Theses supervised by Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç

18 theses · Düzce University

Master'sOpen AccessTR

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) fizik sorularının öğretim programı, ders kitabı ve öğrenme-öğretme süreciyle karşılaştırılması

Bu araştırmanın genel amacı, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) fizik sorularının öğretim programı, ders kitabı ve öğrenme - öğretme sürecine ne derece uygun olduğunu belirlenmesidir. Yapılan literatür taramalarında fizik dersi için ülkemizde yapılan merkezi sınavlarda ve uluslararası sınavlarda istenilen başarıya ulaşılamadığı görülmektedir. Bu araştırmada hedeflenen başarıdan daha düşük düzeyde olmamızın nedenleri irdelenmeye çalışılmıştır. Gerçekleştirilen araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması olup alt desenlerinden çoklu durum çalışması yöntemi ile yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunda; Düzce ilinde orta öğretim kurumunda çalışan 35 fizik öğretmeni, Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinde Fizik Eğitimi Bölümünde görev yapan 6 öğretim üyesi, 2018 Ortaöğretim Fizik Dersi Öğretim Programı, MEB Fizik Ders Kitapları, 2019 – 2020 yılında gerçekleşen TYT (toplam 14 soru) ve AYT (toplam 28 soru) sınav soruları yer almaktadır. Çalışmada; dört adet veri toplama aracı oluşturulmuştur. Veri toplama araçları olarak öğretmenlerin ders işleniş durumlarını belirlemek amacıyla oluşturulan "Öğretmen Görüş Alma Formu", TYT ve AYT sınavlarındaki soruların gerektirdiği becerileri belirlemek amacıyla 2019 ve 2020 YKS soru ve becerilerinin yer aldığı "YKS Soruları İçin Görüş Alma Formu", YKS fizik sorularının öğretim programındaki kazanımları karşılama durumu için "Kazanım – Soru Çizelgesi", YKS fizik sorularının çözümü için gerekli bilgilerin ders kitaplarında bulunma durumu için "Sınav Sorularının Gerektirdiği Bilgileri MEB Kitabında İnceleme Formu" kullanılmıştır. Verilerin toplanması aşamasında doküman inceleme ve görüşme kullanılmıştır. Kazanım – Soru Çizelgesi kullanılarak YKS fizik sorularının çözümü için gerekli kazanımlar belirlenmiştir. Sınav Sorularının Gerektirdiği Bilgileri MEB Kitabında İnceleme Formu kullanılarak YKS fizik sorularının çözümü için gerekli kazanımlara kitaplarda yer verilme durumu incelenmiştir. YKS Soruları İçin Görüş Alma Formu kullanılarak fizik sorularının çözümünde hangi becerilerin kullanıldığı belirlenmiştir. Öğretmen Görüş Alma Formu kullanılarak ders işleniş sürecinde hangi becerilere yer verildiği belirlenmiştir. Elde edilen verilerin analizi için betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Kazanım – Soru Çizelgesi ve Sınav Sorularının Gerektirdiği Bilgileri MEB Kitabında İnceleme Formu için içerik analizi uygulanmıştır. YKS Soruları İçin Görüş Alma Formu ve Öğretmen Görüş Alma Formu için içerik ve betimsel analiz iç içe uygulanmıştır. Ders işleniş süreci için yapılan içerik analizi kodlamaları için google forms belgelerinde uyuşum yüzdesi %92, yüz yüze görüşmelerin içerik analizi kodlamaları için uyuşum yüzdesi %91 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak öğretim programında yer alan beceriler belirlemiş, YKS fizik sorularının çözümü için gerekli bilgilerin MEB ders kitapları tarafından karşılandığı, YKS fizik sorularının çözümü için hangi becerilerin gerektiği ve ders işlenişi esnasında bu becerilere yer verilme durumu karşılaştırılmıştır. "Bilgi ve Metodolojiden Yararlanma", "Bilgiyi Hayatta İşlevsel Olarak Kullanma", "Mantıksal Düşünme", "Okuma (Terimsel)", "Sayı ve İşlem Becerisi" ve "Yorumlama" becerileri hem 2019-2020 yıllarında gerçekleşen TYT ve AYT sınavlarındaki fizik sorularının çözümünde hem de görüşme verilerine göre ders işleniş sürecinde gerekli beceriler arasında ortak olarak yer almıştır. "Problem Çözme", "Sunma (Bağıntısal) ve "Uzamsal Düşünme" becerileri 2019-2020 yıllarında gerçekleşen TYT ve AYT sınavlarındaki fizik soruların çözümünde gerekli olarak karşımıza çıkarken ders işleniş süreçlerinde bu becerilere yer verilmemiştir. "Teknoloji Kullanımı", "Bilgi ve Metodolojiyi Uygulama", "Sosyal ve Vatandaşlıkla İlgili Yetkinlikler", "Sistemler ve Bireyler Arası İşbirliği ve Liderlik" ve "İletişim" becerileri ders işleniş süreçlerinde kullanılırken 2019-2020 yıllarında gerçekleşen TYT ve AYT fizik sorularının çözümü için gerekli beceriler arasında yer almamıştır. Anahtar Sözcükler: Öğretim programı, ders kitabı, beceri, fizik eğitimi, YKS

Ders kitaplarıFizik eğitimiFizik öğretimi+3
Gülşen Bayram
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik dersinde kullanılan beyin temelli öğrenme stili döngüsünün akademik başarı, beceri, değer ve tutuma etkisi

Bu araştırmanın genel amacı, beyin temelli öğrenme stili döngüsünün ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin matematik dersindeki akademik başarılarına, 21. Yüzyıl becerilerine, matematik dersine karşı tutumlarına ve değerlerine etkisinin incelenmesidir. Araştırma yöntemi olarak kontrol gruplu ön test- son test yarı deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Deneysel süreç, 2023- 2024 eğitim – öğretim yılı birinci döneminde Batı Karadeniz bölgesindeki bir ortaokul 6. sınıfında öğrenim gören deney grubunda 36, kontrol grubunda ise 36 öğrenci olmak üzere toplam 72 öğrenci ile 12 haftalık bir sürede gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda beyin temelli öğrenme stili döngüsüne dayalı, kontrol grubunda ise geleneksel öğretimle ders işlenmiştir. Araştırmada, öğrencilerin akademik başarılarındaki değişimi ölçmek için araştırmacı tarafından geliştirilen "Akademik Başarı Testi," 21. Yüzyıl beceri düzeylerini ölçmek için Mete (2021) tarafından geliştirilen "21. Yüzyıl Becerileri Ölçme Ölçeği," matematik dersine yönelik tutumlarını ölçmek için Gülburnu ve Yıldırım (2015) tarafından geliştirilen "Matematik Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ve değer düzeylerini ölçmek için Çetin, D. ve Coşkun, M. V. (2017) tarafından geliştirilen "Ortaokul Öğrencileri İçin Değerler Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 17,0 paket programı kullanılmıştır. Parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi ve bağımlı örneklem t testi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda matematik dersinde beyin temelli öğrenme stili döngüsü kullanılan deney grubu öğrencilerin, akademik başarı, derse yönelik tutum ve 21. yüzyıl beceri düzeyleri anlamlı bir şekilde artış göstermiştir. Deney grubu öğrencilerinin değer ölçeği puanları artış göstermesine rağmen kontrol grubu öğrencilerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Beyin temelli öğrenme stili döngüsünün öğretimde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Beyin Temelli Öğrenme Stili Döngüsü, Matematik Öğretimi, Akademik Başarı, 21. Yüzyıl Becerileri, Tutum, Değer

Sevda Tunçekin
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yükseköğretimdeki yabancı öğrencilere yönelik Türkçe öğretim programının geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı, Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen yükseköğretim öğrencilerinin akademik, sosyal ve kültürel dil ihtiyaçlarına yönelik özgün bir Türkçe öğretim programı geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda kapsamlı bir ihtiyaç analizi yapılmış ve belirlenen ihtiyaçlar bağlamında Yükseköğretimdeki Yabancı Öğrencilere Yönelik Türkçe Öğretim Programı tasarlanmıştır. Araştırma süreci nitel araştırma desenleri temel alınarak yapılandırılmıştır. Çalışma boyunca düzenli aralıklarla literatür taraması yapılmış, Türkçenin yabancı dil olarak öğretimine ilişkin güncel çalışmalar ve öğretim programları incelenmiştir. Farklı veri kaynaklarından elde edilen bulgular, program tasarısına temel oluşturacak biçimde düzenlenmiştir. İhtiyaç duyulması durumunda yeni verilere ulaşılarak karşılaştırmalı analizler yapılmış, böylelikle bulguların derinliği ve güncelliği korunmuştur. Süreçte edilen bulgular, sarmal ve tekrarlı biçimde gözden geçirilerek yeniden yorumlanmış, bulgular arasındaki ilişki ağları anlamlandırılarak ayrıntılı ve kapsamlı sonuçlara ulaşılmıştır. Elde edilen tüm sonuçlar ihtiyaç belirleme sürecini değerlendirmek amacıyla yeniden analize tabi tutulmuş, sonuçlar sentezlenerek nihai sonuçlara/ihtiyaçlara ulaşılmıştır. İhtiyaç belirleme sürecinin değerlendirilmesinin ardından ihtiyaçların öncelik sırasının belirlemesi aşamasına geçilmiştir. Bu kapsamda belirlenen ihtiyaçlar kategorilere ayrılarak uzman görüşüne sunulmuş ve ihtiyaçların öncelik sıralarına karar verilerek program tasarısının sınırları belirlenmiştir. Ardından öğretimin genel hedefleri ve kazanımlar belirlenerek içerik oluşturma aşamasına geçilmiştir. Öğretim süreçlerinin düzenlenmesi ve değerlendirme etkinliklerinin seçilmesinin ardından hazırlanan taslak program uzman görüşüne sunulmuştur. Uzman değerlendirmesi ve dönütler bağlamında gerekli düzenlemeler yapılarak uygulamaya hazır hâle getirilmiştir. Son olarak tasarı öğretim programının uygulayıcılarına ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Ayşe Betül Akdemir
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri süreç temelli ihtiyaç belirleme çalışması

