Theses supervised by Prof. Dr. Didar Zümrüt Başbakkal

10 theses · Ege University

DoctorateOpen AccessTR

Çocuk hastalarda yüksek riskli ilaçların uygulamasında WEB tabanlı çift göz kontrol programı kullanımının etkisi

Çocuk Hastalarda Yüksek Riskli İlaçların Uygulamasında Web Tabanlı Çift Göz Kontrol Programı Kullanımının Etkisi Amaç: Bu araştırmada; çocuk hemşirelerinin yüksek riskli ilaç uygulamaları sırasında, standardizasyonun sağlanması ve ilaç hatalarını önleme stratejisi olarak "Web Tabanlı Çift Göz Kontrol Programı (ÇGKP)" nın etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç Yöntem: Araştırma yarı deneysel olarak "Tek Grupta Ön Test-Son Test Modeli" kullanılarak, Kasım 2016-Haziran 2018 tarihleri arasında; 0-18 yaş hastaların yattığı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahi, Çocuk Cerrahi Yoğun Bakım, Yenidoğan Cerrahi Yoğun Bakım Klinikleri'nde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini bu kliniklerde çalışan, ilaç uygulamalarında görev alan ve araştırmada yer almayı kabul eden 24 hemşirenin araştırmacının gözlem yaptığı zamanlarda uyguladıkları tüm yüksek riskli ilaçlar (girişim öncesinde 532, girişim sonrasında 538 olmak üzere toplamda 1070 ilaç dozu) oluşturmuştur. Veriler Hemşirelerin Özelliklerine İlişkin Kişisel Bilgi Formu ve İlaç Uygulama Gözlem Formu kullanılarak toplanmıştır. İlk aşamada gözlem yöntemi ile ilaç hata oranları belirlenmiştir. Sonrasında Web Tabanlı ÇGKP uygulanmaya başlanmış ve girişim sonrası gözlem yöntemi ile ilaç hata oranları belirlenmiştir. Araştırmanın uygulanması için gerekli izinler alınmıştır. Bulgular: Hemşirelerin ilaç uygulama sürecindeki hataların, ilaç uygulamalarında 10 doğru kuralından ve ÇGKP içerisindeki İlaç Uygulama Beceri Adımlarından sapmalara göre gözlem yoluyla belirlendiği araştırma sonucunda toplam hata oranları incelendiğinde; girişim öncesi hatalı ilaç uygulama ortalama oranı %47.8, girişim sonrasında hatalı ilaç uygulama ortalama oranı %19.4 olarak bulunmuştur. İlaç uygulama basamaklarına göre hata oranları incelendiğinde; hazırlama hatası ortalama oranı girişim öncesinde %34.9, girişim sonrasında %10.8; uygulama hatası ortalama oranı girişim öncesinde %25.6, girişim sonrasında %10.3; izlem hatası oranı girişim öncesi %61.5, girişim sonrası %22.6 ve kayıt hatası oranı girişim öncesi %69, girişim sonrası %34 olarak saptanmıştır. Çalışma saatlerine göre hata oranları incelendiğinde; 08-16 vardiyasında girişim öncesi hata oranı %97.6 iken, girişim sonrasında %39.5; 16-08 vardiyasında girişim öncesi hata oranı %100 iken, girişim sonrası %82.1 olarak belirlenmiştir. Uygulama yoluna göre hata oranları incelendiğinde; intravenöz yolla uygulanan ilaçlarda girişim öncesi hata oranı %97.8, girişim sonrası hata oranı %55.8; beslenme tüpünden uygulanan ilaçlarda girişim öncesi hata oranı %100, girişim sonrası hata oranı %80.8; oral yolla uygulanan ilaçlarda girişim öncesi hata oranı %100, girişim sonrası hata oranı %60; solunum yolu ile uygulanan ilaçlarda girişim öncesi hata oranı %100, girişim sonrası hata oranı %58.8'dir. Hata oranlarındaki azalmanın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p= .000). Girişim öncesinde ve girişim sonrasında yanlış hasta ve yanlış ilaç uygulama hatası gözlenmemiştir. Sonuç: Araştırmacı tarafından oluşturulan Web Tabanlı Çift Göz Kontrol Programının kullanılması ile hemşirelerin ilaç uygulama hata oranlarında azalma olduğu görülmüştür. Programın etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: ilaç uygulama hatası, yüksek riskli ilaçlar, çocuk hemşireliği

