türk Tarih Tezi Dönemlerinde daha çok Osmanlı Devleti'nde, merkeziyetçi idare sistemini kurmaya çalışan, "müstebit, aydınlanmacı münevver" bir padişah olarak anlatılırken; Hümanist Dönemden itibaren ıslahatçı bir padişah olarak anlatılmıştır. Bu çalışma kapsamında incelenen tarih ders kitaplarında, II. Mahmut dönemi siyasî olayları içerisinde en çok Sırp Yunan isyanlarına yer verildiği tespit edilmiştir. Yunan İsyanı'na bu kadar geniş yer verilmesine karşın, isyan sırasında meydana gelen Türk katliamına çok az yer verildiği tespit edilmiştir. Ders kitaplarında milliyetçi azınlık isyanlarından sonra ikinci olarak Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasına geniş yer verildiği tespit edilmiştir. Bu olay hakkında, incelenen tarih ders kitaplarında görüş farklılıklarının var olmadığı ve hemen hemen bütün olayın olumlanarak Vak'a-i Hayriye olarak aktarıldığı görülmüştür. II. Mahmut döneminin diğer önemli olgusu olan ıslahatlara, ders kitaplarında, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi ile Türk Tarih Tezi Dönemi'nde az yer verilirken; Hümanist Dönemden itibaren, II. Mahmut'un ıslahatçı yönünün öne çıkarılmasıyla beraber, geniş yer verildiği tespit edilmiştir. Bu dönemin önemli siyasî olaylarından Mısır Meselesi'nin ders kitaplarında geniş olarak yer verilen dördüncü olay olduğu ortaya konulmuş ve olayın tarih anlayışları dönemlerinde geçirdiği değişim ortaya konulmuştur. Yine II. Mahmut döneminin önemli figürleri olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Alemdar Mustafa Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Halet Efendi'nin ders kitaplarındaki imajlarının değişimi ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Tarih Eğitimi, Tarih Öğretimi, Tarih Ders Kitapları, Padişah II. Mahmut
Yeni İnan gazetesinin incelenmesi (1960-1962)
Bu çalışma, Tekirdağ'da yayın yapan Yeni İnan gazetesinde, 1960-1962 yılları arasında yer alan haberleri incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde, 1960-1962 yılları arasındaki Yeni İnan gazetesi biçim ve içerik yönünden incelenmiştir. İkinci bölümde 1960-1962 yılları arası Yeni İnan gazetesinde yer alan siyasi haberler incelenmiştir. Üçüncü bölümde 1960-1962 yılları arası Yeni İnan gazetesinde yer alan sosyal, ekonomik, eğitim ve kültür alanlarındaki haberler incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda 1960-1962 yılları arası Tekirdağ'da, yurt içinde ve yurt dışında gerçekleşen olaylar yeral basın penceresinden değerlendirilerek dönemin zihniyeti ortaya çıkartılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek arasındaki siyasi, sosyal, kültür, eğitim ve ekonomi alanındaki ilişkiler (1990-2022)
Bu araştırmada Bosna-Hersek Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki siyasi, sosyal, kültür, eğitim ve ekonomi alanındaki ilişkiler 1990-2022 yılları arasında incelenmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde Türkiye Cumhuriyeti ve Bosna-Hersek arasındaki ilişkilerin tarihsel arka planı incelenmiş ve tarihsel kökleri olan ilişkilerin ortaya konulmasına çalışılmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek arasındaki siyasi, sosyal ve kültürel ilişkiler başlıklar halinde incelenerek ilişkilerin genel yapısı analiz edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek arasındaki eğitim ve ekonomik ilişkiler başlıklar halinde incelenerek ilişkilerin genel yapısı analiz edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihsel kökleri nedeniyle özellik taşıyan Bosna-Hersek Devleti arasındaki kültürel ilişkilerin yoğun olduğu siyasi ve ekonomik ilişkilerin de gelişme gösterdiği belirlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek arasında eğitim alanında yapılan anlaşmaların da önemli olduğu eğitim iş birliğinin de son derece gelişmiş olduğu görülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti ile Bosna-Hersek arasındaki siyasi, sosyal, kültürel, eğitim ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için önümüzdeki yıllarda uluslararası konjonktürel yapıya uygun yeni iş birliklerinin geliştirilmesi gerekmektedir.
