Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Dilek Çeçen Çamlı
15 theses · Manisa Celal Bayar University
Spinal anestezi ile opere edilen herni hastalarında işlem sırasında sanal gerçeklik uygulamasının ağrı, kaygı ve yaşam bulgularına etkisi
Amaç: Spinal anestezi ile opere edilen herni hastalarında işlem sırasında sanal gerçeklik uygulamasının ağrı, kaygı ve yaşam bulgularına etkisinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırma evrenini, Manisa Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Ameliyathanesine 15.04.2022- 15.04.2023 tarihleri arasında gelen, spinal anestezi ile opere edilen herni hastaları oluşturmuştur. Araştırma örneklemini; Manisa Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Ameliyathanesinde spinal anestezi ile opere edilen herni hastaları içinden araştırmaya katılmayı kabul eden hastalar arasından randomize edilerek 110 hasta grubu oluşturmuştur. Örneklem büyüklüğünü belirlemek için güç analizi (power analizi) uygulanmıştır. Çalışmada 55 kişi kontrol 55 kişi deney grubu olmak üzere 110 hastaya ulaşılmıştır. Veri toplama araçları olarak "Birey Tanıtım Formu" "Numerik Ağrı Skalası" "Sürekli-Durumluluk Kaygı Envanteri" "Yaşam Bulguları Takip Formu" kullanılmıştır. Çalışma grubundaki hastalara, cerrahi işlem esnasında 20 dakika işlem boyunca, sanal gerçeklik gözlüğü ile müzik fonlu, "Relax with Nature" lisanslı ürün sanal gerçeklik uygulamasıyla izletildi. Hastalara göl, orman, şelale, nehir ve kumsal videoları izletildi. Kontrol grubundaki hastalara ise herhangi bir işlem yapılmaksızın standart cerrahi prosedür ve hemşirelik bakımı uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanıldı. Verilerin analizinde, demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler, grupların homojenliğini değerlendirmedeki kare testi, Mann Whitney U testi yapıldı. Verilerin normal dağılımına Kolmogorov Smirnov testi ile bakıldı. Normal dağılan verilerde, bağımsız gruplarda t testi, normal dağılmayan verilerde ise Mann Whitney U ve Wilcoxon Signed Ranks testi kullanıldı. Bulgular: Deney grubundaki hastaların işlem sırası ağrı şiddeti ortalama puanlarının kontrol grubundaki hastaların işlem sırası ağrı şiddeti ortalama puanlarına göre daha düşük olduğu saptandı (P<0,05).Deney grubundaki hastaların işlem öncesi ve işlem sırası kalp atım hızı, sistolik kan basıncı, diyastolik kan basıncı, solunum sayısı ve vücut sıcaklığı ortalama puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05), hastaların işlem sırasındaki ortalama puanlarının işlem öncesindeki ortalama puanlarına göre daha düşük olduğu saptandı. Deney ve kontrol grubu hastaların gruplar arası işlem sırası solunum sayısı ortalama puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05), deney grubundaki hastaların işlem sırası ortalama puanlarının kontrol grubundaki hastaların işlem sırası ortalama puanlarına göre daha yüksek olduğu saptandı. Deney ve kontrol grubu hastaların gruplar arası işlem öncesi sistolik kan basıncı, diyastolik kan basıncı ve solunum sayısı ortalama puanları arasında anlamlı fark olmadığı belirlendi (p>0,05). Deney ve kontrol grubu hastaların gruplar arası işlem öncesi ve işlem sırası kalp atım hızı, vücut sıcaklığı ve satürasyon ortalama puanları arasında anlamlı fark olmadığı bulundu (p>0,05). Deney ve kontrol grubu hastaların gruplar arası işlem sırası durumluluk kaygı envanteri ortalama puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05), deney grubundaki hastaların ortalama puanlarının kontrol grubundaki hastaların ortalama puanlarına göre daha düşük olduğu saptandı. Deney grubundaki hastaların işlem öncesi durumluluk kaygı envanteri puanının işlem sırası durumluluk kaygı envanteri puanına göre daha yüksek olduğu görüldü. Deney grubuna göre kontrol grubunda işlem sırası durumluluk kaygı envanteri puanı artış miktarının daha fazla olduğu görüldü Sonuçlar ve Öneriler: Spinal anestezi ile opere edilen herni hastalarında sanal gerçeklik gözlüğü kullanımı; ameliyathane ortamının gürültülü ve uyaranların fazla olduğu rahatsızlık verici ortamdan dikkatini başka yöne çekme yöntemi olarak kullanılıp; ağrı ve kaygıyı azalttığı, yaşam bulguları üzerine olumlu etkileri olduğu görüldü. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda; ameliyathane ortamında, cerrahi işlem sırasında sanal gerçeklik gözlüğü kullanılmasının ağrı, anksiyete ve yaşam bulguları üzerinde olumlu etkilerinin olması sebebiyle, hemşirelik uygulamalarında dikkati başka yöne çekme yöntemi olarak kullanılması ve sanal gerçeklik gözlüğünün ameliyathanede spinal anestezi ile opere edilen hastalarda kullanımı ile ilgili araştırmaların arttırılarak literatüre kanıt temelli kaynak sağlanması önerilmektedir.
