Theses supervised by Prof. Dr. Emine Efe

15 theses · Akdeniz University

Master'sOpen AccessTR

Kemoterapi tedavisi uygulanan çocuklar ve gençler için ağız değerlendirme rehberi'nin geçerlik ve güvenirlik çalışması

Amaç: Bu araştırma, Çocuklar ve Gençler için Ağız Değerlendirme Rehberi'ni Türkçe'ye uyarlayarak, geçerlik ve güvenirliğini belirlemek amacıyla metodolojik olarak planlanmıştır Yöntem: Araştırmanın evrenini Eylül 2014-Temmuz 2015 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Onkoloji ve Hematoloji Servisi'nde yatarak kemoterapi tedavisi uygulanan 8-18 yaş aralığındaki tüm çocuklar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise araştırmanın gerçekleştirildiği serviste tedavi edilen 8-18 yaş grubunda ve kendini ifade edebiliyor olan, en az bir kür kemoterapi tedavisi uygulanan, çalışmaya katılmayı kabul eden 60 çocuk oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından yüz-yüze görüşme yöntemiyle, Aile Bilgilendirme Formu, Kişisel Bilgi Formu, Çocuklar ve Gençler için Ağız Değerlendirme Rehberi ve Uluslararası Çocuk Mukozit Değerlendirme Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Ölçeğin Türkçe versiyonunun dil geçerliği çeviri ve geri-çeviri tekniğiyle yapılmıştır. Ölçeğin güvenirliğini değerlendirmek amacıyla iç tutarlık katsayısı ve paralel form yöntemleri kullanılmıştır. Cronbach alfa katsayısı 0.839 olarak bulunmuştur. Değişkenler arasında pozitif yönlü ilişkiler belirlenmiştir. Çocuklar ve Gençler için Ağız Değerlendirme Rehberi ve Uluslararası Çocuk Mukozit Değerlendirme Ölçeği arasındaki korelasyonlar pozitif yönde, orta derecede ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (r=0.295, p=0.022). Ölçeğin geçerliğini belirlemek üzere kapsam ve eş zaman geçerlikleri kullanılmıştır. Kapsam geçerliği için uzmanlardan gelen görüşler, maddeler arasındaki korelasyonun çok iyi olduğunu göstermiştir (I-CVI ve S-CVI 0.91). Ölçeğin Türkçe versiyonunun eş zaman geçerliği alt-üst grup ortalamalarına dayalı madde analizi ile belirlenmiştir. Alt-üst grup ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Tüm maddeler arasındaki korelasyonlar ise anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05, p<0.01). Sonuç: Ölçeğin Türkçe versiyonundan elde edilen ölçümlerin orijinal ölçek yapısıyla uyumlu, Türk toplumu için geçerli ve güvenilir olduğu bulunmuştur. Ölçeğin, Türk toplumunda kemoterapi tedavisi uygulanan çocuklarda ve gençlerde ağız içi ve çevresini etkili bir şekilde değerlendirebileceği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: mukozit, kemoterapi, ağız değerlendirme, çocuk, geçerlik ve güvenirlik.

Antineoplastik ajanlarAğızAğız mukozası+4
Şule Çiftcioğlu
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuklarına kullandıkları tamamlayıcı alternatif tedavi yöntemlerine ilişkin pediatri hemşirelerinin bilgi, deneyim ve tutumları

