Theses supervised by Doç. Dr. Selen Özakar Akça
11 theses · Hitit University
Yenidoğan yoğun bakım hemşirelerinin yenidoğan sarılığı ve tedavisi ile ilgili bilgi düzeyleri
Yenidoğan sarılığı, yenidoğanlarda bilirubin metabolizmasında ortaya çıkan değişiklikler ve bilirubin yapımının artması (hiperbilirubinemi)'dır. Hiperbilirubinemide erken tanı ve tedavide gerçekleşmediğinde bilirubin ensefalopatisi oluşabilmektedir. Bu durum yenidoğan sarılığının en ciddi ve ağır komplikasyonudur. Bu nedenle yenidoğan hemşireleri yenidoğan sarılığının tanı ve tedavisini bilmelidir. Bu çalışma ile Yenidoğan Yoğun Bakım (YYB) hemşirelerinin yenidoğan sarılığı ve tedavisi ile ilgili bilgi düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Bu araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel olup, Ocak - Haziran 2019 tarihleri arasında İç Anadolu Bölgesindeki bir il ve ilçelerinde bulunan sekiz hastanede yer alan YYB ünitelerinde çalışan YYB hemşireleri (F=88) ile yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini ise örneklem seçim kriterlerine uyan, çalışmaya katılmayı kabul eden (f=66) YYB hemşireleri oluşturmuştur. Araştırmada veriler "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "YYB Hemşirelerinin Yenidoğan Sarılığı ve Tedavisi ile İlgili Bilgi Düzeylerini Belirleme Formu" ile toplanmıştır. Bu bilgi formu 40 maddeden oluşmuş, formdan alınabilecek en düşük puan 0, en yüksek puan 40'tır. İstatistiksel analizler SPSS (Version 22.0) paket programı ile yapılmış, uygun istatistiksel değerlendirmeler kullanılmış, istatistiksel olarak p<0,05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmaya katılan YYB hemşirelerinin yaş ortalamaları 23,38±6,50 olup, %62,1'i yenidoğan sarılığı ile ilgili hizmetiçi eğitim almamış, yenidoğan sarılığı ve tedavisine yönelik bilgi düzeyi puan ortalamalarının 29,7±3,63 olduğu görülmüştür. Hemşirelerin toplam çalışma süresi, YYB ünitesinde çalışma süresi ve yenidoğan sarılığı ile ilgili hizmetiçi eğitim alma durumuna göre bilgi düzeyi puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptandı (p<0,05). YYB ünitesinde çalışan hemşirelerin yenidoğan sarılığı ve tedavisi ile ilgili bilgi düzeyleri orta düzeyin üzerindedir. Fakat istendik düzeyde değildir. YYB hemşirelerine konu ile ilgili hizmetiçi eğitimlerin verilmesi gereklidir. Anahtar Kelimeler: Hemşire, Yenidoğan sarılığı, Yenidoğan sarılığı bilgi düzeyi
Çölyak hastası çocukların hastalıklarına yönelik tutumları ve etkileyen faktörler
Çölyak hastalığı, özellikle ince bağırsağı tutarak diğer vücut sistemlerini de etkileyen glutene karşı kalıcı duyarlılıkla karakterize, otoimmün bir enteropatidir. Çölyak hastalığının kronik hastalıklardan biri olduğu ele alınırsa; çölyak hastası çocukların hastalığa yönelik hissettikleri duygu ve gösterdikleri tutum, çocuğun hastalıkla baş etme mekanizmasını ve hastalığa olan uyumunu etkilemektedir. Sunulan bu çalışma ile 9-17 yaş arası çölyak hastası çocukların hastalıklarına yönelik tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel olan bu araştırma, İç Anadolu Bölgesindeki bir ilde bulunan bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Pediatrik Gastroenteroloji Polikliniğinde yapılmıştır. Araştırma, 01 Mart 2019 – 01 Mart 2020 tarihlerinde gastroenteroloji polikliniğine başvuran, en az altı aydır çölyak hastası olan kendisi ve ebeveyni çalışmaya katılmayı kabul eden 54 çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Çocuğun Kendi Hastalığına Yönelik Tutumu Ölçeği" (ÇKHYTÖ) kullanılarak toplanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS (Version 25.0) paket programı ile yapılmış, sayısal değişkenler ortalama ve standart sapma olarak, kategorik değişkenler sayı ve yüzde olarak sunulmuştur. Ölçek