Koroner arter bypass greft ameliyatı yapılan hastalarda verilen planlı eğitimin ameliyat sonrası kinezyofobi ve öz-etkililik düzeyleri üzerine etkisi
Amaç: Bu araştırma, koroner arter bypass greft ameliyatı geçiren hastalara verilen planlı eğitimin hastalarda kinezyofobi ve öz etkililik düzeyleri üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla uygulandı. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın evrenini Mayıs 2022-Mayıs 2023 tarihleri arasında Manisa Şehir Hastanesinde koroner arter bypass greft ameliyatı geçiren hastalar oluşturdu (N=137). Araştırmaya katılmayı kabul eden hastalardan, basit rastgele randomizasyon yöntemi ile % 95 güven aralığında güç analizi (power analizi) sonucunda n=41 hasta kontrol, n=41 hasta deney grubunu oluşturdu. Veriler,'Kişisel Veri Toplama Formu', 'Hasta İzlem Formu', 'Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ)' ve 'Barnason Etkililik Beklenti Ölçeği (BEBÖ)'nin Kardiyak Cerrahi Versiyonu' kullanılarak elde edildi. Deney grubuna literatür bilgisine dayanarak hazırlanan 'Koroner Arter Bypass Greft (KABG) Ameliyatı Geçiren Hastalarda Ameliyat Öncesi ve Sonrası Dönem İçin Hasta Eğitim Kitapçığı' verildi. Kontrol grubuna klinik rutinlerine göre sözlü bilgilendirme yapıldı. Demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler, grupların homojenliğini değerlendirmek için ki kare testi, normal dağılmayan verilerde Mann Whitney U testi ve normal dağılan verilerde ise bağımsız gruplarda t testi yapıldı. Bulgular: Deney grubundaki hastaların TKÖ grup içi ortalama puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05) saptandı.Deney ve kontrol grubu hastalar arasında ameliyat sonrası kinezyofobi davranışları açısından anlamlı fark olmadığı bulundu (p>0,05).Deney ve kontrol grubundaki hastaların gruplar arası BEBÖ ve alt boyutları ameliyat sonrası ortalama puanları arasında anlamlı fark olmadığı bulundu (p>0,05).Deney ve kontrol gruplarında yaş ve beden kitle indeksinin ameliyat öncesi ve sonrası TKÖ ortalama puanları ile ameliyat sonrası BEBÖ ortalama puanları arasında korelasyon olmadığı saptandı (p>0,05). Sonuç ve Öneriler: Planlı eğitimin, deney grubunda ameliyat sonrası kinezyofobi davranışlarını azaltmaya ve taburculuk sonrası yeterli öz-etkililik düzeylerine ulaşmasına yardımcı olduğu belirlendi.Ancak ameliyat sonrası sonuçların iki grup arasında anlamlı bir fark oluşturmadığı bulundu. Bu açıdan ameliyat öncesi dönemde verilen planlı eğitimin kinezyofobi ve öz-etkililik düzeylerine etkisi konusunda benzer özellikteki daha büyük örneklem gruplarıyla kanıt temelli çalışılarak literatüre katkı sağlanması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Hemşirelik, koroner arter bypass grefti, hasta eğitimi, kinezyofobi, öz-etkililik
Cerrahi birimlerde çalışan hemşireler arasındaki iş birliğinin klinik karar verme düzeylerine etkisi
Amaç: Araştırma cerrahi birimlerde çalışan hemşireler arasındaki iş birliğinin klinik karar verme düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı türdeki bu araştırmayı İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesinin Cerrahi Birimlerinde çalışan 238 hemşire oluşturdu. Araştırmada örneklem seçme tekniği kullanılmadı, araştırmanın yapıldığı tarihlerde çalışan ve araştırmaya katılan tüm hemşireler araştırmaya dahil edildi (n=210). Araştırma verileri araştırmaya katılan hemşirelerin kişisel bilgilerinin yer aldığı araştırmacı tarafından hazırlanan "Hemşire Bilgi Formu" ile Hemşire-Hemşire İş Birliği Ölçeği (HHİÖ) ve Hemşirelikte Klinik Karar Verme Ölçeği (HKKVÖ) ile toplandı. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 25,82±2,41 ve %65,7'si kadındır. Hemşirelerin %41,9'unun acil serviste çalıştığı, %75,2'sinin haftalık 40 saat üzerinde çalıştığı, %73,3'ünün vardiyalı çalıştığı bulundu. Hemşirelerin %83,3'ünün çalışılan birimde en çok hemşire meslektaşı ile iş birliği içinde olduğu saptandı. Hemşirelerin HHİÖ ortalama puanı 3,07±0,36 HKKVÖ ortalama puanı 138,30±14,34 bulundu. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda hemşirelerin iş birliğinin karar verme sürecini orta düzeyde etkilediği sonucuna varıldı. Yoğun bakımda çalışan hemşirelerin karar verme düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlendi.
