Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Kesim
15 theses · Anadolu University
Üniversite öğrencilerinin mobil iletişim teknolojileri hakkındaki algılamaları
Bu çalışma kapsamında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin, mobil iletişim teknolojileri hakkındaki algılamaları araştırılmıştır. Bu amaç çerçevesinde literatür taraması gerçekleştirilmiş, mobil iletişim teknolojilerine ve kullanıcılarına ilişkin bilgilere ek olarak algı, tutum, algılama ve kullanım eğilimlerine ilişkin bilgi ve tanımlamalara erişilmiştir. Algılamalara ilişkin verilerin elde edilebilmesi için İletişim Ortamları Doğallığı Kuramı ve Teknolojinin Kabulü Modeli çerçevesinde bir kuramsal temel ve veri toplama aracı geliştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak öğrencilerle yapılan yarı yapılandırılmış bireysel görüşmeler kullanılmıştır. Elde edilen veriler tematik analiz yoluyla incelenmiş, bulgular kuramsal temel ve alanyazın ile ilişkili olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular arasında üniversite öğrencilerinin mobil iletişim teknolojileri hakkındaki algılamalarında eşzamanlılığın ve sesli iletişimin öncelik taşıdığı, yüz mimikleri ve vücut dilinin yansıtılması ile mekan ortaklığının ise aranan nitelikler olmadıkları tespit edilmiştir. Katılımcıların ifadelerinin tematik analiz yoluyla yorumlanmasıyla katılımcıların öne çıkan kullanımları arasında bilgi erişimi, sesli eşzamanlı iletişim ve metin tabanlı gecikmeli iletişim çıkmıştır. Gerçekleştirilecek olan iletişimin yakın kişilerle mi yoksa tanıdık olunmayan kişilerle gerçekleştirileceği, katılımcılar için anındalık, yüz mimikleri ve vücut dilinin yansıtılması için belirleyici bir etken olmuştur. Cihaz sınırlılıkları, rahatsız edilmeme arzusu ve metin tabanlı iletişimin bazı katılımcılar tarafından yeterli, bazıları tarafından yetersiz görülmesi ise algılanan kullanışlılık ve algılanan kullanım kolaylığı olumsuz etkileyen etkenler olmuştur. Çalışma kapsamında İletişim Ortamları Doğallığı Kuramı, metin tabanlı iletişime olan yatkınlığı açıklamakta yetersiz kalırken Teknolojinin Kabulü Modeli, algılamaların ölçülmesi için etkili ölçütler sağlamıştır.
Mobil öğrenme: Meslek yüksekokullarında bilginin yeniden yapılandırılması üzerine bir durum çalışması
Bu araştırmada meslek yüksekokullarında mobil öğrenmenin uygulanabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla, araştırmacı tarafından bir mobil öğrenme ortamı tasarlanmıştır. İç Anadolu bölgesinde ilçe merkezinde yer alan bir meslek yüksekokulunda yürütülen araştırma, öğrenenlerin başarmakta zorlandığı gözlenen "Algoritma ve Programlamaya Giriş" dersi kapsamında yapılmış ve araştırma verileri 2015-2016 öğretim yılı güz döneminde toplanmıştır. Bu çalışma, 36 kişilik öğrenci grubuyla başlamış ve araştırmanın derinlemesine yapılabilmesi için amaçlı örneklem seçimi yöntemiyle 6 kişilik katılımcı grubuyla sürdürülmüş nitel bir durum çalışmasıdır. Ayrıca, katılımcılar bizzat araştırmacı tarafından 14 hafta boyunca gözlenmiş ve durum çalışmasının veri tabanını oluşturan araştırmacı günlüğü, bireysel görüşmeler nitel veri analizi ile değerlendirilmiştir. Buna ek olarak; çalışmada, anket sonuçları ve mobil öğrenme ortamının kullanımına ilişkin veriler de sunulmuştur. Sonuç olarak, geliştirilen mobil öğrenme ortamının öğrenenlerde derse yönelik olumlu tutum geliştirmeye katkı sağlamada, derse katılım motivasyonunu arttırmada ve öğrenen-öğrenen, öğrenen-öğreten iletişimini kolaylaştırma bağlamında olumlu sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Ancak, olumsuz etkiler de gözlenmiştir, bunlar; aktif katılımın zamanla düşmesi, geliştirilen ortamın sınava yönelik bir çalışma ve sohbet ortamı haline gelmesi, öğrenme amacından sapma ve teknik problemler gibi olumsuz etkilere rastlanmıştır. Benzer şekilde, öğrenenlerin mobil öğrenme ortamını faydalı ve motive edici bulduğu buna rağmen ders başarılarına etki etmediği de gözlenmiştir. Anahtar Sözcükler: mobil öğrenme, meslek yüksekokulları, durum çalışması
