Doç. Dr. Yunus Önal danışmanlığındaki tezler
14 tez · İnönü University
PVC karışımlarına biyokütle ve atık polimer temelli grafen içerikli aktif karbon katkılanması ve karakterizasyonu
Polimerler, kolay kalıplanabilirlik, dayanıklılık, geri dönüşüm ve gelişmiş performans ile uyumluluk nedeniyle kovadan rokete kadar kullanılmıştır. Polivinil klorür (PVC), vinil klorürün polimerize edilmesiyle elde edilen ve borular, yer döşemeleri ve kaplamalar dahil olmak üzere çok çeşitli ürünler için kullanılan, kimyasal olarak dayanıklı, sert bir sentetik reçinedir. PVC, polipropilen ve etilenden sonra dünya genelinde üretilen en büyük üçüncü polimerdir. PVC'deki yumuşaklık ve esneklik, plastikleştiricilerin eklenmesiyle kolayca elde edilebilir. İşlenmemiş PVC'nin özelliği güçlü ve hafif olması, doğası gereği çok yönlü olması, montajının kolay olması, dayanıklı olması, uygun maliyetli olması, güvenli olması, yangına dayanıklı olması ve kablolar ve elektrik aksesuarları için tercih edilebilecek iyi bir yalıtkan olmasıdır. Grafen türevleri (grafen oksit-GO, indirgenmiş grafen oksit-RGO, çok tabakalı grafen-MLG vb.) polimer malzemelerin özelliklerini iyileştirmek için yüksek potansiyele sahip dolgu maddeleri olarak bilinmektedirler. Dolgu maddeleri arasında, karbon nanotüpler (CNT'ler), grafen ve aktif karbon gibi nano-karbon malzemeler en yüksek elastik modüle (yaklaşık 1 TPa) ve PVC'ye benzer yoğunlukları nedeniyle PVC matrisi ile en uygun uyumluluğa sahiptir. Bu çalışmanın amacı, PVC matrisi içerisinde grafen içerikli aktif karbonun homojen dağılımını sağlamak ve bu sayede basit bir şekilde dikkate değer mekanik ve termal güçlendirme elde etmektir. Bu çalışmada dolgu malzemesi olarak atık polimerlerden ve biyokütleden elde edilmiş grafen içerikli aktif karbon temelli malzemeler, PVC ile turbo mikserde karıştırılarak PVC kompozit elde edilmiştir. PVC nanokompozitlerin morfolojisinde dolgu maddesi ilavesinin etkisi Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ve spektroskopisi FTIR spektroskopisi ile analiz edilmiştir. Termal özellikleri için TGA kullanılmıştır. Nanokompozitlerin çekme mukavemeti, kopma uzaması, Young modülü, tokluğu ve termal stabilitesi düşük aktif karbon oranlarında bile büyük ölçüde iyileştirilmiştir, bu da esas olarak aktif karbonun homojen dağılımına ve güçlü aktif karbon-PVC etkileşimlerine bağlanmaktadır.
Endüstriyel olarak üretilen plastiklestiricilerde renk giderimi için ozon ve farklı adsorban kullanımı
Plastikleştirici üretiminde renk, ürünün kalitesini ve hangi sektörlerde kullanılacağını belirleyen en temel teknik ölçüttür. Uluslararası standartlarda plastikleştiriciler için kabul edilen en yüksek renk değerinin 30 Hazen (APHA) olması, bu sorunun endüstriyel ölçekte çözülmesini zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma; özellikle 2-Etil Heksanol (2-EH) ve Saf Tereftalik Asit (PTA) gibi kritik hammaddelerin kullanımıyla üretilen plastikleştiricilerde karşılaşılan istenmeyen renklenme sorununu kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Hammadde tedarik zincirindeki kalite farklılıkları, depolama koşulları ve üretim esnasındaki ısıl değişimlerin tetiklediği bu sorunu gidermek amacıyla, oksitleme ve adsorpsiyon yöntemlerinin bir arada kullanımı araştırılmıştır.Çalışma kapsamında, güçlü bir oksitleyici olan ozon (O3) gazı, renk oluşturan bileşiklerin kimyasal bağlarını parçalayarak yapılarını bozmak amacıyla kullanılmıştır. Eş zamanlı olarak, yüksek yüzey alanı ve adsorpsiyon özelliğiyle bilinen aktif karbon, bu parçalanmış atıkların ve diğer kalıntıların ortamdan uzaklaştırılması için sisteme dahil edilmiştir. Deneysel süreçte, sabit ozonlama süresi altında farklı aktif karbon miktarlarının etkisi ve bu iki yöntemin beraber kullanıldığı hibrit süreçlerin renk giderme verimliliği analiz edilmiştir. Elde edilen veriler; ozonlama veya aktif karbonun tek başına uygulandığında renk gidermede sınırlı kaldığını, ancak bu iki yöntemin birleştirildiği sistemlerin çok daha yüksek bir saflaştırma performansı sergilediğini kanıtlamaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, endüstriyel plastikleştirici üretiminde hedeflenen kalite standartlarını yakalamak için uygulanabilir, verimli ve optimize edilmiş bir yöntem olarak ortaya konulmuştur.
