Theses supervised by Doç. Dr. Fethi Güngör

13 theses · Yalova University

Master'sOpen AccessTR

Engelli bireylerle çalışanlarda algılanan örgütsel destek ve tükenmişlik düzeyinin iş tatmini üzerindeki etkisi: İstanbul ili Beykoz ilçesi örneği

Engellilik geçmişten günümüze var olan sosyal bir olgudur. Günümüzde ise bu olgu hem ülkemizde hem de dünyada yaşanan gelişmelerle daha önemli bir hale gelmiştir. Engelli bireylere yönelik devlet tarafından verilen hizmetler, engellilere haklarının anlatılması, bu alanda faaliyet gösteren özel kuruluşların devlet tarafından desteklenmesi gibi pek çok gelişme, çeşitli şekillerde engelli bireylere hizmet veren kurumların sayısını arttırmıştır. Engelli bireylere verilen hizmetlerin artmasıyla birlikte engelli bireylerle çalışan sayısı da artmıştır. Engellilere hizmet veren bu kurumların etkin ve verimli olması devlet politikaları ile örtüşmekte, engelli bireylere fayda sağlamakta ayrıca bu alanda faaliyet gösteren özel kurumların sayısını arttırmakta dolayısıyla çok daha fazla engelli bireye hizmet verilebilmektedir. Bununla beraber etkinlik ve verimliliğin sağlanabilmesi ancak çalışanların başarısı ve mutluluğu ile mümkün olmaktadır. Çalışanların başarılı ve mutlu olması ise kurumları tarafından desteklenmesi, mesleklerinden herhangi bir sebepten dolayı soğumaması ve yaptıkları işten doyum sağlamaları ile mümkündür. Ancak iş yaşamı incelendiğinde, karşılaşılan en önemli problemlerden birisi çalışanların işlerinden ve işyerlerinden memnun olmaması durumudur. Böyle bir durumda çalışanların başarılı ya da performanslı olması beklenemez. Bu noktadan hareketle bu tez çalışmasının temel amacı engelli bireylere hizmet veren kurumlarda çalışanların algılanan örgütsel destek düzeyinde ve tükenmişlik düzeylerinde meydana gelen değişikliğin iş tatmin düzeyini ne yönde etkilediğinin açığa çıkarılmasıdır. Böylece çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve engellilere daha iyi bir personel motivasyonu ile yarar sağlamak hedeflenmektedir. Araştırma amacı doğrultusunda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına Bağlı Beykoz Sosyal Hizmetler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Engelliler Müdürlüğü Beykoz Birimi, Sivil Toplum Kuruluşu olarak Omurilik Felçliler Derneği Beykoz Şubesi ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Beykoz'daki Özel rehabilitasyon merkezleri ve Engellilere yönelik sınıfları bulunan devlet okulları üzerinde araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada bahsedilen kurumlarda çalışan Memur, Öğretmen, Sosyal Çalışmacı, Sosyolog, Psikolog, Müdür, Fizyoterapist, Güvenlik, Avukat, Şoför, Yardımcı Personel olmak üzere toplam 183 kişiden anket aracılığı ile veri toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre bağımsız değişkenler olan algılanan örgütsel destek ve tükenmişlik ile iş tatmini arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre algılanan örgütsel destek düzeyinin artması iş tatmin düzeyini de arttırmaktadır; tükenmişlik düzeyinin artması ise iş tatminini düşürmektedir. Ayrıca regresyon analizi sonuçlarına göre tükenmişlik kavramının alt boyutları olan duygusal tükenmişlik ve kişisel başarı hissi iş tatmini üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir. Algılanan örgütsel desteğin iş tatmini üzerinde pozitif anlamlı bir etkisi saptanmıştır.

Algılanan örgütsel destekEngelli kişilerTükenmişlik+4
Merve Nur Oktar
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin algılanan sosyal destek düzeyi ve yaşam doyumları ile problem çözme becerileri arasındaki ilişki

Sosyal desteğin bireyin beden ve ruh sağlığı açısından önemli olduğu son yıllarda yapılan sosyal destek araştırmalarının bulgularındandır. Sağlıklı bireylerin, sağlıklı aileler oluşturacağı yaklaşımından hareketle evli bireyler açısından sosyal destek, problem çözme ve yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi ele alan bu araştırmanın amacı, algılanan sosyal destek düzeyinin problem çözme becerileri ve yaşam doyumu puanları arasında anlamlı ilişki olup olmadığını belirlemektir. Bu araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın örneklemi oluşturulurken seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden, uygunluk örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmanın örneklemini Ankara ilinde bulunan çalışan evli bireyler oluşturmaktadır. Araştırmaya 246 kadın, 254 erkek olmak üzere toplam 500 kişi katılmıştır. Bu araştırmada demografik bilgiler için kişisel bilgi formu, problem çözme becerilerini ölçmek amacıyla Problem Çözme Envanteri, yaşam doyumlarını ölçmek için Yaşam Doyumu Ölçeği ve algılanan sosyal destek düzeylerini ölçmek için Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Anketten elde edilen verilerin analizinde, SPSS İstatistik Paket Programı kullanılmıştır. Evli bireylerin algılanan sosyal destek düzeyleri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre Evli bireylerin problem çözme becerisi ve algılanan sosyal destek düzeyleri arasında yüksek düzeyde, pozitif anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Evli bireylerin algılanan sosyal destek düzeyleri ile yaşam doyumları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre evli bireylerin yaşam doyumları ve algılanan sosyal destek düzeyleri arasında yüksek düzeyde, pozitif anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.

