Theses supervised by Doç. Dr. İbrahim Halil Kılıç

16 theses · Gaziantep University

Master'sOpen AccessTR

Endemik Iris galatica'nın biyolojik aktivitelerinin araştırılması

Kaba navruz (Iris galatica) Türkiye' de, Orta ve Doğu Anadolu'da yayılış gösteren endemik türlerden biridir. I. galatica bitkisi ile ilgili biyoaktif bileşiklerine yönelik çalışmaya rastlanılmamıştır. I. galatica Tokat ve çevresinden toplanarak gölgede kurutulup teşhisleri yapılmıştır. I. galatica bitkisinin farklı kısımlarından hekzan, diklorometan, metanol ve su özütleri elde edilmiştir. Elde edilen özütlerin antioksidan, antibakteriyel ve DNA koruyucu aktiviteleri çalışılmıştır. Antioksidan aktivitesi için Rel Assay Diagnostics kitleri (TAS, TOS) ve DPPH yöntemi kullanılmıştır. Antibakteriyel aktivite testleri 9 farklı standart bakteri suşu kullanılarak CLSI'ye göre MİK (minimum inhibisyon konsantrasyonu) yöntemi kullanılmıştır. DNA koruyucu aktivite için pBR322 plazmid DNA'sı ve UV kullanılarak çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre ortamda bitki kök, çiçek ve yaprak özütlerinde konsantrasyona bağlı antioksidan aktiviteye sahip olduğu saptanmıştır. Kök, çiçek ve yaprak kısımlarından elde edilen özütlerin tümünün DNA'yı, UV ve H2O2'nin DNA üzerine koruyucu etki gösterdikleri saptanmıştır. Endemik I. galatica bitkisinin antioksidan, antibakteriyel ve DNA koruyucu özellikte aktif bileşiklere sahip olduğu ortaya konulmuştur.

Orhan Ertürk
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Menengiç (Pistacia terebinthus L.) meyve ekstresinin metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) ve vankomisine dirençli Enterococcus (VRE)'a karşı antibakteriyel aktivitesi

Bu çalışmanın amacı, menengiç meyve özütlerinin MRSA ve VRE'ye karşı antibakteriyel aktivitesinin araştırılmasıdır. Ham ve olgun menengiçlerin sırasıyla hekzan, etanol ve su ekstreleri, maserasyon ve basınçlı solvent ekstraksiyonu (BSE) olmak üzere iki farklı yöntemle çıkarılmıştır. Elde edilen ekstrelerin MRSA ve VRE'ye karşı antibakteriyel aktivitesi disk difüzyon tekniği ile araştırılmıştır. 2 mg/disk konsantrasyonunda özüt kullanılarak oluşan inhibisyon zonları cetvelle ölçülmüştür. Ondört adet klinik MRSA suşuna karşı elde edilen ham menengiç hekzan özütleri 8-16 mm, etanol özütleri 11-18 mm ve su özütleri 10-35 mm inhibisyon zonu oluşturmuştur. Olgun menengiç hekzan özütleri zon oluşturmazken etanol ve su özütleri 7-12 mm zon oluşturmuştur. Beş adet klinik VRE suşuna karşı elde edilen ham menengiç hekzan özütleri 11-14 mm inhibisyon zonu oluşturmuştur. Diğer özütler anlamlı aktivite göstermemiştir. Maserasyon ve BSE ile elde edilen özütler antibakteriyel etkinlik açısından karşılaştırıldığında bağımsız örneklem t testine göre anlamlı bir fark görülmemiştir (p > 0,05). Ham menengiç meyve ekstresinin MRSA ve VRE'ye karşı antibakteriyel aktivitesinin olgun menengiç ekstresinden daha fazla olduğu saptanmıştır (p < 0,05). Ham menengiç ekstraktları özellikle MRSA'ya karşı yeni etken madde ajanları taşıma potansiyeline sahip olduğundan, ekstrelerden izole edilecek bileşikler ile antibakteriyel aktivite çalışmaları devam ettirilmelidir. Anahtar kelimeler: MRSA, VRE, Pistacia terebinthus, maserasyon, basınçlı solvent ekstraksiyonu.