Prostatektomi yapılan hastalarda taburculuk eğitiminin cerrahi iyileşme, cinsel işlev ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
ÖZET Doktora Tezi Dilruba ÇELEBİ Manisa Celal Bayar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Hemşirelik Anabilim Dalı Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Dilek ÇEÇEN ÇAMLI Araştırma; prostatektomi yapılan hastalarda taburculuk eğitiminin cerrahi iyileşme, cinsel işlev ve yaşam kalitesini belirlemek amacıyla yapıldı. Yarı deneysel olarak yapılan bu araştırma 30.03.2022-31.03.2023 tarihleri arasında Manisa ilindeki bir üniversite ile bir özel hastanenin Üroloji servisinde yürütüldü. Bu çalışmada örneklem büyüklüğünün belirlenmesinde G-Power analizi kullanıldı. Girişim grubu=44, kontrol grubu=44 olmak üzere 88 hasta sayısı belirlendi. Taburculuk sonrası araştırmacı tarafından hastalara verilen taburculuk eğitimi sonrasında girişim ve kontrol grubu hastalara hastanede kaldıkları süreçte, taburculuk sonrası 2., 4., 8., ve 12. haftalarda görüşmeler yapıldı. Verilerin analizinde, demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler, grupların homojenliğini belirleme de ki kare testi, bağımsız gruplarda t testi ve Mann Whitney U testi yapıldı. Verilerin normal dağılımına Shapiro Wilk testi ile bakıldı. Normal dağılan verilerde, bağımsız gruplarda t testi ve tekrarlı ölçümlerde tek yönlü varyans analizi kullanıldı. Normal dağılmayan verilerde ise Mann Whitney U testi, tekrarlı ölçümlerde Friedman varyans analizi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanıldı. Girişim ve kontrol grubu hastaların gruplar arası taburculuk öncesi cerrahi iyileşme ortalama puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05), girişim grubundaki hastaların ortalama puanlarının kontrol grubundaki hastaların ortalama puanlarından daha düşük olduğu belirlendi. (2: 165,772, p<0,001). Girişim ve kontrol grubu hastaların gruplar arası ameliyat sonrası Uluslararası Cinsel işlev İndeksi ortalama puanları arasında anlamlı fark olmadığı bulundu (p>0,05). Girişim grubundaki hastaların yaşam kalitesi ortalama puanlarının kontrol grubundaki hastaların ortalama puanlarından daha düşük olduğu bulundu. Girişim grubuna göre kontrol grubunda genel yaşam kalitesi azalma miktarının daha fazla olduğu görüldü. Prostatektomi sonrası verilen taburculuk eğitiminin cerrahi iyileşme ve yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkilerinden dolayı önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Prostatektomi, taburculuk eğitimi, yaşam kalitesi, cerrahi iyileşme, cinsel işlev. 2024, 168 sayfa
Cerrahi hemşirelerinin yaşlılık algısı ve yaşlı hastaya yönelik tutumlarının incelenmesi
Amaç: Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin yaşlılık algıları ile yaşlı hastaya yönelik tutumlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi'nde 10 Eylül 2023- 10 Şubat 2024 tarihleri arasında cerrahi birimlerde çalışan (n=202) hemşireler ile yapılmıştır. Araştırmanın verileri Hemşire Bilgi Formu, Kogan Yaşlılara Karşı Tutum Ölçeği ile Yaşlanmaya ve Yaşlılığa Yönelik Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Hemşirelerin yaş ortalamasının 31,41±6,13, %57,9'unun 31 yaş ve altında, %63,9'unun kadın, %61,4'ünün evli, %74,7'sinin lisans mezunu, %37,1'inin meslekte çalışma süresinin 11-20 yıl arasında olduğu bulundu. Hemşirelerin YKTÖ ortalama puanı 96,53±12,90 olarak bulundu. Hemşirelerin YYYTÖ ortalama puanı 145,55±24,73, yaşlılığı kabullenme zorluğu alt boyutu ortalama puanı 38,71±8,25, sosyal yıpranma algısı alt boyutu ortalama puanı 46,71±8,14, yaşamla baş etme zorluğu alt boyutu ortalama puanı 35,03±6,74, olumsuz imge alt boyutu ortalama puanı ise 25,08±4,49 olarak belirlendi. Çekirdek aile yaşayan cerrahi hemşirelerin Yaşlılara Karşı Tutum Ölçeği puan ortalaması ev arkadaşı veya geniş aile ile yaşayan cerrahi hemşirelerin puanlarının ortalamasına göre daha yüksek düzeyde tespit edildi(p<0,05). Hemşirelerin yaşları ile yaşlılığı kabullenme zorluğu alt boyutu ortalama puanı arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05), ortalama puanların 31 yaş üzerindeki cerrahi hemşirelerde daha düşük olduğu bulundu. Sonuç: Araştırma sonucunda cerrahi hemşirelerin yaşlılık ve yaşlanmaya yönelik bakışlarının yaşlılara karşı tutumu etkilediği saptanmıştır. Cerrahi hemşirelerin yaşlılık ve yaşlanmaya bakışlarının olumsuz, yaşlılara karşı tutumlarının olumlu olduğu görülmüştür. Cerrahi hemşirelerin yaşlılık ve yaşlanmaya dair bilgi düzeylerinin artırılmasının yaşlılık ve yaşlanmaya bakışlarını iyileştireceği ve bu sayede yaşlılara karşı tutumu daha olumlu hale getirebileceği düşüncesiyle yaşlılık ve yaşlanmaya yönelik eğitimlerin artırılması önerilmektedir.
