Theses supervised by Prof. Dr. Uğur Tekin
21 theses · İstanbul Aydın University
Türkiye ye gelen Suriyeli göçmen çocukların eğitim sorunları
2011 yılında Suriye'deki iç savaştan dolayı üç milyona yakın insan Türkiye'ye göç etmiştir. Suriyelilerin önemli bir bölümü güvenlik nedeniyle ülkelerinden ayrılmışlardır. Kamplarda kalan mültecilere çeşitli imkanlar sunulurken, kayıt dışı olanlar bu hizmetlerden yararlanamamaktadır. Bu açıdan mülteci statüsündeki bireyleri önce acil yardım ve daha sonra ise rehabilitasyon ile desteklemek gerekmektedir. Çünkü mülteci konumunda olan bireyler suiistimale açık şartlarda yaşamaktadırlar. Suriyeli nüfusunun yarısından çoğunu çocuklar oluşturmaktadır. Çocuklar için iltica sürecinin oldukça zor olduğu söylenebilir. Özellikle kendi ülkelerinden farklı bir çevrede bulunmaları uyum sorununu da beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada Suriyeli çocukların uyum sorunları ve çözüm önerileri değerlendirilmiştir.
Farklı sosyo-ekonomik düzeylerdeki anaokuluna başlayan çocukların okula uyum süreci ve nörobilişsel bağıntıların incelenmesi
Okul öncesi dönem, bireyin hayatının en belirleyici dönemidir. Bu sebeple, çocuğun bu süreç içerisinde yetiĢtiği koĢullar büyük önem taĢımaktadır. Çocuk doğduğu andan itibaren kendini bir aile ortamında bulmaktadır. Erken dönemde ise, günün önemli bir bölümünü geçireceği okula uyum sağlama iĢlevi ile karĢılaĢmaktadır. Ġlk kez okula baĢlayan çocuk, farklı eğitim ortamlarına girmiĢ olur. Sahip olduğu becerilerin tümü çocuğu ve onun kapasitesini uyum sağlama ve öğrenme açısından etkiler. Okul öncesi eğitime baĢlama, çocuk ve aileler açısından okula uyumluluğunusergilemektedir. Ġlk kez okula baĢlayan çocuk, farklı eğitim ortamlarına girmiĢ olur. Sahip olduğu becerilerin tümü çocuğu ve onun kapasitesini uyum sağlama ve öğrenme açısından etkiler. Bu süreçte; dikkat, bellek ve zeka gibi nörobiliĢsel iĢlevler önem kazanmaktadır. Bu bağlamda çalıĢmanın amacı, sosyoekonomik düzeyleri farklı olan anaokulu öğrencilerinin okula uyum süreciyle nörobiliĢsel iliĢkilerin değerlendirilmesidir. AraĢtırmada anket ile soru-cevap modeli kullanılmıĢtır. AraĢtırma sonuçlarına göre davranıĢsal boyutun biliĢsel ve duyuĢsal boyut ile doğrudan ve anlamlı olduğu ve bunun da okul olgunluğunu etkilediği belirlenmiĢtir.
Yerel yönetimlerde halkın eğitimi ve hayat boyu öğrenme faaliyetleri
Halk eğitimi merkezlerinin kuruluşu ve amaçları, Türkiye genelinde var olan halk eğitim merkezi sayısı, merkezlerde ne tür kursların açıldığı, katılımcıların kurs sonunda elde ettikleri sertifikaların kendilerine ne gibi bir fayda sağladığı, sertifikaların içeriği, daha çok kimlerin ne tür kurslara ilgi gösterdiği (ev hanımı, memur, öğrenci vs. açısından), eğitimlere başvuru için izlenilecek yolları hizmet alanların ne kadar bildiği, son yıllarda Halk Eğitim Merkezleri'nde ne tür düzenlemeler yapıldığı ve ne tür çalışmalar yapıldığı ve halkın eğitiminde yerel yönetimler ve birlikte HEM 'lerin etkinliği ve yeterliliğini ölçmeye çalışan bir çalışma sunulmuştur. Yerel yönetimlerin halkın eğitimini planlarken kitleleri, hayat boyu öğrenme çerçevesinde değerlendirmesi gerekliliği ve birçok hassasiyeti içine alan ciddi planlamalar yapmasının HBÖ içindeki rolünün ne derece önemli olduğunun fark edilmesi de araştırmanın içinde verilerle gösterilmiştir. Yerel yönetimler ve HEM 'lerin HBÖ içinde çok ciddi misyonlar yüklenmiş olduğu da kaçınılmaz bir görüştür. Okuma- yazma bilmeyen her vatandaşın özellikle; kadınların ve genç kızların buluşma noktası olan yetişkin eğitimi merkezlerinin, zaman değerlendirmek, psikolojik rehabilitasyon sağlamak, sosyalleşmek isteyen; 7'den 77' ye her yaşta insanın aynı öğrenme ortamlarında buluştuğu vazgeçilmez öğrenme ortamları olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma, Yerel Yönetimlerde Halkın Eğitimi ve Hayat Boyu Öğrenme çalışmalarının günümüzdeki gidişatı açısından çok önemli olduğunu ve bu çalışmaların HEM'ler ile işbirliği halinde yapılacak olursa daha ciddi ve süreklilik arz eden eğitimler olacağı konusuna dikkat çekmek üzere yapılmıştır. Araştırmada, ülkemizde yerel yönetimlerce yapılan yetişkin eğitimlerinin siyasal yaptırımlar ve politik duruşlardan etkilendiği, yetersiz ve istikrarsız olduğu ve HEM'lerin aktif çalışmalarının bu faaliyetlerin ardında sessiz sedasız yürütülürken fark edilmediği ve gereken değeri görmediği düşüncesine de vurgu yapılmıştır. Araştırma tecrübe edilen ve gözlemlenen faaliyetler, istatistikler ve anketler ile desteklenmiş ve beklenen sonuç gözlemlenmiştir. Bu araştırma sırasında gerçekte yapılan eğitimlerin birçoğunun günübirlik tüketildiği ve hedefi uzun vadede geri dönüşümü olan çalışmalarla vatandaşın asıl beklentilerinin sistemin istekleriyle çatıştığını ve Yetişkin eğitiminde yerel yönetimlerin belli büyük nüfuslu bölgeler hariç pek de etkili olmadığı görülmüştür. Bulgular, Yerel Yönetimlerin Hayat Boyu Öğrenme faaliyetlerini hakkıyla yaptığını ve halkın eğitimi için STK 'lar dâhil tüm kurum ve kuruluşların elbirliği ile çalışmalar yapması gerektiği görülmüştür.
