Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Selim Gündüz
10 theses · Fırat University, Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology
Merhamet yorgunluğu düzeyinin hasta güvenliği üzerindeki etkisinde mesleki yaşam kalitesi ve iş güvenliğinin aracı etkisi
Bu araştırmanın amacı; sağlık profesyonellerinin merhamet yorgunluğu algı düzeylerinin hasta güvenliği üzerindeki etkisinde mesleki yaşam kalitesi ve iş güvenliğinin aracı rol oynayıp oynamadığının tespit edilmesidir. Araştırma kapsamında yer alan sağlık profesyonellerinin merhamet yorgunluğu, hasta güvenliği, mesleki yaşam kalitesi ve iş güvenliği düzeylerinin; cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim düzeyi, görev, çalışılan birim, gelir, mesleki tecrübe, mevcut birimdeki görev süresi gibi demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak ise alt amaç olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda TRB1 bölgesinde (Elazığ, Malatya, Bingöl ve Tunceli) faaliyet gösteren kamu hastanelerinde fiili olarak görev yapan sağlık profesyonelleriyle yüz yüze görüşülerek anket formu dağıtılmış ve toplam 372 sağlık profesyonelinden elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Araştırmanın yürütülmesinde seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır. Sağlık profesyonellerinin merhamet yorgunluğu düzeyleri "Merhamet Yorgunluğu Ölçeği'' ile, hasta güvenliği düzeyleri ''Hasta Güvenliği Ölçeği'' ile, mesleki yaşam kalitesi düzeyleri ''Mesleki Yaşam Kalitesi Ölçeği'' ile, iş güvenliği düzeyleri ise "İş Güvenliği Ölçeği'' ile değerlendirilmiştir. Analizler sonucunda; sağlık profesyonellerinin merhamet yorgunluğu düzeylerinin 3.97 ve hasta güvenliği düzeylerinin 3.52'lik ortalama ile güçlü düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca mesleki yaşam kalitesi düzeylerinin 3.09 ve iş güvenliği düzeylerinin 3.29'luk ortalama ile vasat düzeyde olduğu saptanmıştır. İlave olarak, araştırma sonucunda merhamet yorgunluğunun hasta güvenliği üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu bulgulanmıştır (p<0,05). Aracılık modeline göre ise merhamet yorgunluğunun hasta güvenliği üzerindeki etkisinde mesleki yaşam kalitesi ve iş güvenliğinin aracılık rolü oynadığı tespit edilmiştir.
Sağlık bilimleri fakültesi öğrencilerinin iş güvenliği algılarının değerlendirilmesi: Fırat Üniversitesi örneği
Sağlık sektörü iş kazalarının ve meslek hastalıklarının yoğun görüldüğü bir sektördür. Sağlık kurumu çalışanları, iş sağlığı ve güvenliği bakımından haklarını ve sorumluluklarını öğrendikleri zaman, hem kendi sağlık ve güvenliklerini koruyup geliştirebilecek, hem de hastaların sağlık ve güvenliklerini daha iyi koruyabileceklerdir. Türkiye iş sağlığı ve güvenliği bakımından iyi bir karneye sahip değildir. Özellikle iş kazaları sonucu ölümlerde Avrupa birincisi, Dünya'da ise üçüncü sırada yer almaktadır. İş kazalarının yoğun olarak gerçekleştiği sektörler arasında sağlık sektörü de yer almaktadır. Ülkemizdeki iş kazalarının azaltılması ile ilgili çalışmalarda İSG eğitimi ve İSG kültürünün artırılması önemli bir yer tutmaktadır. Ülkemizde gerek orta gerekse üniversite eğitiminde İSG eğitimine gereken önem verilmemekte olup, mezun olan öğrenciler İSG konusuyla ciddi anlamda ilk defa çalışma ortamında karşılaşmaktadırlar. Kurumsallaşmış işletmelerde İSG eğitimi ve kültürüne her ne kadar önem verilse de bu durum tüm işletmelerde görülmemektedir. Çalışmaya, potansiyel sağlık çalışanı olarak kabul edilen Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencileri dâhil edilmiştir. Bu amaçla öğrencilerin iş güvenliği algıları ölçülüp değerlendirilmiş, bu yapılırken de öğrencilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda farkındalık yaratılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evreni 2017-2018 eğitim ve öğretim yıllında Fırat Üniversitesi'ne bağlı Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde okuyan tüm öğrencilerden oluşmaktadır. Sağlık Bilimleri Fakültesinde; Hemşirelik, Ebelik, Beslenme ve Diyetetik olmak üzere toplam 3 bölüm ve 12 sınıfta öğrenciler eğitim görmektedir. Fakültede okuyan toplam öğrenci sayısı 1252'dir. Çalışmanın verileri Ekim-Kasım 2017 tarihleri arasında yüz yüze anket yöntemi ile toplanmıştır. Değerlendirilen anket sayısı 420'dir. İş güvenliği algı değerlendirmeleri, 5'li likert ölçeğine göre derecelendirilmiştir. Araştırmanın güvenirlik katsayısı 0,84 olarak bulunmuş olup, bu sonuç araştırmanın güvenilir olduğunu göstermektedir. Araştırmanın genel sonucunda öğrencilerin iş güvenliği algılarının ortalama 5 puan üzerinden 3,14 puan olarak hesaplanmış. Bu sonuç öğrencilerin iş güvenliği algılarının iyi olduğu anlamına gelmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık, İş Sağlığı ve Güvenliği, İş Güvenliği, Öğrenci Algısı.
TBMYO öğrencilerinin iş güvenliği algılarının değerlendirilmesi Fırat Üniversitesi örneği
Geleceğin teknikerleri, iş sağlığı ve güvenliği bakımından haklarını ve sorumluluklarını öğrendiklerinde, iş güvenliği bilincine sahip olduklarında, hem kendi mesleki sağlık ve güvenliklerini koruyup geliştirebilecek, hem de mahiyetinde kendine bağlı olarak çalışanların mesleki sağlık ve güvenliklerini daha iyi koruyabileceklerdir. Ülkemiz iş sağlığı ve güvenliği bakımından iyi bir karneye sahip değildir. Özellikle iş kazaları sonucu ölümlerde Avrupa birincisi, Dünya'da ise üçüncü sırada yer almaktadır. İş kazalarının yoğun olarak gerçekleştiği sektörler çoğunlukla mesleki ve teknik sektörlerdir. İş kazalarının azaltılması ile ilgili çalışmalarda İSG eğitimi ve İSG kültürünün artırılması önemli bir yer tutmaktadır. Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği kültürü konusunda eğitmeye ve bilinçlendirmeye yönelik yeterli çaba sarf edilmemektedir, ayrıca gerek orta gerekse üniversite eğitiminde İSG eğitimine gereken önem verilmemekte olup, mezun olan öğrenciler İSG konusundaki eksikliklerini çalışma ortamlarında fark edebilmektedirler. Ülkemizde işyerlerinin yaklaşık yarısı KOBİ ve orta ölçekli işletmelerden oluşmaktadır. Özellikle büyük çaplı kurumsallaşmış işletmelerde İSG eğitimi ve kültürüne her ne kadar önem verilse de bu durum küçük ve orta ölçekli işletmelerde çoğunlukla görülmemektedir. Bu çalışmaya, çalışma hayatında tekniker statüsünde çalışacak Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencileri dahil edilmiştir. Bu amaçla öğrencilerin iş sağlığı ve güvenliği algıları ölçülüp değerlendirilmiş, bu yapılırken de öğrencilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda farkındalık yaratılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın temel amacı, Fırat Üniversitesine bağlı Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunda okuyan öğrencilerin iş sağlığı ve güvenliği algılarının belirlenmesidir. Araştırmanın evreni 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında Fırat Üniversitesi'ne bağlı Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunda okuyan tüm öğrencilerden oluşmaktadır. Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulunda 16 ön lisans programı bulunmakta ve toplam kayıtlı öğrenci sayısı 2367 kişidir. Araştırmanın evreni TBMYO'da okuyan öğrencilerdir(2367 kişi). Örneklem olarak 500 kişi planlanmış, o gün okulda olan tüm bölümlerden öğrenci sayısı 398 kişi mevcut olduğundan tüm öğrencilere de anket uygulanmış, hiç kimse anket cevaplamayı reddetmemiştir.
