Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat

61 theses · İstanbul Beykent University

Master'sOpen AccessTR

Sigara içenlerde ve içmeyenlerde duygusal zekâ, psikolojik iyi oluş ve tükenmişlik düzeyinin karşılaştırılması

Bu araştırma sigara kullanan ve kullanmayan bireyleri duygusal zekâ, tükenmişlik ve psi-kolojik iyi oluş seviyeleri bakımından karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğ-rultusunda Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşayan 18 yaş üstü 240 ye-tişkin araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada 'Sosyodemografik Bilgi Formu' katılımcıların sosyodemografik özelliklerini, 'Duygusal Zekâ Ölçeği' duygusal zekâ seviyesini, 'Tükenmişlik Ölçeği' tükenmişlik seviyesini ve 'Psikolojik İyi Oluş Ölçe-ği' iyi oluş seviyesini ölçmek amacıyla kullanılmıştır. Toplanan verilerin değerlendirilmesi ve analizinde IBM SPSS v.21 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularında sigara kullanan ve kullanmayan bireylerin duygusal zekâ, tükenmişlik ve psikolojik iyi oluş seviyeleri bakımından farklılık göstermediği ortaya konmuştur. Araştırma sonuçları, önceki bulgular ışığında başka uygulamalara da yol gösterecek şekilde tartışılmıştır.

Duygusal zekaPsikolojik iyi oluşSigara içme+1
Erinç Erbildim
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığının sosyal görünüş kaygısı ve olumsuz değerlendirilme korkusuyla ilişkisi

Bu araştırmada, sosyal medya bağımlılığı, olumsuz değerlendirilme korkusu ve sosyal görünüş kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bu değişkenlerin katılımcıların demografik özelliklerine göre nasıl farklılaştığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 313 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği (SMBÖ), Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği (ODKÖ), Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği (SGKÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma gibi tanımlayıcı istatistikler ve pearson korelasyon analizi, çoklu doğrusal regresyon analizi, bağımsız gruplar t-testi, ANOVA (Tek Yönlü Varyans Analizi) ve Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırmada veri analizi SPSS 25 paket programı ile yapılmıştır. Olumsuz değerlendirilme korkusu, sosyal görünüş kaygısı ve sosyal medya bağımlılığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Olumsuz değerlendirilme korkusu arttıkça sosyal görünüş kaygısının arttığı, sosyal medya bağımlılığı arttıkça sosyal görünüş kaygısının ve olumsuz değerlendirilme korkusunun arttığı belirlenmiştir. Ayrıca, olumsuz değerlendirilme korkusu ve sosyal görünüş kaygısının sosyal medya bağımlılığını yordadığı belirlenmiştir. Bulgular, literatür ışığında tartışılmıştır.

AnksiyeteBağımlılıkOlumsuz değerlendirilme korkusu+4
Selen Çetinkaya
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde sosyal medya kullanım süresinin özgüven ve depresyon düzeyiyle ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada sosyal medya kullanım süresinin özgüven ve depresyon düzeyiyle arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 18-45 yaş aralığındaki 210 birey ile yürütülmüştür. Veri kaybı olmayan ölçekler değerlendirmeye dâhil edilmiş ve işaretlemeleri eksiksiz yapan 198 katılımcı çalışma grubunu oluşturmuştur. Elde edilen verilerin analizi için SPSS v26 programı kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri, Beck Depresyon Envanteri (BDE), Öz-Güven Ölçeği (ÖÖ) ve alt boyutları olmuştur. Bağımsız değişkenleri ise cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum, kullanılan sosyal medya aracı, yaş ve sosyal medyada günlük geçirdiği süre olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada, bağımsız örneklemler için t-testi kullanılmıştır. Eğitim düzeyi, kullanılan sosyal medya aracı ve günlük kullanım süresine depresyon, öz-güven ve alt boyutları olan iç öz-güven ve dış-özgüven puanları arasındaki farklılığı belirlemek için tek yönlü varyans (ANOVA) analizinden yararlanılmıştır. Farkın anlamlı olduğu durumlarda farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için Scheffe testi kullanılmıştır. Yaş,depresyon, öz-güven ve alt boyutları olan iç öz-güven ve dışöz-güven arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Ayrıca, yaş ve Öz-Güven Ölçeği (ÖÖ) alt boyutlarından olan iç öz-güven ve dış öz-güvenin depresyon puanlarını ne düzeyde yordadığını tespit etmek için Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırmada, anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Araştırma bulgusuna göre kullanılan sosyal medya aracına göre depresyon puanları ve özgüven puanları farklılaşmaktadır. Twitter'ı kullananların depresyon puanları daha yüksek olarak tespit edilmiştir. Twitter kullanan bireylerin diğer sosyal medya araçlarını kullanan bireylere göre özgüven puanları daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Sosyal medyada vakit geçirme sıklığı arttıkça bireylerin özgüven puanlarının düştüğü bulgulanmıştır. Ayrıca sosyal medya kullanım süresi ile depresyon puanları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Araştırma sonuçlarıyla elde edilen bulguların literatürle tutarlılığı ve sonuçlar üzerinde etkili olabilecek diğer değişkenler tartışılmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur.

DepresyonSosyal medyaYetişkinler+3
Seray Altun
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal fayda projelerinde gönüllü çalışan üniversite öğrencilerinde mutluluk ve psikolojik yardım aramaya gönüllülük düzeylerinin değerlendirilmesi

