Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Hasan Şenocak
11 theses · İstanbul University
Proaktif yaklaşımın iş kazaları üzerindeki etkileri
Dünya'da iş kazalarının ekonomik ve toplumsal etkileri giderek büyümektedir. Bu durum iş sağlığı ve güvenliği alanında yapılacak çalışmaların ve alınacak önlemlerin önemini arttırmaktadır. Ülkemizde, çalışma ortamında mevcut durumda bulunan sağlık ve güvenlik koşullarının iyileştirilerek iş kazalarının önüne geçilebilmesi için 2012 yılında kabul edilen 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yürülüğe konulmuştur. Bu çalışma, bahsi geçen kanunun iş kazaları üzerinde pozitif yönde bir etki yapıp yapmadığını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, 2007-2018 yılları arasında Türkiye'deki iş kazalarının genel görünümü incelenerek kazaların ve buna bağlı ölümlerin yıllar içerisindeki değişimi araştırılmıştır. Elde edilen veriler kullanılarak kaza sıklık hızı, frekans hızı ve kaza ağırlık oranı gibi karşılaştırma ölçütleri hesaplanmıştır. Hesaplamalar sonucunda ortaya konulan bulgular, 2012 yılında yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile çalışma hayatına giren Proaktif yaklaşımın iş kazaları üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu göstermektedir.
Sanayide verimlilik temelli dönüşüm: İnsan kaynağı ve toplam faktör verimliliği ekseninde Sakarya-Kocaeli imalat sanayisinin yapısal analizi
Teknolojik gelişmelerin ve yeni üretim tekniklerinin üretim artışı, verimlilik ve nihai olarak ekonomik büyüme üzerinde pozitif etkisi olduğu bilinmektedir. Bu sebeple farklı disiplinlerce uzun süreden beri üzerinde çalışılan bir konu hâline gelmiştir. Nitekim, IV. Sanayi Devriminin yaratacağı fırsatların anlaşılmasına yönelik literatürde özel bir çalışma alanı oluştuğu bilinmektedir. Bu kapsamda çalışmanın temel amacı, yeni sanayi devriminin işgücü piyasaları ve verimlilik üzerindeki etkisini analiz ederek söz konusu dönüşüm sürecinde ülkemiz imalat sanayisinin mevcut durumunu yorumlamaktır. Ayrıca, imalat sanayisinde yer alan işletmelerin toplam faktör verimliliği ekseninde analiz edilerek dijital dönüşümlerinin önündeki engellerin ve sorunların kanıt temelli yöntemlerle anlaşılması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Kocaeli ve Sakarya illerinde yer alan 11.149 imalat sanayisi işletmesi araştırmanın evrenini oluşturmuş olup, evreni temsilen tahmindeki tolerans büyüklüğü 0,05; istenilen durumun evrende görülme oranı 0,5; Alpha yanılma düzeyi 0,09 ve t=1.75 değerleri alınarak örneklem değeri 282 olarak bulunmuştur. Örneklem değeri doğrultusunda işletmelerle yapılan anket ve veri analizi sonuçları ile araştırma bulgularının değerlendirilmesi sağlanmıştır. Araştırmanın sonucunda; işletmelerin yeni sanayi devrimine nitelikli insan kaynağı yetersizliği, iç ve dış finansal kaynakların yetersizliği ve bölgede Ar-Ge faaliyetlerini destekleyecek yapının olmaması gibi çeşitli sebeplerle henüz hazır olmadığı; bölgede düşük kapasite kullanım ve düşük verimlilik sorunu olduğu bulunmuş; bölge işgücü piyasasında mavi yaka istihdamında %17,12 oranında bir daralma gerçekleşeceği ve dijital yetkinliklere sahip yeni işgücü ihtiyacı doğacağı bulunmuştur. Son olarak, Ar-Ge faaliyetlerinin ve yeni teknolojilerin toplam faktör verimliliği ile ilişkili olduğu anlaşılarak bu anlamda bölgede işletmelerin inovasyon yatırımları konusunda desteklenmesi gerektiği sonuçlarına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital Dönüşüm, Endüstri 4.0, İnsan Kaynakları, Verimlilik, Total Toplam Faktör Verimliliği, İmalat Sanayisi
Türk sosyal güvenlik hukukunda malullük sigortası
Malullük durumu sosyal güvenlik hukuku tarafından güvence altına alınmış bir sosyal riski ifade eder ve malullük durumundan dolayı ekonomik mahrumiyet yaşayan kişilere malullük sigortası tarafından destek verilir. Türk Sosyal Güvenlik Sisteminde malullük hali uzun vadeli sigorta kolları arasında değerlendirilmiş olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda 25 ila 27. maddeler arasında açıklanmıştır. Çalışmada malullük sigortasının önemi, malullük aylığına hak kazanma koşulları ve malullük sigortasından sağlanan yardımlar SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı Kanunları ele alınarak karşılaştırılmalı bir şekilde açıklanmıştır. Uygulamada çıkabilecek sorunlar ve bunlarla ilgili çözüm önerileri değerlendirilerek çözüm bulunmaya çalışılmıştır.
