Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Kumaş

11 theses · Çukurova University

Master'sOpen AccessTR

Nöroloji yoğun bakım ünitesinde tedavi gören hastalarda konstipasyon riski ve etkileyen faktörler

Dışkılama sıklığının azalmasına bağlı, seyrek ve zor dışkılama olarak tanımlanan konstipasyon, hasta bireylerde yaygın olarak görülmekte ve hastanın yaşam kalitesini önemli derecede olumsuz etkilemektedir. Yoğun bakımlarda konstipasyon görülme oranı %15-83 arasında değişmekte olup Serebrovasküler hastalıkları olan hastalarda görülme sıklığı %30 ile %60 arasında değişmekte ve inme sonrası hastaların %55'inde yeni başlangıçlı konstipasyon görülmektedir. Konstipasyon, nöroloji yoğun bakım hastalarında gastrointestinal sisteme ilişkin önemli bir komplikasyon olup inme, intrakranial hemorojili hastalarda kafa içi basıncın artmasına bağlı olarak progresyon gelişmesine, hatta ölüm riskine neden olabileceği için bu hastalarda konstipasyonun önlenmesi oldukça önemlidir. Tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılan araştırmanın evrenini, Haziran 2018-Haziran 2019 tarihleri arasında Çukurova üniversitesi Nöroloji Yoğun Bakım Ünitesinde tedavi gören hastaların tamamı, örneklemini ise araştırma kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 102 hasta oluşturmuştur. Verilerin istatiksel analizinde SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket program kullanılmıştır. Araştırmaya başlamadan önce araştırmanın yapıldığı Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu'ndan, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığından ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Başhekimliği'nden gerekli izinler alınmıştır. Verilerin toplanmasında hastalara ait tanıtıcı bilgileri içeren ''Kişisel Bilgi Formu'', hastaların konstipasyon ciddiyet durumunu belirlemek amacıyla ''Konstipasyon Ciddiyet Ölçeği (KCÖ)'' ve hastaların konstipasyon riskini belirlemek amacıyla ''Konstipasyon Risk Değerlendirme Ölçeği (KRDÖ)'' kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çalışmaya katılan hastaların %53,9 kadın olup yaş ortalaması 48,28±16,89 olarak bulunmuştur. KRDÖ toplam puanı ortalaması düşük (10,24±3,34) olarak bulunmuştur. KCÖ toplam puan 23,60±13,41 olup dışkı tıkanıklığı alt ölçeği puan ortalaması 11,65±6,12), kalın bağırsak tembelliği 9,27±5,56, ağrı alt ölçeği puan ortalaması (2,68±3,56) olarak bulunmuştur. KCÖ ve alt boyutları toplam puanı ve KRDÖ toplam puanı kadınlarda erkeklere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ve daha yüksek olarak bulunmuştur. Hastaların KRDÖ puanları ile KCÖ toplam puanları arasında pozitif yönde, zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (r=0,256; p=0,009). Hastaların meslek, gelir düzeyi, yaşadığı yer ve sağlık güvencesine göre ölçek puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda NYB Ünitesinde tedavi gören hastalarda konstipasyon riski ve etkileyen faktörlerin en aza indirilmesinde hemşirelik süreci doğrultusunda bireye özgü hemşirelik bakımının planlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve tanılamada geçerli ve güvenilir ölçeklerin kullanılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Nöroloji, Konstipasyon, Konstipasyon Riski, Yoğun Bakım, Hemşire

DışkılamaHemşirelikKabızlık+3
Kıymet Meses
Çukurova University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Epilepsi hastalarında öz yönetimin değerlendirilmesi