İŞKUR işbaşı eğitim programının istihdama katkısı: Elazığ ilinde bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, İŞKUR İşbaşı Eğitim Programının istihdama katkısını ölçmektir. Çalışmanın birinci bölümünde literatür araştırması yapılmış, kavramsal ve kuramsal tanımlar açıklanmış, İŞKUR ve istihdam politikaları ile ilgili bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Elazığ ile ilgili işgücü bilgiler paylaşılmış, üçüncü bölümünde araştırma yöntemi sunulmuş, son bölümde araştırma sonuçlarına ilişkin bilgi verilmiş, değerlendirmeler yapılarak önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışma ile Elazığ İŞKUR tarafından 2016 yılında düzenlenen işbaşı eğitim programına katılan 1378 kişiden 315 kişiye telefonla ulaşılmış, 27 sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Program bittikten sonra çalışmaya devam eden kişi sayısı 60' ta kalmıştır. Bu sayının arttırılması için birtakım düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: İstihdam, İşsizlik, İstihdam politikaları, İşbaşı Eğitim Programı
İş yaşamında kişisel verilerin korunması: Malatya büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyelerinde çalışan personelin kişisel verilerinin korunmasına yönelik algı örneği
Dijital teknolojinin günlük hayatın hemen her alanına entegre edilmesi ve bilginin çok hızlı bir şekilde üretiliyor olması ile 'bilgi' çok fazla değer kazanmaya başlamıştır. Bilgiye erişim şeklinin ve hızının değişmesi önemli bir avantaj sağlarken diğer taraftan da kişisel gizliliği tehdit etmektedir. Hemen her gün kişi hakkında birçok bilgi kurum ve kuruluşlar tarafından toplanmakta ve internet aracılığıyla paylaşılmaktadır. Kişiyi belirlemeye yönelik her türlü bilgi olarak tanımlanan ve günümüzün en önemli hukuki konuları arasında yer alan kişisel verilerin kontrolsüzce paylaşılmasını engellemek için verilerin kullanım alanları ile bireyin özel hayatı arasında bir dengenin kurulması ihtiyacı gündeme gelmiştir. Söz konusu durum, iş yeri sınırları içerisinde de değinilmesi gereken bir husustur. Zayıf ve korunması gereken tarafı oluşturan işçinin, kişisel verilerinin güvenliği ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmaması kişisel veri kanununun iş ilişkisindeki önemini daha fazla ortaya çıkarmaktadır. Çalışmada işçinin ve dolayısıyla da toplumun güvenliğinin sağlanmasında kişisel verilerin korunmasının önemi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda Malatya ilinde üç farklı belediye çalışanlarının kişisel veri, verilerin güvenliği ve korunmasına yönelik görüşleri, yapmış olduğumuz anket çalışması sonucunda frekans dağılımına göre değerlendirilmiştir.