Ait olunan toplumun gelişmesine katkıda bulunmanın vermiş olduğu haz ve elde edilen manevi doyum sayesinde gönüllülük yaşamın bir parçası haline gelebilmektedir. Gönüllü olarak çalışmalara katılmak bireylerin çekingenliklerini atmasını ve sosyal cesaretlerinin artmasını sağlar ve bu kazanımlar sayesinde bireylerin psikolojik yardım aramaya gönüllü olmak düzeyleri de yükselir. Bu çalışmanın amacı da sosyal fayda sağlayan vakıf kuruşlarında gönüllü olarak çalışan üniversite öğrencilerinin mutluluk ve psikolojik yardım aramaya gönüllülük düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ek olarak, araştırmada öğrencilerin cinsiyet, yaş, gönüllü oldukları vakıf kuruluşları gibi değişkenlerin mutluluk ve psikolojik yardım aramaya gönüllülük düzeyleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmaya İstanbul ilindeki sosyal fayda sağlayan kuruşlarda gönüllü olarak çalışan 100 üniversite öğrencisi alınmıştır. Aynı zamanda üniversite öğrencilerinin demografik özelliklerini öğrenmek adına Kişisel Bilgi Formu ve değişkenleri ölçmek adına da Psikolojik Yardım Aramaya Gönüllük Ölçeği ve Oxford Mutluluk Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Mann Whitney U, Kruskal Wallis H ve Spearman Koreslasyon Testleri kullanılmıştır. Araştırmada sosyo-demografik özelliklere göre bakıldığında; kadınların mutluluk ölçeğinden aldıkları puanları erkeklerin mutluluk ölçeğinden aldıkları puanlara oranla daha yüksek olduğu ve üniversite öğrencilerinin yaşları arttıkça psikolojik yardım aramaya gönüllük ölçeğinden aldıkları puanlarında artmakta olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmada yer alan öğrencilerin kaçıncı sınıfta okudukları, herhangi bir işte çalışıp çalışmadıkları gibi sosyo-demografik özelliklere göre de anlamlı sonuçlar elde edilmemiştir. Araştırmanın sonunda yer alan tartışma bölümünde bulgulara dayalı olarak araştırmacılara ve alanda çalışan psikolojik danışmanlara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Gönüllü çalışanlarGönüllülükMutluluk+5
Elif Çolak
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanım düzeyleri ile sosyal görünüş kaygısı arasındaki ilişkinin farklı değişkenler açısından değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, 18-24 yaş arası üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanım düzeyleri ve sosyal görünüş kaygısı arasındaki ilişkinin farklı değişkenler açısından değerlendirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanım düzeyleri ve sosyal görünüş kaygıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ilinde yaşayan 18-24 yaş arası 140 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Örneklem grubu kolay örnekleme metoduyla seçilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Sosyal Bilimler İstatistik Paket Programı (SPSS) ile çözümlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı Doğan(2010) tarafından Türkçeye uyarlanan Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği, Akın, Özbay ve Baykut (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan Sosyal Medya Kullanım Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada yer alan değişkenler arasındaki ilişkilerde Pearson Korelasyon Katsayısı hesaplanarak incelenmiştir. Verilerin analiz edilmesinde SPSS istatistik paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın temel problemi doğrultusunda 18-24 yaş arası üniversite öğrencilerinin çeşitli değişkenler ile birlikte sosyal görünüş kaygısı ve sosyal medya kullanım düzeyi arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Cinsiyet, gelir düzeyi, bölüm, yaşanılan yer, üniversite türü, yaş ve ebeveyn birliktelik durumu kontrol edildiğinde sosyal medya kullanım düzeyinin sosyal görünüş kaygısını önemli ölçüde değiştirmediği ve bu durumlarla ilişkili olmadığı anlaşılmıştır. Sosyal medya kullanım düzeyinin bu değişkenlere göre sosyal görünüş kaygısını etkileyebileceği görüşü bu araştırma sonuçlarına göre desteklenmemiştir. Araştırma sonuçlarıyla elde edilen bulguların literatürle tutarlılığı ve sonuçlar üzerinde etkili olabilecek diğer değişkenler tartışılmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur.

Sosyal görünüş kaygısıSosyal kaygıSosyal medya+2
Ece Çakmak
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite sınavına hazırlanan lise öğrencilerinde denetim odağı inancının umutsuzluk düzeylerine etkisi: Avcılar-Beylikdüzü örneklemi

Bu araştırmanın amacı üniversite sınavına hazırlanma sürecindeki lise öğrencilerinin umutsuzluk düzeyleri, denetim odağı inançları ve bunlar arasındaki ilişkinin farklı değişkenler açısından incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda lise öğrencilerinin umutsuzluk düzeyleri lle denetim odağı arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Avcılar ve Beylikdüzü ilçelerinde eğitim-öğretim gören, 14-19 yaş arası 271 lise öğrencisi oluşturmuştur. Değerlendirmede iki ölçekten yararlanılmıştır. Denetim odağını tespit etmek için 'Rotter Denetim Odağı Ölçeği' ve umutsuzluk düzeyini belirlemek için 'Beck Umutsuzluk Ölçeği' kullanılmıştır. Ayrıca demografik bilgilere ulaşmak amacıyla 'Demografik Bilgi Formu' kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, cinsiyet, yaş, üniversite sınavına hazırlanıp/hazırlanmama durumu değişkenleri ile umutsuzluk düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Okul türü, sosyo-ekonomik durum ve sınıf düzeyi değişkenlerinin denetim odağı ve umutsuzluk düzeyini önemli ölçüde değiştirmediği anlaşılmıştır. Ayrıca umutsuzluk düzeyi ile denetim odağı inancı arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Umutsuzluk düzeyi arttıkça dış kontrol odağı inancı, umutsuzluk düzeyi düştükçe iç kontrol odağı inancı artmaktadır.

Denetim odağıLise öğrencileriUmutsuzluk+2
Pınar Çiftegöz
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlik dönemindeki bireylerin madde kullanım eğilimleri ile öz yeterlik inançları ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma ergenlik dönemindeki bireylerin madde kullanma eğilimleri ile öz yeterlik inançları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Ergenlik dönemindeki bireylerin öz yeterlik inançlarının güçlülüğünün ergen madde kullanımına karşı koruyucu bir etken yarattığı ve ilerleyen çalışmalarda ergen bireylerin öz yeterlik inançlarının geliştirilmesi ile ilgili çalışmalara katkı sağlaması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul ilinde yaşayan ve rastlantısal olarak seçilen yaşları 12-22 arasında değişen ergenlik dönemindeki 206 birey araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada 'Kişisel Bilgi Formu' katılımcıların sosyodemografik özelliklerini, 'Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği' katılımcıların madde kullanma eğilimlerini, 'Öz Yeterlik Ölçeği' ise katılımcıların öz yeterlik inançlarını değerlendirmek amacıyla uygulanmıştır. Toplanan verilerin değerlendirilmesi ve analizinde SPSS 25 istatistiki çözümleme programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularında katılımcıların madde kullanma eğilimleri yüksek, öz yeterlik inançları ise orta, orta-yüksek olduğu görülmektedir. Öz yeterlik inancı ile madde kullanım eğilimleri arasında pozitif bir korelasyon bulunamamıştır. Bununla birlikte araştırmaya katılan bireylerin yüksek madde kullanım eğilimlerinin ebeveyn tutumu, ailenin gelir düzeyi, ebeveynin eğitim düzeyi alt değişkenlerine göre de değişmediği görülmüştür. Bu sonuca göre ergenlik dönemindeki bireylerin madde kullanım eğilimlerinin daha kapsamlı şekilde araştırılması gerektiği ihtiyacını ön plana çıkarmıştır.

