Theses supervised by Doç. Dr. İlkin Baray

12 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Kredi değerliliğinin ölçülmesinde TOPSIS yöntemi ve bir uygulama

Bu çalışmada, farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin finansal tablolarından hareketle elde edilen göstergeler kullanılarak, şirketlerin kredi değerliliklerinin belirlenmesine yönelik bir model geliştirilmiştir. Çalışmada çok kriterli karar verme yaklaşımına dayalı TOPSIS yöntemi kullanılmıştır. TOPSIS yöntemi belirli ağırlıkları dikkate alarak, tüm kriterlerin birlikte değerlendirilmesine olanak veren çok kriterli bir karar verme yöntemidir. TOPSIS yöntemi uygulaması kolay, çok sayıda kriter ile alternatifi bir araya getirip eş zamanlı çözüme ulaşabilen bir yapıya sahiptir. Yöntem bu yapısı nedeniyle, gerçek hayatta hem kişisel hem de kurumsal sorunların karmaşık yapılarına çözüm getiren bir analiz aracıdır.TOPSIS yönteminin uygulanmasında, her bir şirket için finansal oranlar kullanılarak karar matrisi oluşturulmuş ve her biri için tek bir kredi notu hesaplanmıştır. Hesaplanan kredi notuna göre örnek işletmelerin kredilendirme kararı verilmiştir.Bu araştırma ile, Türk Bankacılık Sektöründe kredi değerliliğinin ölçüm sürecinde kullanılan yöntemlerin sınırlı olması ve yüksek maliyeti sebebiyle daha matematiksel, kolay uygulanabilir ve anlaşılabilir, gerçekçi yöntemlerin kullanılabilirliği ortaya konulmak istenmiştir.

Finansal tablolarKredi değerlendirmesiKredi değerliliği+3
Mekselina Alpay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Taşınmaz değerlemesinde kullanılan finansal ve sayısal yöntemler: TOPSİS ve yeni çoklu kriter modelleriyle bir uygulama

Bu çalışmada, İzmir iline ait beş farklı ilçede bulunan taşınmazların sahip olduğu ölçüt özellikleri kullanılarak, başarı durumlarının belirlenmesine yönelik bir model geliştirilmiş ve bu modelden hareketle en iyi başarıyı gösteren ilk üç taşınmazın sahip olduğu piyasa fiyatının, gerçekte olması gereken fiyattan ne kadar eksik ya da fazla belirlendiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada öncelikle taşınmazların ölçütler itibari ile sıralamalarını belirlemek için çok ölçütlü karar verme yaklaşımına dayalı TOPSIS yöntemi kullanılmıştır. Daha sonra ise TOPSIS yöntemiyle sıralamaya alınan taşınmazlar için yine çok ölçütlü karar verme yöntemlerinden biri olan ve Vida Maliene, Arturas Kaklauskas ve Edmundas Kazimieras tarafından geliştirilen Yeni Çoklu Ölçüt modeli kullanılmıştır. TOPSIS yöntemi belirli ağırlıkları dikkate alarak, tüm ölçütlerin birlikte değerlendirilmesine olanak veren çok ölçütlü bir karar verme yöntemidir. TOPSIS yöntemi, sağlam temelli mantık yapısı, ideal ve ideal karşıtı çözümleri aynı zamanda dikkate alması ve kolay hesaplama aşamaları ile yaygın bir kullanım alanına sahiptir. Çalışmada ikinci model olarak uygulanan Yeni Çoklu Ölçüt modeli ise, piyasa değerleme ve karar verme ilkelerine dayanmakta ve geleneksel karşılaştırmalı tekniklerle aynı çizgide bulunmaktadır. Bu nedenle model, dolaylı karşılaştırmalı değerleme teknikleri içerisinde sayılabilir.TOPSIS modelinin uygulanmasında, her bir taşınmaz için dokuz farklı ölçüt kullanılarak karar matrisi oluşturulmuş ve her biri için TOPSIS puanı hesaplanmıştır. Her bir ölçüt için ayrı ayrı olarak hesaplanan TOPSIS puanlarına göre taşınmazlar sıralanmış ve taşınmaz sahibi olmak isteyen açısından seçim yapılmıştır. Daha sonra Yeni Çoklu Ölçüt modeliyle satın alınması düşünülen taşınmazların değerleri hesaplanmıştır.

