Theses supervised by Prof. Dr. Ali Hepşen
11 theses · İstanbul University
Sigorta şirketlerinin finansal performans analizi
Ekonomide ve sağlıkta gelişmişlik birbiriyle ilintilidir ve refah düzeyi yüksek olan ülkeler, sağlık sektöründe de gelişmiş olarak kabul edilebilirler. Bir ülkenin ve dolayısıyla o ülkede bulunan hastanelerin sağlık sektöründe yaptığı yatırımların fazla olması, ülkedeki hastane sayısı, faaliyette bulundukları bölge ve sağlık personeli istihdamı gibi faktörler söz konusu ülkenin sağlığa öncelik verdiğini gösterir ve bu da bir açıdan gelişmişlik ölçütüdür. Bununla birlikte Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından sağlıkta gelişmişlik ölçütleri olarak kabul edilen anne – bebek ölümleri, beklenen yaşam süresi, ölümcül yaygın hastalıkların oranı, sigara tüketimi, beslenme alışkanlıkları, obezite oranları gibi değişkenler de ülkenin refah seviyesini etkilemektedir. Sağlık sektörüne yapılan yatırımlar, ortalama yaşam süresini artırır. Bir yandan yaşam kalitesinin yükselmesi ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte ortalama yaşam süresi uzarken, diğer yandan çevresel faktörlerin kötü yönde etkisi nedeniyle yaşam mücadelesi devam etmektedir. Bütün bunların finansmanı için özel sağlık sigortaları ortaya çıkmıştır. Dünyada sağlık sigortasının finansmanı tarafında çeşitli modeller bulunmaktadır. Türkiye'de sağlık, hem devlet hem de isteğe bağlı olarak özel şirketlerin güvencesindedir. Tezin birinci bölümünde sağlık kavramı ve sağlık kurumları üzerinde durulacak; Türkiye ve dünyadaki sağlık politikaları, Türkiye'deki sağlık sistemi, sağlık kurumlarının mali değerlendirmesi, DSÖ'nün raporladığı ülkeler arası sağlık göstergeleri kıyaslaması ve sağlık sigortası konuları tartışılacaktır. İkinci bölümde, şirketlerin finansal performans yöntemlerinden bahsedilecek; tüm performans ölçme yöntemleri hakkında genel olarak bilgi verilecek ve çalışmanın uygulamasında da yer verilen veri zarflama analizi (VZA) detaylı olarak incelenecektir. Son olarak üçüncü bölümde ise VZA ile Türkiye Sigorta Birliği'ne kayıtlı sigorta şirketlerinin finansal performansına yönelik modelleme yapılacaktır. Tez konusunun amacı, Türkiye Sigorta Birliği'ne kayıtlı sağlık sigortası şirketlerinin finansal performans analizini 2019 ve 2021 yılları için ayrı ayrı modellemektir. 2020 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan pandeminin söz konusu sigorta şirketlerinin finansal performansına etkisini görebilmek adına iki ayrı dönem incelenecektir. Bu kapsamda karar verme birimi olarak seçilen sigorta şirketlerinin performansı veri zarflama analizi ile ölçülecektir. Yapılacak olan ekonometrik modellemede girdi faktörü olarak cari oran, poliçe sayısı, öz sermaye/toplam varlık, toplam sabit varlık, çıktı faktörü olarak ise, hasar prim oranı, dönem net kâr/zarar ve teknik karşılıklar alınacaktır. Oluşturulacak olan modelleme sonrasında ise hangi sigorta şirketlerinin etkin olduğu, hangilerinin etkin olmadığı ortaya çıkarılacak ve etkin olmayan sigorta şirketlerinin etkin pozisyona geçmeleri için yapmaları gerekenler belirtilecek olup, pandeminin şirketlerin performansını nasıl etkilediği yorumlanacaktır.
