Theses supervised by Doç. Dr. Hakan Özdemir

13 theses · İnönü University, Giresun University, Eskişehir Osmangazi University

Master'sOpen AccessTR

Elit Teorisi perspektifinden Adnan Menderes ile Turgut Özal'ın karşılaştırılması

Bu çalışmada Elit Teorisi perspektifinden Adnan Menderes ile Turgut Özal'ın karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, Menderes ve Özal ile ilgili basılı kaynaklar, internet siteleri, elektronik yayınlar, gazeteler gibi araçlar yoluyla yapılan literatür taraması sonucunda elde edilen veriler, tarihsel ve betimsel araştırma, içerik analizi, lider analizi gibi yöntemlerden yararlanılarak irdelenmiş; bu iki liderin "elit" kapsamında değerlendirilebilecek yönleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu iki liderin özellikle siyasi ve ekonomik anlamda elitizm ile ilişkisine odaklanan bu çalışma, Menderes'in varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğumundan itibaren serveti bakımından elit bir konumda olmakla birlikte daha sonra kendi çabasıyla siyasi elit konumuna eriştiği; ancak Pareto'nun "Elit Dolaşımı Teorisi" uyarınca doğru zamanda değişimi kabul etmemesi sonucunda bu konumdan zor yoluyla ayrılmak zorunda kaldığı tespit edilmiştir. Özal'ın ise uzun yıllar devlet memuru ve bürokrat olarak çalıştıktan sonra, Mills'in "İktidar Eliti Teorisi" gereğince iktidar üçgeninin diğer kanatlarının temsilcileriyle ilişkilerini canlı tutması sayesinde yönetici elit konumuna geldiği sonucuna varılmıştır. Çalışmada, ayrıca, her iki liderin de Farabî'nin yönetici elit için sahip olunmasını elzem gördüğü erdeme sahip olmadıkları ve yönetici elit konumunda bulunduğu dönemlerde Michels'in her siyasi organizasyon için öngördüğü yozlaşmadan kaçınamadıkları sonucuna ulaşmıştır. Her iki liderin de kimi zaman Pareto'nun "aslan" diye tanımladığı duruma uygun davranırken, kimi zaman da ve Pareto'nun "tilki" dediği durumuna uygun davranışlar gösterdikleri tespit edilmiştir.

Demokratik elitizmElitist teoriElitizm+4
Cevdet Coşkun
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye iç savaşı esnasında Türkiye'nin Suriyelilere yönelik göçmen politikaları: Entegrasyon mu, geri dönüş mü?

Bu çalışmanın amacı Arap Baharı olarak adlandırılan süreçte iç savaşa sürüklenen Suriye'den Türkiye'ye kaçmak zorunda kalan 4 milyona yakın Suriyeli'nin Türkiye'de kalıcı olup olmadıklarına dair bir veri yaratmaktır. Çalışma hazırlanırken ulusal ve uluslararası literatürden, sivil toplum kuruluşlarının saha raporlarından ve Türkiye'nin ulusal mevzuatından faydalanılmıştır. Bu kapsamda öncelikle göçe dair kavramsal çerçeve açıklanmıştır. Daha sonra göçmenlerin haklarını düzenleyen mevzuat ve Türkiye ile Suriye'nin geçmişten günümüze siyasi ilişkileri incelenmiştir. Son olarak Suriye İç Savaşı sonrasında Türkiye'ye kaçmak zorunda kalan Suriyelilerin Türkiye'de yaşamaları için Türkiye'nin yapmış olduğu uyum çalışmaları hakkında bilgiler verilmiştir. Suriye İç Savaşı sonucu milyonlarca insan komşu ülkelere sığınmış ve Suriyelilerin tercih ettiği ülkelerden birisi de Türkiye olmuştur. Suriye'deki durumun kısa süreceği hesaplanırken Suriyeliler için de misafir yakıştırması yapılmıştır. Ne yazık ki süreç tahmin edildiği gibi olmamış ve bu sefer toplumda Suriyelilerin kalıcı olup olmadığına dair tartışmalar ortaya çıkmıştır. Yapılan bu çalışma Suriyelilerin mevcut mevzuat çerçevesinde Türkiye'de misafir olduklarını ortaya koymaktadır. Geçici Koruma Statüsü Suriyelilerin Türkiye'de vatandaşlık almalarının ve tamamen yerleşik bir şekilde ülkede kalmalarının önüne geçmektedir. Bununla birlikte Türkiye'de doğup büyüyen veya artık Türkiye'ye neredeyse tamamen yerleşmiş olan Suriyelilerin ülkelerine nasıl dönecekleri veya döndüklerinde tekrar kendi ülkelerine uyum sağlayıp sağlayamayacakları ayrı bir araştırma konusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Suriye, Göç, Vatandaşlık, Sığınmacı, Göçmen