Biyokütle karışımlarının farklı sıcaklık ve ısıtma hızlarında karbonizasyonu ile karbonize ürünlerden KOH kullanılarak aktif karbon eldesi ve karakterizasyonu
Ülkemizde ve ilimizde endüstriyel ölçekte üretilen farklı biyokütleler (kayısı çekirdeği kabuğu, ceviz kabuğu, şeftali çekirdeği kabuğu, antep fıstığı kabuğu, badem çekirdeği kabuğu) kullanılarak karbonize edildikten sonra kimyasal aktivasyon yöntemi ile KOH kullanılarak aktif karbon elde edilmiştir. Biyokütleler işletmelerden alındığı şekli ile boyut küçültme işlemi yapılmadan deneylerde kullanılmıştır. Biyokütleler kütlesel oranları 1/1 olacak şekilde orijinal formunda karıştırılarak 400°C, 500°C, 600°C'de 100 ml/dk N2 akış hızında 3°C/dk, 5°C/dk ve 10°C/dk ısıtma hızları ile maksimum sıcaklıkta 1 saat karbonize edilmiştir. Karbonizasyon işleminde fırın çıkışına geri soğutucu konularak piroliz sıvısı alınmış ve kütle denkliğinden katı, sıvı ve gaz verimleri hesaplanmıştır. Karbonize ürünlerden uygun miktarlarda alınarak kütlesel oran 1:1, 1:2 ve 1:3 olacak şekilde KOH ile emdirme (impregnasyon) işlemi 800 °C'de ve 10°C/dk ısıtma hızında 1 saat kimyasal aktivasyon işlemi yapılmıştır. Elde edilen aktif karbonlar BET, SEM, XRD, FTIR ve CHNS analizleri ile karakterize edilmişlerdir. Tüm aktif karbon örneklerinin adsorpsiyon kapasiteleri için metilen mavisi kullanılmıştır. Ayrıca metilen mavisi boya adsorpsiyonu ve kinetik çalışılmıştır. Yapılan analizler sonucu ham biyokütle örneklerinin hemiselüloz, selüloz ve lignin yapılarının farklı olduğu belirlenmiştir. Buna karşın karbon içeriklerinin (%47,37-50,45) birbirine yakın değerde olduğu belirlenmiştir. Tüm örneklerin karbonizasyon katı veriminin %26,4-33,00 aralığında, sıvı veriminin %26,9-41,3 ve gaz veriminin %26,4-46,7 aralığında değiştiği belirlenmiştir. Genel olarak karbonizasyon sıcaklığı arttıkça gaz verimi artarken katı verimi azalmıştır. Karbonize örneklerin aktivasyonu sonucu elde edilen aktif karbonların yüzey alanı tüm örnekler için 394,05-1717,20 m2 /gram aralığında değişmiştir. Metilen mavisi adsorpsiyon kinetiğinin yalancı 2.mertebe olduğu belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Biyokütle, Biyokütle Karışım, Aktif Karbon, Kimyasal Aktivasyon
Bilgisayarlarda kullanılan tüm parçaların iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi
Elektrikli ve elektronik eşyalarda teknolojinin gelişmesi ve refah düzeyindeki artışla birlikte elektronik ürünlerin tüketimindeki artış yeni bir atık türü olan elektronik atıkları oluşturmaktadır. Elektronik atıklarda pek çok değerli maden ve zararlı bileşik bir arada bulunmaktadır. Değerli madenlerin ülke ekonomisine katkısı ve zararlı bileşiklerin çevreye, insan sağlığına etkisini ortadan kaldırmak için elektronik atıkların lisanslı ve sertifikalı resmi geri dönüşüm tesislerinde işlenmesi gerekmektedir. Elektronik atıklar yapılarından dolayı sürekli gelişim ve değişim gösteren dinamik atıklar olduklarından elektronik atık işleme tesislerinde bu atıkları işleyen işçiler sürekli değişen tehlikelere maruz kalmaktadırlar. Elektronik atıkların içinde en çok gelişim ve değişim gösteren ürünlerden biri hiç şüphesiz ki bilgisayarlardır. Bu tez çalışmasında kullanım ömrünü tamamlamış bir dizüstü