Araştırma, ebeveynlerin çocuklarına kullandıkları tamamlayıcı ve alternatif tedavi (TAT) yöntemlerine ilişkin pediatri Hemşirelerinin bilgi, deneyim ve tutumlarını değerlendirmek amacıyla, tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın uygulanabilmesi için (Nomenclature of Territorial Units for Statistics) İstatistikî Bölge Birimleri Sınıflandırması 1 verilerine göre Türkiye'de belirlenen 12 bölgenin her birinden Türkiye İstatistik Kurumu'na göre nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bir il seçilmiştir. Belirlenen her ilden çocuk yatak kapasitesi en fazla olan bir üniversite hastanesi ve Sağlık Bakanlığı'na bağlı bir çocuk hastanesi ya da devlet hastanesi araştırmaya alınmıştır. Araştırma hastanelerin pediatri servislerinde çalışan 1450 (%71.3) (Güç analizi %98) hemşire ile yapılmıştır. Araştırma verileri, Haziran 2013- Şubat 2014 tarihleri arasında araştırmacı ve belirlenen anketörler tarafından anket formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada, pediatri hemşirelerinin %98.1'inin en az bir TAT yöntemini bildikleri ve %90.6'sının yaşamları boyunca bir veya birden fazla TAT yöntemini kullandıkları saptanmıştır. Bununla birlikte, hemşirelerin TAT yöntemlerinden en fazla dua etme (%96.3), masaj (%91.3) ve vitaminleri (%86.6) bildikleri, kullandıkları ve etkili olarak yararlandıkları belirlenmiştir. Pediatri hemşirelerinin TAT yöntemleri hakkında bilgiyi en fazla medyadan ve internetten aldıkları belirlenmiştir. Araştırmada, pediatri hemşirelerinin %76.3'ünün "hastaya TAT yöntemleri hakkında bilgi vermenin hemşirenin sorumluluğundadır", %92.7'sinin "bireylerin sağlığına zararlıdır" ifadelerine katılmadığı saptanmıştır. Pediatri hemşirelerinin "%86.6'sının "hasta ve yakınlarını TAT yöntemlerini kullanmak mutlu eder", %60.6'sının "yasa ve yönetmeliklerle sınırlandırılmalıdır" ifadelerine katıldığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, pediatri hemşirelerinin TAT yöntemlerine yönelik olumlu tutum içerisinde olduğu saptanmıştır. Pediatri hemşirelerinin yaklaşık yarısı hastalardan öykü alırken TAT yöntemlerini sorgulamadıkları ve ebeveynlerin çocuklarına kullandıkları TAT yöntemleri hakkında kendilerine bilgi vermediklerini ifade etmişlerdir. Bununla birlikte, pediatri hemşirelerinin %40.2'si ebeveynlere çocuklarına kullanmaları için TAT yöntemlerini önerdiklerini bildirmişlerdir. Pediatri hemşirelerinin sıklıkla ebeveynlere en çok önerdikleri TAT yöntemleri arasında dua etme (%47.9) ve masaj (%46.1) gelmektedir. Araştırmada, pediatri hemşirelerinin TAT yöntemleri ile ilgili olumsuz deneyimlerinde ebeveynlere bilgi verdikleri, olumlu deneyimlerinde ise destekledikleri belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda; pediatri hemşirelerine TAT yöntemleri ile ilgili kursların, hizmet içi eğitim programlarının düzenlenmesi, hemşirelik müfredatında yer verilmesi, kliniklerde TAT yöntemlerinin yer aldığı veri toplama formlarının oluşturulması ve kanıta dayalı araştırmalara daha fazla ağırlık verilmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Tamamlayıcı ve Alternatif Tedavi, Pediatri hemşiresi, Çocuk, Ebeveyn, Bilgi, Tutum

Ana-babaAna-çocuk hemşireliğiHemşireler+7
Vildan Cırık
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesanlarda e-sağlık okuryazarlığı ile fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişki

Amaç: Araştırmanın amacı adölesanlarda e-sağlık okuryazarlığı ile fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Yöntem: Araştırma kesitsel, ilişki arayıcı tipte bir çalışmadır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı liseler arasından küme örnekleme yöntemi ile seçilen okullarda gerçekleştirilmiştir. Tabakalı örneklem yöntemi ile seçilen 717 adölesan arasında, "Kişisel Bilgi Formu", "e-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği'' ve "Adölesan Fiziksel Aktivite Anketi'' kullanılarak yapılmıştır. SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 23.0 programı kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Bulgular: Adölesanların e-sağlık okuryazarlığı (e-SOY) ölçeği puan ortalaması 26.84±6.66 bulundu. Araştırmada internetten sağlık araştırması yapan öğrencilerin e-SOY ölçeği puan ortalaması yapmayan öğrencilere göre anlamlı olarak yüksek bulundu (p=0.014). Adölesanların fiziksel aktivite anketi (AFAA) puan ortalaması 2,42±0,78 bulundu. Adölesanlarda kadınların AFAA puan ortalaması, erkeklerden istatistiksel olarak düşüktü (p<0.001). Sınıflar arası veriler incelendiğinde, 9. sınıfların AFAA puan ortalaması diğer sınıflara göre istatistiksel olarak anlamlı yüksekti (p=0.004), diğer sınıflar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0.05). Adölesan e-SOY ölçek toplam puan ortalaması ile AFAA toplam puan ortalaması arasında pozitif yönde ve zayıf düzeyde bir ilişki bulundu (p=0.036, r=0,078). Sonuç: Adölesan e-sağlık okuryazarlığı ile fiziksel aktivite düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulundu. Bu doğrultuda adölesanların fiziksel aktivite düzeyini artırmak ve buna bağlı sağlıklarını geliştirmek amacıyla, e-sağlık okuryazarlığı eğitimleri hemşirelik programlarında yer alabilir. Anahtar Kelime: Adölesan, e-Sağlık okuryazarlığı, fiziksel aktivite, hemşirelik

Seçil Aynur Çalık
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Gastrostomisi olan çocukların bakımına yönelik mobil uygulama geliştirilmesi ve uygulamanın gastrostomi komplikasyonlarına, ebeveynlerin bakım yüküne, öz yeterlik ve kaygı düzeyine etkisi

