Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Kenan Erkan
11 theses · Sakarya University
Bir erken uyarı sistemi olarak iflas ve finansal stres modelleri
Yaşanmakta olan finansal krizlerle birlikte, firmalar için en kötü durum olan iflas veya düzeltilebileceği umulan bir finansal başarısızlık içine sokabilme ihtimali gündeme gelmektedir. Bu tip dönemlerde dünya üzerinde çok sayıda şirketin iflaslarını bildirdiklerini veya iflas erteleme talebinde bulunduğu görülmüştür. Şirketlerin sahip olduklarını kredi ve borçlarını ödeme zorluğu ve yetersizliği de finansal başarısızlık göstergesidir. Bu tip durumlar ile karşılaşan şirketlerin önlem almaları beklenmektedir. Şirketler yaşadıkları bu finansal zorlukları gideremediği durumlarda iflas söz konusu olmaktadır. Firmaların yaşadıkları finansal stresin sonucu olarak yatırımcılar başarısızlık korkusuyla riskten kaçma eğilimi içerisine girerler. Riskten kaçmak isteyen şirketlere tahminde bulunarak önlem alabilmeleri amacıyla araştırmacılar finansal oranlardan faydalanarak geliştirdikleri modeller ile şirketlere finansal başarı veya başarısızlıklarını ölçme imkanı vermişlerdir. Bu çalışmanın amacı, işletmelerin geçmiş verilerine dayanarak gelecekteki başarısızlık ve olası iflas durumlarını tahmin etmektir. Çalışmanın ilk bölümü finansal başarısızlıkla ilgili genel bilgileri içermektedir. İkinci bölümde ise finansal başarısızlık tahmininde kullanılan modellere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde BİST 100'de imalat sektöründe faaliyet göstermekte olan 45 işletmenin 2011-2022 yılları arasındaki finansal tablolarından elde edilen veriler ile Altman Z-Score ve Springate S-Score modelleri yardımıyla finansal başarısızlık tahmini yapılmıştır. Dördüncü ve son bölümde finansal başarısızlık tahminleri her iki modelin birbiriyle mukayese edilmesi ve yorumlanması yapılacak çalışma içerisinde bulunmaktadır.
A new global Fintech index and its application to optimum policy generation based on reinforcement learning
The merger of technological applications with finance has taken its place in the literature as Financial Technology (Fintech) starting from the 1990s, although it has become more frequent especially after the 2008 Global Financial Crisis (GFC). Fintech, as the name suggests, is the fusion of finance and technology. It is known that technology has always affected the finance industry and changed the way it works. For example, the introduction of Autometed Teller Machine (ATM), money transfer systems and the increase in productivity emerged with these developments in the financial sector have been inevitable. The question is, what makes the current Fintech revolution different from other periods? First, the testing and introduction of new technologies into financial markets has never been so rapid before. Another important point is that the impact of today's development is not only on the financial markets, but also on the economy as a whole, as new start-ups and large technology companies create competition outside the financial sector with the financial products they develop, creating an exogenous effect on the entire economy. Today's Fintech concept has transcended the financial market and has become the focus of entrepreneurs from different sectors. For this reason, the impact of Fintech on the economies and growth of countries is a topic that needs to be researched more than ever. With all this, Fintech promotes participation in financial markets around the world, enabling millions of people and businesses to participate in the global economy. Access to financial services is critical for global development as it facilitates investment in health, education and business. Concordantly, within the scope of this thesis, it is aimed to create a composite indicator representing Fintech development of countries by using the prominent determinants of it and to provide guidance to policy makers by revealing the policies recommended to be followed in order to come to the forefront in this field on a country-specific basis. In this direction, firstly, a composite indicator was created by detecting the determinants of Fintech and then, using the indicator scores, policy recommendations were made for each country with the help of Reinforcement Learning (RL). Keywords: Fintech, Composite Indicator, Reinforcement Learning, Determinants of Fintech, Global Fintech Index (GFI)
Davranışsal finans çerçevesinde mali suçların incelenmesi