bilgisayar fiziksel söküm işlemi yapılarak bilgisayarı oluşturan tüm parçaların ağırlıkları ve kimyasal bileşimlerinin ne olduğu araştırılmıştır.Bilgisayarın geri dönüşümü yapılırken hangi işlemlerden geçirildiği ve geri dönüşümü yapan işçilerin maruz kaldıkları tehlikeler araştırılmıştır. Lisanslı geri dönüşüm tesislerinde çalışan işçilerin mesleki maruziyetlerini azaltmak için ulusal ve uluslararası mevzuatlar ve standartlar incelenerek ülkemizde bulunan yasal düzenlemelerin yeterli olup olmadığı araştırılmıştır. Elektronik atıkları işleyen işçilerin maruz kaldıkları tehlikeleri azaltmak için elektrikli ve elektronik eşyaların üretiminde tehlikeli maddelerin sınırlandırılmasında getirilen kısıtlama limitlerinin ve ulusal mevzuatımızın, uluslararası mevzuat ve standartlardan daha etkin ve güncel bir yasal düzenlemeye kavuşturulması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Elektronik atık, Bilgisayar parçaları, İş sağlığı, Mesleki maruziyet
Covid-19 ve ozon ilişkisinin iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmesi
019 yılının aralık ayında Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve yeni bir virüsün yol açtığı bu solunum yolu hastalığı, hayatımızı her anlamda etkilemiştir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Covid-19 salgınını dünya çapında vakaların görülmesi, virüsün yayılım şiddeti ve hızı sebebiyle 2020 yılı Mart ayında küresel salgın olarak ilan etmiştir. 2019 yılından itibaren devam eden ve farklı mutasyonlar geçiren bu virüse karşı çeşitli tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Son yıllarda dünya çapında ozon teknolojisinde yeni endüstriyel uygulamalar ve gelişmeler ortaya çıkmıştır. Ozonunun virüs, bakteri ve mantarlara karşı dezenfekte edici özelliği ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi azımsanamayacak kadar azdır. Diğer tedavi yöntemlerine nazaran yan etkilerinin oldukça düşük olması, düşük maliyetli üretim prosesine sahip olması göz önünde bulundurulduğunda hastalıkların tedavi sürecinde ve ortamın dezenfekte edilmesinde kullanımı uygun olacaktır. Bununla birlikte hem en uygun kullanım dozlarının belirlenerek gerekli klinik çalışmaların yapılması bakımından hem de İş Sağlığı ve Güvenliği açısından ozonun Covid-19 virüsüne karşı etkilerinin daha fazla araştırılmasına ihtiyaç vardır. Bu çalışmada Covid-19 ve Ozon ilişkisinin İş Sağlığı ve Güvenliği açısından incelenmesi amaçlanmış olup, işyerlerinde covid-19 ile mücadele kapsamında ozonun kullanım amaçları, kullanım şekli, işveren ve çalışanlar açısından durum değerlendirmesi yapılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Korona, Ozon, İş Sağlığı, İş Güvenliği
Hijyen kimyasallarının iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi
İş Sağlığı ve Güvenliğinde hijyen konusu önem arz etmektedir. 