puanlarının karşılaştırılması amacıyla student t testi, tek yönlü varyans analizi (One-way ANOVA) kullanılmıştır. İstatistiksel olarak p<0,05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmaya katılan çölyak hastası çocukların yaş ortalamasının 13,09±2,68 olduğu, %63,0'ının glutensiz diyete (GD) uyduğu, %55,6'sının ailelerinin glutensiz gıdalara ulaşmada/ hazırlamada zorlandığı ve ÇKHYTÖ puan ortalamasının 2,88±0,71 olduğu belirlenmiştir. Çocukların annelerinin mesleklerine, tanı alma zamanlarına, aile desteğini yeterli görme, GD uyma, GD uygulamakta zorlanma, ailelerinin glutensiz gıdalara ulaşmada/ hazırlamada zorlanma durumlarına göre ÇKHYTÖ puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0,05). Araştırmada, çölyak hastası çocukların kendi hastalıklarına yönelik olumsuz tutuma sahip olduğu belirlendi. Bu doğrultuda pediatri hemşirelerinin çölyak hastası olan çocukların hastalığa uyumunda tutumun önemli bir faktör olduğunu dikkate alarak; hastalığa uyumunu kolaylaştırma konusunda çocukları ve aileleri bilgilendirmeleri ve çocukların hastalıklarına yönelik olumlu tutum geliştirmesi için psikososyal destek sağlamaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, çölyak hastalığı, gluten, hemşire, tutum.
Okul öncesi çocukların beslenme sürecinde anne tutumlarının değerlendirilmesi
Çocukların beslenme alışkanlıklarının kazanılmasında rol oynayan annelerin çocuklarını besleme süreciyle ilgili tutumlarını değerlendirmek önemlidir. Bu çalışma ile okul öncesi çocuğu olan annelerin beslenme süreci tutumlarının değerlendirilmesi ve bu tutumların çocukların beden kütle indeksi (BKİ) üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan bu araştırma, 2019-2020 tarihleri arasında İç Anadolu Bölgesinde yer alan bir ilde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı tüm bağımsız anaokullarında bulunan, örneklem seçim kriterlerine uyan 4-6 yaş arasındaki çocukların anneleri (n=322) ile yürütülmüştür. Veriler, "Annenin Tanıtıcı Özelliklerini, Çocukların Tanıtıcı Özelliklerini ve Çocukların Beslenme Özelliklerini İçeren Bilgi Formu" ile "Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği (BSATÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Ayrıca tüm çocukların BKİ'leri (kg/m2) belirlenmiştir. İstatistiksel analizlerde SPSS paket programı kullanılmış, uygun istatistiksel değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmada okul öncesi çocuğu olan annelerinin BSATÖ toplam puan ortalaması 60,09±17,60 olup, annelerin beslenme sürecine dair göstermiş olduğu tutumlar ile ilgili sorunlar orta düzeydedir. Araştırmada 1000-2000, 2000-3000, 3000-4000 ve 4000-5000 gram doğan çocukların annelerinin BSATÖ puan ortalamalarının sırasıyla; 74,25±22,69, 64,07±16,91, 58,47±17,00, 52,79±17,77 olduğu belirlenmiştir. Çocukların doğum ağırlıkları ile annelerin BSATÖ toplam puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p=0,004). Araştırmadaki çocukların BKİ'ye göre %19,4'ünün zayıf, %10,0'ının zayıflık riski, %47,6'sının normal, %10,5'inin hafif şişman, %12,0'ının şişman olduğu belirlenmiştir. Çocukların BKİ'leri ile annelerin BSATÖ puan ortalamaları arasındaki farkın ileri düzeyde anlamlı oluğu görülmüştür (p<0,001). Sonuç olarak beslenme sürecindeki olumsuz anne tutumlarının çocuklarda büyüme ve gelişmenin göstergesi olan BKİ'sini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Bu doğrultuda çocuk hemşirelerine; çocuklarda büyüme gelişmenin takibi, değerlendirilmesi, aynı yaştaki çocuklarla karşılaştırılması, normalden sapmaları erken dönemde belirleyerek anneleri bilgilendirmeleri ve olumlu tutum geliştirmeleri için annelere danışmanlık sağlamaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi çocuk, hemşire, beslenme, anne, tutum.