Cerrahi hemşirelerinin profesyonel değerleri ile brikolaj aktivitelerinin ve bireysel yenilikçilik davranışlarının incelenmesi
Amaç: Araştırma cerrahi hemşirelerinin profesyonel değerleri ile brikolaj aktivitelerinin ve bireysel yenilikçilik davranışlarını belirlemek amacıyla planlandı Gereç yöntem: Çalışma tanımlayıcı kesitsel tiptedir. Araştırmaya Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesindeki cerrahi klinikler, ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri ve acil servisinde çalışan 200 hemşire alındı. Veriler Hemşire Tanılama Formu, Hemşirelerin Profesyonel Değerleri, Brikolaj Aktiviteleri ve Bireysel Yenilikçilik Ölçekleri ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanıldı. Verilerin analizinde, demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler yapıldı. Verilerin normal dağılıma uygunluğuna Kolmogorov Simirnov normallik testi ile bakıldı. Veriler normal dağılım göstermediğinden Mann Whitney U, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hemşirelerin yaş ortalamasının 31,87±6,38, %69'unun kadın, %52'sinin lisans mezunu, %39,5'inin 11-20 yıl arasında meslekte çalıştığı, %77'sinin mesleği isteyerek seçtiği saptandı. Hemşirelikte profesyonel değerleri ölçeği (HPDÖ) ortalama puanı 120,61±22,10, brikolaj aktiviteleri ölçeği ortalama puanı 32,17±4,73, bireysel yenilikçilik ölçeği ortalama puanı 65,18±8,20 olarak belirlendi. Hemşirelerin profesyonel değerleri ölçeği ve alt boyutları ile brikolaj aktiviteleri ölçeği arasında pozitif yönde orta düzeyde korelasyon olduğu bulundu. Hemşirelerin profesyonel değerleri ölçeği alt boyutları ve bireysel yenilikçilik ölçeği (BYÖ) arasında pozitif yönde zayıf korelasyon olduğu saptandı. Sonuç: Yapılan istatistik analizler sonucunda; Profesyonel değerleri ortalama puanı ve alt boyutlarının ortalama puanı yüksek olan hemşirelerin, brikolaj aktiviteleri ortalama puanının yüksek olduğu saptandı. Hemşirelikte profesyonel değerleri, sorumluluk, insan onuru, harekete geçme ve otonomi boyutları ile fikir önderliği ve risk alma alt boyutları arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki bulundu. Hemşirelikte profesyonel değerleri ve alt boyutları ile bireysel yenilikçilik ölçeği arasında pozitif yönde zayıf düzeyde ilişki bulundu. Anahtar Kelimeler: Profesyonel değerler, Brikolaj aktivitesi, Bireysel yenilikçilik, İnovasyon, Cerrahi hemşiresi. 2024,71 sayfa.
Cerrahi hemşirelerinde afet deneyiminin merhamet yoğunluğu, hayatın anlamı ve mesleğe yönelik tutumlarına etkisi
Amaç: Bu çalışma, cerrahi hemşirelerinin afet deneyimlerinin, merhamet yorgunluğu, hayatın anlamı ve mesleğe yönelik tutumları üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla planlandı. Gereç Yöntem: Tanımlayıcı ve fenomonolojik tipte olan araştırma, Kasım 2023- Kasım 2024 tarihleri arasında Manisa Şehir Hastanesi, Merkez Efendi Devlet Hastanesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yürütüldü. Araştırmanın evrenini bu hastanelerin cerrahi birimlerde çalışan hemşireler (N=400), örneklemini ise, araştırmaya katılmayı kabul eden ve dahil edilme kriterlerine uyan n= 240 hemşire oluşturdu. Tüm hemşirelere; Hemşire Bilgi Formu, Merhamet Yorgunluğu Kısa Ölçeği, Hayatın Anlamı ve Amacı Ölçeği, Mesleğe Yönelik Tutumları Ölçekleri uygulandı. Deprem bölgesine gönüllü giden cerrahi hemşirelere (n=60) ise bunlara ek olarak yarı yapılandırılmış hazırlanan "Afet Bölgesinde Çalışmaya Yönelik Deneyimler" soru formu uygulandı. Veri analizinde SPSS 21.00 paket programı kullanılarak sayı yüzde, parametrik- non parametrik ve korelasyon analizleri yapıldı. Hemşirelerin afet deneyimine yönelik görüşleri ise nitel veri analiz yöntemi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hemşirelerin Merhamet Yorgunluğu Kısa Ölçeği ortalama puanı 54,33±21,92 Hayatın Anlam ve Amacı Ölçeği ortalama puanı 67,87±9,10 ve Hemşirelik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği ortalama puanı 159,53±14,80 olarak saptandı. Araştırma, n=60, deprem bölgesine giden ve n= 180 gitmeyen hemşirelerden oluştu. Deprem bölgesine giden afet deneyimi yaşayan hemşirelerin Merhamet Yorgunluğu Kısa Ölçeği ortalama puanı 52,41±22,23, Hayatın Anlam ve Amacı Ölçeği ortalama puanı 69,18±9,53 ve Hemşirelik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği ortalama puanı 161,21±14,08 saptandı. Hemşirelerin afet deneyimi ile hayatın anlam ve amacı alt boyutu ortalama puanı arasında anlamlı fark olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç: Araştırmadan elde edilen sonuçlar; hemşirelerin afet deneyimlerinin hayatın anlamına dair algılarını değiştirdiğini, merhamet yorgunluğunu ve mesleğe yönelik tutumlarını etkilemediğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Afet Deneyimi, Merhamet Yorgunluğu, Mesleki Tutumlar, Cerrahi Hemşireler, Hayatın Anlam ve Amacı