Estimation of voter movements with Markov chains
The concept of "future" is known to involve uncertainty and risk. It is highly probable that with the prediction of the future, the uncertainties would be eliminated to a great extent and the desired results would be achieved.The prediction of the future may lead the risks to be turned into opportunities thus, the opportunities to evolve into earnings. This fact is also valid for political parties. With the presumption of the future possibilities in advance, the management of the events will be easier, and thus, political parties will achieve greater success in the next elections by strengthening their management strategies. Studies to make predictions about the future with the help of Markov Chains and Hidden Markov Chains have remarkably became widespread in recent years. In this study, Markov Chains Model was used to estimate the votes of the political parties and Hidden Markov Model was used to determine hidden states underlying the reasons for voters' choice. In the study done using the Markov Chain application, it is aimed to estimate the probability of which party the voters will prefer in the future and how the voting rates of political parties will be in the long term by considering the party preferences of the voters in the previous election. As a result of the analysis of the data, it was observed that voting for the Adalet and Kalkınma Party for Adana province was the highest in the party loyalty (87.06%) and Cumhuriyet Halk Party's and Milliyetçi Hareket Party's voters would increase more in the long term than other parties. In addition, a road map on the changes that the parties should make on their current policies in order to achieve their goals is presented in the study considering equilibrium (fixed) vector. In the second part of the study, which the Hidden Markov Model was applied, the factors affecting the reasons for preference were examined. As a result it has been determined that socio-economic, religious and social characteristics have an effect on voter behavior as well as psychological tendencies and image-oriented factors such as party identity, ideology, demographic factors (age, income level, gender, occupation etc.), political candidate image, political party image, election campaigns and information sources. In this context, the aim of the research is to determine the factors underlying the party preferences of voters who vote in local elections by depending on these factors. The universe of work was limited to Adana city due to time and cost limitations. The sample group sizes were calculated considering the number of voters in Adana's districts, and face-to-face questionnaire was applied to randomly selected individuals.
A research on the determination of factors affecting the consumption of organic foods: The case of Adana
Organic food consumption is rapidly spreading in our country, as it is worldwide. This study aims to determine the attitudes of consumers in the city center of Adana towards organic products and the factors influencing their purchasing behavior. Data obtained from a survey conducted with selected individuals in the city center of Adana were used as the material for the research. The study includes a detailed analysis of the participants' demographic characteristics and sheds light on the impact of variables such as gender, age, income, marital status, and occupation. Professionally, individuals working in the education sector and food industry professionals exhibit significant effects on organic food concerns. According to the study results, consumers' demographic characteristics, such as age, gender, marital status, and income, play a significant role in shaping their preferences and behaviors regarding organic food. While younger individuals exhibit a greater inclination towards organic food consumption, gender and marital status show minimal differences in consumer attitudes. However, income levels emerge as a significant determinant, posing a barrier to widespread adoption of organic foods due to cost concerns. The findings reveal the critical roles of demographic, knowledge and economic factors, as well as personal preferences and lifestyle, in shaping attitudes towards organic food. It was determined that 11.5% of the consumers who stated that they consumed organic products consumed the fresh fruit and vegetables product group, followed by eggs (11.3%), olive oil (10.9%), dairy products (8.9%) and honey (8.7%). The findings obtained as a result of this research are thought to be important in terms of revealing consumers' attitudes towards organic products in Adana and determining in detail the factors affecting their preferences for consuming organic products.
Evaluation of food safety processes by numerical methods in catering and fast-food chains in adana after the Covid-19 pandemic
This study investigates the impact of the COVID-19 pandemic on food safety practices within the catering industry and fast-food chains in Adana, Turkey. Surveys were conducted among 103 participants representing various food-related businesses, ranging from restaurants to food manufacturing companies. The study examined company characteristics, including size, type of business, employee count, and food safety management system (FSMS) status. Additionally, participants ranked COVID-19 attributes associated with food safety measures. Results revealed a predominance of medium and large-sized establishments, with the majority implementing Hazard Analysis and Critical Control Points (HACCP) systems for food safety management. While most companies recognized pandemics as potential emergency situations within their FSMS, there were discrepancies in staff training and resource availability. Participants prioritized measures such as hygiene of utensils/raw materials and staff awareness. Overall, the study underscores the importance of proactive measures and continuous adaptation to ensure food safety resilience during crises like the COVID-19 pandemic.
