Prof. Dr. Leyla Özdemir danışmanlığındaki tezler

10 tez · Hacettepe University, Sakarya University

DoktoraAçık ErişimTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan bireylerde büzük dudak solunum egzersizi ve kahkaha terapisinin dispne, sağlık durumu ve bakım bağımlılığına etkisi

Bu araştırma büzük dudak solunum egzersizi ve kahkaha terapisinin Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) olan bireylerde dispne şiddeti, sağlık durumu ve bakım bağımlılığına etkisinin belirlenmesi amacıyla, tek kör, dikkat eşleştirilmiş kontrol gruplu, randomize, deneysel bir çalışmadır. Araştırma Ankara'da buluna bir kamu hastanesinin göğüs hastalıkları biriminde toplam 63 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Hastalar sigara içme durumu ve KOAH Değerlendirme Testi puanlarına göre tabakalandırılıp, randomize şekilde 2 müdahale grubu ve 1 kontrol grubuna atanmıştır. Müdahale gruplarındaki hastalara ilk görüşme esnasında müdahale eğitimi ve uygulaması yaptırılarak eğitim videosu ve broşür verilmiştir. Kontrol grubundaki hastalara da akciğer yapısı ve işleyişi hakkında yüz yüze eğitim gerçekleştirilip, broşür verilerek dikkat eşleştirmesi yapılmıştır. Büzük dudak solunum egzersizi ve kahkaha terapisi müdahale gruplarındaki hastalardan 8 hafta boyunca haftada 3 gün (pazartesi, çarşamba, cuma) bu uygulamaları yapmaları istenmiş ve belirlenen bir günde görüntülü görüşme ile hasta ile beraber yapılmıştır. Dispne 12 Ölçeği, KOAH Değerlendirme Testi ve Bakım Bağımlılığı Ölçeklerinin uygulaması ve verilerin analizinde gruplar körlenmiştir. Araştırmada büzük dudak solunum egzersizi ve kahkaha terapisinin KOAH hastalarında dispne şiddetini azaltılması (p<0.05) ile sağlık durumunun iyileştirilmesinde etkili olduğu (p<0.05) ve bununla birlikte 4 hafta ara verilmesinin ardından dispne şiddeti üzerine olumlu etkinin devam ettiği (p<0.05) görülmüştür. Ek olarak büzük dudak solunum egzersizi ve kahkaha terapisinin bakım bağımlılığına herhangi bir etkisi olmadığı (p>0.05) sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Büzük Dudak Solunum Egzersizi, Dispne, Kahkaha Terapisi, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, Sağlık Durumu

Goncagül Aldan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırılganlık gelişiminin bütünleştirici modeline göre yoğun bakım ünitesinde yatan yaşlı bireylerde kırılganlığa yol açan faktörlerin incelenmesi

Tanımlayıcı, kesitsel tasarımı olan bu araştırmanın amacı yoğun bakımda yatan yaşlı bireylerde kırılganlığa yol açan risk faktörlerini, Kırılganlık Gelişiminin Bütünleştirici Modeli kapsamında incelemektir. Çalışma Kasım 2022- Mart 2023 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi, Genel Hastane Yoğun Bakım Ünitelerinde yapılmıştır. Araştırma örneklemini 256 hasta oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında Hasta Tanıtım Formu, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği (SYBD-2), Mini Nütrisyonel Değerlendirme Ölçeği (MND) ve Edmonton Kırılganlık Ölçeği kullanılmıştır. SPSS 23 programında Spearman korelasyon katsayısına bakılmış; Mann Whitney–U testi, Kruskal Wallis testi ve çoklu doğrusal regresyon çözümlemesi yapılmıştır. Analiz sonucunda hastaların kırılganlık puan ortalaması 7,36±4,55 olarak saptanmıştır. Kırılganlık ile ileri yaş (p<0,001), kadın cinsiyet (p=0,048), düşük eğitim seviyesi (p=0,022), düşük gelir düzeyi (p<0,001), akut böbrek yetersizliği ön tanısına sahip olma (p=0,028), son bir yılda hastaneye yatırılma öyküsü (p<0,001) ve son bir yılda düşme öyküsü (p=0,039) değişkenleri arasında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). SYBD-2 ölçek puanı (r: -0,625) ve MNA ölçek puanı (r:-0,660) ile kırılganlık arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,001). Yaş arttıkça, SYBD-2 ölçek puanı ve MNA ölçek puanı azaldıkça kırılganlık düzeyleri artmaktadır (p<0,001). Yoğun bakımda yatan yaşlı bireylerde Kırılganlık Gelişiminin Bütünleştirici Modeli kapsamında kırılganlık risk faktörlerinin erken dönemde taranması ve kapsamlı hemşirelik bakımının planlanması önerilmektedir.