Hizmet içi eğitimin işgören motivasyonuna etkisi
Eğitimli insan, toplumsal yapının her biriminde önem taşımaktadır. İş yaşamında da eğitimli ve işinin gereklerini yerine getirebilen becerideki çalışanlar büyük bir önem taşımaktadır. İşletmeler, çalışanlarına yeterlilik kazandırabilmek için hizmet içi eğitimler vermektedirler. Bunun yanında çalışanların iç enerjisini canlı tutacak önlemlerle motivasyonlarını da artırmaya çalışmaktadır. Çalışanların mesleki yeterliliklerini artıran hizmet içi eğitimin de motivasyonu artırdığı görülmektedir. Bu araştırmada hizmet içi eğitim algısının motivasyon üzerindeki etkisi incelenmiştir. Sivil hava yolu taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren bir işletme evreninde oluşturulan 148 kişilik bir örneklem oluşturulmuştur. Bu örneklemden Clemenz (2005)'in geliştirdiği Hizmet İçi Eğitim Algısı Ölçeği ve Semerci (2010)'un geliştirdiği Başarı Odaklı Motivasyon Ölçeği kullanılarak veriler elde edilmiş ve bu veriler Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde frekans ve yüzde analizi, standart sapma, farklılık testleri, tek yönlü varyans analizi, TUKEY testi ve t testi teknikleri kullanılmıştır. İstatiksel testler sonucunda elde edilen bulgulara göre; hizmet içi eğitim algısı çalışanların motivasyonuna etki etmektedir. Demografik faktörlerin hizmet içi eğitim algısını ölçen analizlere göre hizmet içi eğitim algısı ile sadece gelir değişkeni arasında bir ilişkinin olduğu diğer değişkenlerin ise bir etkisinin olmadığı görülmektedir. Demografik faktörlerin motivasyon ile ilgisini ölçen analizlerde ise motivasyon ile yaş, cinsiyet, meslekte geçirilen süre, iş yerindeki kıdem, mesleki unvan ve alınan hizmet içi eğitim sayısının anlamlı bir ilişkisinin olduğu görülmektedir. Buna karşın medeni durum ve gelir değişkenleri ile motivasyon arasında bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler:Hizmet içi eğitim, motivasyon, hizmet içi eğitim motivasyon ilişkisi, Başarı Odaklı Motivasyon Ölçeği..
Okul yöneticilerinin liderlik düzeyleri ile örgütsel sinizm arasındaki ilişki: İstanbul Bahçelievler örneği
Bu araştırmanın konusu liderlik ile örgütsel sinizm arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Bunun için liderlik ile örgütsel sinizm arasındaki bağlantının belirlenen değişkenlere göre değişip değişmediği incelenmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Bahçelievler İlçesi'nde görevli olan öğretmenlerden oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise, İstanbul ili Bahçelievler İlçesi'nde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan öğretmenler içinden rastgele seçilenler oluşturmaktadır. Araştırmada, İstanbul Bahçelievler'deki sınıf ve branş öğretmenlerinin liderlik biçimleri ve örgütsel sinizm tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, 3 kısımdan oluşan bir anket uygulanmıştır. Anketin ilk kısmı demografik bilgileri içermektedir. İkinci anket Bolman ve Deal (1991) tarafından geliştirilen 32 madde olan Liderlik Stilleri Belirleme Anketidir. Anketin üçüncü kısmında Brandes, Dharwadkar ve Dean (1999)'in bilişsel, duyuşsal, davranışsal faktörleri içeren örgütsel sinizm düzeyini ölçmek amacıyla kavramsallaştırdığı 14 maddelik ölçek kullanılmıştır. Veriler toplandıktan sonra; katılımcıların mesleki kıdem yaş, unvan ve cinsiyet gibi çeşitli değişkenlerin değerlendirmesi amacıyla bulgular incelenmiştir. Veriler parametrik olmadıkları için Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Ayrıca veriler arası ilişkinin belirlenmesi amacıyla Spearman korelasyon testi uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonunda liderlik ölçeği ve alt boyutlarında genel olarak mesleki kıdem ve çalışılan kurum değişkenleri arasında anlamlı farka rastlanmıştır. 11 yıl ve üstü kıdem yılına sahip olanların liderlik algısının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca çalışılan kurum değişkeni incelendiğinde ilkokul ve liselerde görev yapanların liderlik algısının ortaokullarda görev yapanlardan daha yüksek olduğu görülmüştür. Liderlik ve sinizm arasında ters yönlü ve orta düzeyde bir ilişkinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ortaokullarda okul kültürünün incelenmesi
Bu araştırmada ortaokullarda görev yapan branş öğretmenlerinin demografik yapıları ile çalıştıkları okulun, okul kültürü boyutları arasındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmanın evreni, İstanbul ili, Fatih ilçesinde çalışan ortaokul öğretmenleri. Örneklemi ise bu ortaokullarında çalışan 237 branş öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada veriler Ali Rıza TERZİ' nin geliştirdiği "Okul Kültürü Ölçeği" ile toplanıp değerlendirilmiştir. Bu araştırmada elde edilen bulgular SPSS for Windows 22.0 programı ve Windows Office Excel 2007 programı ile analiz edilmiştir. Bir birinden bağımsız grup arasında sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında ise tek yönlü Anova testi kullanılmıştır. Buna bağlı olarak tamamlayıcı olarak post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Yapılan araştırmada bulunan bulgulara göre "Görev Kültürü" boyutunun frekansı değeri daha yüksek çıkmıştır. "Başarı Kültürü" boyutunda; öğretmenlerin yaşları, öğretmenlerin eğitim durumları, okulun yer aldığı çevrenin sosyo-ekonomik düzeyi ve öğretmenlerin aynı okullardaki çalışma süreleri arasında anlamlı fark bulunmuştur. "Destek Kültürü" boyutunda; öğretmenlerin yaşları arasında ile bu boyut arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. "Görev Kültürü" boyutunda; öğretmenlerin yaşları ve okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik durumu ile bu boyut arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırmada okul yöneticilerine ve Milli Eğitim Müdürlüklerine Destek Kültürü"' nü geliştirici çalışmalar yapmaları konusunda önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Örgüt Kültürü, Okul Kültürü, Okul Kültürü Boyutları
Şanlıurfa ili Viranşehir ilçesinde lise öğrencilerinde depresyon, anksiyete, stres ve sigara kullanım ilişkisi