Epilepsi, bireyin yaşamının önemli bir bölümünü etkileyen, fiziksel, entelektüel, emosyonel ve sosyal yaşantıda önemli sınırlamalara neden olan, günlük yaşamda zorunlu ve travmatik olaylara yol açan kronik, nörolojik bir hastalıktır. Bu nedenle epilepsi hastalığında öz-yönetim davranışlarını kazanma ve uygulama çok önemlidir. Bu davranışlar, düzenli ilaç kullanmayı, yaşam tarzını hastalığa uygun düzenleyebilmeyi, hastalıkla ilgili yeterli bilgi sahibi olmayı, nöbet anındaki travmatik durumları bilmeyi ve ona göre uygun ortam sağlayan güvenlik önlemlerini almayı ve bu durumların hepsini senkronize bir şekilde yönetebilmeyi içermektedir. Araştırmanın evrenini Eylül-Kasım/2019 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Nöroloji Polikliniğe başvuran 480 hasta oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 110 hasta oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından literatür incelenerek oluşturulan ''Hasta Tanılama Formu'' ve ''Epilepsi Öz Yönetim Ölçeği'' kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS (IBM SPSS Statistics 24) paket program kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Çalışmada "Mann-Whitney U" test, bağımsız üç veya daha fazla grubun ölçüm değerleri ile karşılaştırılmasında "Kruskal-Wallis H" testi uygulanmıştır. Çalışmada epilepsili bireylerin toplam öz yönetim ölçeği puan ortalaması 142,43±16,05 olarak bulunmuştur. Ölçeğin alt boyutları arasındaki puanlara bakıldığında en yüksek puan ortalaması 44,93±5,52 ile ilaç yönetimi alt boyutunda, en düşük puan ortalamasının ise 20,28±5,03 ile yaşam tarzı yönetimi alt boyutunda olduğu belirtilmiştir. Ayrıca çalışmada hastalığa uyum sağladığını ifade edenlerin epilepsi öz yönetim ölçeği toplam puanlarının, hastalığa uyum sağlamadığını ifade edenlere göre istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek olduğu saptanmıştır (F=5,785; p=0,004). Araştırmanın sonucunda epilepsili hastaların öz yönetim düzeylerini belirlemek amacıyla yapılan bu çalışmada; yetişkin epilepsi hastalarına uygulanan bu ölçekte epilepsi öz yönetim düzeyleri yüksek bulundu. Hemşirelerin epilepsili bireyleri eğitici rollerini kullanarak öz yönetim konusunda bilgilendirmeli ve toplumda genel olarak öz yönetim eğitim programlarının daha fazla kullanılabilmesi önemlidir. Anahtar kelimeler: Hastalık, Epilepsi, Öz Yönetim, Hemşirelik

EpilepsiKendini yönetmeKronik hastalık+1
Emre Usta
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabetli bireylerde bilişsel ve sosyal faktörlerin değerlendirilmesi

Diyabetes Mellitus biyolojik ve psiko-sosyal etkileri ile bireyin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen tüm dünyada prevalansı giderek artmakta olan kronik bir hastalıktır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte yürütülen çalışmaTip 2 diyabetes mellitus'lu bireylerde bilişsel ve sosyal faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Eylül 2019-Kasım 2019 tarihinde Adana ilinde bir eğitim araştırma hastanesinde dahiliye ve endokrin kliniğinde yatmakta olan araştırma kriterlerine uyan Tip2 diyabetes mellitusu olan 100 hasta oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak hastaların tanıtıcı bilgilerinin yer aldığı Hasta Tanılama Formu, diyabete ilişkin bilişsel-sosyal faktörlerin değerlendirilmesinde Türkçe Çok Boyutlu Diyabet Anketi kullanılmıştır. Verilerin istatiksel analiz ile değerlendirilmesinde SPSS paket programı ile "Independent Sample-t" test (t-tablo değeri), "ANOVA" test (F-tablo değeri), Tukey/Tamhane testleri, "Mann-Whitney U" test (Z-tablo değeri), "Kruskal-Wallis H" testyöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Diyabetli hastaların yaş ortalaması 60.91±10.92 olup, %59.0'ı kadın, %89.0'u evli, %37.0'ı ilkokul mezunu ve %64.0'ı eşiyle yaşamaktadır. Türkçe Çok Boyutlu Diyabet Anketi'nin alt boyut puanlarına bakıldığında en yüksek puan ortalaması 91.49±15.21ile sonuç beklentisi algısı alt boyutunda, en düşük puan ortalamasının ise 0,00±0,00 yanlış yönlendirmeye dayalı davranış alt boyutunda olduğu belirtilmiştir. İnsülin ve Oral Antidiyabetik (OAD) şeklinde tedavi alan hastaların engel algısı puanlarının, sadece OAD alan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. AyrıcaTürkçe Çok Boyutlu Diyabet Anketi alt boyutu özyeterlik algısı ile HbA1c ve trigliserid değerleri arasında negatif yönde, çok zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Araştırmanın sonucunda bireylerin ciddiyet algısı, destek algısı, özyeterlik algısı ve sonuç beklentisi algısı puanları ortalamanın üzerinde iken, engel algısı ve yanlış yönlendirmeye dayalı davranış puanlarının ortalamanın altında olduğu tespit edilmiştir. Hemşirelerin vereceği bakımı planlarken bu faktörleri göz önüne alması diyabet yönetimini profesyonelce sürdürülmesine katkı sağlayacaktır.