Hastanede çocuğu yatan ebeveynlerin hemşire destek düzeyleri ve sağlık bakım memnuniyetleri
Ebeveynlere, çocuklarının hastanede yatışı sırasında sağlanan hemşirelik desteği, hemşirelik uygulamasının hayati bir bileşenidir. Hemşireler hastanede çocuğu yatan ebeveynlere destek olduklarında, ebeveynlerin hastanede kalma sürecini daha iyi yönettiği, sağlık bakım memnuniyet düzeylerinde artış olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada, hastanede çocuğu yatan ebeveynlerin hemşire destek düzeyinin ebeveyn memnuniyeti ile ilişkisinin ölçülmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı ve kesitsel olan bu araştırma, Aralık 2019-Şubat 2020 tarihleri arasında, bir eğitim ve araştırma hastanesi genel çocuk servislerinde çocuğu yatan ve çalışmaya katılmayı kabul eden ebeveynler (f=143) ile yürütülmüştür. Araştırma verileri "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Hemşire Ebeveyn Destek Ölçeği (HEDÖ)" ve "PedsQL Sağlık Bakımı Memnuniyet Ölçeği (PedsQL-SBMÖ)" ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde; tanımlayıcı istatistikler, Cronbach's Alpha, bağımsız gruplarda t-testi (student t-test); tek yönlü varyans analizi (ANOVA) Mann-Whitney U testi, Kruskall-Wallis ve Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan ebeveynlerin yaş ortalamaları 32,30∓6,16 olup, ebeveynlerin HEDÖ ile PedsQL-SBMÖ toplam puan ortalamalarının sırasıyla; 64,16±20,75; 55,22±24,22 olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin yaşlarına göre HEDÖ kaliteli bakım verme desteği alt boyutundan aldıkları puan ortancaları ve ebeveynlerin öğrenim durumuna göre PedsQL-SBMÖ teknik beceri alt boyutundan aldıkları puan ortancaları arasındaki fark anlamlıdır (p<0,05). Araştırmaya katılan çocukların akut ya da kronik hastalığa sahip olma durumuna göre HEDÖ toplam puan ortancaları ile alt boyutlarından aldıkları puan ortancaları arasındaki fark anlamlıdır (p<0,05). Ebeveynlerin HEDÖ ile PedsQL-SBMÖ toplam puan ortalamaları arasındaki ilişki yüksek düzeydedir (r=0,755; p<0,001). Çocuğu hastanede yatan ebeveynlerin hemşire ebeveyn destek düzeyleri ve sağlık bakım memnuniyet düzeyleri orta düzeydedir. Ebeveynlerin hemşirelerden aldıkları destek düzeylerinin ve ebeveyn sağlık bakım memnuniyetinin istendik düzeyde olması için konu ile ilgili hizmet içi eğitimlerin verilmesi gereklidir.