Bu çalışma sigara kullanımının lise çağındaki bireylerde depresyon, anksiyete ve stresle ilişkisini araştırmak amacıyla, 2016-2017 Eğitim döneminde Viranşehir Gazi Anadolu Lisesi, Viranşehir Yunus Emre Anadolu Lisesi, Viranşehir Karacadağ Anadolu Lisesi, Viranşehir Anadolu Lisesi, Viranşehir Pri reis Mesleki Teknik Anadolu Lisesindeki lise-1-2-3-4 sınıfta okuyan öğrencilere (n=243) depresyon, anksiyete ve stres ölçeği uygulanacaktır. Veri toplama araçları olarak Depresyon, Anksiyete, Stres Ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Depresyon, Anksiyete, Stres Ölçeği (DASÖ) Lovibond ve Lovibond tarafından 1995 yılında geliştirilen bu ölçek likert tipi bir ölçek olup 42 maddeden oluşmaktadır. Sonuçlara göre katılımcıların %46'nın sigara kullandığı ve %54'nün kullanmadığı görülmektedir. Sigara kullanan katılımcıların %41'in 1-5 adet, %22'nin 5-10 adet, %16'nın 10-20 adet ve %21'nin günde 20 adet üzerinde sigara tükettiği tespit edilmiştir. Katılımcıların depresyon düzeyleri incelendiğinde; %49'u normal, %18'i hafif, % 3'ü orta, % 14'ü ileri ve %16'sı ise çok ileri düzeyde, anksiyete düzeyleri; %46'nın normal, %9'u hafif, %18'i orta, %10'u ileri ve %17'si ise çok ileri düzeyde, stres düzeyleri; %56'nın normal, %14'ü hafif, % 19'u orta, % 7'si ileri ve %3'ü ise çok ileri düzeyde oldukları tespit edilmiştir. Ailesinin sadece tek bir ferdi sigara kullanan bireylerin anksiyete ve stres düzeylerinin, ailesinde birden çok ferdi sigara kullananlara göre daha düşük düzeyde olduğu, sigara kullanan katılımcıların depresyon-anksiyete, depresyon-stres, stres-anksiyete düzeyleri arasında oldukça güçlü düzeyde doğru orantılı ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir(p=0,01). Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde değerleri ile sunulmuştur. Sigara kullanma durumlarına göre depresyon, anksiyete, stres, yaş ve cinsiyetleri arasındaki ilişkilerinin tespit edilmesi amacı ile ki-kare testi, sigara kullanma durumlarına göre depresyon, anksiyete, stres düzeyleri arasındaki farkın analizinde t testi kullanılmıştır. Sigara tüketim sıklığı ve aile sigara içen fertlere göre depresyon, anksiyete, stres düzeylerinin incelenmesinde varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Öğrencilerin depresyon, anksiyete, stres düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacı ile korelasyon analizi uygulanmıştır. Çalışmada 0,05'den küçük p değerleri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Analizler SPSS 22.0 paket programı ile yapılmıştır.
Suriyeli sığınmacı çocukların Türk eğitim kurumlarında karşılaştıkları sorunlar
Bu çalışma Türk eğitim kurumlarında eğitim gören Suriyeli sığınmacı çocukların akademik yaşantı sürecinde karşılaştıkları sorunları ortaya koymak, bunun için öğretmenlerinin görüşlerini ve yaşadığı sorunları değerlendirmek ve bu görüşler doğrultusunda birtakım önerilerde bulunmak amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen araştırmanın verileri 2016-2017 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Avcılar, Beylikdüzü ve Küçükçekmece ilçelerinde bulunan görev yapan 10 öğretmen ile yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan yarı-yapılandırılmış uzman görüşme modeli kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu hem sınıfında Suriyeli öğrencisi bulunan sınıf ve branş öğretmenlerinin hem öğrencilerin hem de velilerin yaşamış olduğu sorunların ve bu sorunların çözümü için öneri ve destekleri belirlemeye yönelik olarak oluşturulmuştur. Görüşme sorularına öğretmenlerin kişisel bilgilerini elde etmek amacıyla kişisel bilgi formu eklenmiştir. Veriler (görüşme metinleri) derinlemesine analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları; Suriyeli sığınmacı çocukların Türk eğitim sistemine girişiyle birlikte öğretmenlerin yaşadığı sorunlar, öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda öğrencilerin ve velilerin yaşadığı sorunlar ve öğrencilerin daha iyi eğitim alabilmesi için öğretmenlerin sunduğu öneriler ve ihtiyaç duyulan destekler alt başlıkları altında elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, sığınmacı, Suriyeli çocuklar, öğretmen görüşleri
Yerel yönetimlerde karar organı olarak meclis Güngören Belediyesi ilçe meclisi örneği
Araştırmada modern demokrasilerin ve yerel yönetimlerin vazgeçilmezi meclis konusu işlenmiş ve demokrasinin tanımından yola çıkılarak, yönetim kavramı anlatılıp, yerel yönetimler neden vardır? Sorusuna cevap aranmıştır. Türkiye'nin yerel yönetimleri irdelenip, il özel idaresi, ilçe belediyeleri ve büyükşehir belediyelerinin tanımları, ayrıca ilgili kanunlar tarafından verilen görev ve yetkileri açıklanmıştır. Türkiye'de belediyeciliğin tarihsel gelişimi Osmanlı Devleti zamanından bugüne kadarki anayasaların yerel yönetimlere verdikleri önem, ilçe meclislerinin kanunlar çerçevesinde teknik olarak analizi yapılmıştır. Örnek ilçe gösterilen ve hakkında kısa bilgiler verilen Güngören ilçesi ve yerel yönetimi tanıtılarak kurulduğu zamandan günümüze belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği seçimleri çizelge halinde anlatılmış, son olarak ise Güngören İlçe Meclis üyeleri ile Güngören İlçe Meclisi'nin işlevselliği ve daha ileri seviyelere nasıl taşınabilirliği konularında görüşmeler yapılmıştır.
Meslek liselerinde çalışan öğretmenlerin mesleki doyumu ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Yapılan çalışmada Meslek Liselerinde çalışmakta olan öğretmenlerde iş yaşamının verimi ve etkinliğinde etkileri olduğu kabul gören tükenmişliğin ve mesleki doyumun arasındaki ilişki düzeyinin saptanarak incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemini İstanbul ili Ataşehir ilçesi Meslek Liselerinde görev yapan 175 öğretmen oluşturmaktadır. Anketler basit rastgele örnekleme yönteminden yararlanılarak elde edilmiştir. Araştırmaya ilişkin veriler, katılımcılara yönelik demografik bilgiler içeren kişisel bilgi formu, iş doyum düzeyi Mesleki Doyum Ölçeğinden (MDO), tükenmişlik düzeyi ise Maslach Tükenmişlik Ölçeğinden (MTÖ) yararlanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS.23 paket programı aracılığıyla analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Öğretmenlere yönelik mesleki doyum düzeyi ve tükenmişlik ve alt boyutları arasındaki ilişkinin belirlenebilmesi amacıyla MDÖ'den alınan puanların MTÖ'nün alt boyutlarından alınan puanlarla ilişkisi incelenmiş ve mesleki doyum düzeyi ile tükenmişlik boyutları arasında kabul edilebilir düzeyde, istatistiksel bakımdan anlamlı ve negatif bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Yapılan araştırma çerçevesinde; mesleki doyumun dolaylı birçok dış etkenden etkilendiği göz önüne alındığı takdirde; elde edilen bulgular doğrultusunda duygusal tükenme ve kişisel başarı eksikliği alt boyutlarının bu kavramın %45'lik kısmını açıkladığı tespit edilmiştir. Açıklanamayan diğer kısımların ise çalışma kapsamında değerlendirilmeyen diğer unsurlardan kaynaklanabileceğini söylemek mümkündür.
