Theses supervised by Prof. Dr. Kenan Turgut

10 theses · Akdeniz University

DoctorateOpen AccessTR

Şeker otu (Stevia rebaudiana Bertoni) bitkisinin bazı verim ve kalite özellikleri üzerine farklı azot dozlarının etkisi

Bu tez çalışmasında farklı azot dozlarının Stevia rebaudiana bitkisinin verim (ilk çiçeklenme gün sayısı, bitki boyu, dal sayısı, yeşil herba verimi, yeşil yaprak verimi, kuru herba verimi, kuru yaprak verimi, yaprak/sap oranı, kuru yaprak/sap oranı) ve kalite (steviol glikozit içeriği) özellikleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Deneme, 2011-2012-2013 yıllarında Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Araştırma ve Uygulama Arazisinde 4 tekerrürlü olarak tesadüf blokları deneme desenine göre 3 yıl süreyle yürütülmüştür. Ekimler 65 cm sıra arası ve 45 cm sıra üzeri mesafe olacak şekilde yapılmıştır. Her bir parsele fide dikiminden sonra farklı dozlarda (0, 5, 10, 15 ve 20 kg/da N) % 33 N içeren Amonyum Nitrat gübresi uygulanmış ve dikimden önce parsellere ayrıca 8 kg/da potasyum ve fosfor uygulanmıştır. Üç yılın ortalamaları değerlendirilmiş ve elde edilen verilere göre; çiçeklenme gün sayısı açısından en erken çiçeklenme 0 azot dozunda 162. günde görülmüştür. En yüksek bitki boyu 121 cm ile 10 ve 15 kg/da azot dozlarında tespit edilmiştir. En fazla ana dal sayısı 19 adet ile 10 kg/da azot dozunda görülürken, 2675.3 kg/da ile en fazla yeşil herba verimi 15 kg/da azot dozunda görülmüştür. En fazla yeşil yaprak verimi ise 1326.58 kg/da ile 10 kg/da azot dozunda görülürken, en fazla kuru herba verimi 750 kg/da ile yine 15 kg/da azot dozunda belirlenmiştir. En fazla kuru yaprak verimi 381.75 kg/da ile 10 kg/da azot dozunda görülürken, en fazla yaprak/sap oranı 1.09 kg/da ile kontrol grubunda tespit edilmiştir. Steviol glikozit açısından değerlendirildiğinde ise en fazla steviosid miktarı 12.40 ile 5 kg/da azot dozu uygulamasında görülürken, en yüksek rebaudiosid A oranı 5.65 ile 5 kg/da azot dozu uygulamasında görülmüştür. Çalışma sonunda 10 kg/da azot dozunun şeker otu yetiştiriciliği için uygun olduğu ve bitkinin Antalya koşullarında çok yıllık olarak yetiştirilebileceği sonucuna varılmıştır.

Azot dozuKalite özellikleriStevia rebaudiana+1
Esra Uçar Sözmen
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Şeker otu (Stevia rebaudiana Bertoni) bitkisinde ön uygulama ve farklı ortamların in vitro androgenesis üzerine etkileri