BütünleşmeGeri dönüşGöç politikaları+6
Volkan Göçmez
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrası Birleşik Krallık'ta siyasal ve toplumsal dönüşüm

Bu çalışmada, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'ndan itibaren günümüze kadar geçen sürede Birleşik Krallık'ta siyasal ve toplumsal dönüşümün ortaya konması amaçlanmıştır. Bu amaçla sürdürülen çalışmada, tarihsel ve betimsel araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır. 1929 Dünya Ekonomik Buhranı klasik liberal ekonominin başarısızlığı neticesinde ortaya çıkmış ve ardından İkinci Dünya Savaşı meydana gelmiştir. Gelişmiş devlet yapısı, ekonomisi ve demokrasisiyle küresel gelişmelere yön veren Birleşik Krallık'ta, savaş sonrası dönemde Keynesyen ekonomik model uygulanmıştır. 1979 yılına kadar hakim ekonomik model çerçevesinde İngiliz siyasetindeki gelişmeler dikkat çekicidir. Sonrasında gerçekleşen karşı neoliberal devrim ile refah devleti kurumlarına karşı mücadele başlatılmış ve bunun Birleşik Krallık siyasal ve toplumsal yapısı açısından sonuçları olmuştur. Ayrıca, Magna Carta Libertatum ile başlayan süreçle şekillenen anayasal düzen siyasal ve toplumsal dönüşüm açısından fikirler sunmaktadır. Bu çerçevede, çalışmanın birinci bölümünde; Birleşik Krallık'ta toplumsal ve ekonomik yapı irdelenmiştir. İkinci bölümde; Birleşik Krallık'ın siyasal yapısı ortaya koyulmuştur. Üçüncü bölümde; Büyük Buhran'ndan itibaren uyulanan Keynesyen politikalar ve refah devleti ışığında, Birleşik Krallık ekonomik ve siyasal anlamda irdelenmiştir. Dördüncü bölümde ise; Birleşik Krallık'taki dönüşüm ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Siyasal Kültür, Siyasal Yapı, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı, Keynesyen ve Neoliberal Politikalar.

Birleşik KrallıkDünya krizi 1929Ekonomi politikaları+4
Cihangir Kanat
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı sonrası Türkiye'deki Suriyeli göçmenlere yönelik göç politikaları: Avrupa Birliği açısından bakış

Bu çalışmada, Türkiye'nin Arap Baharı sonrası dönemde maruz kaldığı kitlesel göçlere karşı izlediği göç politikalarındaki değişim ve dönüşümün Avrupa Birliği açısından bakılarak ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmada tarihsel, betimsel ve karşılaştırmalı araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda sürdürülen çalışmada öncelikle göçe ilişkin kavramsal ve kuramsal çerçeveye değinilerek, Arap Baharı süreci ve beraberindeki göç hareketleri ele alınmıştır. Akabinde Arap Baharı öncesi ve sonrasında AB göç politikasında yaşanan yasal ve tarihsel değişim ile AB'nin Suriyeli göçmenlere yönelik göç politikası ortaya konmuştur. Bundan sonra da Suriye krizi öncesi ve sonrasında Türkiye'nin göçle ilgili ulusal mevzuatı ve kurumları ile Suriyeli göçmenlere yönelik izlediği politikaları ele alınarak, bahsi geçen politikalara dönük AB'nin Türkiye'den talep ve beklentileri ile Türkiye'ye sunduğu vaat ve yardımları incelenmiştir. Son olarak Türkiye'nin Suriyeli göçmelere yönelik politikalarında AB ile yaşadığı sorunlar ve AB'nin bu politikalara bakışı irdelenmiştir. Çalışmanın sonunda Türkiye'nin, Suriyelilerden kaynaklanan göç sorununa çözüm bulmak maksadıyla çabalarının devam ettiği; fakat göç konusunda Avrupa Birliği ile ilişkilerin istenilen seviyeye ulaşmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Arap Baharı, Avrupa Birliği, Göç, Suriye, Türkiye,