DeğerlemeGayrimenkullerTOPSIS+1
Melis Özer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Ulusal ve uluslararası yatırım fonlarının karşılaştırmalı risk analizi

Tasarrufların sürekli bir artış gösterebilmesi yatırım yapılacak araçların türüne ve risk düzeyine bağlıdır. Bu araçlardan biri olan yatırım fonları, Dünya'da yaşanan krizler nedeniyle, günümüzde her türlü risk tercihine cevap verebilecek çeşitliliktedir.Yatırım fonlarının Dünya'da ilk uygulamaları 1850'li yıllarda ortaya çıkmıştır. Türkiye'de ilk yatırım fonu organize piyasaların geç kurulmasına bağlı olarak yaklaşık 90 yıllık gecikme ile kurulabilmiştir. Dünya genelinde yaşanan savaşlar ve ekonomik krizler, yatırım fonlarının gelişmesini olumsuz etkilemiştir.Küreselleşme süreci ile birlikte 1990'lı yıllardan itibaren sermaye akımının etkisi ile yatırım fonlarının gelişme ve büyümesi hız kazanmıştır. Fakat bu sermaye akımı, özellikle gelişmekte olan ülkeler için dışarıdan gelebilecek risklere duyarlılığı artırmıştır. 1998 yılında yaşanan Asya Krizi, krizlere bakış açısını değiştirmiştir. Kriz öncesinde getiri odaklı yatırım araçları tercih edilirken, kriz sonrası risk ve getiriyi birlikte dikkate alan yatırım araçları tercih edilmeye başlanmıştır. Yatırım fonları da bu araçlardan biridir.Bilişim teknolojisinde yaşanan hızlı gelişim, karmaşık ve zor olması nedeniyle yapılamayan risk ölçümlerini kolaylaştırmıştır. Riski sayısal olarak hesaplayabilen yöntemler ve doğruluk testleri, bu ölçümlerin kullanımını yaygınlaştırmıştır. Krizlere karşı önlemler ülkelerin tercihlerine bırakılmadan Basel uygulamaları ile zorunlu hale gelmiştir. 2008 yılında yaşanan son kriz, bunun ne kadar gerekli olduğunu kanıtlamıştır. Bu çalışmada ulusal ve uluslararası yatırım fonlarının karşılaştırmalı risk analizi teorik ve uygulamalı olarak incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Yatırım Fonu, Oynaklık, Çarpıklık, Basıklık, Finansal Risk Analizi, Riske Maruz Değer (VaR).

Finansal riskKarşılaştırmalı analizOynaklık+3
Aylin Satır
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik kalkınmada kadının önemi ve katkısı

Bu çalışma, kadının ekonomik kalkınmadaki önemini ve kalkınma sürecine olan katkısını analiz etmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde, bir ülkenin her yönden değişmesi ve gelişmesi anlamına gelen ekonomik kalkınmadan söz edilerek, özellikle son yıllarda ekonomik, sosyal, kültürel ve politik yaşamda gittikçe artan oranda yer almaya başlayan kadınların istihdamına ilişkin kavramlara değinilmektedir. Birinci bölüm, ekonomik kalkınma ve kadın istihdamı ilişkisinin irdelenmesiyle sonlanmaktadır.Çalışmanın ikinci bölümünde, kadın işgücü arzına ilişkin kuramsal yaklaşımlar ele alınarak, hemen hemen insanlık tarihi kadar eski bir kavram olup toplumun her alanında ve özellikle kadın-erkek arasında hissedilen bir durum olan ayrımcılık kavramına yer verilmektedir. Daha sonra, ayrımcılıkla ilgili kuramlar ve modeller öne sürülerek, ayrımcılığın kadın işgücüne olan olumsuz etkisi üzerinde durulmaktadır.Çalışmanın son bölümünde, cinsiyetler arasındaki farkı azaltarak kadının işgücüne katılımını ve verimliliğini artıran eğitimin düzeyinin, ekonomik kalkınmaya katkısı vurgulanmaktadır. Ayrıca, kadının girişimcilik konusunda sağladığı en önemli katma değerinin, toplum içerisinde kaybolmaya yüz tutmuş bazı değerlerin korunması adına, yatırım yapılması gereken sektörlere girerek istihdam yaratmak ve ekonomiye katkı sağlamak olduğu belirtilmektedir. Kadının toplam istihdama ve sektörel katma değerlere olan katkısına ilişkin yapılan analizler sonucunda, ülkemizde kadınların halen istihdam olanaklarından erkeklerle eşit ölçüde yararlanamadıkları ve bu nedenle, kadın işgücünün ülkemizde toplam istihdam gelişmelerine ve sektörel katma değer büyümesine olan katkısının sınırlı kaldığı görülmektedir.Anahtar kelimeler: Ekonomik Kalkınma, Kadınların İstihdamı, İşgücü Arzının Kuramsal Analizi, Feminist İktisat ve Ayrımcılık, Mikrokredi.