Bu tez çalışmasında, şeker otu olarak bilinen Stevia rebaudiana Bertoni bitkisinde, uygun tomurcuk aşamasının tespiti ve MS temel besin ortamında farklı hormon konsantrasyonları ile farklı ön uygulamaların in vitro androgenesis üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada kullanılan şeker otu bitkisinin farklı büyüklükteki tomurcukları alınarak çeşitli boyama yöntemleri kullanılmış ve en başarılı boyama yöntemi ise ethidium bromide ile gerçekleşmiştir. Anter kültürü için en uygun safha olan tek çekirdekli dönem tespit edilmiştir. Tek çekirdekli dönemdeki anterlerin, tomurcuk açılma durumuna göre sınıflandırılması gerektiği tespit edilerek, tomurcuk açılma ve anterlerin gelişme dönemleri arasında ilişki kurulmuştur. Çalışma, birinci yıl denemeleri ve ikinci yıl denemeleri olarak iki yıl boyunca yürütülmüş, birinci yıl elde edilen verilerin ışığında ikinci yıl denemelerine geçilmiştir. Bu amaçla ilk yıl denemerinde herhangi bir ön uygulama yapılmamış, uygun ortamlar tespit edilmiş ve ikinci yıl denemelerinde çalışma genişletilerek 2 ön uygulama, 1 kontrol grubu olmak üzere 3 farklı uygulama olacak şekilde yürütülmüştür. Birinci yıl denemelerinde 11 farklı ortamda yürütülen çalışmada 3 ortamdan kallus, çubuk embriyo ve embriyojenik kalluslar elde edilmiştir. MS 2.0 NAA+0.5 BAP ortamında %13.33 oranında embriyo elde edilmiş, bunu sırasıyla %10 kallus oluşturma oranı ile MS 0.5 2,4-D+0.5 BAP ortamı ve %3.33 kallus oranı ile MS 1.0 NAA+0.5 BAP ortamı takip etmiştir. Birinci yıl yapılan çalışmalarda elde edilen kalluslardan herhangi bir farklılaşma meydana gelmemiştir. İkinci yıl denemelerinde anterlere doğrudan sıcak (+35 °C) ve soğuk (+4 °C) uygulamaları yapılmış ve yapılan uygulamalar arasında farklılık gözlemlenmemiştir. İki kallustan elde edilen %37.5 embriyo oranı ile MS 2.0 NAA+0.5 Kinetin sıcak uygulaması, en başarılı ortam olarak gözlemlenmiş, bu ortamı %7.5 kallus oluşturma oranları ile MS 2.0 NAA+0.5 BAP kontrol ve soğuk uygulaması, MS 1.0 NAA+0.5 BAP kontrol grubu takip etmiştir. Sadece soğuk uygulaması sonucu elde edilen bitkilerden kallus aracılığıyla organogenesis meydana gelmiş, buradan elde edilen bitkiler çoğaltılarak bu bitkilerin stoma sayımı yapılmıştır. Yapılan sayımlarda bu bitkilerin kontrol grubu bitkilerinden bir farkının olmadığı yani diploid karakterde olduğu gözlemlenmiştir.

Anter kültürüStevia rebaudiana
Tansu Uskutoğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Antalya ilinde yayılış gösteren Sideritis L. (Lamiaceae) taksonlarında genetik ilişkilerin DNA dizi analizi yöntemiyle belirlenmesi

Dünyada 224 cins ve yaklaşık 5.600 türle temsil edilen en geniş çiçekli bitki familyalarından birisi olan Lamiaceae familyası için önemli bir gen merkezi olan ülkemizde, bu familya toplam 45 cins, 565 tür ve 765 takson ile temsil edilmektedir. Lamiaceae familyasında yer alan ve 150'den fazla tür içeren Sideritis cinsi dünyada özellikle Akdeniz havzasında yayılış göstermektedir. Türkiye'de ise 36'sı endemik olan 55 tür ve tür altı seviyede takson ile temsil edilmektedir. Bu çalışmada morfolojik anahtarlar kullanılarak Sideritis cinsine ait bazı türlerin taksonomik olarak belirlenmesinde karşılaşılan zorluklar göz önünde tutularak DNA dizi analizi yöntemiyle genetik ilişkiler belirlenmeye çalışılmıştır. Antalya ilinde doğal olarak yayılış gösteren Sideritis cinsine ait 17 takson 34 lokasyondan örneklenmiş, her lokasyon üç genotiple temsil edilmiştir. Genotiplerden DNA analizleri için yaprak örneği alınmış, bitkinin kalan kısmı ise uçucu yağ analizlerinde kullanılmıştır. Ayrıca çok yıllık bazı türlerde uçucu yağ analizleri dışında toplam fenolik madde analizleri de yapılmıştır. DNA dizi analizleri için kloroplast (trnT ve trnL) ve nüklear ribozomal gen (5.8 S) primerleri kullanılmıştır. Bu gen bölgeleri sekanslanarak türler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre kloroplast primerleri ile seksiyon düzeyinde başarılı bir ayırım yapılmıştır. Ancak türler düzeyindeki ayırımda başarı sağlanamamıştır. Bu nedenle Sideritis türlerinde taksonomik sorunların aşılmasına yönelik olarak daha kesin sonuçların elde edilmesi için daha çok sayıda primerle çalışılarak daha fazla gen bölgesinin karşılaştırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.Sideritis türlerinin uçucu yağ verimi %0.0-0.3 aralığında bulunmuştur. En yüksek değer S. congesta türünün Akseki lokasyonundan (%0.3) elde edilmiştir. İkisi tek yıllık olan 10 populasyon ve 12 genotipe ait toplam 22 adet uçucu yağ örneğinin içerik analizleri sonuçlarına göre toplam 55 bileşik tanımlanmıştır. Bu bileşiklerden ß-pinen, ?-pinen, limonen, linalol, karyofilen oksit, germakren-D ve ?-kadinen bileşikleri hem miktar hem de tanımlandığı örnek sayısı bakımından öne çıkan bileşikler olarak dikkat çekmiştir. Çok yıllık Sideritis türleri arasından seçilen 14 türde toplam fenolik madde miktarları gallik asit eşdeğeri cinsinden belirlenmiştir. Bu türlere ait toplam fenolik madde miktarları 27.5-68.9 mg GAE/g aralığında değişmiştir. En yüksek değer (68.9 mg GAE/g) Akdeniz Üniversitesi yerleşkesinden örneklenen S. stricta taksonunda, en düşük değer (27.5 mg GAE/g) ise Kemer lokasyonundan örneklenen S. albiflora taksonunda tespit edilmiştir.