Finansal performans ve pay senedi getirileri arasındaki ilişkinin çok kriterli karar verme teknikleriyle analiz edilmesi: BİST imalat sanayi alt sektörlerinde ampirik bir uygulama
Bu tez çalışmasının temel amacı, finansal performans ölçümünde kullanılan finansal oranlar ile pay senedi getirileri arasındaki ilişkiyi çok kriterli karar verme (ÇKKV) yöntemleri ile analiz etmektir. Bu amaçla, pay senetleri Borsa İstanbul'da işlem görmekte olan imalat sanayi alt sektörlerinde faaliyet gösteren 179 firmanın 2018 yılına ait 10 adet finansal göstergesi ile pay senedi getirileri kullanılmıştır. Analiz kapsamında, firmalara ilişkin finansal kriterlerin ağırlıklarının belirlenmesinde objektif ağırlıklandırma yöntemlerinden biri olan Entropi yönteminden buna ilaveten firmaların finansal performanslarının ölçümünde ve finansal başarı sıralamasında ise COPRAS yönteminden faydalanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarından elde edilen bulgulara göre, Entropi yöntemi kullanılarak belirlenen finansal kriterlere ilişkin önem ağırlıkları sektörler açısından farklılık göstermektedir. Bununla beraber COPRAS yöntemi kullanılarak elde edilen finansal performans sıralaması ile firmaların pay senetlerinden elde etmiş oldukları yıllık % getiri sıralaması arasında ise yalnızca Kimya, Petrol, Kauçuk ve Plastik Ürünler Sektörü, Taşa Toprağa Dayalı Sektör ve Metal Eşya, Makine ve Gereç Yapım Sektörü için anlamlı sonuçlar verirken diğer sektörler için herhangi bir önem düzeyinde anlamlı ilişkilere rastlanamamıştır.
Portföy optimizasyonunda Markowitz ve Sharpe modellerinin kullanımı: Borsa İstanbul üzerine bir uygulama
Araştırmanın amacı Modern Portföy Teorisinin başlıca modelleri olan Markowitz'in Ortalama-Varyans Modeli ile Sharpe'ın Tek Endeks Modelinin Borsa İstanbul'daki hisse senetlerine uygulanmasıyla elde edilecek optimal portföylerden hangi modelin daha etkin sonuçlar vereceğini tespit etmektir. Her iki modelle oluşturulacak portföylerin risk, getiri ve diğer ölçütleri karşılaştırılarak analiz edilecektir. İlk ve ana model olan Ortalama-Varyans Modeli, Modern Portföy Teorisinin temelini atan Amerikan ekonomist Harry Markowitz tarafından öne sürülmüştür. Markowitz'in geliştirdiği bu model, geleneksel portföy teorisindeki basit çeşitlendirme ile riskin düşürülebileceğinin yeterli olmadığını göstermekte olup, portföye dahil edilecek hisse senetlerinin aralarındaki ilişkinin yönü ve gücünün de etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Markowitz'in modelinin karmaşık yapıya sahip olması ve hesaplanmasındaki zorluklara karşılık William Sharpe, daha az veri ve zaman kaybı ile optimal portföylerin oluşturulabilmesi için Tek Endeks Modelini önermiştir. Piyasadaki çeşitli hisse senetlerinin ortak ilişkili oldukları bir endekse bağlanması, yatırımcılara daha fazla kolaylık sağlayacaktır. Sharpe'ın önerdiği modelde hisse senedi getirileri piyasa endeksinin getirisine bağlanmıştır. Her iki modelin Borsa İstanbul üzerinde uygulanabilirliği test edilmiş, performans ölçütleri yardımı ile sonuçları karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Portföy Yönetimi, Ortalama-Varyans Modeli, Tek Endeks Modeli, Borsa İstanbul
Döviz kuru riskinin Riske Maruz Değer (RMD) yöntemiyle ölçümü ve bu riske karşı finansal türev enstrümanların kullanılması: Örnek bir uygulama
Bu tez çalışmasında, dış ticaret işlemleri neticesinde döviz pozisyon açığı ile karşı karşıya kalan firmaların, kur riskinin ölçümü ve bu riskin daha etkin olarak nasıl yönetilebileceği konularında uygulayabilecekleri yöntemlere odaklanılması üzerine araştırmalar yapılmıştır. Uygulamada, örnek bir firmaya ait hipotetik bir yıl sonu bilançosu oluşturulmuş ve firmanın; ABD Doları, Avro, Sterlin ve İsviçre Frangı para birimi cinslerine ait döviz pozisyonu açığının olduğu varsayılmıştır. Firma, gelecek vadedeki borç ödemelerinde muhtemel kur riskine karşı türev enstürmanları kullanarak korunmaya çalışmıştır. Türev sözleşmelerin teorik fiyatlaması, Microsoft Excel 2016 programı kullanılarak hesaplanmıştır. Daha sonra bu para birimi cinslerinin tümü için bir portföy oluşturularak uzun pozisyona girildiği varsayılmış ve portföydeki her para birimi cinsinin TCMB