2019 yılı başlarından itibaren pandemi haline gelen bulaşıcı hastalık salgını, işletmelerde verimi de ciddi anlamda etkilemiş ve verimi artırmaya dönük çalışmalar artmıştır. İşletmelerde hijyenin önemi daha net bir biçimde ortaya çıkmıştır. Hijyeni sağlamada da hijyen kimyasalları kullanılmaktadır. İşletmelerde en sık kullanılan hijyen kimyasallarının incelenmesi tezimizin çalışma alanını oluşturmaktadır. Ulusal mevzuatlar ve standartlar incelenerek hijyen kimyasalları için ülkemizde bulunan yasal düzenlemelerin yeterli olup olmadığı araştırılmıştır.Piyasada satışa sunulan hijyen kimyasallarından sıvı sabun, arap sabunu, kolonya, el dezenfektanı ve ıslak mendil seçilerek bileşimleri incelenmiştir. Bu maddelerin bileşimlerinde yer alan kimyasalların özellikleri ve toksik değerleri üzerinde durulmuştur. Çalışma sonucunda işletmelerin kullanacağı hijyen kimyasallarının en az miktarda kimyasal içeriğine sahip olanlarının tercih edilmesi ve ilgili bakanlıkların onayı olanların kullanılması gerektiği soncuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler:Hijyen, Hijyen Kimyasalları, Sabun, Dezenfektan, İş Sağlığı Ve Güvenliği
Konut inşaatlarında kullanılan yapı malzemelerinin kimyası ve iş sağlığı vegüvenliği açısından değerlendirilmesi
Doğası gereği insanlar, çevrelerindeki malzemeleri kullanarak barınak oluşturma eğilimindedir. Kentlerde toplum, sanayi ve teknolojinin gelişmesi, çeşitli istihdam olanakları ve ekonomik başarısızlığın ortaya çıkması ile köylerden kentlere göç eden bir toplum, belirli kriterler gözetmeksizin tasarladıkları mekânlarla kendi sağlıklarını ve çevrelerini tehdit etmektedir. Yaşamlarının önemli bir bölümünü kapalı ortamlarda sürdüren insanlar, farklı farklı hava kirleticileri, iç mekândaki yaşam standartlarının yetersiz olması, mekânın insanların sosyolojik, biyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarına karşılık vermemesi nedeniyle birçok hastalıklara yatkındır. İnsanların zamanlarının %90'ını geçirdiği iç mekân hava kirliliğinin dış mekânlara göre daha yüksek olduğu kanıtlanmıştır. İç ortam hava kirleticileri alerjiye, astıma, kansere ve hatta ölüme neden olur. Bir yapıdaki istenmeyen durumların önüne geçmek için yapının tasarımından başlayarak bazı önlemler alınmalıdır. Yapıyı kullanacak olan bireylerin tasarımın her adımında yer alması, yapı biyolojisi konsepti ile proje hazırlanmasına ve sağlıklı yapılar oluşturulmasına büyük katkı sağlamaktadır. Bu konsept ile insan, bina ve çevre arasında ilişki kurarak, çevresel etkisi en düşük olan projeler oluşturmak mümkündür. Bina biyolojisi kavramı, insan sağlığına uygun yaşam koşulları sağlamak için ideal iç hava kalitesi, nem, aydınlatma, gürültü, elektro-iklimsel konfor, radyasyon ve ısıyı araştırır. Yapı kimyası kavramının doğru uygulanması, kullanıcı için tüm ideal yaşam koşullarının uygulanmasıyla mümkündür. Bu tezin amacı, daha iyi bir yaşam sürmek için konut inşaatlarında yapı kimyası çerçevesinde nelere dikkat edilmesi gerektiğini açıklamak, inşaatta kullanılan malzeme seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalara dikkat çekmek, iç mekânlardaki yanlışlıkları ortadan kaldırmak için uygulanan kimyasal yapı analizi kavramını açıklamaktır. Çevre kirliliği ve sağlıklı bina tasarımında malzeme kavramını açıklamak, seçim kriterlerini değerlendirmek ve iş sağlığı ve güvenliği açısından incelemektir. Anahtar kelimeler: Yapı kimyası, yapı, iş sağlığı, iş güvenliği, malzeme
Salınımlı bir su kolonunda dalga-enerji dönüştürücüsü olarak konik bir dalga toplayıcının enerji verimliliğine etkisi
