Prof. Dr. Mahire Olcay Çam danışmanlığındaki tezler
10 tez · Ege University
Etkisiz bireysel baş etme ve benlik kavramında bozulma hemşirelik tanısı alan alkol bağımlılarında tidal (gel-git) model'e dayalı psikiyatri hemşireliği yaklaşımının etkisi
Amaç: Araştırma, Tidal Model'e dayalı psikiyatri hemşireliği yaklaşımının, etkisiz bireysel baş etme ve benlik kavramında bozulma tanısı alan alkol bağımlılarında etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Ön test-son test değerlendirmeli, kontrol gruplu ve yarı deneysel nitelikte düzenlenen bu araştırma, Ekim 2013 ve Aralık 2014 tarihleri arasında, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Kliniği'nde yürütülmüştür. AMATEM kliniğinde yatarak tedavi gören alkol bağımlıları araştırmanın evrenini, belirlenen kriterleri karşılayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden alkol bağımlıları araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Örneklem büyüklüğü power analiz yapılarak bulunmuş, deney ve kontrol grubuna 18'er bireyin alınmasına karar verilmiştir. Araştırmada veriler, Birey Tanıtım Formu, Bağımlılık Profil İndeksi (BAPİ), Tedavi Motivasyonu Anketi (TMA), Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği (COPE), Coopersmith Benlik Saygısı Envanteri (BSÖ), Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve Beck Anksiyete Envanteri (BAE) kullanılarak toplanmıştır. Deney grubundaki bireylere bireyselleştirilmiş bakım sağlamak için, bireysel görüşmeler yapılmış ve bireylerin hedefleri ve araştırmanın hedefleri doğrultusunda girişimler uygulanmıştır. Bulgular: Deney grubundaki bireylerin yaş ortalaması 43.33±6.55, kontrol grubundaki bireylerin yaş ortalaması 42.44±7.03'tür. Her iki gruptaki bireylerin %11.1'i kadın, %88.9'u erkek'tir. Her iki gruptaki bireylerin çoğunluğunun evli yada boşanmış, ilkokul mezunu olduğu, bir işte çalıştığı saptanmıştır. Görüşmeler öncesi, deney ve kontrol grubu bireylerin COPE alt ölçek puanları ve BSÖ puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Görüşmeler sonrası, deney ve kontrol grubu bireylerin COPE alt ölçekleri olan "Pozitif yeniden yorumlama ve gelişme", "Yararlı sosyal destek kullanımı", "Aktif başa çıkma", "Geri durma", "Duygusal sosyal destek kullanımı" ve "Madde kullanımı" puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Görüşmeler sonrası, deney grubu bireylerin BSÖ puanının, kontrol grubuna göre yüksek olduğu; fakat, aradaki farkın anlamlı olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Görüşmeler sonrasında, deney grubu bireylerin Pozitif Yeniden Yorumlama ve Gelişme, Yararlı Sosyal Destek Kullanımı, Aktif Başa Çıkma, Geri Durma, Plan Yapma, Davranışsal Olarak Boş Verme ve Madde Kullanımı alt ölçek puanlarında ve BSÖ puanında, ön test puanlarına göre, olumlu yönde değişiklik oluştuğu bulunmuştur. Sonuç: Sonuç olarak, Tidal Model'e dayalı psikiyatri hemşireliği yaklaşımının, alkol bağımlılarının Pozitif Yeniden Yorumlama ve Gelişme, Aktif Başa Çıkma, Geri Durma, Duygusal Sosyal Destek Kullanımı ve Plan Yapma puanlarını artırmak, Davranışsal Olarak Boş Verme puanını ise düşürmek için etkin bir yaklaşım olduğu ortaya konmuş; benlik saygısını arttırmada ise anlamlı bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir.