Algılanan sosyal destekEvli çiftlerEvlilik+2
Hülya Gümüş
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Aile danışmanlığında hakemlik kurumunun yeni bir model olarak ihyası

Bu çalışmada aile danışmanlığı kurumunun, hakemlik müessesesince yeni bir model olarak ihya edilmesi konu edinilmiştir. Çalışma kapsamında öncelikli olarak aile ve aileyi oluşturan kavramlar ile ilgili litearatürde yer alan bilgiler evlilik ve evlenme kavramları ile bilirkte derlenmiş ve çalışmanın birinci bölümünde sunulmuştur. İkinci bölümde aile danışmanlığına ait genel tanımlamalar yapılmış ve aile danışmanlığı ile ilgili genel teoriler üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde hakemlik kurumu hakkında bilgiler aktarılmış, kurumun doğum noktası olan İslamiyet'ten deliller ortaya konulmuştur. Sonuç olarak da aile içi sorunların çözülebilmesi, boşanma oranlarının azaltılması için, sorunların çözümüne yönelik hakem tayini yapılması savunulmuş; tayin edilecek hakem ile karı-koca görüşmesinin aile danışmanları huzurunda sorunları ortaya koyması modeli önerilmiştir. Sorunların çözülememesi ve arabuluculuk faaliyetinin sonuçsuz kalması halinde oluşacak boşanma durumunda ise kabahatin hangi tarafta olduğuna bağlı olarak ne tür yaptırımların uygulanması gerektiği bilgisi sunulmuştur.

AileAile sorunlarıDanışmanlık+5
Nihan Özer
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan kadının ev ve iş odaklı sorunları-İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği-

Kadının toplumsal yapı içindeki konumu, çalışma hayatında yer alması ve hangi şartlarda yer alacağı geçmişten günümüze güncelliğini koruyan bir konu olmuştur. Sanayi Devriminden sonra rollerde değişim gerçekleşmiş ve de bu değişimin etkisiyle geleneksel anlayışta farklılaşmalar gözlemlenmiştir. Birinci ve ikinci Dünya Savaşlarının etkisiyle birlikte kadınlar çalışma alanında daha çok görülmeye başlamıştır. Tarihte bu anlamda farklı süreçlerden geçen kadınlar hem toplumsal yapıdaki yaşanan değişiklikler hem de gelişen ekonomik şartların etkisiyle birbirinden farklı iki rolü üstlenmek zorunda kalmıştır. Ev yaşantısında aile bireyleriyle hayatını şekillendirirken iş hayatında ise kariyer hayatını şekillendirmektedir. Bu sorumlulukların üstesinden gelmeye çalışan kadın, aile üyeleriyle ve iş hayatındaki kişilerle sorumluluk paylaşımına gitmektedir. Bu paylaşımlar kimi zaman olumlu sonuçlanırken kimi zaman da farklı sorunları beraberinde getirmektedir. Ancak aile içinde geçekleşen sorumluluk paylaşımları ailenin devamlılığı ve aile bağlarının güçlenmesi için şart olduğu bir gerçektir. Sosyal hizmet bağlamında yapılacak olan uygulamalar çalışma hayatında yer alan kadının iş potansiyelini yükselterek ülke refahının yükselmesi için de çok önemlidir. Bu etkenler kadının başarılı ve huzurlu olması konusunda da yardımcı olacaktır. Özellikle çalışan annelere yönelik yapılacak uygulamaların geliştirilmesi genç nüfusun devamlılığında önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak yapılacak bu uygulamalar tüm çalışan annelere eşit haklar verilerek yapılmalıdır. Günümüzde genellikle hayat şartlarının zorlaşması ve gelecek kaygısının etkisiyle çalışma hayatında bulunan kadınlar iş hayatından ayrılmak istememekte bu da çocuk sahibi olma konusunu geri plana atmalarına sebep olmaktadır. Bu noktadan hareketle özellikle İstanbul gibi büyük şehirde kadınların çevresel ve toplumsal nedenlerden dolayı yaşadığı zorluklar dile getirilmeye çalışılmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışan kadınların hangi nedenlerden dolayı çalışma hayatında bulunduğuyla birlikte iş ve ev odaklı ne gibi sorunlar yaşadığı ele alınmıştır. Çalışmamıza örneklem seçilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde bulunan 95 müdürlükten seçilmiş 150 kadın personel ile yüz yüze anket çalışması yaparak verilen cevaplar neticesinde çıkan sonuçlar değerlendirilmiş olup farkındalık oluşturacak sonuç ve önerilere yer verilmeye çalışılmıştır.