Müberra Yılmaz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

65 yaş üstü kırılgan bireylere bakım verenlerde bakıma hazır oluşluk, bakım yükü ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin aktör partner karşılıklı bağımlılık modeline göre incelenmesi

Bu araştırma, 65 yaş üstü kırılgan hastaya bakım verenlerde bakıma hazır oluşluk, bakım yükü ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkileri Aktör Partner Karşılıklı Bağımlılık Modeline (APKBM) göre incelemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmaya 65 kırılgan birey ve 65 bakım veren dahil edilmiştir. Araştırma verileri 65 yaş üstü bireyler için; Tanıtıcı Bilgi Formu, Edmonton Kırılganlık Ölçeği, Bakım Bağımlılığı Ölçeği, 65 yaş üstü bireylere bakım verenler için; Bakım Veren Tanıtıcı Bilgi Formu, Bakım Vermeye Hazır Oluşluk Ölçeği, Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği (ZBYÖ) ve Kısa Form-36 (SF-36) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde; Aktör Partner Karşılıklı Bağımlılık Modeli için oluşturulan teorik modelde, ölçekler arası ilişkilerde yol analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; Edmonton Kırılganlık Ölçeği toplam puan ortalamaları 9,89 (Q1-Q3: 9-11), Bakım Bağımlılığı Ölçeği puan ortalamaları 48,84 (Q1-Q3: 34-65), Bakım Vermeye Hazır Oluşluk Ölçeği puan ortalamaları 23,01 (Q1-Q3: 18-29), Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği puan ortalamaları 42,56 (Q1-Q3: 28-56) olarak bulunmuştur. Bakım verenlerin yaşam kalitesi puan ortalaması en düşük emosyonel rol güçlüğü (39,46 puan), en yüksek fiziksel fonksiyon (74,38 puan) alt boyuttadır. Kırılganlık ile bakım bağımlılığı puanı arasında istatistiksel açıdan negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.05). Edmonton kırılganlık puanının; yaşam kalitesinin emosyonel rol güçlüğü puanını negatif ve istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde etkilediği saptanmıştır (Beta=-5,782) (p<0.05). Kovaryans ilişkilerine bakıldığında, bakım vermeye hazır oluşluk puanı ile bakım yükü puanı arasında negatif; yaşam kalitesinin ağrı, genel sağlık, vitalite, sosyal fonksiyon, emosyonel rol güçlüğü ve mental sağlık düzeyi arasında pozitif ve istatistiksel açıdan anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır (sırasıyla; B=-56,409; B=51,124; B=40,779; B=44,773; B=49,415; B=66,689; B=45,369) (p<0,05). Bakım verme yükü puanı ile yaşam kalitesi fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, ağrı, genel sağlık, vitalite, sosyal fonksiyon, emosyonel rol güçlüğü ve mental sağlık düzeyi arasında pozitif yönlü istatistiksel açıdan anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır (sırasıyla; B=-117,492; B=-166,860; B=-219,437; B=169,313; B=-303,550; B=-280,982; B=-311,393; B=-210,758) (p<0.05). Bu sonuçlar doğrultusunda, 65 yaş üstü kırılgan bireylere bakım verenlerde bakıma hazır oluşluk, bakım yükü ve yaşam kalitesi arasında ilişki olduğu söylenebilir.