Amaç: Bu araştırma; gastrostomisi olan çocukların bakımına yönelik mobil uygulama (G-MUEP) geliştirilmesi ve uygulamanın gastrostomi komplikasyonlarına, ebeveynlerin bakım yüküne, öz yeterlik ve kaygı düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma iki aşamalı olarak gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada gastrostomisi olan çocukların bakımına yönelik mobil uygulama (G-MUEP) geliştirilmiştir. İkinci aşamada ise gastrostomisi olan çocuğa sahip 60 ebeveyn ile randomize kontrollü tasarımda G-MUEP'in etkinliği değerlendirilmiştir. Araştırma Eylül 2020-Mayıs 2024 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın verileri Eylül 2023-Mart 2024 tarihleri arasında toplanmıştır. Girişim grubundaki ebeveynler üç ay boyunca G-MUEP'i kullanmışlardır. Girişim ve kontrol grubundaki ebeveynlerden 0., 1. ve 3. aylarda ölçümler alınmıştır. Ölçümler Zarit Bakıcı Yük Ölçeği, Genel Öz Yeterlik Ölçeği, Durumluk/Sürekli Kaygı Ölçeği ve Komplikasyon Kontrol Listesi ile yapılmıştır. Veriler sayı, yüzde, ortalama, ki kare, karışık ölçümler varyans analizi, bağımsız gruplar t testi ve zamana bağlı varyans analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan ebeveynlerin çocuklarının tanılarının %81.7'sinin Nörolojik hastalık olduğu, %81.7'sine nörolojik hastalık nedeniyle gastrostomi tüpü takıldığı belirlenmiştir. Girişim grubundaki ebeveynlerin kontrol grubuna göre bakıcı yükü ve durumluk/sürekli kaygı puan ortalamalarının azaldığı, öz yeterlik puan ortalamalarının uygulama sonrası arttığı görülmüştür (p<0.05). Girişim ve kontrol grubunda yer alan çocuklarda 1. ve 3. ayda komplikasyon görülme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç: Araştırma sonuçları G-MUEP'in ebeveynlerin bakım yüklerini ve durumluk/sürekli kaygı düzeylerini azalttığını ve öz yeterlik düzeylerini artırdığını göstermiştir. Teknolojik bir girişim olan mobil uygulamanın gastrostomisi olan çocukların ebeveynlerinin eğitiminde kullanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: bakım yükü, gastrostomi, kaygı, öz yeterlik, pediatri hemşireliği

Hemşirelik
Yahya Ergezen
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Baba-preterm yenidoğan bağlanma modelinin geliştirilmesi

Amaç: Bu tez projesinin amacı, Baba-Preterm Yenidoğan Bağlanma Modeli'nin geliştirilmesidir. Yöntem: Bu tez projesinde, iki aşamalı uygulama yapılmıştır. Birinci aşamasında, Bowlby'nin Bağlanma (attachment) Kuramı, Klaus ve Kennell'in bağlanma kavramı (bonding), güncel rehberler ve detaylı literatür taraması sonucunda elde edilen bilgilerin sentezlenmesi ile kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. İkinci aşamada ise, karma yöntem araştırması yapılmış ve elde edilen bulgular doğrultusunda modelin son hali verilmiştir. Karma yöntem araştırmasının örneklemini preterm yenidoğanların babaları oluşturmuştur. Araştırmanın nicel kısmı, Clinical Trials'a kaydedilmiştir (NCT06186453). Karma yöntem araştırmasında iç içe geçmiş karma deseni kullanılmıştır. Model geliştirme sürecinde Meleis'in teori-araştırma-teori yaklaşımı benimsenmiştir. Tez projesi 08.03.2023-17.07.2024 tarihleri arasında yürütülmüştür. Bulgular: Baba-preterm yenidoğan bağlanmasını geliştirmek amacıyla yapılan karma yöntem araştırmasında, Baba-Preterm Yenidoğan Bağlanma Programı'nın doğum sonu babalık davranışlarını geliştirdiği, babaların yenidoğan yoğun bakım ünitesi destek gereksinimlerini azaltığı, stres düzeylerini azalttığı ve yenidoğanların stres düzeylerini azalttığı tespit edilmiştir. Nitel çalışma bulgularında ise, beş tema (hassas dönemde baba-preterm yenidoğan bağlanması, babanın bebeğine yönelik bilişsel farkındalığı, babanın bebeğine yönelik davranışsal farkındalığı, babanın Baba-Preterm Yenidoğan Bağlanma Programı deneyimlerine yönelik duyguları ve Baba-Preterm Yenidoğan Bağlanma Programı'na yönelik önerileri) belirlenmiştir. Karma yöntem araştırmasından elde edilen bulgular doğrultusunda Baba-Preterm Yenidoğan Bağlanma Modeli oluşturulmuştur. Sonuç: Yenidoğan yoğun bakım hemşirelerinin baba-preterm yenidoğan arasındaki bağlanmayı geliştirmeye yönelik kullanabilecekleri Baba-Preterm Yenidoğan Bağlanma Modeli oluşturulmuştur.