Bilginin toplumsallaşması sürecinde teknolojinin kullanımı ve önemi: Anadolu Üniversitesi örneği
Bu araştırma, bilginin toplumsallaşması sürecinde yeni iletişim teknolojilerinin bilim insanları tarafından ne şekilde deneyimlendiğine ilişkin bir saptama yapmayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede araştırma sürecinde iki temel kuramsal yaklaşımdan yararlanılmıştır: (1) Ağ Toplumu, (2) Bağlantıcılık. Ağ toplumu, gelişmiş iletişim teknolojileri temelinde dünya çapında oluşturulan ağlar çerçevesinde dünyanın, sosyal ve ekonomik anlamda yeniden yapılandığını, Bağlantıcılık ise öğrenmenin birincil olarak bir ağ oluşturma süreci olduğunu ileri süren yaklaşımlardır.Araştırma nitel bir durum çalışması şeklinde desenlenmiştir. Bu bağlamda, araştırmanın kuramsal temelini oluşturan yaklaşımlar doğrultusunda bir kuramsal dizey oluşturulmuş ve bu kuramsal dizeyin içeriğinden oluşturulan sorular çerçevesinde bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Daha sonra, bireysel görüşmelerden elde edilen veriler doğrultusunda bir anket oluşturularak bilim insanlarının görüşlerine başvurulmuştur.Araştırmanın sonuç ve öneriler bölümünde bireysel görüşmeler ve anket çalışmasından elde edilen veri setinin çözümlenmesi ve yorumlanmasıyla ortaya çıkan sonuçlar ve önerilere yer verilmiştir.
Bağlantıcı mobil öğrenme ortamlarında yönlendirici destek
Ağ toplumu süreciyle birlikte sosyal ağlar ve bilgiye her an her yerden erişim sağlayan mobil platformlar öğrenmenin gerçekleştiği yeni mecralar olarak öğrenme süreç ve yaklaşımlarını da dönüştürmektedir. Bu durum öğrenme süreçlerinde öğrenenlere sağlanması gereken destek yaklaşımlarını da gözden geçirmeyigerektirmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı;öğrenenlere ağda öğrenebilmeleri için öğretim desteğinin, ağda etkileşebilmeleri için sosyal desteğin, ağ toplumuna ait araç ve teknolojileri kullanabilmeleri için teknik desteğin ve ağdaki öğrenme süreçlerini yönetebilmeleri için yönetim desteğinin nasıl sağlanabileceği araştırmaktır. Araştırmanın kuramsal alt yapısı, Siemens?in Bağlantıcı Öğrenme (connectivism), Berge?nin Öğrenme Desteği (learner support) ve Vygotsky?nin Yönlendirici Destek (scaffolding) yaklaşımlarıharmanlanarak oluşturulmuştur. Araştırma kapsamında bağlantıcı yaklaşım kullanılarak yönlendirici destek hizmetlerini sunmak üzere bir mobil öğrenme ortamı tasarlanmıştır. Araştırma,karma yöntemle desenlenmiştir. Veri kaynakları;araştırmacı günlüğü, yarı yapılandırılmış görüşmeler, Facebook grup duvarı iletileri, Facebook kişisel mesajları, Facebook sohbetleri, katılımcıların Blog girdileri,e-postalar, Twitter iletileri, Diigo girdileri, Mobil öğrenme yönetim sistemi istatistikleri, algılanan ivöğrenme(perceived learning)anketi ve demografik bilgi formundan oluşmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre bağlantıcı mobil ortamlarda sağlanacak yönlendirici desteğin türü, sağlayıcısı, zamanlamasıve stratejileriolmak üzere dört temel bileşeni bulunmaktadır. Katılımcılarsıklık sırasıyla sosyal desteği, yönetim desteğini, öğretim desteğini ve son olarak teknik desteği kullanmışlardır. Sosyal desteği en fazla akranlarından,yönetim desteğini en fazla öğretim elemanındanalmayı tercihetmişlerdir. En çok kullanılan mobil uygulama Facebook olmuştur. Mobil cihazların kullanımı derse olan ilgi ve motivasyonu arttırmıştır. Bazı katılımcılar, merak ettikleri anda öğrenebildikleri için öğrenmenin daha kalıcı olduğunusosyal ağların ve mobilteknolojileri kullanımının performanslarını olumlu etkilediğini ve öğrenme süreçlerini yönetmeyi kolaylaştırdığını ifade etmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Bağlantıcı Yaklaşım, Yönlendirici Destek, Öğrenen Desteği, Mobil Öğrenme, Mobil Teknolojiler, Karma Yöntem, Durum Çalışmas