DNA analiziFenolik maddelerSideritis+1
Ahu Çınar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Seksüel ve apomiktik üreyen bazı arabis türlerinin in vitro rejenerasyonu genetik transformasyonu ve sitolojik özelliklerinin belirlenmesi

ÖZET SEKSÜEL VE APOMİKTİK ÜREYEN BAZI ARABİS TÜRLERİNİN İN VİTRO REJENERASYONU, GENETİK TRANSFORMASYONU VE SİTOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ Kemal Melik TAŞKIN Doktora tezi, Tarla Bitkileri Anabilim Dalı Danışman: Prof.Dr. Kenan TURGUT Haziran 2003, 83 Sayfa Bu çalışmada bazı Arabis türlerinin {A. drummondii, A. holboellii ve A. gunnisoniand) üreme biyolojileri ile in vitro rejenerasyon yetenekleri ve Agrobacterium tumefaciens aracılığı ile genetik transformasyonları araştırılmıştır. In vitro rejenerasyon çalışmalarında, farklı Arabis türlerinin steril şartlarda çimlendirilmiş bitkilerden alınan yaprak, kotiledon, hipokotil ve kökler ile saksılarda yetiştirilmiş bitkilerinden alınan olgunlaşmamış embriyoları, değişik bitki büyüme düzenleyiciler (6- benzilaminopurin, Thidiazuron, a-naftalen asetik asit ve 2,4-diklorofenoksi asetik asit) eklenmiş Murashige ve Skoog (MS, 1962) ortamlarındaki rejenerasyon kapasiteleri incelenmiştir. Kallus oluşumu 10 gün içerisinde başlamıştır. Adventif sürgünler, kültürün 4. haftasından itibaren oluşmuştur. Organogenez hipokotil, kök ve olgunlaşmamış embriyolardan Arabis bitkisi türüne bağlı olarak meydana gelmiştir. Sürgünler %1 oranında sukroz içeren V2 MS besin ortamında köklendirilmiştir. Bu rejenerasyon protokolü daha sonra transgenik Arabis gunnisoniana bitkisi elde etmek için kullanılmıştır. Transformasyon çalışmalarında ise in vitro'da. steril şartlarda çimlendirilmiş A. gunnisoniana bitkilerinden alınan hipokotil eksplantları, pBJ40 taşıyan Agrobacterium tumefaciens susu ile ko-kültive edilmiştir. Transgenik sürgünler 50 mg/1 Kanamisin içeren MS besin ortamlarında seçilmiştir. Kanamisin'e dirençli sürgünlerden elde edilen bitki DNA'lannda NPTII geninin varlığı PCR ile onaylanmıştır. Sitolojik araştırmalarda ovul- temizleme yöntemi ile embriyo kesesi gelişimi ve flow sitometri analizleri ile Arabis türlerinin tohum meydana getirme şekilleri ortaya çıkarılmıştır. Apomayotik embriyo kesesi gelişimi Taraxacum tip diplospori ile meydana gelmiştir. Flow sitometrik tohum analizi ise tohumların pseudogami ile oluştuğunu göstermiştir. ANAHTAR KELİMELER: Arabis, apomiksi, in vitro rejenerasyon, Agrobacterium, transformasyon, embriyo kesesi gelişimi, flow sitometri JÜRİ Prof. Dr. Kenan TURGUT (Danışman) Prof. Dr. M. Emin TUGAY Prof.Dr. Rüştü HATİPOĞLU Doç.Dr. Hüseyin BASIM Doç.Dr. A. Naci ONUS