Uğur Gül
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kemoterapi tedavisi alan çocuklarda hareketli resim panosu kullanılarak çizim/boyama aktivitelerini içeren hemşirelik programının anksiyeteyi azaltmadaki etkisi

ÖZET Amaç: Bu araştırmanın amacı, kemoterapi alan 4-6 yaş grubu çocuklarda uygulanan "Hareketli Resim Panosu Kullanılarak Çizim/ Boyama Aktivitelerini İçeren Hemşirelik Programı (HAÇİBO-HP)'nin çocukların anksiyetesini azaltmadaki etkisini incelemektir. Yöntem: Bu araştırma tek gruplu ön test-son test tasarımında yarı deneysel bir yöntem ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2 Temmuz 2024 – 3 Temmuz 2025 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın hedef popülasyonunu, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Kliniği'nde kemoterapi amacıyla yatmakta olan çocuklar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise belirtilen tarihlerde, dahil edilme kriterlerine uyan kemoterapi alan 4-6 yaş grubundaki 30 çocuk oluşturmuştur. HAÇİBO-HP çocuklara toplam 4 gün uygulanmıştır. Uygulamanın 1. günü çocuk ve aile ile tanışılıp, çocuklara parmak kukla verilerek araştırma hakkında bilgi verilmiş ve sadece ön test yapılmıştır. Uygulamanın 2. ve 3. günü çocuk ve aile ile bir araya gelinerek çocuğun çizim/resim yapmak istediği tema üzerinde konuşulup, parmak kukla verilerek, istediği temaya karar verilmiştir. Belirlenen tema doğrultusunda çocuğun hareketli resim panosuna çizim/resim yapması araştırmacı ile birlikte sohbet eşliğinde sağlanmıştır. Bu aktivite ortalama 1-1,5 saat sürmüştür. Çalışmanın 4. günü araştırmacı çocukla tekrar bir araya gelerek, parmak kukla verdikten sonra son testi uygulamıştır. Verilerin toplanmasında "Çocuk ve Ebeveyn Tanıtım Formu", ''Çocuk Anksiyete Skalası-Durumluk Ölçeği (ÇAS-DÖ)'', ''Venham Anksiyete Değerlendirme Resim Ölçeği (VADRÖ)'' kullanılmıştır. Veri analizleri SPSS 23.0 paket programında yapılmıştır. Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis Testi, Friedman testi uygulanarak yapılmıştır. Verilerin özetlenmesinde ortalama, sayı ve yüzde kullanılmıştır. Bulgular: HAÇİBO-HP uygulanan çocuklarda ÇAS-DÖ ve VADRÖ puan ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: HAÇİBO-HP'nin kemoterapi alan 4-6 yaş grubu çocukların anksiyete düzeyini azalttığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Çizim/Boyama, Hemşire, Kemoterapi, Pediatrik onkoloji

Esra İrak
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çad Cumhuriyeti'nde sıtma tanısı ile hastaneye getirilen çocukların ebeveynlerinin başvuru öncesi yaptıkları uygulamalar

Amaç: Araştırmanın amacı Çad Cumhuriyeti'nde sıtma tanısı alan çocukların ebeveynlerinin hastaneye başvuru öncesi çocuklarına yönelik yaptıkları uygulamaları belirlemektir. Yöntem: Araştırmanın evrenini Çad Cumhuriyeti'nde bulunan Hopital la maire et de l'enfent (service pediatrie) ve Hopital amitie tchad et chine (service de pediatrie) hastanelerinde sıtma tanısı alan beş yaş altı çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini Ekim 2020- Ekim 2021 tarihleri arasında sıtma tanısı alan çocukların 300 ebeveyni oluşturmuştur. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan iki bölümden (tanıtıcı bilgiler, çocuklara yönelik yaptıkları uygulamalar) oluşan yapılandırılmış soru formu ile toplanmıştır. Veriler sayı/yüzde dağılımları ve ki-kare testi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Ebeveynlerin %100.0'ünün anne olduğu, annelerin %34.7'sinin 30 yaş ve altı olduğu, %32.0'ının ortaöğretime sahip olduğu ve %91.3'ünün çalışmadığı belirlenmiştir. Ebeveynlerin hastane başvuru öncesi çocukları için yaptıkları uygulamalar arasında; soğuk uygulama (%66.3), kuru bez ile tüm vücudu örtme (%66.3), eczaneden ilaç alma (%44.0), parasetamol tb (%33.7), neem suyu (%10,4), artefan tb (%7.3), muray suyu (%5.3), limon suyu (%5.0), inek idrarı (%3,7), kinin tablet (%2.0) yer almıştır. Ebeveynlerin %66.3'ünün ateş semptomunda soğuk uygulama yaptığı, %65.0'inin titremede soğuk uygulama yaptığı, %66.3'ünün terlemede kuru bezle tüm vücudu örttüğü, %46.0'ının baş ağrısında parasetamol tb verdiği, %44.0'ının bulantı durumunda eczaneye başvurduğu, %70.3'ünün kusma durumunda hastaneye başvurduğu, %100.0'ünün kas ağrısı ve halsizlik durumunda hastaneye başvurduğu saptanmıştır. Annelerin yaş grubu, eğitim durumu, aile yapısı, gelir durumu ile evde uygulama yapma durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Sonuç: Hemşire, çocuk ve ailesi ile en yakın ve en sık iletişim kuran sağlık ekibi üyesidir. Sıtma tanısı alan çocuk ve ailesine bakım veren hemşireler, kanıtı olmayan ya da zarar verme potansiyeli olan uygulamalar konusunda ebeveynleri bilgilendirip, tıbbi tedaviyi destekleyen yaklaşımları teşvik etmelidirler. Anahtar Kelimeler: Sıtma, Çad, Çocuk, Ebeveyn, Geleneksel uygulamalar, Hemşire.

