Theses supervised by Prof. Dr. Abbas Türnüklü

15 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Şiddetsizlik eğitimi programının lise öğrencilerinin saldırganlık eğilimleri, empati düzeyleri ve şiddetsizliğe ilişkin görüşleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, şiddetsizlik eğitimi programının lise dokuzuncu sınıf öğrencilerinin saldırganlık eğilimleri, empati düzeyleri ve şiddetsizliğe ilişkin görüşleri üzerindeki etkisi incelenmiştir.Araştırma, 2011 ? 2012 öğretim yılında İzmir ili Ödemiş ilçesinin Ovakent beldesinde bulunan Ovakent Lisesi ve Kaymakçı beldesinde bulunan Kaymakçı Lisesi'nde öğrenimlerine devam eden lise dokuzuncu sınıf öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, öntest ? sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Ovakent Lisesi dokuzuncu sınıflarının tamamı (2 şube) deney grubu, Kaymakçı Lisesi dokuzuncu sınıflarının tamamı (2 şube) ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmanın deney grubunda 63 öğrenci (27 kız, 36 erkek), kontrol grubunda ise 42 öğrenci (18 kız, 24 erkek) yer almıştır.Şiddetsizlik eğitimi programı, deney grubuna 2011 ? 2012 eğitim öğretim yılında haf-tada iki ders saati olmak üzere toplam 25 oturumda ve 12 haftalık bir sürede uygulanmıştır.Araştırmada nicel ve nitel veri toplama araçları birlikte kullanılmıştır. Deneysel işlem öncesinde ve sonrasında, deney ve kontrol gruplarına Saldırganlık Ölçeği ile KA-Sİ Empatik Eğilim Ölçeği'nin ergen formu uygulanmıştır. Ayrıca, deney grubunda yer alan öğrencilerin şid-detsizliğe ilişkin görüşlerini incelemek amacıyla, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapı-landırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular incelendiğinde, şiddetsizlik eğitiminin lise dokuzuncu sınıf öğrencilerinin saldırganlık eğilimlerinin azalmasında ve empati düzeylerinin artmasında etkili bir program olduğu görülmüştür. Yapılan görüşmelerde de öğrencilerin; şiddete, şiddetin nedenlerine ve olumsuz etkilerine, şiddetsizlik kavramının ne olduğuna ve içeriğine, şiddet kullanmadan anlaşmazlıklarını yapıcı yöntemlerle çözme becerilerine ilişkin farkındalık kazandıkları, ayrıca algı ve perspektiflerinde olumlu değişim yaşandığı, yapıcı anlaşmazlık çözüm becerileri, öfke yönetimi becerileri, iletişim becerileri ve kişilerarası ilişkilerinin olumlu yönde de geliştiği, şiddet davranışlarında azalma olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

EmpatiErgenlerErgenlik+6
Tecelli Yıldırım
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içi anlaşmazlıkların ve müzakere sürecinin evliliğe ve çocuklara etkisinin incelenmesi

Aile içi anlaşmazlıklar evlilik sürecinin doğal ve kaçınılmaz bir parçasıdır. Anlaşmazlıkların yönetim şekli hem ailenin devamlılığını, hem de çocukların sosyal ve duygusal gelişimini doğrudan etkilemektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, aile içi anlaşmazlıkları ve bu anlaşmazlıkların müzakere sürecinin evliliğe ve çocukların davranışlarına olan etkisini incelemektir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veriler, öğrencilerin ve annelerinin aile içi anlaşmazlıklara ilişkin görüşlerini incelemek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, ölçüt örnekleme yaklaşımına uygun olarak belirlenen üç ortaokuldan 11-12 yaş grubu öğrencileri ve bu öğrencilerin annelerinden oluşturulmuştur. Araştırma, sosyo-ekonomik düzey ve cinsiyete göre eşit sayıda dağılmış 36 öğrenci ve 36 anne ile çalışılarak gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak elde edilen nitel veriler, içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Analiz sürecine geçmeden önce yapılan kodlayıcı güvenirlik analizinde %96 bulunmuştur. Bu araştırmada verilerin analizinden sonra şu sonuçlar elde edilmiştir: Aile içi anlaşmazlık; eşler arası anlaşmazlıkları, olumsuz duyguları, kişiler arası uyumsuzluğu, fiziksel şiddet ile sözel ve psikolojik şiddeti çağrıştırmaktadır. Anne-babalar; çocuklar, fikir ayrılıkları, para, ev işleri, ilişki anlaşmazlıkları ve kardeşler arası kavga nedenleri ile anlaşmazlık yaşamaktadırlar. Bu anlaşmazlıklarda ebeveynler yıkıcı ve saldırgan tepkilerin yanı sıra kaçınmacı tepkiler göstermektedirler. Anne-baba anlaşmazlığı evliliklerde annelerin kırgınlık, küslük, kızgınlık, stres yaşamalarına ve evlilikten soğumalarına neden olmakta; bununla beraber bu anlaşmazlıklar hem eşleri hem de çocukları mutsuz etmektedir. Anne-baba anlaşmazlığı sırasında çocuklar, anne-babalarının kavga etmemelerine/tartışmamalarına ve barışmalarına yönelik olarak hayal kurma ile kaygıya ve umutsuzluğa dönük düşüncelere yoğunlaşmakta ve tartışmayı sonlandırmak istemektedirler. Çocuklar, bu anlaşmazlıklara müdahale etme ve ortamı terk etme tepkileri vermekle beraber, anne-baba arasında arabuluculuk yapmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Eşler Arası Anlaşmazlık, Anlaşmazlık Yönetim Stratejileri, Müzakere.

