Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Semra Çevik
10 theses · Gaziantep University
Emzirme başarısı ve öz yeterliliği ile maternal bağlanma arasındaki ilişki
Araştırma, doğurganlık çağındaki (15-49 yaş) kadınlarda 'emzirme başarısı ve öz yeterliliği ile maternal bağlanma arasındaki ilişki' yi belirlemek amacıyla yapılmış kesitsel ve tanımlıyıcı bir çalışmadır. Araştırma Gaziantep İli Büyükşehir Belediye sınırları içinde yer alan Şahinbey ilçesinde Kavaklık Rotary Aile Sağlığı Merkezinde Mart-Haziran 2017 tarihleri arasında yapılmıştır.Bu çalışmada kadınların Sosyo-demografik özelliklerini belirlemeye yönelik 'Anket Formu', 'LATCH Emzirme Tanılama Aracı', 'Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeği', 'Maternal Bağlanma Ölçeği'kullanılmıştır. Veriler, SPSS 17 paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, en az ve en çok değerler ile ortalama ve standart sapmaların yanı sıra normal dağılmayan ölçümlerde Kruskall Wallis Analizi, Spearman Korolesyon analizi anlamlı çıkan bulgularda ileri analiz olarak Mann Whitney-U analizi kullanılmıştır. Araştırmada LATCH emzirme tanılama aracından ortalama 9.87±0.42, emzirme öz yeterlilik ölçeğinden 63.51±10.71 ve maternal bağlanma ölçeğinden 101.58±2.28 puan almışlardır. Emzirme öz yeterlilik puan ortalaması ile maternal bağlanma puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü, düşük düzeyli anlamlı ilişki vardır (p<0.05). Emzirme öz yeterlilik puanı arttıkça maternal bağlanma puanı da artmaktadır.
Annelerde doğum sonu konfor ile emzirme öz-yeterliliği arasındaki ilişki
Bu araştırmada; Yeni doğum yapan annelerde, doğum sonrası konfor düzeyi ile emzirme öz-yeterliliği arasındaki ilişkinin belirlemesi amaçlanmıştır. Kesitsel, tanımlayıcı tipte tasarlanan çalışmanın evrenini Şubat 2017-Nisan 2017 tarihleri arasında Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde postpartum dönemindeki anneler(0-6 haftalık) oluşturmuştur. Araştırma verileri, Katılımcı Tanıtım Formu, Doğum Sonu Konfor Ölçeği (DKSÖ), Emzirme Öz Yeterliliği Ölçeği (EÖYÖ) kullanılarak toplanmıştır.Toplam gebelik sayısı ve çocuk sayısı beş ve üzerinde olan annlerin DSKÖ ve EÖYÖ puan ortalamaları daha az çocuk sahibi ve gebelik tecrübesi olan annelere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sezaryen doğum yapan annelerin normal doğum yapanlara göre annelerin emzirme öz yeterlilikleri daha düşük çıkmıştır (p<0,05). Doğum sonu konfor ve emzirme öz yeterliliği arasında pozitif yönlü zayıf korelasyon tespit edilmiştir (p<0,05 ,r:0,178). DSKÖ alt boyutları olan fiziksel konfor ve sosyo kültürel konfor ile emzirme öz yeterliliği arasında pozitif yönlü zayıf korelasyon görülürken, psiko sipritüel konfor ile emzirme öz yeterliliği arasında bir ilişki saptanmamıştır. Postpartum dönemde annelerin doğum sonu konforlarının, emzirme öz yeterliliği üzerinde etkili bir faktör olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Anne, Doğum sonu konfor, Emzirme öz yeterliliği, Hemşirelik, Lohusa
Doğum yapmış kadınların premenstrual sendrom düzeylerinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi
ÖZET DOĞUM YAPMIŞ KADINLARIN PREMENSTRUAL SENDROM DÜZEYLERİNİN VE ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN BELİRLENMESİ Tuğba AGIRBULAK Yüksek Lisans Tezi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Hemşireliği Yüksek Lisans Programı Tez danışmanı: Dr. Öğr. Üyesi Semra ÇEVİK Haziran 2018, 78 sayfa Bu çalışma, doğum yapmış kadınların premenstrual sendrom düzeylerinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı olarak planlanan bu çalışma, Adana Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi jinekoloji polikliniklerine başvuran sezaryen ve vajinal doğum yapmış, 18 yaş üzeri gebe olmayan 384 kadın üzerinde yapılmıştır. Araştırmanın verileri kadınlarla yüz yüze görüşülerek sosyodemografik özelliklerle ilgili sorular yer alan bir anket formu ve Gençdoğan'ın 2006 yılında geliştirmiş olduğu Premenstrual Sendrom Ölçeği (PMSÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde bağımsız t testi, tek yönlü varyans analizi ve ki-kare analizinden yararlanılmıştır. Hastaların %41.9'u 30-39 yaş grubundadır ve %45.8 'i normal doğum, %41.1 i sezaryen doğum yapmıştır. Katılımcıların %50.3'ünde PMS var iken, %49.7'sinde PMS görülmemiştir. Doğum şekli grupları ile PMS depresif duygulanım, anksiyete, yorgunluk, sinirlilik, depresif düşünceler, ağrı, iştah değişimi ve uyku değişimi, şişkinlik alt boyutu puan ortalamaları bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Sonuç olarak; PMS varlığı ile yaş, memleket, yaşadığı yer, eğitim durumu, gebelik sayısı, yaşayan çocuk sayısı, doğum şekli ve alkol kullanma durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamış (p>0.05) iken düşük sayısı, menarş, gelir durumu ve sigara kullanma durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). Anahtar Sözcükler: Premenstrual Sendrom, Adet öncesi gerilim, Kadın ve Premenstrual Sendrom, Hemşirelik.
Sağlıklı ve riskli gebelerin eşlerinin mizah tarzlarının karşılaştırılması
Bu araştırma, sağlıklı ve riskli gebelerin eşlerinin mizah tarzlarının karşılaştırılması amacıyla kesitsel çalışma olarak yapılmıştır. Çalışma, Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kadın Hastalıkları polikliniklerinde, Nisan-Temmuz 2017 tarihleri arasında bireylerle yüz yüze görüşülerek anket formu ve Mizah Tarzları Ölçeği aracılığıyla toplanarak gerçekleştirilmiştir. 177 sağlıklı ve 177 problemli gebeliği olan kadınların eşleri alınarak toplam 354 erkek araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Bu yöntemle sağlıklı ve sorunlu gebelik geçiren kadınların gebeliklerinin eşlerin mizah tarzına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan anket formunda 7 soru gebelerin demografik ve doğurganlık öyküsüne ve 7 soru gebe kadınların eşlerine yönelik toplamda 14 soru bulunmaktadır. Araştırma verilerinin analizi bilgisayarda SPSS 17 paket programında yapılmıştır. Katılımcıların çoğunluğunu 30-35 yaş grubunda, eğitim düzeyi lisans ve üzeri, serbest meslekle uğraşan ve kendini uyumlu olarak tanımlayan erkekler oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcılar, katılımcı (sosyal) mizah ölçeğinden 38.57±8.16, kendini geliştirici mizah ölçeğinden 33.73±7.77, saldırgan mizah ölçeğinden 26.02±7.85 ve kendini yıkıcı mizah ölçeğinden 25.51±7.79 puan almışlardır. Çalışma da, mizah tarzı ölçeğinin "Katılımcı (Sosyal) mizah, kendini geliştirici mizah, saldırgan mizah" alt boyutlarında anlamlı farklılık bulunmuştur. Mizah tarzı ölçeğinin "Kendini yıkıcı mizah" alt boyutunda anlamlı farklılık gözlenmemiştir. Sağlıklı grupta gelir düzeyi yükseldikçe katılımcı (sosyal) mizah puan farkı artmıştır. Araştırmaya katılan erkeklerin eğitim seviyesi arttıkça kendini geliştirici mizah tarzı puan farklarının arttığı belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Erkek, Hamilelik Dönemi, Kadın Sağlığı, Mizah, Mizah Tarzı.