Ana-babaHemşirelikSıtma+4
Ibrahım Molı Oumar
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kolcaba'nın konfor kuramı'na temellenen hemşirelik bakımının sünnet olan çocuk ve ebeveynlerinin konfor sonuçlarına etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Amaç: Bu araştırmanın amacı, Kolcaba'nın Konfor Kuramı'na temellenen hemşirelik bakımının sünnet olan çocuk ve ebeveynlerinin konfor sonuçlarına; çocukların konforlarının artırılması, kaygı, korku, ağrılarının azaltılması, ebeveynlerinin kaygılarının azaltılması, bakım memnuniyetlerinin artırılmasına etkisini belirlemektir. Yöntem: Randomize kontrollü, deneysel, çift kör olan çalışma, Isparta ilinde bulunan bir hastanede Haziran-Eylül 2019 tarihleri arasında, girişim grubunda 52 çocuk ve ebeveyni, kontrol grubunda 46 çocuk ve ebeveyni ile gerçekleştirilmiştir. Girişim grubuna Kolcaba'nın Konfor Kuramı'na temellenen; standart bakım girişimleri, ameliyat hazırlık eğitimi, boyama ve bulmaca girişimi, ödüllendirme girişimi, tele izlem ve danışmanlık girişimlerinin birleşiminden oluşan konfor odaklı bakım girişimleri (KOBaG) protokolü ile uygulanan hemşirelik bakımı verilmiştir. Kontrol grubu, klinikte rutin uygulanan hemşirelik bakımı almıştır. Sonuç ölçümleri için çocuklarda; Konfor Davranışları Kontrol Listesi, Çocuk Anksiyete Skalası-Durumluluk, Çocuk Korku Ölçeği, Görsel Kıyaslama Ölçeği, ebeveynlerde; Spielberger Durumluk Kaygı Ölçeği, PedsQL Sağlık Bakımı Memnuniyet Ölçeği kullanılmıştır. Hipotezler için tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplarda t testi ve tekrarlı ölçümler için ANOVA testi kullanılmıştır. Bulgular: Kolcaba'nın Konfor Kuramı'na temellenen hemşirelik bakımı sonrasında, gruplara ve ölçüm zamanlarına göre girişim grubunda bulunan çocukların lehine konfor, kaygı, korku; ebeveynlerin lehine kaygı ve bakım memnuniyeti puanları arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0.05). Ancak çocukların ağrı puanları arasında gruplar arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Sonuç: Kolcaba'nın Konfor Kuramı'na temellenen hemşirelik bakımının uygulanabilir olduğu, sünnet olan çocukların konforlarını artırmada, kaygı ve korkularını azaltmada, ebeveynlerinin kaygılarını azaltmada ve bakım memnuniyetlerini artırmada etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: erkek sünneti, hemşirelik bakımı, Kolcaba'nın Konfor Kuramı, konfor, pediatrik cerrahi

Ana-babaCerrahiHemşireler+5
Fahriye Pazarcıkcı
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ciddi oyun simülasyon yöntemi ile verilen yenidoğan resüsitasyonu eğitiminin hemşirelik öğrencilerinin bilgi, beceri, memnuniyet ve kendine güven düzeyine etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Amaç: Bu araştırma, ciddi oyun simülasyonu entegre edilerek verilen yenidoğan resüsitasyon eğitiminin, hemşirelik öğrencilerinin yenidoğan resüsitasyonu ile ilgili bilgi, beceri, eğitimden memnuniyet ve öğrenmede kendine güven düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma randomize kontrollü, ön-test son-test tasarımlı ve tek kör bir çalışmadır. Araştırma, Eylül 2019-Ocak 2021 tarihleri arasında, Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi üçüncü sınıfa devam eden 90 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Öğrenciler basit randomizasyon yöntemi ile girişim (n=45) ve kontrol (n=45) grubuna ayrılmıştır. Yenidoğan resüsitasyon algoritmasına temellendirilerek hazırlanmış olan eğitim programında yenidoğan resüsitasyonu ciddi oyun simülasyonu yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında "Birey Tanıtım Formu", "Yenidoğan Resüsitasyon Bilgi Düzeyi Değerlendirme Formu", "Öğrenci Memnuniyeti ve Öğrenmede Kendine Güven Ölçeği" ve "Yenidoğan Resüsitasyon Beceri Düzeyi Değerlendirme Formu" kullanılmıştır. Veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Yenidoğan resüsitasyonu eğitiminden sonra her iki grubunun bilgi ve beceri düzeyinde önemli oranda artış olduğu saptanmıştır (p<0.05). Son-test ölçümünde girişim grubunun ventilasyon ve kompresyon uygulama becerilerinde kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yükseliş olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Ayrıca eğitimden sonra uygulanan öğrenci memnuniyeti ve öğrenmede kendine güven ölçeği ve alt boyutlarının puan ortalamalarının her iki grupta da yüksek olduğu bulunmuştur. Sonuç: Yenidoğan resüsitasyonu eğitiminde kullanılan ciddi oyun simülasyon uygulamasının ventilasyon ve göğüs kompresyonu uygulama becerilerinde ve öğrenci memnuniyeti ve öğrenmede kendine güven düzeylerini artırmada etkili olduğu belirlenmiştir.

