Prof. Dr. Ayten Kaplan danışmanlığındaki tezler

11 tez · Hacettepe University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konya-Cihanbeyli-Böğrüdelik Tatarları'nın halk ezgileri

Anadolu toprakları, birçok etnik gruba barınma hakkı sağlamıştır. Bu etnik gruplardan biri de Tatarlardır. Eskişehir, Ankara, Konya çevrelerinde yayılım gösteren Tatarlar, Anadolu'da, geldikleri yerin ismiyle tanımlanmışlardır. Kazan Tatarları, Kırım Tatarları, Sibirya Tatarları bunlara örnek olarak verilebilir. Araştırma konusu olan Böğrüdelik'te yaşayan Tatarlar, kendilerini Sibirya Tatarı olarak tanımlamaktadır. Bu etnik grup hakkında yapılan araştırmalar, daha çok tarihlerini ve dilini konu almaktadır. Böğrüdelik'te yaşayan Tatarlar'ın müzik kültürleri üzerine yayınlanmış ya da araştırma konusu olmuş bir kaynakla karşılaşılmamıştır. Bir toplumun müziğinin incelenmesi etnomüzikolojik verilere ulaşma açısından önem taşımaktadır. Göçmen bir toplumun, göç nedenlerini, göç öncesi ve sonrası yaşamları hakkında bilgi edinme olanağını sözlü müzik sağlamaktadır. Böylelikle topluluk üyelerinin yaşanmışlıkları ve halen sürdürdükleri yaşamda hangi kültürel öğeleri ön planda tuttuğu ve gelecek kuşaklara aktarılan kültürel unsurların neler olduğu tespit edilebilir. Araştırma örneklemi olan Böğrüdelik Köyü, Konya'nın Cihanbeyli ilçesinde olup; Türkiye sınırları içerisinde, Sibirya'dan göç eden Tatarlar'ın bulunduğu tek yerdir. Tek örnek olması; elde edilen bilgilerin etnomüzikoloji ve halkbilim çalışmalarına veri oluşturması açısından önem taşımaktadır. Böğrüdelik'te yaşamış / yaşamakta olan halkın "yır" adını verdiği halk ezgilerini kapsayan bu çalışmada, halk ezgilerinin diğer kuşaklara aktarımını ve devamlılığını sağlamaya katkıda bulunmak için veri oluşturmak, var olan ezgilerin korunmasını sağlamak ve yırlardaki söz-ezgi yapısının incelenmesiyle, göç sürecindeki yapılanmayı gözlemlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Böğrüdelik Tatar yırları derlenmiş, notaya alınmış ve ezgisel-sözel yapıları incelenmiştir. Böğrüdelik'in halk ezgileri incelendiğinde varılan nokta; göç sonrasında söz üretiminin çok olduğu ancak ezgi üretiminin daha kısıtlı olduğudur. Bu durum da söze olan ihtiyaçlarıyla ilşkilendirilmektedir. Bu süreçte, sesli, yazılı, görsel literatür taraması ve görüşme tekniği kullanılmıştır. Nitel araştırmalarda örnek olay tarama modeline dayalı betimsel bir araştırmadır. Anahtar sözcükler: Konya, Böğrüdelik, Tatar, yır, göç, pentatonik

EtnomüzikolojiEzgiGöçler+5
İzanrüba Kıran
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk müziği konservatuvarlarında ses eğitimi anlayışının incelenmesi