BelediyelerKadın sorunlarıSosyal hizmetler+5
Muhammed Celal Abay
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
20
Master'sOpen AccessTR

Çocuklara yönelik yerel yönetim uygulamaları: Esenler Belediyesi örneği

Çocukluk kavramının tarihsel sürecine bakıldığında Batı'da uzun bir süre çocukluk ile ilgilenilmediği ve son yüzyıla kadar çocukluk ile ilgili bir çalışmanın yapılmadığı görülmektedir. Bu süre zarfında çocukların minyatür yetişkinler olarak görüldüğü ve çocuklara has bir dönemin varlığının kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Çocukluğa has bir dönemin varlığının reddedilmesi çocuklara uygun yaklaşımların oluşturulmasını engellemiştir. Günümüze gelindiğinde ise çocukluk insan hayatının önemli ve hassas bir dönemi olarak görülmektedir. Ancak çocukları tehdit eden bazı unsurlar günümüzde de varlığını korumaktadır. Bu sorunlardan biri de hızlı yapılaşma ve kentleşmenin çocuklar üzerinde oluşturduğu olumsuz etkilerdir. Kentleşme ile beraber çocuk oyun alanları kısıtlanmış, çocukların sosyalleşebilecekleri ortamlar ise gittikçe daralmaktadır. Öte yandan kentlerde var olan uyuşturucu madde kullanımı, çocuk işçiliği, hırsızlık ve kötü alışkanlıkların kazanılabileceği akran grupları çocukları tehdit eden bazı unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma yukarıda ifade edilen sorunların çözümü için uygulamalar gerçekleştiren yerel yönetimleri, özelde de belediyelerin çocuklar için ne tür faaliyetler gerçekleştirdiği sorusu üzerine odaklanmaktadır. Esenler Belediyesi'nin örneklem olarak seçildiği bu çalışmanın aydınlatılması için öncelikle Türkiye'de ki bütün belediyelerin özellikle de Büyükşehir ve merkez ilçe belediyeleri ile diğer şehir belediyelerinin 2016 yılı faaliyet raporları incelenmiş olup Türkiye'de çocuklara yönelik gerçekleştirilen uygulama ve faaliyetlerin genel bir tablosu çıkarılmıştır. Bu tablo oluşturulduktan sonra Esenler Belediyesi'ne ait son beş yılın (2012-2016) faaliyet raporları, belediyenin resmi internet sitesi ve stratejik raporları incelenmiştir. Ayrıca belediye çalışanı olan 5 kişi ile mülakatlar gerçekleştirilmiş olup çalışmaya eklenmiştir. Çalışmanın sonucunda çocuklara yönelik çevresel düzenlemeler, kültür, sanat, spor, eğitim, sağlık ve sosyal yardım alanında birçok faaliyetlerin belediyeler tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Bu çalışmaların amaçlarının ise çocukları suçtan uzak tutmak, sosyalleşmelerini sağlamak, kuşaklar arası iletişimi tesis etmek ve sağlıklı birer birey olarak yetişmelerini sağlamak gibi çok boyutlu olduğu görülmüştür.

Belediye hizmetleriBelediyelerParklar+4
Veysi Aka
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin okuma profili üzerine bir inceleme: Yalova Üniversitesi örneği