AgrobacteriumApomiksiArabis+2
Kemal Melik Taşkın
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya florasına endemik olan Verbascum leptocladum'un In Vıtro çoğaltılması üzerine bir araştırma

Anadolu'da "Sığırkuyruğu'' olarak da tanınan Verbascum L. cinsi, Scrophulariaceae familyasının en geniş cinslerinden birisidir. Uzun yıllar boyunca geleneksel tıpta kullanılmakta olan sığırkuyruğu (Verbascum spp.), türlerinden biri olan Verbascum leptocladum, Antalya florasına endemik olup, yayılım lokalizasyonu Türkiye'de oldukça sınırlıdır. Literatürde R kategorisi olarak yer almakta ve nesli tükenme tehlikesi olan bitkilerdendir. Literatürde bu türe ait sınırlı sayıda çalışma bulunmakta olup, herhangi bir bitki doku kültürü tekniğinin uygulandığı çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu yüksek lisans tez çalışmasında, risk kategorisine giren Verbascum leptocladum türüne ait bitki doku kültürü protokolü geliştirilmesi ve mikroçoğaltım yöntemi ile bitkinin in vitro çoğaltılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda mikroçoğaltım için en yüksek sürgün sayısını elde etmek amacıyla farklı konsantrasyonlarda sitokinin ve oksin içeren ortamlardan oluşan deneme oluşturulmuştur. En yüksek sürgün sayısı 2 mg/L BAP ve 0,5 mg/L NAA içeren MS besin ortamından elde edilmiştir. Doku kültüründe köklendirilen bitkiler başarılı bir şekilde dış koşullara alıştırılarak sera koşullarında çiçeklenen bitkiler elde edilmiştir.

Şerife Ünnü
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Şeker otunda (Stevia rebaudiana Bertoni) anter kültürü yoluyla haploid embriyo uyartımı ve bitki rejenerasyonu

