Theses supervised by Doç. Dr. Sıtkı Anlam Altay
14 theses · Galatasaray University, Koç University
Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak suretiyle haksız rekabet oluşturmak
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda, 6762 sayılı Ticaret Kanunu düzenlemesinden farklı olarak, dürüstlük kuralına aykırı genel işlem şartları kullanımı açıkça bir haksız rekabet hali olarak öngörülmüştür. Genel işlem şartı kullanımına ilişkin düzenlemelerin asıl yerinin Türk Borçlar Kanunu olması, kurumun haksız rekabet hukuku temeline yerleştirilmesini gerekli kılmaktadır. Zira haksız rekabet hukuku haksız fiilin bir görünümü olarak karşımıza çıkmaktayken, genel işlem şartlarına ilişkin Türk Borçlar Kanunu düzenlemesi sözleşmeler hukukunda düzenlemeler getirmektedir. Bu bağlamda genel işlem şartı kullanımının hangi şartlar altında haksız rekabet teşkil edeceğinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Ayrıca haksız rekabet hükümleri sebebiyle uygulanacak yaptırımlar ile Türk Borçlar Kanunu hükümleri bağlamında uygulanacak yaptırımlar arasındaki ilişkinin de incelenmesi gerekmektedir.
Limited şirketlerde yan edim yükümlülükleri
Yan edim yükümlülükleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun limited şirketler hukukunda getirdiği yeniliklerden birisidir. Yan edim yükümlülüklerinin öngörülmesi, tek borç ilkesinin istisnalarındandır. Şirket sözleşmesinde bir düzenleme olmaksızın yan edim yükümlülüklerinin öngörülmesi mümkün değildir. Yan edim yükümlülükleri, şirket sözleşmesinin zorunlu içeriğinden olmayıp, ihtiyari içeriktendir. Şirket kurulduktan sonra, sözleşmenin değiştirilmesi ile de yan edim yükümlülükleri öngörülebilir. Yan edim yükümlülüklerini öngören genel kurul kararları, ancak ilgili tüm ortakların yazılı onayıyla alınabilir. Böyle bir yükümlülük altına girmeyen ortakların olumlu onayına ihtiyaç bulunmamaktadır. Yan edim yükümlülükleri bir esas sermaye payına bağlı olmak zorundadır. Tek bir pay, belirli pay grupları, belirli paylar hatta bütün paylar için öngörülebilirler. Bu şekilde, yan edim yükümlülükleri hakka bağlı borç halinde gelmektedir. Bu edimlerin, ortakların şahsına bağlanması mümkün değildir. Yan edim yükümlülüklerinin amacı şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine destek olunmasıdır. Amaç, öz kaynak ihtiyacını karşılamak değildir.
Halka açık anonim ortaklıklarda ortaklıktan çıkarma hakkı
Halka açık anonim ortaklıklarda ortaklıktan çıkarma hakkı, Türk Hukuku'na 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 27 ile girmiştir. Çıkarma hakkı, halka açık anonim ortaklıklarda belirli bir hâkimiyet eşiğine erişen pay sahiplerine, başkaca bir sebebe gerek olmaksızın kalan pay sahiplerini şirketten uzaklaştırma imkânı vermektedir. Yabancı hukuklarda squeeze-out olarak ifade edilen Angloamerikan Hukuku kökenli bir müessesenin Türk Hukuku'ndaki karşılığı olan çıkarma hakkının önemi, hem hukuki hem de iktisadi işlevlerinden kaynaklanmaktadır. Çıkarma hakkının doğumu koşullarına ve kullanılması usulüne ilişkin esaslar II-27.2 sayılı Ortaklıktan Çıkarma ve Satma Hakları Tebliği'nde düzenlenmiştir. Bu çalışmada Tebliğ hükümleri, hakkın öngörülme amaçları göz önünde bulundurularak karşılaştırmalı hukuk, doktrin ve uygulama ışığında ele alınacaktır.
Anonim şirketlerde yıllık faaliyet raporu
Anonim şirketlerde yıllık faaliyet raporunun hazırlanması, yönetim kurulu açısından devredilemez bir görev ve yetkidir. Yıllık faaliyet raporu, yönetim kurulunun ibrası ve bağımsız denetimle de ilgilidir. Çalışma, yıllık faaliyet raporunun kavramsal boyutunu, içeriğini, hazırlanma sürecini ve bağımsız denetimle olan ilişkisini açıklamayı amaçlamaktadır.
Girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve paysahipleri sözleşmesi
Girişim sermayesi yatırım ortaklıkları, günümüzde gittikçe önemi artan girişim sermayesi yatırımlarını yapmak amacıyla kurulan ortaklıklardır. Bu ortaklıkların yapısı ve işleyişi, girişim sermayesi yatırımlarının başarısı açısından önem göstermektedir. Bu tezde öncelikle kavramsal olarak girişim sermayesi ve girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının Türkiye'de hukukî olarak düzenlenişi incelenmiştir. Ardından girişim sermayesini yatırımlarında yaygın olarak kullanılan paysahipleri sözleşmesinin kendi hukukî yapısı analiz edilmiştir. Son olarak, girişim sermayesi yatırımlarında kullanılan paysahipleri sözleşmelerinde sıklıkla rastlanan hükümler ticaret hukuku ve borçlar hukuku düzenlemeleri açısından hukukî incelemeye tâbi tutulmuştur.
Yediemin sözleşmesi yoluyla anonim şirket payı üzerinde rehin kurulması
Anonim şirket payı üzerinde tesis edilen bir rehin hakkı alacaklıya, teminat altına alınan alacağın borçlu tarafından ifa edilmemesi halinde, rehin konusu payları paraya çevirme ve bunun sonucunda elde edilen meblağdan alacağını karşılama yetkisi veren bir haktır. Anonim şirket pay senetlerini üzerinde bir rehin hakkı tesis edilmesi halinde, kıymetli evrak hukukunun ve eşya hukukunun kuralları, rehin taraflarının menfaatlerinin korunmasında yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle bir yediemin sözleşmesi yoluyla anonim şirket payları üzerinde rehin hakkı tesis edilmesine ihtiyaç duyulabilmektedir. Anonim şirket pay senetleri bakımından, rehin verenin pay senetleri üzerindeki fiili hâkimiyeti sona erdirildiği sürece, pay senetlerinin zilyetliğinin üçüncü bir kişiye devredilmesi yoluyla rehin kurulması mümkündür. Rehin verenin, üzerinde rehin alan lehine bir rehin hakkı tesis etmeyi taahhüt ettiği pay senetlerinin zilyetliğini rehin alan yerine, rehin taraflarının birlikte uzlaşarak belirledikleri güvenilir bir kişiye devretmeyi ve bu güvenilir kişinin de, pay senetlerini saklamayı ve bunların zilyetliğini belirli şartların yerine getirilmesi üzerine rehin alana veya rehin verene devretmeyi üstlendiği borçlandırıcı sözleşme, yediemin sözleşmesidir. Çalışma yediemin sözleşmesi yoluyla anonim şirket payları üzerinde rehin kurulması için yerine getirilmesi gereken işlemleri ve bu kapsamdaki bir yediemin sözleşmesinin esaslı unsur ve niteliklerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Avrupa Birliği ve Türk Banka Hukuku yönünden fintek
The traditional banking sector and banks have embarked on a blatant restructuring process following the scientific milestones that have been rapidly unfolding and the technological advances that are challenging to follow. Following digitalization and the unlimited access created by emerging technologies, along with other sectors, financial services have become easier to reach for the individuals, resulting in a noticeable increase in consumers' choice of services. With the decline of branch banking and the possibility of receiving banking services anywhere, any time through smart devices, the period of customers going to banks and the banks selecting the customers has been closed, and now banks seem to be knocking on customers' doors. In this period, smallscale enterprises were recognized to take place in the market, alongside banks and corporate financial institutions, and the diversity in the market led to the discovery of new business models, institutions, and practices. The change in the sector is technological and legal as well as ethical and philosophical since it led the practice, customs, and status quo in the financial markets to be questioned entirely. One of the prominent trends which have been causing this change is the concept of financial technology, i.e., FinTech, which is used to express the change in banking. EBA defines FinTech as "technologically enabled financial innovation that could result in new business models, applications, processes or products with an associated material effect on financial markets and institutions and the provision of financial services." According to the European Commission, new technologies are changing the financial sector along with the customers' access to services; enabling FinTech-based solutions to provide services that facilitate access to finance and strengthening financial inclusion for digital citizens. While the development of xxii the technologies used in FinTech is progressing at different speed levels, it is believed that these technologies will fundamentally change the financial sector and some FinTech applications will reach systemic importance over time, although the scope and impact of the development are not yet fully understood. Commission found out that FinTech, which gives customers full control, improves operational efficiency and market competition. In its reports, EBA emphasizes that, although the companies supplying financial