Ana-çocuk hemşireliğiRiskTedavi hataları+7
Beste Özgüven Öztornacı
Ege University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Astımlı çocuk ve adölesanların öz-etkililiklerinin yaşam kalitesine etkisi

Bu araştırma; astımlı çocuk ve adölesanların öz-etkililiklerinin yaşam kalitesine etkisini incelemek amacıyla yapılan bir tanımlayıcı alan araştırmasıdır. Araştırmanın örneklemini, Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Solunum-Alerji Polikliniği'nde takip edilen daha önce astım tanısı almış, 10-18 yaşları arasında, 137 astımlı çocuk ve adölesan oluşturmuştur. Araştırmanın yürütülebilmesi için Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Etik Kurul'undan, ve araştırmanın yapıldığı kurumdan yazılı, çocukların ailelerinden ise sözel izin alınmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan "Astımlı Çocuk ve Adölesan Bilgi Formu", poliklinik ziyaretlerinde astımlı çocuk ve adölesanların izleminde "Astımlı Çocuk ve Adölesanlar için Öz-Etkililik Ölçeği (AÇAÖÖ)" ve "Çocuklar İçin Astım Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇAYKÖ)"kullanılmıştır. Ölçeklerin kullanılabilmesi için yazarlardan yazılı izin alınmıştır. Verilerin analizi SPSS for Windows 16.0 paket programında yapılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler ortalama ± standart sapma; demografik değişkenler sayı ve yüzde; ölçekler ve alt boyutlar ise minimum-maksimum değerler olarak gösterilmiştir. Öz-etkililik ile yaşam kalitesi ve alt boyutları verilerinin incelemesinde korelasyon analizi yapılmıştır. İstatistiklerin anlamlılığı için yanılma düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda astımlı çocuk ve adölesanların % 34.3'ü kız, % 65.7'si erkek, yaş ortalamaları 13.7±2.2'dir. Astımlı çocuk ve adölesanların %35.8'sinin evde, okulda, sokakta sigara dumanına maruz kaldığı; evde %21.2'sinin evcil hayvan beslediği; %77.4'ünün 1-50 ay arasında astım tanısı ile takip edildiği belirlenmiştir. Astımlı çocuk ve adölesanların % 19'unun son bir yılda astım nöbeti geçirdiği, %16.1' inin en az bir kez "orta" ve "hafif" şiddette astım nöbeti geçirdiği, %33.6'sının astım nedeniyle hastaneye yattığı ve %89.8'inin astım ilaçlarını düzenli kullandıkları belirlenmiştir. Astım nöbetini tetikleyen faktörlerin %34.3'ünde polenlerin, %27.7'sinde ev tozu akarının, %16.8'inde hayvanların olduğu saptanmıştır. Astımlı çocuk ve adölesanların hastalıkları süresince %36.5' inin astım eğitimi aldıkları ancak ailelerin %70.8'i aldıkları astım eğitiminin yeterli olmadığını belirtmişlerdir. Astımlı çocuk ve adölesanların %35.8'inde gündüz "öksürük", %30.7' sinde gece "öksürük" belirtileri varlığı belirlenmiştir. Ayrıca koşma, egzersiz ve fiziksel aktivite sonrasında %46'sının ataklarının (öksürük, nefes darlığı, hışıltı) olduğu görülmüştür. Astımlı çocuk ve adölesanların ÇAYKÖ puan ortalamaları; "belirtiler" puanı (55.16±1.30); "faaliyet kısıtlanması" puanı: (23.35±5.03); "duygusal işlev" puanı: (45.73±9.34) ve toplam "ÇAYKÖ" puanı (124.24±24.64) olarak, "Astımlı Çocuk ve Adölesanlar için Öz-Etkililik Ölçeği" puan ortalamaları; "tıbbi bilgiler puanı" (26.00±7.62); "çevresel faktörlere yönelik yönetim becerileri puanı" (30.53±5.21); "problem çözme becerileri puanı" (22.88±4.69) ve toplam "Astımlı Çocuk ve Adölesanlar için Öz-Etkililik Ölçeği" puanı ise (79.41±15.65) olarak bulunmuştur. Çalışmamızda astımlı çocuk ve adölesanların öz-etkililik düzeyleri ile yaşam kalitesi alt boyutu olan "belirtiler" (r: -0.083, p: 0.33) ve "toplam yaşam kalitesi" (r: -0.035, p:0.68) düzeyleri arasında negatif yönlü, çok zayıf ve anlamsız (p>0.05) bir ilişki saptanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, astımlı çocuk ve adölesanların toplam yaşam kalitesi ve alt boyutlarının puanları orta ve üst düzeyde; öz-etkililik ve alt boyutlarının puanları ise orta düzeyde belirlenmiştir. Astımlı çocuk ve adölesanların öz-etkililik ve yaşam kalitelerinin arttırılması için tanı aşamasında başlayarak, hemşirelerin yazılı ve görsel eğitim materyali kullanarak bilgi vermeleri, eğitimlerin düzenli olarak sürdürülmesi ve bu eğitime mutlaka ailenin de katılması önerilmiştir.