Genişletilmiş gerçeklik ile zenginleştirilmiş öğrenme materyallerinin öğrenen başarısı ve memnuniyeti üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı, genişletilmiş gerçeklik ile zenginleştirilmiş öğrenme materyali kullanımının öğrenenlerin başarısı ve memnuniyet düzeyine etkisini belirlemektir. Yarı-deneysel olarak desenlenen araştırmada çalışma grubunu Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi, İletişim ve Fen bölümlerinin üçüncü sınıfında kayıtlı olan, gönüllü 63 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrenenler araştırmada yer alan öğrenme materyallerine teknoloji bağlamında tanıdık (Böte); çalışma alanı bağlamında tanıdık (Fen) ve çalışma alanı bağlamında yabancı (İletişim) olmak üzere 3 grup olarak sınıflandırılmıştır. Araştırma için genişletilmiş gerçeklikle işlevsel olarak zenginleştirilmiş OptikAR (Temel Geometrik Optik Deneyleri) ve görsel olarak zenginleştirilmiş InsectARium (Temel Böcek Çeşitliliği ve Sınıflaması Uygulaması) materyalleri geliştirilmiştir. Uygulama öncesinde öğrenenlere ön-test olarak materyale özgü başarı testi uygulanmıştır. Daha sonra materyaller verilen yönergeler doğrultusunda laboratuvar ortamında öğrenenler tarafından bireysel olarak kullanılmıştır. Son aşamada öğrenenlere memnuniyet anketi ve son-test olarak aynı başarı testi tekrar uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), çoklu karşılaştırma testi (Post-Hoc), etki büyüklüğü, ortalama, standart sapma, frekans ve yüzdelik hesaplamalar kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, genişletilmiş gerçeklikle işlevsel olarak zenginleştirilmiş OptikAR ve görsel olarak zenginleştirilmiş InsectARium öğrenme materyallerinin kullanımının öğrenen başarısını olumlu etkilediği saptanmıştır. Görsel olarak genişletilmiş gerçeklikle zenginleştirilmiş öğrenme materyallerinin kullanımının, işlevsel olarak genişletilmiş gerçeklikle zenginleştirilmiş öğrenme materyallerinin kullanımına oranla başarıya daha fazla olumlu etkisi olduğu görülmüştür. Bu etki teknoloji bağlamında tanıdık grupta az bir farkla da olsa, çalışma alanı bağlamında tanıdık ve çalışma alanı bağlamında yabancı olan gruplardan daha yüksek çıkmıştır. Benzer şekilde, geliştirilen öğrenme materyallerinin öğrenenlerin memnuniyet düzeyleri üzerinde olumlu etkisi olduğu gözlenmiştir. Memnuniyet düzeyleri teknoloji ve çalışma alanı bağlamında tanıdık gruplar için benzer düzeyde olup, bu grupların memnuniyet düzeyleri çalışma alanına yabancı olan gruptan daha yüksek olduğu görülmüştür.
Kitlesel açık çevrimiçi derslerin mesleki gelişimde kullanılabilirliği: Özel eğitimde bir karma araştırma
Kitlesel Açık Çevrimiçi Dersler (KAÇD) hayat boyu öğrenen öğretmenlerin mesleki gelişiminde fırsatlar sunmaktadır. Ancak, KAÇD'lerin öğretmen mesleki gelişiminde kullanımı çok yenidir. Alanyazında KAÇD platformlarının kullanılabilirliğine ilişkin araştırmalar sınırlıdır ve KAÇD'lerde öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediği ve nasıl değerlendirilmesi gerektiğine yönelik tartışmalar devam etmektedir. Belirsizlikleri anlayabilmek ve ortadan kaldırabilmek amacıyla daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sebeplerden dolayı, karma yöntem araştırmalarından açımlayıcı sıralı desende tasarlanmış olan bu çalışmanın temel amacı ilkokulda kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitimde (K/BYE) görevli öğretmenlerin mesleki gelişim eğitimlerinde KAÇD platformunun (Akadema) algılanan kullanılabilirliğini incelemektir. K/BYE'de görevli ilkokul öğretmenlerinin (a) KAÇD uygulamalarıyla sunulacak eğitim konusundaki gereksinimleri, ihtiyaç analizi ile belirlenmiştir. İhtiyaçlar doğrultusunda geliştirilen KAÇD dersi sonrasında (b) platformun algılanan kullanılabilirliğinin, (c) katılımcıların ders ve öğrenme ortamına ilişkin görüşlerinin ve (d) öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinde nicel araştırmaya başvurulmuştur. Nicel araştırma bulgularına dayalı olarak (e) katılımcıların öğrenme deneyimlerine ve görüşlerine ulaşabilmek amacıyla da nitel araştırma yürütülmüştür. Çalışma sonunda, ilkokulda K/BYE'de görevli öğretmenlerin, KAÇD aracılığıyla sunulacak bir mesleki gelişim eğitiminde "Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı" (BEP) geliştirme