Fosil yakıtların tükenme eğilimine girdiği günümüzde, dünyadaki enerji gereksiniminin karşılanmasında yeni arayışlar artarak devam etmektedir. Bu yeni arayışlardan biri dalga enerjisidir. Bu tezde, Salınımlı Su Kolonu tipinde, ancak daha önce literatürde yer almayan, yeni bir geometrik forma sahip bir dalga enerjisi sistemi incelenmiştir. Kazandıkları enerjiyi kıyılara taşıyan dalgalar önüne yerleştirilecek özel enerji dönüşüm sistemleriyle, dalga enerjisinin bir kısmı önce mekanik, sonra da elektrik enerjisine dönüştürülebilir. Enerji üretilmesinde aktif sistemler olarak nitelendirilen sistemlerde aletin bir veya birden fazla elemanı dalga kuvvetiyle hareket eder ve mekanik enerji üretilir. Salınımlı su kolonundaki temel prensip su seviyesi üzerinde yer alan bir kapalı hacimde havayı hapsetmeye dayanmaktadır. Kolonun üstü atmosfere açık olduğu için dalga tepesi durumunda daralan kolondaki hava sıkışıp dışarıya basılmakta iken dalga çukurunda oluşan alçak basınç nedeniyle kolonun içine alınmaktadır. Enerji kayıbını azaltmak için iki zıt yönde oluşacak hava akımlarına karşı tek yöne dönebilen Wells türbini kullanılacaktır. Bu çalışmadaki yeni metot havanın hapsedildiği alanın yapısını bir konik şeklinde tasarlayarak türbine gidecek olan havanın basıncını arttırarak türbine daha kuvvetli bir hava basıncı göndermektir. Böylece üretilecek elektrik miktarının arttırılması hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Salınımlı Su Kolonu, Wells Türbini, Deniz Dalgasından Enerji Üretimi, Deniz Dalgasından Elektrik Üretimi, Dalga Gücü, Dalga Genliği, Konik ile Faydalı Model
Bazı ağaç yapraklarından sert karbon üretimi ve enerji depolamada kullanımı ile karakterizasyonu
Enerji yaşamın temeli olup insan ihtiyaçlarının üretilmesinde en temel unsur olmuştur. Son yıllarda özellikle küresel ısınma sonucu karbondioksit üretimine karşı fosil yakıtların kullanımına kısıtlamalar ön plana çıkmaktadır. Büyük otomotiv firmaları yakın gelecekte elektrik enerjisi kullanan modellerin geliştirilmesini yönelik malzeme üretimine büyük önem vermeye başlamışlardır. Bu konuda önemli adımlar atılmaya başlanmasına rağmen enerji depolamada ve şarj edilebilme sıklığı ve süresiyle ilgili olarak sıkıntılar henüz aşılmamış durumdadır. Lityum iyon piller dünyadaki lityumun rezervi nedeniyle yeni arayışlara neden olmuştur. Aktif karbon temelli kapasitörler ve sodyum iyon pillerin kullanımı için yoğun çalışmalar yapılmakta olup sert karbonun sodyum iyon pillerde kullanımı ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu tez kapsamında biyokütle olarak üç farklı ağaç (meşe, kayısı ve kiraz) yaprağından sert karbon üretimi, karakterizasyonu ve enerji depolama özelliğinin (sodyum iyon pil ve/veya kapasitör) incelenmiştir. Öncelikle yeşil yapraklar biyokütle kaynağı olarak kullanılmış olup ağaç üzerindeki yapraklar toplandıktan sonra temiz su ile yıkanarak laboratuvar ortamında toz haline getirilmiştir. Aynı işlem basamakları sonbahar da ağaçlardan dökülmüş yapraklar için de yapılmıştır. Öğütülmüş tüm örneklerin kül tayinleri yapılmış olup ham örnekleri FTIR, XRD ve SEM analizleri ile karakterizasyonları yapılmıştır. Öğütülmüş yaprak numunelerinin üç bölge ısıtmalı silindirik fırında quartz cam boru içerisine alınarak, 900, 1100 ve 1100oC sıcaklıklarda inert azot atmosferinde 5oC/dakika ısıtma hızlarında sert karbon üretimleri yapılmış, karakterizasyonu ve enerji depolama özelliği detaylıca incelenerek Na-İyon batarya üretilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yaprak, sert karbon, enerji depolama