AyrımcılıkEkonomik kalkınmaKadınlar+3
Pınar Doğan Günday
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Ticari bankalarda fon yönetimi ve fon yönetiminde karşılaşılan finansal riskler

Küreselleşen finansal piyasalar ve artan oynaklık bankaların kâr maksimizasyonu davranışını gerçekleştirirken bir takım risklerle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Bankaların fon yönetimleri getiri ve riski ilişkilendirmekte; bunların arasında optimum dengeyi kurmayı ve riskleri doğru analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada bankalardaki nakit ve nakit benzeri varlıkların yönetimini gerçekleştiren fon yönetimlerinin karşılaştığı finansal risklerin açıklanması, hesaplanması ve sonuçların karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bankalarda fon yönetiminin en sık karşılaştığı finansal risk çeşidi, piyasa riskidir.Riske maruz değer, elde tutulan portföy ya da varlığın değerinde belli bir zaman dilimi içinde ve belli bir olasılıkla meydana gelebilecek maksimum değer kaybının öngörüsüne dayanan bir kavramdır. Çalışmada banka portföyünün piyasa riski parametrik riske maruz değer yöntemi kullanılarak hesaplanmıştır. Riske maruz değer analizinde hem sabit varyans hem de değişen varyans yöntemiyle ölçümle yapılmıştır. Değişen varyans ve sabit varyans ile hesaplanan riske maruz değerleri karşılaştırılmış ve oluşturulan modelin uygunluğu için geriye dönük test uygulanmıştır. Bunun yanı sıra marjinal riske maruz değer ve ortalama getiri sonuçlarına göre portföydeki hangi varlıklar için nasıl bir politika ya da strateji uygulanması gerektiği araştırılmıştır.

BankalarFinansal riskFon yönetimi+2
Şeniz Işıl Büyükağaoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Risk yönetim aracı olarak riskteki değer (var) yöntemi ile portföy riskinin ölçümüne ilişkin bir uygulama

Bu çalışmada Riskteki Değer modellerinin tanıtılması ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nı (İMKB) baz alan bir uygulama yapılması amaçlanmıştır. Uygulamada 03.01.2005-31.08.2007 dönemi İMKB imalat sanayii verileri kullanılmıştır. Riskteki Değer modellerinden Varyans Kovaryans, Tarihi Simülasyon ve Monte Carlo Simülasyon yöntemleri kullanılarak, iki portföyün Riskteki Değerleri hesaplanmıştır. Bunun yanı sıra Riskteki Değer hesaplanırken genel olarak Basel Komitesi'nin önerdiği ve BDDK'nın kabul ettiği sayısal ölçütler kullanılmıştır. Bu ölçütler; 1 günlük elde tutma süresi, %99 güven aralığı ve en az 1 yıllık gözlem aralığıdır. Öte yandan portföylerin oluşturulması aşamasında, bulunduğu sektöre göre düşük F/K oranına sahip menkul kıymetlerin daha yüksek F/K oranına sahip menkul kıymetlere göre daha fazla kazanç sağladığı yönündeki yaklaşım benimsenmiştir.

Nesibe Beytaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Sivil toplum kuruluşlarında etkinlik ölçümü: Türkiye örneği