ihtiyaçlarının olduğu, bu dersin geleneksel KAÇD (gKAÇD) bağlamında tasarlanması gerektiği sonuncuna varılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların deneyimlerine dayalı olarak KAÇD platformunun (Akadema) öğretmen mesleki gelişimine yönelik algılanan kullanılabilirliğinin yüksek düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak katılımcıların motivasyon ve öz-yönetimli öğrenmelerine destek olması bakımından öğretmen mesleki gelişiminde KAÇD platformunun kullanılabilirliğinde farklılaşmaya gidilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra, derse devam eden katılımcıların konu alanına yönelik öğrenmelerinin gerçekleştiği, öğrenilen bilgilerin kalıcı olduğu ve öğrenmenin uygulamaya aktarılabildiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışma, öğretmen mesleki gelişimine yönelik KAÇD'lerin kullanılabilirlik özellikleri ve katılımcıların öğrenmesine ilişkin alanyazındaki boşluğu doldurmaktadır. Bunun yanı sıra, öğretmen mesleki gelişiminde KAÇD'lere yönelik araştırmacı, uygulamacı ve üst düzey karar vericiler için öneriler sunmaktadır. Anahtar Sözcükler: Kitlesel Açık Çevrimiçi Dersler, KAÇD, Kaynaştırma Bütünleştirme Eğitimi, Öğretmen Mesleki Gelişimi
Fantastik sinemada kapı-geçit kullanımı ve batı mitlerindeki kökenleri
İnsanlık antik çağlardan itibaren Tanrıyı, evreni ve kendini açıklamaya çalışmış ve bu açıklamaları anlatılara dökmüştür. Mitler insanlığın kadim sorularının ilk yanıtlarından doğmuş ve mit anlatılarının izleri daha sonra üretilen sanat yapıtlarında görülmüştür. Mitlerden doğan ve insanlığın kendini keşfetme sürecini aktarırken bir insan ideali yansıtan kahramanlık anlatıları, sinemaya taşınmış ve sinemanın alt türlerinden, fantastik sinemada sık rastlanılır hale gelmiştir. Fantastik film kahramanının yolculuğu çeşitli aşamalardan oluşur ve bu aşamaların oluşumunda tematik benzerlikler görülür. Kapı-geçit kullanımları da kahramanın yolculuğunun belirli aşamalarında, çeşitli temalarda karşımıza çıkar. Kapı-geçit kahramanın macerasını temel alan hemen her fantastik filmde kendine yer bulan, filmin olay örgüsünün kurulmasında yapısal işlevler üstlenen ve aynı zamanda fantastiğin var olmasını sağlayan bir unsur olarak karşımıza çıkar. Kapı-geçit kullanımına benzer şekilde mitolojik metinlerde de rastlanması bu unsurun mitler ile fantastik sinema arasında bir bağ kurduğunu kanıtlar niteliktedir. Bu çalışmanın amacı üç farklı batı mitolojisinden (Kelt, İskandinav ve Yunan) derlenen anlatılarda karşılığını bulan filmlerde kapı-geçit unsurunun kullanımını incelemek ve bu yapıtlarda sık rastlanılan ve tekrar eden yapısal bir unsur olarak öne çıkan kapı-geçidin işlevlerini açık etmektir. Çalışmanın kuramsal çerçevesinde miti ve mitolojiyi tanımlama çabaları, mitlerin işlevleri, fantastik kavramı, fantastik edebiyat ve fantastik sinemanın gelişimi ele alınmıştır. Amaçlı örneklem ile belirlenen Hiç Bitmeyen Öykü (Wolfgang Petersen, 1984), Harry Potter ve Felsefe Taşı (Chris Columbus, 2001), Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü (Peter Jackson, 2003), Narnia Günlükleri: Aslan, Cadı ve Dolap (Andrew Adamson, 2005), Pan'ın Labirenti (Guillermo del Toro, 2006), Alice Harikalar iv Diyarında (Tim Burton, 2010) ve Dev Avcısı Jack (Byran Singer, 2013) filmlerinde kapı geçit kullanımları incelenmiş ve yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Fantastik Sinema, Mit, Mitoloji, Kapı, Geçit
COVID-19 pandemisi sürecinde yükseköğretim açısından açık ve uzaktan öğrenme bileşenlerinin değerlendirilmesi