BilişBilişsel işlevDiabetes mellitus+2
Rabia Zıba
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşire-hemşire iş birliğinin değerlendirilmesi: Adana örneği

Bu çalışma, dahiliye birimlerinde çalışan hemşirelerin hemşire-hemşire iş birliğini değerlendirmek ve hemşire-hemşire iş birliğini etkileyen faktörleri araştırmak amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 01.10.2019-15.11.2019 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinde dahiliye birimlerinde çalışan ve mesaide olan hemşireler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemine dahiliye birimlerinde çalışan gönüllü 211 alınmıştır. Literatür taranarak geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ve Temuçin ve ark. tarafından 2019 yılında geliştirilen "Hemşire-Hemşire İş Birliği Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS (IBM SPSS Statistics 24) paket programı kullanılmıştır. Kategorik ölçümler sayı ve yüzde olarak, sürekli ölçümlerse ortalama, standart sapma ve minimum-maksimum olarak özetlenmiştir. İki bağımsız grubun ölçüm değerleri ile karşılaştırılmasında "Mann-Whitney U" test, bağımsız üç veya daha fazla grubun ölçüm değerleri ile karşılaştırılmasında "Kruskal-Wallis H" test yöntemi kullanılmıştır. Ölçek alt boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Çalışmada yer alan katılımcıların yaş ortalaması 31,45±7,60 olarak bulunmuştur. Katılımcıların %83,9'u kadın, %57,8'i evli, %66,4'ü üniversite mezunu olduğu saptanmıştır. Katılımcıların eğitim düzeyi, çalıştıkları birim, birimdeki pozisyon ve birimde çalışma süresi ile ölçek alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Çalışmada ölçeğin Cronbach alfa katsayısı 0,901 olup yüksek derecede güvenilir bulunmuştur. Sonuç olarak katılımcıların hemşire-hemşire iş birliği düzeyinin beklenen minimum iş birliği düzeyinin üzerinde olduğunu söylemek mümkündür. Yönetici hemşirelerin hemşire-hemşire iş birliğini desteklemesi önerilebilir.

DayanışmaHemşirelerHemşirelik+4
Sebiha Aktaş
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz hastalarında konfor ve yaşam kalitesi