Yerel yönetimlerde halkın yönetime katılımı ve kent konseyi kurul ve organlarının seçimle belirlenmesi
Bu tezin amacı, cumhuriyet rejiminin en önemli araçlarından biri olan ve Antik Yunan'dan başlayarak, günümüze kadar birçok aşamadan geçen demokrasi kavramının en önemli uygulamalarından biri, halkın yönetime doğrudan katılımının yerel yönetimler ayağının ve sivil halk meclisleri olan kent konseyinin günümüz yerel yönetimlerindeki rolünün açıklanmasıdır. Öncelikle, demokrasi kavramının gelişmesinin tarihsel süreci anlatılmalı ve Türkiye'de ilk yerel yönetim uygulamalarının tahlili yapılmalıdır. İlk belediye teşkilatımız olan 6.Daire ve bu ilk yerel yönetim deneyimimizin oluşmasına neden olan Tanzimat Dönemi ve bu dönemin siyasi aktörlerinin demokratik ve katılımcı bir yerel yönetim oluşturma çabalarının incelenmesi gerekmektedir. Söz konusu çabalar cumhuriyet rejimiyle birlikte, yerel yönetimlerde gerçekleşecek olan reformların dayanak noktasını oluşturacaktır. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesini sağlayan 1930 tarihli ilk belediye kanunumuz ve artan nüfus ve sanayinin gelişmesiyle meydan gelen özel yönetim birimi büyükşehir belediyeleriyle tanışmamız ve üyelik sürecindeki aday ülkelerle imzaladığı yerel özerklik şartının uygulanmasını kolaylaştıran 5393 sayılı Belediye Kanunu başta olmak üzere Türkiye yerel yönetimlerinin kırılma noktaları incelenmeden, günümüz yerel yönetimlerinin tahlili yapılamaz. Türkiye'de belediyecilikte devrim niteliğinde bir deneyim yaşatan, halkı yönetime katmanın ötesine halkı ve kentte yaşayan tüm kesimleri yönetimin başlıca unsuru haline getiren Fatsa bağımsız belediye başkanı Fikri SÖNMEZ, bilinen adıyla Terzi Fikri'nin, siyasi ve toplumsal mücadelesi ve bugünün demokrasi mücadelesine ışık tutan halk meclisleri demokratik yerel yönetimlere tartışılmaz katkılar sunmuştur. Bu uygulamaların temsilcilerinin devlet otoritelerince engellenmesi ve Terzi Fikri'nin askeri bir darbeyle cezaevine atılması ve yaşamının bir hücrede son bulması da tartışılması gereken başka bir konudur. Terzi Fikri'nin halk meclisleriyle kıyaslanamayacak ölçüde olan ve AB ile imzaladığımız yerel özerlik şartının doğurduğu kent konseyi idarecileri ve belediye yöneticileriyle yapılan görüşmeler ve farklı kent konseyi çalışmalarının incelenmesi sonucunda kent konseylerinin yasal düzenlemelerden yoksun ve uygulamalara farklılık gösteren bir yapıda olduğu gözlemlenmiştir. Kent konseylerini belediyenin resmi organı haline getirecek ve kentli bireyleri konseye katacak bir model öngörülmüş, önerilen kent konseyinin hangi usul ve esaslarla işleyeceği, en alt birimlerinin çalışma düzenine kadar açıklanmakla birlikte, sözü edilen model tezin ana konusunu oluşturmaktadır.
7.-8. sınıf özel okul öğrencilerinin sınav kaygısı ile ana-baba tutumları ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin anne-baba tutumlarının mükemmeliyetçi kişilik özelliklerini ve sınav kaygısını yordayıp yordamadığını belirlemek amaçlanmıştır. Anne ve baba tutumları, bireyin sağlıklı bir kişilik yapılandırması, akademik gelişimi ve aynı zamanda bireyin sosyal ve uyum becerilerini geliştirebilmesi için Aile Danışmanlığı alanının önemli konuları arasında yer alır. Yurtdışında ve ülkemizde anne-baba tutumu ile ilgili önemli sayıda araştırma göze çarpmaktadır. Son yıllarda uygulanan eğitim sisteminde sınavların hayatımızdaki yerinin ve öneminin artması ile sağlıksız anne ve baba tutumlarının öğrenci üzerinde baskı oluşturması öğrencide mükemmeliyetçi kişilik özelliklerini ve sınav kaygısının yaygınlığı arttırmıştır. Bu araştırmadan yola çıkarak anne-baba tutumlarının, mükemmeliyetçi kişilik ve sınav kaygısını, ne kadar etkilediği, öğrencinin sınıf düzeyine, cinsiyetine, algılanan akademik başarı düzeyine, anne-babanın birliktelik durumuna ve sosyo-ekonomik düzeye göre farklılık göstereceği düşünülmektedir. Araştırma 7. ve 8. sınıfa devam eden 150 ortaokul öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin sınav kaygısına ilişkin verilerini saptamak amacıyla Sınav Kaygısı Envanteri (Öner, 1990), Ana-Baba Tutum Ölçeği (Kuzgun ve Eldeleklioğlu, 2005) ve Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (Özbay ve Taşdemir 2003) kullanılmıştır. Demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada anne-baba tutumlarının ve mükemmeliyetçiliğin öğrenci üzerinde sınav kaygısını yordayıp yordamadığı çoklu doğrusal regresyon analizi tekniği ile belirlenmiştir ve bunun sonucunda, anne-baba tutumlarının sınav kaygısı ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri arasında önemli sonuçlar saptanmıştır Anahtar Kelimeler: Sınav kaygısı, mükemmeliyetçilik, anne-baba tutumları
İlkokulda görev yapan okul yöneticisi ve öğretmenlerinin mobbinge (psikolojik şiddete) maruz kalma düzeyleri
Bu araştırmada, ilkokullarda görev yapan öğretmen ve yöneticilerin, çalışma ortamında maruz kaldıkları yıldırma eylemlerinin düzeyi, özellikleri ve kimler tarafından uygulandığı incelenmiştir. Araştırma örneklemi, İstanbul ilinin üç ilçesinde bulunan, 10 ilkokulda görev yapan 155 öğretmen ve yöneticiden oluşmuştur. İlkokullarda görev yapan öğretmen ve yöneticilerin maruz kaldıkları yıldırma eylemleri ile ilgili veriler, beşli Likert sistemiyle hazırlanmış bir anket ile toplanmıştır. Veriler SPSS veri analiz programında işlenerek, aritmetik ortalama, Mann Whitney ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, İlkokullarda görev yapan öğretmen ve okul yöneticilerinin maruz kaldıkları yıldırma eylemlerinde, gruplar arasında en çok farkın ortaya çıktığı değişkenler, yaş, kıdem, medeni hal ve görevdir. Bu değişkenlere göre ortaya çıkan sonuçlar; 29-34 yaş arasında çalışanların diğer yaş gruplarına oranla, 6-10 yıl arasında görev yapan çalışanların diğer kıdem aralıklarına göre ,bekarların evli çalışana göre,yöneticilerin öğretmenlere oranla daha fazla yıldırma eylemlerine maruz kaldığı tespit edilmiştir. İlkokullarda meydana gelen yıldırma eylemlerinin çoğunluğunun erkekler tarafından uygulanmaktadır. Yıldırma uygulayan kişilerin yaş aralıklarının ise 36-48 yaş aralığında olduğu tespit edilmiştir.Ankete cevap veren katılımcıların %38,1'i farklı çekincelerden dolayı bu konuda bilgi vermemiştir.