Watson insan bakım modeline temellendirilmiş hemşirelik bakımının gebelik kaybı yaşayan gebelerin ruh sağlığına etkisi
Amaç: Watson İnsan Bakım Modeli'ne temellendirilmiş hemşirelik bakımının gebelik kaybı yaşayan gebelerin anksiyete, depresyon, umutsuzluk ve prenatal bağlanmalarına etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Deneysel, öntest-son test düzeni kullanılarak yapılan randomize kontrollü bir çalışmadır. İki üniversite hastanesinde yürütülmüştür. Girişim grubuna Watson İnsan Bakım Modeli'ne temellendirilmiş hemşirelik bakımı uygulanmıştır. Girişim grubunda 68, kontrol grubunda 60 olmak üzere toplam 128 gebe araştırmaya alınmıştır. Veriler tanıtıcı bilgi formu, Beck Anksiyete Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Umutsuzluk Ölçeği ve Prenatal Bağlanma Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler, Ki-Kare testi, t testi, Mann-Whitney-U testi, Kruskal Wallis testi ve Intention to Treat analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Girişim ve kontrol grubunun girişim sonrası Beck Anksiyete, Beck Depresyon, Beck Umutsuzluk ve Prenatal Bağlanma puan ortalamaları arasında ileri düzeyde anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p=0.000). Sonuç: Watson İnsan Bakım Modeli'ne temellendirilmiş hemşirelik bakımının gebelik kaybı öyküsü olan gebelerin anksiyete, depresyon ve umutsuzluk düzeylerinde azalma, prenatal bağlanma düzeylerinde ise artış olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gebelik Kaybı, Depresyon, Anksiyete, Prenatal Bağlanma, Watson İnsan Bakım Modeli
Çocukları dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı alan ebeveynlerin iletişim becerilerinin, çocukların yaşam kalitesi ile ilişkisi
Çocukları Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanısı alan ebeveynlerin, iletişim becerilerinin çocukların yaşam kalitesi arasındaki ilişki incelemek amacıyla yürütülen araştırma tanımlayıcı desendedir. Araştırma Mart – Mayıs 2017 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Psikiyatri Polikliniği ve Dokuz Eylül Üniversitesi Çocuk Ruh Sağlığı Polikliniğine gelen, araştırma kriterlerini karşılayan gönüllü çocuklar ve ebeveynleri ile yürütülmüştür. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiştir. Araştırmaya iki kurumdan 101 çocuk ve 101 ebeveyn gönüllü olarak katılmıştır. Araştırma verileri, çocukların ve ebeveynin tanıtıcı bilgilerini içeren birey tanıtım formu, Çocuklara Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu Yaşam Kalitesi Ölçeği (DE /HB – YK), ebeveynlere İletişim Becerileri Değerlendirme Ölçeği (İBDÖ) ve Çocuk Ana-Baba İlişki Ölçeğinin (ÇAİÖ) uygulanması ile elde edilmiştir. Ölçek puanlarının normal dağılıma uygunluğunu değerlendirilmesi için Shapiro-Wilk test istatistikleri ve ölçeklere uygun olarak parametrik olmayan yöntemler kullanılmıştır. Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Parametrik olmayan yöntemlere uygun şekilde bağımsız iki ve üstü grupların ölçek puanları ile karşılaştırılmasında Mann-Whitney U Testi, ve Kruskal-Wallis H Test istatistikleri kullanılmıştır. Ölçeklerin birbirleriyle ilişkisinin derecesi, yönü ve anlamlılığı Spearman Korelasyon Testi kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; çocukların yaş ortalamaları 10.43±1.29' dur. Çocukların %20.8'i kız, %79.2'si erkekti. Çocukların %25.7'sinde