EkstraksiyonMaserasyonMetisilin+1
Hâki Altunova
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep'te bazı süt ürünlerinde bozulmaya neden olan mayalardan ekstraselüler lipaz enzimi aranması ve lipaz aktivitesine sahip suşların genotipik identifikasyonu

Mayalar genellikle süt ürünlerinde yüksek miktarda bulunurlar; bu da onların protein, lipid, şeker ve organik asitlerce zengin substratlara iyi bir şekilde adapte olabilme yeteneklerini gösterir. Mayaların süt ürünlerinde geniş bir dağılıma sahip olmaları proteolitik ve lipolitik aktivitelerinin bir sonucudur. Bu çalışmadaki amacımız potansiyel lipaz üretici maya suşlarını tanımlayıp bu suşları endüstriyel mikrobiyolojinin hizmetine sunarak lipaz üretimine alternatif bir kaynak göstermektir. Bu amaçla Gaziantep ilinde üretilen süt ürünleri (Yoğurt, kaymak, tereyağı, lor peyniri, antep peyniri) nin dilüsyonu yapılmış ve dilüsyonu yapılan örneklerden bozulma etkeni mayaların izolasyonu için TGYCA (Tripton Glikoz Yeast Ekstrakt Kloramfenikol Agar) besiyerine ekim yapılmış 30 ˚C de 3-5 gün inkübasyona bırakılmıştır. İnkübasyondan sonra belirgin farklı morfolojiye (renk, şekil ve boyut) sahip maya izolatlarının saf kültürlerini elde edebilmek için kloramfenikol içeren TGYCA ortamına aseptik koşullarda alınarak 30 ˚C de 3-5 gün inkübasyona bırakılmıştır. Lipaz enzim taranması için Tributirin içeren PDA (Potato Dextrose Agar) besiyerine 66 izolatın ekimi yapılmıştır. Ekimi yapılan suşlar 5-7 gün 30 ˚C'de inkübasyona bırakılmıştır. İnkübasyon sonunda koloni çevresinde şeffaf zon görülen suşlar lipaz üretimi açısından pozitif suş olarak kabul edilmiştir. Pozitif olarak kabul edilen 20 suş moleküler düzeyde tanımlanmıştır. Bu suşlar arasında, en sık karşılaşılan maya türlerinin Kluyveromyces marxianus (%40), Candida intermedia (%40), Pichia fermentans (%10), Yarrowia lipolytica (%5), Kluyveromyces lactis (%5)'e ait olduğu bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Bozulma etkeni mayalar, ekstraselüler lipaz, süt ürünleri

Semih Tokak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Kombuçya simbiyosizindeki mikroorganizmalardan selülaz izolasyonu ve karakterizasyonu

Kombuçya çayından izole edilen örneklerden en yüksek selülaz üreticisi olan 2 tanesi seçilip, Candida sp. ve Bacillus sp. olarak tanımlanmıştır. Candida sp SNK-8 enzimi maksimum enzim aktivitesini pH 9.5 da ve 60°C de gösterirken Bacillus sp SAK-5 ise pH 9.0 da ve 40°C de göstermiştir. Bacillus sp SAK-5'nın selülazı pH 7.0 de 100 % aktivite göstermişitir. Candida sp. SNK-8'in enzimi ise 30°C de 100% aktivite göstermişir. Bacillus sp SAK-5'nın selülazı 40°C de %100 aktivite göstermiş ve 30°C -50°C arasında stabil olduğu gözlenmiştir. Enzim aktivitesi 50°C den sonra düşmeye başlamıştır. CaCl2, Na2SO3 ve SDS hem Bacillus sp SAK-5'in hem de Candida sp SNK-8'in enzim aktivitelerini stimüle etmiştir. Bu çalışma Bacillus sp. SAK-5 ve Candida sp. suşlarından SNK-8'nin ticari selülazlar için uygun olduğunu göstermiştir. pH stabilitesi ve alkalifilik özellikler bu selülazların endüstriyel uygulamalar için kullanılabilir olduğu saptanmıştır.