Bireysel iş uyuşmazlıkları ve çözüm yolları
İşçi ile işveren arasındaki bireysel iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar olarak tanımlanan bireysel iş uyuşmazlıkları ile bu uyuşmazlıkların çözüm yolları, çalışma hayatının en önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireysel iş uyuşmazlıklarının sayısı her geçen gün artmasına rağmen yürürlükteki çözüm yolları, uyuşmazlıkların zamanında ve yeterince çözülmesinde yetersiz kalmaktadır. Diğer taraftan, bireysel iş uyuşmazlıkların çözümünü yürürlükteki mevzuat, işçi sendikalarının yeterliliği, ekonomik yapı, işçi ve işverenlerin eğitimi gibi durumlarda olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tez çalışmasının amacı, bireysel iş uyuşmazlığının çözümünü olumsuz yönde etkileyen faktörleri açıklamak, yürürlükteki yönetsel, yargısal ve alternatif çözüm yollarını değerlendirmek, başka ülkelerde uygulanan çözüm yöntemlerinden bahsederek bireysel iş uyuşmazlıklarında uygulanabilecek alternatif çözüm yöntemlerini ortaya koymaktır.
Havacılık sektöründe yer hizmetleri çalışanlarında görülen meslek hastalıkları – Antalya Havalimanı örneği
Son dönemde büyük bir hızla gelişim gösteren havacılık sektörü, müşteri memnuniyeti için yoğun çaba gösterilmesi sebebiyle stres düzeyi yüksek bir sektördür. Stresin yüksek olması bu sektörde meslek hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı havacılık sektöründe yer hizmetleri biriminde çalışan bireylerde görülen meslek hastalıklarını açıklamaktır. Araştırmada anket uygulaması yöntemi kullanılmış, Antalya havalimanında çalışan 136 çalışanın verdiği yanıtlar aracılığıyla ulaşılan veriler SPSS 23.0 programıyla analiz edilmiştir. Çalışmada yer hizmetleri çalışanlarında ortopedik bozukluk, görme bozukluğu, işitsel bozukluk, solunum rahatsızlıkları cilt problemleri, ruhsal rahatsızlıklar ve diğer rahatsızlıklar açısından araştırma yapılmış ve çalışanlarda bu rahatsızlıklardan herhangi birisinin olmadığı yönünde sonuçlar elde edilmiştir. Antalya havalimanında çalışan 136 bireyin verdiği yanıtlar aracılığıyla bu sonuçların elde edilmesi, çalışmanın sınırlılıklarını meydana getirmektedir.