Duygu Karaarslan
Ege University · Institute of Health Sciences
2015
20
DoctorateOpen AccessTR

Topuk kanı alma işlemi uygulanan prematüre bebeklerde gelişimsel destekleyici pozisyonların bebeğin ağrısı, stresi ve konforuna etkisi

Amaç: Bu araştırma, prematüre bebeklere topuk kanı alma sırasında bebeği çevreleyerek verilen gelişimsel destekleyici pozisyonların bebeğin ağrısına, stresine ve konforuna etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Yöntem: Araştırma, tek grupta ön test-son test desenli deneysel bir çalışmadır. Araştırmaya 30-36. gebelik haftasında doğmuş olan 33 prematüre bebek alınmıştır. Araştırma verileri, Bebeği Tanıtıcı Bilgi Formu, Hasta Takip Formu, Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği (YKDÖ), Yenidoğan Bebek Ağrı Ölçeği (NIPS) ile toplanmıştır. Topuk kanı alma işlemi sırasında 3. günde supine, 4. günde prone pozisyonu çarşaf veya havlu kullanılarak verilmiştir. Prematüre bebek verilen pozisyonda 30 dakika izlenmiştir. Daha sonra topuk kanı alma işlemi başlatılmıştır. Prematüre bebekler topuk kanı alma işlemi süresince kameraya kayıt edilmiştir. İşlem sonrası videolar, iki uzman öğretim üyesi (gözlemci) tarafından ölçekler kullanılarak değerlendirilmiştir. İşlem öncesi, işlem sırası ve işlem sonrası oksijen satürasyonu ve kalp atım hızı kayıt edilmiştir. Ayrıca ağlama süresi kayıt edilmiştir. İşlem öncesi 5. dakika ve işlem sonrası 30. dakikada tükürük örneği alınmıştır. Tükürük örnekleri santrifüj işleminden sonra -80 ˚C'de dondurulmuştur. Veri toplama süreci bittikten sonra Salımetrıcs Cortizol Elisa Kit ve Salımetrıcs Melatonin Eliza Kit ile tükürük analiz işlemi yapılmıştır. Verilerin analizinde Power analizi, Shapiro-Wilk analizi, Wilcoxon Testi, McNemar Test, Mann-Whitney U Test, Kruskal-Wallis Test, Sınıf İçi Korelasyon Katsayısı (ICC) uygulanmıştır. Bulgular: İşlem sırası oksijen satürasyonu prone pozisyonunda anlamlı daha düşük (p<0.05), kalp atım hızı açısından anlamlı fark belirlenmemiştir (p>0.05). Prone pozisyonunda ağlama süresi daha kısadır (p<0.000). Her iki gözlemci için NIPS puanı, YKDÖ puanı, ağrı tahmini ve distres tahmini puanları açısından iki pozisyon arası anlamlı fark vardır (p<0.000). Prone pozisyonunda işlem öncesi ve sonrası tükürük kortizol düzeyleri anlamlı olarak daha az (p<0.000) melatonin değerleri açısından pozisyonlar arasında anlamlı fark belirlenmemiştir (p>0.000). Sonuç: Prone pozisyonu prematüre yenidoğanlarda ağrıyı azaltıcı, konforu arttırıcı ve stresi azaltıcı bir etkiye sahiptir ve ağrıyı azaltmada ilaç dışı bir yöntem olarak kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: prematüre bebek; ağrı; konfor; stres; kortizol düzeyi; melatonin düzeyi.