Bu çalışmada önemi son yıllarda gittikçe artan Sivil Toplum Kuruluşları etkinlik boyutuyla ele alınmış, Sivil Toplum Kuruluşlarının etkinlikleri ölçülmeye çalışılmış ve etkin olmadığı görülen Sivil Toplum Kuruluşlarının etkinlik düzeylerinin yükseltilmesine ilişkin bazı öneriler geliştirilmiştir.Bugüne kadar STK'lara ilişkin yapılan çalışmalar, genellikle sivil toplum ve Sivil Toplum Kuruluş kavramlarını ve önemlerini açıklamaya yönelik, tarihsel gelişimi ve biçimlenmelerini süreç içerisinde ele alan, ?demokrasi? gibi diğer kavramlarla ilişkisini irdeleyen ve güncel sorunlarını tespit ederek çözüm önerileri geliştiren çalışmalardır. Yapılan literatür taramasında, konunun etkinlik düzeylerinin saptanmasına ilişkin çalışmalara pek rastlanılmamıştır.Gerek ulusal düzeyde gerekse yerel ve bölgesel düzeyde faaliyet gösteren Sivil Toplum Kuruluşlarını temsilen yapılan örnekleme sonucunda 85 dernek, çalışmanın uygulama kısmında göreli etkinlik analizine tabi tutulmuştur. Etkinlik analizi yapılabilmesi için Sivil Toplum Kuruluşları arasında yer almasına rağmen; vakıflar, dayanışma dernekleri, sendikalar ve meslek odaları gibi STK türleri çalışmanın kapsamı dışında tutulmuştur.Çalışma yöntem olarak, veri zarflama analizinin, ölçeğe göre sabit ve değişen getiri varsayımları altında çıktı maksimizasyonunu amaçlayan çıktı yönelimli CCR ve BCC modellerini kullanmaktadır. Verilerin incelenmesiyle, STK'ların yapı ve faaliyet gösterme özellikleri ile girdi ve çıktı değişken bileşimleri dikkate alınarak 15 farklı model geliştirilmiştir.Bu çalışmanın özellikle bu alanda çalışan araştırmacılara, sivil toplum önderlerine ve gönüllülerine yol gösterici bir nitelikte bir başlangıç noktası olması beklenmektedir. Bu çalışma aynı zamanda, daha sonra yapılacak çalışmalar için referans niteliği taşımaktadır.

EtkinlikKalkınmaKar amacı gütmeyen kuruluşlar+3
Derya Erdem
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Analitik hiyerarşi süreci ile kredi kartı taleplerinin değerlendirilmesi

Çalışmada kredi kartı talebinde bulunan altı kişinin başvurularını değerlendirmiştir. Başvurularını değerlendirmesinde kullanılan modelin kurulmasında Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemi kullanılmıştır. Analitik Hiyerarşi Süreci birbirinden bağımsız unsurları hiyerarşik bir yapıda ele alarak ikili karşılaştırmalar yoluyla unsurların göreli ağırlıklarını hesaplayan ve elde edilen ağırlıkları tek bir toplam puana dönüştüren birçok kriterli karar verme yöntemidir.Analitik Hiyerarşi Süreci'nin uygulanmasında kredi kartı taleplerinin değerlendirilmesini etkileyen ana kriter ve alt kriter hiyerarşik bir yapıda sınıflandırılmış ve ardından toplam puanı hesaplanmıştır. AHP yöntemi sayesinde nitel ve nicel unsurların bir arada değerlendirmesini yaparak daha kapsamlı tahminlerde bulunmuştur.Kurulan modelle yapılan değerlendirmelerin sonucunda her bir başvuran için kredi kartı puanı elde edilmiştir. Elde edilen kredi kartı puanı başvuranların örnek alınan bir bankanın kabul edilebilir minimum kredi kartı puanı ile kıyaslayıp kredi kartı başvurularına olumlu veya olumsuz cevap verilmiştir.Bu çalışmada AHP yöntemi, kişisel fikirlere açık, değişen ekonomik unsurlara esnek, kolay kullanımı ve kısa bir zaman zarfında sonuç alınabildiği için tercih edilmiştir. Aynı şekilde bu çalışmada bankaların yoğun kredi kartı başvurularıyla ilgili olan değerlendirmeleri, AHP yöntemi kullanarak kısa bir zamanda doğru şekilde çözüm getirebileceğini göstermeyi amaçlamıştır.

Analitik hiyerarşi süreciHiyerarşiKredi kartları+2
Agerti Galo
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Ticari bankacılıkta sorunlu krediler ve yönetimi

Sorunlu kredilerin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde her geçen gün artması ve bankaları krize sürüklemesi; bankaların kredi yönetimi ve sorunlu kredileri önceden tahmin etme konusunda çalışmalar yapmaya yönlendirmiştir. Bu nedenle sorunlu kredilerin bankalar açısından artan bir öneme sahiptir.Kredilerin sorunlu hale gelmesinde etkili olan faktörlerin tahmin edilmesi amacıyla bu çalışmada Logit Regresyon Modeli kullanılmıştır. Analizde kullanılan verilerin tamamı 2003 yılına ait olup, başarılı şirketler ile sorunlu duruma gelmiş şirketlerin finansal tablolarından oluşturulmuştur. Çalışmada 46 firmaya ait 47 finansal değişken kullanılarak analiz yapılmış ve istatistiksel olarak anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır.