ErgenlerErgenlikMadde kullanım bozuklukları+4
Asiye Usluca
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Özel öğrenme güçlüğü tanısı almış ilkokul dönemi çocuklarında akran zorbalığının çocukluk çağı depresyonuna etkisi (Örneklem: İstanbul/Bağcılar ilçesi)

Özel öğrenme güçlüğü tanısı almış ilkokul dönemi çocuklarının akran zorbalığına maruz kalmalarına ilişkin algıları ile çocukluk çağı depresyonu arasındaki ilişkinin kurulmasına yönelik yürütülen bu araştırmada, bağımlı değişken çocukluk çağı depresyonu ve bağımsız değişken akran zorbalığı olarak belirlenmiştir. Araştırma, İstanbul ili Bağcılar İlçesi'nde yaşayan ve özel öğrenme güçlüğü tanısı almış 154 ilköğretim öğrencisine uygulanmıştır. Araştırmaya gönüllülük esasına göre katılan ilköğretim öğrencilerine üç ölçek kapsamında hazırlanan anket uygulanmıştır. Anket kapsamında verilen veriler çerçevesinde yürütülen analizler kapsamında özel öğrenme güçlüğü tanısı almış ilkokul dönemi çocuklarının akran zorbalıklarına ilişkin algıları ile çocukluk çağı depresyonu arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, akran zorbalığının çocukluk çağı depresyonu üzerinde etkisi bulunmaktadır. Bu sonuçlar literatür eşliğinde tartışılmıştır.

Akran zorbalığıDepresyonÇocukluk çağı travmaları+5
Gizem Aslı Baybörü
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel çarpıtmaların çocukluk çağı travmaları ve bağlanma stilleri ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma bireylerin bilişsel çarpıtmaların çocukluk çağı travmaları ve bağlanma stilleri ile ilişkisini ortaya koymak, bu değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek ve çocukluk çağı travmalarının bağlanma stilleri ile ilişkili bir değişken olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de yaşamakta olan ve rastlantısal olarak seçilen 18- 72 yaş arasındaki 540 yetişkin araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada Sosyo-demografik Bilgi Formu, Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği ve Yetişkin Bağlanma Stilleri Envanteri kullanılarak veri toplanmıştır. Toplanan verilerin değerlendirilmesi ve analizinde IBM SPSS v.25 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularında çocukluk çağı travmalarının fiziksel istismar alt boyutu ile bilişsel çarpıtmaların alt boyutu olan felaketleştirme, etiketleme, zihinsel filtreleme, aşırı genelleme, kişiselleştirme ve zorunluluk ifadeleri arasında güçlü ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bilişsel çarpıtma tüm alt boyutları ile bağlanma stilleri alt boyutlarından güvenli bağlanma alt boyutu arasında güçlü ve pozitif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Araştırma bulguları, literatür ışığında tartışılmıştır.

Bağlanma stilleriBilişsel çarpıtmaÇocukluk çağı travmaları+1
Başak Nemutlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Agresyonun depresif belirtiler ve dürtüsellikle ilişkisi

Bu araştırmanın amacı 20-50 yaş arasındaki kişilerde agresyonun depresif belirtiler, ve dürtüsellikle ilişiksinin incelenmesidir. Araştırmaya Türkiye'nin farklı illerinden 436 kişi katılım göstermiştir. Yapılan araştırmada katılımcılara Buss Perry Agresyon Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği ve Barratt Dürtüsellik Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda depresyon belirtileriyle agresyon arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Depresyon belirtileriyle dürtüsellik arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Agresyon ile dürtüsellik arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre erkek katılımcıların fiziksel saldırganlık, sözel saldırganlık, öfke, düşmanlık ölçeği toplam puanlarının kadın katılımcılarından daha yüksek olduğu görülmüştür. Erkek katılımcıların dikkat eksikliği ve motor dürtüsellik puanları kadın katılımcılardan daha yüksek olduğu görülmüştür. Gelir düzeyi düşük olan bireylerin depresyon puanlarının gelir düzeyi orta veya yüksek olan bireylerden daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Depresif belirtiler ve eğitim seviyesi arasında da anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.

Depresif belirtilerDürtüsel davranışDürtüsellik+2
Berivan Şentürk
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Erişkinlerin yaşadıkları yer algılarının ve doğayla ilişkilerinin psikolojik dayanıklılık düzeyleri üzerindeki ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, Türkiye'de yaşayan erişkinlerin yaşadıkları yeri algılama biçimlerinin ve doğayla kurdukları ilişkinin psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile olan ilişkisi incelenmiştir. Araştırmaya internet üzerinden yayınlanan ölçekleri tamamlamış 431 erişkin katılmıştır. Katılımcılar farklı şehirlerden olup, yaşadıkları yerleşkenin büyüklüğünü sosyodemografik formda belirtmişlerdir. Çalışmada, araştırmacı tarafından hazırlanmış bir sosyodemografik form ve güvenirliği önceki araştırmalarla buluntulanmış olan üç ölçek kullanılmıştır. Bu üç ölçek, psikolojik dayanıklılığı ölçmek için Yetişkin Dayanıklılık Ölçeği (YDÖ), yaşanılan yer algısını ölçmek için Yaşanılan Yer Algısı Ölçeği ve doğayla ilişkiyi ölçmek için Doğa İlişiklik Ölçeği (DIO-21) olarak belirlenmiştir. Veri analizi bulguları, yaşadıkları yeri pozitif algılayan kişilerin psikolojik dayanıklılığının yüksek olduğunu işaret etmektedir. Doğada vakit geçiren insanların, yaşadıkları yeri daha pozitif algıladıkları ve doğayla ilişkisi yüksek olan kişilerin psikolojik olarak daha dayanıklı oldukları bulgulanmış ve tartışmada açıklanmıştır. Bulgular literatürü destekler biçimde psikolojik dayanıklılığın yaş almayla birlikte arttığını, 40 yaş üstü erişkinlerin, 20-29 yaş aralığındaki genç erişkinlere göre kendilik ve gelecek algılarının yüksek olduğunu işaret etmektedir. Veriler psikolojik dayanıklılığı düşük olan erişkinlerin psikolojik destek arayışının yüksek olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar literatür eşliğinde tartışılmıştır. Bireylerin psikolojik dayanıklılıklarının, nihayetinde toplum sağlığını belirleyecek olması yönünden bu araştırmanın ruh sağlığı, toplum sağlığı ve şehir planlaması disiplinlerine katkıda bulunması umulmaktadır.