TÜRK MÜZİĞİ KONSERVATUVARLARINDA SES EĞİTİMİ ANLAYIŞININ İNCELENMESİ Danışman: Prof. Dr. Ayten KAPLAN Yazar: Handan SAVCI ÖZ Müzik kültürümüzün büyük bir bölümünü sözlü müzik oluşturmaktadır. Tarihsel kaynaklarda, insan sesi, ses icrası ve hanendelik kültürüne dair çok önemli bilgilere rastlanmaktadır. Tarihsel kaynaklarda, genel müzikal kültür ile birlikte, sesin oluşumu ve işlevsel özellikleri ve ses icrasının nasıl olması gerektiği ile ilgili önemli tespitlerin yapıldığı görülmektedir. Bu konuda yoğun bir düşünsel çaba gösterilse de ses eğitiminin ayrı bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmesi konusunda net bir tutuma rastlanmamaktadır. Tanzimat öncesinde ses eğitiminin meşk ve hanendelik geleneği ile özdeş olduğu söylenebilir. Eğitimde, ses eğitiminin ayrı bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmesi, Dârülelhanın kurulmasıyla başlamıştır. Tanzimat dönemi ile birlikte başlayan batılılaşma politikaları, Cumhuriyet döneminde daha etkin biçimde uygulanmıştır. Meşk ve hanendelik eğitimi ile batılılaşmanın etkisiyle başlayan modern ses eğitimi arasındaki yöntem farklılıkları, ses eğitiminin nasıl yapılması gerektiği konusunda sorunlara neden olmuştur. Tarihsel gelenekle uyumlu, tavır- nazariyat- meşk geleneğinin eğitime tam anlamıyla yansımaması bugünün ses icrasının en önemli sorunlarından biridir. Bu araştırmada, ses icrası ve ses eğitiminin gelenekte nasıl şekillendiği, tarihsel müzik kültürümüzü şekillendiren kaynaklar, meşk ve Osmanlı eğitim kurumları temel alınarak belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada öncelikli olarak, iyi bir ses icracısı Türk Müziği açısından, makam, usul, ağız, tavır ve sözel unsurlar açısından ne olmalıdır; Türkiye'de müzik eğitiminde ses alanında verilen eğitimin tarihsel süreç içerisindeki yapısı incelenerek değerlendirilmiş; Türk Müziği Devlet Konservatuarları'nda yapılan uygulamalar, bu özellikler açısından değerlendirilmiştir. Tez çalışmasının sonucunda, Türk müziğinin kazanımları açısından nitelikli bir ses icracısının nasıl yetişebileceğine dair fikirler öne sürülmüş ve böylesi bir ses icrasına, öğrencinin ulaşabilmesi için yeni bir metodolojinin oluşması için bir kapı aralanmaya çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Hanendelik, ses eğitimi, Osmanlı eğitim kurumları, tarihsel kaynaklar, meşk.

Handan Savci
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konya Oturak Alemi ve Oturak Türküleri"nin müzik bileşenleri

Kültürü meydana getiren somut ve soyut unsurların büyük bir bölümü eğlence ortamlarıdır. Kültür oluşumunun en önemli unsurları olan gelenek, görenek, inanç ve ritüellerin çoğu eğlence ortamlarında şekillenmektedir. Masallar, destanlar, fıkra ve bilmeceler, danslar, şarkı ve türküler eğlence ortamlarının vazgeçilmez unsurlarıdır ve bu unsurlar kültürün korunmasında, aktarılmasında, toplumsal düzenin devam ettirilmesinde büyük rol oynar. Anadolu'nun birçok yöresinde yaren gecesi, sıra gecesi, gezek, ferfene, oda sohbeti gibi isimlerle anılan bu etkinliklerin hepsi eğlence amaçlı olmayabilir. Bu etkinlikler felsefi sohbetleri ve ahlaki öğretileri de içerebilir. Konya'da ise bu eğlence ve sohbet ortamı Oturak Âlemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu halk kültürü Anadolu'da Ahilik geleneği ile ilişkilendirilebilir.Kültürün korunmasında ve aktarılmasında aynı zamandatoplumsal düzenin devam ettirilmesinde Ahilik geleneğininönemli katkıları bulunmaktadır. Kendine has ilke ve kuralları barındıran Ahilik; iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir gelenektir. Aynı zamanda edebiyat, müzik, gelenek ve görenekleri esas alan bir sistem olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda Ahilik geleneği; müzik, dans ve edebiyatın da yer aldığı; aynı zamanda sevgi, saygı, sorumluluk, yardımseverlik, güven, hoşgörü, sabır gibi değerlerimizi yaşatarak kültür aktarımı sağlamayı hedeflemiş Oturak Âlemleri ile ilişkilendirilebilir. Araştırma konusu olan Konya Oturak kültüründe sohbetin ve eğlencenin yanı sıra müzik icrası ön plânda ve daha belirgindir. İcra edilen türküler genellikle Konya türküleridir ve bu türküler belirli bir mantık akışı içinde sıralanır.

