Theses supervised by Doç. Dr. Yunus Emre Karakaya
13 theses · Fırat University
Spor lisesi öğrencilerinin mesleki gelişim süreçlerinde yaşadıkları kariyer kaygılarıyla aile desteği arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma Türkiye'de Spor Liselerinde spor eğitimi gören öğrencilerin görüşleri doğrultusunda mesleki gelişim süreçlerinde yaşadıkları kariyer kaygılarıyla aile desteği arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak amacı ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de spor liselerinde eğitim alan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma grubu Elazığ Kaya Karakaya Spor Lisesi, Malatya Battal Gazi Spor Lisesi, Şanlıurfa Spor Lisesi, Adıyaman Spor Lisesi, Kahramanmaraş Spor Lisesi ve Siirt Şehit Zafer Kılıç Spor Lisesi'nde spor eğitim gören öğrenciler oluşmaktadır. Araştırma grubu ise rastgele yöntemle seçilmiş 912 öğrenciden oluşmuştur. Öğrencilerin görüşlerini elde edebilmek için iki adet ölçek formu kullanılmıştır. Birinci ölçek, "Kariyer Kaygısı Ölçeği" olup, 14 madde ve 2 boyuttan oluşmaktadır. İkinci olarak, öğrencilerin meslek seçiminde aile desteğini belirlemek amacıyla "Meslek Seçiminde Aile Desteği Ölçeği" olup, 18 madde ve 2 boyuttan meydana gelmektedir. İlk olarak, ölçeklerin ve alt boyutlarından temin edilen verilerin normallik varsayımını gerçekleştirip gerçekleştirilmediğini belirlemek amacıyla normallik testi yapılmıştır. Sonrasında araştırma grubunun, kişisel değişkenlerine göre dağılımını ortaya koymak ve bağımsız değişkenlere bağlı değişim seviyesini değerlendirmek için parametrik ve non-parametrik testler uygulanmıştır. Yine, bağımlı değişkenler arasında ne seviyede ve yönde bir ilişki olduğunu tespit etmek için "Pearson Korelasyon Analizi" yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, cinsiyet, yaş, ailenin aylık geliri, sınıf, anne ve babanın eğitim durumları ve spor lisesinin adı gibi değişkenlerde, geleceğe yönelik meslek seçimi yaparken kariyer kaygısı taşıdıkları ve meslek seçiminde ailelerin öğrencileri etkilediği görülmüştür. Meslek seçimi yapılırken kadınların erkeklere oranla daha kaygılı oldukları tespit edilmiştir. Meslek seçiminde aile desteği konusunda ise yine kadınların erkeklere oranla daha ön planda oldukları ve aile desteğine daha çok ihtiyaç duydukları görülmüştür. Yaş büyüdükçe gelecek kaygısının daha da ön plana çıktığı tespit edilmiştir. Özellikle ailesinin aylık geliri düşük öğrencilerin meslek seçerken daha çok kariyer kaygısı yaşadığı aile desteğine ihtiyaç duyduğu görülmektedir. Ebeveynlerin eğitim durumlarının yüksek olmasının öğrencilere meslek seçerken, hedef koyarken daha az kariyer kaygısı duydukları ve daha iyi aile desteği gördükleri belirlenmiştir. "Kariyer Kaygısı Ölçeği" ve "Meslek Seçiminde Aile Desteği Ölçeği" arasında negatif yönde ve çok düşük seviyede ilişkinin olduğu elde edilmiştir. Bu ölçekler arasında en güçlü ilişkinin "Kariyer Kaygısı Ölçeği" ve "Meslek Seçiminde Aile Desteği Ölçeği" arasında (r= -0.477; p<.000) düşük düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, spor liselerinde spor eğitimi gören öğrencilerin, kariyer kaygısı ve meslek seçiminde aile desteği almaları konusunda, bilgi sahibi olmaları amacıyla, spor liselerinde okul rehberlik servislerinin ailelerle işbirliği yaparak kariyer günleri yapılabilir. Okul ders programlarına meslekler ve kariyer kaygıları adı altında belirli gün ve saatlerde bütün öğrencilere meslek seçimi konusunda özellikle lise eğitiminin başlarında detaylı bir şekilde rehberlik yapılabilir.
Spor eğitimi veren öğretim elemanlarının öğretme yaklaşımlarıyla öğretmen adaylarının öğrenme yaklaşımları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada üniversitelerin spor bilimleri alanında görev yapan öğretim elamanlarının öğretme yönelimlerinin belirlenmesi ve beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının öğretme ve öğrenme anlayışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma Doğu ve Güneydoğu bölgelerinden 5 farklı üniversiteden 80 öğretim elemanı ve 796 beden eğitimi ve spor öğretmen adayına ulaşılmıştır. Katılımcı gruptan öğretim elamanlarının görüşlerini belirlemek için Öğretme Yönelimleri Ölçeği, öğretmen adaylarının görüşlerini belirlemek için Öğretme ve Öğrenme Anlayışları Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek formlarından elde edilen verilerin analizleri lisanslı SPSS 22.0 Paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın öğretme yaklaşımları envanteri ve alt boyutlarına göre öğretim elemanlarının yaş, cinsiyet, medeni durum, üniversite, akademik unvan, hizmet yılı açısından anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Öğretme yönelimleri envanteri ve alt boyutları arasında pozitif yönlü ve yüksek düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırmanın öğretme ve öğrenme anlayışları ölçeği ve alt boyutlarına göre öğretmen adaylarının yaş, sınıf, üniversite, akademik birim alt boyutlarında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Ancak cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Öğretme ve öğrenme anlayışları ölçeğinin; yapılandırmacı anlayış alt boyutuyla zayıf düzeyde ve pozitif yönlü, geleneksel anlayış alt boyutu ile ise yüksek düzeyde pozitif ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, spor bilimleri alanında görev yapan öğretim elemanlarının ağırlıklı olarak öğrenci merkezli anlayışı benimsedikleri ve öğretmen merkezli anlayışı da terk etmedikleri görülmüştür. Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının öğretme ve öğrenme anlayışları sonuçlarına göre öğretmen adaylarının yapılandırmacı anlayışı benimsedikleri tespit edilmiştir.