Bebek-yenidoğmuşBebek-yenidoğmuş hastalıklarıBebekler+5
Süreyya Sarvan
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Preterm yenidoğanlarda ertelenmiş ilk banyonun cilt bariyeri fonksiyonu, vücut sıcaklığı ve konfora etkisi

Amaç: Araştırmanın amacı, preterm yenidoğanlara uygulanan ilk banyo zamanının yenidoğanın cilt bariyer fonksiyonu, vücut sıcaklığı ve konfor davranışlarına olan etkisini incelemektir. Yöntem: Bu araştırma, çok merkezli, tek kör ve değerlendirici kör, prospektif paralel grup, randomize kontrollü bir çalışmadır. Araştırma, yenidoğan yoğun bakım ünitesi'nde tedavi ve bakım alan, seçim kriterlerine uyan toplam 80 orta ve geç preterm yenidoğanlar ile uygulanmıştır. 1. gruptaki yenidoğanlara (n=40) ilk banyo postnatal 48- 72. saatlerde, 2. gruptaki yenidoğanlara (n=40) ise ilk banyo 24-48. saatlerde kör bir araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Her iki gruptaki preterm yenidoğanların işlemden 10 dakika önce kör bir araştırmacı ve kör bir hemşire tarafından transepidermal sıvı kayıpları, vücut sıcaklıkları ve konforu değerlendirilmiştir. Ölçümler işlemden sonra 1. 10. ve 30. dakikalarda tekrarlanmıştır. Araştırmada, etik kurul, kurum ve ailelerden yazılı izin alınmıştır. Elde edilen veriler, yüzdelik dağılımlar, ortalama, tekrarlı ölçümlerde varyans analizi, ileri analiz olarak bonferroni analizi ve bağımlı gruplarda t testi ile analiz edilmiştir. Bulgular: Preterm yenidoğanlara postnatal 48-72. saatlerde uygulanan ilk banyonun, cilt bariyerini anlamlı düzeyde daha fazla koruduğu bulunmuştur (p<0.05). Yine bu gruptaki preterm yenidoğanların vücut sıcaklıklarını anlamlı olarak daha iyi korunduğu bulunmuştur (p<0.05). İlk banyosu 48-72. saatlere ertelenen preterm yenidoğanların daha konforlu olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde orta ve geç preterm yenidoğanlara ilk banyo uygulaması postnatal 48. saatten sonra güvenle uygulanabilir.

HemşirelikYenidoğanlarYoğun bakım üniteleri-neonatal+1
Halil İbrahim Taşdemir
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of web-based and individualized education program, which is prepared for premature infant care, on the self-confidence of mothers

Aim: The purpose of study is to examine the effect of web-based and individualized education program, which is prepared for premature infant care, on the self-confidence of mothers. Method: The study was carried out between September 2015 and May 2018 at Konya Education and Research Hospital and Necmettin Erbakan University Medical Faculty Hospital Neonatal Intensive Care Unit and Neonatal Services. The research was methodologically and experimentally conducted with pre-test and post-testcontrol groups.The sample of the study consisted of 84 mothers whose first baby was premature when born. The mothers, who met the inclusion criterion, were divided into two groups as intervention and control groups. The intervention group comprised of the mothers who take training routine discharge education and web-based discharge education in one month. The control group comprised of the mothers who had training routine discharge and education leaflets. The quality of the web-pages was evaluated with DISCERN. The content of the web-pages was also evaluated by eight independent experts via questionnaire format. The availability of web-pages and its content were measured with System Usability Scale-SUS. 46 mothers also evaluated the content of web-pages by using anevaluation form. The mother's self-confidence was gauged by using the Pharis self-confidence scale. Findings: The average of 15 questions on the DISCERN scale was 4.43 out of 5. The intraclass correlation coefficient (ICC) of the scale was 0.84, p = 0.000. The content of the web page has an average of 3.37 points out of 4 from the experts. The webpage availability score was 86.47 out of 100. The coefficient between expert opinions was 0.94, p = 0.000. The webpage availability score was 86.47 out of 100. Self-confidence scores of mothers who received web-based training increased significantly compared to the pre-training level (p = 0.001). Conclusion: The website has been used effectively by the mothers. The self-confidence of the mothers who gave birth to a premature baby in the first delivery increased significantly after the use of web-site. Key words: premature, individual education, web-based health education,self-confidence, newborn nurses.