Arap BaharıAvrupa BirliğiGöçmenler+4
Uğuray Uğurludoğan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Necati Bey Divanı'nda arkaik unsurlar

Bu tezin konusu Necati Bey Divanı'nda yer alan arkaik unsurların ek ve söz varlığı bağlamında incelenmesidir. Çalışma; Giriş, Eklerde Görülen Arkaik Örnekler, Söz Varlığındaki Arkaik Örnekler ve Sonuç bölümü olarak dört ana bölüme ayrılmıştır. Giriş bölümünde arkaizmle ilgili bilgi verildikten sonra, çalışmanın incelenmesinde izlenen yol açıklanmaya çalışılmıştır. Sonrasında ise Necati Bey'in hayatı ve edebȋ şahsiyetine değinilmiştir. Eklerde Görülen Arkaik Örnekler bölümünde Divan'dan kayda geçirilmiş arkaik ek ya da yapılar Türk dilinin tarihî alanlarındaki kullanımlarıyla karşılaştırılarak sunulmaya çalışılmıştır. Söz Varlığındaki Arkaik Örnekler kısmında ise Güncel Türkçe Sözlük'e girmemiş arkaik olduğu düşünülen örnekler, Tarama Sözlüğü'ndeki açıklama ve örneklerle çalışmaya dâhil edilmiştir. Bu örnekler sonraki aşamada Derleme Sözlüğü'ndeki kullanımlarına bakılarak bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Türkçe Sözlük'te bulunamayan kayıtlar arkaik olarak nitelendirilmiştir. Sözcüğün varsa ağızlardaki kullanım yerleri sıralanmıştır. Sonuç kısmında ise çalışmadan ulaşılan değerlendirmeler sıralanmıştır. Divan'da bugünün kullanımından farklılık gösteren deyim ve atasözleri de günümüz Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü'ndeki benzerleriyle karşılaştırılarak verilmeye çalışılmıştır. XV. yüzyıl sonuna ait bir eser olan Necati Bey Divanı, Türk dilinin o dönemde içinde bulundurduğu dil özelliklerine ve söz varlığı örneklerine ulaşılması bakımından önemli bir kaynaktır. Divan, Necati Bey'in dilinin sade ve anlaşılır olması, günümüze göre yerel sayılabilecek malzemeye, deyim ve atasözlerine eserde sıklıkla yer verilmesi sebebiyle incelenmeye değerdir. Anahtar Sözcükler: Necati Bey Divanı, arkaik unsurlar, Eski Anadolu Türkçesi, söz varlığı, ekler.

Dil bilgisi-eklerDilbilgisiEdebiyat+4
Yeliz Mert
Giresun University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüze göre Eşrefoğlu Rûmî divanı'ndaki arkaik unsurlar

Çalışmanın konusu günümüze göre Eşrefoğlu Rûmî Divanı'nda görülen arkaik unsurların belirlenip incelenmesidir. Günümüze göre Eşrefoğlu Rûmî Divanı'nda arkaik olarak tespit ettiğimiz unsurlar o dönemde hem yazı hem de konuşma dilinde sıklıkla kullanılmaktadır. XV. yüzyıl eserleri içerisinde Eşrefoğlu Rûmî Divanı önemli bir yere sahiptir. Divan Eski Anadolu Türkçesinin özelliklerini taşımasının yanında ağız özellikleri, arkaik ek ve kelimelerin çokluğu bakımında da dönem eserleri içerisinde dikkat çekicidir. Bu çalışmada edebiyat ve dil özellikleri açısından Türk edebiyatı içerisinde önemli bir yere sahip olan bu Divan'daki arkaik ek ve söz varlığı ele alınmıştır. Çalışmamızda belirlediğimiz arkaik ek ve söz varlığı unsurlarının Tarama Sözlüğü'ndeki açıklamalarıyla tarihî ve çağdaş Türk lehçelerindeki görünümleri verilmiştir. Genel olarak tarihî dönemlerde kullanımları bulunan arkaik unsurların günümüzde kullanımları bulunmamaktadır. Fakat Divan'da belirlenen arkaik sözcüklerden bazılarının hâlâ ağızlarda kullanımlarının bulunduğu Derleme Sözlüğü'nden belirlenmiş ve kullanım alanları gösterilmiştir.