Kronik böbrek yetmezliği tanısı alan en az altı aydır hemodiyaliz tedavisi gören hastaların konfor ve yaşam kalitesi düzeylerini belirlemek amacı ile yapılan bu çalışma tanımlayıcı ve kesitsel niteliktedir. Araştırma Gaziantep'te bir eğitim ve araştırma hastanesinin hemodiyaliz ünitesinde yürütüldü. Araştırmanın evreni Ağustos- Ekim 2019 tarihleri arasında hemodiyaliz tedavisi alan 120 erişkin hasta oluşturdu. Araştırmanın yapılabilmesi için kurumlardan gerekli izinler, etik kurul izni ve hasta onamları alındı. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından literatür taranarak oluşturulan Kişisel Bilgi Formu, Hemodiyaliz Konfor Ölçeği, SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde frekans, tanımlayıcı istatistikler ile t testi, ANNOVA, Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis H Testi kullanıldı. Araştırmaya katılan hastaların %50'si kadın, %76,7'si evli, %50'si 41-60 yaş grubunda, tamamı haftada üç gün AV fistül ile hemodiyalize girmektedir. Hastaların, Hemodiyaliz Konfor Ölçeğinin 2 alt boyutu olan üstesinden gelme ve rahatlama boyutlarından aldıkları toplam puan ortalamaları sırasıyla 2.37 ± 0.72 ve 2.83 ± 0.96'ydı. Hemodiyaliz konfor ölçeği alt boyutları ve toplam puanı ile SF-36 yaşam kalitesi ölçeği fiziksel fonksiyon, fiziksel rol, emosyonel rol, enerji, ruhsal sağlık, sosyal işlevsellik, ağrı, genel sağlık puanları arasında pozitif yönde, zayıf/orta derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edildi (p<0,05). Hastaların yaş, cinsiyet gibi demogafik özelliklerinin yaşam kalitesini; bunlara ilave olarak hemodiyaliz süresi ve ek hastalığının olması hem yaşam kalitesini hem de konfor düzeyini etkilediği tespit edildi. Hastaların Hemodiyaliz Konfor Puanları arttıkça SF-36 Yaşam Kalitesi puanlarının da arttığı belirlendi. Hastaların hemodiyaliz sırasındaki konfor düzeylerinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi, hemşirelik bakımına rehber olacak ve yaşam kalitelerini de arttıracaktır.

Böbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronikKonfor+2
Fatima Turğut
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kalıcı kalp pili takılan hastalarda psikolojik dayanıklılığın yaşam kalitesine etkisi

Bu çalışma Kalıcı Kalp Pili (kalp pili ve kalp içi defibrilatör) olan hastalarda psikolojik dayanıklılığın yaşam kalitesi üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalında kalıcı kalp pili takılan hastalar, örneklemini ise; Eylül–Kasım 2019 tarihlerinde Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalında tedavi gören, araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan kalıcı kalp pili takılmış 155 hasta oluşturmuştur. Veriler; araştırmacı tarafından literatür taranarak geliştirilen "Hasta Tanıtım Formu", "Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ve "SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği'' kullanılarak toplanmıştır. Çalışma bulgularının yorumlanmasında frekans tabloları, tanımlayıcı istatistikler, Independent Sample-t test, Spearman korelasyon testi, ANOVA, Kruskal-Wallis H testi , Mann-Whitney U testi ve Bonferroni düzeltmesi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda; hastaların yaş ortalamasının 64,80±13,07 yıl, %54,8'inin erkek, %41,9'unun ilkokul mezunu, %87,7'sinin evli ve %40,6'sının ev hanımı olduğu belirlenmiştir. Çalışmada; hastaların "Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği''den aldıkları toplam puan ortalaması 97,84±11,81 olup, SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin Fiziksel Fonksiyon puan ortalaması 41,58±28,49, Mental Sağlık puan ortalaması 60,10±21,58 ve Genel Sağlık Algısı puan ortalaması ise 47,52±21,02 olarak tespit edilmiştir. Yaşam Kalitesi Ölçeği'nin fiziksel fonksiyon boyutları ile Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği'nin alt boyut puanlarından aile uyumu arasında (r= -0,169, p=0,036) ve Psikolojik Dayanıklılık alt boyutlarından sosyal kaynaklar ile (r= -0,166, p=0,039) negatif yönde çok zayıf derecede ilişki tespit edilmiştir. Yaşam kalitesi fiziksel rol boyutu ile Psikolojik Dayanıklılık sosyal kaynaklar boyutunda (r= -0,171, p= 0,34) negatif yönde çok zayıf derecede ilişki tespit edilmiştir.Aile uyumu ile mental sağlık puanları arasında (r= 0,160, p= 0,047) ve sosyal yeterlilik ile genel sağlık puanları arasında (r= 0,166, p= 0,039) pozitif yönde çok zayıf derecede istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda; kalıcı kalp pili olan hastaların fiziksel durumları yanında psikososyal sorunları, psikolojik dayanıklılık ve yaşam kalitesi düzenli olarak değerlendirilmelidir. Psikolojik dayanıklılığı ve yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik multidisipliner ekip anlayışı içerisinde hemşirelere aritmi polikliniklerinde daha fazla yer verilmesi, hasta eğitimleri, danışmanlık ve izlem ruhsal sorunların erken tespit edilmesi açısından önemlidir.