DEHB' eşlik eden bir hastalık bulunmaktadır ve %89.1'i de ilaç tedavisi almaktadır. Örneklemde yer alan ebeveynlerin yaş ortalaması 38.65 ± 5.86'dır. Ebeveynlerin %28.7'si DEHB hakkında bir kaynaktan eğitim almışlardır. Soruyu yanıtlayan çocukların değişim istekleri; okul başarılarına (%20), kendilerine (%16.47), aileleri (%14.11) ve arkadaşları (%5.88) ile ilişkilerine, somut nesnelere (%14.11), dünyaya (%5.88) yöneliktir. Çocukların %21.97'sinin hiçbir şey istemediğini belirtmiştir. Çocukların %21.97'sinin hiçbir şey istemediğini belirtmiştir. Çocukların yaşam kalitesi puan ortalaması ev yaşam alanında 62.22±13.31, okul yaşam alanında 61.17±13.29'dur. Ailedeki toplam çocuk sayısının artması, kreşe gitmiş olma, anaokuluna gitmiş olma, anne ve baba ile birlikte yaşamaması yaşam kalitesini (ev ya da okul yaşam alanlarında) olumsuz etkilemektedir. Çocukların sözel ifadeleri bu bulguları destekler niteliktedir. Ailede başka bir DEHB tanısı almış kişinin olması, yaşam kalitesinin olumlu etkilemektedir. Ebeveynlerin iletişim becerileri ortalamaları yüksek bulunmuştur (106.0±10.51). Ebeveynlerin ÇAİÖ toplam puan ortalamaları 59.31±14.26'dır. Çocukların yaşam kalitesi puan ortalamaları ile ebeveynlerin iletişim becerileri puan ortalamaları ve ana baba ilişki ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamı bir ilişki yoktur. Araştırma örnekleminde DEHB tanılı çocukların yaşam kaliteleri ile ebeveynlerinin iletişim becerileri arasında bir ilişki saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler; Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu; Yaşam Kalitesi; İletişim Becerileri
Ebeveyninde bipolar bozukluk olan gençlerin benlik tasarımlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ebeveyninde bipolar bozukluk olan gençlerin benlik tasarımlarını incelemektir. Araştırma ebeveyninde bipolar bozukluk olan 131 genç ile yürütülmüştür. Araştırmaya katılan gençlere Tanıtıcı Bilgi Formu ve Benlik Tasarımı Ölçeği uygulanmıştır. Ebeveyninde bipolar bozukluk olan gençlerin sosyo-demografik özelliklerinden yaş, cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum ve aile yapısı ile benlik tasarımı puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmazken gelir düzeyi ile benlik tasarımı puan ortalmaları arasında anlamlı farklılık saptanmıştır. Gelir düzeyi yüksek olan gençlerin, gelir düzeyi düşük olan gençlere oranla benlik tasarımı ölçeğinden aldıkları puanların daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ebeveyninde bipolar bozukluk olan gençlerin hangi ebeveyninin hasta olduğu, hasta olan ebeveynin eğitim durumu, yaşı, hastalık tanı yılı ve hasta ebeveynle birlikte yaşama yılı benlik tasarımı puan ortalamalarını etkilememiştir. Ancak yetişirken anne babası dışında büyükannesinden ve büyükbabasından destek alan gençlerin benlik tasarımı ölçeğinden aldıkları puanların daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ebeveyninde hastalık olmayan gençlerin oluşturduğu örneklemlerle kıyaslandığında ebeveyninde bipolar bozukluk olan gençlerin benlik tasarım puan ortalamasının daha düşük olduğu görülmektedir. Bu gençlerin benlik tasarımlarının olumlu yönde arttırılabilmesi için uzman desteğine ihtiyaçları vardır. Ruh sağlığı ekibinin bir üyesi olarak uzman psikiyatri hemşirelerinin bu bağlamdaki müdahaleleri olumlu katkı sağlayacaktır.