Bulgaristan sinemasında öteki olarak Türklerin temsili
1984-1989 yılları arasında Bulgaristan'dan Türkiye'ye yapılan göçler ve bu göçleri zorunlu hale getiren asimilasyon politikaları, Bulgaristan ve Türkiye'nin tarihsel ve sosyolojik gelişimini derinlemesine etkilemiştir. Bu çalışmada Bulgaristan sinemasında Türklerin öteki olarak temsilleri; karakterler, görsel planlar ve senaryo metni üzerinden çalışılmıştır. "Çalıntı Gözler" ve "Güller Ülkesi: Damescana" filmleri üzerinden Türk kimliğini, ötekilik kavramı çerçevesinde açıklanmış ve sinemanın tarihsel, toplumsal gerçekliğe ışık tutan rolü üzerinde durulmuştur. Bulgar yapımı filmlerde, Türk kimliği incelenerek Bulgarların kendi tarihlerinin önemli bir unsuru olan Türklere bakış açıları çözümlenmiştir. 1989 Yılı Bulgaristan Türkiye Göç sürecine kadar Türklerin toplumsal belleğinde yer eden travmaları işleyen filmler; Bulgar senarist, yönetmen ve oyuncuların ağırlıklı katkılarıyla çekilmiştir. Bu bağlamda Bulgaristan'ı hedef göstermeden iki ülke arasındaki uzlaşı zeminine vurgu yapan bir çalışma yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ötekilik, Sinema ve Öteki, Kimlik, Bulgaristan Sineması
Arnavutluk lise tarih ders kitaplarında Türk imajı
Tarih yazımı bir ülkenin gelecek kuşaklarına aktaracağı en önemli milliyetçilik göstergesidir. Bu önemli göstergede milletlerin tarih bilimine olan saygısı; ulus-devlet inşa sürecinde dünya vatandaşı yetiştirmeye yönelik ne denli yakın ne denli uzak olduğunu da ortaya koymaktadır. Tarih dersinin XIX. yüzyılda "geçmişten malzeme toplamak" yerine bilim olarak incelenmeye başlanması ve yazımının da bu hususa dikkat edilerek yapılması Fransız İhtilali'nin ardından kurulan devletlerin de meşruiyetini önemli ölçüde sağlamıştır. Nitekim ki yeni kurulan ve imparatorluk bakiyesinden ayrılan ulusların tarih yazımı da bu minvalde objektif ya da aksi yönde seyretmiştir. Bu düzeyde geçen XIX ve XX. yüzyıllar nihayetinde bilinçlenen insanın, tarih kavgasını sonlandırmasına ve bu kavganın bilime saygılı objektif olarak bilimsel kaynaklarla yapılmasına karar verilmiştir. Bu bağlamda UNESCO'nun faaliyetleri ve "dünya vatandaşlığı bilinci" oluşturulmak için çaba gösterilerek günümüze kadar gelmiştir. Bu araştırmada, Arnavutluk'ta 10, 11, 12. sınıflar lise tarih derslerinde kullanılan Historia 10, Historia 11 ve Historia 12 ders kitaplarında Türk imajı incelenmiştir. Arnavutluk lise tarih ders kitaplarında, dil bakımından işgal/direniş vb. olumsuz kelimelerin Türkler için kullanıldığı görülmekle beraber, Türkler hakkındaki aktarımların belgelere ve ana kaynaklara dayanarak yapıldığı görülmüş, bu durum aktarımları zenginleştirmiştir.
Bulgaristan'dan Türk Göçünün (1989) Tekirdağ basınına yansıması
Bu çalışmada Bulgaristan'dan Türkiye'ye gerçekleşen 1989 Türk göçünün Tekirdağ basınına yansımasının ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, Bulgarların kökeni, Bulgaristan'ın Osmanlı Devleti'nden ayrılıp özerk bir prenslik olarak ortaya çıkışından bağımsızlığını kazanıp ayrı bir devlet olarak kurulduktan sonra bünyesindeki Türklere, homojen bir Bulgar devleti oluşturmak amacıyla uygulamış olduğu politikalar ve bu politikaların sonucu olarak ortaya çıkan Türk göçünden bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde II. Dünya Savaşı'na kadar Bulgaristan'dan Türkiye'ye gerçekleşen Türk göçü, göçe giden süreç, göçün nedenleri ve sonuçları üzerinde durularak çalışmanın ana konusu olan 1989 yılında gerçekleşen göçten önceki süreç ele alınmış, bu kısımda hem ana kaynaklar hem ayın tarihlerinden hem de ulusal gazetelerden faydalanılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise Bulgaristan'dan Türkiye'ye 1989 yılında gerçekleşen Türk göçü aktarılmaya çalışılmıştır. Bu konu işlenirken hem ana kaynaklar hem ulusal gazeteler hem de Tekirdağ yerel gazeteleri kaynak olarak kullanılmış ve göçe giden süreç, göçün nedenleri ve sonuçları üzerinde durulmuştur. Tekirdağ yerel basınından üç gazeteden faydalanılmıştır. Bunlar Yeni İnan gazetesi, Şarköy gazetesi, Trakya Doğuş gazetesidir. İncelenen gazetelerde göç haberlerine sıkça yer verildiği, göç süresince iki devlet arası ilişkilerin, göçmenlerin iskânının ve iş bulma durumları gibi birçok konuya yer verildiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Göç, Bulgaristan'dan Türk Göçü (1989), Tekirdağ, Tekirdağ Basını, Gazete.