services using technology during their services is not new, the FinTech phenomenon takes this process to a new level. In this respect, in the future, FinTech innovations are expected to affect financial services in many different ways. The process of putting technology in the center of banking and finance has led to a new generation of bankers, more dynamic and younger, who specialize in technology and digitalization but do not have much experience in traditional banking and therefore, are different from traditionally trained bankers. U.S. lawyer William Zelermeyer's statement of "new social, economic and political problems are occurring after every scientific turning point" from 1961, can be regarded as a general summary of the change that technology has led to in banking. Although this change after FinTech in financial markets has led to positive developments in terms of mobilizing market competition and preventing monopolization in the market, it has also caused new problems in the field of law, and therefore, new questions need to be answered in parallel with science and technology's effect on the trading life. Since society is not as stable as the rules of law governing it, change must be professed at all points, and positive rules of law must make the necessary effort to keep up with change. However, it would not be too wrong to say that the traditional banking sector, which is regulated today by detailed and strict legislation, as well as the legislators, cannot keep up with this unpredictable change. It is observed that a whole new issue, which brings down and even nullifies the ongoing practices and existing legislation, sits on the agenda of the market, even before the legislators are able to address a specific issue that has been preoccupying the markets. The tricky part is that the specialization required by these new subjects and subjects has not progressed at a pace the experts, who xxiii carry out the work can follow by knowing the static legislation verbatim, can keep up with. The new business models created by FinTech companies also resulted in the creation of a new contract (Service Provider Contract), signed between banks and FinTech companies. A Service Provider Contract is a kind of contract shaped by technological and commercial developments. This new contract type has found its place, in parallel with the 21st Century developments in financial technology. A new infrastructure was needed to supply the enterprise's activities, which lacks banking licenses to enter the market. In parallel with the financial technology trend, after the banking sector was freed from the monopoly of the banks and thus, new, non-bank players started providing banking services in the market. The Service Provider agreement serves the purpose of providing banking and financial services in the market without a license to operate (through established banks). Commercializing bank licenses, which are licenses not protected as an industrial or intellectual right, and therefore cannot be transferred through a license agreement, but has a severe economic value. Although the FinTech current markets have already undergone a fundamental change and the legislators are trying to capture this change within the law, in general, the international practices have not yet gained harmony, due to the fact that technology has been developing much faster than the laws and policies. Although it is known that the FinTech and banking sectors are intertwined, most FinTech activities focus on grey areas that are not actively regulated, due to the fact that the legislation does not prohibit these practices, and also since most of the legislation and form requirements applicable to the bank and financial markets cannot be extended to cover the FinTech sector. The fact that most creative FinTech companies, when they start to operate in the market, use the legal loopholes since FinTechs are not considered to be subject to the supervision of credit institutions. This issue can be reduced to the chicken-egg paradox: did the FinTechs initially emerge because of the unforeseen legal loopholes by legislators, or did FinTech companies, like other existing market players, who do not want to be under the supervision of supervisory bodies, xxiv choose to operate specifically through these areas by creating grey areas in the legislation? Since the European Community and member states have long ago come to the conclusion that the harmonization of technology and law is necessary for the protection of balances, competition and consumers in the market, communitybased and member state legislators have begun to set up working groups for numerous draft framework legislation, that defines and regulates the activity areas of FinTech companies. There is no doubt that EU legislation is of international importance as it is the first supranational framework legislation to regulate FinTech. Because of the