Bu çalışma, okullarda rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri ihtiyaç belirleme süreçlerinin mevcut durumunu inceleyerek, bu süreçlerin daha verimli hale gelmesi için önerilerde bulunmayı amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması ile gerçekleştirilen bu çalışmanın çalışma grubunu Batı Karadeniz bölgesinde bulunan bir ilde görev yapan psikolojik danışman/ rehber öğretmen, öğretmenler ve bu ilde eğitim gören öğrenci ve velileri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile seçilmiş sekiz psikolojik danışman, yedi öğretmen, altı veli ve dört öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, mevcut okul psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin ihtiyaç belirleme çalışmalarında okullar arası farklılıklar olduğunu göstermiştir. Uygulama zorunluluğu olan Rehberlik ihtiyaçları belirleme anketinin (RİBA) her okulda uygulandığı fakat zorunluluk olmayan diğer çalışmaların yapılmasında bir standart olmadığı görülmüştür. Bulgular incelendiğinde anketin ihtiyaçları belirlemede yetersiz olduğu görülmüştür. Mevcut uygulamanın yapıldığı zaman dilimi ile ilgili bulgular çalışmaların sadece sene sonunda yapılmasına ilişkin problemler olduğunu göstermektedir. Çalışmada RİBA uygulamasından sonra geçen sürede ihtiyaçların değişmesi, rehberlik ihtiyaçlarını belirleme anketine katılan katılımcıların okuldan mezun olup gitmesi ve yeni gelen öğrencilerin ihtiyaçlarının mezun olan öğrencilerin ihtiyaçlarından farklı olması gibi uygulama zamanına ilişkin problemler olduğu görülmüştür. Mevcut uygulamada süreçte görev alanlar ve görevlerine bakıldığında hazırlık, verilerin toplanması, analizi ve diğer kurumlarla işbirliği yapma süreçlerinde sorumluluğun genel olarak psikolojik danışman/ rehber öğretmende olduğu görülmektedir. İdare personeli ve sınıf rehber öğretmenleri bu süreçte destek görevi görmektedirler. Sürecin bir kişinin üzerinde olmasının iş yükünü artırdığı ve çalışmaların verimini düşürdüğü görülmüştür. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri ihtiyaç belirleme çalışmalarının farklı grupların ihtiyacını ortaya çıkarma durumu ile ilgili bulgular incelendiğinde bu gruplar için özel bir uygulama olmadığı, RİBA'nın farklılıkları ortaya çıkarma konusunda eksiklikleri olduğu görülmektedir. Mevcut durumdaki eksiklikler ve sürecin nasıl yürütülmesi gerektiğine ilişkin öneriler birlikte değerlendirildiğinde okul psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri ihtiyaç belirleme süreçlerinin planlı, sistematik ve bütünsel bir yaklaşım ile geliştirilmesi gerektiği, farklı grupların ihtiyaçlarının ortaya çıkabilmesi için özel uygulamalar yapılması gerektiği ve uygulanan veri toplama araçlarının güncellenmesi gerektiği görülmektedir.

Deniz Yıldırım Özbek
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Özel eğitim meslek okulu mesleki öğretim programlarının geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı; Özel Eğitim Meslek Okullarında öğrenim gören zihinsel yetersizliğe sahip bireylerin özellikleri, ihtiyaçları ve yaşadıkları problemler ile uygulanan mesleki öğretim programlarının ihtiyaç analizi kapsamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu değerlendirme ile bireylerin ihtiyaçları ve mevcut programın eksiklikleri ortaya konmuş, bir alana yönelik program tasarısı geliştirilmiştir. Araştırma süreci boyunca nitel araştırma desenleri kullanılmıştır. Araştırma; ihtiyaç belirleme ve program değerlendirme aşamaları durum çalışması desenine, program geliştirme aşaması ise kuram oluşturma desenine göre yürütülmüştür. Araştırma kapsamında öncelikle literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Batı Karadeniz'deki bir ilde görev yapan öğretmen, yönetici, veli, öğrenci ve sektör temsilcilerinden oluşan çalışma grubundan, maksimum çeşitlilik örneklemesiyle veri toplanmıştır. Literatür ve mevcut programın da dahil edildiği veriler, içerik ve betimsel analizle incelenerek bulgular tablolarla sunulmuştur. Bu öğrencilerinin bilişsel, duyuşsal ve psikomotor gelişim farklılıkları, bireysel ihtiyaçlara uygun mesleki eğitim programlarının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Zihinsel yetersizliği olan bireylerin dilsel, iletişimsel, üst düzey bilişsel ve sosyal yetkinliklerde güçlükler belirlenmiştir. İstihdam süreçlerinde karşılaşılan önyargılar, öğretim programı yetersizlikleri ve eğitimci niteliklerindeki eksiklikler temel sorun alanlarıdır. Bu bağlamda, bireysel farklılıklara duyarlı öğretim, teknolojik altyapı, işveren teşvikleri ve toplumsal farkındalığın artırılması sonuçlarına ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, öğretmenlerin mevcut programları daha etkin kullanabilmeleri için program iyileştirmeleri ve özel eğitim alanında kapsamlı bilgi aktarımı büyük önem taşımaktadır. Araştırma bulguları doğrultusunda, zihinsel yetersizliği bulunan öğrencilerin özel gereksinimleri dikkate alınarak kapsamlı bir öğretim programı geliştirilmiştir. Söz konusu program; hedefler, içerik, öğretme-öğrenme süreçleri ve değerlendirme boyutlarını kapsayan sistematik bir çerçevede yapılandırılmıştır. Programın tasarım sürecinde bireysel farklılıklar ve ilgili meslek dalının yeterlilikleri temel alınmıştır.

Taner Bulut
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretim uygulamalarının öğrenci merkezli anlayışa göre geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi konularının öğrenci merkezli eğitim anlayışına göre nasıl düzenlenebileceği konusunda bir örnek oluşturmak ve bu anlayışa göre düzenlenmiş derslerin öğrencilerin bu derse karşı tutumlarını ve dersteki başarılarını nasıl etkileyeceğini ortaya koymaktır. Araştırma, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Düzce ili, Yığılca ilçesinde bulunan Mevlana Ortaokulu'nun 4-B sınıfı ile gerçekleştirilmiştir. Sınıf mevcudu 20 olup bunun 12'si erkek ve 8'i kız öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmacı, bu okulda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması (aksiyon araştırması) yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma, bizzat araştırmacının kendisi tarafından gerçekleştirilmiş olup, araştırma verileri de bizzat araştırmacı tarafından nitel araştırma yöntemleri kullanılarak toplanmıştır. Verilerin geçerliliğini güçlendirebilmek ve sonuçların anlamlılığını zenginleştirebilmek amacıyla veri çeşitlemesi yapılmıştır. Veri toplama araçları olarak; yansıtıcı günlükler, etkinlik değerlendirme formları, görüşmeler, öğrenci mektupları, öğrenci öz değerlendirme formları ve öğrenci yazılı sınavları kullanılmıştır. Veri analizleri, veri toplama ile eş zamanlı olarak yürütülmüştür. Verilerin çözümlenmesi ve yorumlanmasında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu analiz yöntemi ile veriler ayrıntılı bir şekilde incelenmiş ve tanımlanmıştır. Bu eylem araştırmasının uygulama süreci şu şekilde devam etmiştir: 1. Çalışma planının oluşturulması 2. Problemin tespitine yönelik literatür taraması yapılması 3. Problemin tespiti 4. Birinci eylem planının hazırlanması 5. Birinci eylem planının uygulanması 6. Birinci eylem planının uygulanmasından elde edilen verilerin analizi 7. Elde edilen bulguların değerlendirilmesi ve ikinci eylem planının hazırlanması 8. İkinci eylem planının uygulanması 9. İkinci eylem planının uygulanmasından elde edilen verilerin analizi 10. Bulguların değerlendirilmesi 12 ders saati boyunca yapılandırmacı anlayış ve çoklu zeka anlayışı da dikkate alınarak öğrenci merkezli ders uygulamaları gerçekleştirilmiş, uygulamaların eksik yönleri belirlenerek gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra 8 saatlik yeni ders uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Uygulama toplam 20 ders saati sürmüştür. Uygulama sonuçları değerlendirilmiş ve öğrenci merkezli eğitimlerin, öğrencilerin ders başarılarına ve öğrencilerin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine yönelik tutumlarına olumlu etkileri olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırma sonunda öğrenci merkezli uygulamalarla ilgili bazı öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Öğrenci Merkezli Eğitim, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi, Yapılandırmacılık, Çoklu Zeka Kuramı, Eylem Araştırması.