Çalışma hayatının teftişinde proaktif yaklaşım ve uygulamaları
Yeni dünya düzeninde küreselleşmeyle birlikte tüm dünyada sanayileşme daha da artmış ve nüfusun büyük oranı köylü toplumundan işçi toplumuna dönüşmüştür. Bu dönüşüm, iş sağlığı ve güvenliği alanında yapılan çalışmaları da tüm dünyada arttırmıştır. Sosyal devletin bir gereği olarak, çalışan hakları devletin kontrol altına aldığı bir konuya dönüşmüştür. Bu sebeple iş yeri denetimleri, gelişen ya da gelişmekte olan her ülkenin çalışma yaşamında önemli bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmada, proaktif iş yeri denetimlerinin çalışma hayatına etkileri üzerinde durulacaktır. Çalışmada ilk olarak kavramsal tanımlamalar yapılacak, sonrasında ise çeşitli sektörlerden iş teftişine yönelik proaktif denetim uygulamalarına yer verilecektir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, İş Yeri Denetimleri, Proaktif Denetim, Çalışma Hayatı
Kimyasal maruziyet risk değerlendirmesi: İstanbul ili saha örneği
Bugün endüstriyel tesislerde çeşitli amaçlarla binlerce insan sağlığına zararlı türde kimyasal madde kullanılmakta olup çalışanlar bu kimyasallara solunum, deri ya da yutma yoluyla maruz kalabilmektedir. Kimyasallar, kontrollü şekilde kullanılmadığı takdirde çeşitli sağlık sorunları, meslek hastalıkları görülebilmekte ve işgücü kayıpları yaşanabilmektedir. Kimyasal maruziyet risk kontrolü, ulusal mevzuatımızda da yer alan kimyasal maruziyet risklerinin değerlendirmesi ile mümkündür. Tez çalışmasında farklı sektörlerdeki işyerlerinde kimyasal maruziyet risk değerlendirmesi yapılarak risk kontrol önlemlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, hemen her işyerinde uygulanabilir olan COSHH Yöntemi ile İstanbul ili Tuzla, Başakşehir ve Ümraniye ilçelerinde bulunan belli başlı organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli 3 farklı işyerinde yapılan saha çalışmaları bakımından kimyasal maruziyet riskleri analiz edilmiştir. Analiz neticesinde 2 işyerinde risk derecesi 4 olan, 1 işyerinde ise risk derecesi 3 olan kimyasalların çoğunlukta bulunduğu ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda kimyasal maruziyetin izlenmesi açısından bölüm bazında belirlenen çalışanlar üzerinde yaptırılan kişisel toz, gaz, ağır metal vb. maruziyet ölçümleri ile sağlık gözetimi ve biyolojik izlem sonuçları incelenmiştir. İncelenen sonuçlar neticesinde 2 işyerinde yasal sınır değerleri aşan ya da sınır değerlere çok yakın parametreler bulunduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, her üç işyerinde uygulamada yapılan hatalar ortaya konularak kimyasal maruziyetin kontrolü ile ilgili ikame, mühendislik önlemleri, idari önlemler ve kişisel koruyucu donanım kullanımı gibi konularda öneriler sunulmuştur.
Türk Sosyal Güvenlik Hukukunda uygulanan işveren teşviklerinin kayıt dışı istihdamı azaltmadaki rolü
Bu çalışmada öncelikli olarak istihdamdaki kayıt dışılık hususunun tanımı ekonomideki kayıt dışılıktan hareketle yapılmış, akabinde nedenleri de yine kayıt dışı ekonomiden bağımsız düşünülmeksizin birlikte bir çok kaynakta yer alan şekli ile gruplandırılarak incelenmiştir. Çalışma hayatında kayıt dışı istihdamın görülme şekilleri öncelikle çalışmaların topyekün ilgili kurumlara bildirilmemesi veya kısmen eksik bildirilmesi hususunda incelense de Türkiye'de kayıt dışı istihdam şekillerinin birden fazla şeklinin aynı kişide toplanabiliyor olmasına da değinerek yabancı uyruklu kaçak çalışanlar, çocuk işçiler ve emekli olduğu halde sigortasız çalışanlar gibi gruplandırarak bahsettiğimiz tanımlama güçlüğü bir oranda azaltmak istenmiştir. Öte yandan ülkemizde ekonominin istihdam tarafındaki kayıt dışılığın önüne geçilmesi ve kayıtlı istihdamın ise önünün açılması konusundaki yasal düzenleme ve uygulamalar, idari işlemlerde kolaylaştırmanın yanı sıra bilgilendirme faaliyetleri ve işveren üzerindeki işgücü maliyet yükünün hafifletilmesi amacı baskın olan sigorta prim teşvikleri ve desteklerine de yer verilmiştir. Çalışmanın hazırlanma süreci olan 2017 yılından 2019 yılı Nisan ayına kadar olan dönemde Türk Sosyal Güvenlik Hukukunda uygulanan işveren sigorta prim teşviki, destek ve indirimleri öncelikle yasal dayanaklarına değinilerek akabinde uygulama usullerine, birden fazlasından aynı anda yararlanabilme imkânına ve yasaklanma durumlarının neler olduğuna yer verilmiştir. Daha sonrasında özel sektör işverenleri üzerindeki işgücü maliyet yükünün hafifletilmesi adına uygulama alanı bulan prim teşvikleri, destek ve indirimlerinin istihdamın arttırılması, daha çok da kayıtlı istihdamın önünü açılarak kayıt dışı istihdamla mücadele edilebilirliği, uygulama esasları ve temin edilen istatistiki veriler ile açıklanmaya çalışılmıştır. Bu açıklamaların bir gereği olarak da uygulama alanı bulan sigorta prim teşvikleri ve desteklerinin kayıt dışı istihdamı azaltmadaki etkinliği üzerine değerlendirmede bulunulmuştur.