Covid-19 pandemisi gibi krizlerin oluşturduğu kritik durumlarda, eğitimin sürekliliğinin sağlanması adına çözüm olarak işe koşulan uygulamalar iyi planlanmış, tüm dinamiklerinden yararlanılmış ideal bir Açık ve Uzaktan Öğrenme (AUÖ) değil, ani kararlarla hızlı çözümler üretilmeye çalışılan bir Acil Uzaktan Öğretim olabilmektedir. Dolayısıyla kriz durumlarında nitelikli AUÖ uygulamalarının hayata geçirilebilmesi için kriz öncesinde oluşturulan planlamalara ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak planlama öncesinde, öncelikle deneyimlenen krizin değerlendirilmesi gerekmektedir. Buradan hareketle bu araştırmada, yaşanabilecek olası diğer kriz durumlarına hazırlık amacıyla, Covid-19 pandemisi nedeniyle yükseköğretimde ani bir dönüşümle işe koşulan Acil Uzaktan Öğretim uygulamalarının, ilgili uygulamalarda yaşanan problemlerin, ilgili uygulamaların nitelikli AUÖ' ye dönüştürülebilmesine yönelik önerilerin ve yükseköğretimde pandemi sonrası planlamaların belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden Keşfedici Durum Çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; Türkiye'de yer alan 14 yükseköğretim kurumu, ilgili her bir kurumdan olmak üzere 14 akademisyen ve 14 öğrenen oluşturmaktadır. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri yarı-yapılandırılmış görüşmeler, dokümanlar ve araştırmacı günlüğü aracılığıyla toplanmıştır. Görüşmeler ve dokümanlar aracılığıyla toplanan verilerin analizinde betimsel analiz ve doküman analizi kullanılmıştır. Veriler AUÖ sistemi bileşenlerinden oluşan tematik çerçeveye göre kodlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre AUÖ'nin yönetim, öğrenme, etkileşim, teknoloji ve değerlendirme bileşenleri bağlamında, Covid-19 esnasında işe koşulan Acil Uzaktan Öğretim uygulamalarının yükseköğretim kurumlarına göre farklılık gösterdiği, işe koşulan uygulamalarda çeşitli sorunlar yaşandığı, ilgili uygulamaların nitelikli AUÖ uygulamalarına dönüştürülebilmesine yönelik yükseköğretim kurumları tarafından çeşitli adımlar atılması gerektiği görülmektedir. Bunların yanı sıra araştırmada tespit edilen sorunlar ve öneriler karşısında yükseköğretim kurumları tarafından resmi internet sayfalarında paylaşılan salgın sonrası planlamaların sınırlılık gösterdiği görülmektedir.
Endüstri 4.0 döneminde iş gücü eğitimi bağlamında uzaktan eğitimin değerlendirilmesi
Dördüncü Endüstri Devrimi olarak tanımlanan ve kısaca Endüstri 4.0 olarak adlandırılan dönem, Siber Fiziksel Üretim Sistemleri, bilgi-işlem unsurları, fiziksel unsurlar, yazılım ve insanların bir bileşimidir. Bu yeni dönemde, üretim artık "el işi"nden daha fazla "beyin" çalışmasına dayalı olarak yapılmaktadır. Dolayısıyla, gelecekte üretimde yer alacak kişilerin analiz, soyutlama ve yenilik (inovasyon) becerilerinin olması beklenmektedir. Yetkin bir işgücüne olan ihtiyacın giderek artması, yaşam boyu öğrenme ihtiyacının da artması anlamına gelmektedir. Kaldı ki geleneksel, yüz yüze, uygulamaya dayalı öğrenme durumları mevcut koşullar nedeniyle çeşitli engellerle karşılaşmaktadır. Artan dijitalleşme, nasıl iletişim kurduğumuzu ve nasıl öğrendiğimizi de ister istemez değiştirmektedir. Üretimde geleneksel uygulamaya dayalı sosyal öğrenme sistemlerinde, kişiler ekipler halinde veya usta-çırak ilişkisine dayalı olarak birlikte çalışmakta ve öğrenmektedir. Endüstri 4.0 ile birlikte ortaya çıkan 'daha uzmanlaşmış işler' ve aynı tür işi yapan daha az sayıda çalışan olması nedeniyle bu tarz öğrenme biçimi eskiye oranla artık çok daha zor olmaktadır. Dolayısıyla Endüstri 4.0'la birlikte mevcut ve gelecek işgücü için yeni bir öğrenme paradigmasına; senkron ve/veya asenkron yeni bir öğrenme sistemine ihtiyaç olduğu açıktır. Bu çalışmada, Ağ Toplumu ve Eğitimin Endüstrileşmesi Kuramları çerçevesinde Endüstri 4.0 döneminde iş gücü eğitimi bağlamında uzaktan eğitim nasıl olmalıdır sorusuna yanıt aranmış, nitel araştırma yaklaşımlarından biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Ulusal ve uluslararası alanında uzman sekiz uzmanla görüşülmüş, kendileriyle yarı yapılandırılmış formlar aracılığıyla yapılan görüşmeler sonrasında toplanan veriler MAXQDA paket programı ile analiz edilerek üç ana tema altında on üç kategori ve seksen bir kod ortaya çıkmıştır. Buna göre elde edilen veriler sonrası tespit edilen ana temalar bağlamında ortaya çıkan kategoriler ve kodların çalışmanın amaç bölümünde belirtilen alt sorulara cevap niteliğinde olduğu anlaşılmış, sonuç bölümünde buna göre gerekli önermelerde bulunulmuştur.