Bu çalışmada nüfus yoğunluğu, enflasyon, GSYH, ortalama hanehalkı büyüklüğü, kır nüfusunun toplam nüfus içindeki oranı ve eğitim oranları gibi çeşitli faktörlerin mali suçlar üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, mali suçların veya ekonomik suçların finansal ve sosyal etkilerinin neler olduğu ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda 2008 ve 2020 yılları arasında Türkiye'de işlenen mali suçlardan hüküm giyenler ile diğer faktörleri içeren bir veri seti hazırlanmıştır. Veri setinde 81 ile ait veriler bir araya getirilmiştir. Mali suçların toplam suçlar içindeki payı hesaplanarak ilişkili olduğu düşünülen faktörler Panel Veriler kullanılarak analize tabi tutulmuştur. Analizde kullanılan Havuzlanmış EKK (En Küçük Kareler), Sabit Etkiler, Rassal Etkiler ve Genelleştirilmiş Momentler Metodu (GMM) gibi ekonometrik yöntemlerle, zamana bağlı değişiklikler ve bireysel değişkenler, bu çalışmada analiz edilen faktörlerden elde edilen sonuçlar doğrultusunda araştırmanın amacının daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır. Elde edilen bulgular mali suçlar ile nüfus yoğunluğu, enflasyon, GSYH, ortalama hanehalkı büyüklüğü, kır nüfusunun toplam nüfus içindeki oranı ve eğitim oranları arasında bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Mali suç türlerinden bir tanesi olan İcra ve İflas Kanunu'na muhalefet suçları ise ayrıca test edilerek nüfus yoğunluğu, enflasyon, ortalama hanehalkı büyüklüğü, kır nüfusunun toplam nüfus içindeki oranı ve eğitim oranları arasında bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar arasında en dikkat çekici olan bulgu enflasyon arttıkça İcra ve İflas Kanunu'na muhalefet suçu işlenme olasılığının azalmasıdır. Bu sonuç, insanların yüksek enflasyon ortamında finansal baskı nedeniyle daha fazla hukuki problemle muhatap olması beklentimizin aksine bir durumu ortaya koyduğu için ilginç bir bulgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez ile mali suçların veya ekonomik suçların işlenme saikleri davranışsal finans yardımıyla tespit edilmeye çalışmış ve bu saiklerin önlenmesine ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Çalışmada ayrıca ülkelerin en önemli gelir kaynakları arasında yer alan vergi gelirlerinin kayba uğramasının önlenmesi ve diğer ekonomik zararların önlenmesine ilişkin önerilerde bulunulmuş ve faydalı olabileceği düşünülen politika önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Davranışsal Finans, Mali Suç, Ekonomik Suç, İcra ve İflas Kanunu
The impact of working capital management practice on firm profitability: An evidence from manufacturing firms listed in Istanbul Stock Exchange
Due to their deep involvement with various financial decisions, working capital components are very essential for manufacturing firms. Therefore, the principal aim of this study was definitely to inspect the influence of working capital management practice on the firm profitability of the Turkish chemical, petrol and plastic manufacturing firms listed on Istanbul Stock Exchange for a period of five years from 2012 to 2016. Accounts receivable period (ARP), inventory conversion period (ICP), accounts payable period (APP), and cash conversion cycle (CCC) are working capital components that employed as independent variables. Both return on assets (ROA) and return on equity (ROE) are firm profitability variables that hired as dependent variables and in addition to this, current ratio (CR), debt ratio (DR), and sales growth (SG) are exploited as control variables. The researcher is designed certainly to employ descriptive statistics, correlation and linear regression analysis as a statistical testing tool to uncover the association between independent and dependent variables and then reach the possible goals of the study. Finally, the Pearson correlation result exposed that firm profitability has a positive and negative correlation with ARP and ICP variables respectively, additionally, ROA has a negative and positive correlation with APP and CCC variables respectively while ROE has a positive and negative correlation with APP and CCC variables respectively. However, the linear regression result witnessed that firm profitability has a positive relationship with ARP and APP variables and a negative relationship with ICP and CCC variables. In the end, the researcher recommends to shorten CCC and APP variables and also build strong communication among purchasing, production, and marketing departments to overcome shortage or excess of inventory.
