Theses supervised by Doç. Dr. Seçil Deren Van Het Hof
11 theses · Akdeniz University
Güney Afrika Gümrük Birliği ülkelerinde yerel şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk politikaları
Bu tez çalışmasında Güney Afrika Gümrük Birliği'ne bağlı ülkelerde faaliyet gösteren 13 yerel ticari kurumun kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) uygulamaları ele alınmıştır. Güney Afrika Gümrük Birliği (SACU) Botsvana, Namibya, Lesoto, Svaziland ve Güney Afrika olmak üzere beş ülkeden oluşan ticari bir birliktir. Literatürde Güney Afrika Gümrük Birliği üyesi ülkelerde petro-kimya ve maden sektöründe faaliyet gösteren çok uluslu firmaların KSS uygulamalarını inceleyen (Hinson ve Ndhlovu, 2011: 333) çalışmaların var olması nedeni ile bu tez çalışmasında gıda ve içecek sanayi, tekstil sanayi, bankacılık, perakende sektörü ve telekomünikasyon endüstrisi gibi diğer sektörleri içeren, yazındaki boşluğu doldurmaya yönelik kapsayıcı bir örneklem seçimine gidilmiştir. Tez çalışması sonucunda incelenen şirketlerin tümünün yardımsever girişimlerde bulunduğu görülmüştür. Araştırmada ayrıca 10 şirketin işçilerin haklarına yönelik önemli uygulamalar gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Şirketlerin önemli bir kısmının çevre hakkında kaygılandığı ve buna yönelik bazı uygulamalar sarf ettiği bulgusuna ulaşılmıştır. Yeşillendirme girişiminde bulunan ve bunları raporlayan 9 şirket bulunmaktadır. Hammadde temininde şirketler çevreyi önemseyen uygulamalar gerçekleştirmiş, bu yönde yatırımlar yaparak önemli fonlar ayırmıştır. Faaliyette bulundukları pazarlarla ilgili girişimler ve yolsuzlukla mücadele gibi uygulamalar diğer uygulamalar arasında en az sayıda rastlanılan KSS uygulamaları olmuştur. Tezin ilginç bulgularından birisi de, hiçbir şirketin hayvan haklarını korumaya yönelik faaliyette bulunmamış olmasıdır. Ayrıca yerel borsada faaliyette bulunan şirketlerin kurumsal yönetim faaliyet raporlarını yayınladıkları bulgusuna ulaşılmıştır. Ancak burada belirtmek gerekir ki, raporlarını yayınlamalarında yerel ticari borsada faaliyet gösteriyor olmaları ve borsanın firmalardan böyle bir beklenti içinde olmasının etkisi muhtemeldir. Tez sonucunda özellikle turizm endüstrisinde faaliyet gösteren firmalara hayvanları korumaya yönelik sosyal faaliyetlerinin geliştirilmesi gerektiği önerisi getirilmiştir. Fakat en önemli nokta olarak, şirketlerin ciddi bir şekilde yolsuzlukla mücadele girişimlerinde bulunmaları olduğu sonucuna ulaşılmış, yolsuzlukla mücadele faaliyetlerinin henüz yetersiz düzeyde olduğu kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Yerel ticari kurumlar, Güney Afrika Gümrük Birliği, Hayırseverlik, Çevre yönetimi, Sürdürülebilirlik, İnsan Hakları ve Paydaşlar
Zimbabwe'deki kalkınma örgütlerinin web sitesi içerik analizi