Psikolojik dayanıklılıkYaşanılan yer algısıYetişkinler+2
Şiva Ekiz
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Mavi ve beyaz yakalı çalışan erişkinlerde algılanan yıldırma davranışı ve tükenmişlik düzeyi ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma mavi ve beyaz yakalı çalışan bireylerde algılanan yıldırma ile tükenmişlik düzeyi ilişkisinin incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Hazırlanan çalışmada yöntem olarak literatür taraması ve nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini Türkiye'nin Tekirdağ ve İstanbul ilinde yaşayan 20-40 yaşları arasındaki sanayi, fabrika ve özel sektörde faaliyet gösteren işletmelerde çalışan mavi ve beyaz yakalı olarak nitelendirilen bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise bu bireyler arasından seçilen 400 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın kavramsal bilgiler bölümünde literatürde yıldırma ve tükenmişlik kavramlarına ilişkin kitap, dergi, makale, yüksek lisans ve doktora tezleri incelenmiş ve oluşturulan başlıklar doğrultusunda çalışmaya aktarılmıştır. Araştırmanın uygulama bölümünde sosyo-demografik bilgi formu, İşyeri Zorbalığı Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılarak veriler toplanmış ve sonrasında toplanan veriler SPSS 22 programında analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre beden gücü ve zihin gücüyle çalışanlar arasında işyeri zorbalığı açısından anlamlı farklılık bulunmamaktadır. Ancak sonuçlar zihin gücüyle çalışan erişkinlerin duygusal tükenme ve duyarsızlaşma düzeylerinin beden gücüyle çalışan erişkinlere göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte sonuçlar beden gücüyle çalışanlarda kişisel başarıda düşme hissinin daha fazla olduğunu göstermektedir. Elde edilen sonuçlar ilgili literatürde ortaya koyulmuş araştırmaların sonuçları ile karşılaştırılarak tartışılmıştır.

Beyaz yakalıMavi yakalı çalışanlarMobbing+3
Selim Erçin Korkut
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin kullandıkları savunma mekanizmaları ile bilinçli farkındalık ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin kullandıkları savunma mekanizmaları ile bilinçli farkındalık ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca savunma mekanizmaları ile bilinçli farkındalık ve psikolojik belirtilerin katılımcıların demografik özelliklerine göre nasıl farklılaştığı incelenmiştir. Araştırmanın örneklem in grubunda uygun örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen toplam 468 katılımcı yer almaktadır. Araştırmada genel tarama modelleri kapsamında bulunan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada, Sosyodemografik Bilgi Formu, Savunma Biçimleri Testi, Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve SCL 90-R kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulguların analiz edilmesinde Bağımsız Örneklem t-Testi, ANOVA, Korelasyon Analizi ve Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bilinçli Farkındalık Ölçeği puanları ile Savunma Biçimleri Testi Nevrotik Savunmalar ve İmmatür Savunmalar puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Savunma Biçimleri Testi Nevrotik savunmalar ve İmmatür savunmalar alt boyut puanlarının SCL 90 -R Ölçeği tüm alt boyutları ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu belirlenmiştir. Matür savunmalar alt boyutu ile Kişilerarası Duyarlılık, Depresyon, Kaygı, Fobik Anksiyete, Psikotizm alt boyutları ve GSI puanlarının anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu belirlenmiştir. Bilinçli Farkındalık Ölçeği puanları ile SCL 90 -R Ölçeği Somatizasyon, Obsesif Kompulsif, Kişilerarası Duyarlılık, Depresyon, Kaygı, Öfke ve Düsmanlık, Fobik Anksiyete, Paranoid Düşünce, Psikotizm, Ek Skala alt boyutları ve GSI puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir.

Bilinçli farkındalıkPsikolojik belirtilerSavunma mekanizmaları+2
Elçin Akdeniz
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engelli olan ve olmayan 5-7. sınıf öğrencilerinde benlik algısı, sosyal eğilim ve davranış sorunları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, görme engelli olan ve olmayan 5-7. Sınıf öğrencilerinde benlik algısı, sosyal eğilim ve davranış sorunları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmaya, 11 - 13 yaş aralığında olan toplam 140 öğrenci katılım sağlamıştır. Bu araştırmada, sosyo-demografik bilgi ve veri formu, Sosyal Eğilimler Ölçeği (SEÖ), Benlik Algısı Profili (BAP) ve Güçler & Güçlükler Ölçeği (GGÖ) kullanılmıştır. Elde edilen bilgilerin analizi için; SPSS (Statistical Package Program for Social Science) version 26 programından yararlanılmıştır. Sosyal Eğilimler Ölçeğine ilişkin sonuçlara göre, cinsiyet ile Okul statüsü alt boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Görme engelli olma durumu ile Sosyal uyum, Okul statüsü, Aile statüsü ve Hedef ve idealler alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Çocukların yaşları ile Madde kullanmama alt boyutu dışında Sosyal Eğilimler Ölçeğinin tüm alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Katılımcıların sınıflarına göre ise, tüm alt boyutlarda anlamlı farklılık saptanmıştır. Benlik Algısı Profiline göre değerlendirildiğinde, katılımcıların cinsiyeti ile eğitsel yeterlilik alt boyutu puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır. Görme engelli olma durumu ile çocukların Atletik yeterlilik ve Sosyal kabul alt boyut puanları arasında anlamlı farklılık saptanmıştır. Katılımcıların yaş ve sınıflarına göre ise tüm alt boyutlarda anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Güçler & Güçlükler ölçeğine göre ise, katılımcıların cinsiyeti ile Akran ilişkileri alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Görme engelli olma durumuna göre, davranış sorunları alt boyutunda anlamlı farklılık saptanmamıştır. Yaş ve sınıf değişkenine göre ise, tüm alt boyutlarında anlamlı farklılık saptanmıştır. Ölçekler arasındaki korelasyon analizlerine bakıldığında ise, güçler ve güçlükler ölçeği ile sosyal eğilimler ölçeği arasında negatif yönlü kuvvetli bir ilişki bulunduğu saptanmıştır. Diğer ölçekler arasında korelasyon bulunamamıştır. Araştırma bulguları, tartışma bölümünde güncel literatür ile tartışılmıştır.