Sina Akan Gümüşburun
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Metisilin dirençli staphylococcus aureus (Mrsa)'un hızlı, hassas ve doğru tanısı için yüzeyde zenginleştirilmiş raman saçılmasına dayalı yeni yöntem geliştirilmesi

MRSA özellikle son 30 yıldır tüm dünyada kontrol altına alınması gereken hastane ve toplum kaynaklı enfeksiyonların etkeni olmuştur. Bu yüzden MRSA kaynaklı enfeksiyonlar için bulaşı önlemek ve tedaviyi en kısa zamanda uygulamak mortalite oranlarını düşürmek adına önemlidir. Bu çalışmada MRSA tanısında kullanılan; uzun süren, yetişmiş personel ihtiyacı olan geleneksel yöntemlere alternatif olarak Yüzeyde Zenginleştirilmiş Raman Spektroskopisi (YZRS) kullanılması ve geliştirilmesi amaçlanmıştır. 23 MRSA ve 2 MSSA kullanılarak alınan YZRS spektrumlarına göre; yüzeye aktif olarak tutunan antikorla spesifik bağlanan MRSA bakterileri yüksek şiddette pik verdiği, MSSA'lar antikora spesifik bağlanmadığı için alınan YZRS spektrumları MRSA kadar şiddetli olmadığı ve YZRS aktif yüzeye bağlanan antikor seviyesinde saçılma olduğu gözlemlendi. Bu da YZRS kullanılarak MRSA ve MSSA bakterilerini birbirinden ayrılması için gerekli pikleri sağladı. Bu yöntem sayesinde küresel bir sorun olan MRSA enfeksiyonlarının kısa zamanda, doğru ve güvenilir tanısının konulması mümkün hale gelecektir.

Spektrum analizi-raman
Hatice Öztürk
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Thymbra spicata L. var. spicata (zahter) bitki özütlerinin DNA koruyucu aktivitelerinin ve Stenotrophomonas maltophilia üzerine etkilerinin araştırılması

Dünya'da alternatif tedavilerde, bitkisel ekstreler birçok hastalıkta tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Ülkemizin farklı iklim ve ekolojik koşullara sahip olması, floranın çok sayıda bitki türü ve çeşitliliği içermesi ve bundan dolayı da ülkemizde tıbbi amaçlı tüketilen bir çok bitki türü bulunmaktadır. Bu bitkilerin birçoğunun antimikrobiyal etkileri olduğu gerek yurt dışında, gerek ülkemizde yapılan çalışmalarda bildirilmiştir. Doğada tabii olarak yetişen bazı bitki ekstrelerinin ve uçucu yağlarının bakterilere olduğu kadar, mantarlara karşı da antifungal aktivite gösterdiği yapılan çalışmalarda tespit edilmiştir. Bu çalışmada çıkarılan özütlerin Stenotrophomonas maltophilia bakterisine karşı antimikrobiyal etkileri ve DNA koruyucu potansiyeli çalışılmıştır. Antimikrobiyal aktivite disk difüzyon yöntemi ile çalışılmıştır. DNA koruyucu aktivite pBR322 plazmid DNA'sı ile H2O2 ve UV-C kullanılarak çalışılmıştır. Su ve Methanol özütlerinin bakteri üzerine etkili olduğu saptanmıştır. Diğer yandan DNA koruyucu aktivite bakımından oldukça yüksek aktivite gösterdikleri çalışma kapsamında belirlenmiştir.