Ameliyathane hemşirelerinin etik konulardaki yaklaşımlarının etik duyarlılıkla ilişkisi
Amaç: Araştırma, ameliyathane hemşirelerinin etik konulardaki yaklaşımlarının etik duyarlılıkları ile ilişkisini incelemek amacıyla yapıldı. Gereç Yöntem: Ameliyathane hemşirelerinin etik konulardaki yaklaşımlarının etik duyarlılıkla ilişkisini incelemek amacıyla, tanımlayıcı/ ilişki arayıcı çalışma dizaynında planlandı. Kasım 2023-Kasım 2024 tarihleri arasında Salihli Devlet hastanesi, Manisa Şehir Hastanesi, Merkez Efendi Devlet Hastanesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yürütüldü. Araştırmanın evrenini Manisa ilindeki üç kamu hastanesi ile bir üniversite hastanesinin ameliyathane biriminde çalışan hemşireler (N=148) üzerinde yapıldı. Araştırmaya katılmayı kabul eden ve dahil edilme kriterlerine uyan n= 106 hemşire araştırma örneklemini oluşturdu. Veriler, Hemşire Sosyodemografik Veri Formu, Ameliyathaneye Özgü Etik Konulara Yaklaşım Anketi ve Etik Duyarlılık Anketi ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanıldı. Verilerin analizinde, demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler yapıldı. Verilerin normal dağılıma uygunluğuna Skewness-Kurtosis normallik testi ile bakıldı. Veriler normal dağılım göstermediğinden Mann Whitney U, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Hemşirelerin Ameliyathane Özgü Etik Konulara Yaklaşım Anketi ortalama puanı 13,58±1,67 ve Hemşirelerin Ahlaki Duyarlılık Anketi Ortalama Puanı 92,31±21,03 saptandı. Hemşirelerin ameliyathanede çalışma yılı ile ameliyathaneye özgü etik konulara yaklaşım anketi ortalama puanı arasında anlamlı fark olduğu, etik ile ilgili önceden eğitim alanların Ahlaki Duyarlılık Anketi uygulama, yarar sağlama alt alanı ile toplam puanları arasında anlamlı ilişki olduğu belirlendi (p<0,05). Ameliyathaneye özgü etik konulara yaklaşım anketi ile ahlaki duyarlılık anketi ve alt boyutları arasında istatistiksel fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç: Hemşirelerin sosyo demografik özellik olan yaş, cinsiyet, medeni ve eğitim durumu gibi özellikler ile etik duyarlılık arasında anlamlı bir fark bulunmadı. Ancak ameliyathanede çalışma yılı ve etik konulara yaklaşım konusunda anlamlı fark ortaya çıkmıştır. 6-10 yıl arası ameliyathanede bulunan hemşirelerin duyarlılığının daha yüksek olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Etik, Ameliyathane hemşireliği, ahlaki duyarlılık, etik yaklaşım
Yoğun bakım hastalarında ağrı değerlendirilmesi ve yoğun bakım hemşirelerinin ağrıyla ilgili bilgi ve davranışları
ÖZET Amaç: Araştırma; yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) yatan bilinci açık ve kapalı hastaların ağrı düzeylerini belirlemek, yoğun bakım hemşirelerinin ağrıya ilişkin bilgi ve davranışlarını incelemek amacıyla planlandı ve uygulandı. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya Mayıs 2018 – Ekim 2018 tarihleri arasında cerrahi ve anestezi YBÜ'nde tedavi gören (n=60) hastalar ve YBÜ'nde çalışan (n=72) hemşireler dahil edildi. Araştırma verileri, 'Hasta Bilgi Formu', 'Yoğun Bakım Ağrı Gözlem Ölçeği' (YBAGÖ) 'Hasta Fizyolojik Ağrı Değerlendirme Formu'', ''Hemşire Bilgi Formu', 'Hemşirelerin Ağrı ile İlgili Bilgi ve Davranış Anketi' kullanılarak elde edildi. Verilerin analizinde, SPSS 22.0 programında frekans, yüzde dağılımı, Mann-Whitney U Testi, Wilcoxon işaretlenmiş sıra testi ve Spearman Korelasyon analiz testleri kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan bilinci açık hastaların; %63,3'ünün 55 yaş üzeri %67,3'ünün erkek, bilinci kapalı hastaların%66,7'sinin erkek, %60'ının 55 yaş üzeri olduğu belirlendi. Bilinci açık ve kapalı hastaların YBAGÖ ortalama puanlarının 4 ve üzerinde olduğu saptandı. Hastaların subkutan ve intravenöz enjeksiyon, endotrakeal aspirasyon, pozisyon