Saime Tufan
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Onarıcı disiplin modelinin liselerde, akran istismarı ve şiddeti üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Bu araştırma iki çalışmadan meydana gelmiştir. Bu nedenle her bir çalışmaya ait amaç, yöntem ve elde edilen bulgular çalışma I ve çalışma II başlığı altında sunulmuştur.ÇALIŞMA IAraştırmanın birinci çalışmasının amacı, İzmir il merkezindeki alt ve orta sosyoekonomik düzeyi temsil eden genel liseler ile meslek liselerinin 9., 10., 11. ve 12. sınıflarında eğitim gören öğrencilerin zorbalık ve şiddet davranış düzeylerinin belirlenmesidir. Bu doğrultuda, öğrencilerin akran zorbalığı ve şiddete ilişkin algılarının demografik özelliklerine göre değişim gösterip göstermediği betimsel araştırma modeliyle incelenmiştir.Birinci çalışmanın bağımlı değişkenleri liselerde "akran zorbalığı düzeyi" ve "şiddet düzeyi"dir. Bu bağımlı değişkenlere ait veriler; "Akran İstismarı Belirleme Ölçeği Ergen Formu" ve "Şiddet Anketi" vasıtasıyla toplanmıştır. Bağımsız değişkenler ise; cinsiyet, sınıf seviyesi, başarı algısı, okula istekli gelip gelmeme, sosyoekonomik seviye, okulda sorunların paylaşıldığı kişiler, içekapanık olup olmama, aile ortamında zaman geçirilen kişiler ve son olarak disiplin cezası alıp almama durumudur.Birinci çalışma, pilot ve ana çalışmadan oluşan nicel bir çalışmadır. Nicel verilerin sağlanmasında olasılık temelli örneklem seçim tekniği kullanılmıştır.Olasılık temelli örneklem seçim tekniği, liselerde akran zorbalığı ve şiddet düzeyini belirlemek için kullanılan "Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği Ergen Formu" ve "Şiddet Anketi"nin uygulanmasında kullanılmıştır. Bu doğrultuda "Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği Ergen Formu" ve "Şiddet Anketi"; İzmir'de sırasıyla tabakalı, küme ve rastgele örneklem seçim tekniğine bağlı olarak seçilmiş, 4 genel lise ile 4 meslek lisesi olmak üzere toplam 8 lisenin 9., 10., 11., ve 12. sınıf öğrencilerinden oluşan 561 öğrenciye uygulanmıştır.Nicel araştırma teknikleriyle toplanan nicel verilerin analizinde parametrik tekniklerden bağımsız örneklemler için z-testi ve tek yönlü varyans analizi, parametrik olmayan tekniklerden ise Mann Whitney U testi ve Kruskall Wallis testi analizleri kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizinde önemli olarak belirlenen farklılıkların kaynağını incelemek için Scheffe testleri kullanılırken Kruskall Wallis testlerinde belirlenen önemli farklılıkların kaynağı Mann Whitney U testleriyle incelenmiştir.Araştırmanın birinci çalışmasından elde edilen bulgular, genel ve meslek liselerin 9., 10., 11. ve 12. sınıflarında eğitim gören kız öğrencilerin hem zorba olma hem de kurban olma eğilimlerinin erkeklere göre daha fazla olduğu; sınıf düzeyinin yükselmesiyle birlikte kurban olma davranışlarının azaldığı; öğrencilerin başarı algısının düşmesiyle sözel kurban olma eğilimlerinin, başarı algısının yükselmesiyle birlikte ise fiziksel ve sözel zorba olma eğilimlerinin arttığı; maruz kaldıkları şiddeti hiç kimseyle paylaşmamayı tercih eden kız ve erkek öğrencilerin, sorunun daha çok büyümesinden korktukları için ve zarar veren öğrenci tarafından daha fazla örselenebileceği korkusu yaşadıklarından dolayı paylaşmadıkları yönündedir. Birinci çalışmanın ikinci çalışma ile bağlantılı olması sebebiyle dikkat çekici olduğu düşünülen sonuçlarından biri, disiplin cezasının öğrencilerin zorbaca davranışlarını azaltmada önemli düzeyde etkisi olduğu sonucudur.ÇALIŞMA IIAraştırmanın ikinci çalışması iki aşamadan oluşmuştur. Birinci aşamanın amacı, öğrenciler arasında disiplin kuruluna sevkedilmeyi gerektirecek düzeydeki şiddet ve zorbalık içeren davranış sorunlarını çözmeye yönelik alternatif bir yöntem olan "Onarıcı Disiplin Modeli"ni Türk Eğitim Sistemi'ne uyarlamaktır. İkinci aşamanın amacı ise, "Onarıcı Disiplin Modeli"nin etkililiğinin incelenmesidir.İkinci çalışmanın bağımlı değişkeni "Aile Grup Toplantılarının ve "Onarıcı Toplantılar"ın öğrenci zorbalığı ve şiddeti üzerindeki etkisidir. Bu bağımlı değişkenlere ait veriler; "toplantı süreç kayıt tutanakları", "süreç değerlendirme formları", "katılımcı bilgileri formu" ve "görüşme formlan" ile toplanmıştır. İkinci çalışmanın bağımsız değişkeni "Onarıcı Disiplin Modeli"dir. "Onarıcı Disiplin Modeli", "Aile Grup Toplantıları" ve "Onarıcı Toplantılar" yoluyla uygulamaya dönüştürülmüştür. Zorbalığa maruz kalmış mağdur öğrenciler, zorbalık yapmış öğrenciler, öğrenci velileri, gerekli durumlarda okul idarecileri, öğretmen/öğretmenler, psikolojik danışman ve okul güvenlik ekibi Aile Grup Toplantıları'na ve ebeveynlerin katılmasının uygun olmadığı durumlar için planlanmış Onarıcı Toplantılar'a çağrılarak, toplantı sürecinin zorbalık yapan ve yaşayan öğrencilerin davranışlarına olan etkisi incelenmiştir.Araştırmanın ikinci çalışması nitel ve nicel araştırma yöntem ve teknikleri birlikte kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda veriler, hem nicel hem de nitel veri toplama araçları kullanılarak toplanmıştır. Bu şekilde yöntemler arası çeşitleme kullanılarak nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birbirini güçlendirmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın ikinci çalışması vasıtasıyla elde edilen nitel ve nicel verilerin sağlanmasında olasılık temelli olmayan örneklem seçim tekniği kullanılmıştır. "Aile Grup Toplantıları" ve "Onarıcı Toplantılar"ın akabinde tüm katılımcıların toplantıdaki rollerine göre ayrı ayrı hazırlanmış olan "süreç değerlendirme formları" uygulanarak sürecin etkililiğine ilişkin nicel ve nitel veriler toplanmış, ardından rastgele seçilen bir grup katılımcı ile "görüşme metodu" kullanılarak nitel veri elde edilmiştir. Burada amaçlı örneklem seçim tekniği kullanılmıştır. İkinci çalışmada "toplantı süreç kayıt tutanakları" ve "görüşme formları" vasıtasıyla nitel veriler elde edilirken, "süreç değerlendirme formları" ve "katılımcı bilgileri formu" ile nicel veriler elde edilmiştir.Araştırmanın ikinci çalışmasında hem nicel hem de nitel araştırma teknikleri kullanılmıştır. Nicel araştırma teknikleriyle toplanan nicel verilerin analizinde frekans ve yüzde hesaplarından yararlanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir."Aile Grup Toplantıları" ve "Onarıcı Toplantılar"ın düzenlendiği okullarda; disiplin kuruluna sevk edilmeyi gerektirecek düzeydeki, öğrenciler arasında zorbalık ve şiddet içeren sorunların çözümüne yönelik toplam 145 kişinin katılımı ile zorbalık veya şiddet içeren 31 sorunun "Onarıcı Uygulamalaf' yoluyla çözümlenmesi sağlanmaya çalışılmıştır.Araştırmanın ikinci çalışmasında elde edilen temel bulgu ise şöyledir; okul ortamında öğrenciler arasında yaşanan ve disiplin kuruluna sevkedilmeyi gerektirecek düzeydeki toplam 31 farklı zorbalık veya şiddet içerikli sorunun tamamı "Onarıcı Uygulamalar" yoluyla kalıcı ve yapıcı bir şekilde çözümlenmiştir. Elde edilen bu bulgu iki farklı ve önemli sonuca varılmasını sağlamaktadır. Birincisi, "Onarıcı Uygulamalar" vasıtasıyla yaşama geçirilen "Onarıcı Disiplin Modeli"nin, Türkiye'de alt-orta sosyoekonomik düzeyi temsil eden genel liseler ile meslek liselerinde, akran zorbalığı ve şiddeti içeren disiplin sorunlarının kalıcı ve yapıcı çözümünde önemli düzeyde etkili olduğu söylenebilir. İkincisi ise, "Onarıcı Disiplin Modeli"nin ülkemizde lise öğrencileri arasındaki disiplin sorunlarının kalıcı ve yapıcı çözümünde önemli düzeyde etkili olduğu sonucuna bağlı olarak, ülkemiz eğitim yapısı ve kültürel yapısına uygun olarak adapte edilmiş olduğu söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Onarıcı Disiplin Modeli, Aile Grup Toplantıları, Onarıcı Toplantılar, Akran Zorbalığı, Şiddet