Mahdı Hussaın Joma
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Curcuma longa L. ve Laurus nobilis L. bitki özütlerinin DNA koruyucu aktivitelerinin ve Stenotrophomonas maltophilia üzerine etkilerinin araştırılması

Günümüz dünyasında bilim ve teknolojideki hızlı gelişim ve ilerlemeler doğal kaynakların çok amaçlı kullanılmalarını zorunlu kılmıştır. Diğer taraftan enfeksiyon hastalıklarına karşı mücadelede bugüne kadar geliştirilen doğal ve sentetik antibiyotiklerin, baterilerin direnç oluşturmaları sonucu antibiyotiklerin etkisiz kalmaları ve çeşitli yan etkilerinin bulunması, uzmanları organik bitkisel antibiyotiklerin araştırılmasına yönelmiştir. Bu çalışmada, Curcuma longa L.(Zerdeçal) ve Laurus nobilis L.(Defne) Bitkilerinin Özütlerinin DNA koruyucu aktivitesi ve hastane enfeksiyon etkeni olan Stenotrophomonas maltophilia suşları üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Su, Metanol, Hekzan, Diklorometan özütleri hazırlanıp pBR322 ile birlikte H2O2 ve UV ışığına maruz bırakılmış sonuçlar jelde görüntülenmiştir. Elde edilen sonuçlar, Curcuma longa (Zerdeçal)'nın su ve metanol, Laurus nobilis (Defne)'in su özütleri oksidatif nedenli hasarlardan DNA'yı koruma özelliğinde olduğunu ortaya koymuştur. S. maltophilia suşları üzerinde yapılan disk difüzyon test çalışmaları sonucunda, özütlerin bakterileri üzerinde antibakteriyal etki göstermediği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, ileride kozmetik endüstrisinde güneş kremleri ve güneş losyonlarının yapımıda değerlendirilebilir.

Fıdan Al- Salıhı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fragaria Vesca meyvesinin DNA koruyucu aktivitelerinin ve stenotrophomonas maltophilia üzerine etkilerinin araştırılması

Enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde kullanılan antibiyotiklere giderek artan çoklu direnç mekanizmalarının gelişmesi yeni antibiyotik moleküllerinin arayışını hızlandırmıştır. Çoğu ilacın etken molekülünde olduğu gibi bitkiler bioaktif bileşikler açısından önemli kaynaktır. Çilek (Fragaria vesca) meyvesi yaygın olarak tüketilen bir meyvedir. Çilek (Fragaria L.) meyvesinin DNA koruyucu aktivitesi ve hastane enfeksiyon etkeni olan Stenotrophomonas maltophilia suşları üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Meyve özütünün DNA üzerine H2O2'in ve UV ışınlarının hasarına karşı koruyucu aktivitesi araştırılmıştır. Farklı konsantrasyonlarda hazırlanan metanol özütü ile pBR322 plazmid DNA'sı farklı sürelerde H2O2 ve UV'ye ışığına maruz bırakılmış sonuçlar jelde görüntülenmiştir. Elde edilen sonuçlar, Fragaria L. meyve özütlerinin oksidatif nedenli hasarlardan DNA'yı koruma özelliğinde olduğunu ortaya koymuştur. S. matophilia suşları üzerinde yapılan disk difüzyon ve mikrodilüsyon test çalışmaları sonucunda, metanol özütlerin bakterileri inhibe ederek antibakteriyal etki göstermediği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, ileride kozmetik endüstrisinde krem yapımı ve yeni antibiyotik molekülü olarak değerlendirilebilir.