HemşirelikHemşirelik bakımıÇocuk sağlığı+1
Ayşe Kahraman
Ege University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Periferal venöz kateter uygulamasında ven görüntüleme cihazı kullanımının ilk girişimde başarı oranına etkisi

Araştırma, çocuklarda ven görüntüleme cihazı kullanımının periferal venöz kateter uygulamasındaki başarıya etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmış prospektif, randomize kontrollü bir çalışmadır. Araştırma, Kasım 2015- Şubat 2016 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesinin Acil Servis'inde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Acil Servisine başvuran PİK uygulanan hastalar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini 1-10 yaş arası, PİK uygulanan ve araştırmaya alınma kriterlerine uyan çocuklar oluşturmuştur. Örneklem seçiminde Tabakalı Randomizasyon uygulanmıştır ve araştırmaya 56 çalışma, 54 kontrol grubu olmak üzere 110 hasta çocuk alınmıştır. Verilerin toplanmasında "Olgu Rapor Formu" ve Veinlite ven görüntüleme cihazı kullanılmıştır. Veriler Veinlite ven görüntüleme cihazı danışmanı tarafından eğitim alan bir araştırmacı ve bir hemşire tarafından toplanmıştır. Verilerin toplanması aşamasında; hastaların tanıtıcı özellikleri Olgu Rapor Formu'na kaydedildikten sonra hemşire tarafından periferal İV kateterizasyon işlemi gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubundaki çocuklara veinlite ven görüntüleme cihazı eşliğinde, kontrol grubundaki çocuklara geleneksel yöntem ile PİK uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik dağılımlar, ki kare, student t testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın uygulanabilmesi için; Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Etik Kurulu'ndan ve Ege Üniversitesi Hastanesi Etik Kurulu'ndan yazılı, araştırmaya katılmayı kabul eden hastalardan/ebeveynlerden yazılı/sözlü izin alınmıştır. Çocuk hastaların yaş ortalamasının 4.48±2.63 yıl olduğu, %52,7'sinin erkek çocuk olduğu, %55,5'inin hipertermi ile acil servise başvurduğu, %84,5'inde kronik hastalık bulunmadığı, %67,3'ünde dehidratasyon bulunmadığı saptanmıştır. Kontrol grubundaki hastaların; periferal İV kateterizasyon uygulamasında ilk girişimde başarı oranları %72, girişim sayısı ortalamaları 1,31±0,25, işlem sırasında komplikasyon gelişme oranları %3,7 (hematom), işlem süresi ortalamaları 59,68±22,5 sn olarak bulunmuştur. Çalışma grubundaki hastaların; periferal İV kateterizasyon uygulamasında ilk girişimde başarı oranları %92,9, girişim sayısı ortalamaları 1,07±0,54, işlem süresi ortalamaları 49,98±18,4 sn. olduğu ve işlem sırasında komplikasyon gelişmediği bulunmuştur. Veinlite kullanılarak yapılan Periferal İV kateter uygulamasında ilk girişimde başarı oranının çalışma gurubunda daha yüksek olduğu, girişim sayısı ortalamasının daha düşük olduğu ve işlem süresinin daha kısa olduğu (p<0.05) saptanmıştır. Kontrol grubunda dehidratasyon derecesinin PİK sırasında geçen süreyi etkilediği (p<0.05) saptanmıştır. Her iki grupta da yaş cinsiyet ve kronik hastalık bulunma durumlarının PİK başarısını etkilemediği (p>0.05) bulunmuştur.

Merve Gümüş
Ege University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuk hastalarda yüksek riskli ilaçların uygulamasında WEB tabanlı çift göz kontrol programı kullanımının etkisi