Akran zorbalığıDisiplinEğitim psikolojisi+5
A. Arzu Hanhan
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Akran arabuluculuk eğitiminin lise öğrencilerinin arabuluculuk becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, akran arabuluculuk eğitiminin lise öğrencilerinin arabuluculuk becerilerine etkisini incelemektir. İki aşamalı olarak yürütülen bu araştırmada, Çalışma 1 olarak adlandırılan birinci aşamada akran arabuluculuk eğitiminin lise öğrencilerinin çatışma çözme düzeyleri, empatik eğilim düzeyleri ve saldırganlık düzeyleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Ön test son test kontrol gruplu deneysel desenin kullanıldığı Çalışma 1'in bağımsız değişkeni akran arabuluculuk eğitimidir. Akran arabuluculuk eğitimi 10 oturumdan oluşmaktadır. Dört temel beceriyi içeren akran arabuluculuk eğitiminin içeriğinde şu beceriler içermektedir: Çatışma kavramının anlaşılması, iletişim becerileri, öfke yönetimi becerileri, müzakere ve arabuluculuk becerileridir. Araştırmanın ikinci aşaması olan Çalışma 2'de akran arabuluculuk eğitimi alan öğrencilerin arabuluculuk becerilerinin gerçek öğrenci çatışmalarının yapıcı ve barışçıl çözümünde etkisi incelenmiştir. Çalışma 2'de akran arabuluculuk sürecinin değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışma 2'de arabuluculuk formu, akran arabulucuların ve çatışan tarafların arabuluculuğa ilişkin görüş, deneyim ve algılarına başvurulmuştur. Araştırma 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Denizli ilinde bulunan iki Anadolu lisesinde yürütülmüştür. Çalışma 1 kapsamında, deney ve kontrol gruplarına ön test olarak Çatışma Çözme Ölçeği, Empatik Eğilim Ölçeği ve Saldırganlık Ölçeği uygulanmıştır. Daha sonra, sadece deney grubunda yer alan öğrencilere 10 oturumluk akran arabuluculuk eğitimi verilmiştir. Ardından, deney ve kontrol gruplarına son test olarak Çatışma Çözme Ölçeği, Empatik Eğilim Ölçeği ve Saldırganlık Ölçeği uygulanmıştır. Çalışma 2 kapsamında, sadece deney grubunda yer alan ve akran arabulucu olarak eğitilen öğrenciler, arkadaşlarının gerçek öğrenci çatışmalarında arabuluculuk yapmışlardır. Bu sürecin değerlendirilmesi için öğrencilerin arabuluculuk oturumlarında kullandıkları arabuluculuk formları kullanılmıştır. Ayrıca akran arabulucu ve çatışan taraf olarak öğrencilerin arabuluculuk sürecine ilişkin görüş ve algılarını tespit etmek amacıyla görüşmeler yapılmıştır. Çalışma 1?de akran arabuluculuk eğitiminin lise öğrencilerinin çatışma çözme ve empatik eğilim düzeylerine etkisini test etmek amacıyla 2X2 split-pilot karışık desen olarak tanımlanan tekrarlanmış ölçümler için iki faktörlü varyans analizi ANOVA kullanılmıştır. Akran arabuluculuk eğitiminin lise öğrencilerinin saldırganlık düzeylerine etkisini test etmek amacıyla parametrik olmayan istatistiksel yöntemlerden Mann-Whitney U kullanılmıştır. Çalışma 2?de akran arabulucu olarak eğitilen öğrencilerim arkadaşlarının gerçek öğrenci çatışmalarının yapıcı ve barışçıl çözümünde etkisini incelemek amacıyla nitel very analizlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Çalışma 1?in bulguları incelendiğinde, deney grubunda yer alan öğrencilerin çatışma çözme düzeyleri kontrol grubunda yer alan öğrencilerin çatışma çözme düzeyleriyle karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir fark olduğu, deney grubunda yer alan öğrencilerin yapıcı çatışma çözme düzeylerinde anlamlı bir artış olduğu saptanmıştır. Deney ve kontrol gruplarında yer alan öğrencilerin ön test ve son test empatik eğilim düzeyleri karşılaştırıldığında, gruplar arasında anlamlı düzeyde fark olmadığı görülmüştür. Buna karşın, akran arabuluculuk eğitimi alan deney grubunda yer alan öğrencilerin saldırganlık düzeylerinin bu eğitimi almayan öğrencilere kıyasla anlamlı derecede azaldığı saptanmıştır. Çalışma 2?nin bulguları incelendiğinde, 39 öğrenci çatışmasının akran arabuluculuk yoluyla çözüldüğü görülmüştür. Bu çatışmaların % 97.5 oranında yapıcı bir anlaşmayla sonuçlandığı tespit edilmiştir. Öğrenciler en çok, olumsuz davranışı yapmamaya söz vererek anlaşmaya varmışlardır. Akran arabulucu 23 öğrencinin arabuluculuk uygulamaları ve deneyimlerine ilişkin görüşleri incelenmiştir. Buna göre akran arabulucuların üstlendikleri arabulucu rolünden çok memnun ve mutlu oldukları, kendilerini arkadaşlarına ve yeni görevlerine karşı sorumlu hissettikleri, davranışlarında olumlu yönde değişimler olduğu saptanmıştır. Akran arabulucular, arabuluculuk basamaklarını uygularken zaman zaman güçlükler yaşasalar da uygun baş etme stratejilerini kullandıkları sonucuna varılmıştır. Akran arabuluculuk yardımı alan ve çatışan taraf olarak uygulamalara katılan 41 öğrencinin arabuluculuk uygulamalarına ilişkin görüşleri, algıları ve deneyimleri incelenmiştir. Buna gore öğrenciler, bu sürece katılmaktan memnun olduklarını, arabuluculuğa başvurarak bundan yararlar sağladıklarını, tekrar arabuluculuğa başvurabileceklerini ve arkadaşlarına da tavsiye edebileceklerini aktarmışlardır. Çalışma 1 ve Çalışma 2?nin sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde akran arabuluculuk eğitiminin lise öğrencilerinin yapıcı çatışma çözme becerilerinin gelişmesinde ve saldırganlık düzeylerinin azalmasında etkili olduğu ifade edilebilir. Buna ek olarak, akran arabuluculuğun lise öğrencilerinin gerçek öğrenci çatışmalarının yapıcı ve barışçıl çözümünde etkili bir yol olduğu söylenebilir.