Analysis of the determinants of capital adequacy ratio: The case of Islamic banks in the Gulf Cooperation Council (GCC)
Unquestionably, capital adequacy ratio (CAR) remains topmost priority for regulators due to its capability to measure bank soundness. CAR measures the capacity of regulatory capital to soak up unexpected financial losses during financial distress. Therefore, the study objective is to analyze the effect of Return on Assets (ROA), Return on Equity (ROE), Financing to Deposit Ratio (FDR), Operating Expense to Operating Income (OEOI), Log Total Assets (SIZE), Non-Performing Financing (NPF), Gross Domestic Product (GDP), and İnflation (INF) on the Capital Adequacy Ratios (CAR) of the whole GCC Islamic banks between 2013 and 2018. This study implements a statistical research design to run the analysis. The descriptive statistics summarizes that the overall bank performances is favorable except slightly weak operating efficiency. Similarly the economic indicators are also favorable. According to the correlation analysis, only FDR has direct relation with CAR while ROE, OEOI, SIZE, NPF, GDP, and INF have inverse relations with CAR. Lastly, the regression analysis demonstrates that CAR is strongly and directly influenced by OEOI and FDR, but strongly and inversely by SIZE. All the other variables are found to be insignificant. In the end, it is recommended that bank need to minimize operating expenditure to the lowest level possible to improve their efficiency, and to develop optimal financing policy considering the harmful effect of over-and-under-financing on the banks' liquidity position. Also, the banks are recommended to pursue growth with minimal acceptable risk and maximum overall performance.
Likidite riskleri yönetimleri (Katılım bankaları ile geleneksel bankaların mukayesesi)
Geleneksel bankalar ve Katılım bankalarının arasında benzerlik ve farklılık vardır ve ikisinde de likidite nasıl yönetileceği çok büyük bir önem taşımaktadır. Likidite yönetimi bankaların karşılaştığı en önemli zorluklarından biridir. Likidite konusunda günümüzde katılım bankaları birkaç sorunla karşılaşabilir çünkü Katılım bankaları İslam hukukuna göre çalışmaktadır. Bu yüzden bazen onun likiditesi geleneksel bankalardan daha fazla olabilir. Bu çerçevede katılım bankaları paraya ihtiyaç duyunca merkez bankasından ya da herhangi bir taraftan faizle kredi alamaz. Ama geleneksel bankalar daha esnek bir davranış gösterebilir. Ek olarak Katılım bankalarının kullanabileceği finansal enstrümanlar geleneksel bankalara göre belki daha az çünkü finansal enstrüman İslam hukukuna aykırı olmaması gerekmektedir. Geleneksel bankalar kuruluşunun tarihi katılım bankaları kuruluşunun tarihinden daha eski olduğu için, geleneksel bankaların tecrübe yılları finansal araçlara pozitif bir şekilde yansıtılıp çeşitli finansal araçlar bulunmaktadır. Finansal mühendisliği yardımıyla katılım bankaları yeni finansal enstrümanlarını bulabilmektedir. Ancak bu katılım finansal enstrümanlar geleneksel enstrümanlara benzememelidir. Bu çalışmada bir kıyaslama yapmakla katılım bankalarının ve geleneksel bankaların likiditesini nasıl yönettikleri, bir de paralarının darlığını ortadan nasıl kaldırabileceği anlatılmıştır.