Benlik algısıDavranış bozukluklarıGörme engelliler+4
Hazar Şen Vurtak
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin üniversite öğrencilerinde depresyon ve anksiyete düzeyiyle ilişkisi

Yapılan bu araştırmada COVID-19 pandemisinin üniversite öğrencilerinde depresyon ve anksiyete düzeyiyle olan ilişkisi incelenmiştir. Buna ek olarak belirlenen demografik değişkenlere göre depresyon ve anksiyete düzeylerindeki farklılık incelenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda tartışmanın gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca pandeminin etkisiyle depresif belirtileri ve kaygı düzeyi yüksek olan üniversite öğrencilerinin iyi oluşunu artırabilmek için önerilerde bulunulması amaçlanmaktadır. Bu araştırmanın modelini ilişkisel tarama modeli oluşturmaktadır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan üniversite öğrencileri oluşturmuştur. Örneklem ise Türkiye'de yaşayan üniversite öğrencileri arasında rastgele yöntemle ulaşılmış 500 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan çalışma grubuna Sosyodemografik Form, Beck Depresyon Ölçeği ile Beck Anksiyete Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizi için SPSS 21 programı kullanılmıştır. Veriler normal dağıldığından "Parametrik Testlerden", "t-testi" ile "One Way Anova" testi kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezleri korelasyon analiziyle incelenmiştir. Araştırma sonuçları Covid-19 tanısı alan hastalarım yakınlarında ve Covid-19'un ruh halini etkileme değişkenliğine göre depresyon ve anksiyete düzeyinde farklılık göstermektedir. Depresyon ile anksiyete arasında pozitif korelasyon belirlenmiştir. 75 kişi şiddetli depresyon belirtisi gösterirken, 111 kişi de ise şiddetli anksiyete belirtisi olduğu belirlenmiştir.

AnksiyeteAnksiyete duyarlılığıCOVID 19+3
Atakan Aslan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinden oluşan bir örneklemde sosyal medya bağımlılığı yeme tutumları ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırma üniversite öğrencilerinden oluşan bir örneklemde sosyal medya bağımlılığı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, Beykent Üniversitesinde öğrenim gören lisans öğrencileridir. Tüm fakültelerin öğrencilerine sanal ortamda duyurunun yapılması planlanmıştır. Örneklem alma yöntemi olarak raslantısal örneklem alma yolu belirlenmiştir. Veriler sosyal medya ortamında ve internet üzerinde yapılan duyuru ve linklerden toplandığı için raslantısal örneklem alma yolu ile belirlenen örneklem araştırmaya gönüllü katılan 630 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" "Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu" ile " Yaşam Doyumu Ölçeği" ve Yeme Turumu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda toplam bağımlılık ile yeme tutumu arasında negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu yaşam doyumu ile ise anlamlı ilişki olmadığı belirlenmiştir. Yeme tutumu ile yaşam doyumu arasında negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Sosyal bağımlılık alt boyutlarının yeme tutum ölçeğini yordamasına ilişkin çoklu regresyon analizi sonuçları incelendiğinde; sosyal medya bağımlılığının yeme tutumlarını anlamlı olarak yordadığı tespit edilmiştir. Araştırmacılara yönelik olarak, ülkemizde yeme bozuklukları ve internet bağımlılığına yönelik yapılan çalışmaların azlığı dikkate alındığında bu çalışmaların farklı örneklem gruplarında tekrar edilmesi önerilebilir. Ayrıca sosyal medya bağımlılığı, yeme tutumu ve yaşam doyumu değişkenlerine ileveten çocukluk çağı travmaları, psikolojik durumlar ve anne baba tutumları aracı değişken olarak incelenebilir.

BağımlılıkSosyal medyaYaşam doyumu+3
Yasemin Türkmen
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde COVID-19 korkusu, somatizasyon ve prefrontal korteks işlevleri arasındaki ilişki

Bu çalışmada küresel çapta etkili olan Covid-19 salgınının bireyler üzerinde korku oluşturması ve bunun sonucunda ortaya çıkan; anksiyete, stres, depresyon ve ölüm gibi sonuçların toplum üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Somatizasyon bozukluğu, Prefrontal Korteks işlevleri ve Covid-19 ilişkisi üzerine incelemeler yapılmıştır. Bu araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 127 kadın 151 erkek olmak üzere toplam 378 katılımcı katılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda katılımcıların Covid-19 Korkusu Ölçeği, Prefrontal Korteks İşlevler Ölçeği ve Psikolojik Belirti Taraması kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda Covid-19 korkusu ölçeği ile prefrontal korteks işlevleri ve psikolojik belirti taraması arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Koraonavirüs korkusunun prefrontal korteks işlevlerini negatif yönde, psikolojik belirti taramasını pozitif yönde etkilediği gözlemlenmektedir. Bireylerin cinsiyetleri, yaş ve medeni durumları ile prefrontal korteks işlevleri, psikolojik belirti taraması arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Kadın bireylerin prefrontal korteks işlevleri ve erkek bireylerin psikolojik belirti tarama toplam puanları daha yüksek çıkmıştır. 56 ve üzeri yaşında olan bireylerin Covid-19 korku düzeyleri ve psikolojik belirti tarama toplam puanları diğer yaş gruplarına kıyasla daha yüksek çıkmıştır. 26-35 yaş arası bireylerin ise prefrontal korteks işlevleri toplam puanları diğer yaş gruplarına oranla daha yüksek çıkmıştır. Evli bireylerin Covid-19 korku düzeyleri ve psikolojik belirti tarama toplam puanları bekâr bireylere kıyasla daha yüksek çıkmıştır. Bekâr bireylerin prefrontal korteks işlevleri toplam puanları evli bireylere oranla daha yüksek çıkmıştır. Sonuçlar literatürdeki benzer çalışmaların sonuçlarıyla tartışılmıştır.