Akran aracılı öğretim yöntemiAkran ilişkileriArabuluculuk+6
Fulya Türk
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Barış eğitimi programının ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin saldırganlık eğilimleri, empati düzeyleri ve barışa ilişkin görüşleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, barış eğitimi programının ilköğretim altıncı sınıf öğrencilerinin saldırganlık eğilimleri, empati düzeyleri ve barışa ilişkin görüşleri üzerindeki etkisi incelenmiştir.Araştırma, 2010 ? 2011 öğretim yılında İzmir ili Menemen ilçesinde alt sosyo-ekonomik düzey bir bölgede bulunan 75. Yıl İlköğretim Okulu ve 100. Yıl İlköğretim Okulu'nda öğrenimlerine devam eden altıncı sınıf öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, öntest ? sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmacının psikolojik danışman olarak görev yaptığı 100. Yıl İlköğretim Okulu altıncı sınıflarının tamamı (5 şube) deney grubu, 75. Yıl İlköğretim Okulu altıncı sınıflarının tamamı (5 şube) ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmanın deney grubunda 158 öğrenci (84 kız, 74 erkek), kontrol grubunda ise 123 öğrenci (57 kız, 66 erkek) yer almıştır. Yirmi dört oturumdan oluşan barış eğitimi programı, haftada 2 ders saati olmak üzere 12 haftalık bir sürede uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir işlem yapılmamıştır. Araştırmada nicel ve nitel veri toplama araçları birlikte kullanılmıştır. Deneysel işlem öncesinde ve sonrasında, deney ve kontrol gruplarına Gültekin (2008) tarafından geliştirilen Saldırganlık Ölçeği ve Bryant (1982) tarafından geliştirilen ve Yüksel (2003) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan Çocuklar İçin Empati Ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca, deney grubunda yer alan öğrencilerin barışa ilişkin görüşlerini incelemek amacıyla, yarı yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular incelendiğinde, barış eğitiminin ilköğretim altıncı sınıf öğrencilerinin saldırganlık eğilimlerinin azalmasında ve empati düzeylerinin artmasında etkili bir program olduğu görülmüştür. Öğrencilerle yapılan görüşmelerde; öğrencilerin şiddet ve barış kavramlarına ilişkin farkındalık kazandıkları, kişilerarası iletişim ve anlaşmazlık çözüm becerilerinin geliştiği, arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle, aileleriyle olan ilişkilerinin geliştiği, sınıf ve okul atmosferinin olumlu yönde dönüştüğü bulgularına ulaşılmıştır.

BarışBarış eğitimiEmpati+2
Ali Serdar Sağkal
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

"Akran arabuluculuk eğitiminin" ilköğretim öğrenci anlaşmazlıkları üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, ?Akran Arabuluculuk Eğitimi? nin ilköğretim öğrenci anlaşmazlıkları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu araştırmanın amacı, ?Akran Arabuluculuk? eğitim programının ilköğretim okulu öğrenci anlaşmazlıkları üzerindeki etkisini incelemektir.Araştırma biri İzmir diğeri Manisa ilinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı' na bağlı iki ilköğretim okulunda 2010-2011 eğitim-öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni, ?Akran Arabuluculuk Eğitim Programı?; bağımlı değişkeni ise öğrenci anlaşmazlıklarıdır. Akran arabuluculuk eğitim programı öncesinde ve sonrasında deney ve kontrol gruplarına, Sarı (2005) tarafından geliştirilmiş olan ?Çatışma Çözümü Becerileri Ölçeği? uygulanmıştır.Akran Arabuluculuk Eğitim Programı dört bölümden oluşmaktadır: Kişiler arası çatışmaların doğasının anlaşılması, iletişim becerileri, öfke yönetim becerileri ve kişiler arası çatışma çözüm becerileridir. Toplamda 21 etkinlikten oluşan eğitim programı, haftada ikişer saat olmak üzere on altı hafta boyunca deney grubunda yer alan öğrencilere uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir eğitim verilmemiştir.Araştırmaya ilişkin veriler, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında İzmir ve Manisa illerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı iki ilköğretim okulunun 5. Sınıf öğrencilerinden (131 öğrenci) elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizi SPSS 15 for Windows Paket Programı kullanılarak yapılmıştır. Deney ve kontrol grubunun çatışma çözüm becerileri arasında anlamlı farkın olup olmadığını test etmek amacıyla ANCOVA kullanılmıştır.Yapılan istatistiksel analizler sonucunda, akran arabuluculuk eğitimi alan deney grubu öğrencilerinin çatışma çözüm becerilerinde, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı fark saptanmıştır. Bu bağlamda, ?Akran Arabuluculuk Eğitimi? programının 5. Sınıf deney grubu öğrencilerinin çatışma çözüm becerileri üzerinde olumlu etki sağladığı görülmüştür. Ayrıca, deney grubundaki öğrencilerin yapıcı çatışma çözüm becerilerinden olan bütünleşme becerisini kontrol grubundaki öğrencilere oranla daha fazla kullandıkları, istenmeyen çatışma çözüm becerilerinden olan uyma, kaçınma ve hükmetmeyi daha az kullandıkları saptanmıştır.Araştırmada, akran arabuluculuğu eğitiminin öğrenci anlaşmazlıkları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, 5.sınıf deney grubu öğrencilerine akran arabuluculuğu eğitim programı uygulanmıştır. Araştırmada, 2010-2011 eğitim-öğretim yılı birinci döneminde deney grubuna verilen 32 saatlik Müzakere ve Akran Arabuluculuk Eğitimi'nden sonra sınıf arabulucuları uygulanan sosyometri sonucunda arkadaşları tarafından seçilmiştir. 12 kız ve 8 erkek öğrenci olmak üzere toplam 20 öğrenci arabulucu olarak seçilmiştir. Arabulucu nöbet çizelgesi oluşturularak toplam yirmi öğrenciden her hafta iki öğrenci 2010-2011 eğitim-öğretim yılı ikinci dönemi boyunca sınıflarda ortaya çıkan öğrenciler arası çatışmaların ve anlaşmazlıkların barışçıl olarak yönetilmesi ve çözümlenmesi için görev almışlardır.Araştırmada arabuluculuk yapan yirmi arabulucu öğrenci ile arabuluculuk deneyimlerine ilişkin görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen sözel veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Akran arabulucusu olarak yetiştirilen öğrenciler, akranlarının yaşadıkları gerçek çatışmaları arabuluculuk süreci aşamalarını kullanarak çözmeye çalışmışlardır. Araştırmanın bulguları, akran arabuluculuğu eğitimi alan arabulucuların, arabuluculuk süreci basamaklarını doğru biçimde uygulayabildiklerini ve akran çatışmalarını çözebildiklerini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Çatışma, çatışma çözümü, müzakere, arabuluculuk, akran arabuluculuk.