Stevia rebaudiana'nın yapraklarından elde edilen doğal bir tatlandırıcı olan Stevia, sıfır kalorili, tatlılığı ve sağlığa faydaları nedeniyle popülerlik kazanmıştır. Anter kültürü yoluyla haploid üretimi, Stevia rebaudiana'da genetik iyileştirmeyi artırmak ve ıslah programlarını hızlandırmak için umut verici bir tekniktir. Bu çalışmada, T1 ila T7 olarak etiketlenen yedi farklı ortam formülasyonunun etkileri, her biri belirli bileşimlere sahip olarak incelenmiştir: T1 (MS), T2 (MS+0.5 mg l-1 NAA + 0.5 mg l-1 BAP), T3 (MS+1.0 mg l-1 NAA + 0.5 mg l-1 BAP), T4 (MS+2.0 mg l-1 NAA + 0.5 mg l-1 BAP), T5 (MS+0.5 mg l-1 NAA + 0.5 mg l-1 Kin), T6 (MS+1.0 mg l-1 NAA + 0.5 mg l-1 Kin), and T7 (MS+2.0 mg l-1 NAA + 0.5 mg l-1 Kin). Ek olarak, Levent 93, Turgut 82 ve Tütüncü gibi üç stevia çeşidi, embriyogenik kallus, embriyo üretimi ve anter kültürü yoluyla bitki rejenerasyonu üzerindeki etkilerini belirlemek için araştırılmış ve her deneme üç kez gerçekleştirilmiştir. Daha sonra, M1 (MS), M2 (MS + 0.25 mg l-1 BAP), M3 (MS + 0.5 mg l-1 BAP) ve M4 (MS + 1.0 mg l-1 BAP) olarak belirlenen dört ortamda sürgün çoğalması gerçekleştirilmiştir. Sürgün üretiminin ardından, sürgünler üç farklı ortamda köklendirilmiştir (1/2 MS, 1/2 MS+1 mg l-1 NAA ve 1/2 MS+1 mg l-1 IBA). Son olarak, üretilen bitkiler aklimatize edilmiş ve ploidi seviyeleri kloroplast sayısı, stoma sayısı, stoma boyutu ve kromozom sayısı ile belirlenmiştir. Anterler, yeşilimsi bir renk, kırılganlık ve çok sayıda mikrospor içeren iki lob ile karakterize edilen tek çekirdekli aşamada kültüre alınmıştır. Filamentler kültürden önce tamamen uzaklaştırılmıştır. Kültüre alındıktan sonra, anterler on gün boyunca karanlıkta tutulmuştur. Bu sürenin ardından, (T1) MS içerenler hariç, ortamların çoğunda embriyogenik kalli başlatmışlardır. Anter duvarı yarılmış, mikrosporların embriyogenik kalli ve embriyo oluşumunu başlatmasına izin vermiş ve bazı durumlarda doğrudan bitkiciklere dönüşmüştür. Elde edilen sonuç ve gözlemlere göre, tüm çeşitler ve ortamlar iyi tepki göstermiştir. Ancak, aralarında önemli farklılıklar bulunmaktadır. İlk denemede, ortalama kallus oranı, ortalama embriyo sayısı ve kallus başına ortalama embriyo yüzdesi Levent 93'te diğer çeşitlere kıyasla daha yüksek olmuştur. Uygulamalarla ilgili olarak, ortalama kallus oranı T4'te daha yüksekken, bunu T2, T3 ve T5 takip etmiştir. Embriyo üretim sayısı ve oranı T4, T7, T5 ve T2 ortamlarında daha yüksek görülmüştür. İnteraksiyon sonuçları, Levent 93'ün T4'te en yüksek ortalama kallus üretimi, ortalama embriyo sayısı ve yüzdesi sahip olduğunu göstermiştir. Aynı uygulamada, Tütüncü ve ardından Turgut 82 en yüksek kallus üretimini göstermiştir. İkinci denemede, ortalama kallus oranı, kallus başına ortalama embriyo sayısı ve yüzdesi Levent 93 ve Turgut 82'de Tütüncü'ye kıyasla daha yüksek olmuştur. Benzer şekilde, T4 kallus üretimi, embriyo sayısı ve yüzde açısından daha iyi bir tepki göstermiştir. T4 ortam, embriyo sayısı ve yüzdesi açısından T7 ile önemli bir fark göstermemiştir. Turgut 82 ortalama kallus üretimi, embriyo sayısı ve yüzdesi için T4'te iyi sonuçlar göstermiştir. Onu aynı ortamda Levent 93 ortalama kallus üretimi için takip etmiştir. Ancak, T4 ortamındaki Turgut 82 ile T7, T6 ve T4 ortamlarındaki Levent 93 arasında embriyo sayısı ve yüzdesi açısından önemli bir fark bulunmamıştır. Üçüncü denemede, ortalama kallus üretimi Levent 93 ve Turgut 82'de Tütüncü'ye kıyasla daha yüksek olmuştur. Bununla birlikte, embriyo sayısı ve yüzdesi tüm çeşitler arasında önemli farklılıklar göstermemiştir. Ortalama kallus üretiminde, T4, T2'ye benzer şekilde olumlu bir yanıt göstermiş ve bunu T3 izlemiştir. Ancak üçüncü denemede, embriyo üretim sayıları ve oranlarında önemli bir fark görülmemiş, T4, T2, T5, T6 ve T7 benzer sonuçlar göstermiştir. Turgut 82, T4 ve T2'de Turgut 82, T2'de Tütüncü ve T6'da Levent 93 ile karşılaştırıldığında T3'te daha yüksek ortalama kallus üretimi sergilemiştir. Ortamlar ve çeşitler arasındaki etkileşime bağlı olarak embriyo üretim sayıları ve oranlarında önemli bir farklılık görülmemiştir. Çeşitler arasında sürgün çoğalmasında önemli bir farklılık gözlenmemiştir. Bununla birlikte, M3 ortamı tüm çeşitlerde diğer ortamlara kıyasla önemli ölçüde daha yüksek sürgün üretmiştir. Sürgünler 1/2 MS ortamlarda başarılı bir şekilde köklenmiştir. Ancak, diğer ortamlarda sürgünlerin köklenmesi daha düşük olmuştur. MS ortamının yarısı doğrudan kökten sürgün üretirken, hormon içeren MS ortamı önce kallus ve daha sonra çoklu kök üretmiştir. Aklimatizasyon 20 gün içinde gerçekleşmiştir. Stoma analizi, in vitro anter kültüründen elde edilen bitkiler ile kontrol arasındaki farklılıkları ortaya koymuş ve anterden elde edilen bitkiler arasında haploid ve diğer ploidi seviyelerinin varlığını göstermiştir. Özet olarak, bu çalışmada Stevia rebaudiana'da haploid bitki elde etmek için anter kültürünün potansiyeli araştırılmıştır. Yedi ortam formülasyonunun ve üç çeşidin değerlendirilmesiyle kallus üretimi, embriyo oluşumu ve kök gelişiminde önemli farklılıklar gözlenmiştir. T4, birden fazla parametrede üstün sonuçları teşvik etmede özellikle etkili olarak ortaya çıkmıştır. Başarılı iklimlendirme ve ploidi değerlendirmesi, bu biyoteknolojik yaklaşımın stevia yetiştiriciliğindeki pratik uygulamalarının altını çizmektedir. Bu çalışma, stevia üretimini daha da ilerletmek için ortam formülasyonlarını optimize etmeyi ve genetik stabiliteyi sağlamak amacıyla gerçekleştirilecek olan gelecekteki araştırmalar için kaynak potansiyeli taşımaktadır.