BedenselleştirmeCOVID 19Korku+3
Hilal Şebnem Karabacak
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Psikoloji lisans öğrencilerinin duygusal zekâ düzeyleri ve empati becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı 18-35 yaş arasındaki psikoloji lisans öğrencilerinde, duygusal zekâ düzeyleri ve empati becerileri düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmaya İstanbul ilindeki devlet ve özel/vakıf üniversitelerden 403 öğrenci katılım göstermiştir. Yapılan araştırmada katılımcılara Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği ve Empati Düzeyi Belirleme Ölçeği uygulanmıştır. Yapılan bu çalışmada cinsiyete göre duygusal zekâ puanlarında anlamlı farklılığın olmadığı bulunmuştur. Cinsiyete göre empati alt boyutlarından olan bilişsel empati, duygusal tepki ve sosyal beceri düzeylerinde anlamlı farklılığın olmadığı bulunmuştur. Yaşa göre duygusal zekâ düzeylerinde anlamlı farklılığın olmadığı bulunmuştur. Yaşa göre empati düzeylerinde anlamlı farklılığın olmadığı bulunmuştur. Öğrencinin üniversiteli olarak geçirdiği yıl sayısına göre duygusal zekâ düzeylerinde anlamlı farklılığın olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin üniversiteli olarak geçirdiği yıl sayısına göre empati düzeylerinde anlamlı farklılığın olmadığı bulunmuştur. Sınıf değişkenine göre duygusal zekâ düzeyinde anlamlı farklılığın olmadığı bulunmuştur. Sınıf değişkenine göre bilişsel empati ile duygusal tepki düzeylerinde anlamlı farklılığın olmadığı, sosyal beceriler düzeyinde ise anlamlı farklılığın olduğu belirlenmiştir. Eğitim görülen üniversiteye göre duygusal zekâ ve empati düzeylerinde anlamlı farklılığın olduğu bulunmuştur. Duygusal zekâ ile bilişsel empati, duygusal tepki ve sosyal beceri arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon olduğu, empati bileşenlerinin duygusal zekâyı anlamlı ölçüde yordadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle duygusal tepkinin, duygusal zekâ ile ilişkili olması beklenmektedir ve bu araştırmada elde edilen sonuçta da duygusal zekâ ile duygusal tepki arasında anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Duygusal zekaEmpatiEmpatik beceri+2
İlayda Erez
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde karar verme, dürtüsellik ve motivasyon arasındaki ilişki

Bu araştırmanın yapılma amacı karar verme,dürtüsellik ve motivasyon kavramları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın başka bir amacı ise bu üç kavram arasındaki ilişkinin eğitim durumu, cinsiyet, çalışma durumu, algılanan gelir düzeyi ve medeni durumu açısından anlamlı farklılıklar gösterip göstermediğini incelemektir. Bu araştırmada Yetişkinlerde Karar Verme, Dürtüsellik ve Motivasyon Arasındaki İlişki ve sosyodemografik özellikler arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla, Melbourne Karar Verme Ölçeği, Barrat Dürtüsellik Ölçeği Ölçeği,Yetişkin Motivasyon Ölçeği ve demografik özellikler hakkında bilgi edinebilmek amacıyla öğrenmek adına Sosyodemografik bilgi formu kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni, Türkiye'den katılan 18 ile 60 yaş üzeri aralığındaki bireylerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklem grubu, randomize olarak gönüllülük esasına göre seçilmiş olan 206'sı kadın ve 146'sı ise erkek toplamda 352 kişi katılımcıdan oluşmuştur Araştırmada, betimsel araştırma yöntemlerinden olan genel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında tartışmanın gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ulaşılan bulgulara istinaden katılımcıların dürtüsellik seviyeleri ile karar vermede öz saygı arasında ilişki bulunmuştur. Katılımcıların dürtüsellik puanları ile dikkatli karar verme puanlarına bakıldığında dürtüsellik puanları arttıkça dikkatli karar verme puanlarının düşüş gösterdiği tespit edilmiştir. Dürtüsellik ile kaçıngan karar verme arasında ilişki vardır. Dürtüsellik puanları ile panik karar verme, erteleyici karar verme ve içsel motivasyon puanlar arasında ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, dürtüsellik puanları ile dışsal motivasyon puanları arasında da ilişki görülmüştür. Katılımcıların içsel motivasyon puanları ile karar vermede öz saygı, dikkatli karar verme, kaçıngan karar verme, erteleyici karar verme ve panik karar verme puanları arasında ilişki bulunmuştur. Dışsal motivasyon puanları ile karar vermede öz saygı ve dikkatli karar verme, kaçıngan karar verme, erteleyici karar verme ve panik karar verme puanları arasında ilişki bulunmuştur. Dürtüsellik ile karar verme ölçeği alt boyutlarından, karar vermede özsaygı ve dikkatli stil, kaçıngan stil, erteleyici stil ve panik stil ile ilişki görülmüştür. Dürtüsellik ile içsel motivasyon ve dışsal motivasyon arasında ilişki bulunmuştur. Karar verme ölçeği alt boyutlarından karar vermede özsaygı ile içsel motivasyon arasında da ilişki olduğu görülmüştür. Karar vermede özsaygı ile dışsal motivasyon arasında ilişki bulunmamaktadır. Karar verme ölçeği alt boyutlarından dikkatli stil ile içsel motivasyon ve dışsal motivasyon arasında ilişki görülmüştür. Karar verme ölçeği alt boyutlarından kaçıngan stil ile içsel motivasyon ve dışsal motivasyon arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Karar verme ölçeği alt boyutlarından erteleyici stil ile içsel motivasyon ve dışsal motivasyon arasında ilişki bulunmaktadır. Karar verme ölçeği alt boyutlarından panik stil ile içsel motivasyon arasında ilişki görülmüştür. Panik stil ile dışsal motivasyon arasında ilişki bulunmamaktadır.Dürtüselliğin yaş değişkenine göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmektedir. Karar vermede özsaygı puanlarının çalışma durumuna göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmektedir. Kadınların dürtüsellik ve karar vermede "panik stil" puanları erkeklere göre daha yüksektir. Yetişkin Motivasyon Ölçeği alt boyutlarından "içsel motivasyon" ve "dışsal motivasyon" puanlarının cinsiyete göre farklılık göstermemektedir.