Okuma eylemi, yazının icadından bu yana insanoğlunun bilme macerasına eşlik etmektedir. En etkili bilgi edinme yolu olarak günümüzde de bireyin kişisel ve mesleki gelişimi için gerekliliğini korumaktadır. Hızla değişen dünyanın şartlarına, hızla değişen bilgi de eklenmiştir. Bugün geçmişe kıyasla her alan kendi bilgisini bu doğrultuda çok daha hızlı bir şekilde güncel tutmak mecburiyetindedir. Sosyal hizmet, birçok disiplinden beslenmesi münasebetiyle çok disiplinli, diğer alanlara bilgi verip; onlardan bilgi aldığı için de disiplinlerarası bir alandır. Multidisipliner ve disiplinlerarası yapısı olan sosyal hizmetin bilgi ile ilişkisi hem uygulamada hem de kuramsal boyutta hayatidir. Bu bilginin güncel tutulması ve yerlileştirilmesi; yerli bilgiden beslenmesi kültürel yetkinliği ve uygulamada başarıyı olumlu yönde etkilemektedir. Sosyal hizmet alanında da oturmuş, yer etmiş bir okuma alışkanlığı sosyal çalışmacıya kişisel ve mesleki gelişim sunabilmektedir. Bu sebeple okuma eylemi sosyal hizmetin bilgi temelinin sağlamlığında, alanın mesleki ve disiplin olarak gelişimde bir imkân ve atlanılmaması gereken bir seçenek olarak durmaktadır. Çalışmanın ilk ve öncelikli amacı, sosyal hizmetin bilgi temeli ile ilgili çalışmalarda bir başlangıç olması; alanın bilgi temeli ve yine alanın ihtiyaç duyduğu disiplinlerarası yapısının vurgulanması olarak ifade edilebilir. Bu sebeple öğrencilerin okuma tercihleri ortaya konmak ve bu doğrultuda değerlendirilmek gereği görülmüştür. Bu araştırma kapsamında Yalova Üniversitesi sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin okuma temayülleri anket tekniği kullanılarak ölçülmüştür. Araştırmada tarama modeline uygun anket çalışması sosyal hizmet bölüm öğrencilerinden 147'si ile gerçekleştirilmiştir. Anket soruları, araştırmacı tarafından hazırlanmış, altısı demografik; on dokuzu alan içi; diğer on dokuzu ise alan dışı olmak üzere kırk dört sorudan oluşmaktadır. Alan içi başlığındaki sorularla sosyal hizmet özelinde sosyal bilimlerle ilgili okuma tercihleri; alan dışı başlığında ise genel okuma temayülleri öğrenilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin büyük bölümü alanla ilgili okumalarda tercihlerini tercüme eserler yönünde kullanmaktadır. Alanda yetkinlik için okumayı bir seçenek olarak görseler de alanın gerektirdiği disiplinlerarası, multidisipliner bir okuma alışkanlığı bulunmamaktadır. Kadın katılımcıların psikoloji, erkeklerin ise sosyal politika alanında okumalarda yoğunluk gösterdiği görülmüştür. Alan içi okuma sıklığı, edebi nitelikte okumalarda kadın katılımcıların çoğunluğu oluşturduğu sonucu elde edilmiştir.

OkumaOkuma alışkanlığıOkuma kültürü+3
Şeniz Aslan
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Aile planlamasının sosyal hizmet bağlamında incelenmesi

İnsanlık tarihi kadar eski olan aile; toplumun en küçük ve en değerli yapı taşını oluşturan, evlilik ve kan bağına dayanan; anne, baba, çocuklardan oluşan en küçük sosyal gruptur. Aile kurumu toplum için belirleyici bir değere sahiptir. Ailenin yapısal özellikleri, değişim evreleri, karşılaştığı proplemlerin tespiti ve bunlara yönelik sosyal politikalar toplumdaki bu değerin belirlenmesinde önemlidir. Toplumun üreme ve gelecekte varolabilme kaynağı ailedir. Birinci bölümde kavramsal ve kuramsal çerçeve, ailenin önemi, görev ve sorumlulukları incelenmiştir. Sanayileşme Devrimi ve onun paralelinde siyasi ve toplumsal alanda kendini hissettiren Modernite ile başlayan toplumsal değişim sürecinden etkilenen en temel kurumlardan biri de aile kurumudur. Günümüz sanayi toplumlarının geçirmiş olduğu değişim süreçleri neticesinde küçülen aile yapıları yalnız, yaşlı, hasta ve bakıma muhtaç durumdadır. İngiliz Papaz Malthus nüfusun geometrik olarak, gıda ürünlerinin ise matematiksel olarak arttığını ifade etmiş; bu nedenle bütün insanlığın açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı iddiasında bulunmuştur. Bu iddiadan hareketle nüfus ve aile planlaması yapılması gerektiğini savunarak kendi adı ile anılan bir teori ortaya koymuştur. Bu teori bir dönem uygulamaya konulmuş daha sonra ise yoğun tartışmalar ve sanayini devriminin getirdiği ihtiyaçlar neticesinde uygulamadan vazgeçilmiştir. Araştırmada; aile planlamasının siyasi boyutunun ağırlık kazandığı çok net olarak görülmektir. Zira aile ve nüfus planlamasının menşei olan gelişmiş ülkelerdeki nüfusun durması, diğer tarafta sanayileşmekte ve beraberinde nüfusu da artmakta olan ülkeler, zengin ülkeleri endişeye sevk etmiştir. Nüfusu durağanlaşan gelişmiş ülkeler, kendi ülkelerinde nüfusu artırmak için her çareye başvururken; nüfusu artmaya devam eden gelişmekte olan ülkelerde de nüfusu engellemek için her türlü metoda başvurmaktadırlar. Gelişmekte olan ülkelerde aile planlamasının uygulamaları ve maksatları üzerinde durulmuş, aile planlamasından maksadın nüfusu azalltmak amacı taşıdığı ilgili literatür taraması ile incelenmeye çalışılmıştır . Aile yapısı sağlam ve güçlü olan ülkeler geleceğe emin adımlarla yürüyebilmektedir. Üçüncü bölümünde aile planlamasının Sosyal Hizmet açısından değerlendirmesi yapılmıştır. Geleneksel aile yapısında çok çocuk gelecek için sigorta ve neslin devamı için bir garanti olarak görülmüştür. Aile nüfusunun kalabalık olması çoğu kez iş paylaşımı ve aileye gelir sağlama bakımından bir avantaj olarak görülmektedir. Diğer taraftan yaşlılıkta kendisine bakacak olanların sayıca çok olması onu psikolojik olarak rahatlatmakta ve geleceğe biraz daha güvenle bakabilmektedir. Bu durum devletin de elini rahatlatmakta ve üzerine gelecek yükü hafifletmektedir. Sonuç, değerlendirme ve önerilerde ise aile planlamasının siyasi, ekonomik ve sosyal yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Açlıkla mücadele eden özellikle Afrika kıtasının imkânlarına rağmen sefalete mahkûm edilişi ve sömürü çarkının işleyişi ve bundan kurtuluş çareleri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Aile, Aile Planlaması, Nüfus, Nüfus Planlaması, Sosyal Hizmet.