Nawab Nasır
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kolhisin uygulaması ile poliploid şeker otu (Stevia rebaudiana Bertoni) bitkilerinin elde edilmesi

Bu çalışmada Latince ismi Stevia rebaudiana Bertoni olan şeker otu bitkisinde kolhisin uygulamalarının poliploidizasyon üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada bitki materyali olarak bitki boyu ve yaprak boyu uzun, geniş ve büyük yapraklara sahip, rebaudiosit A/steviosit oranı ve rebaudiosit A içeriği yüksek olan yerli şeker otu çeşidi Levent 93'ün doku kültüründen gelen fidelerinin sürgün uçları kullanılmıştır. Mutasyon materyali olarak da güz çiğdemi (Colchicum autumnale) bitkisinden elde edilen bir alkaloit olan kolhisin (C22H25NO6) kullanılmıştır. Çalışmanın temel amacı, diploid kromozom sayısını ikiye katlayarak tetraploid şeker otu bitkileri elde etmektir. Çalışmada kullanılacak olan yöntem belirlendikten sonra tek doz ve farklı uygulama sürelerinin denenmesi planlanmıştır. Bu amaçla yapılan araştırmalar incelenmiş ve kolhisin dozu olarak %0,5 konsantrasyonu belirlenmiştir. Şeker otu sürgün uçları %0,5 konsantrasyonundaki kolhisin çözeltisine 1 saat, 2 saat ve 4 saat boyunca daldırılmıştır. Çalışma sonucunda kolhisinle muamele edilmiş şeker otu bitkilerinin canlılık oranı %13,3-100, bitki boyu 20-75 cm, bitkide yaprak sayısı 16-60 adet, bitkide dal sayısı 1-11 adet ve klorofil miktarı 9,7-26,9 spad olarak belirlenmiştir. Bitkilerin ploidi seviyeleri flow sitometri analizi ile belirlenmiştir. Çalışmanın flow sitometri analizi sonuçlarına göre tetraploid bitkiler elde edilmiştir ancak söz konusu bitkiler canlılıklarını sürdürememiştir Sonuç olarak kolhisinin şeker otunda poliploidi meydana getirdiği belirlenmiştir.