DürtüsellikKarar vermeKarar verme stilleri+4
Göksu Güre
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Görücü usulü ve aşk evliliklerinde aşk yaşam doyumu evlilik beklentisi ve temel psikolojik ihtiyaçların tatmini arasındaki ilişki

Çalışmanın temel amacı, görücü usulü ve aşk evliliklerinde aşk yaşam doyumu evlilik beklentisi ve temel psikolojik ihtiyaçların tatmini arasındaki ilişkinin tespit edilmesidir. Bu doğrultuda Evlilik Beklentisi Ölçeği, Temel Psikolojik Tatminleri Ölçeği, Aşk Yaşamı Doyumu Ölçeği toplam 419 katılımcı üzerinde uygulanmıştır. Yapılan anket uygulaması sonucunda analiz sonuçlarına göre aşk doyumu, evlilik beklentisi, özerklik ihtiyacının tatmini, özerklik ihtiyacının engellenmesi, ilişkisellik ihtiyacının tatmini, ilişkisellik ihtiyacının engellenmesi, yeterlilik ihtiyacının tatmini, yeterlilik ihtiyacının engellenmesi yaşa göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Aşk doyumu, evlilik beklentisi, özerklik ihtiyacının tatmini, özerklik ihtiyacının engellenmesi, ilişkisellik ihtiyacının tatmini, ilişkisellik ihtiyacının engellenmesi, yeterlilik ihtiyacının tatmini, yeterlilik ihtiyacının engellenmesi cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Aşk doyumu, evlilik beklentisi medeni duruma göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Ortalama puanlara göre nişanlıların puanları diğerlerine göre daha yüksektir. Özerklik ihtiyacının tatmini, özerklik ihtiyacının engellenmesi, ilişkisellik ihtiyacının tatmini, ilişkisellik ihtiyacının engellenmesi, yeterlilik ihtiyacının tatmini, yeterlilik ihtiyacının engellenmesi medeni duruma göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir Aşk doyumu birliktelik türüne göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Ortalama puanlara göre aşk evliliği yapanların puanları diğerlerine göre daha yüksektir. Evlilik beklentisi, özerklik ihtiyacının tatmini, özerklik ihtiyacının engellenmesi, ilişkisellik ihtiyacının tatmini, ilişkisellik ihtiyacının engellenmesi, yeterlilik ihtiyacının tatmini, yeterlilik ihtiyacının engellenmesi birliktelik türüne göre anlamlı farklılık göstermemektedir İlişkisellik ihtiyacının engellenmesi eğitim durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Ortalama puanlara göre ilköğretim mezunlarının puanları diğerlerine göre daha yüksektir. Yeterlilik ihtiyacının engellenmesi eğitim durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir.. Aşk doyumu, evlilik beklentisi, özerklik ihtiyacının tatmini, özerklik ihtiyacının engellenmesi, ilişkisellik ihtiyacının tatmini, yeterlilik ihtiyacının tatmini eğitim durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir.

AşkEvlilikEvlilik beklentisi+4
Efsun Anlayan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Obsesif kompulsif bozukluğu tanısı konmuş çocuk ve ergenlerin ebeveynlerindeki psikopatolojik belirtileri

Bu çalışmada Obsesif Kompulsif Bozukluk tanısı konmuş çocuk ve ergenlerin anne ve babalarında Obsesif Kompulsif Bozukluk belirtileri başta olmak üzere diğer psikopatolojik belirtilerin varlığını araştırmak amaçlanmıştır. Özel bir hastanede psikoloji bölümüne başvuran, DSM IV-TR kriterlerine göre OKB tanısı konan 32 çocuk ve ergen ile bu çocukların anne ve babaları (n=64) çalışmaya alınmıştır. Kontrol grubuna ise DSM-IV TR kriterlerine göre OKB belirtilerini desteklemeyen 30 çocuk ve ergen ile ebeveynleri (n=60) dahil edilmiştir. Araştırmaya çift ebeveynli olan çocuklar dahil edilmiştir. Boşanmış veya ayrı evde yaşayan ebeveynlerin çocukları, bakım evlerinde yaşayan çocuklar hariç bırakılmıştır. Çalışmaya alınan çocuk ve ergenler 6-17 yaşlar arasındadır. Çalışmaya katılan çocuk ve ergenlerin yaş ortalamaları 9.52 ± 3.37 yıl olarak belirlenmiştir. OKB tanısı almış çocukların ebeveynlerindeki psikopatolojik belirtileri değerlendirme amacıyla SCL-90-R Psikolojik Belirti Tarama Testi kullanılarak araştırılmıştır. Çocuk ve ergenlerde ise OKB belirtilerini değerlendirme aracı olarak Çocuklar için Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği (CY-BOCS) kullanılmıştır. Sonuç olarak, bu çalışmadan elde edilen veriler sonucunda, OKB grubundaki çocuk ve ergenlerin anne ve babalarında, kontrol grubunu oluşturan çocuk ve ergenlerin anne ve babalarındakine oranla OKB belirtileri daha yüksek ve arada istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Obsesif Kompulsif Bozukluk, Çocuk, Ergen, Ebeveyn, Psikopatoloji.

Aile içi ilişkilerAile tedavisiAile tutumu+6
Melis Çekiç Güllüoğlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında yaşam kalitesi ve etkileyen değişkenler

Bu çalışmanın amacı, sağlık çalışanlarının tükenmişlik ve depresyonlarının, yaşam kalitelerine etkisini incelemektir. Buna ek olarak, sosyodemografik verilerinde, yaşam kalitesi üzerinde fark yaratıp yaratmadığını sınamaktır. Araştırma için, Beck Depresyon Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu ve demografik bilgi formu kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucu, demografik bilgilere göre, depresyon, tükenmişlik ve yaşam kalitesi puanlarında farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca yaşam kalitesinin açıklayıcılarını bulmak için yapılan regresyon analizi sonucu, depresyon, tükenmişlik ve bazı demografik bilgilerin, yaşam kalitesini açıkladığı bulunmuştur. Analizlerin tümü tablolaştırılmış ve açıklamaları yapılmıştır. Bulunan tüm sonuçlar, yöntem ve bulgular kısmında sunulmuştur.