Ortaöğretim kurumlarındaki öğretmenlerin çocukluk çağı travmatik yaşantı düzeyi ile çocuk istismarına yönelik farkındalıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
İstismar olgusu, çocukluk çağında yaşanan en ciddi travma biçimidir. Okul ise çocukların ev dışındaki zamanın geçirildiği mekânlardandır. Dolayısıyla öğretmenler, çocukların davranışlarındaki değişikliklerin farkına varma avantajlarına sahiptir. Zira çocuklarla sürekli bir iletişim içindedirler. Bu nedenle öğretmenler, çocuk istismarı olgusunu tanımlayabilecek bir konuma sahiptirler. Bazı araştırmalarda öğretmenlerin çoğunun, standart çocuk bildirim süreçlerinin farkında olmadıkları görülür. Bununla birlikte, ahlaki yönden bildirim zorunluluğu olduğu inancındadırlar. Bu araştırma ile, ortaöğretim kurumlarındaki öğretmenlerin çocukluk çağı travmatik yaşantı düzeyi ile çocuk istismarına yönelik farkındalıkları ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Travma, Çocukluk Çağı Travmaları, Çocuk İstismarı, Öğretmenler
Lise coğrafya öğretmenlerinin mekân bilinci ve yurttaşlık bilinci arasındaki ilişki
Mekân bilinci, bireyde mekâna yönelik olarak oluşan algıların bütünü; yurttaşlık bilinci ise bir toplum veya ülkeye dahil olma sonrasında, yönetime katılma, bir parçası olduğu toplumu savunma, onu daha fazla kalkındırmaya özen gösterme yetisi olarak tanımlanabilir. Coğrafi düşünüşün toplumda yaygınlaştırılmasının, milli birlik ve beraberlik duygularını pekiştireceği düşünülmektedir. Bu araştırma, lise coğrafya öğretmenlerinin mekân bilinci ve yurttaşlık bilinci düzeyleri ile bu ikisi arasındaki ilişkiyi ve ayrıca bu iki bilinç düzeyinin bazı sosyo-demografik değişkenlere göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bir mekân bilimi olan Coğrafya disiplininin kuramsal düzeyinin arttırılması, aynı zamanda yurttaşlık bilinci çalışmalarıyla arttırılabilecektir. Bu bakımdan mekân bilinci ve yurttaşlık bilincini inceleyen çalışmaların önemi büyüktür. Araştırmanın örneklemini İstanbul İli Beşiktaş İlçesi'ne bağlı okullarda görev yapmakta olan 69 lise coğrafya öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak Sosyo-demografik Bilgi Formu, Mekân Bilincine Yönelik Soru Formu ve Yurttaşlık Bilinci Ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçları, örneklem grubundaki katılımcılara 2018 yılı Mart-Nisan ayları içinde gerek görev yapmakta oldukları okul müdürlüklerince A4 çıktısı olarak, gerekse internet ortamında doldurulabilen online form olarak ulaştırılmış, bu iki yolla toplanarak önce excel dosyasına dökülmüş, eksik anketler elenerek eksiksiz doldurulmuş anket verilerinin analizinde SPSS 15.0 programı kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin demografik özellikleri frekâns ve yüzde dağılımları ile gösterilmiştir. Mekân bilinci ve yurttaşlık bilinci görüşlerine ait puanların cinsiyet, medenî durum ve görev yapılan okul türüne göre karşılaştırılmasında bağımsız iki örneklem t testinden; yaş, doğum yeri, öğretmenlikteki süre değişkenlerine göre karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizinden (ANOVA) yararlanılmıştır. ANOVA testinde anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla LSD post hoc testinden yararlanılmıştır. Coğrafya öğretmenlerinin mekân bilinci ile yurttaşlık bilinci arasındaki ilişki analizinde Pearson korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi 0,05 (p<0,05) olarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; lise coğrafya öğretmenlerinin genel mekân bilinci düzeyleri 'yüksek', genel yurttaşlık bilinci düzeyleri ise 'çok yüksek'tir. Lise coğrafya öğretmenlerinin mekân bilinci ile yurttaşlık bilinci arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuş olup; mekân bilinci yüksek olan lise coğrafya öğretmenlerin yurttaşlık bilinci de yüksek; mekân bilinci düşük olan lise coğrafya öğretmenlerinin yurttaşlık bilinci de düşüktür. Anahtar Kelimeler : Lise Coğrafya Öğretmenleri, Mekân Bilinci, Yurttaşlık Bilinci.
Üniversite öğrencilerinin çocukluk çağı travmalarının ahlaki gelişim yeteneklerine etkilerinin incelenmesi
Çocukluk çağı travmalarına maruz kalan kişilerin çoğunda sosyal içe kapanma, yüksek kaygı düzeyi, içe dönük yapıda olma, düşük benlik saygısı, öfke patlamaları, güven duygusunun yıkılması gibi durumlar gözlenmektedir. Travma sonucunda gözlenen bu durumlar ile ahlaki gelişim yetenekleri arasındaki ilişki araştırma konumuzdur. Yaşanan çocukluk çağı travmları, travma türlerine göre ahlak gelişimi alanında en kapsamlı çalışma olarak nitelendirebileceğimiz Kohlberg'in ahlaki gelişim dönemlerini kapsamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında Türkiye'de bulunan Kocaeli Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi ve Marmara Üniversitesinde öğrenimlerine devam eden 267 öğrenci ile görüşleri belirleme testi ve çocukluk çağı ölçeği kullanılarak çalışılmıştır. Çocukluk çağı travma ölçeğinde duygusal istismar, duygusal ihmal, fiziksel istismar, fiziksel ihmal, cinsel istismar çeşitleri tespit edilecektir. Değerlerin Belirlenmesi Testi ile Kohlberg'in gelenek öncesi, geleneksel ve gelenek sonrası olmak üzere düzeyde gruplandırmış olduğu 1.İtiaat ve ceza yönelimi, 2. Araçsal amaç yönelimi, 3. İyi çocuk eğilimi, 4. Yasa ve düzen yönelimi, 5. Toplumsal sözleşme yönelimi 6.Evrensel ahlak ilkeleri yönelimi olmak üzere toplam 6 evrede kişilerin ahlak gelişimi evrelerini belirlemektedir. Ahlak kavramı üzerinde yapılan çalışmaların az olması ve çocukluk çağı travmaları ile aralarında ilişki olduğu düşünülmesi bu araştırmanın yürütülme sebebidir. Araştırmanın sonuçlarına baktığımızda araştırmaya katılan öğrencilerin çoğunlukla geleneksel dönemde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Çocukluk çağı travmatik yaşantı düzeyleri ise en çok duygusal ihmal ile karşılaşılırken en az cinsel istismar görülmektedir.