Eruslu global grup firmalarındaki atık polimerlerin karakterizasyonu ve piroliz-yakma yöntemleri kullanılarak enerji üretimi fizibilitesinin hazırlanması
Eruslu Global grup şirketleri çocuk bezi üretiminde ilk üç içerisinde bulunmaktadır ve diğer üretimlerde de önemli bir paya sahiptir. Atık olarak ortaya çıkan polimerik ürünler, satılarak değerlendirilmektedir. Enerji fiyatlarındaki artış ve yanabilen atık maddelerin yakılması ile su buharı teknolojisi yardımı ile enerji üretimi orta vadede büyük ekonomik getirisinden dolayı firmalar tarafından tercih edilmeye başlanmıştır. Bu proje çalışmasında, hammadde olarak polipropilen, polietilen (LDPE, MDPE, HDPE), polietilen tereftalat, polistiren, yanında yardımcı kimyasallar (hijyen kimyasalları, yapıştırıcı kimyasallar, boya kimyasalları vb) kullanarak çocuk bezi, kadın pedi, ambalaj filmi, baskılı ambalaj filmi üretimi esnasında ortaya çıkan polimerik atıkların enerji eldesi açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Eruslu Globala bağlı Ecoplast-BZ-Eruslu firmalarında üretilen atık olarak ortaya çıkan polimerik ürünlerin her birinin karakterizasyonu, hammaddesi ve özellikleri belirlenmiştir. Daha sonra karakterize edilmiş atık polimerler piroliz işlemine tabii tutulmuştur. Daha sonra piroliz deneyleri, (400 ve 600oC sıcaklıklarda 100 ml /dak azot gazı akışı ve 10oC/dak ısıtma hızı) yapılmıştır. Katı (char) sıvı ve gaz verimleri hesaplanmıştır. Tez çalışmasında, atıklar sınıflandırılarak kalori değerleri (üst ısıl değer ve alt ısıl değer), elementel analizleri (CHNS ve O), kül tayinleri, DTA-TGA-DSC analizleri, FTIR analizleri, külün XRD analizi ile karakterizasyon yapılmıştır.
Malatya'da yetişen kirazların tohumlarının yağ eldesi ve karakterizasyonu
Yapılan tez çalışmasında farklı kiraz türlerinden elde edilen çekirdeklerin ekstraksiyon yöntemi ile yağının eldesi ve analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı atık materyal olarak ortaya çıkan kiraz çekirdeğinin gıda endüstrisinde kullanım olanakları için değerlendirmektir. Kullanılan materyaller Kayısı Araştırma Enstitüsü bahçesinden temin edilmiştir. Çalışmanın ilk aşaması, kiraz ağacının fenolojik gözlemleri, çiçeklenme, tomurcuklanma, meyveye dönüşümünden oluşmaktadır. İkinci aşama ise meyvenin pomolojik analizler ve son olarak çekirdek ve çekirdek yağının eldesi ve analizlerini kapsamaktadır. Çalışmada 6 çeşit (Sweet Heart, Ziraat 0900, Starks Gold, Dalbastı, Lambert ve Hardy Giant) kiraz türünün SÇKM, pH, asitlik, % meyve verim, renk analizleri (L*a*b), yağ oranı, toplam antioksidan kapasite, toplam fenolik madde (TFM), fenolik bileşenler, yağ asidi kompozisyonu, XRD, FTIR, SEM analizleri yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda; kiraz meyvelerinin toplam antioksidan kapasite ve fenolik bileşenlerce çekirdeklerinden elde edilen yağların oleik asit ve linoleik asitçe zengin içeriğe sahip olduğu bulunmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Kiraz Çekirdeği, Hekzan, Oleik Asit.