Family educationMother educationMothers+7
Pelin Yurtsever Gök
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2018
10
DoctorateOpen AccessTR

Preterm yenidoğanlarda orogastrik tüp takma işlemi nedeniyle oluşan ağrıyı azaltmada anne sütü, sarmalama ve cenin pozisyonu verme yöntemlerinin etkisi

Amaç: Araştırmanın amacı, preterm yenidoğanlarda Orogastrik Tüp (OGT) takma işlemi nedeniyle oluşan ağrıyı azaltmada anne sütü, sarmalama ve cenin pozisyonu verme yöntemlerinin tek başına ve kombine olarak kullanılmasının etkinliğini değerlendirmektir. Yöntem: Araştırma, randomize, çift kör ve kontrollü deneysel bir çalışmadır. Bu araştırma, Kasım 2017-2018 tarihleri arasında Antalya ilinde bulunan üç tane Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde uygulanmıştır. Araştırmada, kontrol (n=33), sarmalama (n=30), cenin pozisyonu (n=32), anne sütü (n=31), sarmalama+anne sütü (n=30) ve cenin pozisyonu+anne sütü (n=31) gruplarını oluşturan toplam 187 preterm yenidoğan yer almaktadır. Veri toplama araçları olarak; Preterm Yenidoğan Tanıtım Formu, Fizyolojik Ölçüm Formu ve Prematüre Bebek Ağrı Ölçeği (PIPP) kullanılmıştır. Pretermler video kamera ile OGT takma işlemi öncesi, işlem sırası ve sonrası kayıt altına alınmıştır. Araştırmadan bağımsız iki ağrı uzmanı tarafından video kayıtları incelenerek PIPP değerlendirmesi yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde çoklu tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analizi, shapiro-wilk, eşli örneklem t-testi, bonferroni testleri ve Genelleştirilmiş Tahmin Eşitliği logistik regresyon modeli kullanılmıştır. Bulgular: Gruplar cinsiyetlerine, gestasyon yaşlarına, postnatal yaşlarına ve vücut ağırlığına göre karşılaştırıldığında, aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı bulunmuştur (p>0.05). PIPP ölçeğinde, uzmanlar arası tutarlılık güvenirliği 0.90'dan yüksektir. Araştırmada sarmalama + anne sütü grubu ile karşılaştırıldığında, anne sütü grubunun 6.074, cenin pozisyonu grubunun 5.914, cenin pozisyonu + anne sütü grubunun 2.968, kontrol grubunun 12.396 ve sarmalama grubunun ise 7.385 kat daha fazla ağrı hissettiği belirlenmiştir (p<0.005). Sonuç: Ağrılı bir girişim olan OGT takma işleminde kombine yöntem olan sarmalama + anne sütünün kullanılması, hemşirelerin bu yöntemler hakkında eğitim almaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: ağrı, preterm, prematüre, orogastrik tüp, yenidoğan hemşiresi.

AğrıBebek-prematürBebek-yenidoğmuş+4
Vildan Apaydın Cırık
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2019
11
Master'sOpen AccessTR

Prematüre yenidoğanlarda küvet banyo ile silme banyonun yenidoğan fizyolojik değişkenlerine ve konforuna etkisi

Amaç: Araştırmanın amacı, prematüre yenidoğanlarda küvet banyo ile silme banyo yöntemlerinin yenidoğanın fizyolojik değişkenlerine (oksijen satürasyonu, kalp atım hızı, vücut sıcaklığı, solunum sayısı) ve konforuna etkisini incelemektir. Yöntem: Araştırma, randomize deneysel kontrollü tipte yapılmıştır. Araştırma, Kasım 2015-Kasım 2016 tarihleri arasında, yenidoğan yoğun bakım ünitesi'nde tedavi ve bakım alan, seçim kriterlerine uyan prematüre yenidoğanlar ile (n=120) uygulanmıştır. 1. girişim grubundaki (n=60) yenidoğanlara küvet banyo, 2. girişim grubundakilere silme banyo yöntemi uygulanmıştır (n=60). Her iki gruptaki prematüre yenidoğanların işlemden 10 dakika önce fizyolojik değişkenleri ve konforu değerlendirilmiştir. İşlemden 10 dakika sonra primer ve yardımcı araştırmacı tarafından yenidoğanların konforu değerlendirilmiştir. İşlem bittikten 15 ve 30 dakika sonra fizyolojik değişkenleri tekrar değerlendirilmiştir. Araştırmada, etik kurul, kurum ve ailelerden yazılı izin alınmıştır. Elde edilen veriler, yüzdelik dağılımlar, ortalama, tekrarlı ölçümlerde varyans analizi, ileri analiz olarak bonferroni analizi ve bağımlı gruplarda t testi ile analiz edilmiştir. Bulgular: Küvet banyo yönteminin, silme banyo yöntemine göre yenidoğanın kalp atım hızını anlamlı düzeyde normal sınırlarda daha fazla azalttığı bulunmuştur (p<0.05). Her iki yöntemin yenidoğanın solunum sayısını düşürdüğü, bununla birlikte banyo yöntemleri arasında fark olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Her iki banyo yönteminin yenidoğanın oksijen saturasyonunu arttırdığı ve banyo yöntemleri arasında fark olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Küvet banyo yöntemi uygulanan prematüre yenidoğanların silme banyo yöntemi uygulananlara göre vücut ısılarını anlamlı düzeyde koruduğu saptanmıştır (p<0.05). Küvet banyo uygulanan yenidoğanların konforunun silme banyo uygulananlara göre anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde 32-37 hafta preterm yenidoğanlara küvet banyosu güvenle uygulanabilir. Anahtar Kelimeler: yenidoğan, prematüre, banyo, konfor, hemşire

BanyoBebek bakımıBebek-prematür+3
Halil İbrahim Taşdemir
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2017
10
Master'sOpen AccessTR