değişikliği, yara bakımı ve kateter uygulamaları esnasında ağrı puanlarının uygulama öncesine göre yüksek olduğu ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi. Yine hastaların uygulamalar esnasında yaşam bulgu değerlerinde uygulama öncesine göre anlamlı farklar olduğu belirlendi (p<0,05). Çalışmamıza katılan yoğun bakım hemşirelerinin %62,5'inin 30 yaş ve altı olduğu belirlendi. Hemşirelerin ağrı ile ilgili bilgi düzeylerinin orta düzeyde olduğu saptandı. Sonuç: Bilinci açık ve yoğun bakım hastalarının yapılan uygulamalar esnasındaki ağrı puanlarının uygulama öncesine göre arttığı ve fizyolojik parametrelerinde değişiklik olduğu belirlendi. Bununla birlikte YBÜ'nde çalışan hemşirelerin ağrıyla ilgili bilgi düzeylerinin orta düzeyde olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Yoğun bakım, ağrı, hemşirelik
Cerrahi pozisyona bağlı gelişen yaralanmalar için Risk Değerlendirme Ölçeği'nin Türkçe geçerlilik ve güvenirliği
Amaç: Araştırma, Cerrahi Pozisyona Bağlı Gelişen Yaralanmalar için Risk Değerlendirme Ölçeği'nin Türkçe geçerlik–güvenirliğini belirlenmesi amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Metodolojik tipte yürütülen araştırma, bir üniversitesi hastanesi ameliyat edilen 207 hasta ile gerçekleştirildi. Moraes Lopes ve ark (2016) tarafından geliştirilen ölçek, beş risk kategorisi ile cerrahi pozisyon şekli, ameliyat süresi, anestezi türü, destek yüzeyleri, pozisyonlama sırasındaki ekstremite pozisyonu, hastanın yaşı ve ek hastalığının varlığı gibi yedi değişkeni içermektedir. Ölçek skoru 7-35 puan arasında değişmektedir. Ölçekten elde edilen toplam puan arttıkça hastada pozisyona bağlı yaralanma riski artmaktadır. Ölçeğin dil geçerliliği, kapsam geçerliliği, ölçüt bağımlı geçerlilik, "Braden Risk Değerlendirme Ölçeği" ile eş değer ölçek geçerliliği, toplanabilirlik analizi, madde toplam puan korelasyonu, gözlemciler arası tutarlılık ve ölçek tepki yanlılığı testleri yapıldı. Bulgular: Ölçeğin, kapsam geçerlilik indeksi 0,961 olarak bulundu. Araştırmada, kişilerin ölçek maddelerine verdikleri tepkilerin eşit olup olmadığı durumu Hotelling's T2 testi ile değerlendirildi (T²: 110,813, p=0,000). Maddelerin toplam puan korelasyonları 0,044-0,664 arasında bulundu. Yordama geçerliliğinin sınanmasında ameliyat sırasında destekleyici yüzey kullanımı (t: 4,691, p: 0,000), ameliyat masasında hastanın masaya temas noktalarının ıslak olma durumu (z: -4,094, p: 0,000) vb. ölçütler kullanıldı ve ölçeğin yüksek düzeyde yordama geçerliliği olduğu saptandı. Ölçeğin Eş Değer Ölçek Geçerliliğini sınamak için kullanılan "Braden Risk Değerlendirme Ölçeği" ile aralarında negatif korelarasyon olduğu (ameliyat sonrası sıfırıncı gün r=-0,419, p<0,001; ikinci gün r=-0,375;p<0,001) saptandı. Sonuç: Cerrahi Pozisyona Bağlı Gelişen Yaralanmalar için Risk Değerlendirme Ölçeği'nin Türkçe formunun yeterli geçerlilik ve güvenilirlik düzeyine sahip olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Cerrahi, Pozisyon, Yaralanma, Risk, Geçerlilik- güvenilirlik
Hemşirelerin ameliyat öncesi dönemde cerrahi alan enfeksiyonlarını önlemeye yönelik kanıta dayalı uygulamaları ve karşılaştıkları engeller
Amaç: Bu çalışmada, hemşirelerin ameliyat öncesi dönemde cerrahi alan enfeksiyonlarını önlemeye yönelik kanıta dayalı uygulamalarının ve kanıta dayalı uygulamaları kullanırken karşılaştıkları engellerin belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya 1 Ekim – 30 Kasım 2018 tarihleri arasında Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Cerrahi Kliniklerinde çalışan hemşireler (n=120) dâhil edildi. Veriler; Hemşire Tanıtım Formu, Cerrahi Alan Enfeksiyonlarını Önlemeye Yönelik Girişimleri Değerlendirme Formu, Hemşirelerin Araştırmaların Kullanılmasına İlişkin Görüşlerini Belirleme Anketi, Hemşirelerin Araştırma Sonuçlarını Kullanımında Engeller Ölçeği kullanılarak elde edildi. Verilerin analizinde SPSS 15.0 for Windows programı ve sayı yüzde dağılımı, veriler normal dağılmadığından demografik özelliklerle ölçek puanları arasındaki ilişkiyi değerlendirmede Mann Whitney U ve Kruskall Wallis testi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 38,42±5,49'du ve %93,3'ü kadındı. Hemşirelerin % 83,7'sinin CAE ile ilgili eğitim aldığı, %54,2'sinin CAE önlemeye yönelik kanıta dayalı uygulamaları uygulamadığı