Profesyonel sporcu sözleşmelerindeki anlaşmazlıklar ve çözüm yolları
Tez çalışmamızda profesyonel sporcu sözleşmelerinin kapsamı, konusu, hukuki ve şekli unsurları, sözleşmelerin tarafları, tarafların hakları ve sözleşmeden doğan yükümlülükleri, profesyonel sporcu sözleşmelerinin sona erme halleri, sona ermenin gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlar, profesyonel sporcu sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yolları ile ülkemizde sportif alanda görevli tahkim mercileri ve bu mercilere yapılacak başvurulara ilişkin kurallar incelenmiştir. Ardından Elazığ ilinde faaliyet gösteren iki adet profesyonel erkek futbol takımı ve iki adet profesyonel kadın basketbol takımı olmak üzere 4 spor kulübündeki sporculardan nicel veri elde etmek için "anket formu" kullanılmıştır. Çalışmanın nitel aşamasındaki grubu ise Elazığ şehrinde görev yapan avukatlardan oluşmaktadır. Yirmi yedi avukattan nitel veriler elde etmek için yarı yapılandırılmış form kullanılmıştır. Çalışmanın nicel aşamasında elde edilen verilerin analizi için lisanslı SPSS 22.0 istatistik programına başvurulmuştur. Demografik bilgilerin ve ankete ilişkin verilerin çözümlenmesinde betimsel (yüzde, frekans) istatistik analizinden yararlanılmıştır. Çalışmamızın nitel aşamasında elde edilen verilerin analizi için lisanslı QSR NVIVO-10 programı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda sportif sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların çözümü noktasında katılımcıların ayrıntılı bilgiye sahip olmadıkları görülmüştür. Sporcuların ve spor kulüplerinin sahip oldukları hakları yeterince bilmiyor olması olası ihtilaflarda hak kayıplarını beraberinde getirecektir. Bu nedenle menfi durumların önüne geçilebilmesi için sporcuların, kulüplerin ve menajerlerin spor hukuku konulu programları takip etmesi, federasyonlar ile ortak çalışma yapılması, spor hukuku alanında bilgili hukukçular ile çalışılması vb. önerilerin faydalı olacağı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Spor, Hukuk, Spor Hukuku, Sporcu Sözleşmeleri, Spor Uyuşmazlığı
Spor eğitimi kurumlarında görev yapan akademik personel ve spor eğitimi gören öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmada, karma yöntem (nicel ve nitel yöntem) uygulanarak, yükseköğretim düzeyinde spor eğitimi alan öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik tutumları ve bu kurumlarda görev yapan akademik personelin uzaktan eğitime yönelik görüşlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Nicel yöntemde araştırma deseni olarak ilişkisel tarama türü tercih edilmiştir. Nitel yöntemde ise olgubilim (fenomenoloji) araştırmasıyla desenlenmiş ve görüşme tekniği kullanılmıştır. Spor eğitimi alan öğrencilere (N=1198), Wilkinson ve ark. (2010) tarafından geliştirilen ve Haznedar (2012) tarafından Türkçe'ye uyarlanan, geçerlilik/güvenirlik çalışması yapılmış "E-Öğrenmeye Yönelik Tutum Ölçeği (EÖYT)" uygulanmıştır. Elde edilen verilerle SPSS 22.0 paket programı kullanılarak, ilk olarak EÖYT ölçeğinin ve alt boyutlarda elde edilen verilerin normallik varsayımını gerçekleştirip gerçekleştirmediğini görmek için normallik testi yapılmış ve sonucunda parametrik ve non-parametrik analizler yapılmıştır. Spor eğitimi kurumlarında görev yapan akademik personelle (N=20) ise yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesi nitel içerik analiz süreçleriyle yürütülmüş ve çıkan durumun modellenmesi ise QSR NVIVO-10 programıyla yapılmıştır. Spor eğitimi alan öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarında; EÖYT ölçeğinde ve e-öğrenmeye Yatkınlık (EÖY) alt boyutunda cinsiyet değişkeninde, E-öğrenmeye Yatkınlık (EÖY) alt boyutunda medeni durum ve öğrencilerin eğitim aldıkları bölüm değişkenine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Akademik personelin görüşleri doğrultusunda ise akademik personele e-öğrenmeyle ilgili detaylı bir eğitim verilmesi gerçeği ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, akademik personelin ve öğrencilerin e-öğrenmeye yönelik görüşlerine göre spor eğitim kurumların gerekli donanım ve alt yapının yanında, uzaktan eğitimle ilgili detaylı bir eğitim verilmesi gereği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler : Uzaktan Eğitim, Spor Eğitimi, Yükseköğretim, eden Eğitimi ve Spor, Akademik Persone l, Öğrenciler.