sitesinden 253 iş gününe ait kapanış fiyatları alınmış ve logaritmik getiri değişimleri hesaplanarak RMD hesaplama yöntemlerine geçilmiştir. RMD hesaplama yöntemlerinden Varyans-Kovaryans Yöntemi, Tarihsel Simülasyon Yöntemi ve Monte Carlo Simülasyon Yöntemi kullanılmak üzere, %99 güven seviyesinde ve 180 gün elde tutma süresi için excelde üç farklı hesaplama yapılarak üç farklı sonuca ulaşılmış ve sonuçlar karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Sonuçta, kur riskine karşı türev araçların kullanılmasının firmanın finansal pozisyonu üzerinde olumlu bir etki meydana getirdiği görülmüş, kur riskinin ölçülebilmesiyle de firmanın pozisyonu gereği ne kadar kaybedebileceği hesaplanarak, risk yönetim sürecine ve likidite yapısına önem verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Mortgage krizinin ABD borsa fiyatlarına etkisi"S&P 500 hisse senedi fiyatları geçmişine ait verileri kullanarak yapılan deneysel bir çalışma"
The last financial Crisis is considered the worst economic trouble in the U.S after the great depression in the 1930s. The Housing bubble forced many banks to go bankrupt as most borrowers were unable to pay back the money. Others appealed for help from the Fed to get loans and cover the maximum of their loss. At the same time, the stock exchange market had seen a big decline in its value, especially the U.S stock market. It faced on its own a loss of more than $7 trillion within a year, which was considered the highest stock market loss at that time. This thesis attempts to: (i) explain the major reasons that led to the financial crisis, (ii) describe the relationship between financial sectors and (iii) apply an empirical study on one of the largest stock indexes in the U.S stock market (Standards and Poor's 500) using a time series analysis.
Uluslararası ticarette piyasa risklerinin kurumsal yönetimi ve faaliyet karı marjı oranını öngörebilen bir model oluşturma
Bu çalışmada ticari işletmelerin uluslararası ticarette karşılaşabilecekleri olası risk faktörleri tüm yönleriyle açıklanarak olası risklerin en az zararla atlatılabilmesi için alınması gereken önlemler incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde uluslararası ticaret kavramının tanımı ve kapsamı üzerinde durulmuştur. Uluslararası ticareti ortaya çıkaran nedenler incelenerek günümüzde uluslararası ticaretin boyutları veriler ışığında ortaya konmuştur. Çalışmanın üçüncü kısmı ise risk kavramı, geleneksel risk yönetimi ve özel olarak da kurumsal risk yönetiminin tanımı, standartları ve aşamalarına ilişkindir. Dördüncü bölümde ise uluslararası ticarette karşılaşılan risk faktörleri detaylı bir şekilde incelenerek risklerin çeşitleri, nitelikleri ve sınıflandırılması yapılmıştır. Ayrıca bu bölümde ise uluslararası para piyasası yoluyla koruma ve döviz piyasası yoluyla koruma mukayeseleri üzerine bir uygulama yapılarak veriler aracığıyla ithalatçıların nasıl bir yol izlemeleri gerektiği üzerine tarihi veriler üzerinden yorum yapılmıştır. Beşinci bölümde ise faaliyet karı marjı oranı değerlerini öngörebilen bir model oluşturulmuş ve bu model sayesinde oluşabilecek finansal başarısızlık durumlarının incelenmesi yapılmıştır. Bu çalışmanın asıl amacı işletmelerin uluslararası ticarette karşılaşabilecekleri olası riskleri tespit etmek ve bu risklere karşı alınacak kurumsal önlemlere yönelik bir bakış açısı sunmaktır.
Türkiye bankacılık sektöründe, türev araçların finansal riskten korunma aracı olarak kullanımının etkisi
Finansal kurumlar birçok riskle karşı karşıya kalmaktadırlar. Türev araçlar, finansal kurumların bu risklerini minimize etmelerinde yardım etmektedir. Bu çalışma, başlıca türev araç çeşitlerine ve kullanımlarına değinmektedir. Aynı zamanda, düzgün kullanıldığı takdirde türev araçların birçok yararı vardır. Fakat türev araçların hatalı kullanımı ciddi problemlere yol açmaktadır. Türev araçlar, 2008 Küresel Finansal Krizde büyük bir rol oynamıştır. Kriz çerçevesinde türev araçların kullanımı ve etik konular değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye Bankacılık Sektöründe finansal riskten korunma aracı olarak türev araç kullanımının nedenlerinin ve sonuçlarının analiz edilmesidir.