Bulgaristan'dan zorunlu Türk göçü (1989) sözlü tarih çalışması: Tekirdağ örneği
Araştırmada, Bulgaristan'dan Zorunlu Türk Göçü (1989) ile Türkiye'ye gelenlerin, Türkiye'ye göçü öncesinde, göçü sırasında ve göçü sonrasında yaşadıklarının ve göç sonrasında devlet ile halkın desteğinin neler olduğunun ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırmada sosyal bilimlerin veri toplama araçlarından biri olan sözlü tarih yönteminin kullanılma sebebi, 1989 Zorunlu Türk Göçü ile Tekirdağ iline yerleşen ve göçü bizzat yaşamış olan bu kişilerin hâlâ hayatta olmaları ve yaşadıklarının kayıt altına alınmak istenmesidir. Tekirdağ'ın tüm ilçelerinden çalışmaya dâhil ettiğimiz görüşmecilerimize, yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Açık uçlu sorularla, görüşmecilerin göç öncesinde sosyal çevrelerinde, eğitim hayatlarında, iş hayatlarında, dini ve sosyal hayatlarında ne gibi zorluklar yaşadıklarını, göç kararı almalarındaki etkenler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ardından göç sırasında yaşadıkları zorlukları, devlet yetkililerinin tutumlarını, geride kalan mülklerin ne olduğu hakkında bilgi toplanmıştır. Türkiye'ye geldikten sonra sosyal çevre, devlet desteği, halk desteği ve iş hayatı hakkında sorduğumuz sorular çerçevesinde yaşadıkları zorlukları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın giriş kısmında Bulgaristan'daki Türk varlığının tarihsel süreci ele alınmıştır. Birinci bölümde araştırmanın amacı, önemi ve sınırlılıkları belirtilmiştir. İkinci bölümde, sözlü tarih anlatılmıştır. Üçüncü bölümde Bulgaristan'dan Türkiye yapılan göçler, dördüncü bölümde araştırmanın yöntemi ve beşinci bölümde de Bulgaristan'dan Zorunlu Türk Göçü (1989) ile Tekirdağ iline yerleşen göçmenler ile yapılan sözlü tarih görüşmelerinin bulguları yer almaktadır. Anahtar Kelimler: Bulgaristan, Sözlü Tarih, Tekirdağ, Zorunlu Göç
Dr. Fuad Umay ve Çocuk Esirgeme Kurumu faaliyetleri
Dr. Fuad Umay gerek doktor kimliğiyle gerekse milletvekili kimliğiyle Kırklareli'nin yetiştirdiği önemli devlet adamlarından birisidir. Osmanlı'nın son dönemlerine tanıklık etmiş ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin en zor günlerinde milletvekilliği yapmıştır. O, çocukların koruyucusu olarak tanınmaktadır. Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk'ün ona verdiği Umay soyadı tam olarak onunla anlam bulmuştur. Dr. Fuad Umay, cemiyet adamı kimliğiyle ön plana çıkmaktadır. Bu cemiyetçi kimliğinden en önemlisi kimsesiz çocukları himaye etmek amacıyla kurduğu Himaye-i Etfal Cemiyeti'dir. İşte bu cemiyetin izleri günümüze kadar gelmiştir. Ayrıca Dr. Fuad Umay, çocuklar konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunduğu çeşitli kanun teklifleriyle çocuklara sahip çıkarak sağlıklı bir nesil yaratmaya çalışmıştır. Bu çalışmada, Dr. Fuad Umay'ın hayatı, onun kurduğu Himaye-i Etfal Cemiyeti'nin Çocuk Esirgeme Kurumu'na dönüşüm süreci ve Dr. Fuad Umay'ın Çocuk Esirgeme Kurumu Faaliyetleri aktarılmaya çalışılmıştır.