Kanser hastalarında James Destekleyici Bakım Gereksinimlerini Belirleme Ölçeği'nin geçerlik ve güvenirlik çalışması
Araştırma, kanser tanısı almış bireylerin yaşadığı distresi ölçmek amacıyla Wells-Di Gregorio ve arkadaşları (2013) tarafından geliştirilen James Destekleyici Bakım Gereksinimlerini Belirleme Ölçeği'nin (James Supportive Care Screening) Türk toplumuna uyarlanarak, geçerlik ve güvenirliğini yapmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne bağlı Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi'nde yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Tülay Aktaş Onkoloji Hastane'sine, ayakta kemoterapi tedavisi almak için başvuran bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise, araştırmaya dahil olma kriterlerini taşıyan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 280 kanser tanısı almış birey oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, Tanıtıcı Bilgi Formu, James Destekleyici Bakım Gereksinimlerini Belirleme Ölçeği (JDBGBÖ) ve ölçüt geçerliliği için EORTC QLQ-C30 Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. JDBGBÖ'nin geçerlik çalışmasında ilk olarak; dil geçerliği sağlamak için, ölçeğin Türkçe'ye çevirisi ve geri çevirisi yapılmıştır. Dil geçerliği sağlandıktan sonra, içerik geçerliği için ölçek, uzman görüşüne sunulmuştur. Uzman görüşleri, Davis tekniği kullanılarak değerlendirilmiştir. Uzman görüşlerine göre, tüm maddelerin Kapsam Geçerlik İndeksi (KGİ) istenilen değer olan 0.80'in üzerinde bulunmuştur (KGİ>0.80). Ölçeğin ön uygulamasından sonra, veriler yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Bireylerin verdiği cevaplar, araştırmacının kendisi tarafından ölçeğe işaretlenmiştir. Ölçeğin kapsam geçerliği için, Temel Bileşenler Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yöntemi kullanılmıştır. Temel Bileşenler Analizine göre, ölçek orijinal yapısına uygun olarak altı faktör altında sıkıştırılmıştır. DFA uyum indeksleri değerleri kapsam geçerliği için uygun değerler arasında bulunmuştur (x2/df=2.073, RMSEA=0.62, CFI=0.91, NFI=0.90, NNFI=0.91, SRMR=0.07, GFI=0.90). Ölçeğin ölçüt geçerliliği için, ölçeğin Duygusal Sorunlar alt boyutu ile eşdeğer ölçeğin Duygusal Fonksiyon skoru arasında negatif yönde, ölçeğin Bilişsel Alanda Yaşanan Sorunlar alt boyutu ile eş değer ölçeğin Kavrama Fonksiyon skoru arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca ölçeğin Fiziksel Belirtiler alt boyutu ile eş değer ölçeğin Semptom Ölçeği arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu bulgulara göre, James Destekleyici Bakım Gereksinimlerini Belirleme Ölçeği Türk toplumu için geçerli bir ölçme aracıdır. JDBGBÖ'nin güvenirlik çalışması için ilk olarak, madde-toplam puan korelasyonları incelenmiştir. Madde 28'in madde-toplam puan korelasyon değeri en az istenilen değer olan 0.20 altında ve korelasyon için hesaplanan p değeri istatistiki açıdan anlamsız bulunmuştur (r=0.068, p=0.253). Madde 28, ölçekten çıkarıldığında, ölçeğin Cronbach alfa'sında önemli derecede değişiklik oluşmadığı ve orjinal ölçeğin kuramsal yapısını bozmamak adına madde çıkarma işlemine gidilmemiştir. Ölçeğin Cronbach alfa değeri 0.918 olarak, alt boyut Cronbach alfa değerleri ise; 0.549 ile 0.875 arasında bulunmuştur. JDBGBÖ'nin zaman karşı değişmezliğini belirlemek için, ölçek birinci uygulaman iki hafta sonra 30 kişiye tekrar uygulanmış ve iki ölçüm arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. İlk ve son ölçümler incelendiğinde; alt boyut toplam puan ve ölçek toplam puan korelasyonları arasında pozitif yönde ileri düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.01). Bu bulgulara göre, JDBGBÖ Türk toplumu için güvenilir bir ölçme aracıdır. Sonuç olarak, "James Destekleyici Bakım Gereksinimlerini Belirleme Ölçeği" (JDBGBÖ) Türk toplumu için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracıdır. Anahtar Kelimeler: Kanser, Distres, Geçerlik, Güvenirlik