Refleksolojinin doğum eylemi üzerindeki etkisi
Doğumda yaşanan ağrı deneyimi , kadının hayatı boyunca yaşadığı en şiddetli ağrılardan biridir. Doğum ağrısı ve doğuma bağlı yaşanan stres sonucunda anne ve fetüs sağlığı olumsuz olarak etkilenmektedir. Bu ağrı doğal bir sürecin parçası olması, belirli bir sürede sınırlı kalması ve annenin kendi isteğiyle bu ağrılara katlanması doğum ağrısını diğer ağrı türlerinden farklı kılmaktadır. Doğum ağrısının kontrolü gebenin yaşadığı anksiyete ve gerginliğin azalmasını sağlayacaktır. Bu çalışma, doğum ağrısının yönetiminde kullanılan nonfarmakolojik yöntemlerden refleksoloji uygulamasının normal vajinal doğum yapan kadınlarda doğum ağrısı, anksiyete, doğum eyleminin süresi ve doğum memnuniyeti üzerine olan etkisinin belirlenmesi amacıyla randomize kontrolllü çalışma olarak yapılmıştır. Refleksoloji ve kontrol grubunda 30'ar kişi olmak üzere toplam 60 kadın çalışmaya katılmıştır. Verilerin toplanmasında tanımlayıcı bilgi formu, Visuel Analog Skala (VAS), Durumluluk kaygı ölçeği (STAI FORM TX-I ) ve Doğum Memnuniyet Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde, Shaphiro wilk testi, Ki-kare, Mann-Whitney U testi ve Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Deney grubundaki gebelere doğumun birinci evresinde uygun pozisyon verilerek, doktor gözetiminde; önce sağ ayaktan başlanıp her bir ayağa 5 dk toplamda her iki ayağa 10 dk masaj yapılmış sonra refleks bölgelerine her bir ayağa 20 dk olmak üzere toplamda 40 dk basınç uygulanarak sinir noktaları uyarılarak refleksoloji tekniği uygulanmıştır. Kontrol grubunu hastanenin rutin tedavi, bakım ve uygulamalarının yürütüldüğü gebeler oluşturmuştur. Doğumun ikinci evresi kontrol grubunda ortalama 30,83 dk, deney grubunda ise 27,33 dk sürmüştür. Doğumun üçüncü evresi kontrol grubunda ortalama 11,67 dk, deney grubunda ise 8,83 dk sürmüştür. Kontrol ve deney gruplarının ikinci ve üçüncü evrelerinin uzunluğu ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmiştir (p<0.05). Deney grubunun VAS puanı ortalamaları kontrol grubundan istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulunmuştur(p<0.05). Doğumun birinci evresinde gebelerin ağrı ve anksiyetisini azaltmada, doğum memnuniyetini arttırmakta refleksoloji uygulamasının etkin olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Anksiyete, Doğum, Doğum memnuniyeti , Refleksoloji
Sezaryen ve vajinal doğum yapmış annelerin bebeklerine bağlanma durumunun belirlenmesi
Araştırma, sezaryen ve vajinal doğum yapmış annelerin bebeklerine bağlanma durumunu belirlemek amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı türde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Bitlis Devlet Hastanesi ve Tatvan Devlet Hastanesi çocuk servislerinde 1-4 aylık bebeği olan, 80 sezaryen doğum ve 80 normal doğum yapan toplam 160 anne oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında "Anne - Bebek Tanıtım Formu" ve "Maternal Bağlanma Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler Eylül 2017-Mart 2018 tarihleri arasında çalışmayı kabul eden annelerle yüz yüze görüşme yöntemi ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, en az ve en çok değerler ile ortalama ve standart sapmaların yanı sıra normal dağılan ölçümlerde Bağımlı gruplarda T testi ve Varyans analizi, normal dağılmayan ölçümlerde Kruskall Wallis analizi ve Mann Whitney-U analizi kullanılmıştır. Araştırmada vajinal doğum yapan kadınların maternal bağlanma ölçeği puan ortalaması 92,93±5,80, sezaryen doğum yapan kadınların maternal bağlanma ölçeği puan ortalaması 94,94±5,36 olarak saptanmıştır. Annelerin doğum şekline göre maternal bağlanma puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Araştırmanın sonucunda; Sezaryen doğum yapan annelerin vajinal doğum yapan annelere göre daha yüksek maternal bağlanma düzeyine sahip olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Hemşirelik, Maternal bağlanma, Sezaryen doğum, Vajinal doğum