DNA
Medine Taş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğurt mayalanmasında kullanılan baklagillerden mikroorganizmaların izolasyonu ve karakterizasyonu

Yoğurdun tarihi çok eski zamanlara dayanmakla birlikte, ilk olarak nerde ve ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi yoktur. Yoğurt ve benzeri fermente süt ürünlerinin insan beslenmesi ve sağlığı üzerinde olumlu etkileri kanıtlandıkça dünyada yoğurt tüketimi ve buna bağlı olarak üretimi de artmaktadır. Bununla birlikte yoğurt kalitesini iyileştirmek ve yeni tekniklerle farklı özelliklerde yoğurt üretmek amacıyla çalışmalar devam etmektedir . Türk Gıda Kodeksi Fermente Süt Ürünleri Tebliğinde yoğurt, fermentasyon sırasında genel olarak Streptococcus thermophilus ve Lactobacillus delbruecki subsp bulgaricus' un simbiyotik kültürlerinin kullanıldığı fermente süt ürünü olarak tanımlanır. Ülkemizde sütün fermentasyonu ile yoğurt elde etme işlemi yurt dışından temin edilen starter kültürlerle yapılmaktadır. Yoğurt örnekleri dilüe edilerek, dilüe edilen örneklerden bakterilerin izolasyonu için MRS ve M17 Agar besiyerlerine her örnekten ekim yapılmıştır. Ardından mikroorganizmaların gelişimi için 37 0C' ve 42 0C' de 72 saat inkübasyona bırakılmıştır. Taze saf kültürler elde edilmiştir. Saf kültürlerden uygun DNA izolasyon protokolü uygulanarak DNA'ları elde edilip stoklanmıştır. Yeni jenerasyon sekans ile 16S rRNA dizilim analizi ve MALDI-TOF yöntemleri ile karakterizasyonları yapılmıştır. Üretilen yoğurtlardaki bakterilerin Streptococcus thermophilus ve Lactobacillus delbruecki subsp bulgaricus olduğu tanımlanmıştır. Elde edilen verilerde MRS ve M17 besiyerindeki üreyen bakteriler yoğurt üretiminde ticari olarak kültür kullanımına adaydır.

Laktik asit bakterileri
Mesut Çay
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yeast isolation and molecular characterization of traditional yoghurt in Şehitkâmil district villages of Gaziantep province

Yoğurt ilk defa 8. yüzyılda Asya'da Türkler tarafından yapılmış ve "yoğurut" olarak adlandırılmıştır. Türk ülkelerinde yoğurdun 1000 yıl önce işlendiğine dair "Kutadgu Bilig" ve "Divanı Lugat-ı Türk" gibi bazı eserlerde bilgiler vardır. Binlerce yıldır görgüye dayanılarak, bir önceki günün yoğurdu kullanılarak, geleneksel yoğurt üretimi yapılmıştır. Bilim ve teknolojideki gelişmelerin sonucunda, üretimde standardizasyonun sağlanması ile birlikte endüstriyel olarak üretilmeye başlanmıştır. Ev üretimi ile birlikte yoğurt pazarının toplam büyüklüğünün yıllık 3 milyon ton olduğu öne sürülmektedir. Buradan hareketle ülkemizde kişi başına yoğurt tüketiminin yılda ortalama 40 kg dolayında olduğu düşünülmektedir. Şehitkamil ilçesinin 12 köyünden 36 yoğurt örneği toplanmıştır örnekler dilüe edilerek, MRS ve M17 Agar besiyerlerine her örnekten ekim yapılmıştır Ardından mikroorganizmaların gelişimi için 37 0C' ve 42 0C' de 72 saat inkübasyona bırakılmıştır. Taze saf kültürler elde edilmiştir. Saf kültürlerden uygun DNA izolasyon yapılmıştır. Yeni jenerasyon sekans ile 16s rRNA ve 18s rRNA dizilim analizi yöntemi ile karakterizasyonları yapılmıştır. 28 izolattan 12 farklı maya Kluyveromyces marxianus/lactis, Kluyveromyces marxianus, Saccharomyces cerevisiae, 16 farklı bakteri türü Streptococcus salivarius subsp. thermophilus, Staphylococcus epidermidis, Acinetobacter variabilis, Staphylococcus hominis, Lactobacillus delbrueckii subsp. bulgaricus, olduğu tanımlanmıştır. Staphylococcus epidermidis ve Staphylococcus hominis türlerinin normal insan flora elemanı Acinetobacter variabilis'in ise patojen bakteriler olduğu bilinmektedir Starter kültür olarak kullanılan Streptococcus salivarius subsp. thermophilus, ve Lactobacillus delbrueckii subsp. bulgaricus türlerinin yoğurt yapma yeteneklerinin saptanması açısından önemli sonuçlar elde edilmiştir.