Pınar Gürün
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kemoterapi ilişkili periferik nöropatinin biyopsikososyal modele göre incelenmesi

Tanımlayıcı kesitsel tasarıma sahip bu araştırmanın amacı, kemoterapi ilişkili periferik nöropatinin (KİPN) biyopsikososyal model kapsamında biyolojik sağlık, algılanan esenlik ve sosyal iyilik durumları ile arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma 20 Eylül-2021-24 Mart 2023 tarihleri arasında Gülhane Eğitim Araştırma Hastanesi Onkoloji Klinik ve Polikliniklerinde yapılmıştır. Araştırma örneklemini, dahil edilme kriterlerini sağlayan 109 hasta oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında Hasta Bilgi Formu Kemoterapiye Bağlı Periferik Nöropati Ölçeği (EQRTC QLQ CIPN 20), Algılanan Esenlik Ölçeği ve Sosyal İyi Olma Ölçeği kullanılmıştır. SPSS 23 programında Pearson korelasyon testi, Bağımsız örneklem t testi ve ANOVA testi yapılmıştır. Analiz sonucunda, EQRTC QLQ CIPN 20'nin duyusal, motor ve otonomik alt boyutları ile Algılanan Esenlik Ölçeği'nin fiziksel alt boyutu arasında negatif yönlü zayıf korelasyon saptanmıştır (p˂0,05). EQRTC QLQ CIPN 20'nin otonomik alt boyutu ile Algılanan Esenlik Ölçeği'nin sosyal alt boyutu arasında negatif yönlü zayıf düzeyde ilişki saptanmıştır (p˂0,05). Lise ve üzeri seviye eğitim alanlarda (ilkokul ve altı gruba göre) EQRTC QLQ CIPN20 puanı daha yüksek saptanmıştır (p˂0,05). Yaş arttıkça, erkeklerde, kemoterapiye ek immünoterapi almayanlarda, ek stresörü olmayanlarda, çalışmayanlarda, evde eşinden bakım desteği alanlarda, eşiyle yaşayanlarda algılanan esenlik düzeyi yüksek bulunmuştur (p˂0,05). Yaş ve kür sayısı arttıkça, kök hücre nakli olmayanlarda, ek stresörü olmayanlarda, ilkokul ve altı düzey eğitime sahip olanlarda ve yalnız yaşayanlarda sosyal iyi olma düzeyi daha yüksek bulunmuştur (p˂0,05). KİPN semptomlarının biyolojik, psikolojik ve sosyal semptomlar yönünden bütüncül değerlendirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kemoterapi, kanser, periferik nöropati, biyopsikososyal model

Biyopsikososyal yaklaşımNeoplazmlarNöropatiler+1
Selin Sevinçelli
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hemodiyaliz hastalarında sıcak ve soğuk kompres uygulamalarının kas krampları, yorgunluk ve hemodiyaliz konforuna etkileri: Plasebo kontrollü randomize çalışma

Bu çalışmanın amacı hemodiyaliz hastalarında intradiyalitik dönemde uygulanan sıcak ve soğuk kompres uygulamalarının kas krampları, yorgunluk ve hemodiyaliz konforuna etkisinin belirlenmesidir. Araştırma, randomize şekilde sıcak kompres (grup A=23), soğuk kompres (grup B=23) ve plasebo kontrol (grup C=23) gruplarına dağıtılan 69 hemodiyaliz hastası ile tamamlanmıştır. Araştırmanın müdahalesi kapsamında, 12 hemodiyaliz seansı boyunca araştırmacı tarafından Termo Jel Kompress® kullanılarak Grup A'daki hastalara sıcak, Grup B'deki hastalara soğuk; Grup C'daki hastalara oda ısısında plasebo uygulama yapılmıştır. Araştırmanın verileri uygulama öncesi veri toplama seansı (t0), uygulama seansları (t1-12) ve uygulama sonrası takip amaçlı izlem seansında (t13) Hasta Tanıtıcı Form, Kramp Epizotu Takip Çizelgesi, Piper Yorgunluk Ölçeği ve Hemodiyaliz Konfor Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Sıcak ve soğuk kompres uygulamaları, hastalarda kramp gelişimini ve yorgunluk şiddetini anlamlı derecede azaltmıştır (p<0,05). Aynı zamanda hemodiyaliz hastalarında konfor düzeyini anlamlı şekilde artırmıştır (p<0,05). Soğuk kompres uygulamaları karşılaştırıldığında, sıcak kompresin krampların önlenmesi, yorgunluk şiddetinin azaltılması ve konforun artırılmasında daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır (p<0,05). Hemodiyaliz hastalarında kramp ve yorgunluğun yönetiminde ve konfor düzeyinin artırılmasında sıcak uygulama öncelikli olmak üzere sıcak ve soğuk kompres kullanımı önerilir. Anahtar Kelimeler: Hemodiyaliz, Hemşirelik bakımı, Kas Krampları, Konfor, Sıcak Uygulama, Soğuk Uygulama, Yorgunluk.