HemşirelikKalp hastalıklarıKalp pili-yapay+2
Ülkü Güner
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin obezite farkındalığı ile vücut algısının belirlenmesi

Obezite ve vücut algısı sebep sonuç ilişkisi şeklinde birbirinden etkilendikleri düşünülen ve bir arada ele alınarak incelenmesi gereken kavramlardır. Bu çalışma; hemşire öğrencilerin obezite farkındalığı ile vücut algılarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmış bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Çukurova Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünde öğrenim gören tüm öğrenciler, örneklemini ise 2019-2020 bahar yarıyılı döneminde aktif öğrenime devam eden ve çalışmaya katılmaya gönüllü 500 öğrenci oluşturmuştur. Veriler; araştırmacı tarafından alanyazın taranarak oluşturulan "Öğrenci Tanıtım Formu", "Obezite Farkındalık Ölçeği" (OFÖ) ve "Vücut Algısı Ölçeği'' (VAÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde frekans, tanımlayıcı istatistikler, Independent Sample-t test, Spearman korelasyon testi, ANOVA, Kruskal-Wallis H testi, Mann-Whitney U testleri uygulanmıştır. Araştırmada; öğrencilerin OFÖ ortalama puanları 59,86±8,96 ile obezite farkındalıkları iyi düzeyde, VAÖ ortalama puanları 148,38±26.79 ile vücut algı düzeylerinin iyi düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak hemşirelik öğrencilerinin obezite farkındalıklarının artması vücut algılarını da olumlu olarak arttırmaktadır. İleride sağlık profesyoneli olmaya aday hemşirelik öğrencilerinin obezitenin farkında ve vücutlarından memnun olmalarının bakım verdikleri bireylerde de bu iki kavramın gelişimini sağlayacakları değerlendirilmektedir. Bunun yanında bakım verdikleri kişileri obezite farkındalığı ve vücut algısı konusunda eğitip toplumsal farkındalığın artışına ve obeziteyi önlemeye katkı yapacakları düşülmektedir. Bu sebeple hemşirelik öğrencilerinin obezite farkındalıklarının ve vücut algılarının arttırılması için ikinci sınıfta sadece bir yarı dönem verilen beslenme eğitiminin daha çok dönemi kapsayacak şekilde planlaması, sağlıklı yaşam derslerinin zorunlu dersler içine alınması ve fiziksel aktivite olanaklarının çoğaltılması önerilebilir.

Gönül Arslan
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin ventilatör ilişkili pnömoninin önlenmesinde kanıta dayalı uygulamalara ilişkin bilgi düzeyleri

