Theses supervised by Doç. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu
10 theses · İstanbul University
Askeri arazilerin dönüşümü: İstanbul örneği
Bu çalışmada, Türkiye'nin kentleşme sürecinde bugün kapitalist sürecin önemli bir kullanım alanı haline gelen kent askeri arazilerinin dönüşümü üzerinde durulmaktadır. Söz konusu dönüşümü etkileyen kuramlar kullanılarak Klasik, Neo-Klasik ve Marksist yaklaşımlar arasındaki ilişkisellik ve çatışmalar tartışılmaktadır. Bu manada kentin ekonomik, toplumsal, mekânsal süreçleri üzerinde durulmaktadır. Çalışmaya özgün bir dönemsellik tasnifi kullanılarak askeri alanların kent mekanlarının üretimi için hızlı bir şekilde nasıl kullanıldığına bakılmakta, özellikle 2000'li yıllar sonrasına ve 15 Temmuz 2016 sonrasına yoğunlaşılmaktadır. Dönem itibariyle ilgili kanunlar, bu kanunlarda yapılan sık değişikliklerin alanların dönüşümüne etkileri incelenmektedir. Kentsel üretimin son kalan konut depolarından birisi olan askeri alanların tanımı yapılmakta, alanların özelleştirilmesine yönelik uygulamalara odaklanılmaktadır. Kapitalizmin kendi yarattığı krizlere çözüm bulmak adına yarattığı mekânsal, ekonomik ve toplumsal ayrışma ve bunların bir diğerine etkileri askeri alanlarla açıklanmaktadır. Alanların kentsel dönüşüm maksatlı imara açılmalarının görünürlüğü Türkiye genelinde ve İstanbul özelinde yaşanan örnek olaylar üzerinden tartışılmaktadır. Türkiye'de kent dönüşümünün Tanzimat döneminden itibaren İstanbul Makroformu üzerindeki etkisi öne çıkarılmaktadır. Bu süreçte dönemsel olarak yaratılan farklı farklı olağanüstülük algılarının nasıl askeri alanlar kullanılarak kent üretimini etkilediği, rant için satışa konu edildiği aktarılmaktadır. Buradan hareketle askeri alanların etrafında değer artışlarının yaratıldığı, takiben kamu mülkiyetinden özel mülkiyete geçirilerek niteliklerinin değiştirildiği gösterilmektedir. İstanbul metropolitenindeki askeri alanların özelleştirilmesinin sonuçları dünden bugüne konut dönüşümlü örnek olaylar üzerinden açıklanmakta, iki örnek olayın yargı süreçlerine bakılmaktadır. Güvenlik endişesiyle inşa edilmiş surlar içindeki İstanbul'un yerini surların dışında kalmış, yeşili alanları azalmış, yüksek ve betonarme yapılardan oluşan İstanbul'un nasıl aldığı ilk kez askeri alanlar üzerinden aktarılmaktadır. İstanbul metropoliten alanı makroformu'nun toprakları o kadar çok tüketilmiştir ki, sıranın kentte bulunan askeri alanlara geldiği betimlenmektedir. Bu hızlı kent biçimlenişinin, eskiden bireysel yapılaşmalar ile parçalar halinde tek yapı adaları veya parseller üzerinden gerçekleşirken, şimdi askeri alanlar gibi geniş araziler üzerinden gerçekleştirildiğine odaklanılmaktadır. Geçmişte dokunulmaz olan, güçlü devlet olgusunun kent içindeki görünümünü ifade eden askeri alanların yaşanabilir bir kent için mi yoksa rant için mi kullanılması gerektiğinin cevapları aranmaktadır. Yapılan durum tespitleri ışığında toplumun tamamını kapsayan bir kent hakkı anlayışı çerçevesinde neler yapılması gerektiği ortaya konulmaktadır. İnsanca yaşanabilir bir kentin dönüşümünde askeri alanların belirleyici ve katalizör olup olmadığı sorunsalının çözümlemesi yapılmaktadır. Söz konusu dönüşümün kent için bir fırsat mı yoksa hezimet mi yaratacağı hakkında tespitler yapılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Değer, Rant, Kamu Mülkiyeti, Kamu Yararı, Kamu Malı, Özel Mal, Kamusal ve Özel Alan, Kent Hakkı, Kamu Taşınmazlarının Özelleştirilmesi, Askeri Alan.