Endüstriyel plastifiyan üretimi için farklı katalizör sentezi kullanımı ve karakterizasyonu
Günümüzde küresel plastikleştirici pazarı 10 milyon tonu aşmış olup, bu üretimin %90'ı esnek PVC malzemelere yöneliktir. Geleneksel üretim süreçlerinde kullanılan homojen esterleşme reaksiyonları; uzun reaksiyon süreleri (4-5 saat), yüksek enerji maliyetleri ve metal katalizörlerin uzaklaştırılması sırasında oluşan atık su kirliliği gibi dezavantajlara sahiptir. Bu çalışmada, söz konusu çevresel ve ekonomik sorunları aşmak amacıyla Metal-Organik Kafes (MOF) yapıları sentezlenerek heterojen katalizör olarak kullanılmıştır. Çalışma kapsamında; titanyum (IV) izopropoksit ile tereftalik asit ve 2-aminotereftalik asit ligandları kullanılarak solvotermal ve konvansiyonel yöntemlerle MOF sentezi gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen bu katalizörlerin, Di(2-etilheksil) tereftalat (DOTP) üretiminde 190 °C'de ve 1,0 saat gibi kısa bir sürede %99 verimle üstün katalitik performans sergilediği tespit edilmiştir. Ayrıca bu MOF yapılarının DOP, TOTM, DOA ve DOS gibi diğer önemli plastikleştiricilerin sentezinde de yüksek verimlilik ve geri dönüştürülebilirlik sunduğu görülmüştür. MOF'ların titanyum metal düğümlerinin esterleşme reaksiyonundaki baskın rolü ve ligandlardaki fonksiyonel grupların olumlu etkisi sayesinde, endüstriyel üretim için çevre dostu ve ekonomik bir alternatif ortaya konulmuştur.
Farklı kullanım alanları olan pvc karışımlarında bor temelli yanmazlık malzemesinin kullanımı ve karakterizasyonu
Bu tez çalışmasında farklı kullanım alanları bulunan PVC karışımlarında Bor temelli alev geciktirici yanmazlık malzemesinin kullanılabilirliğinin karakterizasyonu incelenmiştir. Bu amaçla PVC'den elde edilen ve endüstriyel olarak üretilen paspas üretimindeki karışıma bor temelli yanmazlık malzemesi farklı oranlarda fiziksel olarak eklenmiştir. Zemin kaplamalarında kullanılacak PVC karışımı , mikser yardımı ile hazırlanarak bor temelli yanmazlık malzemesi farklı miktarlarda eklenmiş ve çift vidalı ekstrüderde karışımlar şeritler haline getirilmiştir. Hazırlanan şeritlere ek olarak karışım tetrahidrofuran çözeltisinde çözülmüş ve yine aynı oranlarda bor temelli malzeme ilave edilerek THF buharlaştırılarak PVC filmler elde edilmiştir. Elde edilen numunelerin karakterizasyonu FT-IR, TGA, LOİ, SEM-EDX ve çekme- kopma mukavemet analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan test sonuçlarına göre çekme kopma dayanımı testinde bor ilave edilmeyen numune ile bor temelli malzeme ilave miktarı arttıkça % Uzama değerlerinde artış görülmüştür. Bu durum bor temelli malzemenin eklenmesiyle numunenin esnekliğinin de arttığını göstermiştir. TGA verilerine göre, bor ilavesi, PVC karışımının termal stabilitesini belirgin bir şekilde arttırdığı gözlenmiştir. Bor ilavesiz PVC karışımı için T%5 değeri 213°C iken, %10 bor ilavesi ile bu değer 256°C'ye kadar yükselmiştir. Bu, borun PVC'nin yüksek sıcaklıklara karşı daha dayanıklı hale gelmesini sağladığını göstermektedir. Ayrıca, bor ilavesi, termal bozunma sırasında geriye kalan kömür verimini artırdığı, bu da malzemenin ısıl bozulma sonrası daha fazla katı kalıntı bıraktığını ortaya koymuştur. LOİ test sonuçlarında ise miktar arttıkça karbonlaşmanın da arttığı görülmüştür. Elde edilen bulgular, bor bazlı yanmazlık malzemesinin alev geciktirici özellik gösterdiğini ve bu nedenle özellikle çeşitli uygulama alanlarına sahip PVC karışımlarında potansiyel bir katkı malzemesi olarak değerlendirilebileceğini ortaya koymuştur.