Ahlak bilgisiDers programlarıUygulamalı eğitim+4
Şeyma Şahin
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim matematik dersi öğretim programındaki temel becerilerin öğrenci çalışma kitaplarında yer alma durumu

Bu araştırmada, ilköğretim okullarında ders kitaplarının yanında öğrencilere bilgi ve beceri kazandırılmasında yardımcı olacak ve öğrenmeyi pekiştirecek unsurlara yer vererek hazırlanması gereken öğrenci çalışma kitaplarında ilköğretim matematik programındaki temel matematik becerilerinin (problem çözme, iletişim, ilişkilendirme ve akıl yürütme) yer alma durumları incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmış ve veri toplamak amacıyla nitel araştırma tekniklerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. İlköğretim ikinci sınıflara ait matematik programında yer alan 59 kazanım ve temel matematik becerilerinin (problem çözme, iletişim, ilişkilendirme ve akıl yürütme) kazanımlarla ilişkisinin açıkça verilmediğinden, öncelikle kazanım ve beceri ilişkisinin kurulması amacıyla hazırlanan kazanım-beceri tabloları uzman görüşlerine başvurularak oluşturulmuştur. Araştırmada, 2640 sayılı tebliğler dergisinde yayınlan ders kitapları esas alınmış ve Düzce ilinde okutulmasına karar verilen Anıttepe Yayıncılık ile MEB Yayınevine ait öğrenci çalışma kitabı çalışma grubu olarak seçilmiştir. Kitapların orijinalliği MEB hizmetler bölümünde yer alan PDF formatlarıyla karşılaştırılmıştır. İncelenmesine karar verilen öğrenci çalışma kitaplarında yer alan etkinlik ve değerlendirme bölümleri öğrenme ve alt öğrenme alanı kazanımlarına göre belirlenmiş, etkinlik ve değerlendirme bölümlerinde hangi kazanıma ait çalışmalara yer verildiği belirlenmiş ve kazanım-etkinlik ve değerlendirme tablosu oluşturulmuştur. Beceri-kazanım tablosu esas alınarak etkinlik ve değerlendirme tablosunda yer alan etkinlik ve değerlendirme örnekleri analiz edilmiştir. Bu işlemde öncelikle beceriye karşılık gelen etkinlik ve değerlendirme bölümündeki çalışmalar ifadeye dönüştürülmüştür. Etkinlik ve değerlendirme ifadeleri tablosu üzerinden etkinliklerin karşılıkları olan beceriler çıkarılmış ve alt becerileri belirlenerek tablolaştırılmıştır. Analiz sonucunda ulaşılan bulgular öğrenme ve alt öğrenme alanlarına göre tablolaştırılarak sunulmuştur. Her bir tablo açıklanarak yorumlanmıştır. Daha önce analiz sürecinde hazırlan kazanım-etkinlik ve değerlendirme işlemleri tablolarındaki veriler kullanılarak doğrudan alıntılarla desteklenmiştir. Araştırmanın sonucunda ilkokul ikinci sınıf öğretim programında bulunan doğal sayılar, geometri, ölçme ve veri öğrenme alanları alt öğrenme alanları, kazanım düzeyinde incelenerek, bütün öğrenme alanları göz önünde bulundurularak aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır. Buna göre öğrenci çalışma kitaplarının etkinlik ve değerlendirme bölümlerinde; 1.Problem çözme becerilerine ait; matematiksel ve günlük yaşam durumlarını kullanarak problem kurma ile değişik problemleri çözebilmek için farklı problem çözme stratejilerini kullanabilme olmak üzere iki (2) alt beceriye yer verildiği; problem çözmeyi matematiksel kavramları irdeleme ve anlama için kullanma, çözümlerin probleme uygunluğu ve akla yatkınlığını kontrol etme ve yorumlama ile matematiği anlamlı bir şekilde kullanmak için öz güven ve olumlu tutum geliştirebilme üç (3) alt beceriye yer verilmediği, 2.İletişim becerilerine ait; somut model, resim, şekil, grafik, tablo vb. temsil biçimlerini kullanarak matematiksel düşüncelerini ifade etme alt becerisi olmak üzere bir (1) alt beceriye yer verildiği; problem çözümlerin, matematik ve problemler hakkındaki düşüncelerini açık bir şekilde sözlü ve yazılı ifade etme, günlük matematiksel dil ve sembollerle ilişkilendirme, matematik hakkında konuşma yazma, tartışma ve okumanın önemini fark etme olmak üzere toplam üç (3) alt beceriye yer verilmediği, 3.Akıl yürütme becerisine ait; mantığa dayalı çıkarımlarda bulunma, kendi düşüncelerini açıklarken matematiksel modeller, kurallar ve ilişkileri kullanma, matematikteki örüntü ve ilişkileri analiz etme, tahminde bulunma olmak üzere 4 (dört) alt becerilerine yer verildiği; Probleme ilişkin çözüm yollarını ve cevaplarını savunma, bir matematiksel durumu analiz ederken örüntü ve ilişkileri kullanma, matematiğin mantıklı ve anlamlı bir alan olduğuna inanma olmak üzere üç (3) alt beceriye yer verilmediği, 4.İlişkilendirme becerisine ait olan dört alt becerinin tamamına yer verildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara göre; sonraki yıllara ait ders kitapları hazırlanmasında öğretim programında yer alan kazanımlara uygun becerilerin etkinlik ve değerlendirme bölümlerinde işlenmesi önerilebilir. Ayrıca bu çalışma farklı sınıf düzeyleri ve farklı dersler için de yapılabilir. Anahtar Sözcükler: İlköğretim 2. Sınıf, İlköğretim Matematik Programı, Temel Beceriler, Öğrenci Çalışma Kitapları

Ders kitaplarıKitaplarMatematik+7
Taner Bulut
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce öğretmenlerinin kullandıkları dil öğretim yöntemlerinin öğrencilerin akademik başarısıyla ilişkisi

Bu araştırmanın amacı, İngilizce öğretmenlerinin kullandıkları dil öğretim yöntemlerini belirlemek, kullanılan yöntemin öğretmenlerin cinsiyet, kıdem, mezun olunan okul türü değişkenlerine göre ve yöntemlerin öğrencilerin akademik başarısıyla ilişkisini incelemektir. Bu araştırmada tarama araştırması yapılmıştır. Araştırmaya Düzce İl Milli Eğitime bağlı ortaokullarda çalışan toplam doksan beş (95) 8. sınıf İngilizce öğretmeni katılmıştır. Öğretmenlerin kullandıkları dil öğretim yöntemini belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen "Dil Öğretim Yöntemleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde istatistik veri analiz paketi kullanılmıştır. Dil öğretim yöntemiyle cinsiyet ve mezun olunan okul türü arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek için Mann-Whitney U testi, dil öğretim yöntemiyle kıdem yılı arasında ve öğrenci başarılarının kullanılan dil öğretim yöntemlerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için Kruskal-Wallis testi, kullanılan öğretim yöntemiyle TEOG sonuçları arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Spearman Brown testi yapılmıştır. Öğretmenlerin en fazla Dilbilgisi Temelli Öğretim yöntemini, en az ise Dinleme Temelli Öğretim Yöntemini kullandıkları belirlenmiştir. Kullanılan dil öğretim yöntemiyle cinsiyet, kıdem yılı ve mezun olunan okul türünde farklılıklar olduğu görülmüştür. Kullanılan dil öğretim yöntemiyle TEOG yabancı dil başarısı arasındaki ilişkiye bakıldığında, pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Öğrenci başarılarında kullanılan dil öğretim yöntemlerine göre anlamlı bir farklılık olup olmadığına bakıldığında, TEOG 1 ve TEOG 2 yabancı dil sınavında Aktif Öğretim Yöntemi - Dört Temel Beceri Odaklı yöntemi kullanan öğretmenlerin öğrencilerinin, Dilbilgisi ve Dilbilgisi-Dört Temel Beceri Odaklı yöntemi kullanan öğretmenlerin öğrencilerinden daha başarılı oldukları görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Dil Öğretim Yöntemi, Akademik Başarı, İngilizce Öğretmen

Akademik başarıBaşarıDil öğretimi+6
Burcu Ökmen
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik dersi TEOG sınavları ile öğretmen sınavlarının bazı değişkenler açısından karışılaştırılması

Bu araştırmada, Milli Eğitim Bakanlığının 2013-2014 Eğitim Öğretim yılında ilk defa uygulamaya başladığı Ortaöğretim Geçiş Sistemi kapsamındaki TEOG ve öğretmen sınavlarının, kapsam geçerliklerini belirleyip birbiriyle karşılaştırılması, bu sınavlardan alınan puanlarının birbiriyle ilişkisi, öğretmenlerin cinsiyet ve hizmet yılı faktörünün TEOG ve öğretmen sınavı puanları ve öğretmen sınavları kapsam geçerlikleri üzerindeki etkisi, öğretmen sınavları kapsam geçerliklerinin TEOG ve öğretmen sınav puanları üzerinde yordayıcı bir etkisinin olup olmadığı durumlarını analiz etmek amaçlanmıştır. Araştırma betimsel bir çalışma olup nicel ve nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya, Düzce ili genelindeki okullardan maksimum çeşitliliği sağlamak için bir önceki yılın SBS puanları dikkate alınarak tabakalı örneklem yoluyla 40 okul seçilmiş, bu okullar dahilinde nitel çalışma için 40 öğretmenin matematik dersi 1. sınav örneği, nicel çalışma için 1848 öğrencinin TEOG ve öğretmen sınavı puanları ile öğretmenlerinin cinsiyet ve hizmet yılı bilgileri dahil edilmiştir. Bu betimsel araştırmanın verileri, hazırlanan belirtke tablosu, soru-kazanım tablosu, sınav kazanım tablosu, kişisel bilgi formu ve not çizelgesi veri toplama araçları ile toplanmış, nitel veriler için doküman incelemesi tekniği ile durum çalışması yapılmış, nicel veriler için keşfedici korelasyon yöntemi ile Spearman Korelasyonu, Doğrusal Regresyon, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, • Öğretmen sınavlarının, kapsamı geçerlikleri ortalama %72 iken TEOG sınavının kapsamı karşılama düzeyinin %73 olduğu, • Öğretmen sınavlarında ve TEOG sınavında en çok dikkate alınan kazanımın 'Üslü Sayılarda Çarpma Yapar' iken en az dikkate alınan kazanımın 'Histogram Oluşturur' olduğu, • Matematik Dersi Ortaöğretim Programının geliştirmek istediği becerilerden TEOG sınavında ve öğretmen sınavlarında en çok dikkate alınanın 'problem çözme' becerisi olduğu, • Öğretmen sınav puanları ile TEOG sınav puanları arasında yüksek düzeyde ilişki olduğu, • Öğretmen cinsiyet faktörünün, öğretmen sınavları kapsam geçerlikleri ve TEOG sınav puanları üzerinde anlamlı bir fark göstermediği ancak öğretmen sınav puanları üzerinde fark oluşturduğu ve bu farkın erkek öğretmenlerin hazırladıkları sınav puanlarında daha yüksek olduğu görüldüğü, • Öğretmen hizmet yılı faktörünün, öğretmen sınavları kapsam geçerlikleri üzerinde anlamlı bir fark gösterip, farkın yönü 11-22 yıl kıdeme sahip öğretmenler şeklinde iken, TEOG sınavı ve öğretmen sınavları üzerindeki anlamlı farkı 6-10 yıl kıdeme sahip öğretmenler yönünde olduğu • Öğretmen sınavları kapsam geçerliklerinin, TEOG sınavı ve öğretmenlerin sınav puanları üzerinde yordayıcı bir etkisinin olmadığı sonuçlarına varılmıştır. Çalışma sonuçlarına dayanarak, öğretmenlerin ölçme ve değerlendirme alanında özellikle kapsam geçerliği konusunda yeterlikleri artırılmalı, ortaöğretim matematik programı dahilinde geliştirilmek istenen beceriler ve kazandırılmak istenen kazanımları ölçmede çoktan seçmeli testlerin yeterliği incelenmeli, daha etkili ölçme araçları kullanılmalı, öğretmenlerde ortaöğretim matematik programının geliştirmek istediği beceriler hakkında yeterlikler artırılmalı, öğretmenlere yaptıkları sınavların kapsam geçerlikleri ve TEOG sınavı ile tutarlıkları hakkında dönütler verilip öğretmenlerin kendilerini geliştirmeleri istenmelidir. Anahtar Kelimeler: TEOG, SBS, Kapsam Geçerliği, Sınav Puanları