AileAile planlamasıNüfus+2
Ahmet Özden
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sığınmacılara yönelik sosyal hizmet uygulamalarında yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri: İstanbul'daki Suriyeli sığınmacılar örneği

Sığınma amaçlı göç 21. yüzyılın önemli konularından biridir. Dünyanın birçok bölgesinde sığınma amaçlı göç hareketi olmaktadır. Bazı ülkeler bulundukları coğrafyadan dolayı daha çok sığınma amaçlı göç almaktadır. Türkiye bu ülkelerden biridir. Suriye'deki siyasi karışıklıklar sebebiyle oluşan savaş ortamından dolayı Türkiye, kendisine sığınan 3,5 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapmaktadır. Türkiye'nin hemen her şehrinde Suriyeli sığınmacı bulunmaktadır. Bu çalışmada İstanbul örneklem olarak alınmıştır. İstanbul örnekleminde Suriyeli sığınmacıların Suriye'de yaşadıkları, Suriye'den Türkiye'ye gelirken yaşadıkları ve Türkiye'de yaşadıkları sorunlar araştırılmıştır. 76 Suriyeli sığınmacı ve 5 farklı sivil toplum kuruluşu yetkilisi ile görüşülmüştür. Sivil toplum kuruluşlarının yetkililerinden ikisi 76 kişilik örnekleme dâhildir. Bir sivil toplum kuruluşunun iki yetkilisi de bu örneklemin hâricinde araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırma nitel yöntemle yapılmıştır. Mülakatlar yapılmadan önce pilot çalışma yapılmıştır. Pilot çalışma için bazı Suriyelilerin evleri ziyaret edilmiş ve mülakat yapılmıştır. Pilot çalışma yapılırken üç farklı sivil toplum kuruluşunun yetkilisiyle görüşülmüştür. Mülakatlardan elde edilen veriler MAXQDA 2018 nitel veri analizi programıyla temalara ayrılmıştır. Bu temalardan yola çıkarak sosyal sorunları çözme bilimi ve uygulaması olan sosyal hizmet bağlamında uygulama önerisi getirilmiştir.

GöçlerMültecilerSosyal hizmetler+3
Güler Güneş Aslan
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal sermaye, sosyal ağlar ve sosyal destek ilişkisi Sultanbeyli ve Kadıköy'de sosyal hizmet merkezlerine başvuranlara ilişkin karşılaştırmalı durum çalışması