Psikiyatri hastalarına bakım veren hemşirelerin bakım odaklı hemşire-hasta etkileşim düzeylerinin incelenmesi
Amaç: Psikiyatri hastalarına bakım veren hemşirelerin bakım odaklı hemşire hasta etkileşim düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Kesitsel tipte, tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini İzmir ve Manisa illerinde psikiyatri yataklı servisi olan tüm kamu hastanelerinde, psikiyatri hastalarına bakım veren hemşireler oluşturmaktadır (N=291). Örneklem seçimine gidilmeyerek, araştırmaya katılmayı kabul eden hemşireler örneklemi oluşturmaktadır (n=112). Veriler Hemşire Tanıtıcı Bilgi Formu, Bakım Odaklı Hemşire Hasta Etkileşimi Ölçeği, Manevi Destek Algısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler (ortalama, sayı, yüzde dağılımları) ve Kruskall Wallis testi, Mann-Whitney-U testi ve Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Psikiyatri hastalarına bakım veren hemşirelerin, bakım odaklı hemşire hasta etkileşimi ölçeğinden aldıkları ortalama puanları incelendiğinde, önemlilik boyutundan 313.08±30.45, yeterlilik boyutundan 283.79±37.43 ve uygulanabilirlik boyutundan 268.01±47.65 puan aldıkları belirtilmiştir. Hemşireler, ölçeğin gereksinimler alt boyutundan, önemlilik, yeterlilik ve uygulanabilirlik boyutlarında en yüksek puanı alınırken, maneviyat alt boyutundan en düşük puanı aldıkları saptanmıştır. Hemşirelerin, tanıtıcı özelliklerine göre özellikle hemşirelerin eğitim durumu, çalıştıkları kurum, bütüncül bakımın tanımını bilme ve bütüncül bakım verme durumları ile bakım odaklı hemşire hasta etkileşimi önemlilik-yeterlilik-uygulanabilirlik boyutları arasında önemli farkların olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin manevi destek algı düzeylerine göre bakım odaklı hemşire hasta etkileşimi önemlilik-yeterlilik-uygulanabilirlik boyutları arasında pozitif yönde ilişki vardır. Sonuç: Araştırmaya katılan hemşirelerin, bakım odaklı hemşire hasta etkileşimine önem verdikleri, ancak aynı oranda kendilerini yeterli algılamadıkları ve uygulayabilir bulmadıkları görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Psikiyatri Hemşireliği; Hemşirelik Bakımı; Hemşire-Hasta Etkileşimi
Şiddet gören kadınlarda tidal modele dayalı psikiyatri hemşireliği yaklaşımının psikolojik dayanıklılıklarına etkisi
Giriş: Kadına yönelik şiddet dünyada ve ülkemizde gittikçe artan, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Kadına yönelik şiddet, uzun dönemde tüm toplumu ilgilendiren, karmaşık sorunlara neden olmaktadır. Araştırmalar, psikolojik dayanıklılığın şiddetin olumsuz etkilerini azalttığını göstermektedir. Psikolojik dayanıklılığın, sağlık çalışanlarının dikkate alması gereken önemli bir kavram olduğunun altı çizilmektedir. Şiddeti önleme çalışmalarının yanında şiddet gören kadınların iyileşme ve toplumsal yaşamda yer almalarını sağlayacak rehabilitasyon çalışmaları son derece önemlidir. Özellikle toplum temelli ruh sağlığı hizmetleri ile bu sürecin etkili bir şekilde yürütüleceği araştırmalarda belirtilmektedir. Sağlık hizmetlerinin önemli bir parçası hemşirelerin kişiye özgü, sistematik bakım