Pınar Top Mavili
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ekonomik büyümenin kaynaklarının analizi

Bu çalışma 1980-2007 döneminde Türkiye'de ekonominin arz ve talep yönünden büyümesinin kaynaklarını analiz etmektedir. Büyümenin unsurlarının neler olduğunun tespit edilip, teorik ilişkiler çerçevesinde açıklandığı birinci bölümden sonra büyümenin kaynakları analiz edilmeye başlanmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde büyümenin kaynakları, ekonominin arz kısmından bağımsız olarak, talep kısmını konu edinen yaklaşımlar çerçevesinde analiz edilmiştir. Girdi-çıktı tabloları ve ayrıştırma analizleri yardımıyla büyümenin kaynakları dört nedensel faktöre ayrıştırılmıştır. Bunlar yurt içi nihai talep büyümesi, ihracat büyümesi, ithal ikamesi ve teknolojik değişimdir. Türkiye ekonomisi için hazırlanan 1985, 1990, 1998 ve 2002 yıllarına ait girdi-çıktı tabloları çalışmanın birinci bölümünün temel veri kaynaklarıdır. Girdi-çıktı tabloları 23 ana sektörde toplulaştırılmış ve tüm tablolar 1985 sabit fiyatlarına dönüştürülmüştür. Çalışmanın reel bazda sürdürülebilmesi için ikili deflasyon yöntemi uygulanmıştır. Dönemler arasında uygulanan farklı ekonomi politikalarının etkilerini net görebilmek için 1985-1990, 1990-1998 ve 1998-2002 olmak üzere üç farklı alt dönem tespit edilerek analizler yapılmıştır.Çalışmanın bulguları 1985-2002 yılları arasında belirlenen tüm alt dönemlerde Türkiye'de büyümenin daha çok yurt içi nihai talep artışından kaynaklandığına işaret etmektedir. Son yıllarda yurt içi nihai talep artışlarının büyüme üzerindeki olumlu etkisi azalmakta ama yine de her dönem büyüme sürecinde diğer unsurlar arasındaki göreceli önemi devam etmektedir. Bu gelişmenin yanı sıra ihracat, ithal ikamesi ve teknolojinin büyümeye olan katkılarının dönem boyunca oldukça istikrarsız olduğu tespit edilmiştir.Çalışmanın son bölümünde arz yönünden ekonomik büyümenin kaynakları analiz edilmeye çalışılmaktadır. Geleneksel yaklaşım olarak da ifade edilen bu yaklaşımda üretim faktörleri ve toplam faktör verimliliğinin büyümeye olan katkıları, 1985-2007 dönemi için genişletilmiş büyüme muhasebesi yaklaşımı ve koentegrasyon analizi kullanılarak incelenmiştir. Çalışmanın sonuçları hem sermaye birikiminin hem de toplam faktör verimliliğinin büyümenin en önemli kaynakları olduğunu göstermektedir. Ancak, iktisadi, politik ve yapısal değişimlerden dolayı, toplam faktör verimliliği artışları zaman içinde önemli değişkenlik sergilemektedir. Buna karşın emek ve beşeri sermaye birikimi büyüme sürecinde istikrarlı fakat küçük rol oynamışlardır.Anahtar Kelimeler: Büyümenin Kaynakları, Girdi-Çıktı Analizi, Ayrıştırma Analizi, Büyüme Muhasebesi, Toplam Faktör Verimliliği

Ayrışım yöntemiBüyüme kaynaklarıGirdi-çıktı analizi+1
Başak Karşıyakalı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım sektörünün finansmanında finansal kiralama uygulamaları ve faaliyet kiralamasının uygulanabilirliği üzerine bir değerlendirme