Çağdaş Türk ve dünya tarihi dersinde öğretmenlerin uyguladıkları öğretim yöntemlerine ilişkin görüşleri
Araştırmanın amacı, Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi (ÇTDT) dersi öğretiminde tarih öğretmenlerinin uyguladıkları öğretim yöntemlerinin neler olduğunu, bu öğretim yöntemlerini ünitelere göre ne sıklıkta uyguladıklarını ve öğretim yöntemlerinde çeşitliliğe gidememelerinin nedenlerini belirlemektir. Araştırmada kullanılan anket formu uzman görüşleri alınarak araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Araştırmanın amacına uygun bir anketle belirlenmiş on öğretim yönteminin ÇTDT dersi ünitelerine göre uygulanma sıklıkları tespit edilmiştir. Ayrıca bu dersin öğretiminde yöntem çeşitliliğine gidilememe nedenlerine ilişkin öğretmen görüşleri toplanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı 2. döneminde Edirne ve Kırklareli illerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ve özel olmak üzere toplam 114 lise ve bu liselerde görev yapan 183 tarih öğretmeni oluşturmuştur. Hazırlanmış olan anket ile bu öğretmenlerden 148 öğretmene ulaşılıp konu hakkındaki görüşleri toplanmıştır. Toplanan bu verilerin analizinde IBM SPSS Statistics20 programından yararlanılarak tanımlayıcı istatistikler ve analizler yapılmıştır. Analizler sonucunda en sık kullanılan yöntemlerin sırasıyla "Anlatım Yöntemi" ve "Soru Cevap Yöntemi" olduğu, en seyrek kullanılan yöntemlerin ise sırasıyla "Gezi-Gözlem Yöntemi", "Rol Oynama Yöntemi" ve "Problem Çözme Yöntemi" olduğu tespit edilmiştir. ÇTDT dersi öğretiminde yöntem çeşitliliğine gidilememesinin en önemli nedenlerinin ise "Öğretim programının yoğun olması" ve "Dersin seçmeli ders olması" olduğu görülmüştür. Ayrıca, öğretmenlerin ÇTDT derslerinde her zaman uyguladıkları yöntem(ler) ile "Cinsiyet", "Mezuniyet Durumu", "Çalışılan Okul Türü" ve "Öğretmenlik Mesleğinde Çalışma Yılı" değişkenleri arasında bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Bunun için yapılmış olan Ki-Kare Bağımsızlık Testi ile "Mezuniyet Durumu", "Çalışılan Okul Türü" ve "Öğretmenlik Mesleğinde Çalışma Yılı" değişkenleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişkinin var olmadığı tespit edilirken (p>0,05); öğretmenlerin ÇTDT derslerinde her zaman uyguladıkları yöntem(ler) ile "cinsiyet" değişkeni arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin var olduğu tespit edilmiştir (p<0,05).