Bekir Sıddık Kurt
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Punica granatum Spp. (Hicaz narı)'den elde edilen nar ekşisinin Stenotrophomonas maltophilia üzerine etkisi ve nar atıklarının biyolojik aktivitesi

Bu çalışmada, Hicaz narından iki farklı formülasyon ile üretilmiş olan nar ekşisi örneklerinin, Stenotrophomonas maltophilia üzerine antimikrobiyal etkisi ve nar atıklarından (kabuk, zar ve çekirdek) elde edilen ekstraktlarının biyolojik aktiviteleri araştırılmıştır. Bu amaçla geleneksel yöntemlerle limon suyu ilaveli ve ilavesiz olacak şekilde 2 grup nar ekşisi üretilmiştir. Ayrıca limon suyunun tek başına antimikrobiyal etkinliği de değerlendirilmiştir. Nar ekşisi ve limon suyu örneklerinden farklı inokulüm miktarlarında ve konsantrasyonlarda numuneler hazırlanmış ve S. maltophilia üzerine etkileri disk difüzyon metoduna göre değerlendirilmiştir. Nar atıklarından farklı koşullarda elde edilen ekstraktların antioksidan aktiviteleri ve DNA koruyucu etkileri de belirlenmiştir. Bu tez çalışmasında üretilen örnekler 3 tekrarlı olacak şekilde analize alınmıştır. Antimikrobiyal aktivitenin tespiti için yapılan analizler sonucunda elde edilen zon çapı ölçümleri 7,33±0,58 mm ile 22,83±0,76 mm arasında değişmektedir. Bu sonuçlar dikkate alındığında uygulanan doz ile doğru orantılı olacak şekilde tüm nar ekşisi ve limon suyu örneklerinin S. maltophilia üzerine antimikrobiyal etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. İlaveten, limon suyu ve nar ekşisinin birlikte kullanımının antimikrobiyal etkiyi dikkate değer şekilde artırdığı görülmüştür. Antioksidan aktivite tayini için yapılan test sonuçlarına göre, en yüksek antioksidan aktiviteye sahip örneklerin zardan elde edilen ekstraktlar olduğu, ancak tüm ekstraktların "çok iyi" seviyede (>2 mmol troloks equiv/L) antioksidan içerdiği görülmüştür. DNA koruyucu aktivitenin belirlenmesi için yapılan test sonucunda kullanılan ekstraktların sınırlı düzeyde de olsa DNA koruyucu etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre nar ekşisinin doğal bir antimikrobiyal ajan olarak, gıda, farmakoloji ve klinik mikrobiyoloji açısından kullanım potansiyelinin yüksek olduğu; ilaveten nar atıklarının da antioksidan ve DNA koruyuculuğu açısından değerli olduğu sonucuna varılmıştır.

Aydın Çiçek
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rubus L. meyvesinin DNA koruyucu aktivitelerinin ve Stenotrophomonas maltophilia üzerine etkilerinin araştırılması

Enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde kullanılan antibiyotiklere giderek artan çoklu direnç mekanizmalarının gelişmesi yeni antibiyotik moleküllerinin arayışını hızlandırmıştır. Çalışmada, böğürtlen (Rubus L.) meyvesi'nin DNA koruyucu aktivitesi ve hastane enfeksiyon etkeni olan Stenotrophomonas maltophilia suşları üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Farklı konsantrasyonlarda hazırlanan meyve metanol özütü ile pBR322 plazmid DNA'sı farklı sürelerde H2O2 ve UV ışığına maruz bırakılmış sonuçlar jelde görüntülenmiştir. Elde edilen sonuçlar, yüksek konsantrasyonlu Rubus L. meyve özütlerinin oksidatif nedenli hasarlardan DNA'yı koruma özelliğinde olduğunu ortaya koymuştur. S. matophilia suşları üzerinde yapılan disk difüzyon ve mikrodilüsyon test çalışmaları sonucunda, metanol özütlerin bakterileri inhibe ederek antibakteriyal etki gösterdiği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, ileride kozmetik endüstrisinde krem yapımı ve yeni antibiyotik molekülü olarak değerlendirilebilir.

Aıgerım Rakhmanzhan Kyzy
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Rosa canina ve Lycium barbarum bitki özütlerinin DNA koruyucu aktivitelerinin ve Stenotrophomonas maltophilia üzerine etkilerinin araştırılması

Rosaceae familyası 3.000 – 4.000 türü içeren büyük bir bitki familyasıdır. Rosaceae cinsi 4 alt familyaya ayrılır: Amygdaloideae, Maloideae, Rosoideae ve Spiraeoideae. Solanaceae familyasının üyeleri ise yaklaşık 90 cins ve 2500 tür bulundurmaktadır. Halk arasında Rosa canina kuşburnu olarak bilinirken, Lycium barbarum ise goji berry olarak kullanılmaktadır. Rosa canina besleyici özelliğinden ve C vitamini bakımından zengin olmasından dolayı tüketilmektedir. Lycium barbarum ise zayıflama çayı olarak ve tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Rosa canina ve Lycium barbarum türlerinin literatürde DNA koruyucu aktivitesine yönelik çalışma mevcut değildir. Rosa canina ve Lycium barbarum bitkilerinin metanol özütleri hazırlanmıştır. Bu özütlerin Stenotrophomonas maltophilia bakterisine karşı antimikrobiyal etkileri ve DNA koruyucu aktiviteleri çalışılmıştır. Antimikrobiyal aktivite iki farklı parametre olan MIK (Minimum İnhibisyon Konsantrasyonu) ve Disk Difüzyon yöntemiyle çalışılmıştır. DNA koruyucu aktivite pBR322 plazmid DNA'sı ile H2O2 ve UV-C kullanılarak çalışılmıştır. Antimikrobiyal açıdan her iki parametrede de özütler aktivite göstermezken, DNA koruyucu aktivite bakımından oldukça yüksek aktivite gösterdikleri saptanmıştır.

Erdal Ertaş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gıda boyalarının bağırsak florası üzerine etkileri ve LacZ gen ekspresyonunun araştırılması

Beslenme, insanın hayatının devamı için en temel ihtiyaçlarından biridir. Elli yıl öncesiyle kıyasladığımızda beslenme alışkanlıklarımızın neredeyse tamamen değiştiğini söyleyebiliriz. Günümüzde çekici görüntüleri nedeniyle, üzerinde çok da fazla düşünmeden tükettiğimiz hazır yiyeceklerle, doğal besinlerden hızla uzaklaşıyoruz. Hazır yiyeceklerin raf ömrünü uzatmak, bozulmaya neden olacak patojenlerden korumak ve renk vermek için gıda katkı maddeleri kullanılmaktadır. Sentetik gıda boyaları kimyasal yapıları itibariyle doğada bulunmayan ama kimyasal sentez yoluyla üretilebilen gıda renk maddeleridir. Çalışmamızda Brilliant Blue ve Dark Green gıda boyalarının bağırsak florasının bir parçası olan Escherichia coli üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Her gıda boyasının 3 farklı konsantrasyonu çalışılmıştır.20 gün boyunca muamele edilmiş ve günlük bakteri sayımları yapılarak bakteri gelişimi üzerine etkileri ve Lac Z ekspresyonu real time PCR ile araştırılmıştır. Özellikle 12. günden sonra kontrol grubuna kıyasla Brilliant Blue ve Dark Green uygulanan bakteri gruplarında bakteri büyümesinin azaldığı saptanmıştır. Her iki gıda boyasının E. coli jenerasyonları lacZ gen bölgesinin ekspresyonu üzerine anlamlı bir etki etmediği saptanmıştır.