Tarım Sektörünün Finansmanında Finansal Kiralama Uygulamaları ve FaaliyetKiralamasının Uygulanabilirliği Üzerine Bir DeğerlendirmeMuzaffer Eralp ERSOYDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimleri Enstitüsüktisat Anabilim DalıPara ve Banka ProgramıÜlkemizde yıllardır ekonomik programların dayandırıldığı nokta olan vepolitik bir araç olarak da etkinliğini kanıtlamış olan tarım sektörü çeşitlisebeplerle elindeki avantajlarını kaybetmiştir. Sermaye birikimi yapamayan veuluslararası rekabet gücünü kaybetmeye başlayan sektörün bu durumu,barındırdığı yüksek istihdam göz önüne alındığında oldukça önemli bir sosyo-ekonomik soruna işaret etmektedir.Tarım sektöründe faaliyet gösteren kişi ya da kurumlar finansmangereksinimleri karşılandıkça yatırımlarını hayata geçirebilme, makine parklarınıyenileyebilme ve bu sayede kaybettikleri avantajları tekrar geri alabilme şansınasahiptirler. Küçük ölçeklerde verimsiz üretim yapan ve bu yüzden birçokdezavantajla karşı karşıya kalan bu kesimin temel finansman kaynağı halen T.C.Ziraat Bankası'dır. Günümüzde bu kurum ve diğer bankaların dışında finansalkiralama şirketleri de sektörü fonlamaya başlamıştır.Bu tabloya gelecekte faaliyetkiralaması şirketleri de eklenecektir.Çalışma, faaliyet kiralamasının tarım sektörünün tekrar canlanmasında nasılbir rol üstlenebileceği sorusuna cevap aramaktadır. Bunun için işlemin kiracı vekiralayan açısından incelenmesine olanak tanıyan uygulamalı örnek olaylartasarlanmıştır.Anahtar Kelimeler: 1) Faaliyet Kiralaması, 2) Finansal Kiralama, 3) KiralayanKararları, 4) Kiracı Kararları, 5) Tarım Sektörü.5) Agricultural Sector..

Muzaffer Eralp Ersoy
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yatırım fonlarının getirileri açısından karşılaştırılması ve performanslarının değerlendirilmesi

ÖZET Harry Markowitz' in ortaya koyduğu, yatırım dünyasında riskin dağıtılması ve portföy yönetimi kavramları, kolektif yatırım kuruluşlarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Kolektif yatırım kuruluşları altında sınıflandırılan yatırım fonları, Türkiye'de ilk kez 1987 yılında Sermaye Piyasasında yerini almış, 90' lı yıllardan 2000' lere gelirken ise yatırım fonlarına yönelen kuruluşlardaki gelişmeler ile portföy büyüklüklerinde de önemli artışlar görülmüştür. Günümüzde, riskin dağıtılması ve tasarrufların yatırımlara dönüştürülmesinde etkin işlerlik sergileyen kurumlar arasında gösterilen kolektif yatırım kuruluşları, daha da yaygın faaliyet göstermeye devam etmiştir. Faaliyet alanını hızla genişletmeye devam eden yatırım fonlarının performanslarının değerlendirilmesi de aynı oranda önem kazanmıştır. Portföy performansının değerlendirilmesi sürecinde karşılaşılan başlıca zorluklar; (1) karşılaştırma kriterlerinin (benchmark) etkin ve doğru seçimi, (2) en doğru ve en az sapmalı performans ölçüm yönteminin kullanımı ve (3) yüksek ve düşük performansın belirlenmesinde ölçümün istatistiki anlamlılığı olarak belirtilebilir. Yatırım fonları, diğer yönetilen portföylerden farklı olarak, uzun dönemli ve kesintisiz veri gözlemini olanaklı kıldığı için yaygın olarak portföy performansını değerlendirme analizlerine konu olmaktadır. Bir portföyün performansı, fon yöneticisinin seçicilik ve zamanlama yeteneğinin bileşimidir. Portföyün üstün performans göstermesi, portföy yöneticisinin piyasa koşullarına göre portföye alacağı menkul kıymetleri seçimi ve söz konusu menkul kıymetleri alım - satım zamanlaması ile, etkin piyasa hipotezinin aksine, yüksek kazanç sağlaması anlamına gelmektedir. Söz konusu portföy yönetim başarısının ne derece gerçekleştiğinin ölçülmesi ise tasarruf sahiplerine çeşitli yatırım alternatifleri arasında yapacakları tercihlerinde yol gösterici bir ölçüt olacaktır.

Performans değerlendirmePortföy analiziPortföy performansı+2
Burçak Müge Tunaer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00

Other supervisors