Spor bilimleri alanındaki lisansüstü eğitimde kalite yönetiminin akademik personel ve öğrencilerin görüşlerine göre incelenmesi
Kalite, farklı ihtiyaç ve beklentiler doğrultusunda şekillendirilebilen, bireyin eğitim düzeyine, sosyal statüsüne, kültürel değerlerine ve ekonomik koşullarına bağlı olarak değişebilen öznel bir kavramdır. Hizmet veren kurum ve kuruluşların en büyük amacı, müşteri memnuniyetini sağlamaktır. Bir eğitim kurumunun ürün ve hizmetlerinden yararlanan öğrenciler için kalite çok önemlidir. Türkiye'de yükseköğretim sayısının hızla artmasıyla beraber akademik personel, öğrenci ve çalışma olanaklarıyla ilgili olarak pek çok problemlerin olduğu görülmektedir. Diğer alanlarda olduğu gibi Türkiye'de lisansüstü spor eğitiminde de problemler yaşanmaktadır. Bu problemler, yapısal problemler, nicel olarak yetersizlikler, spor bilimleri eğitiminin farklı enstitülerde verilmesi gibi problemler sayılabilir. Türkiye'de lisansüstü spor eğitiminde tanımlama tam olarak yapılamamış olmasının yanında, bir akademik kalite probleminin olduğu da ortadadır. Bu araştırmada, karma yöntem (nicel ve nitel yöntem) uygulanarak, Türkiye'de Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dallarında görev yapan akademik personel ve öğrenim gören lisansüstü öğrencilerin görüşleri doğrultusunda, spor bilimleri alanında enstitülerdeki anabilim dallarında toplam kaliteyi artırmaya yönelik görüşler ortaya konulmuştur. Bu kapsamda, nicel yöntemde araştırma deseni olarak ilişkisel tarama türü tercih edilmiştir. Nitel yöntemde ise olgu bilim araştırmasıyla desenlenmiş ve görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırma grubunun görüşlerini belirlemek amacıyla, istatistiki verileri elde etmek için Tosun (2012) tarafından geliştirilen, geçerlilik ve güvenirlilik çalışmaları yapılmış olan ölçme aracı kullanılmıştır. Anket formundan elde edilen verilerin analizleri, SPSS 22.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırma grubunun, kişisel ve mesleki değişkenlerine göre dağılımını ortaya koymak amacıyla frekans ve yüzdelik hesaplamalar yapılmıştır. Bağımsız değişkenlere bağlı farklılaşma düzeyini değerlendirmek için parametrik verilerde "independent sample t-testi" ve "tek yönlü varyans analizi (ANOVA)" kullanılmıştır. Non-parametrik verilerde ise "Kruscal Wallis Testi" kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık derecesi (alfa (α) yanılma düzeyi) ise p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Lisansüstü eğitimde görev yapan akademik personele ise "görüşme formu" kullanılmıştır. Gerekli dönütler sağlandıktan sonra elde edilen verilerin çözümlenmesi nitel içerik analiz süreçleriyle yürütülmüştür. Verilerin analizi ve çıkan durumun modellenmesi ise QSR NVIVO-10 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, lisansüstü öğrencilerin "yönetim ve idari personel kalitesine" yönelik ifadelere, erkekler, evliler, ders aşamasındaki öğrenciler, yüksek lisans eğitimi alan öğrencilerin enstitüye yönelik memnuniyetlerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. "Lisansüstü eğitim kalitesine" yönelik ifadelere erkekler , evliler ve ders aşamasındaki yüksek lisans öğrencilerin memnuniyetlerinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. "Akademik personel ve danışmanlık kalitesine" yönelik ifadelere erkekler, evliler, ders aşamasındaki erkekler ve yüksek lisans öğrencilerinin memnuniyetlerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. "Lisansüstü Öğrenci Kalitesine" yönelik ifadelere erkekler, bekarlar ve ders aşamasında yüksek lisans yapan öğrenciler memnun olduklarını ifade etmişlerdir. "Fiziksel koşulların kalitesine" yönelik ifadelerde ise bekar öğrenciler, yüksek lisans öğrencileri, ders aşamasındaki lisansüstü öğrenciler enstitüye yönelik memnuniyetleri yüksek düzeyde tespit edilmiştir. Akademik personelin görüşlerine göre enstitü memnuniyetlerinin düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, lisansüstü eğitimin kalitesi ve performansının artırılması için tespit edilen problemler üniversite kurullarında çözümlenmeye çalışılmalıdır. Anahtar Kelimler: Lisansüstü Eğitim, Fakülte, Eğitim, Spor Bilimleri, Kalite.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin öğretmeye yönelik hedef yönelimleriyle öğretim yaklaşımları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, Elazığ il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerindeki eğitim kurumlarında görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin, öğretmeye yönelik hedef yönelimleri ve öğretim yaklaşımlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma, betimsel araştırma (tarama) yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Elazığ il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerindeki eğitim kurumlarında görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklem grup ise Elazığ il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerindeki eğitim kurumlarında görev yapan 279 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmaktadır. Elde edilen veriler, SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, standart sapma, ortalama, independent t-testi, one-way ANOVA, ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel çözümlemelerin anlamlılık seviyesi ise p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmeye yönelik hedef yönelimleri ile öğretim yaklaşımlarına göre erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere göre yönelim ve yaklaşımlarının daha yüksek seviyede olduğu belirlenmiştir. Hedef yönelimi ölçeği ve alt boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda, ölçekle alt boyutları arasında orta düzeyde ve pozitif ilişki tespit edilmiştir. Öğretim yaklaşımları envanteri ve alt boyutları arasında, yüksek düzeyde ve pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmeye yönelik hedef yönelimi ölçeği ile öğretim yaklaşımları envanteri arasındaki korelasyon analizi sonucunda ise orta düzeyde ve pozitif bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi ve Spor Dersleri, Öğretmenler, Öğretim YaklaĢımları, Öğretmeye Yönelik Hedef Yönelimi.
Beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümü öğretim elemanlarının öğretme yaklaşımlarına yönelik görüşleri ile öğretmen adaylarının epistemolojik inançları ve öz-yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümünde görev yapan öğretim elemanlarının görüşleri doğrultusunda kullandıkları öğretme yaklaşımlarının belirlenmesi ve aynı bölümde öğrenim gören öğretmen adaylarının öğrenmeye yönelik epistemolojik inançlarıyla öz-yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının kişisel bilgilerinden elde edilen bağımsız değişkenlere göre epistemolojik inançları ile öz-yeterlik inançları arasındaki ilişkiler tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırma karma yöntemle (nicel ve nitel) yapılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında ilişkisel tarama tipi araştırma yöntemi, nitel aşamasında ise olgu bilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasındaki katılımcı grubu basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Buna göre Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinde yer alan yedi farklı üniversitesinden 1135 beden eğitimi ve spor öğretmeni adayına ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel aşamasındaki katılımcı grubu ise yine aynı üniversitelerden tesadüfi yöntemle seçilmiş gönüllü 50 öğretim elemanından oluşmaktadır. Araştırmanın nicel aşamasındaki katılımcı grubun görüşlerini belirlemek için kişisel bilgi formu, öğrenmeye yönelik epistemolojik inanç ölçeği ve öğretmen öz-yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın nitel aşamasındaki katılımcı grubun görüşlerini belirlemek amacıyla kişisel bilgi formu ve 7 adet açık uçlu sorunun yer aldığı form kullanılmıştır. Ölçek formlarından elde edilen nicel verilerin analizleri lisanslı SPSS 22.0 paket programı, nitel verilerin analizleri ise lisanslı QSR NVIVO-8 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın öğrenmeye yönelik epistemolojik inanç ölçeğinde öğretmen adaylarının yaş ve anne eğitim durumlarına göre toplam ölçek puanında, cinsiyet, okul türü, sınıf, baba eğitim durumu ve spor eğitimi aldıkları üniversitelere göre ise alt boyutlarda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Ancak gelir durumlarına göre herhangi bir anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Öğretmen öz-yeterlik ölçeğinde ise yaş, sınıf, gelir durumu değişkenlerine göre genel ölçek puanlarında, okul türleri ve spor eğitimi aldıkları üniversitelere göre alt boyutlarda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Ancak cinsiyet ve anne-baba eğitim durumlarına göre anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir (p>0.05). Öğretim elemanlarının öğretme yaklaşımlarıyla ilgili sorulara bildirdikleri görüşlerden; derslere en çok kaynak ve literatür taraması yaparak hazırlandıkları (f=71), öğrencilerin derse katılımlarını dikkatleri toparlayıcı (f=22) ve soru-cevap (f=18) etkinlikleriyle sağladıkları, öğrencilerden en çok aktif olmalarını bekledikleri (f=41), derslerde en çok öğretmen merkezli yöntemleri tercih ettikleri (f=71), ders dışı zamanlarda öğrencilerden araştırma yapmalarını ve ödev hazırlamalarına yönelik beklentilerinin olduğu (f=51) ve son olarak en çok geleneksel ölçme değerlendirme teknikleri kullandıklarını ifade ettikleri belirlenmiştir (f=60). Sonuç olarak, beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının öğrenmeye yönelik epistemolojik inançları (=76.851) ile öğretmen öz-yeterlik inançlarının (=92.048) orta düzeyde olduğu ve bu inançların aralarındaki ilişkinin ise pozitif yönde ve zayıf düzeyde olduğu tespit edilmiştir (r=0.240). Öğretim elemanlarının ağırlıklı olarak öğretmen merkezli yaklaşımları benimsedikleri belirlenmiştir (f=71). Ancak bir ders süresince sadece bir yaklaşıma uygun yöntem ve teknikleri kullanmadıkları; dersin, öğrencinin, zamanın ve sınıfın durumuna göre ağırlıklı olarak (f=71) öğretmen merkezli, daha az bir oranda (f=46) ise öğrenci merkezli yaklaşımla öğretim etkinliklerini yaptıkları tespit edilmiştir. Beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştiren programlarda öğretim süreçlerinde ağırlıklı olarak öğrenci merkezli yaklaşımların kullanılmasının öğretmen adaylarının gerek öğrenmeye yönelik epistemolojik inançlarını gerekse öğretmen öz-yeterlik inançlarını olumlu anlamda etkileyeceği düşünüldüğünden öğretmen adaylarının mesleki eğitimlerini aldıkları tüm süreç boyunca kendi öğrenmelerinin sorumluluğunu almaları desteklenmelidir. Anahtar Kelimeler: Öğretme Yaklaşımı, Epistemoloji, Öz-yeterlik, Beden Eğitimi, Öğretmen Adayları, Öğretim Elemanları
Spor eğitimi alan öğrencilerin mesleki kimlik durumları, girişimcilik niyetleri ve kariyer planlama tutumları arasındaki ilişki