EğlencelerHalk kültürüHalk müziği+5
Yasemin Gül Tarım
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara Devlet Konservatuvarı derleme kayıtlarında yer alan Erzurum yöresi halk ezgilerinde ritim sazların icra ettiği kalıpların incelenmesi

Ankara Devlet Konservatuarı folklor arşivi için, 1937 - 1954 yılları arasında birçok ilde, ilçede, köyde derlemeler yapıldı. Sözlü - Sözsüz halk müziği ürünlerini saptamak amacıyla yapılan bu derlemelere dönemin önde gelen araştırmacı ve bestecileri ile teknisyenler katıldı. Bu derleme gezileri ile binlerce Türk Halk Müziği eseri kültürümüze kazandırılarak günümüze kadar getirildi. Bu çalışmanın amacı; 1937 ile 1954 yılları arasında Ankara Devlet Konservatuarı adına yapılan derleme çalışmalarının ses kayıt arşivinden Erzurum yöresine ait ritim eşliği bulunan kayıtlar tasnif edilip metne dökülerek kalıcı hale getirmek ve bu yolla konuyla ilgili çalışma yapacak olan araştırmacılara sistematik bir kaynak oluşturmaktır. Araştırmada ilk önce literatür taraması yapılarak konuyla ilişkili kaynaklara ulaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmada kullanılan verilere ise arşiv taraması yapılarak ulaşılmıştır. Yapılan arşiv taramasında araştırmanın konusunu oluşturan Ankara Devlet Konservatuarı derleme kayıt arşivinden 1937 yılında Erzurum'da derlenen türkülerin derleme fişleri incelenmiştir. İncelemeler sonucunda ritim çalgısı eşliği bulunan 4 adet derleme fişi tespit edilmiştir. Bu fişlerde yer alan 17 eserin 15 tanesinin ses kaydına ulaşılmıştır. Bunun dışında derleme fişinde yer alan bir eserin iki farklı ses kaydı ile derleme fişine ulaşılamayan 1 eser daha tespit edilerek toplam 17 eser ezgisel ve ritimsel açıdan notaya alınarak incelenmiştir. Türk Müziği'nin ritimsel açıdan diğer müzik türlerine göre en önemli farkı, aksak ölçüler ile formlara göre değişen geniş ritim kalıplarıdır. Klasik Türk Müziği'nde (Türk Sanat Müziği) her ölçü için bir veya birden fazla ritim kalıbı (usul) oluşturularak sistematik hale getirilmiştir. Türk Halk Müziği'ni ritimsel açıdan ele aldığımızda çok çeşitli ölçülerin olduğunu görmekteyiz, fakat Türk Halk Müziği eserlerinde kullanılan ölçüler o eser için icra edilmesi gereken ritim kalıbını belirlemez. Ritim kalıpları yörenin coğrafi özellikleri, yaşayış biçimi ve geleneksel müzik tavrına göre oluşmuştur. Dolayısıyla Türk Halk Müziği'nde kullanılan ritim kalıplarının yörelere göre ayrı ayrı incelenmesi ve adlandırılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışma, geleneksel ritim kalıplarının yer aldığı kaynakların artmasına öncülük etmeyi hedeflemiştir.