Edirne gazilerinin gözüyle Kıbrıs Barış Harekâtı: Sözlü tarih çalışması
Kıbrıs, jeopolitik konumunun önemi itibariyle oldukça önemli bir adadır. Bu yüzden pek çok devlet Kıbrıs'ı yönetimi altına almak istemiştir. Rumlar ENOSİS'i gerçekleştirmek yani Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak için çok uzun zaman uğraşmışlardır. Rumlar bu hedefleri doğrultusunda Kıbrıs'ta yaşayan Türklere saldırılarda bulunmuşlardır. Özellikle 1963, 1964 ve 1967 yıllarında yoğunlaşan Rum saldırıları yüzünden, Türkiye bu saldırıları önlemek için girişimlerde bulunmuştur. Türklerin daha fazla eziyet altında kalmalarına göz yummayan Türkiye Cumhuriyeti, 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs Barış Harekâtı'nı gerçekleştirmiştir. Adından da anlaşıldığı üzere bu harekât Kıbrıs'a barış götürmek için yapılmıştır. 20 Temmuz 1974'te başlayan Birinci Kıbrıs Barış Harekâtı sonucunda yapılan Cenevre Konferans'ından bir sonuca ulaşılamayınca 14 Ağustos 1974 tarihinde İkinci Kıbrıs Barış Harekâtı'na başlanmıştır. Sadece belgelere dayalı olan tarih devletlerin, devlet adamlarının, savaşların tarihi olmakta ve halktan uzaklaşmaktadır. Sözlü tarihin amacı, görülmezden gelinenleri görerek, ayrıntılara inerek gerçekleri ortaya çıkarmaktır. Bu tez çalışmasında, Edirne'deki Kıbrıs Gazilerinin gözünden Kıbrıs Barış Harekâtı anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs, Kıbrıs Barış Harekâtı, Kıbrıs Gazileri, Sözlü Tarih, Edirne
Tekirdağ gazilerinin gözüyle Kıbrıs Barış Harekâtı: Sözlü tarih çalışması
Akdeniz'in en önemli adalarından biri olan Kıbrıs, coğrafi ve stratejik konumu itibariyle tarih boyunca devletlerin ilgi odağı olmuştur. Günümüze kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, aynı zamanda siyasi ve askerî müdahalelerden de nasibini almıştır. 1571 yılında Osmanlı idaresine geçen Kıbrıs, 1878 yılında geçici olarak İngiltere'ye devredilmiştir. Adada İngiliz yönetimi ile beraber Rumların Kıbrıs'ı Yunanistan'a ilhak etme çalışmaları, enosis adı altındaki fikirleri ile başlamıştır. Bu amaçla EOKA başta olmak üzere kurdukları örgütler ile Kıbrıs Türklerine karşı saldırı ve katliamlar gerçekleştirmişlerdir. Kıbrıs Türkleri de bu saldırılara karşı kendilerini korumak amacıyla Türk Mukavemet Teşkilatını kurmuşlardır. Bu saldırı ve katliamlara daha fazla kayıtsız kalamayan Türkiye, Kıbrıs'taki durumun, Türkiye'nin bir askerî müdahalesini gerektirecek kadar ciddi olduğunu belirterek, garantör devlet olarak müdahale hakkını kullanarak 20 Temmuz 1974'de Kıbrıs'a askerî müdahale gerçekleştirmiştir. Bu tez çalışmasında, iki harekât şeklinde gerçekleşen bu askerî müdahaleye Tekirdağ ilinden katılan Kıbrıs gazileriyle sözlü tarih çalışması gerçekleştirilerek Kıbrıs Barış Harekâtı anlatılmıştır. Sözlü anlatımları sağlayan kişiler ve araştırmacı ile hazırlanan iki yönlü bir çalışmadır. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs, Kıbrıs Gazileri, Sözlü Tarih, Tekirdağ.
Muallim Cevdet (İnançalp)'in hayatı, tarihçiliği ve tarih öğretimi anlayışı
Bu çalışmada Muallim Cevdet'in hayatı, tarihçiliği ve tarih öğretim anlayışı temel alınarak; Türk eğitimine ve Türk tarihine katkıları aktarılmaya çalışılacaktır. Aynı zamanda Muallim Cevdet'in nasıl bir karaktere sahip olduğu, hangi ilmi meselelere değindiği ve hangi amaçları şiar edinmiş olduğu vb. konular bu araştırmanın amaçları arasındadır. Muallim Cevdet yaşadığı dönemde Türk eğitimine ve Türk tarihine eserleri ve davranışları ile örnek olmuş bir eğitimciydi. Muallim Cevdet Türk eğitimine ve tarihçilik anlayışına yurtdışında çeşitli coğrafyalarda kazanmış olduğu pedagojik bakış açıları ile birlikte yeni metotlar kazandırmaya çalışmış ve döneminin eğitimcilerinden farklı nitelikler ile anılmıştır. Muallim Cevdet'in eğitimci ve tarihçi kimliği onu özellikle vesikaları korumaya yönelik teşvik eden bir şuura büründürmüştür. Muallim Cevdet'in belgelere ve arşiv alanına düşkünlüğü-yaşadığı yıllarda arşivlerle alakalı yanlış kararların alınmasına tepkileri dahilinde-onu bu alanda tanınmış bir şahsiyet haline getirmiştir. Muallim Cevdet'in literatüre geçmesinin sebebi; evrakları koruması, yerel tarih uygulamaları gibi konular olmuştur. Ancak popülerliğinin ötesinde kendisinin çok yönlü bir bilim insanı olduğu görülebilmektedir.