Akıllı kentlere dönüşüm sürecinde nesnelerin interneti (IOT) ve büyükşehir belediyelerinin rolü: İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği
Dünyada insanların çoğunluğunun kentte yaşadığını, aynı zamanda kırdan kente doğru göçün giderek arttığını görmekteyiz, bu da doğal olarak kentin oluşumunu etkilemiş, gereksinilmeleri artırmış ve teknoloji paralelinde kentlerde yaşanan dönüşümler kapsamında teknolojiyi baz alan kentsel projeler geliştirilmesini zorunlu kılmıştır. Son yıllarda akıllı kent ve akıllı kentleşme kavramları kamu yönetimi teşkilatının gündeminde önemli bir yer kaplamaya başlamıştır. Bununla birlikte ilk kez 1999 yılında Kevin Ashton tarafından bir şirket için hazırladığı sunumda kullanılan bir kavram olan Nesnelerin İnternet'inin, gelişen teknolojiye paralel olarak, akıllı kentlerin oluşumuna ve gelişimine katkı sağladığını da söylemek mümkündür. Bu çalışmanın amacı genel olarak akıllı kentleşmeyi ve akıllı kentlere dönüşüm sürecinde "nesnelerin interneti"nin rolünü araştırmak, belediye teşkilatı içindeki rolünü tanımlamak ve bu kapsamda Türkiye'de konuya ilişkin İstanbul büyükşehir belediyesi kapsamında uygulamalı bir araştırma yapmaktır. Akıllı kentleşmenin kavramsal çerçevesine, akıllı kentlere dönüşüm süreçlerine, dünyada ve Türkiye'de akıllı kent uygulamalarına yer vermek, aynı zamanda "nesnelerin interneti"nin kavramsal çerçevesini oluşturmak ve bu kavramın akıllı kentlere dönüşüm sürecinde büyükşehir belediyeleri tarafından etkin ve yenilikçi bir araç olarak hangi amaçlarla kullanıldığını ve büyükşehir belediyelerinin nesnelerin interneti ile birlikte akıllı kentleşmeye dönüşüm sürecindeki rolünü araştırarak İstanbul büyükşehir belediyesi kapsamında uygulamalı bir inceleme yapmak bu çalışmanın kapsamını oluşturmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın uygulamalı kısmında nitel araştırma yöntemlerinden olan mülakat yöntemi kullanılmıştır.