Ankara Devlet KonservatuarıDerlemeErzurum+5
Cemal Özkızıltaş
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TRT repertuvarındaki semah notalarının tavır yönünden analizi ve bağlama düzenine uyarlanması

Geleneğimizin en yaygın çalgısı olarak bildiğimiz bağlamanın Anadolu'ya gelişinden bu yana hem form hem de icra sitili açısından değiştiğini gözlemleyebiliriz. Bu değişiklik belki de bağlamanın geçirdiği göç ve ilk yerleşim süreçlerinden sonraki Anadolulaşma sürecinin sonucu olabilir. Bu süreçte bağlama farklı bölgelerde yerleşik hayata geçmiş, benimsenmiş, bölgenin coğrafi ve insani dokusal özelliklerine göre değişen icra sitillerine sahip olmuştur. Türk Halk Müziği Terminolojisinde buna "yöresel tavır" denmektedir; örneğin Ege'de Zeybek Tavrı, Konya'da Konya Tavrı, Karadeniz'de Karadeniz Tavrı, Silifke'de Silifke Sallaması vb. Tavrın yalnızca yörelere göre değişmediğini gözlemleyebiliriz. Bir başka tavır özelliği gösteren Geleneksel Müzik türümüz de tasavvuf müziği adı altında incelenebilir olan Alevi-Bektaşi deyişleri ve semahlarıdır. Alevi-Bektaşi kültüründe kutsal bir yere sahip olan bağlama deyiş ve semahların yaygın eşlik çalgısı olarak kabul görmektedir. Bağlama hem ezgi çalan hem de o ezgiye eşlik eden bir vurmalı çalgı gibidir. Bu icra tavrı adeta semahların söz bölümündeki manayı ve kişi üzerindeki tesirini artırmak için özellikle seçilmiş gibidir. Bu icra biçimi eserlerle öylesine birleşmiştir ki tavrın dışına çıkıldığı zaman eser kimliğinden soyutlanarak o mistik, tasavvufi havayı ve dinamizmi kaybedebilir. Günümüze kadar bağlama için birçok çalgı metodu çalışması yapılmış, bu çalışmalar sayesinde bağlamanın tavırlı icrası müziğin dili olan nota ve yardımcı semboller ile ifade edilebilmiştir. Deyiş ve semah tavrını da nota üzerinde ifade etmek ve bu icra tavrını teknik olarak aktarımı mümkün olabilmektedir. Türk Halk Müziği nota arşivinin büyük bir oranı TRT Ankara Radyosu tarafından da muhafaza edilmektedir. Genellikle bu notalar okuma kolaylığı için sade ve basit yazılmıştır, bu sebepten tavır unsurunu notada görebilmek pek de mümkün olmayabilir. Bu tez çalışmasında TRT repertuvarındaki semah notalarının tavır yönünden analizi yapılacak ve aynı eserler deyiş-semah tavrına göre bağlama düzenine en uygun bir biçimde tekrardan notaya alınacaktır. Anahtar Sözcükler Türk Halk Müziği, Alevi – Bektaşi, Bağlama, Semah, Tavır, Nota.

BağlamaHalk müziğiNota+3
Umut Sülünoğlu
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dirmil yörük müzik kültürü