Akran aracılı öğretim yöntemiArabuluculukArabuluculuk eğitimi+5
Yonca Gülkokan
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çatışan öğrenciler ile arabulucu öğrencilerin "akran arabuluculuk" uygulamalarına ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, ?Çatışan Öğrenciler ile Arabulucu Öğrencilerin ?Akran Arabuluculuk? uygulamalarına ilişkin görüşleri? incelenmiştir. Bu araştırmanın amacı, lisede 5 yıldır uygulanmakta olan ?Anlaşmazlık Çözümü ve Akran Arabuluculuk? modeline yönelik sürecin arabulucu ve çatışan öğrenciler tarafından değerlendirmesini yapmak, modelin etkililiğini arabulucu ve çatışan öğrencilerin perspektifinden incelemektir.Araştırma ?Anlaşmazlık Çözümü ve Akran Arabuluculuk? modelinin uygulandığı İzmir ilinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir lisede 2010-2011 eğitim ve öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma nitel araştırma modeline göre yapılandırılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni akran arabuluculuk toplantıları; bağımlı değişkeni ise arabuluculuk toplantılarına ilişkin arabulucu ve çatışan öğrencilerin algılarıdır.Araştırmanın çalışma grubunu, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında İzmir ilinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı liseden kartopu örnekleme methodu ile belirlenen 20 arabulucu ve 20 çatışan öğrenci olmak üzere toplam 40 öğrenci ve aynı methodla belirlenen 10 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme soru formu çalışma grubundaki kişilere uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen sözel veriler içerik analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulardan yola çıkarak çatışma çözme ve akran arabuluculuğunun okullarında uygulanmasıyla, öğrenciler çatışmalarını yapıcı ve barışçıl bir yol olan arabuluculukla çözmeyi seçmektedirler. Çatışan ve arabulucu öğrencilerin arabuluculuk basamaklarını uygularken en çok empati basamağında zorlandığı ve bu basamakta yaşanan zorluk giderildikten sonra anlaşmaya ulaşılıp çatışan öğrencilerin çatışma yaşadıkları arkadaşlarıyla ilişkilerinin eskisi gibi hatta bazı öğrencilerin ilişkilerinin eskisinden daha iyi olduğunu; buna karşın sınırlı da olsa hem arabulucu hem de çatışan öğrenciler arabuluculuk oturumundan sonra arkadaş ilişkilerinde bozulma olduğunu ifade etmişlerdir. Bunun yanı sıra yapılan görüşmeler sonucunda, hem çatışan hem de arabulucu öğrencilerin okullarında öğrendikleri müzakere deneyimlerini okul dışındaki ilişkilerinde kullandıkları bulgusuna ulaşılmıştır.Araştırma bulgularında öğretmen görüşleri incelendiğinde, öğrencilerin çatışma çözme yöntemi olarak akran arabuluculuk modelini seçtikleri, bu programın uygulanmasından sonra öğrencilerin derse yönelik ilgilerinin arttığı, öğretmenlerin sınıf yönetimlerinin kolaylaştığı ve öğrencilerin aldıkları disiplin suçlarında azalma olduğu görülmektedir.

AkranAkran ilişkileriArabuluculuk+5
Fulya Güloğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynleri farklı etnik kimliklere sahip olan bireylerin sosyal kimliklerinin ve deneyimledikleri önyargıların incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ebeveynleri farklı etnik kimliklere sahip bireylerin, sosyal kimliklerini nasıl oluşturduklarını, algıladıklarını, sosyal kimlikleri ile ilgili maruz kaldıkları ve sahip oldukları önyargıları incelemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenolojik yaklaşım benimsenmiştir. Ebeveynlerinin farklı etnik kimliklere sahip olduklarını beyan eden, 19-49 yaş arası, 11 kadın 14 erkek toplam 25 kişi ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler tematik analiz ve içerik analizi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Katılımcılar, toplumsal ve kültürel temelli sosyal kimliklerini tanımlarken daha yüksek oranda üst kimliği ve iki kimliği tercih etmişlerdir. Öte yandan kendilerini çevreye karşı ifade ederken daha yüksek oranda tek kimliği tercih etmişlerdir. Çoğunlukla sosyal kimlikleri arasında mesafe olmadığını belirtmişlerdir. Sosyal çevrede baskın olan kültür, bu kişilerin sosyal kimlikleri ile özdeşleşme biçimlerini etkilemiştir. Katılımcıların yaşadıkları güçlükler arasında önyargıya, ayrımcılığa ve dışlanmaya maruz kalma ön plana çıkmaktadır. Katılımcılar, bu durumlar ile başa çıkarken genellikle kaçınma, temkinli davranma, olumlu temas kurmaya çalışma ve çatışmaya girme yöntemlerini tercih etmişlerdir. Çalışmaya katılan kişilerin çoğunluğu, kimlikleri arasında kolayca geçiş yapabildiklerini ve sahip oldukları sosyal kimlikleri uzlaştırabildiklerini söylemişlerdir. Çok kimlikli bireylerin farklı sosyal grupları daha açık ve esnek bir şekilde değerlendirdikleri görülmüştür. Bu yüzden, farklı sosyal kimliklerden olan kişilerle temas kurmaktan rahatsızlık duymayacaklarını belirtmişlerdir.

AyrımcılıkEbeveynlerEtnik kimlik+4
Muhammed Enes Karacoşkun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Derslerde kullanılan gruplar arası temas konulu öykülerin; Türk ve Suriyeli ilkokul öğrencilerinin, gruplararası arkadaşlık ilişkilerine yönelik algılarına etkisinin incelenmesi

The purpose of this research is to examine the effects of an educational study applied to Turkish and Syrian elementary students with different social and cultural identities who are studying together in the same class. The study was carried out using a quasi-experimental design. There are two experimental groups and two control groups in the study. Six stories focused on cross-group friendships were developed for use in the study. The stories developed were applied in two different classes belonging to the experimental group for a total of 6 hours, one hour for six weeks. There are a total of sixty-two students in the two classes. Qualitative data were collected by conducting focus group discussions in both classes where stories were processed and in two classes taken as control groups. In addition, qualitative data were collected from the worksheets that students filled out while the story study was being conducted. In the study, qualitative data obtained through focus group interviews and qualitative data obtained from the documents collected from students belonging to the experimental group were analyzed using thematic analysis techniques. As a result of the study, significant differences were found between the experimental and control groups. Keywords: Intergroup Contact, Crossgroup Friendship, Indirect Contact.