16. yüzyılDil özellikleriDilbilgisi+6
İpek Karabürk
Giresun University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüze göre Ahmed Paşa divanı'ndaki arkaik unsurlar

Arkaizmde geçmişte kullanılan ancak daha sonraları kullanımdan düşmüş yapılar incelenmektedir. XV. yüzyıl sonu eserlerinden olan Ahmed Paşa Divanı dilbilim açısından önemli bilgi, malzeme ve konuyu bünyesinde barındırmaktadır. Bu anlamda bugün kullanımdan düşmüş olan birçok ek ve söz varlığına Ahmed Paşa Divanı'nda rastlanmakta bu da bir incelemeyi gerekli kılmaktadır. Günümüze Göre Ahmed Paşa Divanı'ndaki Arkaik Unsurlar adını taşıyan bu çalışma Giriş, Sonuç ve Kaynakça yanında Eklerde Görülen Arkaik Unsurlar ve Söz Varlığında Görülen Arkaik Unsurlar adlarını taşıyan iki bölümden oluşmaktadır. Girişte arkaizmin tanımından, tez yazım sürecindeki aşamalardan ve tezin kapsamından bahsedilmiş, ayrıca XV. yüzyılın edebî, sosyal ve tarihî açıdan genel görünümü verilerek Ahmed Paşa'nın hayatı, edebî kişiliği ve eserleri üzerine durulmuştur. Eklerde Görülen Arkaik Unsurlar adlı birinci bölümünde on altı şekil incelenmiştir. Söz Varlığında Görülen Arkaik Unsurlar adlı ikinci bölümde ise Arkaik Kelimeler alt başlığı altında günümüze göre kullanımdan düşmüş on iki sözcük tespit edilmiştir. Eser, içinde geçen deyim ve atasözleri açısından zengin olsa da bunlar arkaik kullanımlar açısından oldukça sınırlı kalmıştır. Arkaik Söz Varlığı Üzerine Bir Değerlendirme alt başlığı altında ise söz varlığıyla ilgili bilgiler tablo ve grafiklerle görselleştirilerek sunulmuştur. Divanda arkaik söz varlığı açısından orta seviyede örneğe rastlanırken arkaik ekler bakımından ise sayıca fazla örnek yer almaktadır.

15. yüzyılAhmed PaşaDilbilgisi+4
Tuğba Demirel Şimşek
Giresun University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüze göre Mesîhî dîvânı'nda eskicil unsurlar

Klasik edebiyata ait eserler bugün dil üzerine çalışma yapanlar için oldukça önemli kaynaklardır. Bu tezde XV. yüzyıl şairlerinden olan Mesîhî'nin divanı ele alınmıştır. Günümüze göre Mesîhî Dîvânı'nda yer alan eskicil unsurlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Tarama ve fişleme çalışması yapılan Mesîhî Dîvânı'nda ekler ve söz varlığına dair eskicil unsurlar tespit edilmiştir. Tez; Eklerde Görülen Eskicil Örnekler, Söz Varlığında Görülen Eskicil Örnekler bölümü olmak üzere iki ana ve bir Giriş ile Sonuç bölümlerinden oluşmuştur. Giriş bölümünde tezin kapsamı, eskicil kavramı ve Mesîhî hakkında bilgiler verilmiştir. Eklerde Görülen Eskicil Unsurlar bölümünde Mesîhî Dîvânı'nda tespit edilen eskicil örnek olarak görülen ekler üzerinde durulmuştur. Söz Varlığında Görülen Eskicil Örnekler bölümünde Mesîhî Dîvânı'nda tespit edilen eskicil örnek olarak görülen sözcük, deyim ve atasözleri üzerinde durulmuştur. Sonuç bölümünde tezle ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Bu kapsamda tespit edilen eskicil unsurların Türkçenin tarihî dönemlerindeki kullanım şekillerine tezde yer verilmiştir. Tez çalışmasıyla birlikte Mesîhî Dîvânı'nın eskicil unsurları barındırması bakımından önemli bir kaynak olduğu görülmüştür.