"Dirmil Yörük Müzik Kültürü" isimli bu çalışma giriş kısmı ve beş bölüm olarak kurgulanmıştır. Giriş bölümünde Dirmil'i4 de içine alan Teke Yöresi müziği ve Dirmil'deki yerel müzik üzerine yapılan araştırmalar incelenmiştir. İlk bölümde, araştırmanın problemi, amacı ve önemi verilmiştir. İkinci bölüm çalışmanın kuramsal çerçevesi, yerel kültür olarak müzik, yerel müziğin dönüşümü ve Dirmil'in tarihî, coğrafi, kültürel ve demografik yapısı konularını kapsamaktadır. Bu bölümde, Dirmil yörük müziğinin hangi teorik çerçevede analiz edildiği ve müzik literatürü içindeki yeri incelenmiştir. Bu inceleme, Dirmil'de varolan Yörük (Teke) müziği ve kültürüne yönelik yapılan çalışmaların taranması ve Dirmil'deki yerel müziğin özgünlüğü ve öneminin açıklanmasını kapsamaktadır. Ayrıca, Dirmil yörük müzik kültürünün arka planı olan Dirmil'in tarihî, coğrafi, kültürel ve demografik dinamikleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde Dirmil müzik kültürünün kavramsal çerçevesinin hangi değişkenlerle açıklanabileceği, bu değişkenlere dair verilerin toplanma yöntemleri ve bunların nasıl analiz edildiği verilmiştir. Etnoğrafik yöntem ve vaka çalışması tekniği kullanılan saha çalışmasında, incelenen yerel müziğin evren ve örneklemin niteliği ve niceliği, verilerin hangi tekniklerle toplanıp analiz edildiği açıklanmıştır. Dördüncü bölümde ise yerel müzik kültürü, içinde oluştuğu sosyo-ekonomik ve kültürel koşullar ile Dirmil yerel müzik icracılığı ve yapımcılığı bağlamında incelenmiştir. Bu çerçevede Dirmil'de icra edilen yörük (Teke) müziğinin kültürel ve sosyal üretimini sağlayan icracılık, yapımcılık ve öğrenme süreçleri ile icra edilen sosyal ortamlar incelenmiştir. Dirmil'in sosyo-ekonomik değişim tarihi ve kültürü ile yerel müzik arasında varolan içsel bağ; toplumsal hafızadaki yerel müziğin, çalgılar, icracılar, çalgı yapımcıları, çalgıların teknik özellikleri, fiziki boyutları, ses kapasiteleri ve yerel müziğin zaman içerisindeki değişimleri çerçevesinde analiz edilmiştir. Bu analiz yerel müzik kültürünün kuşaklararası aktarım biçimleri incelenerek yapılmıştır. Son bölümde ise Dirmil yörük 4 İlçe merkezi olarak Dirmil'in ismi 1958 yılında Altınyayla olarak değiştirilmiştir. Ancak yerel halk ilçeye verilen bu yeni adı benimsememiş, eski adı kullanmaya devam etmektedir. Tezde Dirmil kültürel bölge adı olarak kullanılmaktadır. vii müziğindeki değişimlerin değerlendirilmesi ve bu müziğin geçmiş ve geleceği arasında bir bağ oluşturulmasına yönelik önerilere yer verilmiştir. Bu bölümde ayrıca yörük müziğinin geçmişteki dokusunun var olan teknolojik olanaklar çerçevesinde günümüze taşınıp taşınamayacağına dair tespit ve öneriler de yer almaktadır. Anahtar Sözcükler Yörük (Teke) Müziği, Dirmil Yerel Müziği, Sipsi, Üçtelli bağlama ve İkitelli

BurdurMüzikMüzik kültürü+3
Ferhat Erdem
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk müziği konservatuvarlarında ses eğitimi anlayışının incelenmesi

TÜRK MÜZİĞİ KONSERVATUVARLARINDA SES EĞİTİMİ ANLAYIŞININ İNCELENMESİ Danışman: Prof. Dr. Ayten KAPLAN Yazar: Handan SAVCI ÖZ Müzik kültürümüzün büyük bir bölümünü sözlü müzik oluşturmaktadır. Tarihsel kaynaklarda, insan sesi, ses icrası ve hanendelik kültürüne dair çok önemli bilgilere rastlanmaktadır. Tarihsel kaynaklarda, genel müzikal kültür ile birlikte, sesin oluşumu ve işlevsel özellikleri ve ses icrasının nasıl olması gerektiği ile ilgili önemli tespitlerin yapıldığı görülmektedir. Bu konuda yoğun bir düşünsel çaba gösterilse de ses eğitiminin ayrı bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmesi konusunda net bir tutuma rastlanmamaktadır. Tanzimat öncesinde ses eğitiminin meşk ve hanendelik geleneği ile özdeş olduğu söylenebilir. Eğitimde, ses eğitiminin ayrı bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmesi, Dârülelhanın kurulmasıyla başlamıştır. Tanzimat dönemi ile birlikte başlayan batılılaşma politikaları, Cumhuriyet döneminde daha etkin biçimde uygulanmıştır. Meşk ve hanendelik eğitimi ile batılılaşmanın etkisiyle başlayan modern ses eğitimi arasındaki yöntem farklılıkları, ses eğitiminin nasıl yapılması gerektiği konusunda sorunlara neden olmuştur. Tarihsel gelenekle uyumlu, tavır- nazariyat- meşk geleneğinin eğitime tam anlamıyla yansımaması bugünün ses icrasının en önemli sorunlarından biridir. Bu araştırmada, ses icrası ve ses eğitiminin gelenekte nasıl şekillendiği, tarihsel müzik kültürümüzü şekillendiren kaynaklar, meşk ve Osmanlı eğitim kurumları temel alınarak belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada öncelikli olarak, iyi bir ses icracısı Türk Müziği açısından, makam, usul, ağız, tavır ve sözel unsurlar açısından ne olmalıdır; Türkiye'de müzik eğitiminde ses alanında verilen eğitimin tarihsel süreç içerisindeki yapısı incelenerek değerlendirilmiş; Türk Müziği Devlet Konservatuarları'nda yapılan uygulamalar, bu özellikler açısından değerlendirilmiştir. Tez çalışmasının sonucunda, Türk müziğinin kazanımları açısından nitelikli bir ses icracısının nasıl yetişebileceğine dair fikirler öne sürülmüş ve böylesi bir ses icrasına, öğrencinin ulaşabilmesi için yeni bir metodolojinin oluşması için bir kapı aralanmaya çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Hanendelik, ses eğitimi, Osmanlı eğitim kurumları, tarihsel kaynaklar, meşk.