FriendshipInter-group relationsSyrians+5
Mustafa Tercan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Ortaokul öğrencilerinin barış yapıcılık eğitimi sonrası anlaşmazlıklarını çözme konusundaki değişimi

The purpose of this study was to measure the effect of peacemaking training on the conflict resolution skills of middle school students. It was hypothesised that a peacemaking program consisting of conflict resolution, negotiation, and peer mediation training, would change the perception of students toward conflict in a positive way, would increase the use of constructive conflict resolution strategies, improve communication skills with peers and family members, have a positive effect on academic success, have a positive contribution to the class and school environment, and would be assimilated and used out of school environment. The training was given at a public middle school located in a low-SES part of Izmir. All 5th ,6th and 7th-grade students from 9 different classes were involved in the study. 4 boys and 4 girls from each class, 72 students in total, were chosen by their peers and trained as Peacemakers/Peer Mediators. The peer mediators received two hours of training once a week, 12 hours in total. The training lasted 6 weeks. The dependent variables of the research were the peacemaker/peer mediator students' perceptions of the process, teachers' perceptions of the process and the effectiveness of the peacemaking/peer mediation training. Data on these variables were collected through ¨Peer Mediator Interview Forms¨, ¨Teacher Interview Forms¨, and ¨Peer Mediation Report Forms¨. The independent variable of the study was the Peacemaking Training Program. The program was built around four major themes; a) Understanding the Nature of Interpersonal Conflicts, b) Learning Conflict Strategies, c) Negotiation, d) Peer Mediation. A 12-hour training program was used, covering these themes. The results of the study showed that Peacemaking Training, given to 5th, 6th and 7th grade students increased their conflict resolution skills, improved communication skills with their peers and family members, had a positive effect on academic success, and a positive contribution to the class and school environment. It was also found out that the students assimilated and used the conflict resolution skills out of school environment. Out of the 138 conflicts referred to mediation, %94.9 resulted in agreement. In the light of these findings, we can conclude that Peacemaking Training might have a positive effect on the 5th, 6th and 7th grade students' way of handling their conflicts. Keywords: Interpersonal Conflict, Conflict Resolution, Negotiation, Peer Mediation, Peacemaking.

PeacePeace educationPeaceful settlement+4
Nihan Karakaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sosyal-kimlik kategorilerine sahip üniversite öğrencilerinin, yurt yaşamlarında gruplararası temas, arkadaşlık, empati, kaygı ve tutum süreçlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, farklı sosyal kimlik gruplarına üye olup, aynı yurt odasında yaşayan Türk ve Kürt üniversite öğrencilerinin: Gruplar arası arkadaşlık, gruplar arası temas, gruplar arası empati, gruplar arası kaygı ve gruplar arası tutum sürecinin değişimini incelemektir. Araştırma, nitel araştırma yaklaşımlarından fenomenolojik çalışma olarak kurgulanmıştır. Çalışamanın ana eksenini üniversite yurtlarında yaşayan öğrencilerin farklı sosyal kimlik gruplarının üyesi oda arkadaşlarıyla yurt odasında yaşadıkları deneyim oluşturduğundan fenomenolojik yaklaşım tercih edilmiştir. Çalışmada veriler aynı yurt odasını paylaşan öğrenciler ile yüz yüze görüşme yapılarak toplanmıştır. Kendilerini etnik ve kültürel alt kimlik olarak Türk (22) ve Kürt (23) olarak tanımlayan toplam 45 öğrenci ile yüz yüze derinlemesine görüşülerek nitel veriler toplanmıştır. Araştırmada veri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi ve tematik analiz birlikte kullanılmıştır. Çalışmada, Türk/Kürt sosyal kimliğine sahip öğrencilerin birbirleriyle olumlu temas kurmaları durumunda, gruplar arası arkadaşlıklar geliştirdikleri görüldüğünde; dış gruba yönelik empatinin geliştiği, gruplar arası kaygının azaldığı, daha olumlu gruplar arası tutumların oluştuğu ve ön yargının azaldığı görülmüştür. Türk/Kürt sosyal kimliğine sahip öğrencilerin birbirleriyle olumsuz temas kurmaları durumunda, dış gruba yönelik empatinin azaldığı, kaygının yükseldiği, olumsuz gruplar arası tutumların geliştiği görülmüştür. Yurt odasında sosyal kimliklerin görünürlüklerinin azalması, ortak bir üst kimliğin oluşması ve birlikte yapılan faaliyetlerinin sıklığının ve kalitesinin artması daha olumlu gruplar arası temas ve olumlu gruplar arası tutumla ilişkili bulunmuştur. Öğrencilerin büyük bir kısmı insan olmayı, ortak üst kimlikle ilişkilendirmiştir. Buna karşın; sosyal kimliklerin daha görünür olması ve siyasi söylemlerin artması, gruplar arası olumsuz temas, yükselen kaygı ve olumsuz gruplar arası tutumlarla ilişkili bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Gruplar Arası Arkadaşlık, Gruplar Arası Temas, Gruplar Arası Empati, Gruplar Arası Kaygı, Gruplar Arası Tutum, Sosyal Kimlik, Üst Kimlik.

ArkadaşlıkEmpatiGrupla bütünleşme+7
Veysel Karazor
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynleri boşanmış ve boşanma sürecinde olan 9-12 yaş arasındaki çocukların, boşanmaya uyum ve depresyon düzeylerinin incelenmesi