Bağımlılıkla mücadelede belediyelerin rolü Güngören Belediyesi örneği
Bağımlılık tedavi edilmesi mümkün olan bir beyin hastalığıdır. Bağımlılık sadece bağımlı olan kişiyi değil aileleri ve çevreyi de etkilemektedir. En önemli ve en zararlı olan bağımlılık madde bağımlılığıdır. Bu tezin amacı uluslararası bir sorun olan bağımlılık konusunda Türkiye'nin iç ve dış politikalarını açıklamaktır. Bu politikalarını uygulama sürecinde kullandığı aktörler ve bu aktörlerin bağımlılıktaki etkileri araştırılmıştır. Bağımlılığın çeşitleri, etkileri ve sonuçları analiz edilmiştir. Dünya'da ve Türkiye'de bağımlılığın ne boyutta olduğu, bağımlılıkla ön plana çıkmış illerin madde bağımlılık durumu ortaya konulmuştur. Tez, Türkiye'nin uyuşturucu ile mücadele politikasını oluştururken en önemli dinamiklerinin dışta, uluslararası uyuşturucu kontrol mekanizmaları oluşturma girişimleri ve AB üyelik süreci olduğu, içte de birçok kurumun birlikte eşgüdümlü çalışmasıyla başarı elde edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte dışta BM'de UNODC ile AB'de EMCDDA'nın politika yapma sürecinin en güçlü aktörleri olarak Türkiye'de de madde bağımlılığı önleme ve tedavi için kurulan Yeşilay, Amatem, Çamatem ve Yedam gibi kurumların öne çıktığı saptanmıştır. Uyuşturucu ile mücadele konusunda yerel yönetimlerde en etkili kurum olan belediyelerin etkisi de giderek artıyor. Bağımlılar için açtıkları tedavi merkezleri, düzenledikleri paneller, sempozyumlar, yaptıkları maddi manevi yardımlarla oldukça önemli çalışmalar gerçekleştirmektedirler. Güngören Belediyesi olarak da ilçe meclis üyelerinden oluşan bir komisyonla ilçedeki bağımlılık durumu tespit edilerek kapsamlı bir rapor oluşturulmuştur. Rapor sonucunda ilçedeki kamu kurumlarının eşgüdümlü çalışarak Güngören'deki bağımlılığın en aza düşürülmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Güngören, Bağımlılık, Uyuşturucu, Belediye, Madde
Mesleki ve teknik anadolu liselerinde kültür dersi öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyinin tespiti: Beşiktaş ilçesi örneği
Bu çalışma ile Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde görev yapan kültür dersi öğretmenlerinin tükenmişliklerini tespit etmek ve gereken tedbirleri almak için çözüm yolları bulabilmek amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı çerçevesinde; cinsiyet, yaş, mezun olunan okul, mesleki kıdem, medeni durum, eğitim düzeyi ve branş gibi değişkenlerin kültür dersi öğretmenlerinin mesleki tükenmişlikleri üzerindeki etkisi, kültür dersi öğretmenlerinin mesleki tükenmişliğe yol açan faktörler olarak neleri algıladıkları ile duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı boyutlarındaki tükenmişlik seviyelerinin ne düzeyde olduğu sorularına cevap arayan araştırma, uygulamalı bir araştırmadır. Araştırmanın evreni 2015- 2016 Eğitim Öğretim yılında İstanbul ili Beşiktaş ilçesindeki tüm Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde görev yapan kültür dersi öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini evren içerisindeki öğretmenlerden tesadüfi yöntemle seçilip çalışmaya dahil edilen 160 kültür dersi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak katılımcıların demografik özelliklerini tespit etmek amacıyla demografik bilgi ölçeği ile öğretmenlerin tükenmişlik düzeyini belirleyebilmek için Maslach Tükenmişlik Envanteri kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için SPSS 21.0 İstatistik paket programı kullanılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotların (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) yanı sıra normal dağılımın incelenmesi için Kolmogorov - Smirnov dağılım testi kullanılmıştır. Araştırma neticesinde elde edilen bulgulara göre, kültür dersi öğretmenlerinin düşük kişisel başarı hissi ile yaş değişkeni arasında ve öğretmenlerin mezun oldukları okul ile tükenmişlik genel puanları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunurken; öğretmenlerin duygusal tükenme, duyarsızlaşma, düşük kişisel başarı hissi ve tükenmişlik genel puanları ortalamaları sonuçlarına göre kıdem, branş, cinsiyet, eğitim düzeyi ve medeni durum değişkeni açısından grup ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, mesleki ve teknik anadolu lisesi, kültür dersi öğretmeni, duygusal tükenme, duyarsızlaşma, düşük kişisel başarı hissi.