Hasta bakımıHemşirelikHemşirelik bakımı+6
Gülşah Kesik
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kanserde Aile bakım deneyimi modeli kapsamında ileri evre kanser hastalarına bakım veren aile üyelerinin deneyimlerinin incelenmesi: Gömülü karma yöntem araştırması

Kanserde aile bakım deneyimi modeli ile yürütülen çalışma, ileri evre kanserli hastaların bakım veren aile üyelerinin yaşam kalitelerini etkileyen stresörleri ve bağlamsal faktörleri incelemeyi, bakım verme deneyimlerini ele almayı amaçladı. Gömülü karma yönteme sahip araştırma, Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Eylül 2020-Temmuz 2021 tarihlerinde arasında yürütülmüştür. Araştırmanın nicel aşamasına 125 ileri evre kanser tanılı hastalar ile bakım veren aile üyeleri; nitel aşamasına ise 21 bakım veren aile üyesi dahil edildi. Nicel verilerin analizi SPSS 25.0 istatistik programında, nitel veriler ise Collaizi'nin yedi basamaklı tanımlayıcı çözümleme yaklaşımı kullanılarak gerçekleştirildi. Bağımlı değişken olarak belirlenen yaşam kalitesi, Kanserli Hastalara Bakım Verenlerde Yaşam Kalitesi Ölçeği (CQOLC) ile değerlendirildi. Kanserde aile bakım deneyimi modeli içerisinde stres süreci ile ilgili değişkenlerden semptom, bakım bağımlılığı ve bakıma hazır oluşluk düzeyi bakım veren aile üyelerinin CQOLC puanları üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir (p<0,001). Semptom şiddeti ve bakım bağımlılığı fazla olan hastaların aile üyeleri ile bakıma hazır oluşluk düzeyi düşük olan aile üyelerinin CQOLC puanları daha düşüktür. Bağlamsal faktörler arasında gelir düzeyi, çalışma durumu ve günlük bakım verme süresi, bakım veren aile üyelerinin CQOLC puanları üzerinde doğrudan bir etki göstermiştir (p<0,05). Yapılan nitel görüşmelerden dört tema ortaya çıkmıştır: bakım verme sürecinin dinamiğini anlamak, bakım verme sürecinde hayatın kontrolünü kaybetmek, bakım verme sürecinde sosyo-ekonomik özgürlüğün sınırlanması ve bakım verme sürecinde hayata tutunma çabası şeklindedir. Tüm sağlık çalışanları bakım veren aile üyelerinde yaşam kalitesinin değerlendirilmesi gerektiğini unutmamalı ve aile üyelerine yönelik eğitim programları yapılandırılmalıdır.

Bakım verenlerBakım verme yüküBelirti ve semptomlar+3
Aylin Helvacı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kalp yetersizliği hastalarında konfor ile semptom şiddeti, öz-bakım davranışları ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışma, kalp yetersizliği hastalarının konfor ile semptom şiddeti, öz-bakım davranışları ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma evreni Ankara Bilkent Şehir Hastanesi kardiyoloji servisleri ve koroner yoğun bakım ünitelerindeki kalp yetersizliği hastaları olarak belirlenmiştir. Örneklem sayısı güç analizi yapılarak mevcut kardiyoloji servisleri ve koroner yoğun bakım ünitelerindeki 123 kalp yetersizliği hastasından oluşmuştur. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tasarıma sahip bu araştırma, Şubat 2022- Mayıs 2022 tarihleri arasında Hasta Tanılama Formu, Kalp Yetersizliği Semptom Durumu Ölçeği, Minnesota Kalp Yetmezliği ile Yaşam Anketi, Avrupa Kalp Yetersizliği Öz-bakım Davranışları Ölçeği-12 ve Genel Konfor Ölçeği kullanılarak yapılmıştır. Çalışmamızda kalp yetersizliği hastalarında konfor düzeyinin; hastaların yaşadığı semptom şiddeti ve yaşam kalitesi tarafından etkilendiği (p<0.05), öz bakımdan etkilenmediği (p>0.05) bulunmuştur. Semptom şiddeti ve yaşam kalitesinin konfor düzeyini %62,3 oranında açıkladığı bulunmuştur. Çalışmayan, yaşlı, bakım vereni olan, ileri evre, oksijen kullanan, hastaneye yatış ve acile başvuru sayısı fazla olanların konfor düzeyinin düşük olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda kalp yetersizliği hastalarında; hasta merkezli bakım çerçevesinde, hemşirelerin konfor kuramının kullanımını yaygınlaştırması ve bakıma entegre etmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: kalp yetersizliği, konfor, semptomlar, öz-bakım, yaşam kalitesi