Akım sitometrisiDNAKolhisin+3
Özlem Akbaş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dağ çayının (Sideritis stricta Boiss. & Heldr) tohumla ve çelikle çoğaltılması üzerine bir araştırma

Doğadan yabani olarak toplanan Dağ Çayı (Sideritis stricta) özellikle Akdeniz ve Ege bölgeleri doğal florasında yetişen ve yaygın olarak çay ve baharat olarak kullanılan endemik bir türdür. Türkiye'de bulunan Sideritis türlerinden, S. stricta (Dağ Çayı)'nın üretimi henüz istenilen düzeye ulaşmamıştır. En önemli sebeplerinden biri, tohumlarının çimlenmesinin zor olmasıdır. Tohumlarda çimlenme başarısının artırılması amacıyla çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmada S. stricta tohumlarının çimlenme problemleri ele alınarak, tohumun çimlenmesini engelleyen fizyolojik eksiklikler, çevre şartları ve fiziksel engeller araştırılmıştır. Ayrıca tohumların çimlenmeme ihtimaline karşı materyal sürekliliğini sağlayabilmek, kısa sürede yeni bitkiler elde edebilmek ve yetiştiricilikte en yarayışlı yöntemi saptayabilmek amacıyla bitkilerin çeliklerinden yararlanılmıştır. S. stricta endemik bir tür olduğundan ve bitkiye olan talep her geçen yıl hızla arttığından, bu çalışma önemli bir kaynak niteliğinde olacaktır. Yapılan araştırmada S. stricta'nın tohumla ve çelikle çoğaltılması üzerine iki farklı yöntem kullanılmıştır. Çeliklerin dikimini takiben bir hafta içerisinde hastalık semptomları başlamış ve kısa süre içerisinde bütün çeliklerde gözlenmiştir. Bu nedenle herhangi bir gözlem alınamamıştır. Tohumlarla yapılan çalışmada, S. stricta tohumlarının farklı ortam ve koşullarda çimlenme durumları araştırılmış olup bunun üzerine iki farklı deneme kurulmuştur. Kurulan ilk denemede çimlendirme kâğıdı üzerinde tohumlar, giberellik asitte (200 ppm GA3, 2 saat) bekletme, soğukta bekletme (+4C'de, 5 saat), soğukta bekletmenin (+4C'de, 5 saat) ardından giberellik asitte (200 ppm GA3, 2 saat) bekletme ve kontrol olmak üzere dört farklı uygulama, ikinci denemede ise MS0 ve ½ MS besi ortamlarında tohum çimlendirmesi olmak üzere iki farklı uygulama yapılmıştır. Çeliklerle yapılan çalışmada, çelikler 500 ppm lik IBA (indol bütirik asit)'ya, Chryzopon Rose % 0.1'a daldırmak ve kontrol olmak üzere 3 uygulama yapılmıştır. Sonuç olarak; tohumla yapılan çalışmada tohum yaşına bağlı olmaksızın, GA3 uygulamasının endemik olan Sideritis stricta bitkisinin çimlenmesini artırmada etkili şekilde kullanılabilecek bir yöntem olduğu ve en uygun çimlenmenin Murashige and Skoog (MS0) besi ortamında gerçekleştiği belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Çelikle Çoğaltma, Gibberellik Asit, İndol Butirik Asit, Sideritis stricta, Soğukta Katlama, Tohum Çimlenmesi

Özlem Arı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
10
DoctorateOpen AccessTR

Stevia rebaudiana Bertoni bitkisinde yüksek rebaudiosid A ve steviosid diterpen glikozitlerini içeren genotiplerin seleksiyon yoluyla ıslahı