sunmasında hemşirelik modellerinden yararlanması gerekmektedir. Kişinin yaşam öyküsüne ve deneyimlerine önem veren Tidal (Gel- Git) Modelin hem şiddette iyileşme hem de psikolojik dayanıklılık ile olan uygunluğundan yola çıkarak, bu araştırmada Tidal Modele (Gel- Git) dayalı psikiyatri hemşireliği yaklaşımının şiddet gören kadınların psikolojik dayanıklılığına etkisi incelenmiştir. Yöntem: Deneysel ve betimleyici tipteki araştırma kontrol gruplu, ön test- son test uygulamalıdır. Bir belediyeye bağlı kadın konukevinde 01.10.2015- 30.10.2016 tarihleri arasında eş şiddeti nedeniyle bulunan kadınlarla yürütülmüştür. Örneklem seçme yöntemi kullanılmamıştır. Pilot çalışma yapılmış, %80'lik güce ulaşmak için 10 girişim 10 kontrol grubu yeterli olarak belirlenmiştir. Araştırma 13 girişim, 14 kontrol grubu olmak üzere toplam 27 kadın ile yürütülmüştür. Veri toplamada Tanıtıcı Bilgi Formu ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık (YİPDÖ) kullanılmıştır. Ayrıca Tidal Modelin gerekliliği doğrultusundaki formlar araştırmada kullanılmıştır. Bakım grubuyla toplam yedi görüşme yapılmıştır. Kullanılan formlar betimsel olarak incelenmiştir. Verilerin değerlendirmesinde tanımlayıcı analizler, Wicoxon ve Mann Whitney- U testleri kullanılmıştır. Bulgular: Kontrol grubundaki kadınların (n=14) %71.4'ünün boşanmış- boşanma sürecinde olduğu, %57.2'sinin ortaokul-lise mezunu olduğu, %71.4'ünün en uzun süre şehir- büyükşehirde yaşadığı, %92.9'unun düzenli bir işi olmadığı, %78.6'sının çocuk sahibi olduğu belirlenmiştir. Kadınların tümü eşlerinden hem fiziksel hem de duygusal şiddet görmüştür. Beş kadının eşinden cinsel şiddete, bir kadının ise ekonomik şiddete uğradığı belirlenmiştir. Umut duygu algısına 10 üzerinden verdikleri puanların ön test- son test karşılaştırmasında, anlamlı düzeyde yükseldiği belirlenirken; yalnızlık, çaresizlik, kendine güven, güç ve cesaret duygularında anlamlı farklılıklar saptanmamıştır. YİPDO ve alt ölçekleri puanlarının ön test- son test karşılaştırmasında anlamlı farklılık belirlenmemiştir. Girişim grubundaki kadınların (n=13) %76.9'unun medeni durumunun boşanmış- boşanma sürecinde olduğu, %46.1'inin eğitim düzeyinin okuryazar-ilkokul olduğu, %69.2'sinin en uzun süre şehir- büyükşehirde yaşadığı, %92.3'ünün düzenli bir işi olmadığı, %76.9'unun çocuğu olduğu, tamamının eşinden fiziksel ve psikolojik şiddete uğradığı, ikisinin eşinden cinsel şiddete uğradığı saptanmıştır. Umut ve güç algısına verdikleri puanların ön test- son test karşılaştırmasında anlamlı düzeyde arttığı bulunmuştur. YİPDO toplam puanı ve Gelecek Algısı, Kendilik Algısı puanlarının ön test- son test karşılaştırmasında anlamlı düzeyde artma belirlenmiştir. Grupların değişim farklarının karşılaştırılmasında Gelecek Algısı alt ölçeğinin değişim farklarında ve YİPDÖ ölçek toplam puanının değişim farkının karşılaştırılmasında anlamlı farklılık ve bu farklılığın girişim grubunun lehine olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Araştırmanın hipotezleri dikkate alındığında Tidal (Gel- Git) Modele dayalı psikiyatri hemşireliği yaklaşımı şiddet gören kadınların psikolojik dayanıklılıklarında anlamlı düzeyde olumlu yönde etkili olduğu belirlenmiştir. Psikolojik dayanıklılığın koruyucu faktörlerinden gelecek algısı puanlarının da anlamlı düzeyde ve olumlu yönde etkilendiği saptanmıştır. Buna karşın kadınların umut, yalnızlık, çaresizlik, kendine güven, güç ve cesaret duygu algısına verdikleri puan ortalamalarının değişimlerinde anlamlı farklılık belirlenmemiştir.