DepresyonSağlık işletmeleriSağlık personeli+3
Seren Öztoprak
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin anne-baba tutumlarının öğrencilerin sosyal problem çözme becerilerine ve depresyon düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı bireylerin anne baba tutumların depresyon ve problem çözme becerilerine ne derece etki ettiğini saptamaktır. Araştırma genel tarama modeline uygun olarak yapılmıştır. Araştırma 50 dokuzuncu sınıf öğrencisi ve 50 on ikinci. sınıf öğrencisi olmak üzere toplam 100 kişi üzerinde yapılmıştır. Veriler katılımcılara uygulanan Beck Depresyon Ölçeği, Anne-Baba Tutum Envanteri ve Problem Çözme Envanteri üzerinden toplanmıştır. Anket ve ölçeklerden alınacak toplam puanların frekans ve yüzdeleri hesaplanarak anne babam tutumları, problem çözme becerileri ve depresyon düzeyleri belirlenmiştir. Analiz sonucunda bireylerin Anne-Baba Tutum envanteri puanlarının ortalama değerlerine bakıldığında bireylerin anne babalarından algıladığı tutumun demokratik olduğu görülmüştür. Bireylerin depresyon ölçeğinden aldığı puanlara bakıldığında grubun depresyon düzeyinin düşük olduğu görülmüştür. Problem çözme envanteri puanlarına bakıldığında problem çözme becerilerinin orta düzeyde olduğu görülmektedir. Bireylerin cinsiyetleri ile Anne-Baba Tutum envanteri puanları Mann Whitney U Testi ile karşılaştırılmış erkeklerin kızlara oranla anne babalarından algıladıkları demokratik tutum düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bireylerin cinsiyetleri ile depresyon ölçeği puanları Mann Whitney U Testi ile karşılaştırılmış kızların erkeklere oranla depresyon düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bireylerin cinsiyetleri ile Problem Çözme Becerileri Ölçeği puanları Mann Whitney U Testi ile karşılaştırılmış erkeklerin kızlara oranla problem çözme becerileri düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bireylerin yaşları ile Anne-Baba Tutum Envanteri puanları Kruskal Wallis Testi ile karşılaştırılmış ve bireylerin yaşları ile anne baba tutumları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireylerin yaşları ile Depresyon ölçeğinden aldığı puanlar Kruskal Wallis Testi ile karşılaştırılmış 18 yaşında olan bireylerin diğer bireylere oranla depresyon düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. bireylerin yaşları ile Problem Çözme Envanteri puanları Kruskal Wallis Testi ile karşılaştırılmış problem çözme becerileri ölçeği puanları açısından bireylerin yaşları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireylerin hangi sınıfta olduğu ile Anne-Baba Tutum Envanterinden aldığı puanlar Mann Whitney U Testi ile karşılaştırılmış ve anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireylerin hangi sınıfta olduğu ile Depresyon Ölçeğinden aldığı puanlar Mann Whitney U Testi ile karşılaştırılmış son sınıfta okuyan bireylerin birinci sınıfta okuyan bireylere oranla depresyon düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. bireylerin hangi sınıfta oldukları ile Problem Çözme Envanteri puanları Mann Whitney U Testi ile karşılaştırılmış anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireylerin doğum sırası ile Anne-Baba Tutum Envanterinden aldığı puanlar Kruskal Wallis Testi ile karşılaştırılmış ilk çocuk olan bireylerin diğer bireylere oranla anne babalarından algıladıkları demokratik tutum düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. İlk çocuk olan bireylerin diğer bireylere oranla anne babalarından algıladıkları demokratik tutum düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. bireylerin doğum sırası ile Depresyon Ölçeği puanları Kruskal Wallis Testi ile karşılaştırılmış anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireylerin doğum sırası ile Problem Çözme Becerileri Ölçeği puanları Kruskal Wallis Testi ile karşılaştırılmış anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireylerin annelerinin eğitim düzeyleri ile Anne-Baba Tutum Ölçeği puanları Kruskal Wallis Testi ile karşılaştırılmış anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireylerin annelerinin eğitim düzeyleri ile Depresyon Ölçeği puanları Kruskal Wallis Testi ile karşılaştırılmış anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireylerin annelerinin eğitim düzeyleri ile ile Problem Çözme Envanteri puanları Kruskal Wallis Testi ile karşılaştırılmış anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireylerinin babalarının eğitim düzeyleri ile Anne-Baba Tutum Ölçeği puanları Kruskal Wallis Testi ile karşılaştırılmış babaları yüksek lisans ve üzeri mezun olan bireylerin diğer bireylere oranla anne babalarından algıladıkları demokratik tutum düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. . Bireylerin babalarının eğitim düzeyleri ile Depresyon Ölçeği puanları Kruskal Wallis Testi ile karşılaştırılmış anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireylerin babalarının eğitim düzeyleri ile Anne-Baba Tutum Ölçeği puanları Kruskal Wallis Testi ile karşılaştırılmış anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bireylerin Anne-Baba Tutum Ölçeği Puanları ile depresyon Ölçeği puanları karşılaştırılmış buna göre anne babadan algılan demokratik tutum arttıkça depresyonun azaldığı görülmüştür . Anne babadan algılan otoriter tutum arttıkça depresyon artmaktadır. Anne babadan algılan ilgisiz tutum arttıkça depresyon artmaktadır. Bireylerin Anne-Baba Tutum Envanteri puanları ile Problem Çözme Envanteri puanları karşılaştırılmış buna göre depresyon arttıkça problem çözme becerileri azaldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Depresyon, Sosyal Problem Çözme,Anne Baba Tutumları.

Ana-baba tutumuDepresyonLise öğrencileri+5
Tuğba Rabia Ay
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Otistik çocuğu olan annelerin algıladıkları sosyal desteğe göre umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; otistik çocuğu olan annelerin algıladıkları sosyal destek düzeyi ile umutsuzluk düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırmadaki amaç doğrultusunda, araştırmada; annelerin algıladığı sosyal destek (aile desteği, arkadaş desteği, özel kişi desteği) ile umutsuzluk (gelecekle ilgili duygu, motivasyon kaybı, gelecekle ilgili beklenti) düzeyi arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, İstanbul ilinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na (MEB) bağlı çeşitli özel eğitim ve rehabilitasyon kurumlarında özel eğitim almakta olan 100 otistik çocuğun annesinden oluşmaktadır. Araştırmada otistik çocuğu olan annelerin sosyodemografik bilgilerini alabilmek üzere, araştırmayı yapan tarafından geliştirilen "Sosyodemografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Annelerin algıladıkları sosyal destek düzeyi Zimet ve arkadaşlarının geliştirdiği, Eker ve Arkar'ın (1995) Türkçe'ye uyarladığı Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MSPSS) ile ölçülmüştür. Annelerin umutsuzluk düzeyi, Seber'in (1991) Türkçe'ye uyarladığı Beck Umutsuzluk Ölçeği ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, otistik çocuğu olan annelerin algıladığı sosyal destek düzeyi ve alt ölçekleri ile umutsuzluk düzeyi ve alt ölçekleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Yapılan istatistiksel analizlerle, annelerin algıladığı sosyal destek arttıkça umutsuzluk düzeylerinin azalmakta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarıyla elde edilen bulguların literatürle tutarlılığı ve sonuçlar üzerinde etkili olabilecek diğer değişkenler tartışılmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler :Anneler, Otizm, Algılanan Sosyal Destek, Umutsuzluk

Algılanan sosyal destekAnnelerAnnelere sosyal yardım+5
Dilara Şimşek
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00

Other supervisors