DilbilgisiDilbilimDivan edebiyatı+5
Gülten Ekiz
Giresun University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İsmail Şıhlı'nın Deli Kür romanında fiiller (1- 100. sayfalar)

Bu tez çalışmamızda gözetmiş olduğumuz amacın en başında Türk Dili ve Edebiyatımıza en yakın şive olarak görülen Azerbaycan edebiyatının özellikleri ve asıl konumuz olan fiillerin yapım ve çekim özelliklerinin bizim fiillerle olan yakınlığı ve benzerliklerini görebilmekti. Kapsam olarak konumuz olan Deli Kür romanını belirledik. Yöntem olarak romanımızın ilk 50 sayfasındaki fiil ve fiilimsileri fişleme yöntemini kullanarak bu sayfalardaki bütün fiiller ve fiilimsiler çıkartıldı, daha sonra bu kelimeler hangi yapı, çekim ya da fiilimsilere girdiyse onlar bir arada toplanıp daha sonra gerekli sayfalara işlenmek yoluyla yöntemimizi gerçekleştirdik. Sonuç olarak baktığımızda romanımızda dilimizde olduğu gibi fiil ve fiilimsiler konusunda oldukça zengin olduğunu, ilk 50 sayfada sayı olarak birçok fiil ve fiilimsinin yer aldığını gördük. Ayrıca romanımızın filmini de izlediğimizde 1960'lı yılların Azerbaycan yaşamı hakkında da bilgiler edinmiş olduk. Anahtar Sözcükler: Azerbaycan, İsmail Şıhlı, Deli Kür, fiil, roman

DilbilgisiDilbilgisi-eylemDilbilim+4
İlkay Saraydemir
Giresun University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Serbest dişeti grefti cerrahisi sonrası palatal donör alanda sigara içiminin yara iyileşmesi üzerine etkileri

Amaç: Bu çalışmanın amacı, SDG cerrahisi sonrası palatal donör alanda sigara içiminin yara iyileşmesi üzerine etkilerinin değerlendirilmesi, sigaranın operasyon sonrası iyileşme ve tam epitelizasyon süresi üzerindeki etkisinin belirlenmesi ile birlikte iyileşme dönemlerindeki hasta konforu verilerinin incelenmesidir. Materyal ve Metot: Miller I ve II dişeti çekilmesine sahip toplam 20 gönüllü hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Kontrol Grubu (Grup 1): sigara kullanmayan 10 adet bireyden oluşurken, Test Grubu (Grup 2): günden en az 10 adet sigara kullanımı olan 10 bireyden oluşmaktadır. Başlangıç periodontal tedavileri tamamlanan bireylerin plak indeksi, gingival indeksi, sondalamada kanama ve cep derinliği ölçümleri alındıktan sonra SDG operasyonu uygulandı. Operasyon sonrası hastaların 3., 7., 14., 21. ve 42. günlerde görülecek şekilde periodontolojik muayeneleri gerçekleştirildi. Postoperatif muayenede donör alandaki epitelizasyon derecesi hidrojen peroksit kullanılarak saptandı ve hastadan alınan palatal bölge fotoğraflarıyla yeni oluşan dokunun renk uyumu incelendi. Ayrıca hastalara görsel anonim ölçeği (VAS skalası) 0 (ağrı / yanma hissi yok) ila 10 (şiddetli ağrı / yanma hissi) uygulandı ve tecrübe ettikleri postoperatif hassasiyet ile yanma hissini puanlamaları istendi. 42. Gün verileri toplandıktan sonra araştırmaya son verildi. Bulgular: Bu çalışma SDG ihtiyacı bulunan sistemik olarak sağlıklı 20 bireye uygulanmıştır. Katılımcıların %50'sinin (n:10) sigara tüketimi varken, %50'sinin (n:10) sigara tüketimi yoktur. Her bireyin COppm değeri smokerlyzer monitörü ile tespit edilmiştir. Operasyon sonrası bireylerin hiç birinde postoperatif kanama meydana gelmemiştir ve her birey 3., 7., 14., 21. ve 42. günlerde değerlendirilmeye alınmıştır. Test grubunun COppm ve %COHb değerlerinin kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu görülmektedir. Test grubunun 1., 3., 7., ve 14., günlerdeki ağrı, hassasiyet ve yanma hissi ölçümleri ile 3., 7., ve 14. günlerdeki yeme-içme alışkanlığındaki değişiklik miktarının kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yine test grubunun 7., ve 14., günlerdeki rahatsızlık hissi kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek tespit edilmiş fakat 7., 14., ve 21., günlerdeki epitelizasyon düzeyinin kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha düşük olduğu sonucuna varılmıştır. Ağrı kesici kullanım miktarına bakıldığında ise postoperatif bütün değerlendirmelerde test grubu kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha yüksektir. Sigara tüketimi olan grubun kendi içinde yapılan incelemeler için ortalama COppm değeri 10 olarak alınmıştır. COppm değeri >10 olan bireylerin 3. gün ağrı ve 14. gün hassasiyet hissi düzeyleri anlamlı derecede daha yüksek iken 21. gün epitelizasyon miktarı anlamlı derecede daha düşük olarak tespit edilmiştir. Test grup içi değerlendirmesinde rahatsızlık hissi, yeme-içme alışkanlığındaki değişiklik ve ağrı kesici kullanım miktarları kıyaslandığında anlamlı düzeyde farklılık tespit edilememiştir. Tartışma ve Sonuç: Sigara kullanımı SDG operasyonu sonrası donör alanda yara iyileşmesini ve epitelizasyon sürecini geciktirmektedir. Sigara tüketen bireylerin operasyon sonrası ağrı, yanma, hassasiyet ve rahatsızlık hissi, yeme-içme alışkanlığındaki değişiklik miktarı ile ağrı kesici kullanım sayısının sigara tüketmeyen bireylerle karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca sigara içen bireylerden oluşan grup kendi içinde incelendiğinde, sigara tüketim miktarı fazla olan bireylerin, sigara tüketimi daha az olan bireylere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede epitelizasyon düzeyinin daha az, hassasiyet ve ağrı düzeyinin ise daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun nedeninin ise bireylerin kullandıkları sigaranın miktarına ve süresine bağlı olarak, sigaranın vücutta yarattığı kümülatif etki olduğu düşünülmektedir.