Bu araştırma, üniversitelerin Spor Bilimleri Fakültelerinde ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okullarında spor eğitim gören öğrencilerin görüşleri doğrultusunda mesleki kimlik durumları, girişimcilik niyetleri ve kariyer planlama tutumları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de Fırat Üniversitesi, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Harran Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Bayburt Üniversitesi, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi ve İnönü Üniversitesi'nde spor eğitimi gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma grubu ise rastgele yöntemle seçilmiş 1120 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilerin görüşlerini ortaya koyabilmek için üç adet ölçek formu kullanılmıştır. Birinci ölçek, "Mesleki Kimlik Durumu Değerlendirmesi Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek, 30 madde ve 6 boyuttan oluşmaktadır. İkinci olarak, öğrencilerin girişimcilik niyetlerini belirlemek amacıyla "Girişimcilik Niyeti Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek, 6 madde ve tek boyuttan oluşmaktadır. Üçüncüsü ise "Kariyer Geleceği Ölçeği'dir". Ölçek, 25 madde ve üç boyuttan oluşmaktadır. İlk olarak, ölçeklerin ve alt boyutlarında elde edilen verilerin normallik varsayımını gerçekleştirip gerçekleştirmediğini belirlemek için normallik testi yapılmıştır. Daha sonra araştırma grubunun, kişisel değişkenlerine göre dağılımını ortaya koymak ve bağımsız değişkenlere bağlı farklılaşma düzeyini değerlendirmek için parametrik ve non-parametrik testler uygulanmıştır. Yine bağımlı değişkenler arasında ne düzeyde ve yönde bir ilişki olduğunu belirlemek için "Pearson Korelasyon Analizi" yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, cinsiyet, yaş, ailenin aylık geliri, sınıf, anne ve babanın eğitim durumları gibi değişkenler geleceğe yönelik kariyer planlamaları yapılırken öğrencileri etkilediği görülmüştür. Kariyer planlaması yapılırken kadınların erkeklere oranla daha kararlı oldukları görülmüştür. Girişimcilik konusunda ise erkeklerin daha ön planda oldukları görülmüştür. Yaş büyüdükçe gelecek planlamalarının daha da ön plana çıktığı tespit edilmiştir. Özellikle ailesinin aylık geliri düşük öğrencilerin gelecek endişesini daha çok yaşadığı görülmekte ve ebeveynlerin eğitim durumlarının yüksek olmasının öğrencilere kariyer hedefleri koyarken kolaylıklar sağladığı belirlenmiştir. "Mesleki Kimlik Durumları Ölçeği", "Girişimcilik Niyetleri Ölçeği" ve "Kariyer Geleceği Ölçeği" arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu ölçekler arasında en güçlü ilişkinin "Mesleki Kimlik Durumları Ölçeği" ve "Kariyer Geleceği Ölçeği" arasında (r= 0.580; p<0.000) orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, spor eğitimi gören öğrencilerin girişimcilik konusunda bilgi sahibi olmaları amacıyla fakülte/yüksek okul ders müfredatına "Girişimcilik" adı altında yeni bir ders koyulabilir ve bütün öğrencilere meslek seçimi konusunda özellikle üniversite eğitiminin başlarında detaylı rehberlik yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Mesleki Kimlik, Girişimcilik, Kariyer Planlama Tutumları, Spor Eğitimi
Geçici koruma altındaki Suriyeli öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersindeki durumsal güdülenmeleri ve psikolojik ihtiyaçları
Araştırmada geçici koruma altındaki Suriyeli öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersindeki durumsal güdülenme ve psikolojik ihtiyaç düzeyleri arasındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılmıştır. Ölçeklerden alınan veriler cinsiyet, yaş, sınıf, kaç yıldır Türkiye'de olduğu, spor yapıp yapmadığı, anna-baba eğitim düzeyi ve hane gelir değişkenlerine göre farklılaşmanın ne düzeyde olduğu da araştırılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama yöntemi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Şanlıurfa ilinde öğrenim gören Suriyeli lise öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Durumsal Güdülenme Ölçeği ve Beden Eğitimi Dersinde Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen veriler lisanslı SPSS 24.0 paket programı ile çözümlenmiştir. İlk olarak sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaşmalara bakılmıştır. Normallik varsayımı analizi sonucunda "Independent sample t-testi", "Tek yönlü varyans analizi (ANOVA)" yapılmıştır. Araştırmada bağımlı değişkenlerin aralarındaki ilişkiyi bulmak için ise Korelasyon Analizi yapılmıştır. Öğrencilerin durumsal güdülenmelerinde cinsiyet, yaş, sınıf ve aile gelir durumu değişkenlerinde farklılıklar saptanmıştır. Öğrencilerin cinsiyet ve sınıf değişkeni bakımından temel psikolojik ihtiyaç düzeylerinde anlamlı düzeyde farklılık elde edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin derse karşı tatmin duygusunun yüksek olduğu, erkek öğrencilerin derse katılım isteklerinin daha yüksek seviyede olduğu belirlenmiştir. Öğrenciler beden eğitimi ve spor dersini diğer bireylerle iletişim kurma ve yakınlaşma aracı olarak görüp daha güçlü bağlar kurulmasına katkı sağladığını görülmüştür. Durumsal güdülenme ve beden eğitiminde temel psikolojik ihtiyaçlar arasında pozitif yönde ve zayıf düzeyde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir Dersin öğrencilerin diğer bireylerle iletişim kurup arkadaşlık bağı geliştirme, sosyal çevre edinmesini ve kendini yeterli hissetmesini sağlama da etkili olmasından bu konular üzerine araştırmalar yapılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Öğrenci, Geçici Koruma, Beden Eğitimi ve Spor, Durumsal Güdülenme, Psikolojik İhtiyaç