Hemşirelerin ani bebek ölüm sendromu ve güvenli uyku konusundaki bilgi düzeyleri
Ani Bebek Ölüm Sendromu (ABÖS), "kapsamlı bir olay soruşturması, klinik öykü ve otopsi sonrasında açıklanamayan bir nedenle bir yaşından küçük bebeklerin ani ve beklenmedik bir şekilde ölümü"dür. ABÖS risk faktörlerinin azaltılması için güvenli bir uyku ortamının oluşturulması gerekmektedir. Bu nedenle bebeğe, ailesine doğrudan bakım ve danışmanlık hizmeti veren hemşirelerin ABÖS ve güvenli uyku konusunda bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi önemlidir. Bu çalışma ile hemşirelerin ABÖS ve güvenli uyku konusuna ilişkin bilgi düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan bu çalışma, Mart-Temmuz 2021 tarihleri arasında Orta Karadeniz Bölgesindeki bir il merkezi ve ilçelerinde bulunan Aile Sağlığı Merkezleri'nde çalışan, örneklem seçim kriterlerine uyan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 115 hemşire ile yürütülmüştür. Veriler "Hemşirelere İlişkin Tanıtıcı Özellik Formu" ve "Bebeklerde Ani Bebek Ölüm Sendromu (ABÖS) ve Güvenli Uyku Konusunda Bilgi Düzeyi Değerlendirme Formu" ile toplanmıştır. Otuz maddeden oluşan bilgi formundan alınabilecek en düşük puan 0, en yüksek puan 30'dur. İstatistiksel analizlerde SPSS paket programı kullanılmış, uygun istatistiksel değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmaya katılan hemşirelerin %93,9'unun ABÖS'ü, %80,0'ının güvenli uykuyu duyduğu, %76,5'inin ABÖS ile ilgili herhangi bir eğitim almadığı görülmüştür. Hemşirelerin ABÖS ve güvenli uyku konusuna ilişkin bilgi düzeyi puan ortalamalarının 19,59±3,36 ile ortalamanın üzerinde olduğu saptanmıştır. Araştırmadaki hemşirelerin medeni durumuna, sahip olduğu çocuk sayısı ve öğrenim durumuna göre ABÖS ve güvenli uyku konusuna ilişkin bilgi düzeyi puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak çalışmaya katılan hemşirelerin ABÖS ve güvenli uyku konusuna ilişkin bilgi düzeyleri ortalamanın üzerindedir ancak istendik düzeyde değildir. Hemşirelere APA önerileri kapsamında ABÖS ve güvenli uyku konusu ile ilgili hizmet içi eğitimin verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ani bebek ölüm sendromu, bilgi düzeyi, güvenli uyku, hemşire
Bebek dostu hastanelerde çalışan çocuk hemşirelerinin anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeyleri
Annelerin, anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi eksikleri anne sütüyle beslenen bebek sayısında azalmalara sebep olduğundan doğum sonrası emzirmenin ilk bir saat içinde başlatılması ve anneye doğru emzirme tekniklerinin öğretilmesi önemlidir. Bu nedenle hemşireler annelerin emzirme davranışlarını olumlu yönde etkilemeli, emzirmeyi yönetmeli, desteklemeli, yetersizlik hisseden anneleri belirlemeli, onlara çözüm aramalı ve annelerin bebeklerini ilk altı ay sadece anne sütü ile beslemesini sağlamalıdır. Hemşirelerin bu rollerini gerçekleştirebilmesi için anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeyleri yeterli olmalıdır. Bu çalışma ile çocuk hemşirelerinin anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı-kesitsel olup, Ocak -Haziran 2022 tarihleri arasında Orta Karadeniz Bölgesindeki bir il merkezi ve ilçelerinde bulunan, bebek dostu hastanelerde çalışan 166 hemşire ile yürütülmüştür. Veriler "Hemşire tanımlayıcı bilgi formu" ve "Anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeylerini belirleme formu" ile toplanmıştır. Kırk maddeden oluşan formdan alınabilecek en düşük puan 0, en yüksek puan 40'tır. İstatistiksel analizlerde SPSS paket programı kullanılmış, tanımlayıcı bilgi formundan elde edilen veriler, sayı ve yüzde (%), anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeylerini belirleme formundan elde edilen veriler ortalama±standart sapma ile raporlanmıştır. Bağımsız iki grup arasındaki verilerin karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, bağımsız ikiden fazla grup için Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Hemşirelerin %51,8'i 26-35 yaş aralığında, %97'si kadın, %69,3'ü lisans mezunu, %42,8'i 1-5 yıl arasında çalışmakta olup, %26,5'i anne sütü ve emzirme danışmanlığı ile ilgili herhangi bir eğitim almamıştır. Hemşirelerin anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeyi puan ortalamaları 29,92±2,85 ile ortalamanın üzerindedir. Çalışmada 16 yıl ve üzeri çalışan hemşirelerin bilgi düzeylerinin 1-5 yıl çalışan hemşirelerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak çalışmaya katılan hemşirelerin anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi düzeyleri ortalamanın üzerindedir. Bebek dostu hastanelerde çalışan hemşirelerin tam bir bilgi donanımına sahip olması gerektiği düşünülürse, hemşirelerin bilgi düzeyleri istenilen düzeyde değildir. Hemşirelere anne sütü ve emzirme danışmanlığı ile ilgili hizmet içi eğitim programlarının düzenlenmesi önerilmektedir. Anahtar Kavramlar: Anne sütü, bebek dostu hastane, emzirme, hemşire, bilgi düzeyi Bilim Kodu: 1032.8
Pediatri hemşirelerinin etik duyarlılığı ile merhamet yorgunluğu arasındaki ilişki
Pediatri hemşirelerinin bakım hizmeti verdikleri çocukların tedavi sürecinde, karşılaşılan etik sorunları tanıması ve sorunların çözümünde etik kararlar alabilme becerisine sahip olması etik duyarlılıklarının yüksek olmasını gerektirmektedir. Diğer taraftan çocuklara verilen bakım hizmeti sırasında hemşirelerin yaşadığı önemli duygulardan biri merhamettir. Hemşirelerin hissettiği merhamet duygusu zamanla ve süre uzadıkça negatif etki ve sonuçları olan merhamet yorgunluğuna dönüşebilmektedir. Bu çalışma ile pediatri hemşirelerinin etik duyarlılığı ile merhamet yorgunluğu arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Söz konusu amaç kapsamında etik duyarlılık ve merhamet yorgunluğunu etkileyen çeşitli faktörler ortaya konulmuştur. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan bu çalışma, Kasım 2021 – Mayıs 2022 tarihleri arasında Çorum il ve ilçelerinde pediatri kliniklerinde çalışmakta olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 110 hemşire ile yürütülmüştür. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Ahlaki Duyarlılık Anketi (ADA)" ve "Merhamet Yorgunluğu Kısa Ölçeği (MY-KÖ)" ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS programı kullanılarak yapılmıştır. Bağımsız iki grup arasındaki sayısal verilerin karşılaştırılmasında Bağımsız (İlişkisiz) Örneklemler T-Testi (Independent Samples T-Test), bağımsız ikiden fazla grup arasındaki sayısal verilerin karşılaştırılmasında Tek Faktörlü Varyans Analizi (One-Way Anova), toplam puanlar arasındaki korelasyon analizi için Pearson Korelasyon Katsayısı testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Hemşirelerin ADA ve MY-KÖ toplam puanlarının sırasıyla, 70,5±17,7 ve 86,8±13,9 olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, hemşirelikte çalışma yılı, aylık nöbet sayısı, çalışılan birim, meslek değiştirme isteği, etik eğitimi alma durumu, etik duyarlılık kavramının tanımını bilme durumu, merhamet yorgunluğu kavramının tanımını bilme durumuna göre etik duyarlılık düzeyleri anlamlı farklılık göstermemektedir (p>0,05). Hemşirelerin pediatri kliniğinde çalışma yılı, çalışılan kurum, mesleğe yönelik sevgi, mesleğin isteyerek seçilmesine göre etik duyarlılık düzeyleri anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Hemşirelerin cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, pediatri kliniğinde çalışma yılı, aylık nöbet sayısı, çalışılan birim, mesleğe yönelik sevgi, mesleğin isteyerek seçilmesi, meslek değiştirme isteği, etik eğitimi alma durumu, etik duyarlılık kavramının tanımını bilme durumu, merhamet yorgunluğu kavramının tanımını bilme durumuna göre merhamet yorgunluğu düzeyleri anlamlı farklılık göstermemektedir (p>0,05). Hemşirelerin yaş grubu, çalışma yılı ve çalışılan kuruma göre merhamet yorgunlukları anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Hemşirelerin etik duyarlılık puanları ile merhamet yorgunluğu puanları arasında düşük düzeyde, negatif ve anlamlı bir ilişki vardır (r=-0.193, p<0,05). Sonuç olarak pediatri hemşirelerinin etik duyarlılık ve merhamet yorgunluğu düzeyleri yüksek tespit edilmiştir. Hemşirelerin etik duyarlılıkları arttıkça merhamet yorgunlukları da artmaktadır. Etik duyarlılık ve merhamet yorgunluğunun mesleki ve kişisel etki ve sonuçları noktasında hemşirelerin farkındalıklarının artırılarak merhamet yorgunluğu yaşayan hemşirelere yönelik psikolojik danışmanlık desteğinin sağlanması önerilmektedir.