Giriş sınavlarıLise giriş sınavlarıSBS
Mücahit Çağlar
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Seçmeli matematik uygulamaları dersi seçim ve öğretim süreçlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Seçmeli Matematik Uygulamaları (SMU) dersi seçim ve öğretim süreçlerinin öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre incelenmesidir. Araştırma sürecinde nitel araştırma yaklaşımı esas alınmıştır. Araştırma deseni olarak durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırma, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Düzce ili ortaokullarında, ortaokul matematik öğretmenleriyle ve SMU dersi öğrencileriyle görüşmeler ve odak grup görüşmeleri yapılarak yürütülmüştür. Verilerin çözümlenmesi ve yorumlanmasında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu analiz yöntemi ile veriler ayrıntılı bir şekilde incelenmiş ve kodlanmıştır. Tanımlanan kodlardan genel temalara ulaşılmış ve bu temalar altında araştırma bulguları yorumlanarak ilgili literatürle karşılaştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre SMU dersinin öğretmenlere göre bilişsel gelişim, duyuşsal gelişim ve beceri gelişimi açısından öğrenciye olumlu katkı getirdiği, öğretmenin matematik dersindeki çalışmasını desteklediği; öğrencilere göre ise SMU dersinin içerik, matematik dersine takviye, sınavlara hazırlık, bilişsel ve duyuşsal gelişim açısından varlığının olumlu olarak değerlendirildiği görülmektedir. Fakat SMU dersinin öğretmenlere göre öğrencinin derse bakışı, öğretmenin derse yaklaşımı, altyapı eksikliği, dersin içeriği ve amaca uygunluk açılarından; öğrencilere göre ise dersin algılanışı, altyapı eksikliği ve amaca uygunluk açılarından varlığı olumsuz olarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre SMU dersi seçim sürecinde öğrencilerin birçok durumda özgür iradelerini ortaya koyamadıkları ilgi ve isteklerine göre ders seçemedikleri ortaya çıkmıştır. SMU dersinin seçilme sebeplerinin matematiğe verilen değer, ilgi-sevgi, matematik takviyesi, sınavlara hazırlık ihtiyacı ve yönlendirme-zorunluluk olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen görüşlerine göre SMU dersinin çok farklı çeşitlilikte öğrenciye hitap edebileceği fakat farklı beklentilerin aynı sınıf ortamında karşılanmaya çalışılmasının dersin uygulanışını aksatan bir problem olduğu ifade edilmiştir. SMU dersinin amaca hizmet eden ve amaca hizmet etmeyen şekillerde işlendiği ve dersin matematik dersinden bağımsız olup olmadığı konusunda yaşanan kafa karışıklığının dersin amacına uygun şekilde işlenmesini etkilediği, öğretmenlerin dersin varlığına ilişkin olumsuz görüşlerinin bir kısmının dersin işlenişiyle ilişkili olduğu ve SMU dersinin bazı durumlarda branş öğretmeni yani matematik öğretmeni tarafından yürütülmediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca dersin işlenişinde öğretim programının ve öğrenci merkezli eğitimin gerekleri yerine getirilmediği için dersin getirisi ve öğrenci beklentilerinin karşılanması istenilen düzeyde olmamaktadır. Araştırma sonucunda SMU dersi öğretim programının öngördüğü alternatif değerlendirme yaklaşımlarının öğretmenler tarafından kullanılmadığı ve uygulamalı bir ders olan SMU dersinde öğrencilerin yazılı sınav gibi geleneksel yöntemlerle değerlendirildiği görülmektedir. Ayrıca notla değerlendirme konusunda öğretmenlerin farklı görüşlere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmada öğretmenler SMU dersinin altyapısının geliştirilmesi için program, mekan ve zaman, kaynak ve materyal ve öğretmen niteliği ve sayısı; seçim sürecinin iyileştirilmesi için bilinçlendirme-tanıtım ve dersi seçecek hedef öğrenciler; dersin verimliliğini arttırmaya yönelik kim yapmalı ve nasıl yapmalı ve alternatif değerlendirme yöntemleri konularında öneriler sunmuşlardır. Araştırma sonuçlarına göre şu öneriler geliştirilmiştir; öğretmen, öğrenci ve velilere SMU dersi ile ilgili tanıtım ve bilgilendirme yapılmalı ve seçmeli derslerin seçim süreciyle ilgili şematik anlatım içeren bir model ve detaylı bir seçim formu geliştirilmeli, SMU dersini seçen öğrenciler seçme amaçlarına göre ayrıştırılarak öğretim yapılmalı, SMU dersinin içeriği zenginleştirilmeli ve öğretim programı yeniden düzenlenmeli, SMU dersinin içeriği matematik dersinin içerisine entegre edilerek derse ayrılan süre daha verimli hale getirilmeli, öğretmen niteliği arttırılmalı, SMU dersi alternatif ölçme ve değerlendirme yöntemleriyle değerlendirilmeli ve okullar fiziki donanım, öğretmen sayısı ve ders materyali açılarından desteklenmelidir.

Matematik eğitimiMatematik uygulamaları dersiMatematik öğretimi+2
Özlem Albayrakoğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Seçmeli bilim uygulamaları dersine yönelik öğretmen, öğrenci ve veli görüşleri

Bu araştırmanın amacı, Seçmeli Bilim uygulamaları (SBU) dersini yürüten öğretmenlerin, dersi seçen öğrencilerin ve velilerin SBU dersi ile ilgili görüşlerini belirlemektir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi ve durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırma, 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında Düzce ilinde SBU dersini yürüten 12 öğretmen, dersi seçen 12 öğrenci ve 10 veli ile görüşmeler yapılarak yürütülmüştür. Görüşme verilerinin analizi ve yorumlanmasında içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre SBU dersinin seçimi, öğrenci ve velilerin kararından farklı olarak, sadece veli isteği, okul idaresinin seçimi, öğretmen yönlendirmesi gibi zorunluluklara dönüşen seçimler ile de yapılmaktadır. Ders seçimi öncesinde, öğrenci ve velilerin bir kısmının seçim öncesi ders hakkında ön bilgiye sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre bu ders; bilişsel, duyuşsal ve psikomotor alanda öğrencilere katkı sağlamakta ve fen bilimleri dersini desteklemektedir. Öğretmen ve öğrenciler, ortak görüş olarak, dersin deneye ilgisi olan kişiler tarafından seçildiğini belirtmiştir. Öğrenme-öğretme sürecinde, deneyler gibi SBU dersinin hedeflerine uygun etkinlikler yer alırken, amaç dışı uygulamaların da yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada öğretmen, öğrenci ve velilerin ders kapsamında birtakım sorunlarla karşılaştıkları görülmüştür. Ders ile ilgili kılavuz kitap vs. gibi yazılı bir materyalin olmaması, okul imkânlarının yetersizliği, etkinlik malzemelerini temin edememe başlıca sorunlardandır. Araştırmada öğretim programına yönelik öğretmenlerin olumlu ve olumsuz görüşlerinin olduğu görülmüştür. Olumlu görüşlerden bazıları programın ihtiyaca yönelik olması, kazanımların uygulamaya ve hayal gücüne yönelik olmasıdır. Olumsuz görüşlerden bazıları programda belirtilen kazanımlara yönelik etkinlik bulmada zorluk, programın yetersiz olması ve programın esnek olmamasıdır. Araştırmada, öğretmenlerin bir kısmı SBU dersinde kendilerini yetersiz hissettiklerini ve bu alanda hizmet içi eğitime ihtiyaç duyduklarını belirtmiştir. Öğretmenler, dersin daha etkili hale gelmesine yönelik önerilerinde öğretmenlere SBU alanında eğitim verilmesini önermiştir. Araştırma bulgularından çıkarılan sonuçlara göre araştırmada şu öneriler sunulmuştur: Ders seçiminde ilgi ve isteğe yönelik seçimlerin yapılması dikkate alınmalı, öğrenci ve velilere ders içerikleri hakkında bilgilendirme çalışmaları yapılmalı, okulların fiziki şartları ve halihazırdaki program iyileştirilmeli, ders materyal yönünden zenginleştirilmeli, öğretmenlerin ihtiyaç duydukları eğitim, eğitim fakültesinden itibaren verilmeli, SBU dersi anasınıfından itibaren başlamalı, SBU dersi alternatif ölçme ve değerlendirme yöntemleriyle değerlendirilmeli, SBU dersine yönelik yapılan araştırmalar ile dersin öğretim programını geliştirilmesine katkı sağlanmalı, SBU dersi içerik olarak fen bilimlerini kapsadığından dolayı dersin adında düzenleme yapılmalıdır.