Handan Savci
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk müziği konservatuvarlarında ses eğitimi anlayışının incelenmesi

TÜRK MÜZİĞİ KONSERVATUVARLARINDA SES EĞİTİMİ ANLAYIŞININ İNCELENMESİ Danışman: Prof. Dr. Ayten KAPLAN Yazar: Handan SAVCI ÖZ Müzik kültürümüzün büyük bir bölümünü sözlü müzik oluşturmaktadır. Tarihsel kaynaklarda, insan sesi, ses icrası ve hanendelik kültürüne dair çok önemli bilgilere rastlanmaktadır. Tarihsel kaynaklarda, genel müzikal kültür ile birlikte, sesin oluşumu ve işlevsel özellikleri ve ses icrasının nasıl olması gerektiği ile ilgili önemli tespitlerin yapıldığı görülmektedir. Bu konuda yoğun bir düşünsel çaba gösterilse de ses eğitiminin ayrı bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmesi konusunda net bir tutuma rastlanmamaktadır. Tanzimat öncesinde ses eğitiminin meşk ve hanendelik geleneği ile özdeş olduğu söylenebilir. Eğitimde, ses eğitiminin ayrı bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmesi, Dârülelhanın kurulmasıyla başlamıştır. Tanzimat dönemi ile birlikte başlayan batılılaşma politikaları, Cumhuriyet döneminde daha etkin biçimde uygulanmıştır. Meşk ve hanendelik eğitimi ile batılılaşmanın etkisiyle başlayan modern ses eğitimi arasındaki yöntem farklılıkları, ses eğitiminin nasıl yapılması gerektiği konusunda sorunlara neden olmuştur. Tarihsel gelenekle uyumlu, tavır- nazariyat- meşk geleneğinin eğitime tam anlamıyla yansımaması bugünün ses icrasının en önemli sorunlarından biridir. Bu araştırmada, ses icrası ve ses eğitiminin gelenekte nasıl şekillendiği, tarihsel müzik kültürümüzü şekillendiren kaynaklar, meşk ve Osmanlı eğitim kurumları temel alınarak belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada öncelikli olarak, iyi bir ses icracısı Türk Müziği açısından, makam, usul, ağız, tavır ve sözel unsurlar açısından ne olmalıdır; Türkiye'de müzik eğitiminde ses alanında verilen eğitimin tarihsel süreç içerisindeki yapısı incelenerek değerlendirilmiş; Türk Müziği Devlet Konservatuarları'nda yapılan uygulamalar, bu özellikler açısından değerlendirilmiştir. Tez çalışmasının sonucunda, Türk müziğinin kazanımları açısından nitelikli bir ses icracısının nasıl yetişebileceğine dair fikirler öne sürülmüş ve böylesi bir ses icrasına, öğrencinin ulaşabilmesi için yeni bir metodolojinin oluşması için bir kapı aralanmaya çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Hanendelik, ses eğitimi, Osmanlı eğitim kurumları, tarihsel kaynaklar, meşk.