Faizsiz finansal enstrümanlar ve konvansiyonel enstrümanlarla uzun dönemli ilişkisinin incelenmesi
2011 yılının sonlarında, piyasamız için yeni bir ürün olan kira sertifikaları veya dünyaca bilinen ismiyle sukuk, ilk defa ihraç edildi. Hiç şüphesiz, bir piyasada farklı finansal ürün ve hizmetlerin artması piyasaların işlerliği açısından oldukça önemlidir. Sukuk piyasaları düşük korelasyon, yüksek getiri ve büyüme potansiyeli sağladığı için tüm dünyada yatırımcıların ilgisini çekmektedir. Çalışmamızda da ilk defa ihracı gerçekleştirilen bu yeni ürünün uluslararası konvansiyonel sabit getirili varlık yatırımcıları açısından bir çeşitlendirme faydası sağlayıp sağlamadığı araştırılmıştır. Çalışmada uluslararası sukuk portföyü ve uluslararası tahvil portföylerini temsilen FTSE'nin yayınlamış olduğu, uluslararası sabit getirili varlık endeksleri kullanılmıştır. Çalışmada uzun dönemli ilişkinin varlığının tespiti için hem Engle-Granger hem de Johansen eşbütünleşme teknikleri uygulanmıştır. Daha sonra ilişkinin detaylarını tespit etmek amacıyla vektör hata düzeltme modeli de test edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre uluslararası sukuk endeksi diğer konvansiyonel sabit getirili varlık endeksleri için büyük ölçüde çeşitlendirme faydası sağlamaktadır.
Büyük veri ve finansal piyasalarda istatistiki makine öğrenmesi metodlarının yatırım kararlarında kullanılması
Bu tez çalışmasının amacı BİST100 endeksinin gün içindeki maksimum fiyatının tahmin edilmesidir. Bu kapsamda, makine öğrenmesi yöntemleri kullanılarak oluşturulan modellerden yatırım stratejileri geliştirilmesi hedeflenmiştir. Zaman serisi analizi olarak ele alınabilecek olan BİST100 endeksinin tahmin edilmesi, finansal kararların verilmesinde ve bu kararlarla oluşturulan yatırım stratejileriyle getiri elde edilmesinde önemli bir yere sahiptir. Makine öğrenmesi yöntemleriyle sermaye piyasalarında varlık fiyatlarının tahminine yönelik birçok çalışma literatürde mevcuttur. Günlük trendin tahmini ve kapanış fiyatının tahmini genel olarak uygulama alanlarıdır. Bu çalışmada, hem kullanılacak makine öğrenmesi yönteminin geliştirilmesi, hem de gün içi maksimum fiyatı kullanılarak, veri setinin genişletilmesiyle yatırım stratejisi modeli farklılaştırılmıştır. BİST100 endeksinin gün içi en yüksek fiyatının tahmin edilmesinde dört ve beş yıllık uzunluğa sahip veri setleri kullanılmıştır. Bu sayede modelin başarısı iki ayrı veri seti ile test edilmiştir. Endeksin tahmininde; tahminci olarak endeksin geçmiş verileri gecikmeli olarak kullanılmıştır. Bununla birlikte, tahminci veri setinde; döviz kuru, faiz oranları, emtia ve CDS gibi ekonomik ve dışsal faktörlerde ele alınmıştır. Çalışmada iki ayrı makine öğrenmesi tekniği kullanılarak kapsam genişletilmiştir. Bunlar, literatürde öne çıkan Yapay Sinir Ağları ve XGBoost modelleridir. Modellerin karşılaştırılmasında literatürde yaygın kullanılan performans ölçütleri kullanılmıştır. Bunlardan bazıları; Ortalama Mutlak Hata (MAE), Sinyal Doğruluğu (SA), Ortalama Kare Hata (MSE) ve Kök Ortalama Kare Hata (RMSE)'dır. Ampirik çalışma sonucunda, XGBoost yönteminin bu durumda Yapay Sinir Ağlarına göre daha iyi performans gösterdiğine yönelik bulgular elde edilmiştir. Çalışma kapsamında oluşturulan yatırım stratejileri elde edilen model performansları ışığında oluşturulmuştur. XGBoost ile oluşturulan yatırım stratejileri, aynı dönem aralığında yapılacak pasif yatırıma göre, daha iyi sonuç verdiği tespit edilmiştir. Modellerin tahmin gücünün artırılması için yapılan denemelerde, aynı günün açılış fiyatının tahminci veri setine eklenmesi, modellerin performansını artırmıştır.