Cerrahi-diş hekimliğiGingivaPeriodontal hastalıklar+4
Nıchal Salı
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Serbest dişeti grefti cerrahisi sonrası palatal donör alanda sigara içiminin yara iyileşmesi üzerine etkileri

Amaç: Bu çalışmanın amacı, SDG cerrahisi sonrası palatal donör alanda sigara içiminin yara iyileşmesi üzerine etkilerinin değerlendirilmesi, sigaranın operasyon sonrası iyileşme ve tam epitelizasyon süresi üzerindeki etkisinin belirlenmesi ile birlikte iyileşme dönemlerindeki hasta konforu verilerinin incelenmesidir. Materyal ve Metot: Miller I ve II dişeti çekilmesine sahip toplam 20 gönüllü hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Kontrol Grubu (Grup 1): sigara kullanmayan 10 adet bireyden oluşurken, Test Grubu (Grup 2): günden en az 10 adet sigara kullanımı olan 10 bireyden oluşmaktadır. Başlangıç periodontal tedavileri tamamlanan bireylerin plak indeksi, gingival indeksi, sondalamada kanama ve cep derinliği ölçümleri alındıktan sonra SDG operasyonu uygulandı. Operasyon sonrası hastaların 3., 7., 14., 21. ve 42. günlerde görülecek şekilde periodontolojik muayeneleri gerçekleştirildi. Postoperatif muayenede donör alandaki epitelizasyon derecesi hidrojen peroksit kullanılarak saptandı ve hastadan alınan palatal bölge fotoğraflarıyla yeni oluşan dokunun renk uyumu incelendi. Ayrıca hastalara görsel anonim ölçeği (VAS skalası) 0 (ağrı / yanma hissi yok) ila 10 (şiddetli ağrı / yanma hissi) uygulandı ve tecrübe ettikleri postoperatif hassasiyet ile yanma hissini puanlamaları istendi. 42. Gün verileri toplandıktan sonra araştırmaya son verildi. Bulgular: Bu çalışma SDG ihtiyacı bulunan sistemik olarak sağlıklı 20 bireye uygulanmıştır. Katılımcıların %50'sinin (n:10) sigara tüketimi varken, %50'sinin (n:10) sigara tüketimi yoktur. Her bireyin COppm değeri smokerlyzer monitörü ile tespit edilmiştir. Operasyon sonrası bireylerin hiç birinde postoperatif kanama meydana gelmemiştir ve her birey 3., 7., 14., 21. ve 42. günlerde değerlendirilmeye alınmıştır. Test grubunun COppm ve %COHb değerlerinin kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu görülmektedir. Test grubunun 1., 3., 7., ve 14., günlerdeki ağrı, hassasiyet ve yanma hissi ölçümleri ile 3., 7., ve 14. günlerdeki yeme-içme alışkanlığındaki değişiklik miktarının kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yine test grubunun 7., ve 14., günlerdeki rahatsızlık hissi kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek tespit edilmiş fakat 7., 14., ve 21., günlerdeki epitelizasyon düzeyinin kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha düşük olduğu sonucuna varılmıştır. Ağrı kesici kullanım miktarına bakıldığında ise postoperatif bütün değerlendirmelerde test grubu kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha yüksektir. Sigara tüketimi olan grubun kendi içinde yapılan incelemeler için ortalama COppm değeri 10 olarak alınmıştır. COppm değeri >10 olan bireylerin 3. gün ağrı ve 14. gün hassasiyet hissi düzeyleri anlamlı derecede daha yüksek iken 21. gün epitelizasyon miktarı anlamlı derecede daha düşük olarak tespit edilmiştir. Test grup içi değerlendirmesinde rahatsızlık hissi, yeme-içme alışkanlığındaki değişiklik ve ağrı kesici kullanım miktarları kıyaslandığında anlamlı düzeyde farklılık