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin iş doyumları, işle bütünleşmeleri ve tükenmişlikleri arasındaki ilişkiler
Öğretim yöneticisi olan hem öğrenci hem de öğretim değerlendirmesini yapan öğretmenler meslek hayatları boyunca sürekli iletişim halindedirler. Bu durum öğretmenlerin sorumluluk bilincini artırmakta buna paralel olarak da yıpranmalarını kolaylaştırmaktadır. Birebir ilişki ve etkili iletişimin yoğun olduğu öğretmenlik mesleğinde sorumluluklardan kaynaklı stres durumu oluşabilmekte bu da psikolojilerinin olumsuz etkilenmesine ve beraberinde hem öğretmenlik mesleğini hem de insani görevlerini tam olarak yerine getirememesine sebep olmaktadır. Toplum açısından en önemli mesleklerden biri olan bu meslekte öğretmenlere ciddi sorumluluklar yüklenmekte ve öğretmenlerin de bu sorumlulukları en doğru şekilde yerine getirmeleri beklenmektedir. Fiziksel ve ruhsal açıdan bireyin gelişiminde önemli rol üstlenen beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin de üstlendiği sorumluluklar bir hayli fazladır. Öğretmenlerin bedensel ve ruhsal açıdan sağlıklı olması, stres durumuyla karşı karşıya kalmaması, psikolojik olarak daha rahat bir ortamda çalışması gibi faktörler eğitimsel olarak daha verimli olmalarını sağlayacak, kişisel ve mesleki sorumluluklarını ve görevlerini layığıyla yerine getirmelerine katkıda bulunacaktır. Bu araştırmanın temel amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda iş doyumları, işle bütünleşmeleri ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkileri belirlemek; uygulanan ölçeklerden alınan görüş ortalamalarının cinsiyet, yaş, mesleki kıdem durumu, öğrenim durumu, eğitim kurumu türü, medeni durumu, çalıştığı il/ilçe değişkenlerine göre farklılaşmanın ne düzeyde olduğunu ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de sekiz ilde (Elazığ, Konya, Kayseri, Ankara, Malatya, Bingöl, Aydın ve Mersin) eğitim kurumlarında görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise basit tesadüfi yöntem kullanılarak Elazığ, Konya, Kayseri, Ankara, Malatya, Bingöl, Aydın ve Mersin illerinden belirlenen 507 gönüllü öğretmenden oluşmaktadır. "Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin İş Doyumları, İşle Bütünleşmeleri ve Tükenmişlikleri Arasındaki İlişkileri" ölçmek için beden eğitimi ve spor öğretmenlerine yönelik olarak üç farklı ölçek formu kullanılmıştır: "Öğretmenlik İş Doyumu Ölçeği", "İşle Bütünleşme Ölçeği" ve Tükenmişlik Ölçeği". İlk olarak beden eğitimi ve spor öğretmenlerinden demografik bilgilere yönelik "cinsiyet", "yaş", "mesleki kıdem", "öğrenim durumu", "görev yaptığı eğitim kurumu", "medeni durumu" ve "görev yaptığı eğitim kurumunda beden eğitimi ve spor öğretmeni sayısı" değişkenlerinde bilgiler elde edilmiştir. Daha sonra Öğretmenlik İş Doyumu Ölçeği, İşle Bütünleşme Ölçeği ve Tükenmişlik Ölçeği'ne yönelik sorulara cevap aranmıştır. Verilerin analizinde lisanslı SPSS 24.0 paket programı kullanılmıştır. Elde edilen verilere normallik analizi yapılmış, sonuçlar normal dağılım sergilemiş ve parametrik testlerin yapılmasına karar verilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. Bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki farklılıkları ortaya koymak amacıyla Independent Sample t Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi yapılmıştır. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin iş doyumları, işle bütünleşmeleri ve tükenmişlikleri arasındaki ilişkilere yönelik anlamlı bir farklılığın olup olmadığını tespit etmek amacıyla değişkenler arasında korelasyon analizi yapılarak sonuçlar yorumlanmıştır. Yapılan istatistiksel çözümlemelerin anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin iş doyumuna yönelik görüşleri hiçbir değişken noktasında anlamlı farklılık göstermemiştir. İşle bütünleşme ölçeğine ilişkin ise her bir değişkene göre ortalamalara bakıldığı zaman görünüm şu şekilde olmaktadır: Cinsiyet değişkeninde işle bütünleşme ölçeği geneli ve bilişsel bütünleşme puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlemlenmiştir. Medeni durum değişkenine bakıldığında duygusal bütünleşme puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlemlenmiştir, işle bütünleşme ölçeği geneli ve boyutlar arasında ise başka hiçbir değişken noktasında farklılık tespit edilmemiştir. Yine analiz sonuçlarına göre beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerine ilişkin görüşleri hiçbir değişken noktasında anlamlı farklılık göstermemiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda ise Öğretmenlik İş Doyumu Ölçeği ile İşle Bütünleşme Ölçeği arasında pozitif yönde ve zayıf düzeyde bir ilişki (r=0,493), Tükenmişlik Ölçeği ile negatif yönde ve zayıf düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır (r=0,460). İşle Bütünleşme Ölçeği ile Tükenmişlik Ölçeği arasında ise negatif yönde ve zayıf düzeyde bir ilişki ortaya çıkmıştır (r= -0,477). Araştırmanın sonucunda, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin tükenmişlik düzeylerinin daha düşük, iş doyum ve işle bütünleşme ortalamalarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. İş doyumu ve işle bütünleşme düzeyleri arttıkça tükenmişlik durumunun azalacağı, kişisel başarının artacağı sonucuna ulaşılmıştır.