Bağlantıcılık temelli mikro-öğrenmenin yabancı dil öğreniminde uygulanabilirliği: Voscreen örneği
Bu çalışmada, bağlantıcı öğrenme kuramını temel alan mikro-öğrenmenin yabancı dil öğreniminde uygulanabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla, bağlantıcı öğrenme kuramı ile mikro-öğrenme yaklaşımının temel niteliklerini taşıyan "Voscreen" adlı uygulamadan faydalanılmıştır. Bu uygulama, mikro-öğrenmenin bir alt alanı olarak ifade edilebilecek tek-lokmalık öğrenme (bite-sized learning) özelliklerini taşımaktadır. "Voscreen" uygulaması bir devlet üniversitesinin hazırlık sınıflarında İngilizce öğrenen iki gruptaki 22 öğrenen tarafından 4 hafta süre ile kullanılmıştır. Araştırma verileri 2016-2017 akademik yılı bahar döneminde toplanmıştır. Bu çalışma, 22 kişilik öğrenen grubu ile başlamış ve araştırmanın derinlemesine yapılabilmesi için amaçlı örneklem yöntemiyle seçilen 6 kişilik katılımcı grubuyla devam ettirilmiş bir nitel durum çalışmasıdır. Ayrıca, katılımcılar bizzat araştırmacı tarafından çalışma boyunca gözlemlenmiş ve durum çalışmasının veri tabanını oluşturan araştırmacı günlüğü ve bireysel görüşmeler nitel veri analizi ile değerlendirilmiştir. Buna ek olarak, çalışma katılımcıları hakkında bilgi sahibi olabilmek için faydalanılan anket sonuçları da sunulmaktadır. Araştırma sonucunda, faydalanılan uygulama ile öğrenenlerde yabancı dil öğrenmeye yönelik olumlu tutum geliştirme, öğrenenlerin derslik dışında hedef dile zaman ayırmalarını sağlama, dinleme ve telaffuz becerilerini geliştirme bağlamlarında olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Anahtar Sözcükler: bağlantıcılık, mikro-öğrenme, tek-lokmalık öğrenme
Açık ve uzaktan öğrenmede evrensel tasarım ilkeleri çerçevesinde artırılmış gerçekliğin kullanılabilirliği
Bu araştırmanın temel amacı, artırılmış gerçekliğin, evrensel tasarım ilkeleri doğrultusunda açık ve uzaktan öğrenme ortamlarında kullanılabilirliğini saptamak ve bu konuya ilişkin, uzman görüşlerinin Delphi tekniği aracılığıyla alınarak geleceğe ilişkin öngörülerde bulunmaktır. Bu araştırmanın amacına ulaşmak için, açık ve uzaktan öğrenme ortamlarının (1) Öğrenme, (2) İletişim ve (3) Teknoloji boyutlarıyla; evrensel tasarımın (1) Eşitlikçi Kullanım, (2) Kullanımda Esneklik, (3) Basit ve Sezgisel Kullanım, (4) Algılanabilir Bilgi, (5) Hata için Tolerans, (6) Düşük Fiziksel Güç Gereksinimi, (7) Yaklaşım ve Kullanım İçin Uygun Boyut ve Mekân ilkeleri kullanılmıştır. Bu araştırma, yöntemsel olarak nitel bir durum çalışmasıdır. Kuramsal çerçeveyi temel alan açık uçlu sorularla birincil veri toplama aracı olarak Delphi tekniği 14 uzman katılımcıyla 3 tur boyunca uygulanmıştır. İkincil veri toplama aracı olarak kullanılan yapılandırılmış görüşme soruları bir Uzakdoğu ülkesinde Akademisyen Değişim Programı sırasında uygulanmıştır. 6 farklı ülkeden toplam 11 uzman katılımcıdan elde edilen veriler taşınabilir disk, e-posta ve hazırlanan anket çıktısının el yazısıyla doldurulması aracılığıyla toplanmıştır. Burada toplanan veriler, Delphi turlarında elde edilen verileri doğrulamak ve desteklemek için kullanılmıştır. Birincil veri toplama aracı olarak kullanılan Delphi tekniğinde, ilk tur sonunda ulaşılan 103 temadan, ikinci turda 27'si tekrar değerlendirilmek üzere üçüncü tura aktarılmıştır. Bu tur kapsamında 11 tema elenmiş, 16 tema kabul edilmiş ve toplam 92 tema bu araştırma sonunda ortaya çıkan kullanılabilirlik ilkesi olarak değerlendirilmiştir. Böylece, açık ve uzaktan öğrenmede evrensel tasarım ilkeleri çerçevesinde artırılmış gerçekliğin kullanımına yönelik 21 başlıkta 92 tema ortaya konmuştur. Bu temalara ilişkin bulgular yorumlanmış, tartışılmış, sonuçlar ortaya konmuş ve öneriler sunulmuştur.