tespit edilememiştir. Tartışma ve Sonuç: Sigara kullanımı SDG operasyonu sonrası donör alanda yara iyileşmesini ve epitelizasyon sürecini geciktirmektedir. Sigara tüketen bireylerin operasyon sonrası ağrı, yanma, hassasiyet ve rahatsızlık hissi, yeme-içme alışkanlığındaki değişiklik miktarı ile ağrı kesici kullanım sayısının sigara tüketmeyen bireylerle karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca sigara içen bireylerden oluşan grup kendi içinde incelendiğinde, sigara tüketim miktarı fazla olan bireylerin, sigara tüketimi daha az olan bireylere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede epitelizasyon düzeyinin daha az, hassasiyet ve ağrı düzeyinin ise daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun nedeninin ise bireylerin kullandıkları sigaranın miktarına ve süresine bağlı olarak, sigaranın vücutta yarattığı kümülatif etki olduğu düşünülmektedir.

Cerrahi-diş hekimliğiGingivaPeriodontal hastalıklar+4
Nıchal Salı
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Çekim soketlerinin korunmasında kullanılan otojen titanyum-platelet rich fibrin(T-TZF) yönteminin radyolojik açıdan karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmada diş çekimini takiben oluşacak olan kemik rezorpsiyonunu en aza indirerek, elde edilen kemiğin kalitesini arttırmak ve altın standart olan otojen kemiğe alternatif olabilecek yöntemin belirlenmesine yardımcı olmaktır. Materyal ve Metod: Çalışmaya 18-65 yaş aralığında 14 erkek ve 13 kadın, sistemik hastalığı olmayan çürük, travma vb. sebeplerle diş çekim endikasyonu koyulmuş 27 hastada toplam 58 çekim soketi dahil edildi. Bu hastalarda diş çekimini takiben 27 soket küçük parçalara bölünmüş T-TZF ile doldurulup bir parça T-TZF de kapak şeklinde stüre edilerek iyileşmeye bırakıldı. 31 soket ise diş çekimini takiben spontan iyileşmeye bırakıldı. İşlemden 1 hafta sonrasında CBCT alındı. Diş çekimini takiben 3. ayda implant işlemi öncesinde tekrar CBCT alındı. CBCT üzerinde yapılan hacimsel değerlendirmeler ile postoperatif çekim soketi hacmi ile 3. ay sonunda kemik ile dolan soket hacmi kıyaslandı. Bulgular: Bağımsız gruplarda t testi sonuçlarına göre başlangıç çekim soket hacmi ölçümü test ve kontrol grupları arasında anlamlı düzeyde farklılık göstermezken, 3. ay kemikleşmeyen soket hacmi ölçümü test ve kontrol grupları arasında anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir (P<0.05). Kontrol grubunun 3. Ay ölçümü ortalama 0.087cm3 bulunmuş, T-TZF grubunda ise ortalama 0.043 cm3 bulunmuştur. Buradan çıkardığımız sonuç ise; 3. ay kemikleşmeyen soket hacmi ölçümlerinde kontrol grubu test grubundan anlamlı derecede daha yüksektir. Kontrol grubu ve T-TZF grubunda başlangıç ve 3. Ay ölçüm ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığı bağımlı gruplarda t testi ile incelenmiştir. Kontrol ve T- TZF grubunda başlangıç ve 3. Ay ölçümleri arasında anlamlı düzeyde farklılık bulunmakta olup başlangıç ölçümleri 3. Ay ölçümünden anlamlı derecede daha yüksektir. Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda soket koruma uygulamasında T-TZF kullanılan hasta grubunun fizyolojik iyileşmeye bırakılan hasta grubuna göre çekim soketinde daha fazla kemik kazanımına sahip olduğunu gözlemledik. Anahtar Kelimeler: Diş çekimi, Soket koruma, T-TZF