7-12 yaş grubu çocukların istismar bilgi düzeyleri Çorum ili örneği
Küresel bir problem olan cinsel istismar Ruth ve Henry Kembe tarafından (1978), "bağımlı ve gelişimsel olarak olgunlaşmamış çocuk ve ergenlerin bilinçli olarak onay vermeyecekleri, bütünüyle algılayamadıkları veya ailevi rollerle ilgili sosyal tabulara ters düşen cinsel aktivitelerde kullanmak" olarak tanımlanmıştır. Yapılan çalışmalarda 7-12 yaş grubu çocukların cinsel istismar bilgi düzeylerini araştıran çalışmaların yetersiz olduğu görülmektedir. Çocuk cinsel istismarını önlemeye yönelik çabaların önündeki en büyük engellerden biri, çocukların bu konudaki bilgi eksikliği olduğu düşünüldüğünde çocukların cinsel istismar konusunda neler bildiğinin belirlenmesi önemlidir. Bu çalışma ile 7-12 yaş grubu çocukların cinsel istismar bilgi düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmış, cinsel istismar hakkında doğru bilinen yanlışların ortaya çıkarılması, bu doğrultuda eğitim programlarına ışık tutması planlanmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı-kesitsel olup Ağustos 2021-Kasım 2022 tarihleri arasında Çorum Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk yataklı servislerinde tedavi altında olan 7-12 yaş grubu 281 çocukla yürütülmüştür. Veriler "çocuk ve aile tanıtıcı soru formu" ve "Çocuklar İçin İstismar Bilgi Ölçeği" (ÇİBÖ) aracılığıyla toplanmıştır. Uygun olmayan dokunma (UOD) ve uygun dokunma (UD) olmak üzere iki alt boyuttan oluşan ölçek, otuz üç maddelidir. ÇİBÖ'den alınabilecek en düşük puan 0, en yüksek puan 33'tür. İstatistiksel analiz SPSS paket programı ile yapılmış, çocuk ve aile tanıtıcı soru formundan elde edilen veriler yüzde (%), ÇİBÖ'den elde edilen veriler ortalama±standart sapma ile raporlanmıştır. Bağımsız iki grup arasındaki verilerin karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, bağımsız ikiden fazla grup için Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Çocukların %76,5'i 10-12 yaş aralığında, %52,5'i kız, %83,5'i çekirdek aile yapısında ve %81,2'si sadece anaokuluna gitmektedir. Çocukların ÇİBÖ-Toplam Puan Ortalamasının 20,51±4,60, UOD-Alt Boyut Puan Ortalamasının 15,26±3,69, UD-Alt Boyut Puan Ortalamasının 5,24±1,92 ile ortalamanın üzerinde olduğu belirlenmiştir. Çocukların yaş, cinsiyet, kardeş sayısı, ailede kaçıncı çocuk olma durumunun, aile yapısı, anaokulu/kreşe gitme durumunun, annelerinin yaş ve eğitim ile babalarının yaş durumlarının cinsel istismar bilgi düzeyini etkilemediği saptanmıştır (p>0,05). Çocukların annelerinin çalışma durumuna göre ölçek UD-Alt Boyut Puan Ortalaması ile babaların eğitim ve çalışma durumuna ve ailenin gelir düzeyine göre UOD-Alt Boyut Puan Ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu (p<0,05) belirlenmiştir. Sonuç olarak çalışmaya katılan çocukların cinsel istismar hakkındaki bilgi düzeyleri genel ortalamanın üzerinde olmasına rağmen, cinsel istismarın hayatın bütün noktalarını etkileyen yıkıcı etkisi göz önüne alındığında, çocukların istismar bigi düzeyleri istenilen düzeyde değildir. Bu yüzden çocukların istismar bilgi düzeylerini yükselten eğitim programlarına ağırlık verilmesi önerilmektedir.