Para politikasının Yemen'de banka kredilerine etkisi: 1995-2014 dönemi
Herhangi bir ülkenin bankacılık kanunu gereği, mevcut bankacılık sisteminin bir parçası olduğu için zorunlu olan konvansiyonel ve İslami bankalar ile merkez bankası arasında bir ilişki vardır. Bankaların faaliyetleri para politikasından etkilenir. Merkez bankasının devletin para otoritesi olarak temel amacı, fiyat istikrarını sağlamaktır. Aynı zamanda parasal otoritelerin konvansiyonel ve İslami bankalara uyguladığı para politikası, finansal kaynakları harekete geçirmek ve ülke ekonomisine hizmet eden verimli yatırımları finanse etmek için bu kaynakları çekerek onları kalkınma hizmetine sokmada büyük rol oynamaktadır. Genel olarak gelişmekte olan ülkeler ve özelikle Yemen kalkınma sürecinde fon kaynaklarının azlığı sorunu ile karşılaşmaktadır. Yemen'deki savaşın neden olduğu ekonomik kriz nedeniyle, çeşitli ekonomik dengesizliklerden ötürü tasarrufların kredilere dönüştürülmesinde yetersizlikler ortaya çıkmaktadır. Ekonomik istikrar sürecine hizmet etmek ve Yemen'de ekonomik kalkınmanın gerçekleşmesine katkıda bulunmak için bankacılık sektörü harekete geçirilmelidir. Yemen ekonomisinin istikrarı ve ekonomik büyümenin sağlanması için kalkınma planlarını ve programlarını finanse edebilecek kaynaklar sağlanmalıdır. Bu çalışmada, banka kredileri ile seçilmiş bazı makroekonomik değişkenler arasındaki dinamik ilişkileri test etmek için kullanılan yöntemler sunulmuştur. Bu çalışma, banka kredisi ve bağımsız değişkenler arasındaki dinamik ilişkiler Johansen Koentegrasyon testi ve Granger nedensellik yöntemleri yardımıyla Ocak 2001- Ocak 2015 aylık veriler kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Kamu katılım bankalarının İslami bankacılık sektörüne etkileri (2010-2019)
Araştırmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; katılım bankacılığının tanımı, Türkiye'de katılım bankacılığının ortaya çıkışı ve bileşenleri, ikinci bölümde; katılım bankaları ile konvansiyonel bankalar arasındaki farklar, fon toplama ve kullandırma yöntemleri, faiz ve kâr payı, denetim ve şer'i denetim arasındaki farklılıklar ve Türkiye katılım bankaları birliği, üçüncü bölüm ise üç ana aşamadan oluşmaktadır. Üçüncü bölüm Türkiye'de faaliyet gösteren özel katılım bankalarının (Albaraka Türk, Kuveyt Türk, Türkiye Finans) 2010 yılından 2019 yılının sonuna kadarki faaliyet raporlarını inceleyerek kamunun bu sektöre girmeden önceki periyot ile girdikten sonra aralarında özel katılım bankalarının ele aldığımız değişkenlerin (net kâr, toplanan ve kullandırılan fon miktarı) nasıl bir değişim gösterdiği ortaya konmuştur. Sonra 2015'ten 2020'ye kadar kamunun özel sektör üzerindeki etkisini incelemek amacıyla kamu katılım bankalarının (reklam ve ilan giderleri, şube sayısı, alınan ve ödenen kâr payı oranlarını) özel katılım bankalarının (net kârı, toplanan ve kullandırılan fon miktarı) da pazar payı üzerindeki etkisinin çıkarılması için çoklu regresyon analizi (Multiple Regression Analysis) kullanılmıştır. Akabinde özel katılım bankalarının kamu katılım bankaları piyasaya girmeden önce ve girdikten sonra, kullandırılan fon konusunda hangi sektöre yönelik verdiği önem ortaya konmuştur.
Turizm işletmelerinde bütçe süreci ve bütçenin işletme mali performansına etkisi
Genel olarak işletmelerin kuruluş amacı kar etmektir. Bunun başarılması için yönetim alanında başarılı olunması gerekir. Yönetim alanında başarılı olunmasında karar vericilerinde bütçe konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip olması gerekmektedir. Çünkü karar vericiler, karar vermelerine ışık tutan en önemli araçlardan biri yönetim raporları olan bütçeler olarak kabul edilmektedir. Turizm işletmeleri dinamik ve sürekli değişen dış çevreden kaynaklanan sorunlarla baş etmek zorundadır. Küresel finans piyasalarında yaşanan sürekli dalgalanmalar, sektör şartları, ülkesel/küresel olaylar işletmelerin nakit akışını kontrol etmek amacıyla iyi, kötü ve beklenen senaryolar belirlemelerini zorunlu kılmaktadır. Bu çalışmanın konusu henüz gerçekleşmemiş olan ve turizm işletmelerinin tahmini olarak planladıkları rakamları gösteren mali planları yani bütçe ve performanstır. Çalışmanın ilk bölümü bütçe ile genel bilgiler bulunmaktadır. Bu bölümde turizm işletmelerinde bütçe tanımı, bütçeleme teknikleri, bütçenin yarar/zararları, bütçelemenin amaç ve aşamaları anlatılmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde bütçe sapmalarının tanımı ve bütçe sapmalarının sebepleri incelenmiştir Üçüncü bölümde bir otel vaka analizi olarak seçilmiş ve bu otel hakkında elde edilen bütçe verileri incelenerek yorumlanmıştır. Daha spesifik olarak, vaka analizi olarak seçilen GABİ HOTEL'in 2020 yılı hedeflenen ve gerçekleşen gelir tablosu, bilanço bütçeleri ve satış bütçeleri incelenerek yorumlanmıştır. Burada ortaya çıkan bütçe sapmalarının gerekçeleri belirlenmiştir. Akabinde Turizm işletmelerinin bütçelemeleri hakkında gerekli öneriler sunulmuştur. Bu çalışmanın turizm işletme yöneticilerine bütçe ile ilgili konuya daha fazla önem vermeleri konusunda katkı sağlayacağı beklenmektedir.