Kent planlamada yetki sorunu; Üsküdar örneği
Kent planlama; yaşadığımız kentlere görüntüsünü kazandıran, mekâna biçim veren, yasal mevzuatla kenti değiştirerek veya geliştirerek yeniden üreten; kentsel konut, sanayi, ticaret ve kamusal mekânlara doğrudan müdahale etmenin bir yöntemidir. Kent planlama kentsel ihtiyaçlara cevap üreterek, kentlilerin; daha sağlıklı, daha dayanıklı, daha yeşil, ulaşım imkânlarının daha kolay olduğu kentlerde yaşamalarını sağladığı ölçüde bir amaç; sermayenin faklı amaçlarını gerçekleştirmek için ise, bir araçtır. Kent planlama; sosyal ve toplumsaldır ama en çok da siyasidir. Bu nedenle bu tezde, kente planlama tercihleri ile yön veren yereldeki ve merkezdeki aktörlerin mevzuatta dağınık, parça parça halde bulunan planlamaya ilişkin yetkileri bir bütünsel içinde ele alınıp incelenmiştir. Kentsel mekânda planlamada yetkinin çakışan ve çatışan durumları gözler önüne serilerek bu durumun kentte birbiriyle uyumsuz planlara, kent kimliği ve kentsel ihtiyaçlara cevap veremeyen planlama anlayışına yol açtığı üzerinde durulmuştur. Kentsel alan, planlamada yetkisinin ister çatıştığı ister çakıştığı isterse de bunlar olmaksızın planlama yetkisinin aktörlere dağılımı, yetkinin kullanılması, yasal dayanakların uygunluğu açısından yetki planlamada başlı başına bir sorun olarak görülmüştür çalışmada, bu sorunun büyüklüğü yer yer yargı kararları ile desteklenmiştir. Özellikle 2018 sonrası Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile değişen planlama yetkilerinin eski ve yeni durumlarına yer verilmeye çalışılarak karşılaştırmalı analiz yapılmıştır. Planlamada yetki sorunu Üsküdar ilçesinde planlamada yetkili aktörlerin incelenmesi ile somutlaştırılıp planlamada yetkili aktörlere ve planlamada yasal olarak yetkisi olmasa da gerek meslek gerek uzmanlık ya da akademik alanı planlamayla ilgili aktörlerden konuya ilişkin değerlendirmelerini içeren mülakat uygulanmıştır.
Kamu hizmeti sunan aktörlerin anlatılarında kentsel politik mekanlar: Gazi Mahallesi örneği
Bu tez kentsel politik mekânları, kamu hizmeti sunan aktörelerin anlatıları üzerinden anlamayı ve buralarda kamu hizmeti sunma etkinliğinin kendine has özelliklerini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışma alanı olarak Türkiye'deki kentsel politik mekânların en karakteristik örneklerinden biri olan Gazi Mahallesi tercih edilmiştir. Bu tercihte idari sınırlar önemsenmemiş, örneklem politik hareketliliğin yoğun olarak yaşandığı bölgeye hizmet veren kamu görevlileri üzerinden oluşturulmuştur. Çalışma kapsamında Gazi Mahallesi'ne kamu hizmeti sunan 64 aktöre ile yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiş, katılımcı beyanları üzerinde detaylı niteliksel analizler yapılmıştır. Çalışma neticesinde ulaşılan sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Kitle iletişim araçları yoluyla oluşturulan negatif Gazi Mahallesi algısı, Gazi Mahallesi'nde göreve yeni başlayan kamu görevlilerinin çeşitli önyargılarla mahalleye gelmelerine sebebiyet vermektedir. Ancak kamu görevlileri hizmet verdikleri kitle ile iletişimlerini arttırdıkça, Gazi Mahallesi'nde yönelik pozitif düşünceleri ön plana çıkmakta, Gazi Mahallesi'ndeki görevinden ayrılmak istemeyen kişilere dönüşmektedirler. Kamu görevlilerinin dünya görüşleri ve mahallede ikamet edip etmemeleri, mahalleye dair algılarını şekillendiren temel unsurlar olarak ön plana çıkmaktadır. Özellikle öğretmenlerin genel olarak mahallede ikamet ettikleri ve muhalif politik görüşte oldukları, dolayısıyla Gazi Mahallesi'ne yönelik pozitif algılarla görevlerine devam ettikleri; polislerin ve belediye çalışanlarının ise genel olarak devletçi dünya görüşünde oldukları ve Gazi Mahallesi'ne dair negatif algılarla görevlerine devam ettikleri görülmüştür. Kamu görevlilerinin genel kanaati, Gazi Mahallesi'nde Kamu hizmeti sunmanın oldukça farklı bir doğası olduğu ve kentin diğer bölgelerine kamu hizmeti sunmaktan çok daha zor olduğu yönündedir. Yine Gazi Mahallesi'nin politik kimliğinin zayıflama sürecine girdiği, çalışmanın önemli bulgularındadır.