Ventilatör ile ilişkili pnömoni (VİP), en az 48 saat süreyle invaziv mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda pulmoner parankim enfeksiyonu olarak tanımlanır ve Yoğun Bakım Ünitesinde en sık görülen enfeksiyonlardan biridir. Ventilatör ilişkili pnömoniyi önlemede hemşirelik bakımının önemli bir yeri vardır. Bu çalışma, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapmakta olan hemşirelerin ventilatör ilişkili pnömoninin önlenmesi hakkında bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla kesitsel olarak yapılmıştır. Çalışmaya 228 yoğun bakım hemşiresi katılmıştır. "Hemşire Tanıtım Formu" ve "Ventilatör İlişkili Pnömoninin Önlenmesinde Kanıta Dayalı Uygulamalara İlişkin Bilgileri Formu" kullanılmıştır. Çalışmada anket sonuçlarına ilişkin veriler; Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Ki kare testi uygulanarak değerlendirilmiştir. Çalışmada hemşirelerin %73,7'si kadın, %82,9'u lisans mezunu olup, yaş ortalaması 30,87±5,72'dir. Hemşirelerin ventilatör ilişkili pnömoniyi önlemeye ilişkin bilgi puanının 5,6±1,9 (min=0, max=9) olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin ventilatör ilişkili pnömoniyi önlemeye ilişkin bilgi sorularına en çok doğru cevabın 'hastaya pozisyon verme' (%82,5); en çok yanlış cevabın ise 'açık veya kapalı sistem tercihi' (%23,7) olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin cinsiyet, çalışma süresi, eğitim durumu, yaş, VİP hakkında eğitim alma, VİP hakkında makale okuma durumunun; hemşirelerin VİP önlemede bilgi düzeylerini etkilemediği saptanmıştır. Birimdeki yatak sayısı ile ventilatör ilişkili pnömoni önleme bilgi puanı arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir (t=3,22 ,p=0,002). Hemşirelerin 10 yatak ve daha az yataklı ünitelerde çalışmasının ventilatör ilişkili pnömoniyi engellemek için önemli bir gösterge olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç olarak yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin bilgi düzeylerinin ortalama düzeyde olduğu, yatak sayısının azaldıkça bilgi düzeyinin arttığı söylenebilir. VİP önleme amacıyla kanıta dayalı çalışmaların arttırılması önerilir.

Akciğer hastalıklarıHemşirelerHemşirelik+6
Fatma Nur Avcı Altıntop
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dahiliye kliniklerinde bakım odaklı hemşire-hasta etkileşiminin belirlenmesi: Adana örneği

Hemşire-hasta etkileşimi hastanın gereksinimlerinin karşılanması, hastaların tedavi ve bakım kalitesinin arttırılmasının yanında hastanede kalış süresinde azalma, fizyolojik ve mental iyilik halinde artma ve iyileşmeyi hızlandırma gibi olumlu sonuçlar sağlar. Bu çalışma dahili kliniklerindeki bakım odaklı hemşire-hasta etkileşiminin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Tanımlayıcı çalışmanın evrenini 1 Ekim 2021 – 1 Mart 2022 tarihleri arasında SBÜ Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde dahili kliniklerinde yatan 748 ve çalışan 172 hemşire oluşturmuştur. Çalışmaya katılmayı kabul eden 114 hemşire ve 235 hasta çalışma kapsamına alınmıştır. Verilerin toplanmasında "Hasta Bilgi Formu", "Hemşire Bilgi Formu" ve "Bakım Odaklı Hemşire-Hasta Etkileşim Ölçeği (BOHHEÖ) – Kısa Formu" kullanılmıştır. Hemşirelerin Bakım Odaklı Hemşire Hasta Etkileşim Ölçeği'nden elde ettikleri ortalama puanlar önemlilik, yeterlilik, uygulanabilirlik boyutunda sırasıyla 101,33±11,79 puan, 93,83±14,79, 92,42±15,5 puandır. Hastaların Bakım Odaklı Hemşire Hasta Etkileşim Ölçeği'nden elde ettikleri ortalama puanlar önemlilik, sıklık ve memnuniyet boyutunda sırasıyla 105,0±12,00, 105,69±12,03, 107,08±11,75 dir. BOHHEÖ (Hemşire versiyonu)'nin önemlilik, yeterlilik ve uygulanabilirlik alt boyutları ile BOHHEÖ (Hasta versiyonu) önemlilik, sıklık ve memnuniyet alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır (p˃0,05) . Hemşirelerin bakım odaklı hemşire-hasta etkileşimine ait aldıkları puanlara göre değerlendirildiğinde, önemlilik, yeterlilik ve uygulanabilirlik alt boyutlarına ilişkin tutum ve davranışlarının olumlu yönde olduğu ve hastaların ise önemlilik, sıklık ve memnuniyet alt boyutlarına ilişkin hemşirelerin tutum ve davranışlarını olumlu yönde değerlendirdikleri sonucu elde edilmiştir.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+2
Nazlıhan Onat
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Koroner arter bypass greft cerrahisi olan bireylerde sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının incelenmesi