belirlendi. Hemşirelerin meslekte çalışma yılı ile Uygulama Alt Boyutu ortanca puanları arasında anlamlı fark olduğu, 17 yıldan daha az süreyle çalışan hemşirelerin (%46,7), daha yüksek engel algısı olduğu, CAE ile ilgili eğitim almayanların (%22,5), araştırma sonuçlarını kullanmada Uygulama Alt Boyutunda daha fazla engelle karşılaştığı belirlendi. Sonuç: Cerrahi kliniklerde çalışan hemşirelerin CAE'ye ilişkin uygulamalarının çoğunlukla rehberlere uygun olduğu, kanıta dayalı uygulamaların kullanılmasının desteklenmesi ve karşılaşılan engellerin ortadan kaldırılması gerektiği saptandı. Anahtar Kelimeler: Cerrahi Alan Enfeksiyonu, Kanıta Dayalı Uygulamalar, Engeller
Cerrahi hemşirelerinin mesleğe bağlılık düzeylerinin hasta güvenliğine ilişkin bilgi,tutum ve davranışlarına etkisi
Amaç: Araştırma, cerrahi hemşirelerinin mesleğe bağlılık düzeylerinin hasta güvenliğine ilişkin bilgi, tutum ve davranışlarına etkisinin belirlenmesi amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Mayıs-Haziran 2019 tarihleri arasında bir üniversite ve bir kamu hastanesi cerrahi birimlerinde çalışan hemşirelerle (n= 272) yapıldı. Araştırma verileri, 'Hemşire Tanıtım Formu ve 'Hasta Güvenliği Bilgi Formu', 'Hemşirelikte Mesleğe Bağlılık Ölçeği'(HMBÖ), 'Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği'(HGTÖ) kullanılarak elde edildi. Verilerin analizinde, sayı yüzde dağılımı, normal dağılan verilerde student t testi, tek yönlü varyans analizi, normal dağılmayan verilerde ise Mann Whitney U testi ve Kruskall Wallis testi, iki ölçek ortalama puanları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için Spearman korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Hemşirelikte Mesleğe Bağlılık Ölçeği ortalaması 73,91±11,98, Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği ortalaması 159,58±26,38 idi. Hemşirelerin yaş, eğitim durumu, çalışma yılı ile çaba gösterme istekliliği alt boyutu ve çalıştıkları kurum ile HMBÖ toplam ve alt boyutları arasında anlamlı fark saptandı. Hemşirelerin meslekte çalışma yılı ile ekip çalışması, güvenlik iklimi, stresi tanılama alt boyutları ve HGTÖ toplam ortalama puanları arasında anlamlı fark olduğu saptandı. Araştırmada, cerrahi hemşirelerinin mesleğe bağlılık algısı ile hasta güvenliği tutumu arasında pozitif yönde ve orta düzeyde ilişki bulundu. Sonuç: Bağımlı değişken olan hasta güvenliği tutumunu açıklamada "hemşirelikte mesleğe bağlılık" önemli bir faktör olarak saptandı. Anahtar Kelimeler: Cerrahi hemşirelik, mesleğe bağlılık, hasta güvenliği, tutum
Bir üniversite hastanesindeki hemşirelerin etik duyarlılıklarının örgütsel bağlılıkla ilişkisi
Amaç: Bu araştırma, hemşirelerin etik duyarlılıkları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma Mart- Nisan 2021 tarihleri arasında, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi'nde görev yapan n=146 hemşireden oluştu. Araştırmada örneklem seçme yöntemi kullanılmadı, evren örneklem olarak alındı.. Araştırmanın verileri; Hemşirelerin Sosyodemografik Özellikleri Bilgi Formu, Byrd'ın Hemşirelere Yönelik Etik Duyarlılık Testi, Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 15.0 paket programı, analizinde demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı ve tanımlayıcı istatistikler kullanıldı. Verilerin normal dağılıma uygunluğuna Kolmogorov Simirnov normallik testi ile bakıldı. Veriler normal dağılım göstermediğinden Mann Whitney U, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Hemşirelerin %61,6'sının 31 yaş ve altında, %93,2'sinin kadın, %53,4'ünün bekar, %84,2'sinin lisans mezunu, %51,4'ünün çalışma koşullarının orta, %61'inin meslekten memnun, %59,6'sının kurumdan memnun, %65,1'inin kurumdan ayrılmayı düşünmediği belirlendi. Hemşirelerin Byrd'ın hemşirelere yönelik etik duyarlılık testi ortalama puanı 21,97±2,70, örgütsel bağlılık ölçeği ortalama puanı 2,92±0,50, örgütsel bağlılık alt boyutlarından; duygusal bağlılık ortalama puanı 2,93±0,71, devam bağlılığı ortalama puanı 3,11±0,85, normatif bağlılık ortalama puanı 2,72±0,75 olarak bulundu. Hemşirelerin %69,9'unun etik duyarlılıklarının orta düzeyde olduğu belirlendi. Sonuç: Hemşirelerin etik duyarlılıkları ve örgütsel bağlılıkları orta düzeyde bulundu. Hemşirelerin etik duyarlılıkları ile örgütsel bağlılıkları arasında negatif yönde zayıf korelasyon saptandı.