limitations of the relevant resources, it is not wrong to say that this legislation should be considered as case law since this legislation and subsequent practices will serve as an example for every subsequent legislative change. Focusing on the local markets, although the Turkish banking sector has long been a leader in the fields of technology and innovation, it does not have the market advantage of the Asian market, which has the opportunity to transport and market digital products to consumers quickly, or the legal protection of the European market, which is regulated by common legislation, and also provides tax and customs privileges to ecosystem players. It can be argued that this is due to the lack of international NGOs and political labor unions based on technology and digitalization, and also to the lack of experimental interest of entrepreneurs due to the economic waves of recent years, and finally, to the limitation of subsidy opportunities for entrepreneurs. For example, when looking at developments in other countries and considering the fact that the first law on the electronic currency in Turkey to come into force in 2013 (approximately thirteen years after the first community-based electronic currency legislation in Europe) can be cited here as an example to the urgency of starting to work on the subject. If FinTech continues to develop at its current pace, it is expected that regulatory and supervisory agencies will change the scope and purpose of their activities, leading to a revision of the risk appetite. FinTech's regulation and automation of legal compliance and reporting processes have led to positive xxv developments in the scope of the audit process improvement, but it has also led to the birth of new potential risks in terms of cybersecurity, data, consumer and investor protection, and market integrity issues. This change in the market changes the dynamics of the sector. As can be seen, the risks that occur within the scope of FinTech applications are developing in parallel with the positive developments. FinTech is radically changing the way financial markets operate globally. These technological, commercial and economic developments, which we have been forced to follow, emphasize the need to update legislation that has no place in practice anymore and signal that new positive regulations are needed to respond to the needs. The task of filling the legal gaps by examining this change is the duty of legislators, regulatory bodies, and the judiciary, as well as the doctrine and practice. This research examines this change in markets and legislation, and the reasons that led to this change, analyses the change in financial markets from both positive and negative aspects and also, aims to collect the effects of FinTech on banking law and the new institutions that FinTech led to, under one roof. The analysis focuses mainly on the Turkish and EU banking and financial technology sector and related legislation, and on the differences between the ecosystems and legal systems mentioned in the research, trying to shed light on the questions that arise in parallel with the change in banking. Another critical topic to be considered regarding this research is the fact that the ideas, as well as the resources used in the research, are continually changing and evolving, as the FinTech sector and regulations that constitute the subject of the research are. It is possible that FinTech policies and law-making processes, which are still ongoing whilst this research is in progress, nullifies the research partially or fully (i.e., lawmakers banning the use of blockchain or requesting a new form of license for FinTech activities). In addition to traditional sources, online developments and online sources have been used, in the hope to eliminate such risks
Anonim şirketlerde kâr ve kazanç payının iadesi
Çalışmamızın konusunu anonim şirketlerde pay sahiplerinin aldığı kâr payının ve yönetim kurulu üyelerinin aldığı kazanç payının iadesi oluşturmaktadır. Konuya temel olan kanun hükümleri, (i) haksız ve kötüniyetle kâr payı veya hazırlık dönemi faizi alan pay sahiplerinin bunları geri vermekle yükümlü olduklarını düzenlerken, aynı hükmün yönetim kurulu üyelerinin aldıkları kazanç payları için de uygulanacağını öngören Türk Ticaret Kanunu ("TTK")'nun 512. maddesi ve (ii) anonim şirketin iflası halinde, yönetim kurulu üyelerinin aldıkları uygun ücreti aşan ve tedbirli bilanço kıstasına aykırı düşen kazanç payını veya diğer ücretleri iade etme yükümlülüğünü düzenleyen TTK'nın 513. maddesidir. Çalışmamızda kâr payı ve kazanç payı kavramları, iade talebinin ileri sürülmesi için gerekli olan şartlar, iade isteminin kapsamı, iade isteminde bulunabilecek kişiler, iade yükümlüleri, iade isteminin dava yoluyla ileri sürülmesi ve iade halinde yönetim kurulu üyelerinin ve bağımsız denetçilerin sorumlulukları, İsviçre Hukuku ile karşılaştırmalı bir şekilde işlenmiştir.