Çocuk Hastalarda Yüksek Riskli İlaçların Uygulamasında Web Tabanlı Çift Göz Kontrol Programı Kullanımının Etkisi Amaç: Bu araştırmada; çocuk hemşirelerinin yüksek riskli ilaç uygulamaları sırasında, standardizasyonun sağlanması ve ilaç hatalarını önleme stratejisi olarak "Web Tabanlı Çift Göz Kontrol Programı (ÇGKP)" nın etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç Yöntem: Araştırma yarı deneysel olarak "Tek Grupta Ön Test-Son Test Modeli" kullanılarak, Kasım 2016-Haziran 2018 tarihleri arasında; 0-18 yaş hastaların yattığı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahi, Çocuk Cerrahi Yoğun Bakım, Yenidoğan Cerrahi Yoğun Bakım Klinikleri'nde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini bu kliniklerde çalışan, ilaç uygulamalarında görev alan ve araştırmada yer almayı kabul eden 24 hemşirenin araştırmacının gözlem yaptığı zamanlarda uyguladıkları tüm yüksek riskli ilaçlar (girişim öncesinde 532, girişim sonrasında 538 olmak üzere toplamda 1070 ilaç dozu) oluşturmuştur. Veriler Hemşirelerin Özelliklerine İlişkin Kişisel Bilgi Formu ve İlaç Uygulama Gözlem Formu kullanılarak toplanmıştır. İlk aşamada gözlem yöntemi ile ilaç hata oranları belirlenmiştir. Sonrasında Web Tabanlı ÇGKP uygulanmaya başlanmış ve girişim sonrası gözlem yöntemi ile ilaç hata oranları belirlenmiştir. Araştırmanın uygulanması için gerekli izinler alınmıştır. Bulgular: Hemşirelerin ilaç uygulama sürecindeki hataların, ilaç uygulamalarında 10 doğru kuralından ve ÇGKP içerisindeki İlaç Uygulama Beceri Adımlarından sapmalara göre gözlem yoluyla belirlendiği araştırma sonucunda toplam hata oranları incelendiğinde; girişim öncesi hatalı ilaç uygulama ortalama oranı %47.8, girişim sonrasında hatalı ilaç uygulama ortalama oranı %19.4 olarak bulunmuştur. İlaç uygulama basamaklarına göre hata oranları incelendiğinde; hazırlama hatası ortalama oranı girişim öncesinde %34.9, girişim sonrasında %10.8; uygulama hatası ortalama oranı girişim öncesinde %25.6, girişim sonrasında %10.3; izlem hatası oranı girişim öncesi %61.5, girişim sonrası %22.6 ve kayıt hatası oranı girişim öncesi %69, girişim sonrası %34 olarak saptanmıştır. Çalışma saatlerine göre hata oranları incelendiğinde; 08-16 vardiyasında girişim öncesi hata oranı %97.6 iken, girişim sonrasında %39.5; 16-08 vardiyasında girişim öncesi hata oranı %100 iken, girişim sonrası %82.1 olarak belirlenmiştir. Uygulama yoluna göre hata oranları incelendiğinde; intravenöz yolla uygulanan ilaçlarda girişim öncesi hata oranı %97.8, girişim sonrası hata oranı %55.8; beslenme tüpünden uygulanan ilaçlarda girişim öncesi hata oranı %100, girişim sonrası hata oranı %80.8; oral yolla uygulanan ilaçlarda girişim öncesi hata oranı %100, girişim sonrası hata oranı %60; solunum yolu ile uygulanan ilaçlarda girişim öncesi hata oranı %100, girişim sonrası hata oranı %58.8'dir. Hata oranlarındaki azalmanın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p= .000). Girişim öncesinde ve girişim sonrasında yanlış hasta ve yanlış ilaç uygulama hatası gözlenmemiştir. Sonuç: Araştırmacı tarafından oluşturulan Web Tabanlı Çift Göz Kontrol Programının kullanılması ile hemşirelerin ilaç uygulama hata oranlarında azalma olduğu görülmüştür. Programın etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: ilaç uygulama hatası, yüksek riskli ilaçlar, çocuk hemşireliği

Ana-çocuk hemşireliğiRiskTedavi hataları+7
Beste Özgüven Öztornacı
Ege University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul çağı çocuklarının beslenme alışkanlıklarının değerlendirilmesi ve oyunla beslenme eğitiminin beslenme alışkanlıklarına etkisi