Bu çalışma, genel anlamda bireylerin, özel anlamda ise sosyal hizmet kurumuna başvuran bireylerin, kuruma başvurmadan önce yaşadıkları sosyal sermaye ve sosyal destek deneyimlerini konu almaktadır. Çalışmanın amacı, bireylerin sosyal hizmet kurumuna başvurmadan önce yaşadıkları sosyal sermaye ve sosyal destek deneyimi ile kuruma başvurma hikâyeleri arasındaki ilişkiyi anlamaktır. Bu çalışmada analiz birimi, bireylerin profesyonel sosyal hizmet desteğine başvurma durumuyla, bu sınırlı durum içinde yaşadıkları sosyal sermaye ve sosyal destek tecrübeleri, deneyimleri ve eğilimleridir. Sosyal sermaye ve sosyal destek sosyal ilişkiler içinde elde edilmektedir. Kişilerarası sosyal iletişim ağlarına odaklanılan bu çalışmanın öngörüsü, bireylerin sosyoekonomik ve sosyokültürel konumunun, sahip olduğu, erişebildiği sosyal sermaye ve sosyal destek potansiyelini etkileyeceğidir. Bu bakımdan çalışmada, araştırmada belirlenen kırsal simgeleri barındıran, sosyoekonomik ve sosyokültürel açıdan dezavantajlı bireylerle; kentsel simgeleri barındıran, sosyoekonomik ve sosyokültürel açıdan avantajlı bireylerin sosyal sermaye ve sosyal destek deneyim durumları iki aykırı durum çalışması altında ele alınmıştır. Bu husus yapısal konumların, bireylerin sosyal sermaye ve sosyal destek potansiyeline etkilerini gösterirken, çalışmada aynı zamanda sosyal sermaye ve sosyal destek potansiyeli üzerinde eylemin de etkinliği kabul edilerek, yapı-eylem etkileşimli odak çalışmaya entegre edilmiştir. Çalışma, Sultanbeyli ve Kadıköy bölgesine hizmet veren, ilk başvuru taleplerinin alındığı sosyal hizmet merkezlerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, sosyoekonomik ve sosyokültürel açıdan avantajlılık ve dezavantajlılık durumunun bireylerin sosyal sermaye ve sosyal destek potansiyellerini etkilediği görülmüştür. Bu durum özellikle maddi destek konusunda kendisini göstermiştir. Diğer yandan bireylerin avantajlı konumuna rağmen, bilinçli eylemleri ile ağındaki kaynakları hareketlendiremediği ya da dezavantajlı konumuna rağmen zayıf ağlarla kurduğu etkileşim sonucu bilinçli eylemleriyle kaynaklara ulaşabildiği de araştırma bulgularında elde edilmiştir. Araştırmada bireylerin, kuruma başvurmadan önce sosyal sermaye ve sosyal destek potansiyellerini kullanma eğiliminde oldukları, "çaresizlik", "dayanamama" gibi sebeplerden ötürü kuruma yöneldikleri saptanmıştır.

Sosyal ağlarSosyal destekSosyal destek ağı+2
Sümeyye Beyza Abay
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Koruma ve bakım altında bulunan çocukların aile algısı: Bilecik örneği

Bir toplumun hedeflediği refah düzeyine ulaşması, onu oluşturan bireylerin iyi ve nitelikli yetiştirilmesine bağlıdır. Bu sebeple gelecekte toplum içerisinde üretken bireyler olacak günümüz çocuklarının, değerlerini öğrenebileceği, eğitimini ve gelişimini sağlayabileceği ve sağlıklı ilişkiler kurabileceği ortamın oluşturulması o toplumun geleceğinin daha güzel olması açısından büyük önem arz etmektedir. Toplumsal yapının daha da sağlamlaştırılması beklenirken hem dünya genelinde hem de Türkiye'de takip edilen liberal politikalar, toplumumuzun büyük bir kesiminin işsiz kalmasına veya güvencesi olmayan işlerde istihdam edilmesine, iyi olmayan şartlarda yaşayıp, eğitim ve sağlık hizmetlerinden de yeterince yararlanamamasına sebep olmuştur. Üyelerinin ekonomik, psikolojik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını herhangi bir karşılık beklemeden sağlayan, çocuklarını sosyal hayatın alanlarına hazırlayan, kültürel normları ve benimsediği değerleri onlara aktaran, kendinden sonra gelecek neslin sağlıklı bir biçimde devamını sağlamaya çalışan aile kurumu ise bu baskıları kaldıramayarak parçalanmaya başlamış, oluşan yoksulluk ile boşanma oranları artmış ve buna bağlı olarak devletin korumasına terk edilen çocukların sayısı günbegün artmıştır. Çalışmanın ana amacı; çocuk, aile ve koruma altında bulunan çocuk konularını inceleyip, korunmaya ihtiyacı olan çocuk ve aile ilişkisine yönelik değerlendirmelerde bulunarak, alana yönelik yeni çözüm önerileri geliştirmektir. Bu doğrultuda çalışma 3 ana bölümden oluşturulmuştur. 1. bölümde; aile kavramının tanımı, ailenin özellikleri, çocuğun gelişiminde veya korunmaya ihtiyaç duymasında aile faktörlerinin etkileri üzerinde durulmuştur. 2. bölümde; çocuk ve çocukluğun tanımı, korunmaya ihtiyacı olan çocuk kavramının açıklanması, Türkiye'de kurum bakım hizmeti sağlayan kuruluşların tanımı, hizmeti ve korunmaya ihtiyacı olan çocuklara yönelik sağlanan koruyucu ve destekleyici tedbirlere değinilmiştir. 3. bölüm ise çalışmanın alan uygulaması kapsamında yapılan anket çalışması ve bundan elde edilen bulguların yorumlanmasından oluşmaktadır. Araştırma kapsamında, Bilecik Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Bilecik Çocuk Evleri Sitesi ve Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğünde koruma ve bakım altında bulunan 9-18 yaş grubunu içine alan 63 çocuğa, 2 ana başlık altında oluşturulan soru kâğıdı ile aile ve kurum yapısına ilişkin sorular sorularak katılımcıların sorulan sorular üzerinden aile algısının değerlendirilmesi sağlanmıştır. Alandan derlenen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak frekans ve Ki-Kare testi analizlerinin yapıldığı tablolar ve karşılaştırmalar vasıtasıyla hipotezler değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; koruma ve bakım altında bulunan çocukların, kaldıkları kurumdan duydukları memnuniyet düzeyinden bağımsız olarak, çocukların dünyasında aile algısının eksikliği çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu sebeple korunmaya ihtiyacı olan çocukların, koruma ve bakım altına alınma nedenleri ile aile eksikliği sebebiyle yaşadıkları ve yaşamaları muhtemel olumsuz etkiler arasında anlamlı bir bağ kurularak çeşitli öneriler getirilmeye çalışılmıştır.