COVID-19 pandemi sürecinde sağlık kurumlarında iş sağlığı ve güvenliği
Toplum sağlığını küresel boyutta etkileyen salgınlar, kişilerin fiziksel sağlığı kadar ruhsal sağlığının da etkilendiği süreçler olmuştur. Anksiyetenin psikolojik boyutu, endişe ve huzursuzluğun öznel bir boyutudur. Salgınlar, sağlık çalışanları için de pekçok olumsuz psikolojik neticelere neden olmaktadır. Sağlık sektöründe çalışanların maruz kaldıkları psikolojik stresin dikkate alınmamasıysa kişisel ve de toplumsal seviyede sağlık hizmetlerinin uygulanmasında ciddi olumsuz neticelere sebep olmaktadır. Sağlık çalışanlarına enfeksiyonun bulaşmasında; hastanelerin yoğunluğu, çevresel etkenlerle ilişkili olduğu bilinmektedir. Ülkemizde ve dünyada yapılan bilimsel araştırmalarda salgın döneminde sağlık çalışanlarında depresyon ve tükenmişlik düzeylerinin arttığına dair bulgular sunmaktadır. Bu araştırmanın amacı COVID-19 pandemisi sürecinde sağlık çalışanlarının çalışma koşullarına bağlı olarak karşılaştıkları riskler ve İş Sağlığı ve Güvenliği çalışmaları kapsamında hastane uygulamalarına yönelik durum tespitinin yapılmasıdır. Sağlık sektöründe istihdam edilen çalışanlar, COVID-19 sürecinde büyük bir risk altındadırlar. Bu durum sağlık çalışanlarına yönelik yapılacak olan çalışmaları önemli kılmaktadır. Özellikle çalışanların risk durumlarının belirlenmesi ve hastane uygulamalarının incelenmesi önemlidir. Çalışmamızda ve alan araştırmalarında görüleceği üzere sağlık çalışanlarının pandemi döneminde iş sağlığı ve güvenliği, çalışma şartları, iş yükü, mesleki riskler, hastalanma kaygısı, bulaştırma kaygısı. sosyal damgalanma, stres ve anksiyete, duygu-durum bozukları gibi bir çok etken sağlık çalışanları iş sağlığı ve güvenliği açısından risk altında olduğunu göstermiştir.
112 sağlık çalışanlarının mobbing algı düzeylerinin araştırılması: Antalya ili örneği
Mobbing, sağlık hizmetlerinde özellikle daha çok dışarıda aktif görev alan 112 sağlık çalışanları için önemli bir psikososyal risk faktörüdür ve bu yapının yönetimi için ciddi bir sorun teşkil edebilir. Bu çalışma, bu olgunun yüksek önemine ve Antalya'da 112 sağlık çalışanları alanında yapılan çalışmaların azlığına dayanmaktadır. Bu araştırmanın genel amacı Antalya ilinde, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığına bağlı Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda görevli sağlık çalışanlarının, mobbing algı düzeyini belirlemektir. Araştırmanın bir diğer amacı ise, çalışanların algıladıkları mobbing türü ile bunların sıklığı arasındaki ilişkin algı düzeylerini demografik özelliklerine göre belirlemektir. Çalışmanın amacını yerine getirmek için nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Örneklem, kolayda örnekleme yöntemi ile toplanan 311, 112 sağlık çalışanından uluşmaktadır. Mobbingi ölçmek için onaylanmış bir ölçek olan ''Leymann'ın Psikolojik Terör Çizelgesi (LIPT-Leymann Inventory of Psychological Terror)'' ölçeği ile anket kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26 istatistik programı kullanılarak Bağımsız grup t testi (Independent Samples t Test), Tek Örneklem T Test (One Sample T Test) ve ANOVA gibi nicel analiz yöntemleri uygulanmıştır. Sonuçlar, ankete katılan 112 sağlık çalışanlarının mobbing algı düzeylerinin düşük olduğunu göstermiştir. Mobbingin kendini ifade etme ve iletişim üzerindeki etkisi, mesleki durum ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisinin demografik özelliklerden yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, unvan ve mesleki deneyime göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Mobbingin fiziksel sağlık üzerindeki etkisinin ise demografik özelliklerden cinsiyet, eğitim durumu, şoför ve mesleki deneyime göre farklılaşmaktadır. Mobbingin sosyal temaslar üzerindeki etkisi ve kişisel itibar üzerindeki etkisinde ise demografik özelliklere göre farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: 112 Sağlık Çalışanları, 112 Acil Sağlık Hizmetleri, Mobbing, Mobbing Algısı