Bu araştırmada amaç, okul çağı çocuklarının beslenme durumlarının değerlendirilmesi ve oyun ile verilen beslenme eğitiminin sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmaya etkisinin incelenmesidir. Yarı deneysel, kontrol grupsuz ön test-son test deneme modeli ile yapılan araştırma İzmir Murat Reis İlköğretim Okulu'nda yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Murat Reis İlköğretim Okulu'nda okuyan 8 yaşındaki 2. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise; eğitim öncesi, eğitim sonrası ve eğitimden 3 ay sonra her üç eğitime katılan 59 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplamada okul çağı çocuklarının tanıtıcı özelliklerini ve beslenme alışkanlıklarını içeren 'Okul Çağı Çocuğunun Beslenme Alışkanlıkları Anketi' ile öğrencilerin beslenme bilgisini ölçen 'Okul Çağı Çocuğunun Beslenme Bilgisi Anketi' kullanılmıştır. Öğrencilere beslenme alışkanlıkları anketi ve beslenme bilgisi anketi eğitim öncesi uygulanmıştır, daha sonra öğrencilere aktif öğrenme yöntemleri ve oyun ile beslenme eğitimi verilmiştir. Beslenme alışkanlıkları anketi ve beslenme bilgisi anketi eğitim sonrası ve eğitimden 3 ay sonra yeniden uygulanmıştır. Veriler SPSS 16.0 programında tanımlayıcı istatistik, Wilcoxon testi, McNemar testi, Shapiro-Wilk testi ile değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilere göre; öğrencilerin %59.3'ünün beslenme eğitimi almadığı, %84.7'sinin beslenme alışkanlıklarını 'iyi' olarak tanımladığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin, eğitimden önce %50.8'inin, eğitimden sonra %30.5'inin, eğitimden 3 ay sonra %40.7'sinin gün içinde herhangi bir öğünü atladığı, her üç testte de en sık atlanan öğünün öğle yemeği olduğu saptanmıştır. Taze meyve ve meyve suyu tüketiminde herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen taze sebze ve sebze yemekleri tüketimi artmış ancak davranışa dönüşmemiştir. Süt ve süt ürünleri tüketimi artış göstermiş ve davranışa dönüşmüştür. Yumurta tüketimi eğitim sonrası artış göstermesine rağmen davranışa dönüşmemiştir. Et ve beyaz et tüketiminde anlamlı bir değişiklik yoktur ancak deniz ürünleri ile kuru baklagillerin tüketimi eğitim sonrası artmıştır. Öğrencilerin eğitim öncesi %83.1'i televizyon karşısında yiyecek tükettiği, eğitim sonrası bu oranın azaldığı ancak davranışa dönüşmediği saptanmıştır. Öğrencilerin %86.4'ünün gün içinde fiziksel aktivite yaptığı saptanmıştır. Öğrencilerin beslenme bilgisi ortalaması eğitim sonrası ve eğitimden üç ay sonra artış göstermiştir. Verilen oyun ile beslenme eğitiminin beslenme bilgi, tutum ve davranışlara olumlu etki ettiği tespit edilmiştir.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme eğitimi+5
Hatice Uzşen
Ege University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Fenilketonürili çocuklara sahip ailelerin bakım, tedavi ve beslenmede yaşadıkları zorlukların belirlenmesi

Fenilketonüri, otozomal resesif geçişli, fenilalanin hidroksilaz enzim aktivitesindeki eksikliğe bağlı olarak meydana gelen kronik bir hastalıktır. Fenilketonüri ülkemizde sık görülen genetik hastalıklardan biridir ve çocuk ve ailesine çeşitli zorluklar getirerek yaşam kalitesini etkilemektedir. Bu araştırmada amaç, fenilketonürili çocuklara sahip ailelerin bakım, tedavi ve beslenmede yaşadıkları zorlukların belirlenmesidir. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte gerçekleştirilen araştırma, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Polikliniği'nde yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Polikliği'ndeki 1 – 10 yaşları arasında FKÜ tanısı almış çocuğa sahip aileler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise; Temmuz – Eylül 2017 tarihleri arasında, polikliniğe başvuran ve araştırmaya katılmayı kabul eden 1 – 10 yaşları arasında FKÜ tanısı almış çocuğa sahip 60 aile oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan 'Fenilketonürili Çocuklara Sahip Ailelerin Bakım, Tedavi ve Beslenmede Yaşadıkları Zorlukların Belirlenmesi Anketi' kullanılmıştır. Anket formundaki sorular ailelerin sözlü ve yazılı onamları alındıktan sonra yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Veriler SPSS 21.0 programında tanımlayıcı istatistikler ve ki-kare testi ile değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; ebeveynlerden %51.7'si baba ve %48.3'ü annedir. Ailelerin %95'inin FKÜ'lü çocuklarının bakımında zorluk yaşadıkları, %96.7'sinin FKÜ'lü çocuklarının tedavisinde zorluk yaşadıkları belirlenmiştir. Ailelerin en fazla maddi yetersizlik nedeni ile bakımda ve tedavide zorluk yaşadıkları saptanmıştır. FKÜ'lü çocuğu diyet tedavisi alan ailelerin en çok çocuklarının beslenmesi ile ilgili ürünlere ulaşmakta zorluk yaşadığı saptanmıştır. Anne ve babanın yaşı ve çalışma durumu, babanın eğitim durumu, ailedeki toplam çocuk sayısı, FKÜ'lü çocukların yaş grupları ve ailede başka FKÜ'lü çocuk bulunma durumu ile bakımda, tedavide ve diyete uyumda zorluk yaşama durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı fark belirlenmemiştir (p > 0.05). Annelerin eğitim durumu, ailelerin ekonomik durumu ve çocukların tedavi alma şekli ile diyete uyumda zorluk yaşama durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı fark belirlenmiştir (p< 0.05). Sağlık ekibinin merkezinde yer alan hemşireler diğer meslek grupları ile işbirliği yaparak fenilketonürili çocuklara sahip ailelerin bakım, tedavi ve beslenmede yaşadıkları zorluklara karşı aile merkezli bakım uygulamalıdır. Anahtar kelimeler: Fenilketonüri, Çocuk, Aile, Bakım, Tedavi, Beslenme, Zorluklar

AileBakım verenlerBakım verme yükü+6
Elif Kayan
Ege University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının pediatrik onkoloji hastalarının annelerinin umudu üzerine etkileri

Sağlık Çalışanlarının Pediatrik Onkoloji Hastalarının Annelerinin Umudu Üzerine Etkileri Amaç: Araştırma, sağlık çalışanlarının pediatrik onkoloji hastalarının annelerinin umudu üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma sağlık çalışanlarının pediatrik onkoloji hastalarının annelerinin umudu üzerine etkilerinin belirlenmesi ve annelerin deneyimlerinin çok boyutlu incelenmesi amacıyla tanımlayıcı niteliksel araştırma türlerinden fenomenolojik (olgubilim) araştırma tipinde yapılmıştır. Görüşmeler Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi Pediatrik Onkoloji Ünitesi'nde araştırmaya katılmayı kabul eden 6 anne ile gerçekleştirilmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ve annelerin yaşı, eğitim durumu gibi özelliklerini tanımlayan soruları içeren sosyodemografik veri formuyla toplanmıştır. Katılımcılarla gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelerde, sağlık çalışanlarının pediatrik onkoloji hastalarının annelerinin umudu üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla annelerin deneyimlerini, duygularını ve algılarını açığa çıkarmaya yönelik sorular sorulmuştur. Annelerin sorulara verdiği cevaplar ses kaydına alınarak, temel içerikleri çözümlendikten sonra MAXQDA Analytics Pro-18 nitel veri analizi programı ile kodlanarak analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırma bulguları dört temaya ayrılarak incelenmiştir. Temalar; umut, tanı ve tedavi süreci, sağlık çalışanlarının yaklaşımları hakkındaki olumlu düşünceler ve sağlık çalışanlarının yaklaşımları hakkındaki olumsuz düşüncelerden oluşmaktadır. Yapılan görüşmelerde annelerin umudunun tanıyı öğrendikleri andan itibaren tedavi süreci boyunca sağlık çalışanlarının yaklaşımlarından etkilendiği saptanmıştır. Çocuğu onkoloji tedavisi alan annelerin umudu sağlık çalışanlarının tavır ve tutumlarıyla artma ya da azalma eğilimi göstermektedir. Annelerin umudunun ilk tanı anında doktorların tanıyı söylerken rahat tavırlar içerisinde olması, hastanede hemşirelerle yaşanan tartışmalar ve annelerin sağlık çalışanlarından yeterli bilgi alamamaları gibi nedenlerden olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Sağlık çalışanlarının güler yüzlü ve yapıcı yaklaşımları, hasta çocuğa ilgi gösterilmesi, invaziv girişimler sırasında hemşirelerin hassas yaklaşımları, doktorların tedavide çaba göstermeleri gibi faktörlerin de annelerin umudunu artırdığı saptanmıştır. Sonuç: Kanser gibi kronik hastalıklarda hasta yakınının ruhsal durumunun olumlu olmasının hastaların yaşadıkları zorlukları aşmalarında yardımcı olduğu bilinmektedir. Bu nedenle sağlık çalışanlarının, kanser hastası çocukların annelerinin umudu üzerine etkilerinin bilinmesi ve bunun göz önünde bulundurulması, profesyonel bakımın güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler; pediatri, umut, kanser, anne, onkoloji

AnnelerDoktor-hasta etkileşimiHasta yakınları+7
Büşra Gül
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan prematüre bebeklerin anne sütü ile beslenmesini etkileyen etmenler

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Yatan Prematüre Bebeklerin Anne Sütü İle Beslenmesini Etkileyen Etmenler Amaç: Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde (YYBÜ) yatan prematüre bebeklerin anne sütü ile beslenmesini etkileyen etmenlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Method: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel bir çalışma olarak Kasım 2018-Mayıs 2019 tarihleri arasında Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde yatan 28-36 hafta arası anne sütü ile enteral beslenen 126 prematüre bebek, anneleri ve YYBÜ'de çalışan 60 hemşire ile yüz yüze görüşülerek anket formu uygulanarak yapılmıştır. Prematüre bebeğe ait bilgiler hasta dosyasından elde edilmiştir. Bulgular: Araştırma sonucunda tüm prematüre bebeklerin %55,6'sının sadece anne sütü aldığı ve anne sütü ile beslenmeyi bebekler, anneler ve hemşirelere ait bazı özelliklerin etkilediği; kanguru bakımı ve ten tene temas uygulanma durumu ile annenin doğumdan sonra süt gelme zamanı arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). Hemşirelerin mesleki deneyim ve eğitim durumu ile anneleri anne sütü, sağma ve emzirme hakkında bilgilendirme zamanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı, prematüre bebeğin solunum desteği alma durumu, doğum kilosu ve yatış süresi ile ilk anne sütü ile beslenme zamanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir (p>0.05) . Sonuç: Annelerin çoğunluğunun gebelik döneminde ya da öncesinde anne sütü ve emzirme hakkında eğitim almadığı, kanguru bakımının daha erken anne sütü oluşumuna katkı sağladığı, annenin kronik hastalığının anne sütü oluşumunda süreyi uzattığı, sütünün yeteceğine inanan annelerin bebeğinin taburcu olduğunda evde sadece anne sütü ile besleme niyetlerinde olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Anne sütü; emzirme; prematüre; yenidoğan yoğun bakım ünitesi; hemşire.

Anne sütüBebek bakımıBebek beslenmesi+5
Öznur Akgün
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde verilen eğitimin ünitenin gürültü düzeyine ve hemşirelerin farkındalık düzeylerine etkisi

Bu çalışma yenidoğan yoğun bakım ünitesinde hemşirelere verilen eğitimin ünitenin gürültü düzeyine ve hemşirelerin farkındalık düzeylerine etkisini incelemek amacıyla öntest-sontest yarı deneysel olarak Temmuz- Eylül 2018 tarihleri arasında İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde çalışan 36 hemşire ile yapıldı. Gürültü farkındalığını kazandırmak için 1 hafta içinde 4 oturumda verilen bir eğitim programı oluşturuldu. Eğitim programı interaktif şekilde gerçekleştirildi ve eğitimi pekiştiren yaka rozetleri dağıtıldı. Eğitim programı öncesi ve eğitim sonrası 14 gün olmak üzere günlük 24 saat gürültü düzeyi ortalamaları, gürültü düzeyi yükseldiğinde ışıklı uyarı veren bir desibelmetre ile kaydedildi. Eğitim öncesi ve eğitim sonrası hemşirelere soru formu uygulanarak gürültü ile ilgili bilgileri ve farkındalıkları incelendi. Veriler Mcnemar Test, Wilcoxon Test, Bağımsız Örneklem T Testi aracılığıyla yüzdelik dağılımlar, standart sapma ve ortalama değerleri ile değerlendirildi. Araştırma sonucunda hemşirelerin %63,9'unun lisans mezunu olduğu, %77,7'sinin 2-9 yıldır yenidoğan yoğun bakım ünitesinde çalıştığı, %75'inin yenidoğan ile ilgili bir eğitime sahip olduğu belirlenmiştir. Eğitim sonrası, uluslararası gürültü düzeyini doğru bilme oranı artmıştır ve bu artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,02). Hemşirelere göre gürültü düzeyinin en yüksek olduğu saatlerin hemşire bakım saatleri olduğu (EÖ=%69,4 ES=%83,3), gürültünün yenidoğanı (EÖ=%94,4 ES=%100) ve sağlık çalışanlarını (EÖ=%86,1 ES=%97,2) etkilediği ifade edilmiştir. Eğitim sonrası gürültü düzeyi ortalaması, eğitim öncesine oranla 1,4 desibel azalma göstermiştir ve bu azalma istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,023). Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde düzenli olarak gürültü ölçümü yapılması, çalışanların konu hakkında eğitilmesi ve sürekliliğin sağlanması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yenidoğan yoğun bakım ünitesi, yenidoğan yoğun bakım hemşiresi, gürültü düzeyi, eğitim programı

Bebek-yenidoğmuşBebeklerFarkındalık+6
Ceren Koltan
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00

Other supervisors