Göçün mekansal etkileri: Sultanbeyli Örneği
2011 Suriye Kriziyle beraber yaşanan uluslararası kitlesel göçün küresel boyutta pek çok sonucu oldu. Niceliksel yoğunluğu milyonları bulan bu göç dalgasında, Türkiye de sınır komşusu olduğu Suriye'den tarihinde rastlamadığı ölçüde göç aldı. Bu tezde mültecileri kentlerle buluşturan göçün mekân üzerinde yarattığı etkilerin izini sürmek hedeflendi. Göçün etkilerini etkili bir biçimde görebilmek adına İstanbul Anadolu Yakasının en çok mülteci barındıran Sultanbeyli/Mehmet Akif Mahallesini örneklem olarak tercih edildi. Bu merakın peşinden giderken Lefebvre'in mekânın sürekli yeniden üretildiği ve mekânın toplumsal gruplar arasındaki mücadelenin alanı olduğu okumasından hareket edildi. Bu doğrultuda Mehmet Akif'in yeniden üretiminde Suriyeli mültecilerin aldıkları pozisyonu tayin edebilmek adına Marksist yazın geleneğinin bir ürünü olan, Lefebvre'in mekânsal üçleme kuramını işe koşuldu. Bununla birlikte mahalle sakinleriyle gerçekleştirilen mülakatlarla, ev ziyaretleriyle ve katılımcı gözlemle Mehmet Akif'teki mekânsal ayrılmanın/bütünleşmenin ve mekânsal aidiyetin göçle beraber nasıl dönüşümler geçirdiğini anlaşılmaya çalışıldı.
Sivil dikkatsizlik ve Türkiye'de değişen kent kimliği üzerine bir okuma
Bu çalışmada değişen kent kimliğinde iletişim biçimleri, sivil dikkatsizlik bağlamında sorgulanmıştır. Değişen kentin beşeri kimliği üzerinde durulmuştur. Sorumlu vatandaşlığı gösteren kamu vicdanı ile dikkatsizlik bağıntısı anlaşılmaya çalışılmıştır. Konu ile ilgili örneklemler İzmir kent kimliği üzerinden verilmiştir. Çalışmanın amacı toplum, birey ve devlet ilişkileri bağlamında, kentte sivil dikkatsizlik olgusunun kamusal alanda etkileşim biçimlerine ve kamu vicdanına etkisini açıklamaktır. Bu çalışmada literal okuma, derinlikli görüşme, doğal gözlem metotları kullanılmıştır. Güvenlik arayışı, selamlaşma, gündelik hayatta zaman ve mekân kullanımı alt başlıkların yer aldığı, katılımcı derinlikli görüşme metodu kullanılarak değişen kent kimliği İzmir örneklemi üzerinden okunmaya çalışılmıştır. Kentte kamusal alanların kullanımındaki değişim ile sivil dikkatsizlik arasında bir bağıntı kurulmuştur. Bu çalışmada şu sonuçlara ulaşılmıştır: Kent yaşamında yüz yüze iletişim azalmıştır. Kamusal alanın özel alanla iç içe geçmiştir. Kamusal alan yer değiştirmiştir. Anahtar Kavramlar: Sivil Dikkatsizlik, Değişen Kent Kimliği, Kamusal Alanda Etkileşim, Sosyal Sermaye, İzmir Modeli Örneği.