Bu çalışma koroner arter bypass ameliyatı olan hastaların sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının belirlenmesi amacıyla yapılan tanımlayıcı ve kesitsel bir çalışmadır. Araştırma Aralık 2022 ve Haziran 2023 tarihleri arasında Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, Kardiyoloji poliklinik ve servislerinde yapıldı. Çalışma yazılı ve sözlü onamı alınan 127 birey ile gerçekleştirildi. Araştırma, en az üç ay önce Koroner Arter Bypass ameliyatı olan, 18 yaş üstü, mental hastalığı ve iletişim sorunu olmayan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan hastalarda yapıldı. Verilerin toplanmasında "Hasta Tanılama Formu", "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" kullanıldı. Araştırmaya katılanların %72,4'ünün erkek, %95,3'ünün evli, %44,1'inin 70-75 yaş gurubunda olduğu, %50,3'nün ilkokul mezunu, %41,7'sinin sigarayı bırakmış olduğu saptandı. Hastaların SYBD toplam puanının 117,78 olduğu, en yüksek puanın kişilerarası ilişkiler ve manevi gelişimden, en düşük puanın fiziksel aktiviteden alındığı görüldü. 65-69 yaş grubunda olanların beslenme puanları ve stres yönetiminin daha yüksek olduğu, erkeklerin fiziksel aktivite puanları ve manevi gelişim puanlarının kadınlardan yüksek olduğu, bekârların sağlık sorumluluğu puanlarının yüksek olduğu, eğitim düzeyi yükseldikçe kişilerarası ilişkiler puanında yükseldiği, gelir düzeyi yüksek olan hastaların fiziksel aktivite puanları, manevi gelişim puanları, SYBD toplam puanlarının daha yüksek olduğu, sigara kullanan hastaların kişilerarası ilişkiler, manevi gelişim ve SYBD toplam puanlarının düşük olduğu bulundu.

Kardiyovasküler hemşirelikKoroner arter bypass
Yasenya Demir Barutçu
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kalp yetersizliği olan hastalarda sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve yaşam kalitesi arasındaki ilişki

Bu araştırma kalp yetersizliği olan hastalarda sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel tipte gerçekleştirilmiştir. Araştırma Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji servislerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya toplam 288 hasta dahil edilmiştir. Araştırma etik kurul onayı, kurum izni ve çalışmaya katılan hastalardan yazılı bilgilendirilmiş gönüllü olur alınmıştır. Veriler, Hasta Tanıtım Formu, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları II Ölçeği ve MacNew Kalp Hastalığına Özgü Yaşam Kalitesi Anketi kullanılarak toplanmıştır. İstastiksel analizler SPSS 22 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinden elde edilen sonuçlar %95 güven aralığında istatistiksel anlamlılık değeri p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Çalışmada, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları II Ölçeği ortalama puanının 113,26±20,15 ve MacNew Kalp Hastalığına Özgü Yaşam Kalitesi Anketi ortalama puanının 3,01±1,13 olduğu belirlenmiştir. Kalp yetersizliği hastalarının sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile yaşam kalitesi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,001). Sonuç olarak Hastaların SYBDÖII puan ortalamasının orta düzeyde olduğu, alt boyutlarına göre en düşük puan ortalamasını fiziksel aktivite, en yüksek puan ortalamasını ise manevi gelişim alt boyutlarından aldığı, Macnew Anketi puan ortalamasının, ortalamanın altında olduğu, alt boyutlarına göre en düşük puanı fiziksel Sınırlılık alt boyutundan, en yüksek puanı ise emosyonel fonksiyon alt boyutundan aldığı belirlenmiştir. Bu bağlamda sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını geliştirecek daha fazla çalışma yapmak ve eğitimler düzenlemek hastaların yaşam kalitesinin iyileşmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Kalp yetersizliği, sağlıklı yaşam biçimi davranışları, yaşam kalitesi.

Mehmet Ağaslan
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2024
00

Other supervisors