Amerikan hukuku kaynaklı SAFE'lerin (Simple agreement for future equity) Türk hukuku kapsamında incelenmesi
Özellikle girişim yatırımlarının fazlaca görüldüğü ve bu yatırımların profesyonel olarak gelir elde etme amacıyla takip edildiği Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde, yatırımcı ve girişimcilerin hızlı, basit ve maliyeti düşük bir şekilde yatırım yapma ihtiyaçları doğmuştur ve bu ihtiyaca cevaben çalışma boyunca "Tek Tip Yatırım Sözleşmesi" olarak anılan Simple Agreement for Future Equity (Safe) ortaya çıkmıştır. Bu yüksek lisans tez çalışmasında, ABD Hukuku'nda kendine geniş bir yer bulan ve girişimler ile yatırımcılar tarafından çokça tercih edilen bu Tek Tip Yatırım Sözleşmeleri'nin incelenmesi ve Türk Hukuku'nda benzer bir sözleşme ile girişim yatırımlarının yapılıp yapılamayacağının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Hukuki açıdan bankaların tezgah üstü piyasada taraf olduğu türev işlemler
Tezimiz, bankaların tezgahüstü piyasada taraf olduğu türev işlemlerinin hukuki niteliğini, bankaların ve müşterilerin hak ve yükümlülüğünün tespit edilmesi ve tezgahüstü türev işlemlerden doğabilecek hukuki sorunları incelemeyi amaçlamaktadır. Türev işlemlerin tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olması nedeniyle, tezgahüstü türev işlemlerde bankaların ve müşterilerin çeşitli hak ve yükümlülükleri bulunmaktadır. Tezimizin birinci bölümünde türev işlemlerinin dünyada ve Türkiye'de tarihsel gelişimi, türev işlemlerinin fonksiyonu, bankaların sermaye piyasasında yapmaya yetkili oldukları yatırım hizmet ve faaliyetleri, tezgahüstü türev işlemlerin taşıdığı riskler, tezgahüstü piyasa ile teşkilatlanmış piyasanın işleyişi incelenmiştir. Tezimizin ikinci bölümünde, tezgahüstü türev işlemlerinde taraflar, bankaların tezgahüstü türev piyasasında yapmaya yetkili oldukları türev işlemler, türev sözleşmelerin kurulması, tezgahüstü türev işlemlerinin hukuki niteliği, bankaların ve müşterin borçları incelenmiştir. Tezimizin üçüncü bölümünde ise, tezgahüstü türev işlemlerden doğabilecek uyuşmazlıklar ile bu uyuşmazlıklara ilişkin çözüm yollarının neler olabileceği incelenmiştir. Tezimizde ele alınan konular, sermaye piyasasındaki yeni düzenlemeler ve Türk Borçlar Kanunu'nu dikkate alarak, Türk hukuk sistemi açısından değerlendirmiş ve Yargıtay içtihatlarını, öğretilerini ve uygulamalarını dikkate alarak çözümler sunmayı hedeflemiştir. Anahtar Sözcükler: banka, sermaye piyasası, yatırım hizmet ve faaliyetleri, türev işlemler, tezgahüstü türev işlemler.
Anonim şirketlerde esas sermaye artırımının dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle iptali
Her hak ve borcun sınırı genel kural olan dürüstlük kuralına dayanmaktadır. Sermaye artırımı hakkı da bu genel kuraldan istisna değildir. Anonim şirketlerde kararlar, kural olarak oy çoğunluğuyla alınır. Çoğunluk ilkesinin hâkim olduğu anonim şirketlerde oy çoğunluğunu elinde bulunduran pay sahiplerinin, münferit ve azınlık pay sahiplerinin çıkarlarını dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde göz ardı etmesi mümkündür. TTK'da münferit ve azınlık pay sahiplerinin çoğunluk tarafından ezilmesini engellemek için koruyucu bazı hükümler ihdas edilmiştir. Genel kurul toplantısında dürüstlük kuralına aykırı bir sermaye artırımı kararının alınmasına engel olamayan münferit ve azınlık pay sahiplerinin elindeki en önemli silah, sermaye artırımı kararının iptalini dava etmektir. Her durumun kendi koşullarına göre değerlendirilecek olan sermaye artırımının dürüstlük kuralına aykırılık hallerini dört başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar; (i) sermaye artırımı hakkının kötüye kullanılması, (ii) sermaye artırımı hakkının münferit ve azınlık pay sahiplerine en az zarar verecek şekilde kullanılması ilkesine aykırılık (iii) sermaye artırımında pay sahibinin şirkete ve diğer pay sahiplerine karşı sadakat yükümlülüğüne aykırılık ve (iv) sermaye artırımında pay sahipleri arasında eşitlik ilkesine aykırılık nedeniyle dürüstlük kuralına aykırılıktır. Bu dört başlık altında sayılan hususların bir sermaye artırımında mevcut olması durumunda, ilgili sermaye artırımının iptali mahkemeden talep edilebilecektir.