AileAile tutumuAna-baba algısı+4
Muhammed Enes Temelli
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal dışlanmanın sosyal sağlık bağlamında incelenmesi: Yalova İli örneği

Yalova'nın sosyal sağlığını konu alan bu çalışmada, bireylerin sosyal dışlanma algı düzeylerinin ve iyilik hallerinin demografik değişkenlere göre nasıl farklılaştığı incelenmiştir. Verilerin alanda toplanması için bireylere demografik bilgilerinin yanı sıra, sosyal dışlanma algı düzeylerini tespit etmek maksadıyla Jehoel Gijsbers ve Vrooman (2007) tarafından geliştirilen, Türkçeye uyarlanması yanında geçerlilik ve güvenilirlik çalışması da Bayram vd. (2010) tarafından yapılmış olan "Sosyal Dışlanma Ölçeği" kullanılmıştır. Yalova'da bireylerin iyilik hallerinin tespiti için ise Diener vd. (2009) tarafından geliştirilen Türkçeye uyarlanması ve Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışması Fidan ve Usta (2013) tarafından yapılmış olan "İyilik Hali Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma, Yalova'da bulunan 18 yaş üzeri toplam 855 katılımcı ile kartopu yöntemi uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Alanda toplanan veriler SPSS-18 paket programıyla analiz edilmiş, sonuçlar sosyal hizmet bakış açısıyla yorumlanarak öneriler geliştirilmiştir. Genel olarak sosyal sağlığa, özel olarak da sosyal dışlanma ile iyilik hali ilişkisine odaklanan bu araştırma sonucunda katılımcıların sosyal dışlanma düzeylerinin hem genel boyutlar hem de alt boyutlar bazında düşük olduğu tespit edilmiştir. Keza katılımcıların iyilik halinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sosyal dışlanma ve iyilik hali arasındaki ilişki bağlamında sonuçlar değerlendirildiğinde, sosyal dışlanma düzeyinin azalmasıyla iyilik halinin artması arasında ters orantılı anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmiştir.

Sosyal dışlanmaSosyal sağlıkYalova+1
Beyza Erkoç
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Suça sürüklenen çocukların bağlanma stilleri ve aile aidiyetleri: Marmara Bölgesi örneği