Bilim uygulamaları dersiProgram geliştirmeSeçmeli ders seçimi+4
Safiye Leyla Tepecik
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul matematik ve fen bilimleri zümre öğretmenler kurulunun işleyişinin incelenmesi

Bu araştırmada, ortaokullarda matematik ve fen bilimleri zümre öğretmenler kurullarının işleyişi incelenmiştir. Araştırma kapsamında "Zümre öğretmenler kurullarının işleyişiyle ilgili öğretmen görüşleri nelerdir?", "Zümre öğretmenler kurulu toplantılarında yer alan görüşme konuları ve alınan kararlar nelerdir?" ve "Zümre öğretmenler kurulu toplantı tutanakları ile öğretmen görüşlerinin karşılaştırılması ile ortaya çıkan sonuçlar nelerdir?" olmak üzere 3 tane alt probleme cevap aranmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden "durum çalışması deseni" kullanılmıştır. Araştırma verileri nitel araştırma tekniklerinden görüşme ve doküman incelemesi ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında İl Milli Eğitim Müdürlüğünden alınan izinle 10 matematik ve 10 fen bilimleri öğretmeni olmak üzere toplam 20 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmış ve zümre öğretmenler kurulu toplantı tutanaklarından birer örnek incelenmek üzere alınmıştır. Araştırma verileri betimsel analiz ve içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmanın birinci alt probleminde öğretmenlerle yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Görüşmelerin analizi sonucu elde edilen bulgular; "zümre öğretmenler kurulu toplantılarının işlevselliği", "zümre öğretmenler kurulu toplantılarına duyulan ihtiyaç", "ideal zümre öğretmenler kurulu ve zümre olmayı engelleyen durumlar", "okulların, toplantıların ve öğretmenlerin etkililiğini artırmaya yönelik tavsiyeler" olmak üzere 4 ana temaya ayrılmıştır. Ana temalar da kendi içlerinde alt temalara ayrılarak tablolar halinde sunulmuştur. Araştırmanın ikinci alt problemi doğrultusunda toplantı tutanaklarında yer alan görüşme konuları ve alınan kararlar eğitim ve öğretim yılı başında, ortasında ve sonunda olmak üzere üç başlık altında incelenmiş; görüşülen gündem maddeleri ve alınan kararlar tablolar halinde sunulmuştur. Araştırmanın üçüncü alt problemi doğrultusunda İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nde belirtilen zümrelerde görüşülmesi gereken konular referans alınarak toplantı tutanaklarının analizinden elde edilen bulgular ile görüşmelerin analizinden elde edilen bulgular tablolara aktarılmış ve karşılaştırmaya gidilmiştir. Araştırma bulgularına göre, Zümre öğretmenler kurulu toplantı tutanaklarında güncel değişimlere uygun olmayan ve geçmişteki uygulamaların karşılığı olan gündem maddeleri ve kararların yazılı olduğu, resmi evrakların çeşitli yerlerden hazır olarak alındığı sonucuna ulaşılmıştır. Zümre öğretmenler kurulu toplantılarının amacına uygun yapılmadığı ve formalite gereği yapıldığı görülmüştür. Çeşitli faktörlerin öğretmenlerin zümre olmasını engellediği, sosyal medyada yer alan zümre gruplarına yönelme olduğu, öğretmenlerin aslında zümre olmaya ihtiyaçları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin zümre öğretmenler kurulu toplantı tutanaklarında genel olarak "ders planlarının düzenlenmesi", "öğretim yöntem ve teknikleri" ve "ölçme değerlendirme" konularının ayrıntılı yazıldığı, "okulun çevre imkânlarının analizi" konusunun ayrıntılı yazılmadığı görülmüştür. Araştırma sonunda elde edilen sonuçlara yönelik öneriler getirilmiştir.

Branş öğretmenleriFen bilgisi eğitimiFen bilgisi öğretimi+5
Elif Yüksel
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin özel ders alma süreçlerinin incelenmesi

Öğretimin hedeflere uygun biçimde planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi bakımından öğretim programları öğretmenlere rehberlik eden temel başvuru kaynağıdır. Araştırmanın amacı özel ders ihtiyacının nedenleri ile öğretimin planlanması ve gerçekleştirilmesi konusunda öğretmenlerin bireysel öğretim programı/öğretim planı oluşturma düzeylerini incelemektir. Bu araştırma özel ders planlama, uygulama ve değerlendirme süreçlerinin nasıl gerçekleştiğini belirlemeye yönelik nitel çalışmadır. Araştırma deseni olarak durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Düzce ilinde bulunan devlet okulları ve özel okullarda görev yapmakta olan farklı branşlardan 17 öğretmen, özel ve devlet okullarında/dan öğrenim gören ya da mezun durumunda 24 öğrenci ve 4 veli oluşturmaktadır. Çalışmada problemi daha geniş çerçevede araştırabilmek amacıyla amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada özel ders veren öğretmenlerin dersi planlı yürütme eğiliminde oldukları ancak yazılı bir metin ya da program oluşturmadıklarını sonucuna ulaşılmıştır. Ancak bazı öğretmenlerin dersi plansız yürütmeyi tercih ettikleri görülmüştür. Bu bağlamda öğretmenlerin planlama becerilerini yetersiz olduğu düşünülebilir. Özel derste öğretmen, öğrenci ve velilerin planlama sürecine etkin katılım sağlandığı ve öğrencinin hazırbulunuşluk düzeyinin ve bireysel farklılıklarının planlama aşamasını şekillendiren temel faktörler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada özel ders öğrenme yaşantılarının düzenlenmesinde öğretimin bireyselleştirilmesi, öğrencinin derse aktif katılımının sağlanması, yönlendirme amaçlı ipuçlarının kullanılması, zorlanmanın sağlanması, hedefe yönelik çalışılması, ödev takibi, tekrar ve alıştırmalar ile güdülenmenin sağlandığı öğrenmeyi etkili ve kalıcı hale getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Özel derste etkili öğrenme ortamlarının oluşturulmasının dersin öğrencinin hazırbulunuşluk düzeylerine uygun biçimde planlanmasına; kullanılan kaynak ve materyallerin bireysel ilgi ve ihtiyaçlara göre belirlenmesine ve öğrencin öğrenme stillerine uygun yöntemlerinin kullanılmasına bağlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Özel derste süreç ve sonuç değerlendirme etkinliklerinin etkili biçimde kullanılmasının akademik başarıyı olumlu etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Özel derste velilerin süreç hakkında gerçekçi olmadıkları ya da süreci yeterince takip edemedikleri; aile baskısı ile özel ders almak durumunda kalan öğrencilerin kararsız ve çelişkili tutumlar ve davranışlar geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenme öğretme süreçlerinde etkili iletişim, akademik başarı ve derse yönelik olumlu tutum temel hedeflerdir. Öğrenci, öğretmen ve veliler okul derslerinin desteklenmesi ve ulusal sınavlarda avantaj sağlaması amacıyla özel dersi zorunlu görmektedirler. Tüm bu bulgular bağlamında öğrencilerin eğitim ihtiyaçlarını tamamlamak amacıyla özel derse yöneldiği sonucuna ulaşılmıştır. Özel öğretmen tercihinde öğretmenin, alan bilgisinin iyi olması olası; olumlu öğrenme ortamları oluşturma, öğrenme-öğretme süreçlerini başarılı yönetme ve değerlendirme becerisine sahip olması; öğrenci ile etkili iletişim kurabilmesi; öğrencinin ihtiyaçlarına göre davranabilmesi; güvenilir olması; özel ders deneyiminin olması; öğrenciye psikolojik deste verebilmesi ve rehberlik yapabilmesi; bilinir olması; olumlu kişilik özelliklerine sahip olması tavsiye ediliyor olası; işinden keyif alması ve bunu öğrenciye yansıtması; öğrenciye karşı duyarsız olmaması, belirleyici unsurları olduğu; bu unsurların 'iyi öğretmen' ya da 'başarılı öğretmen' olarak nitelendirilmeyi etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Özel öğretmenin başarılı öğrenciler yetiştiriyor olması, öğrencilerin bir kısmının kendini güvende hissetmesini sağladığı ve motivasyonunu arttırmaktadır. Buna bağlı olarak öğrencilerin akademik başarılarını olumlu yönde gelişmektedir. Bu bağlamda özel derste öğrenme yaşantılarını dışsal faktörlerin etkileyebildiği sonucuna ulaşılmıştır. Diğer bir kısmının ise bu durumdan etkilenmediği buna bağlı olarak akademik başarılarına etki etmediği görülmüştür. Bu gruptaki öğrenciler başarının istekli çalışmaya bağlı olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir. Bu bağlamda özel derste öğrenmenin sorumluluğunu alan öğrencilerde öğrenme yaşantılarını içsel faktörlerin etkileyebildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Özel Ders, Birebir Öğrenme, Öğretim Programı

Bireysel eğitimOrtaöğretimOrtaöğretim öğrencileri+4
Ayşe Betül Akdemir
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul matematik öğretmenlerinin ders işleyiş süreçlerinin incelenmesi