Belirti ve semptomlarHastalık şiddetiKalp+5
Büşra Nur Durmaz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Akut miyokard infarktüsü sonrası uygulanan bilinçli farkındalık temelli gevşeme uygulamasının yaşam kalitesi, yorgunluk ve hareket korkusuna etkisi: randomize kontrollü çalışma

Bu randomize kontrollü çalışmada, akut miyokard infarktüsü (Mİ) geçirmiş bireylerde bilinçli farkındalık (BF) uygulamasının yaşam kalitesi, yorgunluk ve hareket korkusuna etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma; Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Koroner Yoğun Bakım Ünitesi'nde 20 Kasım 2018 – 11 Haziran 2020 tarihleri arasında toplam 56 hasta ile tamamlanmıştır. Dahil edilme kriterlerini karşılayan hastalar Android telefonlarla uyumlu randomizasyon programı ile 1:1 oranıyla müdahale ve kontrol gruplarına atanmıştır. Müdahale grubundaki (n=28) hastalara sekiz hafta boyunca günlük 15 dk süre ile nefes ve oturma farkındalığını içeren BF uygulaması yaptırılmış, kontrol grubundaki (n=28) hastalara ise araştırmanın başında bir defaya mahsus kalbin yapısı ve işleyişine yönelik yüz-yüze eğitim verilmiştir. Araştırmanın başlangıcında, 4., 8., ve 12. haftalarında hem müdahale hem de kontrol grubundaki hastalara MacNew Yaşam Kalitesi Ölçeği, Piper Yorgunluk Ölçeği ve Tampa Kinezyofobi Ölçeği-Kalp yüz-yüze uygulanmıştır. Araştırmanın 8. haftasında müdahale grubundaki hastaların yaşam kalitesi ve alt boyut puanlarının kontrol grubuna oranla anlamlı düzeyde arttığı belirlenmiştir (p<0,05). Yaşam kalitesinin duygusal fonksiyon alt boyutundaki bu anlamlı değişim 12. haftada da devam etmiştir (p<0,05). Ayrıca müdahale grubundaki hastaların hareket korkusu puanları araştırmanın 4., 8. ve 12. haftalarında kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p<0,05). Diğer yandan müdahale ve kontrol grubundaki hastaların yorgunluk puanları arasında çalışma boyunca anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Elde edilen bulgular doğrultusunda; akut Mİ sonrası uygulanan BF girişiminin, hastaların yaşam kalitesinin geliştirilmesinde ve hareket korkularının azaltılmasında etkili bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Zihin beden temelli tamamlayıcı yaklaşımlardan biri olan BF girişiminin, Mİ sonrası sekonder koruma kapsamında kullanımının yaygınlaştırılması önerilmektedir.