Diş hastalıklarıDiş hekimliğiDiş çekimi+2
Yunus İbiloğlu
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Çekim soketlerinin korunmasında kullanılan otojen titanyum-platelet rich fibrin(T-TZF) yönteminin radyolojik açıdan karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmada diş çekimini takiben oluşacak olan kemik rezorpsiyonunu en aza indirerek, elde edilen kemiğin kalitesini arttırmak ve altın standart olan otojen kemiğe alternatif olabilecek yöntemin belirlenmesine yardımcı olmaktır. Materyal ve Metod: Çalışmaya 18-65 yaş aralığında 14 erkek ve 13 kadın, sistemik hastalığı olmayan çürük, travma vb. sebeplerle diş çekim endikasyonu koyulmuş 27 hastada toplam 58 çekim soketi dahil edildi. Bu hastalarda diş çekimini takiben 27 soket küçük parçalara bölünmüş T-TZF ile doldurulup bir parça T-TZF de kapak şeklinde stüre edilerek iyileşmeye bırakıldı. 31 soket ise diş çekimini takiben spontan iyileşmeye bırakıldı. İşlemden 1 hafta sonrasında CBCT alındı. Diş çekimini takiben 3. ayda implant işlemi öncesinde tekrar CBCT alındı. CBCT üzerinde yapılan hacimsel değerlendirmeler ile postoperatif çekim soketi hacmi ile 3. ay sonunda kemik ile dolan soket hacmi kıyaslandı. Bulgular: Bağımsız gruplarda t testi sonuçlarına göre başlangıç çekim soket hacmi ölçümü test ve kontrol grupları arasında anlamlı düzeyde farklılık göstermezken, 3. ay kemikleşmeyen soket hacmi ölçümü test ve kontrol grupları arasında anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir (P<0.05). Kontrol grubunun 3. Ay ölçümü ortalama 0.087cm3 bulunmuş, T-TZF grubunda ise ortalama 0.043 cm3 bulunmuştur. Buradan çıkardığımız sonuç ise; 3. ay kemikleşmeyen soket hacmi ölçümlerinde kontrol grubu test grubundan anlamlı derecede daha yüksektir. Kontrol grubu ve T-TZF grubunda başlangıç ve 3. Ay ölçüm ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığı bağımlı gruplarda t testi ile incelenmiştir. Kontrol ve T- TZF grubunda başlangıç ve 3. Ay ölçümleri arasında anlamlı düzeyde farklılık bulunmakta olup başlangıç ölçümleri 3. Ay ölçümünden anlamlı derecede daha yüksektir. Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda soket koruma uygulamasında T-TZF kullanılan hasta grubunun fizyolojik iyileşmeye bırakılan hasta grubuna göre çekim soketinde daha fazla kemik kazanımına sahip olduğunu gözlemledik. Anahtar Kelimeler: Diş çekimi, Soket koruma, T-TZF

Diş hastalıklarıDiş hekimliğiDiş çekimi+2
Yunus İbiloğlu
Eskişehir Osmangazi University
2023
00

Other supervisors