Çalışmanın temel amacı, ebeveynleri, boşanmış ve boşanma sürecinde olan 9-12 yaş arasındaki çocukların, boşanmaya uyum ve depresyon düzeylerini incelemektir. Bu çalışma, nicel bir çalışmadır. Çalışma grubu, 9-12 yaş arasındaki ebeveynleri boşanma aşamasında olan 70, boşanmış, velayet değişikliği için mahkemelere başvuran ebeveynlerin 39 çocuğundan oluşmaktadır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri, cinsiyet, yaş, anne babanın eğitim durumu, aylık geliri, çocukların kardeş sayısı, evde yaşadığı kişiler, anne babanın boşanma durumu, evden ayrılan ebeveyniyle görüşme sıklığı, anne babanın boşanmalarından sonraki evlilik durumları, çocukların hayatındaki değişiklikler iken, bağımlı değişkenleri, "Çocuklar için Boşanmaya Uyum Ölçeği" ile "Çocuklar için Depresyon Ölçeği"dir. Verilerin çözümlenmesinde, SPSS istatistik paket programından yararlanılmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerine göre, Çocuklar için Depresyon Ölçeği ve Çocuklar için Boşanmaya Uyum Ölçeği ile ölçeğin alt ölçekleri olan Çatışma ve Kötü Uyum, Depresyon ve Kaygı ile Sosyal Destek puanlarına ilişkin karşılaştırmalarda t testi, tek yönlü varyans ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Boşanma oranlarındaki artışa paralel olarak bu konuda ülkemizde yapılan araştırmaların sınırlı sayıda olmasından yola çıkılarak, boşanmış ve boşanma sürecindeki çiftlerin 9-12 yaş arasındaki çocuklarıyla yapılan bu araştırmanın yararlı olacağı düşünülmektedir. Daha önce bu konuyla ilgili yapılan çalışmalarda, ebeveynleri boşanmış ya da boşanmamış çocukların boşanmaya uyum, kaygı ve depresyon düzeylerinin çalışıldığı görülmüş; ancak, ebeveynleri boşanma sürecinde olan çocuklarla, boşanmış çocukların boşanmaya uyum ve depresyon düzeylerini inceleyen bir çalışmaya rastlanmamıştır. Ayrıca, daha önce yapılan çalışmaların, Milli Eğitim'e bağlı okullarda öğrenimine devam eden anne babası boşanmış ve boşanmamış çocuklarla yapıldığı görülmüştür. Yapılan bu çalışma, İzmir Adliyesi, Aile Mahkemeleri'nde, boşanma davaları sonuçlanmış, "Velayet Değişikliği" ya da boşanma sürecinde olup "Boşanma ve Velayet" davaları için başvuran anne babaların 9-12 yaş arasındaki çocuklarıyla çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, 9-12 yaş arasında, ebeveynleri boşanan ve boşanma aşamasında olan çocuklar incelendiğinde, ebeveynleri boşanan çocukların boşanma aşamasındakilere göre, boşanmaya daha iyi uyum sağladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, yapılan çalışmayla cinsiyete göre depresyonun, kız ve erkek çocuklarda birbirine çok yakınken boşanmaya uyumun kızlarda erkeklere oranla daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ancak, ebeveynleri boşanmış ve boşanma sürecinde olan çocuklar incelendiğinde, depresyon, kaygı düzeyleri, çatışma ve uyum problemleri yaşamalarında bir farklılık görülmemektedir. Ebeveynleri boşanmış ve boşanma sürecindeki çocukların, babalarının gelir durumu ile boşanmaya uyum ve depresyon düzeyleri arasında anlamlı farklılık olmadığı; ancak babaların gelir durumu ile boşanmaya uyum ölçeğinin alt ölçeği olan sosyal destek puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu, geliri yüksek olan babaların çocuklarının daha fazla sosyal destek algıladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan çalışmada, ebeveynleri boşanmış ve boşanma sürecindeki 9-12 yaşındaki çocukların, ebeveynleriyle görüşme sıklığı ile boşanmaya uyumları arasında pozitif bir ilişki olduğu, ebeveynleriyle sık görüşen çocukların boşanmaya daha kolay uyum sağladığı görülmüştür. Ebeveynleriyle hiç görüşmeyen çocukların haftada bir görüşenlere göre daha yüksek kaygı ve olumsuz uyum puanları olduğu anlaşılmıştır. Çalışma sonucunda, ebeveynleri boşanan ve boşanma sürecinde olan çocukların, kardeş sayıları fazla olanların depresyon ölçeği puanlarının, daha az kardeşi olan ya da hiç olmayanlara göre daha düşük, sosyal destek ölçeği ve boşanmaya uyum ölçeğine ait puanlarının ise, daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Boşanma, boşanmaya uyum, depresyon.

BoşanmaBoşanmış ailelerDepresyon+6
Gerçem Demir Tek
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aile eğitim programının, aile işlevleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Toplumun en küçük birimi olan aile de tarihsel, kültürel ve ekonomik değişimlerden etkilenmektedir. Değişen dünyada ebeveyn rolü de değişmek zorunda kalmıştır. Günümüzde ebeveyn olarak çocukların temel fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak (beslenme, barınma, güvenlik, sevgi gibi) yeterli olmayıp onları değişen dünyada "kendi ayakları üstünde kalabilecek" donanımlara göre yetiştirmek önem kazanmıştır. Sağlıklı ve işlevsel aile ilişkilerine sahip olmak, bireylerin de duygusal ve ruhsal olarak sağlıklı olmalarının temel koşuludur. İletişime açık, demokratik bir aile ortamında; ortak olarak belirlenen kurallar ve roller sonunda karşılıklı olarak görevlerin yerine getirilmesi üyelerin birbirlerine ve kendilerine güvenmeleri için de önemlidir. Karşılaşılan sorunların aile üyeleri tarafından bir kriz durumu olarak algılanmadan, aile birliğini güçlendirmek için fırsat olarak görülmesi, ailenin değişen ve gelişen dinamik bir sistem olmasının da sonucudur. Böyle bir aile, işlevsel ve sağlıklıdır. Böyle güven dolu bir aile ortamında yetişen çocuklar da ruhsal anlamda sağlıklı olacaktır. Bu ailelerdeki evlilikler de sağlıklı ve işlevsel olarak devam edecektir. Bu araştırmanın genel amacı, aile eğitim programının aile işlevleri üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Ebeveynlerin örnek/ model olma rollerinin güçlendirilerek, kendilerindeki davranış ve tutum değişikliklerinin çocuklarının davranış ve tutumlarındaki değişikliklere olan etkisini fark etmelerinin sağlanması ve böylelikle toplumun temel yapısı olan ailenin işlevselliğine olumlu yönde katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Ailenin işlevselliğini sürdürebilmesi için ebeveynlerin desteklenmesi zorunludur. Bu konuda, etkinliği test edilmiş, yapılandırılmış olan eğitim programlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada aile işlevleri dolaylı olarak da 7-19 Yaş Aile Eğitim Programının etkililiği test edilmeye çalışılmıştır. Günümüzde boşanmaların artmasıyla çocukların çoğunlukla tek ebeveynleri ile birlikte yaşamaları, diğer ebeveyn ile ilişkilerinin sınırlı olması sonucunda çocukların model alma rolleri kesintiye uğrayabilmektedir. Bu durum ailenin işlevselliğini olumsuz yönde etkileyen bir faktör olmaktadır. Bu çalışmada, aile eğitiminin aile işlevleri üzerindeki etkisi, deneysel desen kullanılarak incelenmiştir. Çalışma grubu gönüllülük esasına göre 60 (altmış) katılımcıdan oluşmuştur. Çalışmanın bağımsız değişkeni, 7-19 Yaş Aile Eğitim Programı olup Milli Eğitim Bakanlığı ve UNİCEF işbirliği ile yapılandırılmıştır. Deney grubu her oturumu yüz seksen dakika süren ve art arda sekiz hafta olan eğitim programına alınmıştır. Çalışmanın bağımlı değişkeni ise Aile Değerlendirme Ölçeği'dir. Ölçek, eğitim öncesi ve sonrasında deney grubuna uygulanmıştır. Ayrıca deney grubundan eğitim sonrası kazanımlar da yazılı olarak alınmış olup bu veriler de araştırmanın nitel verileri olarak kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS 16,0 istatistik paket programından yararlanılmıştır. Katılımcıların demografik özeliklerine göre, Aile Değerlendirme Ölçeği ve alt ölçek puanlarına ilişkin karşılaştırmalar için t testi analizi tekniği kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson momentler çarpımı korelasyon tekniği ile çözümlenmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, Deney ve kontrol grubunun aile işlevleri (problem çözme, iletişim becerileri, ebeveynlik rolleri, duygusal tepki verebilme, çocuklarına gereken ilgi gösterme becerileri, ebeveynlerin davranış kontrol becerileri ve ailenin genel işlevleri)' ne ilişkin ön-test puanları karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma sonucunda sadece davranış kontrolü ve duygusal tepki verme işlevlerine ait deney ve kontrol gruplarının ön-test puanları arasında "p<.05" düzeyinde istatistiki olarak anlamlı fark saptanmıştır. Araştırmanın deney grubunda, Aile Değerlendirme Ölçeği' nin tüm alt boyutlarında ölçek son-test toplam puanları açısından istatistiksel düzeyde anlamlı farklılaşma olmadığı belirlenmiştir. Bu çalışmada deney ve kontrol grubu arasında fark bulunmamasının nedeni olarak; deneysel çalışmanın yapıldığı okuldaki velilerin, eğitim düzeylerinin ve sosyo ekonomik düzeylerinin yüksek olması yanında, hali hazırda, aile eğitimi kapsamındaki konular hakkında bilgi ve hazır bulunuşluk düzeylerinin yüksek olması gösterilebilir. Her ne kadar istatistiki olarak bu eğitimin katılımcılar açısından bir yarar sağlamadığı saptanmış olsa da nitel verilere de dayanarak, aile işlevlerinin arttırılması ve güçlendirilmesinde yapılandırılmış ve art arda uygulanacak olan eğitim programlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle erken evlenme oranı yüksek, hızlı göç alan, şiddet davranışlarının yoğun olduğu alt ve orta sosyo-ekonomik çevrelerde ebeveynlerin becerilerinin geliştirilmesi için aile eğitimlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu ihtiyaçlar sadece okullarda sınırlı kalmamalıdır. Belediyeler, farklı kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri işbirliği yapmalı, yapılandırılmış programlar uygulanmalıdır.