Kültür politikaları bağlamında kültür endüstrilerinin mekansal etkisi: Kadıköy örneği
Kültürün toplumsal faydalarının yanı sıra kapitalizmin bir parçası olarak ekonomik yönünün değerlenmesiyle gündeme gelen kültür endüstrileri, uluslararası ölçekte önem kazandığı gibi yerelde de kalkınmanın önemli bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Kültür endüstrilerinin motoru haline gelen metropoller hem yaratıcı dünyanın yaratıcı bir mekanı haline gelmiş hem de bu kentlere pek çok yaratıcı/kültürel mekan eklenmiştir. Kısacası kültür endüstrilerinin potansiyel gücünün küresel çapta önem kazanmasıyla yaratıcı dünya yaratıcı kentlere, yaratıcı kentler ise yaratıcı mekanlara kapılarını açmıştır. Bu kapıların açılmasında kültürel politikaların önemli bir rolü bulunmaktadır. Bu tez çalışmasında İstanbul ili Kadıköy ilçesinin, kültür endüstrilerinin bir parçası olarak kültürel mekanlara kapılarını açma deneyimleri incelenmiştir. Bu deneyimler üzerinden, kültür politikalarının, kültür endüstrilerinin mekânsallaşmasına bağlı olarak yeterli ve kapsayıcı bir çerçeve oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda kültür politikalarının yetersizliğine ve ulusaldan yerele politikalar arası sistematik ve birbirini destekleyici bağlantıların eksikliğine yönelik görüşler desteklenmektedir.
Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamaları üzerine bir karşılaştırma: Kadıköy ve Esenler ilçe belediyeleri örnekleri
Belediyelerin farklı politik ve ideolojik eğilimlere sahip siyasal partiler tarafından yönetilmesinin hayata geçirilecek sosyal belediyecilik faaliyetleri açısından uygulamada ne gibi farklılıklar doğurabileceğini ve bunların ne gibi sonuçlar meydana getirebileceğini araştırmak amacıyla gerçekleştirilen bu tez çalışması üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, dünyada ve Türkiye'de "Sosyal Devlet" anlayışının tarihsel olarak ortaya çıkışı ve gelişimi, süreç içerisinde geçirdiği dönüşüm ve bunun kamu yönetimi anlayışına etkisinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, yeni kamu yönetimi anlayışı çerçevesinde klasik belediyecilik anlayışının dünyada ve Türkiye'de yerini "Sosyal Belediyecilik" anlayışına bırakması ve bu anlamda belediyelerin üstlendiği yeni görev, yetki ve sorumluluklar ele alınmıştır. Ayrıca, sosyal belediyecilik anlayışının Türkiye özelindeki yasal dayanakları ve sosyal belediyecilik faaliyetleri açısından pratikte karşılaşılan temel sorunlar üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise 2014-2018 yılları arasında (5 yıllık yerel yönetim faaliyet dönemi) farklı siyasal partiler eliyle yönetilen Kadıköy ve Esenler ilçe belediyelerinin sosyal belediyecilik kavramı çerçevesinde gerçekleştirdikleri hizmet ve faaliyetler, belediyelerin yayınladıkları faaliyet raporları üzerinden detaylı bir şekilde incelenerek karşılaştırılmıştır. Çalışmanın tamamı göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu dönem için Kadıköy Belediyesi'nin evrensel değerlere bağlı çağdaş bir yerel yönetim görüntüsü vermiş olduğunu, Esenler Belediyesi'nin ise daha çok "İslamcı Belediyecilik" portresi çizdiğini söylemek doğru olacaktır. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitliğini benimsemeyen, din ve inanç temelli, siyasi görüş ve dava noktasından hareket eden bir anlayışla sosyal belediyecilik faaliyetlerinin tarafsız ve adil bir şekilde ve insanları dışlayıp ötekileştirmeden sürdürülebilmesinin mümkün olamayacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Devlet, Sosyal Belediye, Kadıköy, Cumhuriyet Halk Partisi, Esenler, Adalet ve Kalkınma Partisi.