Bağırsak florasıEscherichia coliGıda boyaları
Anfal Alkateeb
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of the antibacterial effect of the extract of Pistacia vera L. nut pericarp against clinical isolates of methicillin-resistant Staphylococcus aureus (MRSA) and vancomycin resistant Enterococcus (VRE)

In previous studies pharmacological, antioxidant characteristics of some Pistacia species has been reported, but a study on the antibacterial activity of pericarp of Pistacia vera L. has not been studied yet. This is the first study on the antibacterial effect of ethanolic extract of P. vera L. nut pericarp against clinical isolates of methicillin resistant Staphylococcus aureus and vancomycin resistant Enterococcus using the disc agar diffusion method. The extract of P. vera was examined for its potential antibacterial activity which was previously prepared from nut pericarp, slight activity was observed at extract concentration 25 µg/ml, whereas higher concentration showed significant antibacterial activity against MRSA clinical isolates. While no antibacterial effect was observed against VRE clinical isolates. The results indicated that the extract of P. vera nut pericarp have the capacity to inhibit the growth of MRSA. Standard drugs with antibiotic action like cefoxitin, was also used against MRSA as the control agent and vancomycin was used as the control agent against VRE. The maximum zone of inhibition observed was 24 mm against MRSA.

Zaınab Hasan Salıh
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Iris kirkwoodii' nin biyolojik aktivitelerinin araştırılması

Bu çalıĢmada kullanılan Iris kirkwoodii bitkisi Tokat ili ve çevresinden toplanmıĢtır. Bitki Türkiye‟ de yayılıĢ gösteren endemik türlerdendir. Nisan, Mayıs aylarında çiçekler açan tek yıllık otsu bitkidir. I. kirkwoodii ile ilgili daha önce yapılmıĢ çalıĢmalar bulunmamaktadır. Bu çalıĢmada I. kirkwoodii bitkisinin kök, yaprak ve çiçek kısımlarının n-hekzan, diklorometan, metanol ve su özütleri Soxhlet ekstraktörüyle hazırlandı. Antioksidan, antibakteriyal ve DNA koruyucu aktivitelerini içeren biyolojik aktiviteleri çalıĢılmıĢtır. Antioksidan aktivitesini belirlemek için Rel Assay Diagnostics kitleri (TAS, TOS) ve DPPH testleri kullanılmıĢtır. Antibakteriyel aktivite testi için CLS (Klinik Laboratuvar Standartları)‟ye göre MĠK (Minimum Ġnhibisyon Konsantrasyonu) yöntemi oluĢturulmuĢtur ve DNA koruyucu aktivite için pBR322 plazmid DNA sından yararlanıldı. Bunların sonucunda özellikle su ve metanol özütlerinin oldukça yüksek antioksidan aktivite gösterdiği gözlemlendi. En yüksek antioksidan aktiviteyi çiçek su özütü gösterdiği tespit edildi. Ayrıca en yüksek DPPH serbest radikalini temizleme aktivitesini kök su özütünün sahip olduğu saptandı. Kök hekzan özütü dıĢındaki tüm özütlerin geniĢ spektrumlu antibakteriyal aktivite gösterdiği belirlendi. Kök diklorometan ve su özütleri dıĢındaki tüm özütler UV ve H2O2 ile oluĢturulan plazmid DNA hasarına karĢı koruyucu özellik gösterdiği gözlendi. Sonuçlar I. kirkwoodii bitkisinin antioksidan, antibakteriyal ve DNA koruyucu özellikte aktif bileĢiklere sahip olduğunu ortaya çıkarmıĢtır.

Emaduldeen Abed
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00

Other supervisors