Antalya koşullarında 2014, 2015 ve 2016 yıllarında yürütülen bu çalışmada Stevia rebaudiana Bertoni'de rebaudiosid A ve steviosid miktarı ile rebaudiosid A / steviosid oranı yüksek olan genotiplerin seçilerek klon seleksiyon yöntemiyle, üstün özellikte çeşit adaylarının ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Birinci yıl 200 genotip ile başlanılan çalışmada, elde edilen veriler doğrultusunda ikinci yıl seçilen 40 genotipten alınan çelikler sıralarda yetiştirilmiş (A klonları), üçüncü yıl A klonlarından seçilen 10 genotipten (B klonları) alınan çelikler üç tekerrürlü olarak tesadüf blokları deneme desenine göre sıralarda yetiştirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesi sonucu seleksiyon kriterlerine uygun olan, üstün özellikteki dört bitki seçilmiştir (C klonları). Dikimler 60 cm sıra arası 40 cm sıra üzeri mesafede yapılmıştır. Elde edilen verilere göre; 200 genotipten seçilerek gelen 4 genotip değerlendirilen özellikler bakımından öne çıkmıştır. 82 numaralı genotip içerdiği rebaudiosid A miktarı bakımından üstün özellikli bir çeşit adayı olarak görülmüştür. 109 numaralı genotip yalnız steviosid içermesi bakımından dikkat çekici olmuştur. 133 numaralı genotip sadece diterpen glikozitlerin miktarının yüksekliği değil aynı zamanda çalışma boyunca agronomik özelliklerinin de ortalamanın üzerinde olması nedeniyle üretilip işlenmeye uygun bir endüstriyel materyal olarak görülmüştür. 196 numaralının genotip steviosid ve rebaudiosid A miktarı bakımından yüksek olması nedeniyle çeşit adayı olarak seçilmiştir.

Begüm Kaplan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Barlia robertiana ( Loisel. ) Greuter salep orkide tohumlarının in viıtro çimlenmesi

Bu tez çalışmasında Barlia robertiana (Loisel.) Greuter salep orkidesinin in vitro koşullarda çimlendirilmesi üzerine araştırmalar yapılmıştır. Barlia robertiana bitkileri, nesillerini devam ettirebilmek için mikoriza fungusları ile simbiyotik birlikteliğe ihtiyaç duymaktadırlar. Ayrıca, çimlenen tohumdan yeni bir bitkinin meydana gelmesi de oldukça uzun sürmektedir. Barlia robertiana, yumrularından salep elde edildiği için, ticari değeri oldukça yüksek bir orkide türüdür. Doğadan bilinçsizce sökülmeleri, nesillerinin devamlılığını tehlike altına almıştır. Bu çalışmada tohum sterilizasyonu için sodyum hipoklorit çözeltisinin iki farklı derişimi (%25 ve % 50) uygulanmıştır. MS (Murashige & Skoog), ½ MS ve OAM (Orchimax medium) temel besi ortamlarına, farklı dozlarda Kinetin, BAP (Benzilaminopurin) ve NAA (Naftalin asetik asit) büyüme düzenleyicileri eklenerek oluşturulan 6 farklı yapay besin ortamlarının Barlia robertiana tohumlarının çimlenmesine etkisi araştırılmıştır. Farklı ortamlarda kültüre alınan Barlia robertiana tohumları, aydınlık ortam, 1 ay karanlık ortam, 2 ay karanlık ortam ve 3 ay karanlık ortam olmak üzere toplam dört farklı fotoperiyottaki uygulamaların, tohum çimlenmesine etkisine ve protokorm oluşturma kabiliyetlerine bakılmıştır. Çalışmada en yüksek çimlenme ve protokorm oluşumu, ½ MS + 4 mg/l Kin + 0,5 NAA ortamından elde edilmiştir. Uygulama olarak, %50 sodyum hipoklorit ve tamamen aydınlık ortamda toplamda 19 adet protokorm oluşumu ile çalışmada en iyi sonuç alınmıştır. En iyi çimlenme gösteren ve en çok protokorm oluşturan besin ortamı, uygulamaları farklı da olsa ½ MS + 4 mg/l Kin + 0,5 NAA besin ortamı olarak bulunmuştur. En yüksek çimlenme oranı 3 ay karanlık ortamda muamele edilen tohumlarda görülmüş, en fazla protokorm oluşumu ise yine 3 ay karanlık kültür ortamında gerçekleşmiştir.

Duygu Ağar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
10

Other supervisors