Bilinçli farkındalıkBilinçli farkındalıkGevşeme+7
Canan Karadaş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nötral skandiyum ve itriyumun düşük enerji seviyelerine valans-valans ve öz-valans korelasyon etkilerinin incelenmesi

Sc I (Z=21) ve Y I (Z=39) için düşük enerji seviyeleri olan açık tabakalarında sırasıyla ndn's2 ve nd2n's (n=3, 4 Sc I için ve n'=4, 5 Y I için) olan konfigürasyonlara sahip geçiş metal elementleridir (Grup III ve periyot 4 ve 5). Bu iki element çoğunlukla aynı cevherlerde bulundukları ve atomik yapıları ve kimyasal özellikleri benzer oldukları için lantanitlerle beraber nadir toprak elementleri olarak da sınıflandırılırlar. Bu çalışmada, Sc I ve Y I için düşük enerji seviyeleri üzerinde valans-valans (değerlik-değerlik) ve öz-valans (öz-değerlik) korelasyon etkilerini incelemek amaçlandı. Hesaplamalar konfigürasyon etkileşme modelini içeren çok konfigürasyonlu Hartree-Fock (MCHF) yöntem ile yapıldı. Ayrıca, hesaplamalar korelasyon etkilerinin yanı sıra Breit-Paul Hamiltonyeni çerçevesinde relativistik etkileri de içerir. Sc I ve Y I ile ilgili literatür bilgisi birinci bölümde ve kullanılan yöntem ve hesaplama stratejisi ile ilgili bilgi de ikinci bölümde verildi. Son bölümde hesaplama sonuçları tablolarda sunuldu ve sonuçların diğer mevcut çalışma sonuçları ile karşılaştırılması ve bir tartışması verildi. Genel olarak, valans-valans korelasyonlarına göre elde edilen sonuçlar, öz-valans korelasyonuna göre elde edilen sonuçlardan daha iyi olduğu görüldü. Çalışılan atomların dış tabakalarındaki üç elektronun 3d ve 4s (Sc I için) ve 4d ve 5s (Y I için) alt tabakalarına yerleşmeleri karmaşık gözükmese de bu alt tabakaların enerjileri birbirine çok yakındır ve konfigürasyon etkileşimini zorlaştırmaktadır. Atomik yapı verileri çok çeşitli araştırma alanları için temel bileşendir. Bu nedenle bu çalışmada nötral skandiyum ve itriyum için verilen enerji seviyelerine ait veriler gelecekte bazı seviye yapılarına ait parametrelerin araştırılması için faydalı olacaktır.

Breit denklemiElektron elektron etkileşimiHartree-Fock teorisi+3
Fıfı Karnıla
Sakarya University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
10
DoktoraAçık ErişimTR

Yüksek iyonlaşmış tungsten ve altın için ışımalı geçişler ve kendiliğinden iyonlaşmanın konfigürasyon etkileşme yöntemi ile hesaplanması

Anahtar kelimeler: AUTOSTRUCTURE, enerji seviyeleri, dalgaboyları, salınıcı şiddetleri, geçiş olasılıkları, kendiliğinden iyonlaşma oranları, kuantum elektrodinamik katkılar, Breit relativistik katkıları, korelasyon etkileri Bu tez çalışmasında, yüksekçe iyonlaşmış sodyum ve magnezyum benzeri tungsten ve altın iyonlarının (W63+, W62+, Au68+ ve Au67+) enerji seviyeleri, bu seviyeler arasındaki elektrik dipol (E1), manyetik dipol (M1), elektrik kuadrupol (E2) ve manyetik kuadrupol (M2) geçişlerine ait dalgaboyları, salınıcı şiddetleri ve geçiş olasılıkları hesapları Badnell tarafından geliştirilen AUTOSTRUCTURE atomik yapı koduyla yapılmaktadır. Hesaplamalarda korelasyon etkileri, kuantum elektrodinamik (QED) katkılar (öz-enerji ve vakum polarizasyonu) ve Breit relativistik katkılarının (elektronlar arası manyetik etkileşim ve elektron-elektron etkileşiminin gecikme etkileri) hesap sonuçlarına etkisi incelenmektedir. Bu ışımalı geçişlerin yanı sıra kendiliğinden iyonlaşma oranları da verilmektedir. Elde edilen sonuçlar mevcut diğer kaynaklardaki deneysel ve teorik çalışmalarla karşılaştırıldığında uyumludur. Özellikle öz-valans korelasyonuna göre öz tabakalardan uyarılmaları içeren konfigürasyonlarla birlikte Breit relativistik ve QED etkileri dikkate alındığında bu uyum daha iyi sağlanmaktadır.

Gülay Günday Konan
Sakarya University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00

Diğer danışmanlar