İş sağlığı ve güvenliği kültürünün boyutları:İstanbul Üniversitesi örneği
Çalışma hayatının en önemli konularının başında gelen iş sağlığı ve güvenliği ilke, kural ve uygulamalarının kurumlarda gerçek manada vücut bulması için sadece mevzuat düzenlemelerinin hayata geçirilmesi değil, bunun yanında iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin kültürün de oluşturulması gerekmektedir. Bu bağlamda iş sağlığı ve güvenliği bağlamında örgüt kültürünün gözden geçirilmesi, iletişim kanallarının güçlendirilmesi, yönetişim mekanizmalarının ivmelendirilmesi ve kalite politika, prosedür ve talimatlarının uygulamaya aktarılması gerekmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşturulmasında etkili olan unsurların incelenmesi ve bu unsurların İstanbul Üniversitesi'nde yapılan bir saha araştırması ile detaylandırılmasıdır. Bu bağlamda, İstanbul Üniversitesi'nde çalışan akademik ve idari personele yönelik anket formu hazırlanmış ve 410 adet geri dönüş alınmıştır. Anket sonuçları, frekans analizi yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Literatür tarandığında, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşumuna etki eden faktörleri inceleyen araştırmaların oldukça sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, bu konuyu Türkiye'nin ve hatta dünyanın en köklü üniversitelerinden biri olan İstanbul Üniversitesi'nde deneyimlediği için ayrı bir öneme sahiptir. Çalışmanın sonucunda İstanbul Üniversitesi'nde iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oturmaya başladığı ancak henüz yeterli düzeyde olgunlaşmamış olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Örgüt Kültürü, İş Sağlığı ve Güvenliği Kültürü
Türkiye'de kayıt dışı istihdamla mücadelede yapılan denetimlerin analizi: Ankara ili örneği
Geçmişten günümüze hiçbir zaman tam olarak çözülemeyen bir sorun olarak karşımıza çıkan kayıt dışı istihdam, beraberinde bir çok mücadele politikasının da tartışılmasına ve uygulanmasına neden olmuştur. Kayıt dışı istihdamla mücadele politikaları, uygulanan zamana göre bir takım farklılıklar gösterse de, denetim olgusu süreklilik arz eden bir mücadele politikası olarak var olmuştur. Dolayısıyla, kayıt dışı istihdamla mücadelede denetimin yeri ve önemi büyüktür. Çalışmanın amacı, kayıt dışı istihdamla mücadelede yapılan denetimlere bir ayna tutmak, denetimlerde elde edilen bilgileri değerlendirmek ve kayıt dışı istihdamla mücadelede denetimin etkinliğini ortaya koyarak çözüm önerileri getirmektir. Bu çalışmada, kayıt dışı çalışmaya yönelik olarak yapılan ihbar ve şikayetler kapsamında, Ankara ilinde düzenlenen Sosyal Güvenlik Denetmen raporları incelenmiştir. Yapılan literatür taramasının ardından, 100 adet denetim raporu analiz edilerek alan araştırması yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, Ankara ilinde yapılan denetimler sonucunda elde edilen bulgular irdelenerek kayıt dışı istihdamla mücadele için bir takım önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de inşaat sektöründeki iş kazaları ve meslek hastalıkları
İnşaat sektörü dünyadaki pek çok ülkede ekonomik açıdan lokomotif sektör konumundadır. Hızla gelişen ve değişen dünya ekonomisi koşulları içerisinde inşaatın önemi artmış; bunun doğal sonucu olarak inşaat sektörü hızla büyümüştür. İnşaat sektörünün gelişimi, bu sektörde istihdamı arttırmış, bu artışın bir neticesi de iş kazaları ve meslek hastalıklarının artması olmuştur. Ülkemizde inşaat sektörü en çok iş kazası ve meslek hastalığının yaşandığı sektörlerden biri haline gelmiştir. Bu çalışmada genel olarak iş kazası ve meslek hastalığı kavramları mevzuat çerçevesinde ele alınarak iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi ve azaltılması konusunda yapılan çalışmalar incelenmiştir. Öte yandan inşaat sektöründe vuku bulan iş kazası ve meslek hastalıkları sonucunda zarar gören sigortalılara sağlanan yardımlar da analize dahil edilmiştir.