Kalkınma örgütlerinin web siteleri farklı paydaşlarla kalkınma iletişimini sağlayabilmek için yerel ve uluslararası platform görevi görmektedir. İnternetin görsel, işitsel ve basılı şekillerde diyalog iletişimi özelliklerini bir araya getirebilme özelliği kalkınma projelerinin tasarım, uygulama ve değerlendirme süreçlerine paydaşların da aktif bir şekilde katılabilmesini sağlamaktadır. Bu araştırma Zimbabve'deki Hükümet Dışı Örgütler ve Sivil Toplum Örgütleri tarafından sıklıkla kullanılan internet özelliklerini incelemektedir. Bu araştırmada yapılan analiz, kaynak temellerinin kullanılan özellikleri etkileyip etkilemediğine ve katılımcı iletişimi ve katılımcı olmayan iletişimi ne derece kapsadıklarına odaklanmaktadır. İçerik analiz yöntemiyle 27 adet Çok Taraflı, Uluslararası ve Yerel Örgüt mercek altına alınmıştır. İnteraktif olma, bilgi paylaşımı ve yaratıcılık gibi konular analiz edildi. Bu araştırma, çeşitli paydaşların aktif bir şekilde sürece dahil edilebilmesini sağlayan internet imkanlarına ışık tutmaktadır. Örgütlerin boyutları ile kullanılan özellikler arasında herhangi bir ilişki yok gibi görünse de diyaloğa dayalı iletişim özellikleri ve yaratıcılık özelliklerinin kullanımında bir boşluk olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: diyalog iletişim, İçerik Analizi, Zimbabve
Sivil toplum kuruluşlarının itibarı:Türkiye'ye yönelik bir ölçek geliştirme çalışması
İtibar, 1990'lı yıllardan itibaren akademik yazında giderek önem kazanan bir çalışma alanıdır. Ağırlıkla şirketler üzerinden gerçekleştirilen itibar çalışmaları ekonomi, sosyoloji, iletişim gibi farklı disiplinlerde gerçekleştirilse de yanıt aranan ortak soru bazı örgütlerin diğerlerine nazaran neden ve nasıl öne geçtiğidir. Ekonomi disiplininde bu yanıt şirketlerin piyasa değeri ve itibarın bu değere katkısı üzerine odaklanırken sosyolojik perspektif örgütlerin paydaşlarıyla ilişkilerinin oluşturduğu toplumsal yapıya odaklanarak itibarı toplumsal sistemin tabakalaşmasında bir konumlandırma değişkeni olarak açıklamaya çalışırlar. İletişim disiplini içerisinde yapılan çalışmaların aradığı yanıt ise örgütlerin hangi niteliklerinin kendilerini diğer örgütlerden farklı kılarak paydaşları tarafından tercih edilmesine olanak sağladığı ve iletişim bu süreçteki rolüdür. Örgütleri rakipleri karşısında öne çıkaran "değişebilir, gözlenebilir" bu nitelikler itibarı oluşturmaktadır. Bu nedenle bu niteliklerin paydaşlar nezdinde hangileri olduğunun belirlenmesi örgütlerin amaçlarına ulaşmasında belirleyici olmaktadır. Başta şirketler olmak üzere diğer örgütler de itibarlarını ölçmeye ve yönetmeye giderek daha fazla önem vermeye başlamışlardır. Bununla birlikte itibarın nasıl ölçüleceği sorusu farklı ekollerden gelen araştırmacılar tarafından geliştirilen ölçeklerle yanıtlanmaya çalışılmıştır. Bu ölçekler ağırlıklı olarak şirketler için geliştirilmiş; yalnızca birkaç çalışmada kamu örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının itibarı ölçülmeye çalışılmıştır. Sivil toplum kuruluşları yapıları, işlevleri ve misyonları şirketlerden ve kamu kuruluşlarından farklı örgütlerdir. Bu nedenle paydaşlarının bu örgütlere ilişkin algılarını şekillendiren ölçütler diğer örgütlerden ayrışmaktadır. Bu çalışmada amaçlanan Türkiye'de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının itibarının paydaşlar tarafından hangi ölçütler çerçevesinde algılandığını tespit etmek ve STK itibarına yönelik bir ölçek geliştirmektir. Çalışma kapsamında öncelikle kapsamlı literatür taramasıyla STK itibarını belirleyen ölçütlerin neler olduğu tespit edilmiştir. İkinci aşamada yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden yararlanarak bu ölçütlere hangilerinin eklenebileceği sorusu yanıtlanmıştır. Üçüncü aşamada ise bu ölçütlerden hangilerinin STK itibarını ölçtüğü anket uygulamasından elde edilen verilerin açımlayıcı faktör analizine tabi tutulmasıyla ortaya çıkartılmıştır. Buna göre Türkiye'de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının itibarı 26 değişkenden oluşan dört boyutlu bir yapı sergilemektedir. Anahtar Kelimeler: İtibar, Sivil Toplum Kuruluşları, İtibar Araştırmaları
Türkiye'de kurumsal sosyal sorumluluk: Sivil toplum kuruluşları yöneticilerinin tutumları üzerine bir araştırma
Kurumsal sosyal sorumluluk, 1960'larda Amerika Birleşik Devletleri'nde çevre ve tüketici kuruluşları başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının baskıları sonucunda şirketlerin gündemine girmiştir. Sivil toplum kuruluşlarının şirketler üzerindeki etkisi, şirketlerin paydaşlarının taleplerini göz ardı edememelerine neden olmuştur. Şirket-paydaş diyaloğu sürecinde geliştirilen kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin simetrik olabilmesi için şirketlerin sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapması gerekir. Ancak bu işbirliği ile toplumsal çıkarlar ve şirket çıkarları arasında bir denge kurulabilmektedir.Kurumsal sosyal sorumluluğun Türkiye'deki gelişiminde sivil toplum kuruluşlarının şirketler üzerinde sahip olduğu herhangi bir etkiden söz etmek oldukça güçtür. Türkiye'de kurumsal sosyal sorumluluk şirketler aracılığıyla sivil toplum kuruluşlarının gündemine girmiştir. Bu çalışma kapsamında sivil toplum kuruluşları yöneticileriyle bir anket uygulaması gerçekleştirilerek Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının kurumsal sosyal sorumluluk anlayışları yöneticilerin tutumlarına bağlı olarak araştırılmıştır. Araştırma sonuçları, Türkiye'de gerçekleştirilen kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında inisiyatifin şirketlerin elinde olduğunu, bu uygulamaların paydaş diyaloğu çerçevesinde gelişmediğini ve sivil toplum kuruluşlarının bu uygulamaların daha simetrik süreçlere dönüştürülmesinde neredeyse hiçbir etkileri olmadığını ortaya koymuştur.
Başarılı şirketlerin sosyal sorumluluk uygulamalarının web üzerinden iletişimi
Son yıllarda küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve artan toplum bilincinin etkisiyle, şirketlerin faaliyetleri yeni bir perspektiften değerlendirilmeye başlanmıştır. Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) olarak ifade edilen bu yeni bakış açısı, şirketleri yalnızca kar elde eden ve hissedarlarına karşı sorumluluk taşıyan kurumlar olmanın ötesine taşımıştır. Şirketleri toplumsal sorunlara duyarlı ve bunların çözümünde pay sahibi kurumlar olmaya yönelten KSS uygulamaları, günümüzde yeni bir başarı kriteri haline gelmiştir. Artık şirketler finansal performanslarının yanında KSS performansları ile de elemeye tabi tutulmaktadır. Bu bağlamda KSS iletişimi ve KSS raporlaması, KSS başarısını belirleyen temel faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmayla hedeflenen, Türkiye'de KSS uygulamalarının web üzerinden iletişimi ve KSS raporlamasının, işlem hacmi ve çeşitli kriterlere göre başarılı olarak değerlendirilen şirketlerdeki durumunun ortaya çıkarılmasıdır. Araştırma kapsamında, 2007 yılı için Capital'in ?Türkiye'nin En Başarılı 500 Şirketi? araştırması verileri ile İMKB 100 endeksinde yer alan firmaların listesi incelenmiştir. Yapılan karşılaştırma sonucunda ilk olarak 61 firmanın kendi web sayfalarındaki bilgileri değerlendirilmiştir. Bu firmalardan, web sayfasında Sermaye Piyasası Kurulu'nun yayınlanmasını zorunlu tuttuğu Kurumsal Yönetim İlkeleri Uyum Raporu'nu yayınlayanlarla web sayfasında ayrı bir Sosyal Sorumluluk bölümü bulunan firmalar ayrı bir liste haline getirilmiştir. Böylece 33 firmadan oluşan araştırma örneklemine ulaşılmıştır. Araştırma kapsamındaki şirketlerin kurumsal web sayfalarında yer alan sosyal sorumluluk çalışmaları, 10 temel kriter üzerinden değerlendirilmiştir. Bu kriterler; KSS uygulamaları hakkındaki bilgilere erişim kolaylığı, KSS çalışmalarında görsel unsur kullanımı, iletişim bilgisi vb. KSS iletişimi konuları ile KSS projelerinde hedef, sonuç, ortaklık, süre ve etkinlik alanı gibi sosyal raporlama unsurlarına yönelik belirleyicilerden oluşmaktadır. Sonuçta şirketlerin KSS uygulamaları konusunda istekli olduğu; ancak özellikle KSS raporlaması açısından büyük önem taşıyan ölçülebilir performans kriteri belirleme konusu başta olmak üzere, KSS uygulamalarının iletişimi ve raporlaması konusunda gidermeleri gereken çeşitli eksiklikler olduğu anlaşılmıştır.
Bir siyasal iletişim tarzı olarak popülizm: Turgut Özal'ın "İcraatın İçinden" ve Recep Tayyip Erdoğan'ın "Ulusa Sesleniş" konuşmalarının karşılaştırmalı incelemesi
Gerek Osmanlı Devleti'nde gerekse Türkiye Cumhuriyeti'nde kültür, sanat, bilim, siyaset yoğun biçimde Batı'dan etkilenmiştir. Bu durum, Avrupa'da yaşanan gelişmelere paralel olarak Türkiye'de de benzer gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Tezin Amacı, tüm dünyada hızla yayılan popülizmin, ama özellikle de 1980'lerden itibaren Avrupa'da yükselişe geçen aşırı sağ veya muhafazakar partilerin yaptıkları popülizmin Türkiye'deki yansımalarını, siyasal iletişim açısından ele alıp ampirik yöntemlerle ortaya çıkarmak, böylelikle Türkiye'deki siyasal iletişim pratiklerine ilişkin araştırmalara katkıda bulunmaktır.Bu amaç doğrultusunda nesnelliği korumak adına hükümet başkanlarının vatandaşlarla kurdukları ilişkilere bakılmıştır. Bu ilişkiler içinden de Türkiye'deki önemli döneme damgasını vurmuş olan ve aralarında belli bir devamlılık ilişkisi olduğu zaman zaman iddia edilen iki liderin konuşmaları örnek olay olarak incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, Turgut Özal'ın başbakanlık döneminde (1983-1989) yaptığı ?İcraatın İçinden? konuşmaları ile başbakan Tayyip Erdoğan'ın 2002-2008 döneminde yaptığı ?Ulusa Sesleniş? programlarının konuşma metinleridir.Araştırmada niceliksel içerik analizi uygulanmıştır. Her iki başbakanın, niceliksel içerik analizine dayanarak en yoğun biçimde halka referans yaptıkları belirlenen 10'ar konuşması seçilmiştir. Buluştukları ortak noktaları yakalayabilmek amacıyla niceliksel içerik analizinin yönlendirdiği doğrultuda çerçeveleme yapılmış; popülist söylem tarzlarının benzerliklerini ve farklılıklarını belirleyebilmek için söylem çözümlemesi uygulanmıştır. Böylece, çizilen kuramsal ve kavramsal çerçeve içinde elde edilen bulgular ana hatlarıyla ortaya konulmuştur.Bu araştırma öncelikle siyasal iletişim açısından ama bir yönüyle de siyaset bilimi açısından Türkiye'deki popülizmi ampirik olarak ortaya koymaya çalışan ilk bilimsel çalışma özelliğini taşıması bakımından önemlidir.
Türkiye'de halkla ilişkilerin meslekleşme standartları: Akademisyenler ve uygulayıcılar üzerinden karşılaştırmalı bir analiz
Günümüz sanayi toplumlarında, tüm ekonomik sistemin merkezinde ?meslek? kavramı bulunmaktadır. Meslek, yerine getirdiği isler ile sosyal düzenin sürekliliğine katkıda bulunurken bir yandan da kazandırdığı statü ile meslek sahibinin toplum içerisindekonumlanmasını sağlamaktır. Bu nedenle meslek günümüz toplumları açısından büyük öneme sahiptir. Meslek, kendiliğinden ortaya çıkan bir olgu değildir. Mesleğin temelinde ?is? kavramı bulunmaktadır ve bir isin mesleğe dönüşebilmesi için birtakım süreçleri tamamlayarak, toplumsal kabul görmüş olması gerekmektedir. Halkla ilişkiler, meslekleşmesini çok yakın tarihlerde tamamlamış bir meslektir. Halkla ilişkilerin meslekleşmesine ilişkin literatür henüz yenidir ve halkla ilişkiler uygulamalarını manipülasyon ile özdeşleştirerek mesleğe karşı eleştirel tutum sergileyen akademisyenler tarafından kabul görmemektedir. Ancak halkla ilişkiler, gerek günümüzdeki mevcut durumu üzerinden gerekse kuramsal ilerlemesi açısından değerlendirildiğinde bir meslek olarak karsımıza çıkmaktadır. Mesleğe dönüşen diğer is kollarında olduğu gibi halkla ilişkiler de meslekleşme süreçlerinden geçmiştir. Bu araştırmada Halkla ilişkilerin meslekleşmesi üzerine derinlemesine bir literatür incelemesiyapılmış ve Türkiye'de halkla ilişkilerin meslekleşme standartlarının durumu uygulayıcıların ve akademisyenlerin görüşleri doğrultusunda araştırılmıştır. Uygulayıcıların ve akademisyenlerin görüşlerinin uyumlulukları değerlendirilmiş, Türkiye'de halkla ilişkilerin meslekleşmesinde tamamlanmış ve eksik standartları ortaya konmuştur.
Ulus ötesi şirketlerin halkla ilişkiler uygulamaları: Otomotiv sektöründe niteliksel bir araştırma
Otomotiv sektöründe faaliyette bulunan ulus ötesi şirketlerdeki halkla ilişkiler uygulamalarını ve uygulayıcılarını sorgulayan bu çalışmada, ulus ötesi şirketlerin yerel düzeydeki halkla ilişkiler uygulamaları, uygulayıcıların merkez şirketle ve uluslararası arenada diğer halkla ilişkiler uygulayıcılarıyla kurdukları iletişim irdelenmiş ve halkla ilişkilerin küresel mi yerel mi tartışmasına açıklık getirilmeye çalışılmıştır.
Türkiye'de köşe yazarlarının deneyimleri çerçevesinde basın - iktidar ilişkileri, 2002 - 2014
Türkiye'de özellikle son yıllarda basın ve hükümet arasındaki ilişkiler ulusal ve uluslararası kamuoyunun dikkatini çeken çeşitli olaylarla gündeme gelmiştir. Bu çalışma basın ve hükümet arasında gerginliği ile nitelenen ilişkileri tarihsel bir perspektiften ele alarak incelenmesini amaçlamaktadır. Bu amaçla, pratikte örtüşme, tümevarımsal ve tümdengelimsel düşünce ile harmanlama özelliği taşıyan temellendirilmiş kuram yöntemi yeğlenmiştir. Herhangi bir varsayım öngörmeyen temellendirilmiş kuram yöntemi kullanılarak, yaygın basında gazeteci ve köşe yazarı olan 19 kişi ile görüşme yapılmıştır. Elde edilen yanıtlar, NVivo 10 nitel analiz programıyla kodlanmış; gazete haberleri ve diğer yorum ve görüşler de dikkate alınmıştır. Böylece, kuramsal temellerden doğan süreçlerin işleyişi ortaya konarak, 2000'lerin basın-iktidar ilişkisinin her yönüyle anlaşılmasına çalışılmıştır. Araştırma bulguları, Türk medyasının merkezinde odak kayması yaşandığını göstermekle birlikte, merkez medya sahiplerinin ekonomik çıkarlar nedeniyle sansürü otosansürleştirdikleri, kitle gazetelerinde çalışan gazeteci ve köşe yazarlarının hükümet müdahalesine daha açık olduklarını, hükümet müdahalelerinin temel hedefinde anaakım medya olduğunu, bu durumun da gazeteci ve köşe yazarlarının alternatif medya kuruluşlarına yönelmesini hızlandırdığına işaret etmektedir. Bugüne kadar birçok akademik araştırma, farklı ülkelerde farklı siyasal yönetim biçimlerine bağlı olarak değişim gösteren iktidar karşısında basının aldığı konuma göre ortaya çıkan ilişki modelleri ortaya koymuşlardır. Türkiye'de basının bugünkü durumunu ele alırken, iletişim literatüründe geliştirilmiş bu modellerden yararlanılmıştır. Akademik literatürün kılavuzluğundaki bu çalışma, basın-iktidar ilişkisinin işleyişinde belirleyici olan etkenleri ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Türkiye'de yeşil reklam uygulamaları; dergi reklamları üzerine göstergebilimsel bir inceleme
Artan çevre sorunları nedeniyle dünyanın ekolojik dengesi giderek bozulmaya başlamış ve günümüzde çevre sorunları artık bir küresel sorun haline gelmiştir. Bu sorunlar üzerinde işletmelerin ve tüketicilerin büyük etkileri bulunmaktadır. Bu sebeple tüketicilerin ve işletmelerin çevre sorunlarına karşı daha duyarlı hareket etmeleri oldukça önem kazanmıştır. Toplumun bir üyesi olan işletmeler, giderek artan çevre sorunlarının farkına varmış ve çevreye karşı daha duyarlı ve sorumlu olmaya başlamışlardır. Reklamlarında ürünün ve işletmenin çevreye duyarlılığı ile ilgili çevre dostu, doğa dostu, geri dönüşebilir, enerji tasarruflu, yeniden kullanılabilir vb. çeşitli terimler ve mesajlar kullanmaya başlayan işletmeler bu çabalarını yeşil reklam aracılığıyla tüketicilere duyurmak istemektedirler. Bu noktada ortaya çıkan yeşil reklamlar, işletmelerin çevreci ürün ve faaliyetlerini tüketiciye ulaştırılmasında büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda yapılan tez çalışmasının amacı, Türkiye‟de dergi reklamlarında, yeşil reklam unsurlarını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda tez çalışmasında incelenen dergi reklamları, görsel ve metinsel içerikleriyle birlikte bir bütünsellik çerçevesinde ele alınmıştır. Tez çalışmasının örneklemini oluşturan dergi reklamları, göstergebilimsel çözümleme yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. 30 adet dergi incelemesi sonucunda, sadece 11 dergide yeşil reklama rastlanmış, toplamda ise 15 adet yeşil reklama ulaşılmıştır. İncelenen reklamlarda 6 adet reklamın tekrar edildiği görülmüştür. Bu bağlamda çalışmada 9 adet yeşil reklamın göstergebilimsel analizi yapılmıştır. Sonuç olarak, tez çalışmasında incelenen yeşil reklam unsurlarından olan çevreci mesaj ve çevreci görsel kriterler, o reklamın yeşil olup olmadığı konusuna kesinlik katmamamaktadır. Ancak bu unsurların birçok reklamda birlikte kullanılmaları dikkat çekmektedir. Araştırmada incelenen yeşil reklam unsurlarından olan yeşil miti, ortak unsur olarak tüm reklamlarda kullanılmıştır. Ürün reklamlarının muğlâk iddia olması da araştırmanın bir diğer önemli sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu sonuç, incelenen yeşil reklamların gerçekte yeşil mi yoksa yeşile boyama mı sorusunu gündeme getirmektedir. Yapılan tez çalışmasındaki bir diğer sonuç da, Türkiye‟deki yeşil reklamların, basılı yayın organlarından biri olan dergilerde yeteri kadar yer almadığını ve yeşil reklamların Türkiye‟de gerekli öneme sahip olmadığını ortaya koymaktadır.
Türkiye'de KSS iletişimi: Borsa endekslerinde yer alan şirket raporlarının incelenmesi
Son yıllarda çeşitli sebeplerle şirketlerin yönetim politikalarına entegre ettikleri kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) uygulamalarının paydaşlara ulaştırılması noktasında oluşturdukları KSS iletişim stratejileri de son derece önemlidir. Bu kapsamda tercih edilen iletişim kanallarından biri olan raporlar şirketlerin KSS politikaları ve uygulamaları ile ilgili paylaşım yapmalarını sağlarken şirketlere de kendilerini objektif bir şekilde değerlendirme ve ayakları yere basan bir planlama yapma imkanı sunmaktadır. Bu çalışma, şirketlerin KSS iletişimi kapsamında yayınladıkları raporların uluslararası KSS standartlarına uygunluğunun yanı sıra bir iletişim kanalı olarak etkin bir şekilde kullanılıp kullanılmadığının tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda Türkiye‟nin ilk menkul kıymetler borsası olan Borsa İstanbul (BİST) Endekslerinde yer alan şirketlerden bir örneklem oluşturulmuş ve söz konusu şirketlerin raporları nicel analiz yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde KSS kavramı ve şirketlerin geleneksel yönetim modelinden vazgeçerek kurumsal vatandaş kimliğine evrilirken KSS‟nin iş dünyasında edindiği konum ile ilgili tarihsel sürece yer verilmiştir. İkinci bölümde BİST Endeksleri ile ilgili bir bilgilendirme yapılmış ve BİST‟in sosyal sorumlu şirket yaklaşımına değinilmiştir. Son bölümde ise BİST 50 Endeksi, Kurumsal Yönetim Endeksi ve Sürdürülebilirlik Endeksi‟nde işlem gören toplamda 77 şirket üzerinden gerçekleştirilen araştırma bulguları ve sonuçları paylaşılmıştır. Araştırma sonucuna göre bir şekilde Sürdürülebilirlik Endeksi‟nde yer alan yani BİST 50 ve Sürdürülebilirlik, Kurumsal Yönetim ve Sürdürülebilirlik Endeksleri ya da her üç endekste de işlem gören şirketlerin KSS uygulamaları ve KSS iletişimi kanalı olarak şirket raporlarını etkin kullanma davranışlarının anlamlı düzeyde yüksek orana sahip olduğu tespit edilirken yine bu endeksler içinde olan şirketlerin rapor başlıklarında KSS ya da sürdürülebilirlik kavramlarını kullandıkları saptanmıştır. Buna karşın tek başına Kurumsal Yönetim Endeksi‟nde yer alıyor olmak şirketlerin KSS uygulamalarına uluslararası standartlar düzeyinde ele almalarını sağlamadığı gibi raporları da etkin bir iletişim kanalı olarak kullanmalarına etki etmediği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak BİST 50 ya da Sürdürülebilirlik Endekslerinden biri ile aynı anda Kurumsal Yönetim Endeksi‟nde de işlem gören şirketlerin raporlarında, hem KSS algılarının uluslararası standartlara daha uygun olduğu hem de raporları etkin bir iletişim kanalı olarak kullandıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: KSS İletişimi, KSS Raporlaması BİST Sürdürülebilirlik Endeksi, BİST Kurumsal Yönetim Endeksi, BİST 50 Endeksi