Üniversite öğrencilerinin öfke yönetimine psikodramanın etkisi
Giriş: Araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin öfke ifade tarzlarına psikodramanın etkisini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde kayıtlı N=1554 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini yapılan duyurular sonrası katılıma gönüllü olan ve araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 21 öğrenci oluşturmuştur. Çalışma uygulama grubunda 11 birey, kontrol grubunda 10 birey ile tamamlanmıştır. Katılımcılar Sürekli Öfke Alt Ölçeği ön test puanlarına göre randomize edilmişlerdir. Veri toplama aracı olarak Tanıtıcı Bilgi Formu, Sürekli Öfke - Öfke İfade Tarzı Ölçeği(SÖÖTÖ), Grup Sonrası Geri Bildirim Formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi Statistical Package fort the Social Sciences (SPSS) 21 programında yapılmıştır. Sayısal ölçümler için Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Bulgular: Uygulama grubuna on iki oturumluk öfke temalı psikodrama grubu gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonrası ölçümlerde uygulama ve kontrol grubunun sürekli öfke, öfke içte, öfke kontrol, öfke dışa alt ölçekleri puan ortalamasının ön test-son test farkları her boyut için ayrı ayrı karşılaştırıldığında istatiksel açıdan anlamlı fark saptanamamıştır(p>0.05). Sonuç: Araştırma sonuçlarına göre hemşirelik öğrencileri ile yürütülen on iki oturumluk öfke temalı psikodrama grubunun bireylerin öfke ifade tarzları üzerinde etkili olduğu saptanmıştır fakat kontrol grubu ile karşılaştırıldığında bu fark istatiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Araştırma sonuçları ilgili alan yazın kapsamında değerlendirilerek, sınırlılıkları belirtilmiştir.Anahtar kelimeler: Üniversite Öğrencisi; Öğrenci Hemşire; Öfke; Öfke İfade Tarzı; Psikodrama
Gebelerde algılanan ebeveyn kabul reddinin doğum öncesi anne bebek bağlanmasına etkisi
daha sonra doldurulacaktır
Roy adaptasyon modeline dayalı bireyselleştirilmiş hemşirelik girişimlerinin alkol bağımlılarında iyileşmeye etkisi
Amaç: Roy adaptasyon modeline dayalı bireyselleştirilmiş hemşirelik girişimlerinin, alkol bağımlılarında iyileşmeye etkisini belirlemek, araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Yöntem: Araştırma, ön-test, son-test, izleme ve kontrol gruplu deneysel bir çalışmadır. Bir haftalık detoksifikasyon sürecini tamamlayan, araştırmanın dâhil olma kriterlerine uygun olan bireylerden 33 kontrol, 31 deney olmak üzere 64 birey çalışmaya alınmıştır. Veriler ,Tanıtıcı Bilgi Formu, İyileşme Değerlendirme Ölçeği, WHOQOL-BREF (TR) Yaşam kalitesi ölçeği kısa form, PENN Alkol Aşerme Ölçeği (PAAÖ) ile toplanmıştır. Deney grubundaki bireylere bireyselleştirilmiş bakım sağlanarak Roy Adaptasyon Modeli doğrultusunda girişimler uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmada deney grubu yaş ortalaması 44.48±8.4, kontrol grubunun ise 44.9±8.2'dir. Deney grubunun %90.3'ü, kontrol grubunun ise %90.9'u erkektir. Her iki grupta da boşanmış olanların sayısı fazla (deney grubu %41.9, kontrol grubu 36.3) ve çoğu birey (deney %83.9, %78.8) çocuk sahibi olduklarını bildirmişlerdir. Hastaların çoğunluğu ilköğretim mezunu ve bir işte çalışmaktadır. Her iki grubun büyük bir oranı büyükşehirde yaşadıklarını ve sosyoekonomik durumu orta düzeyde değerlendirdikleri bulunmuştur. Araştırmada deney grubu bireylerin alkolü ilk kullanma yaşı 19.77±4.98, kontrol grubunun 20.24±3.66, yoğun kullanım yaş ortalamaları ise deney grubunda 33.29±5.94, kontrol grubunun ise 33.72±5.32 olarak belirlenmiştir. Deney ve kontrol grubunun çoğunluğu daha önce tedavi olmuş olup, nüks etme nedeni olarak olumsuz duygulardan ve problemlerden kaçmak olduğu saptanmıştır. Deney ve kontrol grubu bireylerin çoğunluğunun ailesinde alkol kullanan bireylerin olduğu bulunmuştur. Girişimler öncesi deney ve kontrol grubu bireylerin İDÖ, WHOQOL-BREF (TR), PAAÖ puan ortalamalarında anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0,05). Girişimler sonrası İDÖ, WHOQOL-BREF (TR) puan ortalamaları deney grubunun kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulunmuş olup, PAAÖ puan ortalamaları deney grubunda kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük çıkmıştır (p<0.05). Sonuç: Sonuç olarak, Roy Adaptasyon Modeline dayalı bireyselleştirilmiş hemşirelik girişimlerinin bireylerin iyileşme ve yaşam kalitesini arttırdığı, aş erme düzeylerini azalttığı belirlenmiştir.