The relationships between psychological resilience, meaning in life, hope levels, internet and smartphone addictions of students who receive sports education
This study was conducted to reveal the relationships between psychological resilience, meaning of life, hope levels, and internet and smartphone addictions of students studying sports at higher education levels in Turkey. The population of the study consisted of students studying sports at Firat University, Bayburt University, Harran University, Kahramanmaras Sutcu İmam University, Aksaray University, Canakkale Onsekiz Mart University and Kutahya Dumlupinar University. In this context, a total of 1957 students receiving sports education were reached. A form consisting of six sections (Personal Information Section, Psychological Resilience Scale, Meaning of Life Scale, Individual Hope Scale, Youth Internet Addiction Scale Test, Smartphone Addiction Scale) was used to obtain data from the sample group. To reveal the personal characteristics of the sample group and the independent variables of the research, variables related to university, department, gender, age, grade, monthly income, daily computer usage frequency, daily internet usage frequency, and the purpose of using the internet were used. The data obtained were analyzed using the licensed SPSS 24.0 package program. To evaluate the level of differentiation between independent and dependent variables, "Independent Sample t-test" and "One-Way Analysis of Variance" from parametric tests were used. "The Scheffe Test" was applied to reveal which variables the difference was between. In addition, "Pearson Correlation Analysis" was performed to determine the level and direction of the relationship between the dependent variables. As a result of the analysis, statistically significant differences were obtained between the dependent and independent variables (p<0.05). When the relationships between the scales were analyzed, it was determined that there was a positive and moderate relationship between the meaning of life and the level of hope (r=0.620). The lowest relationship was found to be a negative and very weak relationship between smartphone addiction and psychological resilience (r=-0.157). These results indicate that individuals with higher psychological resilience perceive more meaning in life and exhibit higher levels of hope. It also indicates that these constructs are deeply intertwined in shaping an individual's psychological perspective. It suggests that higher levels of psychological resilience may have a protective effect against tendencies towards internet and smartphone addiction. It suggests a potential overlap in the psychological or behavioral patterns that contribute to these types of addictions. Overall, this research has yielded valuable insights into the interactions between psychological resilience, meaning in life, hope, and addiction to the internet and smartphone use. The study also contributed to an understanding of how promoting psychological strengths can be useful in mitigating addictive behaviors in the digital age. Keywords: Sport Education Students, Psychological Resilience, Meaning of Life, Level of Hope, Internet Addiction
Engelli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik sağlamlıkları, sosyal destekleri ve spora yönelik tutumları arasındaki ilişkiler
Engelli bireylerin topluma kabulü ve sosyalleşmeleri gerek ebeveynler gerekse de engelli bireyler açısından büyük önem arz etmektedir. Zihinsel engelli bireyler topluma ve meslek hayatına katılımda diğer derecedeki zihinsel engelli bireylere oranla daha avantajlı konumdadırlar. Engelli bireylerin kendi başlarına karar almaları sağlık durumları açısından zor bir durumdur. Bu süreçte ebeveynlerin çocukları için sağlıklı kararlar alabilmeleri için psikolojik olarak kendilerini iyi düzeyde hissetmeleri gerekmektedir. Bu durumda engelli çocuğu olan ebeveynler yakın çevrelerinden sosyal anlamda destek alma ihtiyacı duymaktadırlar. Engelli çocukların kendi karar verme süreçlerinin zor olmasından dolayı ebeveynler çocuklarının sosyalleşmesini ön planda tutmaktadırlar. Bu sosyalleşme yollarından biri de beden eğitimi, spor ve fiziksel aktivitelere katılımdır. Bu durumda ebeveynlere büyük roller düşmektedir. Bu araştırmanın amacı, engelli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik sağlamlıkları, sosyal destekleri ve beden eğitimi dersine yönelik tutumları arasındaki ilişkileri belirlemektir. Bu kapsamda uygulanan ölçeklerden alınan verilerin cinsiyet, gelir durumu, çocuğun spor yapıp yapmadığı, engelli çocuk sayısı, yaş, öğrenim düzeyi, engel derecesi, toplam çocuk sayısı değişkenlerine göre farklılaşmanın ne düzeyde olduğunu tespit etmektir. Araştırmanın evrenini Elazığ il sınırları içerisinde engelli çocuğa sahip ebeveynler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Elazığ il sınırları içerisinde basit tesadüfi yöntem kullanılarak seçilen 195 ebeveyn oluşturmaktadır. Örneklem grubun görüşlerini belirlemek için üç farklı ölçek formu kullanılmıştır: "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği", "Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" ve "Beden Eğtimi Dersine Yönelik Ana-Baba Tutum Ölçeği". İlk olarak engelli çocuğa sahip ebeveynlerden demografik bilgilere yönelik olarak "cinsiyet, gelir durumu, çocuğun spor yapıp yapmadığı, engelli çocuk sayısı, yaş, öğrenim düzeyi, engel derecesi, toplam çocuk sayısı" değişkenlerinde bilgiler elde edilmiştir. Daha sonra Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Beden