Handan Savci
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seymenliğin Ankara kültürü ve müziğindeki yeri

Seymenlik geleneğinin derinlik olarak Orta Asya geleneklerine kadar ulaştığı düşünülmektedir. Anadolu'ya göçün ardından 1290-1354 yılları arasında, Ankara yönetiminde Ahilik teşkilatıyla beraber oluşturdukları güçlü yönetim, Seymenliği toplum içinde saygın konuma getirerek belirleyici rol üstlenmesine katkı sağlamıştır denebilir. Bu çalışmada Seymenliğin, Ankara yerleşkesinde kültüre, müziğe ve sosyal yaşama kattıkları ve Ankara kültürü açısından önemi anlatılmaya çalışılmıştır. Bunun için yöntem olarak literatür taramasının yanı sıra, Seymen ileri gelenleriyle yapılan kişisel görüşmelerden de yararlanılmıştır. Alplik, Alperenlik, Gazilik ve Ahilik gibi Seymen kültürüyle ilişkilendirilebilecek kültürel oluşumlar ve benzerlikler ortaya koyulmuştur. Ankara türkülerinin ve oyunlarının karakteristik yapılarının betimsel analizi yapılmış, yüzyıllar boyunca süregelmiş sohbet toplantıları bünyesinde Ankara Ferfene Gecesi ve Cümbüş ele alınmıştır. Ayrıca türkü sözlerinin ve oyunlardaki vücut hareketlerinin, geçmiş kültürle ilişkisi aranmış, bir çıkarım elde edilmeye çalışılmıştır. Seymenlik ve Ankara kültürüyle ilgili bilgiler, literatüre kazandırılarak, unutulmaya yüz tutmuş geleneklerin yaşamda yer almasına katkı sağlayabilmek amaçlanmıştır. Bu bağlamda araştırmalar sonucu elde edilen bulgular ışığında Seymenliğin kurallarının, Alplik, Ahilik, Alperenlik ve Gazilik ile büyük ölçüde örtüştüğünü söyleyebiliriz. Güçlü teşkilat yapısı, disiplinli ve muhafazakâr tutumuyla günümüze kadar gelen Seymenlik, özellikle Ankara müzik ve oyunlarında taşıyıcı ve belirleyici unsur olmuştur. Ankara Halk Müziğinde divanlar, bozlaklar, zeybekler, düz oyunlar, muhabbet havaları çalınır söylenir. Ankara seymen kültüründe müziğin yanı sıra, dans da önemli bir yer teşkil eder. Müziğin ve dansın bir arada icra edildiği musiki meclislerinden en önemlileri ferfene, cümbüş ve muhabbet geceleridir. Ankara saz çalma töresi ve bağlamada Ankara tavrı bu meclislerde yaşayarak günümüze kadar ulaşmıştır. Anahtar Kelimeler: Ankara, ahilik, alplik, alperenlik, gazilik, seymenlik, Ankara halk müziği, Ankara tavrı.

AnkaraHalk müziğiHalk oyunları+5
Sıtkı Akın
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk saz müziğinde usta icracılık