Dismenore tanısı alan kadınların kişilik özelliğinin incelenmesi
Bu araştırmada; dismenore tanısı almış kadınların kişilik özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kesitsel, tanımlayıcı tipte tasarlanan çalışmanın evrenini Şubat-Nisan 2017 tarihleri arasında Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde muayene olup dismenore tanısı almış kadınlar oluşturmaktadır. Bu tarihlerde dismenore tanısı almış 324 kadın bulunmakta olup, örneklem seçimine gitmeden evrenin tamamı çalışmaya dahil edilmiştir. Veriler anket formu, Beş Faktör Kişilik Ölçeği ve Vizüel Ağrı Skalası kullanılarak elde edilmiştir. Anket formunda kadınların sosyo-demografik özellikleri, dismenore süresi ve ağrı niteliğini tanımlayan sorular bulunmaktadır.Dismenore ağrısı az olan kadınların yüksek olanlara göre; yumuşak başlılık/geçimlilik, özdenetim/sorumluluk, gelişime açıklık ve sosyal istenirlilik alt boyut puan ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek çıkarken, duygusal tutarsızlık alt boyut puan ortalaması anlamlı düzeyde daha düşük çıkmıştır(p<0,05). Dismenore ağrısının şiddeti ile kadınların dışa dönüklük alt boyut puan ortalamaları arasında ise anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05). Kadınların bazı kişilik özelliklerinin dismenore ağrıları üzerinde etkili bir faktör olduğu saptanmıştır. Bu konuda deneysel çalışmalar yapılarak bu ilişki daha açık ortaya konulabilir.
İnfertil kadınların eşlerinden ve çevresinden gördüğü şiddet durumunun ve yaşam kalitesinin belirlenmesi
Bu araştırma, 19-49 yaş grubundaki infertil kadınların eşlerinden, çevresinden gördüğü şiddet durumunu ve yaşam kalitesini belirlemek için yapılmış tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini, Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Jinekoloji Polikliniğine Haziran-Eylül 2019 tarihleri arasında başvuran, infertilite tedavisi alan ve araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 125 kadın oluşturmuştur. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak ''Tanıtıcı Bilgi Formu'', ''İnfertil Kadınlarda Maruz Kalınan Şiddeti Belirleme Ölçeği (İKMKŞBÖ)'', ''Doğurganlık Sorunları Yaşayan Kişiler İçin Hayat Kalitesi Ölçeği (FertiQoL)'' kullanılmıştır. Verilerin SPSS 24 paket programında analizi yapılmıştır. Toplanan verilerin analizinde; sayılar, yüzdelikler, minimum-maximum değerler ile ortalama ve standart sapmaların yanı sıra normal dağılmayan ölçümlerde Kruskall Wallis Analizi ve Spearman Korolesyon analizi kullanılmıştır. Anlamlı çıkan bulgularda ise ileri analiz olarak Mann Whitney-U analizi kullanılmıştır. Araştırmada, İnfertil Kadınlarda Maruz Kalınan Şiddeti Belirleme Ölçeğinin (İKMKŞBÖ) puan ortalaması 50,2±15,2 ve FertiQoL ölçeği puan ortalaması 58,07±14,74 olarak bulunmuştur. İki ölçekde orta düzeyde puan almıştır. İKMKŞBÖ ile FertiQoL ölçeğinin puan ortalamalarının arasında istatistiksel olarak negatif yönlü, güçlü bir ilişki vardır (p<0.005). İKMKŞBÖ'nin puanı arttıkça FertiQoL ölçek puanı azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, infertilite, şiddet, yaşam kalitesi