Mekanik ventilatöre bağlı preterm yenidoğanlara verilen prone ve supine pozisyonlarının fizyolojik değişkenlere etkisi

MEKANİK VENTİLATÖRE BAĞLI PRETERM YENİDOĞANLARA VERİLEN PRONE VE SUPİNE POZİSYONLARININ FİZYOLOJİK DEĞİŞKENLERE ETKİSİ Amaç: Araştırmanın amacı, mekanik ventilatöre bağlı preterm yenidoğanlara verilen prone ve supine pozisyonlarının preterm yenidoğanın fizyolojik değişkenlerine (oksijen saturasyonu ve kalp atım hızı) etkisini incelemektir. Yöntem: Araştırmada mekanik ventilatöre bağlı preterm yenidoğanlara verilen iki farklı pozisyonun (prone-supine) etkinliğini test etmek amacıyla preterm yenidoğanlar pozisyon önceliğine göre randomizasyon yapılarak iki gruba ayrıldı (n=38). Birinci gruba önce supine pozisyonu, sonra prone pozisyonu (n=19), ikinci gruba önce prone pozisyonu, sonra supine pozisyonu uygulandı (n=19). Araştırmada, etik kurul, kurum ve ailelerden yazılı izin alındı. Elde edilen veriler, yüzdelik dağılımlar, ortalama, tekrarlı ölçümlerde varyans analizi ve bağımlı gruplarda t testi ile analiz edildi. Bulgular: Supine ve prone pozisyonlarına göre preterm yenidoğanların kalp atım hızı ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Preterm yenidoğanların pozisyonlara göre 105. dakikadaki oksijen saturasyon ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı derecede prone pozisyonunda yüksek olduğu belirlenmiştir (p=0.0007). Supine pozisyonunda grup 1 (supine-prone)'deki prterm yenidoğanların kalp atım hızı ortalamalarının grup 2 (prone-supine)'dekilerden anlamlı derecede düşük olduğu saptanmıştır (F=9.92, p=0.0018). Prone ve supine pozisyonlarında grup 2 (prone-supine)'deki preterm yenidoğanların oksijen saturasyon ortalamalarının, grup 1 (supine-prone)'dekilerden anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır (prone: F=20.22, p= <.0001; supine: F=14.73, p=0.0001). Sonuç: Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda; prone pozisyonunda oksijen saturasyonunun anlamlı derecede yüksek ve stabil olduğu, supine ve prone pozisyonlarının kalp atım hızına etkisi olmadığı, önce prone pozisyonu verilen preterm yenidoğanın oksijen saturasyonunun yüksek olduğu, önce supine pozisyonu verilen preterm yenidoğanın kalp atım hızının düşük olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: preterm yenidoğan, mekanik ventilasyon, pozisyon, fizyolojik değişkenler

Bebek-prematürBebek-yenidoğmuşBebekler+4
Sultan Beşiktaş
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk acil biriminde uygulanan hemşirelik girişimleri ve ebeveyn memnuniyetini etkileyen faktörlerin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma çocuk acil biriminde çocuk hastalara uygulanan hemşirelik girişimlerinin tanımlanması ve ebeveyn memnuniyetini etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma gözlemsel tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Araştırma, Aralık 2016-Nisan 2017 tarihleri arasında, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Acil Birimi'ne başvuran 385 ebeveyn ile gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan; "Çocuk ve Ebeveyn Tanıtım Formu", "Hemşirelik Girişimleri Tanılama Formu", "Çocuk Acil Birimine Başvuran Çocukların Ebeveynlerinin Memnuniyet Düzeyi Soru Formu", "Ebeveynlerin Acil Serviste Bekleme Süresi Formu" ile toplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya yaş ortalaması 33.27±6.43 olan 385 ebeveyn katılmıştır. Araştırma sonucunda çocuk acil birimine başvuran ebeveynlerin acil biriminden genel memnuniyeti %85.7, hemşirelerden genel memnuniyet oranı ise %88.6 olarak bulunmuştur. Ebeveynlerin memnuniyet düzeylerini hemşirelerin davranış şekli, ebeveynleri bilgilendirmesi, ebeveyn ve çocuk ile iletişim biçimi, çocuğu takip etme sıklığı, ebeveynlerin hemşirelere ulaşabilme kolaylığı, acil biriminin konforu ve temizlik durumu gibi faktörlerin istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilediği bulunmuştur (p<0.05). Araştırma sonucunda çocuk acil biriminde en çok verilen hemşirelik girişimlerinin; yapılan işlemler esnasında onam alma, yaşam bulgularını değerlendirme, intravenöz kataterizasyon ve kan alma, çocuk için rahat ve güvenli bir ortam oluşturma, sıvı infüzyonu ve ilaç uygulamaları olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Bu araştırma sonuçları ebeveynlerin memnuniyet düzeylerini artırmak için hemşirelik uygulamalarının kalitesinin geliştirilmesi gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk Acil Birimi, Ebeveyn Memnuniyeti, Hemşirelik Girişimi

Acil servis-hastaneAcil servis-hastaneAcil tıp+7
Yahya Ergezen
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2017
00

Other supervisors