Araştırmanın amacı; ortaokul kademesinde görev yapan matematik öğretmenlerinin ders içi öğrenme- öğretme süreçlerinin incelenmesidir. Bu araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışmada zengin bilgi kaynağı olabilecek bireylerin saptanması için amaçlı örnekleme yöntemlerinden kartopu örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Düzce ili merkezinde çalışan 15 ortaokul matematik öğretmeni, bu öğretmenlerin dersine girdiği öğrenciler ve gözlem yapılan sınıflar oluşturmaktadır. Araştırma verileri nitel araştırma tekniklerinden görüşme, odak grup görüşmesi ve gözlemler yoluyla toplanmış, toplanan veriler ise içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Yapılan araştırmada ortaokul matematik öğretmenlerinin dersin planlamasını yapmadıkları, ders işleyiş süreçlerini bir plana bağlı kalmaksızın gelişigüzel şekilde sürdürdükleri görülmüştür. Dersin giriş bölümünde öğretmenden öğretmene farklılık göstermek üzere öğretmenlerin öğrencileri selamlayarak ve güleryüzle derse girdikleri, öğrencilerle ilişki kurdukları, ödev ve ders materyali kontrolünü sağladıkları, öğrencilerin hazırbulunuşluğunu ölçtükleri, ön bilgilerindeki eksikleri tamamladıkları, öğrenilecek konudan haberdar ettikleri ve konunun öneminden bahsederek öğrencileri güdüledikleri görülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre ortaokul matematik öğretmenlerinin sınıf ortamlarında öğretimi desteklemeye yönelik düzenlemelere, öğretimsel düzenlemelerden daha sık başvurdukları görülmüştür. Yapılan araştırmada öğretmenlerin öğrenme öğretme sürecinde çoğunlukla sunuş ve sunuşa nispeten daha az olmak üzere buluş yoluyla öğretimi tercih ettikleri; sıklıkla düz anlatım olmak üzere soru cevap ve akran öğretimi yöntem tekniklerini kullandıkları; soru çözme sürecinde problemleri çoğunlukla kendilerinin çözdükleri bunun yanı sıra öğrencilere çözdürmeyi ve öğrencilerle beraber çözmeyi tercih ettikleri durumların gerçekleştiği görülmüştür. Öğretmenlerin büyük çoğunluğunun derslerinde etkinlik kullanmadıkları; kullanan öğretmenlerin ise akademik başarıyı arttırma ve derse karşı olumlu tutum geliştirme amacıyla etkinlik yaptığı fakat öğretimi etkinliklerle yürütmekten ziyade çoğunlukla konu bitiminde ve dönem sonlarında, bilginin yapılandırılmasına ve pekiştirilmesine yönelik farklı etkinlik türleri kullanmasının yanı sıra çoğunlukla oyun etkinliklerinden faydalandıkları görülmüştür. Öğretmenlerin büyük çoğunluğunun materyal kullanmayı tercih etmediği, kullanan öğretmenlerin ise akıllı tahta ve kaynak kitap çoğunlukta olmak üzere çeşitli yazılı, teknolojik, matematiksel ve geometrik araçlardan yararlanmakta oldukları, bu materyalleri yapısına ve konusuna göre gerek öğretmen merkezli gerekse öğrenci merkezli uygulamalar yaptırarak kullandıkları sonuçlara yansımıştır. Ortaokul matematik öğretmenlerinin ders süreci içerisinde problem çözme becerisi, matematiksel süreç becerileri (iletişim, akıl yürütme, ilişkilendirme), duyuşsal ve psikomotor becerileri kazandırmaya yönelik faaliyetler yürüttükleri, öğrencilerin derse katılımını sağlamak amacıyla dikkat çektikleri, pekiştireçler sundukları ve sınıfta rekabet ortamı oluşturdukları görülmüştür. Öte yandan öğrencilerin fiziksel yönden iyilik/kötülük hali, başarılı/başarısız olma durumları, aktif/pasif konumları ve öğretmenin öğrenme öğretme sürecini etkili/etkisiz yönetimi ve rekabet ortamının öğrencilerde yarattığı motivasyon/ yarış baskısı oluşturma durumu derse katılımı etkileyen faktörler oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ortaokul matematik öğretmenlerinin ders süreci içerisinde gerek dış faktörler yardımıyla gerekse içsel motivasyonu destekleyerek öğrencilerin motivasyonunu sağladıkları, öğrencilerin eksik ve yanlış öğrenmelerini soru çözdürerek, gözlemleyerek ve ölçme yaparak tespit ettikleri ardından takviyelerle ve gerekli yönlendirmelerle bu eksikleri tamamlamaya yönelik faaliyetler yürüttüğü görülmüştür. Öğretmenden öğretmene farklılık göstermek üzere ortaokul matematik öğretmenlerinin dersin son bölümünde derse devam etme, dersi özetleme, öğrencileri değerlendirme, bir sonraki derse hazırlık yapma ve serbest bırakma davranışlarını sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Neredeyse tüm öğretmenlerin dersin sonunda muhakkak ödevlendirme yaptıkları, bu ödevlendirmelerin bazılarının yapılandırmacı çoğunluğunun ise konu merkezli eğitim yaklaşımlarını yansıtan farklı türlerde oldukları görülmüştür. Yapılan araştırmada ortaokul matematik öğretmenlerinin öğrenme öğretme sürecine, öğrenciye, kendisine ve veliye yönelik olumlu ve olumsuz görüşlerinin yer aldığı; etkili öğretim süreci, olumlu akademik benlik algısı, merak etme, ihtiyaç duyma, değer verme ve karakter gibi faktörlerin öğrencilerin matematik dersine karşı olumlu tutuma sahip olmalarını sağlarken; olumsuz deneyimler, öz yeterlik algısının zayıf oluşu ve öğretmeni sevmeme gibi faktörlerin öğrencilerin matematik dersine karşı olumsuz tutum geliştirmesine sebep olduğu, öğrencilerin öğretmene karşı olumlu ve olumsuz tutum sergilemesinde öğretmenlerin kişisel özellikleri ve mesleki becerilerinin etkili olduğu ve bu noktalarda öğretmenlerine karşı beklenti içine girdikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Matematik Dersi, Öğrenme Öğretme Süreci, Ortaokul Matematik Öğretmenleri, Matematik Öğretim Programı

Ders planlarıDers programlarıMatematik+4
Çağla Pınar Şensoy
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite İngilizce hazırlık okulu öğrencilerinin yazma becerisi geri bildirim sürecinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üniversite İngilizce hazırlık okulu öğrencilerinin yazma becerisini geliştirmede yaşanan geri bildirim sürecini incelemektir. Bu çalışma, nitel ve nicel yöntemlerin bir arada kullanıldığı betimsel bir araştırmadır. Bu araştırmanın ihtiyaçları doğrultusunda, iki yöntemden birbirlerinden bağımsız olarak faydalanılmış, nicel ve nitel kısımlarda ayrı araştırma soruları sorulmuş, veri toplama ve analiz etme süreci de birbirinden bağımsız olarak gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler, öğrencilerin metinlerine almayı tercih ettikleri geri bildirim türlerini tespit etmek ve çeşitli değişkenlere göre incelemek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen "Yazma Becerisi Geri bildirim Tercihleri Anketi" ile toplanmıştır. Bu anket, 2018–2019 akademik yılında, Ankara'da bulunan bir devlet üniversitesinin hazırlık okulunda öğrenim görmekte olan ve İngilizce dilini yabancı dil olarak öğrenen, farklı İngilizce yeterlilik seviyelerinden (başlangıç, temel, orta ve orta üst düzey) 166 öğrenciye uygulanmıştır. Nitel veriler, verilen geri bildirim türleri ile geri bildirim verilirken yapılan hataları belirlemek ve geri bildirimlerin programın verilme düzeylerine uygunluğunu incelemek amacıyla 86 öğrenci tarafından yazılmış 126 metine verilen geri bildirimlerden oluşmaktadır. Bu geri bildirimlerin programda yer alan yazma becerisi kazanımlarına uygunluğunu belirlemek amacıyla, araştırmacı tarafından her seviye için ayrı bir form oluşturulmuştur. Öğrenci metinleri incelenip, verilen geri bildirimler kodlanarak bu formlar doldurulmuştur. Bu araştırmanın nicel verilerinin analizinde istatistiksel paket programları kullanılmıştır. Öğrencilerin tercih ettikleri geri bildirim türlerini belirlemek amacıyla katılımcıların her bir maddeye verdiği cevapların frekans (f) ve yüzde (%) değerleri hesaplanmıştır. Tercih edilen türlerin cinsiyet, bölüm ve İngilizce yeterlilik seviyelerine göre anlamlı bir ilişki olup olmadığını tespit edebilmek için Ki kare bağımsızlık testi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğrenciler geri bildirimleri öğretmenden, sözlü ve yazılı halde almayı, yazılarının olumlu ve olumsuz yönlerinin değerlendirilmesini istemektedirler. Bu öğrenciler geri bildirimlerde, yaptıkları hataların düzeltilmesini ve yaptıklarının neden yanlış olduğunun, yanlışlarının nereden kaynaklandığının açıklanmasını tercih etmektedir. Ayrıca, öğrencilerin geri bildirim tercihlerinin cinsiyete, bölüme ve dil yeterlilik seviyelerine göre farklılık göstermekte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Doküman incelemesi yöntemi ile elde edilen nitel veriler, içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, öğrencilere verilen geri bildirimlerin hedefleri karşılamada yetersiz kaldığını göstermektedir. Geri bildirimlerin, genellikle birkaç kazanım ve konuda yoğunlaşmış olduğu, bunların dışında kalan hedeflere yönelik geri bildirim verilmediği görülmüştür. Verilen ödevler yeterince kapsamlı ve yönlendirici olmadığından, öğrencilerin bu hedeflerle ilgili yazı yazmamış ve geri bildirim almamış olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, araştırma sonuçlarına göre; öğrencilere dolaylı geri bildirim, doğrudan geri bildirim, açıklayıcı geri bildirim ve soru sorularak verilen geri bildirim türlerinin sunulduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucunda ortaya çıkan soru sorularak verilen geri bildirim türüne daha önce alan yazında rastlanmamıştır. Son olarak, öğrencilere geri bildirim verilirken, muğlak geri bildirim verme, yıkıcı tutum sergileme ve uygun olmayan dil kullanma gibi yanlışların yapıldığı görülmüştür. Araştırmadan çıkarılan sonuçlara göre şu öneriler sunulmuştur: Verilen ödevler, program hedeflerine uygun şekilde belirlenmelidir. Geri bildirimler hatalara odaklanmamalı, yazıyı tüm yönleri ile değerlendirmelidir. Geri bildirim verilirken programın hedefleri, öğrencilerin yeterlilik seviyeleri, motivasyonları ve tercihleri göz önünde bulundurulmalıdır. Geri bildirimde öğrenciyi rencide edici ve geri bildirimi anlamayı güçleştirecek davranışlardan kaçınılmalıdır. Anahtar Kelimeler: dil öğretimi, İngilizce yazma becerisi, geri bildirim, geri bildirim türleri, geri bildirim tercihleri