Geleneksel Türk müziği eğitimi ve öğretimi meşk sistemi ile aktarılmıştır, günümüzde de nota kullanımının yanı sıra sistematik yapısı gereği bu şekilde devam etmektedir. Gelenekte, meşk sistemi ile birlikte sözlü müzik icrası, saz müziği icrasına göre musıki mecmuaları ve usul kalıpları sayesinde daha kolay öğrenilip icra edilmiştir. Saz müziğinin öğrenim ve aktarımı ise meşk geleneğine göre tamamen hafıza unsuru ile gelişebilmiştir. 19. yüzyılın ikinci yarısı itibariyle batı notasının Türk müziğinde yer etmesiyle birlikte, saz icracılığı daha fazla ilgi görmeye başlamış, teknik zorlukları ön plana çıkan eserler bestelenmiştir. Tüm bunlar da saz icracılarında bireyselleşme olgusuna zemin hazırlamıştır. Böylelikle Batı müziğinde virtüözite olarak kullanılan kavram, Türk müziğinde usta icracı olarak karşımıza çıkmıştır. Batılı müzisyenler virtüöz tanımına sahip olmak için belirli bir metot eğitimini bitirmiş ve çeşitli kriterleri sağlamış olmak zorundadırlar. Geleneksel Türk saz müziği icracılığının Batı müziğinden bu noktada farkı, usta icracı tanımına sahip olabilmenin ön koşullarının neler olduğu, usta icracıların bu tanıma sahip olabilmek için neler yapması gerektiği, alanında usta icracı olarak adlandırılan yirmi beş uzman kişinin görüşleri doğrultusunda sonuçlanmıştır.

MüzikMüzik eserleriMüzik sanatı+7
Hande Taşçeşme
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel Türk müziğinde ninni olgusunun yeri ve ninnilerin müziksel çözümlemesi

Anne bebeğini susturmak, uyutmak için birtakım eylemler yapar. Bu eylemlerin en önemlilerinden birisi olan ninni, anne bebek ilişkisinde çok özel bir yere sahiptir. Bu çalışmada, Anadolu'nun ninni olgusu, anne sesiyle özdeşleşen ninnilerin etkilerinin neler olduğu, ninnilerin müziksel bakımdan değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ninniler derin boyutta etki alanı olan bir kültür öğesidir. Anadolu kültüründe Halk Edebiyatı'nın sözlü edebiyat ürünü ve çoğunlukla anonim olan ninni kavramı, türkü ana başlığı altında "lirik türküler" içinde yer almaktadır. Anne, bebeğini rahatlatmak, uykuya geçişini kolaylaştırmak, ağrısı ve acısı varsa dindirmek ister. Bu sebeple müziğe başvurur. Kuşaktan kuşağa aktarılan ninnilerin söylemesinin yanı sıra, anne o anda içinden geldiği gibi de ninni söyleyebilmektedir. Ayrıca bestelenmiş ninniler de bulunur. M.Ö. 4000'lerden itibaren Mezopotamya'da varlık gösteren tarih çağlarını başlatan Sümerlerde yazılı ilk ninniye rastlanmaktadır. Bu ninninin ilk satırında ezgiyle söylendiği anlaşılan ifade yer alır. İlk Türk sözlüğü olarak kabul edilen Divanü Lügat-it Türk'te ninniden "balu balu" olarak adlandırılmıştır. Bu da gösterir ki ninni olgusu çok eskilerden beri kültürümüzde önemli bir yer edinmiştir. Ninnilerin içeriği, annenin gördüğüne ve yaşadığı duyguya göre şekillenmiştir. Anadolu topraklarında yaşamış, adları kaybolmuş annelerin sesinden doğan ninnilerle bestekârı ve güftekârı bilinen ninniler TRT nota arşivine alınmışlardır. Dolayısıyla bu değerli eserlerin müziksel bakımdan incelenmesi maksadıyla TRT nota arşivinden yararlanılmış ve birtakım değerlendirmeler yapılmıştır. Asırlar boyu anne sesinin tesiriyle, ninni varlığını bugüne değin korumuştur. Bu araştırmada, Anadolu ninnilerinin notaya alınan örneklerinden yola çıkarak yapılan müziksel incelemeye, bu inceleme neticesinde yapılan makam, ezgi kalıbı, usul, ezgisel seyir gibi değerlendirme ve analizine, anne sesinin bebek üzerinde etkisinin olup olmadığına ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Ninni, Anadolu, geleneksel müzik, türkü, folklor, anne sesi

Anne sesiMüzikNinni+3
Burcu Yılmazoğlu
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00

Diğer danışmanlar