Kardiyak cerrahi planlanan hastaların öz etkililikleri ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve sağlık algılarının belirlenmesi
Amaç : Bu araştırmada, kardiyak cerrahi planlanan hastaların öz etkililikleri ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve sağlık algıları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem : Araştırma Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Kliniğinde açık kalp, kapak, fistül vb cerrahi girişimi planlanan 194 hasta dahil edildi. Araştırma verileri, "Hasta Tanıtıcı Bilgi Formu", "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği", "Sağlık Algısı Ölçeği", "Barnason Etkililik Beklenti Ölçeği – Kalp Cerrahisi Versiyonu" kullanılarak elde edildi. Verilerin analizinde, SPSS 21.0 programında, bağımsız iki örneklem t testi, Mann-Whitney U Testi, eşleştirilmiş t testi, Wilcoxon işaretlenmiş sıra testi, ANOVA, Kruskal Wallis H testi ve Spearman korelasyon analiz testleri kullanıldı. Bulgular :Sonuçlar sağlıklı yaşam biçiminin eğitim durumuna (F=6.06) göre, sağlık algısının ise eğitim durumuna (F=7.71), sigara içme durumuna (F=4.96), doğum yerine (F=3.79), mesleğe (F=4.01), kronik hastalığa (t=-2.18) ve hastalık deneyimine (t=-2.19) göre anlamlı şekilde farklılaştığını göstermiştir. Ameliyat öncesi öz-etkililik toplam puanlarının da eğitim durumuna (F=3.78), ameliyat öncesi bilgilendirmeye (t=2.30), yaşa (F=4.33), medeni duruma (t=2.72), çocuk sayısına (F=2.59), daha önce ameliyat olma durumuna (t=-2.47) ve ameliyat öncesi iştah durumuna (t=3.57) göre anlamlı şekilde farklılaştığı bulunmuştur. Ameliyat sonrası öz-etkililik toplam puanlarının ise en uzun süre yaşanılan yere (t=2.21) ve eğitim durumuna (F=5.38) göre anlamlı şekilde farklılaştığı bulunmuştur. Ayrıca ameliyat öncesi ve sonrası öz-etkililik toplam puanının anlamlı şekilde farklılaştığı (t=-11.61) ve ameliyat sonrası öz-etkililik puanlarının ameliyat öncesine göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu gözlenmiştir (tüm p'ler< 05). Sonuç : Cerrahi planlama aşamasına gelmiş kalp hastalarının sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve sağlık algısındaki yetersizlikler ve öz-etkililiklerindeki düşüklük cerrahi sonrası değişim gösterdiği saptandı. Anahtar Kelimeler : Sağlıklı yaşam biçimi, sağlık algısı, öz-etkililik
Kardiyovasküler cerrahi geçiren hastalarda uygulamaların ERAS protokolüne uygunluğunun ve hasta sonuçlarının değerlendirilmesi
Amaç: Kardiyovasküler cerrahi geçiren hastalarda uygulamaların ERAS prokolüne uygunluğunu belirlemek ve bu uygulamaların; hasta sonuçlarından ameliyat sonrası iyileşme, ağrı, uyku kalitesi, öz etkililik üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla uygulandı. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya Eylül 2021 – Aralık 2021 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi kliniğinde ameliyat olan (n=100) hastalar dahil edildi. Araştırma verileri 'Hasta Bilgi Formu', 'Hasta İzlem Formu', 'ERAS Protokol Formu', 'Ameliyat Sonrası İyileşme İndeksi', 'Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi', 'Barnason Etkililik Beklenti Ölçeği Kalp Cerrahisi Versiyonu' kullanılarak elde edildi. Demografik özelliklerle ölçek ortalama puanları arasındaki fark Kolmogorov simirnov normallik testi yapılarak normal dağılım gösteren verilerde student t testi, tek yönlü varyans analizi, normal dağılım göstermeyen verilerde ise Kruskall Wallis testi, Mann Whitney U testi kullanılarak değerlendirildi. Ölçekler arasındaki korelasyonu incelemede normal dağılıma göre pearson ve spearman korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların yaş ortalamasının %54'ünün 63 yaş üzerinde, %72'sinin erkek, %96'sının daha önce hastaneye yattığı, %89'unun daha önce ameliyat olduğu, %98'inin kronik hastalığının ve %90'ının devamlı kullandığı ilaç olduğu, %58'inin sigara kullandığı, %81'inin ise alkol kullanmadığı belirlendi. ERAS protokol formu ile ameliyat sonrası iyileşme indeksi arasında negatif yönde korelasyon olduğu bulundu. Hastaların ERAS protokol formu ile öz etkililik, Pittsburgh uyku kalitesi indeksi, ağrı skoru arasında anlamlı korelasyon olmadığı saptandı. Sonuç: Klinikte yapılan uygulamaların ERAS protokolüne uygun olma durumunun ameliyat sonrası iyileşmeyi etkilediği, öz etkililik, uyku kalitesi ve ağrıyı etkilemediği bulundu. Bu sonuçlar doğrultusunda uygulamaların ERAS protokolüne uygunluğu arttıkça ameliyat sonrası iyileşmenin kolaylaştığı söylenebilir. Kliniklerde ERAS protokolüne göre standardize bakımın verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: ERAS protokolü, kardiyovasküler cerrahi, hemşirelik