Çocuk Destek Merkezlerinde korunma ve bakım altında olan suça sürüklenen çocukların ebeveyn ve akranlarına bağlanma stilleri ve aile aidiyetlerinin çeşitli değişkenlere (sosyo-demografik özellikler, göç, sağlık, aile ilişkileri, ebeveynleriyle iletişim ve ilişkileri, kendilerinde, ailelerinde ve çevrelerinde suça sürüklenme durumları vb.) göre ilişkisini araştırmak amacıyla yapılan bu araştırma nicel araştırma kapsamında ilişkisel araştırma yöntemiyle tasarlanmıştır. Bağlanma ve aile aidiyetinin bireylerin psiko-sosyal gelişimi için oldukça önemli olduğu; güvensiz bağlanma ve düşük aile aidiyetinin çocuklar için bir takım olumsuz etkilerinin olduğu, bu olumsuz etkilerinden biri de onların suça sürüklenmesine neden olduğudur. Çocuk suçluluğu üzerine pek çok araştırma yapılmasına rağmen korunmaya ihtiyacı olup kurum bakımında kalan suça sürüklenen çocukların bağlanma düzeyleri, aile aidiyetleri hakkında hiç çalışma yapılmamıştır. Çalışmada Marmara bölgesinde Kocaeli, Bursa, Tekirdağ ve İstanbul ilinde suça sürüklenen çocukların korunma ve bakım altında olduğu kurumların olduğu 5 kuruluşta 18'i kız 49'u erkek olmak üzere toplam 67 çocuk ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmada suça sürüklenen çocukların bağlanma stillerinin ve aile aidiyetlerinin sosyo-demografik özellikler, sağlık, aile ilişkileri, ebeveynleriyle iletişimleri, kendilerinde, ailelerinde ve çevrelerinde suça sürüklenme durumları vb. gibi çeşitli değişkenler arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi amacıyla Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteri- Kısa Formu (EABE), Aile Aidiyeti Ölçeği ve Araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre suça sürüklenen çocukların cinsiyeti, eğitim seviyeleri, ailelerinin birlikte yaşayıp yaşamadığı, göç edip etmedikleri, ailede ruhsal hastalık bulunup bulunmaması, okulda disiplin cezası alıp almamaları, sosyal aktivite yapıp yapmamaları, ebeveynlerinden şiddet görmeleri, ebeveynleri ile ilişkileri, iletişimleri ve yüz yüze görüşmeleri; kardeşleri ve arkadaşları ile ilişkileri, iletişimleri ve yüz yüze görüşmeleri onların bağlanma düzeylerini ve aile aidiyetlerini etkilediği anlaşılmıştır. Yine çocukların sosyo-demografik özelliklerine bakıldığında düşük eğitim seviyesine sahip olmaları, okul terk oranının fazla olması, psikiyatrik rahatsızlıklarının olması, çok kardeş sahibi olmaları, parçalanmış ebeveyn sayısının fazla olması, çocukta ve ailede madde kullanan birey sayısının fazla olması, ebeveynlerin düşük sosyo-ekonomik seviyede olması, ebeveynlerin vasıfsız işlerde çalışması, ebeveynlerin düşük eğitim seviyesine sahip olması, ebeveynleri suça sürüklenen birey sayısının fazla olması, arkadaş ve çevrede suça sürüklenen birey sayısının fazla olması literatürdeki çalışmalar ile uyumlu olarak araştırmamızdaki ergenlerin de suça sürüklenmesinde oldukça etkili olduğunu göstermektedir. Bu kapsamda bulgularımız suça sürüklenen çocukların özellikle de korunma ve bakım altında olan çocukların riskli davranışlarının azaltılması ve rehabilitasyonlarının sağlanması hususunda gerek kurum bakımında gerekse de aile odaklı çalışmaların yapılmasına rehberlik etmesi açısından önem arz etmektedir.

AidiyetAidiyet duygusuBağlanma+6
Yunus Dursun
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hükümlülerin sosyal destek algısı ile tahliye sonrası gelecek beklentilerinin ilişkisi

Bu çalışma, hükümlülerin sosyodemografik verileri ışığında sosyal destek algıları ile tahliye sonrası gelecek beklentileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda araştırma kapsamında oluşturulan hipotezleri sınamak ve hükümlülerin sosyodemografik özelliklerine göre sosyal destek algıları ve gelecek beklentileri arasında ilişkiyi ortaya çıkarmak amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu ve gelecek beklentileri soru formu ile Zimet ve ark. (1988) tarafından geliştirilip, Eker ve Arkar (1995) tarafından ülkemize uyarlanarak geçerlik ve güvenirliği yapılan Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama araçlarının örnekleme uygulanması, Adalet Bakanlığı tarafından verilen uygulama izni doğrultusunda Ankara'da bulunan biri kapalı ikisi açık ceza infaz kurumu olmak üzere üç kurumda araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 23 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde, sosyodemografik verilerin yüzde ve frekans değerleri, korelasyon analizi, t testi analizi ve tek yönlü varyans (Anova) analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen sonuçlara bakıldığında, korelasyon analizi sonucunda suç işleme yaşı azaldıkça mükerrer suçluluğun arttığı, algılanan sosyal destek arttıkça yeniden suça karışma ve sosyal destek düşüncelerinin de arttığı, buna karşın salıverilme sonrası zorluk düşüncelerinin azaldığı bulgularına ulaşılmıştır. T testi analizi sonucunda daha önce psiko-sosyal yardım servisi ile görüşme yapan hükümlülerin aileden algıladıkları sosyal desteğin görüşme yapmayanlardan yüksek olduğu; işlenilen suç nedeniyle ailem beni kabul eder/sahiplenir diyen hükümlülerin aileden algıladıkları sosyal destek ve toplam sosyal destek puanının, ailem beni kabul etmez/sahiplenmez diyenlerden yüksek olduğu; ailesi veya yakınları tarafından ceza infaz kurumunda ziyaret edilen hükümlülerin aileden, özel kişiden ve arkadaştan algıladıkları sosyal destek ile toplam sosyal destek puanlarının ailesi veya yakınları tarafından ziyaret edilmeyen hükümlülerden yüksek olduğu; ailesi veya yakınları tarafından para yatırılan hükümlülerin, aileden, özel kişiden ve arkadaştan algıladıkları sosyal desteğin, ailesi veya yakınları tarafından para yatırılmayan hükümlülerden yüksek olduğu; algılanan sosyal destek ve gelecek beklentilerinin, medeni duruma göre anlamlı olarak bir farklılık göstermediği sonuçlarına ulaşılmıştır.

BeklentilerCeza infaz kurumlarıGelecek beklentisi+5
Ali Burhan Özkan
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors