Theses supervised by Prof. Dr. Ekrem Müftüoğlu
15 theses · Dicle University
Aspirinin sağlıklı bireylerde kanama zamanı üzerine etkisi
Karaciğer sirozlarında serum ve asit sıvısında HBsAg oranı
Erişkin malingn kan hastalıklarında fetal hemoglobin düzeyi
Diabetes mellitus´lu hastalarda plazma antitrombin III düzeyi
İrritabl barsak sendromu vakalarında laktoz entoleransı sıklığı
Beta-Blokerlerin trombosit agregasyonuna etkisi
Yetişkin akut lenfoblastik lösemi tedavisi
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi îç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Hematoloji Kliniğinde Haziran 1983-Aralık 198? tarihleri arasında tedavi ve takipleri yapılan 36 ye tişkin akut lenfoblastik lösemili hastanın tedavi sonuçları retrospektif olarak incelendi. Kliniğimizde 36 hastaya 4 farklı tedavi protokolü uygulandı. İndüksiyon için 1. protokolde Vincristin Pred- nizolone, 2. protokolde Vincristine + Prednisolone + Adria- misin, 3«protokolde Vincristine + Prednisolone + Adriamisin + L-Asparaginase, 4. protokolde Prednizolone + L-Asparagina- se + Vincristine + Daunorubicine-6-MP + C-Arabinoside + Siklofosfamid + Methotrexate uygulandı, SSS profilaksiai intratekal Methotrexate, idame için Purinetol + Methotrexate ve reindüksiyon için Vincristine + Prednisolone kullanıldı. Olgularda % 85.9 oranında tam remisyon elde edilirken, % 14.9 oranında ise cevapsızlık gözlendi. Ortalama remisyon süresi 4.14 ay, ortalama yaşam süresi 8.91 ay olarak tesbit edildi, ^emisyon oranımızın yüksek olmasına rağmen ortalama remisyon süresi ve ortalama yaşam süresi literatür serilerine göre kısa bulundu. Bunda olgularımızın bir kısmının halen remisyonda olduğu dikkate alınırsa bu değerlerin re- latif olarak düşük olduğu düşünülmektedir. Erişkin Akut Lenfoblastik Lösemide daha agresif idame ve reindüksiyon tedavisinin yapılması daha uzun re misyon süresi ve ortalama yaşam süresi temin edeceği kanaatini uyandırmaktadır.
Postnekrotik siroz olgularında ultrasonografik olarak saptanan v. porta genişliği ile endoskopik olarak saptanan özofagus varis derecesi arasındaki ilişki
Akut böbrek yetmezliğinde kanda fibrinojen ve FBP düzeyi
Akut lenfoblastik lösemide immunolojik marker´lerin prognoza etkileri
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde sağlıklı ve hasta bireylerde helicobacter pylori'nin görülme oranı
AML'li hastalarda monoklonal antikorlarla ALL markerleri
Akut lenfoblastik lösemili hastalarda monoklonal antikor tekniği ile akut myeloblastik lösemi markırlarının araştırılması
Erişkin akut lenfoblastik lösemide intensif multi ajan kemoterapi sonuçları
35 ÖZET Erişkinlerde akut lenfoblastik lösemide (ALL) mevcut tedavi yaklaşımları ile son yıllarda %40-45 remisyon sağlanabilmektedir. Hematoloji kliniğinde son birkaç dekatta çok sayıda hastaya Hoelzer ve arkadaşlarının GMALL-1988 ve Linker ve arkadaşlarının UCSF- 1991 tedavi protokolü uygulandı. Ancak hastaların düzensiz kontrollere gelmesi nedeni ile GMALL-1988 protokolünü alan 33 ve UCSF-1991 protokolünü alan 15 hasta değerlendirmeye alındı. Bu her iki protokol arasında hem komplet remisyon (KR) (P=0,249), hem de median remisyon süresi (MRS) bakımından (P=0,094) fark yoktu. Her iki protokol de kendi orjinal verileri ile karşılaştırıldığında ise GMALL-1988 'de hem KR hemde MRS bakımından fark yokken (P>0,05), UCSF-1991 'de ise KR açısından fark yok (P>0,05) ve MRS bakımından fark vardı (P<0,05). KR sonrası remisyona gelmeyen hastaların relapsta kabul edilmesi, hastaların kontrollere düzensiz gelmesi ve santral sinir sistemi radyoterapisinin çoğu hastada kullanılamaması bu sonuçta etkili olmuştur. Sonuç olarak ALL'de intensif multi-ajan tedavi ile KR oranı ve MRS süresi artırılmıştır ve hala yüksek risk ALL olmayan vakalarda ilk seçenektir.
Diyarbakır bölgesinde beta talasemi mutasyonlarının moleküler yöntemlerle incelenmesi
DİYARBAKIR BÖLGESİNDE BETA TALAS EMİ MUTASYONLARININ MOLEKÜLER YÖNTEMLERLE İNCELENMESİ ÖZET Diyarbakır bölgesindeki Beta talasemi mutasyonlarını belirlemek amacıyla Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi iç Hastalıkları Hematoloji ve Çocuk Hastalıkları Kliniğine gelen 36 kontrol hastasından kan örneği toplandı. Çalışmamızda 36 beta talasemi majorlu kontrol hastalarından alınan örnekler moleküller yöntemlerle ( Amplification Refractory Mutation System ) analiz edildi. Transfüzyona bağımlı olan bu hastalarda 8 farklı beta talasemi mutasyonu çalışıldı. Bu mutasyonların tamamı akdeniz ülkelerine özgü olup; bunların % 27.8'inin IVS-I- 110 (G-»A) P+, % 2.8'inin IVS-l-1 (G- A) p°, % 2.8'inin Cd 39(C- T) p°, % 11.1' inin IVS-l-6 (T-C) p+, % 8.3'ünün IVS-ll-1 (G- A) p°, % 5.5 'inin IVS-ll-745 (C- G) p+, % 11.1 'inin Cd 8 (-A) p°, % 2.8 'inin -30 (T-A) p+ olduğu tespit edildi. Doğu Asya ülkelerinde belirlenen -30 (T- A) B+ mutasyonu ise % 2.8 oranında bulundu. Bunlardan 10 tanesi ise bilinmeyen mutasyonlar olup toplamın % 27.8 ini oluşturmaktadır. Diyarbakır bölgesinde ise bugüne kadar Beta talasemi hastalarının mutasyonlarının moleküler düzeyde incelenmemiş olması ve bu konu hakkında herhangi bir bilginin olmaması bizim bu hastalığın bölgemizdeki dağılımını belirlemeye yönlendirmiştir. Toplumsal bir etkiye sahip olan beta talaseminin mutasyonlarının belirlenmesi amacıyla yaptığımız bu çalışmanın, bölgemizdeki mutasyonların tespiti ile mutasyon haritasının çıkarılmasına, dünya talasemi mutasyon haritasının tamamlanmasına ve bununla beraber yöredeki prenatal tanı çalışmalarını kolaylaştıracağı ve sonuç olarak sağlıklı bireylerin dünyaya getirilmesi için yapılacak çalışmalara ışık tutacağına inanmaktayız.