Endüstriyel tekstil atıklarından kimyasal ve fiziksel aktivasyon yöntemleri ile aktif karbon üretimi ve karakterizasyonu
Bu çalışmanın amacı kimyasal ve fiziksel aktivasyon yolu ile üç farklı tekstil atığından aktif karbon eldesidir. Ham tekstil atıkları ve bu atıkların 500°C sıcaklıkta karbonize edilerek KOH kullanılarak kimyasal aktivasyon yöntemi ile aktif karbon elde edilmesi ve elde edilen aktif karbonların karakterizasyonlarının yapılması ve ham tekstil atıklarından fiziksel aktivasyon yöntemi ile aktif karbon elde edilmesi ve elde edilen aktif karbonların karakterizasyonlarının yapılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada kullanılan tekstik atıkları denim kumaş üretim prosesleri esnasında ortaya çıkan siyah iplik üstüpü (%80 Pamuk %20 Pes), parça denim ham bez (%98,5 Pamuk %1,5 Elastan) ve Haşıllı çözgü üstüpü (%100 Pamuk) olup karbonize işlemi uygulanarak ve karbonize işlemi uygulanmadan ham olarak kullanılmıştır. Karbonize işlemi için tekstil atıkları önce 500°C sıcaklıkta azot gaz akış hızı 100 ml/dak alınmış olup ısıtma hızı 10°C /dak. ve maksimum sıcaklıkta 1 saat süre ile karbonizasyon işlemi gerçekleştirilmiştir. 500°C'de karbonize edilmiş tekstil atıkları ve ham olarak alınan tekstil atıkları KOH ile ağırlıkça 1:1, 1:2 ve 1:3 olacak şekilde (1 birim karbonize malzeme, 3 birim KOH) saf su ile impregnasyon yapılarak etüvde kurutulmuş ve silindirik fırında 800°C maksimum sıcaklıkta sıcaklıkta 10°C/dakika ısıtma hızında, 100 ml/dakika azot akış hızında 1 saat süre ile aktivasyon işlemi yapılmıştır. Karbonize edilen ürünlerin kimyasal aktivasyon işlemi sonucunda en yüksek yüzey alanı 1.826,98 m2/g yüzey alanı ile 1:2 oranında KOH ile muamele edilmiş olan CD17K2 (parça bez denim) ürününde, ham tekstil atıklarına aktivasyon işlemi sonucunda en yüksek yüzey alanı 1.181,21 m2/g ile 1:1 oranında KOH ile muamele edilmiş olan CD17H1 (Parça bez denim) ürününde tespit edilmiştir. Fiziksel aktivasyon işleminde ham tekstil atıkları olan parça bez denim ve siyah iplik üstüpü numunelerinden (PBD ve SUI); 10 °C/dk ısıtma hızında 600 °C maksimum sıcaklıkta 1 saat süresince tutulmuş akabinde 10 °C /dk ısıtma hızında 950 °C maksimum sıcaklıkta 30 dakika süresince 900 °C 'de su buharı verilmeye başlanarak muamele edilmiştir. Fiziksel aktivasyon yolu ile elde edilen aktif karbonların en düşük yüzey alanı 574,26 m2/g SUIFA (siyah iplik üstüpü) iken, en yüksek yüzey alanı ise 656,02 m2/g PBDFA (parça bez denim) olarak bulunmuştur. Karbonize edilmiş tekstil atıkları ve ham tekstil atıklarından elde edilen aktif Karbonların fizikokimyasal karakteristikleri x-ray difraksiyon (XRD), taramalı mikroskobu (SEM), Bruneur – Emmet – Teller (BET), elementel analiz ve Fourier Transform İnfrared Spektrofotometresi (FT-IR) analizleri kullanılarak çalışıldı.