0-36 ay çocuğu olan annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgi ve anksiyete düzeyleri
Sıfır-36 ay çocuğu olan annelerin çocuklarının gelişim dönemlerine ilişkin doğru bilgi sahibi olması; çocuklarının sağlıklı büyüme ve gelişmesini takip edebilmesi, var olan veya gelişebilecek sorunları erken belirleyebilmesi, annelik rolüne uyumu daha kolay sağlaması ve çocuk sahibi olmanın sebep olduğu anksiyeteyi kontrol edilebilmesi açısından önemlidir. Yapılan bu çalışmada 0-36 ay çocuğu olan annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgi ve anksiyete düzeylerini belirlemek ve aralarındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olan bu çalışma, Şubat 2021-Ekim 2022 tarihleri arasında İç Anadolu Bölgesi'nde bir ilde bulunan eğitim araştırma hastanesinin çocuk polikliniklerine başvuran, çalışmaya katılmayı kabul eden ve yaşları 0-36 ay arasında çocuğu olan 139 anne ile yürütülmüştür. Araştırma verileri "Anne ve çocuk bilgi formu", "Ailelerin Gelişim Bilgisi Ölçeği (AGBÖ)" ve "Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ)" ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri SPSS paket programı ile yapılmıştır. Bağımsız iki grup arasındaki ölçek puanlarının karşılaştırılmasında bağımsız gruplarda t-testi ve Mann-Whitney U testi, bağımsız üç ve daha fazla grup arasındaki ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Tek yönlü ANOVA testi ve Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Toplam puanlar arasındaki korelasyon analizi Spearman Korelasyon analizi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamındaki annelerin çocuklarının %60,4'ü erkek, yaş ortalaması 22,41±10,13 ay idi. Annelerin AGBÖ puan ortalamasının 20,07±6,37, çocuk gelişimiyle ilgili bilgilerinin orta düzeyde olduğu, BAÖ puan ortalamasının 11,31±9,46 ve anksiyetelerinin hafif düzeyde olduğu saptanmıştır. Annelerin; yaş, gelir durumu, aile tipi, planlı gebelik durumuna göre AGBÖ puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olmadığı (p>0,05), öğrenim durumları, çalışma durumları ve sahip oldukları çocuk sayılarına göre AGBÖ puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu (p<0,05) saptanmıştır. Annelerin bazı tanımlayıcı özelliklerine göre BAÖ puan ortalamaları arasındaki fark ile çocukların bazı tanımlayıcı özelliklerine göre annelerin AGBÖ ve BAÖ puan ortalamaları arasındaki fark anlamlı değildir (p>0,05). Annelerin AGBÖ ile BAÖ toplam puanları arasında düşük düzeyde, negatif yönlü ve anlamlı olmayan bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir (r=-0,082, p>0,05). Sonuç olarak 0-36 ay çocuğu olan annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgilerinin orta düzeyde olduğu ve hafif düzeyde anksiyetelerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmesinin takibi ile primer olarak anneler ilgilendiğinden, annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin tam ya da tama yakın bir bilgi düzeyine sahip olması beklenmektedir. Bu çalışmada annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgileri beklenilen düzeyde olmadığından, annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgi düzeylerinin artırılması ve anksiyetelerinin azaltılması için çocuk hemşireleri tarafından bireysel ve toplu eğitim programları ile bilgilendirme çalışmalarının yapılması önerilmektedir. Anahtar Kavramlar: Anksiyete, anne, bilgi düzeyi, büyüme-gelişme, çocuk hemşiresi
Hastanede çocuğu yatan ebeveynlerin hemşire destek düzeyleri ve sağlık bakım memnuniyetleri
Ebeveynlere, çocuklarının hastanede yatışı sırasında sağlanan hemşirelik desteği, hemşirelik uygulamasının hayati bir bileşenidir. Hemşireler hastanede çocuğu yatan ebeveynlere destek olduklarında, ebeveynlerin hastanede kalma sürecini daha iyi yönettiği, sağlık bakım memnuniyet düzeylerinde artış olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada, hastanede çocuğu yatan ebeveynlerin hemşire destek düzeyinin ebeveyn memnuniyeti ile ilişkisinin ölçülmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı ve kesitsel olan bu araştırma, Aralık 2019-Şubat 2020 tarihleri arasında, bir eğitim ve araştırma hastanesi