Aile eğitimiAile işlevleriEğitim+2
Sündüs Adem
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Gruplar arası arkadaşlık, algılanan ayrımcılık, kollektive benlik saygısı, kolektif eylem ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkilerin fiziksel engelli yetişkin kişilerde incelenmesi

The overall aim of this study is to investigate the relationships between groups, friendship, perceived discrimination, collective self-esteem, collective action and psychological well-being in physically disabled adults. The aim of the study is to determine to what extent inter-group contact and friendship predict psychological well-being and to what extent collective-self esteem mediates the relationship between inter-group friendship and collective action and psychology well-being. The population of the study consists of individuals with physical disabilities living in İzmir. The research sample consists of 269 disabled adult individuals with different physical disabilities. Care was taken to implement the survey in each of the 30 districts in İzmir. Participants were selected using snowball and convenience sampling techniques in this study. In order to analyze the quantitative data collected in this study, t-test-correlation analysis, regression analysis and PROCESS Macro, which is one of the structural equation analysis techniques to measure the effect of mediating variables, were used. As a result of the analyzes, it was found that gender has no significant effect on friendship, perceived discrimination, collective self-esteem, collective action and psychological well-being. One-way ANOVA test was applied to test the effect of the disability types of the participants on the variables. The analysis showed that the type of disability has a significant effect on perceived discrimination. By looking at the post-hoc LSD test's comparisions, it was found that the participants with hearing disability felt more discrimination than the participants with physical disability, visually disability and other disability types. The relationship between inter-group friendship, perceived discrimination, collective self-esteem, collective action and psychological well-being, age and socio-economic status were examined by correlation analysis. In the correlation analyzes conducted on the main variables of the study, a negative relationship was found between the inter-group friendships and the perceived discrimination. A significant and positive relationship was found between the inter-group friendships, collective self-esteem, collective action and psychological well-being. Regression analysis was conducted to test the extent to which collective action and psychological well-being are predicted by inter-group friendships, collective self-esteem and perceived discrimination. In the regression analyzes, it was found that the collective action scores increased due to the increase in the rates of perceived discrimination and collective self-esteem. It has been found that collective self-esteem is the most powerful predictor of collective action. It was found that the variables of inter-group friendship and collective self esteem significantly predict psychological well-being. However, it has been found that the effect of perceived discrimination on this relationship was not significant. In the analysis where the inter-group friendship was independent, the collective self was a mediator, and the collective action was dependent variable, the mediating effect of the collective self-esteem was found to be significant. In the second study, where the inter-group friendship was independent, the collective self-esteem was a mediator, and the psychological well-being was dependent variable, the mediating effect of the collective self was found to be significant once again.

FriendshipDiscriminationPhysical handicappeds+7
Eyüp Bekmezci
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Bilişsel-davranışçı yaklaşım ve psikodrama uygulaması temelli arabuluculuk eğitim programı'nın, arabulucuların becerileri üzerindeki etkileri

In this research, the effect of the mediation skills training programme with the perspective presented by Cognitive Behavioural Approach and the concurrent psychodrama exercises on the levels of empathic approach, problem-solving, active listening and communication skills of the mediators were be questioned. The research was conducted in 2019 with a volunteer group of 22 mediators in İzmir. In the research, an experimental design with pre- and post-test control group was used. 11 participants were assigned to the experimental group and 11 participants to the control group. Research data were obtained through quantitative and qualitative methods. The dependent variable of the research is empathic approach, problem-solving, active listening and communication skills (micro skills) which are included in mediation activity. Empathic Skills Scale, Interpersonal Problem Solving Inventory, Active Listening Skills Scale and Communication Skills Scale were applied to the participants in the experimental and control groups. The scales were presented to the participants in the pre- and post-test. Qualitative data of the study were obtained from face-to-face interviews with each of the experimental group participants only one week after the completion of the training. According to the findings of the research, although there was an increase in the empathic skills scores of the experimental group, this increase was not statistically significant. There was a significant decrease in the "Negative Approach to the Problems" scores of the experimental group compared to the control group. Constructive Problem Solving scores of the experimental group increased statistically compared to the control group. Self-Confidence and Lack of Self-Confidence scores did not differ in both experimental and control groups. While there was no difference in Lack of Responsibility scores between the groups before the application, the scores of the experimental group decreased significantly after the application. The application exercises did not have any effect on the Persistent-Perseverant Approach scores. Although there was no significant difference between the groups in terms of Active Listening Skills before the application exercises, the scores of experimental group increased significantly after the exercises. And the communication skills scores of the experimental group increased significantly after the application compared to the control group. According to the qualitative findings of the research, the majority of the participants in the experimental group were satisfied with the Psychodrama Group Exercises, which were implemented concurrently with the Mediation Skills Training Programme enriched with the Cognitive Behavioural Approach, that they were particularly pleased with the development of new and different subjects for themselves and that the application exercises should be provided in mediation certificate trainings and renewal trainings as well. They also stated that they have been identifying their own automatic thoughts and understanding their feelings better since the application. According to these results, it can be stated that Psychodrama Group Exercises carried out concurrently with the Mediation Skills Training Programme which is enriched with Cognitive Behavioural Approach are beneficial for mediation skills.

MediationMediation trainingCognitive behaviour therapy+4
Murat Gezgin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors