Theses supervised by Doç. Dr. Zeynep Demirtaş
13 theses · Sakarya University
Türkçe'yı̇ yabancı dı̇l olarak öğrenen yabancı uyruklu öğrencı̇lerı̇n öğrenen özerklı̇klerı̇nı̇n incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Sakarya Üniversitesi'nde yabancı dil olarak Türkçe öğrenimi gören yabancı uyruklu öğrencilerin öğrenen özerklik düzeylerini belirlemektir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Sakarya Üniversitesi'nde Türk Dili Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi'ne kayıtlı olan öğrencilerden basit seçkisiz (tesadüfi) örnekleme yöntemine göre seçilen 350 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada "Öğrenen Özerkliği Ölçeği" kullanılmıştır. Yabancı uyruklu öğrencilerden elde edilen veriler bir istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler üzerinde yapılan normallik testi sonuçlarına göre veriler, bazı değişkenler için parametrik, bazı değişkenler için parametrik olmayan testler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda yabancı uyruklu öğrencilerin Türkçe öğrenmeye yönelik öğrenen özerklik düzeylerinin orta düzeyin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, yabancı uyruklu öğrencilerin Türkçe öğrenmeye yönelik öğrenen özerklik düzeylerinde cinsiyete göre kadın öğrencilerin lehine anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, yabancı uyruklu öğrencilerin Türkçe öğrenmeye yönelik öğrenen özerklik düzeylerinin yaş, Türkiye'de bulunma süreleri, Türkçe bilen aile üyesine sahip olma durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir.
Öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Öğretmenlerin dijital okuryazarlık becerileriyle donatılması, hem öğrencilere örnek teşkil etmeleri hem de bu öğrencilere gerekli bilgi ve becerileri kazandırabilmeleri açısından önemli görülmektedir. Özellikle öğretmen adaylarının mesleğe hazırlandığı hizmet öncesi eğitim süreci, dijital bilince sahip ve teknolojiyi etkin kullanabilen bir nesil yetiştirme yolunda kritik bir adım olabilmektedir. Bu bağlamda araştırmada, öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırma, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Marmara Bölgesi'nde yer alan bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesindeki programların (Fen Bilgisi, Okul Öncesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Sosyal Bilgiler, Sınıf Eğitimi, Türkçe Eğitimi, Özel Eğitim, İlköğretim Matematik ve İngilizce Öğretmenliği) birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarında öğrenim gören öğrencilerle yürütülmüştür. Araştırmaya 1086 öğretmen adayı katılmıştır. Araştırma verilerinin toplanması için 29 madde ve 6 alt boyuttan oluşan "Dijital Okuryazarlık Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 26 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler kapsamında, frekans, yüzde ortalama ve standart sapma hesaplanmıştır. Gruplar arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek üzere ise bağımsız örneklemler t-testi ile tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık düzeylerinin; etik ve sorumluluk, gizlilik ve güvenlik ile günlük kullanım boyutlarında yüksek, genel bilgi ile sosyal boyutta orta, profesyonel üretim boyutunda ise düşük düzeyde olduğu; genel dijital okuryazarlık düzeylerinin ise orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık düzeyleri, cinsiyete göre genel olarak anlamlı farklılık göstermemiştir. Ancak kadın öğretmen adayların günlük kullanım ve etik ve sorumluluk düzeyinin erkek öğretmen adaylarından daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca erkek öğretmen adayların genel bilgi ve işlevsel beceriler düzeyinin kadın öğretmen adaylarından daha yüksek olduğu saptanmıştır. Öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık düzeyleri, bölümlere göre genel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Buna karşın, sınıf düzeyine göre genel anlamda anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Ancak, sosyal boyutta sınıf düzeyine bağlı fark olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık düzeyleri, kişisel bilgisayar sahip olma durumuna göre genel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Özellikle günlük kullanım, gizlilik ve güvenlik ile sosyal boyutlarda kişisel bilgisayar sahip olan adayların lehine istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. İnternet kullanım durumuna göre ise genel dijital okuryazarlık düzeylerinde anlamlı bir fark bulunmamış, ancak gizlilik-güvenlik ve profesyonel üretim boyutlarında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin ahlaki olgunlukları ile eleştirel düşünme eğilimleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin ahlaki olgunluk ve eleştirel düşünme eğilimleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bununla birlikte cinsiyet, kardeş sayısı, okul türü, anne-baba eğitim durumu ve algılanan gelir düzeyi gibi çeşitli demografik değişkenlere göre, öğrencilerin ahlaki olgunluk düzeylerinde ve eleştirel düşünme eğilimlerinde anlamlı farklılıklar olup olmadığını belirlemek hedeflenmiştir. Araştırma, nicel bir yöntem olarak ilişkisel tarama modeline dayanmıştır. Araştırmanın evreni, Sakarya ilinin Erenler ilçesindeki tüm ilkokulların 4. sınıflarında öğrenim gören 1197 öğrenciden oluşmuştur. Basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen 357 öğrenci çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak Demografik Özellikler Formu, Ahlaki Olgunluk Ölçeği (AOÖ) ve Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği'nden (EDEÖ) faydalanılmıştır. Verilerin analizi bir istatistik paket programı ile yapılmış, ölçeklerin güvenirliği Cronbach Alpha katsayısı ile belirlenmiştir. Analizlerde normallik testi sonrası uygun testler kullanılarak veriler değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, öğrencilerin ahlaki olgunluk düzeylerinin yüksek, eleştirel düşünme eğilimlerinin orta seviyenin üstünde olduğu tespit edilmiştir. Ahlaki olgunluk ile eleştirel düşünme eğilimleri arasında pozitif yönde orta seviyede ilişki saptanarak, AOÖ toplam puanı ile EDEÖ ''Açık Fikirlilik'' alt boyutu arasında yüksek düzeyde, AOÖ ''Çıkarcılık'' alt boyutu ile EDEÖ ''Açık Fikirlilik'' alt boyutu arasında ise yüksek düzeyde pozitif ilişki olduğu anlaşılmıştır. Öğrencilerin ahlaki olgunluk düzeyleri, okul türü ve kardeş sayısı değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermezken, cinsiyet, algılanan gelir düzeyi, anne ve baba eğitim durumu gibi değişkenlere göre anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Eleştirel düşünme eğilimlerinde, cinsiyet ve okul türüne göre anlamlı farklılıklar saptanmış, anne ve baba eğitim durumu ile kardeş sayısı değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Algılanan gelir düzeyine göre yalnızca EDEÖ ''Meraklılık'' alt boyutunda eleştirel düşünme eğilimlerinin farklılaştığı görülmüştür. Çalışmada ahlaki olgunluk ve eleştirel düşünme eğilimi ilişkili bulunduğundan eleştirel düşünmeyi destekleyen eğitim programlarının, ahlaki olgunluk becerilerinin de göz önüne alınarak yapılandırılması önerilmektedir.
Ortaokul öğrencilerinin 21. yüzyıl becerilerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Çalışma, ortaokul düzeyindeki öğrencilerin 21. yüzyıl becerilerine ne ölçüde sahip olduklarını ve bu becerilerin belirli değişkenler doğrultusunda ne düzeyde farklılık gösterdiğini analiz etmeyi hedeflemektedir. Veri toplamak için karma yöntem kullanılmış; nicel ve nitel veriler ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Çalışmanın nicel çalışma grubu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Sakarya ilinde öğrenim gören resmi ve özel ortaokullardaki 3522 öğrenci oluşturmaktadır. Nitel boyutta ise durum çalışması deseni benimsenmiş ve veri toplama sürecinde kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmıştır. Bu doğrultuda, farklı ortaokullardan, farklı sınıf seviyeleri ve okul türlerini temsil eden 15 öğrenciyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma nicel verilerine dayalı bulgularına göre, öğrenciler genel olarak 21. yüzyıl becerilerine orta düzeyde yeterlilik sergiledikleri görülmüştür. Cinsiyet, okul öncesi eğitim alma, sınıf seviyesi, sosyal faaliyetlere katılım durumu değişkenlerine bağlı olarak öğrenciler arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel bulgularına göre öğrencilerin problem çözme, iletişim, iş birliği, uyum ve adaptasyon, teknoloji kullanımı, bilgi okur-yazarlığı ve öğrenme becerilerine ilişkin olumlu kişisel algılara sahip olduğu; yaratıcı düşünme becerisi için ise olumsuz yönde kişisel algıya sahip oldukları görülmüştür.
Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeylerini farklı değişkenlere (cinsiyet, yöneticilik deneyimi, yaş, öğrenim durumu) göre araştırmak, yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek hedeflenmiştir. Araştırma nicel yöntemlerden ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Sakarya ilinde resmi okullarda görev yapan 1308 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Örneklem ise evrenden rastgele seçilen gönüllü 302 okul yöneticisini içermektedir. Araştırma verileri toplanırken, katılımcılara ait farklı demografik bilgilere ulaşmak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen " Kişisel Bilgi Formu" , alanyazında yaygın bir şekilde kullanılan Erdoğan ve Arsal (2016) 'ın geliştirmiş olduğu " Yaşam Boyu Öğrenme Ölçeği" ve Kılıçer ve Odabaşı (2010)'nın Türkçe 'ye uyarladığı "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında SPSS 24.0 paket programından faydalanılmıştır. Araştırmanın alt problemlerinin analizinde okul yöneticilerinin ölçeklerden aldıkları puanları hesaplamak için betimsel istatistiklerden yararlanılmıştır. Karşılaştırma analizlerinde Kolmogrov-Simirnov ve Shapiro-Wilk normallik testleri ile Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri kullanılmış, ilişki analizinde ise Spearmansıra farkları korelasyon katsayısı incelenmiştir. Araştırma verilerinin sonuçlarına göre, okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeylerinin yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasında pozitif yönlü ve orta seviyede manidar bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ve bireysel yenilikçilik düzeyleri cinsiyet ve yöneticilik deneyimi değişkenine göre manidar bir farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin, yaş değişkenine göre manidar bir farklılık göstermediği ancak bireysel yenilikçilik düzeyine göre 33-43 yaş aralığı lehine manidar farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Okul yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin, öğrenim durumu değişkenine göre lisans düzeyinde öğrenim görmek lehine manidar farklılık gösterirken bireysel yenilikçilik düzeyinde manidar farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul yöneticileri için yaşam boyu öğrenme eğilimleri arttığında bireysel yenilikçilik düzeylerinin de artacağı söylenebilir.
Meslek seçiminde toplumsal cinsiyet rollerinin etkisine yönelik ortaöğretim öğrencilerinin görüşleri
Araştırma ortaöğretim öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerinin meslek seçimlerini etkileyip etkilemediğini ya da etkiliyorsa nasıl etkilediğine yönelik algılarını belirlemeye çalışan nitel bir çalışmadır. Bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden "Olgubilim" (fenomoloji) kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, amaçlı örneklem yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi tekniklerine göre 2021-2022 eğitim öğretim yılı , Sakarya ilinin Hendek, Adapazarı, Serdivan ve Akyazı ilçelerinde bulunan farklı ortaöğretim okul türlerinde öğrenim görmekte olan toplam 100 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu form demografik bilgiler, eğitim bilgileri, meslek tercihine ilişkin sorular, meslek tercihi ve toplumsal cinsiyet olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmış ve öğrenci görüşlerine yer verilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda, araştırmaya katılan öğrencilerin toplumsal cinsiyet ile ilgili düşünce ve algılarının geleneksel cinsiyet rolleri ile uyumlu olduğunu ve meslek tercihlerinde de bu etkinin ortaya çıktığı belirlenmiştir. Erkek öğrenciler yüksek maaş ve kariyer yapabileceği bir meslekte, kadın öğrenciler ise ev içi sorumlulukları ve özellikle annelik sorumluluklarını aksatmayacak bir meslekte yer almak istemektedir. Araştırmaya katılan öğrenciler çalışma hayatında kadın ve erkek rolleri ile özdeşleşen meslek gruplarında daha başarılı ve daha kolay istihdam edilebileceklerini düşünmektedir. Aile yönlendirmelerinde de cinsiyetçi bir tutum olması öğrencilerin ortaöğretim okul türü ve meslek tercihinde belirleyici olduğu ortaya çıkmıştır. Farklı ortaöğretim okul türlerinde öğrenim görmelerine , farklı sosyoekonomik düzeyde ve farklı ilçelerde ikamet etmelerine rağmen öğrenciler görüş ve düşüncelerini aynı çerçeveler ve sınırlarda kalarak meslek tercihlerini geleneksel toplumsal cinsiyet algıları ile açıklamışladır.
Lise öğrencilerinin dijital bağımlılık düzeyleri ile kendilerini değersiz hissetme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, lise öğrencilerinin dijital bağımlılık düzeyleri ile kendini değersiz hissetme düzeylerini farklı değişkenlere (anne baba genel tutumu, sınıf, cinsiyet, aile geliri düzeyi) göre belirlemek, dijital bağımlılık düzeyleri ile kendini değersiz hissetme düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel yöntemlerden biri olan ilişkisel tarama modelinden faydalanılmıştır. Araştırma evrenini 2022-2023 eğitim öğretim senesinde Çanakkale, Sakarya ve Konya illerinde kamuya ait okullarda öğrenimlerini sürdüren lise öğrencileri oluşturmaktadır. Evrenden tesadüfi seçilen gönüllü 472 lise öğrencisi ise örneklemi oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilere "Kişisel Bilgi Formu" ile "Ergenlerde Dijital Bağımlılık" ve "Değersizlik" ölçekleri uygulanmıştır. Veriler analiz edilirken SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. Lise öğrencilerinin dijital bağımlılık ve kendini değersiz hissetme düzeylerinin analizinde gerekli istatistiksel yöntemin seçilmesi için normallik testi uygulanmıştır. Normal dağılım gösterdiği belirlenen verilerin analizi için parametrik testler kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, lise öğrencilerinin dijital bağımlılık ve kendini değersiz hissetme düzeyleri arasında pozitif yönlü ve orta seviyede anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Lise öğrencilerinin dijital bağımlılık ve kendini değersiz hissetme düzeylerinin cinsiyete, aile geliri düzeyine ve anne-baba genel tutumuna göre anlamlı farklılıklar oluşturduğu belirlenmiş, sınıf düzeyine göre anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital bağımlılık, Kendini değersiz hissetme, Öğrenci.
Analysing the relationship between the lifelong learning tendencies and entrepreneurship levels of public education center trainees (A case of Sakarya)
In 21st century, the high number of qualified people is very important in the socio-economic development of societies. In the information age and rapidly increasing competitive environment, qualified person appears a lifelong learner due to the information age and an entrepreneurial individual due to the rapidly increasing competition. Entrepreneurship; is an important force that forms the basis of the economic and social development of developed countries. As long as countries hold this power in their hands, they can obtain innovative and creative production opportunities, maintain their economic independence and increase their level of prosperity. In 21st century, where the understanding of information society is dominant, knowledge based power becomes more important than man power as in every field. The entrepreneurial activities of those who have knowledge and those who are able to use the informationdrawattention;and this situation creates the need to learn new information. The need for knowledge requires lifelong learning. In Turkey, public education centres operate as an institution that supports lifelong learning through courses and extracurricular activities in order to develop the knowledge, skills and competencies that individuals need throughout life. The aim of this study is to examine the relationship between the lifelong learning tendencies of the public education centre trainees and entrepreneurship levels. The research is a descriptive research and carried out using the relational screening model. The research working group consists of 930 trainees in total, attending the courses opened in January, February and March2019 at public education centres operating in Sakaryaprovince. "Personal Information Form" prepared by researcher, "Lifelong Learning Tendencies Scale" developed by Gür-Erdoğan and Arsal (2016) and "Entrepreneurship Scale" developed by Yılmaz and Sünbül (2009) were used as data collection instruments. The analysis of all the data obtained from the study was done by using SPSS 21.0 packaged software.For the reliability of the scales used in the study Cronbach Alpha Index was calculated and Confirmatory Factor Analysis was applied for construct validity. In order to determine the scores of the trainees from the scales, descriptive statistics was first used in the analysis of the sub-problems of the research. Scale items were shown with the frequency and percentage charts. Arithmetic mean, median, standard deviation, minimum and maximum values of the scores were calculated for the scales and their sub-dimensions. In comparison analysis, the Kolmogrov-Simirnovand Shapiro-Wilk normality tests and Mann-Whitney U and Kruskal-Wallis tests were used. Spearman's Rank Correlation Coefficient was examined for the relation analysis. In the research, it has been determined that there are significant differences in the lifelong learning tendencies of the public education centre trainees according to their education level and hometown. And also there are significant differences in the entrepreneurship levels according to the variables of gender, age, education level, and employment status, hometown and number of courses they have attended before. It has been concluded that the lifelong learning tendencies of the public education centre trainees are high and their entrepreneurship levels are above medium level; there is a positive and moderately significant relationship between lifelong learning tendencies and entrepreneurship levels. Keywords: Lifelong learning, Entrepreneurship, Public education center, Trainee.
Ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin matematik motivasyonları ile öğrenme stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Sakarya ili örneği
Bu araştırmanın amacı ortaokul beşinci sınıf öğrencilerinin matematik motivasyonları ile öğrenme stratejileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini Sakarya iline bağlı 16 ilçede yer alan 1079 ortaokul beşinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Bu araştırma, ortaokul beşinci sınıf öğrencilerinin matematik motivasyonları ile öğrenme stratejileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçladığından nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın verileri Matematik Motivasyon Ölçeği (MMÖ) ve kişisel bilgi formu içeren Öğrenme Stratejileri Ölçeği (ÖSÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde sosyal bilimler için kullanılan istatistik paket programı kullanılmıştır. Analizi sürecinde ilk olarak araştırma problemlerinin gerektirdiği analizlerden önce MMÖ ve ÖSÖ'nün Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) gerçekleştirilmiştir ve her iki ölçeğin de geçerli ölçmeler yaptığına kanıtlar toplanmıştır. Sonrasında verilerin normal dağılıp dağılmadığına bakılmış, yapılacak analizlerde kullanılacak testler buna göre belirlenmiştir. Araştırma verilerinin normalliği test edilirken Kolmogrov-Simirnov ve Shapiro-Wilk testlerinden yararlanılmıştır. Betimsel analiz gerektiren alt problemlerde frekans, yüzde, mod, medyan, aritmetik ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerleri hesaplanmıştır. İlişki aranan alt problemlerde ise puanların cinsiyet, akademik başarı ve anne-baba eğitim düzeyi değişkenleri için en az bir kategorisinin normal dağılmadığı görüldüğünden Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi ve Spearman Rho korelasyon katsayısından yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre MMÖ ve ÖSÖ'nün alt boyutları arasında ve matematik motivasyonu toplam puanı ile öğrenme stratejileri alt boyutları arasında farklılığa rastlanmıştır. Araştırma sonucunda matematik motivasyonu toplam puanı ile "Anlamlandırma Stratejileri" pozitif yönlü, orta derece ve anlamlı, "Anlamayı İzleme Stratejileri" pozitif yönlü, orta derece ve anlamlı, "Örgütleme Stratejileri" pozitif yönlü, zayıf derece ve anlamlı, "Duyuşsal Stratejiler" pozitif yönlü, zayıf derece ve anlamlı ve "Yineleme Stratejileri" pozitif yönlü, zayıf derece ve anlamlı ilişkilidir. Araştırma sonucunda öğrencilerin matematik motivasyonu toplam puanının yüksek düzeye yakın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada MMÖ için kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre matematiğe karşı daha motive olduğu, matematik motivasyonu yüksek olan öğrencilerin akademik başarılarının yüksek olduğu ve matematik motivasyonu toplam puanının anne-baba eğitim düzeyinin her ikisi için de anlamlı bir farklılığa sahip olmadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda ortaokul beşinci sınıf öğrencilerinin en çok duyuşsal stratejileri kullandığı görülmüştür. ÖSÖ için tüm alt boyutlarda kız öğrencilerin erkek öğrencilerden yüksek puana sahip olduğu, akademik başarısı yüksek olan ortaokul beşinci sınıf öğrencilerinin daha fazla öğrenme stratejisi kullandığı ve ÖSÖ'nun farklılık olan alt boyutlarında anne-baba eğitim düzeyi yükseldikçe öğrenme stratejilerinin kullanılma durumunun arttığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Öğrenme, Öğrenme stratejileri, Matematik motivasyonu, Beşinci sınıf öğrencileri.
Öğretmenlerin problem çözme becerileri ile öğretim yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin problem çözme becerileri ile öğretim yeterlikleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmanın örneklemini 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Kocaeli ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan 423 öğretmen oluşturmaktadır. Bu araştırmada öğretmenlerin problem çözme becerileri ile öğretim yeterlikleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amaçlandığından nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma verileri Heppner ve Peterson (1982) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlaması Şahin, Şahin ve Heppner (1993) tarafından yapılan Problem Çözme Envanteri (PÇE), Chang (2011) tarafından geliştirilmiş ve Bedir (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan Öğretim Yeterlik Ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde sosyal bilimlerde kullanılan SPSS paket programından yararlanılmıştır. Analiz aşamasında ilk olarak her iki ölçeğin güvenirliğini incelemek amacıyla Cronbach Alpha katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmanın alt problemlerinin analizinde öğretmenlerin problem çözme envanteri ve öğretim yeterliği ölçeğinden aldıkları puanları belirlemek amacıyla betimsel istatistiklerden faydalanılmıştır. Bu doğrultuda her iki ölçek ve alt boyutları için puanların mod, medyan, aritmetik ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerleri hesaplanmıştır. İlişkinin inceleneceği alt problemlerin analizlerinde verilerin normalliğine bakılmış bu doğrultuda kullanılacak testler belirlenmiştir. Verilerin normalliği incelenilirken Kolmogrov-Simirnov ve Shapiro-Wilk testlerinden faydalanılmıştır. İlişkinin incelendiği alt problemlerde verilerin cinsiyet, mesleki kıdem, branş ve öğrenim durumu değişkenleri açısından normal dağılım göstermediği görüldüğü için Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi ve Spearman Rho korelasyon katsayısından faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin problem çözme becerileri ile öğretim yeterlikleri arasında pozitif yönlü zayıf derecede ve anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin problem çözme becerilerinin toplam puanda ve tüm alt boyutlarda yüksek düzeyde olduğu, problem çözmede en çok kaçıngan yaklaşımı en az ise aceleci yaklaşımı kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin problem çözme becerilerinin cinsiyet, mesleki kıdem ve öğrenim durumu değişkenlerine göre farklılaşmadığı görülürken öğretmenlerin problem çözme becerilerinin alt boyutlarında branş değişkenine göre farklılaşmaların olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin öğretim yeterliklerinin toplam puanda ve tüm alt boyutlarda yüksek düzeyde olduğu, öğretmenlerin kendilerini en çok sınıf yönetiminde en az teknoloji kullanımında yeterli hissettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin öğretim yeterliklerinin branş ve öğrenim durumu değişkenlerine göre farklılaşmadığı, öğretim yeterliğinin alt boyutlarında cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenlerine göre farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Problem çözme, Problem çözme becerisi, Öğretim yeterliği, Öğretmen
Öğretmenlerin yaşam boyu öğrenmelerini etkileyen faktörler ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasındaki ilişki
Bu araştırma, 2020-2021 eğitim öğretim yılı Bursa ili merkez Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin, yaşam boyu öğrenmelerini etkileyen faktörler ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasındaki ilişkinin cinsiyet, yaş, mesleki kıdem ve günlük internet kullanımı değişkenleri açısından farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Öğretmenlerin yaşam boyu öğrenmelerini etkileyen faktörlere ilişkin algılarını belirlemek için "Öğretmenlerin Yaşam Boyu Öğrenmelerini Etkileyen Faktörler Ölçeği", uzaktan eğitime yönelik tutumlarını belirlemek için de "Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin yaşam boyu öğrenmelerini etkileyen faktörlere yönelik algılarının bütün değişkenlerde anlamlı farklılıklar oluşturduğu görülmüştür. Öğretmenlerin yaşam boyu öğrenmelerini etkileyen faktörler algısı ile kadın öğretmenler lehine anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Yaş değişkenine göre anlamlı farklılık görülse de öğretmenlerin ilerleyen yaşlarda yaşam boyu öğrenmelerini etkileyen faktörlere ilişkin algılarının azaldığı, kıdem değişkeninde ise 20 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenlerin yaşam boyu öğrenmelerini etkileyen faktörlere yönelik algılarının daha düşük olduğu, günlük 4 saat ve üzeri internet kullanan öğretmenlerin yaşam boyu öğrenmelerini etkileyen faktörlere yönelik algılarının ise yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın bir diğer sonucunda ise öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının sadece mesleki kıdem değişkeninde anlamlı bir farklılık oluşturduğu saptanmıştır. Genel olarak öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının olumsuz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin yaşam boyu öğrenmelerini etkileyen faktörlere ilişkin algıları ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasında ilişkiye rastlanmamıştır.
Öğretmenlerin rekreasyon etkinliklerine katılımlarının tükenmişlik düzeylerine etkisi
Bu çalışmada öğretmenlerin serbest zaman etkinliklerine katılımlarının tükenmişlik düzeylerine etkisi incelenmiştir. Araştırmada 2020-2021 eğitim öğretim yılında Kocaeli ilinde görev yapan öğretmenler örneklem olarak belirlenmiş ve 425 öğretmene ulaşılmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden olan betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veriler, Kişisel Bilgi Formu, Avcı (2009) tarafından oluşturulan Serbest Zaman Katılım Anketi, Maslach, Jackson ve Schwab tarafından eğitimciler için geliştirilen, Şahin ve İnce (2015) tarafından da Türkçeye uyarlanan Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır.Elde edilen verilerin analizi SPSS 25.0 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin normal dağılıp dağılmadığını tespit etmek amacıyla Kolmogrov Smirnov ve Shapiro Wilk testleri yapılmış, verilerin normal dağılmadığı görülmüştür. Bu nedenle parametrik olmayan testlerden yararlanılmıştır. Ki-kare, Mann Whitney U Testi ve Kruskall Wallis testleri kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Öncelikle öğretmenlerin serbest zaman etkinliklerine katılımları ile tükenmişlik alt boyutları arasında anlamlı farklılık olup olmadığına bakılmış, Duygusal Tükenme ve Kişisel Başarı alt boyutları ile anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin serbest zaman etkinliklerine katılımları ile cinsiyet, öğrenim durumu, çalışılan kurum değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık bulunmazken, medeni durum, yaş, kıdem, algılanan ekonomik durum, haftalık ders yükü değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri incelendiğinde ise yaş, cinsiyet, mesleki kıdem, öğrenim durumu, çalışılan kurum değişkenleri ile anlamlı farklılık olduğu, medeni durum, algılanan ekonomik durum, haftalık ders yükü değişkenleri ile anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. 20-24 yaş aralığında ve 1-5 yıl arası kıdemi olan öğretmenlerde duygusal tükenme ve duyarsızlaşmanın daha yüksek olduğu, erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere göre daha fazla tükenmişlik yaşadığı, rekreatif faaliyetlere daha sık katılım gösterilmesinin tükenmişliğin daha az yaşanmasında etkili olduğu ve rekreasyon faaliyetlerinin kişilik üzerine olumlu etkileri olma durumu ile kişisel başarı alt boyutu arasında anlamlı farklılık ortaya çıktığı çalışmadan elde edilen önemli sonuçlardır. Anahtar Kelimeler: Serbest zaman, Rekreasyon, Tükenmişlik, Öğretmen
Özel yetenekli öğrencilerin üst bilişsel farkındalıkları ile özerk öğrenme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli öğrencilerin üst bilişsel farkındalıkları ile özerk öğrenme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma örneklemini İzmit Bilim ve Sanat Merkezi'nde eğitim gören 3.,4.,5.,6.,7. ve 8. sınıf seviyelerindeki özel yetenekli 338 öğrenci oluşturmaktadır. Bu araştırma, taşıdığı amaç sebebiyle nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel (korelasyonel) tarama araştırma deseni olarak tasarlanmıştır. Araştırma verileri Üst Bilişsel Farkındalık Ölçeği A ve B Formları, Özerk Öğrenme Ölçeği Formu ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır.Gerçekleştirilen istatiksel işlemlerde Sosyal Bilimler için İstatistik Paket (SPSS) programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda 3, 4 ve 5.sınıf seviyelerinde öğrenim gören özel yetenekli öğrencilerin, üst bilişsel farkındalıkları ile özerk öğrenme becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken; 6, 7 ve 8. sınıf seviyelerinde öğrenim gören özel yetenekli öğrencilerin, üst bilişsel farkındalıkları ile özerk öğrenme becerileri arasında orta düzeyde, pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. 3, 4 ve 5. sınıf seviyelerinde öğrenim gören özel yetenekli öğrencilerin, üst bilişsel farkındalık düzeylerinin orta düzeyde; 6, 7 ve 8. sınıf seviyelerinde öğrenim gören özel yetenekli öğrencilerin ise üst bilişsel farkındalık düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Özel yetenekli öğrencilerden 3, 4 ve 5. sınıf seviyelerinde öğrenim görenlerin, üst bilişsel farkındalık düzeylerinde sınıf düzeyi, 6, 7 ve 8. sınıf seviyelerinde öğrenim görenlerin ise üst bilişsel farkındalık düzeylerinde cinsiyet ve sınıf düzeyinin anlamlı değişkenler olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada hem 3, 4 ve 5. sınıf seviyelerinde hem de 6, 7 ve 8. sınıf seviyelerinde öğrenim gören özel yetenekli öğrencilerin özerk öğrenme beceri düzeylerinin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Özerk öğrenme becerileri düzeylerinde ise özel yetenekli öğrencilerden 3, 4 ve 5. sınıf seviyelerinde öğrenim görenler için sınıf düzeyinin; 6, 7 ve 8. sınıf seviyelerinde öğrenim görenler için ise cinsiyet ve sınıf düzeyinin anlamlı değişkenler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Özerk öğrenme alt boyutlarından bağımsız öğrenme boyutunda, özel yetenekli öğrencilerden 3, 4 ve 5. sınıf seviyelerinde öğrenim görenler için anlamlı bir değişken bulunamazken 6, 7 ve 8. sınıf seviyelerinde öğrenim görenler için sınıf düzeyinin anlamlı bir değişken olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Özerk öğrenmenin bir diğer alt boyutu olan ders çalışma alışkanlıkları boyutunda ise özel yetenekli öğrencilerin 3, 4 ve 5. sınıf seviyelerinde öğrenim görenler için sınıf düzeyinin; 6, 7 ve 8. sınıf seviyelerinde öğrenim görenler için cinsiyet ve sınıf düzeyinin anlamlı değişkenler olduğu sonucuna ulaşılmıştır.