Kurumsal yönetim açısından yönetim kurulunun üst gözetim görevi
6102 sayılı TTK ile anonim şirketler bakımından genel kurul ve yönetim kurulu olmak üzere iki zorunlu organ öngörülmüştür. Organlar arası eşitlik ilkesi uyarınca her bir organa münhasır görev ve yetkiler tanınmıştır. TTK m. 375 başta olmak üzere kanunun çeşitli maddelerinde ise yönetim kurulunun vazgeçilemez ve devredilemez görev ve yetkileri sayılmıştır. TTK m. 375/e ile yönetimle görevli kişilerin, özellikle kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi görevi yönetim kurulunun münhasır görev ve yetkisi olarak düzenlenmiştir. Bu bakımdan üst gözetim, yönetim yetkisi devredilmiş olsun ya da olmasın yönetim kurulunun sorumluluğunu doğurabilecek bir görev ve yetkidir. Dolayısıyla, söz konusu düzenlemeden kaynaklı sorumluluğunun gündeme gelmemesi için yönetim kurulunun çeşitli üst gözetim mekanizmaları/sistemleri kurması gerekmektedir. Bu tez çalışmasında, öncelikle TTK sisteminde yönetim kurulunun nasıl bir konum teşkil ettiği, bu konumdan kaynaklı görev ve yetki alanı, üst gözetim görevi sorumlulukla ilişkili bir biçimde merkeze alınarak tartışılmaya çalışıldı. Üst gözetimin ne olduğu, kapsamı ve unsurlarından nelerin anlaşıldığı, genel kurul ve pay sahipliği haklarına etkileri ve son olarak sorumlulukla ilişkisi detaylı bir şekilde ele alınmıştır.
Anonim şirketlerde yöneticilerin göreve gelmesi ve görevinin sona ermesi
Bu çalışmada, anonim şirketlerin zorunlu organı olan yönetim kurulunun göreve gelmesi ve görevinin sona ermesi konusunun incelenmesi amaçlanmıştır. İlk önce tüzel kişilikte organ kavramına değinilmiş, organ kavramı ile ilgili çeşitli görüşler ve fikirler incelenmiştir. Daha sonra yönetim kurulunun seçiminde aranan şartlara değinilmiş ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'uun hükmi şahısların da yönetim kurulu üyesi olabilmesini mümkün hale getirmiş yeni düzenlenmesinden de bu çalışmada bahsedilmiştir. Sonunda çalışmada yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesi ile ilgili konu da ele alınarak, sona erme zamanı olağan sonuçlardan da bahsedilmiştir. Anahtar kelimeler: Anonim Ortaklık, Yönetim Kurulu, Organ Kavramı, Türk Ticaret Kanunu, Tüzel Kişi Yönetim Kurulu Üyeleri
İşadamı kararı ilkesinin Türk Hukuku'nda uygulanması
Yönetim kurulu üyelerinin haklarında açılacak sorumluluk davalarında ortaya çıkan zarardan her halükârda sorumlu tutulmaları; yönetim kurulu üyelerinin pasifleşmesine ve karar almakta çekinik kalmalarına sebebiyet verebilecektir. Bu sebeple, ABD Hukuku'nda mahkeme içtihatlarıyla business judgment rule adı verilen bir ilke geliştirilmiştir. İşadamı kararı ilkesi, yönetim kurulu üyelerinin takdir alanlarını korumakta ve belli başlı şartların mevcut olması halinde yönetim kurulunun vermiş olduğu kararların beklenmedik sonuçlarından dolayı sorumlu tutulamamalarını sağlamaktadır. Çalışma kapsamında Türk Hukuku'nda herhangi bir kanun marifetiyle düzenlenmemiş söz konusu ilkenin Türk Hukuku'ndaki temelleri araştırılmış ve uygulanma koşulları değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: İşadamı Kararı İlkesi, Takdir Yetkisi, Sorumluluk