Azerbaycan'da vadeli işlem piyasaları uygulanabilirliği: Türkiye modeli üzerinden inceleme
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)'nin dağılması sonrasında bağımsızlığını kazanan ülkelerden biri de Azerbaycan oldu. Özellikle petrol rezervlerine yapılan yatırım sonrasında hızla ilerlemeye başlayan ekonomi ciddi bir şekilde iyileşme ve büyüme kaydetti. Petrol ağırlıklı bir yapıya sahip Azerbaycan piyasasında vadeli işlem piyasası ise çok az gelişti. Sovyetler Döneminden mevcut olan vadeli işlem piyasası kendi zamanının taleplerini yerine getirmekteydi. Bağımsızlıktan sonra vadeli işlemler piyasası yeniden yapılanmış, ciddi bir şekilde devlet desteği sağlanmıştır. Fakat uzun bir süre bu piyasa devlet tahvilleri ağırlıklı çalışmış, devlet ihtiyaçlarını karşılayan bir kurum haline gelmiştir. Katılımcı sayısını artırmak, dünya standartlarına uygun bir model oluşturmak için devletin sunduğu destek programları başlayan ekonomik kriz yüzünden beklenen faydayı vermedi. Kriz sonrasında ekonominin tekrar düzelmeye başlamasından sonra yeniden büyüme yönünde bir sıra destek programları sunulmuş ve uygulanmaya başlamıştır. Vadeli işlem piyasasının istenen düzeyde gelişmemesinin bir diğer tarafı ise piyasanın dünya standartlarından çok uzak olmasıdır. Bu çalışmada dünya vadeli işlem piyasasının standartları incelenmiş, Türkiye'de uygulanan piyasa araştırılmış ve Azerbaycan üzerinde Türkiye modelinin uygulanabilirliğinin mümkün olup olmaması ölçülmüştür.
İnternet bankacılığı: Güney Sudan Cumhuriyeti için öneri
21.Yüzyıl çağı, 1980'lerde yaşadığından beri sürekli olarak ileri teknolojilerin, en çok da internet bankacılığı teknolojisinin gelişimini seyretmiştir. Sayısız ileri teknolojiye rağmen, internet bankacılığı finansal aracıları İnternet yoluyla yönetmeye yönelik en yeni bankacılık hizmetlerinden biridir (Venkatesh ve arkadaşları, 2013). Güney Sudan'daki banka müşterilerinin çoğunluğu en son uygun ve erişilebilir internet bankacılığı teknolojisi hizmetini kucaklamamıştır. Geleneksel şubeye dayalı bankacılık bir bankacılık işlemi için yaygın bir yöntem olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte, banka müşterileri gitgide geleneksel şubeye dayalı bankacılık sisteminden modern internet bankacılığı hizmetlerine kaymaktadır. Araştırmacı istenilen internet kullanıcıları örneğine ulaşmak için uygun bir araç olarak online şekilde yapılandırılmış google doküman anketleri tasarlamıştır. Veri analizini çözümlemek için toplam 113 örnek büyüklüğü kullanılmıştır. Veriler analiz edilmeden önce, araştırmacıya çok sayıda değişken arasındaki karşılıklı ilişki (korelasyon) yapısını analiz edecek bir araç sağlamak üzere keşfedici bir faktör yüklemesi yapılmıştır (Hair ve arkadaşları, 2010). Araştırmacı >.50 faktör yüklemelerini sürdürmüş olup ±.30 and ±.40 çapraz yükleme toplulukları VARIMAX'tan sonra silinir. Çalışma bulguları veri analizi için %5'lik bir anlamlılık seviyeli (α=0.05) ve %95'lik güven aralıklı doğrusal regresyona dayandırılmıştır. Doğrusal regresyon katsayısı istatistik sonuçları, orada internet bankacılığı yönünde fazlasıyla korelasyon olduğu için, algılanan kullanım rahatlığı, algılanan yararlılık, tutum, öz yeterliliğin, güvenlik ve gizlilik, Algılanan Risk, ve algılanan güvenilirlik istatistiksel olarak anlamlı olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, Devlet Desteği çalışma için istatistiksel olarak anlamlı değildir.