Bireysel beslenme alışkanlıklarının finansal risk alma eğilimi üzerindeki etkisi
Bu araştırma bireylerin beslenme alışkanlıklarındaki farklılığın, duygusal yeme davranışının ve vücut kitle indeksinin finansal risk iştahı üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın analizinde kullanılacak veriler anket formları aracılığıyla basit tesadüfi örneklem yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de yaşayan 18 yaş ve üzerindeki finansal yatırım yapan ya da finansal yatırım yapabilecek potansiyel yatırımcı adayları oluşturmaktadır. Anket verileri Covid-19 tedbirleri nedeniyle online olarak Nisan-Mayıs 2021 tarihleri arasında 1217 katılımcıya yaptırılmıştır. Çalışmada yer alan analizlerden elde edilen sonuçlara göre, cinsiyetin, medeni durumun, yaş faktörünün, bütçeden yatırım için ayrılan payın, beslenme alışkanlığının, vücut kitle indeksinin ve duygusal yeme davranışının bireysel yatırımcıların finansal risk iştahlarını farklılaştırdığı görülmektedir. Bunun yanında Akdeniz diyet kalite indeksi ile finansal risk iştahı arasında anlamlı ve pozitif; duygusal yeme davranışının finansal risk iştahı üzerinde anlamlı ve negatif yönlü; vücut kitle indeksinin finansal risk iştahı üzerinde ise literatürle paralel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Binomial lojistik regresyon analizi ile kurulan; cinsiyet, medeni hal, bütçeden yatırıma ayrılan pay, aylık gelir seviyesi, Akdeniz diyet kalite indeksine göre beslenme puanları ve vücut kitle indeksinin dahil edildiği modelin anlamlı olduğu bulunmuştur. Cinsiyet, medeni hal, eğitim düzeyi, yaş, gelir seviyesi, vücut kitle indeksi, duygusal yeme davranışı ve finansal risk iştahları dahil edildiğinde katılımcıların dört ayrı kümeye ayrılabilecekleri kümeleme analizi ile belirlenmiştir. Araştırmanın kısıtları, elde edilen sonuçlardan yapılan çıkarımlar ve sonraki çalışmalar için öneriler tartışılmıştır.
Kredi kararını rasyonelleştirmede finansal analizin rolü: Kuzey Iraktaki bankalar örneği
Dünyanın zamanla gelişmesi bireylerin ve firmaların da finansal ihtiyaçlarının artmasına neden olmaktadır. Bireyler ve firmalar, söz konusu finansal ihtiyaçların karşılanabilmesi için finansal kuruluşlara başvururlar. Finansal ihtiyaçlarının giderilmesi için finansal kuruluşlara yapılan taleplerin çoğu kredi şeklinde olmaktadır. Çalışmanın temel amacı; Finansal kuruluşlardan olan bankaların, yapılan kredi taleplerini değerlendirirken, kredi kararlarını rasyonelleştirmek için bir araç olarak finansal analize ne ölçüde güvendiklerini belirlemektir. Çalışmada örneklem olarak, Kuzey Irak bölgesinde yer alan bankalarda çalışan 100 kredi görevlisi üzerinde bir pratik çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada verileri işlemek ve değişkenler arasındaki ilişkileri bulmak için istatistiksel analiz programını (SPSS) kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre, her iki bağımlı değişken olan kredi başvuru sahibi ile ülkenin genel ekonomik ve siyasi durumu ve bankalar ile ilgili faktörler, bağımsız değişken olan kredi kararının rasyonelleştirilmesi arasında pozitif korelasyon olduğu ve bağımsız değişken olan kredi kararının rasyonelleştirilmesinde bir etkisi olduğu tespit edilmiştir.