İstihbaratın teşkilatlanma ve yönetim sorunsalı: A.B.D. örneği
Günümüzde teknolojinin gelişimi ve küreselleşme dünyayı uçtan uca değiştirdi. Toplumlar ve ülkeler birbiri ile etkileşime geçtikçe bireysel özgürlükler ve demokrasi konusunda hassas alanlar giderek artmaktadır. Bu etkileşim ülkelerin güvenliğini ve bireysel özgürlük alanlarınıda etkilemektedir. Bu hızlı değişime karşın ülkeler geçmişin soğuk savaş anlayışı ve güvenlik hassasiyetlerini de aynı zamanda taşımaya devam etmektedirler. Gelişmiş demokrasilere sahip ülkelerin başında gelen Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) mevcut güvenlik ve istihbarat anlayışı, faaliyetleri ve denetimi işte bu çatışmanın uzun sürede meydana geldiği denge üzerine kuruludur. ABD açısından istihbarat teşkilatlanma süreci yeni problemler, hak arayışları, çatışma ve çözümler doğurmaktadır. Tüm bunların ışığında bu tezin temel amacı istihbarat problemlerini ABD istihbarat teşkilatlanma süreci üzerinden analiz edip karşılaşılan problemleri neden sonuç ilişkisi içerisinde tespit etmektir. Bu çalışmada Amerika Birleşik Devletleri'nde istihbaratın yönetim modeli, teşkilatlanması ve hukuki alt yapısı incelenmiştir. Birinci bölümde kavramsal anlamda istihbarat incelemesi literatüre önemli bir katkı olarak görülebilir. İkinci bölümde ABD istihbarat teşkilatlanması ve yasal çerçevedeki gelişim arasındaki ilişki ortaya konmaktadır. Üçüncü bölümde ABD istihbaratının yönetim, organizasyon ve denetimine ilişkin temel problemler tartışılmıştır. Sonuç olarak tespit edilen en büyük problem büyüyen kurum yapıları arasında koordinasyon eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Etkin bir istihbarat teşkilatlanmasının öncülü olarak insan faktörünün ve doğru bilginin karar vericiler için hızlı ve etkin şekilde rafine edildiği istihbarat süreçlerinin gerekliliği öne sürülmüştür.
Kültürel mirasın korunmasında yerel yönetimlerin rolü; Tarihi Trakya Roma su isale hattı örneği
Ülkemizde son 15 yılda değişen imar koşullarıyla hızla ve plansızca gelişen kentlerde, yeni yapılaşmaların baskısı altında kalan kültür varlıklarına ilişkin, mevcut Ulusal ve Uluslararası koruma politikalarının analiz edilmesi ve koruma, kullanma ve yönetme uygulamalarının incelenmesi; bu doğrultuda başta Trakya Roma Su İsale Hattı olmak üzere, Kırkçeşme Su İsale Hattı, Hamidiye Su İsale Hattı, Terkos-Feriköy Su İsale Hattı ve Taksim Su İsale Hattına ait su galerisi, su kemeri, su köprüsü v.b. tarihi su yapılarının korunması, kullanılması ve yönetilmesineilişkin ülkemizde yürürlükte olan mevzuat, idari yapı ve koruma politikalarının incelenmesi; dünyadabenzer şekilde koruma altına alınmış su yapılarının koruma-kullanma dengesi içerisinde nasıl yönetildiğine ilişkinyurt dışından bir örneğin incelenmesi; ardından söz konusu Trakya Roma Su İsale Hattına ait yapıların mevcut yasal ve yönetsel, fiziki ve ekonomik, sosyal ve kültürel durumlarının analiz edilerek, mevcut sorunların ve olanakların tespit edilmesi,yapılan tespitler doğrultusunda müdahale biçimlerinin belirlenmesi, son olarak da mevcut yasal yönetsel yapıdan farklı bir yönetim yaklaşımıyla; Tarihi İstanbul Su Yollarının korunarak yeniden işlevlendirilmesi, kente ve bulunduğu bölgeye katma değer sağlayacak yerel yönetimlerin koordinasyonunda oluşturulacak bir yönetim modeli önerisi geliştirilmiştir.