E-öğrenme ortamlarında sözsüz iletişim öğelerinden yüz ifadelerinin kullanımı
Bu çalışmada açık ve uzaktan öğrenenlerin videolar yoluyla aldıkları derslerde konu anlatıcısının yüz ifadelerinin öğrenen motivasyonuna olan etkisi incelenmiştir. Bu bağlamda Açıköğretim Fakültesi e-kampüs üzerinden Medya ve İletişim dersinin ilk ünitesi video yoluyla açıköğretim sisteminde kalite elçileri adıyla anılan öğrenen kitlesine sunulmuş ve onlardan bilgi toplanmıştır. Bu çalışmada öğrenme malzemelerinden video incelendiğinden sözü geçen ders videosu, araştırmacı tarafından belirli saniyeler arasında anlatıcının yüz ifadelerine göre nötr, enerjik, sıkılmış, samimi, öfkeli ve düşünceli olarak gruplanmıştır. Herbir yüz ifadesinin kullanıldığı aralık sonunda videoda öğrenenler videoyu izlemeye devam etme isteklerini ölçen bir cetvelle karşılaşmışlardır. Böylece öğretenin kullandığı yüz ifadelerine göre öğrenen motivasyonunda nasıl bir değişiklik olduğu gözlemlenmiştir. Ardından videonun tamamını izleyip her ölçeğe cevap veren katılımcılar arasından dokuz kişi rastgele seçilerek tezin kuramsal dayanakları olan İletişim Ortamları Zenginliği ve Bilgisayar Ortamlı İletişim kuramları ile hazırlanan matristen çıkarılan on adet açık uçlu soruya cevap vermişlerdir. Öğrenen motivasyonunu olumlu etkileyebilecek yüz ifadelerinin videoya devam etme isteği yüzdelerine göre sırayla enerjik (%73), samimi (%72) ve nötr (%71) olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sözsüz iletişim, Açık ve uzaktan öğrenme, Öğrenen motivasyonu
Bilim kurgu sinemasında işlevsel renk kullanımı
İnsanın yüzey üzerine resmetme eyleminin ilk örneklerinden itibaren karşılaşılan renk kullanımı zamanla sanat ve tasarımın önemli unsurlarından biri olmuş ve bazı felsefeciler, sanatçılar ve bilim insanları tarafından hem teoride hem de pratikte üzerinde çalışılan bir alan halini almıştır. Film sanatı ortamında da kendisine önemli bir yer edinen renkler sanatçılar tarafından anlam yaratma, duygu aktarımı ve görüntülerin estetik ve psikolojik etkilerini pekiştirme amaçlarıyla kullanılmaktadır. Renklerin bahsedilen amaçlara yönelik kullanımını sağlayan üç temel işlev vardır. Zettl bu üç temel işlevi; bilgi verme, kompozisyon yaratma ve etkileyicilik işlevi olarak adlandırmaktadır. Bilim kurgu sineması gelişen bilim ve teknoloji ile doğru orantılı olarak önem kazanmaktadır. Bu türün tarihsel gelişimi incelendiğinde yine teknolojiyle paralel şekilde görsel boyuta da gösterilen önemin de arttığı görülmektedir. Dolayısıyla görsel anlatının bir unsuru olan renkler de bu türün sinematografik anlatısında aynı derecede önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı belirli bilim kurgu sineması tema ve alt türleri üzerinden seçilen filmlerde renklerin üç ana işlevine yönelik kullanımını incelemektir. Çalışmanın kuramsal çerçevesinde renk ve bilim kurgu konuları çeşitli yönleri üzerinden ele alınmaktadır. Ardından amaçlı örneklem yöntemi ile seçilen Gattaca, Dark City, The Matrix, Blade Runner 2049, Mad Max: Fury Road, The Road, 2001: A Space Odyssey, Star Wars serisi, Avatar ve Arrival filmlerinde renklerin üç temel işleve yönelik kullanımı incelenmiş ve yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Renk, Sinematografi, Görsel Anlatı, Bilim Kurgu.