Dil öğrenimiDil öğrenme yöntemleriGeri bildirim+5
Sibel Kaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Basamaklandırılmış ters yüz öğrenme modeli öğretim sürecinin geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı; İngilizce dersi öğretim uygulamalarının basamaklandırılmış ters yüz öğrenme modeline göre nasıl düzenlenebileceği konusunda bir örnek oluşturmak ve bu modele göre düzenlenmiş derslerin öğrencilerin bu derse karşı tutumları, öz düzenleme becerilerini ve dersteki akademik başarılarını nasıl etkilediğini ortaya koymaktır. Basamaklandırılmış ters yüz öğrenme modeli öğrenci merkezli bir yaklaşımı benimsemekte ve öğrencilere seçme, sorumluluk alma ve üst düzey düşünme gibi beceriler kazandırmayı hedeflemektedir. Bu modelde ev görevleri C basamağına; sınıf görevleri ise B ve A basamağına göre düzenlenir. Öğrencilerden basamaklardaki her görevi yapmaları beklenmez. Öğrenciler ilgileri doğrultusunda görevleri seçerek tamamlar ve bir sonraki basamağa geçmeye çalışır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. İki eylem planının uygulandığı araştırmada 12 hafta uygulama yapılmıştır. Öğrencilere her hafta bir sonraki derse kadar yapmaları gereken ev görevleri listesi ve sınıfta yapacakları sınıf görevleri listesi dağıtılmıştır. Öğrencilerden görev listesinde belirtilen puanı tamamlayacak şekilde görevleri seçmeleri ve bu görevleri tamamlamaları istenmiştir. Öğrenciler seçtikleri sınıf görevlerini derse girmeden önce öğretmene MEB destekli çevrimiçi uygulama veya bir çeşit İletişim Uygulaması aracılığıyla bildirmişlerdir. Öğrenciler bir görevi bitirdikten sonra görev puanlama yönergelerine göre görevleri değerlendirilmiş ve görev listeleri imzalanmıştır. Birinci eylem planı süresince öğrencilerden her hafta düzenli olarak o haftayı değerlendiren mektuplar yazmaları istenmiştir. Toplanan öğrenci mektupları, görev değerlendirme formları, öz değerlendirme formları ve öğretmenin her ders sonrası yazdığı yansıtıcı günlükler ve video kayıtları titizlikle analiz edilmiş ve elde edilen veriler doğrultusunda ikinci eylem planı hazırlanmıştır. İkinci eylem planında öğrencilerden gelen dönütler ve sınıf gözlemlerinden elde edilen sonuçlara göre üçüncü eylem planına gerek olmadığına karar verilmiş ve ikinci eylem planına son hali verilmiştir. Araştırma 2017/2018 eğitim öğretim yılında Batı Karadeniz Bölgesinde bulunan bir ortaokulun 5. sınıfı ile gerçekleştirilmiştir. Sınıf mevcudu 18 olup öğrencilerin hepsi kız öğrencidir. Verilerin geçerliliğini arttırmak ve sonuçların anlamlılığını zenginleştirebilmek amacıyla veri çeşitlemesi yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak hazırbulunuşluk testi, öz düzenleme görüşme formu, dil biyografisi ve tutum görüşme formu, görev değerlendirme formları, öğrenci mektupları, öz değerlendirme formları, yansıtıcı günlük formlar ve başarı testleri kullanılmıştır. Veri analizleri, veri toplama ile eş zamanlı olarak yürütülmüştür. Verilerin çözümlenmesi ve yorumlanmasında içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda basamaklandırılmış ters yüz öğrenme modelinin öğrencilerin akademik başarılarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Bunun yanında tutumun bilişsel, duyuşsal ve davranışsal bileşenlerinin üçünde de olumlu yönde etkileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu modelin öz düzenlemenin ortam düzenleme bileşeninde çok fazla etkili olmadığı ama motivasyon, öz yeterlilik, zaman yönetimi ve strateji seçimi bileşenlerinde dönem sonunda olumlu yönde değişiklik olduğu görülmüştür. Öğrencilerin sınıf görevleri kapsamında yaptıkları grup çalışmaları sayesinde aktif katılımlarının arttığı ve bu durumun onların daha iyi ve hızlı öğrenmelerine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilere kendi ilgi ve ihtiyaçlarına göre istediği görevi seçmesi ve tamamlaması için fırsatlar sunulması onların kendilerini derste mutlu hissetmelerini sağlamış, eğlenerek öğrenmelerine katkıda bulunmuş ve İngilizce öğrenmeye ilişkin motivasyonlarını arttırmıştır. Bunun yanında öğretim sürecinin basamaklandırılmış olmasının öğrencilerin konuyu pekiştirerek daha iyi öğrenmelerini sağladığı ve derse yönelik tutum ve motivasyonalarını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre öğretmenlere bu modeli uygulayabilmeleri için hizmet içi eğitimler düzenlenmesi; etkinliklerin öğrencileri aktif tutacak, uygulama yapabilecekleri özellikte, öğrenci ilgisini çekecek şeklinde hazırlanması; ev görevleri sınıf görevlerine hazırlayıcı nitelikte, sınıf görevlerinin ise öğrencilerin öğrendiklerini uygulayabileceği ve işbirlikli olarak çalışabilecekleri özellikte hazırlanması gerektiğine dair çeşitli öneriler geliştirilmiştir.

Akademik başarıBasamaklandırılmış ters yüz öğrenme modeliTers-yüz sınıf+7
Burcu Ökmen
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğrenci, öğretmen ve müdürlerin sevgi, demokrasi ve öğrenci merkezli eğitim algıları

Eğitim sisteminin temel girdilerini oluşturan öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin çeşitli konularda sahip olduğu algılar, toplumsal yaşamın kalitesini belirlemekte, öğrencilerin sahip oldukları ve olacakları algıların oluşumunu doğrudan etkilemektedir. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı; öğrenci, öğretmen ve müdürlerin sevgi, demokrasi ve öğrenci merkezli eğitim algılarını belirlemektir. Araştırma nitel araştırma desenlerinden "olgu bilim" deseni kapsamında yürütülmüştür. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile oluşturulmuştur. Çeşitlemede; "okul kademesi", "okul türü", "okul başarı durumu", "sınıf seviyesi", "branş" ve "cinsiyet" değişkenleri kullanılmıştır. İlkokul, ortaokul ve lise kademelerinin her biri için okul türleri ve okul başarı durumları göz önünde bulundurularak üçer okul belirlenmiştir. Çalışma grubunu bu okullarda eğitim gören 630 öğrenci ile bu okullarda görev yapan 18 öğretmen ve sekiz müdür olmak üzere toplamda 656 kişi oluşturmaktadır. Veri toplama tekniği olarak "projeksiyon teknikleri" kullanılmıştır. Veriler öğrencilerden "kelime çağrışım tekniği", "cümle tamamlama tekniği" ve "hikâye tamamlama tekniği" ile öğretmen ve müdürlerden ise "hikâye yorumlama tekniği" ile toplanmıştır. Kelime çağrışım formu ile toplanan veriler "kavram analizi" ile, cümle tamamlama formu ile toplanan veriler "betimsel analiz-içerik analizi" ile, hikâye tamamlama formu ile toplanan veriler "içerik analizi" ile, hikâye yorumlama formu ile toplanan veriler ise söylem analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin hem "romantik sevgi" hem de "koşulsuz sevgi" yönünde algılara sahip oldukları belirlenmiştir. İlkokulda "koşulsuz sevgi" algısının daha yoğun olduğu ancak kademeler ilerledikçe "koşullu sevgi" algısının arttığı görülmüştür. Öğrencilerin iyi özelliklere sahip olanların, sevgimize karşılık verenlerin, bize fayda sağlayanların ve bize iyi davrananların sevilmesi gerektiğini düşündükleri belirlenmiştir. Sevginin ilkokulda "iyilik" ve "kardeşlik", ortaokulda "saygı" ve "hoşgörü", lisede ise "saygı" ve "güven" odaklı olduğu görülmüştür. Öğrencilerin, ülke yönetimine ilişkin "halk merkezli" algıların yanı sıra "kişi merkezli" ve demokratik olmayan algılara sahip oldukları görülmüştür. Öğrencilerinden bazılarının hak ve özgürlükleri "kuralsızlık" olarak algıladıkları, bazılarının ise yasakçı bir anlayışla düşündüğü görülmüştür. Öğrencilerin demokrasinin unsurları ile ilgili bilgi eksikliklerinin, kavram yanılgılarının ve olumsuz algılarının olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin dersin işlenişine ilişkin "anlatım" odaklı, materyal kullanımına ilişkin geleneksel ve olumsuz algılara sahip oldukları belirlenmiştir. Öğretmenin dersin işlenişinden sorumlu ve kontrolü sağlayan kişi olarak görüldüğü, değerlendirme ölçütü olarak sınavlara, performansa, davranışlara, derse katılıma vurgu yapıldığı görülmüştür. Öğrencilerin kararların "öğretmen", "müdür", "başkan" tarafından alınması gerektiği yönünde algıya sahip oldukları belirlenmiştir. Öğretmenlerde, sevgiye karşılık bekleme ve sevgiye karşılık beklememe şeklinde iki ayrı algının var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerde sevginin karşılıklı tepkiler üzerine kurulu olduğu, sevginin karşıdaki kişilerin davranışlarına ve tepkilerine göre değişeceği algısı hâkimdir. Öğretmenlerin sevgi algılarında saygının temele alındığı, saygının ön koşul olarak düşünüldüğü görülmüştür. Öğretmenlerin, yönetimde "kişi" merkezli bir anlayışa sahip olmadıkları ancak demokrasinin işlevsiz olduğunu düşündükleri belirlenmiştir. Öğretmenler; demokrasinin halkın iradesine dayalı bir yönetim şekli olduğuna, halkın yönetime katılımına ve kararlarda söz sahibi olmasına, kuralların birlikte oluşturulmasına vurgu yapmışlardır. Öğretmenlerin demokrasinin teoride güzel olsa da uygulamada işlevsiz olduğunu, demokrasinin bir baskı/tahakküm aracı olduğunu, gelişmiş ülkelerin kötü emellerine ulaşmak amacıyla kullanılan bir araç olduğunu, Batı tarafından oluşturulan bir değer olduğu için İslam'a uymadığını düşündükleri görülmüştür. Öğretmenlerin, öğrencinin merkezde olması ve öğretmenin merkezde olması gerektiğine dair iki farklı algıya sahip oldukları belirlenmiştir. Öğretmenlerin bir kısmının öğretmenin sınıf içinde rehber konumda değil otorite konumunda olmasını tercih ettikleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin öğrenci merkezli eğitim hakkındaki görüşlerinin tutarsızlıkları barındırdığı, aslında öğrenci merkezli eğitimi bilmedikleri ve felsefesine de inanmadıkları görülmüştür. Müdürlerin, sevgiye karşılık beklenmesi ve beklenmemesi gerektiği şekilde iki farklı algıya sahip oldukları görülmüştür. Koşulsuz sevgi anlayışına sahip olan bazı müdürlerin olduğu görülürken bazı müdürlerin karşılık ve beklentiye dayalı bir sevgi anlayışına sahip oldukları belirlenmiştir. Müdürlerin, egemenliğin halka ait olması ve yöneticilere ait olması gerektiğine yönelik algılara sahip oldukları görülmüştür. Müdürlerin, her zaman çoğunluğun söylediğinin doğru olmayacağını, tek bir kişinin kendi başına doğru kararlar alabileceğini, demokrasinin iyi bir yönetim şekli olmadığını, devleti çoğunluğun yönettiğini, halkın düşüncelerinin çeşitli yollarla şekillendirildiğini, demokrasinin gelişmiş devletler tarafından kullanıldığını düşündükleri görülmüştür. Müdürlerin, öğrencinin merkezde olması ve öğretmenin merkezde olması gerektiğine dair iki farklı algıya sahip oldukları görülmüştür. Bazı müdürlerin, öğretmenin rehberlik, yönlendirme, gözlem, öğrenme ortağı olma, katılımı teşvik etme, güdüleme rollerini öne çıkardıkları, sınıftaki "mutlak otorite" olan rolü yerine "işbirliği", "iletişim" ve "etkileşim" kavramlarına vurgu yaptıkları görülmüştür. Bazı müdürlerin ise öğrenci merkezli yaklaşımı benimsemedikleri, geleneksel eğitim algısına sahip oldukları belirlenmiştir. Öğrencilere seçme hakkı verilemeyeceğinin, öğrencilerin kendi kararlarını alabilecek kapasiteye sahip olmadığının düşünüldüğü de görülmüştür. Öğrenci, öğretmen ve müdürlerin sevgi, demokrasi ve öğrenci merkezli eğitim algıları arasında bir ilişki olduğu, genel olarak hem koşulsuz sevgi, hem demokrasi hem de öğrenci merkezli eğitim algısının hepsine birlikte sahip oldukları, ya da bunların hiçbirine sahip olmadıkları görülmüştür. Araştırma sonunda ulaşılan sonuçlara dayalı olarak MEB'e, öğretmen ve müdürlere, YÖK'e ve araştırmacılara yönelik olarak çeşitli öneriler geliştirilmiştir.