Meslek lisesi müdürlerinin takım liderliği rolleri
Okullarda takım liderliği rollerinin başarılı olması, eğitimin kalitesini ve dolayısıyla öğrenci başarısını artıracaktır. Okul müdürlerinin takım liderliği rollerinde etkili olmalarının önündeki en büyük engel, öğretmenlerin eski alışkanlıklar ve kendini yenilenmeye karşı kapatmış olmaları olarak görünmektedir. Bu araştırmanın amacı, öğretmen görüşlerine göre "Meslek lisesi müdürlerinin takım liderliği rollerinin" ne düzeyde olduğunun incelenip belirlenmesidir. Bu araştırma; meslek liselerindeki yöneticilerin takım liderliği rollerini etkileyen değişkenlerin belirleneceği; farklı öğretmen görüşlerinin, meslek liselerindeki yönetim biçimi üzerinde olumlu ya da olumsuz etkilerinin tartışılacağı bir ortam sağlayacağı açısından önemli görülmektedir. Bu açıdan alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışma, tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada veriler, İstanbul'un Maltepe ve Kartal İlçelerinde bulunan meslek liselerinde yapılan anket çalışması ile elde edilmiştir. Örneklemde, İstanbul Maltepe ve Kartal İlçelerindeki meslek liselerinde bulunan 304 öğretmen yer almaktadır. Elâzığ Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinden İbrahim H. Çankaya & Mehmet Karakuş'un eğitim yöneticilerinin takım liderliği davranışlarına yönelik 2008-2009 eğitim öğretim yılında hazırladıkları "Takım Liderliği Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçme aracının Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı 0,942 olarak bulunmuştur. "Takım liderliği rolleri ölçeğini" çatışma yönetimi, toplantı yönetimi, takım kurma, rol modeli, motivasyon ve iletişim alt faktörlerden oluşturmaktadır. Verilerin çözümlenmesinde, öncelikle tüm bağımsız değişkenler için frekans (N) ve yüzde (%) değerleri hesaplanmıştır. Bağımsız ortalamalar arasındaki farkı test etmek için –t- Testi" kullanılmıştır. İkiden fazla bağımsız ortalamalar arasındaki farkın test edilebilmesi içinde "ANOVA Testi" kullanılmıştır. Ancak yaş, branş ve bulunduğu kurumdaki görev süresi ile ilgili bağımsız sorularda bazı maddelere cevap verenlerin sayısı 30'un altında olduğundan dolayı "ANOVA Testi" ne karşılık gelen parametrik olmayan "Kruskal-Wallis Testi analizi" kullanılmıştır. Yapılan araştırmaya göre okul müdürlerinin takım liderliği rolleri yüksek düzeyde çıktığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin verdiği cevaplar incelendiğinde cinsiyetler arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Ayrıca mesleki kıdem, branş, medeni durum, aynı kurumda çalışma süresi ve çalıştığı kurumdaki öğretmen sayısı değişkenleri arasında da anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Ancak yaş, bilgisayar ve internet kullanımı değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Öğretmen, Yönetici, Okul Müdürü, Meslek Lisesi.
Meslek liselerinde çalışan öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin sorunları, çözüm önerileri ve beklentileri
Bu çalışmada Mesleki ve Teknik Anadolu liselerinde çalışan öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin sorunları, beklentileri ve çözüm önerileri araştırılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubu 2015–2016 eğitim öğretim yılında Kocaeli Derince Zehra Emine Öçgüder Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesinde farklı branşlarda 13 ve ayrıca Kocaeli Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde farklı branşlardan 13 olmak üzere toplamda 26 öğretmendir. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan 10 sorudan oluşan görüşme soruları kullanılmıştır. Mülakat formlarından elde edilen bilgiler, sistematik bir hale getirilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin isimleri kodlanarak (rakamsal), verdikleri yanıtlar değerlendirilmiştir. Betimsel analiz yapılarak elde edilen veriler yorumlanmıştır. Eğitimin kademeleri düşünüldüğünde zorunlu temel eğitim sonrasında engelli öğrenciler bireysel özellikleri dikkate alınarak genel veya mesleki eğitime yönlendirilmelidirler. Onların hayatta kendi ayaklarının üzerinde durmasını sağlayacak adımlar bu sayede atılmış olacaktır. Öğretmenlerin öğrencilerin sağlık durumlarını ve yetersizliklerini bilmeleri daha gerçekçi beklentiler geliştirmelerine ve buna uygun planlar yapmalarına yardımcı olur. Kaynaştırma uygulamalarına ilişkin olumlu öğretmen düşünceleri bu uygulamaların başarısını da getirecektir. Engelli olan her öğrencinin her şeyden önce bir çocuk olduğunu da asla unutmamak gerekir. Mesleki ve teknik eğitime devam eden kişilere programın amaçladığı kazanımlara işletme-okul işbirliği ile ancak ulaşılabilir. Bu kapsamda işletmelerin ihtiyaç duyduğu yeterliklere sahip bir meslek çalışanı için mesleki eğitim kendisini sürekli güncel tutmalı, programlar geliştirmeli, staj uygulamalarının verimliliğin sağlanması ve bu kapsamda gerekli düzenlemeleri yapması gerekmektedir. Okul-işletme işbirliğinde mezunların hayatlarını devam edecekleri iş kollarının beklentilerinin alınması ve yapılandırmanın bu beklentiler doğrultusunda yapılması verimliliğin sağlanması adına önemini korumaktadır. Hem okula hem de işletmeye dayalı bir sistem dinamik yapıda olmak zorundadır. Sadece teorik eğitimin verildiği bir meslek eğitimi düşünülemez. İşletmeler teorinin pratiğe dönüşmesini sağlayan uygulama ortamlarıdır. Bu yönüyle bir çeşit eğitim yeridir. Usta çırak ilişkisi temelli öğrencinin niteliğinin artırılmasında önemli roller üstleneceklerdir. Sadece ülkemizde değil Dünya genelinde işgücü piyasası istediği kriterleri iş görenlerde bulamamaktadır. Bu meslek eğitimin başarısını düşürmektedir. Bu sorunun birçok yapısal nedenden kaynaklı olduğunu düşünmek mümkündür. Ancak bireysel özellikler de ihmal edilmemelidir. Meslek eğitim bir beceri işidir. Kişilerin ilgileri göz ardı edilemez. Meslek seçiminde bu ilgiler dikkate alınmak zorundadır. Öyle ki kaynaştırma öğrencileri bu nitelikleri kazanmaya yönelik bireyselleştirilmiş bir meslek eğitim programına ihtiyaç duymaktadırlar. Bu yönüyle öğretmenlerin kaynaştırmaya tabi olan öğrencilere karşı tutumları ve algılamaları önemlidir. Öğretmen eğitim ortamında öğrenci üzerinde en etkili kişidir. Öğretmenin kaynaştırmaya ilişkin olumsuz tutum takınması sistemin doğru işlemesine engel olacaktır. Mesleki teknik eğitime devam eden kaynaştırma öğrencileri pek çok sorunla karşılaşmaktadırlar. Eğitim ortamında karşılaştığı sorunlar yanında, iş yerlerinde karşılaştıkları sorunlar çözülmelidir. Bunun için Mesleki ve teknik eğitime devam eden bir kaynaştırma öğrencisinin staj yaptığı yerlerde, iş atölyelerinde ortamın düzenlenmesi yanında öğrenciyle ilgili işverenlere bilgi verilmesi, mezuniyet sonrası iş olanaklarının araştırılması ve işe yerleştirilmesi özel eğitim hizmetlerinin başarısı için gereklidir. Bu çalışmada Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde çalışan öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin sorunları, beklentileri ve çözüm önerileri incelenmiştir. Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde kaynaştırma uygulamalarının yapıldığı sınıfların durumları ile öğretmenlerin çalışma ortamlarına ilişkin eksikliklerinin giderilmesinde araştırma sonuçlarının katkısıyla çözüm önerilerinin sunulması hedeflenmiştir. Okullarda engelli çocukların kaynaştırma uygulamaları çerçevesinde bulundukları sınıflarında alacakları eğitimler için her okul uygun ortamı hazırlamak ve olumlu tutum sergilemek zorundadır. Yani özel eğitim etkinliklerinde başarı için öğretmen tarafından öğrencinin desteklenmesi gerekmektedir. Bu yönüyle öğretmen çok önemli bir role sahiptir, tutumlarının incelenmesi ve belirlenmesi gereklidir. Ayrıca, öğretmenlerin düşüncelerine göre kaynaştırmaya ilişkin uygulamalardaki zorluklar ve sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin belirlenmesi gerek uygulayıcılara gerekse alan yazına katkılar sağlayacağı düşünülmüştür. Araştırma sonucunda; Öğretmenlerin öğrencilerin sosyalleşmesini desteklediği çalışmalar yaptığı, öğretmenlerin kaynaştırma öğrencilerine verdikleri eğitimden mutlu oldukları, ancak önemli bir çoğunluğun ise olumsuz etkilendiği, kaynaştırmaya ilişkin olarak öğretmenler, kendilerinden, engel türünden ve sitemden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını, sorunlarını çözmek için uzman yardımı aldıklarını, materyal hazırladıklarını ve derste tolerans gösterdiklerini, çalışılan okulların ve sınıfların kaynaştırmaya uygun hale getirilmesi gerektiği, ailelerle iletişime geçildiği ve işbirliği içinde çalışıldığı, öğretmenlerin diğer öğrencilere sorumluluklar verdikleri bilgilendirdikleri, yardım aldıkları ve sorunların çözümüne yönelik öneriler getirmişlerdir.
Ortaokul öğretmenlerinin okul yönetiminde kayırmacılık algıları ile örgütsel sinizm arasındaki ilişkinin incelenmesi: İstanbul ili Pendik ilçesi örneği
Bu araştırmada, ortaokul öğretmenlerinin okul yönetiminde kayırmacılık algıları ile örgütsel sinizm arasındaki ilişki incelenmiştir. Sinizm bireyi çalıştığı kuruma karşı negatif duygular beslemesidir. Bu negatif duyguların iş verimini olumsuz etkileyeceği açıktır. Kayırmacılık, motivasyonu kıran önemli bir unsurdur. Hedefleri izleyen bir çalışan grubu oluşturmak, şevklerini kırmamak, morallerini yüksek tutmak, örgüt amaçlarına beklenen katkıyı sağlamak yönetimin etkinliğiyle ilişkilidir. Çalışanların, yöneticilerini yaptıkları işlerde onları destekler olarak düşünmeleri, destek çalışanları motive edecek bir unsurdur. Bu destekleme kayırmacılıktan uzak herkese nesnel ölçülerde yaklaşıldığında motive edici bir unsur olarak amacına ulaşacaktır. Tüm bunlar çalışanların verimliliklerini ve sorumluluklarını arttıracak, çalışma kültürlerine katkı sağlayacaktır. Eğitim örgütlerinin toplumsal sistem içindeki yeri ve önemi yadsınamaz. Toplum içindeki tüm sistemleri bazen dolaylı, bazen direkt etkileme özelliği ile sistemleri kuşatıcı bir özellik taşır. Toplumun değerleri, kültürü bakış açısına göre kurulan ve birikimlerini diğer kuşaklara aktarmakla görevli okullar sitemin geleceğe etki eden en önemli kurumlarıdır. Bu yönüyle eğitim örgütleri toplumları geleceğe hazırlayan yeni nesli yetiştirmekle görevli kurumlardır. Öğretmenlerin iş hayatlarında hissettikleri duygular çerçevesinde başarılı olacakları ve hislerinin hizmete olumlu yansıtabilecekleri yönüyle değerlendirilebilir. Bu çalışmada, ortaokul öğretmenlerinin okul yönetiminde kayırmacılık algıları ile örgütsel sinizm arasındaki ilişkinin varlığının araştırılması amaçlanmıştır. Ayrıca bireysel özellikler ile öğretmenlerin kayırmacılık algısı ve örgütsel sinizm arasında farklılık gösterip göstermediği sınanmıştır. Bu araştırma öğretmenlerin cinsiyetlerine, işe yerleştirme şekline, yaş, medeni durumlarına, çalışmakta olduğu okuldaki görev süresi, kıdem ve meslek örgütüne üye olma durumu değişkenlerine göre öğretmenlerin okul yönetiminde algıladıkları kayırmacılık ile örgütsel sinizm düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesiyle çeşitli değişkenler açısından ayrıntılı olarak anlaşılmasına katkıda bulunulabileceği umulmaktadır. Bu araştırmanın evreni 2015–2016 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Pendik İlçesinde bulunan ortaokullarda çalışan öğretmenlerdir. Bu evren içinden basit tesadüfi örneklem yoluyla belirlenen 300 kişiye ölçek uygulanmıştır. Bu araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" "Meriç (2012)'in Okul Yönetiminde Kayırmacılık" ile "Sağır ve Oğuz (2012)'un Öğretmenlere Yönelik Örgütsel Sinizm Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayarda "SPSS for Windows ver: 20.0" programında çözümlenmiş, manidarlıklar minimum p<,05 düzeyinde sınanmıştır. Cinsiyet, çalışma şekli, medeni durum ve sendika üyeliği değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için bağımsız grup t testi, yaş, okulda çalışma süresi ve kıdem değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA), gruplar arasında fark bulunduğunda, farklılıkların kaynağını (hangi gruplar arasında olduğunu) belirlemek üzere post-hoc Scheffé ve testleri, "Okul Yönetiminde Kayırmacılık Ölçeği" ile "Örgütsel Sinizm Ölçeği" arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Bu araştırma sonucunda ulaşılan yargıları şu şekilde sıralayabiliriz. Öğretmenlerin okul yönetiminde kayırmacılık algısının düşük olduğu ancak nadiren de olsa kayırmacılık yapıldığını düşündükleri, öğretmenlerin cinsiyetlerine, çalışma şekline, yaşlarına, kıdemlerine, sendika üyesi olma durumuna göre okul yönetiminde kayırmacılık algısı farklılaşırken, medeni durumda ve okuldaki çalışma süresine göre farklılık görülmemiştir. Öğretmenlerin sinizm düzeylerinin kararsızım düzeyinde olduğu, cinsiyetlerine, çalışma şekline, yaşlarına, kıdemlerine, sendika üyesi olma durumuna göre sinizm düzeyleri farklılaşırken, medeni durumda ve okuldaki çalışma süresine göre farklılık görülmemiştir. Kayırmacılık ile örgütsel sinizm arasında ilişki pozitif yönde anlamlı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kayırmacılık, Sinizm, Örgütsel Sinizm, Eğitim, Okul Yönetimi