Açık ve uzaktan öğrenmede bulut tabanlı ve iş birliğine açık e-kitapların etkileşim boyutunun incelenmesi
Bu eylem araştırmasının amacı, bulut tabanlı ve iş birliğine açık e-kitaplarda etkileşim boyutunu incelemektir. İlgili alanyazın ve farklı uygulamalar incelenerek pilot çalışmalar gerçekleştirilmiş ve doğrudan kitap üzerinde tartışma ve işbirlikli çalışma imkânı veren Activetextbook platformunun kullanımına karar verilmiştir. Ardından platform Türkçeleştirilerek öğrenme yönetim sistemine entegre edilmiştir. Araştırma bağlamında, Temel Bilgi Teknolojileri II kitabı bu platform üzerinde kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları, 2017-2018 Bahar Döneminde Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sisteminde yer alan 78 gönüllü öğrenenden oluşmaktadır. Eylem araştırması planının oluşturulması ve geçerlik güvenirlik çalışmaları için, açık ve uzaktan öğrenme alanında uzman 4 kişilik bir heyet oluşturulmuştur. Araştırmacı da eylem araştırması kapsamında uygulayıcı rolünü üstlenmiştir. Araştırmada elde edilen veriler, araştırmanın temel amaçları doğrultusunda önce tematik içerik analizi ile incelenmiş, sonrasında etkileşim türleri ve araştırma topluluğu çerçevesinde betimsel içerik analizine tabi tutulmuştur. Uygulama sürecinde en az bir yorum yapmış 16 öğrenen ve bu süreçte görevli olan öğretici ile görüşme yapılmış ve bu görüşmeler içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırma bulguları, uygulama sürecinde ikinci döngüden itibaren verilen öğrenme desteği ile etkileşimin sağlanabildiğini göstermiştir. Üçüncü döngüde öğreticinin de uygulama sürecine dahil olmasıyla etkileşimin artmaya devam ettiği görülmüştür. Araştırma öncesinde verilen teknoloji seminerleri ve oryantasyon çalışmaları ile uygulama sürecinde sağlanan öğrenme desteğinin topluluk hissi ve sosyal bulunuşluk üzerinde etkili olduğu gözlenmiştir. Öğrenen yorumlarının ve yapılan görüşmelerin analizi; öğretimsel ve sosyal bulunuşluğun, bilişsel bulunuşluğu olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Ayrıca; bulut tabanlı e-kitap ortamının, öğrenen-içerik etkileşimini sosyal etkileşime dönüştürme potansiyeline sahip olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra araştırma bulguları, kitap üzerindeki tartışma ortamının özellikle açık ve uzaktan öğrenme ortamlarında etkili ve verimli olduğunu, öğretici ve öğrenenlerin ortamdan oldukça memnun kaldıklarını göstermiştir. Araştırma sürecinde elde edilen deneyim ve görüşlere bağlı olarak bulut tabanlı e-kitap ortamında geliştirilebilecek özellikler verilmiş araştırmacı, öğretici ve kurumlara yönelik öneriler sunulmuştur. Araştırmanın sonunda eylem araştırması kapsamında geliştirilen eylem araştırması planı, araştırmacı ve öğreticilere sunulmuştur.
Etkileşimli televizyon yayıncılığında içerik geliştirme
Bu araştırma, Etkileşimli Televizyon içeriklerinin tasarımına yönelik etkileşimli bir prototipin geliştirilmesini amaçlamaktadır. Prototipin oluşturulması sürecinde iki temel kuramdan yararlanılmıştır. (1) Medyanın İçselleştirilmesi, (2) Etkileşimli İletişim Modeli. Medyanın İçselleştirilmesi, etkileşimliliği değişen iletişim teknolojilerinin gelişimi üzerinden, Etkileşimli İletişim ise etkileşimliliğin doğasını iletişim süreci üzerinden açıklayan yaklaşımlardır. Araştırmada, Etkileşimli Televizyon Yayıncılığına ilişkin prototipin geliştirilmesi sürecinde etkileşimli televizyon ve etkileşimli içerik yazılımı konusunda uzman kişilerin görüşleri alınmıştır. Bu nedenle araştırma, nitel bir durum çalışması şeklinde desenlenmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında kuramsal temel çerçevesinde bir kuramsal dizey (matris) oluşturulmuş ve bu kuramsal dizeyden oluşturulan sorular çerçevesinde bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Daha sonra, bireysel görüşmelerden elde edilen verilerle etkileşimli televizyon programına yönelik hazırlanan akış şemasına uygun olarak etkileşimli bir futbol programının tasarımı gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuç ve öneriler bölümünde bireysel görüşmelerden elde edilen veri setinin çözümlenmesi ve yorumlanmasıyla ortaya çıkan sonuçlar ve önerilere yer verilmiştir.