Eğtimi Dersine Yönelik Ana-Baba Tutum Ölçeği'ne yönelik veriler elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 24.0 paket programı kullanılmıştır. Elde edilen verilere normallik analizi yapılmış, sonuçlar normal dağılım sergilemiş ve parametrik testlerin yapılmasına karar verilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerden, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. Bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki farklılıkları ortaya koymak amacıyla "Independent Sample t Testi" ve "Tek Yönlü Varyans Analizi" uygulanmıştır. Engelli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik sağlamlıkları, sosyal destekleri ve beden eğitimi dersine yönelik tutumları arasındaki ilişkileri belirlemek için değişkenler arasında "Pearson Korelasyon Analizi" kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel çözümlemelerde anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre engelli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik sağlamlıklarına yönelik; cinsiyet, gelir durumu, yaş, öğrenim durumu, çocuğun engel derecesi ve ailedeki toplam çocuk sayısı değişkenlerinde anlamlı farklılaşma olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Ebeveynlerin sosyal desteklerine yönelik; gelir durumu, çocuğun spor yapıp yapmama, ailedeki engelli çocuk sayısı, yaş, öğrenim durumu, çocuğun engel derecesi, ailedeki toplam çocuk sayısı değişkenlerinde anlamlı farklılık belirlenmiştir(p<0.05). Ebeveynlerin beden eğitimi dersine yönelik; gelir durumu, çocuğun spor yapıp yapmama, engelli çocuk sayısı, yaş, öğrenim düzeyi, çocuğun engel derecesi ve ailedeki toplam çocuk sayısı değişkenlerinde anlamlı farklılaşma gözlemlenmiştir (p<0.05). Korelasyon analizi sonuçlarında ise sosyal destek ölçeği ve alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Beden eğitimi ve spor dersine yönelik ana-baba tutum ölçeği ve alt boyutları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda engelli çocuğa sahip ebeveynlerin sosyal destek algılarıyla psikolojik sağlamlıları arasında (r=0,378) pozitif ve zayıf düzeyde bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Psikolojik sağlamlıklarıyla beden eğitimi dersine yönelik ana-baba tutumlarında r=-0,092) negatif yönde ve çok zayıf düzeyde bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Sosyal destek düzeyleriyle beden eğitimi dersine yönelik ana-baba tutumlarında (r=0,080) pozitif yönde ve çok zayıf bir seviyede ilişki belirlenmiştir. Engelli çocuğa sahip ebeveynler ve yakınlarının daha fazla bilinç sahibi olmalarını sağlayacak seminerler, konferanslar veya eğitimler verilmelidir. Engelli çocuğa sahip ebeveynlerin daha fazla sosyalleşebilmelerine olanak sağlayacak merkezlerin, sportif veya sosyal etkinliklerin yapılması/ desteklenmesi gerekmektedir. Bu önrinin engelli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik sağlamlık düzeylerine, sosyal destek algılarına ve beden eğitimi dersine yönelik tutumlarını olumlu hale dönüştürebileceği düşünülmektedir.
Spor eğitimi alan öğrencilerin geleceğe ilişkin tutumlarının araştırılması
Bu araştırma, spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin geleceğe yönelik tutumlarının ele alınan demografik değişkenlere bağlı olarak nasıl şekillendiğini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Araştırma karşılaştırmalı tarama modelinde betimsel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 2023-2024 eğitim ve öğretim yılında üniversitelerin Spor Bilimleri Fakültelerinde eğitim ve öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise Fırat Üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinin Spor Bilimleri Fakültelerinde öğrenim gören ve araştırmaya gönüllülük esası ile katılmak isteyen öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem grubu toplam 602 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada örneklem grubunun görüşlerini elde etmek ve veri toplamak amacı ile araştırmacının kendisi tarafından oluşturulan kişisel bilgi formunun yanı sıra dört alt boyuttan oluşan geleceğe yönelik tutum ölçeği kullanılmıştır. Kullanılan ölçek formundan elde edilen nicel verilerin analizleri lisanslı SPSS 22.0 paket programı ile yapılmıştır. Araştırmanın geleceğe yönelik tutum ölçeğinde spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin eğitim aldıkları üniversite, yaş, medeni durum, gelir seviyesi değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Ancak cinsiyet ve mesleğe yönelik tutum değişkenlerinde anlamlı bir fark tespit edilmemiştir (p>0.05). Ayrıca araştırma grubundan elde edilen veriler doğrultusunda geleceğe yönelik tutum ölçeğinin alt boyutları arasında pozitif yönde 2 doğrusal, orta, yüksek ve çok yüksek düzeyde ilişki olduğu bunun da istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin geleceğe yönelik tutumlarının okudukları üniversite, yaş, medeni durum ve gelir seviyelerine göre farklılık oluşturduğu, cinsiyet ve mesleğe yönelik tutumlarının ise geleceğe yönelik tutumlarına etki etmediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca olumlu, iyimser, yeniliklere açık olma ve geleceği yönetme düşüncelerinin olumlu olmasının aynı şekilde geleceğe yönelik tutumlarına da olumlu yansımalar gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bundan sonraki araştırmalarda örneklem grubuna meslek edinmiş çalışanları dahil etmek faydalı olacaktır. Ayrıca öğrencilere geleceğe yönelik kaygılı tutumlarını azaltmaya yönelik psikolojik danışma hizmetleri verilerek karşılaştıkları problemlere mantıklı çözüm bulabilmeleri sağlanmalıdır.