genel çocuk servislerinde çocuğu yatan ve çalışmaya katılmayı kabul eden ebeveynler (f=143) ile yürütülmüştür. Araştırma verileri "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Hemşire Ebeveyn Destek Ölçeği (HEDÖ)" ve "PedsQL Sağlık Bakımı Memnuniyet Ölçeği (PedsQL-SBMÖ)" ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde; tanımlayıcı istatistikler, Cronbach's Alpha, bağımsız gruplarda t-testi (student t-test); tek yönlü varyans analizi (ANOVA) Mann-Whitney U testi, Kruskall-Wallis ve Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan ebeveynlerin yaş ortalamaları 32,30∓6,16 olup, ebeveynlerin HEDÖ ile PedsQL-SBMÖ toplam puan ortalamalarının sırasıyla; 64,16±20,75; 55,22±24,22 olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin yaşlarına göre HEDÖ kaliteli bakım verme desteği alt boyutundan aldıkları puan ortancaları ve ebeveynlerin öğrenim durumuna göre PedsQL-SBMÖ teknik beceri alt boyutundan aldıkları puan ortancaları arasındaki fark anlamlıdır (p<0,05). Araştırmaya katılan çocukların akut ya da kronik hastalığa sahip olma durumuna göre HEDÖ toplam puan ortancaları ile alt boyutlarından aldıkları puan ortancaları arasındaki fark anlamlıdır (p<0,05). Ebeveynlerin HEDÖ ile PedsQL-SBMÖ toplam puan ortalamaları arasındaki ilişki yüksek düzeydedir (r=0,755; p<0,001). Çocuğu hastanede yatan ebeveynlerin hemşire ebeveyn destek düzeyleri ve sağlık bakım memnuniyet düzeyleri orta düzeydedir. Ebeveynlerin hemşirelerden aldıkları destek düzeylerinin ve ebeveyn sağlık bakım memnuniyetinin istendik düzeyde olması için konu ile ilgili hizmet içi eğitimlerin verilmesi gereklidir.
Okul öncesi çocukların beslenme sürecinde anne tutumlarının değerlendirilmesi
Çocukların beslenme alışkanlıklarının kazanılmasında rol oynayan annelerin çocuklarını besleme süreciyle ilgili tutumlarını değerlendirmek önemlidir. Bu çalışma ile okul öncesi çocuğu olan annelerin beslenme süreci tutumlarının değerlendirilmesi ve bu tutumların çocukların beden kütle indeksi (BKİ) üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan bu araştırma, 2019-2020 tarihleri arasında İç Anadolu Bölgesinde yer alan bir ilde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı tüm bağımsız anaokullarında bulunan, örneklem seçim kriterlerine uyan 4-6 yaş arasındaki çocukların anneleri (n=322) ile yürütülmüştür. Veriler, "Annenin Tanıtıcı Özelliklerini, Çocukların Tanıtıcı Özelliklerini ve Çocukların Beslenme Özelliklerini İçeren Bilgi Formu" ile "Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği (BSATÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Ayrıca tüm çocukların BKİ'leri (kg/m2) belirlenmiştir. İstatistiksel analizlerde SPSS paket programı kullanılmış, uygun istatistiksel değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmada okul öncesi çocuğu olan annelerinin BSATÖ toplam puan ortalaması 60,09±17,60 olup, annelerin beslenme sürecine dair göstermiş olduğu tutumlar ile ilgili sorunlar orta düzeydedir. Araştırmada 1000-2000, 2000-3000, 3000-4000 ve 4000-5000 gram doğan çocukların annelerinin BSATÖ puan ortalamalarının sırasıyla; 74,25±22,69, 64,07±16,91, 58,47±17,00, 52,79±17,77 olduğu belirlenmiştir. Çocukların doğum ağırlıkları ile annelerin BSATÖ toplam puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p=0,004). Araştırmadaki çocukların BKİ'ye göre %19,4'ünün zayıf, %10,0'ının zayıflık riski, %47,6'sının normal, %10,5'inin hafif şişman, %12,0'ının şişman olduğu belirlenmiştir. Çocukların BKİ'leri ile annelerin BSATÖ puan ortalamaları arasındaki farkın ileri düzeyde anlamlı oluğu görülmüştür (p<0,001). Sonuç olarak beslenme sürecindeki olumsuz anne tutumlarının çocuklarda büyüme ve gelişmenin göstergesi olan BKİ'sini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Bu doğrultuda çocuk hemşirelerine; çocuklarda büyüme gelişmenin takibi, değerlendirilmesi, aynı yaştaki çocuklarla karşılaştırılması, normalden sapmaları erken dönemde belirleyerek anneleri bilgilendirmeleri ve olumlu tutum geliştirmeleri için annelere danışmanlık sağlamaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi çocuk, hemşire, beslenme, anne, tutum.