Perineoplasti ve vulvaplastinin kadın cinsel işlevine etkilerinin değerlendirilmesi
Bu çalışma, perineoplasti ve vulvaplastinin kadın cinsel işlevine etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla; tanımlayıcı kesitsel araştırma ilk ölçüm son ölçüm olarak yapıldı. Çalışma, Gaziantep Özel Medical Park Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde, Haziran 2019–Haziran 2020 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırma öncesi gerekli izinler alındı. Hasta sayısını belirlemek için power analizi yapılmış ve çalışmaya 40 kişi dahil edilmiştir. Araştırmada verilerin toplanmasında, ''Tanıtıcı Bilgi Formu ve Kadın Cinsel İşlev Ölçeği'' kullanıldı. Verilerin analizi SPSS 24 paket programında yapılmıştır. Geçerlik ve güvenirliğin test edilmesi amacı ile Cronbach alfa değerleri hesaplanmış, ameliyat sonrası toplam ölçek değerinin (78.48 ± 11.19) olduğu ve iç tutarlılık katsayısı Cronbach alfa değerinin 0.96 olduğu saptanmıştır. Sonuçlar, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Perineoplasti ve vulvaplasti ameliyatından sonra Hastalarda cinsel istek, uyarılma, lubrikasyon, orgazm ve doyum alanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir iyileşme olduğu tespit edilmiştir (p <0.005). Anahtar Kelimeler: Perineoplasti, Vulvaplasti, Genital Kozmetik Cerrahi, Hemşirelik.
Yönlendirilmiş imgelem ve ayak refleksolojisinin doğum ağrısı, süresi ve doğum memnuniyeti üzerine etkisi
Bu araştırma yönlendirilmiş imgelem ve ayak refleksolojisinin doğum ağrısı, süresi ve doğum memnuniyeti üzerine etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü deneysel bir çalışma olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini refleksoloji grubu, yönlendirilmiş imgelem grubu ve kontrol grubu olmak üzere toplam 120 primipar gebe oluşturmuştur. Her gruba 40 gebe dahil edilmiştir. Araştırma Türkiye'de Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nin doğum salonunda yapılmıştır. Veri toplama araçları olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Visual Analog Skala (VAS)", "Doğum Memnuniyet Ölçeği" kullanılmıştır. Servikal dilatasyon 4cm iken yönlendirilmiş imgelem grubuna yönlendirilmiş imgelem CD'si izletilmiş, refleksoloji grubuna her bir ayağa 15 dk olacak şekilde toplam 30 dk boyunca refleksoloji uygulaması yapılmıştır. Bu süreçte doğum eyleminin süresi ölçülmüş ve erken postpartum dönem 2. saatte Doğum Memnuniyet Ölçeği uygulanmıştır. Girişim gruplarındaki gebelerin VAS puan ortalamalarının kontrol grubundakilere göre daha düşük olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Grupların doğum süreleri ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu saptanmıştır (p<0.05). Refleksoloji ve yönlendirilmiş imgelem grubundaki gebelerde doğumun aktif, geçiş fazı ve ikinci evresi kontrol grubundaki gebelere göre daha kısa sürmüştür. Refleksoloji ve yönlendirilmiş imgelem grubundaki gebelerin doğum memnuniyet puan ortalamalarının, kontrol grubundakilerden daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.05). Her iki girişim grubundaki gebelerin ağrı puan ortalamaları kontrol grubundakilere göre düşük olduğu bulunmuştur. Refleksoloji ve yönlendirilmiş imgelem uygulamasının doğumun aktif ve geçiş fazı ile ikinci evresinin süresini kısalttığı ve doğum memnuniyetini artırdığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yönlendirilmiş imgelem, refleksoloji, doğum ağrısı, doğum süresi, doğum memnuniyeti, hemşirelik