DemokrasiEğitimOkul yönetici algısı+4
Şeyma Şahin
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan öğrencilerin tanılanması, eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi ve öğretim programı tasarısı

Bu araştırmanın amacı, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu yaşayan bireylerin tanı almalarını sağlamak, eğitim ihtiyaçlarını belirlemek ve bu ihtiyaçlara uygun öğretim programı tasarlamaktır. Araştırmada öncelikle Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu yaşayan bireylerin tespit edilip tanılanmalarını sağlamak için öğrencilere çeşitli test ve ölçekler uygulanmış, bu uygulamalar sonucunda öğrenci velileri ile görüşülerek psikiyatriye yönlendirilmiştir. Araştırmanın ihtiyaç belirleme aşamasında literatür taraması yapılmış, tanı alan öğrencilerin kendileri, velileri ve öğretmenleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiş ve konu ile ilgili uzmanların videoları incelenmiştir. Ortaya çıkan bu ihtiyaçlara yönelik olarak bir öğretim programı tasarlanmıştır. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Üç farklı aşamadan oluşan araştırmanın DEHB'li öğrencileri belirleme süreci tarama araştırması ile, DEHB'li öğrencilerin ihtiyaç belirleme süreci durum çalışması ile ve program tasarlama süreci kuram oluşturma araştırması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın tarama araştırması 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Düzce İlinde bir ilkokulda 2. Sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Durum araştırmasında ise çalışma grubu DEHB tanısına sahip öğrencilerden, bu öğrencilerin sınıf öğretmenlerinden ve velilerinden, uzman videolarından ve literatür kaynaklarından oluşmaktadır. Araştırmada verilerin geçerliliğini güçlendirebilmek ve sonuçların anlamlılığını zenginleştirebilmek için maksimum veri çeşitlemesi yapılmıştır. Tanılanma sürecinde veri toplama araçları olarak Bourdon dikkat testi, d2 dikkat testi, öğretmen görüş formu, Conners Derecelendirme Ölçekleri kullanılmış ve ihtiyaç belirleme sürecinde ise öğretmen görüşme formu, veli görüşme formu ve öğrenci görüşme formu kullanılmıştır. Veri analizleri, veri toplama ile eş zamanlı olarak yürütülmüştür. Tanılama sürecinde uygulanan test ve ölçeklerin değerlendirilmesinin ardından birbirleri ile karşılaştırılarak karar verilmesinde çoklu karar verme yaklaşımı kullanılmıştır. İhtiyaç belirleme sürecinde görüşme ve döküman inceleme tekniği ile toplanan verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Öğrencilerin tanılanması sürecinde gerçekleştirilen analizler sonucunda Bourdon Dikkat testi, d2 dikkat testi, öğretmen görüş formu, derecelendirme ölçekleri sonuçlarına göre DEHB şüphesi taşıdığına karar verilen öğrencilerin psikiyatriste yönlendirilmeleri sonucu giden 6 öğrenciden 4'ünün DEHB'li olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. İhtiyaç belirleme süreci analizleri ile DEHB'li öğrencilerin beyin yapılarının, karakteristik, duygusal ve davranışsal özelliklerinin diğer öğrencilerden farklı oldukları, farklı ruhsal bozukluklar yaşayabildikleri, bilişsel ve davranışsal problemler yaşadıkları, DEHB ile ilgili yaşanan problemlerinin çözümü için çeşitli eğitimler almaları ve çözüm yöntemlerini uygulamaları, yaşantılarında beslenme, spor ve uyku düzenlerine dikkat etmeleri gerektiği bulgularına ulaşılmıştır. Tanılama sürecine dair araştırmalar sonucunda; sınıf öğretmenlerinin DEHB hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları, buna bağlı olarak sınıflarında var olan DEHB'li öğrencileri fark edemedikleri ve bu öğrencileri olumsuz davranışlar sergileyen diğer tüm öğrencilerle karıştırdıkları tespit edilmiştir. Bourdon dikkat testi, d2 dikkat testi ve Conners derecelendirme ölçeklerinin dikkat becerisini ölçmede yeterli olduğu ve tanının konması için tüm bu ölçeklerin verilerinden yararlanılarak pskiyatriye yönlendirilmesi gerektiği belirlenmiştir. Ayrıca DEHB'li bireylerin tanılanma sürecinde ailelerin, çocuklarının etiketlenmesinden ve ilaç tedavisinden dolayı çekimser kalarak uzmana gitmekten vazgeçtikleri, uzmana giderek tanı alan ailelerin ise bu durumu öğretmenden gizleme eğiliminde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. İhtiyaç belirleme araştırmaları sonucunda DEHB'li bireylerin, DEHB'li olmayan bireylere göre nörolojik olarak beyin yapılarının farklılıklar gösterdiği, duygusal, bilişsel, davranışsal ve akademik olarak farklılıklar gösterdikleri, DEHB'ye ek olarak farklı bozukluklar yaşadıkları, bilişsel ve akademik problemler yaşadıkları, bu yüzden bu bireylere yönelik verilecek eğitimlerde bu bireylere sosyal, duygusal, davranış düzenleme ve akademik beceriler kazandırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca DEHB'li bireylere özel eğitim, sosyal beceri eğitimi, dikkat eğitimi ve çevrelerine aile eğitimi ve öğretmen eğitimi gibi eğitimler verilmesi gerektiği, bireylere verilen eğitimlerde egzersizler, görsel algı etkinlikleri ve işitsel etkinlikler, bulmacalar ve oyunlar kullanılması gerektiğine, eğitim ortamı, çalışma süreleri, katılımcılar ve eğitimcinin özellikleri, verilecek yönergeler hakkında dikkat edilmesi gerekenlere ulaşılmış. Eğitimlere ek olarak ilaç tedavisi, bilişsel davranışcı terapi, nörofeedback gibi yöntemler kullanılarak, tedavinin işbirliği içinde çocuğu iyi tanıyarak yürütülmesi ve olumlu disiplin yöntemlerinin kullanılarak, uygun çevre düzenlemeleri ile beslenme, spor ve uyku düzeni sağlanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öneriler kısmında tanılama süreçlerine ve araştırmacılara yönelik öneriler listelenmiş olup ayrıca hedef, içerik, eğitim durumları, değerlendirme öğeleri ele alınarak bir öğretim programı tasarlanmıştır.

Eğitim ihtiyaçlarıHiperaktiviteli dikkat eksikliği bozukluğuÖlçekler+2
Öznur Dağıstanlı Canoğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Other supervisors